Bugün[12 Temmuz 2026]
itibarı ile 9.698 başlık/FaRk ile birlikte,
9.698 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(19/40)


- HAYSİYET ile HAYSİYETLİ/LİK ile HAYSİYETSİZ/LİK ile HAYSİYETSİZCE ile HAYSİYET DİVANI


- HAYSİYET ile/ve/||/<> HÜRRİYET


- HAYSİYET ile/değil/yerine/= ONUR


- HAYSİY(Y)ET ile/değil/yerine/= ONUR


- HAYSİYET ile/ve/||/<>/>/< ŞAHSİYET


- HAYSÜ:
TALİL ile TAKYİD ile ITLAK


- HAYŞUMÎ SAMİT | GENİZ ÜNSÜZÜ ile/||/<> GENİZ ÜNSÜZÜ ile/||/<> ÖZNE

( Derleme genizsi konson geniz sesi burun sesi damakburun konsonu genzel Geniz yoluyla çıkan ünsüz Türkçede bölge ağızlarında rastlanan n n ünsüzü gibi Art damağın alçalması ses yolundan gelen havanın hem ağızdan hem de burundan geçirilmesi yoluyla oluşan ünsüz türü Boğumlanma noktaları açısından bir çift dudak sesi olan m ile diş sesi olan n ve art damak sesi olan ñ ünsüzleri boğumlanmaya aynı zamanda burun yolunun da katılması dolayısıyla birer geniz ünsüzüdürler maşa tanık yonga yoñga Anadolu Ağzl banka bañka baña kelimelerindeki m n ñ ünsüzleri gibi SaP SeP SiP SoP gibi bir özneyüklem önermelerinde geçen S terimi Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe hypokeimenon alta düşen altta bulunan Hypokeimenonsubject terimi Aristoteleste sonra da ortaçağda töz anlamına kullanılır ancak 17 yüzyıldan beri bugünkü anlamını kazanır ruhbilim ve bilgi kuramı açısından ben anlamını alır kendini benolmayanın nesnenin objectin karşısında bulan karşısına koyan ya da karşısına konduğu kendini karşısında bulduğu nesneye bilme ve eyleme ereği ile yönelen birey Ruhbilim açısından ruhsal yaşantıların taşıyıcısı düşünen tasarımlayan bilen duyan isteyen ben Bilgi kuramı açısından Bilen bilmeye yönelen ama kendisi bilgi nesnesi olmayan varlık Mantıkdilbilgisi açısından Yüklemin taşıyıcısı özne kendisi üzerine bir şey söylenen konu Bir cümledeki hüküm ya da haber kendisine yöneltilmiş bulunan cümle öğesi Ev büyüktürve Ev çöktü cümlelerindeki büyük ve çökme hükmü ev kavramına yöneltilmiş olduğu için év kelimesi bu cümlelerin öznesidir Mantıkça ve Gramatikal özne Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse ya da şey Eskiler baharı ya tabiatta yahud tecrid hâlinde tek manzarasında severlerdi A H Tanpınar Yaşadığım Gibi s 114 Oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu A H Tanpınar Abdullah Efendinin Rüyaları s 90 Bu tahammül edilemez bir ömürdü R H Karay Memleket Hikâyeleri s 34 Agâh Bey içti biraz buruk lakin baygın kokulu tuhaf lezzetli hoş bir içkiydi R H Karay göst e s 35 Ben Anadoluya gitmezden önce manevî kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım Y K Karaosmanoğlu Ergenekon s 114 Odada galiba teyzesi yatıyor P Safa Şimşek s 210 Hakikatte bütün İstanbul garip bir sinirlilik içinde idi A H Tanpınar Sahnenin Dışındakiler s 276 O zamanın sahibi idi A H Tanpınar Saatleri Ayarlama Enstitüsü s 37 Siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç T Buğra Yalnızlar s 216 Melek hastanın başucuna götürüldüğü zaman bu burnu uzamış gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı S F Abasıyanık Bütün Eserleri 3 Medarı Maişet Motoru s 170 Yol ayrımına yolu olan gelir K Tahir Yol Ayrımı s 310 İnsan âlemde hayal ettiği müddetçe yaşar Y Kemal Bayatlı Kendi Gök Kubbemiz s 91 vb Azerbaycan Türkçesi mübtäda Türkmen Türkçesi eye Gagauz Türkçesi subyekt Özbek Türkçesi ega Uygur Türkçesi igä iyä Başkurt Türkçesi eyä iyesi Krç Malk başçı Nogay Türkçesi iye podlejaşçeye Kazak Türkçesi bastawis Kırgız Türkçesi ee Alt baştaaçı Hakas Türkçesi söyleeçî Tuva Türkçesi kol sös Türkçesi aydılım Rusça podlejaşçeye özne )

( NASAL )

( CONSONNE NASALE )

( NASAL )


- HAYT | İPLİK ile/||/<> İPLİK

( botanik Genellikle küçük iplik şeklinde yapılar için kullanılan bir terim böcek ovaryumunda yumurta tüpünün apikal ince uzantısı Filâment 1 Genellikle küçük iplik biçimindeki yapılar için kullanılan bir terim 2 Böcek ovaryumunda yumurta tüpünün apikal ince uzantısı 3 Filament )

( FILAMENT )

( FILAMENT )

( FADEN )

( FILUM: IPLIK )


- HAYTA/SERSERİ/KÜLHANBEYİ/APAŞ[Fr. < APACHE] ile Hayta

( Osmanlı'ların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Başıboş, bir baltaya sap olamamış. İLE Toroslarda yaşayan bir Yörük oymağı/âşireti. )


- HAYTA ile/||/<> ...

( Osmanlıların ilk zamanlarında eyalet askerinin uçboylarında görevli sınıflarından biri )


- HAYT-I MÜLEVVEN | KROMATİN[Fr. < CHROMATİNE] ile/||/<> KROMOZOM

( (Yun. khroma = renk) Çekirdek içinde bulunan nukleik asit kapsıyan ve bazik boyalarla boyanan madde. @@ (botanik) @@ İnterfaz halindeki ökaryot hücrelerin çekirdeklerinde bulunan ve bazik boyalarla boyanan nükleoprotein yumakları ya da topluluktarı DNA ve histonlann birleşmesi ile oluşan nükleozom denen yapılardan meydana gelir. @@ İnterfaz evresindeki ökaryot hücrelerin çekirdeklerinde bulunan nükleoprotein yumakları ya da toplulukları. @@ anat. Hücre çekirdeğinde koyu ve açık olarak gözlenen, dezoksiribonükleoproteinleri içermesinden dolayı bazofil boyalarla boyanan madde. Koyu olanları heterokromatin açık olanları ise ökromatindir. )

( CHROMATIN | CHROMATINUM | CHROMOSOME~CHROMOSOME | (ANAT CHROMOSOMA )

( CHROMATINE | CHROMOSOME~CHROMOSOME )

( CHROMATIN | CHROMOSOMEN~CHROMOSOMEN | CHROMOSOME )

( CROMATINA~CROMOSOMA )

( ΧΡΩΜΑΤΊΝΗ / χρωματίνη~ΧΡΩΜΌΣΩΜΑ / χρωμόσωμα )


- HAYT-I MÜLEVVEN | KROMATİN ile/||/<> KROMATİN ile/||/<> KROMATİN[Fr. < CHROMATINE]

( khroma renk Çekirdek içinde bulunan nukleik asit kapsıyan ve bazik boyalarla boyanan madde botanik İnterfaz halindeki ökaryot hücrelerin çekirdeklerinde bulunan ve bazik boyalarla boyanan nükleoprotein yumakları ya da topluluktarı DNA ve histonlann birleşmesi ile oluşan nükleozom denen yapılardan meydana gelir İnterfaz evresindeki ökaryot hücrelerin çekirdeklerinde bulunan nükleoprotein yumakları ya da toplulukları anat Hücre çekirdeğinde koyu ve açık olarak gözlenen dezoksiribonükleoproteinleri içermesinden dolayı bazofil boyalarla boyanan madde Koyu olanları heterokromatin açık olanları ise ökromatindir )

( CHROMATIN | CHROMATINUM | CHROMOSOME )

( CHROMATINE | CHROMOSOME )

( CHROMATIN | CHROMOSOMEN )

( CROMATINA )

( ΧΡΩΜΑΤΊΝΗ / χρωματίνη )


- HAYT-İ MÜLEVVEN ile/||/<> FILAMENT CHROMATIQUE[Fr.] ile/||/<> KROMATİK İPLİK

( botanik )

( FILAMENT CHROMATIQUE )


- HAYT-İ MÜTEHARRİK | KAMÇI ile/||/<> KAMÇILI ile/||/<> KAMÇILILAR

( Kamçılılarda devim örgenciği. @@ (Lat. flagellum): Erkek eşeylik gözelerinde, bazı birgözeli hayvanlarda, yakalı-kamçılı gözelerde v.b. bulunan, hareket eden ya da harekete yarayan iplik biçimindeki uzantı. @@ (zooloji) @@ Erkek eşey hücrelerinde, bazı bir hücreli hayvanlarda, yakalı kamçılı sünger hücrelerinde, bazı epitel hücrelerinde vb. bulunan harekete yarayan iplik biçimindeki uzantı. @@ Hücrelerin yüzeyinden dışarı doğru uzanan, protein yapısında, hareketi sağlayan organel, flagella. @@ 1. Bakteri vücudundan çıkan çok ince, uzun, dalgalı, kamçı biçiminde ve flagellin adı verilen proteinden yapılmış hareket organeli, flagella. 2. Birçok protozoonda hareket organeli olarak görev yapan uzun hareketli, kırbaç biçiminde, hücre hareketinden sorumlu organel, flagellum. @@ Ağızlarda kımçı biçimi de yaygın olarak kullanılır. ~ Az gamçı. Tkm gamçı. -Blk kamiçi. -Nog kamışı 'kamçı, kırbaç'. -Krg kamçı. -TatK kamçı. -Bşk kamsı. -Özb kamçi, kamçin. -Kzk kamşı. -Kklp kamşı. -Alt, Tel kamçı. -Şor, Sag, Soy kamcı. -Tuv kımçı 'kamçı, kırbaç'. -Yak kımnyī. Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz. Orta Türkçede kamçı biçimi geçer. Eski Kıpçakçada da kamçı biçimi kullanılır. Kâşgarlı Mahmud'a göre at, deve ve sığırın erkeklik organına kamçı adı verilir. Onun verdiği bu anlam düşündürücüdür. Türkçede at, eşek gibi hayvanların erkeklik organına çav adının verildiğini biliyoruz. 'Çavdan yapılmış kırbaç' olarak kullanılan çavun adının da çav'ın bir türevi olduğu açıktır. bk. çavun. O açıdan kamçı'nın at, deve ve sığırın erkeklik organına verilen kamçı adından ayrılması kolay kolay düşünülemez. Orta Türkçe kam- 'vurmak, dövmek' kökünden geldiği yolundaki sav özel olarak tartışmaya açıktır. Türkçe kancığa, kancuğa 'terki bağı, terki kayışı' sözüyle birleştirilmesi yanlıştır. bk. kancığa, kancuğa. )

( WHIP | FLAGELLUM | FLAGELLATE | FLAGELLATES~FLAGELLATE~FLAGELLATES | FLAGELLATES, MASTIGOPHORES )

( FLAGELLE | FLAGELLÉ | FLAGALLE | FLAGELLA | FLAGELLÉS~FLAGELLE~FLAGELLÉS | FLAGELLÉS, MASTIGOPHORES )

( FLAGELLUM | FLAGELLUM: KAMÇI | FLAGELLATUM | MASTIGOPHORA~FLAGELLATUM~MASTIGOPHORA | FLAGELTUM | FLAGELLATA | FLAGELLATA, MASTIGOPHORA, FLAGELLUM: KAMÇI | FLAGELLATA, MASTIGOPHORA )

( GEISSEL | GEISSEIFÖRMIG | GEISSELTIERCHEN~GEISSEIFÖRMIG~GEISSELTIERCHEN | GEISSELTAÂGER | FLAGELLATEN, MASTIGOPHOREN )

( FLAGELLO~FLAGELLATO~FLAGELLATI )

( ΜΑΣΤΊΓΙΟ / μαστίγιο~ΜΑΣΤΙΓΟΦΌΡΟΣ / μαστιγοφόρος~ΜΑΣΤΙΓΟΦΌΡΑ / μαστιγοφόρα )


- HAYT-İ MÜTEHARRİK ile/||/<> KAMÇI

( Kamçılılarda devim örgenciği flagellum Erkek eşeylik gözelerinde bazı birgözeli hayvanlarda yakalıkamçılı gözelerde v b bulunan hareket eden ya da harekete yarayan iplik biçimindeki uzantı zooloji Erkek eşey hücrelerinde bazı bir hücreli hayvanlarda yakalı kamçılı sünger hücrelerinde bazı epitel hücrelerinde vb bulunan harekete yarayan iplik biçimindeki uzantı Hücrelerin yüzeyinden dışarı doğru uzanan protein yapısında hareketi sağlayan organel flagella 1 Bakteri vücudundan çıkan çok ince uzun dalgalı kamçı biçiminde ve flagellin adı verilen proteinden yapılmış hareket organeli flagella 2 Birçok protozoonda hareket organeli olarak görev yapan uzun hareketli kırbaç biçiminde hücre hareketinden sorumlu organel flagellum Ağızlarda kımçı biçimi de yaygın olarak kullanılır Az gamçı gamçı Blk kamiçi kamışı kamçı kırbaç kamçı kamçı kamsı kamçi kamçin kamşı kamşı Alt Tel kamçı kamcı kımçı kamçı kırbaç kımnyī Uygurcadan başlayarak kullanıldığını görüyoruz Orta Türkçede kamçı biçimi geçer Eski Kıpçakçada da kamçı biçimi kullanılır Kâşgarlı Mahmuda göre at deve ve sığırın erkeklik organına kamçı adı verilir Onun verdiği bu anlam düşündürücüdür Türkçede at eşek gibi hayvanların erkeklik organına çav adının verildiğini biliyoruz Çavdan yapılmış kırbaç olarak kullanılan çavun adının da çavın bir türevi olduğu açıktır çavun O açıdan kamçının at deve ve sığırın erkeklik organına verilen kamçı adından ayrılması kolay kolay düşünülemez Orta Türkçe kam vurmak dövmek kökünden geldiği yolundaki sav özel olarak tartışmaya açıktır Türkçe kancığa kancuğa terki bağı terki kayışı sözüyle birleştirilmesi yanlıştır kancığa kancuğa )

( WHIP | FLAGELLUM | FLAGELLATE | FLAGELLATES )

( FLAGELLE | FLAGELLÉ | FLAGALLE | FLAGELLA | FLAGELLÉS )

( GEISSEL | GEISSEIFÖRMIG | GEISSELTIERCHEN )

( FLAGELLUM | FLAGELLUM: KAMÇI | FLAGELLATUM | MASTIGOPHORA )

( FLAGELLO )

( ΜΑΣΤΊΓΙΟ / μαστίγιο )


- HAYTİYE | İPSİLER ile/||/<> İPSİLER ile/||/<> İPLİKSOLUCANLAR

( ipliksolucanlar zooloji )

( NÉMATODES )


- HAYTİYE ile/||/<> NEMATODES[İng.] ile/||/<> NÉMATODES[Fr.] ile/||/<> NEMATODA[Lat.] ile/||/<> FADENWÜRMER[Alm.] ile/||/<> İPLİK SOLUCANLAR

( İp iplik ya da kıl görünüşünde ve halkasız olup hemen hepsi asalak yaşayan yuvarlak solucanlar sınıfı ipsiler iplik kurtları )

( NEMATODES )

( NÉMATODES )

( FADENWÜRMER )

( NEMATODA )


- HAYVÂN[Ar.] -ile

( Canlılık, dirilik. | Canlı şey. | İnsanı da içine alan tüm canlılar. | HAYEVÂN )


- HAYVAN BİLİMCİ/ZOOLOG[Fr. < ZOOLOGUE] ile/||/<> HAYVAN BİLİMİ/ZOOLOJİ[Fr. < ZOOLOGIE] ile/||/<> HAYVAN BİLİMSEL/ZOOLOJİK[Fr. < ZOOLOGIQUE]


- HAYVAN/BİTKİ ile/değil ANTOZA

( ... İLE/DEĞİL Çiçek hayvan. )


- HAYVAN GİBİ YAŞAYAN "KİŞİ/İNSAN" ile/değil/>< İNSAN GİBİ HAREKET EDEN "HAYVAN"


- HAYVAN HORTUMU ile FİL HORTUMU ile BÖCEKLERDE GÖRÜLEN HORTUM

( HORTUMLULAR: HORTÛMİYYE[Ar.], PROBOSCIDIAN[İng.], PROBOSCIDIENS[Fr.] )

( ... İLE Fillerin hortumları, 15.000 kastan oluşmaktadır. İLE ... )

( ... ile HURTÛM[çoğ. HARÂTÎM] ile ... )

( SNOUT vs. TRUNK vs. PROBOSCIS )


- BONE BLACK[İng.] / NOIR D' OS, NOR ANIMAL[Fr.] / KNOCHENKOHLE, KNOCHENSCHWARZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAYVAN KÖMÜRÜ


- HAYVAN:
"RİYÂKÂR DEĞİLDİR" değil İKİYÜZLÜLÜK/RİYÂKÂRLIK YAPAMAZ


- HAYVAN SOKMALARINDA:
ARI ile/ve/||/<> AKREP ile/ve/||/<> YILAN

( Solunum düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sinir düzeni bozukluklarına neden olur. İLE/VE/||/<> Sindirim ve solunum düzeni bozukluklarına neden olur. )

( Acı, şişme ve kızarıklık belirtileri olur. İLE/VE/||/<> Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, kas krampları, titreme, karıncalanma, huzursuzluk ve havale görülebilir. İLE/VE/||/<> Yerel ve genel belirtiler verir. Isırılma bölgesinde, acı, morluk, kanama, iltihaplanma[1–2 hafta sürer]. Kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritm bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği görülebilir. )

( [İlk Yardım...]
Arının iğnesi çıkarılır. Yara yıkanır ve üzeri örtülür. Soğuk uygulama yapılır. Alerji açısından değerlendirilir. Ağız içinden soktuysa buz emmesi sağlanır. Alerjik durum varsa, çok sayıda arı tarafından sokulduysa 112 aranır.

İLE/VE/||/<>

Hasta hareket ettirilmez. Yaralı yatar pozisyonda tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Kan dolaşımını engellemeyecek biçimde bandaj uygulanır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz.

İLE/VE/||/<>

Yara yıkanır. Yaralı bölge kalp seviyesinin altında tutulur. Soğuk uygulama yapılır. Hasta hareket ettirilmez. Yaraya yakın bölgede baskı yapan yüzük, bilezik vb. çıkarılır. Yara üzerine herhangi bir müdahale yapılmaz![emilmez!!!] 112 aranır. )

( Kedi-köpek gibi hayvan ısırmalarında ilkyardım:
- Yaşam bulguları değerlendirilir.
- Hafif yaralanmalarda, yara, 5 dk. sabun ve soğuk suyla yıkanır.
- Yaranın üstü, temiz bir bezle kapatılır. - Ciddi yaralanmalarda, yaraya temiz bir bezle basınç uygulanarak kanama durdurulmalıdır. - Derhal tıbbi yardım istenmelidir.[112]
- Hasta/yaralı, kuduz - tetanos aşısı için uyarılmalıdır. )

( NEŞEK: Yılan ısırığı. )


- HAYVAN SOKMALARINDA:
KARA CANLILARI ile/ve/||/<> DENİZ CANLILARI

( Soğuk uygulaması yapılır. İLE/VE/||/<> Sıcak uygulaması yapılır. )

( bkz. 52814 İLE/VE/||/<> Kızarma, şişme, iltihaplanma, sıkıntı, huzursuzluk, havale, baş ağrısı görülebilir.[İlk yardımı: Batan diken varsa görülüyorsa çıkarılır. Yaralı bölge hareket ettirilmez. Sıcak su ile yıkanır. Yara yerine herhangi bir müdahale yapılmaz, ovulmaz! 112 aranır.] )


- HAYVAN SÜRÜSÜ ile/ve/||/>< İNSAN TOPLULUKLARI

( Kalabalıklaştıkça akıllanır. İLE/VE/||/>< Kalabalıklaştıkça aklını kaybeder. )


- HAYVAN YILI TAKVİMİ:
ÇİN ve/değil/< ÖZBEKİSTAN

( Hayvan yılı takvimini, Çin'liler, Özbekler'den almıştır. )


- HAYVAN ile AYVAN/EYVÂN[Fars.]

( Canlı. İLE Ev bahçesi, avlu, taşlık. | Mısır, fındık vb. kurutmaya mahsus zeminden yüksek yer. | Üstü kesik, koni biçiminde zahire ambarı. | Balkon, hayat, salon, teras, sundurma, saya. | Çok pencereli ya da bir tarafı açık üst kat odası. | Damda düzlük, düz dam. )


- HAYVAN ile BEBEK/ÇOCUK KAÇIRAN HAYVAN


- HAYVAN ile BEĞNEK

( ... İLE Kuyruğu kesik, güdük hayvan. )


- HAYVAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEHAİM/BEHÎME

( Canlı. @@ İnsan dışındaki tüm hareket edebilen canlılar. | Dört ayaklı hayvan. )


- BEHAİM(HAYVAN) ile/ve/||/<>/> BEŞER ile/ve/||/<>/> İNSAN(>/< KİŞİ)

( İçgüdü var olanı. @@ Güdü var olanı. @@ Cezbe var olanı. )


- HAYVAN ile/değil BİYOLOJİK YIĞIN

( Doğasında. İLE/DEĞİL Hayvanat bahçesinde. )


- HAYVAN[Ar. < ḤAYVĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYVAN

( hayvan bilimi hayvan damı hayvan kömürü hayvanoğluhayvan hayvansever hayvan yemi evcil hayvan uzun hayvan terliksi hayvan vahşi hayvan yabani hayvan yırtıcı hayvan av hayvanı besi hayvanı deneme hayvanı koşum hayvanı kürk hayvanı yük hayvanı bitkimsi hayvanlar soğukkanlı hayvanlar kümes hayvanları Duygu ve hareket yeteneği olan içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık Akılsız duygusuz kaba hoyrat kimse Kızılan bir kimseye söylenen hakaret sözü At eşek katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık )


- HAYVAN ile HAYVAN SÜRÜCÜSÜ ile HAYVAN DIŞKISI ile BİNMEK İÇİN HAYVAN ile HAYVANCILIK ile HAYVAN İÇGÜDÜLERİ ile HAYVAN BİTİ ile HAYVAN MANYETİZMASI ile HAYVAN DOĞASI ile HAYVAN BENZERİ ile HAYVANCILIK ile HAYVANCI ile HAYVANLIK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVANLAR

( ANIMAL vs. ANIMAL DRIVER vs. ANIMAL EXCREMENT vs. ANIMAL FOR RIDING vs. ANIMAL HUSBANDRY vs. ANIMAL INSTINCTS vs. ANIMAL LOUSE vs. ANIMAL MAGNETISM vs. ANIMAL NATURE vs. ANIMAL-LIKE vs. ANIMALISM vs. ANIMALIST vs. ANIMALITY vs. ANIMALIZE vs. ANIMALS )

( جانور ile جنبنده ile جمنده ile حيواني ile جانوري ile حيوان ile بهيمه ile چارپادار ile پشگل ile مال ile دام پروري ile غرائز حيواني ile شپشه ile منتر ile حيوانيت ile جانوس مانند ile نفس پرستي ile نقاش جانور ile مصور حيوانات ile زندگي جانوران ile حيواني کردن ile بهائم ile مواشي )

( JANOR ile JONBANDEH ile JAMANDEH ile HEYVANY ile JANORY ile HEYVAN ile بهيمه ile چارپادار ile پشگل ile MAL ile DAM PRORY ile غرائز حيواني ile SHPASHEH ile منتر ile حيوانيت ile JANOS MANAND ile NAFS PARESTY ile NAGHASH JANOR ile مصور حيوانات ile ZANDEGY JANORAN ile HEYVANY KARDAN ile بهائم ile مواشي )


- HAYVAN/HAYVAN[Ar. < ḤAYVĀN] ile/||/<> HAYVANAT/HAYVANAT[Ar. < ḤAYVĀNĀT]

( hayvan bilimi hayvan damı hayvan kömürü hayvanoğluhayvan hayvansever hayvan yemi evcil hayvan uzun hayvan terliksi hayvan vahşi hayvan yabani hayvan yırtıcı hayvan av hayvanı besi hayvanı deneme hayvanı koşum hayvanı kürk hayvanı yük hayvanı bitkimsi hayvanlar soğukkanlı hayvanlar kümes hayvanları Duygu ve hareket yeteneği olan içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık Akılsız duygusuz kaba hoyrat kimse Kızılan bir kimseye söylenen hakaret sözü At eşek katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık )


- HAYVAN ile HAYVAN-I NÂTIK(İNSAN)

( Tekilleri görebilir. İLE Tikelleri anlar. )


- HAYVAN ile/ve İNSAN

( Canlı. İLE/VE Konuşabilen canlı. [HAYVAN-I NÂTIK] )

( Hayvanlarda huyların ancak biri vardır. İLE/VE İnsanda hayvanlardaki huyların hepsi bulunur. )


- HAYVAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İNSAN

( Âlet kullanan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Âlet yapan. )

( [doğduklarında] Özgürlükleri yoktur fakat (belirli bir oranda ve kısa sürede) yaşamda/ayakta kalma "yetkinlikleri" vardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Özgürlükleri vardır fakat yaşamda/ayakta kalma "yetkinlikleri" yoktur. )

( [Kalabalıklaştıkça ...] "Akıllanır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> "Aptallaşır". )

( Kısmen/neredeyse "düşünebilen". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Düşündüğünü düşünen.[Sapiens sapiens] )

( "İnsan"ın Taksonomik Sınıflandırılması

Tip: Canlılık (Biota)

Süper Alan (Superdomain): Arkeler ve Ökaryotlar (Neomura)

Alan: Ökarya (Eukarya)

Klad: Amipler, Hayvanlar, Mantarlar (Unikonta)

Klad: Arkadan Kamçılılar, Hayvanlar ve Mantarlar (Opisthokonta)

Klad: Hayvanlar ve Tek Hücreli Yakın Akrabaları (Holozoa)

Âlem: Hayvanlar (Animalia)

Alt Âlem: Gerçek Dokulular (Eumetazoa)

Klad: Çift Yanlı Simetrikler (Bilateria)

Üst Şube: İkincil Ağızlılar (Deuterostomia)

Şube/Filum: Kordalılar (Chordata)

Alt Şube: Omurgalılar (Vertebrata)

İnfra Şube (Infraphylum): Gerçekçeneliler (Gnathostomata)

Üst Sınıf: Dört Üyeliler (Tetrapoda)

Sınıf: Memeliler (Mammalia)

Alt Sınıf: Doğuran Memeliler (Theriiformes)

İnfra Sınıf (Infraclass): Plasentalı Memeliler / Eteneliler (Eutheria / Placentalia)

Üst Takım (Superorder): Kemiriciler, Tavşanımsılar, Sivri Sincapçıkgiller, Primatlar, Abalı Memeliler (Euarchontoglires)

Takım: Primatlar / İri Beyinli Yüksek Memeliler (Primata)

Alt Takım: Kuru Burunlu Primatlar (Haplorrhini)

İnfra Takım (Infraorder): Maymunlar (Simiiformes / Simians)

Geçiş Takımı (Parvorder): Eski Dünya Maymunları ve Kuyruksuz Maymunlar (Catarrhini)

Üst Aile/Familya: Kuyruksuz Maymunlar / İnsansılar (Hominoidea / Apes)

Aile/Familya: Büyük Kuyruksuz Maymunlar (Hominidae / Great Apes)

Alt Aile/Familya: İnsan, Şempanzeler, Goriller ve Ataları (Homininae)

Oymak/Tribü: İnsan, Şempanzeler ve Ataları (Hominini)

Alt Oymak: İnsan ve Ataları (Hominina)

Cins: İnsan (Homo)

Tür: Anatomik Olarak Modern İnsan/Kişiler / Bilge İnsan/Kişiler (Homo sapiens)

Alt Tür: Modern Bilge İnsan (Homo sapiens sapiens) )

( Kişi, hayvanlardan uzaklaştıkça hayvanlaşır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Kişi, hayvanlara yakınlaştıkça insanlaşır. )

( [not] ANIMAL vs./and/but/||/<>/> HUMAN
HUMAN instead of ANIMAL )


- HAYVAN ile KÜKRE

( ... İLE Öfke ya da eşeysel istek yüzünden saldırıcı bir durum alan hayvan. )


- HAYVAN ile TEK GÖZELİ/HÜCRELİ

( ... İLE Hayvanlardaki gibi beslenme tarzına sahip olan, besinleri yutarak sindiren tek hücreli organizmalar. )

( ANIMAL vs. PROTIST[A]/PROTOZOAN/PROTOZOA[plural] )


- HAYVAN ile TEKHÜCRELİ


- HAYVAN ile YIRTICI HAYVAN

( MESBAA[Ar.]: Yırtıcı hayvanı çok olan yer. )

( ... ile CÂRİHA, SEBÛ'[çoğ. SİBÂ'] )

( ANIMAL vs. PREDATOR )


- HAYVANAT BAHÇESİ" ile/değil HAPİSHANE/ZİNDAN[Fars.]


- HAYVANAT BAHÇESİ"(NDE YAŞATMAK) yerine DOĞAL ORTAMLARI(NDA YAŞAMALARINA FIRSAT VERMEK)


- HAYVANAT[Ar. < ḤAYVĀNĀT] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYVANAT

( hayvanat bahçesi Hayvanlar hayvan bilimi )


- HAYVANAT ile HAYVANAT BAHÇESİ


- HAYVÂNÂT-I MÂSSA[Ar.] -ile

( Pire ve benzeri gibi hortumuyla emen hayvanlar. )


- HAYVÂNÂT-I MÂZIG[Ar.] -ile

( Geviş getiren hayvanlar. )


- HAYVANÂT-I NEBÂTİYE ile/||/<> HOLOTHURIDES[Fr.] ile/||/<> HOLOTÜRİTLER

( zooloji )

( HOLOTHURIDES )


- HAYVANAT-I ŞİBİH NEBATİYE ile/||/<> PHITOZOAIRE[Fr.] ile/||/<> BİTKİMSİ HAYVANLAR

( zooloji )

( PHITOZOAIRE )


- HAYVAN(CANLI) = BEHAİM = ANIMAL[İng., Fr., İsp.] = TIER[Alm.] = ANIMALE[İt.]


- HAYVANCILIK ile/||/<> HAYVANCILIK

( Evcil hayvanlar yetiştirerek onların her çeşit ürünlerinden kimilerinin de güçlerinden yararlanmayı amaçlayan ve geniş anlamda tarımsal yaşamın bir kolu sayılan etkinlik coğrafya )

( BREEDING )

( ÉLEVAGE )

( VIEHZUCHT )


- HAYVAN-I NÂTIK ile HAYVAN-I DÂHIK ile CİSM-İ DÂHIK


- HAYVÂNÎ RUH ile RÛHREVÂN ile İZÂFÎ RUH (CÂN-I CÂN-I CAN)


- HAYVÂNÎ ile/||/<> ANIMAL[Fr.] ile/||/<> HAYVANSAL

( biyoloji )

( ANIMAL )


- HAYVANİ ile HAYVANLARLA CİNSEL İLİŞKİ

( BESTIAL vs. BESTIALITY )

( شبيه حيوان ile دامي ile حيوان صفتي ile وحشي گري )

( شبيه حيوان ile DAMY ile HEYVAN SAFTY ile VAHSHY GARY )


- HAYVANİ[Ar. < ḤAYVĀNĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYVANSAL | HAYVANCA

( hayvani yağ hayvansal hayvanca )


- HAYVANINISEVER ile/değil/yerine/>< HAYVANSEVER


- HAYVANİYET[Ar. < ḤAYVĀNİYYET] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYVANLIK


- HAYVANLAR (ÂLEMİ) ve/<> NE OLMADIĞININ/OLMAYACAĞININ GÖSTERGELERİ


- HAYVANLAR[İng. ANIMALIA] ile/||/<> AKSON[İng. AXON] ile/||/<> ALEM[İng. KINGDOM] ile/||/<> ALLEN KURALI[İng. ALLEN'S RULE] ile/||/<> ALYUVAR[İng. ERYTHROCYTES] ile/||/<> MEMELİLER[İng. MAMMALS] ile/||/<> METAZOA ile/||/<> MİYOGLOBİN[İng. MYOGLOBIN] ile/||/<> OMURGALILAR[İng. VERTEBRATES]

( Taksonomide bir alem. Bütün hayvanlar Animalia denilen (Hayvanlar) aleminin üyesidir. Bu alemde prokaryotik canlılar ya da protistler bulunmaz. Hayvanlar aleminin bütün bireyleri çok gözeli ve heterotroftur (gerekli besinleri almak için doğrudan ya da dolaylı olarak diğer canlılara bağlılar). @@ Sinir gözelerinin gövdelerinden çıkan ve sinir akımlarını diğer uçtaki gözelere götüren sinir uzantılarıdır. @@ Şube denilen daha küçük gruplardan oluşan taksonomik bir sınıflandırma biçimi. Alanın hemen altında yer alan en büyük ikinci taksonomik birimdir. @@ Soğuk bölgelerde yaşayan sıcakkanlı hayvanların, sıcak bölgelerde yaşayanlara göre daha kısa uzuvlarının olduğunu belirten kuraldır. Amerikalı zoolog ve ornitolog Joel Asaph Allen tarafından ileri sürülmüştür. @@ İçindeki hemoglobin ile oksijeni bağlayarak taşınmasını sağlayan kırmızı renkli kan gözesi. Omurgalı hayvanların kanında bulunur. Memelilerde yuvarlak ve çekirdeksiz, sadece lama ve devede diğer omurgalılarda olduğu gibi oval ve çekirdeklidir. Kırmızı kan gözesi ya da eritrosit olarak da bilinir. @@ Memeliler, gençlerini meme bezleri tarafından üretilen sütle besleyen omurgalı hayvanlardır. Hayatlarının herhangi bir noktasında, yalnızca birkaç tane olsa bile (çoğu balina gibi), saçları var. Genellikle endotermiktirler (sıcakkanlı), vücut ısılarını kendileri üretir. Foklar gibi bazı türler, ürettikleri metabolik ısıya ek olarak düzenli olarak güneşi ya da diğer çevresel ısı kaynaklarını kullanır. @@ Protozoanlar ve süngerler dışında bütün hayvanları içine alan alem. Bu aleme ait canlıların hepsi çok gözeli ve farklılaşmış dokuya sahiptir. @@ Hayvanların kas gözelerinde bulunan bir protein. Çalışan kaslara oksijen sağlayan oksijen depolama birimi olarak işlev görür. Balinalar, fokalar gibi dalış yapan memeliler, kaslarında diğer hayvanlara oranla daha fazla miktarda miyoglobin bulundurduklarından, daha uzun süre su altında kalabilirler. @@ Hayvanlar alemi içerisindeki kordalılar şubesine ait bir alt şube. Tüm üyelerinde notokord ve kafatası vardır. Balıkları, amfibileri, sürüngenleri, kuşları, ve memelileri (tekdelikliler, keseliler, plesantalılar) kapsar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HAYVANLAR:
"BİZİM İÇİN" değil BİZİMLE BİRLİKTE


- Hayvan/lar ile KONUŞ!!! -ile


- HAYVANLAR:
YEMEK ve/||/<> BİNEK ve/||/<> DENEK
DEĞİLDİR!


- HAYVANLAR ile/ve DİREY

( ... İLE/VE Belirli bir bölgede/ülkede yaşayan hayvanların tümü. )

( Dünyadaki hayvan çeşidinin %20'si, Kolombiya'da bulunur. | 750 amfibi türü bulunmaktadır.[Bulunmaya da devam etmektedir.] | 100 sürüngen türü bulunmaktadır. )

( )

( ANIMALS vs./and FAUNA )


- ALT ÇENE:
HAYVANDA ile/+/> İNSANDA

( İki yönde hareket eder. [Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola.] İLE/+/> Üç yönde hareket edebilir.[Aşağı/yukarı./Açma-kapama. VE Sağa-sola. VE İleri-geri.] )

( Yakalama, ısırma. VE Çiğnemeyi sağla(tı)r. İLE/+/> Konuşmayı sağla(tı)r. )


- Hayvanları DİNLE!!!


- HAYVANLAŞMAK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVAN/LIK ile HAYVANİ ile HAYVANCA ile HAYVANSAL ile HAYVAN YEMİ ile HAYVANCILIK ile HAYVAN BİLİMİ ile HAYVAN KÖMÜRÜ ile HAYVAN BİLİMCİ ile HAYVAN BİLİMSEL


- HAYVAN/LIK ile/değil/yerine/>< HAYRAN/LIK


- HAYVANSAL "PROTEİN" ile/değil/yerine/||/<>/< BİTKİSEL PROTEİN


- HAYVANSEÇER değil/yerine/>< HAYVANSEVER

( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )

( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )

( )


- HAYVANSI | HAYVANIMSI ile/||/<> HAYVANCA | HAYVANCASINA ile/||/<> HAYVANSAL YAĞ | HAYVANİ YAĞ


- HAYY -ile

( ALLAH'IN ADLARINDAN | DİRİ, CANLI )


- HAYY b. YAKZAN(AYIK) = İNSAN - İBN TUFEYL


- HAYY[Ar.] ile HAYEVÂN[Ar.]


- HAYYÂL[Ar.] ile HAYYÂL[Ar. < HAYL]

( Hileci, dalavereci. İLE At yetiştiren, at terbiyecisi. )


- HAYYİZ[Ar.] ile/ve/||/<>/> TAHAYYÜZ[Ar.]

( Mekân, mevki, sâha. İLE/VE/||/<>/> Yer tutma, önemli bir yeri olma, saygıya/hürmete, îtibâra nâil olma. | [nesneler için] Boşlukta bir yer tutma, yer işgal etme. )


- HAYZ[Ar. < ḤAYŻ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAYIZ

( Kadınlarda aybaşı hâli )


- HAYZURÂN ile/||/<> BAMBU[İng.] ile/||/<> BAMBOU[Fr.] ile/||/<> BAMBUSA BALCOOA[Lat.] ile/||/<> BAMBUS[Alm.] ile/||/<> BAMBU[Fr. < BAMBOU]

( Buğdaygiller Gramineae familyasından 25 m kadar boylanabilen bir tür kamış )

( BAMBU )

( BAMBOU )

( BAMBUS )

( BAMBUSA BALCOOA )


- HAZ" ve "GÜÇ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ANLAM ve DEĞER


- | "HAZ YAŞAMI" ile/ve/||/<> "POLİTİK YAŞAM" |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>
KURAMSAL YAŞAM


- HAZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AZ


- HAZ ve/||/<>/< AZ


- HAZ ile/ve DEĞER

( PLEASURE vs./and VALUE )


- HAZ ile/ve/<>/< HAD


- HAZ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK/K('A NİYAZ)


- HAZ ile/değil/yerine HAS

( [not] PLEASURE vs./but PURE/SPECIAL
PURE/SPECIAL instead of PLEASURE )


- HAZ ile HAZA


- HAZ ile/ve/değil/yerine/<>/> İHTİZAZ

( Gövdesel. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/> Zihinsel. )


- HAZ[Ar. < HAZZ] ile/ve/değil/yerine/||/>< MUTLULUK

( Keyif[haz], şeylere bağımlıdır, mutluluk ise değil. )

( [ne yazık ki] Kişi, mutlu olmak için şeylere gereksinimi olduğuna "inandığı" sürece, onların yokluğunun kendini perişan edeceğine de "inanır". )

( Gövdenin ve zihnin doğru hali ve doğru kullanımı alabildiğine haz vericidir. Yanlış olan, haz arayışı içinde olmaktır. )

( Kişi, mutlu ol(a)madığından, mutluluğu "haz"da arar. "Haz", ıstırap getirir. Bundan dolayı da ona "dünyevî" der. Bu durumda da başka türlü bir hazzı, ıstırapsız bir hazzı ister/özler. Ona da "tanrısal/ilâhî" der. )

( Mutluluk, dünyasal ve dünyasal olmayan, içte ve dışta gerçekleşen her şeydir. )

( Mutlu olmak için kendinizi[özünüzü] bilmek dışında hiçbir şeye gereksiniminiz olmadığını bilmek, bilgeliktir. )

( Haz, acının geçici olarak ertelenişidir. )

( Pleasure depends on things, happiness does not. )

( Kişi, "hazların" büyüsüne kapıldığı oranda/sürece, mutluluktan da uzaklaşmış olur. )

( As long as we believe that we need things to make us happy, we shall also believe that in their absence we must be miserable.
The right state and use of the body and the mind are intensely pleasant. It is the search for pleasure that is wrong.
Because you are not happy you seek happiness in pleasure; pleasure brings in pain and therefore you call it worldly; you then long for some other pleasure, without pain, which you call divine.
Happiness is both worldly and unworldly, within and beyond all that happens.
To know that you need nothing to be happy, except self-knowledge, is wisdom.
Pleasure is but a respite from pain. )

( HAPPINESS vs. PLEASURE )


- HAZ ile/değil/yerine OLGUNLUK

( Olgunluk, hazzı erteleyebilme becerisidir. )


- HAZ = PLEASURE, JOY[İng.] = PLAISIR, JOIE[Fr.] = LUST[Alm.] = LAETITIA[Lat.] = HEDONE[Yun.] = GUSTO, PLACER[İsp.]


- HAZ ile/||/<> PLEASURE[İng.] ile/||/<> HOŞLANMA

( Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren bir coşku )

( PLEASURE )


- HAZ ile/ve YARGI

( PLEASURE vs./and JUDGEMENT )

( LAETIA cum/et ... )


- HAZÂ[Ar.] ile HAZA'[Ar.]

( Bu, şu, o. İLE Kesme. | Kesip yarma. )


- HAZA[Ar. < HĀẔĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZA

( Tam anlamıyla mükemmel bir biçimde )


- HAZÂKAT ve/< EMÂNET ve/< SADÂKAT[< SIDK] ve/< ŞEFKÂT


- HAZAKAT ile HAZAKATLİ


- HAZAKAT[Ar. < ḤAẔĀḲAT] ile/değil/yerine/=/||/<> UZLUK


- HAZAN[Fars. < ḪAZĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> SONBAHAR


- HAZANDİDE[Fars. < ḪAZĀNDĪDE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZANDİDE

( Solgun sararmış solmuş )


- HAZAR ATI ile/ve EDREMİT MİDİLLİSİ


- HAZAR[Ar.] ETMEK ile ÇEKİNMEK


- HAZAR TÜRKÇESİ ile/||/<> HAZARCA


- HAZAR[Ar. < ḤAŻAR] ile/değil/yerine/=/||/<> BARIŞ


- HAZAR[Ar.] ile Hazar[Ar.]

( Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. | Barış ve güven. İLE Deniz. | Hazar Denizi çevresinde yaşamış eski bir Türk boyu ya da bu boydan olan kişi. )


- HAZAR ile HAZAR ile HAZARA


- HAZAR ile HAZARİ ile HAZARCA


- HAZAR(GÜVENLİK) ile HAZER(SAKINMA)


- HAZARİ[Ar. < ḤAŻARĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZARİ

( Barışla ilgili seferî karşıtı )


- HAZCI/HEDONİST[Fr. < HÉDONISTE] ile/||/<> HAZCILIK/HEDONİZM[Fr. < HÉDONISME]


- [ne yazık ki]
"HAZCILIK" ile/ve/||/<> "BAŞINA BUYRUKLUK"

( "Hazcı'yım!(Hedonist'im!)" demek, kendini merkeze koyarak ve herkesten ve herşeyden, tüm sorumluluklarından soyutlandığını zannetmek, "Ateist'im!" demek kadar komik ve zavallıcadır. )


- HAZCI/LIK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BİLGİSİZ/LİK VE BİLİNÇSİZ/LİK


- HAZCILIK/HEDONİZM ile ÇİLECİLİK/ASCETİZM

( Hazza ulaşmayı yaşamın temel amacı olarak gören felsefi görüş. İLE Keyiflerden ve maddi hazlardan uzak durmayı savunan felsefi görüş. )


- HAZELÎ ASAP ile/||/<> NEURASTHENIA[İng.] ile/||/<> SİNİR ARGINLIĞI

( Beden ve ruhsal görevlerde gevşeme ve bitkinlik biçiminde beliren bir sinirce )

( NEURASTHENIA )


- HAZER[Ar.] ile İHTİRÂZ[Ar.]


- HAZERFEN AHMET ÇELEBİ PARKI :

( Reşitpaşa Mahallesindedir. 4.541,75 m²'lik bir alanı kapsamakta olup, 3.663,83 m²'lik yeşil alanı bulunmaktadır. )


- HAZF/MÜHMEL/BÎ-NOKAT ile/ve/<> HAZF

( Eski yazıda, noktasız yazılan şiir ya da düzyazılar. Dîvân şiirinin, sanatsal biçimlerindendir. İLE Söylenilmesi gereksiz olan sözün, ibareden çıkarılması ve söylenilmemesi. [Aruz'da, "failâtün" cüzünün son hecesi olan "tün" hecesinin kaldırılıp "fâila" yerine "fâilün" cüzünün getirilmesidir.] )


- HAZF U TAKDÎR ile/||/<> ELLIPSIS[İng.] ile/||/<> ELLIPSE[Fr.] ile/||/<> ELLIPSE, AUSLASSUNG[Alm.] ile/||/<> EKSİLTİM

( Anlatımda kolaylık sağlamak üzere bir kelimenin bir kelime grubunun ya da bir cümlenin bazı ögelerinin atılıp eksiltilerek kullanılması olayı Bu olayda bazı ses ya da kelimeler atılmış olduğu hâlde anlamı aksatmayan kendine özgü bir dil biçimlenmesi bir biçim bütünlüğü vardır foto fotoğraf fotoğrafçı oto otomobil daktilo daktilo makinesi daktilograf kolonya kolonya suyu ayşekadın ayşekadın fasulyesi kızartma biber patlıcan vb kızartması günaydın size aydınlık bir gün dilerim giriş giriş kapısı çıkış çıkış kapısı gibi Bazı konuşma parçaları ile sorulan sorulara verilen cevaplarda da eksiltim olayı vardır nereden geliyorsun çarşıdan çarşıdan geliyorum hangi akla hizmet ediyorsun Hiç Hiçbir akla hizmet etmiyorum gibi devlet kuşu denizde damla devede kulak neyin nesi kimin fesi bata çıka solda sıfır gibi deyimlerimiz de anlatım kısalığı içinde biçim bütünlüğü gösteren eksiltim olayının güzel örneklerini vermektedir )

( ELLIPSIS )

( ELLIPSE )

( ELLIPSE, AUSLASSUNG )


- HAZF | ÜNLÜ DÜŞMESİ ile/||/<> ÜNLÜ DÜŞMESİ

( Derleme vokal düşmesi büzme Ünlü ile biten bir sözcük ünlü ile başlayan başka sözcükle birleşik sözcük kurarken ya da ünlü ile başlayan bir ek alınca karşılaşan iki ünlüden birinin düşmesi ne asıl nasıl cuma ertesi cumartesi ne edeyim nidem gideim gideyim gidem vb Türlü ses etkileri altında kelimelerin iç ve son seslerinde bulunan bazı ünlülerin düşmesi ısıtma sıtma ısıcak sıcak ısırga sırga küpe sérga ımızganmızgan uyuklamak diri diri lik dirlik ileri ileri le ilerle ini le inle oyun oyun a oyna oğul oğul an oğlan bakıraç bakraç bükülüm büklüm uyuku uyku yayılım yaylım yumurtala yumurtla vb Ayrıca ünlü çarpışması durumunda da ünlülerden biri düşebilir ne asıl nasıl ne için niçin cuma ertesi cumartesi vb ünlü çarpışması Azerbaycan Türkçesi sait düşümü säs düşümü Türkmen Türkçesi çekimlinindüşmegi Gagauz Türkçesi vokal düşmesi Özbek Türkçesi unlinin tuşuşu Uygur Türkçesi sozuq tavuşniňçüşüp qelişi Tatar Türkçesi suzıq awaznıň töşep qaluwı suzıqlarnıň qısqaruwı Başkurt Türkçesi husinqinin töşöp qalıwı sozuk awazni tüşmegi Krç Malk açıktawuşnu tüşüwü Nogay Türkçesi sozıktıň tüsüwî Kazak Türkçesi dawıstınıň tüsüwi Kırgız Türkçesi ündüünün tüşüp kalışı Alt ündü tabıştıň tüjeri Hakas Türkçesi ünnîglernîň tüskenî Tuva Türkçesi ajık ünnüň çide peeri Rusça vıpadeniye glasnogo )

( ELISION | CONSONANT DELETION )

( ELISION | CHUTE DE CONSONNE )

( ELISION, VOKALAUSSTOSSUNG | VOKAL-AUSSTOSSUNG, ELISION | KONSONANTENSCHWUND )

( ELISIONE )

( ΈΚΘΛΙΨΗ / έκθλιψη )


- HAZF | ÜNLÜ DÜŞMESİ ile/||/<> ÜNSÜZ DÜŞMESİ

( (Derleme.. vokal düşmesi, büzme) Ünlü ile biten bir sözcük, ünlü ile başlayan başka sözcükle birleşik sözcük kurarken ya da ünlü ile başlayan bir ek alınca, karşılaşan iki ünlüden birinin düşmesi: (ne+asıl]> nasıl, (cuma+ertesi) > cumartesi, (ne+edeyim) > nidem, (gide-im) gide-y-im (gide-m) vb. @@ Türlü ses etkileri altında kelimelerin iç ve son seslerinde bulunan bazı ünlülerin düşmesi: ısıtma > sıtma, ısıcak > sıcak, ısırga sırga “küpe” diri+lik > dirlik, ileri > ileri+le- > ilerle-, ini+le > inle-, oyun>oyun+a- >oyna-, oğul> oğul+an > oğlan, bakıraç > bakraç, bükülüm > büklüm, uyuku > uyku, yayılım > yaylım, yumurtala- >yumurtla- vb. Ayrıca ünlü çarpışması durumunda da ünlülerden biri düşebilir: ne asıl? > nasıl?, ne için? > niçin?, cuma ertesi>cumartesi vb. bk. ünlü çarpışması @@ Azerbaycan Türkçesi: sait düşümü ~ säs düşümü; Türkmen Türkçesi: çekimlinindüşmegi; Gagauz Türkçesi: vokal düşmesi; Özbek Türkçesi: unlinin tuşuşu; Uygur Türkçesi: sozuq tavuşniňçüşüp qelişi; Tatar Türkçesi: suzıq awaznıň töşep qaluwı ~ suzıqlarnıň qısqaruwı; Başkurt Türkçesi: husinqinin töşöp qalıwı; Kmk: sozuk awazni tüşmegi; Krç.-Malk.: açıktawuşnu tüşüwü; Nogay Türkçesi: sozıktıň tüsüwî; Kazak Türkçesi: dawıstınıň tüsüwi; Kırgız Türkçesi: ündüünün tüşüp kalışı; Alt:: ündü tabıştıň tüjeri; Hakas Türkçesi: ünnîglernîň tüskenî;Tuva Türkçesi: a'jık ünnüň çi'de peeri; Rusça: vıpadeniye glasnogo )

( ELISION | CONSONANT DELETION~CONSONANT ELISION )

( ELISION | CHUTE DE CONSONNE~CHUTE DE CONSONNE )

( ELISION, VOKALAUSSTOSSUNG | VOKAL-AUSSTOSSUNG, ELISION | KONSONANTENSCHWUND~KONSONANTENSCHWUND )

( ELISIONE~CADUTA DI CONSONANTE )

( ΈΚΘΛΙΨΗ / έκθλιψη~ΑΠΏΛΕΙΑ ΣΥΜΦΏΝΟΥ / απώλεια συμφώνου )


- HAZF[Ar.] ile İKTİSÂR[KASR]


- HAZFETMEK[Ar. < ḤAẔF + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZFETMEK

( Ortadan kaldırmak )


- HAZFETMEK[Ar.] değil/yerine GİDERMEK/KALDIRMAK


- HAZİF, HAZF Ü TAKDİR | EKSİLTİ ile/||/<> EKSİLTİ

( Kullanılmayışları anlatımda eksikliğe yol açmayan sözcüklerin düşürülmesi Ör Bu romanı beğendiniz mi Çok Evet bu romanı çok beğendim yerine Söz sanatı terimi Cümlenin anlaşılması için zaruri olmıyan bir ya da birkaç kelimenin kaldırılması Hava soğuk mu Çok gibi ki Evet hava çok soğuktur yerine geçer EKSİLTİLİ Elliptique Anlaşılması için zarurî olmıyan bir ya da birkaç kelimenin bir sözden kaldırılması EKŞİLTİLİ Elliptique eksilti )

( ELLIPSE )


- HÂZIK[Ar.] ile/değil/yerine/= BECERİ SAHİBİ


- HAZIK[Ar. < ḤĀẔİḲ] ile/değil/yerine/=/||/<> USTA


- HAZIM CİHAZI | SİNDİRİM SİSTEMİ ile/||/<> SİNDİRİM SİSTEMİ

( anlamdaş sindirim organı Organizmada besin maddelerinin sindirilip emilmelerini ve geri kalan işe yaramayan maddelerin dışarı atılmasını sağlamak üzere bir araya gelmiş olan organlar topluluğu Genel olarak ağızla başlayıp anüsle biten ve besin maddelerinin alınıp sindirilmesini ve sindirilmiş besinin emilmesinden sonra geriye kalan artıkların organizmadan atılmasını sağlayan sindirim kanalı ve ona bağlı organlar topluluğu ağız yutak yemek borusu mide ve bağırsaklardan oluşur Genel olarak ağızla başlayıp anüsle biten ve besin maddelerinin alınıp sindirilmesini ve sindirilmiş besinin emilmesinden sonra geriye kalan artıkların organizmadan atılmasını sağlayan sindirim kanalı ve ona bağlı organlar topluluğu anat Besin alınması sindirimi ve emiliminin gerçekleştiği atık maddelerin atıldığı ağızla başlayıp anüsle sonlanan sindirim kanalı ve buna bağlı sindirim salgı bezleri ve organlardan oluşan yapı topluluğu sistema digestoryum )

( DIGESTIVE SYSTEM | DIGESTION SYSTEM )

( APPAREIL | APPAREIL DIGESTIF )

( VERDAUUNGSAPPARAT | VERDAUUNGSSYSTEM )


- HAZIM CİHAZI ile/değil/yerine/= SİNDİRİM AYGITI


- HAZIM/HAZM[Ar. < HAŻM] ile/||/<> HAZMETMEK/HAZMETMEK[Ar. < HAŻM + Tr. ETMEK] ile/||/<> PEPSİN/PEPSİNE[Fr. < PEPSINE] ile/||/<> PEPTON/PEPTONE[Fr. < PEPTONE]

( hazmetmek sindirim Benimseme kabul etme )


- HÂZİM[Ar. < HEZÎMET] ile HAZÎM[Ar.]

( Hezîmete uğratan, zafer kazanan, galip. İLE Sarhoş. )


- HAZIM | SİNDİRİM ile/||/<> SİNDİRİM

( Doğal özdeklerin ısı basınç ve kimyasal etkilerle tümden ya da tikel olarak çözünür duruma getirilmeleri digestio Besinin çeşitli enzimlerle eritilerek sade kimyasal maddelere parçalanıp bağırsak duvarlarındaki gözeler araciyle emilebilir bir hale getirilmesi biyoloji Besinlerin çeşitli enzimlerle kimyasal olarak parçalanması ile organizma tarafından kullanılmak üzere bağırsak duvarından emilecek duruma getirme Besinlerin çeşitli enzimlerle kimyasal olarak parçalanmasıyla organizma tarafından kullanılmak üzere bağırsak duvarından emilecek duruma getirilmesi Vücuda alınan besin maddelerinin mekaniksel enzimatik ve bakteriyel olarak bağırsak mukozasından emilebilecek duruma getirilmesi olayı hazmetme digesyon )

( DIGESTION )

( MATURATION CHIMIQUE | DIGESTION )

( CHEMISCHE BEIFUNG | VERDAUUNG )

( DIGESTIO | DIGESTIO: SINDIRIM )


- HÂZIM[Ar.] ile HÂZIM[Ar.]

( Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan. İLE Sindiren/sindirici, hazmettiren. )


- HAZIM ile HAZIMLI/LIK ile HAZIMSIZ/LIK ile HAZIMSIZCA


- HAZIM ile/değil/yerine/= SİNDİRİM


- HAZIM ile/değil/yerine/= SİNDİRİM/SİNDİRME


- HAZIMSIZLIK ile/değil/yerine/= GÜÇ SİNDİRİM


- HAZIMSIZLIK(DYSPEPSIA)


- HÂZİN ile ABDURRAHMAN el-HÂZİNÎ

( İlk dönem matematikçi, cebirci, denklemlerde rasyonel ve irrasyonel çözüm arasında ayrım yapan. Öklit ile Diophantes'i karşılıklı okuyan. Hendesî dil ile adedî dili birbirine çeviren matematikçi. İLE Fizikçi. Mîzânü'l Hikme adlı kitabın yazarı. Bu kitapta, cisimlerin özgül ağırlığını tespit için icat edilen ve icat ettiği âletlerden söz eder ve ayrıca pek çok nesnenin özgül ağırlığını verir. )


- HÂZİN[Ar. < HİZÂNE | çoğ. HUZZÂN] ile HAZÎN[Ar. < HÜZM]

( Hazine muhafızı, hazinedar, bekçi. İLE Hüzünlü, mahzun olarak, kederli, gamlı. | Hüzün verici. | Acıklı, üzüntü veren, dokunaklı. )


- HAZİN[Ar. < ḤAZĪN] ile/değil/yerine/=/||/<> HÜZÜNLÜ


- HAZIN[Ar.] ile/değil/yerine/= KIŞLIK YİYECEK


- HAZIN ile/||/<> KIŞLIK YİYECEK

( kışlık yiyecek Suriye ḫazīn provisions )

( ḪAZĪN )


- HAZÎNE -ile

( MUHABBET İLE DOLU OLAN GÖNÜL )


- HAZİNE ÇADIRI ile/||/<> ...

( Sefere çıkan Osmanlı ordusunun konakladığı yerde birlikte taşınan para ve maliye defterlerinin saklandığı çadır )


- HAZİNE | DEPO | DÖL YATAĞI/HAZNE[Ar. < ḪAZĪNE] ile/||/<> DÖL YATAĞI | MİDE/KARIN ile/||/<> DÖL YATAĞI | DÖL EŞİ/MEŞİME[Ar. < MEŞĪME] ile/||/<> OLANCA | ÖLÜM | DÖL EŞİ/SON

( öğütme haznesi hazine depo döl yatağı )


- HAZİNE ile/||/<> BEYTÜL MAL ile/||/<> İRÂD-I CEDÎD ile/||/<> HAZİNEDAR

( Sarayın para ve değerli eşyasının korunduğu yer. Devlet malı. İLE/||/<> Devlet hazinesi. İLE/||/<> III. Selim'in Nizam-ı Cedîd Ordusu için oluşturduğu, bazı vergileri kapsayan hazine. İLE/||/<>Saray hazinesini yöneten memur. )


- HAZİNE ile DEFİNE

( Divan şiirinde birçok güzellik unsuru hazineye benzetilmiştir. )

( GENC )


- HAZİNE ile/ve/||/<> GİZLİ HAZİNE/KENZ-İ MAHFÎ/KENZ-İ HAFÎ


- HAZİNE ile/||/<> HAZİNE[Ar. < HAZİNE]

( Merkez Bankası Hazine Genel Müdürlüğü gibi devletin para işleri ile uğraşan organları 1 Devlet gelirlerinin toplandığı ve giderlerinin yapıldığı kurum 2 Altın gümüş mücevher vb değerli eşya yığını 3 Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü )

( TREASURE | TREASURY )

( TRÉSOR )


- HAZİNE[Ar. < ḪAZĪNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZİNE

( hazine bonosu hazine çadırı kelime hazinesi sözcük hazinesi söz hazinesi Altın gümüş mücevher vb değerli eşya yığını büyük servet hazne Değerli şeylerin saklandığı yer hazne Değerli bir şeyin çok bulunduğu yer Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü kaynak I Devlet malı ya da parası Devlet malının ya da parasının saklandığı yer Devletin altın döviz bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam Büyük bağlılık duyulan değer verilen şey ya da kimse )


- HAZİNE ile MÎRÎ[Ar.]

( ... İLE Hükümetin, hazinenin malı olan, beylik. | Devlet hazinesi. )


- HAZİNE ile/ve/<> SUAL

( Sandık. İLE/VE/<> Anahtar. )

( Dışarıda. İLE/VE/<> Sende. )


- HAZİNEDAR[Ar. < ḪAZĪNE + Fars. -DĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZİNEDAR

( Bir hazineyi bekleyen yöneten kimse )


- HAZİNET-ÜL ESMA -ile

( TOPRAK )


- HAZİN/LİK ile HAZİNE ile HAZİNE BONOSU


- HAZIR ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜRETMEK/YAPMAK

( [not] TO BUY A READY PRODUCT vs./and/but/||/<>/< TO PRODUCE/MAKE
TO PRODUCE/MAKE instead of TO BUY A READY PRODUCT )


- HAZIR/AMADE[Fars. < ĀMĀDE] ile/||/<> HAZIR/MÜHEYYA[Ar. < MUHEYYĀ]


- HAZIR BİLGİ ile/ve/değil/yerine YÖNLENDİRİCİ BİLGİ


- HAZIR YANIT ile BAHÂNE


- HAZIR İLAÇ | PREPARAT ile/||/<> PREPARAT[Alm. < PREPARAT]

( 1 Müstahzar 2 Histolojik ya da patolojik inceleme için hazırlanarak saklanmış lam lamel ve doku örneğinden oluşan nesne )

( PREPARAT )

( PREPARATION )


- HAZIR OLMAK/OLAN ile/ve/<> İSTEKLİ OLMAK/OLAN


- HAZIR OLMAK/OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TÂLİP OLMAK/OLAN


- HAZIR OLMAK ile/yerine AKŞAMDAN(/ÖNCEDEN) HAZIRLANMAK


- HAZIR OLMAK ile BEKLENTİ

( TO BE READY vs. EXPECTATION )


- HAZIR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HAZIRLIKLI OLMAK


- HAZIR (OLMAK) ile/ve/> RAHAT (OLMAK)


- HAZIR:
YERİ ve/||/<> YOLU

( Gelenin. VE/||/<> Gidenin. )


- HAZIR değil/yerine EMEK

( [not] READY but/instead of LABOUR )


- HAZIR ile HÂZIR

( ZÂHİRDE GÖRÜNEN VE BİLİNEN, İLİMLE BİLİNEN )


- HAZİR[Ar. < ḤĀŻİR] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZIR

( hazır beton hazırcevap hazır çorba hazır değer hazır giyim hazır kahve hazır kıta hazırlop hazır mama hazır para hazır yemek hazır yiyici hâlihazır Bir iş yapmak için gereken her şeyi tamamlamış olan anık I amade müheyya Belli bir işe yarayacak kullanılacak bir duruma getirilmiş Belirli bir biçimde yapılmış olarak satılan alıcı bekleyen ısmarlama karşıtı Bir işi yapmak için gereken her şey tamamlanmış olarak Fırsattan yararlanarak )


- HAZIR ile HIZIR

( Hazır olana, Hızır gerekmez. )


- HÂZIR ve NÂZIR


- HAZIR ile/ve VERİLİ


- HAZİRAN[Ar. < ḤAZĪRĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZİRAN

( haziran böceği Yılın altıncı ayı )


- HAZİRAN ile HAZİRAN BÖCEĞİ


- HAZİRAN'IN 21/22'Sİ ile ARALIK'IN 21/22'Sİ

( En uzun gün ve günün kısalmaya başlaması. İLE En kısa gün ve günün uzamaya başlaması. )

( HAZİRAN[Süryanice] )


- HAZİRCEVAB[Ar. < ḤĀŻİR + CEVĀB] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZIRCEVAP

( Gerektiğinde çabuk yerinde cevaplar bulup veren kimse )


- HAZIR/CI/LIK ile/ve/||/<>/> KOLAY/CI/LIK


- HAZÎRE ile/ve/değil HÂMÛŞÂN

( ... İLE/VE/DEĞİL Sessizler, susmuşlar. [Mevlevî mezarlıkları] )


- HAZİRE[Ar. < ḤAẒĪRE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZİRE

( Cami türbe tekke vb yerlerde çevresi parmaklıklarla çevrili mezar yeri Etrafı çitle çevrili ve girilmesi yasak yer )


- HAZIRLAMA | HAZIRLAMAK ile/||/<> ANIKLAMA | ANIKLAMAK


- HAZIRLAMA ile/||/<> HAZIRLAMAK

( Bir eserin iyi anlaşılması için yazılan uzun giriş anıklamak kurmak )

( PROLÉGOMÈNES )


- PREPARATION[İng.] ile/değil/yerine/= HAZIRLAMA


- HAZIRLAMA ile/ve/||/<>/> SUNMA


- HAZIRLAMAK | DÜŞÜNMEK/KURMAK ile/||/<> HAZIRLAMA | ANIMSAMA/İSTİHZAR[Ar. < İSTİḤŻĀR]

( Makine cihaz mobilya vb ni oluşturan parçaları birleştirerek bütün durumuna getirmek monte etmek hazırlamak Yaylı zemberekli şeylerde yayı ya da zembereği germek Gereken şartları hazırlayıp kendi kendine olmaya bırakmak Etkisi ve önemi geniş şeyler meydana getirmek tesis etmek Yapmak inşa etmek Yapmak oluşturmak Ortaklık sağlamak Belli bir işte beraber çalışacak kimseleri belirlemek Bir araya getirmek toplamak düşünmek Aklına koymak Zihinde büyütmek Sağlamak oluşturmak Bir kimseyi dedikodu ya da telkinlerle başkasına karşı öfkelendirmek )


- HAZIRLAMAK[Osm.] / TO PREPARE, TO PREPARE FOR[İng.] / VORBEREITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAZIRLAMAK


- HAZIRLANMA (İ'TİDÂD)


- HAZIRLA(N)MAK ile/ve/değil PROGRAM YAPMAK

( [not] TO GET READY vs./and/but PROGRAMMING )


- HAZIRLIK ALANI ile/ve/||/<>/> KALKIŞ ALANI


- HAZIRLIK ile/ve DONANIM

( TO PREPARE vs./and RIGGING )


- HAZIRLIKSIZ ... ile/değil/yerine/>< HAZIRLIKLI ...


- HAZİRUN değil HAZIRUN


- HAZİRUN[Ar. < ḤĀŻİRŪN] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZIRUN

( hazırun cetveli Bir toplantıya katılanlar Bir yerde o anda bulunanlar )


- HAZIRUN ile HAZIRUN CETVELİ


- HÂZÎZ[Ar.] ile HÂZÎZ[Ar.]

( Mutlu, mes'ud. İLE En aşağı, zîr. | Dağ eteği.[>< EVC: Zirve, doruk.] )


- Hazır olmadan susamazsın, susmaya hazırlan ve SUS!!! -ve


- Hazır olmak için SUS!!!


- Hazırda SUS!!!


- HAZM ETMEK ile RÂZI OLMAK


- HAZM[Ar. < HAŻM] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZIM

( hazmetmek sindirim Benimseme kabul etme )


- HAZM[Ar.] ile HAZM[Ar.]

( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )


- HAZMEDEBİLMEK[Ar. < HAŻM + Tr. EDEBİLMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZMEDEBİLMEK

( Hazmetme ihtimali ya da imkânı bulunmak )


- HAZMETMEK[Ar. < HAŻM + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZMETMEK

( sindirmek Hoşa gitmeyen bir davranışı karşılıksız bırakmak içine atmak Herhangi bir olay ya da duruma katlanmak dayanmak sabretmek )


- HAZMETMEK ile/||/<> DIGÉRER[Fr.] ile/||/<> SİNDİRMEK

( biyoloji )

( DIGÉRER )


- HAZMETMEK ile HAZMEDEBİLMEK


- HAZMETMEK ile/değil/yerine/= SİNDİRMEK


- HAZMETMEK ile/ve SORGULAMAK/SORGULAYABİLMEK

( "TO DIGEST" vs./and (ABLE) TO INTERROGATE )


- HAZNE[Ar. < ḪAZĪNE] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZİNE | DEPO | DÖL YATAĞI

( öğütme haznesi hazine depo döl yatağı )


- HAZNE ile/||/<>/> HAZİNE


- HAZNE ile/||/<> RÉSERVOIR[Fr.] ile/||/<> SU DEPOSU

( biyoloji )

( RÉSERVOIR )


- HAZRET(HZ.)[< HUZÛR (çoğ. HAZERÂT)][KURB, PİŞ-GÂH] -ile

( Saygı ile büyüklere verilen/kullanılan unvan. | Kalenderce bir sesleniş. | Var oluş mertebelerinin her biri. )


- HAZRET[Ar. < ḤAŻRET] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZRET

( Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı övme yüceltme amacıyla getirilen ünvan Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü )


- HAZÛL[Ar.] ile HAZÛR[Ar. < HAZER]

( Kimsesiz, yardımsız kalarak herşeyden mahrum sürünme. İLE Çok çekingen/dikkatli. )


- HAZZ[Ar. < ḤAẒẒ] ile/değil/yerine/=/||/<> HAZ

( hazzetmek Bir şeyin insanda uyandırdığı hoşlanma duygusu Bir şeyden duyusal ya da manevi sevinç duyma ezgi Sürdürülmesi istenen ılımlı ve doygunluk veren coşku )


- HAZZ[Ar.] ile HAZ/HAZZ[Ar. çoğ. HUZÛZ, HUZÛZÂT] ile HÂZ[Ar.]

( Kesme, kısaltma. | Kazıma, yırtma, silme. İLE Hoşlanma, zevklenme, sevinç, memnunluk. Hoşa giden duygulanım, hoşlanma. | Bir şeyden duyusal ya da tinsel sevinç duyma. | Sürdürülmesi istenilen ılımlı ve doygunluk veren coşku. | Baht, tâlih, nasip, saadet, kıymet. İLE Kir, pas. )


- HAZZ[Ar.] ile KISM[Ar.]


- HAZZ[Ar.] ile NASÎB[Ar.]


- HAZZETMEK[Ar. < ḤAẒẒ + Tr. ETMEK] ile/değil/yerine/=/||/<> HOŞLANMAK


- HBOT/HYPERBARIC OXYGEN THERAPY[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇ OKSİJEN SAĞALTIMI, HİPERBARİK OKSİJEN TEDAVİSİ


- HBS/HOSPITAL INFORMATION SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= HASTANE BİLGİ DÜZENİ


- HBYS/HOSPITAL INFORMATION MANAGEMENT SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= HASTANE BİLGİ YÖNETİM DÜZENİ


- HCI/HUMAN COMPUTER INTERACTION[İng.] ile/değil/yerine/= INSAN BİLGİSAYAR ETKİLEŞİMİ


- HTK/HCT/HEMATOKRIT HEMATOCRIT[İng.] ile/değil/yerine/= ALYUVAR YÜZDESİ


- HD 80606 B ile/ve/||/<>/< URSA MAJOR

( Bizden yaklaşık olarak 190 ışık yılı uzaklıkta bulunan "HD 80606 B" adlı gezegen, Ursa Major takımyıldızında bulunmaktadır. Jüpiter'den 4 kat daha büyük, gaz devi bir gezegendir. Bu ötegezegende rüzgârların hızı, saatte 17.380 km. hıza kadar ulaşabilmektedir. Dünyada kaydedilmiş en şiddetli rüzgârın hızı, saatte 408 km.'dir. Rüzgârların bu kadar şiddetli olma nedeni ise gezegenin yıldızı etrafındaki yumurta biçimindeki yörüngesidir. Bu yumurta biçimindeki yörüngede, yıldızına yaklaştığı noktalarda atmosfer hızla ısınıyor, bu ısı da atmosferde büyük bir kasırgaya yol açıyor. )


- EKRANDA/MONİTÖRDE:
HDMI ile/ve/||/<>/> DP


- HIGH-DENSITY POLYETHYLENE[İng.] ile/değil/yerine/= HDPE


- HE :/yerine O (ERKEK)


- HEAD FORMATION[İng.] ile/değil/yerine/= KAFA OLUŞUMU

( Hayvanların evriminde, duyu organlarının ve bunlarla ilgili sinirsel dokuların, gövdenin bir ucunda (yani ortamla "yüzyüze" olan ucunda) yoğunlaşması olayı. Bu olay sonucu, çoğu hayvanlarda baş ya da kafa dediğimiz bölüm meydana gelmiştir. Aşağıda bu oluşumun gerçekleştiği bir soy bulunmakta.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- HEAD :/yerine BAŞ


- (not HEADACHE) A HEADACHE


- HEAD-INSPECTOR[İng.] ile/||/<> INSPECTEUR GÉNÉRAL PRINCIPAL[Fr.] ile/||/<> BAŞDENETMEN

( Meslek alanındaki bilgisi görgüsü ve olgunluğu ile sivrilmiş üstün çaba ve başarısı görülmüş kıdemli M E B müfettişlerine verilen san )

( HEAD-INSPECTOR )

( INSPECTEUR GÉNÉRAL PRINCIPAL )


- HEADLINE :/yerine MANŞET


- HEADQUARTERS :/yerine GENEL MERKEZ


- HEADSPACE ile/||/<> SPME

( Headspace buhar fazı İLE SPME katı faz mikroekstraksiyon. )

( Formül: Gaz İLE fiber )


- HEAD-VAULT (FLYING DIVE ROLL)[İng.] ile/||/<> SAUT DE CARPE (SAUT PLONGÉ)[Fr.] ile/||/<> HECHTSPRUNG (HECHTROLLE)[Alm.] ile/||/<> KAPLAN ATLAMASI

( Çift ayakla sıçrayıp kazanılan uçma hızıyla araç ya da canlı engeller üzerinden aştıktan sonra karşıdaki yardımcının omuzlarına dayanıp hız keserek ayak üstü düşme )

( HEAD-VAULT (FLYING DIVE ROLL) )

( SAUT DE CARPE (SAUT PLONGÉ) )

( HECHTSPRUNG (HECHTROLLE) )


- HEALTH :/yerine SAĞLIK


- HEALTHY vs. HEALTHFUL


- HEALTHY :/yerine SAĞLIKLI


- HEAR vs. LISTEN


- HEAR :/yerine DUYMAK


- HEARING :/yerine DURUŞMA, İŞİTME


- HEART ATTACK[İng.] ile/||/<> KALP KRİZİ

( Koroner atardamarın tıkanması ya da kalp kası infarktüsü )

( HEART ATTACK )


- HEART FAILURE, CARDIAC INSUFFICIENCY[İng.] ile/||/<> KALP YETMEZLİĞİ

( Kalpte oluşan bozuklukları dengelemeye yönelik mekanizmaların tükenmesini takiben ortaya çıkan organın görevlerini aksatması kardiyak yetmezlik Sağ ya da sol karıncık kaslarının yetersizliğiyle ortaya çıkar )

( HEART FAILURE, CARDIAC INSUFFICIENCY )


- HEART ile/ve/||/<> EARTH


- HEART :/yerine KALP


- HEAT IN COW[İng.] ile/||/<> ÖĞÜR

( İnekte kızgınlık Karag ȫr at sürüsü Alt Tel ǖr ǖre 1 yığın 2 sürü at sürüsü üör sürü Eski Türkçede ögür sürü olarak geçer Orta Türkçede de ögür sürü olarak kullanılır Kıpçak sözlüklerinde ise artık birbirine alışık at anlamına gelir )

( HEAT IN COW )

( ǕR[Alt.]~ǕR[Tel.]~ǕR[Sag.]~ǕRE[Alt.]~ǕRE[Tel.]~ǕRE[Sag.]~ÜÖR[Yak.] )


- HEAT OUTPUT[İng.] ile/||/<> ISI YAYIMI

( Değişen çevre etkenlerine karşı vücudun sıcaklığını sabit tutabilmek için ısı ayarlaması çevre sıcaklığı arttığında terleme soluma yoluyla dışarıya verilen ısı )

( HEAT OUTPUT )