Bugün[08 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.660 başlık/FaRk ile birlikte,
9.660 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(30/40)


- HÜCRE ÂKİLİ | YUTAR HÜCRE ile/||/<> YUTAR HÜCRE ile/||/<> YUTAR GÖZE

( yutar göze phagein yemek kytos hücre Zararlı maddeleri ya da boşaltım maddelerini yutan herhangi bir hücre fagositoz yapan herhangi bir akkan hücresi Fagosit )

( PHAGOCYTE )

( PHAGOCYTE )

( FRESSZELLEN )


- HÜCRE BİLİMİ | GÖZE BİLİMİ ile/||/<> HÜCRELER ARASI | GÖZELER ARASI ile/||/<> HÜCRE YUTARLIĞI | GÖZE YUTARLIĞI


- HÜCRE BİLİMİ/SİTOLOJİ[Fr. < CYTOLOGIE] ile/||/<> HÜCRE BİLİMSEL/SİTOLOJİK[Fr. < CYTOLOGIQUE]


- HÜCRE BİLİMİ ile/||/<> HÜCRE BİLİMİ

( kytos hücre logos bilim Hücrenin yapı görev çoğalma gibi özelliklerini inceleyen biyolojinin bir dalı Sitoloji hücre biyolojisi Hücrenin yapı görev çoğalma gibi özelliklerini inceleyen bir bilim dalı sitoloji Hücrenin yapı görev çoğalma gibi özelliklerini inceleyen bilim dalı hücre biyolojisi sitoloji )

( CYTOLOGY, CELL BIOLOGY | CYTOLOGY )

( CYTOLOGIE )

( ZYTOLOGIE )


- HÜCRE[Ar.]/CELL[İng.] ile/değil/yerine/= GÖZE


- HÜCRE DUVARI ile/||/<> HÜCRE ÇEPERİ


- HÜCRE DUVARI ile/||/<> HÜCRE DUVARI

( Bakteri mantar ve bitki hücrelerinde plazma zarının üzerinde yer alan yapı Gram pozitif bakterilerde kalın bir peptidoglikan ve periplazmadan gram negatif bakterilerde ise lipopolisakkarit ve periplazmadan oluşan bitki hücrelerinde ise plazma zarının dışında selüloz telleri ile pektin lignin hemiselüloz vb maddelerden oluşan önce primer duvar daha sonra da ikincil duvar yapısına dönüşen dış örtü tabakası Hücre çeperi Bakteri ve mayaların sertliğini biçimini ve antijenitesini sağlayan dış örtü Bakterinin etrafını saran yarı geçirgen bir özellik gösteren biyokimyasal etkin olan iç kısmı koruyan bakteriye biçim veren kuvvetli ve sert bir zar hücre duvarı )

( CELL WALL )

( PAROI CELLULAIRE )

( ZELLWAND )


- HÜCRE DUVARI ile/||/<> HÜCRE ZARI

( Duvar rijit selüloz destek, zar esnek fosfolipid. )

( Formül: Bitki/bakteri İLE tüm hücreler )


- HÜCRE GIŞAI | GÖZE ZARI ile/||/<> GÖZE ZARI

( Protoplazma yığınını çevreleyen azçok farklılaşmış yarı geçirici bir zar biyoloji )

( CELL MEMBRANE )

( MEMBRANE CELLULAIRE )

( ZELLMEMBRAN )


- HÜCRE | GÖZE ile/||/<> GÖZE

( İki yanı saydam küçük kap Bir dağılım çizelgesinde bir sıranın bir dikeçle kesiştiği yer ya da iki değişkenin karşılıklı değerlerinin belirlendiği altbölüm çizelge kaynak Bir organizmanın yapı ve görev bakımından en küçük birliği Genel olarak gözle görülemeyecek kadar küçük olup azçok farklılaşmış ve yarı geçirici bir göze zarı ile çevrili bir sitoplâzma yığını ile bunun ortasında bulunan bir çekirdekten oluşur I Yün çoraplara örme yoluyla yapılan yama Esnemez İnönü Eskişehir II 1 gözecik 2 Toprak damlı evlerin tavanı Çarıksaray Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta Isı ışık kimyasal etkileşim gibi olaylar sonucu oluşan yüksüren kuvvet kaynağı botanik biyoloji kaynak Ağ ipliği veya ağ yapımında kullanılan başka bir materyalle çevrilmiş düzenli bir açıklık )

( CELI | CELL | MESH )

( CELLULE | PILE, CELLULE )

( ELEMENT | ZELLE | ZELLE, ELEMENT )


- HÜCRE İÇİ ile İNATÇI

( INTRACELLULAR vs. INTRACTABLE )

( درون ياختهاي ile ستيزه جو )

( DRON YAKHTEHYAY ile SETYZAH JO )


- HÜCRE KÜLTÜRÜ[İng. CELL CULTURE] ile/||/<> HÜCREDIŞI ORTAMI[İng. EXTRACELLULAR MATRIX]

( Hayvan ya da bitki dokularının canlılardan çıkarılıp, uygun besi ortamlarında ve uygun yaşam koşullarında (Hayvan gözeleri için 37 santigrat sıcaklıkta %95 hava %5 CO2 ortamda) büyümelerine devam etmesine olanak sağlayan göze topluluklarıdır. Laboratuvarda in vitro ortamda yapılan bu düzene göze kültürü denir. @@ Hayvanların (özellikle memelilerin) dokularında, gözeleri çevreleyen ve destekleyen, çok çeşitli karmaşık yapıyı içinde bulunduran; bağ dokuları, kollajen, elastik, fibrillin, fibronektin ve laminin ile GAG (glikozaminoglikan olarak adlandırılan) şekerlerinin bulunduğu, gözenin zarının dışında kalan bölgedir. Hayvanlardaki bağ dokusunun belirleyici yapısıdır. Aşağıdaki görselde, alt kısımda göze ve göze zarı, üst kısımda ise Hücredışı Ortam görünmektedir:

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HÜCRE:
ÖRGÜTLÜ ile/ve/||/<>/> ÖZGÜR

( Örgen. İLE/VE/||/<>/> Sperm. )


- CELL CONSTANT[İng.] / ELEKTROLYSE ZELLEN KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜCRE SABİTİ


- CELL VOLTAGE[İng.] / ZELLEN SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜCRE VOLTAJI


- HÜCRE YUTARLIĞI ile/||/<> PHAGOCYTOSIS[İng.] ile/||/<> PHAGOCYTOSE[Fr.] ile/||/<> PHAGOCYTOSE[Alm.] ile/||/<> GÖZE YUTARLIĞI

( göze yutarlığı göze yutarlığı phagein yemek kytos hücre Büyük katı parçacıkların yalancı ayaklar çıkarılarak hücrenin içine alınması Bir hücrelilerin amöboid hareketle avını yutması Omurgalı bağışıklık sisteminin özel hücreleri tarafından mikroorganizmaların hücre içine alınarak sindirilmesi Fagositoz karşılık fagositoz phagein yemek kytos boşluk Yutargöze tarafından küçük ve yabancı parçacıkların yutulup parçalanması )

( PHAGOCYTOSIS )

( PHAGOCYTOSE )

( PHAGOZYTOSE )


- HÜCRE ile/||/<> CARRELL[İng.] ile/||/<> ODACIK

( Büyük kitaplıklarda çalışması uzun sürecek araştırıcılara ayrılan küçük oda )

( CARRELL )


- HUCRE[Ar. < ḤUCRE] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜCRE

( hücre bilimi hücre duvarı hücre evi hücre yutarlığı hücreler arası kök hücre yardımcı hücre yarı hücre yutar hücre görme hücresi sperma ana hücresi yağ hücresi yumurta hücresi çanaksı hücreler mitral hücreler Organizmanın canlılığını kendi başına sürdürebilen bölünüp çoğalabilen ve dışarıdan aldığı maddeleri özümleyebilen en küçük birimi göze Küçük oda Tutukluların veya hükümlülerin yalnız olarak kapatıldıkları küçük oda Siyasi bir inançla gizli olarak çalışan bir örgütün genellikle aynı yerde çalışanlarının oluşturduğu topluluk )


- HÜCRE ile HÜCRELİ ile HÜCRE EVİ ile HÜCRE BİLİMİ ile HÜCRE DUVARI ile HÜCRE ÇEPERİ ile HÜCRE BİLİMSEL ile HÜCRELER ARASI ile HÜCRE YUTARLIĞI


- HÜCRE ile KİLER ile ÇELLİST

( CELL vs. CELLAR vs. CELLIST )

( ياخته ile سلول ile حجره ile سرداب ile گودال سرچاه ile زيرزمين ile سردابه ile ويولون نواز )

( YAKHTEH ile SELOL ile HAJREH ile SARDAB ile GODAL SARCHAH ile ZYRAZMYNE ile SARDABEH ile ويولون نواز )


- HÜCRE[Ar.] ile/değil/yerine/= YUVAR, GÖZE


- HÜCRE/BEYİN/ZİHİN ile/ve/||/<>/> GÖVDE


- HÜCRELER ARASI ile/||/<> GÖZELER ARASI

( gözeler arası Hücrelerin arasında olan İntersellüler hücreler arası )

( INTERCELLULAR )

( INTERCELLULAIRE )

( INTERZELLULAR )

( INTER: ARASINDA; CELLULA: KÜÇÜK HÜCRE )


- GÖZELERİ SIKICA BİTİŞİK BİR KÜTLE = HACM-I MÜTELÂSIKA = MASSE COHÉRENTE


- HÜCRESEL OTOMAT ile/||/<> PDE

( Uzayı ve zamanı kesikli hücrelere bölüp, her hücrenin durumunu komşularına bakan basit yerel kurallarla güncelleyen model türüdür; basit kurallardan karmaşık desenler doğar. @@ Bir büyüklüğün uzayda ve zamanda sürekli değişimini betimleyen denklemdir. İlki kesikli ve kural-tabanlı, ikincisi sürekli ve denklem-tabanlıdır; ikisi de yayılım ve desen oluşumu gibi olguları modeller. )


- HÜCRESEL ile HÜCRE ile SELÜLOZ

( CELLULAR vs. CELLULE vs. CELLULOSE )

( سلولي ile سلول دار ile حجره کوچک ile سلولز ile سلولوز )

( SELOLY ile SELOL DAR ile HAJREH KUCHAK ile SELOLZ ile سلولوز )


- HÜCRESEL ile/||/<> OTOMAT

( Hücresel otomatlar kuramı )

( John von Neumann tarafından 1948 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1903-1957) (Ülke: Macaristan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Oyun teorisi, bilgisayar mimarisi) )


- HÜCRE/VÎ ile/değil/yerine/= GÖZE/CİL


- HÜCUM | AKIN ile/||/<> AKIN

( Sayı yapmak üzere karşı takım kalesine doğru genellikle topluca girişilen eylem Düşman topraklarına tedirgin etme yıldırma çapul vb amaçlarla birdenbire ve toplu olarak yapılan baskın )

( ATTACK | FLOW )

( COURANT )

( ANGRIFF | STRÖMUNG )


- HÜCUM (ETMEK) ile/değil/yerine/= SALDIRI (SALDIRMAK)


- HÜCUM[Ar. < HUCŪM] ile/değil/yerine/=/||/<> SALDIRI | ATAK

( hücumbot hücum oyuncusu hızlı hücum saldırı Üşüşme bir yere toplanma İleri anlamında kullanılan bir seslenme sözü Sert eleştiri atak II )


- HÜCUM ile HÜCUMCU ile HÜCUM OYUNCUSU


- HÜCUM ile/değil/yerine/= İLERİ


- HUCUMBOAT[Ar. < HUCŪM + İng. BOAT] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜCUMBOT

( Görevi saldırmak olan torpidolarla donatılmış keşif ve karakol görevlerini de yapan çok hızlı küçük savaş gemisi )


- HÜDA[Fars. < ḪUDĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ALLAH


- HUD'A[Ar.] ile HUDÂ/HÜDÂ[Fars.]

( Aldatma, oyun, hile, dalavere, düzen, dek. İLE Tanrı/Allah. | Doğru yol gösterme. | Kur'ân-ı Kerîm [bkz. HİDÂYET] )


- HÛDÂHUB ile/ve YEK BİR ALLAH YEK

( Kervanların nöbet/nevbet tutarken etrafa [dosta/düşmana] seslendirdikleri sözler. )


- HUDAİNABİT[Fars. < ḪUDĀ + Ar. -Į + NĀBİT] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜDAYİNABİT

( Kendiliğinden yetişen bitki Başıboş büyümüş kimse Eğitim görmemiş kendi kendini yetiştirmiş olan kimse Yaradılıştan gelen kendiliğinden olan hiçbir yerden destek almayan )


- HÜDAVENDİGÂR/İMPARATOR ile/||/<> İMPARATOR ile/||/<> HÜKÜMDAR ile/||/<> HAKAN/MELİK ile/||/<> HÜNKÂR/SULTAN ile/||/<> HULAGUHAN

( XIV. ve XV. yüzyılda Osmanlı sultanları tarafından imparator anlamında kullanılan san. İLE/||/<> Çok uluslu devleti yöneten hükümdar. İLE/||/<> En üst ve gücü elinde tutan yönetici. İLE/||/<> Hükümdarlar hükümdarı anlamında kullanılan san. İLE/||/<> Osmanlı'da devlet başkanına verilen san. İLE/||/<> İlhanlı Devleti'nin kurucusu olan ünlü Moğol hükümdarı. )


- HUDÂYÎ ile/ve/||/<> HUDÂYÎ-NÂBİT

( Ulûhiyet. | Allah'a mensup. İLE/VE/||/<> Allah'ın verdiği.[bkz. HÜKM-İ İLÂHİ] | Ekilmeksizin kendiliğinden biten/yeşeren/oluşan. )


- HUDDÂM[< HÂDEM] -ile

( HİZMET EDENLER, HİZMETÇİLER )


- HUDDÂM[Ar. < HÂDEM] ile HÜDÂM[Ar.]

( Hizmetçiler, hizmet edenler. İLE Deniz tutması. )


- HUDEYBE | YUMRUCUK ile/||/<> YUMRUCUK

( İçinde oluştuğu kayaçtan ayrımlı mineral maddelerle yapılı düzensiz düğümcük biçiminde cisim botanik tümsecik )

( NODULE )

( NODULE | TUBERCULE )

( KNOLLE )


- HÜDHÜD[çoğ. HEDÂHÎD/İBİBİK/MÜRG-İ SÜLEYMÂN[Fars.] ile/değil/yerine/= ÇAVUŞKUŞU

( Çok renkli, çizgili ve kötü kokan bir kuş. )

( Mezbelede açtığı bir çukur içinde yumurtlar. Yer altında bulunan suları, sanki bir cam içindeymiş gibi gördüğü söylenir. | SÜLEYMAN PEYGAMBER İLE SEBÂ MELÎKESİ BELKİS ARASINDA HABER GETİRİP GÖTÜREN KUŞ | TASARRUF-I İLÂHÎ [bkz. EBÜRREBİ'] )


- HUDHUD[Ar. < HUDHUD] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜTHÜT

( çavuş kuşu Hazreti Süleyman ile Belkıs arasında haberleşmeye aracılık eden bir kuş )


- HUDÛ'[Ar.] ile HUŞÛ'[Ar.]


- HUDÛ'[Ar.] ile İHBÂT[Ar.]


- HUDÛ'[Ar.] ile ZÜLL[Ar.]


- HUDÛD[Ar. < HADD] ile HUDÛD[Ar. < HADD]

( Sınırlar, uclar, bucaklar. İLE Yanaklar. | Yer kazmalar, yeri yarmalar. )


- HUDUD[Ar. < ḤUDŪD] ile/değil/yerine/=/||/<> HUDUT

( hudut boyu hudut dışı sınır Bir şeyin varabildiği en son nokta )


- HUDUR -ile

( HAZIR [KEŞF GEREK!] )


- HUDURÎ BİLGİ ile/ve KESBÎ BİLGİ


- HUDÛRÎ ile HUSÛLÎ

( Sufi'nin bilgisi. İLE Âlim'in bilgisi. )

( Ancak gaflet vardır/olur. İLE/VE Cehâlet vardır/olabilir. )

( Hata yoktur/olmaz. İLE/VE Hata olabilir. )


- HUDÜS[Ar.] ile İHDÂS[Ar.]

( Sonradan oluşma. İLE Yeni bir şeyin oluşması. )


- HUDUS ile/ve/||/<> ZAMAN ile/ve/||/<> NİSAP ile/ve/||/<> GÜN ile/ve/||/<> RES ile/ve/||/<> KÂBE ile/ve/||/<> NEŞV-Ü-NEMÂ ile/ve/||/<> KAST VE NİYET ile/ve/||/<> HÜKÜMLER ile/ve/||/<> BEKÂ ile/ve/||/<> MEŞRÛ TASARRUF


- HUDUT, MUHİT ile/||/<> CONTOUR[İng.] ile/||/<> CONTOUR[Fr.] ile/||/<> CONTORNORE[Lat.] ile/||/<> KONTUR, AUSSENLINIE, RAND, BERANNUNG, UMRISS[Alm.] ile/||/<> ÇEVİRGE

( Sonlu sayıda pürüzsüz yayın bileşimi Anlamdaş parçalı pürüzsüz eğri )

( CONTOUR )

( CONTOUR )

( KONTUR, AUSSENLINIE, RAND, BERANNUNG, UMRISS )

( CONTORNORE )


- HUDUT[Ar.] ile/değil/yerine/= SINIR


- HUDUTLANDIRMAK ile HUDUT ile HUDUTLU ile HUDUTSUZ/LUK ile HUDUT BOYU ile HUDUT DIŞI


- HUEVO[İsp. < HUEVO] ile/değil/yerine/=/||/<> VOYVO

( Alay ederek sataşmak için söylenen bir söz )


- HUFFAŞ ile/||/<> CHAUVE-SOURIS[Fr.] ile/||/<> YARASA

( zooloji )

( CHAUVE-SOURIS )


- HUFFAŞİYE | YARASALAR ile/||/<> YARASALAR

( Chiroptera kheir el pteryx kanat Omurgalı hayvanlardan memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentaila bölümünün bir takımı yegâne uçabilen memeliler olup ön ayak parmakları çok uzamıştır Ön parmaklar ve ön bacaklar arasına gerili ince bir deri vücudun yanları boyunca ard bacaklara bazen kuyruğa kadar uzanır ve kanat görevini taşır Bazıları kuyrukludur Bazılarının parmaklarında emici safihalar vardır Vücutları yumuşak ve sık kıllarla kaplıdır İskeletleri hafif yapılıdır Gözleri küçük fakat parlaktır Sahip oldukları bir çeşit radar sistemleri sayesinde gece uçarlarken her türlü engelden kendilerini korurlar Parmakları çengel tırnaklı olup dinlenme zamanı başaşağı doğru asılırlar Gece hayvanlarıdırlar Türleri çoktur Sıcak memleketlerdekiler büyük boylu olurlar En uzun kış uykusuna yatan hayvanlardır Çoğu böcek yer bazısı kan emer Büyükyarasalar Megachiroptera ve küçükyarasalar Microchiroptera olmak üzere 2 alttakımı vardır zooloji kheir el pteryx kanat Memeliler Mammalia sınıfının etenliler Placentalia bölümünden tek uçabilen memeliler olup ön ayak parmakları çok uzun ön parmaklar ve ön bacaklar arasına gerili ince deri vücudun yanları boyunca art bacaklara bazen kuyruğa kadar uzanan ve kanat görevini taşıyan bazıları kuyruklu bazılarının parmaklarında emici safihalar bulunan vücutları yumuşak ve sık kıllarla kaplı iskeletleri hafif yapılı gözleri küçük ve iyi gelişmemiş parmaklarında çengel tırnakları olan ve dinlenme sırasında aşağıya doğru asılı duran en uzun kış uykusuna yatan gece faal olan bir takım )

( BATS )

( CHAUVES - SOURIS | CHIROPTÈRES | CHAUVES SOURIS )

( FLATTERTIERE )

( CHIROPTERA )


- HUFFMAN ile/||/<> ARITHMETIC ile/||/<> LZ77

( Veri sıkıştırma yöntemleri. )

( Formül: L̄ = Σpᵢlᵢ ≥ H(X) )


- HUFRE ile/||/<> ÇUKUR

( Bez tezgahı Akseki Antalya biyoloji coğrafya Ağızlarda çuhur olarak da geçer R κιχόριον cichorium Zichorie Wegwarte Ağızlarda τσιχόρι τσιγόρ τσοχόρ olarak kullanılır Ağızlarda çuhur olarak da geçer R κιχόριον cichorium Zichorie Wegwarte Ağızlarda τσιχόρι τσιγόρ τσοχόρ olarak kullanılır )

( FOSSÉ )

( ΚΙΧΌΡΙΟΝ / κιχόριον )


- HUFRE-İ İNHİDAMİYE ile/||/<> GRABEN[Alm.] ile/||/<> ÇÖKÜNTÜ HENDEĞİ

( coğrafya )

( GRABEN )


- HUĞ ile/||/<> ...

( Asma çubuk ve yapraklarından yapılan bekçi kulübesi Gökmenler Çatak Gedikli Kızılağaç Saimbeyli Adana Kökeni karışıktır Tietzeye göre 308 203 Arapçadan alınmıştır kūḫ fensterlose Schilfhütte Feldhütte Doerfer TMEN 602 yanlışlıkla eski ve yeni diyalektlerde kullanılan uğ çadır direği sözüyle birleştirmiştir Bu söz Orta Türkçede ve Eski Kıpçakçada ūğ olarak geçer Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde de ūk olarak kullanılır ūk uvık ūk Räsänen LTS 128 de huğu eski ve yeni diyalektlerde geçen uğ ve ūk biçimleriyle birleştirmiş Şorca uğ ev ū ev biçimlerini de vermiştir Radloff Şorca biçimleri Türkçe evin yan biçimleri olarak değerlendirmiştir Räsänene göre Türkçe huğ biçimi eski Altaycadan kalma pli bir örnektir Räsänen sözlüğünde de Türkçe huğ biçimini Orta Türkçede ve Eski Kıpçakçada çadır direğine verilen uğ adıyla karşılaştırmış Şorca ū ev biçimini vermiş V 510a ev maddesinde ise Şorca uğ ū ev biçimlerini de saymıştır V 34a Buna karşılık huğ maddesinde uğ biçimini vermediği gibi herhangi bir açıklama yapmadığı da göze çarpıyor Clauson ED 76a Orta Türkçe ve Eski Kıpçakça ūğ biçiminin çağdaş diyalektlerde yaşayan karşılıkları arasında Kazakça ūk biçimi yanında Şorca uğ biçimini de olası bir karşılık olarak vermiştir Clauson Doerfere uyarak Türkçe huğ a hut made of reeds or rushes biçimini de saymıştır Doerfer UAJb N F 1 96 134 N F 2 142 Erdhütte anlamından yola çıkarak Halaçça hǖk Hütte sözünü de Türkçe huğ biçimiyle karşılaştırmıştır hü k Hütte Vgl ttü dial höyük hüğ Hügel also ursprünglich Erdhütte oder vgl huğ Hütte Son olarak Doerfer UAJb N F 2 142 de huğ üzerinde durmuştur Doerfer Räsänen Clauson gibi yazarların Tietzenin huğun Arapçadan alındığı yolundaki açıklamasından habersiz kaldıkları anlaşılıyor Dankoff ALT 281 Tietzenin Arapça etimolojisine katılmamış ancak Farsça kūx kōx hut biçiminin Anadolu ağızlarında koh bostan kulübesi küğ bağ ve bahçe kulübesi olarak geçtiğini açıklamıştır Dankoffun belirttiği gibi Tietze Pers bu alıntılar üzerinde durmamıştır Tietzenin etimolojisine katılmayan Dankoffa göre Türkçe huğ biçimi Ermeniceden kalma bir alıntıdır Bu yolda daha çok bilgi edinmek için Dankoff ALT 281 Dankoffun saydığı biçimlerin özenle süzgeçten geçirilmesi gerektiği açıktır )


- HUGE :/yerine KOCAMAN


- HUKKA[Ar. < ḤUḲḲA] ile/değil/yerine/=/||/<> HOKKA

( hokka oyunu hokka takımı tükürük hokkası Metal cam veya topraktan yapılmış küçük kap İçine mürekkep konulan küçük kap mürekkeplik II Hokkabazların içine bir şey koyup el çabukluğu ile kaybettikleri yuvarlak kap )


- HUKKABAZ[Ar. < ḤUḲḲA + Fars. -BĀZ] ile/değil/yerine/=/||/<> HOKKABAZ

( El çabukluğu ile birtakım şaşırtıcı olaylar yapmayı meslek edinen kimse Başkalarını aldatarak yalan dolanla iş gören )


- HÜKM | VARGI ile/||/<> VARGI

( Bir araştırma ve irdelemede elde edilen sonuç Varsayımlardan çıkan sonuç çıkarım sonucu Tümdengelimci bir dizgede sayıltılardan kaynaklanan ve bilinen çıkarım kuralları yoluyla türetilen sonuçlar 1 Verilen bir öncelden olgu ya da önerme çıkarsama yolu ile varılan sonuç Verilmiş öncüllerden bir sonucun çıkarılması çıkarım sonucu varılan sonuç A önermesine B önermesinden varılıyorsa B doğru ise mantık yasaları gereğince A nın da doğru olarak tanıtlanması gerekir 2 Öncülleri sonuç önermesine bağlayan mantıksal bağıntı matematik )

( CONCLUSION | CONSEQUENCE )

( CONCLUSION | CONSÉQUENCE )

( SCHLUSSFOLGERUNG | KONKLUSION, SCHLUSSFOLGERUNG | KONSEQUENZ )

( CONCLUSIO | CONSEQUENTIA )


- HÜKM[Ar.] ile KADÂ[Ar.]


- HUKMDAR[Ar. < ḤUKM + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜKÜMDAR

( Padişah kral hakan gibi taht sahibi devlet başkanı yabgu )


- HUKMEN[Ar. < ḤUKMEN] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜKMEN

( Hakem kararıyla Verilen karara göre karar gereği )


- HUKMETMEK[Ar. < ḤUKM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜKMETMEK

( Egemenliği altında bulundurmak Düşünme veya yargılama sonunda bir kanıya varmak Aklına esmek Bir kimseye veya topluluğa sözünü geçirmek )


- HÜKMETMEK ile/değil/yerine/= EGEMENLENMEK


- HÜKMETMEK ile HÜKMEDEBİLMEK


- HUKMFERMA[Ar. < ḤUKM + Fars. -FERMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜKÜMFERMA

( Hüküm süren )


- HÜKMİ[Ar. < ḤUKMĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TÜZEL (HÜKMİ ŞAHIS, HÜKMİ ŞAHSİYET)


- HÜKM-İ İLÂHİ -ile

( İNSAN ELİYLE AŞILANAN | SUN-U İLÂHİ )


- HÜKMÎ ŞAHIS | TÜZEL KİŞİ ile/||/<> TÜZEL KİŞİ

( Türesel varlık başlı başına bir varlık olmak üzere kurulan ve belirli bir amaç için meydana getirilen dernek ortaklık gibi özdeksel olmayan kuruluşlar Birçok kişiden oluşan ve tek bir kişi sayılan hukuki varlık tüzel kişi )

( LEGAL PERSON | ARTIFICIAL PERSON, CORPORATE BODY, LEGAL ENTITY )

( PERSONNE JURIDIQUE )


- HÜKMİ ile HÜKMİ ŞAHSİYET


- HUKMOLUNMAK[Ar. < ḤUKM + Tr. OLUNMAK] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜKMOLUNMAK

( Hüküm verilmek )


- HUKŞAT[İng. < HOOK SHOT] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇENGEL ATIŞ


- TÜZE/HUKUK:
BAŞLANGIÇTA ile/ve/değil/||/<>/> GÜNÜMÜZDE


- HUKUK DÜZENİ ile/ve/||/<>/< DÜNYA GÖRÜŞÜ


- HUKUK | TÜZE ile/||/<> TÜZE ile/||/<> HALK TÜZESİ

( Gerektiğinde yetkili kişilerce zor kullanılarak yürütülen toplumsal ilişkiler halk tüzesi Doğrunun hakkın korunması doğru olmanın özbelirtisi 1 Platon ve Aristotelesten beri herkese kendine uygun düşeni kendi hakkı olanı verme demek olan bir anaerdem 2 Daha dar biçimsel anlamda Doğru olarak kabul edilmiş olanda uzlaşma Herkesin hakkının yasalarla tanınmış olması 3 En dar anlamda Yargıcın niteliği olarak yürürlükte olan hukuk yasalarının kesin bir uygulanması Ancak bu uygulama insan yaşamındaki durumların ve ilişkilerin sonsuz çeşitlililiği ve karmaşıklığı içinde çok kesin ve en yüksek tüze olarak görülmek istenirse en büyük bir tüzesizliği de dönüşebilir bu yüzden ölçülü bir sağduyuyla tamamlanmak zorundadır tüze )

( LAWS | JUSTICE )

( DROIT | JUSTICE )

( RECHT | GERECHTIGKEIT )

( JUSTITIA )


- TÜZE/HUKUK:
ZORUNLU/LUK ile/ve/değil/||/<>/< GEREKLİ/LİK


- HUKUK ile/||/<> DROIT (OBJEKTIF)[Fr.] ile/||/<> TÜRE

( DROIT (OBJEKTIF) )


- HUKUK ile/ve/||/<>/>/< HUDÛD


- HUKUK[Ar. < ḤUḲŪḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUKUK

( hukuk müşaviri asliye hukuk mahkemesi medeni hukuk örfi hukuk pozitif hukuk sulh hukuk mahkemesi tabii hukuk yazılı hukuk aile hukuku amme hukuku ceza hukuku deniz hukuku hava hukuku idare hukuku İslam hukuku kamu hukuku kilise hukuku miras hukuku teamül hukuku toprak hukuku usul hukuku uzay hukuku Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü tüze Bu yasaları konu alan bilim Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb davaları ilgilendiren bölümü Haklar Ahbaplık dostluk )


- HUKUK/HUKUK[Ar. < ḤUḲŪḲ] ile/||/<> HUKUKEN/HUKUKEN[Ar. < ḤUḲŪḲEN] ile/||/<> HUKUKİ/HUKUKİ[Ar. < ḤUḲŪḲĪ]

( hukuk müşaviri asliye hukuk mahkemesi medeni hukuk örfi hukuk pozitif hukuk sulh hukuk mahkemesi tabii hukuk yazılı hukuk aile hukuku amme hukuku ceza hukuku deniz hukuku hava hukuku idare hukuku İslam hukuku kamu hukuku kilise hukuku miras hukuku teamül hukuku toprak hukuku usul hukuku uzay hukuku Toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü tüze Bu yasaları konu alan bilim Yasaların ceza ile ilgili olmayıp alacak verecek vb davaları ilgilendiren bölümü Haklar Ahbaplık dostluk )


- HUKUK ile HUKUKİ/LİK ile HUKUKÇU/LUK ile HUKUKSAL/LIK ile HUKUKSUZ/LUK ile HUKUKİ METROLOJİ


- HUKUKÇULUK | TÜZECİLİK ile/||/<> HUKUKİLİK | TÜZELLİK | HUKUKSALLIK


- HUKUKEN[Ar. < ḤUḲŪḲEN] ile/değil/yerine/=/||/<> HUKUKEN

( Hukuksal olarak hukuk bakımından )


- HUKUKİ[Ar. < ḤUḲŪḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUKUKİ

( hukuki metroloji Hukukla ilgili hukuksal tüzel Hukuka uygun hukuksal tüzel )


- HUKUKİ ile/||/<> HUKUKSAL


- HUKUKÎ ile/||/<> JURIDIQUE[Fr.] ile/||/<> TÜREL

( JURIDIQUE )


- [ne yazık ki]
HUKUKSUZ/LUK ve/> ACIMASIZ/LIK


- HUKUKSUZLUK ile/ve/||/<> AYIP


- HUKUKSUZ/LUK ve/> KAYITSIZ/LIK


- HUKUKTA, KARDEŞLİK değil KARDEŞLİK HUKUKU


- HUKUKU:
DELMEK ile/değil/yerine DEĞİŞTİRMEK


- HUKUK'UN:
KÖRELTİLMESİ değil/yerine/>< YAYGINLAŞTIRILMASI


- HUKUK'UN YAYGINLAŞTIRILMASI ve/||/<>/> ÖZGÜRLÜĞÜN GÜVENCESİ


- HÜKÜM[Ar. < ḤUKM] ile/değil/yerine/=/||/<> YARGI | EGEMENLİK | KARAR

( hükmetmek hükmolunmak amir hüküm gıyabi hüküm peşin hüküm kanun hükmünde kararname yargı egemenlik Değer aynı veya benzer nitelik Önem geçerlilik karar )


- HÜKÜM (MUHAKEME) | HÜKÜM ile/||/<> HÜKÜM

( JUGEMENT | DISPOSITION )

( JUGEMENT | DISPOSITION )


- HÜKÜM VERMEK ile HÜKÜM

( ADJUDICATE vs. ADJUDICATION )

( احقاق کردن ile احقاق ile احقاق حق )

( AHAQAQ KARDAN ile AHAQAQ ile AHAQAQ HAGH )


- HÜKÜM | YARGI ile/||/<> YARGI

( Kişi durum ya da nesnelerin eleştirici bir tutumla değerlendirilmesi Bununla ilişkili olarak kavrama karşılaştırma ve değerlendirme gibi süreçlere baş vurulur Geleneksel mantıkta önermenin dile getirdiği düşünce ya da başka bir deyişle sav Krş koşulsuz yargı Öznenin konu ya da nesneler üzerinde yüklemci bir işlemde bulunarak vardığı bilgi Bir şeyin ya da iki şey arasındaki bağıntının gerçekliğini evetleyen ya da değilleyen düşünsel edim dille anlatımı önermedir Temel formülü S P dir Yargının yapısı Yargıda önermede a kendisi için bir şey söylenen konu subjectum b bu konu üzerine söylenen yüklem praedikatum bu konu ile yüklemi birbirine bağlayan koşaç copula vardır Yargı biçimleri Aristotelesten gelen gelenekle Ortaçağda ve sonra yeniden Kantta dört öbekte toplanır a Niceliğine göre Tümel tikel tekil yargılar b Niteliğine göre Evetleyici ya da olumlu yargılar değilleyici ya da olumsuz yargılar sınırlayıcı yargılar c Bağıntılarına göre Koşulsuz kategorik koşullu hipotetik ayrıklı disjunktif yargılar d Kipliğine göre Belkili problematik yargılar gerçeklik yargıları ya da yalın yargılar assertorik zorunlu apodiktik yargılar Kant yargıları bir de çözümleyici ve bireşimsel olarak ayırmıştır a Çözümleyici analitik ya da açıklayıcı yargılar yüklemi konuda zaten verilmiş olan yargılar ör Bütün cisimler yer kaplar b Bireşimli sentetik ya da genişletici yargılar konuya konuda düşünülmemiş olan başka bir yüklem veren konunun dışına çıkıp onu başka kavramlarla birleştiren aralarında bağ kuran yargılar Ör Cisimler ağırdır Yüklemle bildirilen karar veya düşünce Geleceksin gideceğiz yapsın vb Yüklemin bir duyguyu bir düşünceyi bir isteği veya bir durumu bir oluş ve kılışı karar olarak bildirmesi gelecek okuyacağız alsın çalış durakladı kavradın yorulacaksın sakıncasızdır vb )

( JUDGMENT | JUDGEMENT )

( JUGEMENT )

( URTEIL | RECHTSHANDEL )

( IUDICIUM )


- HÜKÜM ile HÜKÜMLÜ/LÜK ile HÜKÜMSÜZ/LÜK


- HÜKÜM ile NİSPET ile HÜKÜMSEL NİSPET

( Hükme götürecek biçimde ilişki kurmak. )


- HÜKÜMDAR[Ar. + Fars.] ile HAKAN[< KAĞAN]

( Sultan, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı. İLE Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir san. | Osmanlı sultanlarına verilen san. )


- HÜKÜMDAR ile/değil/yerine/=/<> İLHAN

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/=/<> Bir ilhanlığın başında bulunan hükümdar/imparator. | İran Moğollarında hükümdarın sanı. )


- HÜKÜMDAR ile/ve/<>/> VELİAHT

( ... İLE/VE/<>/> Bir hükümdarın ölümünden ya da tahttan çekilmesinden sonra tahta geçmeye aday olan kişi. )


- HÜKÜMDAR["KRAL/PAPA"]:
"YASALARLA BAĞLANMIŞ/SINIRLANDIRILMIŞ DEĞİLDİR" ve/||/<> AKILLA BAĞLANMIŞ/SINIRLANDIRILMIŞ DEĞİLDİR

( LEGIBUS SOLUTUS et/||/<> RATIONE ALLIGATUS )


- HÜKÜMDARLIK değil HÜKÜMRANLIK


- HÜKÛMET[Ar. < ḤUKŪMET] ile/değil/yerine/=/||/<> BAKANLAR KURULU | HÜKÛMET KONAĞI

( hükûmet darbesi hükûmet erkânı hükûmet kapısı hükûmet komiseri hükûmet konağı hükûmet merkezi kukla hükûmet azınlık hükûmeti koalisyon hükûmeti bakanlar kurulu Bir ülkenin yönetim kuruluşları Devlet yönetimi beylik hükûmet konağı İdare etme )


- HÜKÜMET[Ar.]/KABİNE[Fr./İng.] ile/değil/yerine/= YÖNETKE


- HÜKÛMET KONAĞI ile/||/<> PAŞA KAPISI


- HÜKÜMET ile HANEDAN

( GOVERNMENT vs. DYNASTY )


- HÜKÜMET ile HİKMET-İ HÜKÜMET


- HÜKÜMET ile HÜKÜMET ERKANI ile HÜKÜMET KAPISI ile HÜKÜMET KONAĞI ile HÜKÜMET DARBESİ ile HÜKÜMET MERKEZİ ile HÜKÜMET KOMİSERİ


- HÜKÜMETİ/HÜKÜMETLERİ CİDDİYE ALMAK yerine DEVLETİN/VATANIN BÜTÜNLÜĞÜ VE GELECEĞİ İÇİN ÇABA HARCAMAK/ÜRETİMDE BULUNMAYA DEVAM ETMEK


- HÜKÜMLÜ ile YÜKÜMLÜ


- HÜKÜMLÜLÜK ile/||/<> MAHKÛMLUK


- HÜKÜMRAN[Ar. < ḤUKM + Fars. -RĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> EGEMEN


- HÜKÜMRAN[Fars.] ile/değil/yerine/= EGEMEN


- HÜKÜMRANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
DİSİPLİN ile/ve/> YÖNETİMSELLİK


- HÜKÜMSÜZ ile/değil/yerine/= GEÇERSİZ


- HÜKÜMSÜZLÜK ile/değil/yerine/= GEÇERSİZLİK


- HULA HOOP[İng. < HULA HOOP] ile/değil/yerine/=/||/<> HULAHOP

( Genellikle sert plastikten büyük çember şeklinde yapılan vücudun bel ve basen bölgesinde çevrilerek kullanılan çocuk oyuncağı ve spor aleti )


- HÜLAGÜ, ALİ TUNCER (SARIYER, 1952) :

( Sarıyerli, inşaat Mühendisi, dernekçi. Sarıyer Pertevniyal İlkokulu (1963), Sarıyer Ortaokulu (1966) ve Sarıyer Lisesini (1969) bitirdi. Yüksek Öğrenimini İDMMA Galatasaray Üniversitesinde tamamladı ve İnşaat Mühendisi olarak hayata atıldı. Demma Çelik Hasır Firması, Hava Kuvvetleri Lojman İnşaatlari (Askerlik dönemi) Kontrol Mühendisi, Emlak Kredi Bankası Ataköy 5. Mahalle İnşaatları Şantiye Şefi, Milli Savunma Bakanlığı 2020 Konut İnşaatları Şantiye Şefi, MO - YAP/Ekmekçioğlu Prefabrik Yapı Elemanları Fabrika Müdürü, Foy Yapı Denetim Statik Proje Denetçisi ve Kentsel Dönüşüm Proje Mühendisi, Ayrıca Alkan Teknik Yapı Denetim Ltd. Şti. Statik Proje Denetçisi ve Kentsel Proje Dönüşüm Mühendisi olarak görev yaptı ve çeşitli tarihi eser bina resterasyonu işlerini yürüttü. Ayapı Denetim Ltd. Şti. Şirket Ortağı, Yönetim Kurulu Başkanı ve Statik Proje Denetçisi (Sarıyer), Zenon Profabrik Yapı Elemanları Şirketi Genel Müdürü&Hissedarı (Kurtköy) ve Yıldız Perma Kültür A.Ş. Ortağı, Silivri - Ortaköy Belde Belediyesi, İmar ve Fen İşleri Müdürlüğü (2009) görevini yürüttü. SHP den sonra CHP de üyeliği var. İlçe Yönetim Kurulu üyeliği ve değişik yıllarda delege olarak görev yaptı. CHP, Sarıyer Lisesi Mezunları Derneği. Y.T.Ü. Mezunları Derneği Üyesidir. Sarıyer liseliler Derneğinde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı (2016 - 2018) ve Sarıyer Lisesi Mezunları Derneği Başkanlığını devam ettirmektedir (2019 itibariyle). )


- HULÂSA ETME | ÖZETLEME ile/||/<> ÖZETLEME

( Okunan bir parçanın dinlenen bir konuşmanın ana düşüncelerini belirtmek üzere sözlü ya da yazılı özetini çıkarma Bir yapıtı bir yazıyı bütün ayrıntılarından sıyırarak kısa derli toplu anlatma )

( SUMMARIZING )

( RÉCAPITULATION )


- HÜLASA[Ar. < ḪULĀṢA] ile/değil/yerine/=/||/<> ÖZET | ÖZ

( özet öz I hü la sa kısaca Herhangi bir maddenin alkol eter vb bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü )


- EZCÜMLE/HULÂSA[Ar.] ile/değil/yerine/= ÖZET/LE [bkz. ZÜBDE] | KISACA )


- HÜLASATEN[Ar. < ḪULĀṢATEN] ile/değil/yerine/=/||/<> KISACA


- HULEYME | MEME BAŞI ile/||/<> MEME BAŞI

( biyoloji Her meme lobunun en uç kısmında bulunan meme başı kanalıyla dış ortama açılan sağım ve emzirmenin gerçekleştiği bölüm papilla mamma )

( TEAT, NIPPLE )

( PAPILLA )

( PAPILLA MAMMAE )


- HULFE ile/||/<> SENESCENCE[İng.] ile/||/<> SÉNESCENCE[Fr.] ile/||/<> SENESZENZ, ALTERN[Alm.] ile/||/<> BUNAMA

( Sonuçta ölüme götüren karmaşık yaşlanma olayı )

( SENESCENCE )

( SÉNESCENCE )

( SENESZENZ, ALTERN )


- HULLE[Ar. < ḤULLE] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜLLE

( Medeni Kanun un kabulünden önce kocasından üç kez boşanan kadının yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi )


- HÜLLE ile HÜLLECİ/LİK


- HULLE[Ar.] ile SADÂKAT[Ar.]


- HÜLLE[Ar. HULLE] ile/değil HİLE

( "Medeni Kanun"un kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe bir günlüğüne nikâh edilmesi. @@ Birini aldatmak, yanıltmak için yapılan düzen. | Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. )


- HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE ile HÜLLE[Ar. < HOL] ile HÜLLE[Ar. < HULLE]

( Haller, durumlar. İLE Cennette giyilecek giysi. İLE Sazdan yapılan, kulübe. İLE Tandır bacası. İLE Kâğıt lira. İLE Abartmalı konuşma. İLE Hülleyi gerçekleştirmek. | Bir işte geçici çözüm için hileye başvurmak. İLE Gölgelik. İLE Yurttaşlar Yasası'nın kabulünden önce, kocasından üç kez boşanan kadının, yine eski kocasıyla evlenebilmesi için yabancı bir erkeğe, bir günlüğüne nikâh edilmesi. )


- GEÇİŞME/GEÇİŞİM/ERİM/HULÛL[Ar.]/OZMOZ[< OSMOS]/OSMOSIS[İng.] ile GEÇİŞME/DİFÜZYON/DIFFUSION[İng.]

( Su moleküllerinin yarı geçirgen bir zardan geçişi. İLE Moleküllerin yüksek yoğunluktan düşük yoğunluğa geçişi. )


- HULÛL ile DUHÛL


- HULUL[Ar. < ḤULŪL] ile/değil/yerine/=/||/<> GEÇİŞME | GEÇİŞİM

( Gelme gelip çatma Bir şeyin içine işleme içine sinme nüfuz etme Tanrı nın herhangi bir bedene ve eşyaya girip görünür duruma geldiğini onların suretine girdiğini kabul etme geçişme geçişim )


- HULÛL[Ar.] ile HULÛL[Ar. < HALL]

( Gelip çatma. | Girme. | Yanaşma. | Geçme. İLE Sirkeler. | Sirkede bulunan kurtçuklar. )


- HULÛL ile/ve İTTİHÂD


- HULÛL ile/ve/||/<> SÜKÛN


- HULÛL ile/değil TAHALLÜL

( Haramdır. İLE/DEĞİL Helâldir. )

( Hz. İbrahim, tahallül ve halildir. )


- HULÛL-İ SERAYANÎ ile HULÛL-İ CİVARÎ


- HULUS[Ar. < ḪULŪṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> HULUS

( Gönül temizliği saf olma Dalkavukluk etme )


- HULUS[Ar.] ile HULUSKÂR[Ar., Fars.]

( Gönül temizliği. İLE Temiz duygulu, içten. | Dalkavuk, şakşakçı. )


- HULÛS ile/değil/yerine/= SAFLIK, GÖNÜL TEMİZLİĞİ, SAMİMİYET


- HULUSİ BEHÇET ÖNCESİ TANIMLAMALAR ile/||/<> BEHÇET HASTALIĞI MODERN TANI

( Behçet öncesi semptomlar ayrı hastalıklar sayılırdı İLE 1937 sonrası bir sendrom olarak tanındı. Hipokrat oral ülserler tanımladı İLE Behçet üçlü semptom kompleksini birleştirdi. Eski tanımlar eksik İLE modern tanı bütüncül yaklaşım sağlar. )

( Hulusi Behçet tarafından 1937 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1948) (Ülke: Türkiye) (Alan: Dermatoloji, İmmünoloji) (Önemli katkıları: Behçet hastalığını 1937 yılında tanımladı. Üçlü semptom kompleksini (ağız yaraları, genital yaralar, göz iltihabı) bir hastalık olarak ortaya koydu. İsmini taşıyan ilk Türk doktor.) )


- HULUSİ KENTMEN PARKI :

( Poligon Mahallesindedir. 164 m² yeşil, 75 m² oyun, 32 m² fitness ve dinlenme alanlarıyla birlikte toplam 400 m²'lik bir alan üzerinde kuruldu. )


- HULUSKAR[Ar. < ḪULŪṢ + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HULUSKÂR

( Temiz duygulu gönlü temiz olan dalkavuk )


- HULUSKÂRANE[Ar. < ḪULŪṢ + Fars. -KĀR + ĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> DALKAVUKÇA


- HÜLYALAŞMAK ile HÜLYALAŞTIRMAK ile HÜLYA ile HÜLYALI


- HUM ile/değil/yerine/= UĞULTU


- HÜMÂ -ile

( Kutluluk simgesi kuş. )


- HUMA[Ar. < HUMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜMA

( Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan talih kuşu )


- HÜMA ile HÜMANİST ile HÜMANİZM


- -HÜMÂ[Ar.] ile HÜMA/Y[Ar.]

( Arapça dilbilgisinde iki kişiyi gösterir. Sürü konulan yerler. İLE Devlet kuşu. | Saâdet, kutluluk. )


- HUMÂM[Ar.] ile KAMKÂM[Ar.]


- HUMAN vs. ANYTHING


- HUMAN vs. HUMAN IN HUMANITY


- HUMAN vs. MIRROR


- HUMAN :/yerine İNSAN


- HUMAN vs./and ADAM


- HÜMANİST[Fr. < HUMANISTE] ile/değil/yerine/= İNSANCIL


- HÜMANİST[Fr. < HUMANISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> İNSANCIL


- HÜMANİSTLEŞMEK ile HÜMANİSTLİK


- HUMANITY[İng.] ile/değil/yerine/= HUMANITÉ/HOMINIENS[Fr.] ile/değil/yerine/= HUMANITAS[Lat.] ile/değil/yerine/= HUMANITÄT, MENSCHHEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= INSANCILIK

( 1. XIV., XV. ve XVI. yüzyıllarda ortaçağın skolastik düşünce düzenine bir tepki olarak doğan, Yunan-Roma uygarlıklarının diline, yazınsal ve tarihsel yapıtların incelenmesine ağırlık veren eğitim felsefesi. 2. İnsan varlığını her şeyin ölçüsü olarak kabul eden, bütün varlıkların ve gerçeklerin insana göre açıklanması gereğini ileri süren felsefe görüşü. 3-İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti. @@ 1. Eski Yunan ve Roma kültürünü en yüksek kültür örneği diye alan ve ortaçağın skolastik düşünüşüne karşı XIV. yüzyılda doğan felsefe bilim ve sanat görüşü. 2. İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan anlayış. @@ (Lat. humonus = insanca, insana özgü, insana ilişkin): İnsanlığa, insana yaraşır bir yaşam ve düşünmeye ulaşmak için çabalamak. Bu bağlamda: 1. (Genellikle) Kavramın en geniş anlamında, insanın değer ve saygınlığına, insan olmaya, insanlığa olan us inancı. 2. Batı kültürünün ve eğitiminin Eski Yunan kültürüne dayanmasından yola çıkarak bu kültür kalıtının bilimsel olarak yeniden canlandırılması düşünüşü. // Roma'da Yunan kültürü bir eğitim kaynağı olmuştur (Cicero). Ortaçağ'da da Yunan ve Romalı yazarların çalışmalarını yenileme çabaları sona ermedi, bu çabalar Doğuşçağında (Renaissance) büyük ölçüde geliştirildi. Böylece bilim ve eğitim skolastikten ve kilisenin yetkesinden kurtularak yeni bir kültür ülküsü gerçekleşmeye başladı. (Bu ülkü Erasmus'la doruğuna erişti); XVIII. yüzyıl sonu ve XIX. yüzyıl başında insancılık yeni bir biçim kazandı, özellikle Herder, Winckelmann. W. von Humboldt ve Goethe'nin temsil ettikleri bu evreye 'yeni insancılık' adı verilir. Birinci Dünya Savaşından sonra Werner Jeager'in yönetiminde, Antikçağa olan ilişkileri yeniden belirleme çabalarına da 'üçüncü insancılık' denir. 3-(Yukarıdaki görüşlerle hiç bir bağlantısı olmadan) Yararcılığın belirli -özellikle ingiliz filozofu F. S. Schiller'in canlandırdığı- biçimi için kullanılan özel felsefe terimi: Protagoras'ın 'İnsan her şeyin ölçüsüdür.' formülünü çıkış noktası olarak alan; insanda, insanın gereksinme ve ereklerinde, bilginin ve doğruluğun ölçeğini bulan anlayış. )


- HÜMANİZM[Fr. < HUMANISME] ile/değil/yerine/= İNSANCILLIK


- HÜMANİZM[Fr. < HUMANISME] ile/değil/yerine/=/||/<> İNSANCILLIK


- HÜMANİZM ile/||/<> İNSANCILIK

( insancılık İnsanı asıl değer kabul eden ve insanla ilgili sorunlara öncelik veren sanat ve edebiyat görüşü 1 XIV XV ve XVI yüzyıllarda ortaçağın skolastik düşünce düzenine bir tepki olarak doğan YunanRoma uygarlıklarının diline yazınsal ve tarihsel yapıtların incelenmesine ağırlık veren eğitim felsefesi 2 İnsan varlığını her şeyin ölçüsü olarak kabul eden bütün varlıkların ve gerçeklerin insana göre açıklanması gereğini ileri süren felsefe görüşü 3İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan öğreti 1 Eski Yunan ve Roma kültürünü en yüksek kültür örneği diye alan ve ortaçağın skolastik düşünüşüne karşı XIV yüzyılda doğan felsefe bilim ve sanat görüşü 2 İnsanlık sevgisini en yüce amaç ve olgunluk sayan anlayış humonus insanca insana özgü insana ilişkin İnsanlığa insana yaraşır bir yaşam ve düşünmeye ulaşmak için çabalamak Bu bağlamda 1 Genellikle Kavramın en geniş anlamında insanın değer ve saygınlığına insan olmaya insanlığa olan us inancı 2 Batı kültürünün ve eğitiminin Eski Yunan kültürüne dayanmasından yola çıkarak bu kültür kalıtının bilimsel olarak yeniden canlandırılması düşünüşü Romada Yunan kültürü bir eğitim kaynağı olmuştur Cicero Ortaçağda da Yunan ve Romalı yazarların çalışmalarını yenileme çabaları sona ermedi bu çabalar Doğuşçağında Renaissance büyük ölçüde geliştirildi Böylece bilim ve eğitim skolastikten ve kilisenin yetkesinden kurtularak yeni bir kültür ülküsü gerçekleşmeye başladı Bu ülkü Erasmusla doruğuna erişti XVIII yüzyıl sonu ve XIX yüzyıl başında insancılık yeni bir biçim kazandı özellikle Herder Winckelmann W von Humboldt ve Goethenin temsil ettikleri bu evreye yeni insancılık adı verilir Birinci Dünya Savaşından sonra Werner Jeagerin yönetiminde Antikçağa olan ilişkileri yeniden belirleme çabalarına da üçüncü insancılık denir 3 Yukarıdaki görüşlerle hiç bir bağlantısı olmadan Yararcılığın belirli özellikle ingiliz filozofu F S Schillerin canlandırdığı biçimi için kullanılan özel felsefe terimi Protagorasın İnsan her şeyin ölçüsüdür formülünü çıkış noktası olarak alan insanda insanın gereksinme ve ereklerinde bilginin ve doğruluğun ölçeğini bulan anlayış )

( HUMANISME )


- HÜMANİZMA[Fr. < HUMANISME] ile/değil/yerine/=/||/<> İNSANCILLIK


- HÜMANİZM/HÜMANİST ile/değil/yerine/= İNSANCIL

( Bilgelik/hikmet/irfan ile hak arayışı. )


- HUMAR[Ar. < ḪUMĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMAR

( İçki veya uyku sersemliği )


- HUMAR[Ar.] ile/değil/yerine SERSEMLİK

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE İçki ya da uyku sersemliği. )


- HUMAYUN[Fars. < HUMĀYŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜMAYUN

( Divanıhümayun ihsanıhümayun mutlu Padişahla ilgili Türk müziğinde dügâh perdesinde karar kılan bir makam )


- HUMBARA[Fars. < HUMBERE] ile/||/<> ...

( Demir ya da tunçtan dökülmüş yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havantopu ya da el ile atılan bir tür bomba )

( GRENADE )

( GRENADE )

( GRANATE )

( GRANATA )

( ΧΕΙΡΟΒΟΜΒΊΔΑ / χειροβομβίδα )


- HUMBARA[Fars. < HUMBERE] ile/||/<> HUMBARAHANE ile/||/<> HUMBARA OCAĞI

( Demir ya da tunçtan dökülmüş, yuvarlak ve boş olan, içine patlayıcı maddeler doldurulup havantopu ya da el ile atılan bir tür bomba. )

( GRENADE~...~... )

( GRENADE~...~... )

( GRANATE~...~... )

( GRANATA~...~... )

( ΧΕΙΡΟΒΟΜΒΊΔΑ / χειροβομβίδα~...~... )


- HUMBARA OCAĞI ile/||/<> ...

( Yeniçeri örgütünde humbara yapan ya da savaşta humbara kullanan ağabölüğü )


- HUMBARA ile HUMBARACI/LIK ile HUMBARA OCAĞI


- HUMBARA/HUMBERE[Fars.] ile HUMBARA/KUMBARA[Fars. < HUMBERE]

( Havan topu. İLE Para biriktirmek için kullanılan, bozuk ya da kâğıt para atılan deliği olan, metal, toprak ya da plastikten yapılmış küçük kap. | Humbara. )


- HUMBARA[Fars. < ḪUMBARA] ile/değil/yerine/=/||/<> KUMBARA

( kumbarahane Para biriktirmek için kullanılan bozuk veya kâğıt para atılan deliği olan metal toprak plastikten yapılmış küçük kap humbara )


- HUMBARACI ile/||/<> KUMBARACI


- HUMBARAHANE[Fars. < HUMBERE + HÂNE] ile/||/<> ...

( 1 Humbara yapılan devlet fabrikası 2 Humbaracı yetiştirmek ereğiyle 1739da açılan ilk Türk askerî okullarından biri )


- HUMBERE[Fars. < ḪUMBERE] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMBARA

( humbarahane Humbara Ocağı Demir veya tunçtan dökülmüş yuvarlak ve boş olan içine patlayıcı maddeler doldurulup havan topu veya el ile atılan yuvarlak bir bomba türü kumbara )


- HUMBEREHANE[Fars. < ḪUMBERE + ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMBARAHANE

( Humbara yapılan fabrika kumbarahane Humbaracı yetiştirmek amacıyla da açılan ilk Türk askerî okullarından biri )


- HUMBOLDT ile/ve/||/<>/> HUMBOLDT

( Wilhelm von İLE/VE/||/<>/> Alexander von )

( Ağabey. İLE/VE/||/<>/> Kardeş. )

( 22 Haziran 1767 - 08 Nisan 1835 ile/ve/||/<>/> 14 Eylül 1769 - 06 Mayıs 1859 )


- HUME ÇATALINDA:
OLGULAR, OLGU DURUMLARI ile/ve/||/<> DÜŞÜNCELERİN BAĞINTILARI

( MATTERS OF FACT vs./and/||/<> RELATION OF IDEAS )


- HUME-ROTHERY PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE HUME-ROTHERY[Fr.] ile/değil/yerine/= HUME-ROTHERY İLKESİ


- HUME-ROTHERY RULE[İng.] / HUME-ROTHERY REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HUME-ROTHERY KURALI


- HUMERUS[İng.] ile/değil/yerine/= PAZU KEMİĞİ

( Pazu kemiği ya da Latince adıyla humerus, omuz ve ön kol arasındaki uzun kemiktir. Kürek kemiği ile ön kol kemiklerini birbirine bağlar. Humerus, Latince’de omuz ya da üst kol anlamına gelmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HUMHÂNE -ile

( Meyhane. | Şarap fıçısı. )


- HUMIC ACID[İng.] / ACID HUMIQUE[Fr.] / HUMINSÄUREN, HUMUSSÄUREN[Alm.] ile/değil/yerine/= HÜMİK ASİT


- HUMMA[Ar. < ḤUMMĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMMA

( karahumma kazıklı humma lekeli humma sarıhumma Akdeniz humması dana humması lohusa humması Malta humması tatarcık humması Hastalıkla gelen şiddetli ateş sıtma nöbeti )


- HUMMA ile HUMMALI


- HUMMA ile MALTAHUMMASI/KALAAZAR

( ... İLE Akdeniz ülkelerinde görülen, en çok keçi sütü ile bulaşan, ateşli bir hastalık. )


- HUMMA ile SARIHUMMA

( ... İLE Çoğunlukla sıcak ülkelerde görülen, bir cins sivrisinek aracılığı ile bulaşan, tene, sarı bir renk veren, ateşli bir sayrılık. )


- HUMMÂ-İ ESFER ile/||/<> YELLOW FEVER[İng.] ile/||/<> FIÈVRE JAUNE[Fr.] ile/||/<> FEBRIS FLAVA[Lat.] ile/||/<> GELBEFIEBER[Alm.] ile/||/<> SARIHUMMA

( Çizgili sineklerle bulaşan ve özel bir virüsten ileri gelen bulaşıcı ateşli evecen hastalık )

( YELLOW FEVER )

( FIÈVRE JAUNE )

( GELBEFIEBER )

( FEBRIS FLAVA )


- HUMMÂ-İ MESTÛRE ile/||/<> HIDDEN MALARIA[İng.] ile/||/<> PLAUDISME LARVÉ[Fr.] ile/||/<> SCHLEICHFIEBER[Alm.] ile/||/<> GİZLİ SITMA

( Sıtma asalaklarının eksik bir sağıtma ya da konakçı vücudunun direnişiyle çevresel kandan çekilerek kan yapıcı organlarda gizlenmesi ve zaman zaman çevresel kana geçip atipik belirtilere yol açması durumu )

( HIDDEN MALARIA )

( PLAUDISME LARVÉ )

( SCHLEICHFIEBER )


- HUMMINGBIRDS[İng.] ile/||/<> OISEAUX MOUCHES[Fr.] ile/||/<> TROCHILIDAE, TROCHILUS: KOLIBRI[Lat.] ile/||/<> KOLIBRIS[Alm.] ile/||/<> KOLİBRİGİLLER

( Kuşlar Aves sınıfının gökkuzgunumsular Coraciiformes takımının sağanlar Cypseli alt takımından Güney ve Orta Amerikada yaşayan uçarken arı gibi vızıltılı bir ses çıkaran gagaları çiçeklerden nektar emmeyi sağlayacak şekilde çok ince ve çok uzun olan kuyruk tüylerinden bazıları uzun fevkalade güzel parlak renkli 400 kadar türü bulunan bir familya Arı kolibri Mellisuga minima dev kolibri Patagona gigas uzun kuyruklu kolibri Aithuruts polytmus kral kolibri Topaza pella Meksika yıldızı Calothorax lucifer boynuzgaga Prymacantha popelairii en iyi bilinen türleridir )

( HUMMINGBIRDS )

( OISEAUX MOUCHES )

( KOLIBRIS )

( TROCHILIDAE, TROCHILUS: KOLIBRI )


- HUMMUS[Ar. < ḤUMMUṢ] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMUS

( nohut İyice ezilmiş nohut tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek )


- HUMOR/HÜMOR ile HUMORAL İMMÜNİTE

( Sıvı. İLE Sıvısal bağışıklık. )


- HUMOR[İng.] ile/||/<> HUMOR[Fr. < HUMOUR]

( 1 Herhangi bir vücut sıvısı 2 Bir bez organ veya dokuyu uyarmak için kan yoluyla iletilen etkin madde 3 Eski düşünürlerin canlı vücudunda olduğu varsaydıkları kan muhat sümüksü madde ve safra vb maddelerden her biri şişkinlik hılt )

( HUMOR )

( HUMOUR )


- HUMOR :/yerine MİZAH


- HÜMORAL ile/||/<> HÜCRESEL

( Hümoral antikor B hücre İLE hücresel T hücre sitotoksik. )

( Formül: Antibody İLE cell-mediated )


- HÜMORAL/HUMORAL[İng.] ile/değil/yerine/= SALGISAL


- HUMOUR[Fr. < HUMOUR] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMOR

( gülmece Alay dalga geçme hafife alma boş verme )


- HUMPBACK, GIBBOUS, YUN. KYPHOSIS[İng.] ile/||/<> KAMBURLUK

( Sırt bölgesinde doğuştan oluşan omurga tümseği veya dışa doğru oluşan omurga eğriliği kifozis gibozite )

( HUMPBACK, GIBBOUS, YUN. KYPHOSIS )


- HUMPHREYS SERIES[İng.] / SÉRIES D'HUMPHREYS[Fr.] ile/değil/yerine/= HUMPHREYS DİZİLERİ


- HUMPHREYS-SERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HUMPHREYS SERİSİ


- HUMÛD[Ar.] ile HÜMÛD[Ar.]


- HUMULUS LUPULUS[İng.] ile/||/<> ŞERBETÇİ OTU

( Dişi çiçekleri meyveleri üzerinde bulunan bezli kısımları ve köklerinin yapısında oleoreçine alkaloit trimetilamin uçucu yağ acı maddeler lupilik asit zamk tanen içeren tıpta iştah açıcı sindirimi kolaylaştırıcı yatıştırıcı ve afrodizyak olarak enfüzyon 510 biçiminde kullanılabilen en geniş olarak bira üretiminde kullanılan kendirgiller familyasından çok yıllık ve otsu bir bitki şerbetçi otu yoncası )

( HUMULUS LUPULUS )


- HUMUS ile/ve FAVA

( Nohuttan yapılan. İLE/VE Bakladan yapılan. )


- HUMUS[Lat.] ile HUMUS[Ar.]

( Organik toprak. İLE Bir tür yemek. İyice ezilmiş nohut, tahin ve baharatla hazırlanan bir yemek. )


- HUMUS[Fr. < HUMUS] ile/değil/yerine/=/||/<> HUMUS

( Bitkilerin çürümesiyle oluşan koyu renkte organik toprak )


- HUMUS[İng.] / HUMUS[Fr.] / HUMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= HUMUS


- HUMUS ile HUMUSLU ile HUMUSSUZ


- HUMUS ile/ve/||/<> KOMPOST

( Latince, "toprak" ya da "alt, sığ" kökünden türemiştir. Kullanımı konusunda bazı yanlış anlamalar söz konusudur. Humus, kompostun alabileceği son durumdur, yani içinde çürüme sürecini devam ettirecek azot, fosfor bileşikleri kalmamıştır. Kompost ise, etrafındaki bitkilere çeşitli vadelerde farklı besin maddeleri sunan, bu nedenle bol miktarda canlıya ev sahipliği yapan, dolayısıyla çürüme işlemi az da olsa hâlâ devam eden ”canlı” bir oluşumdur. Toprağa serdikten sonra toprak ekosistemine karışır, topraktaki biyolojik süreçleri destekleyerek çeşitliliği arttırır ve zamanla humusa dönüşür. Bildiğimiz tüm yaşam türleri karbon temellidir, yani canlı ya da ölü, her şey organik maddedir. Kuru yapraklar, mantarlar, ağaçlar, canlı bir kedi, ölü bir kunduz; aklınıza yaşayan ya da yaşamış olan ne gelirse, organik madde olarak anılır. Bilimsel olarak, içinde karbon bulunan herhangi bir molekül, organik bir moleküldür.

Humusun içinde parçalanması zor olan karbon molekülleri elektrik yüklenerek mineral parçacıkların kendine yapışmasını sağlar. Dahası, bu moleküller sünger işlevi görerek topraktaki mikro yaşam için barınak oluşturur. Yukarıda sözünü ettiğimiz aşınmış minerallere organik madde eklediğinizde birçok bitkinin yaşamasına olanak tanıyan ortam neredeyse oluşmuştur.

Yaşayıp da ölmüş olan her canlı, organik madde olarak toprağa geri döner ve döngüyü tamamlar. Toprakta yetişen her türlü bitkinin yaprak, sap ve kökleriyle birlikte toprakta yaşayan mikro ve makro hayvan varlığının bu biçimde toprak organik maddesine dönüşmesi humus oluşumunun kaynağıdır. Sentetik kimyasalların etkisiyle yararlı canlıların da zarar gördüğü modern tarım yöntemleri nedeniyle bu döngünün kırılmış olması, günümüz yaygın ziraat anlayışının yol açtığı sorunların başında gelir. )


- HUMUS ile/<> TOPİK

( ... İLE/<> Nohut püresi. )


- HUMUZ | OKSİT ile/||/<> OKSİT ile/||/<> OKSİT[Fr. < OXYDE]

( Oksijenin başka bir öğe ya da organik kök ile yaptığı bileşik kimya Bir elementin oksijen ile yaptığı ikili bileşik )

( OXYDE | OXIDE )

( OXYDE )

( OXYD )


- HUMUZÂT-I ESÂSİYE ile/||/<> OXYDES BASIQUES[Fr.] ile/||/<> BAZİK OKSİTLER

( kimya )

( OXYDES BASIQUES )


- HÛN[Fars.] -ile

( Kan. | Kan ağlamak. | Öldürme, öc. )


- HUN ile HUN ile HUN ile HUN[Fars.]

( Küçük parça, bölüm. İLE Hazine. İLE Ottan, çalı-çırpıdan yapılan kulübe. İLE Kan. )


- HUN ile HUNİ


- HUN[Fars. < ḪŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> KAN (DİLHUN)


- HUNDSCHE REGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HUND KURALI


- HUND'S RULES[İng.] / RÈGLES DE HUND[Fr.] / HUNDSCHE REGELN[Alm.] ile/değil/yerine/= HUND KURALLARI


- HUNDRED :/yerine YÜZ


- HÜNER:
BİLMEK ile/ve/değil/<> İÇİNDE YAŞAMAK


- HÜNER[Fars.] ile/değil/yerine/= BECERİ


- HUNER[Fars. < HUNER] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜNER

( Beceri isteyen ustalık beceriklilik )


- HÜNER ile HÜNERLİ/LİK ile HÜNERSİZ/LİK


- HÜNER ile/ve/< MAHÂRET


- HUNGARIAN COOKED SALAMI[İng.] ile/||/<> MACAR SALAMI

( Sarımsak ve paprika içeren bir salam türü )

( HUNGARIAN COOKED SALAMI )


- HUNGER[İng.] ile/||/<> ACIKMA

( Genellikle boş kalan sindirim örgeninin düzenli biçimde sıkışıp açılmasından ileri geldiği sanılan ama öğrenme ve alışkanlıkla da ilişkisi güçlü olan yemek yeme özlemi )

( HUNGER )


- HUNGRY :/yerine AÇ


- HÜNGÜR HÜNGÜR (AĞLAMAK)


- HÜNGÜR HÜNGÜR ile/||/<> ZARIL ZARIL


- HUNHAR(/CA)[Fars. < HUNHVÂR] ile/değil/yerine/= KAN DÖKÜCÜ, KANA SUSAMIŞ(/ÇA/SINA)


- HUNHARCA ile/||/<> HUNHARCASINA


- HUNHAR/LIK ile HUNHARCA


- HUNHVAR[Fars. < ḪŪNḪVĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HUNHAR

( Kan döken kasap )


- HUNİ -ile

( FUNNEL[İng.] )


- HUNİ | AĞIZLIK ile/||/<> AĞIZLIK

( genel uygulayım 1Bir sıvıyı dar ağızlı bir kaba aktarmak için kullanılan koni biçimindeki araç 2 Boru boşaltıcı vb ağzına takılan yuvarlak bilezik ya da halka I 1 Tarlalarda ekim ya da sürüme ilk başlanan yer Merzifon Amasya 2 Çift sürme sırasında çift hayvanlarının ot yemelerini önlemek için ağızlarına takılan ip zincir fındık dalı ya da asma çubuklarından örülmüş burunsalık Kemalpaşa İzmir Terme Samsun Çerkeşgüveyi Fatsa Ordu 3 Kağnılarda okun altındaki ağaç Yurtbeyi Gölbaşı Ankara II 1 Teneke ya da bakırdan yapılmış huni biçiminde süt süzgeci Anaç Perşembe Ordu 2 Huni Eşmeyazı Kars )

( FUNNEL )

( ENTONNOIR )


- HUNİ BİÇİMİNDE/HUNİMSİ KOROLLA = TÜVEYC-İ KAM'Î = COROLLE INFUNDIBULÉE, COROLLE INFUNDIBULIFORME


- FILTER, FUNNEL[İng.] / FILTRE[Fr.] / FILTER, FILM[Alm.] ile/değil/yerine/= HUNİ, SÜZGEÇ/FİLTRE