H ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.050 başlık/FaRk ile birlikte,
8.050 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(11/34)
- HAMSİ LİMANI KOYU :
( Garipçe köyü sınırları içindedir. Büyükliman Plajı ve Çalıburnu geçildikten sonraki koya Hamsi Limanı denir. Küçük bir koydur. Yat ve kotralar burada demirler. )
- HAMSİ ile ÇAÇABALIĞI
( ... İLE Hamsigillerden, küçük bir balık. )
( ... cum CLUPEA SPRATTUS )
- HAMSİ ile ÇERUKA
( Hamsigillerden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan, 10-12 cm. boyunda, ince uzun bir balık. İLE/VE Göl hamsisi. )
( ENGRAULIS ENCRASICHOLUS cum ... )
- HAMSİ ile/ve/değil/||/<>/< HAMSE
- HAMSİ ile/||/<> HAMSİ
( Engraulis eucrasicholus Kemiklibalıklar Teleostei takımının hamsigiller Culupeidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 1012 cm Eti çok lezzetlidir Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşar zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının hamsigiller Clupeidae familyasından 1012 cm kadar uzunlukta Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür Kemikli balıklardan hamsigiller Engraulidae familyasından boyu 20 cm kadar olabilen Akdeniz Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan bir tür R χαψί hamsi Rumencede hamsiè Bulgarcada xamsija Engraulis encrasicholus olarak geçer Rusçada xamsa biçimi kullanılır )
( ANCHOVY )
( ANCHOIS | ACHOIS )
( ANSCHOVIS )
( ENGRAULIS ENCRASICHOLUS | ENGRAULIS ENCRASICOLUS )
( ΧΑΨΊ / χαψί )
- HAMSİ ile HAMSİN ile HAMSİ EZMESİ ile HAMSİ ÇORBASI ile HAMSİLİ PİLAV ile HAMSİ BUĞULAMA
- HAMSİ ile TİRSİ[Yun.]
( Hamsigillerden, Akdeniz, Karadeniz ve Batı Avrupa kıyılarında yaşayan, 10-12 santimetre boyunda, ince uzun bir balık. İLE Hamsigillerden, yumurtalarını tatlı sulara bırakan bir tür balık. )
( ENGRAULIS ENCRASICHOLUS cum ALOSA ALOSA )
- HAMSİGİLLER ile/||/<> HAMSİGİLLER
( Yassıkurtlara arakonakçı türleri de bulunan çatal kuyruklu balıklar familyası Clupeidae clupea küçük bir tatlı su balığı Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının yumuşakyüzgeçliler Malacopterygii alttakımına giren bir familyası Vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallıdır Yan çizgileri bulunmaz Sırtları maviyeşil karınları ak olur Denizlerde yaşarlar Hamsi Engraulis eucrasicholus ringa balığı Clupea harengus çaça balığı C sprattus tirsi balığı Alosa alosa dişli tirsi A finta sardalya Sardina pilchardus türleri iyi bilinirler zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının yumuşak yüzgeçliler Malacopterygii alt takımından vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları ak denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya Kemikli balıklardan vücutları yandan basık ve kuyrukları çatallı yan çizgileri olmayan sırtları mavi yeşil karınları beyaz denizlerde yaşayan türlere sahip bir familya )
( HERRINGS )
( CLUPÉIDÉS )
( HERINGE )
( CLUPEIDAE | CLUPEA | CLUPEIDAE, CLUPEA: KÜÇÜK BIR TATLI SU BALIĞI | ENGRAULIDAE )
- HAMSİN[Ar. (Elli-50)]
( Erbain'den sonra gelen, 31 Ocak'ta başlayan elli günlük kış dönemi. )
- HAMULE | YÜK ile/||/<> YÜK
( Ruhsal sağaltımla ya da toplumsal yardımla uğraşan uzmanların belirli bir zamanda üzerinde çalıştıkları kişilerin sayısı 1 Osmanlılarda 100 000 akçe tutarında para 2 İpek için kullanılan bir ağırlık ölçeği 1 elektrik Bir nesnenin yüzeyinde biriken elektrik niceliği 2 fizik Çevresinde elektrik alanı yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği Çevresinde kıvıl alan yaratan artı ya da eksi alabilen temel tanecik özelliği niceliği 1 Bir özdeğin ya da bir ortamın eksicik önelcik dengesinin bozulması ile oluşan elektriklik hali 2 Bir elektrik çevriminin ya da bir işlergenin güç çıktısı 1 Gemiye taşınmak üzere yüklenilen her çeşit mal 2 Deniz mal taşımalarında sözleşmesi gereğince ödenen taşıma ücreti Reaktör kalbine konulan yeni yakıt unsurlarının tamamı 1 İşlem için fırın ya da yunağa bir kerede konan metalin ağırlığı 2 Bir nesnenin üzerine binen ağırlık )
( LOAD | CHARGE | 1-CHARGE, 2- LOAD | FREIGHT | CHARGE; LOAD )
( CHARGE | FRET, NOLIS )
( LADUNG | 1-LADUNG, 2- BELASTUNG | CHARGE )
- HAMUR KABARTMADA:
KARBONAT ile/<> KABARTMA TOZU ile/<> MADEN SUYU
- HAMUR ile BULAMAÇ
( ... İLE Sulu, cıvık hamur. | Bu koyulukta yapılan, türlü hamur yemekleri. )
- HAMUR ile/ve/<> ÇAMUR
- HAMUR[Ar. < HAMİR] değil/yerine/= SUVUN/YOĞRUM
- HAMUR[Ar. < HAMİR] ile YUFKA
( Unun su ya da başka sıvılarla yoğrulmuş durumu. | Kâğıtta tür, nitelik. | İyi pişmemiş [ekmek ve hamur işleri]. | Öz, asıl, maya. İLE Oklava ile açılan, ince, yuvarlak hamur yaprağı. | Sacta pişen bir ekmek türü. | İnce ve çabuk kırılır, dayanıksız. )
- HAMURLAMAK ile HAMURLANMAK ile HAMURLAŞMAK ile HAMUR ile HAMURCU/LUK ile HAMURSUZ ile HAMUR İŞİ ile HAMUR BOYA ile HAMUR TAHTASI ile HAMUR TATLISI ile HAMUR TEKNESİ ile HAMUR ÇORBASI ile HAMURSUZ BAYRAMI
- HAMUR/SUZ ile/ve/=/||/<> DÜNYA
- HÂMÛŞ/SÂKİT[Ar. < SÜKÛT]/SAMUT[Fars.] ile HAMÛŞ/HAMUŞ/HÂMUŞ/HÂMÜŞ[Fars.]
( Susmuş, sessiz. | Mevlânâ'nın bazı gazellerinde kullandığı takma adı/mahlası. İLE "HÂMÛŞ" sözü/sözcüğünün hafifletilmiş ve çeşitli kullanımları. [çoğ. HÂMÛŞÂN: Mevlevi mezarlıklarına verilen ad] )
- HAMUT ile/||/<> ...
( hamıt Araba atlarının boynuna takılan tahta halka Yalvaç Senirkent Isparta Yuva Buca Burdur Merzifon Amasya Bor Yenikent Niğde hamıt Uşak kamıt hamut boyunduruk Rusçadan alındığı anlaşılıyor Kumandıların kullandıkları kobut biçimi de Rusçadır Hamutun Slavcadan alındığını biliyoruz Kummet Tietze 2 s ZBalk 173 s 81 madde Räsänen FUF 29 200 V 154b Menges Oriens 1819 456 Kniezsa SzLJsz 211212 Sartçada moinça adı kullanır gömüldürük )
( KAMIT[Tatk.] )
- HÂN -ile
( Yemek, yemek sofrası. )
- HAN-HAMAM (SAHİBİ OLMAK/BİR)
- HAN ile HAN BEKÇİSİ
( INN vs. INN KEEPER )
( سراي ile مسافر خانه ile مسافرخانه ile رباط ile مهمان خانه ile مهمانخانهدار )
( SARAY ile MOSAFER KHANEH ile MOSAFARKHANEH ile RABAT ile MOTEOMAN KHANEH ile MOTEOMANAKHANEHDAR )
- HAN ile/||/<> HAN[Fars. < HÂN]
( 1Türk hükümdarlarına özgü bir san Sultan Selim Han gibi 2Doğu ülkelerinde yerli beyler ve Kırım girayları için kullanılan san 3Konaklama yeri Mimarlık Eskiden kent ve kasabalarda ya da önemli kavşak noktalarında yolcuların hayvanları ile birlikte konakladıkları içinde ahırları yatacak odaları bulunan yapı Ay kervansaray )
( AUBERGE )
( HERBERGE, WIRTHAUS )
- HÂN[Fars.] ile HÂN[Fars.] ile HÂN[Fars.] ile -HÂN[Fars.]
( Hükümdar, hakan. İLE Kervansaray, otel. | Büyük kentlerde, serbest mesleklerde çalışanların, oda ya da daire tutup çalıştıkları birkaç katlı yapı. | Dükkân, meyhane. İLE Yemek sofrası, üstüne yemek konulan tepsi, sini. | Aşçı dükkânı. | Yemek. İLE Okuyan, okuyucu, çağıran. )
- HAN ile HANE/LİK ile HANİ ile HANELİ ile HANT HANT
- HAN ile HANLAR
( KHAN vs. KHANS )
( خان ile خوانين )
( خان ile KHANYNE )
- HANA ile HATA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ana. İLE Ata. )
- HANÂN[Ar.] ile HÂNÂN[Fars. < HÂN]
( Yürek yufkalığı, acıma, merhamet. İLE Hükümdarlar, hanlar. )
- HANAY ile/||/<> HANAY
( I haney 1 haney 2 hanön 1 Salon Yukarıdinek Şarkikaraağaç Isparta haney 1 Özgüney Yalvaç Isparta 2 Sofa Bozüyük Bilecik haney 2 Dodurga Bozüyük Bilecik hanön Alayunt Tavşanlı Kütahya II Arı kovanlarının konduğu tek odalı yapıt Gökmenler Gedikli Çatak Kızılağaç Saimbeyli Adana Ağızlarda sofa hol olarak da kullanılır R ἀυὡι Oberstock Türkçe hanayın başındaki h sesi sonradan türemiştir )
( ἈΥὩΙ / ἀυὡι )
- HANÇER[Ar. < HANCER] ile/||/<> ...
( Bıçak biçiminde kilim deseni Saçıkara İslahiye Gaziantep Arapçadan alındığını biliyoruz Mısır Arapçasından ḫangar dagger poniard olarak geçer Yabancı dillerde de kullanılır Eski Türkçede hançere bögde adı verilir Leksika 566 )
- HANÇER ile CENBİYE/CEMBİYE
( ... İLE Yemenli'lerin, genç yaşlarından ölünceye kadar bellerinde taşıdıkları bir hançer. )
- HANÇER ile HANÇER OPERASYONU
( DAGGER vs. DAGGER OPERATION )
( خنجر ile دشنه ile عمل خنجري )
( KHANJER ile DASHNEH ile AMEL KHANJERY )
- HANÇERE | HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> HANÇERE ile/||/<> GIRTLAK
( gırtlak gırtlak anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
( VOCALCORDS )
( CORDES VOKALES )
( STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( LARINGE )
( ΛΆΡΥΓΓΑΣ / λάρυγγας )
- HANÇERE, BULUM | HANÇERE ile/||/<> SES TELLERİ | GIRTLAK
( bk. gırtlak @@ bk. gırtlak@@(anlamdaş. larinks): Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir. @@ (biyoloji) @@ Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan, akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi. Larinks. @@ Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde, nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri (ses dudakları) yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ. Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar, biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak, kalkan kıkırdak, ibriksi kıkırdaklar, armutsu kıkırdak adlarını alır. Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur. Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir. Gırtlağın, nefes alma durumunda, bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan, konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren, adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır. Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir. Bunlara bk. @@ anat. Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü, larenks. Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza, kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır. )
( VOCALCORDS~VOCALCORDS | VOCAL CORDS )
( CORDES VOKALES~CORDES VOKALES )
( ...~CHORDAE VOCALES )
( STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN~STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( LARINGE~CORDE VOCALI )
( ΛΆΡΥΓΓΑΣ / λάρυγγας~ΦΩΝΗΤΙΚΈΣ ΧΟΡΔΈΣ / φωνητικές χορδές )
- HANÇERE | GIRTLAK ile/||/<> GIRTLAK
( anlamdaş larinks Akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Memeli hayvanlarda ve insanda hava yolu görevinden başka ses çıkarma organı olarak da görevlidir biyoloji Memeli hayvanlarda ve insanda ses çıkarma organı olarak da görev yapan akciğerle soluyan omurgalı hayvanlarda soluk borusunun kıkırdak iskeletle desteklenmiş üst bölgesi Larinks Nefes borusunun bittiği ve ses borusunun başladığı yerde nefes borusunun en üst halkası üzerine oturtulmuş beş parça kıkırdaktan oluşan ve içindeki ses telleri ses dudakları yardımıyla insan sesinin oluşmasını sağlayan küçük kutu biçimindeki organ Gırtlağı oluşturan kıkırdaklar biçimlerindeki benzerlik dolayısıyla halka kıkırdak kalkan kıkırdak ibriksi kıkırdaklar armutsu kıkırdak adlarını alır Kalkan kıkırdağın ön üst kısmı erkeklerde âdem elması denilen bir çıkıntı oluşturur Gırtlağın yutma sırasında nefes borusunu kapatan kısmına da gırtlak kapağı denir Gırtlağın nefes alma durumunda bir ikiz kenar üçgen şeklinde açık kalan konuşma sırasında ibriksi kıkırdağı harekete getiren adalelerin veya ses tellerinin küçülmesi ile kapanan kısmı ses yarığı adını alır Gırtlağın önde halka ve kalkan kıkırdakların iç yüzüne bağlı bulunan ve gırtlağın ortasındaki iki kiriş oluşturan adale demetine ses telleri denir Bunlara anat Yutak ve soluk borusunu birbirine bağlayan solunum sistemi bölümü larenks Sesin oluşturulmasını sağlayan bu kısım mukoza kıkırdak ve kaslardan yapılmıştır )
( LARYNX )
( LARYNX )
( KEHLKOPF )
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> GIRTLAK ÜNSÜZÜ
( Derleme gırtlak sessizi gırtlak üfleme fonemi soluma fonemi gırtlak sürtünme fonemi Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz h h vb Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak veya dokunarak meydana getirdiği ses Türkçede ikincil sekunder h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde veya ağızlarda k h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür Hangi hanım daha ahçı aşçı yahşı haber yahacak yoh vb Dilimize Arapça ve Farsça yoluyla geçmiş cür et neş e mel un mü min gibi kelimelerde görülen ve birer kesme işareti ile karşılanan hemze hamza ve ayın ayn sesleri de aslında birer gırtlak ünsüzü durumundadır Ancak bu ses yazılışta ve söylenişte çok defa kullanıştan düşmüş durumdadır mevki mebde menba mesut neşe gibi )
( LARYNGAL | GLOTTAL CATCH, STOP | VOCAL CORDS )
( CONSONNE LARYNGALE | COUP DE GLOTTE | CORDES VOCALES )
( LARYNGAL, KEHLAUT | STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN )
( CONSONANTE LARINGALE )
( ΛΑΡΥΓΓΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / λαρυγγικό σύμφωνο )
- HANÇERE SAMİTİ | GIRTLAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> HEMZE ile/||/<> SES KİRİŞLERİ
( Derleme.. gırtlak sessizi, gırtlak üfleme fonemi, soluma fonemi, gırtlak sürtünme fonemi) Ciğerlerden gelen havanın gırtlaktaki yarı kapalı engellere çarpıp gevşemesi ile meydana gelen süreksiz ünsüz: h (h) vb. @@ Ses tellerinin soluk alma durumuna oranla birbirlerine daha çok yaklaşarak veya dokunarak meydana getirdiği ses. Türkçede ikincil (sekunder) h sesi ile dilimize Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerde veya ağızlarda k>h değişmesi ile oluşmuş h ünsüzü birer gırtlak ünsüzüdür. Hangi? hanım, daha, ahçı ( ( LARYNGAL | GLOTTAL CATCH, STOP | VOCAL CORDS~GLOTTAL CATCH, STOP~VOCAL CORDS ) ( CONSONNE LARYNGALE | COUP DE GLOTTE | CORDES VOCALES~COUP DE GLOTTE | HAMZA~CORDES VOCALES ) ( ...~...~CHORDAE VOCALES ) ( LARYNGAL, KEHLAUT | STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN~STOSS, SCHLIESSABSATZ, KNACKLAUT | KNACKLAUT, SCHLIESSABSATZ, GLOTTISSCHLAG~STIMMBÄNDER, STIMMLIPPEN ) ( CONSONANTE LARINGALE~COLPO DI GLOTTIDE~CORDE VOCALI ) ( ΛΑΡΥΓΓΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / λαρυγγικό σύμφωνο~ΓΛΩΤΤΙΔΙΚΌ ΚΛΕΙΣΤΌ / γλωττιδικό κλειστό~ΦΩΝΗΤΙΚΈΣ ΧΟΡΔΈΣ / φωνητικές χορδές ) ( Büyükdere Mahallesi sokaklarından biridir. Belediye görevlisi çavuş görevi sırasında ve görevi dışında hançerini belinden çıkarmamakta ısrar ettiğinden bu lakapla anılmış ve oturduğu sokağa "Hançerli Çavuş Sokak" adı verilmiştir. ) ( Rumelihisarlıdır. Ticaretle uğraşır. İki dönem R. Hisar muhtarı olarak görev yaptı. ) ( Bir mal ya da hizmetin üretiminde makine dışında el ve kolla harcanan emek el işi Makine kullanmadan el emeği ile yapılan iş el emeği ) ( HAND WORK ) ( Gülen, gülücü, güler, sevinçli. | Sürekli gülen. İLE Gülen, gülücü. İLE Gülüp duran. İLE Güleryüzlü. İLE Gülen. ) ( Karşılaşmadan önce yumrukoyuncularının milliyetinin, köşesinin, ağırlık sınıfının adı ve soyadı ile tanıtılması. @@ Bir oyun, kitap vb. için yazılan, eleştirel nitelikler taşıyan kısa oylumlu yazı. @@ Bir araştırıcının bağlı olduğu kurumu ve araştırmanın amacını belirterek kendisini sunması, ) ( Şarap, yıllanmış şarap. İLE Gülüp duran. ) ( 1. Özdeksel gereksinme ve zorunlukları karşılamak için el ve araçla yapılan iş. 2. El uzluğu isteyen işler. ) ( Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk Bir başarı ya da beceriyi engelleyici olumsuz özellik bozulma ) ( BREAKDOWN | HANDICAP | FAULT ) ( PANNE ) ( aksaklık başarısızlık Bir dizgenin işleyişini engeller nitelikte herhangi bir bozukluk Bir başarı ya da beceriyi engelleyici olumsuz özellik bozulma ) ( ERROR ) ( HANDICAP vs. HANDICAPPED vs. HANDICRAFT ) ( فلج ile معلول ile آوانس ile صنعت دستي ile دستورزي ile هنردستي ile هنر دستي ) ( FALAJ ile MALOOL ile AVANS ile SANAT DASTY ile DASTORZY ile NPANNARDASTY ile NPANNAR DASTY ) ( 1 İğne beden ve yardımcı malzemelerin uygun dizayn ve teknikle bir araya getirilmesiyle hazırlanan araçlara verilen ad 2 Mantara kasnağa veya makaraya sarılı olta takımının elde bulundurulan kelebek mantarıyla fırdöndü arasında yer alan kısım Yerel ağızlarda holta folta olarak da geçer vălta R βóλτα fishing tool consisting of a long line carrying a single hook Rumca βóλταnın İtalyanca voltadan geldiği açıktır Georgacasa göre Türkçe volta olta holta biçimlerinin Rumcadan geldiğine ilişkin açıklama kuşkuludur Türkiye Türkçesinden Çuvaşçaya geçtiği anlaşılan vălta biçimi düşündürücüdür Çuvaşçada buna benzer örneklere rastlanmaz Levitskaya ChuvSt 97103 olta üzerinde durmamıştır Ancak oltanın Oğuzca bir öge olmadığı açıktır ) ( HANDLINE ) ( ΒÓΛΤΑ / βóλτα ) ( Gümrük gözetimi altındaki eşyanın asli niteliklerini değiştirmeden istiflenmesi yerinin değiştirilmesi büyük kaplardan küçük kaplara aktarılması kapların yenilenmesi veya tamiri havalandırılması kalburlanması karıştırılması ) ( HANDLING ) ( Topa isteyerek ya da istemeyerek elle dokunma Kalecinin dışında bir oyuncunun topu elle tutması ya da topa elle dokunması ayaktopu kurallarınca yasaklanmış bir davranıştır ve ödek gerektirir ) ( HANDS ) ( HAND ) ( Ortak bakım ve yönetim kolaylıklarından yararlanan bir konutta yaşayan bir aile ya da birkaç kişilik bir küme ) ( HOUSEHOLD ) ( MÉNAGE ) ( HAUSHAIT ) ( Meyhane. İLE Ev. | Bir şeyin bölündüğü, ayrıldığı kısımlardan her biri. | Basamak.[matematik] | Hayâlî me'vâ. | Türk müziğinde bir müzik parçasının oluşturulduğu lâhnî topluluklara verilen bir ad. | Halk şairlerinin beyte verdikleri ad. ) ( Halk edebiyatı terimi Halk edebiyatında beyit ) ( Padişah çocuklarının bucak içindeki özel daireleri Mimarlık İçinde oturup barınılacak yapı 1 Yalnız bir ailenin oturabileceği biçim ve büyüklükte konut 2 Kat iyeliğine göre kullanılan çokbarklı yapılardaki bağımsız bölümlerden her biri Az öv öy üy öy öy Blk üy üy üy üy Tar öy Hal häv em Küer ep Bar ǖ Mad öm öp Alt Tel Kuğ üy ib Alt ǖ üg yurt Eski Türkçeden başlayarak kullanılır Orta Türkçede ev olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzlar ew biçimini kullanırlar Eski Kıpçakçada ev olarak geçer Kökenini bilmiyoruz Munkácsiye göre KCsA 1 314 Sümerce ab biçimiyle birleştirilebilir Hommel de Sümerce ab Türkçe ev eb arasındaki bağlantı üzerinde durmuştu Némethe göre Berzeviczy Arm 163 Csoma Arm 88 89 bu iki sözün birleştirilmesi olanaksız olmamakla birlikte inandırıcı değildir Doerfere göre TMEN 675 Munkácsinin evin Sümerceden geldiği yolundaki savı yanlıştır Polivanova göre ArOr 9 406 s 1 not Çinceden alınmıştır Çince ip köy Polivanov bu etimolojiyi çalışmalarında sık sık dile getirmiştir Stati 167 Sbornik naučnyx trudov 8588 167 Räsänen LTS 128 V 34a etimoloji vermemiştir Clauson ED 34 da etimolojik bir açıklama yapmamış ana anlamını dwelling place olarak vermiştir Ancak yerel koşullara bağlı olarak tent house olarak kullanıldığını da belirtmiştir Brockelmann OGM 18 c Sevortyan ÊSTJa 1974 513515 Polivanovun etimolojisini vermiş ancak onun Archiv Orientálníde çıkan yazısından söz etmemiştir Doerferin Halaççaya dayanarak evin päbden geldiği yolundaki savı düşündürücüdür KhalMat 279 280 291 Doerfer AOH 36 108 Menges CAJ 26 109112 Orta Korece ip Haus Japonca iba Haus biçimleriyle karşılaştırmıştır Brockelmann OGM 18 c Johansen Arat Arm 289291 Leksikada eb biçimi başlangıç olarak benimsenmiştir Fonetik rekonstrüksiyonunda sonundaki β b veya w v dudak ünsüzü dolayısıyla birtakım sorunlar göze çarpar Çuvaşçada evin karşılığının geçmediği göze çarpıyor O açıdan Çuvaşça avlan evlenmek biçiminin komşu diyalektlerden geçtiği açıktır Levitskaya ChuvSt 101 Çuvaşça pürt ev Mariceden alınmıştır Mar pört Çuvaşça śurt ev biçimi ise Türkçe yurtun karşılığıdır yurt Çuvaşlar kil sözünü de ev olarak kullanırlar Bu sözün kökeni karışıktır Türkçe gil ekiyle birleştirilmesi yanlıştır Samoyloviç JaSb 3 99102 Munkácsi KSz 6 184 Egorov ÊS 112 Räsänen StO 18 3 5 V 270a Ramstedt JSFOu 48 5 1516 Doerfer CAJ 29 171 Czeglédy MNy 49 175178 Harmatta MNy 49 178183 Golden KhazSt 241242 Kononov GrJaTRP 93 s 46 not Sirvaşidze ST l 1989 56 Çağdaş diyalektlerin bir bölümünde eve tura adı verilir Alt Tel tura Johansen Arat Arm 290291 Leksika 486 ) ( HOUSE, DWELLING ) ( MAISON ) ( HAUS ) ( ÖV[Az.]~ÖY[Tkm.]~ÜY[Nog.]~ÖY[Tatk.]~ÖY[Bşk.]~ÜY[Kklp.]~ÜY[Kzk.]~ÜY[Krg.]~EM[Şor.]~ÖP[Sag.]~IB[Hak.]~Ǖ[Şor.]~Ǖ[Alt.]~ÜG[Tuv.] ) ( Ev/ocak. VE/> Yerleşim birimi. VE/> Bucak, bölge. VE/> İlçe. ) ( KÖKTEN ASÎL VE BÜYÜK AİLE, OCAK ile CÖMERT ile KAPISI AÇIK ) ( DYNAST vs. DYNASTIC vs. DYNASTY ) ( سردودمان ile دودماني ile سلسلهاي ile دودمان ile خاندان ile سرسلسله ile سلسله ) ( SARDODMAN ile DODMANY ile SALSALEYAY ile DODMAN ile KHANDAN ile SARSALSALEH ile SALSALEH ) ( MÜRŞİT ) ( biyoloji 1 Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı 2 Böceklerde farinksin tavanı Palat Ağız boşluğunun üst kısmını çevreleyen ve belirli seslerin oluşmasında görev alan kubbemsi yer Damağın sert bir tavan oluşturan ön kısmına ön damak arka kısmına art damak art damağın geniz boşluğundan ayrılan kısmına da yumuşak damak adı verilir Bunlara Azerbaycan Türkçesi damag Türkmen Türkçesi damak Gagauz Türkçesi damak Özbek Türkçesi taňlay Uygur Türkçesi taňlay Tatar Türkçesi afiqaw Başkurt Türkçesi aňqaw taňlaw Krç Malk tıňılawuk Nogay Türkçesi taňlay Kazak Türkçesi taňday Kırgız Türkçesi taňday Alt taňday Hakas Türkçesi hurgah Tuva Türkçesi taalay Türkçesi kurgak til Rusça nyobo anat Omurgalı hayvanlarda ağzın tavanı palatum karelere ayrılmış zemin üzerinde on altı taşla iki kişi arasında oynanan oyun Az damag 1 damak 2 ağız 3 at ve eşekte damak şişmesi hastalığı damak 1 boğaz gırtlak 2 yemek tamak gırtlak Alt Tel Kaça tamak boğaz tabak boğaz tamax boğaz Eski çağlardan başlayarak kullanılır tamgak Orta Türkçede de tamgak olarak geçer Kâşgarlı Mahmud Oğuz ve Kıpçakların tamak biçimini kullandıklarını bildiriyor Eski Kıpçakça tamak biçiminin Kâşgarlı Mahmudun verdiği bilgiyi doğruladığını görüyoruz Brockelmanna göre OGM 52 tam Türkçe dam kökünden gak küçültme ekiyle yapılmıştır küçük duvar Räsänen MTS 101 de tamgak açıklamasına katılmıştır küçük örtü Ancak daha sonra bu açıklamadan vazgeçtiği anlaşılıyor Sözlüğünde V 460a Ramstedte SKE 254 uyarak Mançuca tama to put in ve Korece tāmda karşılıklarını veriyor Clauson ED 505 tam damlamak kökünden gelen bir türev olduğunu yazmıştır Kałużyński ME 25 Yakutça taŋalai tağalai Gaumen biçiminin Moğolca taŋlaidan geldiğini dile getirmiş Orta Moğolca taŋlai ile Türkçe tamgakı da karşılaştırmıştır Tatarca Kazan aŋkau der Gaumen biçimi düşündürücüdür ) ( PALATE ) ( PALAIS ) ( GAUMEN ) ( PALATUM: DAMAK ) ( DAMAG[Az.]~DAMAK[Tkm.]~TAMAK[Bşk.]~TABAK[Şor.]~TAMAX[Yak.] ) ( söz lakırdı konuşma Ağızlarda henek şaka alay olarak da geçer Azeri alanında hǝnǝk şaka eğlence olarak kullanılır Kürtçede de henek bavardage paroles inutiles olarak geçer hanak joking fun ) ( HANAK ) ( Derleme boğazlı damak sessizi damak fonemi damaksı damaksıl Dil sırtı yardımı ile öndamakta veya artdamakta meydana gelen ses g g k k ğ ğ h h n n y ünsüzleri gibi Dil sırtının tümseklenip ön veya art damağa yaklaşması veya dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri Kesmek gezmek ekmek kalın atkı yoğurt yiğit bañka yoñga kelimelerindeki k k g g ğ ve ñ ünsüzleri gibi Bunlardan k g dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri k g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır Boğumlanma noktaları hece kurdukları ünlülerin kalın veya ince oluşu ile ayarlanır eğer ağar zeñgin yañgın gibi Azerbaycan Türkçesi dilarxasi samit Türkmen Türkçesi boğaz çekimsizi damakçekimsizi Gagauz Türkçesi damaklı konson Özbek Türkçesi til órqa undósi Uygur Türkçesi B tilkäyni üzük tavus D til uçi käyni üzük tavuşi Tatar Türkçesi tel artı tartığı Başkurt Türkçesi aňqaw tartmqıhı til artı tutuğu Krç Malk tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş Nogay Türkçesi taňlaytartıgı tîl artı tartıgı Kazak Türkçesi til artı dawıssızı Kırgız Türkçesi tandayçıl ünsüz tıbış Alt taňday tuyuk tabış Hakas Türkçesi tîl soondagı ün çoh tapsag Tuva Türkçesi tıl soonuňajık eves ünü Türkçesi tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy Rusça zadneyazıçnıysoglasnıy zadnenyobnıy soglasnıy ) ( GUTTURAL | PALATAL | PALATALISATION ) ( CONSONNE GUTTURALE | PALATALE | PALATALISATION ) ( GUTTURAL, KEHLKOPFLAUT | PALATALE, GAUMENLAUT | PALATALISIERUNG ) ( CONSONANTE PALATALE ) ( ΟΥΡΑΝΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / ουρανικό σύμφωνο ) ( (Derleme., boğazlı, damak sessizi, damak fonemi, damaksı, damaksıl) Dil sırtı yardımı ile öndamakta veya artdamakta meydana gelen ses: g (g ), k (k), ğ (ğ), h (h), n (n), y ünsüzleri gibi. @@ Dil sırtının tümseklenip ön veya art damağa yaklaşması veya dokunması ile çıkarılan ünsüz türleri: Kesmek, gezmek, ekmek, kalın, atkı, yoğurt, yiğit, bañka, yoñga kelimelerindeki k / k /, g / g, ğ ve ñ ünsüzleri gibi. Bunlardan k / g, dil sırtının ön tarafı ile ön damak arasında boğumlandıkları için ön damak ünsüzleri; k / g ünsüzlüre de dil sırtının arka tarafı ile art damak arasındaki bölgede soğumlandıkları için art damak ünsüzleri adlarını alırlar. ğ ve ñ ünsüzleri her iki türde de yer alır. Boğumlanma noktaları, hece kurdukları ünlülerin kalın veya ince oluşu ile ayarlanır: eğer, ağar, zeñgin, yañgın gibi. @@ Azerbaycan Türkçesi: dilarxasi samit; Türkmen Türkçesi: boğaz çekimsizi ~ damakçekimsizi; Gagauz Türkçesi: damaklı konson; Özbek Türkçesi: til órqa undósi; Uygur Türkçesi: (B.Uyg.) tilkäyni üzük tavus ~ (D.Uyg.) til uçi käyni üzük tavuşi; Tatar Türkçesi: tel artı tartığı;Başkurt Türkçesi: aňqaw tartmqıhı; Kmk: til artı tutuğu; Krç.-Malk.: tilni art kesegi blaaytılgan kısık tawuş ~ tilni art keseği bla aytılgan tunakı tawuş; Nogay Türkçesi: taňlaytartıgı ~ tîl artı tartıgı; Kazak Türkçesi: til artı dawıssızı; Kırgız Türkçesi: tandayçıl ünsüz tıbış;Alt:: taňday tuyuk tabış; Hakas Türkçesi: tîl soondagı ün çoh tapsag; Tuva Türkçesi: tıl soonuňa'jık eves ünü; Şor Türkçesi: tildiň sooba aydılçatkan soglasnıy; Rusça: zadneyazıçnıysoglasnıy / zadnenyobnıy soglasnıy ) ( GUTTURAL | PALATAL | PALATALISATION~PALATAL~PALATALISATION ) ( CONSONNE GUTTURALE | PALATALE | PALATALISATION~PALATALE~PALATALISATION ) ( GUTTURAL, KEHLKOPFLAUT | PALATALE, GAUMENLAUT | PALATALISIERUNG~PALATALE, GAUMENLAUT~PALATALISIERUNG ) ( CONSONANTE PALATALE~PALATALE~PALATALIZZAZIONE ) ( ΟΥΡΑΝΙΚΌ ΣΎΜΦΩΝΟ / ουρανικό σύμφωνο~ΥΠΕΡΩΙΚΌ / υπερωικό~ΟΥΡΑΝΙΚΟΠΟΊΗΣΗ / ουρανικοποίηση ) ( Gümrüklü malların giriş arakorunacağa koyma geçici onanması ya da geldiği yere geri gönderme vb gibi belli bir gümrük yönteminin uygulanmasına değin konulduğu ambar koruncak ardiye vb gibi üstü kapalı düzenli ve güvenli yer Mimarlık Güneş ya da yağmurdan korunmak için dış kapı üstüne konulan tek eğimli dam genel uygulayım Üstü kapalı yanları açık olarak yapılmış tarım araçlarını arabaları uçakları vb barındırmaya yarayan yer Gümrükte malların depolandığı üstü kapalı yanları açık bir çeşit büyük ambar Boyunduruk ) ( TEMPORARY STORE | (OPEN)SHEL | OPEN SHED, TEMPORARY STORE | HLK. ) ( DÉPÔT TEMPORAIRE | HANGAR ) ( WETTERDACH, SCHUTZDACH ) ( Vücud ağırlığının kollar bacaklar ya da bir başka vücut bölümünde asılı tutulması ) ( HANGING ) ( SUSPENSION ) ( HANG ) ( Serranus cabrilla Kemiklibalıklar Teleostei takımının hanigiller Serranidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 25 cm Erdişidir Akdenizde yaşar zooloji İstanbulda gani izmarite benzer bir balık olarak geçer R χαννί Georgacas FT 134 157 Tietze Gr 1 244 295 Rumca χάννοςtan geldiğini yazmıştı Rumca χάννος Seebarsch Türkçede hanos hannos olarak geçer İstanbulda gani izmarite benzer bir balık olarak geçer R χαννί Georgacas FT 134 157 Tietze Gr 1 244 295 Rumca χάννοςtan geldiğini yazmıştı Rumca χάννος Seebarsch Türkçede hanos hannos olarak geçer ) ( COMBER | SERRANOS ) ( SERRAN CABRILLE | SERRAN CABRILLE, VIOLON, SONNEUR, CRABE | SERRANS ) ( SÂGEBARSCH | ZACKENBARSCHE ) ( SERRANUS CABRILLA | SERRA ) ( SCIARRANO ) ( ΧΑΝΝΊ / χαννί ) ( Nerede, ne oldu, nerede kaldı? | Ötekinin daha önceden bildiği bir şey kendine anımsatılmak istendiğinde kullanılır. | Verilen sözü anımsatan sözün başına getirildiğinde sitem anlatır. | Kimi zaman "bari" anlamında kullanılır. | "Doğrusunu söylemek gerekirse", "Kaldı ki, üstelik" anlamlarında kullanılır. İLE Hanigillerden, Akdeniz'de yaşayan, alaca kırmızı renkli orta büyüklükte bir balık.[Lat. SERRANUS CABRILLA] İLE Boşanmış.[ikisi için de] İLE Diyarbakır iline bağlı ilçelerden biri. ) ( (Serranus cabrilla) Kemikli-balıklar (Teleostei) takımının hanigiller (Serranidae) familyasından bir balık türü. Uzunluğu 25 cm. Erdişidir. Akdenizde yaşar. @@ (zooloji) @@ İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. || İstanbul'da gani 'izmarite benzer bir balık' olarak geçer. < R χαννί. Georgacas: FT 134/157. Tietze (Gr [1] 244/ 295) Rumca χάννος'tan geldiğini yazmıştı. Rumca χάννος 'Seebarsch' Türkçede hanos (~ hannos) olarak geçer. ) ( COMBER | SERRANOS~SERRANOS | SETRANOS ) ( SERRAN CABRILLE | SERRAN CABRILLE, VIOLON, SONNEUR, CRABE | SERRANS~SERRANS ) ( SERRANUS CABRILLA | SERRA~SERRA | SERRANIDAE, SERRA: TESTERE | SERRANIDAE ) ( SÂGEBARSCH | ZACKENBARSCHE~ZACKENBARSCHE ) ( SCIARRANO~SERRANIDI ) ( ΧΑΝΝΊ / χαννί~ΣΕΡΡΑΝΊΔΕΣ / σερρανίδες ) ( Küskün, dargın. | Gururlu. @@ İslâm dinine sımsıkı bağlı bulunan kişi. @@ Kaba. | Kaba bir biçimde. ) ( Serranidae serra testere Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının dikenliyüzgeçliler Acanthopterygii alttakımına giren bir familyası Çoğu denizlerde yaşayan 550 kadar türü vardır Berber balığı Serranus anthias hani S cabrilla benekli hani S hepatus yazılı hani S scriba sarı hani Epinepheles gigas levrek Morone labrax iyi bilinirler Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından çoğu denizlerde yaşayan bir familya Kemikli balıklardan ışın yüzgeçliler Actinopterygii alt sınıfından çoğu denizlerde yaşayan bir familya ) ( SERRANOS | SETRANOS ) ( SERRANS ) ( ZACKENBARSCHE ) ( SERRA | SERRANIDAE, SERRA: TESTERE | SERRANIDAE ) ( Çiçek. İLE Eşin/kadının eli ya da emeği, hizmeti, katkısı, bakımı. ) ( Hanımeligillerden, tırmanıcı, korularda, çalılıklarda yetişen bir bitki. | Bu bitkinin güzel kokulu çiçeği. İLE Hanımeligillerden, sarı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu ve tırmanıcı bir süs bitkisi. ) ( Yaklaşık 180 türü vardır. 100 kadarı, Çin'dedir. Avrupa ve Kuzey Amerika'da 20'şer türü vardır. İLE ... ) ( LONICERA CAPRIFOLIUM cum LEONICERA JAPONICA ) ( Yemini bozup altından çıkmayan. İLE Ettiği yemini yerine getirmeyen. ) ( Yaprak solucan arakonakçısı türleri de bulunan balıklar familyası Mullidae Mullus barbunya Omurgalı hayvanlardan balıklar Pisces sınıfının kemiklibalıklar Teleostei takımının dikenliyüzgeçliler Acanthopterygii alttakımına giren bir familyaVücutları büyük pullarla kaplıdır Denizlerde ve acı sularda yaşarlar Tropik bölgeden Kuzey Avrupa denizlerine doğru yayılmıştır Renkleri kırmızıdır Barbunya Mullus barbatus ve tekir M surmuletus iyi bilinen türleridir zooloji Balıklar Pisces sınıfının kemikli balıklar Teleostei takımının dikenli yüzgeçliler Acanthopterygii alt takımından vücutları büyük pullarla kaplı denizlerde ve acı sularda yaşayan kırmızı renkli bir familya Barbunya balıkları ) ( RED MULLETS | MULLETS ) ( BARBETS | MULLIDÉS ) ( MEERBARBEN ) ( MULLIDAE | MULLUS | MULLIDAE, MULLUS: BARBUNYA ) ( TEKKE, MERKEZ DERGÂH, PÎR EVİ, KÂBETÜ'L-UŞŞÂK ) ( Kervan yolları üstünde belirli aralıklarla yapılmış olan konaklama yapılarıdır. Genel adı "Han"dır. (Bkz. Ribat, Sultanhanı) Ticari ve yarı askeri sivil mimarlık örnekler olan bu yapılar, kent içlerinde de bulunabiliyordu. İLE/||/<> Anadolu Selçuklu döneminde çoğu sultanlar tarafından yaptırılan han ve kervansaraylar için kullanılan sanat tarihi deyimi. Genellikle biri kapalı, öteki açık avludan oluşan iki bölümlü bir şema gösterirler. Açık avlu ortasında "köşk mescit" bulunur. Taş süslemeler özellikle girişlerde yoğunlaşır. Her türlü konaklama gereksinimini karşılayan vakıf kuruluşlardı. İLE/||/<> Kaynağı ileri karakol anlamında olan yarı askerî yapılar. Sonradan, han ve kervansaraylar için geç döneme kadar kullanılan yerleşik bir terim. ) ( EV BARK, OCAK ) ( ÇOK ACIYAN, ÇOK ACIYICI [ALLAH'IN ADLARINDAN] ) ( Hakk yönünden. İLE/VE/+ Halk yüzünden. İLE/VE/+ ... İLE/VE/+ Hakikatte. ) ( FİRAVUN ile/ve/+ KÂRUN ile/ve/+ BELÂM ile/değil/yerine KENDİN ) ( İki ırmak arasındaki kent.[Vietnam'da] ) ( Yemek sofrası. | Üstüne yemek konulan tepsi. ) ( Karada. İLE/VE/DEĞİL/>< Suda. ) ( Hantallık, atâlete ve sonrasında da gittikçe kişinin kendini tüketmesine yöneltir/neden olur. ) ( bir işte aracılık yapan kimsenin aldığı komisyon Kökenini bilmiyoruz ) ( Ölüyü ilâçlamakta/tahnît etmekte kullanılan ilâç. İLE Dükkân. | Meyhane. ) ( Neyin ne olduğunu ve nasıl olduğunu/olmadığını görmek/anlamak. ) ( Hanya: Girit adasında bir kent. [ANYA değil HANYA!] ) ( Hindilere yedirilmek üzere mısır hamurundan yapılan küçük topçuklar Akpınar Eskişehir Toz veya yarı katı durumdaki ilaçların bağlayıcı maddelerle karıştırılıp hamur hâline getirildikten sonra yuvarlak oval silindirik küre vb biçimlere sokulmasıyla hazırlanan hamur kıvamında bir ilaç biçimi pil pilul ḥabb Dilimizde argoda bir içimlik afyon olarak da kullanılır ) ( ḤABB ) ( PILL ) ( Dokunma korkusu. Yunancada "dokunma" anlamına gelen ἁφή ("haphḗ") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşmaktadır. ( IMPRISON vs. IMPRISONED vs. IMPRISONMENT ) ( زندانکردن ile بزندان انداختن ile حبس کردن ile زنداني کردن ile محبوس ile حبس ) ( ZANDANKARDAN ile BOZANDAN ANDAKHTAN ile HEBS KARDAN ile ZANDANY KARDAN ile MOHBUS ile HEBS ) ( JAIL vs. JAILOR vs. JAILORS ) ( محبس ile دستاق ile زندان ile زندانبان ile زندانيان ) ( MOHBAS ile DASTAGH ile ZANDAN ile ZANDANBAN ile ZANDANYAN ) ( Erkeklerin döllenmemiş, haploid (tek set kromozomlu) yumurtalardan gelişip, dişilerin döllenmiş, diploid (çift set kromozomlu) yumurtalardan geliştiği üreme sistemidir. ( Tek takım kromozomlu gözeler. İLE Çift takım kromozomlu gözeler. ) ( Haploid tek set kromozom İLE diploid çift set. ) ( Formül: n İLE 2n ) ( Haploit tek kromozom seti (n) İLE diploit çift settir (2n) ) ( Formül: Gamet İLE vücut hücresi ) ( zooloji haploos basit eidos şekil Tek bir kromozom takımı kapsayan hücre ya da organizma Monoploit Kromozom sayısının yarıya inmesi sonucu oluşan n sayıda kromozom taşıyan hücreler monoploit 1 Bir birey veya bir hücrenin sahip olduğu homolog kromozomların her bir çiftinin yalnızca bir üyesi 2 Türe has kromozom sayısının yarısına sahip hücre ) ( HAPLOID ) ( HAPLOIDE | HAPLOÏDE ) ( HAPLOID ) ( Derleme hece düşmesi hece gizlenimi büzülme aşınma Ünlüyle biten bir kök veya gövdeden sonra ünlü ile başlayan bir kök veya ek getirilince ünlülerin çatışıp kaynaşmasından doğan hece kaybı cuma ertesi cumartesi ne asıl nasıl gideyim gidem gideceğim gidecem vb orta hece yutumu ) ( HAPLOLOGY, SYNCOPATION ) ( HAPLOLOGIE, SYNCOPE ) ( HAPLOLOGIE, SYNKOPE ) ( Orta hece yutumu. ) ( hecedüşmesi ) ( HAPLOLOGIE ) ( Kuarkların tek başına bulunamayıp hep bağlı hâlde kalmasıdır; ayırmaya çalıştıkça aradaki güçlü kuvvet artar, bu yüzden serbest kuark görülmez. @@ Kuarklar birbirine çok yaklaştığında güçlü kuvvetin tersine zayıflayıp onların neredeyse serbest davranmasıdır. İkisi güçlü kuvvetin iki yüzüdür: uzakta hapseder, yakında serbest bırakır. ) ( Formül: IR ~ UV ) ( MÜTEATTIS: Aksıran. ) ( ) ( SNEEZING/STERNUTATION vs. PHOTIC SNEEZE REFLEX(AUTOSOMAL-DOMINANT) COMPELLIN HELIO OPHTALMIC OUTBURSTS) ) ( NAHNAHA: Öksürük. | Hırıltılı soluma. ) ( TO SNEEZE/STERNUTATION vs. TO COUGH ) ( Eşek. İLE Diken. ) ( Eşek. İLE Diken. İLE Hor, hakir, aşağı, bayağı. | Yiyici, yiyen. İLE Yıkılmış. ) ( tarım haras Räsänen UJb 19 103 yanlışlıkla Tatarcada avlu olarak kullanılan aran sözüyle birleştirmiştir ) ( HARAS ) ( Harabat ehlini hor görme! Defineye mâlik virâneler var." @@ "Ârifim ben!" diye hiçbir kimseye tan etme sen, ( DERGÂH ) ( Eski zamanlardan kalma kent kale ve duvar yıkıntıları Mimarlık Eski çağlardan kalma yıkıntı Yapı kalıntısı harabe Oruçbey Türkoğlu Maraş ) ( RUIN | RUINS ) ( RUINE | RUINES ) ( RUINE | RUINEN, TRÜMMER ) ( Bir yerden, bir kimseden zorbalıkla alınan para. | Osmanlı Devleti'nde Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü oldukları vergi. | Osmanlı Türklerinde genellikle toprak sahiplerinden devletçe alınan vergi. @@ Osmanlı Devleti'nde gümrük vergisi. | Zorla alınan para. @@ Topraksız köylüden alınan kazanç vergisi. ) ( 1 Osmanlılarda genel olarak toprak sahibi olan bireylerden devletçe alınan vergi 2 Osmanlılarda Müslüman olmayanların devlete ödemekle yükümlü bulundukları kafa ve toprak vergisi 1 Osmanlı İmparatorluğunda müslüman olmayan kişilerin elinde bırakılan araziden ve elde edilen üründen alınan vergi cizye 2 Bir yerden bir kimseden zor kullanarak alınan para ) ( TRIBUTE ) ( Haraç adlı vergileri toplayan görevli ) ( TRIBUTARY ) ( TRIBUTAIRE ) ( TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR ) ( ESATTORE DEL TRIBUTO ) ( ΦΟΡΟΕΙΣΠΡΆΚΤΟΡΑΣ / φοροεισπράκτορας ) ( Haraç adlı vergileri toplayan görevli. ) ( TRIBUTARY~TRIBUTARY ) ( TRIBUTAIRE~TRIBUTAIRE ) ( ...~TRIBUTARIUS ) ( TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR~TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR ) ( ESATTORE DEL TRIBUTO~TRIBUTARIO ) ( ΦΟΡΟΕΙΣΠΡΆΚΤΟΡΑΣ / φοροεισπράκτορας~ΥΠΟΤΕΛΉΣ / υποτελής ) ( Haraca bağlanmış vergi ödeyen Erdel Osmanlı devletine haraçlı bir beylikti ) ( TRIBUTARY ) ( TRIBUTAIRE ) ( TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR ) ( Haram nedir?
Kendi nefsine revâ görmediğini başkasına yapmaktır. ) ( Bir kiloluk demirden havayı çekseler, bir tondan ağır gelir. ) ( Din kurallarına aykırı olan, dinî bakımdan yasak olan, helal karşıtı. Caiz olmayana davet eden. İLE Yasak. ) ( Helâl damlar, haram akar. ) ( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Dinin hükümleri bakımından kullanılabilen. | Haram olmayan. ) ( FORBIDDEN and/>/also RESPECT/REVERENCE ) ( Haramda huzur ararsan, huzur sana haram olur. ) ( Bir devletin koruması altında ve uluslararası kurallara göre tâbi olarak hareket eder/di. İLE/VE Görünüşü ve davranışı ile korku veren, iriyarı adam. | Rum korsanlarına verilen ad. İLE/VE Deniz haydutu. ) ( Haksız saldırıları dava etme olanağı/hakkı söz konusudur. İLE/VE ... İLE/VE Hiçbir hak söz konusu değildir. ) ( hareni 1 Bakır ya da seramik tencere Aşağıdinek Şarkikaraağaç Senirkent Isparta Menteşe Denizli Saçıkara İslahiye Gaziantep Başkışla Karaman Akviran Çumra Konya hereni Küçükkabaca Uluborlu Isparta Kaşbaşlı Gerze Sinop Akbaş Kadıobası Güdül Ankara Yenikent Aksaray Niğde 2 Hamam kazanı Kuzköy Akkuş Ordu Yerel ağızlarda hereni olarak da geçer harānī a cauldron kettle Türkçe kazan kazgan biçimiyle birleştirilmesi olanaksızdır Bulgarca xaranija ve Sırpça harànija arànija biçimleri Türkçeden alınmıştır Rumcaya da χαρανί olarak geçmiştir ) ( HARĀNĪ ) ( haral 1 Büyük çuval Yalvaç Isparta Esnemez İnönü Eskişehir Beyceli Fatsa Ordu Güdül Ankara Çukurçimen Çumra Başkışla Karaman Konya haral Akbaş Güdül Ankara 2 Sırt küfesi Derekuşculu Görele Giresun Anadolu ağızlarında kullanılan haral biçimi benzeşmezlik dissimilation yoluyla oluşmuştur Az xaral büyük torba ġirār Ziegenhaarsack Bulgarca xarar ve xaral ve Sırpça hàrar biçimleri Türkçeden alınmıştır ) ( ĠIRĀR ) ( Bir dizge ile çevresi arasında iş yapmayla ilgisi olmayan ve moleküllerin düzensiz devinimleri sonucu oluşan bir erke aktarımı türü 1 genel uygulayım Bir ortam ya da özdek sıcaklığının artmasına yol açan erke 2 fizik kimya a Bir özdeği ısıldevingen bir durumdan daha yüksek sıcaklıktaki ısıldevingen duruma götürmek için verilmesi gereken erke b sıcaklık 1 Canlı varlıkların vücudundaki sıcaklık derecesi 2 Fiziksel bir olaya dayanarak belirli bir ölçü üzerine kurulmuş olan sıcaklık ve soğuklık derecesi Bir özdeği ısıldevingen bir durudan dahayüksek sıcaklıktaki ısıldevingen duruya götürmek için verilmesi gereken erke niceliği Bir özdeğin öğecikleri ya da özdecikleri düzeyindeki öteleme dönme ve titreşim devinimleri ile ilgili toplam erkesi coğrafya kimya biyoloji Bir özdeğin atomsal ya da molekülsel ötelenim dönüm ve titreşimlerinin kinetik erke biçiminde yayılım iletim ve ışınım yoluyla yayılan erkesi Bir cismin uzamasına genleşmesine buharlaşmasına erimesine sıcaklığının artmasına ve bir iş yapmasına sebep olan fiziksel enerji ) ( HEAT | TEMPERATURE | THERMAL, CALORIFIC ) ( CHALEUR | CHALEUR, CHAUD | TEMPÉRATURE | CHALEUR, CALORIE | CHALEUR; CHAUD | THERMIQUE, CALORIQUE ) ( WÄRME | WÂRME | HITZE | THERMISCH ) ( CALOR ) ( CALORE ) ( ΘΕΡΜΌΤΗΤΑ / θερμότητα ) ( Bir dizge ile çevresi arasında iş yapmayla ilgisi olmayan ve moleküllerin düzensiz devinimleri sonucu oluşan, bir erke aktarımı türü. @@ 1. genel uygulayım: Bir ortam ya da özdek sıcaklığının artmasına yol açan erke. 2. fizik, kimya: a. Bir özdeği ısıldevingen bir durumdan daha yüksek sıcaklıktaki ısıldevingen duruma götürmek için verilmesi gereken erke. b. bk. sıcaklık. @@ 1. Canlı varlıkların vücudundaki sıcaklık derecesi, 2. Fiziksel bir olaya dayanarak belirli bir ölçü üzerine kurulmuş olan sıcaklık ve soğuklık derecesi. @@ Bir özdeği, ısıldevingen bir durudan dahayüksek sıcaklıktaki ısıldevingen duruya götürmek için verilmesi gereken erke niceliği. @@ Bir özdeğin öğecikleri ya da özdecikleri düzeyindeki öteleme, dönme ve titreşim devinimleri ile ilgili toplam erkesi. @@ (coğrafya, kimya, biyoloji) @@ Bir özdeğin, atomsal ya da molekülsel ötelenim, dönüm ve titreşimlerinin kinetik erke biçiminde yayılım, iletim ve ışınım yoluyla yayılan erkesi. @@ Bir cismin uzamasına, genleşmesine, buharlaşmasına, erimesine, sıcaklığının artmasına ve bir iş yapmasına sebep olan fiziksel enerji. @@ ) ( HEAT | TEMPERATURE | THERMAL, CALORIFIC~THERMAL, CALORIFIC | THERMAL, CALORIC | THERMAL ) ( CHALEUR | CHALEUR, CHAUD | TEMPÉRATURE | CHALEUR, CALORIE | CHALEUR; CHAUD | THERMIQUE, CALORIQUE~THERMIQUE, CALORIQUE | THERMIQUE | CALORIFIQUE ) ( CALOR~... ) ( WÄRME | WÂRME | HITZE | THERMISCH~THERMISCH | THERMISCH, KALORISCH ) ( CALORE~TERMICO ) ( ΘΕΡΜΌΤΗΤΑ / θερμότητα~ΘΕΡΜΙΚΌΣ / θερμικός ) ( coğrafya ) ( CHALEUR INTERNE ) ( biyoloji ) ( CHALEUR ANIMALE ) ( Kavga, gürültü, karışıklık. | Öfke, sinir. İLE Sığırın öd kesesinden çıkan taş. ) ( sığırın öd kesesinden çıkan taş Ağızlarda haraza yanında halaza da geçer Yerel ağızlarda taştan yapılmış kuyu ağızlığı kuyu bileziği olarak da kullanılır Radloff un verdiği herze biçimi yanlıştır ḫaraza Perle oder anderes auf einen Faden aufgezogenes kleines Schmuckstück Suriye ḫaraze anneau de verre grain ouperle de verre percé grain de chapelet percé pierre conique percée quon place sur lorifice dun puits pour servir de margelle Barthélemynin bildirdiğine göre Contre le mauvais oeil on emploie un morceau dalun percé et un grain de verre bleu quon enfile sur un cordon ) ( ḪARAZA ) ( Kök ufantıları ya doğrudan doğruya ya bitotu tozuyla karıştırılarak ya da sirkede kaynatılarak bit pire gibi dışasalaklara ve saçkırana karşı kullanılan ağılı ot Bohça otu ) ( WHITE ELLEBORE ) ( ELLÉBORE BLANC ) ( WEISSEN NIESSWURZ ) ( VERATRUM ALBUM | HELLEBORUS ORIENTALIS ) ( Buğdaygiller Gramineae Poaceae familyasından çok yıllık rizomlu sulak ve bataklık alanlarda yetişen otsu bir bitki Eski kaynaklarda da kargu ve kargı kamış kalın kamış ve kargı olarak geçer Az garğı gargı Eskiden kargının ok ve mızrak yapımında kullanıldığı göz önüne alınırsa ikinci anlamın sonradan geliştiği açık olarak anlaşılır Çağdaş diyalektlerde kargıya nayza adı verilir nayza nayza nayza nayza Bu adın Farsçadan alındığını biliyoruz nayza kargı Farsça adın da nāy nay kamış kökünden geldiği açıktır Türkçe kargı gibi Bulgarca kargija da Türkçeden alınmıştır BER 2 244 Eski ve yeni diyalektlerde silah olarak kullanılan kargıya süngü adı verilir süngü Eski kaynaklarda da kargu ve kargı kamış kalın kamış ve kargı olarak geçer Az garğı gargı Eskiden kargının ok ve mızrak yapımında kullanıldığı göz önüne alınırsa ikinci anlamın sonradan geliştiği açık olarak anlaşılır Çağdaş diyalektlerde kargıya nayza adı verilir nayza nayza nayza nayza Bu adın Farsçadan alındığını biliyoruz nayza kargı Farsça adın da nāy nay kamış kökünden geldiği açıktır Türkçe kargı gibi Bulgarca kargija da Türkçeden alınmıştır BER 2 244 Eski ve yeni diyalektlerde silah olarak kullanılan kargıya süngü adı verilir süngü ) ( GIANT REED, REED ) ( CANNE, CANNE D'INDE, CANNE DE PROVENCE ) ( ECHTES PFAHLROHR, GROSSESSCHILF ) ( ARUNDO DONAX ) ( 1 Osmanlı devleti ile henüz barış halinde bulunmayan bir antlaşma yapmamış olan devletler ve bu devletlerin uyrukları 2 Osmanlı ülkelerinde tecimle uğraşan yabancı uyruklulara verilen ad ) ( Ateşli silahların içini temizlemekte kullanılan çubuk, harbe. | Doğru, hilesiz, temiz, mert. İLE Savaşla ilgili. Osmanlı Devleti'yle henüz barış durumunda bulunmayan, bir antlaşma yapmamış devletler ve bu devletlerin uyrukları. | Osmanlı ülkelerinde ticaretle uğraşan yabancı uyruklulara verilen ad. ) ( Tarabya'da çarşı içinde ve Karakolun karşısındadır (M.1996). Tamamıyla mermer olan çeşme dört sütunludur. Çatının cephe yüzlerinde "Bismillahirrahmanirrahim" besmele yazısı yer almaktadır. Ön cephedeki kitabesinin üst kısmında hayratı yapan Harbiye Çiçek'in bir resmi konulmuş, alttaki kitabede şöyle bir yazı vardır: Harbiye Çiçek hayratı, 1996". Çeşmenin suyu memba suyu olup, üç cephesindeki musluğundan su akışı vardır. Çeşme aslında 1972 yılında bir kısım Tarabyalı hayırsever tarafından yapılmıştır. Ancak, Harbiye Çiçek isimli hayırsever tarafından bugünkü duruma getirilmiştir. ) ( Savaş işleri. İLE Subay yetiştiren yüksekokul, Harp Okulu. İLE Elmadağ - Taksim ile Pangaltı - Nişantaşı arasındaki bölgenin adı. ) ( Harcanan para. | Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. İLE Bir yerden, birinden zorbalıkla alınan para. ) ( Ne yazık ki, üniversiteler, harç değil haraç topluyor! En kısa sürede düzeltilmesi ümidiyle... ) ( Harcanan para, masraf. | Yükseköğrenim öğrencilerinin ödemek zorunda olduğu katkı payı. | Giysiler dikilirken kullanılan tamamlayıcı ya da süsleyici şeyler. | Bahçıvanlıkta, değişik nitelikteki toprak vb. maddelerin karıştırılmasıyla hazırlanmış toprak. | Bir yemeğin yapılmasında kullanılan ve tat veren maddelerin tümü. | Resmî işlerde, devlet veznesine yatırılan para. | Yapıda tuğla ya da taşların örgüsünü sağlamlaştırmak, duvarları sıvamak için kullanılan, toprak, saman, kum, kireç, çimento vb. şeyleri su ile kararak yapılan karışım. İLE/VE/||/<> Herhangi bir yapıdaki yüzeyleri düzgünleştirmek için kullanılan, yarı akışkan, kum, kireç, çimento karışımı ya da toprak harç. | Bir yapının, duvarlarına sürülen, ince harç tabakası. ) ( [not] TO SPEND vs./but TO USE ( Kazanmak için etrafındakileri harcayanların elde edeceği şey "galibiyet" değil yalnızlıktır. ) ( TO SPEND vs. TO CONSUME ) ( EXPENDABLE vs. EXPENDITURE ) ( مصرف پذير ile برآمد ile مخارج ) ( MASRAF PAZYR ile برآمد ile MOKHARJ ) ( THE MONEY TO SPEND vs./and THE MONEY TO SAVE ) ( Bulundukları yerden bir başka yere gönderilen görevlilere yol ve gittikleri yerlerdeki oturum giderlerini karşılamak üzere verilen para Sürekli ya da geçici olarak resmen görevlendirilen kişilere yolculuk ve konaklama giderleri için yapılan ödeme yolluk ) ( TRAVELLING EXPENSES | TRAVEL PAY, TRAVEL ALLOWANCE ) ( FRAIS DE VOYAGE ) ( Hard küçük yüksek yük Al³⁺, soft büyük polarize Hg²⁺. ) ( Formül: HSAB teorisi ) ( Asit ve bazların sınıflandırılması. ) ( Formül: Hard-Hard > Hard-Soft ) ( Sertlik özelliği gösteren Az sǝrt sard cold disagreeable unpleasant ) ( HARD ) ( DUR ) ( HART ) ( SARD ) ( SƎRT[Az.] ) ( Turpgillerden, deriyi yakıcı nitelikte olan ve tohumu, tıpta kullanılan, tadı acı bir bitki. | Bu tohumun toz durumuna getirilmiş ya da sirke ile karıştırarak yapılmış macunu. İLE Hekimlikte, iç sürdürücü olarak kullanılan hardal türlerinden biri. ) ( BARASSICA ALBA cum SINAPIS ALBA )- HANÇERLEMEK ile HANÇERLENMEK ile HANÇERLETMEK ile HANÇER ile HANÇERE ile HANÇER ÇİÇEĞİ
- HANÇERLİ ÇAVUŞ SOKAK :
- HANCI, ORHAN (1923 - 202) :
- HAND WORK[İng.] ile/||/<> EL EMEĞİ ile/||/<> HAND MADE[İng.] ile/||/<> EL İŞİ
- HAND :/yerine EL
- HANDÂN[Fars.] ile HÂNDE-KÂR[Fars.] ile HANDE-RÎZ[Fars.] ile HANDE-RÛY[Fars.] ile HANDE-ZEN[Fars.]
- HANDBILL/CREDENTIAL[İng.] değil/yerine/= PROSPECTUS[Fr.] değil/yerine/= TANITMA
- HANDERÎS[Ar.] ile HANDE-RÎZ[Ar.]
- HANDFUL :/yerine AVUÇ DOLUSU, AZ MİKTAR
- HANDICRAFT, TRADE[İng.] değil/yerine/= MÉTIER, ARTISANAT/ARTISAN, OUVRIER[Fr.] değil/yerine/= HANDWERKER[Alm.] değil/yerine/= ZANAAT[Ar. < ṢINĀʿAT]
- HANDİKAP, | AKSAKLIK ile/||/<> AKSAKLIK
- HANDİKAP"[İng. < HANDICAP] değil/yerine/= ENGEL
- HANDİKAP, | HATA ile/||/<> HATA ile/||/<> AKSAKLIK
- HANDİKAP ile ENGELLİ ile EL SANATLARI
- HANDLE :/yerine İDARE ETMEK, SAP
- HANDLINE[İng.] ile/||/<> OLTA[Yun.]
- HANDLING[İng.] ile/||/<> ELLEÇLEME
- HANDS[İng.] ile/||/<> HAND[Alm.] ile/||/<> ELLEME
- HANDSOME/BEAUTIFUL vs. LIKABLE
- HANE HALKI ile/||/<> HOUSEHOLD[İng.] ile/||/<> MÉNAGE[Fr.] ile/||/<> HAUSHAIT[Alm.] ile/||/<> EV HALKI
- HÂNE[Ar. < HÂNÂT] ile HÂNE[Fars.]
- HANE[Fars. < HÂNE] ile/||/<> ...
- HÂNE | HANE ile/||/<> EV
- HÂNE[Fars.] ile/değil/yerine/||/<>/< BASAMAK
- HANE[Fars.] ile/||/<>/> HANEDAN[Fars.]
- HANE[Ar.] ve/> KÖY[Fars. < KÛY] ve/> NÂHİYE[Ar.] ve/> KAZÂ[Ar.]
- HÂNE ile/||/<> MENZİL ile/||/<> RAB ile/||/<> MÜSTEGAL[ÇOĞ. MÜSTEGALLÂT] ile/||/<> TARÎK-İ HÂS
- HANEDÂN ile HANEDÂN ile HANEDÂN
- HANEDAN ile HANEDAN ile HANEDAN
- HANEDÂN değil/yerine/= SOY
- HANEDANLIK değil HANEDAN
- HANEF[Ar.] ile HAYF[Ar.]
- HÂNE-İ HAMMAR -ile
- HANEK[Ar. :
Damak.] değil/yerine SÖZ/KONUŞMA- HANEK ile/||/<> DAMAK ile/||/<> DAMA
- HANEK[Ar. < HANEK] ile/||/<> SÖZ, LAKIRDI / KONUŞMA
- HANEKÎ SOMİT | DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> DAMAK ÜNSÜZÜ
- HANEKÎ SOMİT | DAMAK ÜNSÜZÜ ile/||/<> DAMAKSIL ile/||/<> DAMAKSILLAŞMA
- HANG :/yerine ASMAK
- HANGAR | SUNDURMA ile/||/<> SUNDURMA
- [HANGİ]
(")HAKLA?(") (HİZMET)
ile/ve/değil/yerine/||/<>
AKLA? (HİZMET)- HANGİ İNSAN" ile/değil KAÇ KİŞİ (...DAN KURTULABİLMİŞ?)
- HANGİ ile HANGİ BİR ile HANGİ BİRİ
- HANGİLERİNLE/N değil HANGİLERİYLE
- HANGİMİZ ...? ile/ve/değil KAÇIMIZ ...?
- HANGING[İng.] ile/||/<> SUSPENSION[Fr.] ile/||/<> HANG[Alm.] ile/||/<> ASILMA
- HANİ ile/ve/||/<> ASLINDA
- HANİ ile BARİ
- HANİ ile/||/<> HANİ[Yun.]
- HANİ[Ar.] ile HANİ[Yun.] ile HÂNİ'[Ar.] ile HANİ[Ar.]
- HANİ[Yun.] ile/||/<> HANİGİLLER
- HÂNİF[Ar.] ile HANÎF[Ar. çoğ. HUNEFÂ] ile ANÎF[Ar.]
- HANİGİLLER ile/||/<> HANİGİLLER
- HANIMBÖCEĞİ = GELİNBÖCEĞİ
- HANIMELİ ile HANIM ELİ
- HANIMELİ ile TÜRÜZ OTU
- HANIMLAŞMAK ile HANIM/LIK ile HANIMELİ ile HANIM BÖCEĞİ ile HANIM EVLADI ile HANIM İĞNESİ ile HANIM HANIMCIK/LIK
- HANÎS[Ar.] ile HÂNİS[Ar.]
- Hanisiz KONUŞ!!!
- HÂNİYE FASİLESİ | BARBUNYAGİLLER ile/||/<> BARBUNYAGİLLER
- HÂN-KAH -ile
- HAN/KERVANSARAY ile/||/<> SULTANHANI ile/||/<> RİBAT
- HÂNMÂN -ile
- HANNÂN -ile
- HANNÂN ile/ve/+ MENNÂN ile/ve/+ DEYYÂN ile/ve/+ SÜBHÂN
- HANOI -ile
- HÂN/SÎNÎ[Fars.] -ile
- TİMSAH:
HANTAL ile/ve/değil/>< ÇEVİK- HANTALLAŞMAK ile HANTAL/LIK
- HANTALLIK ile/ve/> ATÂLET
- HANTAL/LIK ile/ve/değil/||/<>/< HAM/LIK
- HANÜMAN[Fars.] değil/yerine EV/BARK/OCAK
- HANUS SOLUTION[İng.] / HANUS LÖSUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HANUS ÇÖZELTİSİ
- HANUT ile/||/<> ...
- HANÛT[Ar.] ile HÂNÛT[Ar.]
- HANUT ile HANUTÇU/LUK
- ANYAYI KONYAYI ('YI GÖRMEK/GÖRÜRSÜN!) değil HANYA-KONYA ('YI GÖRMEK/GÖRÜRSÜN!)
- HANYA'YI-KONYA'YI GÖRMEK ile "EBESİNİN ÖREKESİNİ/AMINI/NİKAHINI" GÖRMEK
- HAP ile/||/<> HAP[Ar. < HABB]
- TABLET[İng.] / COMPRIMÉ[Fr.] / TABLETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAP
- HAPAZ ile/||/<> ...
- HAPAZLAMAK ile HAPAZ ile HAPAZLAMACI/LIK
- HAPHEPHOBIA[İng.] değil/yerine/= HAFEFOBİ
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )- HAPI YUTTUK" ile/ve/||/<> "AYVAYI YEDİK"
- HAPIR HAPIR ile HAPIR HUPUR
- HAPİS ile HAPSEDİLMİŞ ile HAPSETME
- HAPİS değil/yerine/= KISINGI
- HAPİSHANE ile HAPİSHANE KAÇKINI
- HAPİSHANE ile HAPİSHANECİ ile HAPİSHANECİLER
- HAPİSHANE değil/yerine/= KISINGIDAM
- HAPİS/LİK ile HAPİS OYUNU
- HAPLODIPLOIDY[İng.] değil/yerine/= HAPLODİPLOİDİ
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )- HAPLOİD ile DİPLOİD
- HAPLOİD ile/||/<> DİPLOİD
- HAPLOİT/HAPLOID[İng.] değil/yerine/= YARI KROMOZOMLU
- HAPLOİT ile/||/<> DİPLOİT
- HAPLOİT ile/||/<> HAPLOİT[Fr. < HAPLOÏDE]
- HAPLOLOGY, SYNCOPATION[İng.] ile/||/<> HAPLOLOGIE, SYNCOPE[Fr.] ile/||/<> HAPLOLOGIE, SYNKOPE[Alm.] ile/||/<> HECE YUTUMU | ORTA HECE YUTUMU
- HAPLOLOJİ[Fr.] -ile
- HAPLOLOJİ[Fr. < HAPLOLOGIE] ile/||/<> HECEDÜŞMESİ
- HAPLOLOJİ[Fr. < HAPLOLOGIE] değil/yerine/= ORTA HECE DÜŞMESİ
- HAPPEN :/yerine OLMAK, MEYDANA GELMEK
- HAPPENNED WHAT vs. NOT HAPPENNED WHAT
- HAPPY vs. PLEASED/GLAD
- HAPPY :/yerine MUTLU
- HAPPYNESS vs./and PEACE
- EAU OCCLUS[Fr.] / OKKLUDIERTES WASSER, EINGESCHLOSSENES WASSER[Alm.] ile/değil/yerine/= HAPSEDİLMİŞ SU
- HAPSETME ile/||/<> ASİMPTOTİK ÖZGÜRLÜK
- INCLUSION[İng.] / INCLUSION[Fr.] / EINSCHLUSS[Alm.] ile/değil/yerine/= HAPSETME
- HAPSETMEK" ile/değil BELİRGİNLEŞTİRMEK
- HAPSETMEK ile HAPSEDİLMEK ile HAPSETTİRMEK ile HAPSEDEBİLMEK
- HAPSETMEK değil/yerine/= KISINGILAMAK
- HAPŞIRIK ile HAPŞIRIKLI
- HAPŞIRIRKEN:
AÇIĞA/HAVAYA DOĞRU değil/yerine/>< ELİMİZLE/KOLUMUZLA AĞZIMIZI KAPATARAK- HAPŞIRMA ile AKSIRMA
- HAPŞIRMA ile IŞINSAL HAPŞIRMA YANSIMASI
- HAPŞIRMAK ile HAPŞIRTMAK ile HAPŞIRABİLMEK ile HAPŞIRIVERMEK ile HAPŞIRTABİLMEK
- HAPŞIRMAK ile ÖKSÜRMEK
- HAPSOLMAK değil/yerine/= KISINGILANMAK
- HAPTİK DISKRİMINASYON/HAPTIC DISCRIMINATION[İng.] değil/yerine/= DOKUNSAL AYIRT ETME
- HAPTİK/HAPTIC[İng.] değil/yerine/= DOKUNSAL
- HAPTO NOMENCLATURE[İng.] ile/değil/yerine/= HAPTO ADLANDIRMA
- HAPUR-HUPUR (YEMEK)
- HAPUR HUPUR/HAPPURU HUPPURU (YEMEK, "GÖTÜRMEK")
- HAR HAR (YAKMAK)
- HAR VURUP HARMAN SAVURMAK ile BOL KESEDEN HARCAMAK/SAVURMAK
- HÂR ile GÜLİZAR
- HAR ile HÂR
- HAR[Fars.] ile HÂR[Fars.] ile HÂR[Fars.] ile HÂR[Ar.][Fars.]
- HARA ile/||/<> HARA[Fars. < HÂRÂ | FR. < HARAS]
- HARÂBAT EHLİ[Ar.] ile/ve/||/<> DİVÂNE[Fars.]
Defter-ü-divâna sığmaz söz gelir, dîvâneden! )- HARÂBÂT[çoğ.][< HARÂBE] -ile
- HARABAT ile HARABATİ/LİK
- HARABE, VİRANE | ÖREN ile/||/<> ÖREN
- HARAÇ ile/değil/yerine/>< ARAÇ
- HARAÇ[Ar. < HARÂC] ile/ve/||/<> BAÇ[Fars. < BÂC] ile/ve/||/<> BÂD-I HAVA
- HARAÇ ile/||/<> HARAÇ[Ar. < HARÂC]
- HARAÇ ile HARAÇLI ile HARAÇÇI/LIK
- HARAÇÇI ile/||/<> HARAÇ ADLI VERGİLERİ TOPLAYAN GÖREVLİ
- HARAÇÇI ile/||/<> HARAÇLI
- HARAÇGÜZAR ile/||/<> TRIBUTARY[İng.] ile/||/<> TRIBUTAIRE[Fr.] ile/||/<> TRIBUTPFLICHTIG, TRIBUTÄR[Alm.] ile/||/<> HARAÇLI
- HARAKET değil HAREKET
- HARAKİRİ ile/ve/||/<> SEPPUKU
- HARALA-GÜRELE (YAŞAMAK, UĞRAŞMAK)
- HARAM Lİ AYNİHÎ ile/ve HARAM Lİ GAYRIHÎ
- HARAM ve HADD
- HARAM ile HARAM
- HARAM ile/ve HARAMA YAKIN MEKRUH
- [ne yazık ki]
HARAM ile/ve/değil/yerine/>< HELÂL- HARAM ve/>/hem de HÜRMET
- HARAM ile/değil/yerine/>< HUZUR
- HARÂM[Ar.] ile MAHZÛR[Ar.]
- HARAM ile/ve/||/<> MEKRUH ile/ve/||/<> MÜFSİD[Ar. < FESÂD]
- HARÂM[Ar.] ile SUHT[Ar.]
- HARAMA EL UZATILMAZ!" ile/>< "ÜZÜMÜ YE, BAĞINI SORMA!"
- HARÂMÎ/KORSAN[İt./Lat. < KORSO] ile/ve IZBANDUT[İt. SBANDATO < Cerm.] ile/ve EŞKIYÂ/PİRAT
- HARAM/LIK ile HARAMİ/LİK ile HARAMSIZ ile HARAM PARA ile HARAM LOKMA
- HARANI[Fars. < HÂRÂNĮ] ile/||/<> ...
- HARAP[Ar.]/VİRÂN[Fars.] değil/yerine/= YIKKIN/YIKIK
- HARAPLAŞMAK ile HARAP/LIK
- HARAR[Ar. < HARÂR] ile/||/<> ...
- HARARET | ISI ile/||/<> ISI
- HARARET | ISI ile/||/<> ISIL
- HARARET[Ar.] değil/yerine/= COŞKUNLUK
- HARÂRET[Ar.] değil/yerine/= ISI
- HARÂRET değil/yerine/= SICAKLIK; ISI; SUSUZLUK
- HARARET değil/yerine/= SICAKLIK/KIZINÇ
- HARÂRET-İ DÂHİLİYE ile/||/<> CHALEUR INTERNE[Fr.] ile/||/<> İÇ ISI
- HARARET-İ GARÎZİYYE değil/yerine/= DOĞAL ISI
- HARARET-İ GIRİZİYE ile/||/<> CHALEUR ANIMALE[Fr.] ile/||/<> DİRİKSEL ISI
- HARARETLENMEK ile HARARETLENDİRMEK ile HARARET ile HARARETLİ/LİK
- HARARETLİ değil/yerine/= COŞKUN/COŞKULU
- HARAZA ile HARAZA
- HARAZA ile/||/<> SIĞIRIN ÖD KESESİNDEN ÇIKAN TAŞ
- HARBAK-İ EBYAZ | AKÇÖPLEME ile/||/<> AKÇÖPLEME
- HARBE ile/||/<> KARGI
- HARBÎ[Ar. < HARBİ] ile/||/<> ...
- HARBİ ile HARBİ
- HARBİDEN yerine GERÇEKTEN
- HARBİ/LİK ile HARBİCİ/LİK
- HARBİYE ÇİÇEK ÇEŞMESİ :
- HARBİYE ile Harbiye ile Harbiye
- HARBİYE ile HARBİYELİ/LİK
- HARBOLITE[İng.] ile/değil/yerine/= HARBOLİT
- HARBOUR vs. JETTY vs. PIER vs. PORT vs. QUAY vs. WHARF
- HARÇ BİTTİ ve/||/<>/> YAPI PAYDOS
- HARÇ[Ar. < HARC] ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< HARAÇ[Ar. < HARÂC]/BAÇ[Fars. < BÂC]
- HARÇ ile !HARAÇ
- HARC ile/ve/> MECZ
- HARC ile SARF
- HARÇ ile/ve/||/<> SIVA
- HARCADIKLARINDAN KALANI BİRİKTİRMEK değil/yerine/>< BİRİKTİRDİKTEN SONRA, KALANI HARCAMAK
- Harcadıklarını/tükenenleri unut ve SUS!!! -ve
- HARCAMA değil/yerine/= GİDER
- HARCAMA ile HARCAMA KALEMİ
- HARCAMA ile/değil/yerine KULLANMA
TO USE instead of TO SPEND )- HARCAMA ile/ve/<>/> YALNIZLIK
- HARCAMAK ile HARCANMAK ile HARCATMAK ile HARCANILMAK ile HARCATILMAK ile HARCANABİLMEK ile HARCAYABİLMEK ile HARCAYIVERMEK
- HARCAMAK ile TÜKETMEK
- HARCAMALARINDAN KALANI TASARRUF ETMEK değil/yerine TASARRUFLARINDAN KALANI HARCAMAK
- HARCANABİLİR ile HARCAMA
- HARCANILACAK PARA ile/ve BİRİKTİRİLECEK/SAKLANILACAK PARA
- HARCIRAH | YOLLUK ile/||/<> YOLLUK
- HARCIRAH[Ar., Fars.] değil/yerine YOLLUK
- HARCIRAH[Ar.] değil/yerine/= YOLLUK
- TONKETTEN, MÖRTELMISCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HARÇLAMA
- HARD ASİT ile/||/<> SOFT ASİT
- HARD vs. TIGHT
- HARD-SOFT ACİD-BASE ile/||/<> HSAB KURAMSİ
- HARD[İng.] ile/||/<> DUR[Fr.] ile/||/<> HART[Alm.] ile/||/<> SERT[Fars. < SERD]
- HARD[Ar.] ile KASD[Ar.]
- HARD :/yerine ZOR, SERT
- HARDAL ile AKHARDAL
(1996'dan beri)