H ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.050 başlık/FaRk ile birlikte,
8.050 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(22/34)
- HIRIL HIRIL (HIRILDAMAK)
( Ciğerleri üşütmede. )
- HIRILDAMAK ile HIRILDAŞMAK
- HIRILTI ile HIRILTICI ile HIRILTILI ile HIRILTISIZ
- HIRİSTİYAN ile/||/<> CERAHOR
( ... İLE/||/<> Ordu hizmetlerinde kullanılan Hıristiyanlara verilen ad. )
- HIRİSTİYAN ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYANLAŞTIRMAK ile HIRİSTİYANLAR ile NOELLER ile İSA ile VAFTİZ ETMEK ile HIRİSTİYANLIK ile HIRİSTİYAN TAKVİMİ ile HIRİSTİYANCA
( CHRISTIAN vs. CHRISTIANITY vs. CHRISTIANIZE vs. CHRISTIANS vs. CHRISTMASES vs. CHRIST vs. CHRISTEN vs. CHRISTENDOM vs. CHRISTIAN CALENDAR vs. CHRISTLY )
( ياعلي ile مسيح ile اسلوب گذاردن ile عالم مسيحيت ile جامعه مسيحيت ile مسيحي ile عيسوي ile نصراني ile تاريخ مسيحي ile عيسويت ile نصرانيت ile مسيحيت ile عيسوي کردن ile مسيحي کردن ile نصارا ile شايسته مسيح ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
( ياعلي ile MOSYHE ile ESLOB GOZARDAN ile ALAM MOSYHEYT ile JAMEH MOSYHEYT ile MOSYHEY ile عيسوي ile نصراني ile TARYKH MOSYHEY ile عيسويت ile نصرانيت ile MOSYHEYT ile EYSOY KARDAN ile MOSYHEY KARDAN ile NASARA ile SHAYSETEH MOSYHE ile کريسمس ile عيد ميلاد مسيح )
- HIRIZMA ile/||/<> ...
( ayı boğa gibi hayvanların dudaklarına veya burunlarına takılan demir halka burun kanadına takılan altın veya gümüş halka küpe Kökenini bilmiyoruz )
- HIRKA -ile
- HIRKA ile ABA
( Dervişlerin giydiği. İLE Gövdeyi korumak üzere giyilen. )
- HIRKA ile/ve DALK
( ... İLE/VE Dervişlerin giydiği hırka. )
- HIRKA ile HIRKALI ile HIRKASIZ
- HIRKA/BÜRDE[Fars.] ile/ve LİBÂDE
( ... İLE/VE Kısa hırka. )
- HIRKA-İ SAADET ZİYARETİ ile/ve HIRKA-İ ŞERÎF ZİYARETİ
( Ramazan'ın 14/15'inde, Sultan ve erkânının Topkapı Sarayı'ndaki Hırka-i Saadet'i ziyareti. İLE/VE Halkın, Fatih'teki Hırka-i Şerif'i ziyareti. )
- HIRKIS/LIK" değil HIRSIZ/LIK
- HIRLAMA ile HAVLAMA/ÜRÜME
( HERÎR ile NİBÂH )
- HIRLAMA ile ULUMA
( HERR, HERÎR )
- HIRLAMAK ile HIRLATMAK ile HIRLAŞMAK
- HIRN CYCLE[İng.] / CYCLE D'HIRN[Fr.] / HIRN-KREISLAUF[Alm.] ile/değil/yerine/= HİRN ÇEVRİMİ
- HIRPALAMA ile/||/<> GÜREŞ SÜRESİNCE KARŞISINDAKİNİ YORMA, EZME
( Güreş süresince karşısındakini yorma ezme )
- HIRPALAMAK ile HIRPALANMAK ile HIRPALATMAK ile HIRPALAYABİLMEK
- HIRPALAMAK ile TARTAKLAMAK
( Örseleme. | Dövmek. | İtip kakmak, azarlamak ya da yıpratmak. İLE Çekerek ve iterek hırpalamak. )
- HIRPANİLEŞMEK ile HIRPANİ/LİK
- HIRPINMA değil ÇIRPINMA
- HIRS ve İSRAF değil/yerine/>< İKTİSAD ve KANAAT
( Zararlı bir küfrân. VE Nimeti, çirkin ve zararlı bir küçümseme. DEĞİL/YERİNE/>< Nimete, güzel ve yararlı bir saygı. İLE Ticaretli bir şükran. )
( Yanıltır, zelîl eder. DEĞİL/YERİNE/>< Aziz eder. )
- HIRS ile/değil/yerine/>< AKIL
- HIRS = AMBITIO[İng.] = AMBITION[Fr.] = EHRGEIZ, EHRSUCHT[Alm.] = AMBITIO[Lat.]
- HIRS ile/yerine AZİM
( Kişiyi bitirir. İLE/YERİNE Kişiyi geliştirir. )
( Hırs, başarısızlığın son sığınağıdır. )
( Hırs, gözü kör, kulağı sağır, aklı felç eder. )
- HIRS" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/DÜŞÜNMEK
- HIRS değil/yerine GEREKSİNİM
( Dünya, herkesin gereksinimine yetecek kadarını sunar; fakat herkesin hırsına yetecek kadarını değil. )
- HIRS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HEVES
- HIRS ile HEVESLE
( AVIDITY vs. AVIDLY )
( حرص ile مشتاقانه )
( HARS ile MOSHTAGHANEH )
- HIRS[Ar.] ile HIRS[Ar.]
( Takdir ve kıyas. İLE Ayı. )
- HIRS ile/ve/<> HIZ
( GREED vs./and/<> SPEED )
- HIRS ile İHTİRAS
( Kontrol edebiliriz. İLE Kontrolü altındayızdır. )
( Sevdiğimiz şeyler, arzu ve ihtiraslarımız, en büyük düşmanımızdır. )
( We can control it. VS. We are under control of it. )
( HIRS: Devenin, dilini ısırıp kendi kanını emmesi. İLE Kişinin, kendini yiyip bitirmesi. )
( GREED vs. PASSION )
( AMBITIO cum ... )
- HIRS değil/yerine/>< SABIR
- [ne yazık ki]
HIRS ile/ve/||/<>/>/< TEERRÜB
( Sonu gelmeyen istek, aşırı tutku. | Öfke, kızgınlık. İLE/VE/||/<>/>/< Kendini zeki göstermeye çalışma. )
- HIRS ile/değil/yerine/>< ÜMİT
- HIRS değil/yerine/>< YASA
- HIRSIZ değil/yerine/></< HIRSSIZ
( Hırssız kişi, hırsızlığa gerek duymaz. )
- HIRSIZ / KAPKAÇÇI
( Kapıp kaçmak yoluyla hırsızlık yapan kişi. | Üstünkörü, gereken önem verilmeyen, baştan savma, alelade. )
- HIRSIZ ile/ve/||/<> KURABİYE "HIRSIZI"
( Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında,
Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.
Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket
kurabiye alıp, buldu kendine oturacak bir yer.
Kendini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de
Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkâr bir biçimde
Aralarında duran paketten birer birer kurabiye
Aldığını gördü, ne kadar görmemezlikten gelse de.
Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken,
Gözü saatteydi, "kurabiye hırsızı" yavaş yavaş
Tüketirken kurabiyelerini.
Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de
engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini.
Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar biri olmasaydım,
Morartırdım şu adamın gözlerini!"
Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca
"Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine.
Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle
Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi öteki yarıyı kadına.
Kadın, kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve
"Aman Tanrım, ne cüretkâr ve ne kaba bir adam,
Üstelik bir teşekkür bile etmiyor!"
Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini yaşamında.
Uçağının kalkacağı duyurusu gelince bir iç çekti rahatlamayla.
Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına,
Dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı"na.
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna,
Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına.
Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla.
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!
Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer;
Ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!"
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle,
Kaba ve cüretkâr olan, "kurabiye hırsızı" kendiydi işte. )
- HIRSIZ ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> POLİTİK HIRSIZ
( Paramızı, şemsiyemizi, cüzdanımızı, bisikletimizi çalar. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Geleceğimizi, rüyalarımızı, yaşamımızı, emeğimizi, eğitimimizi, gülüşümüzü çalar. )
( Kişiyi seçer. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Kendimiz seçeriz. )
( Çoğunlukla polis tarafından yakalanıp cezalandırılır. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/> Polis tarafından korunur. )
- HIRSIZ ile SOYGUN YAPMAK
( BURGLAR vs. BURGLARIZE )
( سارق منازل ile دزد شبانه ile دزد خانه ile دزد ile سرقت مسلحانه کردن )
( SARAGH MENAZEL ile DOZD SHABANEH ile DOZD KHANEH ile DOZD ile SARGHT MOSLEHANEH KARDAN )
- HIRSIZIN:
AFFI değil "AMAN"I OLMAZ!
- HIRSIZIN:
HIRSIZLIKTAN DOLAYI CEZALANDIRILMASI ile/ve/||/<> YAKALANMASINDAN DOLAYI CEZALANDIRILMASI
( Bugün. İLE/VE/||/<> 2000 yıl önce. )
- HIRSIZLAMAK ile HIRSIZ/LIK ile HIRSIZCA ile HIRSIZ ADIM ile HIRSIZ MALI ile HIRSIZ FENERİ ile HIRSIZ YATAĞI ile HIRSIZ KELEPÇE ile HIRSIZ ANAHTARI ile HIRSIZ ÇEKMECESİ
- HIRSIZLARIN KAVGASI:
ÇALARKEN değil PAYLAŞIRKEN
- HIRSIZLIK ile/ve/||/<>/> KLEPTOMANİ[Fr.]
( ... İLE/VE/||/<>/> Gereksinim duyulmayan nesneleri çalma hastalığı. )
- HIRSIZ/LIK / OGRI[dvnlgttrk] ile/ve/değil "UYANIK/LIK"
( SİRKAT ile/ve/değil ... )
- HIRSIZ/LIK ile/değil/yerine/>< VARSIL/LIK / ZENGİN/LİK
- HIRSIZLIK ile YAĞMA
- [ne yazık ki]
"HIRSIZ/LIK" ile/ve/<> "YOLSUZ/LUK"
( [yapan] Fakir ise. İLE/VE/<> Zengin ise. )
- HIRSLANMAK ile HIRSLANDIRMAK ile HIR ile HIRS ile HIRT/LIK ile HIRSLI/LIK ile HIRSSIZ/LIK
- HİRSUTİZM ile/||/<> ALOPESİ
( Kadınlarda aşırı kıllanma. İLE/||/<> Saç dökülmesi ya da saç kaybı. )
- HİRSUTİZM ile/||/<> HİPERTRİKOZİS
( Kadınlarda aşırı kıllanma. İLE/||/<> gövdede aşırı kıllanma. )
- HIRVAT ile HIRVATÇA
- HIRVATİSTAN ile HIRVAT
( CROATIA vs. CROATIAN )
( کرواسي ile کرواسياي ile کرواسيايي )
( KARVASY ile KARVASYAY ile کرواسيايي )
- HİS DEMETİ[İng. BUNDLE OF HIS] ile/||/<> KALP ATIŞI[İng. HEART BEAT]
( Sağ atriyumdaki atriyoventriküler düğümden septum aracılığıyla sağ ve sol ventriküle geçen ve kalp atışının normal düzenini korumasına yardımcı olan koruduğu modifiye edilmiş özellemiş kas demeti. @@ Kalp atışlarını kalpteki özel elektriksel uyarılarla tetiklenir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DUY(UMSA)MAK/HİS (ETMEK) ile/ve/değil/||/<>/> SEZMEK/SEZİNLEMEK/SEZGİ
- HİS (ETMEK) ile/değil KABUL
- HİS (ETMEK) ile/değil/ne yazık ki ZANNETMEK
- HİS (ETMEK) ile/değil ZAN
- HIS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ
- HİS SESİNE değil HİSSESİNE
- HİS/HİSSİYAT değil/yerine/= DUYGU
- HİS[Ar.] değil/yerine/= DUYU/DUYUM
- HİŞ ile HİŞT
- HİS ile/||/<> HİSTİDİN
( histidin )
- HİS" değil/yerine İZLENİM
- HİS ile/ve/değil KUVVE
- HIS :/yerine ONUN (ERKEK)
- HİSA ve/||/<> VİRA
( Herhangi bir nesneyi, yukarı çekmek/kaldırmak. VE/||/<> Irgat, vinç gibi nesneleri, sarma/çekme işinde kullanılır. )
- HİSÂB-I MÂLÛMÂT ile/ve/||/<>/> HİSÂB-I MECHÛLÂT
( Aritmetik. İLE/VE/||/<>/> Cebir. )
- HİSÂB-I ZİHNÎ ile HİSÂB-I SİTTİNÎ ile HİSÂB-I HİND
( ... İLE Bâbil'den gelen. İLE Hint'ten gelen.[bugünkü] )
- HİSÂBÜ'L-GUBÂR/HESÂB-I GUBÂR ile/ve/||/<> HİSÂB EL-HEVÂ/HEVAÎ
( Tahta ve toprak hesabı ya da toz hesabı. İLE/VE/||/<> Zihinsel hesap. )
- HİSABÜL MALUM ile/ve/||/<> HİSABÜL MECHUL
- HISÂM[Ar. < HASM] ile HISÂM[Ar.]
( İki kişi, birbirine düşmanlık etme. | Muhâsama[: İki taraf arasındaki düşmanlık]. İLE Kavga, çekişme, mücâdele, münâkaşa, uğraşma, iddia. )
- HISÂN[Ar.] ile HISAN[Ar.]
( Mümtaz kişiler. İLE Aygır. )
- HİSAN-ÜL-BAHİR ile/||/<> HIPPOCAMPE[Fr.] ile/||/<> DENİZALTI
( biyoloji )
( HIPPOCAMPE )
- HİSAR ÇEŞMESİ :
( Rumelihisarı, Baltalimanı yolu üzerinde ve Bağ Gazinosu karşısında olduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında kaydedilen bu çeşme (H. 1052, M.1642) bugün yerinde yok. )
- HİSAR KİRAZI :
( Rumelihisarı'nın en önemli meyvesidir. Rumelihisarı'nın (kalenin) arka bahçelerinde yetiştirilen bu kiraza "Gülnar - ı Rum" denilmekteydi. Ama zamanla bu meşhur meyve kaybolup gitti. )
- HİSAR, ABDÜLHAK ŞİNASİ (İST. 1887 - 1963) :
( Çocukluğu Rumelihisarı, Büyükada ve Çamlıca'da geçti. Rumelihisarı'nı pek sevdiği için soyadı olarak "Hisar"ı aldı.1898'de Galatasaray Lisesine girdi. 1905'te Yurtdışına (Fransa'ya) kaçtı ve Paris'te Ecole Libre dez Sciences Politiques'e devam etti. II. Merutiyet'in ilanı ile yurda döndü. Fransız, Alman şirketlerinde, Osmanlı Bankasında, Reji (Tekel) İdaresinde, 1931'den sonra da Ankara'ya yerleşerek Dişişleri Bakanlığında çalıştı. 1948'de İstanbul'a döndü. Türk Yurdu Dergisi'nin yayın müdürlüğünü yaptı (1954 - 1957) ve 1963'te öldü. Edebiyat'a Dergâh ve Yarın dergilerinde şiir kitap tanıtma ve eleştiri yazıları yazarak başladı. 1921'den itibaren İleri ve Medeniyet gazetelerine yazdığı yazılarla tanındı, 7 Ağaç, Varlık, Ülkü ve Türk Yurdu dergileri ile Milliyet, Hakimiyet - i Milliye ve Dünya Gazetelerindir yazdı. Bütün yazılarını "Hatıra" ya dayalı olarak yazdı. Romanlarında Maurice Barres, Anatole France ve Marcel Proust gibi yazarların edebiyat anlayışlarını benimsedi. 1942'de CHP Hikâye ve Roman Mükafatı'nda üçüncülük Fahim Bey ve Biz isimli eseri Almancaya çevrildi. Eserleri: Fahim Bey ve Biz, Çamlıca'daki Eniştemiz, Ali Nizami Bey'in Alafranga ve Şeyhliği, Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları, Geçmiş Zamanh Köşkleri, Geçmiş Zaman Fıkraları, Antoloji: Aşk imi, İstanbul ve Pierre Loti, Yahya Kemal'e Veda, Ahmet Haşim: Şiir ve Hayatı'dır. Öldükten sonra Seçmeler, Geçmiş Zaman Edipleri ve Edebiyat ve Romana Dair isimlerini taşıyan üç kitabı daha yayınlandı. )
- HİSAR ile/||/<> HARİM
( Sur, kale. İLE/||/<> Camiileri mahalleden ayıran duvar. )
- HİSÂR[Ar. < HASR] ile HİSÂR[Fars.]
( Kuşatma, etrafını alma. | Kale, etrafı güçlü korumalı[istihkâmlı] kale, bent. İLE Türk müziğinin en eski mürekkep makamlarındandır. )
- HİSAR değil/yerine/= KORGANCIK
- HİSAR ile PALANKA[Macarca]
( ... İLE Ağaç ve toprakla yapılmış, hendekle çevrilmiş, küçük hisar. )
- HİSAR[Ar.] ile HİSAR[Ar.]
( Bir kentin ya da önemli bir yerin korunması için taştan yapılmış, yüksek duvarlı ve kuleli, çevresinde hendekler bulunan küçük kale, kirman, germen. İLE Türk müziğinde bir bileşik makam. | Türk müziğinde, re diyez notası. )
- HİSARÜSTÜ MERKEZ CAMİİ :
( Rumelihisar'da. Hisarüstü mevkiinde aynı ismi taşıyan cami 1960'da yapılmış olup tarihi bir özelliği yoktur. )
- HİSBANİYE, ŞÜPHECİLİK | KUŞKUCULUK ile/||/<> KUŞKUCULUK
( İnakçı düşünceye bir tepki olarak gelişen insan zihninin hiç bir alanda gerçek bilgiye ya da kesin yargıya ulaşamayacağını ileri süren ve hep kuşku içinde kalmayı gerekli bulan öğreti Skeptesthai gözlemek incelemek 1 Düşünsel tutum olarak a Kesin bir tutumda olmama karar verememe b Kuşkuyu ilke yapma her değerden anlatımdan öğretiden inançtan ilkece kuşku duyma 2 Yöntem olarak apaçık olan doğruya kesin bilgiye varmak için sağlam bir dayanak bulana dek bütün bilgilerin gözden geçirilerek eleştirilmesi sınanması Ör Descartesta 3 Felsefe çığırı olarak Gerçekliğin özünü bilmenin olanaklı olmadığını ileri süren öğretiler a Salt köktenci kuşkuculuk her türlü bilgi olanağını yadsır b Ölçülü göreli kuşkuculuk yalnızca belli alanlarda bilgi olanağını kaldırır Kuşkuculuğun kurucusu Elisli Pyrrhondur Yeniçağdaki temsilcileri Monraigne Bayle daha ılımlı olarak Hume 1 Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten felsefe anlayışı Karşıtı kuşkuculuk 2 Kantta Salt usun kendi gücünü eleştirmeden tuttuğu dogmatik yol Karşıtı eleştiricilik 3 Düşüncenin özgürlüğünü ve bağımsızlığını sınırlayan ya da ortadan kaldıran her türlü düşünme biçimi kuşkuculuk )
( SCEPTICISM )
( SCEPTICISME )
( SKEPTIZISMUS )
- HİSBE ve NİSBE
- HIŞILDAMAK ile HIŞILDATMAK
- HIŞILTI ile HIŞILTILI ile HIŞILTISIZ
- HISIM-AKRABA
- HISIM[Ar. < HİṢM] ile/||/<> ...
( evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kimseler ḫasm karşı taraf muhalif rakip düşman Kız alıp vermede karşı taraf olarak görülen ve kan bağı bulunmayan akrabayı adlandırmada kullanılan bu ad Türkçede doublet olarak ortaya çıkmıştır Arapça kısm kısım kesim bölük ile birleştirilmesi doğru değildir ḫasm karşı taraf muhalif rakip düşman Kız alıp vermede karşı taraf olarak görülen ve kan bağı bulunmayan akrabayı adlandırmada kullanılan bu ad Türkçede doublet olarak ortaya çıkmıştır Arapça kısm kısım kesim bölük ile birleştirilmesi doğru değildir )
( ḪASM )
- HIŞIMLANMAK ile HIŞIM ile HIŞIMLI/LIK ile HIŞIMSIZ/LIK
- HISIM/LIK ile HISIM AKRABA
- HIŞIR HIŞIR
( Naylon gibi çeşitli maddelerle çıkartılan seslerde. )
- HIŞIR ile/||/<> ...
( olmamış meyve daha çok kavun karpuz için kullanılır yaramaz kimse argo aptal sersem xošor hoşur )
( XOŠOR )
- HIŞIRDAMAK ile HIŞIRDATMAK
- HIŞIR/LIK ile HIŞIR HIŞIR
- HIŞIRTI ile HIŞIRTILI ile HIŞIRTISIZ
- HİSLENMEK ile HİSLENDİRMEK
- HISIM ile HIŞIM
( Evlilik yoluyla birbirine bağlı olan kişiler, yan soy. İLE Öfke. )
- HİSS[Ar. çoğ. AHSÂS] değil/yerine/= GÜÇLÜ DUYGU, DUYMA GÜCÜ
- HİSS KABL-EL-VUKÛ'(HİSS-İ MUKADDEM) değil/yerine/= ÖNSEZİ, ÖNCEDEN HİSSETME [Fr. PRÉSSENTIMENT]
- HİSS[Ar.] ile 'ILM/İLM[Ar.]
- HISSA[Ar.] ile NASÎB[Ar.]
- HİSSE[Ar. < HİṢṢE] ile/||/<> TERAKKÎ
( terakkî )
- HİSSE SAHİBİ/HİSSEDAR değil/yerine/= PAY İYESİ/PAYDAŞ
- HİSSE SENEDİ ile PAY BELGİTİ
- HİSSE SENEDİ ile TAHVÎL[< HAVL]
( Ortaklık. İLE Borç/Alacak Senedi. )
( Tüzel(Hukuki) Açıdan FaRkLaR
| TAHVİLLER | HİSSE SENETLERİ | |
| 1 |
Tahvil, bir borç senedidir. |
Hisse senedi ise, bir mülkiyet senedididr. |
| 2 |
Tahvil sahibi, tahvil çıkaran kuruluşun uzun vadeli
alacaklısıdır. |
Hisse senedi sahibi, hisse senedini çıkaran kuruluşun ortağıdır. |
| 3 | Tahvil sahibinin bir şirkete sağladığı sermaye, yabancı sermayedir. | Hisse senedi sahibi, şirkete belirli bir oranda sahiptir. Kullandırdığı sermaye, özsermayedir. |
| 4 | Tahvil sahibi, şirketin aktifi üzerindeki alacağından başka hiçbir hakka sahip değildir. Şirketin yönetimine katılamaz. Buna karşılık, şirketin brüt kârından, önce tahvil sahiplerine faiz ödenir. Bundan sonra, bilanço kâr gösterirse, hisse senetlerine temettü ödenir. Tahvil sahipleri, alacaklarını aldıktan sonra, şirketin mal varlığı üzerinde hiçbir hak iddia edemezler. | Hisse senedi satın alarak şirketin ortağı olan hak sahipleri, kendilerine tanınan tüm ortaklık haklarından yararlanabilirler. |
| 5 | Tahvilde kesin bir vade vardır. Bu vade sonunda, tahvil sahibi ile şirket arasındaki hukuki ilişki sona erer. | Hisse senedinde vade olmadığı gibi, hisse senedi sahibi ile şirket arasındaki ilişki ebedidir, sadece hisse senedinin sahibi değişebilir. |
| 6 | Tahvilin getirisi belirli ve sabittir. (değişken faizli tahvillerde faiz oranları ancak iktisadi şartlar değiştiğinde mevzuat değişikliği ile değişebilir.) | Hisse senedinin getirisi, hisse senedi değerinde meydana gelen artış ve şirketin dağıtacağı kar payıdır. Ancak senet sahibinin hangi yıl ne kadar gelir elde edeceği, hatta gelir elde edip edemeyeceği, belirli değildir. |
| 7 | Tahviller, mevzuatta itibari değerinin altında bir değerle (iskontolu olarak) ihraç edilebilir. | Hisse senetleri, itibari değerin altında bir fiyatla satılamazlar. |
| 8 | Tahviller, şirketler dışında devlet ve belediyeler gibi tüzel kişiliğe sahip kamu kuruluşları tarafından da çıkarılabilir. | Birer katılma payını ifade eden hisse senetleri, anonim şirketler tarafından ihraç edilebilirler. (sermayesi paylara bölünmüş komandid şirketler de hisse senedi çıkarabilmekte, ancak bunlar, halka arz yoluyla satılamamaktadır.) |
| 9 | Tahviller, bir itfa planı dahilinde itfa edilir. | Hisse setlerinde, ilkesel olarak itfa söz konusu değildir. Ancak isteğe bağlı olarak, hisse senetlerinin bir bölümü itfa edilebilir ki, bunun anlamı sermaye azaltımıdır. Hisse senetlerinin tamamen itfası ise, şirketin tasfiyesi demektir. |
Ekonomik Açıdan FaRkLaR
Tahvil ile hisse senedi arasındaki en önemli ekonomik fark, risk konusudur. Tahvil sahibi, tahvil ihraç eden şirketin kâr-zarar riskine katılmaz. Tahvil sahibi için risk, ancak şirketin tahvil anapara ve faizlerini ödeyemeyecek duruma gelmesi halinde söz konusudur. Bu durumda da, hisse senedine karşı avantajlı dır. Tahvil bir borç senedi olduğuna göre, borcun anapara ve faizleri gereğinde yargı yollarına başvurmak suretiyle tahsil edilebilir. Şirketin iflası ya da tasfiyesi halinde de, tasfiyeden öncelikle borçlar ödeneceğinden dolayı, tahvil sahipleri hisse senedi sahibinden önce alacaklarını alır. Hisse senedi sahipleri ise, ancak şirketin mal varlığından tüm borçlar ödendikten ve tasfiye masrafları çıktıktan sonra, kalanı, hisseleri oranında paylaşırlar.
Yalnız, tahvil alacaklıları icra, iflas ve tasfiyede yeterince korunmuş değillerdir. TTK, tahvili kıymetli evrak saydığı halde, İcra İflas Kanunu tahvili bono, çek ve poliçe gibi mütalaa etmemiş, öncelik bakımından adi borç senedi gibi ticari senetlerin gerisinde bırakmıştır.
Türkiye'de, Kurul'ca kayda alınan, satışı yapılacak sermaye piyasası araçlarının ihraç değerinin binde üçü tutarında bir ücret Kurul nezdindeki bir "özel hesaba yatırılmaktadır. Bu oran, gerektiğinde Bakanlar Kurulu'nca azaltılabilir. Bu kapsamda, tahvil ihraçları için de bu ücret yatırılmaktadır. Özel hesap, Sermaye Piyasası Kurulu'nun giderlerini karşılamak amacıyla kurulmuştur. Batı ülkelerinde ise, kamu otoritesi tarafından oluşturulan fonlara/hesaplara, her tahvil ihracı dolayısıyla ihraç eden şirketlerce belirli bir oranda prim yatırılmakta, tahvil ihraç eden bir şirket tahvillerinin anapara ya da faizlerini ödeyemediği takdirde, tahvil sahiplerinin alacakları tamamen ya da belirli bir oranda bu sigorta fonundan ödenmektedir.
Hisse senedi sahipleri ise tamamen risk altındadır. Bu risklerden biri temettü alıp almama riskidir. Hisse senedi yatırımı tahvillere nazaran daha riskli bir yatırım konusudur.
Tahvil ve hisse senetlerinin önemli bir ekonomik farkı da, tahvillerin sabit gelirli, hisse senetlerinin de değişken gelirli olmasıdır. Tahvillerde faiz oranlarını devlet tayin eder. Faiz oranlarının enflasyonun altında tutulduğu çok görülmüştür. Bu durumda tahvilin gerçek geliri sıfır olabileceği gibi, 1978-1980 yılları arasındaki dönemde görüldüğü gibi negatif bir duruma da gelebilir. )
- HİSSE | TERAKKİ[Ar. < TERAKKİ] ile/||/<> ...
( 20 000 akçeye dek çıkabilen timar gelirinin kılıç hakkı çıktıktan sonraki bölümü )
- HİSSE ile MAHFÛZ HİSSE
( ... İLE Miras bırakanın isteğiyle bile ortadan kaldırılamayan pay/hisse. )
- HİSSE[Ar.] ile NASÎB[Ar.]
- HİSSE ile/||/<> PART[İng.] ile/||/<> PART[Fr.] ile/||/<> PAY
( PART )
( PART )
- HİSSEDAR ile/||/<> ACTIONNAIRE[Fr.] ile/||/<> PAYDAŞ
( ACTIONNAIRE )
- Hissediyorsan DİNLE!!!
- Hissediyorsan SUS!!!
- HİSSETMEK ile/değil ÇAĞRIŞIM
- HİSSETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DEĞERLENDİRMEK
- HİSSETMEK ile EVİNİ ÖZLEMEK ile KIZGIN HİSSETMEK ile ACIMAK ile ÜZGÜN OLMAK ile HİS ile SEVİNÇ HİSSİ ile DUYGULAR
( FEEL vs. FEEL HOMESICK vs. FEEL INDIGNANT vs. FEEL PITY vs. FEEL SORRY vs. FEELING vs. FEELING OF JOY vs. FEELINGS )
( لمس کردن ile محسوس شدن ile احساس کردن ile احساس نمودن ile دلتنگي کردن ile غيظ کردن ile رقت آوردن ile متالم شدن ile متاثف شدن ile غمگين شدن ile در رفتن ile حس ile عاطفه ile احساس ile احساس شعف ile عواطف )
( LAMS KARDAN ile MOHSUS SHODAN ile EHSAS KARDAN ile EHSAS NEMUDAN ile DELTANGY KARDAN ile GHYZ KARDAN ile RAGHT AVARDAN ile METALAM SHODAN ile METASEF SHODAN ile GHMGYNE SHODAN ile DAR RAFTAN ile HES ile ATEFEH ile EHSAS ile EHSAS SHAF ile AVATEF )
- HİSSETMEK ile/ve/<> FARKETMEK
( TO FEEL vs./and/<> AWARENESS )
- HİSSETMEK" ile/ve/||/<> "GİBİ GELME"
- HİSSETMEK ile HİSSEDİLMEK ile HİSSETTİRMEK ile HİSSEDEBİLMEK ile HİSSE ile HİSSET ile HİSSELİ ile HİSSESİZ ile HİSSE SENEDİ
- HİSSETMEK(") ile/değil KEŞFETMEK
- HİSSETMEK ile/değil SEZMEK
( Duyularla. İLE/DEĞİL Zihinle. )
- HİSSETMEK ile/ve/değil/||/<>/> YAŞAMAK
- HİSSETMEZSEM ile/değil HİSSETMEDİĞİM ZAMAN
- HİSSETTİRİYOR" değil DÜŞÜNCESİNİ UYANDIRIYOR
- HİSSETTİRİYOR ile/ve/değil/||/<>/< YANSITIYOR
- HİSSETTİRTMEK ile HİSSETTİREBİLMEK
- HİSSİ | DUYUSAL ile/||/<> DÜŞÜNCEL ile/||/<> İDEAL
( 1. En küçük bir uyarıma tepki gösteren. 2. Duyularla alınan hazlara ilişkin olan. @@ Duyuyla ilgili. @@ Duyu organları üzerine etkili olma durumu, organoleptik. )
( SENSITIVE | SENSORIAL | IDEAL~IDEAL~IDEAL )
( SENSITIF | IDÉAL, IDEAL | IDEAL~IDÉAL, IDEAL~IDEAL | IDÉAL )
( SENSITIV, EMPFINDLICH | IDEEL | IDEAL~IDEEL~IDEAL )
( SENSORIALE~IDEALE~IDEALE )
( ΑΙΣΘΗΤΗΡΙΑΚΌΣ / αισθητηριακός~ΙΔΕΑΤΌΣ / ιδεατός~ΙΔΑΝΙΚΌ / ιδανικό )
- HİSSİ | DUYUSAL ile/||/<> DUYUSAL
( 1 En küçük bir uyarıma tepki gösteren 2 Duyularla alınan hazlara ilişkin olan Duyuyla ilgili Duyu organları üzerine etkili olma durumu organoleptik )
( SENSITIVE | SENSORIAL | IDEAL )
( SENSITIF | IDÉAL, IDEAL | IDEAL )
( SENSITIV, EMPFINDLICH | IDEEL | IDEAL )
( SENSORIALE )
( ΑΙΣΘΗΤΗΡΙΑΚΌΣ / αισθητηριακός )
- HİSSÎ İDRAK ile/ve/> HAYALÎ İDRAK ile/ve/> VEHMÎ İDRAK ile/ve/> AKLÎ İDRAK
- HİSSİ İPTAL | UYUŞTURMA ile/||/<> UYUŞTURMA
( karşılık narkotizasyon anestezi narke uyuşukluk anaisthesia duygusuyluk narke uyuşukluk Canlıyı uyuşturucu maddeler vererek bilinçsiz ya da baygın hale getirme biyoloji an sız aisthesia duygu narke duygusuzluk İlâçla hastalıkla ya da hipnotizma ile canlılarda duygunun yok edilmesi kısmen veya tamamen duygusuzluk bilinçsizlik ya da baygınlık meydana getirilmesi Anestezi narkotizasyon Anestetik bir madde vererek vücutta kısmen veya tamamen duygunun yok edilmesi anestezi anestetizasyon narkoz narkotizasyon )
( NARCOTISATION | ANESTHESIA, NARCOTISATION )
( ACTION NARCOTIQUE | ANESTHÉSIE | ANAESTHÉSIE )
( ANAESTHESIE )
- HİSS-İ SELÎM/İLHÂMÂT-I RABBÂNÎ/BON SENS[Fr.] değil/yerine/= SAĞDUYU
- HİSSÎ SÛRET ile/ve KÜLLÎ SÛRET
- HİSSÎ değil/yerine/= DUYGUSAL
- HİSSÎ ile/ve HAKÎKÎ
( ... İLE/VE İlletini aramak/bulmak. )
- HİSSÎ ile/||/<> SENSITIF[Fr.] ile/||/<> DUYSAL
( biyoloji )
( SENSITIF )
- HİSSİKABLELVUKU | ÖNSEZİ ile/||/<> ÖNSEZİ
( Gelecekte ya da uzakta olan bir durumu ussal dayanağı olmadan önceden ya da görmeden sezme yetisi Temellendirilemeyen duygu Verilmemiş olanın bilinmeyenin özellikle gelecekle ilgili olanın önceden duyulması doğru gibi sayılması Yeni felsefede Jabobi ve Fries önseziyi duyulurüstü olanın duyusu olarak deneyle sınırlı bilmenin karşısına koymuşlardır )
( PROVISION | PRESSENTIMENT )
( PRESSENTIMENT )
( AHNUNG )
- HİSSİ/LİK ile HİSSİZ/LİK
- HİSSİNE KAPILMAK" değil SEZGİ/SEZMEK
- HİSSİYAT değil/yerine/= DUYGULAR/SEZİŞLER
- HİSSİYAT ile/ve HADSİYAT
- HİSSİY(Y)ÂT[Ar.] değil/yerine/= DUYGULAR, SEZİŞLER
- HİST-/HİSTİ-/HİSTİO-/HİSTO- ile/||/<> HOL-/HOLO- ile/||/<> PER-
( Doku ile ilgili, doku, ağ. İLE/||/<> Tam, bütün. İLE/||/<> Tam olarak, aşırı olarak, bütünü ile. )
- HISTAMINE, ARGAMINE, IMIDAZOLEETHYLAMINE[İng.] / HISTAMINE[Fr.] / HISTAMIN[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTAMİN, İMİDAZOLETİL-AMİN
- HYSTÉRÉSIS[Fr.] / HYSTERESIS, HYSTERESE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTERESİS
- HYSTERESEKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTEREZİS EĞRİSİ
- HYSTERESEVERLUST[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTEREZİS KAYBI
- HİSTEREZİS ile HİSTEROJENİK ile HİSTEROİD
( HYSTERESIS vs. HYSTEROGENIC vs. HYSTEROID )
( پسماند ile شبيه حمله )
( PASMAND ile SHABYYEH HAMLEH )
- HİSTERİ/K["İSTERİ/K" değil!] ile EPİLEPSİ
- HİSTİDİN[İng. HISTIDINE] ile/||/<> HİSTOGRAM ile/||/<> HİSTON DEASETİLAZ[İng. HISTONE DEACETYLASE]
( Doğadaki 20 aminoasitten biridir, proteinlerin yapısına katılır. @@ Ele alınan örnek bir grup içerisindeki çeşitliliği gösteren çubuklu tablodur. Her bir çubuk, birey sayısını, bireylerin frenkansını belirli bir değer ya da değer aralığıyla gösterir. @@ Histonlardaki asetile edilmiş lisin kalıntılarının deasetilasyonunun transkripsiyonel baskılanmasına katkıda bulunan bir enzim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HISTIDINE[İng.] / HISTIDINE[Fr.] / HISTIDIN[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTİDİN
- HISTO-[İng.] / HISTO-[Fr.] / HISTO-[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTO-
- HISTOGRAM[İng.] ile/değil/yerine/= HİSTOGRAM
- HİSTO-İNKOMPATİBİLİTE ile HİSTOKİMYA ile HİSTOKOMPATİBİLİTE ile HİSTOLOJİ ile HİSTOLOJİK ile HİSTOPATOLOJİ ile HİSTOPATOLOJİK
( Doku uyuşmazlığı. İLE Doku kimyası. İLE Doku uygunluğu. İLE Dokubilim. İLE Dokubilim [ile ilgili], dokusal. İLE Sayrılıklı doku bilimi. İLE Sayrılıklı doku bilimi [ile ilgili]. )
- HISTOCHEMISTRY[İng.] / HISTOCHIMIE[Fr.] / HISTOCHEMIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HİSTOKİMYA
- HİSTOLOG ile HİSTOLOJİ
( HISTOLOGIST vs. HISTOLOGY )
( بافت شناس ile بافت شناسي )
( BAFT SHENAS ile BAFT SHENASY )
- HISTOLOGY[İng.] ile/||/<> HISTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> HISTOLOGIE[Alm.] ile/||/<> DOKU BİLİMİ
( karşılık Histoloji histos doku logos bilim Biyolojinin canlıların ancak mikroskopla görülebilen doku yapılarını geniş bir biçimde inceleyen bir dalı )
( HISTOLOGY )
( HISTOLOGIE )
( HISTOLOGIE )
- HISTOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= HİSTOLOJİ
- HİSTOLOJİ/K/HISTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DOKUBİLİM/SEL / DOKU/SAL
- HİSTOLOJİST değil/yerine/= DOKUBİLİMCİ
- HİSTON ASETİLASYON ile/||/<> DNA METİLASYON
( Histon asetilasyon gen açma İLE DNA metilasyon kapama. )
( Formül: Gene activation İLE silencing )
- HİSTON MODİFİKASYONU ile/||/<> DNA METİLASYONU
( Histon protein değişim, DNA metil grubu. )
( Formül: Protein İLE nükleotid )
- HİSTON ile HİSTONAZ
( DNA'nın etrafına sarıldığı proteinler. İLE Histon proteinlerini parçalayan enzimler. )
- HİSTON ile/||/<> NÜKLEOZOM
( Histon protein oktamer İLE nükleozom histon+DNA. )
( Formül: Protein İLE kompleks )
- HİSTON ile/ve/||/<>/> NÜKLEOZOM
( DNA'nın etrafına sarıldığı proteinler. İLE/VE/||/<>/> DNA ve histon proteinlerinin oluşturduğu yapı. )
- HISTONE ile/||/<> NUCLEOSOME ile/||/<> CHROMATIN ile/||/<> CHROMOSOME
( DNA paketleme seviyeleri. )
( Formül: 2×(H2A ileH2B ileH3 ileH4) + DNA )
- HİSTONE ile/||/<> NÜKLEOZOM ile/||/<> KROMATİN
( DNA nın çekirdekte organizasyonu. )
( Formül: 147 bp DNA/nükleozom )
- HİSTONLAR ile/||/<> DNA METİLASYONU
( Histonlar DNA paketleme proteinleriyken İLE DNA metilasyonu kimyasal modifikasyondur )
( Formül: Nükleozom )
- HISTORIAN :/yerine TARİHÇİ
- HISTORIC vs. HISTORICAL
- HISTORIC :/yerine TARİHİ
- HISTORICAL :/yerine TARİHSEL
- HISTORICALESSNESS vs. INDIFFERENCE
- [not] HISTORY vs. PAST
- HISTORY vs. TIME
- HISTORY vs. TIME
( MOVEMENT instead of TO SAVE UP
TO TALK IN NECESSITY instead of TO TALK
TO ASK [JUST TO UNDERSTAND] instead of TO SEARCH FOR EXPECTATION
TO BELIEVE instead of TO GET BASE
Prudence in 50-100 days. vs. Prudence in 50-100 years. vs. Prudence in 500-1000 years. vs. Prudence in 5000 -
years.
To serve the ready product. vs./AND To prepare the unprepared product to sale.
TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY instead of TO CONTROL AT THE END )
- HISTORY vs. TRADITION
- HISTORY :/yerine TARİH
- HISTORY vs./and HISTORY OF CULTURE
- HIT[İng.] -ile/||/<>
( Liste başı En son rock rap hit lerini yepyeni multikültür parçalarını bu kanallardan işitmekteyiz Adalet Ağaoğlu Başka Karşılaşmalar 36 )
- HIT/HEALTH INFORMATION TECHNOLOGİES[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
- HIT[İng.] ile/||/<> COUP DE POİNT[Fr.] ile/||/<> DÜRTÜŞ
( Savut namlularının ucundaki düğmelerin karşı yarışmacının sayılan ya da sayılmayan bölgelerine dürtülerek değmesi )
( HIT )
( COUP DE POINT )
- HIT :/yerine VURMAK, İSABET
- HİTAB ile/ve MUHATAB
- HİTABE ile HİTABEN ile HİTABET
- HİTÂB/EN ile/değil İTHÂF/EN
- HİTABEN değil/yerine/= YÖNELİK
- HİTÂM değil/yerine/= SON, NİHÂYET | BİTME, TÜKENME | MÜHÜRÜN, BASILDIĞI KÂĞITTA KALAN İZİ
- HİTAP ile/ve "ÇAĞRI"
- HİTAP ile İTAP
- HİTÂR[Ar.] ile HİTR[Ar.]
( Saçma söz, herze. İLE Anlamsız/yararsız söz, yalan, kıtır. )
- HİT-İT ÜNİVERSİTESİ değil HİTİT ÜNİVERSİTESİ
- HİTİT ile HİTİTÇE
- HİTİT'LERDE, AĞIRLIK VE ÖLÇÜLER
- HIV/HUMAN IMMUNODEFICIENCY VİRUS[İng.] değil/yerine/= INSAN BAĞIŞIKLIK YETERSİZLİĞİ VİRÜSÜ
- HIV[İng.] değil/yerine/= HIV
( Açılımı "Human Immunodeficiency Virus" olan HIV, AIDS'e neden olan bir virüstür. Türkçe'ye "İnsan Bağışıklık Yetmezlik Virüsü" olarak çevirilebilir. İlk olarak 1981 yılında tanımlanmıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HIV ile/ve/||/<>/> TAT
( ... İLE/VE/||/<>/> HIV'in konakçı gözede çoğalmasını sağlayan çoğu dirimsel etmenin üretiminde ve organizasyonunda belirleyici durumdadır. )
( HUMAN IMMUNODEFICIENCY VIRUS vs./and/||/<>/> TRANS-ACTIVATOR OF TRANSCRIPTION )
- HIVE[İng.] ile/||/<> BİRİKTİRİM
( HIVE )
- HIYANET/İHANET[Ar.] değil/yerine/= SATKINLIK/SATINÇ
- HIYÂNET ile İSABETSİZLİK
- HIYAR[Ar. < HİYÂR | FARS. < HİYÂR] ile/||/<> KABAKGİLLER ile/||/<> KAVUN
( (tarım) @@ Kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasından, erkek ve dişi çiçekleri ayrı olan, ovaryum alt durumlu, bakka tipi meyveleri olan, sarılıcı, kaba tüylü, tek yıllık kültür bitkisi. Salatalık.@@bk. hıyar @@ < Far xiyār. Çağdaş diyalektlerde de geçer. Örn. Tat kıyar. Dilimizde kullanılan havuç, patlıcan, pazı gibi sebzelerin adlarının büyük bir bölümü Farsçadan alınmıştır. )
( CUCUMBER | GOURD FAMILY, MARROWS AND PUMPKINS | MELON~GOURD FAMILY, MARROWS AND PUMPKINS~MELON )
( CONCOMBRE | CUCURBITACÉES | MELON~CUCURBITACÉES~MELON )
( COCUMIS SATIVUS | CUCUMIS SATIVUS | CUCURBITACÉAE | CUCUMIS MELO~CUCURBITACÉAE | CUCURBITACEAE~CUCUMIS MELO )
( GURKE | MELONE~KÜRBISGEWÄCHSE~MELONE )
( CETRIOLO~CUCURBITACEE~MELONE )
( ΑΓΓΟΎΡΙ / αγγούρι~ΚΟΛΟΚΥΝΘΟΕΙΔΉ / κολοκυνθοειδή~ΠΕΠΌΝΙ / πεπόνι )
( XIYĀR )
- HIYAR ile EŞEKHIYARI
( ... İLE Kabakgillerden, yabanıl, tırmanıcı, otsu bir bitki. )
( ... cum ECBALLIUM ELETERIUM )
- HIYAR yerine GÖĞEN YEMİŞİ
- HIYAR ile HİNTHIYARI/HIYARŞEMBE
( ... İLE Baklagillerden, siyah renkte olan meyvelerinin içinde çekirdeklerden başka, hekimlikte kullanılan bir öz bulunan bitki. )
( ... cum CASSIA )
- HIYAR ile HIYAR[AHYÂR]
( Salatalık. İLE Kendi ve başkaları/toplum için yararlı işler yapan, hayırlı olan kişi.[Argodaki ve tırnak içinde, "anlamaz, işe yaramaz" olarak "yerme" anlamındaki kullanımı "kişisel" ve kötü, yanlış bir kullanımdır.] )
- HIYAR ile/||/<> HIYAR[Ar. < HİYÂR | FARS. < HİYÂR]
( tarım Kabakgiller Cucurbitaceae familyasından erkek ve dişi çiçekleri ayrı olan ovaryum alt durumlu bakka tipi meyveleri olan sarılıcı kaba tüylü tek yıllık kültür bitkisi Salatalık hıyar xiyār Çağdaş diyalektlerde de geçer Örn kıyar Dilimizde kullanılan havuç patlıcan pazı gibi sebzelerin adlarının büyük bir bölümü Farsçadan alınmıştır )
( CUCUMBER | GOURD FAMILY, MARROWS AND PUMPKINS | MELON )
( CONCOMBRE | CUCURBITACÉES | MELON )
( GURKE | MELONE )
( COCUMIS SATIVUS | CUCUMIS SATIVUS | CUCURBITACÉAE | CUCUMIS MELO )
( CETRIOLO )
( ΑΓΓΟΎΡΙ / αγγούρι )
( XIYĀR )
- HIYARLAŞMAK ile HIYAR/LIK
- HIYÂT[Ar. < HÂİT] ile HIYÂT[Ar.]
( Perdeler, engeller/mâniler. İLE İbrişim, tire. | Dikiş iğnesi. )
- HIYÂZ[Ar. < HAYZ] ile HIYÂZ[Ar. < HAVZ]
( Aybaşları. İLE Havuzlar. )
- HİYERARŞİ ile/||/<> AŞAMA DÜZENİ
( aşama düzeni sıradüzen )
( HIÉRARCHIE )
- HİYERARŞİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HETERARŞİ
( Dikey (ilişki). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yatay (ilişki). )
- HİYERARŞİ ile HİYERARŞİ
( HIERARCH vs. HIERARCHY )
( سرکشيش ile شيخ قبله ile سلسله مراتب )
( سرکشيش ile SHYKH GHABLEH ile SALSALEH MARATAB )
- HİYERARŞİK[Fr. < HIÉRARCHIQUE] ile/||/<> SIRADÜZENSEL
( sıradüzensel )
( HIÉRARCHIQUE )
- HİYEROFANİ(HIEROPHANY) ile EPİFANİ(EPIPHANY) ile TEOFANİ(TEOPHANY)
( Kutsalın dışlaşması/tezahürü. İLE On ikinci gün bayramı. [İsa'nın doğumundan oniki gün sonra kutlanması] [İsa'nın, Üç Müneccim tarafından ziyaretini kutlayan bir Hristiyan bayramı] İLE Epifani bayramının Ortodoksluk'taki adı. )
( Hiyerofani (Hierophany)
• Köken: Yunanca hieros (kutsal) + phaneia (görünme)
• Anlam: Kutsalın sıradan dünyada görünmesi.
• Özelliği: Nesneye, yere, zamana kutsal anlam yüklenmesi.
• Örnek: Yanan çalıda Tanrı'nın görünmesi; bir dağın kutsal ilân edilmesi.
İLE
Epifani (Epiphany)
• Köken: Yunanca epiphaneia > "belirme, açığa çıkma"
• Anlam: Anlamın, hakikatin içsel olarak bir anda kavranması.
• Özelliği: Kişisel, içsel, ani bir "hmm" anı.
• Örnek: Bir kişi, bir görüntü ya da bir olay aracılığıyla yaşamın anlamını birden kavrar.
İLE
Teofani (Theophany)
• Köken: Yunanca theos (Tanrı) + phaneia (görünme)
• Anlam: Tanrı'nın doğrudan ve açık biçimde görünmesi.
• Özelliği: Tanrı'nın doğrudan tezahür etmesi, konuşması ya da kendini göstermesi.
• Örnek: Tanrı'nın Musa'ya bizzat seslenmesi; İbrahim'e görünmesi. )
- HİYEROGLİF ile/ve ABECE
( Temsil. İLE/VE Çözümleme. )
( Abece hiyerogliften daha üst bir aşamayı temsil eder. Temsil etmekten çok çözümler. )
( Abece, seyahat etmek ve değişik diller zorunda olan tüccar halklar tarafından bulunmuştur. )
( ŞAMPOLYON: 1822 yılında, hiyeroglifleri başarılı bir biçimde çözen kişi. [1790-1832] )
( Hiyeroglif abecesi... http://discoveringegypt.com/egyptian-hieroglyphic-writing/hieroglyphic-typewriter )
- HİYEROGLİF ile/ve/<> İKONOGRAFİ
( Doğa. İLE/VE/<> İnsan. )
- HİYEROGLİF ve ÖZET
( Nasıl, iyi bir ilkokul öğretmeni, dersini daha açık duruma getirmek için tebeşiri eline alıyorsa mağaralarda yaşayanlar da konuşmalarının arasına, açıklayıcı küçük resimler koyuyordu. Sözgelimi, "bir karga uçup bir ağacın tepesine kondu" demek istediğinde, önce kuşun ötüşünü taklit ediyor, uçuşu "frrr!" frrr!" ile dile getiriyor, sonra bir odun parçası alarak bir ağaç ile ağacın üzerinde bir kuş çiziyordu. )
( BROSSES )
- HİYEROGLİF ile/ve/||/<> REŞİD/ROSETTA TAŞI
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
- HIZ ÇARKI (VOLAN) | DÜZEN TEKER ile/||/<> DÜZEN TEKER
( mekanik 1 Makine ya da motorda devinimin hızını düzgün tutmaya çalışmayı düzenlemeye yarayan çark tekerlek düzen 2 Bir devinimi başka bir düzene aktaran tekerlek Bağlı olduğu işlergenin ya da düzeneğin dönme hızını düzenleyen ya da kısa aralıklarda harcanmak üzere erke biriktiren dönme miline takılı ağır tekerlek düzen tekeri )
( FLYWHEEL | LEVER )
( VOLANT | MANIVELLE LEVIER )
( SCHWUNGRAD )
( VOLANO )
( ΣΦΌΝΔΥΛΟΣ / σφόνδυλος )
- HIZ ÇARKI (VOLAN) | DÜZEN TEKER ile/||/<> KALDIRAÇ
( @@ mekanik: 1. Makine ya da motorda devinimin hızını düzgün tutmaya, çalışmayı düzenlemeye yarayan çark, tekerlek, düzen. 2. Bir devinimi başka bir düzene aktaran tekerlek. @@ Bağlı olduğu işlergenin ya da düzeneğin dönme hızını düzenleyen ya da kısa aralıklarda harcanmak üzere erke biriktiren, dönme miline takılı ağır tekerlek. @@ bk. düzen tekeri. )
( FLYWHEEL | LEVER~LEVER )
( VOLANT | MANIVELLE LEVIER~MANIVELLE LEVIER | LEVIER )
( ...~VECTIS )
( SCHWUNGRAD~HEBEL )
( VOLANO~LEVA )
( ΣΦΌΝΔΥΛΟΣ / σφόνδυλος~ΜΟΧΛΌΣ / μοχλός )
- GESCHWINDIGKEITSGRADIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ GRADİVENTİ
- VELOCITY GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE VITESSE[Fr.] ile/değil/yerine/= HIZ GRADYANI
- VELOCITY COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE LA VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KATSAYISI
- VELOCITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEITSMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ KİPLEMESİ
- HIZ REKORU ile/değil HIRS REKORU
- HIZ SABİTİ ile/||/<> DENGE SABİTİ
( Hız sabiti kinetik İLE denge sabiti termodinamiktir )
( Formül: k İLE K )
- HIZ YAPMAMALI!
- HIZ ile/ve/||/<> AERODİNAMİK
( ... İLE/VE/||/<> Hareket durumunda olan bir nesne üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. | Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. | Bu bilim alanlarıyla ilgili olan. )
- HIZ ile/değil/yerine AKIŞ
- HIZ ile/ve/||/<> ANLIK HIZ
- HIZ ile BAĞIL HIZ
- HIZ değil/yerine/>< DAYANÇ/SABIR
- HIZ ve/<> DİKKAT
( Hız, yoğun dikkat gerektirir. )
( SPEED/VELOCITY and/<> ATTENTION )
- HIZ ile/ve DİZİ/SERİ
( SPEED vs./and SWIFT )
- HIZ ile/ve/||/<>/> HAZ
( Kişinin en büyük baş belâları. )
- HIZ" ile/ve/||/<>/< "HIRS"
- HIZ ile/||/<> İVME
( Hız bir cadın birim zamandaki yer değiştirmesi, ivme ise hızın birim zamandaki değişimidir. )
( v = \frac{\Delta x}{\Delta t} İLE a = \frac{\Delta v}{\Delta t} )
- HIZ ile/||/<> İVME
( Hız bir cadın birim zamandaki yer değiştirmesi, ivme ise hızın birim zamandaki değişimidir. )
( Formül: v = \frac{\Delta x}{\Delta t} İLE a = \frac{\Delta v}{\Delta t} )
- HIZ ile/||/<> İVME ile/||/<> JERK
( Konumun zamana göre değişim oranıdır, birinci türevidir (v = dx/dt); yer değiştirmenin ne hızla olduğunu söyler. @@ Hızın zamana göre değişim oranıdır, konumun ikinci türevidir (a = dv/dt); hızın ne hızla değiştiğini söyler, kuvvetle doğrudan ilişkilidir (F = ma). @@ İvmenin zamana göre değişim oranıdır, konumun üçüncü türevidir (j = da/dt); ivmenin ne hızla değiştiğini söyler. Asansör ya da araçta ani sarsıntı olarak üçüncünün büyüklüğü hissedilir. )
( Formül: v = dx/dt ~ a = d²x/dt² ~ j = d³x/dt³ )
- HIZ ile/ve/||/<> SIKLIK
- HIZ ve/=/||/<>/> SORUN
( SPEED/VELOCITY and/=/||/<>/> PROBLEM )
- SÜRAT[Osm.] / VELOCITY[İng.] / VITESSE[Fr.] / GESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= HIZ
- HİZÂ ile/ve İSTİKÂMET
( Yanyana sıralanma. İLE/VE Arka-arkaya sıralanma. )
- HİZÂB[Ar.] ile HÎZAB[Ar.]
( Boya. | Kına. İLE Dalga. )
- HIZAL, PROF. DR. AHMET (DÜZCE, 1946 - 2010) :
( İlk ve orta öjğrenimini Düzce'de yaptı. Bir süre Akçakoca'nın Göktepe köyünde öğretmenlik yaptı. 1969'da İ.Ü. Orman Fakültesinden mezun oldu. 1969 - 1973 yılları arasında İ.Ü. Orman Fakültesi Ormancılık Coğrafyası ve Yakınşark Ormancılığı Kürsüsünde Teknik Asistan olarak görev yaptı. 1979'da İ.Ü. Orman Fakültesi Havza Yönetimi Anabilim dalına araştırma görevlisi olarak atandı. "Hava Fotoğrafları Yorumlamasının Havza Amenajmanı (Ova Deresi havzası Kocaeli) Çalışmalarında Uygulama Olanaklarının Araştırılması" adlı tezi ile 1982'de "Ormancılık Bilimleri Doktoru" ünvanını aldı. 1986'da Doçent, 1993 yılında Profesör olarak atandı. Fakülte bünyesinde birçok idari görevler aldı. 2006 - 2007 yıllarında İ.Ü. Or. Fakültesi Yayın Kurulu Başkanlığı yaptı, 2010 yılında S.O.S. İstanbul Çevre Gönüllüleri Platformu adlı sivil toplum örgütü tarafından "Yılın Bilim Adamı" olarak seçildi. 2005 yılından ölümü olan 08.06. 2010 tarihine kadar Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölüm Başkanlığını yürüttü. Kitapları: Hava Fotoğraflarının Yorumlanmasının Havza Amenajmanı (Ova Deresi Havzası, Kocaeli) 1984, doktora tezi", "İzmit Yuvacık Barajı Su Toplama Havzasının Yenilenebilr Doğal Kaynaklarının Bu Üretimi (Kalite, Miktar ve Rejim) Amacıyla Planlanması, 2005". Ayrı4ca çok sayıda bilimsel makalesi var. )
- HİZALAMA ile/||/<> HİZALAMAK
( ALIGNMENT | ALIGN )
(1996'dan beri)