Bugün[05 Temmuz 2026]
itibarı ile 8.050 başlık/FaRk ile birlikte,
8.050 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(13/34)


- HART ile/||/<> MELEZ YAKALAMA TERCÜMESİ

( melez yakalama tercümesi )


- HARTAMA ile/||/<> DAMTAŞI

( Doğu Karadeniz kıyıları gibi dağlık ve yağışlı yörelerde kiremitin yerini tutan düz ince yaprak durumuna getirilmiş tahtadan yapılan dam örtüsü damtaşı Ev çatısını örtmek için kullanılan tahtalar Alibey Ordu Yerel ağızlarda daha çok hartoma ve hartuma olarak geçer Ağızlarda hartomadaki onun hartamada aya dönüşmesi doğaldır R χάρτωμα Dachschindel die zur Bedeckung von Giebeldächern vervendet wird Çatı örtüsü olarak kullanılan ince tahtaya verilen padavra adı da Rumca bir alıntıdır padavra )

( SHINGLE )

( BARDEAU )

( SCHINDEL )

( ΧΆΡΤΩΜΑ / χάρτωμα )


- HARTAMA değil/yerine/= PEDAVRA


- HARTMANN FLOW[İng.] / ÉCOULEMENT D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-STRÖMUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN AKIŞI


- HARTMANN FORMULA[İng.] / FORMULE D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-FORMEL[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN FORMÜLÜ


- HARTMANN NUMBER[İng.] / NOMBRE D'HARTMANN[Fr.] / HARTMANN-ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTMANN SAYISI


- HARTREE UNITS[İng.] / UNITÉS DE HARTREE[Fr.] / HARTREE-EINHEITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE BİRİMLERİ


- HARTREE-FOCK-NÄHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YAKLAŞIKLIĞI


- HARTREE-FOCK APPROXIMATION[İng.] / APPROXIMATION D'HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YAKLAŞIMI


- HARTREE-FOCK METHOD[İng.] / MÉTHODE DE HARTREE-FOCK[Fr.] ile/değil/yerine/= HARTREE-FOCK YÖNTEMİ


- HARTREE[İng.] / HARTREE[Fr.] / HARTREE[Alm.] ile/değil/yerine/= HARTREE


- Hârûn[Ar.] ile HARÛN[Ar.]

( Musa peygamberin büyük kardeşi.[AARON] | Bağdad halifelerinden Hârûn-ür-Reşîd. İLE Harın, ilerleyecek yerde duran ya da geri giden hayvan. | Sokak kedilerinin en büyüğü. )


- HARURİ TRETMAN | ISIL İŞLEM ile/||/<> ISIL İŞLEM

( Metallerde istenilen özellikleri ısı erkesi kullanarak yaratmak ereğiyle parçaların bir fırın ya da yunakta belli koşullar altında ısıtılması ve soğutulması işlemi )

( HEAT-TREATMENT | HEAT TREATMENT )

( TRAITEMENT THERMIQUE )

( WARMBEHANDLUNG | WÄRMEBEHANDLUNG )


- HARVEST, CROP[İng.] ile/||/<> REKOLTE[İt. < RACCOLTA]

( Tarım kesiminde bir üretim döneminde üretilen ürün miktarı )

( HARVEST, CROP )

( RACCOLTA )


- HARVESTING[İng.] değil/yerine/= ELDE EDİM


- HAS GOT QUESTION vs. HAS GOT ANSWER

( Child. vs. Adult. )


- HAS İSİM | ÖZEL İSİM ile/||/<> ÖZEL İSİM

( Belli ve tek bir varlığı anlatan ad özel ad )

( NOM PROPRE )


- HAS/MAHSUS/TİPİK değil/yerine/= ÖZGÜ


- HAS ile/||/<> HAS[Ar. < HÂṢṢ]

( Yıllık geliri 100 000 akçeyi aşan dirlik Pideye benzeyen tandır ekmeği Deliilyas Şarkışla Sivas Osmanlı İmparatorluğu toprak düzeninde yıllık geliri yüz bin akçeden çok olan topraklardan alınan vergi )


- HAS ile HASA ile HAS UN ile HASILI


- HAS/MAHSUS[Ar.] değil/yerine/= ÖZE/ÖZGÜ

( Bir cinste ya da bireyde bulunan, aynı cinsten başka hiçbir türde ya da bireyde rastlanılmayan. )


- HAS değil/yerine/= SOM


- HAŞA[Ar. < HÂŞÂ] ile/||/<> ...

( atın sırtına vurulan keçe meşin veya kalın kumaş parçası belleme yapık atın sırtına vurulan keçe meşin veya kalın kumaş parçası belleme yapık ġişā Tietze haşayı vermemiştir ġişā Tietze haşayı vermemiştir )

( ĠIŞĀ )


- HASA ile/||/<> ...

( hase Beyaz amerikan bezi Tavşanlı Kütahya Gaziantep hase Kayalık Susuz Kars xāşa fine cotton cloth of a close texture called cossas xāṣṣa speciell privat nobel xāşa fine cotton cloth of a close texture called cossas xāṣṣa speciell privat nobel )

( XĀṢṢA )

( XĀŞA )


- HASA ile/||/<> GÖMME ile/||/<> GÖMMEK ile/||/<> GÖMEV

( 1 gömev 2 iki küme arasında bir gömev bulma 1 doğramacılık Bir tahta parçasının daha geniş bir parça üzerine açılmış yarığa düz olarak zıvana dili olmadan girmesiyle oluşan birleşme biçimi 2 genel uygulayım Bir nesnenin üzerinde yarık açılmış ya da önceden bir boşluk bırakılmış başka bir nesne içine yerleştirilmesi P F P indirgenmiş dönüşümü homeomorfîzim olacak biçimde birebir bir F P M daldırması Yerel ağızlarda gömme yanında gömbe biçimi de kullanılır Türkçe göm kökünden geldiği açıktır göm me eki Ağızlarda kullanılan gömbe biçimi basit bir benzeşmezlik dissimilation sonunda oluşmuştur gömme gömbe Türkmencede külde pişirilen pideye gömme çörek adı verilir Türkçe gömme biçiminin de gömme pide adından geldiği açıktır ellipse Yerel ağızlarda külde pişirilen mayasız ekmeğe daha çok gömeç gümeç adı verilir Anadolunun birçok yerinde kete adı da kül pidesi olarak kullanılır kete )

( EMBEDDING | COUNTERPART, INSERT, COUNTERSINK | IMBEDDING | EMBED )

( PLONGEMENT )

( EINBETTUNG )


- HAŞA ile HÂŞÂ

( Kalın kumaş parçası. İLE Asla. )


- HAŞA ile HAŞAT/LIK


- HAŞÂHİŞ[Ar. < HAŞHÂŞ] ile HAŞÂİŞ/HAŞÂYİŞ[Ar. < HAŞÎŞ]

( Haşhaşlar. | Gelincikgillerden, kapsüllerinden, afyon, tohumlarından da yağ çıkarılan bitki. İLE Kuru otlar. )

( PAPAVER SOMNIFERUM cum ... )


- HASÂİS[Ar. < HÂSSİYYET] ile HASÂİS[Ar. < HASÎSE]

( Bir şeye, birine özgü/has olan nitelikler/keyfiyetler. İLE Kötü, fenâ, alçak huylar/tabiatlar. )


- HASAN EFENDİ (HACI) ÇEŞMESİ :

( Yeniköy'de cami yakınında sokak içerisinde ve su terazinin altında bulunduğu "İstanbul Çeşmeleri" kitabında kaydedilen bu çeşme bulunamamıştır. )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Altunkum'da ki bahçeli gazinoda bulunduğu (H.1347, M.1928) "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen bu çeşme bulunamamıştır. Bu çeşmenin kitabesinde şöyle yazıyormuş: Sahib - ül hayrat Kapudan - ı derya Cezayirli/Gazi Hasan Paşa Çeşmesi". Bu çeşmenin üzerinde ayrıca bir de onarım kitabesi bulunuyormuş bu kitabede de şöyle yazıyormuş: Marmoloz (Mavramoloz) Dalyan Çeşmesi" (3 Mayıs 1928). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Cezayirli Gazi Hasan Paşa Çeşmesidir. Yenimahalle Karakütük Caddesi üzerinde ve çarşı içinde, meydana girince sağ köşe başındadır. Hasan Paşa (Kaptan Gazi) tarafından (H.1199, M.1784) yılında yaptırılmış bir meydan çeşmesidir. Sarıyer Vakıf Memba Suyundan beslenmektedir. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Ol Cezayirli Hasan Paşa - ı Gazi namdır/Yapdı nice hayr cari ol şecaat kanıdır/ Bu denı dünya fani olduğun idrak idüp/Yapdı Sarıyer'de bir çeşme zülalin aynıdır/ Geldi üçler seyr idüp anı didim tarihini/ Bil bu mai su değil ayn - ül hayatın aynıdır" (1199). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Garipçe Köyün batısında Büyükliman'da ve plaj içinde bulunan bu çeşme Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından, Büyükliman'da bulunan tersane içinde yaptırılmıştır (H.11994, M.1784). Tersane zamanla yok olup gitmesine karşın, çeşme plaj içinde bulunmakta olup, su akışı yoktur. Kitabesinde şöyle yazmaktadır: Şevkile bir tarih - i mâ tenden çıkardım fikr idüp İtdi icra bu yeni Tersane de âb - ı lâtif 1199". )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Hacı Osman Bayırında olduğu (H. 1315, M.1897) "İstanbul Çeşmeleri" kitabında belirtilen ve kullanılmadığı bildirilen bu çeşmeye rastlanmamıştır. Büyük bir olasılıkla Hacı Osman yolu yapımı sırasında ortadan kaldırılmıştır. Çeşmenin ayna taşında çift çapa resmi ve kitabesinde şöyle bir yazı varmış. "Esbak Kapudan - ı derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa merhumun hayratıdır" (Sene 15 Eylül 1313). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( Çayırbaşı'ndaki Cerrah Mahmut Efendi Camii bahçe duvarına bitişik tek yönlü büyük hazneli duvar çeşmesidir (H.1197, M.1782). Bu camiye, onarımını yaptırdığı için Cezairli Gazi Hasan Paşa Camii de denilmektedir. Çeşmenin iki kitabesi vardır. Kitabelerin altında ise bir kabartma çapa resmi vardır. Kitabede şöyle yazmaktadır: Hâlâ Kapudan - ı Derya Cezayirli Gazi Hasan Paşa Hazretleri işbu çeşmenin ve mâ - ı lezîzinin yollarının tamir - i küllî ile müceddeden tamir ve terminine muvaffak olmalarıyla nâm - ı nâm - ı müşireleri hayr ile tezkir olunmak niyaziyle bu mahalle işaret olunmuştur" (1197). Alttaki ikinci kitabede ise şöyle yazıyor: Bu çeşmede asla saka gediği yoktur" Bu ifadeden anlaşılmaktadır ki, sakaların (su satıcılarının) su alıp satması hakları yoktur (Su almaları yasaktır). )


- HASAN PAŞA (KAPTAN GAZİ) ÇEŞMESİ :

( "İstanbul Çeşmeleri" kitabında bu çeşmenin de Çayırbaşı'ndaki Cerrah Mahmut Efendi Camiinin önünde olduğu belirtilmektedir H.1197, M.1782). Ne var ki bu çeşmede yerinde yoktur ve herhangi bir kalıntısı da mevcut değildir. Yol tanzim çalışmaları ve ana caddenin genişletilmesi sırasında yıkılıp ortadan kaldırıldığı anlaşılmaktadır. )


- HASAN ile HASAN ALİ ile HASAN ALİ Q|ZY|N ile HASAN MUHAMMED ile HASAN RIZA

( HASAN vs. HASAN ALI vs. HASAN ALI Q|ZY|N vs. HASAN MOHAMMAD vs. HASAN REZA )

( حسن ile حسنعلي ile حسنعلي قاضيان ile حسنمحمد ile حسنرضا )

( HASAN ile HASANALY ile HASANALY QAZYAN ile حسنمحمد ile حسنرضا )


- [ne yazık ki]
HASAN FEHMİ ile/ve/||/<> ABDİ İPEKÇİ ile/ve/||/<> ÇETİN EMEÇ ile/ve/||/<> UĞUR MUMCU ile/ve/||/<> ÖTEKİLER

( 06 Nisan 1909 tarihinde, Serbesti gazetesinin yazarı Hasan Fehmi, Galata Köprüsü'nde öldürülür... Hasan Fehmi, düşüncelerinden dolayı katledilen ilk gazetecidir. Bu nedenle, 06 Nisan, "Öldürülen Gazeteciler Günü" olarak anılır... )

( Öldürülen Gazeteciler... )


- HASAN-I FERÂGÂT ile/ve/||/<> HÜSEYİN-İ ŞAHÂDET


- HASAN-ül BASRİ ile/ve/<>/< VÂSIL b. ATA


- HASAR[Ar.]/DAMAGE[İng.] değil/yerine/= ZEDELENME


- HASAR[Ar.] değil/yerine/= ÇIĞIM


- HASAR[Azr.] = ÇİT[Tr.]


- HASAR ile HASARLI/LIK ile HASARSIZ/LIK ile HASARSIZCA


- HASÂRET[Ar.] ile HASÂRET[Ar. çoğ. HASÂRÂT]

( Zarar, ziyan. İLE Sıvık, sulu şey. Koyulaşıp katılaşma. )


- HAŞARI değil/yerine YARAMAZ

( Çok yaramaz çocuk. | Huysuz, azgın hayvan. )


- HAŞARILAŞMAK ile HAŞARI/LIK ile HAŞARICA


- HASASET | DÜŞÜKLÜK ile/||/<> DÜŞÜKLÜK

( Düşüncede duyguda anlatımda aşağılığa bayağılığa kaçan bir yolda olma Karşıtı soyluluk basınç düşüklüğü )


- HASAT/HASAD ile/ve/||/<>/> SON HASAT/AFARA

( Ürün kaldırma, ekin biçme işi. | Bu yolla elde edilen ürün. İLE/VE/||/<>/> Son hasat.[3. hasat] )


- HASAT ile HASAT EVİ ile BİÇERDÖVER ile HASATÇI

( HARVEST vs. HARVEST HOME vs. HARVESTER vs. HARVESTMAN )

( درو کردن ile درو ile پايان درو ile خرمن ile حصاد ile وقت خرمن ile هنگام درو ile درويدن ile دروگر ile نوعي عنکبوت )

( DRO KARDAN ile DRO ile PAYAN DRO ile KHARMAN ile حصاد ile VAGHT KHARMAN ile NPANGAM DRO ile DROYDAN ile DROGER ile NOY ANKABUT )


- HASAT ile/||/<> HASAT[Ar. < HAṢÂD]

( Ekin biçme ürün kaldırma işi Hayvansal ürünün veya bitkisel ürünlerin bir bölgeden toplanması )

( HARVEST )


- HASAT ile HASATÇI/LIK


- HASAT ile TAHSİLAT

( Ürün kaldırma, ekin biçme işi. | Bu yolla elde edilen ürün. İLE Alacakların toplanması ya da süresi içinde ödenmeyenlerin yasal yollarla alınması. )


- HASBEK, ALİ HAYDAR (FATİH, 1881 - 1958) :

( Sarıyerli hukuk adamı. Deli Müftüler ailesinin mensubu olup, dava vekili olarak yıllarca Sarıyerlilerin sorunlarının halli için uğraşı verdi. )


- HASBEL MEMURİYE değil/yerine/= İŞYARLIK GEREĞİ


- HASBELKADER ile/ve/<> TESADÜFEN

( Rastlantı sonucu olarak. )


- HASBETEN[Ar.] ile HASBÎ[Ar.]

( Karşılıksız, parasız, bedava. İLE Karşılıksız, parasız, bedelsiz, bedava. | Gönlüllülükle, beklentisiz, Allah rızâsı için yapılan iş, hizmet, emek, katkı. )


- HASBÜN-ALLAH VE Nİ-MEL-VEKÎL -ile

( BİZE ALLAH YETER, O HER İŞİMİZİ GÜZEL YAPAR )


- HAŞEBİ | AĞAÇSI ile/||/<> AĞAÇSI

( Gövdeli odunsu uzun yıllar yaşayan bitki Dallı budaklı bir biçimde büyümüş kırılca ağaçsı )

( WOODY PLANT | DENDRITE )

( PLANTE LIGNEUSE | DENDRITE )

( HOLZIGE PFLANZEN | DENDRIT )


- HAŞEBÎ ile/||/<> LIGNEUX[Fr.] ile/||/<> ODUNSU

( botanik )

( LIGNEUX )


- HASEBİYLE değil/yerine/= NEDENİYLE


- HASEBİYLE/SEBEBİYLE/HAYSİYETİYLE değil/yerine/= NEDENİYLE/-DEN ÖTÜRÜ/DOLAYI, DOLAYISIYLA


- HASED ile BUHUL ile ŞUH ile GIPTA ile/değil/yerine/></>/< SEHÂVET ile İSÂR ile CÛD ile FAKR ile MAHV

( "Bende yok, onda da olmasın." İLE "Bende var ama onda olmasın". İLE "Onunki, benim olsun". İLE "Onda var, bende de olsun".

İLE/DEĞİL/YERİNE/>/<

"Bende var ama onda da olsun". İLE "Benim değil onun olsun". İLE "Benim yok ama onun, olsun". İLE "Onda yok, bende de olmasın". İLE "[Paylaştığı/bölüştüğü halde ...] Bir şey mi vermişim/z?". )


- HASED/HASET değil/yerine/= KISKANÇLIK, ÇEKEMEMEZLİK | HAKKI ÖRTMEK [KÖKÜ KÜFÜRDÜR]


- HAŞEFE[Ar.]/GLANS[İng.] ile/ve/=/<>/hem de/ne de BIZIR/KLİTORİS[Yun.]

( GULFE[Ar.]: Haşefenin etrafında bulunan deri. )


- HASEKİ[Ar. < HÂṢṢE + FARS. < -Gİ] ile/||/<> ...

( 1 Bir görevde eskimiş olanlara verilen san 2 Bostancı ocağının küçük aşamalı subayları 3 Sarayda padişahın gözüne ve gönlüne girmiş olan karavaş )


- HASEKİ SULTAN ile/||/<> PADİŞAHTAN ÇOCUĞU OLAN KARAVAŞ

( Padişahtan çocuğu olan karavaş )


- HASEKİ ile HASEKİ SULTAN


- HASEKİKÜPESİ -ile

( Düğün çiçeğigillerden bir süs bitkisi. )

( AQUILEGIA )


- HASEN[Ar.] ile 'ADL[Ar.]


- HASEN[Ar.] değil/yerine/= GÜZEL


- HASEN[Ar.] ile HASENE[Ar.]


- HASEN[Ar.] ile MUBÂH/MÜBÂH[Ar.]


- HASENÂT[< HASENE] ile İNFÂK

( İYİLİKLER, HAYIRLI İŞLER, GÜZELLİKLER )


- HASENE(İYİ) ile SEYYİE(KÖTÜ)

( İyiyi murad edenler memnun olacaktır, kötüyü murad edenler lâyıkını bulacaktır. )

( Allah yoluna giden kişiler, kendilerine yapılan kötülüğü ve kötülük yapanları, bir de kendilerinin başkalarına yaptıkları iyilikleri unuturlar. Fakat kendilerinin yaptığı kötülükleri ve kendilerine yapılan iyilikleri unutmazlar. )


- HASEP <> HASSA/HASİYET

( Kişisel özellikler, nitelikler. <> Özgülük, hassa. | Yarar, etki. )


- HAŞERAT | BÖCEKLER ile/||/<> BÖCEKLER

( Vücutları baş göğüs ve karın olmak üzere üç bölgeye ayrılan duyargaları birer kanatları ikişer ayaklarıyle ağız parçaları üçer çift olan eklembacaklılar sınıfı Kanatlarının bir çifti veya tümü körelmiş örnekler de vardır İnsecta insectum bölünmüş Eklembacaklılar Arthropoda dalının gerçekeklembacaklılar Euarthropoda altdalının bir sınıfı Vücutları baş karın ve gövde olmak üzere üç bölgedir Başta bir çift duyarga üç çift ağız parçaları petek gözler gövdede üç çift bacak ve iki çift kanat bulunur İlkel türlerde kanatlar ikincil olarak kaybolmuştur Gövde bölgesi 3 karın bölgesi 611 bölütlüdür Trakea ile solunurlar Boşaltım organları Malpighi kanalcıklarıdır Bacaklar koksa trohanter femur tibya ve tarsus olmak üzere 5 parçalıdır Ses çıkaran böceklerde işitme organları da timpanal organ bulunur Ayrı eşeylidirler Yumurtlayıcıdırlar Gelişmede başkalaşma metamorfoz vardır Kanatsız olan türler başkalaşma göstermez Kanatlı olanlardan yarıbaşkalaşma gösterenlerde yumurtadan çıkan nimfalar deri değiştirerek bir süre sonra eşeylik organlarının olgunlaşması ve kanatların meydana çıkması ile erginleşirler Tümbaşkalaşma gösterenlerde ise yumurtadan larvalar çıkar Lârva beslenip deri değiştirerek büyür Sonra hareketsiz ve beslenmeyen bir pupa evresine geçerler Sonrada erginleşirler Karbon devrindenberi yaşamaktadırlar Hayvanlar âleminin en geniş sınıfıdır Bilinen 600 000 türü vardır Kanatsızlar Apterygota ve kanatlılar Pterygota olmak üzere iki altsınıfı vardır zooloji Eklem bacaklılar Arhropoda dalının gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalının bir sınıfı Vücutları baş karın ve gövde olmak üzere üç bölgeli başta bir çift duyarga üç çift ağız parçası petek gözler gövdede üç çift bacak ve iki çift kanat bulunan ilkel türlerde kanatlar ikincil olarak kaybolan gövde bölgesi 3 karın bölgesi 611 bölütlü trakea ile solunan boşaltım organlan Malpighi tüpleri olan bacakları koksa trohanter femur tibya ve tarsus olmak üzere 5 parçadan oluşan ses çıkaran böceklerde işitme organları da timpanal organ bulunan ayrı eşeyli yumurtlayan kanatsız türleri başkalaşım göstermeyen kanatlı olan türleri yarı ya da tüm başkalaşım gösteren yarı başkalaşım gösterenlerde yumurtadan çıkan nimfler deri değiştirerek bir süre sonra eşeylik organlarının olgunlaşması ve kanatların meydana çıkması ile erginleşen tüm başkalaşım gösterenlerde ise yumurtadan çıkan larvalar beslenip deri değiştirerek büyüdükten sonra hareketsiz ve beslenmeyen bir pupa evresi geçirip sonradan erginleşen Karbon Devrinden beri yaşayan hayvanlar âleminin en geniş sınıfı Bilinen 600000 türü vardır Kanatsızlar Apterygota ve kanatlılar Pterygota olmak üzere iki alt sınıfa ayrılır Eklem bacaklılar Arthropoda şubesinin Kabuklular Crutacea sınıfından boyları 40 mm olabilen vücutları baş gövde ve karın olmak üzere üç kısımdan meydana gelmiş farklı gelişme tipleri gösteren bir sınıf Dünya daki hayvanların çok büyük bir bölümünü oluşturan eklem bacaklılar Arthropoda dalının gerçek eklem bacaklılar Euarthropoda alt dalında birkaç yüz bin türü bulunan yaklaşık olarak 350 milyon yıldır Dünya üzerinde yaşayan genellikle ticari değeri bulunan kimileri leşleri tüketerek tabiata önemli katkıda bulunurken kimileri insan hayvan ve bitkilerde önemli ekonomik kayıplara neden olan sınıflandırması kanatların bulunup Pterygota bulunmamasına Apterygota göre yapılan vücutları baş karın ve gövde olmak üzere üç bölgeli başta bir çift duyarga üç çift ağız parçası petek gözler gövdede üç çift bacak ve iki çift kanat bulunan ilkel türlerde kanatlar ikincil olarak kaybolmuş gövde bölgesi üç karın bölgesi 611 bölütlü trake ile solunan boşaltım organları malpighi tüpleri olan bacakları koksa trokanter femur tibya ve tarsus olmak üzere 5 parçadan oluşan ses çıkaran böceklerde işitme organları da timpanal organ bulunan ayrı eşeyli yumurtlayan Karbon Devri nden beri yaşayan hayvanlar aleminin en geniş sınıfı )

( INSECTS )

( INSECTES )

( KERBTIERE )

( INSECTA | INSECTUM | INSECTA, INSECTUM: BÖLÜNMÜŞ )


- HAŞERE | BÖCEK ile/||/<> BÖCEK

( Böcekler sınıfına bağlı eklembacaklıların ortak adı Tanıma uymayan ve dilimize yanlış olarak yerleşen sözcükler de vardır Sümüklüböcek uyuzböceği tespihböceği v b langust zooloji langust )

( INSECT | INSECTS )

( INSECTE | INSECTES )

( KERBTIER | KERBTIERE )

( INSECTUM | INSECTA )

( INSETTO )

( ΈΝΤΟΜΟ / έντομο )


- HAŞERE | BÖCEK ile/||/<> BÖCEKLER

( Böcekler sınıfına bağlı eklembacaklıların ortak adı. (Tanıma uymayan ve dilimize yanlış olarak yerleşen sözcükler de vardır: Sümüklüböcek, uyuzböceği, tespihböceği v. b.) @@ bk. langust @@ (zooloji) @@ bk. langust )

( INSECT | INSECTS~INSECTS )

( INSECTE | INSECTES~INSECTES )

( INSECTUM | INSECTA~INSECTA | INSECTUM | INSECTA, INSECTUM: BÖLÜNMÜŞ )

( KERBTIER | KERBTIERE~KERBTIERE )

( INSETTO~INSETTI )

( ΈΝΤΟΜΟ / έντομο~ΈΝΤΟΜΑ / έντομα )


- HAŞERE[Ar. çoğ. HAŞERÂT] -ile

( Küçük böcekler. | Arı, karınca, örümcek, akrep, fare, yılan ve benzerleri gibi küçük hayvanlar, böcekler. )


- HAŞERE değil/yerine/= BÖCEK


- HASET ETMEK değil/yerine/= KISKANMAK/ÇEKEMEMEK/KISKANÇLIK ETMEK


- HASET[Ar.] ile/ve/||/<> FESAT[Ar.]


- HASET ve KİBİR

( Haset, kibirin çocuğudur. )

( Kibirlinin/mağrurun düşmanı, Allah'tır! )


- HASET değil/yerine/= KISKANÇLIK/ÇEKEMEMEZLİK/GÜNÜ


- HASET/HASUT değil/yerine/= KISKANÇ/GÜNÜCÜ


- HASETLENMEK ile HASET/LİK ile HASETLİ ile HASETÇİ/LİK


- HASH FUNCTION[İng.] değil/yerine/= ÖZETLEME İŞLEVİ


- HASH[İng.] ile/||/<> KARGAŞA

( Az yer garğaşa Azeri alanında qalmaqal kullanılır Eski Türkçeden başlayarak geçer kargaş a eki Eski Türkçede kargaş kavga etmek tartışmak anlamına gelir )

( HASH )


- HASH ile/||/<> MAC ile/||/<> DİJİTAL İMZA

( Temel güvenlik yapı taşları. )

( Formül: H(m) → sabit boyut )


- HASH[İng.] değil/yerine/= ÖZET DEĞER


- HASHISH, INDIAN HEMP[İng.] / CANNABIS, CHANURE INDIEN[Fr.] / HASCHISCH, INDISCHER HANF[Alm.] ile/değil/yerine/= HAŞHAŞ/HAŞİŞ, KANNABİS, HİNT KENEVİRİ


- HAŞHAŞ ile/||/<> HAŞHAŞ[Ar. < HAŞHÂŞ]

( Haşhaşgiller Papaveraceae familyasından 11 5 metre boyunda tek yıllık otsu beyaz ya da mor çiçekli kapsül meyvesinden afyon elde edilen tohumlan yağ imalinde kullanılan bir kültür bitkisi Haşeş haşgeç afyon Morfin kodein ve papaverin gibi alkoloitler içeren afyon adlı uyuşturucu nitelikteki ham madde elde edilen bir yıllık bitki )

( POPPY )

( PAVOT )

( MOHN )

( PAPAVER SOMNIFERUM | PAPAVER SOMNIFERUM, P. MACROSTOMUM, P. ORIANTALE )


- HAŞHAŞ ile HAŞHAŞ YAĞI


- HAŞHAŞİYE | GELİNCİKGİLLER ile/||/<> GELİNCİKGİLLER

( botanik Yaprakları almaşlı genelde tek çiçekli ve ışınsal simetrili taç ve çanak yaprakları gösterişli erkek organları çok sayıda ve bir ya da birkaç sıra dizili meyveleri kapsül lomentum ya da ince uzun kapsül şeklinde olan bir ya da çok yıllık otsu çalmışı bazen de ağaçsı türleri olan dünyada 28 cins ve 250 kadar türle ülkemizde ise 5 cins ve 45 kadar türle temsil edilen bir familya )

( POPPY FAMILY )

( PAPAVÉRACÉES )

( PAPAVERACEAE )


- HASÎB[Ar.] ile HASÎB[Ar.] ile HÂSİB[Ar.]

( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )


- HÂSİF[Ar. < HUSÛF] ile HASÎF[Ar.]

( Sararmış, rengi, parlaklığı kalmamış. İLE Aklı başında, olgun, hasâfetli. )


- HAŞIL -ile

( Dokumacılıkta kullanılan, unlu ya da çirişli sıvı. [ÇİRİŞ: Çirişotunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karıştırılarak tutkal gibi kullanılan, esmer, sarı bir toz.] )


- HASIL[Ar. < HÂṢİL] ile/||/<> ...

( yeni başak tutmaya başlamış yeşil ekin yeni başak tutmaya başlamış yeşil ekin Yerel ağızlarda daha çok başak tutmaya başlamış arpa olarak kullanılır qaṣīl noch in grünem Zustand gesch nittene Gerste Yerel ağızlarda daha çok başak tutmaya başlamış arpa olarak kullanılır qaṣīl noch in grünem Zustand gesch nittene Gerste )

( QAṢĪL )


- HÂSIL OLMAK değil/yerine/= OLUŞMAK/ORTAYA ÇIKMAK/TÜREMEK


- HAŞIL ile/||/<> ...

( 1 Bulgur pilavı Çağlayan Kars 2 Suda un kaynatılarak yapılan bulamaç Akseki Antalya Ağızlarda haşıl ve haşil buğday mısır veya darı yarmasından yapılan bir yemek olarak da geçer xašil paste made by boiling water and flour into which yarn is dipped to stiffen it a dish coocked during festival of Saint Sargis made of poxind parched wheat flour vinegar and water Bläsing AL 142 FO 29 40 71 Dankoff ALT 229 yerel ağızlarda olgunlaşmamış kavun olarak kullanılan hışırı yanlışlıkla haşıl maddesinde saymıştır Dankoff ALT 269 hışırı hoşur hışır maddesinde de vermiştir Bläsingin belirttiği gibi haşlamak suda kaynatarak pişirmek fiilinin haşıldan gelip gelmediği araştırılmaya muhtaçtır Tietze 276 59 haşılı Arapça Suriye ḫaşīn bain de gomme ou damidon où lon beigne les fils de soie et de coton biçimiyle birleştirmiştir Ağızlarda haşıl ve haşil buğday mısır veya darı yarmasından yapılan bir yemek olarak da geçer xašil paste made by boiling water and flour into which yarn is dipped to stiffen it a dish coocked during festival of Saint Sargis made of poxind parched wheat flour vinegar and water Bläsing AL 142 FO 29 40 71 Dankoff ALT 229 yerel ağızlarda olgunlaşmamış kavun olarak kullanılan hışırı yanlışlıkla haşıl maddesinde saymıştır Dankoff ALT 269 hışırı hoşur hışır maddesinde de vermiştir Bläsingin belirttiği gibi haşlamak suda kaynatarak pişirmek fiilinin haşıldan gelip gelmediği araştırılmaya muhtaçtır Tietze 276 59 haşılı Arapça Suriye ḫaşīn bain de gomme ou damidon où lon beigne les fils de soie et de coton biçimiyle birleştirmiştir )

( XAŠIL )


- HASIL ile HÂSIL[Ar.] ile HAŞIL

( Yeni başak tutmaya başlamış ekin. İLE Olan, ortaya çıkan, görünen. İLE Dokumacılıkta kullanılan, unlu ya da çirişli sıvı. [ÇİRİŞ: Çirişotunun kökünün öğütülmesiyle yapılan ve su ile karıştırılarak tutkal gibi kullanılan, esmer, sarı bir toz.] )


- HASIL ile HASILA


- HÂSILA[Ar.] ile/ve/<> HÂSILAT[Ar.]

( Bir işten elde edilen sonuç. Elde edilen kazanç. | Sonuç, netice. İLE/VE/<> Herhangi bir işten husûle gelen şeyler, temettü', yarar/fayda, îrât, vâridat, gelir, kazanç. | Ürün. )


- HASILAT, SİNEMA SALONU HASILATI | GELİR ile/||/<> GELİR

( Sinema Bir filmin herhangi bir sinema salonunda ya da oynatım süresi boyunca sağladığı para Kesintili gelir ya da kesintisiz gelir olarak ikiye ayrılır matematik Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar Aylık ürem kira özel gelir vb gibi 1 Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay 2 Emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş ücret bahşiş prim finansal araçlardan sağlanan faiz kâr payı gibi sermaye getirileri taşınmaz ve topraktan sağlanan kira rant iş göremezlik çocuk desteği sağlık işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb kaynaklardan elde edilen para miktarı Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların parasal değerleri gelir 1 gelir 2 Gelir getiren taşınmaz )

( BOX OFFICE, BOX OFFICE (TAKINGS, RECEIPT), TAKE | INCOME | 1. FILM COST, COSTS, PRODUCTION COSTS, 2. PRODUCTION COSTS )

( RECETTE (D'UN FILM), RECETTE-SALLE | RENTE | REVENU, RECETTE | 1. COÛT D'UN FILM, PRIX DE REVIENT DE FILM, DEVIS, FRAIS, 2. COÛT DE LA PRODUCTION )

( EINNAHME, FILMEINNAHME, FILMERTRAG, KASSENEINGANGEN | 1. FILMKOSTEN, HERSTELLUNGKOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN, AUFWENDUNGEN, 2. KOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN )

( INCASSO )

( ΕΙΣΠΡΆΞΕΙΣ / εισπράξεις )


- HASILAT, SİNEMA SALONU HASILATI | GELİR >< GİDER

( Sinema Bir filmin herhangi bir sinema salonunda ya da oynatım süresi boyunca sağladığı para. (Kesintili gelir ya da kesintisiz gelir olarak ikiye ayrılır). @@ (matematik) @@ Her tür hak ve işlerle taşınır ve durağan mallardan sağlanan yararlar. (Aylık, ürem, kira, özel gelir vb. gibi). @@ 1. Üretim etkinliklerine katılan üretim faktörlerinin yaratılan hasıladan bölüşüm sonunda aldıkları pay. 2. Emek faktörünün işlendirilmesinden sağlanan maaş, ücret, bahşiş, prim; finansal araçlardan sağlanan faiz, kâr payı gibi sermaye getirileri; taşınmaz ve topraktan sağlanan kira, rant; iş göremezlik, çocuk desteği; sağlık, işsizlik sigortası ve emeklilik gibi sosyal güvenlik kapsamındaki transfer ödemeleri ile şans oyunları vb. kaynaklardan elde edilen para miktarı.@@Bir üretim etkinliği sonunda yaratılan malların parasal değerleri. krş. gelir@@1. bk. gelir 2. Gelir getiren taşınmaz. )

( BOX OFFICE, BOX OFFICE (TAKINGS, RECEIPT), TAKE | INCOME | 1. FILM COST, COSTS, PRODUCTION COSTS, 2. PRODUCTION COSTS~1. FILM COST (BUDGET), COSTS, PRODUCTION COSTS, 2. PRODUCTION COSTS | EXPENDITURE | EXPENSE )

( RECETTE (D'UN FILM), RECETTE-SALLE | RENTE | REVENU, RECETTE | 1. COÛT D'UN FILM, PRIX DE REVIENT DE FILM, DEVIS, FRAIS, 2. COÛT DE LA PRODUCTION~1. COÛT D'UN FILM (DE LA PRODUCTION), PRIX DE REVIENT DE FILM, DEVIS, FRAIS, 2. COÛT DE LA PRODUCTION | DÉPENSE )

( EINNAHME, FILMEINNAHME, FILMERTRAG, KASSENEINGANGEN | 1. FILMKOSTEN, HERSTELLUNGKOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN, AUFWENDUNGEN, 2. KOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN~1. FILMKOSTEN, HERSTELLUNGKOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN, AUFWENDUNGEN, 2. KOSTEN, PRODUKTIONSKOSTEN )

( INCASSO~SPESA )

( ΕΙΣΠΡΆΞΕΙΣ / εισπράξεις~ΔΑΠΆΝΗ / δαπάνη )


- HASILAT ile HASILATLI


- HÂSILAT[Ar.] ile PARSA[Fars.]

( Ürün. | Gelir, kazanç. İLE Bir izleyici topluluğu önünde yapılan gösteriden sonra toplanan para. )


- HASILAT değil/yerine/= TÜM GELİR


- HASİL-I ZARP | ÇARPIM ile/||/<> ÇARPIM

( Çarpma işleminin sonucu matematik )

( PRODUCT )

( PRODUIT )

( PRODUKT )

( PRODUCTUS )


- HAŞILLAMAK ile HAŞIL ile HAŞILLI ile HAŞILSIZ


- HAŞÎM[Ar.] ile HÂŞİM[Ar.]

( Gösterişli, haşmetli. | Ezen, yaran, kıran, parçalayan. İLE [Çorba vb. şeylere] Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. )


- HAŞİM ile HAŞİM AGHAJARİ ile HAŞİMİ ile HAŞİMİ RAFSANCANİ

( HASHEM vs. HASHEM AGHAJARI vs. HASHEMI vs. HASHEMI RAFSANJANI )

( هاشم ile هاشم آغاجري ile هاشمي ile هاشمي رفسنجاني )

( CPEHESHAM ile CPEHESHAM AGHAJERY ile CPEHESHAMY ile CPEHESHAMY RAFSANJANY )


- HASIM ile/değil/yerine HISIM

( Yağı, düşman. İLE/DEĞİL/YERİNE Akraba, yakın. )


- HASIM/LIK ile HASIMCA


- HAŞİN[Ar.] değil/yerine/= KATI, KESKİN, SERT, KIRICI


- HAŞİNLEŞMEK ile HAŞİN/LİK


- HASİP HANIM YALISI :

( Rumelihisarı, Baltalimanı üzerinde bulunan bu tarihi yalı 18. yy. sonlarında yapılmış olup, Nasip Hanım'a aitti. 1902'de Posta ve Telgraf eski Nazırı Hüseyin Hasip Efendiye geçti. Tanker çarpması sonucu yıkılan yalı yeniden yapıldı ise de tarihi hüviyetini kaybetti. )


- HAŞIR HAŞIR ile HAŞIR HUŞUR ile HAŞIR NEŞİR


- HAŞIR-NEŞİR


- HAŞ(I)R-NEŞ(İ)R OLMAK ile YAKINLIK


- HAŞIR-NEŞİR ile/ve MED-CEZİR


- HASÎR[Ar.] ile HÂSİR[Ar. < HASRET] ile HÂSİR[Ar. < HASÂR | çoğ. HÂSİRÂN, HÂSİRÎN, HÂSİRÛN] ile HÂSÎR[Ar.]

( Feri gitmiş, donuklaşmış göz. | Hasret çeken. İLE Hasret çeken, merâmına nail olmayan. | Çıplak, silahsız, eliboş, savunmadan âciz. İLE Zarara, ziyana uğrayan. İLE Hasır. | Söyler ya da okurken dili tutulan. )


- HAŞIR ile/ve NEŞİR


- HASIR ile/||/<> YASTIK KAFESİ

( yastık kafesi Keçe yaparken kullanılan bitkisel yaygı Yalvaç Isparta ḥaṣīr Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerine de geçmiştir Macarca haszura da Balkan dilleri yoluyla alınmıştır ḥaṣīr Bulgarca Sırpça gibi Balkan dillerine de geçmiştir Macarca haszura da Balkan dilleri yoluyla alınmıştır )

( ḤAṢĪR )


- HASIRALTI değil HASIR ALTI


- HASIRLAMAK ile HASIRLANMAK ile HASIR ile HASIRCI/LIK ile HASIRLI ile HASIR OTU ile HASIR DEMİR ile HASIR ÇELİK ile HASIR OTUGİLLER


- HAŞIRTI ile HAŞIRTILI


- HAŞİŞÎ ile/||/<> HERBACÉE[Fr.] ile/||/<> OTSU

( botanik )

( HERBACÉE )


- HAŞİV, HAŞVİ KABİH ile/||/<> PÉRISSOLOGIE, TAUTOLOGIE[Fr.] ile/||/<> ARTIKLAMA

( Söz sanatı terimi Aynı fikri başka başka deyimlerle tekrarlama )

( PÉRISSOLOGIE, TAUTOLOGIE )


- HAŞİV | ŞİŞİRME ile/||/<> ŞİŞİRMEK ile/||/<> ŞİŞİRME

( Bir konunun gereksiz ayrıntılarla aşırı ölçüde genişletilmesi Söz sanatı terimi Bir konuyu uydurma ayrıntılar katarak geliştirmek ŞİŞİRME Amplification ŞİŞİRME Ampoulé Dövme işleminin yandan vurularak yapılanı Tanelerin nişasta kısmının jelatinleştirilmesi için nem basınç ve ısıya maruz bırakma işlemi Yemlere ekstrüzyon işlemi uygulandığında basıncın birdenbire düşmesi nedeniyle hacmin artması gibi )

( UPSETTING | POPPING )

( AMPLIFIER | REFOULEMENT )

( STAUCHUNG )


- HAŞİV[Ar.] değil/yerine DOLDURMA

( Doldurma. | Yazıyı ya da konuşmayı gereksiz ayrıntılarla uzatma. )


- HÂŞİYE | BE-DERGÂH | CUMBA | DİSLOKASYON | DERKENAR | MOSTRA | ÇIKMA ile/||/<> ÇIKMA ile/||/<> ÇIKMAK

( Bir oluşuğun ya da bir yapının yeryüzünde göründüğü yer ya da yüzey Sayfa yanlarına yazılan açıklayıcı kısa yazı Edirne Galata ve İbrahimpaşa saraylarındaki acemi oğlanların kapıkulu süvari bölüklerine ya da devlet hizmetlerine saray hizmetlerinde bulunan kimselerin de dış hizmete atanmaları Mimarlık Bir yapının giriş katının üzerindeki katlarında anaduvardan aşağı doğru cumbayı andıran çıkıntı Bir yapının üst katlarından önyüz çizgisi düzdiziminin dışına doğru taşan bölümleri Domates salatası Kamanlar Güdül Ankara Bir buzsul örgüsünün biçimleniminde birimlerin yerinden kayması Bir yazıya sonradan yapılan ekleme çıkma I çıkma II )

( EXPOSURE, OUTCROPE | JUTTING OUT | DISLOCATION | MARGINAL NOTE | COME UP | CROP, CROPPING, OUTCROP | EXIT )

( AFFLEUREMENT | APOSTILLE, ANNOTATION | SAILLIE | DISLOCATION | NOTE MARGINALE | REMONTE )

( AUFSCHLUSS, AUSBISS | VORSPRUNG, AUSLADUNG | VERSETZUNG | AUSFAHREN, ZUTAGEFAHREN | AUSGEHENDE )


- HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE


- HASİYET ile HASİYETLİ


- HASL ETMEK ile/ve/değil/yerine VASL ETMEK


- HAŞLAK, AHMET (İZMİR, 1971) :

( Pektim Spor Kulübünden transfer edildi ve iki sezon (1995 - 1997) lacivert - beyazlı kulüpte tescilli kaldı. Bu süre içinde 55 lig, 3 kupa olmak üzere 58 resmi ve ayrıca 29 özel maçla birlikte 87 maçta Sarıyer forması giydi. Lig maçlarında 5, özel maçlarda 2 gol attı. D.Ç. Karabükspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- HAŞLAK ile/||/<> SARILIK

( Sarılık )

( (AR. )


- HAŞLAMAK ile HAŞLANMAK ile HAŞLATMAK ile HAŞLAYABİLMEK ile HAŞLAK/LIK ile HAŞLAMLILAR


- HASLET ile HASLET-İ CEMÎLE

( Huy. İLE İyi huy. )


- FASTNESS[İng.] / RÉSISTANCE[Fr.] / FESTER ZUSTAND REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= HASLIK


- HASM[Ar.] ile HASM[Ar. çoğ. HUSÛM]

( Kesme, kesip atma, kesin olarak hal ve fasletme. İLE Düşman. | Karşı taraf, muhâlif. )


- HAŞMAT ile HAŞMETULLAH

( HESHMAT vs. HESHMATOLLAH )

( حشمت ile حشمتالله )

( HASHMAT ile HASHMETALLAH )


- HAŞMET[Ar.] yerine GÖRKEM


- HAŞMET ile HAŞMETLİ/LİK


- HAŞMET ile HEYBET

( MAJESTY vs. GRANDEUR )


- HASNÂ[Ar.] ile HASNÂ'[Ar.]

( Namuslu bayan. İLE Güzel bayan. )


- HASPA ile/||/<> ...

( düşüncesiz genç kız kuşku uyandıran genç kadın Yerel ağızlarda dert hastalık olarak kullanılır ḥaṣba Masern )

( ḤAṢBA )


- HAŞR Ü NEŞR[Ar.] değil/yerine/= TOPLANMA VE DAĞILMA


- HASR[Ar.] ile HASR[Ar.]

( Sıkıştırma, dar bir yerin içine alma. | Hereketten men etme, etrafını çevirme. | Mahsus kılma/kılınma. | Vakfetme, tahsîs etme. | Zaman ayırma. | Konuşurken ya da okurken tutulup kalma. İLE Böğür. | Bel. )

( HÂSIRA: Boş bögür. )


- HASR[Ar.] ile İHSÂR[Ar.]


- HAŞR değil/yerine/= TOPLA(N)MA


- HASRET ve/<> GURBET


- HASRET[Ar.] ile/değil HASLET[Ar.]

( Özlem. İLE Huy, doğa, mizac. )


- HASRET ile/ve HAYAL

( "Öldürür." İLE/VE "Diriltir." )


- HASRET ve/<> HÜZÜN


- HASRET değil/yerine/= ÖZLEM

( (")İnsan("), (")bireyler(") içinde, birey'e özlem duyarak yaşar. )


- HASRET ve/> SANAT

( Hasret ortadan kalktığında, sanat ortaya çıkar. )


- HASRET ve/<> SILA[Ar.]

( ... VE/<> Bir süre ayrı kaldığı bir yere ya da yakınlarına kavuşma. | Doğup büyüdüğü ve özlediği yer. )


- HASRETMEK ile HASREDEBİLMEK ile HASRET/LİK ile HASRETLİ/LİK ile HASRETSİZ/LİK


- HASRETMEK[Ar.] değil/yerine/= ÖZGÜLEMEK


- HAŞR[Ar.]-KALKMAK/KOPMAK -ile/ve/||/<>

( Gizlendiği yerden ortaya çıkmak.[HA-ŞA-RA > HA-ŞA-RE: Açıkta olmayan. Gizlendiği yerden çıkan.] İLE/VE/||/<> Oturduğu/görüldüğü yerden kalkmak.[Kıyam, kıyamet.] )


- HÂSS ile HÂSS

( Özel. İLE Saf, hâlis. )


- HÂSS[Ar. çoğ. HAVÂS] ile HÂSS[Ar. < HİSS] ile HASS[Ar.] ile HASS[Ar.]

( Özel, mahsus. | Hükümdarın kendine özgü olan. | Saf, hâlis. | Osmanlı döneminde, devletin büyüklerine ayrılan ve yıllık geliri yüzbin akçadan yukarı olan arazi. İLE Hisseden, duyan. İLE Birini bir işe teşvik etme, kandırıp ayartma. İLE Alçak, adi. | Marul. )


- HÂSS[Ar.] ile HUSÛS[Ar.]


- HASSA ile HASSAS

( Özgülük, özellik. İLE Duyum ve duyguları algılayan. | Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan. | Çabuk etkilenen. | Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan, çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan araç. )


- HASSA ile HASSAS/LIK ile HASSA ASKERİ


- HASSAS (KONU) ile ÖZEL (KONU)


- HASSAS YAN" ile "YUMUŞAK KARIN"


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS[Ar.]/SANTİMANTAL[Fr.] değil/yerine/= DUYARLI


- HASSAS değil/yerine/= DUYGAN


- HASSASİYET | DUYARLILIK ile/||/<> DUYARLILIK

( Duyu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği Duyu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği hassasiyet Duyarlılık )

( SENSIBILITY | PRECISION )

( SENSIBILITÉ )

( SENSIBILITÄT )


- HASSASİYET, HIZ, FİLM HIZI, SÜRAT, FİLM SÜRATİ | DUYARLIK ile/||/<> DUYARLIK

( Sinema Bir duyarkatın ışıktan etkilenme ışık etkisiyle gizli görüntü oluşturma yeteneğini anlatan genel terim Göz fotoğraf plağı ışıkgöze fotosellül gibi alıcıların ışık ışınlarından ya da elektro mağnetik dalgalardan etkilenme özelliği 1 Bir niceliği gösteren sayısal bir veride anlamlı sayamak sayısına göre belirlenen ve verinin kesinliğini belirten özellik çifte duyarlı sayı 2 Bilgi erişimde erişilen anlamlı belge sayısının toplam erişilen belge sayısına oranı Belirli bir yönde ya da genel olarak duyumları ve duyguları algılayabilme yeteneği 1 Bir etkiye uyarıya zaman ya da büyüklük bakımından verilen yanıt oranı 2Çözümsel kimyada kullanılan ayıraçla nitel ya da nicel olarak saptanabilecek en düşük nicelikteki özdek 3 Aygıtların belli büyüklükteki değişiklikleri saptayabilme sınırı Bir ölçme aracının ölçüm konusuna ilişkin ayrımcıkları saptama yeteneği duygunluk 1 genel uygulayım Bir patlayıcı özdeğin çarpma sürtme sıcaklık yükselmesi gibi uyarmalar karşısında gösterdiği tepki 2 fizik Göz fotoğraf plağı ışıkgözü gibi alıcıların ışık ışınlarından ya da elektromanyetik dalgalardan etkileme özelliği 3 fotoğrafçılık Bir fotoğraf katının ışın ışık etkisiyle gizli ya da görünür görüntü verebilme hızı 4 radyo Bir radyoelektrik alıcısının az ya da çok düşük sinyalleri yeterli bir biçimde alabilmesi Duygu alabilme ve uyartılara cevap verebilme yeteneği 1 Duyular yolu ile algılama yetisi duyu izlenimlerini alma yeteneği 2 Kantta Görüler sağlayan yeti insanda bilgiyi sağlayan bilgiyi oluşturan iki yetiden duyarlık ve anlık biri Duyarlık ile nesneler bize verilir anlık ile bu nesneler üzerinde düşünülür ve kavramlar oluşturulur 1 Bir uyarıma karşılık alınabilen tepkinin uyarıma oranı ile ölçülen nitelik 2 Bir telsiz alıcısının alınan dalgalara karşılık verebilme ölçüsü biyoloji zooloji terazinin ı fizik 1 Duyusal uyarımları alabilme yeteneği 2 Kantta Nesnelerin bizi uyarışı yüzünden tasarımlar edinme yeteneği duyarlık )

( SENSIBILITY, SENSITIVITY, FILM SENSITIVITY, SPEED, EMULSION SPEED, FILM SPEED, EXPOSURE INDEX | SENSITIVITY | PRECISION | SENSIBILITY, SENSITIVITY | SENSIBILITY )

( SENSIBILITÉ (DU FILM), RAPIDITÉ (DU FILM) | SENSIBILITÉ | PRÉCISION | SENSITIVITÉ | SENSIBILITÉ D'UNE BALANCE )

( EMPFINDLICHKEIT, FILMEMPFINDLICHKEIT, FILMSENSIBILITÄT | EMPFINDLICHKEIT | SENSITIVITÄT | SENSIBILITÂT | SENSIBILITÄT, SINNLICHKEIT )


- HASSASİYET değil/yerine/= DUYARLILIK


- HASSASİYET değil/yerine/= DUYARLILIK/DUYGUNLUK


- HASSASİYET ile/ve GÜÇ

( SENSITIVENESS vs./and POWER )


- HASSASİYET ile HASSASİYETLİ


- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET


- HASSAS/LIK ile DUYARLI/LIK

( SENSITIVE/NESS vs. AWARE/NESS )


- HASSAS/LIK ile/ve/<> PAYLAŞIM

( SENSITIVENESS vs./and/<> SHARING )


- HASSATEN[Ar.] değil/yerine AYRICA, ÖZELLİKLE


- HASSE | DUYU ile/||/<> DUYU

( İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği Uyarımları alma yetisi Başlıca duyular olan görme işitme tatma koklama ve dokunma duyuları duyu organları aracılığıyle alınır Ayrıca basınç ve ısı duyuları denge duyusu uzay duyusu zaman duyusu yön duyusu gibi duyular da vardır )

( SENSE )

( SENS )

( SINN )

( SENSUS )


- HASSE[Ar. < HÂṢṢA] ile/||/<> HASA

( hasa xāşa fine cotton cloth of a close texture called cossas xāṣṣa speciell privat nobel )

( XĀṢṢA )

( XĀŞA )


- HASTA NAKİL AMBULANSI değil SAYRI TAŞIMA ARACI, CANKURTARAN


- SAYRI/HASTA SAHİBİ ile/değil SAYRI/HASTA YAKINI


- HASTA ile/değil DANIŞAN


- HASTA ile/ve/değil/<> FARKLI

( [not] PATIENT/SICK vs./and/but/<> DIFFERENT )


- HASTA ile/değil/yerine HAYRAN/LIK

( SNOBİZM: Moda olan her şeye, yapmacıklı ve budalaca hayranlık. )


- HASTA ile KÖTÜ TAVSİYE ile KÖTÜ YETİŞTİRİLMİŞ ile KÖTÜ DÜŞÜNÜLMÜŞ ile TALİHSİZ ile KÖTÜ TERCİH EDİLEN ile KÖTÜ KAZANILMIŞ ile KÖTÜ EŞLEŞME ile KÖTÜ MUAMELE

( ILL vs. ILL ADVISED vs. ILL BRED vs. ILL CONSIDERED vs. ILL FATED vs. ILL FAVORED vs. ILL GOTTEN vs. ILL MATCHED vs. ILL TREAT )

( بدحالت ile غير دوستانه ile بطور ناقص ile بيمار ile ناخوش ile زيان آور ile دردمند ile غير عاقلانه ile غير متمدن ile نينديشيده ile موجب بدبختي ile نگون بخت ile غير جذاب ile نا مشروع ile ناهمرنگ ile بد استقبال کردن )

( بدحالت ile غير دوستانه ile BETOR NAGHS ile BEYMAR ile NAKHOSH ile ZYAN AVAR ile DARDMAND ile GHYR AGHALANEH ile GHYR MATMADAN ile نينديشيده ile MOJEB BADBAKHTY ile NEGON BAKHT ile غير جذاب ile NA MOSHRU ile NANPAMRANG ile BAD ESTEGHABAL KARDAN )


- HASTA değil PARASIZLIK


- HASTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIKINTILI


- HASTA ile/ve/değil/||/<>/< YASTA


- HASTAHANE ve OKUL

( BÎMÂR-HÂNE, MÂR-İSTÂN[BÎMÂR-İSTÂN'dan bozmadır] ve ... )

( XENODOCHIUM )


- HASTAHANE değil/yerine ŞİFÂHANE


- Hastahanede SUS!!!


- HASTALANMAK ile HASTALANDIRMAK ile HASTALANABİLMEK ile HASTA/LIK ile HASTACA ile HASTALIKLI/LIK ile HASTA BAKICI/LIK ile HASTA KAĞIDI ile HASTA HAKLARI ile HASTALIK TABLOSU


- Hastalarla KONUŞ!!!


- HASTALIĞI, ZİHİN/DÜŞÜNCE GÜCÜYLE:
"İYİLEŞTİRMEK" ile/ve/<>/değil/yerine İLERLEMESİNİ ENGELLEMEK


- HASTALIK GECİKTİRME ile/ve HASTALIK ÖNLEME


- HASTALIK KALINTISI | SEKEL ile/||/<> SEKEL[Fr. < SÉQUELLE]

( Bir hastalığın sonrasında ve ikincil olarak ortaya çıkan anormal durum )

( SEQUELA )

( SÉQUELLE )


- HASTALIK:
KİŞİLERDE ile/ve/değil/||/<>/< İLİŞKİLERDE


- HASTALIK SONRASI SÜMÜK (TADI) ile BALGAM (TADI)


- HASTALIK TIBBI ile/ve/||/<>/< SAĞLIK TIBBI


- HASTALIK YAPICI | PATOJEN[Fr. < PATHOGÈNE] ile/||/<> PATOLOJİ

( (Yun. pathos: ızdırap; genes: doğuran) Hastalık yapan herhangi bir mikroorganizma. @@ Hastalık yapan herhangi bir mikroorganizma. @@ Hastalık yapan herhangi bir madde veya mikroorganizma. @@ )

( PATHOGEN | PATHOLOGY~PATHOLOGY )

( PATHOGÈNE | PATHOLOGIE~PATHOLOGIE )

( PATHOGEN | PATHOLOGIE~PATHOLOGIE )

( PATOGENO~PATOLOGIA )

( ΠΑΘΟΓΌΝΟ / παθογόνο~ΠΑΘΟΛΟΓΊΑ / παθολογία )


- HASTALIK YAPICI | PATOJEN ile/||/<> PATOJEN ile/||/<> PATOJEN[Fr. < PATHOGÈNE]

( pathos ızdırap genes doğuran Hastalık yapan herhangi bir mikroorganizma Hastalık yapan herhangi bir mikroorganizma Hastalık yapan herhangi bir madde veya mikroorganizma )

( PATHOGEN | PATHOLOGY )

( PATHOGÈNE | PATHOLOGIE )

( PATHOGEN | PATHOLOGIE )

( PATOGENO )

( ΠΑΘΟΓΌΝΟ / παθογόνο )


- HASTALIK ile/ve/||/<> EN AĞIR HASTALIK

( Akılda ya da mantıkta/algıda/yorumda ise. [Çözüm/ü yoktur!] İLE/VE/||/<> Bunları hafife almaktır. )


- HASTA/LIK ile/değil FARKLI/LIK

( Özellikle Down Sendromu'nda. )


- HASTALIK ile/ve/değil/yerine HAL


- HASTALIK ile/ve/<> HASAR

( Daha çok, geçicidir. İLE/VE/<> Daha çok, kalıcıdır. )


- HASTALIK ile/ve/değil HASTA

( Hastalık yoktur, hasta vardır! [Her hastanın kendi özel/"karmaşık" durumu ve hastalığı vardır.] )

( [not] DISEASE/ILLNESS vs./and/but PATIENT/SICK )


- HASTALIK ile HASTALIKLAR

( DISEASE vs. DISEASES )

( دچارعلت کردن ile مرض ile امراض )

( DOCHARALAT KARDAN ile مرض ile EMRAZ )


- HASTALIK ile KALITSAL/IRSÎ HASTALIK

( DISEASE vs. HEREDITARY DISEASE )


- HASTA/LIK değil/yerine/= SAYRI/LIK / SAYRU


- HASTALIKLARDA:
GEÇTİ ile DÜZELDİ ile İYİLEŞTİ


- HASTALIKLARI TEDAVİDE:
DURDURMA ile/ve/||/<>/>/< GERİLETME


- HASTALIKLI BAĞIMLILIK ile/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI BAĞIMLILIK

( )


- HASTALIKLI ZAYIFLIK | KAŞEKSİ ile/||/<> KAŞEKSİ ile/||/<> KAŞEKSİ[Fr. < CACHEXIE]

( Kronik veya malignan bir hastalığın seyri sırasında meydana gelen ileri derecede zayıflama sıskalık Sıskalık Aşırı zayıflama )

( CACHEXIA | CACHEXIA, CACHEXY )

( CACHEXIE )


- HASTAHANE[Fars.] değil/yerine/= SAĞALTAY


- HASTANE/LİK ile HASTANE GEMİSİ ile HASTANE ENFEKSİYONU


- HASTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.]

( Hasta, rahatsız, sayrı. İLE Ayağa kalkmış. | Uzanmış. İLE İstenilmiş, istenilen. )


- HAŞV değil/yerine SÖZ

( Uzun ve yararsız, dolma/doldurma söz. DEĞİL/YERİNE ... )


- HAŞYET[Ar.] ile İTTİKÂ[Ar.]


- ------- (HAT)

( 2 EYE BROW, 2 BOTTOM EYE LASH, 2 UPPER EYE LASH AND HAIR )


- HAT | ÇİZGİ ile/||/<> ÇİZGİ

( Oyun alanını sınırlamak belirli ölçü ve bölgeleri göstermek amacıyla yapılan ayırıcı doğru Genellikle kireçli su ile çizilir İki uzak nokta arasında veri iletişim ortamı sağlayan herhangi bir bağlantı 1 doğru 2 öklit nuzayında her bir konacı t gibi bir değiştirgenin birer doğrusal işlevi olan noktaların kümesi Resim Kurşunkalem mürekkep ya da boya ile çizilmiş iz a çizim Matbaacılıkta çizgi çizilmesini sağlayan sarı demir Aksaray Niğde biyoloji matematik olukçuk Erkek dansçının yer değiştirmesine yarayan çizgi )

( LINE | UNE | FLOOR PATTERNS )

( LIGNE | TRAIT DE PLUME, LIGNE | TRAJET )

( LINIE | LINIE, STRICH | BODENWEG )

( LINEA )


- HAT | DOĞRULTU ile/||/<> DOĞRULTU

( Vuruşma duruşunda ya da bir çelgi çatmasında savut uçlarının gösterdiği yukarıdışarı yukarıiçeri aşağıdışarı aşağıiçeri diye adlandırılan dört yönden her biri Bir katman yüzeyinin yatay düzlemle kesiştiği çizginin öğlen dairesine göre yönü Katmanın uzandığı yönü gösterir Alanda yapılan bir örneklemede belli bir başlangıç noktasından yola çıkarak konut birimleri arasından örnek almak üzere izlenen yön Koşut olmayan iki sonsuz doğruyu birbirinden ayıran yönelim özelliği belli bir sonsuz doğrunun gösterdiği tek yol fizik matematik )

( LINE | STRIKE | DIRECTION )

( LIGNE | DIRECTION )

( STREICHEN | RICHTUNG )


- LINE VOLTAGE[İng.] / TENSION DE LIGNE[Fr.] / LINIE SPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT GERİLİMİ


- HAT, GÜZERGÂH | GEÇEK ile/||/<> GEÇEK

( ulaştırma 1 Ulaştırma ve iletişim ağlarının geçtiği yol 2 Ulaşımı sağlayan taşıtların uğradığı yerlerin tümü Seyyar merdiven Ordu )

( FORD, PLACE OF PASSAGE )

( PASSERELIE )


- HAT(HÜSN-İ HAT) ile/||/<> HATTAT

( Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı. İLE/||/<> Güzel yazı yazan sanatçı. )


- HAT SÂHİBİ ile/ve/değil/<> HAL SÂHİBİ


- HAT | SEKANS | MÜTEVÂLİYE | SIRA ile/||/<> SIRA

( Adçekme yoluyla karşılaşma sırasının belirlenmesi üzerine hazırlanan ve bu sırayı gösteren liste Sinema Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi Sıralanmış bir öğeler dizisi Dersliklerde öğrencilerin ders dinlemek ve çalışmak üzere oturdukları yer Bir çizelgede gözlemlerin yataylığına dizilmesinden oluşmuş dizilerden her biri sinema Bir senaryoyu oluşturan olgu düşünce görünümün çekim düzenini belirleyen sayı 2 elektrik Bir elektromotor kuvveti oluşturan çevrimden geçen çok evreli yedek dalgalı akımların düzeni matematik matematik )

( FIXTURE | ROW | SEQUENCE | BENCH | BANK | ORDER )

( RANG (DE FAUTEUILS) | SÉQUENCE | BANC | RANG | SUITE )

( ANSETZUNG, FESTSETZUNG | REIHE )


- HAT ile HAD

( LINE vs. LIMIT/BOUNDARY )


- HAT[Osm.] / LINE[İng.] / LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT


- HÂT ile/değil HATT


- HAT ile/||/<> HATT MÜSTAKÎM

( Çizgi. İLE/||/<> Doğru. | Varsayılan iki nokta arasını bağlayan en kısa çizgi. )


- HAT yerine/değil HÜSN-İ HAT


- HAT değil/yerine/= İLETİR


- HAT :/yerine ŞAPKA


- HAT ile/ve/> SATH ile/ve/> ŞEKİL

( Tek boyut. İLE/VE/> İki boyutlu. İLE/VE/> Üç boyutlu. )


- HATA/KUSUR ARAMAK/BULMAK (İÇİN/ÜZERE) ile/değil/yerine BİR EKSİĞİNİ/HATASINI (DAHA) DÜZELTTİRMEYE ARACI OLMAK


- HATA BULUCU ile ARIZA BULMA

( FAULTFINDER vs. FAULTFINDING )

( عيب جو ile خردهگير ile عيب گور ile نکته گير ile عيبجو ile منقد ile نکته گيري ile عيبجوئي )

( عيب جو ile KHARDEGGYR ile EYBE GOR ile NEKTEH GYR ile EYBEJOO ile منقد ile NEKTEH GYRY ile عيبجوئي )


- HATA | HATALI | YANLIŞ ile/||/<> YANLIŞ

( Sözeden dildeki yanlıştır birli yükleminin içlemi olan yanlış olma özelliği Doğruluk çizelgelerinde geçen Y ya da 0 simgesi bu özelliğin sözeden dildeki adıdır Krş doğruluk değeri doğru Tümdengelimci bir dizgede yapılan çıkarım ya da ulaşılan vargıların önsayıtlara aykırılığı 1 Doğru olmayan biçimsel düşünme yasalarına uymayan 2 Düşünülen şeyle uyuşmayan Karşıtı doğru 1 2 )

( FALSE, FALSITY | FALSE | WRONG | BUG )

( FAUX, LE FAUX | FAUX )

( FALSCH, DAS FALSCHE | FALSCH )

( FALSUS )


- HATA İZİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ATA İZİ


- HATA | KUSUR | YANILGI ile/||/<> YANILGI

( Yumrukoyunu kurallarına aykırı vuruş ya da davranış Bir niceliğin gerçek değeri ile ölçülen değer arasındaki fark Gözlenen bir değer ile onun gerçek ya da beklenen değeri arasındaki çıkarım Olasılıksal bir sapmayı belirtir Örneğin gözlem yanılgıları denklem yanılgıları önsav sınamasında birinci ve ikinci tür yanılgılar bir kestiricinin yanılgı kuşağı bu anlamda yanılgılardır Bir X sayısıyla onun bir Y yaklaşık değeri için YX sayısı Doğabilimsel ölçümlerde ölçü aygıtlarından insan değerlendirmelerinin yetersizliğinden kaynaklanan belirsizlikler Kaçakçılık sayılan durumlar dışında herhangi bir biçimde vergi kaybına yer vermeyi gerektirmeyen yanlışlar )

( ERROR | DEFECT, FAULT )

( ERREUR | DÉFAUT )

( FEHLER | IRRTUM, FEHLER )

( ERROR )


- HATA | KUSUR ile/||/<> KUSUR[Ar. < KUṢŪR]

( Bir yapı ya da yüzeyin düzgünlüğünü bozan bozukluk 1 Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması 2 Genetik anormalliklere neden olan allel 3 Ayıp )

( DEFECT | DEFECT, SHAME )

( DÉFAUT )

( FEHLER; FEHLSTELLE )


- HATA PAYI ile/ve/<> HATA OLASILIĞI


- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB


- HATA | YANILMA ile/||/<> YANILMA

( Sayılamada dikkatsizlik ya da unutkanlık yüzünden hesaplama işlemlerinde verilerin yorumlanmasında yapılan yanlışlık Yanlış olanı doğru olarak kabul etme ya da tersi )

( ERROR )

( ERREUR )

( IRRTUM )

( ERROR )