Bugün[02 Nisan 2026]
itibarı ile 14.419 başlık/FaRk ile birlikte,
14.419 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(58/59)


- DIFFUSIONSLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM/DİFÜZYON UZUNLUĞU


- DIFFUSIONSKAPAZITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM SIĞASI


- EMISSIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YAYINIM TAYFI/SPEKTRUMU


- NÂŞİR[Osm.] ile/değil/yerine/= YAYINLAYICI


- YAY/LI ile/ve/değil TEL/Lİ

( Eldeki. İLE/VE/DEĞİL Kemanın üzerindekiler. )

( At kuyruğundan. İLE/VE/DEĞİL Bağırsak, naylon ve çelik karışımından. )

( STRADIVARIUS: Meşhur keman yapımcısı tarafından yapılmış keman. [1643 - 1737] )


- YAZ LASTİĞİ ile KIŞ LASTİĞİ["KAR LASTİĞİ" değil!] ile DÖRT MEVSİM LASTİĞİ

( ... İLE Fren mesafesini kısaltır. İLE ... )

( Yaz lastiklerinin üzerinde yer alan diş desenleri ve kauçuk bileşimi, aracın, yola daha iyi tutunmasına yardımcı olur. Diş desenleri, kış lastiklerine göre daha az oyuğa sahiptir ve bu sayede, kauçuk maddesinin yola daha iyi temas etmesi sağlanır. Yaz lastiklerinde maksimum yol tutuşu amaçlanmaktadır. Ölçüsel olarak karakteristik özellikleri; [lastiğin taban/yanak oranı, taban genişliği, jant çapı vb.] aracın hız kapasitesini, ıslak ve kuru yol koşullarında performansını artırıcı etki göstermektedir. İLE Kış lastikleri, düşük sıcaklıklarda yani 7 °C'nin altındaki koşullarda da rahatlıkla kullanım sağlanması için özel olarak tasarlanmıştır. Kış lastiklerinin dişlerinin kauçukları, özel hazırlanmış bir kimyasal karışım ile üretilmiştir. Lastik dişleri, lastiklerin kış hava koşullarında kar tutmasını azaltıcı özellikte yapılmıştır. En önemli özelliklerinden biri, düşük sıcaklıktaki hava koşullarında yapısal özelliğini kaybetmemesidir. İLE Dört mevsim lastikleri, ıslak ve kuru olan yol koşullarında; yaz lastiklerinden daha kötü ancak yine de iyi bir performans sergilemektedir. Hafif karlı hava koşullarında da durumun geçiştirilmesine yardımcı olmaktadır. Dört mevsim lastiklerde; orta seviyede diş derinliği ve uzun diş ömrü vardır. )


- YAZICILARIN:
BULUNDUĞUNUZ ORTAMDA değil/yerine AYRI BİR (HAVALANDIRMALI) ODADA BULUNDURULMASI


- YAZIN(EDEBİYAT) ve POLİTİKA |
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
FELSEFE ve SU

( İnandırma "gücü". VE Kandırma "gücü".
İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/<
Uyandırma gücü/olanağı. VE Kaldırma gücü/olanağı. )


- YAZMALARIN KORUNMASINDA:
ISI ile/ve/||/<> BAĞIL NEM

( 18 - 20 °C ile/ve/||/<> %45 - 55 )


- YAZMALARIN KORUNMASINDA:
SEDİRAĞACI YAĞI / NARENCİYE / SERVİ / ZERDEÇAL

( Bir şey çekmeye yarar, ucu çengelli demir çubuk. )


- INTENSITY[İng.] ile/değil/yerine/= YEĞİNLİK


- ANEMONETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YELÖLÇER


- [ne yazık ki]
YEMEĞİN "YANMASI":
ATEŞ İLE ile/ve/||/<> TUZ İLE ile/ve/||/<> ACI BİBER İLE

( Yemekler, sadece ve doğrudan ateş ile değil fazla kullanılan tuz ya da acı biber, baharat vb. ile de yenilmez duruma düştüğünde kullanılan deyim. )


- YENİ ile GERİ (GELMEK)


- RECOMBINATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME ENERJİSİ


- RECOMBINATION RATE[İng.] / REKOMBINATIONSGESCHWINDIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME HIZI


- RECOMBINATION RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DE RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME IŞINIMI


- COEFFICIENT OF RECOMBINATION[İng.] / COEFFICIENT DE LA RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME KATSAYISI


- RECOMBINATION[İng.] / RECOMBINAISON[Fr.] / REKOMBINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YENİDEN BİRLEŞME


- YENİDEN TANIMLAMA ile ÇOĞALTMA


- YENİDEN ÜRETMEK ile/ve/<> ÇOĞALTMAK


- YENİDEN ile/ve/||/<>/> SÜREKLİ


- YENİLENEBİLİR ENERJİ ile/||/<> FOSİL ENERJİ

( Yenilenebilir doğal döngü sürdürülebilir, fosil sınırlı CO₂. )

( Formül: Güneş/rüzgar İLE kömür/gaz )


- YENİLENEBİLİR ile/ve ÇOĞALTILABİLİR

( RENEWAL vs./and ABLE TO INCREASE )


- YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<>/< ELEKTROMANYETİK ÇEKİM

( [Gücü] Elektromanyetik çekimden daha az. İLE/VE/||/<>/< Yer çekiminden daha fazla. )

( Çivi. İLE/VE/||/<>/< Mıknatıs. )


- DENSITÉ DE COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROMDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI YOĞUNLUĞU


- COURANT DE DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME AKIMI


- TEBEDDÜL-Ü MEVZİ[Osm.] / SUBSTITUENT[İng.] / DÉPLACEMENT[Fr.] / VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME/DEĞİŞTİREN


- YER DEĞİŞTİRME[İng. TRANSLOCATION] ile/||/<> ADDÜKTÖR KAS[İng. ADDUCTOR MUSCLE] ile/||/<> ANATOMİK POZİSYON[İng. ANATOMICAL POSITION] ile/||/<> BASİT TAŞIMA[İng. SIMPLE TRANSPORT] ile/||/<> DÖNÜŞÜM MUTASYONU[İng. TRANSITION MUTATION] ile/||/<> TRANSVERSİYON[İng. TRANSVERSION]

( Bir mutasyonun sabitlenmesidir. Var olan bir alelin yerini bir başkasının almasını da kapsar. @@ Kol ya da bacağın, vücudun orta düşey eksenine doğru yer değiştirmesini sağlayan kaslara verilen addır. "Yakınlaştırıcı kas" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Vücudun dik durduğu, her bir kolun vücudun yanına doğru asılı olduğu, avuç içlerinin açık ve dışarıya baktığı, bacakların ve altındaki üyelerin düz ve öne baktığı duruş planıdır. Anatomik pozisyon, vücudun ve organlarının vücut pozisyonuna bağlı olarak göreli biçimde yer değiştirmesi mümkün olduğu için kullanılan bir standarttır. @@ Prokaryotlardaki 3 taşıma sisteminden biri. (Diğer ikisi; ABC Taşıma sistemi ve Grup Yer Değiştirme) Sadece zar boyunca uzanan proteinlerden oluşur.E. coli'de laktoz; lak permaz ile taşınır. @@ DNA ya da RNA da iki pürin ya da pirimidin bazı arasındaki yer değiştirme. Dönüşüm mutasyonu tipi yer değiştirme transversiyon tipi yer değiştirmeden daha yaygındır. @@ Bir pürin bazının pirimidin bazıyla ya da tam tersi yer değiştirmesiyle oluşan mutasyondur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YER KAPLAYAN ile/ve/||/=/<> ARAZLARI TAŞIYAN


- YER YUVARI:
UÇUTYUVAR/KATMAN ile/ve/<> SU YUVARI/KATMANI ile/ve/<> TAŞ YUVARI/KATMANI(YER KABUĞU) ile/ve/<> SICAK YUVARI(MAGMA KATMANI) ile/ve/<> AĞIR YUVAR(ÇEKİRDEK KATMANI)

( 30.000 km. İLE/VE/<> 12 km. İLE/VE/<> 150 km. İLE/VE/<> ... İLE/VE/<> 5.000 km. )


- TACİL-İ İNCİZAB[Osm.] / GRAVITATIONAL ACCELERATION[İng.] / FALLBESCHLEUNIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YERÇEKİMİ İVMESİ


- KÜTLE/YER ÇEKİMİ OLGUSU ile/ve/||/<> KÜTLE/YER ÇEKİMİ KAVRAMI

( Herkes için. İLE/VE/||/<> Bilgin//aydın/âlim/filozof için. )


- KÜTLE/YER ÇEKİMİ ile/ve/<> AŞK

( Doğa'da. İLE/VE/<> İnsan'da. )

( Yerçekiminin tutumu, en yüksek bağlantıda olmaktır. )

( The attitude of the gratitude is the highest yoga. )

( In nature. VS./AND On Human. )

( GRAVITATION vs./and LOVE )


- KÜTLE/YER ÇEKİMİ ile/ve/||/<> ENERJİ

( F = G M1 M2 / r²

İLE

F = G q1 q2 / r² )

(

Çeşitli kentlerde yerçekimi nedeniyle hızlanma

Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2 Konum m/s2 ft/s2
Anchorage 9.826 32.24 Helsinki 9.825 32.23 Oslo 9.825 32.23 Copenhagen 9.821 32.22
Stockholm 9.818 32.21 Manchester 9.818 32.21 Amsterdam 9.817 32.21 Kotagiri 9.817 32.21
Birmingham 9.817 32.21 London 9.816 32.20 Brussels 9.815 32.20 Frankfurt 9.814 32.20
Seattle 9.811 32.19 Paris 9.809 32.18 Montréal 9.809 32.18 Vancouver 9.809 32.18
Istanbul 9.808 32.18 Toronto 9.807 32.18 Zurich 9.807 32.18 Ottawa 9.806 32.17
Skopje 9.804 32.17 Chicago 9.804 32.17 Rome 9.803 32.16 Wellington 9.803 32.16
New York City 9.802 32.16 Lisbon 9.801 32.16 Washington, D.C. 9.801 32.16 Athens 9.800 32.15
Madrid 9.800 32.15 Melbourne 9.800 32.15 Auckland 9.799 32.15 Denver 9.798 32.15
Tokyo 9.798 32.15 Buenos Aires 9.797 32.14 Sydney 9.797 32.14 Nicosia 9.797 32.14
Los Angeles 9.796 32.14 Cape Town 9.796 32.14 Perth 9.794 32.13 Kuwait City 9.792 32.13
Taipei 9.790 32.12 Rio de Janeiro 9.788 32.11 Havana 9.786 32.11 Kolkata 9.785 32.10
Hong Kong 9.785 32.10 Bangkok 9.780 32.09 Manila 9.780 32.09 Jakarta 9.777 32.08
Kuala Lumpur 9.776 32.07 Singapore 9.776 32.07 Mexico City 9.776 32.07 Kandy 9.775 32.07
)


- YERÇEKİMİ ile/||/<> KÜTLE ÇEKİM

( Dünya'nın çekimi,. İLE Genel çekim kuvveti.

Özgül ağırlık ve yoğunluk ölçümleri. )

( Formül: g=9.8m/s² İLE F=GMm/r² )

( Al-Biruni tarafından 1030 yılında keşfedildi/formüle edildi. (973-1048) (Ülke: İslam Dünyası) (Alan: Astronomi, Matematik, Coğrafya) (Önemli katkıları: Trigonometri, Dünya çapı hesaplaması) )


- YERÇEKİMİ ile YEREDOĞRULUM/YEREYÖNELİM/JEOTROPİZMA/GEOTROPİZMA

( Yer kütlesinin çekimi etkisiyle bir cismin, türlü bölümlerine uygulanan güçlerin bileşkesi. İLE Bitkilerde, kök ve sapların, yerçekimi etkisi ile belirli bir doğrultu almaları özelliği. )


- YERÇEKİMİNİN BİTTİĞİ NOKTA -ile

( 105 km. )


- YEREL EKSTREMUM ile/||/<> MUTLAK EKSTREMUM

( Yerel bölgesel, mutlak tüm tanım kümesindedir )

( Formül: Lokal İLE global )


- YERİN İÇ YAPISINDA:
ÇEKİRDEK ile/ve/||/<> MANTO ile/ve/||/<> KABUK

( 1.9 x 1027 g İLE/VE/||/<> 4.1 x 1027 g İLE/VE/||/<> 2.3 x 1025 g )

( [ortalama yarıçap] 0 İLE/VE/||/<> 3480 km. İLE/VE/||/<> 6350-6370 km. )


- YEŞİL ALAN ile/ve/||/<>/> BAHÇE


- YEŞİL/MAVİ ile/<> TİRŞE[Fars. < TERÂŞE]

( ... İLE/<> Yeşil ile mavi arası bir renk. )


- YETERİNCE ile/değil/yerine BELİRLİ BİR ÖLÇÜ/MİKTAR

( [not] ENOUGH vs./but CERTAIN DOSE
CERTAIN DOSE instead of ENOUGH )


- BRÜTERLINEARBESCHLEUNIGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YETİŞTİRİCİ DOĞRUSAL HIZLANDIRICI


- VEZİN[Osm.] / MASS, BULK[İng.] / MASSE[Fr.] / MASSE, HAUFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YIĞIN, KÜTLE


- YIKAR/YIKACAK ile YIKAR/YIKAYACAK

( Yıkamanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. İLE Yıkmanın geniş zamanlı tanımı/kullanımı. )


- YIKIM ile/ve/||/<> ÇÜRÜME


- YIKMAK ile/ve/||/<> YAKMAK/GÖYMEK


- YIL ile/||/<> HESAP

( Güneş yılının hassas hesabı: 365 gün 5 saat 46 dakika 24 saniye )

( Battani tarafından 900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (858-929) (Ülke: Harran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Trigonometrik tablolar, güneş yılı hesabı, astronomi) )


- YILA YAKIN:
"SÜREÇTE" değil SÜREDE


- YILDIRIM: Hem yerden, hem gökten! [Buluştukları ve çarptığı noktadaki eşik!] -ve


- YILDIZ KAYMASI" değil GÖKTAŞI

( "Yıldız kayması" diye adlandırılan durum, atmosfere girdiğinde, yanmaya başlayan, küçük göktaşlarıdır. )


- YILDIZ KÜTLELİ KARA DELİK ile/||/<> SÜPER KÜTLELİ KARA DELİK

( Yıldız kütleli kara delik 3-100 güneş kütlesi İLE süper kütleli kara delik milyon-milyar güneş kütlesidir. Yıldız kütleli yıldız çöküşü İLE süper kütleli galaksi merkezi oluşumudur. Samanyolu merkezinde Sgr A* 4 milyon güneş kütleli süper kütleli kara deliktir. )

( Andrea Ghez tarafından 2020 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1965-) (Ülke: ABD) (Alan: Astronomi) (Önemli katkıları: Samanyolu merkezindeki süper kütleli kara delik (Sgr A*) gözlemi, Nobel Ödülü (2020)) )


- YILDIZ PARALAKSI/IRAKLIK AÇISI ve/||/<>/> DOPPLER ETKİSİ/KAYMASI ve/||/<>/> FAUCAULT SARKACI

( 1838 ve/||/<>/> 1842 ve/||/<>/> 1851 )


- STELLAR SPECTRUM[İng.] / SPECTRE STELLAIRE[Fr.] / STERNSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YILDIZ TAYFI/SPEKTRUMU


- YILDIZ ile/||/<> KATALOG

( Zij-i Cedid yıldız kataloğu, 994 yıldız )

( Ulug Bey tarafından 1437 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1394-1449) (Ülke: Semerkant) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Zij-i Cedid yıldız kataloğu, Semerkant Rasathanesi) )


- YIRTMAK ile/ve/||/<> KOPARTMAK


- DISSIPATION FACTOR[İng.] / DISSIPATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM ÇARPANI


- DISSIPATION FUNCTION[İng.] / DISSIPATIONSFUNKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= YİTİM İŞLEVİ


- DISSIPATION LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YİTİM KAYBI


- KONDENSATIONSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA EĞRİSİ


- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI


- CONDENSATION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA KATSAYISI


- KONDENSATIONSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA SICAKLIĞI


- YOĞUNLAŞMA ve/||/<> FARKLILAŞMA ve/||/<> BELİRLEME


- YOĞUNLAŞMA ile/ve/<>/>< SEYRELME

( TEKÂSÜF[< KESÂFET] ile/ve/<>/>< TAHALLÜL[< HALL | çoğ. TAHALLÜLÂT][: Hallolma, parçaları birbirinden ayrılma. | [kimya] Ayrışma. ] )


- TEKÂSÜF[Osm.] / CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA


- YOĞUNLUK BAĞIMLI ile/||/<> YOĞUNLUK BAĞIMSIZ

( Bağımlı rekabet/hastalık, bağımsız doğal afet. )

( Formül: Populasyon boyutu etkili İLE değil )


- DENSITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK KİPLEMESİ


- DENSITY MATRIX[İng.] / MATRICE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK MATRİSİ


- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER


- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ


- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK


- DENSITOMETER, PYCNOMETER[İng.] / DENSIMÈTRE[Fr.] / DENSITOMETER, DICHTEMESSER, SENKWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER


- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- VERNICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK ETME


- YOK ETMEK ile/değil BİTİRMEK

( [not] TO DESTROY vs./but TO FINISH )


- YOK ETMEK ile ORTADAN KALDIRMAK


- YOK ETMEK ile/değil ÖRTMEK


- YOK ETMEK ile/değil/yerine YOK OLUŞ


- YOK OLACAK OLAN ve/<> YOK HÜKMÜNDE DE OLABİLİR


- YOK OLAN ile/değil/yerine ORADA OLAN


- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI


- ANNIHILATION[İng.] / ANNIHILATION[Fr.] / ANNIHILATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA


- YOK OLMA ile AZALMA


- YOK OLMA ile/ve/değil "BUHARLAŞMA"


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAĞILMA


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEME


- YOK OLMA ile/ve RÜZGÂRLIĞI KALMAMA


- YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK ile/ve ORTAYA ÇIKIŞTAN SONRA/Kİ YOKLUK

( NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST vs./and NONEXISTENCE AFTER EXISTENCE )

( PRADHAVAMSA-ABHAVA ile/ve PRAG-ABHAVA )


- YOK OLMAK ile/ve/=/değil VAR OLMAK


- YOK > VAR" değil VAR > YOK

( "Yok"tan var olmaz/çıkmaz! Önce "yok", olamaz! "Yok"tan, var'a öncelik olamaz! VE/FAKAT/ANCAK Var'ın olmamasına yok diyebiliriz. Ancak, var'dan, yok'a öncelik-sonralık ilişkisi kurulabilir. )


- YOK ile/değil ANLAMIN(IN) OLMAMASI

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./but LACK OF MEANING/SENSE )


- YOK ile/ve/değil/yerine CİSMİ OLMAYAN


- YOK ile DEĞİL

( LACK vs. NOT )


- YOK ile/ve/değil "DONMUŞ"(CEMÂDAT)

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and/but FROZEN )


- YOK ile/değil GEÇERLİ DEĞİL


- YOK ile/ve/değil/yerine GÖSTERİLEMEYEN


- YOK ile/değil HENÜZ/ŞU ANDA BİLİNMEYEN

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./but UNKNOWN AT THE MOMENT )


- YOK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAKSIZ


- YOK ile/ve PAYLAŞILABİLİR OLMAYAN

( NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and UNSHARED )


- YOK ile/ve/değil/yerine TESPİT EDİLEMEZLİK


- YOK ile/ve/değil/yerine VAR DEĞİL

( "YOK" değil/yerine "VAR DEĞİL"

Bazı kültürlerde, günlük dilde ve felsefede "Değil-leme" yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği'nde "YOK" sözünün kullanılmamasıdır. "Yok", kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, "yok" sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir biçimde belirterek, uyarır o kişiyi. Yok sözünü kullanmak yerine "Var değil", "Hak getire", "Hak vere" sözleri kullanılır. Aynı biçimde "Bitti" yerine de "Bereketlendi" kullanılır. (aynı zamanda "Bitirmek" yerine "Tamamlamak" sözcüğünü kullanmak zihin programlaması, olgusallık ve dil açısından daha da yerinde bir tanımdır.)

"Evet!" ve "Hayır!" sözcüklerinde de buna benzer, hatta daha da öte bir durum vardır. "Hayır!" sözü, her ne kadar olumsuzluk anlamında kullanılıyor olsa da, bu duruma verilen ad, o olumsuzluktan bir hayır gelmesini ya da geleceğini düşünmekle bağlantılı bir olumlu kılma sözüdür. Derinlere ve uzun geçmişe dayanan Anadolu Kültürü'nün, din ve tasavvuftan da yararlandığı yaşamsal ve dil üzerindeki bilge tutumlarının günlük dile ve halka yansıtma çabaları birçok örnekte görülebilir. "Çok ..." yerine "Yeterli"; "Almak" yerine "Edinmek"; "Fakat" değil "Aynı zamanda" gibi, durumun karşılığını daha derinlemesine verebilecek sözlerin kullanılmasına yönelik çabaları gözlemlemek ve bunlardan üst düzeyde yararlanmak gerekir.

Bu tür çabalar nesne, kavram, olgu ilişkilerinde insanın ve toplumların yaşanmışlıklarındaki derinliklerden ve geleceğe bir miras olarak bırakılmak istenen, insanlığın gelişimine olan etkilerini öngörerek varılmış tutum ve sonuçlardır. Önceki ve "Hayır!" örneğinde olumsuz bir sözün söylenmiyor olmasında bir yasak, haram ya da günah bilincinden çok, bilgece, bilinçli bir tutum söz konusudur.

Bu tutumlar sadece sözler için değil daha uygun karşılıkları bulunan davranışlar için de geçerlidir. Örneğin, birine -özellikle bir çocuğa- bir şey vermek istendiğinde, avuç aşağıya bakar biçimde uzatmak değil/yerine verilecek olanın, avucun içinde bulunduğu açık bir avuç uzatmaktır. Bu tür uygulama ve kavramlarda kullanılabilecek tanımlara da örnek olarak, "Aşure/Yemek Pişirmek" yerine/değil "Aşure Kaynatmak"; "Yemek"e yerine/değil "Lokma"ya katılmak/davet; ışığı/mumu/ateşi/ocağı "Söndürmek/Kapatmak" yerine/değil "Dinlendirmek"; "Yakmak/Açmak" yerine/değil "Uyandırmak"; "Ney Sesi" değil/yerine "Ney Sedâsı", "Ney Çalmak" değil/yerine "Ney Üflemek" dendiğini bilmeli; "Saç/sakal/kıyafet Düzeltmek" değil "Huy Düzeltmek" gibi hem zihinsel, hem yaşamsal kullanımlardan haberdar olmalı, kişi diline ve kendine gereken özeni ve önemi göstermelidir.

"Körü körüne Taklit" yerine/değil "Muhabbetle(Sevgiyle) Taklit" etmek, "Emir Eden" değil "Hizmet Eden" olmak, "Tutmak/Saklamak" yerine "Heybeye Atmak", "Hakkını Vermek" yerine "Hakkını Teslim Etmek" ve tüm bu ayrıntıları "Akılla Tartmak" yerine "Kalple Dinlemek" gerekir.

BU İNSAN DEDİKLERİ EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL
ÂDEM MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL )

( [not] LACK vs./and/but NOT EXIST
NOT EXIST instead of LACK )


- YOK ile/değil/yerine YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ


- YOK ile/ve YOKLUK

( NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and NONEXISTENCE )


- YOK ile/ve/değil ZORUNLULUĞUNUN OLMAMASI

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and/but LACK OF OBLIGATION )


- YOKLAMAK ile YOK-LAMAK


- YOKLUĞUN ESASI VE USÛLÜ ile VARLIĞIN ESASI VE USÛLÜ


- YOKLUK, YOKTUR değil YOKLUK, YOKTUR, YOKTUR!


- YOK/LUK ile/ve/<>/değil/yerine BELİRSİZ/LİK


- YOK/LUK ile/ve BİÇİMSİZ/LİK

( NONEXISTENCE vs./and UNSHAPELINESS )


- YOK/LUK ile/ve BOŞ/LUK

( Görünmezler, tecelli etmezler. )

( NONEXISTENCE vs./and BLANK | CAVITY )


- YOK/LUK ile/ve/<>/değil GÖRÜNMEZ/LİK, BİLİNMEZ/LİK

( AMÂ: Görünmezlik yeri/"ülkesi". )

( [not] NONEXISTENCE vs./and/<>/but INVISIBLE, UNKNOWN )


- YOK/LUK ile/değil MERKEZSİZ/LİK


- YOKLUK = NON-BEING[İng.] = NON ÊTRE[Fr.] = NICHTSEIENDE[Alm.] = NON-EUS[Lat.]


- YOKLUK ile/ve SALTIK/MUTLAK YOKLUK

( NONEXISTENCE vs./and ABSOLUTE NONEXISTENCE )

( ABHAVA ile/ve ATYANTA-ABHAVA )


- YOK/LUK değil/yerine SINIRLANAMAZ/LIK


- YOK/LUK ile/ve TANIMSIZ/LIK


- YOKLUK ile/ve/||/<>/>< VARLIK

( Gölgesi olmaz! İLE/VE/||/<>/>< Gölgesi mutlaka vardır. )

( Yokluğun varlığa gücü yeter de, varlığın yokluğa gücü yetmez. )

( Varlığımın değerini bilmeyeni, yokluğumla terbiye ederim! [en uzun süre 7 yıldır!] )

( Yoktur. İLE/VE/||/<>/>< Vardır. )

( There is no shadow! vs./AND/||/<>/>< Shadow is exist absolutely. )

( Yokluğunuzu hissetmeyeni, varoluşunuzla "rahatsız etmeyin!" )

( NONEXISTENCE vs./and/||/<>/>< EXISTENCE )


- YOK/LUK ile/değil/yerine YETERSİZ/LİK


- YOKLUK ile YOK İKEN

( NONEXISTENCE vs./and WHEN (IT IS) NOT EXIST )


- YOKLUK ile/ve YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK

( NONEXISTENCE vs./and NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST )

( ABHAVA ile/ve PRADHAVAMSA-ABHAVA )


- YOKLUK ile/ve YOKLUĞUN VAROLUŞU

( NONEXISTENCE vs./and BEING OF NON-BEING )

( ... ile/ve VU ZHI YOU )


- YOKLUKTA YOKLUK ile VARLIKTA YOKLUK

( Yokluk, fazlasıyla zor ve ağır bir durumdur fakat yokluktan daha zoru da vardır ki, o da, varlıkta/olanaklar içinde yokluktur. )

( NONEXISTENCE AT NONEXISTENCE vs./and NONEXISTENCE AT EXISTENCE )


- YOKSA ... ile AKSİ HALDE ...


- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET


- YOKTAN değil YOK İKEN


- YOKTU değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR


- YOKUŞ ile BAYIR

( ... İLE Küçük yokuş. )


- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]

( Bisiklet kullanmayan kişiler, bildikleri/gördükleri yollardaki eğimin açısına ve uzunluğuna göre, yolun/eğimin tamamını/bütününü "düşünerek", eğimli yollarda çok yorulacaklarını varsayarlar/zannederler. Hatta, o dik "yokuşun", çıkılamaz olduğunu zannederek, süreci düşünmeden/deneyimlemeden, sonuç merkezli bir (ön)"yargı"da bulunurlar. Gözlerini, yolun sonuna dikerek ve yetersizliklerine, güçsüzlüklerine bağlayarak ve ümitsizliğe düşürecek olan yüklü/şişmiş "yokuş" sözcüğü ile yanına bile yaklaşmazlar bisikletin.

Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.

Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.

Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )


- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ


- YOK-VAR ile/değil BOŞ-DOLU


- PATH LENGTH[İng.] / LONGUEUR DU TRAJET[Fr.] / WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOL UZUNLUĞU


- YOL ile/||/<> ANALİZİ

( Path analizi (yol analizi) yöntemi )

( Sewall Wright tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )


- YOL ile UZAM

( PATH/WAY vs. SPACE )


- YOLCULUK:
HAYAL GÜCÜ yerine GERÇEKLER

( Seyahat etmek, hayal gücümüzü, gerçeklerle dengeler ve bazı şeylerin nasıl olabileceklerini düşünmek yerine onları, oldukları gibi görmemizi sağlar. )


- YOLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKMEK


- YÖN ile BOYUT

( DIRECTION vs. DIMENSION )


- ISOTROPIC FLUX[İng.] / FLUX ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKI


- ISOTROPIC FLUID[İng.] / FLUIDE ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ AKIŞKAN


- ISOTROPIC RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ IŞINIM


- ISOTROPIC DIELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ YALITKAN


- ISOTROPIC[İng.] / ISOTROPE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNDEŞ


- YÖNELİM ile/ve/değil/<> DOĞRULUM/TROPİZM[Fr. < Yun.]


- ORIENTIERUNGSEFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME ETKİSİ


- ORIENTIERUNGSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUTUPLANMASI


- ORIENTIERUNGSKRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME KUVVETİ


- ORIENTIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖNELME


- YÖNETMEK/YÖNETEN ile/ve/değil/yerine YÖNELTMEK/YÖNELTEN


- VECTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNEY


- ORIENTATION EFFECT[İng.] / EFFET D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME ETKİSİ


- ORIENTATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUTUPLANMASI


- ORIENTATION FORCE[İng.] / FORCE D'ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME KUVVETİ


- TEVCİH[Osm.] / ORIENTATION[İng.] / ORIENTATION[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖNLENME


- YÖNLÜ SEÇİLİM ile/||/<> DENGELEYİCİ SEÇİLİM

( Yönlü tek yön seçilim, dengeleyici ortalama. )

( Formül: Trend İLE balanced )


- YÖNTEM/USÛL ile/ve/||/<>/> İŞLEYİŞ


- YÖNTEM ve/<> KOŞULLAR


- YORULMADA:
HAREKET ile/değil DURGUNLUK

( Kişiyi, hareket değil durgunluk yorar. )


- YORULMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AŞINMAK


- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<> BAĞLAM


- YORUM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOŞLUK


- YORUMLAMA ile/ve/||/<>/> DİRİLTME


- YÖRÜNGE:
DAİRESEL ile/ve/değil/||/<> ELİPTİK


- ORBITAL ELECTRON[İng.] / ÉLECTRON ORBITAL[Fr.] / AUGENBÖHLENELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGE ELEKTRONU


- MAHREK[Osm.] / ORBIT, TRACK[İng.] / ORBITE, TRAJECTOIRE[Fr.] / BAHN, ORBIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGE


- YÖRÜNGE/MAHREK[< HAREKET] ile MENZİL-İ KÜLLÎ[Ar.]

( Hareketli bir noktanın güttüğü yol. | Bir gök nesnesinin hareketinde, ağırlık merkezinin geometri bakımından yeri. İLE Mahrekin en son noktasına kadar olan mesafe. )


- ORBITAL ANGULAR MOMENTUM[İng.] / MOMENT ANGULAIRE ORBITAL[Fr.] / ORBITALDREHIMPULS[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL AÇISAL MOMENTUM


- ORBITAL SYMMETRY[İng.] / AUGENBÖHLENSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BAKIŞIM


- ORBITAL DECAY[İng.] / DÉSINTÉGRATION ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENZERFALL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL BOZUNUM


- ORBITAL MOTION[İng.] / MOUVEMENT ORBITAL[Fr.] / AUGENBÖHLENBEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL HAREKET


- ORBITAL QUANTUM NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL KUANTUM SAYILARI


- NOMBRE QUANTIQUE ORBITAL[Fr.] / AZIMUTALE QUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL KUVANTUM SAYISI


- ORBITAL MAGNETIC MOMENTUM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL MANYETİK DEVİNİRLİK


- MOMENT MAGNÉTIQUE ORBITAL[Fr.] / ORBITALMAGNETISCHES MOMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL MANYETİK MOMENT


- ORBITAL PARITY[İng.] / PARITÉ ORBITALE[Fr.] / AUGENBÖHLENPARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL PARİTE


- SYMÉTRIE ORBITALE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÖRÜNGESEL SİMETRİ


- YOUNG DENKLEMİ ile/||/<> LAPLACE BASINCI

( Young katı-sıvı denge, Laplace eğri yüzey ΔP = 2γ/r. )

( Formül: Düz İLE eğri )

( Pierre-Simon Laplace tarafından 1799 yılında keşfedildi/formüle edildi. )


- YOUNG'S MODULUS[İng.] / MODULE D'ÉLASTICITÉ, MODULE DE YOUNG[Fr.] / YOUNGSCHER ELASTIZITÄTSMODUL[Alm.] ile/değil/yerine/= YOUNG ESNEKLİK MODÜLÜ


- TEREDDÎ[Osm.] / DEGENERACY[İng.] / DÉGÉNÉRESCENCE[Fr.] / DEGENERATION, ENTARTUNG, ERMÜDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMA


- DEGENERATE ELECTRON GAS[İng.] / GAZ D'ÉLECTRONS DÉGÉNÉRÉ[Fr.] / ENTARTETES ELEKTRONGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ ELEKTRON GAZI


- DEGENERATE CONDUCTION BAND[İng.] / BANDE DE LA CONDUCTION DÉGÉNÉRÉE[Fr.] / ENTARTETES LEITUNGSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ İLETİM BANDI


- CHARGE INDEPENDENCE[İng.] / INDÉPENDANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSUNABHÄNGIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK BAĞIMSIZLIĞI


- CHARGE MULTIPLET[İng.] / MULTIPLET DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK ÇOKLUSU


- LADUNGSSPEICHERTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMA TRANSİSTÖRÜ


- CHARGE STORAGE TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À STOCKAGE DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK DEPOLAMALI TRANSİSTÖR


- CHARGE RESISTANCE[İng.] / RÉSISTANCE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSRESISTENZ, LADUNGSWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DİRENCİ


- CHARGE LINE[İng.] / LIGNE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK DOĞRUSU


- CHARGE ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK ENERJİSİ


- PARITÉ DE CHARGE-CONJUGAISON[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK-EŞLENİK PARİTESİCHARGE CONJUGATİON PARİTY


- CONSERVATION DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KORUNUMU


- CHARGE QUANTIZATION[İng.] / QUANTIFICATION DE LA CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTALANMASI


- LADEQUANTISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK KUANTİZASYONU


- LADUNGSMULTIPELT[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK MULTİPLETİ


- CHARGE CARRIER DENSITY[İng.] / DENSITÉ DE PORTEURS DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGERDICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI YOĞUNLUĞU


- CHARGE CARRIER[İng.] / PORTEUR DE CHARGE[Fr.] / LADUNGSTRÄGER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK TAŞIYICI


- CHARGE NEUTRALITY[İng.] / NEUTRALITÉ DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜK YANSIZLIĞI


- KANÛN-İ HAMÛLE-İ BERKİYE[Osm.] / CHARGE LAW[İng.] / LOI DE LA CHARGE[Fr.] / LADUNGSGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK YASASI/KANUNU


- YÜK ile/ve/||/<> BASINÇ


- HAMÛLE[Osm.] / CHARGE, LOAD[İng.] / CHARGE[Fr.] / LADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜK


- YUKARI KUARK ile/ve/||/<> AŞAĞI KUARK


- UP QUARK[İng.] / QUARK UP[Fr.] / ERHÖHENQUARK[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKARI KUARK


- YUKAWA FORCE[İng.] / FORCE DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA KUVVETİ


- YUKAWA MESON[İng.] / MÉSON DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-MESON[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA MEZONU


- YUKAWA POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE YUKAWA[Fr.] / YUKAWA-POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= YUKAWA POTANSİYELİ


- CHARGING CURRENT[İng.] / COURANT DE CHARGE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME AKIMI


- LOADING[İng.] / CHARGEMENT[Fr.] / AUFLADUNG, AUFLADUNGSSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLEME/YÜKLEYİCİ AKIMI


- YÜKLEMEK ile/ve/değil/||/<> GENİŞLETMEK


- CHARGED CONDUCTOR ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DU CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETE LEITERENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN ENERJİSİ


- CHARGED CONDUCTOR[İng.] / CONDUCTEUR CHARGÉ[Fr.] / BELASTETER LEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ İLETKEN


- CHARGED PARTICLE[İng.] / PARTICULE CHARGÉE[Fr.] / GELADENER PARTIKEL[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK/TANECİK


- HIGH PRESSURE CLOUD CHAMBER[İng.] / HOCHDRUCKNEBELKAMMER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI BULUT ODASI


- HIGH PRESSURE MERCURY VAPOUR LAMP[İng.] / LAMPE À VAPEUR DE MERCURE HAUTE PRESSION[Fr.] / HOCHDRUCKQUECKSILBERDAMPFLAMPE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI CIVA BUHARLI LAMBA


- CHAMBRE DU BROUILLARD À LA PRESSION HAUTE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK BASINÇLI SİS ODASI


- HIGH ENERGY PHYSICS[İng.] / PHYSIQUE DES HAUTES ÉNERGIES[Fr.] / HOCHENERGIEPHYSIK[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİ FİZİĞİ


- HEED REFLECTION, HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION PAR DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI YANSIMASI


- HIGH ENERGY ELECTRON DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION D'ÉLECTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIE-ELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH ENERGY NEUTRONS[İng.] / NEUTRONS DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIENEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ NÖTRONLAR


- HIGH ENERGY PARTICLE[İng.] / PARTICULE DE HAUTE ÉNERGIE[Fr.] / HOCHENERGIETEILCHEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ PARÇACIK


- HIGH ENERGY SCATTERING[İng.] / DISPERSION À HAUTE ÉNERGIE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ SAÇILMA


- HOCHENERGIE-REFLEXIONSELEKTRONENBEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ENERJİLİ YANSIMALI ELEKTRON KIRINIMI


- HIGH EPITHERMAL NEUTRONS[İng.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİ-ISIL NÖTRONLAR


- HOCHEPITHERMISCHE NEUTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK EPİTESMEL NÖTRONLAR


- HOCHFREQUENZSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS AKIMI


- YÜKSEK FREKANS ile/||/<>/> ÇOK AŞIRI YÜKSEK FREKANS

( Frekansı 3 MHz - 30 MHz, dalga boyu da 100 m. - 10 m. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. İLE/||/<>/> Frekansı 30 GHz - 300 GHz ve dalga boyu da 1 mm. - 1 cm. aralığındaki radyo-TV dalgaları bandı. )

( TEVALî-i âLi İLE TEVALî-i âLi-i âLâ )

( HiGH FREQUENCY VS. EXTREMELY HiGH FREQUENCY )

( LA FRéQUENCE HAUTE AVEC LA FRéQUENCE HAUTE EXTREMENT )

( HOCHFREQUENZ MiT ULTRAHOCHFREQUENZ )


- TEVÂLÎ-İ ÂLİ[Osm.] / HIGH FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE HAUTE[Fr.] / HOCHFREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK FREKANS


- HIGH VOLTAGE ELECTRON MICROSCOPE[İng.] / MICROSCOPE ÉLECTRONIQUE À HAUTE TENSION[Fr.] / HOCHSPANNUNGSELEKTRONENMIKROSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK GERİLİMLİ ELEKTRON MİKROSKOBU


- HOCHTEMPERATURGASREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK GAZ SOĞUTMALI REAKTÖR


- HOCHTEMPERATURREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIK REAKTÖRÜ


- HIGH TEMPERATURE GAS COOLED REACTOR[İng.] / RÉACTEUR REFROIDI AU GAZ À HAUTE TEMPÉRATURE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK SICAKLIKLI GAZ SOĞUTMALI TEPKİLEŞİM/REAKTÖR


- YÜKSEK SPİN İLE DÜŞÜK SPİN ile/||/<> KOMPLEKS MANYETİZMASI

( Geçiş metali komplekslerinde spin durumları. )

( Formül: μ = √(n(n+2)) BM )


- YÜKSEK SPİN ile/||/<> DÜŞÜK SPİN

( Yüksek spin zayıf alan maksimum eşleşmemiş İLE düşük spin güçlü alan. )

( Formül: Δ < P İLE Δ > P )


- NEUTRONS ÉPITHERMIQUES SUPÉRIEURS[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK ÜST ISIL NÖTRONLAR


- HIGH VACUUM[İng.] / VIDE POUSSÉ[Fr.] / HOCHVAKUUM, ÜBERVAKUUM[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEK VAKUM


- ALTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSEKLİKÖLÇER


- AMPLIFIER[İng.] / VERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜKSELTEÇ


- YÜKSEL(T)MEK ile/değil/yerine YÜCEL(T)MEK

( İTİLA[Ar.]: Yükselme, yücelme. )

( TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE) )


- YUMŞAK değil YUMUŞAK


- YUMULMAK ile/ve/<>/> "YAMUL(T)MAK"


- YUMURTALIK[İng. OVARIES] ile/||/<> ALGILAMA[İng. PERCEIVE] ile/||/<> DÖLLENME[İng. FERTILIZATION] ile/||/<> FSH (FOLİKÜL UYARICI HORMON)[İng. FSH] ile/||/<> GENLİK[İng. AMPLITUDE] ile/||/<> GONAD

( Yumurtalıklar dişi gonadlarıdır - başlıca dişi üreme organlarıdır. Bu bezlerin üç önemli fonksiyonu vardır: hormon salgılamak, yumurtaları korumak ve muhtemel döllenme için yumurta üretmek. İnsanlarda dişiler genellikle iki yumurtalıkla birlikte doğarlar. Ergenlik öncesi, yumurtalıklar sadece uzun doku demetleridir. Dişi olgunlaştıkça, yumurtalıkları da olgunlaşır. Olgun yumurtalıklar bir üzüm büyüklüğündedir. @@ Gelen duyusal verileri organize ederek anlamlaştırma sürecidir. Bu süreç sonucunda oluşan anlamlı ürüne algı denir. @@ Dişi ve erkek haploid gametlerinin diploid bir zigot oluşturmak için birleşmesidir. @@ Follikül stimüle edici hormon, gonadotropik hormonlardan biridir (diğeri LH'dır). Her ikisi de hipofiz bezi tarafından kan dolaşımına salınır. Folikül stimüle edici hormon, pubertal gelişim ve kadınlarda yumurtalıklarının, erkeklerde testislerinin gelişmi ve işlevi için gerekli hormonlardan biridir. @@ Genlik, bir dalganın periyodik hareketinde, dalganın tepe noktasından çukur noktasına olan uzaklığının yarısıdır. Genlik, yaylarda telin boyuna, gerginliğine, kesitine, cinsine bağlı olarak değişir. @@ Gamet üreten bir üreme bezi (yumurtalık ya da testis gibi).

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- YUMUŞATMAK ile/ve/değil/yerine DENGELEMEK


- YUMUŞATMAK ile/ve/||/<> GEÇİŞTİRMEK


- YUVARLAK ile/ve ALTIGEN

( En uygun/ideal biçim. İLE/VE Küreye en yakın biçim. | Belirli/sınırlı bir alanı en iyi ve en az boşluk kalacak biçimde değerlendirmeyi sağlayan biçim. | Arı peteğinin her bir kovuğu. )


- ROLLING FRICTION[İng.] / FRICTION DE ROULEMENT, FROTTEMENT DE ROULEMENT[Fr.] / ROLLREIBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA SÜRTÜNMESİ


- ROLLING[İng.] / ROULEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= YUVARLANMA


- YUVARLANMAK ile/ve/||/<> AĞNAMAK

( ... İLE/||/<> Hayvanın yere yatıp yuvarlanması. )


- 100/60 MUMLUK değil 100/60 WATT'LIK


- SURFACE ACOUSTIC WAVE[İng.] / ONDE ACOUSTIQUE DE SURFACE[Fr.] / AKUSTISCHE OBERFLÄCHENWELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY AKUSTİK DALGASI


- OBERFLÄCHENSPERRSCHICHTTRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BARİYER TRANSİSTÖRÜ


- VITESSE DE RECOMBINAISON EN SURFACE[Fr.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BİRLEŞME HIZI


- SURFACE BOLOMETER[İng.] / BOLOMÉTER DE LA SURFACE[Fr.] / OBERFLÄCHENBOLOMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YÜZEY BOLOMETRESİ