Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.699 başlık/FaRk ile birlikte,
9.699 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(23/40)


- HEVAİ[Ar. < HEVĀʾĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAVAİ

( havai fişek havai hat havai mavi Hava ile ilgili havada bulunan Açık mavi renk Bu renkte olan Ciddi olmayan ciddi işlerle uğraşmayan ciddi işler yapmayan dilediği gibi davranan uçarı yeleme Değersiz boş olan )


- HEVAİYYAT[Ar. < HEVĀʾİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HAVAİYAT

( Boş değersiz iş ve sözler )


- HEVENK[< Fars.] -ile

( Bir ipe geçirilmiş ya da birbirine bağlanmış, yaş yemiş ya da sebze bağı. )


- HEVENK[Fars. < ÂVENG] ile/||/<> ...

( Tütün asma çivisi Yaykıl Gerze Sinop Anadolu ağızlarında hevek uzun bir değneğe bağlanmış üzüm elma armut gibi yemiş dizisi biçimi de yaygın olarak kullanılır āvang a line on which clothes or bunches of grapes are hung up to dry āvēxtan asmak Farsçada havang biçimi de kullanılır Türkçe hevenkin bu biçimden alınmış olduğu düşünülebilir Ancak hevenkin başındaki h sesinin Türk ağızlarında oluşması daha olasıdır Anadolu ağızlarında buna benzer hlere sık sık rastlanır Türkçe öyük höyük hüyük ayva hayva örneklerinde olduğu gibi Dar bir alanda kullanılan hevek biçiminde n sesi düşmüştür Türkçeden Sırpçaya èvenka olarak geçmiştir Skok EtRj l 498 )

( ĀVANG )


- HEVES KIRILMASI ve/<>/> YALNIZLIĞA YÖNELİM/DÜŞKÜNLÜK


- HEVES/ŞEVK ile/değil/yerine/= İSTEYİŞ/İSTEK


- HEVES ile GIPTA


- HEVES ile/ve/değil/yerine/||/<>/> HEDEF

( [kişiyi ...] Oyalar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yola çıkarır. )


- HEVES[Ar. < HEVES] ile/değil/yerine/=/||/<> HEVES

( istek Gelip geçici istek )


- HEVES ile/ve HEYECAN


- HEVES ile/değil/yerine İDEAL

( Yetersiz zihinlerde. İLE/DEĞİL/YERİNE Yetkin zihinlerde. )


- HEVES ile/değil/yerine/= KÖSEME


- HEVES ile/ve/değil/yerine/<>/> TUTKU


- HEVESKÂR[Ar. < HEVES + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> İSTEKLİ


- HEVESKÂR/HEVESLİ ile/değil/yerine/= KÖSEMELİ


- HEVESKÂR ile/ve/değil/yerine GAYRETKÂR

( Olgun kişi, kişileri topluma yararlılık konusunda heveslendirerek, iyi çalışmalarını sağlar. )


- HEVESKÂR ile TALEBE

( İsteme[/eğilimli]. İLE Gayret eden, İsteyen[talep eden]. )


- HEVESKÂR ile/değil/yerine TALEPKÂR

( Tembel olur. İLE/DEĞİL/YERİNE Gereğini yerine getirebilecek kadar çalışkan olur. )


- HEVESLENMEK ile HEVESLENDİRMEK ile HEVES ile HEVESLİ/LİK ile HEVESSİZ/LİK


- HEVESLİ ile/||/<> AMATEUR[Fr.] ile/||/<> LIEBHABER[Alm.] ile/||/<> AMATÖR

( amatör Resim Heykel Bir sanatı meslek edinmeksizin yalnız zevk için yapan kişi Meslekten olmayan kazanç göstermeksizin sırf hevesinden ötürü bu işi yapan Acemi tecrübesiz hevesli )

( AMATEUR )


- HEVESLİ ile/ve HAZIR


- HEVESLİ ile KESKİN GÖRÜŞLÜ ile KESKİNLİK

( KEEN vs. KEEN SIGHTED vs. KEENNESS )

( تيز ile ژرف بين ile تيزي )

( تيز ile ZHERF BEYNE ile تيزي )


- HEVİC[Fars. < HEVĪC] ile/değil/yerine/=/||/<> HAVUÇ

( havuç suyu kum havucu yaban havucu Maydanozgillerden koni biçimindeki etli kökü için sebze olarak yetiştirilen iki yıllık otsu bir kültür bitkisi pürçekli yeregeçen Daucus carota )


- HEVVA | YILANCI ile/||/<> YILANCI

( Bir takımyılzın adı astronomi )

( OPHIUCHUS, OPH (OPHIUCHI), SERPENT-BEARRER )

( SERPENTAIRE, OPHIUCHUS | SERPENTAIRE )

( SCHLANGENTRÄGER )


- HEXAPOD[İng.] ile/değil/yerine/= HEKZAPOD

( Altı bacağı olan.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HEXOSE[İng.] ile/değil/yerine/= HEKSOZ

( Altı karbonlu monosakkarit.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HEY HEY ile/||/<> ALA ALA HEY

( Seslenmek veya ilgi ve dikkat çekmek için söylenen bir söz Sitem yakınma azar beğenme vb çeşitli duyguları anlatan cümlelerde kullanılan bir söz )


- HEY! KEL! ile/değil HEYKEL


- HEY ile/||/<> ...

( ha Fındık ağacı kabuk ya da özlerini örerek yapılan kulpsuz sırt küfesi Beyceli Fatsa Mahmutören Ordu ha Büyükdivan Çorum )


- HEY ... ile EY ...


- HEY :/yerine HEY


- HEYA ile/ve/||/<> İMA

(

Heya [ 部屋 ]

Anlamı: Oda. Her tür odayı tanımlamak için kullanılır.

Kapsamı:

  • Evdeki tüm odaları kapsar: Yatak odası, çalışma odası, banyo vb.
  • Mekânsal ve yapısal anlamda tarafsız bir terimdir.

Örnek kullanımlar:

  • Neru heya [ 寝る部屋 ] – Uyuma odası
  • Kono heya wa hiroi desu [ この部屋は広いです ] – Bu oda, geniştir.

İma [ 居間 / いま]

Anlamı: Yaşam alanı/oturma odası"

Özellikleri:

  • Ailenin birlikte zaman geçirdiği ana yaşam alanıdır.
  • Modern evlerde, "yaşam odası/living room//salon" karşılığıdır.
  • Geleneksel Japon evlerinde genellikle merkezî konumda yer alır.

Örnek:

  • Kazoku wa ima ni imasu [ 家族は居間にいます ] – Aile, oturma odasında.

Heya ve İma arasındaki FaRkLaR...

Özellik Heya (部屋) İma (居間)
Anlam Genel olarak "oda" Oturma odası / yaşam alanı
Kapsam Tüm oda türlerini kapsar Sadece ortak kullanım alanını belirtir
Kullanım tipi Nötr, yapısal terim İşlevsel ve toplumsal anlamda kullanılır

İma, bir Heya türüdür. Her İma, bir heyadır ancak her Heya, bir İma değildir.

Heya, üst kavramdır; ima ise onun içinde özel bir alt sınıfı karşılar.

)


- HEYACAN değil HEYECAN


- HEYAMOLA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYAMOLA

( Gemicilerin veya işçilerin birlikte bir şey çekerken haydi çek gayret anlamlarında bir ağızdan yüksek sesle ve makamla söyledikleri söz )


- HEYBE/ÇANTA ile/ve/||/<> CEP

( Bilgiyi, heybene/çantana at / cebinde bulunsun! [Ne zaman, nerede, nasıl işe yarayabileceği bilinmez!] )


- HEYBE[Ar. < AYBE] ile HEYBET[Ar.]

( Omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim ya da halıdan yapılmış iki gözlü torba. | Omuza geçirilebilen tek gözlü bir çanta türü. | Eril üreme örgeni.[Güney İkizdere -Rize'de] İLE Korku ve saygı uyandıran görünüş. )


- HEYBE ile HEYBET ile HEYBECİ/LİK ile HEYBETLİ/LİK ile HEYBETLİCE


- HEYBE ile HURÇ

( ... İLE Genellikle yelken bezinden yapılmış büyük heybe. )


- HEYBE[Ar. < AYBE] ile/değil/yerine/= MANÇUK/ÇUG[dvnlgttrk]


- HEYBE[Ar. < AYBE] ile/||/<>/> ARTMAK

( Omuzda taşınan, içine öteberi koymaya yarayan, kilim ya da halıdan yapılmış iki gözlü torba. | Omuzda/sırtta taşınabilen tek gözlü bir çanta türü. İLE/||/<>/> Büyük heybe. )


- HEYBET[Ar.] ile CELÂLET[Ar.]


- HEYBET[Ar. < HEYBET] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYBET

( Korku ve saygı uyandıran görünüş )


- HEYBET >< ÜNS


- HEYECAN | COŞKU ile/||/<> COŞKU

( Salgı bezleri ve devimsel etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç ya da dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu Bir duygunun herhangi bir etkiyle uyanışı sanatsal coşku entheos Tanrıyla dolu olma 1 Bir düşünceyle doğruyla güzelle dolu olup yücelme ruhun kendini aşıp yükselmesi 2 İnsanın Tanrıyla dolu olması durumu )

( EMOTION | ENTHUSIASM | PASSION )

( ENTHUSIASME | PASSION )

( ENTHUSIASMUS | LEIDENSCHAFT )

( PASSIO )

( EMOZIONE )

( ΣΥΓΚΊΝΗΣΗ / συγκίνηση )


- HEYECAN | COŞKU ile/||/<> TUTKU

( Salgı bezleri ve devimsel etkinliklerle kendine özgü ilişkileri bulunan iç ya da dış uyaranların kamçıladığı güçlü duygu durumu. @@ Bir duygunun herhangi bir etkiyle uyanışı. bk. sanatsal coşku. @@ (Yun. en-theos = Tanrı'yla dolu olma) : 1. Bir düşünceyle, doğruyla, güzelle dolu olup yücelme; ruhun kendini aşıp yükselmesi. 2. İnsanın 'Tanrı'yla dolu olması' durumu. )

( EMOTION | ENTHUSIASM | PASSION~PASSION )

( ENTHUSIASME | PASSION~PASSION )

( PASSIO~PASSIO )

( ENTHUSIASMUS | LEIDENSCHAFT~LEIDENSCHAFT )

( EMOZIONE~PASSIONE )

( ΣΥΓΚΊΝΗΣΗ / συγκίνηση~ΠΆΘΟΣ / πάθος )


- HEYECAN:
"HATA YAPTIRABİLİR" ve/fakat/||/<>/> HAK'I YAPTIRIR


- HEYECAN/TEHEYYÜÇ[Ar. < TEHEYYUC] ile/||/<> HEYECANLANDIRMA/TEHYİÇ[Ar. < TEHYĪC]


- HEYECAN:
TÜMELİN > TEKİLLEŞMESİ


- HEYECAN ile/ve ACELE

( EXCITEMENT vs./and HASTE )


- HEYECAN ile/ve/||/<>/< BELİRSİZLİK


- HEYECAN[Ar.] ile/değil/yerine/= COŞUNTU


- HEYECAN ile/ve DAVET


- HEYECAN ile/ve ENERJİ

( EXCITEMENT vs./and ENERGY )


- HEYECAN ile/ve/> ETKİ


- HEYECAN ile GERGİNLİK


- HEYECAN ile HELECAN

( ... İLE Yürek çarpıntısı, çarpıntı. )


- HEYECAN[Ar. < HEYECĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYECAN

( Sevinç korku kızgınlık üzüntü kıskançlık sevgi vb sebeplerle ortaya çıkan güçlü ve geçici duygu durumu teheyyüç coşku )


- HEYECAN ile/||/<> HEYECAN[Ar. < HEYECÂN]

( Oyunun seyirci üzerinde uyandırdığı gerilim duygusu 1 Bir uyarıcı karşısında aşırı derecede duygulanış nedeniyle fizyolojik değişmelere yol açan tepki 2 Organizmanın durgun ve olağan durumundan herhangi bir biçimde uzaklaşması hali emovere devinmek İç ya da dış uyarımlarla ortaya çıkan ruhsal devinim duygu devinimi Heyecan a kalıcı sürekli ör kara sevda b geçici bir coşkunluk niteliğinde ör sevinç c belli bir şeye yönelmiş ör korku olabilir )

( SUSPENS | EMOTION )

( ÉMOTION | EMOTION )

( SPANNUNG | EMOTION )

( EMOVERE )


- HEYECAN ile/ve/değil/||/<>/< ÜMİT


- HEYECAN ve/=/<> YARATIM


- HEYECAN ile/ve YOĞUN İLGİ/İSTEKLİLİK

( EXCITEMENT vs./and ENTHUSIASM )


- HEYECAN-I MURAKABE ile/||/<> EMOTIONAL CONTROL[İng.] ile/||/<> COŞKU DENETİMİ

( Kişinin açık coşkusal davranışını çevreye yöneltirken gösterdiği kendini tutma gücü )

( EMOTIONAL CONTROL )


- HEYECANLANDIRMAK ile HEVES ile HEVESLİ

( ENTHUSE vs. ENTHUSIASM vs. ENTHUSIASTIC )

( مشتاق کردن ile جسور و متهور ساختن ile حرارت ile شوق ile شور و ذوق ile اشتعال ile گرمي ile حميت ile جوش و خورش ile غيرت ile وجد و سرور ile جوشش ile باحميت ile پر اشتياق ile باحرارت )

( MOSHTAGH KARDAN ile JASOR VE MOTEHOR SAKHTAN ile HARART ile SHOGH ile SHOR VE ZOGH ile ESHTAAL ile گرمي ile حميت ile JOOSH VE KHORSH ile GHYRAT ile VOJAD VE SARVAR ile JOOSHESH ile باحميت ile پر اشتياق ile BAHERART )


- HEYECANLANMAK ile HEYECANLANDIRMAK ile HEYECANLANABİLMEK ile HEYECAN ile HEYECANLI/LIK ile HEYECANSIZ/LIK ile HEYECANSIZCA


- HEYECANLAN(M)IYORUM ile/ve/değil/yerine/<> HEYECANI(MI) İÇİMDE TAŞIYORUM/TUTUYORUM


- HEYECANLI ile HEYECANLANDIRMAK ile HEYECANLI ile HEYECANLANMAK ile HEYECAN VERİCİ

( EXCITABLE vs. EXCITE vs. EXCITED vs. EXCITEMENT vs. EXCITING )

( قابل تهييج ile برانگيختني ile تهييج شدن ile تهييج کردن ile هيجان داشتن ile برانگيختن ile بهيجان در آوردن ile بهيجان آوردن ile به هيجان آوردن ile بههيجان آوردن ile دستپاچه کردن ile هيجاني ile تهييج ile جنب و جوش ile هيجان ile باهيجان ile هيجان آور ile پر هيجان )

( GHABEL TAHYYJ ile BARANGYKHTANY ile TAHYYJ SHODAN ile TAHYYJ KARDAN ile YEHYJAN DASHTAN ile BARANGYKHTAN ile BAHYJAN DAR AVARDAN ile BAHYJAN AVARDAN ile BAH YEHYJAN AVARDAN ile BACPEHEHYJAN AVARDAN ile DASTAPACHEH KARDAN ile YEHYJANY ile TAHYYJ ile JONAB VE JOOSH ile YEHYJAN ile باهيجان ile YEHYJAN AVAR ile PAR YEHYJAN )


- HEYELAN | TOPRAK KAYMASI ile/||/<> TOPRAK KAYMASI

( Aklanlarda yamaçlarda yağmur ve kar erimelerinden sonra gevşekleşen toprakların yerlerinden oynayarak aşağılara doğru yavaşça akması Toprak kaymasının daha yüzeysel daha ağır gelişen bir türü toprak kayması )

( SLUMPING | EARTH-CREEP, MOUNTAIN SLIDE )

( GLISSEMENT DE TERRAIN )

( ERDRUTSCH | ERDRUTSCH, GEBIRGSRUTSCH )


- HEYELAN[Ar.][HEYALAN değil!] ile/değil/yerine/= GÖÇÜ/KAYŞA

( Toprak kayması. )


- HEYELAN[Ar. < HEYELĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> TOPRAK KAYMASI


- HEY'ET:
HEYULA ve/ SÛRET-İ CİSMİYE ve/ SÛRET-İ NEV'İYE ve/ ŞEKİL/BİÇİM ve/ SÛRET-İ VEHMİYE


- HEYET ile/||/<> ASTRONOMIE[Fr.] ile/||/<> ASTRONOMİ[Fr. < ASTRONOMIE]

( astronomi )

( ASTRONOMIE )


- HEYET ile/ve/||/<> HAZİRUN


- HEYET ile HEYET RAPORU


- HEYET[Ar. < HEYʾET] ile/değil/yerine/=/||/<> KURUL | GÖK BİLİMİ

( heyet raporu umumi heyet fasıl heyeti hakem heyeti ihtiyar heyeti istişare heyeti kaza kırım heyeti köy ihtiyar heyeti mütevelli heyeti tahrir heyeti teftiş heyeti kurul gök bilimi Biçim kılık dış görünüş )


- HEYET[Ar.]/KOMİTE[Fr. < COMITE][İng. COMMITTEE] ile/değil/yerine/= KURUL


- HEYET ile/ve/||/<>/< MAHİYET

( Mâhiyet + Sûret + Ârazlar. İLE/VE/||/<>/< Öz. )

( Mâhiyet, taksim edilmez. )

( Mâhiyetten istisna yapılmaz. )

( CONFIGURATION vs./and/||/<>/< QUIDDITY/ESSENCE )


- HEYET ile/ve/<> METAFİZİK


- HEYET-İ ÂYÂN ile/ve/||/<> HEYET-İ MEBÛSAN


- HEYETİ UMUMİYE | GENEL KURUL -ile/||/<>


- HEYETİ UMUMİYE ile/||/<> ASSEMBLÈE GÈNÈRALE[Fr.] ile/||/<> GENEL KURUL

( GENERAL ASSEMBLY )

( ASSEMBLÈE GÈNÈRALE )

( GENERALVERSAMMLUNG )

( ASSEMBLEA GENERALE )

( ΓΕΝΙΚΉ ΣΥΝΈΛΕΥΣΗ / γενική συνέλευση )


- HEYHAT[Ar. < HEYHĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYHAT

( Yazık ne yazık anlamında kullanılan bir söz )


- HEYHEYLENMEK ile HEYHEY


- HEYÎ ile/||/<> ASTRONOMIQUE[Fr.] ile/||/<> ASTRONOMİK[Fr. < ASTRONOMIQUE]

( astronomi )

( ASTRONOMIQUE )


- HEY'Î[Ar.] ile HEYÎ[Ar.]

( Astronomi ile ilgili. İLE Madde, varolan. )


- HEYKEL[Ar.] ile/değil/yerine/= ANIT/YAPIT/YONTU

( STATUE vs. MONUMENT )


- HEYKEL[Ar. < HEYKEL] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYKEL

( heykeltıraş Taş tunç bakır kil alçı vb maddelerden yontularak kalıba dökülerek veya yoğrulup pişirilerek biçimlendirilen eser yontu statü )


- HEYKEL ile KOLOSAL

( ... İLE Büyük boyutlu ve masif mimari ögeleri ve heykelleri niteler. )


- HEYKEL ile/ve/değil MOZOLE[Fr. < Yun.]


- HEYKEL ile PIETA

( ... İLE Kucağında, ölü İsa Mesih'i tutan Meryem Ana heykeli. )


- HEYKEL ile/ve TORS

( ... İLE/VE Gövde heykeli. )


- HEYKELCİ KALEMİ ile/||/<> ...

( Heykel Heykelcilerin taş kil alçı gibi gereçleri biçimlendirmek için kullandıkları kesici düzeltici ve yontucu araçlara verilen genel ad )


- HEYKELCİ ile/||/<> YONTUCU


- HEYKELCİLİK ile/||/<> HEYKELTIRAŞLIK ile/||/<> YONTUCULUK


- HEYKELLEŞTİRMEK ile HEYKEL ile HEYKELCİ/LİK ile HEYKELLİ ile HEYKELCİ KALEMİ


- HEYKELTIRAŞ[Ar. < HEYKEL + Fars. -TERĀŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYKELCİ


- HEYKELTRAŞ ile/ve/||/<> MİMAR

( Her mimar, heykeltraş değildir fakat her heykeltraş, aynı zamanda da mimardır. )


- HEYKELTRAŞ ile/||/<> SCULPTOR[İng.] ile/||/<> SCULPTEUR[Fr.] ile/||/<> BILDHAUER[Alm.] ile/||/<> HEYKELCİ

( Heykel Heykel yapan sanatçı )

( SCULPTOR )

( SCULPTEUR )

( BILDHAUER )


- HEYULA[Ar. < HEYŪLĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> HEYULA

( Korkunç hayal )


- HEYÛLA ve/<> SÛRET ve/<> ŞEKİL ve/<> NİTELİK


- HEZAR[Fars. < HEZĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> BÜLBÜL


- HEZAREN[Ar. < ḪAYZURĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> BAMBU (HEZAREN ÖRGÜ)


- HEZAREN[Fars. < HEZĀR + RENG] ile/değil/yerine/=/||/<> SARAY ÇİÇEĞİ


- HEZAREN ile HEZAREN ÖRGÜ


- HEZÂRPÂ | ÇIYAN ile/||/<> ÇOK AYAKLILAR | KIRKAYAK

( Çok ayaklıların, çevik, etçil, ağılı ve karanlık sever türlerine verilen genel ad. a. bk. kırkayak, kırkayaklar. @@ (Scolopendra cingulata): Gerçek-eklembacaklıiar (Euarthropoda) alt-dalının çok-bacaklılar (Myriapoda) sınıfından bir tür. Vücudu geniş ve yassıdır. Hızlı hareket eder. Taşların altında yaşar. Keliserinde zehir bezi vardır. Isırır. @@ (zooloji) @@ Gerçek eklem bacaklılar (Euarthropoda) alt dalının, çok bacaklılar (Myriapoda) sınıfından, geniş ve yassı vücutlu, hızlı hareket eden, taşların altında yaşayan, keliserinde zehir bezi bulunan, ısıran bir tür.@@bk. çıyan, kasık biti. @@ (Julus terrestris) Eklembacaklı hayvanlardan çokbacaklılar (Myriapoda) sınıfına giren bir tür. Vücudu yuvarlak ve uzundur. Bölütü çoktur. Taşların altında yaşar. @@ (zooloji) @@ Eklem bacaklı hayvanlardan çok bacaklılar (Myriapoda) sınıfından, yuvarlak ve uzun vücutlu, çok bölütlü, taşların altında yaşayan bir tür. @@ Ağızlarda çayan 'akrep (ve 'kırkayak') olarak geçer. ~ Az çiyan 'çıyan'. -Tkm içyan 'akrep'. Göçüşmeli (métathétique) bir biçim olduğu açıktır. Göçüşmenin bir ünlü ile bir ünsüz arasında gerçekleştiği göze çarpıyor. -Nog şayan 'yengeç'. -Kzk şayan. -Kklp şayan. -Krg çayan. Orta Türkçede çaδan 'akrep' olarak geçer. Eski Kıpçakçada da cayan (ve çıyan) olarak kullanılır. Türkçede birinci hecede -a-'nın -ı-'ya çevrildiği göze çarpıyor. Dilimizde buna benzer örnekler vardır. bk. Eren: NyK 51: 358-360. Orta Türkçe -δ-'nin çağdaş diyalektlerde -y-'ye çevrilmesi kuraldır. Moğolcaya çayan ~ çiyan olarak geçmiştir. bk. Şçerbak: JaS 111/102, 170, 174. )

( SCOLOPENDRID | SCOLOPENDRA | MYRIAPODS~MYRIAPODS )

( SCOLOPENDRE | MILLE-PATTES~MILLE-PATTES | MYRIAPODES, MYRIOPODES )

( SCOLOPENDRA | SCOLOPENDRA CINGULATA | MYRIAPODA~MYRIAPODA )

( SKOLOPENDER | GÜRTELSKOLOPENDER | TAUSENDFÜSSLER~TAUSENDFÜSSLER )

( SCOLOPENDRA~MIRIAPODI )

( ΣΚΟΛΌΠΕΝΤΡΑ / σκολόπεντρα~ΜΥΡΙΆΠΟΔΑ / μυριάποδα )


- HEZÂRPÂ ile/||/<> ÇIYAN ile/||/<> KIRKAYAK

( Çok ayaklıların çevik etçil ağılı ve karanlık sever türlerine verilen genel ad a kırkayak kırkayaklar Scolopendra cingulata Gerçekeklembacaklıiar Euarthropoda altdalının çokbacaklılar Myriapoda sınıfından bir tür Vücudu geniş ve yassıdır Hızlı hareket eder Taşların altında yaşar Keliserinde zehir bezi vardır Isırır zooloji Gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalının çok bacaklılar Myriapoda sınıfından geniş ve yassı vücutlu hızlı hareket eden taşların altında yaşayan keliserinde zehir bezi bulunan ısıran bir tür çıyan kasık biti Julus terrestris Eklembacaklı hayvanlardan çokbacaklılar Myriapoda sınıfına giren bir tür Vücudu yuvarlak ve uzundur Bölütü çoktur Taşların altında yaşar zooloji Eklem bacaklı hayvanlardan çok bacaklılar Myriapoda sınıfından yuvarlak ve uzun vücutlu çok bölütlü taşların altında yaşayan bir tür Ağızlarda çayan akrep ve kırkayak olarak geçer Az çiyan çıyan içyan akrep Göçüşmeli métathétique bir biçim olduğu açıktır Göçüşmenin bir ünlü ile bir ünsüz arasında gerçekleştiği göze çarpıyor şayan yengeç şayan şayan çayan Orta Türkçede çaδan akrep olarak geçer Eski Kıpçakçada da cayan ve çıyan olarak kullanılır Türkçede birinci hecede anın ıya çevrildiği göze çarpıyor Dilimizde buna benzer örnekler vardır Eren NyK 51 358360 Orta Türkçe δnin çağdaş diyalektlerde yye çevrilmesi kuraldır Moğolcaya çayan çiyan olarak geçmiştir Şçerbak JaS 111 102 170 174 )

( SCOLOPENDRID | SCOLOPENDRA | MYRIAPODS )

( SCOLOPENDRE | MILLE-PATTES )

( SKOLOPENDER | GÜRTELSKOLOPENDER | TAUSENDFÜSSLER )

( SCOLOPENDRA | SCOLOPENDRA CINGULATA | MYRIAPODA )

( SCOLOPENDRA )

( ΣΚΟΛΌΠΕΝΤΡΑ / σκολόπεντρα )


- HEZEL[Ar. < HEZL] ile MİZÂH[Ar.]

( Çevresindekileri neşelendirmek amacıyla yazılan ya da söylenilen söz. | Bir şiiri ya da şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme. İLE Eğlendirme, güldürme ve birinin davranışına, incitmeden takılma amacını güden ince alay. | Gerçeğin güldürücü yanlarını ortaya koyan yazın türü. )


- HEZEN ile/||/<> ...

( hezan hezek 1 Yapılarda kirişlerin üzerine yerleştirilen ağaçlar Amasya hezek Amasya 2 Tahta yapılarda çatının tüm yükünü çeken kalın orta direk Buruncuk Yerköy Yozgat Kötüören Pınarbaşı Kayseri hezan Gürün Sivas )


- HEZER -ile

( Çekinme, zarar verecek şeyden korunma. )


- HEZEYAN/DELİRİUM ile/değil/yerine/= SABUKLANI/SAÇMALAMA


- HEZEYAN/SABUKLANMA ile/değil/yerine/>< COŞKU


- HEZEYAN ile/||/<> DELUSION[İng.] ile/||/<> SABUKLAMA

( Kimi hastalıklarda görülen abuk sabuk söyleme anlamsız davranışlarda bulunma gibi belirtiler gösteren ruh bozukluğu durumu )

( DELUSION )


- HEZEYÂN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEYECAN


- HEZEYAN[Ar. < HEẔEYĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SAÇMALAMA | SAYIKLAMA | SABUKLANMA

( saçmalama sayıklama sabuklanma )


- HEZEYAN[Ar.] ile/değil/yerine/= SAYIKLAMAK/SAÇMALAMAK


- HEZİL | ALAYSI ile/||/<> ALAYSIMA

( alaysıma )


- HEZİMET[Ar. < HEZĪMET] ile/değil/yerine/=/||/<> BOZGUN


- HEZL[Ar. < HEZL] ile/değil/yerine/=/||/<> HEZEL

( Karşısındakini neşelendirmek amacıyla yazılan veya söylenen söz Bir şiiri veya şiir parçasını şakalı bir anlatıma çevirme )


- HEZLİYYAT[Ar. < HEZLİYYĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HEZLİYAT

( Hezel türünde yazılmış şiirler )


- HƏYATİ TƏHLÜKƏ[Azr.]/KHATARE HAYATİ[Fars.]/ÖMİRGE QAUIP[Kazak.]/EMERGENCY[İng.] ile/değil/yerine/= YAŞAMSAL TEHLİKE


- HF ile/||/<> DFT ile/||/<> COUPLED CLUSTER ile/||/<> CI

( Elektronik yapı hesaplama kuramları. )

( Formül: E = <Ψ|H|Ψ>/<Ψ|Ψ> )


- HI/HEALTH INFORMATICS[İng.] ile/değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİMİ


- HI :/yerine SELAM


- HİBÂ[Ar.] ile HİBÂ[Ar. çoğ. AHBİYE]

( Vergi. | Bahşiş. | Bayana kocasından kalan hisse. İLE Keçeden ya da abadan yapılmış göçebe çadırı, oba. )


- HİBB[Ar.] ile HİBB[Ar.]

( Sevgi, sevgili. | Yol arkadaşı.[çoğ. AHBÂB] İLE Hilekâr, aldatıcı, kurnaz. )


- HİBBE[Ar. < HİBEB] ile HİBE[Ar. < HİBÂT]

( Paçavra, kesilmiş kumaş parçası. İLE Bağışlama, bağış. )


- HİBE ETMEK ile YARDIMDA BULUNMAK ile İMTİYAZLI ile VEREN ile BAĞIŞÇI

( GRANT vs. GRANT IN AID vs. GRANTED vs. GRANTING vs. GRANTOR )

( مبذول داشتن ile مبذول کردن ile عطا ile اعطاء ile کمک هزينه ile مفروض ile مبذول ile استجابت ile امتياز دهنده )

( MABZOL DASHTAN ile MABZOL KARDAN ile ATA ile ETA ile KAMAK CPEHZYNAH ile MOFRUZ ile MABZOL ile ESTEJABAT ile EMTYAZ DAHANDEH )


- HİBE ile/değil/yerine/= BAĞIŞ


- HİBE[Ar. < HİBE] ile/değil/yerine/=/||/<> BAĞIŞ


- HİBE[Ar.] ile HEDİYE[Ar.]


- HÎBE değil HİBE


- HİBE[Ar.] ile İ'TÂ'[Ar.]

( Mülk olarak vermek. İLE Vermek, bir şeyi, alıcısına ulaştırmak. )


- HİBE[Ar.] ile MİNHA[Ar.]


- HİBE[Ar.] ile Nİ'MET[Ar.]


- HİBERNASYON/HIBERNATION[İng.] ile/değil/yerine/= KIŞ UYKUSU


- HİBRE[Ar.] -ile

( Birebir yaşanmışlıktan elde edilen bilgi. )


- HİBRİDİZASYON/HYBRIDIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= MELEZLEME


- HİBRİT[İng. HYBRID] ile/||/<> ÇAPRAZLAMA[İng. CROSS] ile/||/<> KUASİDOMİNANS[İng. KASIDOMINANS] ile/||/<> SOUTHERN BLOT ile/||/<> YARIBASKINLIK[İng. SEMI-DOMINANCE]

( Farklı tür, cins ya da ailelerden olan ebeveynlerin çiftleşerek oluşturdukları yavru. Doğal ya da yapay yollarla oluşabilirler. Ebeveynlerin genetik farklılıklarına bağlı olarak yavrunun hayatta kalıp üreme ihtimali değişiklik gösterebilir. Hibrit canlılar genetik çeşitlilik sağlamaları sebebiyle evrimde hayati bir rol oynarlar. "Melez" olarak da bilinirler. @@ Eşeyli üreyen canlılarda oluşan gametlerin birbirleri ile birleşmesi olayı. Bu olayla beraber döllenme gerçekleşir ve yeni bir yavru birey oluşur. Çaprazlama doğal ya da yapay yollarla yapılabilir. Hibrit oluşumu için kullanılabilir. Kontrol çaprazlaması, monohibrit çaprazlama ve polihibrit çaprazlama gibi farklı yöntemleri vardır. Mendel genetiğinde sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. @@ Nesiller boyunca akrabalar arası çiftleşme (hibritleşme) sonucunda, popülasyondaki çekinik bir alelin, baskınmış gibi ortaya çıkması. @@ DNA parçalarının elektroforez sayesinde ayrılması, nitroselüloz/naylon bir membrana taşınması, biyokimyasal ya da radyoaktif biçimde etiketlenen bir DNA probu ile istenen dizinin hibritleştirilmesi ve otoradyografi teknikleriyle görselleştirilmesini içerek tekniktir. Teknik, spesifik bir sırayı içeren DNA parçaları belirlemekte kullanılır. @@ Nesiller boyunca akrabalar arası çiftleşme (hibritleşme) sonucunda, popülasyondaki çekinik bir alelin, baskınmış gibi ortaya çıkmasıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HİBRIT/HYBRID[İng.] ile/değil/yerine/= KATIŞIK | KIRMA


- HİBRİT TOHUM ile/||/<> AÇIK TOZLAŞAN TOHUM

( Hibrit F1 melezi verimli, açık tozlaşan kendi tohumunu üretir )

( Formül: F1 hibrit vigor )


- HİBRİTLEŞMEK ile HİBRİT


- HİÇ ABARTISIZ" değil ABARTISIZ/MÜBALAĞASIZ


- HİÇ BİLMEMEK ile ANIMSA(YA)MAMAK

( Anımsanacak neyi unuttum? )


- HİÇ DE ... ile PEK DE ...


- HİÇ KAÇINILMAZ değil KAÇINILMAZ


- HİÇ Mİ HİÇ (DÜŞÜNMEMEK, UĞRAŞMAMAK)


- HİÇ ÖNEMİ YOK ile/değil ÖNEMLİ DEĞİL


- HİÇ ŞEKERSİZ/MAKYAJSIZ değil ŞEKERSİZ/MAKYAJSIZ


- HİÇ SEVMEM ile/değil/yerine PEK SEVMEM


- HİÇ TARTIŞMASIZ/KATKISIZ/PEŞİNATSIZ ... değil TARTIŞMASIZ/KATKISIZ/PEŞİNATSIZ ...


- HİÇ VAR OLMAMAK değil/yerine "TELEF OLMAK"


- HİÇ YOKTAN ... değil HİÇ, YOKTAN, ...(HİÇ, YOKTAN İYİDİR)


- HİÇ ..." ile/değil "HENÜZ ..."


- HİÇ[Fars. < HĪÇ] ile/değil/yerine/=/||/<> HİÇ

( hiçbir hiçbiri hiçenderhiç hiç kimse hiç yoktan heple hiç ilkesi Olumsuz yargılı cümlelerde fiilin anlamını pekiştiren bir söz Soru cümlelerinde belirsiz bir zamanı anlatan bir söz Bir soruya açık bir cevap verilmek istenmediğinde cevap cümlesinin başına getirilen bir söz Boş değersiz önemsiz olan şey veya kimse )


- HİÇ ile HİÇKİMSE ile HİÇ YOKTAN


- HİÇ ile/ve/||/<> HİÇ-"LİK"


- HİÇ ile İÇ


- HICÂ[Ar.] ile 'AKL[Ar.]


- HİCA[Ar. < HİCĀʾ] ile/değil/yerine/=/||/<> HECE

( hece ölçüsü hece taşı hece tekleşmesi hece vezni hece vurgusu hece yutumu açık hece kapalı hece uzun hece vurgulu hece vurgusuz hece pekiştirme hecesi Bir soluk hamlesiyle çıkarılan ses veya ses birliği seslem hece ölçüsü )


- HİCÂ[Ar.] ile HİCÂ'[Ar.]

( Bilmece, bulmaca, yanıltmaca. İLE Hicvetme, yerme. )


- HİCÂB[Ar.] ile KİTMÂN[Ar.] ile İHFÂ'[Ar.] ile SETR[Ar.]


- HİCÂB[çoğ. HÜCÜB] ile/değil/yerine/= UTANMA, SIKILMA | PERDE | AYIP | SÜLÛKA ENGEL OLA(BİLE)N HERŞEY


- HİCÂC[Ar.] ile HİCÂC[Ar. < HÜCCET]

( Gözün ikinci tabakası. İLE Kanıtlar/deliller, hüccetler, vesikalar, senetler. )


- HİCAHI HACİZ | HİCÂB-I HÂCİZ | HİCÂB | HİCÂB-I HACİZ | BÖLEÇ | DİYAFRAM ile/||/<> DİYAFRAM ile/||/<> DİYAFRAM[Fr. < DIAPHRAGME]

( Irakgörürlerde fotoğraf makinelerinde nesne merceği açıklığını büyütüp küçülten düzen Kimi ışıldaklarda mercek düzeni içinde bulunan ve ışık niceliğini düzenlemekte kullanılan açılır kapanır mekanizma 1 Memeli hayvanlarda karın boşluğunu göğüs boşluğundan ayıran kısmen kaslı kısmen bağ dokusu telli bir bölme 2 Bazı örümceklerde karnı başlıgöğüsden sefaIotoraks ayıran enine bölme 3 Böceklerde vücudu çeşitli boşluklara ayıran bölmeler sırt diyaframı karın diyaframı gibi biyoloji zooloji kimya Işıldakların bir takısı Bir çerçeveye oturtularak takılan diyafram yuvarlak biçimdedir iç tarafında birbirinin üzerine kayarak ya da birbirinin üzerinden açılarak yuvarlağın çapını büyülten ve küçülten yaprakları vardır Bununla sahne üzerindeki aydınlatma alanı genişletilip daraltılabilir Memelilerde akciğerlerde gaz alış verişini kolaylaştıran göğüs boşluğu ile karın boşluğunu ayıran kas ve tendon tabakası anat 1 Bölme ayırma duvarı 2 Memelilerde akciğerde hava alışverişinde etkili olan göğüs boşluğuyla karın boşluğunu ayıran kas ve tendondan oluşan yapı diyafragma frenes )

( DIAPHRAGM | DIAPHRAGME | IRIS, DIAPHRAGM | DIAPHRAGMA )

( DIAPHRAGME )

( DIAPHRAGMA, BLENDE | IRISBLENDE | ZWERCHFELL | DIAPHRAGMA, ZWERCHFELL )


- HİCAL[Ar. < HACLE] ile HİCÂL[Ar. < HECL]

( Gelin odaları. İLE Çukurlar, uçurumlar. )


- HİCAP[Ar. < ḤİCĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> UTANMA | PERDE

( utanma perde )


- HİCAP[Ar.] ile/ve/||/<> HÂCİP[Ar.]

( [örtülmesi gerekeni ...]
Örtmek. İLE/VE/||/<> Örten. )


- HİCAP ile/||/<> SHAME[İng.] ile/||/<> UTANMA

( Bir yetersizlik ya da davranıştaki uygunsuzluğun bilincine varınca duyulan coşku )

( SHAME )


- HİCAZ[Ar. < ḤİCĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> HİCAZ

( Klasik Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam Klasik Türk müziğinde do diyez notasını andıran perde )


- HİCAZKAR[Ar. < ḤİCĀZ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HİCAZKÂR

( kürdilihicazkâr Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam )


- HİÇBİR ŞEY


- HİÇBİR ŞEY HAKKINDA KONUŞMAMAK ile/ve/= HERŞEY HAKKINDA KONUŞUYOR OLMAK

( Bir metafizikçi olmak, hiçbir şey hakkında konuşmamak demektir. )


- HİÇBİR ŞEY ile HİÇBİR ŞEY('İ)

( RIEN )

( NOTHING vs. NOTHING )


- HİÇBİR ŞEYE SAHİP OLMAMAK değil HİÇBİR ŞEYİN, BİZE SAHİP OLMAMASI


- HİÇBİR YERDE/LİK ile/ve/değil YOK/LUK


- HİÇBİR ZAMAN ile/değil/yerine/= YOK KEZ


- HİÇBİR ile HİÇBİRİ


- HİÇBİRİMİZ ile HİÇKİMSE


- HİÇBİRİSİ değil HİÇBİRİ


- HİÇÇİLİK = ADEMİYUM MEZHEBİ = NIHILISM[İng.] = NIHILISME[Fr.] = NIHILISMUS[Alm.] = NIHIL[Lat.]


- HİÇÇİ/LİK ile/ve/||/<>/> ALAYCI/LIK/MÜSTEHZİ


- HİÇÇİLİK/NİHİLİZM ile VAROLUŞÇULUK/EGZİSTANSİYALİZM

( Her türlü anlam, değer ve amaç reddini savunan felsefi görüş. İLE Bireyin özgürlüğünü ve varoluşsal sorumluluğunu vurgulayan felsefi görüş. )


- HİÇENDERHİÇ[Fars. < HĮÇ-ENDER-HĮÇ] ile/değil/yerine/=/||/<> HİÇENDERHİÇ

( Yok hükmünde olan )


- HİÇGÖRÜ ile/değil/yerine/></> İÇGÖRÜ


- HİCÎR[Ar.] ile HİCR[Ar.]

( Huy, âdet, tabîat. İLE Ayrılık. | Sayıklama, saçmalama. )


- HİCİV[Ar. < HECV] ile/değil/yerine/=/||/<> YERGİ (HİCVETMEK)


- HİCİV/HİCV[Ar. < (aslı) HECV]/SATİR ile/değil/yerine/= YERGİ/TAŞLAMA[Ar. TÂRÎZ]

( Birini, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi ya da bir göreneği yermek için yazılmış yazı/şiir ya da söylenmiş söz. İLE "Taşlamak." | Sert madenleri aşındırıcı bir taşla parlatma ve yerine uymasını sağlama. | Alaylı halk şiiri. | Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, târîz. | Hakâret. )

( Terbiyesize, terbiyesizliğini, terbiyesizlik yapmadan ve onun seviyesine inmeden söylemek/yazmak. )


- HİCİV, HİCVİYE, HİCA | YERGİ ile/||/<> YERGİ ile/||/<> TAŞLAMA

( Bir kişiyi toplumu bir nesneyi yeri inancı gidişi ve bunların eksik biçimsiz yanlarını ele alarak acı alaycı bir dille anlatan koşuk türü taşlama Ör Bir hazakatzedeyim midemi tıp tepti benim Kırk katır tepse yıkılmazdı bu nazik bedenim Kapladı her yanımı sancı elem ağrı bere Bir mezar oldu cihan sanki etıbba haşere Neyzen Tevfik Birinin veya bir şeyin kusurlu taraflarını acı batıcı ve alaycı bir dille anlatan yazı YERGİLİ Satirique YERGİ SÖYLEVİ Invective Bir kişiyi bir yeri bir şeyi vb kusurlu yanlarını acr alaycı bir dille yeren halk koşuk türü Halk edebiyatı terimi Yergi hicviye Taşlamaya yergiye yönelen ve insanlarla çevrelerinin kusurlu yönlerini ele alan kısa güldürü Aşındıraçlı yüzeylere sürterek metal yüzeyleri mekanik olarak temizleme işlemi Taşlamalar söyleyen ozan taşlama )

( SATIRE )


- HİCİV ŞİİRİ, HİCVİYE | TAŞLAMA ile/||/<> TAŞLAMA

( Bir kişiyi bir yeri bir şeyi vb kusurlu yanlarını acr alaycı bir dille yeren halk koşuk türü Halk edebiyatı terimi Yergi hicviye Taşlamaya yergiye yönelen ve insanlarla çevrelerinin kusurlu yönlerini ele alan kısa güldürü Aşındıraçlı yüzeylere sürterek metal yüzeyleri mekanik olarak temizleme işlemi Taşlamalar söyleyen ozan taşlama )

( SATIRE | GRINDING )

( SATIRE | ÉBAUVURAGE, ÉMOULAGE )

( SATIRE, SPOTTSPIEL | SCHLEIFEN )

( SATURA )

( SATIRA )

( ΣΆΤΙΡΑ / σάτιρα )


- HİCİV ŞİİRİ, HİCVİYE | TAŞLAMA ile/||/<> YERGİ

( Bir kişiyi, bir yeri, bir şeyi vb. -kusurlu yanlarını- acr, alaycı bir dille yeren halk koşuk türü. @@ (Halk edebiyatı terimi) Yergi, hicviye. @@ Taşlamaya, yergiye yönelen ve insanlarla çevrelerinin kusurlu yönlerini ele alan kısa güldürü. @@ Aşındıraçlı yüzeylere sürterek, metal yüzeyleri, mekanik olarak temizleme işlemi.@@Taşlamalar söyleyen ozan. bk. taşlama. )

( SATIRE | GRINDING~SATIRE )

( SATIRE | ÉBAUVURAGE, ÉMOULAGE~SATIRE )

( SATURA~SATIRA )

( SATIRE, SPOTTSPIEL | SCHLEIFEN~SATIRE )

( SATIRA~SATIRA )

( ΣΆΤΙΡΑ / σάτιρα~ΣΆΤΙΡΑ / σάτιρα )


- HİCİV ile MİZAH


- HİÇKİMSE ile/ve/<>/> HERHANGİ BİRİ ile/ve/<>/> BELİRLİ BİR KİŞİ

( Çırak. İLE/VE/<>/> Kalfa. İLE/VE/<>/> Usta. )

( Bebek. İLE/VE/<>/> Çocuk/genç. İLE/VE/<>/> Yetişkin. )

( 0-1 İLE/VE/<>/>1-18 İLE/VE/<>/> 18 - ~ )

( Konuşmaya başlayana kadar. İLE/VE/<>/> Yetkinleşene[rüşte] kadar. İLE/VE/<>/> Olgunlaşana[kemâline] kadar ve sonrası. )


- HİÇKİMSE ile/ve HERKES

( Kimse beni sevmek zorunda değil fakat ben herkesi sevmek durumundayım. )

( Herkes, er ya da geç, bazı düşünce ve tutumlarından dönüş yapar. )


- HİÇKİMSEMİZ" değil HİÇBİRİMİZ


- HİÇKİMSEYİ:
ÖVMEMEK ve/||/<> KÜSMEMEK ve/||/<> YAKINMAMAK ve/||/<> SUÇLAMAMAK

( Olgunluğun gereği ve göstergelerindendir. )


- HİÇKİMSEYLE KONUŞ(A)MAYACAĞIN/PAYLAŞ(A)MAYACAĞIN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR] ile/ve/<> KENDİNİN (BİLE) DÜŞÜNMEK İSTEMEYECEĞİN DÜŞÜNCELER/SÖZLER[KONULAR, OLAYLAR, OLGULAR, KAVRAMLAR]


- HIÇKIRIK -ile

( Çok yemek yeme ya da sinirsel bir nedenle ya da istemsiz olarak diyafram kasının kasılmasıyla hava akciğerlere geçerken boğazdan çıkan ya da düzgün aralıklarla yinelenen ses. )


- HIÇKIRMAK ile HIÇKIRTMAK ile HIÇKIRABİLMEK


- HICKMAN PUMP[İng.] / HICKMAN PUMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİCKMAN POMPASI


- HİÇLEMEK ile HİÇLEŞTİRMEK


- HİÇLİK = ADEM = NON-BEING[İng.] = NÉANT[Fr.] = NICHTS[Alm.] = NON ENS[Lat.]


- HİÇLİK ile/değil BİLİNMEYEN


- HİÇLİK ile/ve/<>/değil/yerine BOŞLUK


- HİÇLİK ile/ve/=/<>/değil/yerine/hem de/ya da/belki BÜTÜNLÜK

( [not] NOTHINGNESS vs./and/=/<>/but/maybe/also/or INTEGRITY
INTEGRITY instead of NOTHINGNESS )


- HİÇ/LİK ile/ve/değil/<> DEĞERSİZ/LİK

( NOTHINGNESS vs./and WORTHLESS/NESS )


- HİÇ/LİK ile/ve MUTLAK/LIK

( NOTHING/NESS vs./and ABSOLUTE/NESS )


- HİÇ/LİK ile YOK/LUK

( SHUNYA/NADA ile ... )

( Y EN EL MONTE NADA: ve hiçlik dağının üzerinde )

( Hiç, hiçbir bilim dalının konusu değildir. )

( NOTHING(NESS) vs. NON-BEING )


- HİÇ(LİK) ile YOK(LUK)


- HİÇ/LİK ile/ve YOK/LUK

( Kendinizi alabildiğine çıplaklık, alabildiğine hiçlik içinde hazır tutun. )

( NOTHING/NESS vs./and NON-BEING
Just keep yourself ready in utter nakedness and nothingness. )


- HİCR[Ar.] ile/ve/||/<> ZEVC/E[Ar.] ile/ve/||/<> İMRÂ/TE[Ar. < MER']

( BA'LE: Zevce, eşi/karısı. )


- HİCRÂN ile/değil/yerine/= AYRILIK [bkz. FIRAK, FÜRKAT, İFTİRÂK] | UNUTULMAZ ACI, KEDER, İÇ ACISI


- HİCRÂN ile/ve/<> FİRÂK


- HİCRAN[Ar. < HİCRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HİCRAN

( Bir yerden veya bir kimseden ayrılma ayrılık Ayrılığın neden olduğu onulmaz acı )


- HİCRAN ile HÜSRAN

( Ayrılık. İLE Beklenene erişememekten doğan üzüntü, batkı. )


- HİCRET | GÖÇ ile/||/<> GÖÇ

( Yeraltındaki petrol ve gazların bir yerden başka bir yere doğal olarak devimi 622 yılında Muhammet Peygamberin İslam takviminin başı sayılan Mekkeden Medineye göç etmesi olayı Genellikle yerleşmek amacıyla bir yerleşim yerinden bir başka yerleşim yerine bir ülkeden bir başka ülkeye gitme eylemi Çalışmak ve kendine daha iyi yaşama olanakları bulmak umuduyla insanların oturdukları yeri bırakıp başka yörelere giderek orada kesin ya da geçici olarak yerleşmeleri Kuşların geyiklerin yarasaların bazı balık ve böceklerin mevsim iklim besin miktarı v b ne göre çevre değiştirmeleri göçme zooloji İktisadi siyasi veya sosyal nedenlerle bir yerleşim biriminden başka bir yerleşim birimine doğru gerçekleşen nüfus hareketleri 1 Mevsim iklim besin miktarı vb sebeplere dayalı olarak hayvanların habitat değiştirmesi 2 Bitkilerin yeni alanlara yer değiştirmesi Migrasyon Embriyonel gelişim sırasında kimi hücrelerin bulundukları yerden başka bir yere amöboid hareketlerle taşınması olayı )

( MIGRATION | CORRENT OF MIGRATION )

( MIGRATION | MIGRATION, MOUVEMENT MIGRATOIRE | COURANT MIGRATOIRE )

( MIGRATION | WANDERUNG, BEVÖLKERUNGSWANDERUNG | WANDERUNGSBEWEGUNGEN | WANDERUNG )

( MIGRATIO )


- HİCRET[Ar. < HİCRET] ile/||/<> HİCRÎ TARİH

( Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göçmesi. )

( HEGIRA | HEGIRA ERA, MOHAMMEDAN ERA~HEGIRA ERA, MOHAMMEDAN ERA )

( HÉGIRE | ÈRE DE L'HÉGIRE~ÈRE DE L'HÉGIRE )

( HEDSCHRA, HIDSCHRA | HEDSCHRA ZEITRECHNUNG~HEDSCHRA ZEITRECHNUNG )

( EGIRA~ÈRA DELL'EGIRA )

( ΕΓΊΡΑ / εγίρα~ΕΠΟΧΉ ΤΗΣ ΕΓΊΡΑΣ / εποχή της εγίρας )


- HİCRET[Ar. < HECR] ile/değil/yerine/= GÖÇ

( Göç. | Hz. Peygamber'in, Mekke'den, Medine'ye göç etmesi.[İslâm tarihinin/takviminin başı][Hicret-i Nebeviye] )


- HİCRET[Ar. < HİCRET] ile/değil/yerine/=/||/<> HİCRET

( göç İslam takviminde tarih başı sayılan Hz Muhammed in Mekke den Medine ye göç etmesi )


- HİCRET/HİCRET[Ar. < HİCRET] ile/||/<> HİCRİ/HİCRİ[Ar. < HİCRĪ]

( göç İslam takviminde tarih başı sayılan Hz Muhammed in Mekke den Medine ye göç etmesi )


- HİCRÎ TAKVİM ile/ve MÎLÂDÎ TAKVİM(EFRENCÎ/GREGORYEN TAKVİM) ile/ve MUSEVÎ TAKVİMİ

( Güneş yılına göre ayarlanmış olan Musevî takvimi. M.S. 2000=5761 )

( İslâm'ın takvimi olmaz, takvim müslümanlarındır, kullanım(ı) içindir. )

( 103 ile/ve 100 ile/ve ... )

( 309 ile/ve 300 )

( Takvimin başlangıç noktası, Hz. Muhammed'in 622 yılındaki Mekke'den Medine'ye hicretidir. Hicrî takvimde bir ay yılı 354 gündür. 29 ve 30 gün çeken 12 aydan oluşur. Hicrî(H) 300=Mîlâdî(M)(M.S.) 912-913, H 600=M 1203-1204, H 1000=M 1591-1592, H 1300=M 1822-1823'tür. İLE/VE ( Mîlâd/Nexus, Hz. İsa'nın doğumu ile başlar. [M.Ö.(Mîlât'tan Önce) / B.C.(Before Christ / İsa'dan Önce)] - 0 - [M.S.(Mîlâttan Sonra) / A.D.(Anno Domini)]. Papa XIII. Gregorius tarafından 1582'de düzeltilip, şimdiye kadar kullanılmakta olan ve 1926'dan beri Türkiye'de de kullanılan takvim. )


- HİCRİ[Ar. < HİCRĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HİCRİ

( hicri takvim hicri tarih Tarih başı olarak hicreti kabul eden )


- HİCRİ ile HİCRİ TARİH ile HİCRİ TAKVİM


- HİCRÎ ile/ve İSKENDERÎ ile/ve MİLÂDÎ ile/ve TÜRKÎ ile/ve FARSÎ/YEZDİGER ile/ve RAKAMLA ile/ve EBCED ile/ve LUĞAZ


- HİCV ile İSTİHZÂ


- HİCV[Ar.] ile ZEMM[Ar.]


- HİCVETMEK ile HİCVEDEBİLMEK


- HİCVİYE[Ar. < HECVİYYE] ile/değil/yerine/=/||/<> YERGİ


- HİDÂB[Ar. < HADEB] ile HİDÂB/HİZÂB[Ar.]

( Kanburluklar, yumruluklar. İLE Boya. | Kına. )


- HİDÂS[Ar.] ile HİDÂŞ[Ar.]

( Son, nihâyet, bitim. İLE Tırmalama. )


- HİDÂYET CAMİİ ile/ve NUSRETİYE CAMİİ

( İkisi de, II. Mahmut tarafından inşâ ettirilmiştir. )

( Caminin bulunduğu sokaktaki pisliklerden temizlenmesi ve bölgenin hidâyete ermesi üzerine. İLE Yeniçeriliğin kaldırılması vesilesi["başarısı ve şükranı"] ile inşâ ettirmiştir.[1826][NUSRET: İlâhî yardım.] )


- HİDÂYET[Ar.] ile/ve/||/<>/< DİRÂYET[Ar.]


- HİDAYET[Ar. < HİDĀYET] ile/değil/yerine/=/||/<> HİDAYET

( Doğru yol hak olan Müslümanlık yolu )


- HİDÂYET[Ar.] ile İRŞÂD[Ar.]


- HİDÂYET = KILAVUZLANMA


- HİDÂYET[Ar.] ile NECÂT[Ar.]


- HİDAYETİN BAĞI :

( Sarıyer'in en eski mesiresidir. Ortaçeşme caddesi üzerinde çok büyük bir alanı kaplayan bir bağdı. Bağın arkadaki büyük kısmı 1947'de imara açıldı ve bahçe içinde yapılan tek katlı villalarla Zümrütevler yerleşim bölgesi kuruldu. Ön kısım, yani asırlık ağaçların bulunduğu alan Hidayet'in bağı olarak devam etti. Burası da imara açılmak istendi ama başarılamadı. Belediye tarafından kamulaştırılarak park haline getirildi. )


- HİDAYET'ÜL HİKME:
MANTIK ve FİZİK ve METAFİZİK


- HİDDET ile HIŞIM/HIŞM


- HİDDET[Ar. < ḤİDDET] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖFKE


- HİDDET ile/ve ŞİDDET


- HİDDETLENMEK ile HİDDETLENDİRMEK ile HİDDET ile HİDDETLİ/LİK ile HİDDETSİZ/LİK


- HİDDETLİ ile/değil/yerine/= ÖFKELİ/KIZGIN


- HIDE :/yerine SAKLAMAK


- HIDEBRAND-FUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HİDEBRAND İŞLEVİ


- HİDEMAT-I AMME ile/değil/yerine/= KAMU İŞGÖRÜSÜ


- HIDIRELLEZ[< HIZIR-İLYAS] ile/ve/||/<>/> HIZIR AYLARI

( 06 Mayıs sabahı. İLE/VE/||/<>/> 06 Kasım'a kadar. )


- HIDİV KASRI ile/ve HIDİV SARAYI

( Abbas Hilmi Paşa Sarayı. [Mimar Delfo Seminati] [1907] İLE/VE Abbas Hilmi Paşa'nın annesi Emine Hanım tarafından yaptırılmıştır. [Şu anda Mısır Konsolosluğu'dur.] )

( Çubuklu'da, Dalgıç Okulu'nun arkasında, koruluğun ortasında ve en yüksek noktasındadır. İLE/VE ... )

( Buharla işleyen bir asansörü vardır. İLE/VE ... )

( HIDİV[Fars.]: Osmanlı döneminde, Kavala'lı Mehmet Ali Paşa'dan sonra Mısır valilerine verilen san. [Abbas Hilmi Paşa, Osmanlı Devleti'nin son valisidir.] )


- HİDİV[Fars. < ḪİDĪV] ile/değil/yerine/=/||/<> HİDİV

( vezir Osmanlı Devleti nde Kavalalı Mehmet Ali Paşa dan sonra Mısır valilerine verilen ünvan )


- HİDİVAL ile HİDİV

( KHEDIVAL vs. KHEDIVE )

( خديوي ile خديو )

( خديوي ile خديو )


- HİDİVİYET ile/||/<> KHEDIVIATE[İng.] ile/||/<> KHEDIVAT[Fr.] ile/||/<> KHEDIVAT[Alm.] ile/||/<> HİDİVLİK

( 1 Mısır valiliği sıfat ve orunu 2 Mısır valisinin yönetimi altındaki ülke )

( KHEDIVIATE )

( KHEDIVAT )

( KHEDIVAT )


- HİDMET[Ar. < ḪİDMET] ile/değil/yerine/=/||/<> HİZMET

( hizmet akdi hizmet eri hizmet içi eğitim hizmet pasaportu hizmete özel fiilî hizmet geri hizmet itibari hizmet zammı lojistik hizmet mecburi hizmet muvazzaf hizmet amme hizmeti askerlik hizmeti kamu hizmeti müşteri hizmetleri orta hizmeti sağlık hizmeti yemek hizmeti Birinin işini görme veya birine yarayan bir işi yapma Görev iş Bakım özen ihtimam )