Bugün[09 Temmuz 2026]
itibarı ile 10.112 başlık/FaRk ile birlikte,
10.112 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(37/42)


- [ne yazık ki]
"YİYELİM-İÇELİM, KİMSEYE DOKUNMAYALIM" ve/||/<>/>/< "YİYEYİM-İÇEYİM, KESEME DOKUNMAYAYIM"


- YİYEN" ile/değil YEĞEN


- YİYİM ile YİYİŞ ile YİYİCİ/LİK ile YİYİMLİ


- YİYİNTİ ile YİYİNTİLİ


- YİYİP-İÇMEK


- Yıpranmamak için SUS!!!


- Yıpratmamak için SUS!!!


- YKDS/MANAGERIAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= YÖNETİMSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- YLD/YEARS LOST TO DISABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= YETİ YİTİMİNE BAĞLI KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YLL/YEARS OF LIFE LOST[İng.] ile/değil/yerine/= KAYBEDİLMİŞ YAŞAM YILLARI


- YOBAZ ile/||/<> ...

( dinde bağnazlığı aşırılığa vardıran başkalarına baskı yapmaya yönelen kimse bir düşünceye aşırı ölçüde bağlı olan kimse kaba saba inceliksiz kimse Kökenini bilmiyoruz )


- YOBAZ ile/değil CAHİL


- YOBAZLAŞMAK ile YOBAZLAŞTIRMAK ile YOBAZ/LIK ile YOBAZCA


- Yoga için DİNLE!!!


- YOGA vs. MEDITATION


- YOGA ile ...

( Hindu felsefesindeki altı sistemden biri. Yoga bireysel ruhun(jivatma) Evrensel Ruh(Paramatma) ile birleşebilme yollarını öğretir. Yoga sisteminin Patanjali tarafından kurulduğuna inanılır. )


- YOGA ile/ve/<> MEDİTASYON

( Yoga, bağlantı(link), uyum demektir. Hem fizikî, hem de zihinsel olabilir. Yoga denilince, sadece özel hareketler olarak sınırlandırılmamamlıdır. İLE Yoga, dıştakini içe yöneltmektir. Meditasyon, sözcük bazında derin düşünme demektir. 1. Yönlendirme, 2. Onaylama, 3. Odaklanma, 4. Konsantrasyon, 5. Gerçekleştirme adımlarında sağlanır. 400 farklı meditasyon çeşidinden/yönteminden bahsedilir. )

( Yoga, iç varoluşun, dış varolanlar üzerinde işlem yapmasıdır. )

( Kendini anlama çabası, Yoga'dır. )

( Yoga: Sürekli mutluluğu içte arayış. )

( Yoga: Farkındalık içinde eylem. )

( Yoga, kendini-anlama yoluyla kendini özgürleştirme bilimi ve sanatıdır. )

( Yogi, iyi niyetini bilgeliğiyle birleştirebilmiş kişidir. )

( Gerçeği arayan bir Yogi olur, bilgeliği arayan bir Gnani olur, mutluluğu arayan biri ise Eylem Adamı olur. )

( Gerçek ile sahteyi ayırt edebilme ve sahte olanı terk etme yolunda derin düşünülerek yapılan gündelik alıştırmalar, meditasyondur. )

( Başlangıç için birçok meditasyon biçimi vardır ama onlar birbirine karışarak sonunda bir olur. )

( Meditasyon, bizi tutsak eden bağları bulmamıza, onları çözmemize ve o tutsaklık limanından ayrılmamıza yardımcı olacaktır. )

( Sözcüklerin ötesine ulaşmak için tekrarlanan girişimlere meditasyon denir. )

( ... ile/ve/<> HÂL-İ İSTİĞRAK )

( YOGA vs./and/<> MEDITATION
Yoga is bending the outer to the inner.
The effort to understand yourself is Yoga.
Yoga: Seeking lasting happiness within.
Yoga: Awareness in action.
Yoga is the science and the art of self-liberation through self-understanding.
Deliberate daily exercise in discrimination between the true and the false and renunciation of the false is meditation.
There are many kinds of meditation to begin with, but they all merge finally into one.
Meditation will help you to find your bonds, loosen them, untie them and cast your moorings.
Yoga is the work of the inner self on the outer self.
A Yogi is a person whose goodwill is allied to wisdom.
Such repeated attempts to go beyond the words is called meditation. )

( ... ile/ve/<> CHAN )


- YOGA ile/ve/||/<> PİLATES

( Daha çok maneviyat ve solukla ilgilidir. İLE/VE/||/<> Dikkatli hareket ve güce odaklanır. )

( [Gövdeyi ...] Zihin ve iç benlikle bağlantı kurmak için kullanır. İLE/VE/||/<> Gövdenin iç işleyişine bağlanmak için kullanır. )


- YOGA[Fr. < YOGA] ile/değil/yerine/=/||/<> YOGA

( Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi )


- YOGA/YOGA[Fr. < YOGA] ile/||/<> YOGİ/YOGİ[SANSK.]

( Ruhsal yaşama ve bedene egemen olmayı amaçlayan Hint felsefe sistemi )


- YOGA ile/||/<> YOGİ ile/||/<> SADHANA

( Hindu felsefesindeki altı sistemden biri. Bireysel ruhun Evrensel Ruh ile birleşebilme yollarını öğretir. @@ Yoga uygulayan. @@ Başarı sağlayan uygulama. )


- YOGA-BHRASTA ile ...

( Yüksek Yoga mertebesinden düşen kişi. )


- YOGA-BHRASTA ile/||/<> YOGA-SADHANA

( Yüksek Yoga mertebesinden düşen kişi. @@ Spiritüel Yoga uygulamaları. )


- YOGA-KSHETRA ile ...

( Yoga sahası, felsefi anlamda fiziksel gövde. )


- YOĞALMAK ile YOĞALTMAK ile YOĞALTILMAK


- YOGA-SADHANA ile ...

( Spiritüel Yoga uygulamaları. )


- YOGİ[SANSK.] ile/değil/yerine/=/||/<> YOGİ

( Yoga felsefesini uygulayan kimse )


- YOGİ ile ...

( Yoga uygulayan. )


- YOGİ ile GNANİ ile EYLEM İNSANI

( Gerçeği arayan bir YOGİ olur, bilgeliği arayan bir GNANİ olur, mutluluğu arayan biri ise EYLEM KİŞİSİ olur. )


- YOĞUN BAKIM ile/||/<> YOĞUN DİSK

( Hacmine oranla ağırlığı çok olan kesif Etkisi güçlü olan koku ses vb ağır derin Dolu sıkı sıkışık çok olan kompakt konsantre Artmış çoğalmış bir durumda olan sıkı Şişman iri tombul olan Kaba kalın iri olan elek iğne )


- YOĞUN BAKIM ve/||/<>/> YOK'UM(YOĞUM)! BAKIN!

( Dün. VE/||/<>/> Bugün. )


- BITTERN[İng.] / EAU MERE[Fr.] / SALZMUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN DENİZ SUYU


- KESİF[Osm.] / DENSE, CONCENTRATED[İng.] / DENSE, CONCENTRÉ[Fr.] / DICHT, KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUN, DERİŞİK


- YOĞUN | MASİF ile/||/<> MASİF[Fr. < MASSIF]

( Ağır çok fazla bol )

( MASSIVE )

( MASSIF )


- YOĞUN ile "AĞIR"


- YOĞUN ile BOL

( DENSE/INTENSIVE vs. ABUNDANT/AMPLE )


- YOĞUN ile MEŞGUL


- YOĞUN ile YOĞUN SOĞUK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞTIRICI ile YOĞUNLUK

( INTENSE vs. INTENSE COLD vs. INTENSIFY vs. INTENSIFYING vs. INTENSITY )

( شديد ile زمهرير ile شديد شدن ile شدت گرفتن ile شديد کردن ile شدت يافتن ile تشديد کردن ile تشديد يافتن ile مشدد ile سختي ile شدت )

( SHODYD ile زمهرير ile SHODYD SHODAN ile SHODAT GARAFTAN ile SHODYD KARDAN ile SHODAT YAFTAN ile TASHODYD KARDAN ile TASHODYD YAFTAN ile MOSHODAD ile SOKHTY ile SHODAT )


- YOĞUN ile YOĞUNLUK

( DENSE vs. DENSITY )

( انبوه ile متکاف ile چگال ile غليظ ile تراکم ile چگالي ile تکاثف )

( ANBUH ile متکاف ile CHEGAL ile GHELYZ ile TARAKAM ile CHEGALY ile تکاثف )


- YOĞUN ile "YÜKSEK"


- KONDENSATIONSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA EĞRİSİ


- CONDENSATION HEAT[İng.] / CHALEUR DE LA CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSWÄRME[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA ISISI


- CONDENSATION COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATIONSKOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA KATSAYISI


- CONDENSATION POINT[İng.] / KONDENSATION PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA NOKTASI


- KONDENSATIONSTEMPERATUR[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA SICAKLIĞI


- YOĞUNLAŞMA ile DERİNLEŞME

( INTENSIFY vs. DEEPEN )


- YOĞUNLAŞMA ile DERİNLEŞME

( INTENSIFY vs. DEEPEN )


- YOĞUNLAŞMA ile/yerine DİKKAT

( TO INTENSIFY vs. ATTENTION
ATTENTION instead of TO INTENSIFY )


- YOĞUNLAŞMA ile/ve/yerine (EN AZINDAN) YAKINLAŞMA

( TO INTENSIFY vs./and TO APPROACH, TO GET CLOSER )


- YOĞUNLAŞMA ve/||/<> FARKLILAŞMA ve/||/<> BELİRLEME


- YOĞUNLAŞMA ile ODAKLANMA

( CONCENTRATION vs. TO GET FOCUS )


- YOĞUNLAŞMA ile/ve/<>/>< SEYRELME

( TEKÂSÜF[< KESÂFET] ile/ve/<>/>< TAHALLÜL[< HALL | çoğ. TAHALLÜLÂT][: Hallolma, parçaları birbirinden ayrılma. | [kimya] Ayrışma. ] )


- TEKÂSÜF[Osm.] / CONDENSATION[İng.] / CONDENSATION[Fr.] / KONDENSATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMA


- TEKASÜF ETMEK[Osm.] / SICH KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞMAK


- YOĞUNLAŞMAK ile YOĞUNLAŞTIRMAK ile YOĞUNLAŞABİLMEK ile YOĞUNLAŞTIRABİLMEK ile YOĞUN/LUK ile YOĞUN DİSK ile YOĞUNLUKLU ile YOĞUN BAKIM


- YOĞUNLAŞMIŞ | KONSANTRE ile/||/<> KONSANTRE[Fr. < CONCENTRÉ]

( CONCENTRÉ )


- YOĞUNLAŞTIRILABİLİR ile YOĞUNLAŞMA ile YOĞUNLAŞMIŞ ile YOĞUNLAŞMA ile YOĞUNLAŞMAK ile YOĞUNLAŞTIRILMIŞ ile YOĞUNLAŞMA ile YOĞUNLAŞTIRICI

( CONDENSABLE vs. CONDENSATE vs. CONDENSATED vs. CONDENSATION vs. CONDENSE vs. CONDENSED vs. CONDENSEDNESS vs. CONDENSER )

( غليظ شدني ile منقبض شده ile چگاليده ile جمع شدگي ile تراکم ile تغليظ ile تلخيص ile چگالش ile متراکم کردن ile متراکم ile متراکم شدن ile متراکم ساختن ile تغليظ شدن ile تغليظ شده ile غليظ ile تغليظي ile همچگال ile فشرده ile فشردگي ile خازن )

( GHELYZ SHODANY ile MONAGHABZ SHODEH ile CHEGALYDAH ile JAM SHODEGY ile TARAKAM ile TAGHELYZ ile TALKHYSE ile CHEGALESH ile MOTERAKAM KARDAN ile MOTERAKAM ile MOTERAKAM SHODAN ile MOTERAKAM SAKHTAN ile TAGHELYZ SHODAN ile TAGHELYZ SHODEH ile GHELYZ ile تغليظي ile NPAMCHEGAL ile FESHARDEH ile FESHARDEGY ile KHAZAN )


- INSPISSATION[İng.] / VERDICKUNG, DICKWERDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMA


- YOĞUNLAŞTIRMA ile/ve SIKIŞTIRMA

( INTENSIFY vs./and TO SQUEEZE )


- YOĞUNLAŞ(TIR)MAK ve/<>/> DAVET


- TEKSİF ETMEK[Osm.] / TO CONDENSE[İng.] / KONDENSIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLAŞTIRMAK


- YOĞUNLAŞTIRMAK ile/||/<> YOĞUNLAŞTIRMA

( Bir oyunun metninde bir rolün oynanışında belli yerleri gevşeklik ve yaygınlıktan kurtarıp derlemek toparlamak daha güçlü ve etkin duruma getirmek Bir oyunun metninde bulunan gevşek dokulu yerleri uygulama sırasında derleyip toparlamak daha güçlü ve etkin duruma getirmek Bir yem maddesinin rutubetini uzaklaştırmak suretiyle daha yoğun bir duruma dönüştürme işlemi )

( CONDENSE | TO CONDENSE | CONDENSING )

( CONDENSER )

( VERDICHTEN )


- YOĞUNLUK BAĞIMLI ile/||/<> YOĞUNLUK BAĞIMSIZ

( Bağımlı rekabet/hastalık, bağımsız doğal afet. )

( Formül: Populasyon boyutu etkili İLE değil )


- YOĞUNLUK | BİRİM YOĞUNLUK | DANSİTE ile/||/<> DANSİTE ile/||/<> DANSİTE[Fr. < DENSITÉ]

( 1 Özgül ağırlık 2 Yoğunluk 3 Film üzerindeki kararma derecesi )

( DENSITY )

( DENSITÉ )


- YOĞUNLUK[İng. DENSITY] ile/||/<> İZOTONİK ÇÖZELTİ[İng. ISOTONIC SOLUTION] ile/||/<> PİROKLASTİK AKINTI[İng. PYROCLASTIC FLOW] ile/||/<> SUBTERAPÖTİK[İng. SUBTHERAPEUTIC] ile/||/<> SUPRATERAPÖTİK[İng. SUPRATHERAPEUTIC]

( Yoğunluk, diğer adıyla özkütle, belirli sıcaklık ve basınç koşullarında birim hacimdeki madde miktarıdır. Madde için ayırt edici bir özelliktir. SI birimi kg/m3'tür. p p ya da d d harfi ile gösterilir. @@ Ozmotik basıncı göze içi ile aynı olan çözeltilere verilen addır. Bir hayvan gözesi izotonik bir ortama konulduğunda plazmolize ya da hemolize uğramaz. Çünkü göze içi ve göze dışı yoğunluklar eşit olduğundan gözenin su dengesi bozulmamış olur. @@ Piroklastik akıntı, yüksek yoğunluklu bir sıcak, parçalanmış katı madde ve genişleyen gaz karışımıdır. Saatte 100 kilometreden (saatte 60 mil) daha yüksek hızlara ve 200° ile 700° Santigrat (392° ile 1292° Fahrenheit) arasındaki sıcaklıklara ulaşan piroklastik akıntılar, tüm volkanik tehlikeler arasında en ölümcül olanı kabul edilir. @@ Tıbbi bir tedavide terapötik konsantrasyondan ya da minimum dozdan daha düşük ilaç miktarları ya da bunlarla ilgili kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının altında bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması. @@ Tıp ve farmakoloji alanında kullanılan terim. Bir ilacın ya da tedavinin önerilen tedavi aralığının üstünde bir dozda ya da yoğunlukta kullanılması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DENSITY MODULATION[İng.] / MODULATION DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMODULATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK KİPLEMESİ


- DENSITY MATRIX[İng.] / MATRICE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEMATRIX[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK MATRİSİ


- AEROMETRE[Osm.] / HYDROMETER, AEROMETER[İng.] / HYDROMÈTRE, ARÉOMÈTRE[Fr.] / AREOMETER, DICHTMESSER, DENSIMETER, HYDROMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖLÇER


- SPECIFIC RESISTIVITY OF DENSITY[İng.] / RÉSISTIVITÉ SPÉCIFIQUE DE DENSITÉ[Fr.] / DICHTEPEZIFISCHEWIDERSTAND, SPEZIFISCHER DICHTEWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK ÖZGÜL DİRENCİ


- YOĞUNLUK ile AKIŞMAZLIK/VİSKOZİTE

( Bir nesnenin birim oylumdaki kütlesi. İLE Bir sıvının akmaya karşı gösterdiği direnç. )


- YOĞUN/LUK ile AZ/LIK >< ÇOK/LUK


- İZÂFÎ SIKLET, KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / DENSITÉ[Fr.] / DICHTE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUK


- YOĞUNLUK ile KABALIK


- YOĞUNLUK ile/ve/<> OLGUNLUK

( Olgunluk nasıl meydana gelir?
Zihnimizi berrak ve temiz tutarak, yaşamımızın her anını tam bir farkındalık hali içinde yaşayarak, korkularımızı ve arzularımızı belirdikleri anda hemen inceleyerek ve gidererek. )

( Meyve bir anda düşer ama olgunlaşması zaman alır. )

( Hazır olmak, olgun olmaktır. )

( How does maturity come about?
By keeping our mind clear and clean, by living our life in full awareness of every moment as it happens, by examining and dissolving our desires and fears as soon as they arise.
The fruit falls suddenly but the ripening takes time.
Readiness is ripeness. )

( INTENSITY vs./and/<> RIPENESS )


- YOĞUNLUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK


- YOĞUNLUK ile/ve PAYLAŞIM

( DENSITY vs./and SHARING )


- YOĞUN/LUK ile SIK/LIK

( DENSE/DENSITY vs. FREQUENT/FREQUENCY )


- YOĞUN/LUK ile/ve/değil/||/<>/> YORGUN/LUK


- YOĞUNLUKÖLÇER/DANSİMETRE[Fr. < DENSIMÈTRE] ile/||/<> ÖZGÜL AĞIRLIK/DANSİTE[Fr. < DENSITÉ]


- DENSITOMETER, PYCNOMETER[İng.] / DENSIMÈTRE[Fr.] / DENSITOMETER, DICHTEMESSER, SENKWAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞUNLUKÖLÇER


- KNETEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YOĞURMA


- YOĞURMAK ile HAMUR YOĞURMAK ile YOĞURUCU

( KNEAD vs. KNEAD DOUGH vs. KNEADER )

( ورزيدن ile سرشتن ile خمير ماليدن ile خميرگير )

( VARZYDAN ile سرشتن ile KHAMYR MALYDAN ile KHAMYRAGYR )


- YOĞURMAK ile YOĞURTMAK ile YOĞURTLAMAK ile YOĞURABİLMEK ile YOĞURT ile YOĞURTLU ile YOĞURTÇU/LUK ile YOĞURT OTU ile YOĞURT ÇİÇEĞİ ile YOĞURT TATLISI ile YOĞURT ÇORBASI ile YOĞURTLU KEBAP


- YOĞURT ÇİÇEĞİ ile/||/<> YOĞURT ÇORBASI ile/||/<> YOĞURTHANE ile/||/<> YOĞURT OTU ile/||/<> YOĞURT TATLISI ile/||/<> SÜZME YOĞURT ile/||/<> KESE YOĞURDU ile/||/<> TORBA YOĞURDU

( Maya katılarak koyulaştırılmış beyaz kıvamlı bir süt ürünü )


- YOĞURT OTU ile/||/<> ÇOBANSÜZGECİ


- YOĞURT OTU ile/||/<> MAYA OTU

( maya otu )


- YOĞURT OTU ile/||/<> SARI YOĞURTOTU ile/||/<> YAPIŞKAN OT ile/||/<> KOKULU YOĞURTOTU

( Kökboyasıgillerden çiçekli dal uçlarında sütü kestirmekte kullanılan maya bulunan bir yıllık veya çok yıllık otsu bitki çobansüzgeci Galium )

( GALIUM cum/||/<> GALIUM VERUM cum/||/<> GALIUM APARINE cum/||/<> GALIUM MOLLUGO cum/||/<> GALIUM ODORATUM )


- YOGURT[İng.] ile/||/<> YAHOURT, YOGOURT[Fr.] ile/||/<> YOĞURT

( Süte genellikle Lactobacillus bulgaricus kültürünün ilavesi ve bu karışımın belli sıcaklıkta bir süre bırakılması sonucu oluşan bir süt fermentasyon ürünü Az yoğurt Azeri alanında gatıg yaygın olarak kullanılır yoğurt Türkmenler katık adını da kullanırlar yuvırt cūrat çōrt suorat Baştaki ynin Yakutçada sye çevrilmesi eski bir kuraldır Eski çağlardan başlayarak kullanıldığını biliyoruz Orta Türkçede yuğrut olarak geçer Kumancada yuğurt biçiminin kullanıldığı anlaşılıyor Buna karşılık Kıpçakçada yağurt ve yuğurt biçimi göze çarpar Doerfere göre TMEN 952 Kıpçakça yağurt biçiminin oluşmasında yağın baskısı göz ardı edilemez Türkçe yuğur kökünden geldiği anlaşılıyor yuğur t eki Özünde Yakutça suorat biçimi de yoğurdun Türk kökenli bir ürün ve kavram olduğunu göstermeye yeter Ancak yoğurt söz olarak da köküyle ve ekiyle Türkçe bir türevdir Türkçe yoğurt türevinde gördüğümüz t ekinin süt ürünlerinde sıklıkla geçtiğine tanık oluyoruz Orta Türkçe suğut kesilmiş sütten yapılan peynir suğ Brockelmann OGM 117 Räsänen V 425a Clauson ED 806b Türkçe kurut kurutulmuş süt ürünü Kazakça ırkıt die Buttermilch Kazakça şubat deve sütünden yapılmış kımız Eski Kıpçakça çığıt peynir Çuvaşça çıkıt Macarca sajt Ancak Kıpçak alanında kullanılan çığıtın Osetçeden geldiği sık sık dile getirilmiştir Osetçe cyxt peynir Abaev ÊS 3 197 Ligeti TörK 129 Türkçe bir alıntı olarak Avrupa dillerinde de yaygın olarak kullanılır yogurt yogourt yogurt Joghurt joghurt Srp jògurt jogurt jugurt Türkçe yoğurtun Rumence urda yağı alınmış sütten yapılan peynir biçimiyle birleştirilmesi yanlıştır )

( YOGURT )

( YAHOURT, YOGOURT | YOGOURT )

( JOGHURT )

( YOGURT )

( JUGURT )

( JOGHURT )

( JOGURT )

( YOĞURT[Az.]~YOĞURT[Tkm.]~YUVIRT[Nog.]~CŪRAT[Krg.]~ÇŌRT[Sag.]~SUORAT[Yak.] )


- YOĞURTHANE[Tr. < YOĞURT + Fars. ḪĀNE] ile/değil/yerine/=/||/<> YOĞURTHANE

( Yoğurt yapılan yer )


- YOĞUŞMA ile YOĞUŞMALI


- YOĞUŞTURMAK ile YOĞUŞTURUCU


- YOK ARTIK ile YOK DAHA NELER


- YOK DEMEK ile/değil/yerine BENİM İÇİN BU/BÖYLE BİR KONU/OLGU YOK DEMEK

( [not] TO SAY "THERE IS/ARE NOT" vs./but TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME"
TO SAY "THERE IS/ARE NOT A FACT/SUBJECT LIKE THIS FOR ME" instead of TO SAY "THERE IS/ARE NOT" )


- YOK DEMEK ile/değil/yerine GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK


- YOK EDİLMİŞ ile YOK ETME

( ANIHILATED vs. ANIHILATION )

( معدوم ile معدومي )

( MADOM ile معدومي )


- VERNICHTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK ETME


- YOK ETMEK ile BAŞKALAŞTIRMAK


- YOK ETMEK ile/değil BİTİRMEK

( [not] TO DESTROY vs./but TO FINISH )


- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ

( ANNIHILATE vs. ANNIHILATION vs. ANNIHILATOR )

( نابود کردن ile کن فيکون کردن ile نابودي ile نابودکننده )

( NABUD KARDAN ile KON FEYKON KARDAN ile NABUDY ile NABODKONANDEH )


- YOK ETMEK ile İMHA ile YOK EDİCİ

( EXTERMINATE vs. EXTERMINATION vs. EXTERMINATOR )

( بکلي نابودکردن ile دفع آفات کردن ile منقرض کردن ile قلع کردن ile براندازي ile براندازگر )

( BEKLY NABODKARDAN ile DAF AFAT KARDAN ile MONAGHARZ KARDAN ile GHAL KARDAN ile BARANDAZY ile BARANDAZGAR )


- YOK ETMEK ile ORTADAN KALDIRMAK


- YOK ETMEK ile/değil ÖRTMEK


- YOK ETMEK" ile/ve/<>/değil/yerine TIRNAK İÇİNE ALMAK "..."


- YOK ETMEK ile/değil/yerine/>< YAŞATMAK

( Yoketmek yerine yaşatmak )

( İMHÂ ile/değil/yerine/>< İHYÂ )


- YOK ETMEK ile/değil/yerine YOK OLUŞ


- YÖK HOCASI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOK HOCASI


- YOK OLACAK OLAN ve/<> YOK HÜKMÜNDE DE OLABİLİR


- YOK OLAN ile/değil/yerine ORADA OLAN


- ANNIHILATION RADIATION[İng.] / ANNIHILATION RADIATION[Fr.] / ANNIHILATIONSSTRAHLUNG, VERNICHTUNGSSTRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA IŞINIMI/IŞINI


- ANNIHILATION[İng.] / ANNIHILATION[Fr.] / ANNIHILATION[Alm.] ile/değil/yerine/= YOK OLMA


- YOK OLMA ile AZALMA


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<> BOZULUŞ/DAĞILMA


- YOK OLMA ile/ve/değil "BUHARLAŞMA"


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DAĞILMA


- YOK OLMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖRÜNMEME


- YOK OLMA ile/ve YELLİĞİ KALMAMA


- YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK ile/ve ORTAYA ÇIKIŞTAN SONRA/Kİ YOKLUK

( NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST vs./and NONEXISTENCE AFTER EXISTENCE )

( PRADHAVAMSA-ABHAVA ile/ve PRAG-ABHAVA )


- YOK OLMAK ile KAYBOLMA ile ORTADAN KAYBOLDU ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK ile HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMIŞ ile HAYAL KIRIKLIĞI ile ONAYLAMAMA ile ONAYLAMAMAK ile ONAYLANMADI

( DISAPPEAR vs. DISAPPEARANCE vs. DISAPPEARED vs. DISAPPOINT vs. DISAPPOINTED vs. DISAPPOINTMENT vs. DISAPPROVAL vs. DISAPPROVE vs. DISAPPROVED )

( معدوم شدن ile ناپديد شدن ile ناپيدا شدن ile پريدن ile مفقود شدن ile غيب شدن ile زائل شدن ile زائل ile ناپديدي ile مفقود شده ile ناپديد ile مايوس کردن ile ناخشنود کردن ile ناکام کردن ile دل مرده کردن ile نا اميد کردن ile دل شکستن ile نااميد کردن ile نوميد کردن ile مايوس ile افسرده ile دل مرده ile نوميد ile ناکام ile تلخ کام ile دلشکستگي ile تلخ کامي ile مايوسي ile حرمان ile نامرادي ile تقبيح ile نپسنديدن ile بد دانستن ile تقبيح کردن ile مکروه )

( MADOM SHODAN ile NAPADYD SHODAN ile NAPYDA SHODAN ile PARYDAN ile MAFGHOD SHODAN ile GHYBE SHODAN ile ZAEL SHODAN ile ZAEL ile NAPADYDY ile MAFGHOD SHODEH ile NAPADYD ile MAYVES KARDAN ile NAKHSHNOD KARDAN ile NAKAM KARDAN ile DEL MARDEH KARDAN ile NA AMYD KARDAN ile DEL SHKASTAN ile NAOMYD KARDAN ile NOMYD KARDAN ile مايوس ile AFSARDEH ile DEL MARDEH ile NOMYD ile NAKAM ile TALKH KAM ile DELESHKASTGY ile TALKH KAMY ile مايوسي ile HARMAN ile NAMRADY ile TAGHABYHE ile NAPSANDYDAN ile BAD DANSTAN ile TAGHABYHE KARDAN ile MOKROH )


- YOK OLMAK ile/ve/=/değil VAR OLMAK


- YOK OLMUŞ ile SOYU TÜKENMİŞ YANARDAĞ ile NESLİ TÜKENME

( EXTINCT vs. EXTINCT VOLCANO vs. EXTINCTION )

( معدوم ile منقرض ile نيست کردن ile خاموش ile آتشفشان خاموش ile خفگي ile انهدام )

( MADOM ile MONAGHARZ ile NEYSET KARDAN ile KHAMUSH ile ATASHAFSHAN KHAMUSH ile KHAFGY ile ANEHDAM )


- YOK PAHASINA ile/||/<> ÖLÜ FİYATINA


- YOK SAYMAK ile/değil/yerine/||/<> KAÇINMAK


- YOK > VAR" değil VAR > YOK

( "Yok"tan var olmaz/çıkmaz! Önce "yok", olamaz! "Yok"tan, var'a öncelik olamaz! VE/FAKAT/ANCAK Var'ın olmamasına yok diyebiliriz. Ancak, var'dan, yok'a öncelik-sonralık ilişkisi kurulabilir. )


- YOK YA:
ŞAŞIRMA ile/ve/||/<> DEĞİL'


- YOK YERE ile/||/<> BOKU BOKUNA


- YOK YOKSUL ile/||/<> FIRSAT YOKSULU

( Geçinmekte çok sıkıntı çeken geçimini güçlükle sağlayan kimse toplum ülke yoksuz yokluklu çulsuz varlıksız variyetsiz yok yoksul fakir fukara beş parasız parasız sersefil zengin varsıl karşıtı İstenilen nitelikte ve özellikte olmayan bir biçimde )


- YOK ile/değil ANLAMIN(IN) OLMAMASI

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./but LACK OF MEANING/SENSE )


- YOK ile/ve/değil/yerine CİSMİ OLMAYAN


- YOK ile DEĞİL

( LACK vs. NOT )


- YOK ile/ve/değil "DONMUŞ"(CEMÂDAT)

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and/but FROZEN )


- YOK ile/değil GEÇERLİ DEĞİL


- YOK ile/ve/değil/yerine GÖSTERİLEMEYEN


- YOK yerine HAK VERE


- YOK ile/değil HENÜZ/ŞU ANDA BİLİNMEYEN

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./but UNKNOWN AT THE MOMENT )


- YOK ile/||/<> KALINTI, BULAŞIK

( kalıntı bulaşık yok yemek artığı cuk yapışmış herhangi bir şey örn yemek artığı Orta Türkçede yok çanak bulaşığı olarak geçer yo yu yapışmak k eki )

( YOK[Tkm.]~CUK[Krg.] )


- YOK ile/||/<> NANAY


- YOK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLANAKSIZ


- YOK ile OLMAZ


- YOK ile/ve PAYLAŞILABİLİR OLMAYAN

( NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and UNSHARED )


- YOK ile/ve/değil/yerine TESPİT EDİLEMEZLİK


- YOK ile/ve/değil/yerine VAR DEĞİL

( "YOK" değil/yerine "VAR DEĞİL"

Bazı kültürlerde, günlük konuşmada ve felsefede, "Değil-leme" yöntemi ile bazı durumlar için üst bir bilinç kullanılmaktadır. Buna verilebilecek birkaç örnekten biri de Anadolu Kültürü ve Bilgeliği'nde "YOK" sözünün kullanılmamasıdır. "Yok", kavram olarak da, dil ve yaşamsallık açısından da o kadar yerini almıştır ki, bir kişinin farkında olmadan bile kullanması durumunda etrafındakilerden biri, "yok" sözünü kullanmaması gerektiğini uygun bir biçimde belirterek, uyarır o kişiyi. "Yok" sözcüğünü kullanmak yerine "Var değil", "Hak getire", "Hak vere" sözleri kullanılır. Aynı biçimde, "Bitti" yerine de "Bereketlendi" kullanılır. (aynı zamanda "Bitirmek" yerine "Tamamlamak" sözcüğünü kullanmak, zihin programlaması, olgusallık ve dil açısından daha da yerinde bir tanımdır.)

"Evet!" ve "Hayır!" sözcüklerinde de buna benzer, hatta daha da öte bir durum vardır. "Hayır!" sözü, her ne kadar olumsuzluk anlamında kullanılıyor olsa da, bu duruma verilen ad, o olumsuzluktan bir hayır gelmesini ya da geleceğini düşünmekle bağlantılı bir olumlu kılma sözüdür.
Derinlere ve uzun geçmişe dayanan Anadolu Kültürü'nün, din ve tasavvuftan da yararlandığı yaşamsal ve dil üzerindeki bilge tutumlarının günlük konuşmaya ve halka yansıtma çabaları çoğu örnekte görülebilir. "Çok ..." yerine "Yeterli"; "Almak" yerine "Edinmek"; "Fakat" değil "Aynı zamanda" gibi, durumun karşılığını daha derinlemesine verebilecek sözlerin kullanılmasına yönelik çabaları gözlemlemek ve bunlardan üst düzeyde yararlanmak gerekir.

Bu tür çabalar nesne, kavram, olgu ilişkilerinde bireyin ve toplumların yaşanmışlıklarındaki derinliklerden ve geleceğe bir kalıt olarak bırakılmak istenen, insanlığın gelişimine olan etkilerini öngörerek varılmış tutum ve sonuçlardır. Önceki ve "Hayır!" örneğinde olumsuz bir sözün söylenmiyor olmasında bir yasak, haram ya da günah bilincinden çok, bilgece, bilinçli bir tutum söz konusudur.

Bu tutumlar, özellikle sözler için değil daha uygun karşılıkları bulunan davranışlar için de geçerlidir. Örneğin, birine -özellikle bir çocuğa- bir şey vermek istendiğinde, avuç aşağı bakar biçimde uzatmak değil/yerine verilecek olanın, avucun içinde bulunduğu açık bir avuç uzatmaktır.
Bu tür uygulama ve kavramlarda kullanılabilecek tanımlara da örnek olarak, "Aşure/Yemek Pişirmek" yerine/değil "Aşure Kaynatmak"; "Yemek"e yerine/değil "Lokma"ya katılmak/davet; ışığı/mumu/ateşi/ocağı "Söndürmek/Kapatmak" yerine/değil "Dinlendirmek"; "Yakmak/Açmak" yerine/değil "Uyandırmak"; "Ney Sesi" değil/yerine "Ney Sedâsı", "Ney Çalmak" değil/yerine "Ney Üflemek" dendiğini bilmeli; "Saç/sakal/kıyafet düzeltmek" değil "Huy düzeltmek" gibi hem zihinsel, hem yaşamsal kullanımlardan haberdar olmalı; kişi, diline ve kendine gereken özeni ve önemi göstermelidir.

"Körü körüne taklit" yerine/değil "Muhabbetle(Sevgiyle) taklit" etmek, "Emir eden" değil "Hizmet eden" olmak, "Tutmak/saklamak" yerine "Heybeye atmak", "Hakkını vermek" yerine "Hakkını teslim etmek" ve tüm bu ayrıntıları "Akılla tartmak" yerine "Kalple dinlemek" gerekir.

BU İNSAN DEDİKLERİ, EL, AYAKLA, BAŞ DEĞİL
ÂDEM, MÂNÂ'YA DERLER, SURAT İLE KAŞ DEĞİL )

( [not] LACK vs./and/but NOT EXIST
NOT EXIST instead of LACK )


- YOK ile YOĞ ile YOK YERE ile YOK YILI ile YOK YOKSUL ile YOK PAHASINA


- YOK ile/değil/yerine YOK DENİLEBİLECEK KADAR AZ


- YOK ile/ve YOKLUK

( NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and NONEXISTENCE )


- YOK ile/değil/yerine ZAYIF


- YOK ile/ve/değil ZORUNLULUĞUNUN OLMAMASI

( [not] NONEXISTENT/THERE IS NOT vs./and/but LACK OF OBLIGATION )


- YOKLAMA ile YOKLAMACI


- YOKLAMAK ile YOK-LAMAK


- YOKLAMAK ile YOKLANMAK ile YOKLATMAK ile YOKLAŞMAK ile YOKLAYABİLMEK ile YOKLAYIVERMEK


- YOKLUĞA DAYANAMAYAN ile/>< VARLIĞA DAYANAMAYAN


- YOKLUĞU PAYLAŞMAK değil VARLIĞI PAYLAŞMAK ve/||/<> İYİ GÜN DOSTU OLMAK değil KÖTÜ GÜN DOSTU OLMAK


- YOKLUĞUN ESASI VE USÛLÜ ile VARLIĞIN ESASI VE USÛLÜ


- YOKLUĞU/N İLE:
TEHDİT ile/değil/yerine TERBİYE


- YOKLUK/ADEM[Ar. < ʿADEM] ile/||/<> YOKLUK/GAYBUBET[Ar. < ĠAYBŪBET] ile/||/<> YOKLUK/ADEMİYET[Ar. < ʿADEMİYYET] ile/||/<> YOKLUK/FIKDAN[Ar. < FİḲDĀN]


- YOKLUK EKİ ile/||/<> ...

( Ad soylu kelimelere gelerek herhangi bir nesne veya özelliğe sahip olmama anlamında ve lI lU ekinin zıt anlamlısı yokluk sıfatları yapan sIz sUz eki bilinç siz can sız tat sız tuz suz yarar sız yol suz mut suz vb )


- YOKLUK:
TERBİYE EDER ve/+/||/<>/> ADAM EDER


- YOKLUK, YOKTUR değil YOKLUK, YOKTUR, YOKTUR!


- YOK/LUK ile/ve/<>/değil/yerine BELİRSİZ/LİK


- YOK/LUK ile/ve BİÇİMSİZ/LİK

( NONEXISTENCE vs./and UNSHAPELINESS )


- YOKLUK ile/=/||/<>/< BİR ŞEYİN YOKLUĞU


- YOK/LUK ile/ve BOŞ/LUK

( Görünmezler, tecelli etmezler. )

( NONEXISTENCE vs./and BLANK | CAVITY )


- YOK/LUK ile/ve EKSİK/LİK


- YOK/LUK ile/ve/<>/değil GÖRÜNMEZ/LİK, BİLİNMEZ/LİK

( AMÂ: Görünmezlik yeri/"ülkesi". )

( [not] NONEXISTENCE vs./and/<>/but INVISIBLE, UNKNOWN )


- YOK/LUK ile/değil MERKEZSİZ/LİK


- YOKLUK ile/ve MESBÛK Bİ'L-ADEM


- YOKLUK = NON-BEING[İng.] = NON ÊTRE[Fr.] = NICHTSEIENDE[Alm.] = NON-EUS[Lat.]


- YOKLUK ile/ve SALTIK/MUTLAK YOKLUK

( NONEXISTENCE vs./and ABSOLUTE NONEXISTENCE )

( ABHAVA ile/ve ATYANTA-ABHAVA )


- YOKLUK ile SIKINTI

( POVERTY vs. "STRAIT" )


- YOK/LUK değil/yerine SINIRLANAMAZ/LIK


- YOK/LUK ile/ve TANIMSIZ/LIK


- YOKLUK ile/ve/||/<>/>< VARLIK

( Gölgesi olmaz! İLE/VE/||/<>/>< Gölgesi mutlaka vardır. )

( Yokluğun varlığa gücü yeter de, varlığın yokluğa gücü yetmez. )

( Varlığımın değerini bilmeyeni, yokluğumla terbiye ederim! [en uzun süre 7 yıldır!] )

( Yoktur. İLE/VE/||/<>/>< Vardır. )

( There is no shadow! vs./AND/||/<>/>< Shadow is exist absolutely. )

( Yokluğunuzu hissetmeyeni, varoluşunuzla "rahatsız etmeyin!" )

( NONEXISTENCE vs./and/||/<>/>< EXISTENCE )


- YOK/LUK ile/değil/yerine YETERSİZ/LİK


- YOKLUK ile YOK İKEN

( NONEXISTENCE vs./and WHEN (IT IS) NOT EXIST )


- YOKLUK ile/ve YOK OLMADAN ÖNCEKİ YOKLUK

( NONEXISTENCE vs./and NONEXISTENCE BEFORE TO BECOME NOT EXIST )

( ABHAVA ile/ve PRADHAVAMSA-ABHAVA )


- YOKLUK ile/ve YOKLUĞUN VAROLUŞU

( NONEXISTENCE vs./and BEING OF NON-BEING )

( ... ile/ve VU ZHI YOU )


- YOKLUK ile YOKLUK

( NONEXISTENCE vs. NONEXISTENCE )


- YOKLUK ile YOKLUK EKİ


- YOKLUK ile YOKLUK ile VAR OLMAYAN

( INEXISTENCE vs. INEXISTENCY vs. INEXISTENT )

( نيستي ile نا بودي ile غير موجود )

( NEYSETY ile NA BUDY ile غير موجود )


- YOKLUK ile/değil/yerine/=/||/<> YOKSULLUK | HİÇLİK

( adam yokluğunda Yok olma bulunmama durumu adem ademiyet fıkdan Göz önünde bulunmama gaybubet yoksulluk hiçlik )


- YOK/LUK ile/ve/değil ZİHİN

( Yok etmeyince, yok olmaz. )

( [not] NONEXISTENT/NONEXISTENCE vs./and/but THE MIND )


- YOKLUKTA YOKLUK ile VARLIKTA YOKLUK

( Yokluk, fazlasıyla zor ve ağır bir durumdur fakat yokluktan daha zoru da vardır ki, o da, varlıkta/olanaklar içinde yokluktur. )

( NONEXISTENCE AT NONEXISTENCE vs./and NONEXISTENCE AT EXISTENCE )


- YOKLUKTAN OLUŞAN YOKLUKLAR ile/ve/değil VARLIKTAN OLUŞAN YOKLUKLAR


- YOKLUKTAN YARATMAK ile/ve YOK İKEN YARATMAK


- YOK(OLUMSUZ YANIT/HAYIR ANLAMINDA) ile HAYIR


- YOKSA ... ile AKSİ HALDE ...


- YOKSA["YOKSAM" değil!] ile YA DA


- YOKSUL:
AZA SAHİP OLAN değil "ÇOK"U İSTEYEN


- YOKSUL:
YENİ ile ÖZGÜR ile YARATICI ile BİRLEŞMİŞ ile DÜŞKÜN

( Eric Hoffer'ın, Kesin İnançlılar[Kitle Hareketlerinin Anatomisi] adlı kitabını okumanızı salık veririz... )


- YOKSUL | ZAVALLI/FUKARA[Ar. < FUḲARĀ] ile/||/<> YOKSULLUK | ZAVALLILIK/FUKARALIK ile/||/<> YOKSULLUK | VERİMSİZLİK | YETERSİZLİK/FAKİRLİK ile/||/<> ŞAKŞAKÇI | DİLENCİ/GOYGOYCU ile/||/<> DİLENCİ | YOKSUL/GEDA[Fars. < GEDĀ]

( fukara babası fakir fukara keşkülüfukara görgü fukarası yoksul zavallı )


- YOKSUL/FAKİR ile/değil EZGİN

( ... İLE/DEĞİL Paraca durumu bozuk olan kişi. | Çok sıkıntı/cefa çekmiş kişi. | Çürük, ezik meyve. )


- YOKSUL ile/||/<> VARLIKSIZ ile/||/<> BEŞ PARASIZ ile/||/<> VARİYETSİZ


- YOKSUL ile YOKSULLUK

( DESTITUTE vs. DESTITUTION )

( لات ile لاتي ile بي چيزي ile تنک روزي )

( LAT ile لاتي ile BEY CHYZY ile TANK RUZY )


- YOKSULLARIN "KURABİLDİĞİ", ANCAK ...:
HAYAL ve/||/<> TURŞU


- YOKSULLAŞMAK | YOKSULLAŞTIRMA | YOKSULLAŞTIRMAK ile/||/<> FAKİRLEŞMEK | FAKİRLEŞTİRME | FAKİRLEŞTİRMEK


- YOKSULLAŞMAK ile YOKSULLAŞTIRMAK ile YOKSUL/LUK ile YOKSULLUK SINIRI ile YOKSULLUK BELGESİ


- YOKSULLAŞ(TIR)MA/FAKİRLEŞ(TİR)ME >< VARSILLAŞ(TIR)MA/ZENGİNLEŞ(TİR)ME


- YOKSULLAŞTIRMAK ile YOKSUL ile YOKSULLAŞMA

( IMPOVERISH vs. IMPOVERISHED vs. IMPOVERISHMENT )

( خانه خراب کردن ile بي نيرو کردن ile فقيرنشين ile بينواسازي )

( KHANEH KHARAB KARDAN ile BEY NEYRO KARDAN ile فقيرنشين ile بينواسازي )


- YOKSULLUĞU SONLANDIRMAK:
HAYIR İŞİ ile/ve/değil/||/<> ADÂLET


- YOKSULLUK/FAKR[Ar. < FAḲR] ile/||/<> YOKSULLUK/SEFALET[Ar. < SEFĀLET]


- YOKSULLUK:
YİYECEK BİTİNCE ile/ve/değil/||/<>/> ADÂLET BİTİNCE


- YOKSULLUK ile/ve/ne yazık ki/> MUTLAK YOKSULLUK


- YOKSULLUK ile/değil/yerine/=/||/<> VERİMSİZLİK | YETERSİZLİK

( yoksulluk belgesi yoksulluk sınırı Yoksul olma durumu fakirlik fukaralık beş parasızlık yokluk yoksuzluk variyetsizlik sefillik sefalet fakr meskenet verimsizlik yetersizlik )


- YOKSULLUK ile YOKSUL ile HAZIMSIZ ile SİNDİRİLEMEZ ile HAZIMSIZLIK

( INDIGENCE vs. INDIGENT vs. INDIGESTED vs. INDIGESTIBLE vs. INDIGESTION )

( مسکنت ile تنگ دستي ile تهيدستي ile بيمايگي ile ناداري ile بدگذران ile تنگ دست ile تهيدست ile ضعفاء ile احتياج مند ile بينوا ile بي مايه ile هضم نشده ile نا گواريده ile فکر نکرده ile دير هضم ile ناگوارا ile سوء هاضمه ile رودل ile بدهزمي )

( مسکنت ile TANG DASTY ile تهيدستي ile BEYMAYGY ile ناداري ile BADGOZARAN ile TANG DAST ile TAHYDAST ile ضعفاء ile EHTYAJ MAND ile بينوا ile BEY MAYYEH ile NPAZM NESHODEH ile NA GOVARYDAH ile FEKAR NAKARDEH ile دير هضم ile NAGVARA ile SUE CPEHAZEMEH ile رودل ile بدهزمي )


- [ne yazık ki]
YOKSUL/LUK ve/değil/||/<> YOLSUZ/LUK


- YOKSUN/MAHRUM[Ar. < MAḤRŪM] ile/||/<> YOKSUNLUK/MAHRUMİYET[Ar. < MAḤRŪMİYYET]


- YOKSUN ile/değil UZAK


- YOKSUNLUK ile/ve/değil/yerine/> GEREKSİNİM

( [not] DEFICIENCY vs./and/but/> NEED )


- YOKSUNLUK ile MAHRUM ETMEK ile YOKSUN BIRAKAN

( DEPRIVATION vs. DEPRIVE vs. DEPRIVING )

( محروميت ile انعزال ile بيبهره سازي ile محروم ماندن ile محروم کردن ile محرومکردن ile سلب کردن ile سالب )

( MAHROMYT ile انعزال ile BEYBACPAREH SAZY ile MAHROM MANDAN ile MAHROM KARDAN ile MAHROMEKARDAN ile SALAB KARDAN ile SALEB )


- YOKSUNLUK ile/||/<> MAHRUMLUK


- YOKSUNLUK ile/ve/||/<> (OPTIMAL/OMNIPOTANT) KIRILMA


- YOKSUNLUK = PRIVATION[İng., Fr.] = MANGEL[Alm.] = PRIVATIO[Lat.] = STERESIS


- YOKSUN/LUK ile YOKSUL/LUK

( Yoksullukların en kötüsü, kendini aciz görmektir. )

( VITA VERE APOSTOLICA: Yoksulluğu yüceltme. )

( Yoksulluk korkusunu tanımadıysak, kendi yoksulluğumuzu yaratırız. )

( Elini cebine attığında boşsa. İLE Elini tutan yoksa. )

( DEPRIVATION vs. POVERTY )


- YOKSUN/LUK ile YOKSUNLU


- YOKTAN değil YOK İKEN


- YOKTU değil KAYITLARDA YOK/BULUNMUYOR


- YOKTUR:
YOLA ÇIKIP VARMAYAN ve/||/<> YOLDAN ÇIKIP VARAN


- YOKUŞ AŞAĞI ile/||/<> YOKUŞ YUKARI

( Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer çıkış iniş karşıtı )


- YOKUŞ ile BAYIR

( ... İLE Küçük yokuş. )


- YOKUŞ ile/değil/yerine EĞİM/ŞEV[Fars. < ŞÎB]

( Bisiklet kullanmayan kişiler, bildikleri/gördükleri yollardaki eğimin açısına ve uzunluğuna göre, yolun/eğimin tamamını/bütününü "düşünerek", eğimli yollarda çok yorulacaklarını varsayarlar/zannederler. Hatta, o dik "yokuşun", çıkılamaz olduğunu zannederek, süreci düşünmeden/deneyimlemeden, sonuç merkezli bir (ön)"yargı"da bulunurlar. Gözlerini, yolun sonuna dikerek ve yetersizliklerine, güçsüzlüklerine bağlayarak ve ümitsizliğe düşürecek olan yüklü/şişmiş "yokuş" sözcüğü ile yanına bile yaklaşmazlar bisikletin.

Oysa ki, bisiklet kullananlar için durum böyle değildir. Bisiklet kullanımında ve bisiklet kullanıcıları için geçerli olan, basıyor oldukları pedaldır. Yeterli olacak olan bacak/kas gücü ve vites kullanımının sunduğu kolaylıklar ile çoğu zaman, neredeyse düz yolda pedal çevirdikleri kadar rahat pedal çevirirler. Bisiklet kullanmayanlar için zannedildiği kadar güç değildir pedal çevirmek ve yol almak.

Yokuş ile Eğim arasındaki fark, tamamen zihinsel ve dilseldir. Bisiklet kullan(a)mayan kişiler, zihinlerindeki yolun/eğimin tamamına "yokuş" diyerek, daha baştan, önyargı ve sonuç odaklılıklarının yarattığı zihinsel ve dilsel engele takılır. Ya da böylesine değiştirilebilecek bir "engel" yerine "yokuş" tanımından vazgeçerek, %90 oranında kolaylaştırabilirler bisiklet üzerine çıkmayı. Düz yol aramak gibi yersiz bir beklentiden de kurtulmuş olur ve bisikletleriyle yol alırlar.

Bisiklet üzerine çıkılır, "yokuş" denilen fakat bisiklet üzerindeyken sadece bir eğim olarak deneyimlenen bu yollarda bir süre bisiklet kullanılırsa, çevrilen pedalın kolaylığı kadar ve sadece yoldaki bir eğim olarak geçilir o süreç ve kolaylıkla tamamlanır, o gözde ve sözde büyütülen eğim. )


- YOKUŞ ile KIRKMERDİVEN

( ... İLE Dik yokuş. )


- YOKUŞ ile PALANDÖKEN

( ... İLE Taşlık yokuş. )


- YOKUŞ ile ŞEV[Fars.]

( ... İLE Yokuş aşağı, inişli yer. | Meyilli, eğik. | Gece. )


- YOKUŞ ile YAMAÇ


- YOKUŞ ile YOKUŞLU ile YOKUŞÇU ile YOKUŞSUZ ile YOKUŞ AŞAĞI ile YOKUŞ YUKARI


- YOKUŞ ile YURA/KABAN[Erm.]

( ... İLE Dik yokuş. )


- [ne yazık ki]
"YOKUŞA SÜRMEK" ile/ve/<> "BİN DEREDEN SU GETİRTMEK" ile/ve/<> "ENSESİNDE BOZA PİŞİRMEK"["kafasında" değil!] ile/ve/<> "TOPU, TACA ATMAK" ile/ve/<> TRİBÜNLERE OYNAMAK ile/ve/<> İPE UN SERMEK


- YOKUŞA SÜRMEK ile/ve/||/<> KÖTÜYE KULLANMAK


- [ne yazık ki]
YOKUŞA SÜRMEK ile/yerine ÜMİTSİZLENDİRMEK

( TO MAKE DIFFICULTIES vs. TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR
TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR instead of TO MAKE DIFFICULTIES )


- YOKUŞ/EĞİM:
[hem/ne] ÇIKIŞ ile/ve/değil/hem de/ne de/=/||/<> İNİŞ


- YOK-VAR ile/değil BOŞ-DOLU


- YOL AYRIMI ile KAVŞAK


- YOL GEÇEN HANI ile ...

( Beyazıt'ta, Çarşıkapı - Kapalıçarşı arasında bulunan eski bir han. )


- YOL GÖSTERİRKEN, YOL KESMEK ile/ve/<> YOL KESERKEN, YOL GÖSTERMEK


- YOL GÖSTERMEK ile/||/<> ...

( Âşık faslında saz ozanlarından birinin ayak açarak deyişin hangi uyakta olacağını belli etmesi )


- YOL GÖSTERMEK ile YOLDAN ÇIKARMAK ile YOL AÇMAK ile KURŞUNİ ile LİDER ile LİDER ATAMA ile BİR KERVANIN LİDERİ ile KÖYÜN LİDERİ ile LİDERSİZ ile LİDERLER ile LİDERLİK ile ÖNDE GELEN ile YOLDAN ÇIKMAK ile YOL AÇAN

( LEAD vs. LEAD ASTRAY vs. LEAD TO vs. LEADEN vs. LEADER vs. LEADER APPOINTING vs. LEADER OF A CARAVAN vs. LEADER OF VILLAGE vs. LEADERLESS vs. LEADERS vs. LEADERSHIP vs. LEADING vs. LEADING ASTRAY vs. LEADING TO )

( هدايت کردن ile انجاميدن ile سوق دادن ile وا داشتن ile سرب ile پيشقدم شدن ile منجر شدن ile به دنبال داشتن ile رهبري کردن ile اغواکردن ile به بار آوردن ile سربي رنگ ile سربي ile مانند سرب ile پيشقدم ile زعيم ile پيشوا ile نقيب ile سر دسته ile راهبر ile رهبر ile ليدر ile سردمدار ile طلايه ile مقتدل ile رائس ile سرکرده ile سردسته ile تولي ile چاوش ile دهخدا ile کدخدا ile بي رهبر ile رؤوس ile روسا ile سرکردگي ile نقابت ile امامت ile سري ile پيشوايي ile رهبري ile چاوشي ile منجر ile رهنمايي ile مظل ile منجر به ile منتهي به )

( CPEHDAYT KARDAN ile ENJAMYDAN ile SOGH DADAN ile VA DASHTAN ile SARB ile PEYSHGHODAM SHODAN ile MANJER SHODAN ile BAH DANBAL DASHTAN ile RAYABARY KARDAN ile اغواکردن ile BAH BAR AVARDAN ile SARBY RANG ile SARBY ile MANAND SARB ile PEYSHGHODAM ile زعيم ile PEYSHVA ile نقيب ile SAR DASTEH ile RANPABAR ile RAYABAR ile LEYDAR ile SARDAMDAR ile TALAYYEH ile مقتدل ile رائس ile SARKARDEH ile SARDASTEH ile تولي ile CHAVESH ile DAHAKHODA ile KADKHODA ile BEY RAYABAR ile رؤوس ile ROSA ile SARKARDEGY ile NAGHABAT ile EMAMET ile SARY ile PEYSHVAYY ile RAYABARY ile CHAVESHY ile MANJER ile رهنمايي ile مظل ile MANJER BAH ile MONTEHY BAH )


- YOL:
İNCE ve/||/<> KILIÇTAN KESKİNCE


- YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- YOL [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]


- YOL ÜSTÜNDE TAŞ GÖRSEK, ...:
"YOLDAN VAZGEÇMEK" ile/değil/yerine/>< ÜSTÜNDEN GEÇMEK


- YOL:
UZUN ve/||/<> ÇİLELİ


- PATH LENGTH[İng.] / LONGUEUR DU TRAJET[Fr.] / WEGLÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= YOL UZUNLUĞU


- YOL YOL ile/||/<> İPLİK İPLİK


- YOL YORDAM ile/||/<> ADAP ERKÂN ile/||/<> YOL ERKÂN ile/||/<> YOL YÖNTEM


- YOL YÜRÜMEK değil YOL SÜRÜMEK


- YOL ile AKIM


- YOL ile/ve ALE

( ... İLE/VE Ağaçlıklı yol. )


- YOL ile/||/<> ANALİZİ

( Path analizi (yol analizi) yöntemi )

( Sewall Wright tarafından 1921 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1889-1988) (Ülke: ABD) (Alan: Genetik) (Önemli katkıları: Wright-Fisher modeli, popülasyon genetiği) )


- YOL ile/ve/değil/<> ARAÇ


- YOL ile/ve/değil BİSİKLET(Lİ) YOLU


- YOL ile ÇIĞIR

( ... İLE Çığın, kar üzerinde açtığı iz. | Hayvanların, gide gele açtığı ince yol, patika. | İz. | Başkalarının da uyabileceği, yeni bir biçim, yöntem ya da yol. | Büyük hattatların sanat yolu. )