I ve İ ile biten FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 37.388 başlık/FaRk ile birlikte,
37.388 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(7/151)
- ALİ ŞİR NEVÂÎ ve BİHZAD[Fars. BİH: İyi. + ZAD: Doğma/doğmuş.]
- ALİ UFKÎ/UFÎKÎ ile/ve/> DİMİTRİ KANTEMİR
- ÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile ÂLÎ[Ar.] ile ALÎ[Ar. < ÂLET]
( Yüce, ulu. Kemâlâtı kendinde toplayan. | Kişi adı. İLE/< Ebû Tâlib'in oğlu ve Hz. Muhammed'in damadı, dördüncü halife. İLE/< Âlete ait, âletle ilgili. | Yemin edici/eden. )
- ALİ YILMAZ BALIKÇILAR PARKI :
( :Büyükdere Mahallesinde bulunmaktadır. Sahildeki eski parktır. Tamamen yeniden düzenlendi ve Ali Yılmaz ismi ile açıldı. 1.173,52 m²'lik bir alan üzerindedir. 167,00 m²'lik yeşil alanı, 101,40 m²'lik çocuk oyun alanı, 27,13 m²'lik bir tesisi bulunmaktadır. )
- ALİ[Ar. < ʿALĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALİ
( Çok zorba anlamında Ali kıran baş kesen bir kimse birinden aldığını ötekine ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek anlamında Ali nin külahını Veli ye Veli nin külahını Ali ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz )
- ALİ ile ALİ ABBAS ile ALİ EKBER ile ALİ EKBER HAŞİMİ RAFSANCANİ ile ALİ AŞGAR ile ALİ EŞREF ile ALİ BABA ile ALİ HASAN ile ALİ KARAM ile ALİ MUHAMMED ile ALİ PANAH ile ALİ ŞAMKHANİ
( ALI vs. ALI ABBAS vs. ALI AKBAR vs. ALI AKBAR HASHEMI RAFSANJANI vs. ALI ASGHAR vs. ALI ASHRAF vs. ALI BABA vs. ALI HASAN vs. ALI KARAM vs. ALI MOHAMMAD vs. ALI PANAH vs. ALI SHAMKHANI )
( علي ile عليعباس ile علياکبر ile علي اکبر هاشمي رفسنجاني ile علياصغر ile علياشرف ile عليبابا ile عليحسن ile عليکرم ile عليمحمد ile عليپناه ile علي شمخاني )
( علي ile عليعباس ile علياکبر ile ALY AKBAR CPEHESHAMY RAFSANJANY ile ALYASGAR ile علياشرف ile عليبابا ile عليحسن ile ALYKARAM ile عليمحمد ile عليپناه ile علي شمخاني )
- ALİ ile ALİL ile ALİM/LİK
- ÂLİ ile ULVÎ
- ALİ[Ar. < ʿĀLĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> YÜCE | YÜKSEK
( Babıali zatıalileri zatıaliniz yüce yüksek )
- ALİASİNG ile/değil/yerine/= GÖRÜNTÜ KAYMASI
- ALIÇ ile/||/<> AKDİKEN ile/||/<> GÖVEM ERİĞİ ile/||/<> GEYİK DİKENİ
( yabani akdiken )
- ALIÇ ile ALIÇ MARMELADI
- RECEIVER CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT RÉCEPTEUR[Fr.] / AKSEPTORKREIS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DEVRESİ
- ACCEPTOR LEVELS[İng.] / NIVEAUX ACCEPTEURS[Fr.] / AKZEPTORISCHE NIVEAUS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI DÜZEYLERİ
- ALICI ÖDEMELİ ile/||/<> ÖN ÖDEMELİ ile/||/<> PEŞİN ÖDEMELİ
( Değeri ödendikten sonra alıcıya verilecek olan Karşı tarafça ödenmek şartıyla edilen telefon veya çekilen telgraf Değeri ödendikten sonra alıcıya verilmek şartıyla )
- ÂHİZE[Osm.] / ACCEPTOR, RECEIVER[İng.] / RÉCEPTEUR[Fr.] / AKZEPTOR, RECEIVER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALICI
- ALICI ile ALACAKLI
- ALICI ile/değil/yerine/=/||/<> ALMAÇ | KAMERA | AZRAİL
( alıcı kuş alıcı ödemeli az alıcı can alıcı gelin alıcı göz alıcı ışınım alıcısı televizyon alıcısı uydu alıcısı Alma işini yapan Satın almak isteyen kimse müşteri Kendisine bir şey gönderilen kimse almaç kamera Azrail )
- ALICI ile/ve ANLAYICI
( Almaya/anlamaya hazır olan. | Satın almak isteyen kişi, müşteri. | Kendine bir şey gönderilen kişi. | Almaç. | Kayıt aracı. | Azrail. İLE/VE Katılmaya hazır olan. )
- ALICI ile İLETKEN
- ALICI/LIK ile ALICI KUŞ ile ALICI ÖDEMELİ
- RETENTION TIME[İng.] ile/değil/yerine/= ALIKONMA (GECİKME) SÜRESİ
- ALIM SATIM BÜROSU ile/||/<> ALIM SATIM OFİSİ
( Satın alma ve satma işleri )
- ÂLİM[Ar. < ʿĀLİM] ile/değil/yerine/=/||/<> BİLİM ADAMI
- ALİMENT- ile/||/<> NUTRİ- ile/||/<> SİTİO-/SİTO- ile/||/<> TROPH-/-TROPHİA/-TROPHİC/-TROPHİN/TROPHO-/-TROPHY ile/||/<> -OREXIA ile/||/<> EMET-/EMETO- ile/||/<> JEJ- ile/||/<> -PHAG/-PHAGE/-PHAGİA/PHAGO-/-PHAGOUS/-PHAGY
( Besin, besinsel. İLE/||/<> Beslenme, besinsel. İLE/||/<> Tahıl, besin, tane, tohum, besinlerle ilgili. İLE/||/<> Besin ve beslenme ile ilgili. İLE/||/<> İştah, istek. İLE/||/<> Kusma. İLE/||/<> Açlık, kuru. İLE/||/<> Yeme, yiyen, yutan. )
- ALIMINO SILICATE GLASS[İng.] ile/değil/yerine/= ALİMİNO SİLİKAT CAMI
- ALIMLAMA ANALİZİ ile/||/<> ALIMLAMA ESTETİĞİ ile/||/<> ALIMLAMA KURAMI
( Alımlamak işi )
- ALIMLAMA ESTETİĞİ | ALIMLAMA KURAMI ile/||/<> ALIM SATIM BÜROSU | ALIM SATIM OFİSİ
- ALIMLAMA KURAMI ile/||/<> BİLGİ KURAMI ile/||/<> BİLİM KURAMI ile/||/<> ÇOKLU ZEKÂ KURAMI ile/||/<> DEĞER KURAMI
( Sistemli bir biçimde düzenlenmiş birçok olayı açıklayan ve bir bilime temel olan kurallar yasalar bütünü nazariyat nazariye teori Belirli bir konudaki düşüncelerin görüşlerin bütünü Uygulamalardan bağımsız olarak ele alınan soyut bilgi )
- ALIMLAMAK ile ALIM ile ALIMCI/LIK ile ALIMLI/LIK ile ALIMSIZ/LIK ile ALIM SATIM ile ALIM ÇALIM ile ALIMLI ÇALIMLI ile ALIM SATIM OFİSİ ile ALIM SATIM BÜROSU
- ALIMLI ile ÇEKİCİ
- ÂLİMU Bİ'Ş-ŞEY'İ[Ar.] ile MUHÎTU BİHİ[Ar.]
- ALIN ÇATI ile/||/<> ALIN TERİ ile/||/<> ALIN YAZISI ile/||/<> ALNI AÇIK ile/||/<> AÇIK ALIN
( Yüzün kaşlarla saçlar arasındaki bölümü cebin Bazı şeylerin önü ön yüzü Güneş ateş sıcak vb nin karşısı Bir ocakta her türlü ayak galeri baca kuyu ve yolun ilerletilmekte olan yüzeyi )
- ALIN/AKIL TERİ ile/ve/||/<> GÖZYAŞI ile/ve/||/<> KAN ile/ve/||/<> MÜREKKEP
- ALIN TERİ/TERLEMESİ ile SIRT TERİ/TERLEMESİ ile KIÇ TERİ/TERLEMESİ
( Sadece fiziksel çalışmaktan kaynaklanan durum/ter. İLE Çalışırken ciddi zorlanmadan kaynaklanan durum/ter. İLE Sıkıntıdan/zorluktan kaynaklanan durum/ter. )
( BASÎ[çoğ. BUSU'], NETH )
- ALINDI ile ALINDILI ile ALINDISIZ
- ALINDI ile ANILDI
- ALINMAK ile ALINABİLMEK ile ALIN/LIK ile ALINLI ile ALIN TERİ ile ALIN ÇATI ile ALIN YAZISI
- ALINTI ile ARAŞTIRMA
( Bir kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". | Başka bir dilden alınmış sözcük. İLE Birkaç kişinin çalışmasını(sözünü/yazısını) "kullanmak". )
( İKTİBAS ile İSTİKŞAF, TAHARRİ, TETKİK )
- ALINTI ile/ve/değil ATIF
- ALINTI ile/<> ÇALINTI
- ALINTILAMAK ile ALINTILANMAK ile ALINTILANABİLMEK ile ALINTILAYABİLMEK ile ALINTI
- ALIŞ FİYATI ile/||/<> ALIŞVERİŞ ile/||/<> EFEKTİF ALIŞ
( Almak işi )
- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI
( [not] MORALS OF HABIT vs./and/but MORALS OF PREFERENCE
MORALS OF PREFERENCE instead of MORALS OF HABIT )
- (ALIŞKANLIK YAPICILARDAN) UZAK DURMALI!
- ALIŞKI ile ALIŞKIN/LIK
- ALIŞKIN | ALIŞKANLIK ile/||/<> ALIŞKAN | ALIŞKI ile/||/<> ALIŞMIŞ | ALIŞKINLIK ile/||/<> ALIŞMIŞLIK
- ALIŞMA | DOSTLUK/ÜLFET[Ar. < ULFET] >< DÜŞMAN | DÜŞMANCA/HUSUMETLİ
( alışma Anlaşabileceği kişilerle güzel bir şekilde görüşüp konuşma dostluk )
- ALIŞMAK ile ALIŞILMAK ile ALIŞTIRMAK ile ALIŞABİLMEK ile ALIŞIVERMEK ile ALIŞTIRILMAK ile ALIŞ ile ALIŞ FİYATI
- ALIŞVERİŞ MERKEZİ ile/||/<> ALIŞVERİŞ SİGORTASI ile/||/<> TEMASSIZ ALIŞVERİŞ ile/||/<> PAZARLIKLI ALIŞVERİŞ ile/||/<> DÜŞÜNCE ALIŞVERİŞİ ile/||/<> FİKİR ALIŞVERİŞİ
( Çarşı pazar mağaza vb yerlerden ihtiyaç duyulan şeyleri satın alma işi Alım satım işi muamele ahzüita aksata pazar Bir kişiyle veya bir olayla olan ilişki )
- ALIŞVERİŞ ile ALIŞVERİŞ SİGORTASI
- ... ALIŞVERİŞİ ile/değil/yerine ... PAYLAŞIMI
- ALIVE :/yerine CANLI
- ALİYE RONA PARKI :
( Cumhuriyet Mahallesindedir. 499,05 m²'lik bir alan üzerindedir. 199,04 m²'lik yeşil alanı ve 97,56 m²'lik çocuk oyun alanı bulunmaktadır. )
- ALİZARİN[Fr. < ALIZARINE] ile/değil/yerine/= KÖK BOYASI
- ALİZARİN[Fr. < ALIZARINE] ile/değil/yerine/=/||/<> KÖK BOYASI
- ALIZARIN[İng.] ile/||/<> KÖK BOYASI
( Kökboyasıgiller ailesindeki bitkilerin köklerinde veya suni olarak üretilen karışımları dokuları boyamakta veya indikatör olarak kullanılan 1 2hidroksiyantrakuinon bileşiği alizarin )
( ALIZARIN )
- ÂLÎZ/Î[Fars.] -ile
( Çifte. )
- ALJEZİ ile/||/<> ALJEZİK ile/||/<> ...-ALJİ
( Ağrı duyarlılığı. İLE/||/<> Ağrılı. İLE/||/<> ... ağrısı. )
- ALJİ[Fr.] ile/değil/yerine/= NEDENİ NE OLURSA OLSUN BİR BÖLGEDE TOPLANAN AĞRI
- ALKALİ/ALCALİ[Fr. < ALCALI] ile/||/<> ALKALİK/ALCALİQUE[Fr. < ALCALIQUE] ile/||/<> ALKALOİT/ALCALOİDE[Fr. < ALCALOÏDE]
( alkali metaller alkalimetre Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı )
- ALKALINE ERROR[İng.] / ALKALISCHE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALKALÎ HATASI
- ALKALİ[Fr. < ALCALI] ile ALKALOİT[Fr. < ALCALOIDE]
( Alkali metallerin hidroksitleriyle amonyum hidroksitin genel adı. İLE Özellikleri ile alkalileri andıran organik nesne. )
- ALKALİK/ANTİASİT[Fr. < ANTIACIDE] ile/||/<> ALKALİK/KALEVİ[Ar. < ḲALEVĪ]
- ALKAN ile ALKALİ ile ALKALİK ile ALKALİ METALLER
- ALKIŞ ile/ve/yerine BİLARDO ALKIŞI
( Elleri, avuç içlerini çarptırarak. İLE/VE/YERİNE Orta parmak ya da yüzük parmağını, baş parmakla birleştirip ve kaydırıp avuç içine çarptırarak. )
( Daha çok/güçlü ses çıkararak. İLE/VE/YERİNE Daha az/güçsüz ses çıkararak. )
( Daha kaba. İLE/VE/YERİNE Daha nazik. )
( Beğeni ve coşkunu daha çok ve doğrudan duyurmak/yansıtmak üzere. İLE/VE/YERİNE Sporcunun odaklanmasına ve derinleşmesine engel olmamak üzere. )
- ALKIŞ ile TOKMAĞI
( CLAP vs. CLAPPER )
( کف زدن ile صداي ناگهاني ile دست زدن ile صداي دست زدن ile کف زننده )
( KOF ZADAN ile SADAY NAGEHANY ile DAST ZADAN ile SADAY DAST ZADAN ile KOF ZANANDEH )
- ALKIŞÇI >< ISLIKLAMA | ŞAKŞAKÇI
( Eski tiyatrolarda alkışlamak için parayla tutulan kişi. (bk. şakşakçı). @@ Bazı tecimsel tiyatrolarda, oynanan oyunu seyirciye onaylatmakta etkili olmak için parayla tutulan kişi. bk. şakşakçı.@@Sinema Çekim tahtasını her çekimin başında alıcının önünde tutarak şakşağı kullanan kimse. @@ Oyunun alkışlanacak yerlerinde çekimser seyirciye önayak olup onun da alkışlanmasını sağlamak ereğiyle tutulmuş alkışçı. @@ Eski tiyatrolarda oyunun alkışlanacak yerlerinde seyirciyi etkileyip alkışlamasını sağlayan görevli kişi. Oyunun tümünü onaylatabilmek için yığının tepkisinden yararlanan şakşakçı, yaptığı iş karşılığında belli bir ücret alırdı. )
( CLAPPER | WHISTLING SOUND~WHISTLING SOUND | WHISTLE )
( CLAQUEUR | SIFFLER~SIFFLER )
( GEDUNGENER BEIFALLKLATSCHER | GEDUNGENER BEIFALLKLATCHER | ZISCHEN~ZISCHEN | PFEIFFEN )
( CLAQUE~FISCHIO )
( ΚΛΆΚΑ / κλάκα~ΣΦΎΡΙΓΜΑ / σφύριγμα )
- ALKIŞÇI ile/||/<> ŞAKŞAKÇI
( Eski tiyatrolarda alkışlamak için parayla tutulan kişi şakşakçı Bazı tecimsel tiyatrolarda oynanan oyunu seyirciye onaylatmakta etkili olmak için parayla tutulan kişi şakşakçı Sinema Çekim tahtasını her çekimin başında alıcının önünde tutarak şakşağı kullanan kimse Oyunun alkışlanacak yerlerinde çekimser seyirciye önayak olup onun da alkışlanmasını sağlamak ereğiyle tutulmuş alkışçı Eski tiyatrolarda oyunun alkışlanacak yerlerinde seyirciyi etkileyip alkışlamasını sağlayan görevli kişi Oyunun tümünü onaylatabilmek için yığının tepkisinden yararlanan şakşakçı yaptığı iş karşılığında belli bir ücret alırdı )
( CLAPPER | WHISTLING SOUND )
( CLAQUEUR | SIFFLER )
( GEDUNGENER BEIFALLKLATSCHER | GEDUNGENER BEIFALLKLATCHER | ZISCHEN )
( CLAQUE )
( ΚΛΆΚΑ / κλάκα )
- ALKIŞLAMAK ile ALKIŞLANMAK ile ALKIŞLATMAK ile ALKIŞLANABİLMEK ile ALKIŞLATABİLMEK ile ALKIŞLAYABİLMEK ile ALKIŞ ile ALKIŞÇI/LIK ile ALKIŞ AĞASI
- ALKOL ile ALKOLLÜ ile ALKOLLÜ İÇKİ ile ALKOLLÜ İÇKİLER ile ALKOLİZM
( ALCOHOL vs. ALCOHOLIC vs. ALCOHOLIC DRINK vs. ALCOHOLIC LIQUORS vs. ALCOHOLISM )
( الکل ile الکلي ile باده پرستي ile باده پرست ile باده گساري ile باده دوست ile شرابخور ile باده نوش ile باده گسار ile مشروب ile مسکرات ile اعتياد به الکل )
( ELEKL ile ELEKLY ile BADEH PARESTY ile BADEH PAREST ile BADEH GOSARY ile BADEH DOST ile SHARABAKHOR ile BADEH NOSH ile BADEH GOSAR ile MOSHROB ile MOSKERAT ile EATYAD BAH ELEKL )
- ALLAH ÇIRASI : YILDIZ ya da AY
( DIVINE SPARK : STAR OR MOON )
- ALLAH TAKSİMİ ile/ve/||/<> KUL TAKSİMİ
- ALLAH ZİKRİ ile/ve YA ALLAH ZİKRİ
( Belirli bir noktadan sonra Allah'a "O" bile demek caiz değildir. )
- ALLAH ile/||/<> YARADAN ile/||/<> OĞAN ile/||/<> TANRI ile/||/<> MEVLA
- ALLAH'IN:
ADI değil ADININ ADI
- ALLAH'IN:
EMRİ ile/ve/||/<> MURADI
- ALLAH'IN EMRİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞANIN GEREĞİ
- ALLAH'IN LAFZI değil ALLAH'IN KELÂMI
- ALLÂH'IN MAKAMI:
NAZ MAKAMI değil NİYÂZ MAKAMI
- ALLAH'IN SIFATLARI:
SELBÎ/TENZİHÎ ile/ve/||/<>/> SUBÛTÎ
( - Vucud
- Kıdem
- Bekâ
- Vahdâniyet
- Muhâlefetün lil-Havadis
- Kıyam bi-nefsihî
İLE/VE/||/<>/>
- Hayat
- İlim
- Semi
- Basar
- İrâde
- Kudret
- Kelâm
- Tekvin )
- ALLÂH'IN VARLIĞI ile/değil ALLÂH'IN BİRLİĞİ
- ALLAH'IN:
ZÂT'I ile/ve SIFATLARI
( Allah'ın zâtı insanda, sıfatı âlemde. )
- ALLAH'I/NI" ... ile/değil/yerine ALAYI/NI ...
- ALLAH'TAN ... ile/ve/değil/yerine NEYSE Kİ ...
- ALLÂHU A'LEMU Bİ-ZÂTİHÎ[Ar.] ile ALLÂHU A'LEMU Lİ-ZÂTİHÎ[Ar.]
- ALLAIS AÇMAZI ile/ve/||/<> İKİ ZARF AÇMAZI ile/ve/||/<> ST. PETERSBURG AÇMAZI
- ALLAMAK ile ALLANMAK ile ALLAŞMAK ile ALLAH/LIK ile ALLAHSIZ/LIK ile ALLAH AŞKINA ile ALLAH YAPISI ile ALLAK BULLAK ile ALLAH TAKSİMİ ile ALLAH VERGİSİ
- ALLEE EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= ALE ETKİSİ
( Bireylerin kendi türünden bireylerin varlığından sağladıkları kazancı ifade eden terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALLEE EFFECT[İng.] ile/değil/yerine/= ALLEE ETKİSİ
( Tür içerisindeki bireylerin, aynı türde olanların etrafında olmasından dolayı kazandığı avantajdır. İlk olarak 1930 yılında Warder Clyde Allee tarafından ileri sürülmüştür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALLEGORİ değil ALEGORİ
- ALLEGORİE[Fr. < ALLÉGORIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALEGORİ
( Bir görüntü bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme yerine Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu )
- ALLEGRO[İt. < Mutlu, sevinçli.] ile ALLEGRETTO[İt.]
( Hızlı, canlı çalmak/çalınan. İLE Allegro'dan daha yavaş tempoda çalmak/çalınan. )
- ALLELOPATİ ile/||/<> İNTERFERANS
( Allelopati kimyasal inhibe, interferans fiziksel. )
( Formül: Toksik İLE direkt )
- ALLERGİE[Fr. < ALLERGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALERJİ
( lateks alerjisi Birtakım yiyecek ilaç toz koku vb ne hastalık derecesinde gösterilen aşırı tepki Bir kimseye veya bir şeye karşı olumsuz yönde duyulan aşırı duyarlılık )
- ALLERGIE[Fr. < ALLERGIE] ile/||/<> ALERJİ ile/||/<> ALERJİ[Fr. < ALLERGIE]
( allos beraber ergon faaliyet Daha önce maruz kalmış olma sebebiyle bir antijene karşı meydana gelen duyarlılığın artması Allerji Vücudun ilaç birtakım besin maddesi ve antijenlere karşı gösterdiği aşırı tepki allerji Vücuda giren antijen niteliğindeki maddelere karşı oluşan bağışık cevabı ve canlıyı korumak yerine bazı doku yıkımlarına ve hastalıklara neden olan aşırı tepkimeler )
( ALLERGY )
( ALLERGIE )
( ALLERGIE )
- ALLERGY[İng.] ile/değil/yerine/= ALERJİ
( Vücudun diğer insanların vücutlarına zarar vermeyen bir maddeye gösterdiği aşırı tepki.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AL[L]ERJİ ile/||/<> AL[L]ERJEN
( Duyarca. İLE/||/<> Duyargan. )
- ALLI MORLU ile/||/<> ALLI PULLU ile/||/<> ALLI YEŞİLLİ
( Üzerinde veya içerisinde al renk bulunan Al renkli elbise giyinmiş olan )
- ALLI ile ALLIK ile ALLI PULLU
- ALLOCHROMY[İng.] / ALLOCHROMIE[Fr.] / ALLOCHROMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALLOKROMİ
- ALLOMETRY EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= ALOMETRİ DENKLEMİ
( Genel formu y = bxa olan denklem. Burada; y ve x karşılaştırılan iki değer, a ve b ise sabittir. Büyüme, izometrik yani doğrusal ise allometrik üstel "a" nın değeri 1'dir. a> 1 olduğunda allometri pozitif, a <1 olduğunda negatif olarak söylenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALLOPOLYPLOİDİ ile/||/<> AUTOPOLYPLOİDİ
( Allopolyploidi farklı türlerden kromozom setiyken İLE autopolyploidi aynı türden çoklu kromozom setidir )
( Formül: Hibrit speciation )
- ALLOTROPY[İng.] / ALLOTROPIE[Fr.] / ALLOTROPIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALLOTROPİ
- ALLOTROPIE[Fr.] ile/||/<> ALOTROPİ[Fr. < ALLOTROPIE]
( kimya )
( ALLOTROPIE )
- ALLOTROPİE[Fr. < ALLOTROPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALOTROPİ
( Karbon fosfor vb maddelerin fiziksel bakımdan ayrı özellikler gösterebilmesi durumu )
- ALMAK ile ALMANLAŞMAK ile ALMAZLANMAK ile ALMANLAŞTIRMAK ile ALMAN ile ALMAÇ ile ALMAŞ ile ALMANCA ile ALMANCI/LIK ile ALMAŞLI ile ALMAZLIK ile ALMAN USULÜ ile ALMAN GÜMÜŞÜ ile ALMAN PAPATYASI
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİĞİ YAZLIĞI :
( Tarabya Yeniköy Caddesi üzerinde ve koyun Güneybatı tarafındadır. Elçilik yazlık binalarının bulunduğu alanda eskiden Sultan II. Selim'in (1566 - 1574) emri ile Sadrazam Sokulu Mehmet Paşa tarafından bir kasır yapılmış ve "Servi Çimenzari" ismi verilmiştir. Sultan II. Abdülmecid (1839 - 1861) bu kasırda kalmasına rağmen kasır yıktırılmıştır. Sultan II. Abdülhamid)1876 - 1909) yıktırılan kasrın yerini Almanlara verince Almanlar bu alan üzerine Elçiliklerinin yazlık binalarını yapmışlardır. )
- ALMAN BÜYÜKELÇİLİK YAZLIĞI :
( Tarabya plajı karşısındadır. 185 dönümlük bir koru içindedir. Zengin florası ile örnek bir koruluğa sahiptir. Üç bloktan oluşan yazlık binalar şale tipi ahşap bağdadi üslubunda 1887 yılında inşâ edildi. Bu koruluk içinde daha önceleri II, Mahmut'un kasrı bulunuyordu. Abdülmecit tarafından kasır yıktırıldı. Arazi daha sonraları II. Abdülhamit tarafından Alman İmparatorluğuna hediye edildi. Müştemilat binalarının yanında bir de küçük şapel ve mezarlık bulunmaktadır. Mezarlıkta Çanakkale ve II. Dünya savaşında ölen Alman askerleri için şehitlik var. Alman Mareşal Moltke'nin mezarı da buradadır. )
- ALMAN:
İDEALİZMİ ile ROMANTİZMİ
- ALMAN PAPATYASI ile/||/<> ROMA PAPATYASI ile/||/<> SARI PAPATYA ile/||/<> TARLA PAPATYASI
( Orta Avrupada yetişen bir tür papatya Anthemis nobilis )
( ANTHEMIS NOBILIS cum/||/<> CHAMAEMELUM NOBILE cum/||/<> ANTHEMIS TINCTORIA cum/||/<> ANTHEMIS ARVENSIS cum/||/<> ANTHEMIS COTULA )
- ALMAN ŞEHİTLİĞİ :
( Almanya Büyükelçiliği Yazlık binalarının bahçesinde I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşında ölen Alman Subay ve askerleri için şehitlik yapılmıştır. Şehitlikte 265 Alman askeri gömülü bulunmaktadır. Alman Mareşal Goltz Paşa'da bu şehitlikte gömülüdür. )
- ALMANDİN[Lat.] ile/değil/yerine/= SEYLAN TAŞI
- İLKOKUL FİŞLERİ:
ALMANYA'DA ile İNGİLTERE'DE ile JAPONYA'DA ile [ne yazık ki]
TÜRKİYE'DE
( Üretim ve yaşam, disiplinle başlar. İLE Geçmişini bilmeyen, geleceğini belirleyemez. İLE Yaşamak için üreteceksin. İLE Ali, ata bak! )
- ALMEN TEST, ALMEN-NYLANDER TEST[İng.] / ESSAI ALMEN-NYLANDER[Fr.] / ALMEN XYLANDER PROBE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALMEN DENEMESİ
- ALMOND OIL[İng.] ile/||/<> BADEM YAĞI
( Genellikle sürgüt etkili ve yumuşatıcı olarak kullanılan bademden elde edilen bitkisel bir yağ )
( ALMOND OIL )
- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK
- ALO ile/ve/||/<> HELLO[İng.] ile/ve/||/<> MOSHI MOSHI[Jap.]
- ALOE VERA ile ALOE AĞACI
( ALOES vs. ALOESWOOD )
( چدروا ile عود )
( چدروا ile OUD )
- ALOESTEZİ[Fr.] ile/değil/yerine/= DUYARLILIK BOZUKLUĞU
- ALOFENİK/HİBRİT/KİMERİK ile/||/<> ALOJENİK ile/||/<> ALOMETRİ ile/||/<> ALOMETRİ DENKLEMİ ile/||/<> ALOPATRİ ile/||/<> ALOPATRİK MODEL ile/||/<> ALOSTERİ ile/||/<> ALOSTERİK PROTEİN ile/||/<> ALOTANIMA ile/||/<> ALOZİM
( Gözelerinde birden fazla genotip bulunan organizmalar.[İki farklı türün çiftleşmesiyle oluşan döl olarak da bilinir. En bilinen örneği, at ile eşeğin çiftleşmesi ile oluşan katırdır.] İLE/||/<> Aynı türe ait olmasına karşın bireylerin genlerinin farklı olması.[Homo sapiens türünde, tek yumurta ikizleri dışındaki her birey, birbiriyle alojeniktir.] | Bir türün farklı üyelerinden elde edilen biyolojik nesnelerin bu türün başka bir üyesi için neyle karşılandığını tanımlar.[Alojenik kök göze] İLE/||/<> Gövde büyüklüğünün, gövdenin biçimine, anatomiye, fizyolojiye ve davranışa bağlı olan ilişkisini inceleyen bilim dalı.[Çoğu zaman, bir canlının gelişimi sırasında farklı parçalarının ya da boyutlarının farklı büyüme miktarı göstermesi için kullanılsa da sadece asimetrik büyüme çözümlemesini içermez. Bir organizmanın gövde biçimi, gelişim süresince farklı parçalarının oransal büyüme hızına bağlıdır. Gövdenin kendine özgü biçimini almasını sağlayan bu orantılı büyümeye alometrik büyüme denir.][Baş, insanın gelişimi sırasında gövdeye oranla daha yavaş, bacaklar ise daha hızlı gelişmektedir.] İLE/||/<> Genel formu y = bxa olan denklem.[y ve x karşılaştırılan iki değer, a ve b ise sabittir.[Büyüme, doğrusal/izometrik ise allometrik üstel "a" nın değeri 1'dir. a > 1 olduğunda, allometri pozitif, a < 1 olduğunda negatif olarak söylenir.] İLE/||/<> Farklı coğrafi alanlarda yaşamak ya da farklı bölgelerde yaşayan topluluklar. İLE/||/<> Bir popülasyonun yalıtıldığında seçilimin ve sürüklenmenin yalıtımının iki yanındaki popülasyonlara bağımsız olarak etki etmesi yoluyla türleşmenin gerçekleştiğini ileri süren varsayım.[Günümüzde bilimsel gerçek olarak görülmektedir.] İLE/||/<> Düzenleyici bir ligandın proteinin katalitik sahası dışındaki bir bölgeye bağlanması yoluyla ya da kovalent modifikasyon yoluyla bir proteinin konformasyonunun değişmesi yoluyla protein etkinliğinin değişmesi. İLE/||/<> En az iki farklı konformasyonu benimseyebilen ve bir ligandın bir bölgesine bağlanmasıyla oluşan konformasyonel değişikliğin proteinin ikinci bir bölgesindeki protein etkinliğini değiştirdiği proteinler. Bu proteinler, bir gözedeki bir molekülün başka bir türdeki bir molekülün yazgısını etkilemesine izin verir ve bu mekanizma enzim düzenlemesinde yaygın olarak kullanılır. İLE/||/<> Bir allojenik bireyin antijen sunan gözeler üzerindeki MHC moleküllerinin, T gözeleri tarafından tanınması.[In vivo ortamda allograf reddine ve karışık lenfosit reaksiyonuna[mixed lymphocyte reaction/MLR] neden olur.] İLE/||/<> Aynı lokusta bulunan farklı alellerden salgılanan farklı özellikteki enzimler. )
- ALOFON[İng. < ALLOPHONE] ile/değil/yerine/=/||/<> SES DEĞİŞKESİ
- ALOFTALMİ[Fr.] ile ALOKİNEZİ[Fr.] ile ALOMETRİ[Fr.] ile ALOPATİ[Yun.] ile ALOPESİ[Fr.] ile ALOTROFİ[Fr.] ile ALOTROPİ[Yun.] ile ALOZOM[Fr.]
( Gözün iris renginin değişikliği kusuru. İLE Gövdenin bir örgenini hareket ettirmek isteyince, onun yerine karşı yandaki örgenin hareket etmesi biçiminde beliren hareket bozukluğu. İLE Bir örgenin, gövdenin bütününe oranla daha hızlı gelişmesi bozukluğu. İLE Sayrıya verilen ilacın, sağlam biri üzerinde denendiğinde, sayrılığın belirtilerine karşıt belirtiler göstermesi. İLE Kıl ve saçların yokluğu ya da dökülmesi, kellik. İLE Çeşitli gıdalarla beslenme olanağı. İLE Bir nesnenin hiçbir kimyasal değişikli yokken ayrı özellikler gösterebilmesi. İLE Erillik/dişillik belirlenmesindeki kromozom. )
- ALOGAMİ[Fr.] ile/değil/yerine/= TOZLAŞMA/TOZLANMA
( Eril örgenlerdeki çiçek tozunun, rüzgâr ya da böceklerin aracılığıyla çiçeklerin tepeciğine konması, döllenme. | Polen tanelerinin rüzgâr, böcek, su gibi etkenlerle dişi üreme gözelerine ulaşması. | Sporlaşma. )
- ALOMORF[İng. < ALLOMORPH] ile/değil/yerine/=/||/<> EŞ BİÇİM BİRİMİ
- ALOPESİ/ALOPECIA[İng.] ile/değil/yerine/= SAÇ YA DA KIL DÖKÜLMESİ | SAÇSIZLIK KELLİK
- ALOTROPİ -ile
( Ayrı biçimlenme. )
- ALPHATHERAPİE[Fr. < ALPHATHÉRAPIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ALFATERAPİ
( Alfa ışını kullanılarak yapılan tedavi )
- ALPİNİST[Fr. < ALPINISTE] ile/değil/yerine/= DAĞCI
- ALPİNİST[Fr. < ALPINISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> DAĞCI
- ALPYILDIZI -ile
( Dağların çok yüksek yamaçlarında rastlanan bir çiçek.[Lat. PARADISIA LILIASTRUM] )
- ALŞİMİ ile ALŞİMİST
- ALŞİMİST ile/||/<> SİMYACI
- ALT AÇI ile/||/<> ALT ALTA ile/||/<> ALT ANLAM ile/||/<> ALT BAŞLIK ile/||/<> ALT BAYİ ile/||/<> ALT BÖLÜM ile/||/<> ALT CİNS ile/||/<> ALT ÇENE ile/||/<> ALT DERİ ile/||/<> ALT DİŞ ile/||/<> ALT DUDAK ile/||/<> ALT FAMİLYA ile/||/<> ALT GEÇİT ile/||/<> ALT GERİLİM ile/||/<> ALT GÜVERTE ile/||/<> ALT HAVA YUVARI ile/||/<> ALT IRK ile/||/<> ALT İŞVEREN ile/||/<> ALT KARŞIT ile/||/<> ALT KAT ile/||/<> ALT KATMAN ile/||/<> ALT KAVUŞUM ile/||/<> ALT KURUL ile/||/<> ALT SINIF ile/||/<> ALT SOY ile/||/<> ALT ŞUBE ile/||/<> ALT TABAKA ile/||/<> ALT TAKIM ile/||/<> ALT TARAFI ile/||/<> ALT TÜR ile/||/<> ALTÜST ile/||/<> ALT YANI ile/||/<> ALTYAPI ile/||/<> ALT YAZI ile/||/<> ALT YAZICI ile/||/<> ALTI ÜSTÜ ile/||/<> ALTTAN ALTA ile/||/<> ATOM ALTI PARÇACIĞI ile/||/<> AYAKALTI ile/||/<> BARDAKALTI ile/||/<> BAŞALTI ile/||/<> BAŞ ALTI ile/||/<> BAYRAKALTI ile/||/<> BİLİNÇALTI ile/||/<> DAM ALTI ile/||/<> DENİZALTI ile/||/<> DENİZ ALTI ile/||/<> DERİ ALTI ile/||/<> DİLALTI ile/||/<> DİL ALTI BEZLERİ ile/||/<> EV ALTI ile/||/<> GÖZALTI ile/||/<> GÖZ ALTI ile/||/<> HASIR ALTI ile/||/<> KAHVALTI ile/||/<> KAPIALTI ile/||/<> KAYMAKALTI ile/||/<> KIZILALTI ile/||/<> KOLTUK ALTI ile/||/<> KOT ALTI ile/||/<> KÖPRÜALTI ÇOCUĞU ile/||/<> KÖYALTI ile/||/<> KUBBEALTI ile/||/<> KULAK ALTI BEZİ ile/||/<> MERDİVEN ALTI ile/||/<> NORMALALTI ile/||/<> RÜZGÂRALTI ile/||/<> SİLAHALTI ile/||/<> SU ALTI ile/||/<> ŞUURALTI ile/||/<> TOPALTI ile/||/<> TOPRAK ALTI ile/||/<> ÜST DERİ ALTI ile/||/<> YASTIKALTI ile/||/<> YEMEKALTI ile/||/<> YERALTI ile/||/<> YER ALTI ile/||/<> EL ALTINDA ile/||/<> EL ALTINDAN
( Bir şeyin yere bakan yanı zir üst karşıtı Bir nesnenin tabanı Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü Bir şeyin yere yakın bölümü Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse madun Sınıflamalarda ikinci derecede olan ast Birkaç şeyden aşağıda olan )
- ALT ANLAMLI ile/||/<> ÇOK ANLAMLI ile/||/<> EŞ ANLAMLI ile/||/<> İKİ ANLAMLI ile/||/<> İKİZ ANLAMLI ile/||/<> KARŞIT ANLAMLI ile/||/<> ÖRTÜK ANLAMLI ile/||/<> ÖRTÜLÜ ANLAMLI ile/||/<> ÜST ANLAMLI ile/||/<> YAKIN ANLAMLI ile/||/<> ZIT ANLAMLI
( Anlamı olan manalı İçeriği olan Gizli bir anlamı olan manidar )
- ALT ÇENE DİŞLERİ ile/ve ÜST ÇENE DİŞLERİ
( ... İLE/VE Kökleri daha uzundur. [Yerçekimine karşı koymak üzere böyle olduğu biçiminde yorumlanmaktadır.] )
- ALT DERİ ile/||/<> ALT DERİ
( Omurgalı hayvanlarda derinin epidermisinin altında bulunan epidermisten bazal lamina ile ayrılmış bağ dokusundan yapılmış kollagen tellerce zengin olan alt tabaka Kutis koryum dermis Derinin epidermisinin altındaki kan ve lenf damarları sinir uçları kıl folikülleri ter ve yağ bezlerini içeren bağ dokusu koryum dermis )
( DERMIS, CORIUM, CUTIS, DERMA | DERMIS, CORIUM, DERMA | ECTODERM, ECTOBLAST, EPIBLAST | ENDODERM | EPIDERMIS )
( DERME, CHORIUM | ECTODERME, EXODERME, ÉPIBLASTE | ENDODERME | EPIDERME )
( LEDERHAUT, KORIUM, KUTIS | EKTODERM, EKTOBLAST, EPIBLAST | ENDODERM | OBERHAUT )
( DERMIS )
( DERMA )
( ΧΌΡΙΟ / χόριο )
- ALT DERİ ile/||/<> DIŞ DERİ ile/||/<> İÇ DERİ ile/||/<> ÜST DERİ
( Omurgalı hayvanlarda derinin epidermisinin altında bulunan, epidermisten bazal lamina ile ayrılmış bağ dokusundan yapılmış, kollagen tellerce zengin olan alt tabaka. Kutis, koryum, dermis. @@ Derinin epidermisinin altındaki kan ve lenf damarları, sinir uçları, kıl folikülleri, ter ve yağ bezlerini içeren bağ dokusu, koryum, dermis. )
( DERMIS, CORIUM, CUTIS, DERMA | DERMIS, CORIUM, DERMA | ECTODERM, ECTOBLAST, EPIBLAST | ENDODERM | EPIDERMIS~ECTODERM, ECTOBLAST, EPIBLAST~ENDODERM~EPIDERMIS )
( DERME, CHORIUM | ECTODERME, EXODERME, ÉPIBLASTE | ENDODERME | EPIDERME~ECTODERME, EXODERME, ÉPIBLASTE~ENDODERME~EPIDERME )
( DERMIS~...~...~EPIDERMIS )
( LEDERHAUT, KORIUM, KUTIS | EKTODERM, EKTOBLAST, EPIBLAST | ENDODERM | OBERHAUT~EKTODERM, EKTOBLAST, EPIBLAST~ENDODERM~OBERHAUT )
( DERMA~ECTODERMA~ENDODERMA~EPIDERMIDE )
( ΧΌΡΙΟ / χόριο~ΕΚΤΌΔΕΡΜΑ / εκτόδερμα~ΕΝΔΌΔΕΡΜΑ / ενδόδερμα~ΕΠΙΔΕΡΜΊΔΑ / επιδερμίδα )
- ALT HAVA YUVARI ile GÖZ YUVARI ile HAVA YUVARI ile ISI/SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile IŞIK YUVARI ile İYON YUVARI ile RENK YUVARI ile SU YUVARI ile TAŞ YUVARI ile YER YUVARI
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yer gazyuvarındaki atom ve moleküllerin, güneş ışınlarıyla iyonlaştığı, 80-400 km. yükseklikler arasındaki katman. İLE ... İLE 12 km. İLE 150 km. İLE ... İLE 5000 km. )
- ALT TARAFI ile/||/<> ALT YANI ile/||/<> ALTI ÜSTÜ
- ALT ile ALT TARAFI ile DİPSİZ
( BOTTOM vs. BOTTOM OF vs. BOTTOMLESS )
( صميم ile غور ile بيخ ile کف ile ته ile ذيل ile غير محدود )
( صميم ile غور ile BEYKH ile KOF ile TAH ile ZEYLE ile غير محدود )
- ALTAMİRA[İsp.] ile/değil/yerine/= KUZEY İSPANYA'DA BULUNAN RESİMLİ MAĞARALAR VE BÖLGESİ | MAĞARA RESMİ
- ALTAY DİLLERİ ile/||/<> ALTAY TÜRKÇESİ
( Rusya Federasyonu na bağlı Altay Özerk Cumhuriyeti nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse )
- ALTERNAN ile/değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ
- ALTERNANS/ALTERNANS[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞİMLİ
- WECHSELSTROMERZEUGER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTERNATİF AKIM ÜRETECİ
- ALTERNATİF | DALGALI ile/||/<> DALGALI
( elektrik Belli bir süre içinde yön değiştiren akım gerilim )
( ALTERNATIVE | ALTERNATING )
( ALTERNATIF )
- ALTERNATİF[Fr. < ALTERNATIF] ile/değil/yerine/=/||/<> SEÇENEK | FARKLI | KARŞI | ALMAŞIK | DALGALI
( alternatif akım seçenek farklı karşı almaşık dalgalı )
- ALTERNATIVE RNA SPLICING[İng.] ile/değil/yerine/= ALTERNATİF RNA UÇBİRLEŞTİRMESİ
( Bir transkriptin belirli bölgelerinin farklı şekillerde birleştirilerek aynı genden farklı RNA'ların üretilmesi. Alternatif RNA splaysı da denebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALTERNATÖR[Fr. < ALTERNATEUR] ile/değil/yerine/= DALGALI AKIM ÜRETECİ
- ALTERNATÖR[Fr. < ALTERNATEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> DALGALI AKIM ÜRETECİ
- ALTERNATÖR | DALGALI AKIM ÜRETECİ ile/||/<> DALGALI AKIM ÜRETECİ
( Sinema TV Dalgalı akım üreten aygıt fizik Dalgalı elektrik akımı veren üreteç )
( ALTERNATOR | GENERATOR, POWER UNIT, JENNY (A )
( ALTERNATEUR | GÉNÉRATEUR, ÊLECTROGÈNE, GROUPE ÉLECTROGÈNE )
( ZERHACKER | GENERATOR, AGGREGAT )
( ALTERNATORE )
( ΕΝΑΛΛΑΚΤΉΡΑΣ / εναλλακτήρας )
- ALTERNATÖR | DALGALI AKIM ÜRETECİ ile/||/<> ÜRETEÇ
( Sinema/TV. Dalgalı akım üreten aygıt. @@ fizik: Dalgalı elektrik akımı veren üreteç. )
( ALTERNATOR | GENERATOR, POWER UNIT, JENNY (A~GENERATOR, POWER UNIT, JENNY (A.) | GENERATOR )
( ALTERNATEUR | GÉNÉRATEUR, ÊLECTROGÈNE, GROUPE ÉLECTROGÈNE~GÉNÉRATEUR(-TRICE), ÊLECTROGÈNE, GROUPE ÉLECTROGÈNE | GÉNÉRATEUR )
( ZERHACKER | GENERATOR, AGGREGAT~GENERATOR, AGGREGAT | GENERATOR | GENERATOR, STROMERZEUGER )
( ALTERNATORE~GENERATORE )
( ΕΝΑΛΛΑΚΤΉΡΑΣ / εναλλακτήρας~ΓΕΝΝΉΤΡΙΑ / γεννήτρια )
- ALTES[İt.] ile/değil/yerine/= PRENS VE PRENSESLERE VERİLEN ONURLAMA SANI
- ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI :
( Reşit Paşa Altı Nokta Körler Vakfı mahalle içinde olup görme engellilere hizmet vermektedir. )
- ALTI ile ALTI
( Rakam. İLE Bir nesnenin tabanı. )
( SIX vs. SIX )
- ALTI[6] ile ARTI[+]
- ALTI ile ATLI
( 6 | Bir nesnenin/konumun altı. İLE ... )
- ALTI ile/||/<> BEŞTEN SONRA GELEN SAYININ ADI
( beşten sonra gelen sayının adı Az altı altı altı altı altı altı altı altı Alt Tel Koy Kaça altı aldı alta ulttă ultă ult Ramstedt JSFOu 24 1 16 Formenlehre 64 Türkçe al kökünden geldiğini dile getirmiştir Ona göre altı ve yedi aslen sayı adı olmayıp parmaklara verilen bir addır Räsänen MTS 76 77 V 18a Ramstedte katılmıştır Hartmann KSz 1 155 altıyı altdı olarak açıklamıştır Brockelmann ZDMG 70 214215 Hartmannin yediyi yetdi hat erreicht nämlich das Ende der alten Zahlenreihe diye açıkladığına dayanarak altıyı das darunter bleibende olarak açıklamıştır Schmidte göre MSFOu 67 367 Altay ana ulusu Urfolk birden beşe değin saymasını biliyordu O açıdan Altay dillerinde beşten sonraki sayı adlarında benzerlik görülmez Bu duruma göre Türkçe altı ile Moğolca cirǧuǧan ve Mançuca niŋgun biçimleri arasında yakınlık olmaması doğaldır )
( ALTI[Az.]~ALTI[Tkm.]~ALTI[Tatk.]~ALTI[Bşk.]~ALTI[Nog.]~ALTI[Kklp.]~ALTI[Kzk.]~ALTI[Krg.]~ALDI[Tuv.]~ALTA[Yak.]~ULTTĂ[Çuv.]~ULTĂ[Çuv.]~ULT[Çuv.] )
- HEXAGONAL STRUCTURE[İng.] / STRUCTURE HEXAGONALE[Fr.] / SECHSECKIGE STRUKTUR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTIGEN YAPI
- ALTILI ile/||/<> ALTILI
( Altı ikili öğeden oluşan çoklu Altı kurşun atan el yapısı toplu tabanca Laçin Eskişehir Altı dizeli dönü veya kesek )
( SEXTET )
( SEXTET | SIXAIN )
- ALTIN ADAM ile/||/<> ALTIN BABASI ile/||/<> ALTINBAŞ ile/||/<> ALTINBEŞİK ile/||/<> ALTIN BİLEZİK ile/||/<> ALTIN BÖCEK ile/||/<> ALTIN ÇAĞ ile/||/<> ALTIN GOL ile/||/<> ALTINGÖZ ile/||/<> ALTIN KAPLAMA ile/||/<> ALTIN KESEĞİ ile/||/<> ALTIN KÖKÜ ile/||/<> ALTIN KÜPÜ ile/||/<> ALTINOLUK ile/||/<> ALTIN OLUK ile/||/<> ALTIN ORAN ile/||/<> ALTINORDU ile/||/<> ALTIN OTU ile/||/<> ALTIN RENGİ ile/||/<> ALTIN SAATLER ile/||/<> ALTIN SARISI ile/||/<> ALTIN SUYU ile/||/<> ALTINTOP ile/||/<> ALTIN VARAK ile/||/<> ALTIN YAĞMURCUN ile/||/<> ALTIN YAKALI ile/||/<> ALTIN YIL ile/||/<> ALTIN YÜREKLİ ile/||/<> ÇEYREK ALTIN ile/||/<> TAM ALTIN ile/||/<> YARIM ALTIN ile/||/<> ARMUDİYE ALTINI ile/||/<> CUMHURİYET ALTINI ile/||/<> FINDIK ALTINI ile/||/<> SÜRRE ALTINI
( Atom sayısı 79 atom ağırlığı 196 9 olan 1064 C de eriyen kolay işlenen yüksek değerli paslanmaz element zer simgesi Au Bu elementten yapılmış Altından yapılmış sikke Üstün nitelikli değerli olan )
- ALTIN BÖCEK ile/||/<> GÜL BÖCEĞİ
( (anlamdaş. gül böceği, Cetonia aurata, Böcekler (İnsecta) sınıfının kınkanatlılar (Coleoptera) takımından bir eklembacaklı türü. Yeşil-kırmızı janjanlı olur ve çiçekler üzerinde yaşar. @@ Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından, yeşil, kırmızı janjanlı renkte, çiçekler üzerinde yaşayan bir eklem bacaklı türü. Gül böceği. )
( ROSE-CHAFER | ROSE CHAFER~ROSE CHAFER )
( CÉTONIE DORÉE~CÉTOINE DORÉE )
( CETONIA AURATA~CETONIA AURATA )
( GEMEINER ROSENKÂFER | GEMEINER ROSENKÄFER~ROSENKÄFER )
( CETONIA DORATA~CETONIA )
( ΧΡΥΣΟΚΆΝΘΑΡΟΣ / χρυσοκάνθαρος~... )
- ALTIN BÖCEK ile/||/<> GÜL BÖCEĞİ
- ALTIN KAPI ile GOLDEN GATE KÖPRÜSÜ ile ALTIN ile ALTIN VE GÜMÜŞ ile ALTIN ÇANTA ile KÜLÇE ALTIN ile ALTIN KUMAŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN NAKIŞ ile ALTIN FOLYO ile ALTIN KAKMA ile ALTIN VARAK ile ALTIN SÜS ile ALTIN PLAKA ile ALTIN KAPLAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTIN YIKAMA ile ALTINA TAPAN ile ALTIN İBADETİ ile ALTIN ile JAPON BALIĞI ile KUYUMCU ile KUYUMCULUK
( GOLDEN GATE vs. GOLDEN GATE BRIDGE vs. GOLD vs. GOLD AND SILVER vs. GOLD BAG vs. GOLD BULLION vs. GOLD CLOTH vs. GOLD EMBROIDER vs. GOLD EMBROIDERY vs. GOLD FOIL vs. GOLD INLAID vs. GOLD LEAF vs. GOLD ORNAMENT vs. GOLD PLATE vs. GOLD PLATED vs. GOLD WASHER vs. GOLD WASHING vs. GOLD WORSHIPER vs. GOLD WORSHIPING vs. GOLDEN vs. GOLDFISH vs. GOLDSMITH vs. GOLDSMITHING )
( نخ زري ile طلا ile ذهب ile سکه زر ile زر ile سيم و زر ile زر و سيم ile بدره ile خشت زر ile زربفت ile زردوز ile زرکش ile زردوزي ile زرورق کلفت ile زرکوب ile زرورق نازک ile طلا آلات ile آبطلا کار ile آب طلا ile زراندود ile خاکشو ile طلاشويي ile زرپرست ile زرپرستي ile زري ile طلايي ile زرين ile گلدن گيت ile پل گلدن گيت ile ماهي طلايي ile ماهي قرمز ile زرگر ile طلا ساز ile گلدسميت ile گلد اسميت ile گلداسميت ile زرگري )
( NAKH ZARY ile TALA ile ذهب ile SAKEH ZAR ile ZAR ile SYM VE ZAR ile ZAR VE SYM ile BADREH ile KHSHT ZAR ile ZARBEFT ile زردوز ile ZARKESH ile زردوزي ile ZARVARGH KOLOFT ile ZARKUB ile ZARVARGH NAZAK ile TALA ALAT ile ABTALA KAR ile AB TALA ile زراندود ile KHAKESHO ile TALASHOYY ile ZARPAREST ile زرپرستي ile ZARY ile TALAYY ile ZARYNE ile GOLDAN GYT ile PEL GOLDAN GYT ile MAHY TALAYY ile MAHY GHARMAZ ile ZARGAR ile TALA SAZ ile GOLDASMYT ile GOLD ESMYT ile GOLDASMYT ile ZARGARY )
- ALTIN KAPLAMA ile ALTIN RENGİ
( GOLD-COATED vs. GOLD-COLORED )
( مطلي ile زرگون ile زرقون )
( مطلي ile ZARGON ile زرقون )
- GOLD SOLDER[İng.] ile/değil/yerine/= ALTIN LEHİMİ
- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
( 1.6180339887 [φ = (1 + √5) / 2 = 1.6180339887498...] ve/<> 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987 ... [son iki sayının toplamı alınarak devam edilir] )
( Dizideki ardışık iki sayının oranı, sayılar büyüdükçe Altın Oran'a yaklaşır. )
( MİMARLIK ÜZERİNE ON KİTAP - VITRUVIUS[Marcus Vitruvius Pollio, M.Ö. 80 ile 15] )
( Altin_Oran.mp4 [1] | Altin_Oran2.mp4 [2] )
( )
( Wikipedia'da... http://tr.wikipedia.org/wiki/Altin_oran )
( Okuduğunuz Herşeye İnanmayın: Salyangoz Kabukları ve Fibonacci Sayıları
Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.
HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:
"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.
Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!
Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"
Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.
Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.
Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!
Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:
"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."
Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )
( ... VE/<> Fn = Fn-1 + Fn-2 )
( GOLDEN PROPORTION/RATIO/MEAN/SECTION and/<> FIBONACCI NUMBERS/SERIAL )
- ALTIN ORAN ile/ve/||/<> [LUDOLPH]Pİ SAYISI
( 1.6180339887 ile/ve/||/<> 3.14...~ )
- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile ALTIN KURBAĞA
( bkz. 22307 İLE 1966'da, bilimkişilerince tanımlanmış bir kurbağadır. Soyu tükenmeden önce Kosta Rika'nın, Monteverdi ormanlarında sıklıkla bulunurlardı. Ne yazık ki, 1989'dan beri hiçbir yerde görülememiştir.[Yiyecek azlığı ve iklim değişikliklerinden dolayı yok oldukları düşünülüyor.] Bunlar da çok zehirli kurbağalardandı. )
- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile KARA AYAKLI OK KURBAĞASI
( Dünyanın en zehirli kurbağası. İLE Dünyanın ikinci en zehirli kurbağası. )
( Adını, zehirlerini kamışçıkların ucundaki oklara bulayan yerliler vermiştir. [Şişe kapağı kadar ölçüdeki zehirle 10 kişiyi/insanı ya da 20.000 fareyi öldürebilecek kadar zehirlidir] )
( Kimi zaman nane yeşili, kimi zaman sarıdır. İLE Parlak turuncu ya da sarı renkte bir gövdesi, deniz mavisi bacakları vardır. )
( Keşfeden, Kaptan James Cochrane. [1823] İLE ... )
( APOSEMATİZM: Uyarı işareti. [Kurbağa ne kadar güzelse o kadar tehlikelidir.] )
( PHYLLOBATES TERRIBILIS cum PHYLLOBATES BICOLOR )
- ALTIN ZEHİRLİ OK KURBAĞASI ile SEMENDER[Fars. < Yun.]/SALAMANDRA[Fr.]
( ... İLE Kurbağagillerin kuyruklu takımından bir hayvan. | Ateşte yaşar [ateşte yanmadığına hatta ateşi söndürdüğüne inanılan] bir masal hayvanı. )
( ... cum SALAMANDRA MACULOSA )
- ALTIN ile BUNDUKÎ[Fars.]
( ... İLE Bir altın para. [Türkçe'de "Fındık altını" denilen Bundukî adı, Venedik şehrinin Arapça adı olan Bundukiyye'den gelmiştir.] )
- ALTIN ile/ve FLORİ[İt.]
( ... İLE/VE Altın para. )
- ALTIN ile ZER-İ MAGRİBÎ[Fars.]
( ... İLE Saf/hâlis ve iyi altın. )
- ALTINI ÇİZMEK ile/||/<> ALT ÇİZGİ
( alt çizgi )
- ALTINKUM DZ. K. ÖZEL EĞT. MRK. TESİSLERİ :
( Rumelikavak Mahallesinde Altınkum ile Karataş mevkii arasındadır. Tesis askeriyeye ait olup, herkese açık değildir. Tesis içinde oteli, restaurantı, plajı ve piknik alanı bulunmaktadır. Halka açık değildir. Özel Eğitim Komutanlığı emrindedir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Rumelikavağı sınırları içindedir. Batı tarafında Elmaskum Plajı kuzeydoğu tarafından Altınkum Özel Eğitim Merkezi Komutanlığı lojmanları ve plajı var. Adliye Nazırı (Adalet Bakanı) Necmeddin Molla (Necmettin Kocataş) Fransa seyahati sırasında Manş kıyısında bir plaj görür. Adı "Sable d'or" dur. İsmin Türkçe karşılığı Altınkum'dur. Necmeddin Molla Türkiye'ye dönünce, yerini uygun gördüğü yerin plaj olarak açılmasını sağladı. Adını da Altınkum Plajı koydu. Aslında yeri adı antik çağ ve Bizanslar döneminde Chrysorrhoas idi. Bu kelimenin karşılığı da "Altınsu" idi. 1927'de plaj açıldı. Halkın plaja ilgi göstermesini temin için Şirket - i Hayriye tarafından buraya bir vapur iskelesi yapıldı. Plajın işletilmesi bir Rus'a verildi. 1929'da plaj kabinleri yapıldı. Altınkum Plajı değişiklikleri ile birlikte hala işlevini devam ettiriyor. Her yaz binlerce insan plaj ve tesislerinden yararlanmakta olup, giriş ücretlidir. )
- ALTINKUM PLAJI :
( Boğaziçi'nin doğal plajlarından biridir. Sahilinin önü deniz arka kısmı ormanla kaplıdır. Garipçe Köye bağlı olup, Çalıburnunun batısında yer alan koyu temiz, berrak ve ılıman deniz suyu ile çok beğenilen bir yerdir. Her ne kadar sahipliyse de halka açık hizmet vermektedir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş)' nın teşviki ile tanzim edilen ve 1927'de açılışı yapılan plajın ilgi görmesi için buraya bir iskele yapıldı. Şierket - i Hayriye tarafından da gemi tahsis edilerek ücretsiz yolcu taşındı. II. Dünya Savaşı çıkınca plaj kapatıldı ise de yıllar sonra tekrar açıldı ve halka açık olarak hizmet vermektedir. Ne var ki eskiden iskelesi, gişesi ve kabinleri varken halen bunlardan mahrumdur. Büyük ilgi gören bu plaja Sarıyer'den deniz motorları, sandallar ve kayıklarla gelinmektedir. )
- ALTINKUM VAPUR İSKELESİ :
( Boğaziçi'nin büyük doğal plajlarından biridir. Eski Adliye Nazırı Necmeddin Molla (Kocataş) tarafından teşvik edilerek açılan 1927 yılında açılan Plaja halkın ilgi göstermesi için vapur iskelesi yaptırıldı, sonra da Şirket - i Hayriye tarafından ücretsiz yolcu taşıyan yolcu gemileri tahsis edildi. II. Dünya Savaşı sırasında plaj kapatıldı ve iskelede yıkılıp gitti. )
- ALTINKUM YOLCU GEMİSİ :
( 74 baca No.lu ve Şirket - i Hayriye İşletmesine ait bu gemi 1929'da İskoçya, Glasgow'da Fairfield Shipb. Cop. Tezgâhlarında yolcu vapuru olarak inşâ edildi. 415 gros, 215 net tonluktu. Teknesi çelik saçtandı. Uzunluğu 46 metre, genişliği 7.6 metre, su kesimi 2.9 metre idi. Fairfeld Sb, yapımı 580 beygir gücünde, 2 adet tripil (3 silindirli) buhar makinesi vardı ve çift uskurluydu. 10 mil hız yapabilen bu gemi yazın 975, kışın 886 yolcu alabiliyordu. 1961'de yenilendi. 1984'te hizmet dışı bırakıldı. )
- ALTINSI ile/||/<> ALTINIMSI
- ALTIŞAR ile ALTIŞARLI
- ALTJERİNGA = DÜŞLER ZAMANI
- ALTLI ile ALTLIK ile ALTLI ÜSTLÜ
- ALTMIŞ ile/||/<> ALTI
( 'altı kere on, elli dokuzdan sonra gelen sayının adı' @@ ~ Az altmış. -Tkm altmış. -TatK altmış. -Krg altımış. Kırgızcada altmış biçimi kullanılmaz. Ancak cetimiş biçimi yanında cetmiş biçimi de geçer. -Kzk alpıs. Kazakçada -t- düşmüş, altmış biçimindeki -m- sesi de -p-'ye çevrilmiştir. Kazakça cetpis 'yetmiş' biçiminde de -m- sesi -p-'ye dönüşmüştür. -Nog alpıs. -Özb åltmiş. -Çuv utmăl. Çuvaşçada altmış'ın sonundaki -ş sesi -l'ye çevrilmiştir. Çuvaşça śitmĕl (< Türkçe yetmiş) örneğinde olduğu gibi. Eski yazıtlardan başlayarak kullanılır (altmış). Orta Türkçede altmış olarak geçer. Eski Kıpçakçada da altmış biçimi kullanılır. Sibirya diyalektlerinde ve Sarı Uygurcada altmış yerine altı on adı geçer: Alt altan. -Tel, Şor alton. -Sag alt'on. -Hak alton. -Tuv aldan. -SUyg alton. -Yak alta uon. Altmış ve yetmiş'in on '10' sayı adıyla yapılmış adları altı on, yeti on eski diyalektlerde kullanılmaz. Bunun gibi çağdaş diyalektlerde de altmış ve yetmiş'in on'lu adlarına ancak dar bir alanda rastlanır. Buna karşılık seksen ve doksan'ın on'la yapılmış biçimleri (sekiz on, tokuz on) eski ve yeni diyalektlerde ortak olarak kullanılır (Türkçe seksen, doksan). Bu verilere göre altmış (ve yetmiş) adının -mış (ve -miş) ekiyle yapılmış bir türev olmadığı, altı (ve yeti) ve mış (miş) sözlerinin birleşmesi sonunda oluştuğu anlaşılıyor. Bu birleşik adın ikinci bölümünde geçen mış (miş) sözünün seksen (< sekiz on) ve doksan (< tokuz on) sayı adlarında kullanılan on gibi '10' değerini bildirdiği açıktır. Ancak altmış (ve yetmiş) adında geçen mış (miş) sözüne eski ve yeni diyalektlerde rastlanmadığına tanık oluyoruz. Buna karşılık Ural dillerinin bir kolunda 'on' olarak kullanılan mıs sözü göz önünde tutulabilir. Bu söz Macarca harminc (< xarm-misz) 'otuz' adında saklanmıştır (Mac harm, három 'üç' + mis 'on'). Türkçede yalnız altmış ve yetmiş sayı adlarında kalan ve Ural dillerinin ancak bir kolunda kullanılan mış (mıs) 'on' sözünün üçüncü bir dilden alındığı anlaşılıyor. bk. yetmiş. Karaçay ve Balkar diyalektlerinde altmış yerine üç cıyırma bla on 'üç yirmi ile on' adı kullanılır. bk. Räsänen: Şiraliev Arm 16. )
( SIX~SIX )
( SIX~SIX )
( SEX~SEX )
( SECHS~SECHS )
( SESSANTA~SEI )
( ΕΞΉΝΤΑ / εξήντα~ΈΞΙ / έξι )
( ALTMIŞ[Az.]~ALTMIŞ[Tkm.]~ALTMIŞ[Tatk.]~ALTIMIŞ[Krg.]~ALPIS[Kzk.]~ALPIS[Nog.]~ÅLTMIŞ[Özb.]~UTMĂL[Çuv.]~ALTON[Tel.]~ALTON[Şor.]~ALT[Sag.]~ALTON[Hak.]~ALDAN[Tuv.]~ALTA UON[Yak.] )
- ALTMIŞALTI ile/||/<> ALTMIŞDÖRTLÜK ile/||/<> DOKUZALTMIŞBEŞLİK ile/||/<> YEDİALTMIŞBEŞLİK
( Elli dokuzdan sonra gelen sayının adı Bu sayıyı gösteren 60 ve LX rakamlarının adı Altı kere on elli dokuzdan bir artık )
- ALTMIŞAR ile ALTMIŞARLI
- ALTMIŞLI ile/||/<> ...
( İlmiye aşamalarından sahni seman ile musılaı Süleymaniye arasında bir derece )
- ALTOBASO[İt.] ile/değil/yerine/= YELKENİN ALT KENARI
- ALTUNİ[Tr. < ALTUN + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> ALTUNİ
( altın sarısı Bu renkte olan )
- ALTÜST ile ALTÜST BÖREĞİ
- ... değil ALTYAPI
- ALTYAPI ile ALTYAPISAL
- ALTYAPI ile/ve/||/<> SÜREÇ
- ALTYAPI ile/değil ÜSTYAPI
( Üstyapıyı biçimlendirir. İLE/DEĞİL Altyapıyı değiştirir. )
- ALUMEL[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM, MANGANEZ VE SİLİSYUM İÇEREN NİKEL ALAŞIMI
- ALÜMİN ile ALÜMİNLİ
- ALUMINOTHERMIC PROCESS[İng.] / ALUMINOTHERMIE[Fr.] / ALUMINOTHERMIE, TERMITVERFAHREN[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNOTERMİ
- ALUMINIUM ALLOYS[İng.] / ALUMINIUMLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM ALAŞIMLARI
- ALUMINIUM EQUIVALENT[İng.] / ÉQUIVALENT ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMÄQUIVALENT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM EŞDEĞERİ
- ALUMINIUM BRONZE[İng.] / ALUMINIUMBRONZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM PİRİNCİ
- VERRE ALUMINOSILICATE[Fr.] / ALUMINIUMSILIKATGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM SİLİKAT CAMI
- ALÜMİNYUM ile ALÜMİNYUM TAŞI
- ALVEOL/ALVEOLUS[İng.] ile/değil/yerine/= HAVA KESECİĞİ | DİŞ YUVASI
- ALYAN ile/||/<> ALYAN ANAHTARI
- ALYAN ile ALYANS ile ALYAN ANAHTARI
- A.-G. (KONUŞMASI/SOHBETİ/"MUHABBETİ")
- (AMA) YİNE DE ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/> NEYSE Kİ ...
- ÂMÂ[Ar. < AʿMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> GÖRME ENGELLİ
- AMAÇ ile KALECİ ile KALE ÇİZGİSİ ile HEDEF ODAKLI ile KALE DİREĞİ ile KALECİ ile HEDEFLER
( GOAL vs. GOAL KEEPER vs. GOAL LINE vs. GOAL ORIENTED vs. GOAL POST vs. GOALKEEPER vs. GOALS )
( نشانگاه ile مقصد ile سر منزل مقصود ile گل ile هدف ile دروازه بان ile خط دروازه ile هدفمند ile هدف گرا ile تير دروازه ile چوب دروازه ile گلر ile اهداف )
( NESHANGAH ile MOGHSAD ile SAR MANZEL MOGHSUD ile GOL ile CPEHDAF ile DARVAZEH BAN ile KHAT DARVAZEH ile CPEHDAFMAND ile CPEHDAF GERA ile TYR DARVAZEH ile CHUB DARVAZEH ile GOLR ile ANPANDAF )
- AMAÇ/AMACI ile/ve/değil/yerine/||/<> NEDEN/İ
- AMAÇLAMAK ile AMAÇLANMAK ile AMAÇLAŞTIRMAK ile AMA ile AMAL ile AMAN ile AMAÇ ile AMAÇLI/LIK ile AMANSIZ/LIK ile AMAÇSIZ/LIK ile AMANSIZCA ile AMAÇ DIŞI ile AMAÇSIZCA ile AMAN ZAMAN ile AMANSIZ HASTALIK
- SYSTÈME D'AMAGAT[Fr.] ile/değil/yerine/= AMAGAT BİRİM SİSTEMİ
- AMAGAT DIAGRAM[İng.] / DIAGRAMME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DIAGRAMM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT DİYAGRAMI
- AMAGAT-LEDUC RULE[İng.] / RÈGLE D'AMAGAT-LEDUC[Fr.] / AMAGAT-LEDUCSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT-LEDUC KURALI
- AMAGAT VOLUME UNIT[İng.] / UNITÉ DE VOLUME D'AMAGAT[Fr.] / AMAGATSCHE VOLUMENEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT OYLUM/HACİM BİRİMİ
- AMAGAT SYSTEM[İng.] / AMAGATSCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT SİSTEMİ
- AMAGAT DENSITY UNIT[İng.] / UNITÉ DE DENSITÉ D'AMAGAT[Fr.] / AMAGAT-DICHTEINHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT YOĞUNLUK BİRİMİ
- ÂMÂ-İ MUTLAK ile/<> ÂMÂ-İ İZÂFÎ
( HİCÂB-I CELÂL: Mutlak körlük. )
- MALGAMA[Osm.] / AMALGAM[İng.] / AMALGAME[Fr.] / AMALGAM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMALGAM, CIVALI ALAŞIM, CIVA ALAŞIMI
- A'MÂL-ÜL-MA'DEN ile METALURJİ
( Metalurji. )
- AMAM/ADOPTION MODEL FOR ANALYTICS MATURITY[İng.] ile/değil/yerine/= ANALITİK OLGUNLUK BENIMSEME MODELİ
- AMANITA CAESAREA[Lat.] ile/||/<> İMPARATOR MANTARI
( Amanitaceae familyasından yenen bir mantar türü Altın yumurta mantarı )
( AMANITA CAESAREA )
- AMANITA MUSCARINA[Lat.] ile/||/<> ÇAYIR MANTARI
( Güzel görünüşlü göze çarpıcı kırmızı veya turuncu renkli şapka derisi üzerinde beyaz renkte yumuşak lekeler olan sapı konakçık içinde şapka derisinin altında bulunan ve sapın şapkaya yakın kısmında yaka bulunan Haziran Kasım ayları arasında tek veya 1520 lik gruplar hâlinde yetişen yapısında muskarin skopalamin bufotenin gibi etken maddeler içeren bir mantar türü deli mantarı zehirli mantar )
( AMANITA MUSCARINA )
- AMARİLİS[Fr.] ile/değil/yerine/= GÜZEL HANIM ÇİÇEĞİ/ÇOBAN ÇİÇEĞİ/NERGİS ZAMBAĞI
- AMASYA KÖPRÜLERİ'Nİ
- AMASYA ile AMASYALI/LIK ile AMASYA ELMASI
- ÂMÂ-YI ELVAN | ADEM-İ TEMYÜZ-ÜL-ELVAN | RENK KÖRLÜĞÜ | AKROMATOPSİ ile/||/<> AKROMATOPSİ ile/||/<> RENK KÖRLÜĞÜ
( renk körlüğü renk körlüğü renk körlüğü Kırmızı ve yeşil renkleri ayırt etme gücünden yoksun olma durumu Nesnelerin renksiz algılanması ya da kimi renklerin algılanmamasından ileri gelen bir görme bozukluğu karşılık akromatopsi a sız khroma renk opsis görme Renklerin tanınıp farkedimesinde tüm olarak ya da kısmen olan yeteneksizlik zooloji İnsanda renklerin ayırt edilemediği kırmızının yeşil yeşilin kırmızı pembenin gri grinin pembe görüldüğü X kromozomuna bağlı çekinik genlerle kontrol edilen kalıtsal bir hastalık Daltonizm Dalton hastalığı akromatopsi renk körlüğü )
( ACHROMATOPSIE )
- AMAZING :/yerine ŞAŞIRTICI
- AMAZON IRMAĞI ve/||/<> ORNACO IRMAĞI
- AMBALAJLAMAK ile AMBALAJLANMAK ile AMBALAJ ile AMBALAJCI/LIK ile AMBALAJLI ile AMBALAJSIZ/LIK
- AMBARCI ile/||/<> AMBAR MEMURU
- AMBARLAR ile AMBARLI
( Cevizlibağ - Zeytinburnu'nda. İLE Avcılar'da. )
- AMBER AĞACI ile/ve/||/<>/> AMBER ÇİÇEĞİ
( Baklagillerden, akasya cinsi, kışın yaprağını döken boylu bir çalı ya da birkaç metre boylanabilen dikenli küçük bir ağaç. İLE/VE/||/<>/> Amber ağacının toparlak, fındık büyüklüğünde, altın sarısı renginde güzel kokulu çiçeği. )
( ... cum ACACIA FARNECIANA )
- AMBER BALIĞI ile/||/<> ADA BALIĞI
- AMBER BALIĞI ile/||/<> İSPERMEÇET BALİNASI
( Balinagillerden boyu 25 metreye kadar çıkabilen başı büyük dişli çok yırtıcı bir balık ada balığı Catodon macrocephalus )
( CATODON MACROCEPHALUS cum/||/<> PHYSETER MACROCEPHALUS cum/||/<> PHYSETER CATODON )
- AMBER ile AMBER AĞACI ile AMBER BALIĞI ile AMBER ÇİÇEĞİ
- AMBERBARİS[Fars. < ʿANBER + Ar. BERBĀRİS'TEN] ile/değil/yerine/=/||/<> SARIÇALI
- AMBİ-/AMBO- ile/||/<> AMPH- ile/||/<> -AMBİ ile/||/<> BASİ-/BASİO-/BASO- ile/||/<> -DROME ile/||/<> MARG-
( İkisi, iki yanda, iki yönlü/taraflı [ambidekster: İki elini de kullanabilen kişi]. İLE/||/<> İkisi, iki yanda, hakkında, çevresinde, çift, ikili. İLE/||/<> Yürüme, yer değiştirme. İLE/||/<> Tabanla ilgili, alt kısımla ilgili, bazionla ilgili, yürüme. İLE/||/<> Gidiş, seyir. İLE/||/<> Kenar. )
- AMBLİYOPİ[Fr.] ile AMETROPİ[Fr.]
( Görme gücünde azalma, görme yitimi. İLE Gözdeki kırılma hatası. )
- AMBOLALİ[Fr.] ile/değil/yerine/= BİR KONUŞMA SIRASINDA SÖYLENİLENLERLE HİÇBİR BAĞLANTISI OLMAYAN SÖZCÜKLERİN SIK SIK ORTAYA ATILMASI SAYRILIĞI
- AMBOLİ[Fr.] ile/ve/||/<> EMBOLİZM[Fr.]
( Yabancı bir nesne kütlesinin damarları tıkayarak kan akımını engellemesi. İLE/VE/||/<> Bir damarın kan pıhtısıyla tıkanması. )
- AMBU/ARTIFICIAL MANUAL BREATHING UNIT[İng.] ile/değil/yerine/= KESE-MASKE SOLUTMA BİRİMİ
- AMBULANS[Fr. < AMBULANCE] ile/değil/yerine/=/||/<> CANKURTARAN (HAVA AMBULANSI)
- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ
- AMCA KIZI ile/||/<> AMCA OĞLU ile/||/<> AMCAZADE
( Babanın erkek kardeşi baba yarısı emmi Yaşlı erkeklere saygı için kullanılan bir söz )
(1996'dan beri)