K ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 15.973 başlık/FaRk ile birlikte,
15.973 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(38/65)
- KISMÎ UYGUNLUK ve YANILTICILIK
- KISMİ ile KISMİ FELÇ ile KISMİ SEÇİM
- PARTIAL[İng.] / PARTIAL[Fr.] / PARTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KISMİ
- KİŞNEMEK ile KİŞNETMEK ile KİŞNEYEBİLMEK
- KİŞNEMEK ile/ve/<> OKRAMAK
( ... İLE/VE/<> Acıkmış ya da susamış atın, yiyecek ya da su gördüğü zaman kişnemesi. )
- KİŞNİŞ ile KİŞNİŞ ŞEKERİ
- KİSPET ile KİSPET ÇIKARILMASI
- KİSPET = KİSVET
( Yağlı güreşte pehlivanların giydiği, belden baldıra kadar uzanan, dar paçalı pantolon. )
- KIŞR[Ar. < KUŞÛR] ile KABUK
( KABUK )
- KISRAK ile BAYKAL/YUND
( Dişil at. İLE Yabani kısrak. )
( Gebelik süreleri 330-335 gündür. İLE ... )
- KISS ile/<> KISS
( ...~Keep It Simple & Stupid )
( Öpmek. İLE/VE/||/<> Yalın ve bir aptalın bile anlayabileceği kadarını sağla/yeğle! )
- KISS :/yerine ÖPMEK
- KISSA ile/ve/||/<>/> HİSSE
( Fıkra, öykü/hikâye, rivâyet. | Vak'a. İLE/VE/||/<>/> ... )
- KISSA[Ar. < KISAS] ile KISSA'[Ar.] ile KISA[>< UZUN]
( Fıkra, öykü, söylence. | Vak'a, macera. İLE Salatalık/hıyar.[KISSÂ ÜL-HİMÂR: Eşek hıyarı.(Fr. ÉLATER)] İLE Boyu, uzunluğu az olan, kesik. )
- KISSA[Ar.] ile MENKIBE/MENKABE[Ar. çoğ. MENÂKIB]
( Fıkra, öykü, rivâyet. | Olay, macera. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )
- KISSA[Ar.] değil/yerine/= OLAY/DURUM ANLATI
- KIST/CYST[İng.] değil/yerine/= KESE
- KIST[Ar.] ile NASÎB[Ar.]
- KİST ile UR(TÜMÖR) ile YAĞ BEZESİ
( İçi, sıvı ya da gazla dolu keseciktir. Enfeksiyon ve iltihaplanma gibi durumlarda oluşur. Yumuşaktır. [Her kistten korkmamak ve bilgili/bilinçli olmak gerekir.][Kansere daha az neden olur.] İLE Gövdenin bir yerindeki kistin olağandışı büyümüşlüğüne işaret eder. Serttir.[Daha büyük dokulardan oluşur.][Gövde içindeki bir kist parçalanıp içeriğini gövde içine yayabilir ve dolayısıyla zarar verebilir.]Kansere neden olmadığı sürece zararsızdır ve iyi huylu tümörler gövdenin herhangi bir işleviyle etkileşime girmez.] İLE Yağ ve/ya da bağ dokusunun [lipom] katı ya da sıvı oluşuna göre birikinti, beze, kist biçiminde olabilir.[Yangılı(iltihaplı) olanlarına apse/li denilmektedir.] )
( ... İLE ... İLE/ Bir yağ hücresinin içinde depoladığı yağ miktarını sınırlayamaması ve aşırı yağ depolaması ile oluşur. (Yağlı yiyecek ya da (ne az, ne de çok) yağlı yemekten kaynaklanmamaktadır.] )
- KISTÂS[Ar.] ile/ve/||/<> KISAS[Ar.]
( Bir suçlunun, başkasına yaptığı kötülüğü, aynı biçimde uygulayarak cezalandırılması. İLE/VE/||/<> Ölçü. | Büyük terazi. )
- KISTAS[Ar.]/CRITERION, CRITERIA[İng.]/KRİTER[Fr. < CRITERE] değil/yerine/= ÖLÇÜT/ÖLÇEK
- KISTIRMAK ile KISTIRILMAK ile KISTIRABİLMEK
- KISTIRMAK ile KISTIRMAK
( Kaçamayacak bir duruma getirmek, köşeye sıkıştırmak. İLE Birinin/birinden sesi kısmasını sağlatmak/istemek. )
- KİSTLEŞMEK ile KİST
- KİST/UR:
SIVI ile/ya da KATI
- KİSVE[Ar.] değil/yerine/= KILIK
- KİSVE[Ar.] ile/ve/||/<> LİBÂS[Ar.] ile/ve/||/<> ESVÂB[Ar. < SEVB]
( Kisvet. | Giysi/giyecek. | Özel giysi/giyecek. | Kisbet, yağlı güreş yapan pehlivanların giydiği dar paçalı, meşin pantolon. | Birinin ya da bir şeyin dış görünüşü. )
( Giyecek, kılık kıyafet. | Hacıların Kâbe'de giydiği beyaz üstlük. İLE/VE/||/<> Biçim verilmiş giyecek. İLE/VE/||/<> Gövdeyi örten herhangi bir giyecek. )
- KİS/ZEVCE[Ar.] ile KİŞ
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Eş. İLE Samur. )
- KIT[Ar. < KAHT] ile AZ/YETERSİZ
- KİT KEMIK İLİĞİ TRANSPLANTASYONU/BONE MARROW TRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= KEMIK İLİĞİ AKTARIMI
- KIT ile KITA ile KIT KANAAT ile KITI KITINA ile KITALAR ARASI ile KITA SAHANLIĞI
- KITA KOLU ile KUTUP BAĞLANMASI
( Büyük moleküllerin dallandığı yapı. İLE Moleküller arası güçlü çekim güçleri. )
- KITA ile/ve/değil ADA
- KITÂ[Ar.] değil/yerine/= ANAKARA | BİRLİK | DÖRTLÜK
- KITA[Ar.] değil/yerine/= KESİT
- KITÂ'[Ar.] ile KIT'A[Ar.]
( Kat etme, kesme. | Daireden bir parça/kesme/kıt'a. [İng., Fr. SEGMENT] İLE Parça, bölük, cüz. | Arazi, memleket, ülke. | Askeri birlik. | En az iki beyitten oluşan, gazel tarzında kafiyelenen, ancak ilk beytinin mısraları birbiriyle kafiyeli olmayan nazım biçimi. )
- KITA ile KITA ile KITA ile KITA
( Yeryüzündeki altı büyük kara parçasından her biri, ana kara. İLE Askerlerin bir komutanın emrinde biraraya gelmesinden oluşan birlik. İLE Dörtlük. İLE Parça, tane. )
- KITA ile/ve/||/<> ÜLKE
( - Rusya: En büyük ülke ve en soğuk yaşanılan ülke
- Nepal: En dağlık ülke
- Lesotho: En yüksek ortalama rakımlı ülke
- Japonya: En karlı ülke ve depreme en yatkın ülke
- Filipinler: En fırtınalı ülkesi
- Endonezya: En volkanik ülke
- Suudi Arabistan: En büyük yarımada
- Endonezya: En büyük ada ülkesi
- İsveç: En çok adaya sahip ülke
- Cezayir: En büyük çöl ülkesi
- Mısır: En kurak ülke
- Kanada: En çok göle sahip ülke, en uzun sahil şeridi ve en hızlı ısınan ülke
- Bangladeş: En büyük delta
- Avustralya: En büyük mercan resifi
- Kazakistan: Denize kıyısı olmayan en büyük ülke
- Brezilya: En büyük yağmur ormanı
- Kolombiya: En çok yağmur yağan ülke
- Venezuela: En yüksek çağlayan
- Surinam: En yeşil ülke
- Bolivya: En büyük tuz gölü
- Çin: En çok baraja sahip ülke
- Maldivler: En alçak ülke
- Vatikan: En küçük ülke
- Hindistan: En kalabalık ülke
- İtalya: En çok UNESCO Dünya Mirası alanı )
( CONTINENT vs./and COUNTRY )
- KİTAB UL-KUNİY ile ...
( Abbasîler zamanında, Türkistan'da biraraya getirilen Kanallar kitabı. )
- KİTÂB[Ar.] ile MECELLE[Ar.]
- KİTÂB[Ar.] ile MENŞÛR[Ar.]
- KİTÂB[Ar.] ile MUSHAF[Ar.]
- KİTÂB[Ar.] ile SİFR[Ar.]
- KİTABE ile KİTABET
- KİTABET ile/ve/||/<> HİTABET
- KİTÂBET/KETEBE/MUKABELE/KUBİLE KAYDI = FERAĞ KAYDI = İSTİNSAH KAYDI
( İstinsah kayıtlarında, tarihler, yazıyla verilir.[nadiren de rakamla] )
( İstinsah kayıtları, genellikle Arapça'dır. [XI. yy.'dan sonra Farsça da görülmektedir. XIV. yy.'dan sonra çok az sayıda Türkçe olarak da görülmektedir. Bazen de ebced ile kaydedilmiştir.][bkz. İslâm İlimleri Dergisi - Esad Coşan, 2. Sayı, 55-56 s., 1975, Ankara] )
- KİTABÎ:
"DİL" ile/değil SÖYLEM/ANLATIM
- KİTABI:
SAĞDAN VERİLİ (OLAN/LAR) ile/ve SOLDAN VERİLİ (OLAN/LAR)
( ESHÂB-I YEMÎN ile/ve ESHÂB-I MEYMÎN )
- KİTAB-I TEKVİNÎ ile/ve KİTAB-I TEDVİNÎ
( Kainat Kitabı. İLE/VE Kuran-ı Kerim. )
- KİTAB-I:
TENZÎLÎ ile/ve/||/<> TEKVÎNÎ ile/ve/||/<> TELÎFÎ/TAHRÎRÎ
- KİTABIN ORTASINDAN KONUŞMAK ile/ve/||/<> SONDA SÖYLEYECEĞİNİ BAŞTA SÖYLEMEK
- Kitabı okuyamıyorsan (en azından) DİNLE!!!
- Kitabu'n-Necât
- KITAL[Ar. < KİTAL] değil/yerine/= SAVAŞ
( Vuruşma, birbirini öldürme. | Savaş. )
- KİTAP:
ÂFAK'TA ile/ve/<> ENFÜS'TE
( İspat, ayet, delil. İLE/VE/<> Nefs. )
- KİTAP:
BELLEK ve/||/<> İDDİA
( Korutur. VE/||/<> Sağlatır. )
- KİTAP BİLGİSİNİN EKSİKLİĞİ (VE BU DURUMUN GETİRDİĞİ BİLGİSİZLİK) ile KENDİ HAKKINDAKİ BİLGİSİZLİĞİ
( LACK OF KNOWLEDGE BY BOOK (AND THE IGNORANCE WHICH THIS SITUATION BRINGS) vs./and LACK OF KNOWLEDGE THE SELF (AND THE IGNORANCE OF IT) )
- KİTAP HEDİYE ETMEK:
EHLİNE ve İSTEKLİSİNE
- KİTAP HEDİYE ETMEK ve EHLİNE ve İSTEKLİSİNE
- KİTAP [HEM PAYLAŞILABİLİR, HEM DE PAYLAŞILMAZ; NE PAYLAŞILIR, NE DE PAYLAŞILMAZ]
- KİTAP OKUMAK:
"UYUMAK İÇİN" değil UYANIK KALMAK/OLMAK ÜZERE
- KİTAP OKUMAK ile/||/<> "DENİZ SUYU İÇMEK"
( Okumak, deniz suyu içmek gibidir. İçtikçe susanır, susadıkça içilir. )
- KİTAP OKUMAYI SEVMEYEN ile/değil/yerine/<> ARADIĞI KİTABI HENÜZ BULAMAMIŞ OLAN
- Kitap okurken SUS!!!
- KİTAP OKUYANLAR ile/>< HIRSIZLAR
( Kitap çalmaz. İLE/>< Kitap okumaz. )
- KİTAP [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]
- BETİK/KİTAP:
SIRTI ile/ve/||/<> ARKASI
- KİTAP/YAZMA ile/ve/değil RİSÂLE
( ... İLE/VE/DEĞİL Kısa yazılmış küçük kitap. )
- KİTAP ile/ve/değil/||/<>/< CİLT
- KİTAP ile/yerine/değil YAPIT/ESER
( ... İLE/YERİNE/DEĞİL Bir şeyin varlığına delâlet eden başka bir şeyin hasıl olması. Sonuç. )
( [not] BOOK vs./but WORK
WORK instead of BOOK )
- KİTAP ile HİTAP
- KİTAP ve/||/<> HİTAP
- KİTAP ve/<> KİŞİ ve/<> MUHABBET
- KİTAP ile/ve/<>/< KİTÂBE
( BOOK and INSCRIPTION )
- KİTAP ile KİTAP KAPAĞI ile MEZMUR KİTABI ile SAVAŞ KİTABI ile REZERVASYON YAPAN KİŞİ ile MUHASEBECİ ile KİTAPLAR ile KİTAPÇI
( BOOK vs. BOOK COVER vs. BOOK OF PSALM vs. BOOK OF WAR vs. BOOKER vs. BOOKKEEPER vs. BOOKS vs. BOOKSTORE )
( صحيفه ile مجلد ile کتاب ile مصحف ile جلد کتاب ile زبور ile رزم نامه ile کتاب دار ile دفترداري ile دفتردار ile مصاحف ile صحف ile کتب ile صحائف ile اسفار ile کتابفروشي )
( SAHYFAH ile MOJOLD ile KETAB ile MOSAHF ile JOLD KETAB ile ZABUR ile RAZM NAMEH ile KETAB DAR ile DAFTARDARY ile DAFTARDAR ile MOSAHEF ile صحف ile KETAB ile صحائف ile ESFAR ile KETABFOROSHY )
- KİTAP ile/ve/||/<>/> KİTAP SEVDÂSI VE AŞAMALARI
(
)
( KİTAP SEVDÂSI AŞAMALARI...
9- Kitapları/nı, sonraki kuşağa bırakma...
8- Kitap biriktirme...
7- Yeniden keşfetme...
6- Kitaba yer/gereksinim yok...
5- Kitaplardan beklenilenin dayanılmaz hayal kırıklığı... ["Ben bir kitap yazayım da görsünler!"]
4- Kitapları, kişilerle etkileşimde olmanın yerine koyma...
3- Kimlik olarak kitaplar...
2- Kitap aşkı...
1- Kitapların keşfi... )
- KİTAP ile LİBRETTO[İt.]
( ... İLE Bir operanın, sözlerinin yazılı bulunduğu kitap. | Bir pantomimi ya da baleyi açıklayan kitap. )
- KİTAP ile MUSHAF ile KUR'ÂN-I KERÎM
( * KUR'ÂN-I KERÎM(Zât'ı temsil eder.)
* İNCİL("YENİ AHİT" diye de geçer.)(İsimler tecellisidir.)
* TEVRAT: Beş kitap. ("ESKİ AHİT" diye de geçer.)(Sıfatlar tecellisidir.)
* ZEBUR(Fiiller tecellisidir.)
( Zebur'u ilkokul, Tevrat'ı ortaokul, İncil'i de lise öğrenimine benzetecek olursak, Kur'an yüksek öğrenime benzer. )
- KİTAP ile/ve/<> ÖĞRETMEN/HOCA/MÜRŞİT/GURU
( Neyi/neleri nasıl yapacağını/yapabileceğini anlatır/gösterir. İLE/VE/<> Neyin/nelerin yapılmayacağını/yapılmaması gerektiğini gösterir/anlatır. )
( Veri/bilgi. İLE/VE/<> Bilgi + Tecrübe. )
( ... ile/ve/<> GURU: Can bağdaşması. )
- KİTAP ile SUBARA
( ... İLE Osmanlılar'da okul kitaplarına verilen genel ad. )
- BETİK/KİTAP ile SUPARA[Fars. SÎ+PÂRE]
( ... İLE Osmanlı Devleti'nde, okul kitaplarının genel adı. )
- KİTAP ile/ve/değil TOMAR
- KİTAP ile TRETE[Fr.]
( ... İLE Bir bilim ya da sanatın ana kurallarının yazılı olduğu kitap. )
- KİTAP/DEFTER VS. SAYFALARININ UCUNU BÜKEREK ÇEVİRMEK yerine/değil BÜKMEDEN (DIŞINDAN/YAPRAKLARINDAN)(ALTTAN/ÜSTTEN/YANDAN) ÇEVİRMEK
- KİTAPLAŞMAK ile KİTAPLAŞTIRMAK ile KİTAPLAŞTIRABİLMEK ile KİTAP/LIK ile KİTAPLI/LIK ile KİTAPÇA ile KİTAPÇI/LIK ile KİTAPSIZ/LIK ile KİTAPLICA ile KİTAP CEBİ ile KİTAP EHLİ ile KİTAPSIZCA ile KİTAP FUARI ile KİTAP KURDU ile KİTAP DOLABI ile KİTAP SARAYI ile KİTAP AÇACAĞI ile KİTAP DÜŞKÜNÜ ile KİTAPLIK BİLİMİ ile KİTAP DÜŞKÜNLÜĞÜ ile KİTAPLIK BİLİMCİ
- Kitaplı KONUŞ!!!
- KİTAPSIZLIK ile/değil/yerine "HESAPSIZLIK"
- KİTAPTA:
YAPRAĞIN UCUNU/YARISINI KATLAMAK değil/yerine AYRAÇ KULLANMAK
( ON BOOK: TO FOLD UP HALF OF(/TIP OF) THE PAPER -> TO USE SEPARATOR
ON BOOK: TO USE SEPARATOR instead of TO FOLD UP HALF OF(/TIP OF) THE PAPER )
- KITASAL ADA ile/||/<> OKYANUS ADASI
( Kıtasal kıta bağlı ada, okyanus adası izole. )
( Formül: Continental İLE oceanic )
- KIT'ATÜ-'D-DÂİRE ile/||/<> KIT'A DEFFÎYYE ile/||/<> KITÂ'U'D-DÂİRE ile/||/<> MÜSTEDÎR
( Daire parçası. İLE/||/<> Küre kuşağı. İLE/||/<> Daire dilimi. İLE/||/<> Dairesel. )
- KITCHEN :/yerine MUTFAK
- KITIKLAMAK ile KITIK ile KITIKLI
- KİTİN[Fr. CHITINE < Lat.] ile ...
( Eklembacaklıların~kabukluların örteneğini oluşturan, dayanıklı~esnek organik nesne. Kimi mantar~likenlerde de rastlanır. )
- KITİPİYOZ[Yun.] değil/yerine/= DEĞERSİZ, BAYAĞI, KÖTÜ
- KITIR KITIR (YEMEK, KESMEK, DOĞRAMAK)
- KITIR ile KITIRCI ile KITIR KITIR
- KITIR ile TIKIR
( Minderin sertleşmesini sağlayan içindeki saman parçaları. | Yalan. | Patlamış mısır. İLE Tıkırdayan, birbirine vuran, çarpan şeylerin çıkardığı ses. | Para. )
- KITIRDAMAK ile KITIRDATMAK
- KITLAMA ile KITLAMA ŞEKERİ
- KITLAMAK ile KITLAŞMAK
- KİTLE ile/ve/değil/yerine HALK
- KİTLEME" değil KİLİTLE(ME)!
- KİTLE ile KİTLE TURİZMİ ile KİTLE İLETİŞİMİ ile KİTLE HABERLEŞMESİ
- KİTLE ile KÜTLE[Ar.]
( Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. | [fizik] Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı ya da nesne niceliği. )
- KİTLE değil/yerine/= TOPLULUK
- Kitlelere KONUŞ!!!
- KİTLELEŞME ile "KURUMSALLAŞMA"
- KİTLEMEK/KİTLİ" değil KİLİTLEMEK/KİLİTLİ
- KİTLESEL YOK OLUŞ ile/||/<> ARKA PLAN YOK OLUŞ
( Kitlesel ani büyük ölüm, arka plan normal oran. )
( Formül: Catastrophic İLE steady )
- KITLIK ile/ve/||/<> AZLIK/SEYREKLİK/NEDRET[Ar.]
- KITLIKTA:
AÇLIK değil TOKLUK
( Kıtlık zamanlarında, kişileri, açlık değil alışmış oldukları tokluk öldürür. )
- KITOL[İng.] ile/değil/yerine/= KİTOL
- KITSCH değil/yerine/= BAYAĞI/ZEVKSİZLİK
- KITTEL PLATES[İng.] ile/değil/yerine/= KİTTEL PLAKALARI
- KITTOOL FIBER[İng.] ile/değil/yerine/= KİTTELLİF
- KIVAM ile/ve/||/<> İSÂBET
- KIVAM ile/ve/||/<>/> KIYAM
( Ölçü/kıvam oluşturmadan, kalkış/kıyam, ilerleme, gelişim olmaz. )
- KIVAM[Ar.] değil/yerine/= KOYULUK/YOĞUNLUK
- KIVAM ile SEVİYE
( CONSISTENCY vs. LEVEL )
- KIVÂM[Ar.] ile/<> TAV[Fars.]
( Koyuluk. | Bir şeyin, en uygun zaman ya da durumu. | Spor çalışmalarında başarılı olabilmek için, fizik ve moral yönünden istenilen iyi durum. İLE/<> İşlenecek bir nesnede bulunması gereken ısının, nemin yeterli olması durumu. | [hayvanlarda] Semizlik. | [mecaz] En uygun durum ve zaman. )
- KIVAMLANMAK ile KIVAMLAŞTIRMAK ile KIVAM ile KIVAMLI/LIK ile KIVAMSIZ/LIK ile KIVAMLICA
- CONSISTENCY[İng.] ile/değil/yerine/= KIVAMLIK
- TEKASÜFİYET[Osm.] / CONSISTENCE[İng.] / CONSISTANCE, VISCOSITÉ, CONSTANCE, VISCOSITÉ[Fr.] / KONSISTENZ, DICHTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVAMLILIK, KIVAM
- KIVAN ile/||/<> GÜVEN
( Kıvanmak. İLE/||/<> Kendini beğenmek, gururlanmak; övünmek, iddia etmek. )
- KIVANMAK ile KIVANDIRMAK ile KIVANÇLANMAK ile KIVANÇ ile KIVANÇLI
- KİVİ ile KİVİ
( Meyve. İLE Kivigillerden, kanatları küt olmasından dolayı uçamayan, bacakları güçlü, Yeni Zelanda'da yaşayan bir kuş. )
( ... cum APTERYX AUSTRALIS )
( ... ile APTERİKS[A: Yokluk. PTERYX: Kanat.] )
- KIVIL KIVIL -ile
( Topluca hareket edip kaynaşarak. )
- ÉCLATEUR, SPARK GAP[İng.] / ÉCLATEUR, ESPACE D'ÉTINCELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM ARALIĞI
- FUNKENINDUKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM BOBİNİ,EKLATÖR
- FUNKENEROSIONSBEARBEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM EROZYONU İŞLEME
- KIVILCIM ile ÇINGI
( ... İLE Kıvılcım. | Parça, zerre. | Maşrapa. )
- KIVILCIM ve/||/<> SİVİLCE
( [fazla] Güvenme servetine! Bir kıvılcım yeter. VE/||/<> [fazla] Güvenme güzelliğine! Bir sivilce yeter. )
- SPARK[İng.] / ÉTINCELLE[Fr.] / FUNKEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIVILCIM
- KIVILCIMLANMAK ile KIVILCIM ile KIVILCIMLI ile KIVILCIMSIZ
- KIVILCIM/ŞERÂRE[Ar.] ile/değil UÇKUN
( ... İLE Ateşten fırlayan kıvılcım. )
- VISCOSITÉ CINÉMATIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= KIVILGÖR AĞDALILIK
- KIVIR KIVIR (SAÇLAR) -ile
- KIVIRCIK ile KIVIRCIK SAÇ
( CURLY vs. CURLY HAIR )
( فرفري ile فردار ile مجعد ile موي مجعد )
( فرفري ile FARDAR ile MOJAAD ile MOY MOJAAD )
- KIVIRCIK ile KIVIRCIK ile KIVIRCIK
( Küçük küçük kıvrımları olan. İLE Marul. İLE Koyun. )
- KIVIRCIKLAŞMAK ile KIVIRCIKLAŞTIRMAK ile KIVIRCIK ile KIVIRCIK KOYUN ile KIVIRCIK MARUL
- KIVIRMAK ile BECERMEK
- KIVIRMAK ile DÖNDÜRMEK
- KIVIRMAK ile KIRITMAK
- KIVIRMAK ile KIVIRCIK SAÇ ile KIVRILMIŞ ile KIVIRICI ile SAÇ MAŞASI
( CURL vs. CURL HAIR vs. CURLED vs. CURLER vs. CURLING-IRON )
( تاب خوردن ile تاب دادن ile فر دادن ile فر زدن ile مرغول ile مجعد کردن ile مرغوله ile جعد ile فر ile بيگودي بگيسو زدن ile تابداده ile فردار ile تابدار ile بيگودي گيسو ile بيگودي )
( TAB KHORDAN ile TAB DADAN ile FAR DADAN ile FAR ZADAN ile مرغول ile MOJAAD KARDAN ile مرغوله ile جعد ile FAR ile BEYGODY BEGYSO ZADAN ile تابداده ile FARDAR ile TABDAR ile BEYGODY GYSO ile بيگودي )
- KIVIRMAK ile KIVIRTMAK ile KIVIRABİLMEK ile KIVIR KIVIR ile KIVIR ZIVIR
- KIVRAK ZEKÂ" ile "HAZIR YANIT"
- KIVRAKLAŞMAK ile KIVRAK/LIK ile KIVRAKÇA ile KIVRAK KIVRAK
- KIVRAK/LIK ile USTA/LIK
- KIVRAMAK ile KIVRANMAK
( Bir nesnenin buruşup toplanması, kıvırcık duruma gelmesi. | Hızlı yürümek. | Harekete geçmek. İLE Ağrı, sancı gibi gövdesel ya da korku, heyecan gibi ruhsal nedenlerle gövdenin eğilip bükülmesi. | Acı çekmek, üzülmek. | Bir şeye çok gereksinim duymak. )
- KIVRAMAK ile KIVRILMAK
- KIVRANMAK ile KIVRANDIRMAK
- KIVRIK ile KIVIRCIK
( Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş. İLE Küçük küçük kıvrımları olan. )
- KIVRILABİLMEK ile KIVRILIVERMEK
- KIVRIM KIVRIM (KIVRANMAK)
- KIVRIM ile BÜZGÜ
( ... İLE Dikişte kumaşın bir ucundan, istenilen yere kadar geçirilen bir ipliğin çekilmesi ile oluşan, kumaşın bolluğunu azaltan sık, küçük kıvrım. )
- KIVRIMLANMAK ile KIVRIM ile KIVRIMLI/LIK ile KIVRIMSIZ/LIK ile KIVRIM KIVRIM
- KIVRIMLI ile/ve/değil BOĞUMLU
- KİWİ ile KİWİ
( Meyve. İLE Kuş. )
- KİWİ ile OKARİTO KAHVERENGİ KİWİSİ
( ... İLE Yeni Zelanda'da yaşarlar. )
- KIYABİLMEK ile KIYASLAMAK ile KIYAKLAŞMAK ile KIYASLANMAK ile KIYA ile KIYAK/LIK ile KIYAM ile KIYAS ile KIYACI ile KIYAKÇI/LIK
- KIYÂFET/KİSVE/ESVAP/LİBAS[Ar.}/KOSTÜM[Fr./İng. < COSTUME] değil/yerine/= GİYSİ/GİYİM/GİYECEK/OTRAN
- KIYAFET ile/değil KİFÂYET
( Giysi/giyecek. İLE Yeterli oranda olma, yetme, kâfi gelme. | Yeterlilik. )
- KIYAFET ile KIYAFETLİ ile KIYAFETSİZ/LİK ile KIYAFET BALOSU ile KIYAFET DÜŞKÜNÜ
- KIYAK ile/ve/değil/yerine KATKI
( [not] "FAVOUR" vs./and/but CONTRIBUTION/ADDITION
CONTRIBUTION/ADDITION instead of "FAVOUR" )
- KIYAM:
FARZ NAMAZDA ve NÂFİLE NAMAZDA
( Farzdır. VE Sünnettir. )
( [çok zorunlu olmadıkça] Farz namazlar, oturarak kılınmaz! )
- KIYAM[Ar.] ile/||/<> KIRAAT[Ar.] ile/||/<> RÜKÛ[Ar.] ile/||/<> SECDE/SÜCÛD[Ar.]
- KIYAM ve/<> RÜKÛ ve/<> SECDE
( Duruş. VE/<> Saygı. VE/<> Sevgi. )
- KIYÂM ve/||/<> SÜKÛNET ve/||/<> KAVL ve/||/<> HAYAT
( Hizmet ile olsun! VE/||/<> Hürmet ile olsun! VE/||/<> Hikmet ile olsun! VE/||/<> Edep ile olsun! )
- KIYAM ve/||/<> SÜKÛNET ve/||/<> KAVL(SÖZ) ve/||/<> HAYAT
( Hizmet ile. VE/||/<> Saygı ile. VE/||/<> Hikmet ile. VE/||/<> Edeb ile. )
- KIYÂMET ile/değil HELÂK
- KIYAMET ile KIYAMET GÜNÜ
( DOOM vs. DOOMSDAY )
( سرنوشت بد ile محشر ile حشر ile نشور )
( SARNOSHT BAD ile MAHSHAR ile HASHAR ile نشور )
- KIYAMET ile KIYAMET GÜNÜ ile KIYAMET ALAMETİ
- KIYÂMET ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KIYMET
- KİYANİT ile/||/<> ANDALUZİT
( Mavi renkli ve sertliği değişken bir mineral. İLE/||/<> Renk değişimi gösterir. )
- KİYANİT ile/||/<> STAUROLİT
( Mavi renkli ve sertliği değişken bir mineral. İLE/||/<> Çapraz biçimli ikiz kristalleri ile bilinir. )
- KIYAS KABUL ETMEZ değil/yerine/= KARŞILAŞTIRILAMAZ
- KIYAS:
MESAİL-İ ÜMMÜHATİYE ile/ve/||/<> MESAİL-İ NEVÂZİİLİYE
- KIYAS değil/yerine/= DENK SAYMA/BİR TUTMA
- KIYAS ile GIYÂS
- KIYAS ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> HAKARET
( Kimseye ve de özellikle çocuklara, ne kıyas, ne de hakaret edilir! )
- KIYAS ile/yerine KARŞILAŞTIRMA
( Tanım/Örnek: Bir sayfanın ikiye bölünerek, iki ayrı olgunun/kavramın kendi özlerinin iki ayrı sütunda sadece veri olarak dizilişi ve öylece yorum eklemeden bırakılması. İLE Yapılan tablonun/karşılaştırmanın altına ekleme/yorum biçiminde göreceliliği, sınırlılığı ve kısıtlılığı potansiyelinin gözardı edilerek bir değerlendirme yapılması.(sınırı aşmak/bilmemek). Sonuç: Kıyasın değil karşılaştırmanın daha yerinde, arı, saf, doğru olacağı ve kıyas yapmama gerekliliği. )
( Nispet. İLE/YERİNE Oran. )
( TO COMPARE vs. COMPARISON
COMPARISON instead of TO COMPARE )
- KIYAS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KISTAS
- KIYAS ile/değil YANLIŞ KIYAS
( ... İLE Bilgisizin/cahilin yaptığı. )
- KIYAS ile/ve YORUM
( COMPARISON vs./and INTERPRETATION/COMMENT )
- KIYASİ[Ar.] ile KIYASEN[Ar.]
( Uygulama ve benzetme ile elde edilen. | Kurala göre yapılmış, kurallı. İLE Kıyas edilerek, kıyas yoluyla. | Karşılaştırarak, oranlayarak. | Benzeterek. )
- KIYASIN ENGELLERİNDE(DEF-İ KIYAS):
MEN ile/ve/||/<> MUARAZA ile/ve/||/<> NAKZ-I İCMÂLÎ ile/ve/||/<> NAKZ-I TAFSİLÎ/ŞEBİHÎ
( EMPECHEMENT PROPREMENT DIT avec/et/||/<> CONTESTATION avec/et/||/<> REFUTATION COLLECTIVE avec/et/||/<> REFUTATION PARTIELLE OU RESSEMBLANTE )
- KIYASIYA = ŞİDDETLİ/YOĞUN BİR BİÇİMDE
( Çok şiddetli, korkunç, müthiş. | Şiddetli bir biçimde. )
- KIYASLAMA HATALARI:
GENELLEŞTİRME ile/ve/||/<> ÖZELLEŞTİRME
( FALLACY OF CONVERSE ACCIDENT vs./and/||/<> FALLACY OF ACCIDENT )
- KIYASLAMA ile "TOKUŞTURMA"
( TO COMPARE vs. "TO KNOCK" )
- KIYASLAMA ile/ve/||/<>/> YARGILAMA ile/ve/||/<>/> SUÇLAMA ile/ve/||/<>/> AŞAĞILAMA
- KIYASLAMAK ile/ve/> KARIŞTIRMAK
- KIYAS/LAMAK ile/ve/değil/<> KISKANÇLIK
- KIYASLAMAMALI!
- KIYAS(LAMA)/TASMİM[Ar.] değil/yerine/= TASIM(LAMA)
- KIYAS/MUKAYESE değil/yerine/= KARŞILAŞTIRI/KARŞILAŞTIRMA
- KIYGI ile KIYGIN/LIK
- KIYI RESTAURANT :
( Tarabya koyunda ana cadde üzerindeki Kıyı Restaurant çok ünlü bir restaurant olup en iyi balık yenilen on restaurant arasında gösterilmektedir. )
- KIYI ve/<> BİSİKLET
- KIYI/SAHİL[Ar.]["SAYİL" değil!] ile/ve/değil KUMSAL
- KIYI ile/ve RİA
( ... İLE/VE Denizin örttüğü vadi, bir kıyı türü. )
- KIYI ile/ve/<> RIHTIM[Fars. < RİHTİM: Sıkıştırılmış taş ve toprak yer. | Kumsal.]
( ... İLE/VE/<> Bir akarsu ya da deniz kıyısında doldurularak yapılmış, gemilerin indirme-bindirme ya da yükleme-boşaltma yapabileceği yer. )
- KIYI ile UC
- KIYICI ile KIYICI/GADDAR ile KIYICI
( Kıyma işini yapan kişi. İLE Gaddar. İLE Kıyılara vuran enkazı devletten aldığı izinle toplayan kişi. )
- KIYIDA-KÖŞEDE (KALMAK)
- KIYIDAŞ ile KIYIDA KÖŞEDE ile KIYIDA BUCAKTA
- KIYILMAK ile KIYINMAK ile KIYIŞMAK ile KIYILAMAK ile KIYI/LIK ile KIYIK ile KIYIM/LIK ile KIYIN ile KIYIŞ ile KIYICI/LIK ile KIYIMLI ile KIYI DİLİ ile KIYI BUCAK ile KIYI SEYRİ ile KIYIM KIYIM ile KIYIN KIYIN ile KIYI TIRMIĞI ile KIYI BALIKÇILIĞI ile KIYI BANKACILIĞI
- KIYIM ile KIYIM ile KIYIM
( Kıyma işi. İLE Kıyılma biçimi. İLE Görev yönünden kötü bir duruma sokma, haksızlığa uğratma. )
- [ne yazık ki]
!KIYIM ile/ve/||/<> !"YIKIM"
- KIYIN KIYIN -ile
( Kıyıdan, gizli gizli. )
- KIYIN ile KIYINTI
( Güçlü birinin, yasaya ya da vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, zulüm. İLE/ Açlık nedeniyle midede duyulan eziklik. | Herhangi bir nedenle gövdede duyulan kırıklık. | İnce ince doğranmış küçük parça. )
- KIYISINDAN-KÖŞESİNDEN (BULAŞMAMAK)
- KIYIYA YAKIN ile KISACASI
( INSHORE vs. INSHORT )
( نزديک ساحل ile جلو ساحل ile نزديک کرانه ile اجمالاً )
( NAZADYK SAHEL ile JELO SAHEL ile NAZADYK KARANEH ile EJMALAN )
- KIYIYOR/UM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KINIYOR/UM
- KIYL Ü KÂL/KİL Ü KAL ile ...
( Dedikodu, kuru lâf. [GÜFT Ü GÛ] )
- KIYMAK ile/değil/yerine KILMAK
- KIYMAK değil/>< KILMAK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- KIYMAK ile KIYMALI ile KIYMALIK ile KIYMASIZ ile KIYMALI PİDE ile KIYMALI BÖREK ile KIYMALI MAKARNA ile KIYMALI YUMURTA ile KIYMALI ISPANAK
- KIYMATARYEN değil/yerine KIYMETARYEN
( Hayvanlara/canlılara kıyan ya da "kıyma" denilen şeyden yapılan "şeyler" yiyen. DEĞİL/YERİNE Hayvanların değerini bilip tüm canlılara saygı göstererek yaşama olanağı sunmayı yeğleme zihninde/bilincinde, tutum ve davranışında olanlar. )
- KIYMET(DEĞER) ile/ve KABİLİYET(BECERİ)
( Değerlidir(kıymetli) (belki) fakat becerikli(kabiliyetli) midir (acaba)? )
- KIYMET[Ar.] ile SEMEN[Ar.]
- KIYMET-İ HARBİYE değil/yerine/= ETKİSİ DEĞERİ
- KIYMETLENMEK ile KIYMETLENDİRMEK ile KIYMET ile KIYMETLİ/LİK ile KIYMETSİZ/LİK ile KIYMETLİ EVRAK
- KIYMET/Lİ[Ar.] değil/yerine/= DEĞER/Lİ
- KIYMIK ile KIYMIKLI ile KIYMIKSIZ
- KIYTIRIK[argo] değil/yerine/= DEĞERSİZ, BAYAĞI
- KIZ BÖCEKLERİ ile KIZ BÖCEĞİ
( Örnek hayvanı kız böceği olan, kanatları eşit, camsı, uçuşları sürekli ve hızlı, avcı böcekler takımı. İLE Eklembacaklıların kız böcekleri takımından, başı büyük, gövdesi narin, zar kanatlı bir böcek. )
( ... cum LIBELLULA DEPRESSA )
- KIZ/KADIN ile VİRAGO
( ... İLE Erkek gibi davranan ve giyinen kadın/kız. | Kavgacı/şirret kadın. )
- KIZ = KID
( Kıt, "nadir/yetersiz/az" olan demektir.
[ Eski zamanlarda annelerin doğumlarda ölmesi ve ayrıca önceliğin/değerin erile verilmesinden dolayı "eril olmayan" bebeğin/doğan-ın değersiz görülmesiyle ve dişil çocukların azalması ve yetersiz/kıt kalmasından adını almıştır. ]
[ Arapça'da KID olarak kullanılan bu sözcük, Türkçe'de hem KIT olarak, hem de D harfinin Z olarak seslendirilmesiyle KIZ olarak yerini almıştır. ] )
- KIZ ile KIZ CUMA ile KIZLAR
( GIRL vs. GIRL FRIDAY vs. GIRLS )
( صبيه ile دختر ile بنت ile معاون زن ile بنات ile صبايا )
( صبيه ile DOKHTAR ile بنت ile MOAVAN ZAN ile بنات ile صبايا )
- KIZ ile KIZ KUŞU ile KIZ KIZAN ile KIZ BAŞINA ile KIZ BÖCEĞİ ile KIZ KARDEŞ ile KIZ KİLİMİ ile KIZ KURUSU ile KIZ TAVLASI ile KIZA KÖPÜRE ile KIZ BÖCEKLERİ
- KIZ ve SÂNİYE ve SÂLİSE ve RABİA
- KIZ ile SÜTKIZI
( ... İLE Bir kadının, kendi çocuğu değilken emzirdiği ve kocasıyla birlikte evlat olarak benimsediği kız çocuk. )
- KIZAKLAMAK ile KIZAK/LIK ile KIZAKLI
- KIZAMIK ile/||/<> KIZAMIKÇIK
( Morbillivirusun neden olduğu, döküntü ve yüksek ateş ile ilişkili bir çocukluk çağı hastalığı. İLE/||/<> Rubella virüsünün neden olduğu, hafif döküntü ve düşük ateş ile ilişkili bir bulaş. )
- KIZAMIK ile KIZAMIKLI
- KIZAMIK ile KIZIL ile SUÇİÇEĞİ ile KABAKULAK/KABAŞİŞ/YAZMA ile KUDUZ
( MEASLES vs. SCARLET FEVER vs. CHICKENPOX vs. MUMPS vs. RABIES )
- KIZAN ile KIZAN
( Erkek çocuk. | Silahlı köy delikanlısı. | Çoluk çocuk. İLE Dişi köpek, kedi gibi hayvanların çiftleşme isteği gösterdikleri durum ya da zaman. )
- KIZARIP BOZARMAK
- KIZARMAK ile KIZARDI
( BLUSH vs. BLUSHED )
( روژ ile سرخ کردن )
( ROZH ile SARKH KARDAN )
- KIZARMAK ile KIZARTMAK ile KIZARTILMAK ile KIZARTABİLMEK
- KIZARMIŞ ile KIZARMIŞ YAĞ
( FRIED vs. FRIED FAT )
( سرخ کرده ile جزغال )
( SARKH KARDEH ile جزغال )
- KIZARTI ile KIZARTIŞ ile KIZARTILI
- KIZDIRMAK İÇİN değil TERBİYESİZLİK/DENSİZLİK
- KIZDIRMAK ile KISTIRMAK
- KIZDIRMAK ile KIZDIRILMAK ile KIZDIRABİLMEK
- KIZDIRMAK ile SIKINTI ile SİNİRLİ ile SİNİR BOZUCU
( ANNOY vs. ANNOYANCE vs. ANNOYED vs. ANNOYING )
( بيحوصله کردن ile دلتنگ کردن ile مزاحم شدن ile دلخورکردن ile برسرلج آوردن ile رنجه کردن ile آزردن ile رنجه دادن ile آسوده نگذاشتن ile مردم آزاري کردن ile رنجاندن ile آزرده کردن ile بستوه آوردن ile اذيت کردن ile ملا خاطر ile دلخوري ile رنجش ile آزردگي ile تاذي ile موي دماغ ile ملال ile دلخور ile آزرده ile آزرده خاطر ile ضجور ile مدم آزار ile رنجاننده ile اذيت کننده ile سرخوري ile آزار دهنده )
( BEYHOSELEH KARDAN ile DELTANG KARDAN ile MOZAHAM SHODAN ile DELKHORKARDAN ile BARSARLAJ AVARDAN ile RANJEH KARDAN ile AZORDAN ile RANJEH DADAN ile ASOODEH NAGOZASHTAN ile MARDAM AZARY KARDAN ile RANJANDAN ile AZORDEH KARDAN ile BASTOOH AVARDAN ile AZYT KARDAN ile MOLA KHATER ile DELKHORY ile RANJESH ile آزردگي ile تاذي ile MOY DAMAGH ile MOLAL ile DELKHOR ile AZORDEH ile AZORDEH KHATER ile ضجور ile MADAM AZAR ile RANJANANDEH ile AZYT KONANDEH ile سرخوري ile AZAR DAHANDEH )
- KIESERITE[İng.] / KIESERITE[Fr.] / KIESERIT[Alm.] ile/değil/yerine/= KİZERİT
- KIZGIN ile KIZGIN ile ÖFKE ile AŞAĞILAMA
( INDIGN vs. INDIGNANT vs. INDIGNATION vs. INDIGNITY )
( فاقد شايستگي ile غير مستحق ile نا مطلوب ile خشمگينانه ile رنجش ile غيظ ile خشم ile هتک آبرو )
( FAGHAD SHAYSATGY ile غير مستحق ile NA MOTLUB ile KHSHMGYNANEH ile RANJESH ile غيظ ile KHSHAM ile CPEHTAK ABRO )
(1996'dan beri)