Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 27.105 başlık/FaRk ile birlikte,
27.105 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(75/110)


- OXYDATIONSVORGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİDASYON OLAYI


- OXYDATION REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİDASYON REAKSİYONU


- OXYDATION NUMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİDASYON SAYISI


- OXYDATION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİDASYON


- OKSİDATİF/OXIDATIVE[İng.] değil/yerine/= OKSITLEYEN


- OXYHÉMOGLOBINE[Fr.] / OXYMOGOLOBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİHEMOGLOBİN


- KNALLGAS[İng.] / MÉLANGE TONNANT[Fr.] / KNALLGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİHİDROJEN GAZI, KNALLGAZ


- SAUERSTOFFERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN ARTTIRICI


- SAUERSTOFFWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN DALGASI


- FLUORURES DE OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF FLUORIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN FLORÜRLER


- KNALLGASGEBLÄSE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN HAMILAÇ


- CHALUMMEAU DE OXYGÉNE[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN HAMLACI


- OXYGÈNE FLAMME[Fr.] / SAUERSTOFF FLAMME[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN KAYNAĞI


- OXYGEN POINT[İng.] / POINT D'OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFFPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN NOKTASI


- SAUERSTOFFÜBERTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN TAŞIYICI


- ABSORBANT DE OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF ABSORPTIONSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN TUTUCU


- MÜVELLİD-ÜL HÜMÛZA[Osm.] / OXYGEN[İng.] / OXYGÈNE[Fr.] / SAUERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJEN


- OKSİJENATÖR/OXYGENATOR[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENDİRICİ


- OXYGÉNASE[Fr.] / ATMUNGSFERMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENAZ


- OKSİJENİZASYON/OXYGENATION[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENME


- MÜVELLİDULHUMUZALI SU[Osm.] / HYDROGEN PEROXIDE, HYDROGEN DIOXIDE, OXYGEN WATER[İng.] / EAU OXYGÉNÉE, EAU OXYGÉNÉ[Fr.] / WASSERSTOFFSUPEROXYD, WASSERSTOFFPEROXYD[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDROJEN PEROKSİT, OKSİJENLİ SU


- OXYMONOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİJENOMETRE


- OKSİMETRİ/OXIMETRY[İng.] değil/yerine/= OKSİJEN ÖLÇÜMÜ


- OXINE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİN


- ONITRILASE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİNİTRİLAZ


- HUMZ[Osm.] / OXIDE[İng.] / OXYDE[Fr.] / OXID[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİT


- OKSİT değil/yerine/= YÜKSELTİK


- OXYGÉNATION[Fr.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEME


- OXYGENIZE[İng.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEMEK


- OXIDATION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİTLENME


- OXYDATIONSFLAMME[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSİTLEYİCİ ALEV


- OKSİYÜR değil/yerine/= SİVRİKUYRUK

( 3-12 mm. uzunluğunda, insanın, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan, küçük bir solucan. )


- RÉACTION OXO[Fr.] / OXO REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSO REAKSİYONU


- OXO-[Fr.] / OXO-[Alm.] ile/değil/yerine/= OKSO-


- OCTANE NUMBER[İng.] / INDICE D'OCTANE[Fr.] / OKTANZAHL, OKTANWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTAN SAYISI


- OCTAVE[İng.] / OCTAVE[Fr.] / OKTAVE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTAV/ERİN


- OCTODE LAMP[İng.] / LAMPE OCTODE[Fr.] / OKTODENLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTOT LAMBA


- OCTODE[İng.] / OCTODE[Fr.] / ACHTPOLRÖHRE, OKTODE[Alm.] ile/değil/yerine/= OKTOT


- OKÜLER değil/yerine/= GÖZLEÇ


- OCULIN[İng.] ile/değil/yerine/= OKULİN


- OKYANUS/UMMAN[Ar.] değil/yerine/= ANADENİZ


- OKYANUS/FELEK/MUHÎT[< HAVT] değil/yerine/= ÇEVRE

( Herşeyi kuşatan. )


- OL[Fr.] ile/değil/yerine/= OL


- -OL[İng.] / -ÖL, -OLE[Alm.] ile/değil/yerine/= -OL


- OLABİLİRLİK[İng. LIKELIHOOD] ile/||/<> OLABİLİRLİK ORANI[İng. LIKELIHOOD RATIO]

( Belli bir sürece bağlı olarak belirli bir sonucun oluşabilmesi ihtimalidir.Genetik analizlerde, ebeveynlerin yavrularının çoklokuslu genlere sahip olup olmayacağının anlaşılması, olabilirlik incelemeleriyle yapılır. Benzer şekilde, bir yavruya belirli bir genin geçip geçmeyeceğinin anlaşılması için de bu analizler gerekir. @@ İki farklı durumun olabilirlikleri arasındaki orandır. Pratik ve tipik olarak, belirli bir modelin belirli bir sonucunun olabilirliği ile, aynı sonucun, aynı modelin boş model versiyonu içerisindeki olabilirliği arasındaki orandır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ORDINARY WAVE[İng.] / ONDE ORDINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DALGA


- EXTRAORDINARY WAVE[İng.] / ONDE EXTRAORDINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI DALGA


- EXTRAORDINARY INDEX[İng.] / AUSSERORDENTLICHER INDEX[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI İNDİS


- EXTRAORDINARY RAY[İng.] / AUSSERORDENTLICHER STRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI IŞIN


- FEVK-AL-MEMUL, FEVK-AL-MUTÂD, İSTİSNÂF[Osm.] / UNUSUAL[İng.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN DIŞI


- ÂDÎ ŞUÂ, ŞUÂ-İ MUTÂD[Osm.] / ORDINARY RAY[İng.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN IŞIN


- ÂDÎ, ALELÂDE, MUTÂD[Osm.] / ORDINARY[İng.] / ORDINAIRE[Fr.] / GEWÖHNLICH[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞAN


- AUSSERORDENTLICHE WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞANDIŞI DALGALAR


- AUSSERGEWÖHNLICH ODER STROMKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAĞANDIŞI YA DA DEVRESİ


- INDICE EXTRAORDINAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= OLAĞANÜSTÜ İNDİSİ


- OLANAK = İMKÂN = POSSIBILITY[İng.] = POSSIBILITÉ[Fr.] = MÖGLICHKEIT[Alm.] = POSSIBILITAS, POTENTIA[Lat.] = POSIBILIDAD[İsp.]

( İMKÂN: Mekân yaratmak. )


- OLAP/ON-LINE ANALYTICAL PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ ÇÖZÜMLEYİCİ İŞLEME


- CONSERVATION DE LA PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIĞIN KORUNUMU


- CALCULUS OF PROBABILITY[İng.] / CALCUL DES PROBABILITÉS[Fr.] ile/değil/yerine/= OLASILIK HESABI


- WAHRSCHEINLICHKEITS RECHNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK (İHTİMALİYET HESABI)


- PROBABILITY CONSERVATION[İng.] ile/değil/yerine/= OLASILIK KORUNUMU


- PROBABILITY DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEITSDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK YOĞUNLUĞU


- OLASILIK = İHTİMALİYET = PROBABILITY[İng.] = PROBABILITÉ[Fr.] = WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] = PROBABILITAS[Lat.] = PROBABILIDAD[İsp.]


- PROBABILITY[İng.] / PROBABILITÉ[Fr.] / WAHRSCHEINLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLASILIK


- HADİSE[Osm.] / VORGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OLAY


- MİKYAS[Osm.] / SCALE[İng.] / ÉCHELLE[Fr.] / MASSSTAB, SKALA[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEK


- METABOLBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ BALON


- MESSZYLINDER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇEKLİ SİLİNDİR


- MESSFÜHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇER


- MEASURING PIPET[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÇME PİPETİ


- ÖLÇÜ = MEASURE[İng.] = MESURE[Fr.] = MAß[Alm.] = MISURA[İt.] = MEDIDA[İsp.]


- MİKYAS[Osm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜ


- VOLUMETRIC FLASK[İng.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜLÜ BALON


- MEASURING CYLINDER[İng.] / ÉPROUVETTE GRADUÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜLÜ SİLİNDİR


- MEASUREMENT[İng.] / MESURE[Fr.] / MESSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜM


- ETALON[İng.] / ÉTALON[Fr.] / ETALON[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN, ETALON


- SOURCE ÉTALON[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN KAYNAK


- TEMPÉRATURE ET PRESSION STANDARD[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜN SICAKLIK VE BASINÇ


- MEHENK[Osm.] / CRITERION, STANDARD[İng.] / CRITÈRE[Fr.] / KRITERIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÇÜT


- ÖLÇÜT = MISDAK, MİYAR, KISTAS = CRITERION[İng.] = CRITÉRIUM, CRITÈRE[Fr.] = KRITERIUM[Alm.] = KRITERION < KRINEIN:AYIRMA, YARGILAMA[Yun.] = CRITERIO[İsp.]


- OLD :/yerine YAŞLI, ESKİ


- ÖLDÜRME ile !KIYA/!CİNAYET[Ar.]

( )


- OLEATE[İng.] / OLEAT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLEAT


- OLEFINS[İng.] / OLÉFINE[Fr.] / OLEFINE[Alm.] ile/değil/yerine/= OLEFİNLER


- OLENEKIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= OLENEKİYAN EPOKU

( Günümüzden 251.200.000 ile 247.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLEOVITAMIN A[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN A


- OLEOVITAMIN D[İng.] ile/değil/yerine/= OLEOVİTAMİN D


- OLFACTORY[İng.] ile/değil/yerine/= OLFAKT


- OLIGO-[Fr.] ile/değil/yerine/= -OLGO-


- OLGU = VAKIA = FACT[İng.] = FAIT[Fr.] = FAKTUM[Alm.] = FACTUM[Lat.] = HECHO[İsp.]


- DIGESTION[İng.] / DIGESTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞTIRMA


- OLGUSALLIK = REALITY[İng.] = RÉALITÉ[Fr.] = REALITÄT[Alm.] = REALITATIS[Lat.]


- OLİGARŞİ[Fr. < Yun. OLIGOS: Az. | ARKHEIN: Buyurmak.] değil/yerine/= TAKIMERKİ

( Siyasal erkin, birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim. Aristokrasinin, daralmış biçimi. )


- OLIGO-[İng.] / OLIGO-[Alm.] ile/değil/yerine/= OLİGO-


- OLIGOMER[İng.] / OLIGOMÈRE[Fr.] / OLIGOMER[Alm.] ile/değil/yerine/= OLİGOMER


- OLİGONÜKLEOTİT[İng. OLIGONUCLEOTIDE] ile/||/<> OLİGOSAKKARİT[İng. OLIGOSACCHARIDE]

( Genetik çalışmalarda prob (sonda) olarak kullanılan, kısa, sentetik DNA dizisidir. @@ Üç ila altı birimlik monosakkaritlerin yaptığı bileşiklere verilen genel isim. Yunanca "birkaç" anlamına gelen ὀλίγος ("olígos") ve "şeker" anlamına gelen σάκχαρ ("sácchar") kelimelerinden oluşmuştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OLMASI GEREKEN ile/ve ÖZVERİ/TÂVİZ[Ar.]

( NECESSITY TO BE vs./and SELF-SACRIFICE )


- OLTP/ON-LINE TRANSACTION PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ KAYIT İŞLEME


- DEAD TIME[İng.] / TEMPS MORT[Fr.] / TOTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÜ ZAMAN


- ÖLÜM ile/ve GÖMÜT/SİN OBRUĞU/MEZAR/MAKBER/E / MERKAD/MERKAT/METFEN[Ar.], GÛR[Fars.], MAŞATLIK[Yahudi mezarlığı], DARÎH/ZARÎH[Ar.]/NEKROPOL[Yun.]

( Ölüler kokmasın diye, derin çukurlara gömülür. Ölçünün olmadığı dönemlerde bu çukurların derinliğini "mezarı kazanın beline kadar" diyerek ölçüye vurmuşlardır. Bu, "bele kadar" ölçüsü, eril gövdeler içindir. Dişil gövdeler daha yağlı olduklarından, onların mezarlarını, "mezarı kazanın göğsüne kadar" diyerek tarif etmişlerdir. )

( Yakının ölümünü kabul aşamaları: Reddediş > Öfke > Uyum > Üzüntü > Kabul )


- OLUMLU = MÜSPET, VÜCUBİ = POSITIVE[İng.] = POSITIF[Fr.] = POSITIV[Alm.] = POSITIVO[İsp.]


- OLUMLU ile/ve/||/<>/> OYLUMLU/HACİMLİ


- OLUMSAL = MÜMKÜN = CONTINGENT[İng., Fr.] = KONTINGENT, ZUFÄLLIG[Alm.] = CONTINGENS[Lat.] = CONTINGENTE[İsp.]


- OLUMSALLIK = MÜMKÜNÂT = CONTINGENCY(ing.,) = CONTINGENCE[Fr.] = ZUFÄLLIGKEIT[Alm.] = CONTINGENTIA[Lat.]


- OLUMSUZ = MENFİ = NEGATIVE[İng.] = NÉGATIF[Fr.] = NEGATIV[Alm.] = NEGATIVO[İsp.]


- OLUMSUZLAMA, DEĞİLLEME = NEGATION, DENIAL[İng.] = NÉGATION[Fr.] = NEGATION[Alm.] = NEGATIO[Lat.]


- OLUŞ = SAYRURET, TEKEVVÜN = BECOMING, GENESIS[İng.] = DEVENIR, GENÉSE[Fr.] = WERDEN, GENESIS[Alm.] = FIERI < IN FIERE: OLUŞ HALİNDE[Lat.] = GENESIS[Yun.]

( Kesintisiz/sürekli doğuş. )


- TEMPS DE GÉNÉRATION[Fr.] / GENERATIONSDAUER, GENERATIONSZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞMA SÜRESİ


- HEAT OF FORMATION[İng.] / CHALEVR DE FORMATION[Fr.] / BILDUNGSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM ISISI


- GENERATION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM SÜRESİ


- FORMATION[İng.] / BILDUNG, DER AUFBAU[Alm.] ile/değil/yerine/= OLUŞUM


- OLUŞUM = TEŞEKKÜL = FORMATION[İng., Fr.] = BILDUNG[Alm.] = FORMACIÓN[İsp.]


- OLYMPIC :/yerine OLİMPİYAT


- o.m.[Lat. < OMNI MANE] değil/yerine/= HER SABAH


- OMEGA MINUS PARTICLE[İng.] / PARTICULE OMÉGA MOINS[Fr.] / OMEGA-MINUS-TEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA EKSİ PARÇACIĞI


- OMEGA MESON[İng.] / MÉSON Ω[Fr.] ile/değil/yerine/= OMEGA MEZONU


- OMEGA[İng.] / OMÉGA[Fr.] / OMEGA[Alm.] ile/değil/yerine/= OMEGA


- OHMIC RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE OHMIQUE[Fr.] / OHMSCHER WIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DİRENÇ


- OHMSCHER KONTAKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK DOKUNAK


- OHMIC LOSS[İng.] / PERTE OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK KAYIP


- OHMIC CONTACT[İng.] / CONTACT OHMIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OMİK TEMAS


- OHMSCHER VERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= OMİK YİTİK


- omn. hor.[Lat. < OMNI HORA] değil/yerine/= HER SAAT


- OMNİPOTANS/OMNİPOTENCY[İng.] değil/yerine/= TÜMGÜÇLÜLÜK


- OMNIVORE[İng.] değil/yerine/= OMNİVOR

( Hem ot hem de et ile beslenen bir diyete sahip canlılara verilen isimdir. Hepçil olarak da bilinmektedir. İnsan, maymun, fare, ayı ve domuz bu canlılara örnektir. Bir canlının omnivor olup olmadığına bakılırken ana besin kaynağına bakılır. Yani nadiren ot yiyen etobur bir canlı hepçil bir canlı olarak kabul edilmeyebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OMT/OBJECT MODELING TECHNİQUE[İng.] değil/yerine/= NESNE MODELLEME TEKNİĞİ


- OMUR[İng. VERTEBRATE] ile/||/<> ADAPTİF BAĞIŞIKLIK[İng. ADAPTIVE IMMUNITY] ile/||/<> AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ[İng. FAMILIAL MEDITERRANEAN FEVER] ile/||/<> AKSİYEL İSKELET[İng. SKELETON AXIALE] ile/||/<> AMFİARTOZ[İng. AMFIARTOSE] ile/||/<> KAFATASI[İng. SKULL] ile/||/<> KEMİK[İng. BONE] ile/||/<> KEMİKLİ BALIK[İng. BONY FISH] ile/||/<> KIKIRDAKLI BALIKLAR (CHONDRİCHTHYES)[İng. CARTILAGINOUS FISH]

( Omurgayı oluşturan kemiklerin her birine verilen addır. Latince tekil ismi vertebra. @@ Lenf gözelerinin antijenlere belirli ve uzun süreli tepkilerini anlatmak için kullanılan genel bir terimdir. Majör histokompatibilite kompleksi, T-gözesi alıcıları (TCR), immunoglobulinlerle birlikte rekombinaz aktivitesine sahip enzimlere ihtiyaç duyar. Çenesiz balıklar haricindeki tüm omurgalılarda bulunmaktadır. @@ Karın, göğüs ya da eklemlerde tekrarlayan ağrılı inflamasyon atakları ile karakterize kalıtsal bir durumdur. Bu ataklara genellikle ateş ve bazen döküntü ya da baş ağrısı eşlik eder. Bazen kalp, beyni ve omuriliği çevreleyen zar ve testisler gibi vücudun diğer bölgelerinde de inflamasyon görülebilir. Etkilenen bireylerin yaklaşık yarısında, ataklardan önce prodrom olarak bilinen hafif semptomlar belirir. Prodromal semptomlar, daha sonra inflamasyon gerçekleşecek olan bölgede hafif rahatsız edici hisleri ya da daha genel rahatsızlık hissini içerir. @@ Vücudun kemik yapısının temel olarak omur, göğüs kafesi ve kafatasından oluşan bölümüdür. @@ Çok az ya da özel durumlarda oynayabilen eklemler. Örnek olarak kalça ve omurga arasındaki eklemler verilebilir. @@ Kafatası, omurgalıların kafasını çevreleyen iskelet yapısı. Kemik ya da kıkırdaktan oluşur ve beyin ve bazı duyu organlarını koruyan bir yapı oluşturur. Üst çene (alt çene değil) kafatasının bir parçasıdır. İnsan kafatasının beyni içeren kısmı (kranyum) küresel ve yüzünüz ile karşılaştırıldığında görece daha büyüktür. Diğer çoğu hayvanda kafatasının yüz kısmı, üst dişler ve burun da dahil olmak üzere, kranyumdan daha büyüktür. İnsanlarda kafatası, atlas olarak adlandırılan, başın sallama hareketine izin veren en yüksek vertebra tarafından desteklenir. Atlas, yan yana hareketine izin vermek için, eksende bir sonraki omurga üzerinde, aksis (axis), döner. @@ Vücut dokularının en serti. Organizmanın en önemli destekçilerinden biri. Kalsiyum bakımından doymuş olduğu için sert. Damar içerirler. Enine bakılacak olursa dış ve iç yüzeylerinin zarla kaplı olduğu görülebilir. Dıştaki zar "periosteum", içteki zar ise "endosteum" olarak adlandırılır. Kemik zarı, sert kemik, süngerimsi kemik, kırmızı kemik iliği, sarı kemik iliği, kan damarları ve eklem kıkırdağı gibi alt bölümleri var. @@ Sınıf Osteichthyes: Omurgalı sınıfı çenesiz ve kıkırdaklı balıklardan sonra gelişti. Çeneleri bulunur, iskeleti kemikten oluşur ve vücutlarını örten pulları vardır. En bilinen bilinen tatlısu ve tuzlu su balıkları bu öbeğe aittir. Yaşayan fosil Coelacanth, akrabaları (loblu balıklar) Devonien jeolojik döneme kadar (363-409 MÖ) izlenebilen kemikli bir balıktır. @@ İlkel 'çeneli' omurgalılar yaklaşık 400 MÖ ortaya çıktılar. İskeletleri tamamen kıkırdaktan oluşur. Sınıf, Elasmobranchii alt sınıfı (köpekbalıklarını, vatozlar) ve Holocephali alt sınıfını (sıçanbalığı) kapsar. Hem MHC sınıf I hem de sınıf II genlerine sahip olan en eski takson. Evrimsel merdivendeki bir sonraki adım kemikli balıktır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖMÜR[< ÖMR < UMÜR]/HAYAT[Ar.] değil/yerine/= YAŞAM


- AYÂR-İ EVVEL[Osm.] / VORWAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN AYARLAMA


- BIAS CURRENT[İng.] / VORSPANNUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME AKIMI


- BIAS DISTORTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME BOZULMASI


- BIAS RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME DİRENCİ


- BIAS VOLTAGE[İng.] / VORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME GERİLİMİ


- BIAS CELL[İng.] / VORVORSPANNUNGSBATTERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN BESLEME PİLİ


- VORWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN DİRENÇ


- ÖN LİSANS değil/yerine/= ÖN YETKİNLİK


- o.n/omn. noct.[Lat. < OMNI NOCTE] değil/yerine/= HER GECE


- ON-PUMP CERRAHİ/ON-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= POMPA BAĞLANTILI KALP CERRAHİSİ


- DÉTÉRIORATION DU PRÉAMPLI[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ BOZULMASI


- PREAMPLIFIER[İng.] / PRÉAMPLIFICATEUR[Fr.] / VORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖN YÜKSELTEÇ


- ONE[Fr.] ile/değil/yerine/= ON


- -ONE[İng.] / -ONE[Alm.] ile/değil/yerine/= -ON


- ON :/yerine ÜZERİNDE, -DE


- ONCE :/yerine BİR KERE


- ÖNCEL = MUKADDEM = ANTECEDENT[İng.] = ANTÉCÉDENT[Fr.] = ANTECEDENT[Alm.] = ANTECEDENS[Lat.]


- ÖNCELİK = PRIORITY/PRECEDENCE[İng.] = [Fr.] = [Alm.] = [İt.] = [İsp.]


- ÖNCESİZLİK-SONRASIZLIK = EZELİYET-EBEDİYET = ETERNITY[İng.] = ÉTERNITÉ[Fr.] = EWIGKEIT[Alm.] = AETERNITAS[Lat.] = ETERNIDAD[İsp.]


- ONCHO-/ONCO-/-ONCUS ile/||/<> -PHYMA ile/||/<> ADEN-/ADENO- ile/||/<> -OMA

( Tümör, belirli bir yerdeki tümör. İLE/||/<> Derinin bir bölümünün şişmesi, tümör. İLE/||/<> Bez ile ilgili [adenom: Bez tümörü]. İLE/||/<> Tümör ya da patolojik durum. )


- ONCOGENE[İng.] değil/yerine/= ONKOJEN (ONKOGEN)

( Bir onkojen, kanser gelişimine katkıda bulunan, mutasyona uğramış bir gendir. Normal, mutasyona uğramamış hallerine proto-onkojen denir ve bunlar, göze bölünmesinin düzenlenmesinde rol oynarlar. Bazı onkojenler, bir arabanın gaz pedalına basmak misali, bir gözeyi bölünmeye teşvik ederek çalışır. Diğer onkojenler, arabanızla yokuş aşağı dururken ayağınızı frenden kaldırmak gibi çalışır yani gözenin bölünmesinin önündeki engelleri kaldırarak bölünmeye neden olur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖNCÜLLER = MUKADDEMAT = PREMISS[İng.] = PRÉMISSES[Fr.] = PRÄMISSE[Alm.] = PRAEMISSA[Lat.] = ESTABLECIMIENTO[İsp.]


- ZEHNTELWERTSDICKE[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR DEĞER KALINLIĞI


- TENTH VALUE LAYER[İng.] / DIXIÈME D'ÉPAISSEUR DE DEMI-ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ONDA BİR KALINLIK DEĞERİ


- AŞÂRÎ[Osm.] / DECIMAL[İng.] / DÉCIMAL[Fr.] / DEZIMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ONDALIK


- ONDÜLAN ATEŞ/UNDULANT FEVER[İng.] değil/yerine/= DALGALI ATEŞ


- ONDÜLAN/UNDULANT[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALI


- ONDÜLASYON/UNDULATION[İng.] değil/yerine/= DÜZENLİ DALGALANIM


- ONE :/yerine BİR


- PREFIX[İng.] / PRÉFIXE[Fr.] ile/değil/yerine/= ÖNEK


- ÖNERME[İng. PROPOSITION] ile/||/<> A PRİORİ ile/||/<> BAĞDAŞIMCILIK[İng. COHERENTISM] ile/||/<> DOĞALLAŞTIRILMIŞ EPİSTEMOLOJİ[İng. NATURALIZED EPISTEMOLOGY] ile/||/<> DOĞRULAMA İLKESİ[İng. VERIFICATION PRINCIPLE] ile/||/<> İÇSELCİLİK[İng. INTERNALISM] ile/||/<> ÖNCÜL[İng. PREMISE] ile/||/<> SENTETİK A PRİORİ[İng. SYNTHETIC A PRIORI]

( Önermeyi, doğru ve yanlış değerine sahip bir yargı, bir iddia taşıyan cümle olarak düşünmek mümkündür. Pritchard, önermesel bilginin insana özgü olduğunu ve daha sofistike entelektüel yetenekler gerektirdiğini düşünür. Bir cümle biçiminde ileri sürülen, bir şeyin durumunu söyleyen “Dünya yuvarlaktır.”, “Bekârlar, evlenmemiş olanlardır.”, “Baba II, harika bir filmdir.”, ya da “Ay peynirden yapılmış değildir” türünden ifadeler önerme örnekleridir. @@ Önsel, deneyime dayanmayan anlamına gelmektedir. Deneye dayanmayan, deneyden önce gelen ya da ondan bağımsız olarak ulaşılan bilgi için kullanılır. Örneğin, “bir cisim aynı anda birden çok yerde bulunamaz” önerisi "a priori" önermedir. Bu sınıflandırmayı felsefe tarihinde ilk öne süren Aristoteles’tir. @@ Bir önermenin doğru yolla gerekçelendirilip gerekçelendirilmediği problemi çağdaş epistemolojinin merkezinde yer almaktadır. İnançlarımız, birbirleriyle bağlantılı ve tutarlı bir ağ oluşturabilmesinin doğru inançların gerekçelendirilerek bilgi olarak tanımlanması için yeterli olduğu düşünen yaklaşım Bağdaşımcılık olarak bilinir. Bağdaşımcılara göre sahip olduğumuz inançların epistemik statüleri arasında hiyerarşik bir ilişki yoktur. Doğru inançlarımızın birbirleriyle tutarlı bir ağ oluşturabilmesini epistemik bir sınır olarak kabul eden bu görüşe getirilen en büyük eleştirilerden biri izolasyon problemidir. Bu eleştiriye göre, inançlarımız birbiriyle tutarlı bir ağ oluştursa da, diğer epistemik ağlarla bağlantılı olmadıkları için, bu ağ içindeki inançların doğruluğunu tehdit edecek inançları kapsamaz. İnançlar tutarlı olsa da, bu kendi içinde tutarlı ağlara tamamen zıt ve kendi içinde tutarlı başka ağlar kurmak mümkündür. Kısacası, bu bağdaşımcı ağlar birbiriyle bağlantılı olmadıklarından ötürü, izolasyon problemi ortaya çıkar. @@ Bu yaklaşım Dışsalcılığın radikal bir biçimi olarak görülebilir. Çoğu yorumcu bu yaklaşımı bir dönem ünlü Natüralistler savunulduğu ve Natüralizmin ön kabulleri ile epistemolojiye yaklaşıldığını iddia ederek “yerini alma natüralizmi” de demiştir. Hatta öyle ki bu yaklaşımı, Natüralizmin epistemolojideki biçimi olarak da görenler bile olmuştur. Özellikle Quine tarafından sistemleştirilen bu görüşe göre, insanın bilişsel yetileri ve bilgi ile ilişkin zihinsel süreçleri evrimsel bir çerçevede anlaşılır Yani bilen kişi fizyolojik/biyolojik bir yapı olarak dışsal uyarıcılara tepki vermektedir. O halde insan zihni evrimsel bir sürecin sonucu olup çevresel etkilere oldukça duyarlıdır; çevreden gelen girdileri zihnimiz işler ve çıktı olarak karşımızda bilgiyi görürüz. Kimileri için böylesi bir yaklaşım a priori bilginin varlığına şüpheli yaklaşarak a posteriori bilgiyi ön plana almıştır. Peki bu ne demektir? Quine, 1951 yılında yayınlanan “Two Dogmas of Empiricism” (Deneyciliğin İki Dogması) adlı ünlü metninde Kant’ın analitik/sentetik ayrımı ve mantıkçı pozitivistlerin “her anlamlı ifade duyu tecrübelerine dayanır” iddiasını açık bir biçimde dogma olarak tanımlar ve eleştirir. Onun için her inanç ya da bilgi, aksi tecrübeler ışığında revize edilebilirdir, deneye dayanmayan bir inanç ya da bilgiden söz edilemez. İşte bu epistemoloji ile bilim arasındaki bütünlüğe işaret eden ve Natüralizm’in bir türü olarak görülebilecek bir bakış açısı olabilir. Doğallaştırılmış epistemoloji duyu verileri ile başlayan süreci psikolojinin konusu olarak gördüğü için epistemoloji ve psikoloji arasında doğrudan bir bağ kurar. Doğallaştırılmış epistemoloji yaklaşımına göre kanıt ile kuram arasındaki epistemik bağlantı belirlenmelidir, gözlem önermeleri ile teorik çıktılar arasındaki ilişki ancak ve ancak empirik bilimler yoluyla bilinebilir. Doğallaştırılmış epistemoloji bilginin doğasında yer aldığı düşünülen “gerekçelendirme” unsurunun yerine “gözlemsel unsurlar ile kuram arasındaki nedensel ilişki”yi koymak istiyormuş gibi görünüyor. @@ Viyana Çevresi (1920’lerde ortaya çıkmış olan ve Moritz Schlick, Otto Neurath, Fredrich Waismann, Rudolf Carnap ile anılan felsefe ekolü) olarak bilinen ekol tarafından geliştirilen bu yaklaşım anlamlı önermeleri matematiksel ifadeler ve olgu önermeleri olarak ikiye ayırmıştır. Bu ekol anlamı tecrübenin yanı başına koyarak, ancak ve ancak duyu verisine dayanan önermelerin anlamlı ve dolayısıyla doğru olabileceğini iddia etmiştir. Diğer yandan doğrulama ilkesinin zayıf versiyonu (bir ifadenin matematik, mantık ve totoloji olmaksızın ancak duyu tecrübesi ile doğrulanırsa anlamlı olacağı tezi) Mantıkçı Pozitivizm geleneğinin ilk yıllarında savunulmuş ve onların din felsefesine bakışınında temelini atmıştır. @@ İlk kez 1980 yılında BonJour ve Goldman tarafından kullanıldığı bilinen içselcilik (internalism) ve dışsalcılık (externalism) kavramları, çağdaş epistemolojide iki farklı yaklaşımı temsil eder. İçselciler, gerekçelendirmeyi zihne ait içsel durum ve özellikler ile ele almayı tercih eder. İçselciler için problemin çözümü gerekçelendirmedeki teminat şartının bilişsel olarak doğru inanca sahip kişinin zihninde (yani o kişiye 'içsel' koşullarda) hazır olarak bulunmasında yatar. Diğer bir deyişle, doğru inançların gerekçelendirilmesi, kişinin bu gerekçelendirme sürecinin farkında olması ve inançların kişiye erişilebilir olması ile mümkündür. İçselciliğin yaygın olarak kabul edilen iki biçimi vardır. Bunlardan ilki olan erişimcilik (İng: accessibilism), bir öznenin sahip olduğu inancın epistemik gerekçelendirmesini, öznenin zihnindeki bazı özel erişim türleri ile belirlenebileceğini iddia eder. Bir doğru inancı gerekçelendiren etkenlerin her an erişime ve muhakeme etmeye açık olması, öznenin bakış açısına içsel olan etkenlerin önemine vurgu yapar. BonJour, Audi ve Chisholm’un savunduğu bu yaklaşımda, bir şeyle ilgili tam deneyime sahipsek bilinç, içe bakış ve muhakeme ile bilgiye ulaşabiliriz; inanç ve algı deneyimlerimizin çoğuna muhakeme yeteneğini ile ulaşırız. Bu içselci yaklaşım şu türden iddialar ve kabullere sahiptir; gerekçelendirme bilgi için olmazsa olmaz bir koşuldur, doğru inancın bilgiye dönüşmesi için, öznenin inancın doğruluğuna dair iyi bir nedene sahip olması ve bu nedenin farkında olmalıdır, öznenin bir nedenin içsel olarak farkında olması aynı zamanda öznenin bu nedenine bilişsel anlamda erişimini gerektirir. Öyleyse öznenin bizzat doğru inancı ile neden arasındaki ilişkiye erişimi ve farkındalığının bulunması bu yaklaşım için merkezi bir önem taşımaktadır. Diğer yandan böylesi bir yaklaşım içselciliğin deontolojik statüsüne de dikkat çekmeyi gerektirir. Öznenin neye inanması gerektiği konusunda bir tür yol göstericilik rolünün söz konusu olması deontolojik yaklaşım asli özelliklerinden biridir. İçselcilik büyük oranda deontolojik bir biçimde özneye yol göstericilik rolü üstleniyormuş gibi görünüyor. O halde, öznenin p öncülü ya da c önermesine inanması belirli türden bilişsel görev ve sorumluluklarını yerine getirmesine bağlıdır. Söz konusu epistemik ve bilişsel ödevler, sorumluluklar gerekçelendirmenin normatif boyutuna işaret eder. Diğer yandan bu konudaki tartışmalar daha sonra doğallaştırılmış epistemolojinin normatifliği yok saydığı yönündeki itirazlarla tekrar gündeme gelecektir. @@ Bir sonuca ya da çıkarıma ulaşmakta kullanılan önermeler. Öncüller, savunulan iddia ya da argümanın dayandırıldığı temel fikir ya da yargılardır. Argüman sunarken doğru öncüller sunmak argümanı daha sağlam ve geçerli hâle getirirken kullanılan yanlış öncüller ise argümanı daha zayıf ya da geçersiz kılar. @@ Kant’ın felsefeye kazandırdığı bir kavram olan sentetik a priori, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışması sonucunda ortaya çıkan bilgi türüdür. Bir yargının a priori olması, deneyime dayanmaksızın zorunlu ve kesin bilgiyi ifade ederken bir yargının sentetik olması, doğruluğunun içerdiği kavramların tanımlarına dayanamaması bakımından ek bilgi veren niteliğe sahip olduğu anlamına gelmektedir. Sentetik a priori bilgilerin kuruluşu, bağ kurucu bir unsur olan görüye dayanmaktadır. Görü, duyusallığın altına nesne düşürebildiğimiz zaman ortaya çıkmaktadır. Duyusallığın altına nesne düşürmeyi ise duyusallığın formları olan uzam ve zamandan hareketle yaparız. Bir nesnenin kavramını kurabilmek için gerekli olan şey görüdür. Böylelikle biz, altına görü düşürebildiğimiz nesneler üzerine yargıda bulunabiliriz. Bu bağlamda duyusallık ile görü, birbiriyle doğrudan ilişkili kavramlardır. Görü, empirik olgu durumları zemininde oluştuğu zaman sentetik a posteriori yargılar meydana gelmektedir. Öte yandan görünün, saf aklın kökeninde oluşması durumunda ise sentetik a priori yargılar meydana gelmektedir. Bu durumda sentetik a priori yargıların olanağı, olanaklı deneyimin sınırları içerisinde, saf görü ile empirik görünün birlikte çalışmasına bağlıdır. Sentetik a priori bilgilere örnek olarak Kant, matematiğin, geometrinin ve metafiziğin önermelerini ileri sürmüştür.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ÖNERME = KAZİYE = PROPOSITION[İng., Fr.] = LEHRSATZ[Alm.] = PROPOSITIO[Lat.] = PROPOSICION[İsp.]


- ONGOING :/yerine DEVAM EDEN


- ONGUN/ARMA[İt.] ve TUĞRA

( Bir devletin, bir hanedanın ya da bir kentin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf ya da biçim. | Bir kuruluşun simgesi olarak kabul edilen simge. | Geminin yürümesine hizmet eden direk, seren, ip, halat ve yelken takımı. İLE Osmanlı sultanlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan simgeselleşmiş işaret. | Tura. )


- -ONIC[İng.] ile/değil/yerine/= -ONİK


- ONİKOFAJİ değil/yerine/= TIRNAK KEMİRME


- ONION :/yerine SOĞAN


- ONKOGENEZ/ONCOGENESIS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞUMU


- ONKOJEN/ONCOGENOUS[İng.] değil/yerine/= KANSER OLUŞTURAN


- ONKOLOJİ/ONCOLOGY[İng.] değil/yerine/= UR BİLİMİ, KANSER BİLİMİ


- ONLINE[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ


- ONLİNE[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ


- ONLINE :/yerine ÇEVRİMİÇİ


- ONLY :/yerine SADECE


- ÖNSEL = KABLÎ = A PRIORI[İng., Fr., Alm., Lat.]


- ÖNSEZİ = HİS-İ KABL EL-VUKÛ = PRESENTIMENT[İng., Fr.] = AHNUNG[Alm.]


- ONTO :/yerine ÜZERİNE


- ONTOGENEZ değil/yerine/= BİREYOLUŞ


- ONTOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= ONTOLOJİK NATÜRALİZM

( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- ONTOLOJİ değil/yerine/= VAROLAN BİLİMİ


- ONUR = HAYSİYET = DIGNITY[İng.] = DIGNITÉ (HUMAINE)[Fr.] = WÜRDE, MENSCHENWÜRDE[Alm.] = DIGNITAS[Lat.] = DIGNIDAD[İsp.]


- ÖNYARGI = PEŞİN HÜKÜM, FİKR-İ BATIL, İTİKAT-I BATIL = PREJUDICE[İng.] = PRÉJUGÉ[Fr.] = VORURTEIL[Alm.] = PRAEJUDICIUM[Lat.] = PERJUICIO[İsp.]


- OO- ile/||/<> OVİ-/OVO- ile/||/<> OÖPHOR-/OÖPHORO- ile/||/<> OVARİ-/OVARİO-/OARİ-/OARİO- ile/||/<> SALPİNG-/SALPİNGO-/-SALPİNX ile/||/<> ORCHİ-/ORCHİD-/ORCHİDO-/ORCHİO-/-ORCHİSM ile/||/<> OSCHE-/OSCHEO- ile/||/<> BLAST-/-BLASTİC/BLASTO-/-BLASTY ile/||/<> -SPERM/SPERM-/-SPERMA/SPERMAT-/SPERMATO-/-SPERMİA/SPERMO-

( Yumurta. İLE/||/<> Yumurta. İLE/||/<> Yumurtalık, yumurtalığa ait, ovaryum. İLE/||/<> Yumurta/ovaryum ile ilgili. İLE/||/<> Tüp, boru, Östaki ya da Fallop tüpleri. İLE/||/<> Testis, testis ile ilgili durum. İLE/||/<> Testis torbası, skrotum. İLE/||/<> Germ; döl; öz; ateşleme, patlama; tomurcuk, tomurcuklanma, filizlenme ile ilgili, doğurgan göze ile ilgili, ana göze ile ilgili. İLE/||/<> Tohum, döl, semen. )


- OOCYTE[İng.] değil/yerine/= OOSİT

( Olgunlaşmamış yumurta gözesi, dişi gametosit.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OOSE/OBJECT ORIENTED SOFTWARE ENGINEERING[İng.] değil/yerine/= NESNE YÖNELIMLİ YAZILIM MÜHENDISLİĞİ


- OP./OPERATION[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT


- OP-/OPTO- ile/||/<> -OPSİS/OPHTHALM-/OPHTHALMO- ile/||/<> -OPİA ile/||/<> -OPSİA/-OPSİS/-OPSY ile/||/<> -OPY ile/||/<> CERAT-/CERATO-/KERA-/KERAT-/KERATO- ile/||/<> OCUL-/OCULİ-/OCULO- ile/||/<> CORE-/CORO-/-CORİA ile/||/<> PHAC-/PHACO- ile/||/<> ANİSOKORİ ile/||/<> DACRY-/DACRYO- ile/||/<> LACRİMO-/LACHRYMO- ile/||/<> CYCL-/CYCLO- ile/||/<> TARS-/TARSO- ile/||/<> İRİD-/İRİDO- ile/||/<> CANTH-/CANTHO- ile/||/<> BLEPHAR-/BLEPHARO-/-BLEPHARON ile/||/<> -SCOPE/-SCOPİC/-SCOPY ile/||/<> PHOR-/-PHORE/-PHORİA/PHORO-/-PHOROUS ile/||/<> ASTHENO-

( Görme, optik. İLE/||/<> Göz. İLE/||/<> Göz, göz kusuru ile ilgili. İLE/||/<> Özel görme ya da görünüm tipi ile ilgili. İLE/||/<> Boynuzsu doku | Kornea. İLE/||/<> Göz, gözle ilgili, göze ait. İLE/||/<> Lens ya da göz merceği ile ilgili. İLE/||/<> Göz bebekleri/Pupiller ile ilgili. İLE/||/<> Göz bebeklerinin farklı büyüklükte olması. İLE/||/<> Göz yaşları ile ilgili. İLE/||/<> Gözyaşı ve ilgili yapılarla ilgili. İLE/||/<> Devir, halka, daire, dairesel, gözün silier nesnesi ile ilgili. İLE/||/<> Göz kapaklarının kenarları ile ilgili, ayağın tarsal bölümü ile ilgili. İLE/||/<> İris. İLE/||/<> Gözün köşeleri ile ilgili, kontusla ilgili. İLE/||/<> Göz kapakları, kirpiklerle ilgili. | Göz kapağı hastalıkları ile ilgili. İLE/||/<> İnceleme için kullanılan araç, görmeyi sağlayan araç, görme, inceleme. İLE/||/<> Taşıyan, yüklenen, görme ekseninin dönmesi. İLE/||/<> Güçsüzlük, zayıflık [astenopi: Göz yorgunluğu]. )


- Op.[Lat. < Opus] ile/||/<> K/k | B/BWV ile/||/<> p/post

( Bu kısaltmalar, bestecilerin yapıtlarını sınıflandırmak ve tanımlamak için kullanılır. Bu kısaltmalar, bestecinin yapıtlarının düzenlenmesi ve dizinlenmesini kolaylaştırmak için kullanılır.

"Çalışma" ya da "yapıt/eser" anlamına gelir. Bu kısaltma, genellikle klasik ve romantik dönem bestecilerinin yapıtlarını numaralandırmak için kullanılır. Bir besteci, kendi yapıtlarını sırayla numaralandırır ve bu numaralama, bestecinin kariyeri boyunca yapıtlarının sıralamasını belirtir. ["Beethoven'ın "Op. 67", bestecinin 67. yapıtı olarak kabul edilir.]
İLE/||/<>
"Katalog" ya da "katalog numarası", genellikle Johann Sebastian Bach'ın yapıtlarını sıralamak için kullanılır. Bach'ın yapıtları, onun zamanında düzenlenmediğinden, sonradan bir katalog numarası verilerek düzenlenmiştir. ["BWV 846-893" gibi. Bach'ın klavye yapıtlarını tanımlar. BWV(Bach-Werke-Verzeichnis/Bach Yapıtlar Kataloğu) kısaltmasıdır.]
İLE/||/<>
"Sonradan" ya da "ölümünden sonra" anlamına gelir. Bu kısaltma, bir bestecinin ölümünden sonra yayımlanan ya da keşfedilen yapıtları için kullanılır. Ölümünden sonra bulunan ya da yayımlanan yapıtlar, bestecinin yaşarken dizinlemediği ya da tamamlamadığı yapıtlar olabilir. [Bu tür yapıtlar, genellikle "posthume" kısaltmasıyla işaretlenir, ardından numaralandırılır.] )


- OPAK/OPAQUE[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZ


- OPAK[İng. OPAQUE]/MAT[Fr.] değil/yerine/= DONUK[>< PARLAK]


- OPAQUE[İng.] / OPAQUE[Fr.] / OPAK[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAK


- OPALESZENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAKLIK


- OPAL GLASS[İng.] / VERRE OPALE[Fr.] / EIN TRÜBGLAS, OPALGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= OPAL CAM


- OPALINE[İng.] / OPALINE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPALİN


- OPASITE/OPACITY[İng.] değil/yerine/= IŞIKGEÇİRMEZLİK


- OPEN STAR CLUSTER[İng.] değil/yerine/= AÇIK YILDIZ KÜMESİ

( Genelde düzensiz biçimde dağılmış, üye sayısı birkaç düzineden birkaç bine kadar değişebilen yıldız toplulukları. Sıklıkla galaktik düzlemde bulunurlar ve küme üyelerinin çoğu, 10 milyar yıldan daha kısa süredir hayattadır. Ülker ve Arıkovanı kümeleri örnek olarak verilebilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OPEN :/yerine AÇMAK, AÇIK


- OPENEHR/OPEN ELECTRONIC HEALTH RECORD[İng.] değil/yerine/= AÇIK ELEKTRONİK SAĞLIK KAYDI


- OPENING :/yerine AÇILIŞ, AÇIKLIK


- OPERA SALONU değil/yerine/= ÜNGÜTEY


- OPERA SANATÇISI değil/yerine/= ÜNGÜCÜ


- OPERABL/OPERABLE[İng.] değil/yerine/= AMELİYAT EDİLEBİLİR


- OPERAN ŞARTLANMA/OPERANT CONDITIONING[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL KOŞULLANMA


- OPERANT RESPONSE[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL TEPKİ

( Gerçekleştirilmesinin sonuçlarına dayalı olarak yerleşmiş, öğrenilmiş bir davranış.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OPERATE :/yerine ÇALIŞTIRMAK


- OPERATING :/yerine İŞLETME, AMELİYAT


- OPERATION :/yerine OPERASYON


- OPERATÖR değil/yerine/= İŞLETMEN


- OPERATOR :/yerine OPERATÖR


- OPHIDIOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= OFİDİYOFOBİ

( Yılan korkusu olarak bilinen, Yunancada "yılan" anlamına gelen ὄφις ("ophis") ve "korku" anlamında gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- OPIANINE[İng.] ile/değil/yerine/= OPİANİN


- OPIATE[İng.] / OPIATE[Fr.] / OPIAT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPİAT


- OPINION :/yerine FİKİR, GÖRÜŞ


- OPIUM[İng.] / OPIUM[Fr.] / OPIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= OPİUM


- OPİYUM/OPIUM[İng.] değil/yerine/= AFYON


- OPORTÜNIST/OPPORTUNIST[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI


- OPORTÜNISTİK ENFEKSİYON/OPPORTUNISTIC INFECTION[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇI BULAŞ


- OPORTÜNİZM/OPPORTUNISM[İng.] değil/yerine/= FIRSATÇILIK


- OPPENHEIMER-PHILLIPS REACTION[İng.] / RÉACTION D'OPPENHEIMER-PHILLIPS[Fr.] / OPPENHEIMER-PHILIPPS-REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OPPENHEİMER-PHİLLİPS TEPKİMESİ


- OPPONENT :/yerine RAKİP


- OPPORTUNITY :/yerine FIRSAT


- OPPOSE :/yerine KARŞI ÇIKMAK


- OPPOSITE :/yerine ZIT, KARŞI


- OPPOSITION :/yerine MUHALEFET


- OPSİYON[İng. < OPTION] değil/yerine/= SEÇENEK/ÖZGESEÇİM


- OPSİYONEL/OPTIONAL[İng.] değil/yerine/= SEÇİMLİK | ISTEĞE BAĞLI


- OPTIC ANISOTROPY[İng.] / ANISOTROPIE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ANISOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ANİZOTROPİ


- OPTISCHES GLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK CAM


- OPTICAL DISPERSION[İng.] / DISPERSION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ZERSTREUUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DAĞILMA/DAĞILIM


- OPTISCHE TIEFE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DERİNLİK


- OPTİK DİSK/OPTIC DISK[İng.] değil/yerine/= KÖR NOKTA


- OPTICAL SYSTEM[İng.] / SYSTÈME OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DİZGE/SİSTEM


- OPTISCHE RICHTUNGEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DOĞRULTULAR


- OPTICAL ROTATION[İng.] / ROTATION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE UMDREHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK DÖNME


- OPTICAL PLANE[İng.] / PLAN OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK DÜZLEM


- OPTICAL AXIS[İng.] / AXE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE ACHSE[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK EKSEN


- ZİYÂÎ FAÂLİYET[Osm.] / OPTICAL ACTIVITY[İng.] / ACTIVITÉ OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE AKTIVITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ETKİNLİK


- OPTIC FIBER[İng.] / FIBRE OPTIQUE[Fr.] / OPTIKFASER[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FİBER


- OPTICAL PHONON[İng.] / PHONON OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER PHONON[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FONON


- OPTICAL FREQUENCIES[İng.] / FRÉQUENCES OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE FREQUENZEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK FREKANSLAR


- OPTICAL TRANSITION[İng.] / TRANSITION OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER ÜBERGANG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GEÇİŞ


- OPTIC MATERIAL[İng.] ile/değil/yerine/= OPTİK GEREÇ


- OPTICAL INTERFERENCE[İng.] / INTERFÉRENCE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE STÖRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK GİRİŞİM


- OPTICAL TWIN[İng.] / JUMELAGE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER ZWILLING[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK İKİZ


- OPTIC THICKNESS[İng.] / ÉPAISSEUR OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK KALINLIK


- OPTICAL MODE[İng.] / MODE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER MODUS[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK KİP


- OPTICAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK KRİSTAL


- OPTICAL CENTER[İng.] / CENTRE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHER MITTELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK MERKEZ


- OPTIC SUBSTANCE[İng.] / MATIÈRE OPTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= OPTİK NESNE/ÖZDEK/MADDE


- OPTIC NORMAL[İng.] / NORMALE OPTIQUE[Fr.] / OPTISCHE NORMAL[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK NORMAL


- OPTİK/OPTIC[İng.] değil/yerine/= GÖZ YA DA GÖRME (İLİŞKİLİ)


- OPTICAL PROPERTIES[İng.] / PROPRIÉTÉS OPTIQUES[Fr.] / OPTISCHE EIGENSCHAFTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= OPTİK ÖZELLİKLER