Dirimbilim/Biyoloji'deki FaRkLaR
TÜRKÇE'Sİ VAR OLAN
ve
TÜRKÇE'SİNİ KULLANMAYI YEĞLEYEBİLECEĞİMİZ TERİMLER...
itibarı ile 578 başlık/FaRk ile birlikte,
578 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(1/4)
- 3' UNTRANSLATED REGION[İng.] değil/yerine/= 3' TRANSLASYON OLMAYAN BÖLGE
- A LIMINE[İng.] değil/yerine/= A LİMİNE
( Kestirmeden, tez elden, peşin hükümle; meselenin özüne, işin aslına bakmaksızın anlamına gelen Latince deyim. "Eşikten doğru" anlamına gelir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- A-[İng.] değil/yerine/= A-
( Olumsuzluk anlamı katan bir ön ektir. Örneğin, "apati" sözcüğü "ilgisizlik" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AB-[İng.] değil/yerine/= AB-
( "Uzağında" anlamına gelen bir ön ektir. Örneğin, "abnormal" sözcüğü "normalden uzak" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ABİYOGENEZ/ABİYOGENES[Yun.] ile ABİYOTİK[Yun.] ile ABİYOZ[Yun.]
( Canlıların kendi kendine cansız nesneden oluştuğunu savunan sav.[Dört milyar yıl kadar önce dünyada] İLE Cansızlığa özgü/ait. | Yaşamın/canlılığın olanaksız olduğu ortam. İLE Yaşamsal durum ve olayların durması/yokluğu. )
- ABİYOTİK[İng. ABIOTIC] ile/||/<> ABİYOZ[İng. ABIOSIS]
( "Cansızlığa özgü" ve "cansızlığa ait" anlamına gelen bir terimdir. @@ "Yaşamın noksanlığı ve yokluğu" anlamına gelen bir terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACEPHALY[İng.] değil/yerine/= ASEFALİ
( Doğuştan başsız olma durumu. Yunanca "baş" anlamına gelen képhalê (İng:"head") sözcüğüne olumsuzluk ön eki olan "a-" getirilerek oluşturulmuştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACETOGENIC BACTERIA[İng.] değil/yerine/= ASETOJENİK BAKTERİ
( Tamamen oksijensiz ortamlarda (anaerobik) yaşayan ve doğada yaygın olarak bulunan bir bakteri grubu. Bu bakteriler, küresel karbon döngüsü için çok önemlidir. Karbon dioksiti (CO2) indirgeyerek asetat (CH3COOH) üreten benzersiz bir yol kullanırlar. Bu yola Wood-Ljungdahl yolu denir ve yolun ana enzimi asetil-CoA sentazdır.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACT-[İng.] değil/yerine/= ACT-
( "Yapmak" anlamına gelen bir ön ektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ACTIVE SCAVENGING[İng.] değil/yerine/= AKTİF LEŞÇİLLİK
( Ölü hayvan gövdesinden kaynak sağlamak için bir yırtıcıyla çatışarak ya da onu avlayarak gövdesinden leş yeme davranışına verilen isim. Ölü hayvan gövdesine daha önce başka yırtıcıların ulaşması, yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak farklı kaynak miktarı ve çeşitliliği gösterebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AD LIBITUM BEHAVIOR SAMPLING[İng.] değil/yerine/= SERBEST DAVRANIŞ ÖRNEKLEMESİ
( Bir hayvan ya da hayvanlardan oluşan bir grup tarafından sergilenen tüm davranışların kayıt altına alınması. Davranışın nasıl kaydedileceği ya da hangi hayvanların kaydedileceği ile ilgili belirli bir kural gerektirmez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AD-[İng.] değil/yerine/= AD-
( "-e doğru" ya da "yanında" anlamında bir ön ektir. Örneğin, "adrenal" sözcüğü "böbreğin yanında" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ADAPTIVE RADIATION[İng.] değil/yerine/= UYUMSAL YAYILIM
( Özelleşmemiş bir grup organizmanın geçirdiği ve sonunda özel yaşam biçimlerine uyum sağlamış farklı tiplerin meydana gelmesiyle sonuçlanan bir dizi evrim olayıdır. Bu tip bir evrimsel/uyumsal yayılım sonucunda ilk plasentalı memelilerden günümüzdeki tırmanan, uçan, koşan ve yüzen canlı türleri oluşmuştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ADNEXA[İng.] değil/yerine/= ADNEKS
( Anatomide, "bir organın eki" anlamına gelmektedir. Latincede "ek" ve "eklenti" anlamına gelen "adnexa" sözcüğünden gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ADVANCED SPECIES[İng.] değil/yerine/= GELİŞMİŞ TÜR
( Filogenetik araştırmalarda, bir organizmanın ya da karakterin, daha ilkin bir formdan evrimsel ıraksama yoluyla daha farklı bir yapıya değişmesi anlamında kullanılır. Mutlak bir gelişmişlikten bahsedilmez. Kronolojik bir anlam içerir ve önce evrimleşenler ile sonra evrimleşenleri ayırmak için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ADVENTITIOUS[İng.] değil/yerine/= ADVENTİF
( Botanikte, normal olmayan yer ya da yerlerden çıkan yapılardır. Kelime olarak "beklenmeyen" ve "planlanmayan" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AFF-[İng.] değil/yerine/= AFF-
( "-e doğru" ya da "yanında" anlamında bir ön ektir. Örneğin, "affix" sözcüğü "bir yere sabitlemek" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AGNOSTİSİZM[İng. AGNOSTICISM] ile/||/<> BİLİNEMEZCİLİK[İng. AGNOSTICISM]
( Nesnelerin kendilerinin hiçbir zaman bilinemeyeceğini ileri süren anlayış biçimidir. "Bilinmezcilik" olarak da isimlendirilmektedir. Bilinemezcilik terimi asıl anlamında, İngiliz düşünürü David Hume ile Alman düşünürü Immanuel Kant'ın öğretilerini adlandırır. Olguculuktan (pozitivizm) faydacılığa (pragmatizm) ve varoluşçuluğa (ekzistansiyalizm) kadar çağımızda da geniş etki alanları bulunan pek çok öğretiler bilinemezci niteliktedir. @@ Agnostisizm. Nesnelerin kendilerinin hiçbir zaman bilinemeyeceğini ileri süren anlayış. Bilinemezcilik deyimi, asıl anlamında, İngiliz düşünürü David Hume'la Alman düşünürü Immanuel Kan'ın öğretilerini adlandırır. Ne var ki, olguculuktan (pozitivizm) faydacılığa (pragmatizm) ve varoluşçuluğa (ekzistansiyalizm) kadar çağımızda da geniş etki alanları bulunan pek çok öğretiler bilinemezci niteliktedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AKINETOPSIA[İng.] değil/yerine/= HAREKET KÖRLÜĞÜ
( Akinetopsia ya da diğer adıyla hareket körlüğü nörofizyolojik bir rahatsızlıktır. Hasta bu rahatsızlıkta görüş açısı içindeki hareketsiz objeleri görmesinde bir sorun olmamasına karşın hareketleri algılayamaz. Bu rahatsızlığın farklı dereceleri vardır ve hiç bir türlü hareket algılayamamaya kadar uzanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AKT[İng.] değil/yerine/= AKT
( "PI-3-Kinaz/Akt" göze içi sinyal yolağında rol alan bir serin/treonin protein kinaz. Özellikle gözelerin büyümesi ve hayatta kalması için sinyal göndermede rol oynar. "Protein kinaz B" (PKB) olarak da adlandırılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALG[Lat.] ile DİYATOME[Fr. < Yun.]
( Su yosunu. İLE Silisli sert kabukları olan ve fosilleri, kalın yer katmanları oluşturan bir algler ailesi. )
- ALGAE[İng.] değil/yerine/= ALG
( Suda yaşayan ökaryotik ve fotosentetik bir canlı grubudur. Genellikle tek gözeli olsalar da çok gözeli de olabilirler. Tek başlarına ya da koloni halinde yaşayabilmektedirler. Taksonomik konumları tartışmalı olmakla birlikte, genellikle Protistalar Alemi'ne dahil edilirler. Bitki değildirler ancak bütün kara bitkileri yeşil alglerden evrimleşmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALGI[İng. PERCEPTION] ile/||/<> A POSTERİORİ ile/||/<> ADRENOKORTİKOTROPİK HORMON (ACTH)[İng. ADRENOCORTICOTROPIC HORMONE (ACTH)] ile/||/<> AKROZOM[İng. ACROSOME] ile/||/<> AKYUVAR[İng. LEUCOCYTE] ile/||/<> HİPOFİZ BEZİ[İng. PITUITARY GLAND] ile/||/<> LH (LUTEİNLEŞTİRİCİ HORMON)[İng. LH] ile/||/<> OKSİTOSİN[İng. OXYTOCIN]
( Gelen duyusal verileri organize etme, tanımlama, yorumlama ve anlamlaştırma süreci sonucunda ortaya çıkan anlamlı üründür. @@ Deneyime dayalı anlamına gelmektedir. Doğru önermeler deneye ve duyu verilerine dayanan önermesel bilgilerdir. “Güneş doğudan doğar” ya da “Dünya yuvarlaktır” gibi önermeler, bu bilgi sınıflandırmasına örnek olarak verilebilir. Algılarımız ve tümevarım yoluyla edindiğimiz bilgilerimizin büyük bir kısmını "a posteriori" bilgiler oluşturmaktadır. Immanuel Kant, matematik gibi zihinsel süreçlerin "a priori", Dünya'nın varlığı ve durumu ile ilgili olanları "a posteriori" olarak kabul etmeyi önermiştir. Bilgiye dair en temel tartışmalardan birisi olan "a priori" ve "a posteriori" ayrımı hâlâ çağdaş epistemolojinin süregelen konularından birisidir. @@ Hipofiz bezinin ön lob tarafında üretilen polipeptit yapıda olan bir hormondur. Adrenal bezlerin dış bölgesinin aktivitesini düzenleyen bir polipeptit hormondur. Adrenokortikotropik hormonun hipofiz tarafından salgılanması, hipotalamus tarafından atılan başka bir polipeptit olan, "kortikotropin salan hormon (CRH)" tarafından düzenlenir. @@ Sperm gözesinin göze zarının altında bulunan ve spermin ön (anterior) bölgesini kaplayan salgı keseciğidir. @@ Vücudu çeşitli mikroplardan koruyan beyaz kan gözeleridir. Görevlerini mikroplarla savaşarak ve onları uzantıları içine alarak yutarak (fagositoz) ya da mikroplara karşı kana panzehir gibi antitoksin salgılayarak gerçekleştirebilirler. @@ Beynin alt kısmında bulunan bezelye büyüklüğünde küçük bir organdır. Vücudun "ana bezi" olarak, çeşitli hormonlar üretir. Ürettiği hormonlar vücuttaki diğer bezleri uyararak hormon salgılanmasına neden olur. Hipofiz bezi birçok farklı hormon yapar. @@ LH, hipofiz bezinin ön kısmından salgılanan bir hormondur. @@ Oksitosin, hipotalamus tarafından üretilen ve hipofiz bezi tarafından salgılanan bir hormondur. Bu önemli hormon, doğum sürecinde çok önemli bir rol oynar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALLEE EFFECT[İng.] değil/yerine/= ALE ETKİSİ
( Bireylerin kendi türünden bireylerin varlığından sağladıkları kazancı ifade eden terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALLEE EFFECT[İng.] değil/yerine/= ALLEE ETKİSİ
( Tür içerisindeki bireylerin, aynı türde olanların etrafında olmasından dolayı kazandığı avantajdır. İlk olarak 1930 yılında Warder Clyde Allee tarafından ileri sürülmüştür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ALOGAMİ[Fr. < ALLOGAMIE B] değil/yerine/= TOZLAŞMA
- ALTERNATIVE RNA SPLICING[İng.] değil/yerine/= ALTERNATİF RNA UÇBİRLEŞTİRMESİ
( Bir transkriptin belirli bölgelerinin farklı şekillerde birleştirilerek aynı genden farklı RNA'ların üretilmesi. Alternatif RNA splaysı da denebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AMENSALİZM[Fr.] ile/>< KOMENSALİZM
( Bi̇r bi̇tki̇ türünün aynı ortamdaki̇ başka bi̇r bi̇tki̇ türünden ötürü geli̇şememesi̇. Bir organizmanın ötekine zarar verip kendisinin etkilenmediği ilişki. İLE/>< Bir organizmanın yarar sağlayıp ötekinin etkilenmediği ilişki. )
- AMETAL[Fr. < AMETALE] değil/yerine/= METAL OLMAYAN ÖGE
- AMİLAZ[Fr. < AMYLASE] ile/||/<> AMİLOZ[Fr.] ile/||/<> ENZİM[Fr. < ENZYME]
( Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik nesne. İLE/||/<> Nişastasının %20'sini oluşturan, boyanabilir nesne. | Dokuların özel bir nesneyle dolmasından ileri gelen sayrılık. İLE/||/<> Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim. )
- ANACHRONISM[İng.] değil/yerine/= ANAKRONİZM
( Bir kişi, nesne yahut yaşanmış olaylardan bahsederken zamanda geçen olayları ve kişileri karıştırma ve yanlış anlatma, yani tarihte yanılgıya düşme durumudur. Örneğin; "II. Bayezid, oğlu I. Selim'e elektronik posta gönderdi." ifadesi bir tür anakronizmdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANAEROBİK[Fr. < ANAÉROBIQUE]/ANAEROBIC[İng.] değil/yerine/= OKSİJENSİZ ORTAMDA/KOŞULLARDA YAŞAYABİLEN | SERBEST OKSİJEN GEREKSİNIMSİZ
- ANASTOMOSIS[İng.] değil/yerine/= ANASTOMOZ
( Dallı bir yapıda iki ya da daha fazla uzantının gerçekleştirdiği birleşme. Kan damarlarının birleşmesi buna örnektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANENCEPHALY[İng.] değil/yerine/= ANENSEFALİ
( Bir canlının beyni olmadan ya da beyni gelişmeden doğması durumudur. Bir canlı, beyin sapı var olduğu sürece beynin geri kalanı olmaksızın varlığını bir süre sürdürebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANİMİZM[Fr. < ANIMISME] değil/yerine/= CANLICILIK
- ANTAGONISTIC PLEIOTROPY[İng.] değil/yerine/= ANTAGONİSTİK PLEİOTROPİ
( Bir genin hayatın erken dönemlerinde yararlı etkileri olurken ilerleyen zamanlarda zararlı etkilerinin ortaya çıkması. Gen etkisini göstermeye başladığı zamanda taşıyıcı çoktan diğer bireylerden daha fazla birey dünyaya getirmişse bu genlerin üreme çağından sonra uyum gücüne herhangi bir etkisi olmaz ve seçilimle korunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTELMİNTİK[İng. ANTHELMINTIC] ile/||/<> ANTERİYOR[İng. ANTERIOR]
( Bağırsak solucanlarının üremesini durduran ya da onları öldüren ilaç. @@ Anotomide bir bireyin ön kısmı. Ayrıca ön tarafta bulunma durumunu da ifade eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTENNAE[İng.] değil/yerine/= DUYARGA
( Dokunma, koku alma ve bazı durumlarda işitme gibi önemli duyusal işlevlere sahip, eklembacaklılarda algılama için kullanılan çift uzantılardır. Duyargalar, böceklerin dış iskeletinin bir parçası olan kitin maddesinden oluşur ve farklı türlerde değişik şekil ve boyutlarda olabilirler. Örneğin, kelebeklerin ince ve tüylü antenleri varken, karıncaların düz ve düğüm biçiminde antenleri bulunur. Tipik olarak duyu organları olsalar da neyi ve nasıl algıladıkları tüm canlılarda aynı değildir. Anten ya da lamise olarak da bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANTİBAKTERİYEL[Fr. < ANTIBACTÉRIEL] değil/yerine/= BAKTERİ ÜREMESİNİ ENGELLEYEN
- ANTİPARAZİT[Fr. < ANTIPARASITE] değil/yerine/= ASALAKSAVAR
- ANTİTONAL[Fr. < ANTITONAL] değil/yerine/= TONA UYGUN OLMAYAN
- ANTİVİRAL[Fr. < ANTIVIRAL] değil/yerine/= VİRÜSÜN ÇOĞALMASINI ENGELLEYEN
- APHOTIC ZONE[İng.] değil/yerine/= IŞIKSIZ BÖLGE
( Işığın uzanamadığı derin deniz bölgesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- APLASIA[İng.] değil/yerine/= APLAZİ
( Bir organ ya da dokunun normal olarak gelişmemesi ya da işlev görmemesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- APPARENT MAGNITUDE[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNÜR PARLAKLIK
( Bir gök cisminin Dünya'dan gözlemlenen parlaklığıdır. Nesnenin mesafesine göre değişkenlik gösterir. Görünür parlaklık (m) şu formülle hesaplanır:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- APSE[İng. ABSCESS] ile/||/<> PİYOJENİK[İng. PYOGENIC]
( Piyojenik mikroorganizmalar tarafından oluşturulan ve içinde irin biriken lokalize şişlik, çıban. @@ İltihap oluşturan.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ARBOREAL[İng.] değil/yerine/= AĞAÇSIL
( "Ağaçta yaşam" anlamına gelmektedir. Örneğin, maymunlar ağaçsıl yaşam göstermektedir. Kelime olarak, "ağaçla ilgili olan" ve "ağaç türünden olan" anlamları bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ARİTMİK[Fr. < ARYTHMIQUE] değil/yerine/= RİTİMLİ OLMAYAN, DÜZENSİZ
- ARKA BEYİN[İng. HINDBRAIN] ile/||/<> ARKAPLAN YOK OLUŞU[İng. BACKGROUND EXTINCTION]
( Beynin en alt kısmıdır; beyin sapı, medulla ve serebellumdan (beyincik) oluşur. @@ "Normal" zamanlarda olan yok oluşlardır. "Kitlesel yok oluşlar" ile tezat gösterirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ART ZAMANLI/DİYAKRONİK değil/yerine/= ART ZAMANLILIK/DİYAKRONİ
( Evrim açısından ele alınan süre içinde birbirini izleyen. İLE Değişik zaman ve evrim açısından incelenen dil olaylarının özelliği. )
- ASKOSPOR[Fr. < ASCOSPORE] değil/yerine/= ASKLI MANTARLARIN SPORU
- ASSOCIATION THEORY[İng.] değil/yerine/= ÇAĞRIŞIM KURAMI
( Kavramsal öğrenmenin iki kavram arasında yer alan pekiştirilmiş tekrarlardan oluştuğunu ifade eden öğrenme kuramıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ASTROBİYOLOJİ[İng. ASTROBIOLOGY] ile/||/<> JEOKİMYA[İng. GEOCHEMISTRY]
( Evrende yaşamın ortaya çıkmasını, evrimini ve biyolojik süreçleri, jeokimyasal ve biyokimyasal etkenler ile inceleyen disiplinler arası bir bilim dalı. Eksobiyoloji olarak da adlandırılır. Güneş Sistemi'nin içinde ve dışında olası yaşamların araştırılması ve abiyogenez gibi konuları kapsar. @@ Jeolojik sistemleri ve arkasındaki mekanizmaları kimya ve araçları ile açıklamaya çalışan bilim dalı. Kimya ve jeolojinin entegre çalıştığı bir alandır. Jeokimya, Dünya'nın ötesine de uzanmaktadır. Gezegenlerin oluşumu gibi konuların incelenmesinde önemli katkıları bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ASTRONOMİK BİRİM[İng. ASTRONOMICAL UNIT] ile/||/<> KUİPER KUŞAĞI[İng. KUIPER BELT]
( Yaklaşık olarak 150 milyon kilometreyi ifade eder. Güneş ile Dünya arasındaki mesafenin yaklaşık değeridir. Güneş ile Dünya arasındaki mesafe zaman zaman değiştiği için en uzak oldukları nokta ile en yakın oldukları noktanın mesafe ortalaması alınır. Böylece 1 astronomik birim (AB) 149,597,870,700 metre olarak kabul edilir. Astronomide çok sık kullanılmaktadır. @@ Uzay kayaları ve cüce gezegenlerden oluşan, Güneş Sistemi'nin kenarında bulunan bir halkadır. Güneş'ten yaklaşık olarak 30 ile 50 astronomik birim uzakta yer almaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ASTRONOT[İng. ASTRONAUT] ile/||/<> DÜNYA DOĞUMU[İng. EARTHRISE]
( Bir uzay görevi için uzay aracının bir üyesi olarak uzaya çıkan insanlara verilen isim. Astronot terimi, daha geniş olarak uzaya çıkmış herkesi tanımlamak amacıyla da kullanılmaktadır. Eski Yunancada yıldız anlamına gelen ἄστρον ("astron") ve denizci anlamına gelen ναύτης ("nautes") kelimelerinden türetilmiştir. @@ Earthrise, Ay'ın ilk insanlı görevi Apollo 8'in astronotlarından William Anders'ın, 24 Aralık 1968'de Ay'dan çektiği Dünya fotoğrafına verilen addır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ATAVISM[İng.] değil/yerine/= ATAVİZM
( Bir canlının yaşayan türdeşlerinden farklı olarak çok eski bir atasal özelliği göstermesi. Tüm canlılarda ve insanda atavizme uyan çok sayıda örnek bulunmaktadır. İnsanda görülen meme başları ya da kuyruklu doğum bunlardan bazılarıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AUSTRALOPITHECUS[İng.] değil/yerine/= AUSTRALOPİTHECUS
( Güney ve Doğu Afrika'da bulunan Plio-Pleistosen hominitlerin soyu tükenmiş cinsi. İnsansı maymunlar ve insanlar arasındaki evrimsel bağlantı olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AUTAPOMORPHY[İng.] değil/yerine/= OTOPOMORFİ
( Eşsiz kazanılmış karakteristik; Bir soyun yalnızca bir üyesinde ya da birkaç soyun sadece birisinde bulunan özellik.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AUTOTOMY[İng.] değil/yerine/= OTOTOMİ
( Hayvanların avcılardan kaçmak amacıyla seçilim gösterdiği uzuv bırakma davranışı. Bazı sürüngen ve amfibiyenlerde kuyruk bırakma davranışına "kaudal ototomi" denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AVERTED VISION[İng.] değil/yerine/= ÖNLENMİŞ GÖRÜŞ
( Soluk nesneleri daha iyi gözlemleyebilmek için doğrudan nesneye değil, nesnenin 8° ila 16° civarına odaklanma tekniğidir. Normale kıyasla 40 kat daha hassas bir görüş sunduğu için amatör astronomlar tarafından soluk gök cisimlerinin gözlemlenmesinde sıklıkla kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- AYRIŞIM[İng. SEPARATION] ile/||/<> MENDELİN BİRİNCİ YASASI: AYRIŞMA[İng. MENDEL'S FIRST RULE]
( Hücre bölünmesinin anafaz evresinde kromozom çiftlerinden her birinin zıt kutuplara çekilmesi. @@ Alellerin ayrışımı ilkesi olarak bilinir. Gregor Mendel'in her canlıda, her özelliğe ait, her bir genin iki adet aleli bulunduğunu ve bu alellerlerin üreme gözelerine eşit bir biçimde dağıldığını söyleyen yasa.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAĞDAŞIK = MÜTECÂNİS = HOMOGENEOUS[İng.] = HOMOGÈNE[Fr.] = GLEICHARTIG[Alm.] = OMOGENO[İt.] = HOMOGÉNEO[İsp.] = EIUSDEM GENERIS[Lat.] = HOMOGENES, HOMOIOMERES[Yun.] = MUTECÂNİS[Ar.] = MOTECÂNES[Fars.] = GELIJKSOORTIG[Felm.]
- BAILY'S BEADS[İng.] değil/yerine/= BAİLY BONCUKLARI
( Güneş tutulmalarının belirli evrelerinde Ay'ın engebeli arazisinde bulunan boşluklar sebebiyle görülen parlak noktalar. İngiliz amatör astronom Francis Baily tarafından keşfedilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAKTERİ[İng. BACTERIUM] ile/||/<> ANTİBAKTERİYEL[İng. ANTIBACTERIAL] ile/||/<> ANTİBİYOGRAM[İng. ANTIBIOGRAM] ile/||/<> ANTİBİYOTİK[İng. ANTIBIOTICS] ile/||/<> ARKEA[İng. ARCHAEA] ile/||/<> BUBONİK VEBA[İng. BUBONIC PLAGUE] ile/||/<> MİKOPLAZMA[İng. MYCOPLASMA] ile/||/<> PNÖMONİ[İng. PNEUMONIA]
( Toprakta, suda, canlılarda bulunan, mayalanmaya, çürümeye ya da hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi ya da kıvrık biçimde olan, çok basit yapılı, bölünme yoluyla çoğalan, prokaryotik (tekgözeli) canlılardır. @@ Bakterilerin üremesini durduran ya da onları öldüren kimyasal maddeler. @@ Bir bakterinin duyarlı olduğu antibiyotiği belirlemek için yapılan test. @@ Mikrobik canlıların üremesini durduran ya da onları öldüren kimyasal maddeler. Bakteri, mantar gibi organizmalar tarafından ya da kimyasal yolla sentezlenirler. Virüsleri öldürmek için kullanılamazlar. @@ Prokaryot grubunun atalarından fazla ayrılmamış bir alemi. Diğer tüm prokaryotlar Öbakteriya'da gruplandırılır. Günümüzdeki Arkebakteri türleri ekstrem koşullarda yaşarlar. Üç ana grubu: halobakteri, sülfobakteri ve metanojenlerdir. @@ Veba, kemirgenleri, diğer bazı hayvanları ve insanları etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır. Yersinia pestis adlı bakteriden kaynaklanır. Bubonik (hıyarcıklı) vebada, ani ateş, baş ağrısı, titreme, halsizlik, bir ya da daha fazla şişmiş, hassas ve ağrılı lenf düğümü (bubo adı verilir) gelişir. Bu form genellikle enfekte bir pire ısırığının sonucudur. Bakteriler, bakterilerin insan vücuduna girdiği yere en yakın olan lenf düğümünde çoğalır. Hasta uygun antibiyotiklerle tedavi edilmezse, bakteriler vücudun diğer bölgelerine yayılabilir. @@ Mikoplazma; göze duvarı barındırmayan, göze duvarının olmamasından ötürü penisilin benzeri yaygın antibiyotiklerden etkilenmeyen, oksijensiz ortamlarda yaşayabilen, ortalama 0,1 mikrometre çapında, parazitik ya da saprotrofik bir bakteri cinsidir. Örneğin; M. pneumoniae türü pnömoniye ya da diğer solunum yolu hastalıklarına, M. genitalium kadın üreme sistemini etkileyen pelvik inflamatuar hastalıklara sebep olabilmektedir. @@ Pnömoni terimi, alvoelleri sıvı ve kan gözeleriyle dolduran iltihabi koşulları tanımlar. Pnömoninin en yaygın olan şekli, çoğunlukla pnömokokların neden olduğu bakteriyel pnömonidir.Guyton/Textbook Of Medical Physiology-7. Edition
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAKTERİSİT[Fr. < BACTÉRICIDE] değil/yerine/= BAKTERİKIRAN
- BAKTERİYEL[Fr. < BACTÉRIEL] değil/yerine/= BAKTERİLERLE İLGİLİ
- BÂLİĞ değil/yerine/= ERİN
- BALLISTICS[İng.] değil/yerine/= BALİSTİK
( Mermi ve füzelerin hareketlerini inceleyen bilim dalı.[1] Balistik bilimi 3 dala ayrılır:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BANNER BLINDNESS[İng.] değil/yerine/= REKLAM KÖRLÜĞÜ
( Reklam körlüğü; insanların bilerek ya da bilmeyerek girdikleri internet sitelerindeki reklam, ya da reklam benzeri bilgileri görmezden gelmesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAŞARI TESTİ[İng. ACHIEVEMENT TEST] ile/||/<> BAŞARMA GEREKSİNMESİ[İng. NEED FOR ACHIEVEMENT]
( Toplama ve çıkarma gibi belirli becerileri ölçmeyi amaçlayan testtir. @@ Mükemmeliyet standartlarına ulaşmak ve aşmak gereksinmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BASKİRYAN EPOKU[İng. BASHKIRIAN EPOCH] ile/||/<> BASKIN ALEL[İng. DOMINANT ALLELE] ile/||/<> BASKIN GENETİK VARYASYON[İng. DOMINANT GENETIC VARIATION] ile/||/<> BASKIN ÖLÜMCÜL ALEL[İng. DOMINANT LETHAL ALLELE]
( Günümüzden yaklaşık olarak 323.200.000 ile 315.200.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Bu zaman aralığı, çok önemli değişimler göstermemekle birlikte, farklı kaynaklarda biraz daha farklı olarak verilebilir. Kaynaklarda bir örneği görülebilir. @@ Çekinik alelin varlığını baskılayan alele. @@ Genlerin ekleyici etkisine bağlı olmaksızın popülasyondaki bireylerin birbirlerinden olan farklılıklarıdır. Baskınlık bunun bir örneğidir. @@ Belirli bir genin tek kopya olması durumunda ölümcül olması durumu. Bu tarz alelelere az rastlanır; çünkü bu alellerin popülasyonda varolması için hastalığı gösteren bireylerin ölümcül alelin etkilerini ortaya çıkarmasından önce üremesi gerekir.Huntington Hastalığı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BAZİDİYOSPOR[Fr. < BASIDIOSPORE] değil/yerine/= BAZİTLİ MANTARLARIN SPORLARI
- BELLEK[İng. MEMORY] ile/||/<> ARA-BUL-GERİYE GETİR[İng. SEARCH-FIND-RETRIEVE] ile/||/<> BELLEĞE YARDIMCI TEKNİKLER[İng. MNEMONIC TECHNIQUES] ile/||/<> BELLEK GENİŞLİĞİ[İng. MEMORY SPAN] ile/||/<> EPİSTEMİK MANTIK[İng. EPISTEMIC LOGIC]
( Öğrenilen bilgileri depolamaya ve istenildiği zaman kullanmaya yarayan yetenektir. @@ Bellekte depolanmış olan bir bilgiye ulaşıp onu hatırlama işlemidir. @@ Bildiğimiz materyallerle yeni öğrenmekte olduğumuz materyali ilişki içine sokarak bellekte daha iyi tutmaya yardımcı olan tekniklerdir. @@ Bir tek takdimden sonra bireyin tekrar edebildiği maddelerin (harf, sayı, kelime) sayısıdır. Ortalama bellek genişliğinin 5-9 arasında olduğu kabul edilmektedir.İ @@ Önermesel bilgi söz konusu olduğu zaman, bilgi ile ilgili önemli bir ayrım dikkati çeker. Bu ayrım Bertrand Russell tarafından yapılmıştır. Russell şeylerin bilgisi ve şeyler hakkında bilgi arasında bir ayrım yapar. İlki, herhangi bir nesne ya da kişiyi tanıma anlamında bilgiye, ikincisi ise, doğrunun elde edilmesi anlamında bilgiye işaret eder. Şeylerin bilgisi söz konusu olduğunda, bilginin nesnesi şeylerin kendisi ya da varlığın doğrudan kendisidir. Öznenin doğrudan farkında olduğu, tanıdığı şeyler buraya dâhil edilir. Duyu verileri, bellek aracılığıyla hatırlanan şeyler, içgözlem aracılığıyla doğrudan fark edilen zihinsel durumlar ve kavrama ile farkında olunan tümeller söz konusu nesneleri oluşturur. Bu türden bir bilgi, dolayımsız bir bilgidir ve bu dolayımsızlık durumu aklın hiçbir neden ya da gerekçeye başvurmadan doğruyu kavraması olarak düşünülmelidir. Şeyler hakkında bilgi söz konusu olduğunda ise, bilginin nesnesi doğru ve yanlış yüklemlerin taşıyıcısı olan önermelerdir. Dolayısıyla bu bağlamda herhangi bir şeyi bilmek demek, o şey hakkındaki belirli bir önermenin doğru olduğunu bilmek anlamına gelir. Bu anlamda, Türkiye’nin başkentinin Ankara olduğunu bilmek demek, bunu ifade eden “Türkiye’nin başkenti Ankara’dır” önermesini bilmek demektir. Cümleler aracılığıyla ifade edilen bu tür önermeler bilginin nesnesini oluşturur. Epistemik mantık, Hintikka’ya dayandırılır. Özellikle onun Knowledge and Belief metnine atıfta bulunulur. En genel anlamda bilgi hakkındaki tartışılanları formalize etme girişimleri içeriğini oluşturur. “S’ p’yi bilir.”, “S, p’yi bilmez.”, “S, p’ye inanır.”
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BESİN KÜTLELERİ[İng. FOOD BODIES] ile/||/<> BESİN ZİNCİRİ[İng. FOOD CHAIN] ile/||/<> BESİYERİ[İng. CULTURE MEDIUM]
( Karbonhidrat, lipit ve proteinden oluşan ve mutualist avcılara besin olarak sunulan yoğun, çok gözeli yapılar. @@ Canlı organizmaların beslenme alışkanlıkları arasındaki ilişkilerin gösterildiği bir tablodur. @@ Mikroorganizmaları laboratuvar ortamında büyütmek için kullanılan besin solüsyonu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BIOSPHERE[İng.] değil/yerine/= CANLIKÜRE
( Dünya üzerindeki bütün ekosistemlerin toplamıdır. Kendi kendini idare eden, Dünya üzerindeki canlılığın olduğu her bölgenin toplamı olarak da düşünülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BIPEDAL[İng.] değil/yerine/= İKİ AYAKLI
( İnsan gibi, ayakları üzerinde dik duran ve yürüyen, iki ayaklı postür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BIRD NEST[İng.] değil/yerine/= KUŞ YUVASI
( Kuşların barındığı, yumurtalarını bıraktığı, kuluçkaya yattığı ve yumurtadan çıkan yavruların gelişimini gerçekleştirebildiği oluşuma kuş yuvası denir. Kuşların yuva yapmalarındaki en önemli etmenlerden birisi yavruların yumurtadan çıktıkları dönemlerde savunmasız olmasıdır. Her kuş yuva yapmayı tercih etmez. Örneğin guguk kuşu yumurtasını saz kamışçını ve dağbülbülü gibi türlerin yuvasına bırakır ve bu biçimde yavrularının bakımını bir ötücü kuşa devreder. Bu tarz davranışa "kuluçka parazitliği" denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BİREŞKEN/RİBOZOM ile LİZOSOM
( Protein sentezleyen organel. İLE Göze içi sindirim yapan organel. )
- BİRLİK DİRENCİ[İng. ASSOCIATIONAL RESISTANCE] ile/||/<> BİRLİK HASSASLIĞI[İng. ASSOCIATIONAL SUSCEPTIBILITY]
( Bir bitkinin farklı bir bitki türüyle yakın konumsal birlik içinde bulunması nedeniyle edindiği savunma faydaları. @@ Bir bitkinin farklı bir bitki türüyle yakın konumsal birlik içinde bulunması sonucunda daha fazla otçulluğa maruz kalması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BISTOURY[İng.] değil/yerine/= BİSTÜRİ
( Genelde laboratuvarda kullanılan bir tür bıçak.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BİYOLOJİ[İng. < BIOLOGY] değil/yerine/= DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM
- BİYOTOP[Fr. < BIOTOPE] değil/yerine/= BİYOLOJİK ORTAM
- BLEPHAROSPASM[İng.] değil/yerine/= BLEFAROSPAZM
( Göz kapağı kaslarının herhangi bir anormal kasılmasıdır. Kontrol edilemeyen göz kırpma, seğirme ya da göz kapaklarının kapanması durumlarını içerebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BOND THEORY[İng.] değil/yerine/= BAĞ KURAMI
( Kavramsal öğrenmenin iki kavram arasında yer alan pekiştirilmiş tekrarlardan oluştuğunu ifade eden öğrenme kuramıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BOOTSTRAPPING[İng.] değil/yerine/= ÖNYÜKLEME
( Evrim Ağacı inşası sırasında, belirli bir ortak atanın varlığına dair verilerin sağlamlığını tahmin etmekte kullanılan bir yöntemdir. Yükleme değerleri %0 ile %100 arasında değişir ve sayı arttıkça, verisel desteğin gücü artar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BOTANİK[Fr. < BOTANIQUE] değil/yerine/= BİTKİ BİLİMİ
- BOTTLENECK[İng.] değil/yerine/= DARBOĞAZ
( Kısa süreli olan ancak popülasyonun büyük bir kısmını etkileyen, popülasyon bireylerinin hızlı bir biçimde sayıca azalmalarıdır. Sonrasında, bireylerin sayısı artar ya da popülasyon yok olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BUDDHISM[İng.] değil/yerine/= BUDACILIK
( "Aydınlanmış" anlamına gelen Sanskritçe "buda" deyimiyle anılan Siddharta Gautama'nın Hindistan'ın kuzeydoğu kesiminde kurduğu, bugün bütün Asya'ya yayılmış gizemsel felsefe sistemi ve dinin adıdır. MÖ 6. yüzyılda, Brahmanizm'e bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Doğu dünyasının büyük bölümünün inanç, kültür ve toplum yaşamında önemli rol oynamış Buda öğretisi, insan varoluşunun acı ve elem verici olduğu temeline dayanıyordu ve insanlara dünyadan vazgeçme (Nirvana) yoluyla acıdan kurtulmayı öğütlüyordu. Yaşam acısız kılınamayınca, acı yaşamsızlıkla giderilecekti. Buda, Tanrı'nın sözünü etmiyor, kurtuluşu törebilimsel arınmaya bağlıyordu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BUDDHISM[İng.] değil/yerine/= BUDİZM
( "Aydınlanmış" anlamına gelen Sanskritçe "buda" deyimiyle anılan Siddharta Gautama'nın Hindistan'ın kuzeydoğu kesiminde kurduğu, bugün bütün Asya'ya yayılmış gizemsel felsefe sistemi ve dinin adıdır. MÖ 6. yüzyılda, Brahmanizm'e bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Doğu dünyasının büyük bölümünün inanç, kültür ve toplum yaşamında önemli rol oynamış Buda öğretisi, insan varoluşunun acı ve elem verici olduğu temeline dayanıyordu ve insanlara dünyadan vazgeçme (Nirvana) yoluyla acıdan kurtulmayı öğütlüyordu. Yaşam acısız kılınamayınca, acı yaşamsızlıkla giderilecekti. Buda, Tanrı'nın sözünü etmiyor, kurtuluşu törebilimsel arınmaya bağlıyordu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- BUKET[Fr. < BOUQUETTE] değil/yerine/= ÇİÇEK DEMETİ
- CADAVER[İng.] değil/yerine/= KADAVRA
( İnsan yada hayvan cesedi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CALCITONIN[İng.] değil/yerine/= KALSİTONİN
( Almanca
Kalzitonin
Fransızca
Calcitonine
Tiroit bezinden salgılanan, protein yapılı hormon. Kandaki kalsiyum seviyesi normal seviyenin üzerine çıktığında kandan kemiğe kalsiyum geçişini, normal seviyenin altına indiğinde ise kemikten kana kalsiyum geçişini artırır. Kandaki fosfor dengesinde de görev alır. Osteoporoz riskini azaltır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CAN = TİRİM = PSYCHY[İng.] = ÂME[Fr.] = ANIMA, VITA[Lat., İt.] = LEBENSHAUCH, DAS BELEBENDE[Alm.] = TO PNEUMA, HO ZÕN[Yun.] = ALMA[İsp.] = ZIEL[Fel.] = SJÆL, İLDSJÆL[Dan.] = DUH[Rus.]
- CANLI OLAN = ÂLÎ[Fars.] = 'UZVİYYE[Ar.] = ORGANIC[İng.] = ORGANIQUE[Fr.] = ANIMALIS[Lat.] = BELEBT, ORGANISCH[Alm.] = ORGANA EKHÕN, EMPSÜKHOS[Yun.] = ORGANICO[İt., İsp.] = ORGANISCH[Fel.] = ORGANISK[Dan.]
- CANLI = TİRİG = ZENDE, CÂNAVAR(CÂNOMANDÂN: CANLILAR)[Fars.] = HAYY[Ar.] = LIVING THING[İng.] = ÊTRE VIVANT[Fr.] = VIVO, ANIMAL[Lat.] = DAS BESEELTE, DAS LEBEWSESEN, DAS LEBENDIGE, DAS BELEBTE[Alm.] = TO ZÕN[Yun.] = VIVENTE[İt.] = LO VIVO[İsp.] = LEVEND WEZEN[Fel.] = LEVENDE VÆSEN[Dan.] = JIVAYO SUŞŞESTVO[Rus.]
- CANLILIK = TİRİGLİG = SERZENDEGÎ[Fars.] = el-HAYAVİYE/T[Ar.] = LIVELINESS[İng.] = VITALITÉ[Fr.] = VITALITAS[Lat.] = DIE BELEBUNG, DIE BELEBHEIT, DIE LEBENDIGKEIT, DAS LEBENDIGSEIN[Alm.] = HË EMPSÜKHË[Yun.] = VITALITA[İt.] = VIDALIDAD[İsp.] = LEVENDIGHEID[Fel.] = LIVLIGHED[Dan.] = JIVAYO SUŞŞESTVO[Rus.]
- CAPUT[İng.] değil/yerine/= CAPUT
( Latince köklü, "baş" anlamına gelen bir ektir. Örneğin, "caput vertebralis" ifadesi "omurganın baş kısmı" anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CARYOTYPE[İng.] değil/yerine/= KARYOTİP
( Bir bireyin kromozomlarının yapısının, kromozom sayısı ve normal durumdan sapmaları da içerecek biçimde tanımlanması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÇENESİZ OMURGALILAR[İng. JAWLESS VERTEBRATES] ile/||/<> GERÇEKÇENELİLER[İng. GNATHOSTOMES]
( En ilkel omurgalılardır (yaklaşık 500 milyon yıl önce evrimleşmişlerdir). Hagfish ve lamprey, soyu tükenmemiş olan temsilcileridir. @@ Çeneli omurgalılar, çenesiz omurgalılardan evrimleşmişlerdir. Günümüzde yaşayan en eski çeneli omurgalı canlı kıkırdaklı balıktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÇEVRE-GENOTİP ETKİLEŞİMİ[İng. GENOTYPE-ENVIRONMENT INTERACTION] ile/||/<> ÇEVRESEL ÇEŞİTLİLİK[İng. ENVIRONMENTAL DIVERSITY]
( Çevrenin etkisiyle fenotiplerde meydana gelen değişimlerin genotipe bağlı olması durumudur. Aynı yerde yaşayan insanlardan bazılarının mevsimlere bağlı olarak deri rengi değişirken, bazılarının değişmez. Bunun sebebi, genotipin fenotip üzerindeki etkisidir.) @@ Deneyimledikleri çevrelerin farklı olmasından ötürü bir popülasyonun bireylerinde görülen farklılıklardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHAPERONE[İng.] değil/yerine/= ŞAPERONLAR
( Hücre içinde proteinlerin görevlerini yerine getirebilmesi için üç boyutlu şekle sahip olması gerekmektedir. Tüm organizmalarda bulunan, proteinlerin doğru biçimde katlanarak üç boyutlu hâle gelmesi işleminde görev alan, yardımcı protein ailesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHIASMA[İng.] değil/yerine/= KİYAZMA
( Kardeş olmayan kromatitlerin gen alışverişi yaparken birbirlerine temas ettikleri bölge.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÇİÇEK-DIŞI NEKTAR BEZLERİ[İng. EXTRAFLORAL NECTARIES] ile/||/<> DOLAYLI SAVUNMA[İng. INDIRECT DEFENSE]
( Üremeyle doğrudan ilgisi olmayan nektar salgılayıcı yapılar, genellikle dolaylı savunmada kullanılır. @@ Otçulları doğrudan etkilemeden, genellikle avcıları çekerek otçulluğu azaltan özellikler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CİNS = CİNS[Fars., Ar.] = GENUS[İng., Lat.] = GENRE[Fr.] = GATTUNG[Alm.] = T0 GENOS[Yun.] = GENERE[İt.] = GENERO[İsp.] = SOORT[Fel.] = SLAGS[Dan.] = ROD[Rus.]
- CIS-ACTING GENE[İng.] değil/yerine/= CİS-ETKİLİ GEN
( Aynı kromozom üzerinde başka bir gen ile etkileşime giren ya da bu gen ile birlikte çalışan gen.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CIS-REGULATORY ELEMENT[İng.] değil/yerine/= CİS-DÜZENLEYİCİ ELEMENT
( Cis-düzenleyici elementi, DNA'nın ya da RNA'nın bir bölgesidir ve genlerin ifadesini düzenlemeye yararlar. Genlerin kodlanan bölgelerinin upstream ya da downstream bölgelerinde olabileceği gibi kodlanmayan (intron) bölgelerinde de olabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CLADISTICS[İng.] değil/yerine/= KLADİSTİK
( Filogenetik türleşme olaylarının tarihsel sıralamasına göre yapılan bir sınıflandırma şemasıdır. Aynı zamanda torun türlerin atalarından edindikleri özellikleri (sinapomorfik özellikleri) göstermek için de kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- COMMENSALISM[İng.] değil/yerine/= KOMENSALİZM
( Birlikte yaşayan iki canlıdan birinin yarar gördüğü, diğerinin ise ne yarar ne de zarar gördüğü durum. Komensal yaşayan bireyler, birbirlerinden ayrı olduklarında da yaşamlarına devam edebilirler. Bazı yüksek gövdeli ağaçlar üzerinde yaşayan otsu çiçekli bitkiler, ağacın gövdesine tutunmaları sayesinde güneş ışığından etkin biçimde yararlanabilirken, ağaç ise bundan herhangi bir yarar ya da zarar görmez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- COMPETITIVE EXCLUSION PRINCIPLE[İng.] değil/yerine/= REKABETÇİ DIŞLANIM İLKESİ
( Bu ilke Gause yasası olarak da bilinir. Diğer ekolojik etmenlerin sabit ve değişmez olması durumunda aynı kaynaklar için rekabet eden iki türün bir arada olamayacağını belirten bir ilkedir. Bu ilke, daha sonra "Birbirine eş değer rakipler bir arada olamazlar." sözüne dönüşmüştür.Eğer bir tür, diğerleri üstünde herhangi bir avantaja ya da küçük dahi olsa bir üstünlüğe sahipse bu durumda bu avantaja sahip olan tür, uzun vadede diğer tür üzerinde hakim olup onun yaşadığı ekolojik nişe egemen olacaktır. Bu iki rakipten birisi, ya diğer türün tükenmesine yol açarak ya da farklı bir ekolojik niş doğrultusunda evrimsel ya da davranışsal bir değişime yol açarak diğer türü zayıf düşürecek ve böylece onu alt edecektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CONDITIONAL MUTATION[İng.] değil/yerine/= DURUMSAL MUTASYON
( Fenotipik ekspresyonu çevresel koşullarca belirlenen mutasyon.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CONVERGENT EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= YAKINSAK EVRİM
( Aralarında hiçbir doğrudan evrimsel bağ bulunmayan (ata-torun ilişkisi bulunmayan) canlıların, geçirdikleri evrim sonucu birbirlerine benzer özellikler kazanmalarıdır. Genellikle benzer çevrelerde, benzer koşullar altında yaşama sonucunda, Doğal Seçilim'in etkisiyle kazanılan özelliklerdir.Yunuslar, bir memeli olmalarına karşın, milyonlarca yıldır denizel ortamda yaşıyor olmalarından ötürü, balıklara benzer bir vücut yapısı evrimleştirmişlerdir. Balıklar ile denizel memelilerin vücut yapılarının birbirine benzemesi, yakınsak evrime bir örnektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- COPE'S RULE[İng.] değil/yerine/= COPE KURALI
( Amerikalı paleontolog Edward Drinker Cope tarafından öne sürülen bu kurala göre hayvanlar evrimsel süreçte vücutlarını büyütme eğilimindedir. Cope'a göre vücut büyüdükçe, çevre şartlarına olan bağımlılık (besin açısından) azalacaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CORPUS LUTEUM[İng.] değil/yerine/= KORPUS LUTEUM
( Korpus luteum, kadın üreme sisteminde sarı cisim de denilen, geçici olarak oluşturulan, hormon salgılayan yapı. Yumurtalıklarda yumurta salınımı sırasında oluşur. Korpus luteum, lutein gözelerinden (Latince luteus'tan "safran-sarı" gelir) yapılmaktadır ve yumurtalamadan hemen sonra oluşur. Korpus luteumun büyüklüğü değişkenlik göstermektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CORRELATIVE[İng.] değil/yerine/= KORELATİF
( Karşılıklı bağlantı olanlardan her birine verilen isim. Varlıkları birbirlerini gerektirenlerin durumunu dile getirir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CROP[İng.] değil/yerine/= KURSAK
( Kuşlarda bulunan yemek borusunun kese benzeri bir uzantısıdır. Sindirimden önce yiyecekleri saklamak için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CRYPSIS[İng.] değil/yerine/= KRİPSİS
( Özellikle otçullar ve avcılardan kaçınmak için kullanılan morfolojik adaptasyonlar; bir kamuflaj çeşidi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CRYPTIC ENZYME[İng.] değil/yerine/= GİZLİ ENZİM
( Şartların değiştiği ve uygun hale geldiği anda faaliyet gösteren enzimlerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CRYPTIC SPECIES[İng.] değil/yerine/= ŞİFRELİ TÜRLER
( Morfolojik olarak birbirlerinden ayırt edilemeyen; ancak şarkıları, çağırma tipleri, kokuları ve diğer özellikleri bakımından birbirlerinden ayrılmış türlerdir.Kuşlarda ve bazı bitkilerde bu durum sıklıkla görülür. Dış görünüşü birbirinin aynı olan iki canlı, tamamen farklı türler olabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- C-UCU[İng. C-TERMINUS] ile/||/<> N-UCU[İng. N-TERMINUS]
( Bir proteinin serbest bir karboksil (-COOH) grubuyla sonlanan ucu. Proteinin diğer ucu: N-ucu. @@ Bir proteinin serbest amin (-NH2) grubuyla sonlanan ucu. Şu isimlerle de anılır: N-terminus, amino-terminus, NH2-terminus, N-terminal end, amine-terminus. Proteinin diğer ucu: C-ucu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CUM GRANO SALIS[İng.] değil/yerine/= CUM GRANO SALİS
( Latince, "bir buz tanesi ile" demek olan kalıptır. İronik anlamda ve dinleyicileri söylenenin ya da söylemin her noktada doğruları içermediğine dikkat çekmek için kullanılır. Türkçede benzer anlamda "kaydı ihtiyat ile" sözü vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CUT AND BURN[İng.] değil/yerine/= KES VE YAK
( geleneksel tarla açama yöntemi. Ağaçlar ve yoğun bitki örtüsünün önce baltalar, palalarla kesilip; ardından yakılması işlemi. Yakılmış bitki örtüsünün külü; kalan güdük ağaçların dibine ekilen tarımsal ürünlere gübre oluyor. Herhangi başka bir gübre kullanılmadığı için; hasat miktarı azaldığı için arsalar birkaç yıl sonra terk ediliyor, açıklandırma başka bir yere taşınıyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CUTICLE[İng.] değil/yerine/= KÜTİKÜL
( Yaprakların her iki yüzünde bulunan ve suyu sızdırmadığı için bitkinin kurumasına engel olan ince zar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DARWINIAN FITNESS[İng.] değil/yerine/= DARWİN UYUM BAŞARISI
( Bir bireyin gelecek nesillere yapabildiği genetik katkının boyutudur. Bir türün bir bireyinin evrimsel süreçteki başarısını gösterir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= DE NOVO
( Kelimenin anlamıyla, 'yeni gelen', kalıtılanın aksine.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= DEFORMİTE
( Şekil bozukluğu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= DEJENERASYON
( Bozulma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DENDRİTİK DİKEN[İng. DENDRITIC SPINE] ile/||/<> DENDROKRONOLOJİ[İng. DENDROCHRONOLOGY]
( Dendritlerin üzerinde bulunan küçük çıkıntılardır. Bu dikenler, sinaptik bağlantılar aracılığıyla diğer sinir gözelerinden gelen uyarıları yakalar. Dendritik dikenlerin varlığı, nöronların diğer sinir gözeleriyle etkileşim kurabilme ve sinirsel bilginin iletilmesi için önemli bir mekanizmadır. @@ Dendrokronoloji, odunsu ağaçlarda ve çalılarda ağaç halkalarının tarihlendirilmesi ve incelenmesiyle ilgilenen bilim dalıdır. Büyüme halkaları, kabuğa yakın bir göze tabakası olan vasküler kambiyumun her yıl gerçekleştirdiği sekonder büyüme sonucu oluşur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DESICCATION[İng.] değil/yerine/= DESİKASYON
( Kuruma, kurutma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DICHOTOMY[İng.] değil/yerine/= DİKOTOMİ
( Genellikle birbiriyle çelişkili kısımlar, kategoriler ya da fikirlere olmak üzere, ikiye bölünme demektir.
Bir değişkenin ancak birbirinin zıddı iki değer alabilmesidir.
Cinsiyetin kadın ya da erkek olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIFFERENTIAL FITNESS[İng.] değil/yerine/= DİFERANSİYEL BAŞARI
( Belirli fenotipe sahip bireylerin ortalama hayatta kalma ve eş bulma becerisinin, diğer fenotiptekilere göre farklılığıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIOECIOUS[İng.] değil/yerine/= İKİEVCİKLİ
( Erkek ve dişi üreme fonksiyonlarının ayrı bireylerde oluştuğu canlılardır. Genelde bitkilerin ayırt edilmesinde kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIRECTIONAL SELECTION[İng.] değil/yerine/= YÖNLÜ SEÇİLİM
( Bu tip seçilim türünde, bir popülasyonun belirli bir özelliği artış ya da azalış yönünde bir seyir izler. Popülasyonun ortalama özellik değerlerinde düzenli bir değişime neden olabilir.Bir popülasyonda küçük vücuda sahip olmak direk uyum başarısını arttırıyorsa, her nesilde daha küçük bireyler seçilecek, evrim belirli bir yöne doğru ilerleyecektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM = BIOLOGY[İng.] = BIOLOGIE[Fr.] = BIOLOGIE[Alm.] = BIOLOGIA[İt.] = BIOLOGÍA[İsp.]
- DISPOSABLE SOMA THEORY[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK SOMA TEORİSİ
( 1977'de, Thomas Kirkwood adlı bir istatistikçi tarafından ortaya atılan, organizmaların yalnızca üreme faaliyetleri ile organizmanın üreme-olmayan yönlerinin korunması (soma) arasında bölünmesi gereken sınırlı miktarda enerjiye sahip olduğunu açıkladığı teorisi. Bu teori, bir organizmanın üreme yeteneğini kazandığı yaştan sonraki ek ömrün evrimsel değerinin düştüğü fikrine dayanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DISRUPTIVE SELECTION[İng.] değil/yerine/= DALLANAN SEÇİLİM
( Bir popülasyondaki genler, en uçtan diğer en uçtaki genleri seçer. Bu durumda popülasyondaki ortalama özellikteki genler silinir. Örneğin; bir böcek popülasyonunda iki farklı ağaç türü varsa, açık renkli böcekler açık renkli ağaçlarda, kapalı renkli böcekler ise kapalı renkli ağaçlarda yaşar. Ortalama renkli, yani açık ve kapalı renk arasındaki böcekler, zamanla popülasyondan silinir. Bu sayede en açık ve en kapalı renkteki böcekler seçilir ve evrim o yönde ilerler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DISSECTION[İng.] değil/yerine/= DİSEKSİYON
( Herhangi bir organizmanın iç yapısını ve anatomisini incelemek üzere dış yapısının açılmasına verilen isimdir. İnsanlar için yapılan otopside ve hayvanlar için yapılan nekropside ölüm nedeninin tespit edilmesinde kullanılır. Biyoloji, anatomi ve tıp gibi alanların öğrencileri ise eğitim alırken diseksiyon eğitimi alırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= DİURNAL
( Günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan anlamına gelir. Biyolojide ise sadece gündüzleri görülen, gündüzleri hareket eden ve besin arayan anlamındadır ve genellikle gündüz yaşayan hayvanlar için kullanılır. Botanik biliminde ise günlük bir devir gösteren, gündüz açılık gece kapanan, bir günlük çiçekler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DIURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜNDÜZCÜ
( Günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan anlamına gelir. Biyolojide ise sadece gündüzleri görülen, gündüzleri hareket eden ve besin arayan anlamındadır ve genellikle gündüz yaşayan hayvanlar için kullanılır. Botanik biliminde ise günlük bir devir gösteren, gündüz açılık gece kapanan, bir günlük çiçekler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DNA TYPING[İng.] değil/yerine/= DNA TİPLEMESİ
( Bireye özgü DNA dizilerini belirlemek amacıyla kullanılan bir yöntemdir. İngiliz genetikçi Alec Jeffreys tarafından 1984'te minisatelitlerin varlığını farketmesinden sonra geliştirilmiştir. PCR ya da RFLP yöntemleri kullanılır. Kalıtsal bozuklukları tanımlamada, adli tıpta, babalık testlerinde ve bireysel tanımlama gibi alanlarda kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DOĞUŞTAN = VEHBİ, FITRİ = INNATE[İng.] = INNÉ[Fr.] = ANGEBOREN[Alm.]
- DOMATIA[İng.] değil/yerine/= DOMATİA
( Avcıları çevre koşullarından ya da diğer avcılardan koruyan bitki yapıları (Latincede domus- “yuva” anlamına gelmektedir.).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÖRT AYAKLI[İng. QUADRUPEDAL] ile/||/<> DÖRT BACAKLILAR (TETRAPOD)[İng. TETRAPOD]
( Dört ayak üzerinde hareket eden canlılar için kullanılan bir terimdir. Kuadrupedalizm olarak da bilinmektedir. Köpek, kedi, at gibi dört ayak üzerinde hareket eden canlılar kuadrupedal canlılara örnek verilebilir. @@ Balıklar haricindeki omurgalılar. Amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memeliler dahil.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DOUBLE CROSSOVER[İng.] değil/yerine/= ÇİFTE KROSOVER
( Aynı tetrat üzerinde birbirinden bağımsız iki kromozom kırılması ve materyali değişimi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DROSOPHILA MELANOGASTER[İng.] değil/yerine/= DROSOPHİLA MELANOGASTER
( Meyve sineği. Kolaylığı ve yetiştirme hızı nedeniyle genetik çalışmalara büyük katkıda bulundu. Sadece dört çift kromozom içerir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÜALİZM[İng. DUALISM] ile/||/<> İKİCİLİK[İng. DUALISM]
( İkicilik. Herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki başlangıç olduğunu savunan öğretilerin genel adıdır. @@ Düalizm. Herhangi bir alanda birbirlerine indirgenemeyen iki başlangıç olduğunu savunan öğretilerin genel adıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DUYU VERİSİ[İng. SENSE-DATUM] ile/||/<> KANITÇILIK[İng. EVIDENTIALISM]
( Zihnimizin dışındaki nesneler, olaylar ve olguların zihnimize ilişkin süreci duyu verileri ile mümkündür. İnsan zihni, dış dünyaya dair nesnelere duyarlıdır, duyu organlarımız yoluyla elde ettiğimiz belirli türden veriler (koku, ses vb) bilişsel bir süreç eşliğinde zihnimizde işlenir. İşte bu süreci başlatan unsurlara (koku, ses vb) duyu verisi denir. @@ W.K. Clifford’a göre “yetersiz delile dayanarak herhangi bir şeye inanmak her zaman, her yerde ve herkes için yanlıştır. ” Delilciliğin en açık ve katı ifadelerden biri olarak bu gösterilebilir. Delilciler sahip olduğumuz inançların bir delile dayanmadığı sürece yersiz ve güvenilmez olduğunu iddia ederler. Bazı radikal delilciler için bu deliller duyu verisine dayanan empirik verilere ilişkin delilerdir. Diğer yandan delilciliğin en açık farmülasyonu şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÜZENLEYİCİ GENLER[İng. REGULATORY GENES] ile/||/<> DÜZENLİLİĞİN SEÇİLİMİ[İng. SELECTION OF REGULATORY]
( Başka genlerin görevini başlatan ya da sonlandıran genler. İnsanlarda ve diğer organizmalarda bu genler bazı kimyasalların salınma zamanını kontrol ediyor. Döllenmeden biraz sonra bu genler vücut parçalarının zamanlı oluşumunu kontrol ediyorlar. Aynı zamanda yaşlandıkça vücudumuzda oluşan değişiklikler bu genlerin sorumluluğunda. Düzenleyici genler aynı zamanda homeotik gen de denir. @@ Bir popülasyon içindeki genetik çeşitliliğin belirli bir yönde düzenlenmesi süreci. Düzenliliğin seçilimi, genetik özelliklerle canlının görünüşünü düzenlendiği ve bu düzenlemeler yoluyla da canlının bazı avantajlar sağladığı bir süreçtir. Bu durum, genellikle popülasyonun belirli çevresel koşullara uyum sağlamasıyla ortaya çıkmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DYSLEXIA[İng.] değil/yerine/= DİSLEKSİ
( Çoğunlukla okuma, yazma ve heceleme ile ilgili sorunlara sebep olan yaygın bir öğrenme güçlüğüdür. Disleksi belirli bir öğrenme güçlüğüdür, yani okuma ve yazma gibi öğrenme için kullanılan belirli yeteneklerde sorunlara neden olur. Disleksi, günlük olarak zorluklar çıkarabilen, yaşam boyu süren bir sorundur. Belirtileri arasında "d" ve "b" ya da "p" ve "q" gibi birbirine benzer harfleri birbirine karıştırmak; okuma zorluğu; imla zorluğu; yabancı dil öğrenme zorluğu; geç konuşma; harfleri, sayıları ve renkleri adlandırma ya da hatırlama zorluğu ve okuma içeren faaliyetlerden kaçınmak bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ECOGENETICS[İng.] değil/yerine/= EKOGENETİK
( Ekogenetik, genetik yapının organizmaların her türlü çevresel maddeye nasıl tepki vereceğini araştıran genetik bir dalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ECOLOGICAL GENETICS[İng.] değil/yerine/= EKOLOJİK GENETİK
( Ekolojik boyutta organizmanın uyum başarısını çalışan, organizmanın hayatta kalma başarısını ve üremesini inceleyen, genetik biliminin bir dalıdır. Sahadaki çalışmalar, evrimsel değişikliklerin daha çabuk gözlemlenebilmesi nedeniyle genellikle böcek türleri ve kısa nesil süresi olan canlılar ile yapılmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EGZAMA[Fr. < ECZÉMA] değil/yerine/= MAYASIL
- EKDİSOZOAN[İng. ECDYSOZOA] ile/||/<> EKDİZİS[İng. ECDYSIS]
( Ağız-önce (protostom) canlıların deri değiştirme ile bilinen koludur. @@ Kabuk ya da deri değiştirmenin bilimsel literatürdeki adıdır. Dıştaki kütikula tabakasının dökülmesi demektir. Bu sayede sert yapılı dış iskelet bırakılır. Böceklerde ve kabuklularda görülür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKLENEBİLİR PARÇALAR[İng. ADDITIVE COMPONENTS] ile/||/<> EKLENEMEZ PARÇALAR[İng. NON-ADDITIVE COMPONENTS] ile/||/<> EKLEYİCİ GENETİK VARYASYON[İng. ADDITIVE GENETIC VARIATION]
( Kalıtım araştırmalarında genetik materyalin yavruya geçebilen kısımlarını anlatmak için kullanılan bir terimdir. @@ Kalıtım araştırmalarında genetik materyalin yavruya geçemeyen kısımlarını anlatmak için kullanılan bir terimdir. @@ Genlerin ekleyici etkilerinden ötürü bir popülasyon içerisindeki bireylerin özelliklerinin birbirinden farklı olmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EKZON[İng. EXON] ile/||/<> EKZOSİTOZ[İng. EXOCYTOSIS]
( DNA'daki protein kodlayan bölgedir. İnsanda, bütün genlerin %2 civarını oluştururlar. (Ayrıca Bakınız: Intron) @@ Hücre içindeki büyük moleküllerin göze zarında membran oluşturarak göze dışına atılması süreci. Antik Yunancada "dış" anlamına gelen ἔξω ("éxō") sözcüğü ve gözenin yaptığı bir fenomeni belirten "-cytosis" ekinden gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ELEKTROBİYOLOJİK[Fr. < ÉLECTROBIOLOGIQUE] değil/yerine/= ELEKTROBİYOLOJİ İLE İLGİLİ
- EMBRİYOLOJİ[İng. EMBRYOLOGY] ile/||/<> PROTOSTOM[İng. PROTOSTOME] ile/||/<> VON BAER KURALI[İng. VON BAER RULE] ile/||/<> VON BAER KURARLI[İng. VON BAER'S RULE]
( Biyolojinin bir dalıdır. Döllenmiş yumurtadan başlayarak canlıların tam bir biçimde meydana gelişine kadar geçen gelişme aşamalarını inceleyen bilimdir. @@ Belirli bir embriyolojik gelişim şablonuna ortak olarak sahip olan türlerdir. En belirgin özellikleri, embriyolojik gelişim sırasında oluşan radyal çöküntü ve anüsün ağızdan sonra oluşması durumudur. Omurgasızları, yumuşakçaları ve yuvarlak solucanları kapsar. "Ağız-önce hayvanlar" olarak da bilinirler. @@ Karl Ernst von Baer'in embriyoloji hakkında öne sürdüğü kuraldır. Bu kurala göre bir hayvanın embriyosunda ilk önce taksonomik sınıflandırma içinde ait olduğu daha genel öbeğe has özellikler, sonrasında ise kademeli olarak canlının kendi cinsine ve türüne ait özellikleri gelişir.Bu kurala örnek olarak insan embriyosunda ilk haftalarda solungaç yarığı gözlenmesi daha sonrasında ise insana ait uzuvların belirli hale gelmesi verilebilir. @@ Karl Ernst von Baer 1828'de Almanya Königsberg Üniversitesi'nde çalışırken, hayvanların gelişme sürecini anlatan dört maddeden oluşan ve daha sonra von Baer'in embriyoloji kanunları olarak adlandırılan bir çalışma yayınladı. Bu yasalarla birlikte von Baer, hayvan embriyolarının gelişimini (ontogenezi) tarif ederken, o sırada gündemde olan hayvan gelişimi ile ilgili popüler teorileri de eleştirdi. Von Baer'in embriyoloji kanunları, farklı organizma sınıflarının gelişimi ile ontogenez arasındaki kalıplar ve dünyadaki türlerin çeşitlenmesi (filojeni) arasındaki ilişkileri ve kalıpları araştırmak için bir çerçeve sağlamıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ENDOFİT[İng. ENDOPHYTE] ile/||/<> ENDOSİMBİYONT[İng. ENDOSYMBIONT] ile/||/<> ENDOSİMBİYOZ[İng. ENDOSYMBIOSIS]
( Bitki dokularının göze içi boşluklarında yaşayan mantarlar; bazıları otçulları caydırmada kullanılan kimyasal toksinleri üretirler. @@ Bir organizmanın içinde yaşayan diğer bir organizmaya verilen isim. @@ Bir organizmanın diğer bir organizmanın içinde yaşaması biçiminde olan ortak yaşam türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ENTOMOLOGY[İng.] değil/yerine/= ENTOMOLOJİ
( Böcekleri inceleyen bilim dalıdır. Bu alanda çalışan insanlara entomolog ya da böcek bilimci denir. Sadece Insecta sınıfı 700 bini aşkın(bilinen) tür kapsar. Dolayısı ile bu denli büyük bir çeşitlilik doğada son derece önemlidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ENZİM/ENTZİM/ENZYME[İng.] değil/yerine/= ÖZGEN | DİRİMSEL/BİYOLOJİK TEPKİLEYİCİ
- EPIGENOME[İng.] değil/yerine/= EPİGENOM
( Genomlarda işaretleme ya da düzenleme yaparak genomun neyi, ne zaman ve nasıl yapması gerektiğini söyleyen bir dizi kimyasal bileşik ve protein. Epigenom tarafından yapılan işaretlemeler DNA'nın parçası olmasa bile göze bölünmesi ile gelecek nesillere aktarılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EPİSTASİS ile/||/<> EPİSTEMİK OTORİTE[İng. EPISTEMIC AUTHORITY] ile/||/<> EPİSTEMİK SUÇ[İng. EPISTEMIC FAILURE]
( Bir gen çiftinin anlatımının, ifadesinin; başka bir gen çiftini maskelemesi ya da değiştirmesi durumu. @@ Bu yaklaşımı ele almadan önce iki önerme ileri sürelim: @@ Epistemik suç, epistemik deontoloji gibi içselci yaklaşımların ön plana çıkarttığı bir kavramdır. Gerekçelendirmenin deontolojik bir unsur olduğunu savunanlara göre öznenin, bir inancın doğruluğuna ilişkin kanıtlara inanma yükümlülüğü vardır. Başka bir ifadeyle bilen özne, p önermesine, kanıtlar doğrultusunda inanabilir. Yani öznenin, kendi inançlarına yönelik bir sorumluluğu vardır. Öte yandan öznenin kanıtlanmamış bir inanca inanması ve kanıtlanmış bir inanca inanmaması epistemik suç işlediği anlamına gelmektedir. Dolayısıyla epistemik suç, epistemik sorumluluğun yerine getirilmemesine de işaret etmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EPITOPE[İng.] değil/yerine/= EPİTOP
( Antijen üzerinde, belirli bir savunma tepkisine karşı oluşturulan antikorların, antijenlerle birleştiği özel bir bölgedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ERİŞİLEBİLİRLİK[İng. ACCESSIBILITY] ile/||/<> ERİŞKİN KÖK GÖZELERİ[İng. ADULT STEM CELLS]
( Erişilebilirlik, doğru inançların bilgiyi meydana getirebilmesi için gerekli olan kanıtlara, nedenlere ve gerekçelere öznenin ulaşabilmesi anlamına gelmektedir. Başka bir ifadeyle erişilebilirlik, Hasan Yücel Başdemir’in de kitabında belirttiği gibi, öznenin, inancının gerekçelendirmesini yaparken kullandığı gerekçeleyicilere (justifiers) [gerekçelendirmeyi sağlayan kanıtlara anlamına gelir ve bu ifadeyi ilk kez Alston kullanmıştır] ulaşabilmesini ve bu gerekçeleyicilerin bilinebilir olmasını ifade eder. Ancak buradaki temel nokta, öznenin erişimine açık olan gerekçeleyicilerin, içsel süreçlerle ilgili olmasıdır. Bu bakımdan erişilebilirlik, öznenin kendi içsel süreçlerine erişebilmesi, bu süreçlerin farkında olması ve bilmesi anlamına gelmektedir. Bilen öznenin, bir inancının gerekçeleyicilerine ya da kanıtlarına erişebiliyor olması demek, aynı zamanda bu gerekçeleyicilerin ya da kanıtların sorumluluğunu alması ve onlara inanıyor olmasını gerektirmektedir. Dolayısıyla bu kavram, içselciliğin gerektirdiği şartlardan birini ifade etmektedir. @@ Erişkin kök gözesi, farklılaşmış bir dokuda ayrışmamış halde bulunan ve kendini yenileyip köken aldığı organın spesifik gözesine dönüşebilen gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ERKEN TAŞ DEVRİ[İng. EARLY STONE AGE] ile/||/<> ERKEN ULAŞMA[İng. EARLY ACCESS]
( Yaklaşık 2,6 milyon yıl önceden başlayıp 400.000 ila 250.000 yıl önceye kadar süren ve Oldowan ve Acheulean denen taş alet kullanımını içeren bir zaman aralığıdır. Afrika’daki Erken Taş Devri yaklaşık olarak Avrupa ve Asya’daki İlk Yontma Taş Devri denen döneme denk gelir. @@ Gerek avlayarak gerekse de leş yiyerek ölü hayvan gövdesini tüketmede erken sıralarda (genellikle ilk sırada) yer alarak kaynak elde etme.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EŞ ANLAMLAR: ARKEOZOOLOJİ[İng. ZOOARCHAEOLOGY] ile/||/<> ARKEOLOJİ[İng. ARCHAEOLOGY] ile/||/<> ZOOLOJİ[İng. ZOOLOGY]
( Arkeolojik kazılarda bulunan hayvan kemiklerini arkeolojik bir bakış açısı ile değerlendiren; arkeoloji, zooloji, antropoloji ve ekoloji ile ortak çalışmalar disiplinler arası çalışmalar yürüten bilim dalıdır. @@ Çeşitli maddi kalıntılar aracılığıyla eski insan yaşamını ve aktivitelerini inceleyen bilim sahasıdır. Kelime, köken olarak Yunancada eski şeyler anlamına gelen archaia ve bilim ya da mantık anlamına gelen logos kelimelerinden türemiştir. Bu alanda çalışmalar yapan bilim insanlarına arkeolog adı verilir. @@ Hayvanların sınıflandırılması, dağılımı, davranışı, yapıları ve görevleri ile ilgili bilim dalı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ESTROGEN[İng.] değil/yerine/= ÖSTROJEN
( Estrojenler özellikle kadınlarda cinsel üreme ve gelişiminde önemli olan hormondur. Bunlara ayrıca kadın seks hormonları denir. "Östrojen" terimi, bu öbekteki, estron, östradiol (üreme çağındaki kadınlarda birincil) ve estriol olan kimyasal olarak benzer hormonların tümüne kapsayan genel bir terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ETENELİLER[İng. PLACENTAL MAMMALS] ile/||/<> TEK DELİKLİLER[İng. MONOTREMES]
( Plasentalı Memeliler. Memeliler Sınıfının alt sınıflar.(diğer alt sınıflar tek delikliler ve keseliler). Embriyo ve fetus plasenta ile beslenir. Bu hayvanlar doğurucudurlar. (Yumurta bırakmak yerine çocuklarını doğururlar). Uzun bir gebelik dönemi geçirirler ve çocuk, tam olarak gelişmemiş doğar.İnsanlar, köpekler, balinalar. @@ Tek delikliler oldukça değişik hayvanlardır. Sadece iki tip tek delikli vardır; ekidna ve ornitorenk. Sıcak kanlı, tüylüler ve memeliler gibi yavrularını sütle beslerler. Onları değişik kılan yavruları doğurmak yerine yumurtlarlar. Memeliler'in Sürüngenler'den evrimleştiğinin en net, yaşayan kanıtlarıdırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EUGENICS[İng.] değil/yerine/= ÖJENİK
( İnsan ırkının genetik özelliklerini düzeltmek amacıyla bilimsel olarak yönetilen ayıklama olayının araştırılması ve uygulanmasıdır. Öjenik denetim ilk kez 1883'te Francis Galton tarafından ileri sürülmüştür. Bu görüşü destekleyenler "iyi" özellikleri olan insanların çocuk yapmaya teşvik edilmelerini; "kötü" özellikleri olanlarınsa aile kurmaktan kaçınmalarını önerirler. Ancak hangi özelliğin "iyi" ya da "kötü" olduğuna objektif olarak kimin karar verebileceği de ayrı bir sorundur. Yakın zamanlarda 'Eugenics' Avrupa'da ve ABD'de uygulanmıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EUSOCIAL[İng.] değil/yerine/= ÖSOSYAL
( Çakışan nesiller, ortak olarak yavru yetiştirme ve özelleşmiş eşeysel ve eşeysel olmayan görev dağılımları ile karakterize edilen sosyal yapılardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EUTHERIA[İng.] değil/yerine/= ÖTERYA
( Memeliler sınıfından dişileri keseli olmayan canlılardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVRİM AĞACI[İng. EVOLUTIONARY TREE] ile/||/<> ATASAL[İng. ANCESTRAL] ile/||/<> EDİNİLMİŞ[İng. ACQUIRED] ile/||/<> FİLOGENETİK[İng. PHYLOGENETIC] ile/||/<> FİLOGENETİK AĞAÇ[İng. PHYLOGENETIC TREE] ile/||/<> FOSİL[İng. FOSSIL] ile/||/<> KARDEŞ GRUPLAR[İng. SISTER GROUPS] ile/||/<> KARDEŞ TÜRLER[İng. SIBLING SPECIES/SISTER SPECIES] ile/||/<> PALEONTOLOJİ[İng. PALEONTOLOGY]
( Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zamanda "filogenetik ağaç" olarak da bilinir. @@ Evrim Ağacı üzerinde, ortak atanın torun türlerle ortak olarak paylaştığı özellikler. Zıt anlamlısı edinilmiş ya da gelişmiştir. @@ Evrim Ağacı üzerinde ortak atanın sahip olmadığı; ancak torun türlerden biri ya da birkaçının sonradan edindiği özelliklerin her biridir. @@ Çeşitli organizma grupları arasındaki evrimsel ilişkinin araştırılmasını konu alan bilim dalıdır. Filogenetik ağaçlar ise (filogeni ağacı, evrim ağacı ya da yaşam ağacı olarak da bilinir), bu tarihi şematik olarak göstermemize yarayan araçlardır. @@ Türlerin ya da popülasyonların birbirleriyle olan evrimsel ilişkilerini gösteren bir çizimlerdir. Belirli canlıları kapsayabileceği gibi, var olmuş, olan ve olacak olan tüm türleri de kapsamaktadır. Paleontolojik çalışmalarda atalar fosil kayıtlarından bilinebilir, ancak aynı zamanda günümüzdeki genetik, morfolojik, ekolojik, vb. özelliklerden de ortak ata tahminlerinde bulunulabilir. Aynı zaman "evrim ağacı" olarak da bilinir. @@ Çökelti kayaçları ya da taşlar ile kayaların içinde rastlanan taşlaşmış, canlı parçaları ya da kalıntıları. "Taşıl" olarak da bilinir. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı ortak atasal düğümden farklılaşmış tür grupları ve soy hatlarıdır. @@ Bir evrim ağacı üzerinde aynı atasal düğüm noktasından farklılaşmış türlerdir. @@ Fosiller üzerinde çalışan bilim alanı. Bu dalın uzmanları paleontolog olarak isimlendirilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVRİM[İng. EVOLUTION] ile/||/<> ADAPTİF ÖZELLİK[İng. ADAPTIVE TRAIT] ile/||/<> ADAPTİF YAYILIM[İng. ADAPTIVE RADIATION] ile/||/<> AFİNİTE OLGUNLAŞMASI[İng. AFFINITY MATURATION] ile/||/<> AGNATHA
( En kısa tanımıyla evrim, popülasyon içi gen ve özellik dağılımlarının nesiller içerisindeki değişimidir. Bu tanımdaki her bir basamak, evrim için olmazsa olmazdır: @@ Bir canlının evrim sürecinde kazandığı ve gelişim sürecinde ortaya çıkan, bunun sonucunda o canlının hayatta kalma ve/veya üreme başarısını artıran nitelikleridir. @@ Bir türün kısa zaman içinde birçok farklı türe evrimleşmesi süreci. Bu evrimsel süreç, genellikle bir ortamdaki çeşitli ekolojik boşlukların doldurulması ya da yeni ortamlara uyum sağlanması sonucunda ortaya çıkmaktadır. Adaptif yayılım sürecine örnek olarak Hispaniola, Küba ve Bahamalar'dan gelen kahverengi anoller (Anolis sagrei), kabuk anolleri (Anolis distichus) ve şövalye anollerinin (Anolis equestris) Karayip Adaları'na yayılması verilebilir. @@ B gözelerinin belirli bir antijen için afinitelerini artırdığı süreçtir. B gözesi spesifisitesinin bu "ince ayarı", B gözesi reseptörlerinin somatik hipermutasyonunun tekrarlanan bir döngüsü ve ardından klonal seçilim yoluyla gerçekleşir. Moleküler düzeyde bir evrimsel mekanizmadır. @@ Latincede "çenesiz" anlamına gelen bir kelimedir. Taksonomide "çenesiz balıklar" süpersınıfı için kullanılır. Bu sınıf, omurgalılar içerisindeki en ilkin çenesiz hayvanları içerir. Yaklaşık 530 milyon yıl önce evrimleşmişlerdir ve günümüzde halen bulunan bir sınıftır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EVRİM/EVOLASYON[İng. < EVOLUTION] ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON
( Canlının tür olarak gelişmesi, bir canlıyı ötekilerden ayırt eden morfolojik ve fizyolojik karakterlerin gelişmesi yolunda geçirilen bir seri değişim. İLE Genetik yapıda, kendiliğinden ya da bir dış etken aracılığı ile ortaya çıkan değişiklik. | Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )
( 1500 milyon yıl ilâ 2 milyar yıl gerekir. )
( )
( )
(
)
( EVOLUTION vs. MUTATION )
- EVRİM = TEKÂMÜL = EVOLUTION[İng.] = ÉVOLUTION[Fr.] = ENTWICKLUNG, EVOLUTION[Alm.] = EVOLUTIO[Lat.] = EVOLUCIÓN[İsp.]
- EVRİMSEL AYRIKLIK[İng. EVOLUTIONARY DISTINCTIVENESS] ile/||/<> EVRİMSEL GELİŞİMSEL BİYOLOJİ (EVO-DEVO)[İng. EVOLUTIONARY DEVELOPMENTAL BIOLOGY (EVO-DEVO)] ile/||/<> EVRİMSEL SABİTLİK STRATEJİSİ (ESS)[İng. EVOLUTIONARILY STABLE STRATEGY]
( Tehlikede olan türleri belirlemek için kullanılan ölçeklendirme sistemi. Sistem bir türün evrimsel benzersizliği ve soyunun tükenme riskini ölçen bir değerlendirmedir. Koruma planlamalarında evrimsel önem ve soyun tükenme riski açısından türlerin önceliğini belirleyen metrik olma özelliği taşımakta. @@ Farklı organizmaların gelişme sürecini; bu organizmalar arasındaki atalarının ilişkisini inceleyen ve karşılaştıran, gelişimsel süreçlerin nasıl evrimleştiğini inceleyen bilim dalıdır. @@ Bu stratejiye göre, eğer bir populasyondaki bütün bireylerin sahip olduğu bir strateji varsa, bu strateji doğal seçilimle başka bir mutant strateji ile değiştirilemez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EWENS-WATTERSON HOMOZYGOSITY TEST[İng.] değil/yerine/= EWENS-WATTERSON HOMOZİGOTLUK/NÖTRLÜK TESTİ
( Popülasyon genetiğinde sık kullanılan fakat istatistik olarak güçlü olmayan, bir lokusun seçilimini anlatan testtir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= EX VİVO
( Latince’de “canlının dışında” anlamına gelen ex vivo, bilimsel araştırmalarda yapılan deneyin ya da çalışılan örneğin canlının dışında doğal ortama mümkün olduğunca benzer bir ortamda gerçekleştirildiğini ifade eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXAPTATION[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLAR: YENİDEN İŞLEV KAZANIMI, İŞLEVSEL DÖNÜŞÜM
( Latince
Exaptatio
Almanca
Exaptation
Fransızca
Exaptation
Evrimsel süreçte daha önce farklı bir işlev için oluşmuş yapıların, zamanla değişikliğe uğrayarak yeni işlevler kazanması.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXISTENTIAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= VAROLUŞSAL DOĞALCILIK
( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXPRESSIBILITY[İng.] değil/yerine/= İFADE EDİLEBİLİRLİK
( İfade edilen bir genin birey üzerindeki etkisidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXPRESSIVITY[İng.] değil/yerine/= EKSPRESİVİTE
( İfade edilen bir genin birey üzerindeki etkisidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXTANT SPECIES[İng.] değil/yerine/= BAKİ TÜR
( Günümüzde varlığını koruyabilmiş türlerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXTANT SPECIES[İng.] değil/yerine/= MEVCUT TÜR
( Günümüzde varlığını koruyabilmiş ve halen var olan türler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- EXTREMOPHILE[İng.] değil/yerine/= EKSTREMOFİL
( Aşırı koşullarda yaşayan mikroorganizmalar. Genellikle yüksek sıcaklık, yüksek tuzluluk, asidik ya da alkali pH, yüksek basınç gibi ekstrem çevresel etmenleri kapsar. Zorlu ortamlarda evrimleşmiş ve ekstremozim adı verilen enzimler sayesinde yaşamlarını sürdürmektedirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- F1[İng.] değil/yerine/= F1
( İlk çaprazlama sonunda çıkan ilk filial (oğul ya da kız) melezler. Sonraki nesiller F2, F3 vb. Ile gösterilir. Kantitatif özellik lokusu (QTL) haritalaması ile hayvan çalışmalarında, fenotipin aşırı uçlarına (en düşük ve en yüksek kan basıncı gibi) sahip iki hayvan F1 dölünü oluşturmak üzere çiftleştirilir ve daha sonra F1 x F1 çiftleşmeleri, daha sonra haritalama çalışmaları için kullanılan geniş fenotip yelpazesine sahip F2 neslini oluşturur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAGOSİT değil/yerine/= YUTARGÖZE
( Organik ya da inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan gözesi. )
- FASTA FORMAT[İng.] değil/yerine/= FASTA FORMATI
( DNA ve protein sekansları için evrensel yazı formatıdır. ">" işareti ile başlayıp tek satırlık tanımlamadan sonra sekans bilgileri ile devam eder.>gi|129295|sp|P01013|OVAX_CHICK GENE X PROTEIN (OVALBUMIN-RELATED)
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FAUNA[İng.] değil/yerine/= FAUNA
( Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FEMUR[İng.] değil/yerine/= UYLUK KEMİĞİ
( Uyluk kemiği; memeli iskelet sistemindeki en uzun, en güçlü ve en hacimli kemiktir. Kalçanın bir bölümünü oluşturan bu kemik dizin bir bölümüne kadar uzanır ve vücut yükünün önemli bir bölümünü taşır. Latince’de uyluk anlamına gelen femur sözcüğü uyluk kemiği anlamına gelen os femoris sözcüğünden türetilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FENOKOPİ[İng. PHENOCOPY] ile/||/<> FENOTİPİK ÇEŞİTLİLİK[İng. PHENOTYPIC DIVERSITY]
( Olağandışı çevre koşullarından kaynaklanan ve kendi dışındaki bir genotipin normal dışavurumuna benzeyen fenotipik özellilk. Farklı genetik yapılara sahip olmalarına karşın, farklı türlerin aynı fenotipi göstermesi. @@ Bir popülasyon içerisindeki fenotipik farklılıkların ve çeşitliliğin toplamıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FERMANTASYON[Fr.]/TAHAMMÜR[Ar.] değil/yerine/= MAYALANMA
( Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimlerin etkisiyle uğradığı değişiklik. | Sıvı ya da hamur durumunda bulunan organik maddelerin, kendiliğinden kabarıp köpürerek gaz çıkarması durumu. )
- FERMENT[Fr. < FERMENT] değil/yerine/= MAYA
- FETUS[İng.] değil/yerine/= FETÜS
( Embriyoyu takiben, bir yavrunun doğumdan önceki son gelişme evresidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FHYTOPHAGE[İng.] değil/yerine/= FİTOFAG
( Yalnızca bitkilerle beslenen canlılara verilen isimdir. Fitofag böceklerin 500.000'den fazla olduğu düşünülmektedir. Bu sayı bilinen çok gözeli canlıların yaklaşık olarak %25'ine denk gelmektedir. Orthoptera, lepidoptera, coleoptera, heteroptera, hymenoptera ve diptera fitofag böcek takımları arasındadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FİLOCOĞRAFYA[İng. PHYLOGEOGRAPHY] ile/||/<> FİLOFOBİ[İng. PHILOPHOBIA] ile/||/<> FİLOGENETİK AYAKİZİ[İng. PHYLOGENETIC FOOTPRINT] ile/||/<> FİLOGENETİK DAL[İng. PHYLOGENETIC BRANCH] ile/||/<> FİLOGENİ (SOY OLUŞ)[İng. PHYLOGENY] ile/||/<> FİLOLOJİ[İng. PHILOLOGY] ile/||/<> FİLOPODYUM[İng. FILOPODIUM]
( Organizmaların coğrafi dağılımlarına dair soruları cevaplandırabilmek adına, evrim ağaçlarının kullanılmasıdır. @@ Âşık olma fobisi olarak bilinen, Yunanca'da "sevmek" anlamlarına gelen φιλέω ("phileo") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Filogenetik karşılaştırmalarda korunmuş işlev ögelerini göstermek için kullanılır. @@ Evrim Ağacı üzerindeki dalların her bir parçasıdır. Bu çizgiler, belirli bir popülasyonu ya da taksonomik öbeğin zaman içerisindeki değişimini temsil eder. @@ Türlerin ve tür içi popülasyonların geçmişlerini ve diğer türler ile tür içi popülasyonlarla olan evrimsel ilişkilerinin tümüne verilen isimdir. Evrim Ağacı ya da Yaşam Ağacı ile temsil edilir. Aşağıdaki görselde, geniş canlı grupları arasındaki ilişkiler (filogeni), bir evrim ağacı üzerinde gösterilmektedir: @@ Filoloji, bir dilin tarihsel süreç içerisindeki hâlini ve geçmişini, yapısını, öbür dillerle olan benzerliklerini ve farklılıklarını inceleyen bilim dalıdır. Kelime, köken olarak Yunancada kelime sevgisi anlamına gelen "Philos" ve "Logos" kelimelerinden oluşmuştur.[1] @@ İnce ve aktin bakımından zengin göze zarı uzatısı. Hücre göçünde, yaraların iyileşmesinde ve nörit büyümesinde önemli bir role sahiptir. Nöronlarda dendritik dallar için precursor (öncü madde) görevi görür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FITCH-MARGOLIASH METHOD[İng.] değil/yerine/= FİTCH-MARGOLİASH METODU
( Eşit evrimleşme hızı varsayımı olmaksızın genetik uzaklık bilgisinden evrim ağacı oluşturmak için kullanılan algoritmadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FLAVRSAVR[İng.] değil/yerine/= FLAVRSAVR
( Genetiği değiştirilerek piyasaya sürülen ilk gıda (GM gıdası). Bu tür domatesler hızlı olgunlaşmayacak biçimde modifiye edilmişti.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FONKSİYON KAYBI MUTASYONU[İng. LOSS OF FUNCTION MUTATION] ile/||/<> FONKSİYON KAZANDIRICI MUTASYON[İng. GAIN OF FUNCTION MUTATION]
( Genlerin fonksiyonlarını bozduğu için işlevsel proteinlerin üretilmesine engel olan mutasyonlardır. "İleri mutasyon", "nakavt mutasyonu" ya da "boş mutasyon" olarak da bilinir. @@ Herhangi bir genin transkripsiyonu sonucunda yeni ya da işlevsel olarak gelişmiş bir protein üretimine sebep olan mutasyon türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FOREBRAIN[İng.] değil/yerine/= ÖN BEYİN
( Beynin hareketlerimizi kontrol eden bölgesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FOSSIL RECORD[İng.] değil/yerine/= FOSİL KAYDI
( Fosillerin Dünya çapındaki tüm kurum ve kuruluşlardaki örneklerinin resmi kayıtlarının tamamıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FOUNDATION SPECIES[İng.] değil/yerine/= KURUCU TÜR
( Ekolojik topluluklardaki yaygınlıkları nedeniyle parçası oldukları ekosistemin yapısı üzerinde kilit rol oynayan türlerdir. Kurucu türler; birincil üreticiler, otçullar ya da etçiller gibi çeşitli trofik seviyelerde bulunan canlılar olabilmektedir. Bu türler koruma planlamalarında ön plana çıkmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GALTONS LAW OF REGRESSION[İng.] değil/yerine/= GALTON'UN GERİLEME KURALI
( Regresyon terimi 19. yüzyılda İngiliz istatistikçisi Francis Galton tarafından bir biyolojik inceleme için ortaya atılmıştır. Bu incelemenin ana konusu kalıtım olup, aile içinde baba ve annenin boyu ile çocukların boyu arasındaki bağlantıyı araştırmakta ve çocukların boylarının bir nesil içinde eski ata nesillerinin ortalamasına geri döndüklerini yani bir nesil içinde ortalamaya geri dönüş olduğu inceleme konusudur. Galton'a göre popülasyonun ortalama özelliklerinden ayrılan bireylerin ürettiği döller, ortalamadan, ebeveynleriyle aynı yönde, ama daha düşük bir seviyede ayrılırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GAMETE POOL[İng.] değil/yerine/= GAMET HAVUZU
( Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan bütün gamet genotiplerinin bütün kopyalarıdır. Popülasyon içinde var olan gametlerin tamamı olarak düşünülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GAREZ[İng.] değil/yerine/= GAREZ
( Hem uygulayanın, hem de maruz kalanın uyum başarısını düşüren davranışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GC BOX[İng.] değil/yerine/= GC KUTUSU
( Birçok ökaryotik promotörün, özellikle yapısal olarak ekspres edilen genlerin, bir elemanı. GC kutusunun konsensüs dizisi 5'-GGGCGG-3 'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEN HAVUZU[İng. GENE POOL] ile/||/<> GENETİK UYUM BAŞARISI[İng. GENETIC FITNESS] ile/||/<> İNTROGRESYON[İng. INTROGRESSION]
( Bir popülasyonda, gelecek popülasyona aktarılabilecek olan ya da bu konuda potansiyeli olan bütün genler ve kopyalarıdır. Popülasyon içinde var olan genlerin tamamı olarak düşünülebilir. @@ Kimi Türkçe kaynaklarda "uyum başarısı" ya da "uyum gücü" olarak da geçmektedir, (genelde popülasyon genetiğinde w olarak ifade edilir) evrim kuramında önde gelen merkezi bir fikirdir. Hem genotipe göre, hem de fenotipe göre tanımlanabilir. Her iki durumda da, hayatta kalma ve üreme kabiliyetini açıklar ve belirgin genotip ya da fenotipteki ortalama bir bireyin, bir sonraki neslin gen havuzuna yaptığı katkının ortalamasına eşittir. Eğer belirli bir geni etkileyen aleller arasında farklılıklar mevcutsa, o zaman alellerin frekansları da nesiller boyunca değişim gösterecektir; daha yüksek seçilim değerine sahip olan aleller, daha yaygın hale gelirler. @@ Gen sızması: bir türden diğer bir türün gen havuzuna gen aktarımı. Türler arası melezlerin ana türlerden bir bireyle tekrar tekrar geri çaprazlaşması yoluyla bir türe ait alellerin bir başka türün gen havuzuna hareketi ya da yayılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE DUPLICATION[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTLENMESİ
( Genellikle eşit olmayan çaprazlanma (crossing-over) sonucunda bir lokusun ekstra bir kopyasının oluşturulmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE INTERACTION[İng.] değil/yerine/= GEN ETKİLEŞİMİ
( Birden fazla genin bir karakteri etkilemesi durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENE[İng.] değil/yerine/= GEN
( Kromozom üzerinde belirli bir yer işgal eden, fiziksel özelliklerin ve canlıya ait fonksiyonların kalıtımının temel birimidir. Kalıtsal karakterlerin ebeveynden yavrulara aktarılmasını sağlar. Tek bir gen belirli bir DNA ya da bazı durumlarda RNA uzunluğuna ve nükleotit sayısına sahiptir. Genler protein sentezini yönetir, kendilerini eşler ve RNA tiplerinin sentezini yaparlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENELCİ BİTKİLER[İng. GENERALIST PLANTS] ile/||/<> GENETİK AKRABALIK (R)[İng. GENETIC RELATEDNESS] ile/||/<> GENETİK BAĞLANTI[İng. GENETIC LINKAGE] ile/||/<> GENETİK DETERMİNİZM[İng. GENETIC DETERMINISM] ile/||/<> GENETİK HARİTALAMA[İng. GENETIC MAPPING] ile/||/<> GENETİK YÜK[İng. GENETIC LOAD]
( Geniş bir kaynak tabanına sahip organizma; genelci otçullar tek bir bitkinin savunmasına karşı iyi bir adaptasyon geliştirmez. @@ Bireyler arasındaki genetik akrabalığın sayısal ölçüsüdür. Diploit türlerde, tam kardeşler ya da ebeveyn çocuk arasında r = 1/2; üvey kardeşlerde, hala, amca ile yeğenler arasında, büyük anne büyük baba ile torunlar arasında r = 1/4; birinci kuzenlerde r = 1/8; akraba olmayanlarda r = 0 @@ İki ya da daha fazla genin birlikte bir birim olarak ayrılması durumudur. Genetik bağlantı birlikte daha iyi görev yapabilen genleri bir araya getirmek için ortaya çıktığı düşünülür. Genetik bağlantı iki gen arasındaki miyotik çapraz geçişin yokluğunu ifade eder. @@ Genlerin fiziksel ve davranışsal fenotipleri belirlediği görüşüdür. Bir canlının özelliklerinin tamamının genlerce belirlendiği düşüncesidir. Büyük oranda doğru olsa da, modern bilim dahilinde, çevrenin etkisi de tartışılmaz bir değere sahiptir. @@ Bir genin ya da genetik işaretin, kromozomdaki fiziksel yerini tespit etme işidir. Daha önceleri genetik bağlanma ve ilişkilendirme yoluyla yapılan bu yöntem, genom projelerinın bir genomdaki aşağı yukarı bütün genleri tespit etmesi sayesinde daha kolay yapılmaktadır. @@ Popülasyon genetiğinde seçilimin ya da mutasyonların sebep olduğu alel kayıplarının maliyetinin ölçüsüdür. 0 ile 1 arasında bir değer ile ifade edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK DAĞILIM[İng. GENETIC VARIANCES] ile/||/<> GENETİK HETEROJENİTE[İng. GENETIC HETEROGENEITY] ile/||/<> KAŞİF ETKİSİ[İng. FOUNDER EFFECT]
( Bir popülasyondaki genetik heterojenitenin sebep olduğu fenotipik dağılım. @@ Birkaç farklı genotipin varlığının o genotipin hastalığının bileşenlerine katkı sağlamasıdır. Aynı hastalığa sebep olan çeşitli gen bozukluklarının varlığı, ki bu bozukluklar aynı genin farklı pozisyonlarındaki mutasyon sebebiyle oluşmuş olabilir, genetik heterojenite ile ilişkilidir. Alzheimer hastalığı, kistik fibroz ve lipoprotein lipaz rahatsızlıkları. @@ Başlangıçtaki bir popülasyondan rastgele seçilen (ya da doğal yollarla izole olan) daha küçük öbekteki bireylerin genetik dağılımlarından ötürü, bu küçük popülasyondan gelecekte oluşacak büyük popülasyondaki bireylerin, rastgele seçilen bireylerin genetik yapısını temsil ediyor olmasıdır. Genetik sürüklenmenin ana unsurlarından biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK[İng. GENETICS] ile/||/<> ADAPTASYON[İng. ADAPTATION] ile/||/<> AMNİYOSENTEZ[İng. AMNIOCENTESIS] ile/||/<> ANNE ETKİSİ[İng. MATERNAL EFFECT] ile/||/<> APOPTOZ[İng. APOPTOSIS] ile/||/<> CAENORHABDİTİS ELEGANS ile/||/<> DOĞUM ÖNCESİ TANI[İng. PRENATAL DIAGNOSIS] ile/||/<> DOWN SENDROMU[İng. DOWN SYNDROME]
( Biyolojinin organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliği inceleyen bilim dalıdır. "Genesis", yani "köken" sözcüğünden gelmektedir. Kalıtım bilimi olarak da bilinir. Biyolojinin bir alt dalı olup, canlı organizmalardaki kalıtım ve çeşitliliğin bilimidir. Canlıların özelliklerinin kalıtsal olduğunun bilinci ile, tarih öncesi çağlardan beri bitki ve hayvanlar ıslah edilmiştir. Bununla birlikte, kalıtımsal aktarım mekanizmalarını anlamaya çalışan modern genetik bilimi ancak 19. yüzyılın ortalarında, Gregor Mendel'in çalışmasıyla başlamıştır. Mendel, kalıtımın fiziksel temelini bilemediyse de, bu özelliklerin ayrık (kesikli) bir tarzda aktarıldığını gözlemlemiştir ve günümüzde bu kalıtım birimlerine "gen" adı verilmektedir. @@ Genetik dağılım üzerine uzun süreli etki eden doğal seçilim sonucunda, türlerin çevresel ihtiyaçlara uygun özellikler kazanması ya da var olan özelliklerin değişimidir. Örneğin, yassı balıkların atalarında, gözler çift taraflı simetriye uygun olarak gözün iki yanında bulunmaktayken balıkların nesiller boyunca okyanus tabanlarında ve yatay biçimde yaşamaya adapte olmaları nedeniyle gözlerden tabana bakan, vücudun diğer tarafında okyanusun içine bakan gözün yanına doğru kaymıştır. Yassı balıklar, okyanus tabanında yaşadıkları için sadece yukarıdan gelebilecek saldırılara karşı bu biçimde bir adaptasyon geçirmişlerdir. @@ Genellikle hamileliğin ikinci ya da üçüncü trimesterinde yapılan doğum öncesi test. Fetüsteki Down sendromu gibi genetik bozukluklar ya da kromozonal bir durum olup olmadığının teşhis edilebilmesi için kullanılır. Amniyosentez sırasında fetüsü çevreleyen amniyotik keseden az miktarda amniyotik sıvıyı çıkarmak için ince bir iğne kullanılır. Bu sıvı örneği daha sonra laboratuvarda test edilir. Hamilelik sırasında fetüs, amniyotik kesenin içinde büyür. Amniyotik sıvı, fetüsü çevreler ve korur. Ayrıca fetüsün bazı gözelerini de içerir. @@ Bireylerin sadece annelerinden kaynaklı, genetik olmayan etkilerden ötürü tür içinde çeşitliliğin oluşması durumudur. @@ Hücrelerin genetik olarak embroyonik morfogenez ve gelişim, metamorfoz ve imün sisteminin B ve T gözelerinin gelişimi sırasında, belirli zamanlarda programlı bir biçimde ölümü. Apoptozdaki bozukluklar, kanserle ilişkilendirilebilir. Anti-apoptoz proteinleri Bcl-2 ve HSP ailelerini kapsar. Apoptoz genellikle tümör nekroz etmen reseptör (TNFR) ailesine ait ölüm reseptörlerinin (DR) aktivasyonu ile tetiklenir. @@ Normalde kendi kendisini dölleyen, gelişim genetiği ayrıntılı olarak çalışılmış bir kara nematodu. Uzunluğu 1 mm kadardır. Mayotik ayrılma sırasında kaybolan X kormozomu erkeklerin olmuşmasına sebep olur. Apoptozun (planlı göze ölümü) genetik temelleri ilk defa 1986 yılında C.elegans üstünde gösterilmiştir. Eşit boyda 5 kromozomu bulunur ve 1998 yılında bütün genomu dizilmiştir. 97 Mbp uzunluğundaki genomu 19.000 gen bulundurur. İnsan geninin %74’ünün C.elegans genomunda homoloğu bulunur. @@ Tek gen hastalıkları ya da diğer genetik anormalliklerin görülme olasılığının yüksek olduğu gebeliklerde amniyosentez 16-18 haftalık gebelik ya da cvs, 10-12 haftalık gebelik hakkında elde edilen gözeleri DNA`yı kullanarak tanılama. @@ Ekstradan 21.kromozomun kalıtılmasıyla oluşan zihinsel özürlülüğe sebep olan genetik hastalık. Down sendromlu bireyler genelde; kısa ve uzuvları bodur olur. Geniş ve yuvarlak suratları, eyer biçimli burunları, genelde ağızlarından sarkan kalın dilleri vardır. Down sendromunun olasılığı annenin artan yaşı ile hızla artar, özellikle 40 yaşından sonra.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENETİK[Alm./İng.] değil/yerine/= KALITIMBİLİM
( Kalıtım bilimi.| Genlerle ilgili, genlerin belirlediği, genlerle geçen. | Genlerle ilgili, kalıtımla ilgili. )
- GENITALIA[İng.] değil/yerine/= GENİTALYA
( Üreme organları; gonatlar, yardımcı bezler ve dış yapıları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GENOKOPİ[İng. GENOCOPY] ile/||/<> GENOTİP GÖRECELİ RİSKİ[İng. GENOTYPE RELATIVE RISK]
( Bir gen/genotipin başka bir gen/genotiple aynı fenotipe sebep olması. Genlerin sesteşliği de denilebilir. @@ Bir lokustaki bir genotipe karşı aynı lokustaki farklı genotipin hastalık riskidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEREKÇELENDİRME[İng. JUSTIFICATION] ile/||/<> ÇIKARIM[İng. INFERENCE] ile/||/<> DEGETTİERİZASYON[İng. DEGETTIERIZATION] ile/||/<> DEONTOLOJİK GEREKÇELENDİRME[İng. DEONTOLOGICAL JUSTIFICATION] ile/||/<> DİNİ EPİSTEMOLOJİ[İng. RELIGIOUS EPISTEMOLOGY] ile/||/<> GERİ GİDİŞ TEZİ[İng. REGRESS ARGUMENT] ile/||/<> GÜVENİLİRCİLİK[İng. RELIABILISM] ile/||/<> İNANÇ[İng. BELIEF] ile/||/<> TEMİNAT KOŞULU[İng. WARRANT CONDITION]
( “Meşrulaştırma” gibi kullanımı çok nadiren olsa da kullanımdadır. Sait Reçber gibi hocalarımızın ise “haklı çıkarım” olarak kullandığını bildiğimiz bu kavram Gettier’in etkisiyle çağdaş epistemolojinin en tartışmalı kavramlarından biri olmuştur. Doğru inancı bilgiye dönüştüren bir unsur olarak görülen bir kavram bilgiye epistemik sorumluluk ve güvence katan bir işleve sahiptir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Mevcut öncüller ile varılan sonuç. Çıkarım yapmak, mevcut kanıtlarla varılan sonuçlara atıfta bulunmak için kullanılır ve akıl yürütme ile bir sonuca varma süreci olarak da ifade edilir. Doğru öncüllerden doğru çıkarımlar yapılabileceği gibi doğru öncüllerden yanlış çıkarımlar yapmak ya da yanlış öncülden doğru çıkarımlar yapmak mümkündür. @@ Gettier’in ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Bilgi Midir?’ adlı makalesinden sonra çağdaş epistemoloji, gerekçelendirme unsuruna odaklanmıştır. Bu makalesinde Gettier, geleneksel bilgi tanımında yer alan gerekçelendirme unsurunun, doğru inancın bilgi haline gelmesinde şans faktörünü dışarıda bırakamadığına yönelik eleştiriler yapmıştır. Bu da çağdaş epistemolojide gerekçelendirmenin doğasına yönelik sorgulamalara yol açmış ve Gettier sorunu olarak bilinen problemin üzerine yoğunlaşılmasına neden olmuştur. Degettierizasyon ise Gettier’in ortaya koyduğu problemin çözülmesi ve gerekçelendirme unsurunu sağlamlaştırma çabasını ifade etmektedir. @@ Epistemik olmayan gerekçelendirme türleri arasında yer alan deontolojik gerekçelendirme, çoğunlukla geleneksel epistemolojide kullanılsa da çağdaş epistemolojideki düşünürler tarafından da kullanılmıştır. Deontolojik gerekçelendirme, öznenin, bir önermeye inanma yükümlülüğünü ifade etmektedir. Bu da gerekçelendirmenin, normatif bir unsur olduğu anlamına gelmektedir. Başka bir deyişle öznenin, p önermesinin doğruluğuna inanması için yeterli ve geçerli kanıtlara sahipse bu önermeye inanması onun için bir yükümlülük haline gelmektedir. Öznenin p önermesine inanması, ahlaki bir yükümlülük olmaktadır. Dolayısıyla deontolojik gerekçelendirme, normatif unsurlara dayanmaktadır. Çağdaş epistemolojide deontolojik gerekçelendirmeye yönelik tutumlar, içselcilik ve dışsalcılık yaklaşımları altında çeşitlilik göstermektedir. Örneğin dışsalcı yaklaşım altında kuramlarını sınıflandırdığımız Goldman ve Plantinga gibi isimler, gerekçelendirme kavramının normatif özelliğinden kaçınmak adına teminat koşulu gibi ifadeleri daha uygun bulurlar. Ancak Chisholm ve Clifford gibi içselci yaklaşıma sahip isimler ise gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu ileri sürüp öznenin, bir inanca inanma yükümlülüğü olduğunu savunurlar. Bu bağlamda deontolojik gerekçelendirmenin iki çeşidi vardır: Kanıtlanmış bir inanca inanma yükümlülüğü ile inanılan önermeye göre davranmak. Bunlardan ilki, öznenin, herkesin ulaşabileceği türden kanıtlara dayanarak bir inancın gerekçelerini ortaya koyması ve bu inanca yönelik sağlam gerekçeleri bulunduğu için inanma yükümlülüğüne tabi olması biçiminde açıklanabilir. İkincisi ise Clifford’ın yaklaşımından hareketle savunulan radikal bir deontolojik gerekçelendirme türüdür. Buna göre gerekçelendirme, yalnızca inançlara dair sağlam nedenler ortaya koymak değil, söz konusu nedenlerden hareketle inançlara göre davranmayı da gerektirir. Yani öznenin, hem inançlarının kanıtlarına inanması hem de bu kanıtların gerektirdiği biçimde davranması ahlaki bir sorumluluktur. Bu da gerekçelendirmenin normatif bir unsur olduğunu gösteren yaklaşımlardan biridir. @@ Dini inançların da diğer inançlar gibi aynı epistemik statüye sahip olduğunu savunan dini epistemoloji, dini inançların rasyonelliğini gösterme çabasından çok bu inançlarında rasyonel olarak tartışılabileceği bir alandır. Dini Epistemoloji’nin en ünlü savunucularından biri Plantinga ve Swinburne’dur. Bu yaklaşım özünde Delilciliğe bir tepki niteliği taşır ve kökenleri John Calvin, Herman Bavinck ve Karl Barth gibi isimlerle ilişkilendirilir. Dini Epistemolojiyi, Reformcu Epistemoloji ile karıştırmamak önemlidir. Reformcu Epistemoloji’yi Dini Epistemoloji’nin alt alanı olarak görmek mümkündür., önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Reformist epistemoloji, delilcilik (evidentialism) ve klasik temelselcilik (classical foundationalism) yaklaşımlarına ateşli bir karşı çıkışa işaret eder ve bu sorulara Reformist Epistemoloji en temelde şöyle cevap verir; “Teistik inancın gerekçelendirilmesinde önermesel bir delile ihtiyacımız olmak zorunda değildir.” Birçok dini ve reformcu epistemolog için Tanrı inancı; rasyoneldir, gerekçelendirilebilir, epistemik olarak temeldir, gerekçelendirme için temeldir. Konuya dair şu, şu, şu, ve şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ Geri gidiş tezi, bir inancın gerekçelendirmesinin bir başka inanca dayanması nedeniyle sonsuza kadar geri gidebileceğini ileri süren kuşkucu yaklaşıma yönelik, temele güvenilir bir inanç koyarak bu gerilemeyi durdurmak anlamına gelmektedir. Descartes’tan bu yana temelciliğin esas noktası olan temel inançlar, kendinden gerekçeli ve doğruluğu başka bir inanca dayanmayan inançlar oldukları için, gerekçelendirmenin sonsuz geriye gidiş problemine bir çözüm olarak ileri sürülmüştür. Tüm inançlar, söz konusu temel inançlardan çıkarım yoluyla elde edilir. Böylelikle kuşkuculuğun sonsuz geriye gidiş eleştirilerine yönelik bir çözüm olarak temel inançları ortaya koyan temelciliğe göre, gerekçelendirme sonsuza kadar geriye gidemez. Çünkü her inanç, en nihayetinde, temel bir inançtan çıkarımla elde edilmiştir. Bir inancın temel inanç olması ise başka inançlara dayanmaksızın kendinden gerekçeli olması anlamına gelmektedir. Söz konusu geriye gidiş, temel inançlara ulaşıncaya dek devam etmektedir. Geri gidiş tezini benimsemiş olan temelciliğe yöneltilen itirazlar, temel inançların mahiyetine ilişkin olmakla birlikte, epistemik gerileme argümanı ve kavramsal gerileme argümanı olarak iki biçimde ifade edilebilir. (Ayrıntılı bilgi için bkz: Richard Fumerton, Gerekçelendirme Teorileri, Çev. Ayşenur Üngür Tabur.) @@ Dışsalcılığın ılımlı bir türü olan güvenilircilik, epistemik gerekçelendirme sorununa çözüm olarak ortaya atılan bir kuramdır. Bu kuram, bilme araçlarından hareketle elde ettiğimiz inançların, oluşturulma süreçlerinin güvenilirliğine odaklanır ve bilginin, bu sürecin güvenilirliği neticesinde meydana geldiğini ileri sürmektedir. Güvenilir süreçler, epistemik öznenin doğru inanç oluşturması için gerekli olan esas koşuldur. Söz konusu süreçlere özellikle duyum ve algıyı ekleyen güvenilircilik; dış koşulların uygun olması, olguların ve önceki inançların şu an oluşturulan inançla olan sebebe dayalı ilişkisinin sekteye uğramaması ve mantıksal çıkarım gibi koşulların da sürecin güvenilirliğinde önemli bir rol oynadığını ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin dışsalcı olmasının nedeni, öznenin, güvenilir süreçleri farkında olmasını ya da bu süreçlere bilişsel erişimin olmasını gerekli görmemesidir. Burada önemli olan nokta, güvenilirliğin kendisidir. Ilımlı olmasının nedeni ise hem dışsal koşulları hem de öznenin bilişsel yetilerinin güvenilirliğini dikkate almasından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle güvenilircilik, zihinsel faaliyetleri tamamen saf dışı bırakmamakla birlikte, bir inancı teminat altına alınmasını sağlayabilecek asıl unsurların dışsal koşullarda aranması gerektiğini ileri sürmektedir. Güvenilirciliğin kayda değer temsilcilerinden biri olan Alvin I. Goldman, ‘Gerekçelendirilmiş İnanç Nedir?’ ve ‘Bilgide Sebebe Dayanma Koşulu’ adlı makalelerinde, kuramın ana hatlarını belirtmiştir. Bu doğrultuda güvenilircilik, iki farklı teminat koşulu ortaya koymuştur: Sürecin güvenilirliği (Bkz: Güvenilirlik) ve sebebe dayanma. Sebebe dayanma koşulu, bilgiyi, ‘sebebe dayalı olarak gerekçelendirilmiş doğru inanç’ olarak tanımlar ve sınırlar. Goldman’a göre uygun sebebe dayalı süreçler, öznenin duyum, algı, çıkarım yapma, daha önceki inançları arasında değerlendirme yapma ve hatırlama gibi içsel durumların birbiriyle olan ilişkisini ifade etmektedir. Yani öznenin, fizik nesneleri duyumsarken ya da algılarken oluşturduğu inançları ile bu inançların oluşturulduğu kaynak olan fizik nesne arasındaki uyumluluk, uygun sebebe dayalı süreçlerden meydana gelmiştir. Dolayısıyla özne, söz konusu süreçlerin güvenilir olduğuna karar verirken yalnızca o anki deneyiminden değil, geçmiş deneyimlerinden de yararlanarak sürecin güvenilirliğini denetler. Söz konusu iki farklı teminat koşulu, birbirinden bağımsız olmanın aksine beraber çalıştıkları sürece bilginin meydana gelmesine olanak sağlamaktadır. O halde güvenilirciliğin ana hatları: Olgu ile inanç arasındaki karşılıklı ilişki, önceki inançlar ile sonraki inançlar arasında sebebe dayalı bir ilişki, inançları oluştururken güvenilir süreçlere dayanmak, inancı teminat altına alacak olan unsurların özenin dışında olması ve söz konusu sebebe dayanma koşulunu doğru bir biçimde yeniden inşa etme süreci olarak sıralayabiliriz. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz. @@ “Gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklindeki geleneksel üç parçalı bilgi tanımımızdaki inanç unsuru bilgi içerisindeki öznel ve psikoloji-zihin temelli unsura işaret eder. Burada inanç ifadesinden kastımız, kabul etmekle eşdeğerdir. S kişisinin, Q’ya inanması demek S’in Q’yu kabul ettiği anlamına gelir. Örneğin, elimi ileri ve yukarı doğru kaldırıp elimdeki kalemi bırakmayı planlıyorum. Bu durumda hem kalemin düşeceğine inanırım hem de düşeceğini kabul ederim. Türkçe’de inanma farklı anlam çağrışımlarına sebep olduğu için, inancı salt dini anlamda ya da dayanak sahibi olmaksızın kabul etme anlamında kullanmadığımızı belirtmek isteriz; kast ettiğimiz şey iman (faith) değildir. Diğer yandan, inanç kavramına dair önermesel olmayan inanç türünü işaret etmediğimizi eklemek isteriz; burada inanç derken önermesel olan ve kabule dayanan bir zihin halinden söz ediyoruz. Örneğin “Dünyanın düz olduğuna inanmıyorum.” ile “Dünyanın düz olduğunu kabul etmiyorum.” ifadeleri buradaki inanç tanımına göre eşdeğerdir. Böylece öznenin bir önermenin doğruluğunu tasdik etmeye dairi zihinsel durumuna inanç ya da kabul, bilgiye dair söz konusu koşula da İnanç/Kabul Koşulu ismini verebiliriz. Epistemoloji tarihinde birçok düşünür için inancın bilgiye kıyasla daha alt bir zihinsel durum biçimi olarak görüldüğünü eklemekte fayda var. Çünkü bilginin salt inanç sahipliğine kıyasla sahip olunması daha iyi ve tercih edilebilir olduğu kabul edilir. Önermesel inanç, bir önermenin içeriğinin doğruluğunu kabul etmeye dayanır. “İstanbul’daki seçimleri X’in kazanacağına inanıyorum.” ifadesinde, önermenin içeriğinin doğruluğuna inanmayı kast ediyoruz. Aynı zamanda, bu inanca yönelmemizde seçim anketleri, medyadaki etki ya da genel kamuoyu gibi bazı nedenler etkili olabilir. Kanıt ya da bilme araçlarının güvenilirliğine bağlı olarak inancı oluşturan koşullardaki değişim, inanç seviyesini de değiştirebilir. Diğer yandan, S’nin Q olduğunu bilmesi, S’nin Q olduğuna inanmasının bir türüyse; bu türü bizzat inancın kendisinden nasıl ayıracağız? S’in Q’ya dair sahip olduğu inançların doğru olması tek başına yeterli değildir. S kişisinin Q’ya dair doğru inancını oluştururken bu inancını gerekçelendirme biçimi, S’in Q’ya dair sahip olduğu bilgi için temeldir. @@ Teminat koşulu, bildiğini bilmeyi (knowing that one knows) sağlayan ve gerekçelendirmenin normatif anlamı nedeniyle dışsalcılar tarafından bir alternatif olarak sunulan dördüncü koşuldur. Dördüncü koşul, gerekçelendirmenin şans faktörünü engelleyememesi açısından bilgiyi koruma altına alacak olan koşul olarak düşünülmüştür. Bu bağlamda teminat koşulu, bir degettierizasyon çabası olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani teminat koşulu ile amaçlanan şey, gerekçelendirmeyi sınırlamak ve bilginin üç koşulunun yetmediği durumlarda bilgiden emin olmayı sağlamaktır. Çağdaş epistemolojideki gerekçelendirme kuramlarını, dördüncü koşul üzerinden tanımlamak mümkündür. Örneğin içselcilik, geleneksel gerekçelendirme koşulunu benimseyerek öznenin bilişsel yetileri doğrultusunda teminat koşulunu ele alır. Başka bir ifadeyle içselcilik, epistemik öznenin bildiğinden emin olmasını sağlayacak unsurların, yine epistemik öznenin zihninde bulunacağını ve öznenin bu unsurlara erişimi olduğunu savunmaktadır. Bu doğrultuda teminat koşulunu sağlayan dördüncü koşullar; sarsılmazlık, sağlam dayanaklar, doğruluğa götüren nedenler ve olması gerektiği gibi çalışan bilişsel yetiler olarak sıralanabilir. Dışsalcıların teminat koşuluna yaklaşımı ise daha farklıdır. Gerekçelendirmenin normatif anlamından uzaklaşmak isteyen dışscalcılar, dördüncü koşul için teminat/güvence (warrant) ya da güvenilirlik unsurlarını gerekli görmüşlerdir. Örneğin Plantinga’nın uygun işlevselcilik kuramına göre teminat koşulu; epistemik öznenin bilişsel yetilerinin uygun çalışıyor olmasına ve bilişsel yetilerin uygun çalışması için uygun bir çevrenin olmasına dayanmaktadır. Burada önemli olan nokta, inançların kanıtlarının ya da gerekçelerinin zihnin dışında aranması ve inançlar ile olgu durumları arasında uyumluluk olmasıdır. Dolayısıyla içselcilerin teminat koşulunu epistemik öznenin zihninde aramasından farklı olarak dışsalcılar dördüncü koşulu, dışsal süreçlerin uygunluğuna ve güvenilirliğine dayandırmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GERM CELL PRECURSORS[İng.] değil/yerine/= EŞEY HÜCRE ÖNCÜLLERİ
( Genetik bilgiler bir nesilden diğerine gametler yoluyla aktarılır. Eşey göze öncüllerindeki mutasyonlar, o gametten oluşan tüm döllerde bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GERMINAL MOSAICISM[İng.] değil/yerine/= GERMİNAL MOZAİKLİK
( Yumurta gözelerinin farklı sayıdaki kromozomların karışması ya da diğer kromozomal anormallikler. Germinal mozaiklik fenotip olarak normal olan ebeveynlerden farklı kromozom sayısına sahip olan bireyler meydana gelmesine sebep olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GLİKOLİZ ile/ve/||/<>/> ÜRETİM/KREBS DÖNGÜSÜ
( Glikozun pirüvata dönüştüğü süreç. İLE/VE/||/<>/> Pirüvatın CO2 ve H2O'ya dönüştüğü süreç. )
- GONOTHECA[İng.] değil/yerine/= GONOTEKA
( Hidrozoon kolonilerinde gonoporun çevresindeki saydam koruyucu örtü
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GOOGLE EFFECT (DIGITAL AMNESIA)[İng.] değil/yerine/= GOOGLE ETKİSİ (DİJİTAL UNUTKANLIK)
( Google Etkisi, dijital unutkanlık, Google gibi internet arama motorlarında kolaylıkla bulunabilecek bilgileri unutma yatkınlığıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GÖRECELİ TARİHLENDİRME[İng. RELATIVE DATING] ile/||/<> GÖRECELİ UYUM BAŞARISI[İng. RELATIVE FITNESS]
( Daha yeni ve daha eski kayalar arasındaki ilişkilerden yola çıkarak, kaya dağılımları içinde göreceli olarak kayaçları tarihlendirme teknikleridir. @@ Bir popülasyon içerisinde, bir bireyin, diğer bireylere göre hesaplanan fenotipik ya da genotipik uyum başarısıdır. Bireyin kendi uyum başarısının ya popülasyonun ortalama uyum başarısına bölünmesiyle, ya da popülasyon içerisindeki en yüksek uyum başarısına bölünmesiyle hesaplanır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= GRADUALİZM
( Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= KADEMECİLİK
( Küçük çapta değişikliklerin sürekli, kararlı birikimine dayalı evrim modelidir. Giderek, yavaş yavaş evrimleşme olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GRAM STAIN[İng.] değil/yerine/= GRAM BOYAMA
( Bakterileri göze duvarlarının kimyasal ve fiziksel özelliklerine göre iki büyük öbeğe (Gram-pozitif, Gram-negatif) ayırmak için kullanılan empirik (deneysel) bir yöntemdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GRAPHESTHESIA[İng.] değil/yerine/= GRAFESTEZİ
( Gözler kapalı iken avuç içine yazılan sayı ya da harfi anlayabilme duyusu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GROUP SELECTION[İng.] değil/yerine/= GRUP SEÇİLİMİ
( Bir birey yerine öbeğin tüm üyelerine etki eden seçilim mekanizması. Bu seçilim türünün odak noktası bireyin faydası değil, popülasyonun faydasıdır. Bireyin diğer grup üyeleri ile rekabet etmek yerine onlarla işbirliği yapıp yardımlaşmasının herkesin lehine olduğu durumda grup seçilimi daha çok avantaj sağlar. Bazı uç senaryolarda birey kendini grup adına feda edebilir. Bu seçilimin etki ettiği popülasyonda sosyal davranışlar görülür. Grup seçilimi, bu mekanizmanın evrime etkisi ve doğal seçilim ile ilişkisi gibi konular kapsamında, evrimsel biyoloji alanındaki oldukça tartışmalı konulardan biridir.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- H2[İng.] değil/yerine/= H2
( h2, kalıtılabilirliğin dar anlamlı bir göstergesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HAECKEL BIOGENETIC LAW[İng.] değil/yerine/= HAECKEL BİYOGENETİK KURALI
( Ernst Haeckel tarafından 1874 yılında öne sürülen bu kural ontogeni ile filogeni arasındaki ilişkiyi açıklar. Buna göre ontogeni filogeniyi tekrarlar. Yani bir canlının embriyolok dönemdeki gelişimi, atalarının evrimsel geçmişindeki değişimlerini tekrarlar. Bu kural bazı disiplinlerce kabul görmüş ya da genişletilmiştir. Biyoloji, antropoloji ve gelişim psikoloji bu disiplinlerden bazılarıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HAMİLTON KURALI[İng. HAMILTON'S RULE] ile/||/<> HAMİLTONIN FEDAKARLIK TEORİSİ[İng. HAMILTON ALTRUISM THEORY]
( William Hamilton'ın akraba seçilimi konusunda ileri sürdüğü kuraldır. Hamilton akrabalar için fedakarlık gerektiren durumları matematiksel ifadeye dökmüştür. Fedakarlık gerektiren bir harekette "c" fedakarlık yapanın ödediği bedel,"r" akrabalık derecesi ve "b" fedakarlık sonucu olası kazanç olmak üzere: @@ Hamilton'a göre genetik olarak birbirlerine benzeşen ve yakın olan bireylerin başkalarına oranla birbirleriyle daha çok karşılıklı yardımlaşır. Eğer akrabalarına yardım eden canlı birey, yardım etme etkinliğini destekleyen ve teşvik eden genlere sahipse, onun akrabaları da muhtemelen bu genlere sahip olacak ve böylece bu aleller aktarılabilecektir. Buna dair klasik bir örnek, arılar ve karıncalar gibi sosyal yaşamlı böceklerdir. Kolonideki işçi böcekler asla üremezler ama bunun yerine genetik olarak onlara benzeyen kraliçenin üreyebilmesi için çalışarak yardımda bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HAPLODIPLOIDY[İng.] değil/yerine/= HAPLODİPLOİDİ
( Erkeklerin döllenmemiş, haploid (tek set kromozomlu) yumurtalardan gelişip, dişilerin döllenmiş, diploid (çift set kromozomlu) yumurtalardan geliştiği üreme sistemidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HEAD FORMATION[İng.] değil/yerine/= KAFA OLUŞUMU
( Hayvanların evriminde, duyu organlarının ve bunlarla ilgili sinirsel dokuların, gövdenin bir ucunda (yani ortamla "yüzyüze" olan ucunda) yoğunlaşması olayı. Bu olay sonucu, çoğu hayvanlarda baş ya da kafa dediğimiz bölüm meydana gelmiştir. Aşağıda bu oluşumun gerçekleştiği bir soy bulunmakta.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HEMICRYPTOPHYTE[İng.] değil/yerine/= HEMİKRİPTOFİT
( Tomurcukları toprak seviyesinde olan rozet şeklindeki bitkiler ile iki yıllık bitkiler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HERMAPHRODITISM[İng.] değil/yerine/= HERMAFRODİTLİK
( Tek bir canlının hem erkek, hem de dişi cinsel organlarına sahip olması durumu. Birçok omurgasız canlı ve bitkide rastlanan bir durumdur. Etimolojik olarak, Yunan mitolojisinde haberleşme tanrısı olan "Hermes", ve güzellik tanrıçası olan "Afrodit" isimlerinin birleşiminden köken alır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HETERO NÜKLEROPROTEİN PARÇACIKLARI (HNRNP)[İng. HNRNP] ile/||/<> HETEROBLASTİ[İng. HETEROBLASTY] ile/||/<> HETERODONT ile/||/<> HETEROKRONİ[İng. HETEROCHRONY] ile/||/<> HETEROTALİK[İng. HETEROTHALLIC] ile/||/<> HETEROTAŞİ[İng. HETEROTACHY] ile/||/<> HETEROZİGOTLUK[İng. HETEROZYGOSITY]
( Çekirdekteki kalıp DNA’dan hemen sentezlenen RNA ürünü. (DNA benzeri RNA ya da dRNA da denir) Bu RNA türü çok kısa bir yarı-ömre sahip olmakla beraber, oldukça heterojenik ve büyüktür. hnRNA’lar çekirdekten ayrılmadan önce mRNA sentezlemek üzere işlemden geçer. @@ Birbirine benzemeyen gözelerden meydana gelme. @@ Çeşitli amaçlar için farklılaşmış değişik biçimli dişlere sahip olan. @@ Canlıların embriyonik safhadan erişkin safhaya geçiş süreçlerinde diğer (yakın) türlerden canlılara göre zamansal farklılıklar yaşanması. Evrim ağacı silsilesinde bazı anatomik özellikler atalara (veya karşılaştırma yapılabilecek yakın akraba diğer çağdaş türlere) göre daha erken ya da daha geç ortaya çıkabilir, daha hızlı ya da daha yavaş gelişebilir; gelişmesini daha erken ya da daha geç bitirebilir. Bu tür değişimlerin geneline heterokroni denir. Canlıların vücutlarındaki oranlar başta olmak üzere, dik ya da dört ayak üstünde yürümesi gibi pek çok özgün özelliği etkiledikleri düşünülmektedir. @@ Yalnızca başka bir çeşit çiftleşme/uyum tipiyle üreyen bir canlıyla eşeyli üreyebilen organizmalardır. @@ Bir genin belirli bir bölgesine özgü evrimleşme hızının, zaman içindeki değişimleri. İşlevsel çeşitlilik doğurabilen ya da nötral mutasyonların hızlarının evrimleşme süreci. "Heterotaşik pozisyonların işlevsel değişimle bağlantılı olması beklendiği için heterotaşi genellikle işlevsel çeşitliliğin bir göstergesi olarak belirtilir." @@ Diploit bir organizmanın tek bir lokusunda iki farklı allel bulunması durumu. Anne ve babadan farklı alleller gelmesinin bir sonucudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HEURISTICS[İng.] değil/yerine/= BULUŞSAL YÖNTEMLER
( Bilgisayarcılıkta hatasıza yakın sonuçlar elde etmek amaçlı, bir program tarafından yapılan tahminlere verilen isim. Filogenetik ve hesaba dayalı biyolojide yaygın olarak kullanılmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HEXAPOD[İng.] değil/yerine/= HEKZAPOD
( Altı bacağı olan.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HEXOSE[İng.] değil/yerine/= HEKSOZ
( Altı karbonlu monosakkarit.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİDROLOJİ değil/yerine/= SUBİLİM
- HIGH FREQUENCY RECOMBINATION[İng.] değil/yerine/= HFR (YÜKSEK FREKANSLI REKOMBİNASYON)
( Kromozomuna F etmeni entegre edilmiş bakteri gözesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HIP DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= KALÇA ÇIKIĞI
( Kalça eklemlerinin birinin ya da ikisinin anormal gelişmesi durumu. Manşon bağlantısı kısmi ya da hiç oluşmamış olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HİSS[Ar. çoğ. AHSÂS] değil/yerine/= GÜÇLÜ DUYGU, DUYMA GÜCÜ
- HİSSİY(Y)ÂT[Ar.] değil/yerine/= DUYGULAR, SEZİŞLER
- HİSTOLOJİ/K/HISTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DOKUBİLİM/SEL / DOKU/SAL
- HLA COMPLEX[İng.] değil/yerine/= HLA KOMPLEKSİ
( İnsanlardaki esas doku uyuşumu kompleksi. (Bkz: Major Histokompatibilite Kompleksi, MHC) 1999 yılında bir HLA haplotipi tamamen analiz edilmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOLANDRIC[İng.] değil/yerine/= HOLANDRİK (ERKEK-SOYLU) GEN
( Y kromozomunda taşınan ve böylelikle babadan oğula aktarılan gen.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEOBOX (HOX) GENLERİ[İng. HOMEBOX GENES] ile/||/<> HOMEOSTAZİ[İng. HOMEOSTASIS]
( Transkripsiyon etmenleri sınıfında bir DNA-bağlayıcı altsınıf oluşturan, korunan bir protein dizisi. Metazoalarda (insan da dahildir), vücudun ön-arka (anterior-posterior) düzlemindeki organ ve yapıların dizilimlerini kontrol eder. Hangi organın, nerede olacağına karar veren genlerdir. @@ En genel tabiriyle "denge" olarak bilinmektedir. Ayrıca şu şekillerde tanımlanabilir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEOSTASIS[İng.] değil/yerine/= İÇ DENGE/HOMEOSTASİ
( Dış ortamda meydana gelen değişiklikler karşısında iç koşullarında dengeyi sürdürme amacıyla biyolojik sistemlerin yararlandıkları bir çeşit kendi kendini düzenleme mekanizmasıdır. Canlı bir organizmanın iç ortamının, belirli sınırlar arasında değişmeksizin kaldığını ilk fark eden, 19. yüzyıl Fransız fizyoloğu Claude Bernard'dır. Genelde homeostasi, iki çeşit düzenleme sisteminden yararlanır: Aç kapa denetimi ve Geribesleme denetimi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMEOTIC REGIONS[İng.] değil/yerine/= HEMEOTİK BÖLGELER
( Çok gözeli bir embriyo içerisinde, ürünlerinin yer bilgisini sağladığı genlerdir. Yapının oluşumunda neyin nerede olacağını belirleyen genlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMİNİD[İng. HOMINIDAE] ile/||/<> BÜYÜK İNSANSI MAYMUNLAR[İng. GREAT APES]
( Hominidae ailesinin üyelerinin her biri. Şempanzeler ve bonobolar (Pan), goriller, (Gorilla), insanlar (Homo) ve orangutanlar (Pongo) cinsi hayvan türlerini içinde barındırır. İnsan (Homo sapiens), günümüzde yaşayan, hominid bir hayvan türü. @@ Hominidae ailesinin üyelerinin her biridir. Şempanzeler ve bonobolar (Pan), goriller, (Gorilla), insanlar (Homo) ve orangutanlar (Pongo) cinsi hayvan türlerini içinde barındırır. İnsan (Homo sapiens), günümüzde yaşayan, hominid bir hayvan türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOMOLOG GENLER[İng. HOMOLOGOUS GENES] ile/||/<> HOMOTALİK[İng. HOMOTHALLIC] ile/||/<> HOMOTAŞİ[İng. HOMOTACHY] ile/||/<> HOMOZİGOTLUK HARİTASI[İng. HOMOZYGOSITY MAPPING]
( Aynı atasal kökenden gelen ve farklı organizma türlerinde bulunabilen genler. Farelerde göz oluşumunda yer alan Pax6 geni ve bu genin şekildeki gibi sırasıyla; sinek, köpek balığı, mürekkep balığı ve yassı solucan gibi diğer canlılarda bulunan yüksek benzerlikteki homolog dizileri aşağıda verilmiştir. @@ Kendi de dahil olmak üzere benzer bir soydan gelen canlılarla eşeyli olarak üreyebilen organizma. Fungi, alg, bitkilerde yaygın olarak görülür. @@ Belli gen bölgelerinin evrimsel süreç içindeki değişim hızlarının aynı kalması durumudur. @@ Çekinik hastalıkların ortaya çıkması, bir allelin iki kopyası olmasını gerektirir. Bağlardaki bir dengesizlik sebebiyle hastalık taşıyan bölgeyi saran lokuslar homozigot olma eğilimindedir. Hastalık taşıyan bireylerde homozigot bölümler bulmak, hastalık geninin yerinin tespit edilmesinde yardımcı olur. Bu yöntem Homozigotluk haritası olarak bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HORMON[İng. HORMONE] ile/||/<> ADRENALİN[İng. ADRENALINE] ile/||/<> ALDOSTERON[İng. ALDOSTERONE] ile/||/<> ANDROJEN[İng. ANDROGEN] ile/||/<> ANDROPOZ[İng. ANDROPAUSE] ile/||/<> MENOPOZ[İng. MENOPAUSE] ile/||/<> NOREPİNEFRİN[İng. NOREPINEPHRINE] ile/||/<> SEMPATİK SİNİR SİSTEMİ[İng. SYMPHATETIC NERVOUS SYSTEM] ile/||/<> TESTOSTERON[İng. TESTOSTERONE]
( Hormonlar, vücudun kimyasal habercileridir ve endokrin sistemin bir parçasıdır. Endokrin bezleri, vücudumuzun büyük sistemlerinin çoğunun dokularına ve organlarına kan akışı olan hormonlar üretir. Endokrin sistem, kalp atış hızını, metabolizmayı, iştah, ruh hali, cinsel fonksiyon, üreme, büyüme ve gelişme, uyku döngüsü gibi şeyleri kontrol eder. @@ Adrenal bezlerin ürettiği hormona verilen addır. Korku ve kaçış anlarında kana bol miktarda karışır. "Epinefrin" olarak da isimlendirilmektedir. @@ Almanca
Aldosteron
Fransızca
Aldostérone
Vücuttaki su ve tuz dengesinin ayarlanmasında görev alan steroid yapılı hormon. Böbrek üstü bezlerinin kabuk bölgesinden salgılanır. Kandaki sodyum ve potasyum dengesini ayarlayarak kan basıncının düzenlenmesini sağlar. Kanda bulunma miktarının normal seviyenin altında ya da üstünde olması sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca böbreklerdeki suyun geri emiliminin ayarlanmasını sağlar. @@ Erkeklik ile ilişkilendirilen vücut gelişimi, kıl uzaması, ses kalınlaşması gibi özellikleri oluşturan ya da bu özelliklerin gelişmesini uyaran bir kimyasala verilen genel addır. Kimi zaman erkek cinsiyet hormonu testosteron ile eş anlamda kullanılır. @@ Erkeklik hormonu olan testosteronun azalmasıyla ilişkili bir durumdur. Menopozdan farklı olarak testosterondaki azalma ve semptomların gelişimi, kadınlarda meydana gelenden daha kademelidir. 50'li yaşlarındaki erkeklerin yaklaşık %30'u, düşük testosteron düzeylerinin neden olduğu andropoz semptomları yaşamaktadır. Andropoz yaşayan bir kişi, durumla ilgili bazı semptomlara sahip olabilir ve uygun tedavi olmaksızın osteoporoz gibi diğer ciddi sağlık durumları riski altında olabilir. @@ Kadınlarda düşük hormon seviyeleri nedeniyle menstrüasyonun (adet kanamalarının) durduğu zamandır. Genellikle 45 ila 55 yaş arasında gerçekleşir. @@ Sempatik sinir sisteminde bir nörotransmitter olarak işlev gören, doğal olarak oluşan katekolamin hormonudur. Noradrenalin olarak da bilinir. Norepinefrin ya da noradrenalin, böbreklerin üstünde bulunan şapka benzeri adrenal bezlerden salgılanır. Vücudun “savaş ya da kaç” tepkisinde önemli bir rol oynar. Bir ilaç olarak norepinefrin; sınırlı, kısa süreli ciddi sağlık durumlarında kan basıncını yükseltmek ve korumak için kullanılır. Kimyasal formülü C8H11NO3 olan norepinefrinin molar kütlesi 169.18 g/mol'dür. @@ Vücudun stresli durumlarla başa çıkmasına yardımcı olan ve "savaş ya da kaç" tepkisini etkinleştiren sinir sistemidir. Sempatik sinir sistemi, tehlikeli ya da zorlu durumlarda vücudun uyanık kalmasını sağlar. Bu sistem, bir stres hormonu olan adrenalinin salınımını artırır ve kaslara daha fazla kan ve oksijen pompalanmasını sağlar. @@ Testosteron, cinsel ve üreme gelişiminde önemli olan bir erkek cinsiyet hormonudur. Kadınlar yumurtalıklarda ve adrenal bezlerde testosteron üretir fakat seviyesi erkeklerin yaklaşık onda biri ile yirmide biri kadardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HOST SPECIES[İng.] değil/yerine/= KONAK TÜR
( Türdiriltimi çalışmalarında üreme organları klonlanan hayvanla aynı olan türler. Konak türün klonlanacak hayvana benzemesi önemli değildir. Örneğin kuşlar üzerindeki türdiriltimi çalışmalarında klonlama işlemi yapılırken sadece gonad klonlanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HÜCRE KÜLTÜRÜ[İng. CELL CULTURE] ile/||/<> HÜCREDIŞI ORTAMI[İng. EXTRACELLULAR MATRIX]
( Hayvan ya da bitki dokularının canlılardan çıkarılıp, uygun besi ortamlarında ve uygun yaşam koşullarında (Hayvan gözeleri için 37 santigrat sıcaklıkta %95 hava %5 CO2 ortamda) büyümelerine devam etmesine olanak sağlayan göze topluluklarıdır. Laboratuvarda in vitro ortamda yapılan bu düzene göze kültürü denir. @@ Hayvanların (özellikle memelilerin) dokularında, gözeleri çevreleyen ve destekleyen, çok çeşitli karmaşık yapıyı içinde bulunduran; bağ dokuları, kollajen, elastik, fibrillin, fibronektin ve laminin ile GAG (glikozaminoglikan olarak adlandırılan) şekerlerinin bulunduğu, gözenin zarının dışında kalan bölgedir. Hayvanlardaki bağ dokusunun belirleyici yapısıdır. Aşağıdaki görselde, alt kısımda göze ve göze zarı, üst kısımda ise Hücredışı Ortam görünmektedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HÜCRE[Ar.] değil/yerine/= YUVAR, GÖZE
- HUMERUS[İng.] değil/yerine/= PAZU KEMİĞİ
( Pazu kemiği ya da Latince adıyla humerus, omuz ve ön kol arasındaki uzun kemiktir. Kürek kemiği ile ön kol kemiklerini birbirine bağlar. Humerus, Latince’de omuz ya da üst kol anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- HYBRID ZONE[İng.] değil/yerine/= HİBRİT BÖLGE
( Türleşmiş, farklılaşmış popülasyonların birbirleriyle çiftleştikleri coğrafi bölgelerdir. Türleşme tamamen gerçekleşmediği için ya da farklı tür olmalarına karşın türlerin modern tür tanımı dahilinde çiftleşebilmeleri sonucunda oluşur. Bu alanda bol miktarda farklı türlerin çiftleşmesi sonucu oluşan melez birey bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ICHTHYOSAUR[İng.] değil/yerine/= İCHTHYOSAUR
( Büyük oranda Mezozoik denizlerde görülen, balık ve domuzbalığı benzeri, soyu tükenmiş bir deniz canlısı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IDENTITY BY DESCENT (IBD)[İng.] değil/yerine/= KÖKENE DAYALI KİMLİK (İBD)
( Kökenlerinin izi sürüldüğünde ortak bir ataya varan aleller. IBD, ebeveynden aynı alelin kalıtılması olayı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İFRAĞ[Ar.] değil/yerine BOŞALTIM
( Bir şeyi, başka bir biçime çevirme. | Boşaltım. DEĞİL/YERİNE ... )
- İKİNCİL METABOLİT[İng. SECONDARY METABOLITE] ile/||/<> İKİNCİL TEMAS[İng. SECONDARY CONTACT]
( Bitki ve hayvanlar tarafından üretilen, ancak temel metabolik süreçlere dahil olmayan kimyasal bileşikler. @@ Evrimsel süreçte birbirinden ayrılmış türlerin, yeniden coğrafi olarak bir araya gelmesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLAÇ[İng. MEDICATION] ile/||/<> FARMAKOPE[İng. PHARMACOPOEIA] ile/||/<> KAPSÜL[İng. CAPSUL] ile/||/<> PLASEBO
( Bir ya da daha fazla aktif ve/veya aktif olmayan bileşen içeren dozaj formu. İlaçlar; tablet, kapsül, sıvı ve krem olmak üzere birçok dozaj biçiminde üretilir. Ağız yoluyla, damar içine infüzyonla ya da kulağa ya da göze damlatılan damlalar gibi farklı şekillerde kullanılabilir. Aktif bileşen içeren form; bir hastalığın ya da anormal durumun semptomlarını önlemek, teşhis etmek, tedavi etmek ya da hafifletmek için kullanılır. @@ İlaçları ya da diğer farmakolojik maddeleri, özellikle bunların kullanımını, hazırlanmasını ve düzenlenmesini açıklayan resmî kitap. @@ Hücreyi saran, yoğun ve sıkı yapıda protein ya da polisakkarit. @@ Hiçbir kimyasal ve biyolojik etkisi olmayan, hastaya ilaç olduğu söylenerek verilen maddelerdir, amaç hasta üstünde deneyi yapılan ilaca psikolojik kontrol öbeği oluşturmaktır. Plasebo, etkisi farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. İlaç vücuda ağız, burun ya da enjeksiyon yolu ile verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IMMUNOLOGY[İng.] değil/yerine/= İMMÜNOLOJİ
( Bağışıklık sistemini çalışan bilimin adıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İMPLANT[Fr. < IMPLANT] değil/yerine/= DOKU EKİMİ
- IN SITU[İng.] değil/yerine/= İN SİTU
( (Latince) “yerinde” anlamındadır. Tarih öncesi çalışmalarda, konulduğu yerde bulunan eser ya da fosil anlamında kullanılır. In situ (yerinde) malzemeler, tortu tabakası içinde bozulmamış bir halde bulunur; böylece arkeologlar onları tarihleyebilir ve/veya aynı tabakada bulunan diğer eser, fosil ya da tortuları inceleyerek onlara daha iyi bir bağlam sağlayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IN VIVO ile/ve/||/<>/>< IN VITRO
( Dirimlide/canlıda. İLE/VE/||/<>/>< Organizma dışında, canlı dışı, yapay ortamda. )
( Gövdeyi bütün olarak ele alır ve bu bağlamda araştırma gerçekleştirme olanağı sağlar. İLE/VE/||/<>/>< Gövdenin belirli parçalarını ele alan ve bu doğrultuda araştırma gerçekleştiren yapı. )
- IN VIVO[İng.] değil/yerine/= İN VİVO
( Latincede vivere "yaşamak" sözcüğünden gelen, "canlı bir organizmada" anlamına gelir. Olgu olarak canlı organizma ya da doğada gerçekleştirilen deneyler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INBREEDING DEPRESSION[İng.] değil/yerine/= İÇ MELEZLENME DEPRESYONU
( Safkanlardaki yaşayabilirliğin ve üreme potansiyelinin kaybolması. Akraba evliliklerinin uzun süre devam etmesi ya da küçük bir popülasyonda görülebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCEST[İng.] değil/yerine/= ENSEST
( Ebeveyn ve çocuk ya da kardeşler arası cinsel ilişki.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCIDENTAL[İng.] değil/yerine/= İNSİDENTAL
( (Genel) Esas amaç, konu ya da durumun merkezinde yer almayan bir olaya ilişkin; ikincil bir sonuç ya da eşlikçi olarak ortaya çıkan ya da meydana gelen.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INCOMPLETE DOMINANCE[İng.] değil/yerine/= EKSİK BASKINLIK
( Bir alel ifade edilmezken öbür alelin normal bir biçimde ifade edilmesi sonucu fenotipin alellerden normalde olması gerektiğinden daha az dozda etkilenmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INDEL POLYMORPHISM[İng.] değil/yerine/= İNDEL ÇOKBİÇİMLİLİĞİ
( Genlerde ilave/eksilmenin sebep olduğu çokbiçimlilik.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INDUCED PLURIPOTENT STEM CELL[İng.] değil/yerine/= ENDÜKLENMİŞ PLURİPOTENT KÖK HÜCRE
( Kısaca iPS gözeleri (Induced pluripotent stem cells); herhangi bir vücut gözesinden belirli transkripsiyon etmenleri ile uygun kültür ortamlarında yeniden genetik olarak programlanmış pluripotent özelliğindeki gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INFANTICIDE[İng.] değil/yerine/= YAVRU KIYIMI
( Bir canlının, aynı türdeki bir başka yavruyu öldürmesi davranışı. Aslanlarda sık görülen bir davranıştır. Dişi aslanlar, yavruları sütten kesilmeden tekrar yavru verebilmek için çiftleşmezler. Bu durumda erkek aslan, çiftleşip yavru yapabilmek adına kendisine ait olmayan yavruyu öldürebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INFLATION[İng.] değil/yerine/= ENFLASYON
( Ürün ve hizmet fiyatlarının genel seviyesinde süreklilik arz eden bir artış gözlemlenmesi sonucunda alım gücünde meydana gelen düşüştür.[1] Para arzındaki artış, mal ve hizmet miktarında meydana gelen artış ile dengeli ise fiyatların genel seviyesinde bir değişim yaşanmaması beklenir. Ancak bunlardan birinin fazla olması halinde denge bozulur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INHERITANCE OF ACQUIRED CHARACTERISTICS[İng.] değil/yerine/= EDİNİLMİŞ ÖZELLİKLERİN KALITIMI
( Çevresiyle kurduğu karşılıklı ilişkiler sonucu organizmada meydana gelen değişiklikler. 1801'de Lamarck, bu edinilmiş özelliklerin kalıtım yoluyla sonraki nesillere iletilebileceğinden bahseden bir çeşit evrim kuramı ileri sürdü. Günümüzde, bu kuram neredeyse tamamen yanlışlandı. Lamarck'a göre; zürafa, yılan, leylek ve kuğu gibi hayvanların vücut şekilleri, bu hayvanların uzun dönemler boyunca edinilmiş alışkanlıklarının sonucu. Ancak günümüzde türlerin yeni karakterleri bu biçimde kazanmadıklarını, evrimsel değişimlerin nesiller içerisindeki varyasyonlara ve seçilim sürecine bağlı olarak geliştiğini bilmekteyiz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İNTEGRAZ[İng. INTEGRASE] ile/||/<> İNTERPOLASYON[İng. INTERPOLATION]
( Bir profaj ve bakteri kromozomu bulunduran, bölgeye özel rekombinasyonları katalizleyen enzim. @@ Bilinen veri noktaları arasındaki değerleri tahmin etmek ya da hesaplamak için kullanılan matematiksel bir yöntem. Temel olarak, veri noktaları arasında bir işlev tanımlayarak, bu işlev yardımıyla eksik ya da bilinmeyen ara değerleri bulmayı sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- INTERNEURON[İng.] değil/yerine/= ARA NÖRON
( Gelen ve giden duyusal bilgileri koordine eden nöron tipidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İNTİŞÂR[Ar. < NEŞR] değil/yerine/= YAYILMA, DAĞILMA | ÜREME
- İNTRON[İng. INTRON] ile/||/<> İŞLENMİŞ SAHTEGEN[İng. PROCESSED PSEUDOGENES]
( Peptide dönüştürülmeyen (protein sentezine katılmayan) ve kodlanmayan bir genin DNA parçası. Eksonlar arasında bulunur. Birincil transkriptte (pre-mRNA) bulunup, RNA üzerindeki çeşitli çıkarma/birleştirme süreçleri sonrası atılan parçalardır. @@ mRNA dizisinden kopyalanıp kromozoma dahil edilen inaktif gen dizileridir. İntron ya da promotörleri bulunmamaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IRREGULAR BONE[İng.] değil/yerine/= OS İRREGULAR
( Düzensiz kemik yapısına verilen isimdir. Sakrum, koksa ve mandibula bu öbeğe girer.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İSKELET[İng. SKELETON] ile/||/<> İSKEMİ[İng. ISCHEMIA]
( Bir hayvanın destek görevi olan ve vücudu korumaya yarayan sert parçasının tümü; omurgalı hayvanların iç organlarını koruyan ve destekleyen kemik ve az çok kıkırdaklı bir çatı yapısı. @@ Organizmanın dokusunda ya da organında yerel olarak kan akışının azalması ya da kesilmesi tıbbi sorunu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ISOBAR[İng.] değil/yerine/= İZOBAR
( İzobar, kütle numaraları aynı olan atomlardır. Örneğin, klor-37 ve argon-37 atomları izobardır. Çünkü ikisinin de kütle numarası 37'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İTERASYON[İng. ITERATION] ile/||/<> İTERASYON SAYISI[İng. ITERATION NUMBER] ile/||/<> İTEROPAR[İng. ITEROPAROUS]
( Bir işlemin belirli bir kurala göre ardışık biçimde tekrarlanması. Genellikle matematiksel ve programlama alanlarında kullanılır. Bir problemi adım adım çözmek, her adımda önceki sonuçları kullanarak yeni sonuçlar elde etmek amacıyla yapılır. @@ Belirli bir işlemin ya da süreç adımının tekrar edilme sayısı. Özellikle matematiksel modelleme, bilgisayar programlama ve mühendislik gibi alanlarda kullanılır. Bir algoritmanın ya da işlemin, istenen sonuca ulaşılana kadar kaç kez tekrarlandığını ifade eder. @@ Ömrü içinde birden fazla defa yavru üretebilen canlılardır.Homo sapiens (Modern İnsan), iteropar bir hayvan türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ITERATIVE EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= TEKRARLANAN EVRİM
( Morfolojik olarak benzer yapıların, evrim tarihi içerisinde, birbirinden bağımsız olarak tekrar tekrar evrimleşmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IZTIRÂM[Ar.] BEYAZLAMA
( Alevlenme. | Saç ve sakala beyazlık/kır düşmesi. )
- JEOLOJİ[İng. GEOLOGY] ile/||/<> AALENİYEN ÇAĞI[İng. AALENIAN STAGE] ile/||/<> AKİTANİYEN ÇAĞI[İng. AQUITANIAN STAGE] ile/||/<> ALBİYEN ÇAĞI[İng. ALBIAN STAGE] ile/||/<> ANAHTAR FOSİL[İng. INDEX FOSSIL] ile/||/<> APSİYEN ÇAĞI[İng. APTIAN STAGE] ile/||/<> JURA[İng. JURASSIC] ile/||/<> KRETASE[İng. CRETACEOUS] ile/||/<> MEZOZOYİK[İng. MESOZOIC]
( Ana inceleme ve çalışma konusu olan dünya ve özellikle taş kürenin içeriğini, özelliklerini, yapısını şekillendiren süreçleri inceleyen bilim dalıdır. Temel olarak dünyayı incelemekle beraber, başka gezegenlerinde yer yapısına dair incelemeler yapan bir bilim dalıdır. @@ Günümüzden 174 milyon ile 170.3 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Aaleniyen Çağı, Orta Jura Devresi'nin dört bölümünden en küçüğüdür. Bajosiyen Çağı'nın altında, Alt Jura Devresi'ndeki Toarsiyen Çağı'nın üzerinde yer alır. @@ Günümüzden 23.03 milyon yıl ile 20.4 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Miyosen Devri kayaçlarının en erken ve en alt bölümü olup adını Güneybatı Fransa'daki Aquitaine bölgesinde bulunan kayaçlardan almaktadır. @@ Günümüzden 113 milyon yıl ile 100.5 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir. Alt Kretase Devresi'nin altı ana bölümünden en üstte olanıdır. Albiyen Çağı kayaçları; Apsiyen Çağı kayaçlarının üzerinde, Senomaniyen Çağı kayaçlarının altında yer alır. @@ Dar bir jeolojik zaman aralığında yaşamış ve ortam koşullarının değişimi ile yok olmuş, bu zaman aralığını simgeleyen, farklılıkları ve/veya bollukları ile kolayca ayırt edilen ve tanınabilen, geniş bir coğrafi dağılımı olan, içinde bulunduğu katmanın yaşını belirlemede ve birbirinden uzak kayaçları ilişkilendirmede kullanılan fosillerdir. @@ Günümüzden 125 milyon ile 113 milyon yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimi. Dünya çapında biriken kayaları temsil eden Alt Kretase Devresi'ndeki altı ana bölümden beşincisi. Apsiyen Çağı'na ait kayalar Barremiyen Çağı'na ait kayaların üzerinde yer alır ve Albiyen Çağı'na ait kayaların altında bulunur. @@ Jura (201.3-145 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasında ortancadır. Yaklaşık olarak 201.3 milyon yıl önce ile 145 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Dinozorların çağı olarak bilinir. Geç Triyas'ta evrimleşmeye başlamış ilkin dinozorların çeşitlendiği ve irileşmenin gözlendiği dönemdir. Okyanusları ve gökyüzünü de sürüngenler doldurmuştur. Ufak boyutları olan memelilerde ise plasentanın evrimi ile doğurma gibi evrimsel çeşitlenmelerin gözlendiği zamandır. Jura, kendi içinde Erken, Orta ve Geç olmak üzere üç zaman diliminde incelenir. @@ Kretase (145-66 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Mezozoyik'in 3 majör zaman dilimi olan Triyas, Jura ve Kretase arasından sonuncusu ve en uzun sürenidir. 145 milyon yıl önce ile meteorun Meksika Körfezi'ne çarptığı 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık olarak 79 milyon yıl sürmüştür. Kretase'nin bitişi ile Senozoyik Zaman'ın ilk dilimi olan Paleojen başlayacaktır. @@ Mezozoyik (251.9-66 myö) bir jeolojik zaman dilimidir. Dinozorların çağı olarak da bilinir. Çünkü dinozorların evrimleşmeye başladığı 251.902 milyon yıl önce ile non-avian dinozorların soyunun tükendiği 66 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Mezozoyik'ten sonra Senozoyik, önce ise Paleozoyik gelmektedir. Mezozoyik kendi içinde Triyas, Jura ve Kretase olmak üzere 3 majör dönemde incelenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KALITILABİLİRLİK[İng. HERITABILITY] ile/||/<> KALITSAL SAĞIRLIK[İng. HEREDITARY DEAFNESS] ile/||/<> KALITSALLIK[İng. HERITABILITY]
( Genetik farklılıklardan ötürü bir özelliğin, bir popülasyon içerisinde, bireyler arasında gözlenebilir farklılıklar yaratabilme olasılığı. Genetik, çevre ve şans etmenleri, kalıtılabilirlik değerini etkiler. Solaklık ve sağlaklık üzerinde yapılan çalışmalar, bu özelliğin kalıtılabilirliğinin %26 olduğunu gösterir. @@ Kulak oluşumundaki basamaklardan birkaçını etkileyerek sağırlığa neden olan mutasyonlar. @@ Bir canlıdaki kalıtsal olarak aktarılabilen fenotipik çeşitliliğin, canlının tüm fenotipik çeşitililiğine oranı. Bir diğer deyişle, çeşitliliğin ne kadarlık bir kısmının genetik kökenli olduğunun göstergesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KARIŞAN KALITIM[İng. BLENDING INHERITANCE] ile/||/<> KARIŞIK BANKA TEORİSİ[İng. MIXED BANK THEORY]
( Fenotipteki kalıtsal özelliklerin birbirine karışarak yavruya aktarıldığını ve bu yüzden yavruda, ebeveynlerinin özelliklerinin bir karışımı olduğunu ileri süren hipotezdir. Günümüzde geçerliliğini yitirmiştir. @@ Kırmızı Kraliçe teorisine alternatif bir teori. Teori seksin evrimsel süreçteki rolünü açıklamak için ileri sürülmüştür. Graham Bell tarafından 1982 yılında öne sürülen bu teoriye göre seksin evrimsel süreçteki işlevi yavru sayısını arttırmaktır. "Karışık Banka" kavramı Darwin'in "The origin" adlı kitabında geçen bir kavram.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KARŞI DÖLLEME[İng. OUTBREEDING] ile/||/<> KARŞI DÖLLEME KRİZİ[İng. OUTBREEDING DEPRESSION] ile/||/<> KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM[İng. COMPARITIVE METHOD] ile/||/<> KARŞILIKÇILIK[İng. RECIPROCITY]
( Aile bağları olmayan bireylerin üremesi. Soy içi üremenin karşıtı. @@ Biyolojide, genetik olarak uzak olan bireyler arasındaki çaprazlamalardan kaynaklanan nesillerin ebeveynlerinden ya da ebeveynlerinin kendi çevrelerindeki bireylerle olan döllerinden daha düşük seçilim değerlerine sahip olması durumu. @@ Tür gruplarının sahip oldukları özellikleri ve yaşadıkları çevreleri kıyaslayan bir araştırma yöntemidir. Amacı, adaptasyonla ilgili hipotezleri test etmek ve sonuçlarını görmektir. @@ Genellikle iki ayrı türden olan, iki ayrı bireyin, birbirleriyle olan etkileşimlerinden ikisinin de faydalanması durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KARŞILIKLI EVRİM[İng. COEVOLUTION] ile/||/<> HOMEOPLAZİ[İng. HOMEOPLASY]
( Birbirleriyle yakından ilişkili olan türlerin, evrimsel süreçte birbirleriyle uyumlu adaptasyonlar geçirmesi durumu. Bitkiler ve tozlaşmalarını sağlayan hayvanlar arasında karşılıklı evrim görülmekte. @@ Karşılıklı evrim, paralellik ya da tersine dönme sonucunda, farklı türlerde bulunan karakterler arasındaki benzerliktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KAŞİF HİPOTEZİ[İng. FOUNDER HYPOTHESIS] ile/||/<> KAŞİF OLAYI[İng. FOUNDER EVENT]
( Gerçekleşen türleşme olaylarının çoğunun, ufak popülasyonların yeni coğrafi alanlara yayılması sonucu oluştuğunu ileri süren hipotezdir. Günümüzde büyük oranda kabul edilmektedir. @@ Küçük bir popülasyondan, büyük bir popülasyonun oluşması olayıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KEMİK DIŞZARI[İng. BONE EXOSKELETON] ile/||/<> KEMİK İÇZARI[İng. BONE LINING]
( Kemiklerin dış yüzeylerini sıkıca saran ve sıkı bağ dokudan yapılmış zar. Kemiği korur ve kemik kırıklarında onarımı sağlar. @@ Kemik içindeki boşluklarda yüzeyi örten bağ dokudan zar. Kemiğe sıkıca yapışıktırlar. Kemik iliği ile komşudurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KESİNTİLİ DENGE[İng. INTERMITTENT EQUILIBRIUM] ile/||/<> KESİŞİMSELLİK[İng. INTERSECTIONALITY]
( Türlerin uzun süre değişmediklerini, çevrelerinde meydana gelen büyük değişiklikler sonucu bir anda değiştiklerini söyleyen evrimsel modelleme. @@ Kişisel deneyimin, bireyin kimliğinin farklı yönlerinin birleşimi tarafından şekillendirilmesi. Kişinin sosyal deneyimlerinde özellikle ırk, cinsiyet, toplumsal cinsiyet, sosyal statü, cinsel yönelim, din, engellilik gibi birçok etmenin etkili olduğunu ifade eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KEYSTONE SPECIES[İng.] değil/yerine/= KİLİT TAŞI TÜR
( Bir ekosistemin sağlıklı bir biçimde işleyebilmesi ve türler arasındaki dengenin sürdürülebilir olabilmesi için kritik öneme sahip olan türleri ifade etmektedir. Bu türler, sadece sayısal olarak değil, aynı zamanda davranışsal (etolojik) ve çevresel (ekolojik) etkileşimler açısından da önemlidir. Kilit taşı türler koruma planlamalarında ön plana çıkmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KIN AWARENESS[İng.] değil/yerine/= AKRABA FARKINDALIĞI
( Bir bireyin akrabalarını, türün diğer bireylerinden ayırt edebilme becerisidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KIROTIP[İng.] değil/yerine/= KİROTİP
( Bir takson için tip olarak belirlenmiş ancak henüz tanımlanmamış birey.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KIZIL KRALİÇE ETKİSİ[İng. RED QUEEN HYPOTHESIS] ile/||/<> EVRİMSEL SİLAHLANMA YARIŞI[İng. EVOLUTIONARY ARMS RACE]
( Evrimsel silahlanma yarışının (en temel manada, bir av ve bir avcının arasındaki rekabetin) doğasını açıklamakta kullanılan bir hipotez. Herhangi bir tür için, hayatta kalmaya gereken donanım, doğal seçilimle ne denli karmaşıklaşsa ve üstünleşse dahi rakip türün bir biçimde buna aynı seçilimle karşılık vererek rekabete devam etmesi ve bunun sonucunda donanımdaki artışın ve uzmanlaşmanın rakip türlerden herhangi biri için net bir kâra dönüşememesi olarak özetlenebilir. Kavram aynı türe mensup bireyler arasında belirli bir kaynak için (ışık, besin, eşi yaşam alanı) yapılan rekabetlerde de kullanılabilir. @@ Bir türün (örneğin parazitin) edindiği özelliklerden ötürü bir diğer türün (örneğin konak canlının) evrimsel başarısını düşürmesidir. Bu sebeple, birinci türün özelliklerini egale edecek ya da geçecek "karşı adaptasyonların" evrimsel süreçte desteklenmesidir. Buna karşılık olarak ilk tür de, ikinci türün (konağın) geliştirdiği "karşı adaptasyonlara" karşı "karşı-karşı adaptasyonlar" geliştirecektir ve bu böyle gidecektir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOLLAPS[İng. COLLAPSE] ile/||/<> SENKOP[İng. SYNCOPE]
( (Genel) Fizyolojik işlev ya da yapıda ani ve ciddi bir bozulma. (Tıp) Senkop (bayılma) ya da bilinç kaybı olmaksızın postural kas tonusu kaybı gibi çeşitli bilinç kaybı biçimleri. @@ Bayılma ya da "kendinden geçme" olarak bilinen, kısa süreli bilinç kaybını tanımlamak için kullanılan bir tıbbi terimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOMPLEKS ile KARMAŞA/KARMAŞIK
- KONSANTRASYON/CONCENTRATION[İng.] değil/yerine/= GÖZEÇLENME/YOĞUNLAŞMA/DERİŞİM
- KONTRAKSİYON[İng. CONTRACTION] ile/||/<> KONTRAKTİLİTE[İng. CONTRACTILITY] ile/||/<> KONTROL ÇAPRAZLAMASI[İng. TEST CROSS] ile/||/<> KONTROL GRUBU[İng. CONTROL GROUP]
( Kasın istemli ya da istemsiz kasılması durumu.[1] @@ Kontraktilite (kasılabilirlik), özellikle kasların ya da benzer aktif biyolojik dokunun kendi kendine kasılma yeteneğini ifade eder. @@ Fenotipi bilinen, fakat genotipi bilinmeyen bir bireyin genotipini bulmak amacıyla yapılan çaprazlama yöntemi. Bu yöntem için fenotipi bilinen fakat genotipi bilinmeyen bir canlı ile homozigot çekinik bir birey çaprazlanır. Bu çaprazlama sonucunda oluşan bireylere bakılarak genotipi bilinmeyen bireyin genotipi belirlenir. @@ Kıyaslama yapılmasını sağlayan bir referans grubu. Bir deney içerisinde, deney grubunun etkilendiği tüm değişkenlerden biri hariç her birine tabi olan grup. Bu tek hariç olan etken, deneyin sonucunda araştırılan şeyin nedeni olması beklenen unsur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KÖRELMİŞ ORGANLAR[İng. VESTIGIAL ORGANS] ile/||/<> KÖRELMİŞ YAPILAR[İng. VESTIGIAL STRUCTURES]
( Yakın akraba türlerde tam işlevli biçimde bulunan, ancak diğer akrabalarda artık bu işlevini yitirmiş ya da kısmen kaybetmiş olan organlar. @@ Yakın akraba türlerde tam işlevli biçimde bulunan, ancak diğer akrabalarda artık bu işlevini yitirmiş ya da kısmen kaybetmiş olan yapılar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KORNEA[İng. CORNEA] ile/||/<> GÖZ SIVISI[İng. AQUEOUS HUMOR] ile/||/<> GÖZ SÜMÜKSEL ZARI[İng. CONJUNCTIVA] ile/||/<> İRİS[İng. IRIS]
( Gözün ön kısmını kaplayan ve yaklaşık 12 milimetre olan şeffaf zar. Kenarları dışında kan damarı içermez, ancak sinirler bulundurur ve temasa karşı oldukça hassastır. @@ Aqueous humor siliyer uzantılar tarafından, kan sıvısının süzülmesiyle oluşur. Kornea ve iris arasındaki boşluğu doldurur ince, sulu bir sıvıdır. Bu sıvı göz içi basıncını oluşturur, kornea ve lensini besler ve göze şeklini verir. @@ Göz kapaklarının iç kısmını ve göz küresinin kornea dışındaki ön kısmını örten mukozal bir yapıdır. Kısımları şöyle ayrılır; Palpebral konjuktiva göz kapaklarının iç yüzeyini kaplar, oküler (bulbar) konjuktiva da gözün ön tarafında bulunur ve forniks konjoktiva kendi üzerine kıvrılarak oluşmuş bir tabakadır. @@ Gözbebeğini çevreleyen ve göze rengini veren kaslı bölge. Lensin önünde ve korneanın arkasında bulunur. İriste bulunan kaslar, gözbebeğinin boyutunu kontrol eder ve retinaya ne kadar ışığın ulaşacağını ayarlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KÖSNÜ, ŞEHVET = LUST[İng.] = LUBRICETÉ[Fr.] = LÜSTERNHEIT[Alm.] = LIBIDO[Lat.]
- KOSTİK[Fr. < CAUSTIQUE] değil/yerine/= DOKU YAKAN
( Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran. )
- KOZMOLOJİ[İng. COSMOLOGY] ile/||/<> KOZMOGONİ[İng. COSMOGONY]
( Evrenbilim, evren bilimi ya da kozmoloji, bir bütün olarak evreni konu alan bilim dalının ismidir. Her ne kadar kozmoloji sözcüğü nispeten yakın zamanlı bir sözcük olsa da, evren tarih boyunca bilim, felsefe, ezoterizm ve din gibi farklı disiplinler tarafından araştırma konusu olmuştur. Kozmoloji ise bir sözcük olarak ilk kez 1730 yılında Christian Wolff'un Cosmologia Generalis isimli eserinde kullanılmıştır. Çağdaş yazında kozmoloji ya da evrenbilim ile genelde fiziksel kozmoloji kastedilmektedir. Bu bağlamda, kozmologlar kozmoloji çalışmalarının içinde astronominin yanı sıra birçok bilim dalını da kullanırlar; biyolojiden matematiğe kadar... Kozmoloji, evrenin yapısını, tarihini ve geleceğini inceler. Fiziksel evrenin bir bütün olarak kavranıp anlaşılmasını sağlamak amacıyla doğa bilimlerini, özellikle gökbilim ve fiziği bir araya getirir. @@ Evrenin kökeninin araştırması ya da evrenin kökeni ile ilgili teorilere verilen genel isim. Kozmoloji ile karıştırılmamalı. Kozmoloji, bir başka adıyla evrenbilim, evreni inceleyen dal. Bu sebeple evreni genel olarak inceler; evreni doğuşundan sonuna kadar inceler, evrenin doğası ve içerdiklerinin doğasına kadar, evrene dair her şeyle ilişkili. Bundan farklı olarak kozmogoni, sadece evrenin doğuşu ve kökeni ile ilgili. Kozmogoni sadece bilimsel olmak zorunda değil; çağdaş bilimin ortaya çıkışına kadar kozmogoni sıklıkla dini bir karaktere sahipti. Bugün farklı kozmogoni anlayışları incelenirken sıklıkla ayrım yapılır; dini karakterde olan kozmogoniler "dini kozmogoni", bilim bazlı incelemelerse "fiziki kozmogoni" başlığı altında işlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KROMOTROPİZM[Fr. < CHROMOTROPISME] değil/yerine/= CANLI YÖNELİMİ
( Canlı bir var olanın, belirli renkte bir nesneye doğru yönelme hareketi. )
- KÜÇÜK NÜKLEER RNA (KNRNA)[İng. SMALL NUCLEAR RNA] ile/||/<> KÜÇÜK POPÜLASYON BOYUTU ETKİSİ[İng. SMALL POPULATION SIZE EFFECT]
( Protein sentezinde doğrudan yer almayan ancak RNA eklenmesi (splicing) sırasında rol alan, küçük yapılı (90-300 nükleotid), gözesel mimariye sahip RNA parçaları. 6 tip knRNA vardır: U1 den U6'ya kadar isimlendirilmekte. Bu genler çoklu-A kuyruklarını kodlamazlar. @@ Küçük popülasyonlarda gen frekansında meydana gelen hızlı değişim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LACERATE[İng.] değil/yerine/= LASERAT
( Kenarları derin ve düzgün olmayan biçimde parçalanmış yaprak.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAKTAT DEHİDROJENAZ (LDH)[İng. LACTATE DEHYDROGENASE] ile/||/<> LAKTOFERİN[İng. LACTOFERRIN]
( Bir enzimdir. Özellikle kalp, alyuvar, böbrek, iskelet kası, akciğer ve deride bulunur. Bu enzimler, hemen hemen tüm gözelerin sitoplazmasında bulunmaktadır. Piruvat ile laktatın dönüşümünü katalizler. @@ Süt, gözyaşı, mukus, safra ve bazı beyaz kan gözelerinde bulunan ve kanser tedavisi ve önlenmesinde rol alan bir proteindir. Laktoferin yeni doğanlarda bağırsak düzenlenmesinde görev alır ve aynı zamanda antiviral, antibakteriyal, antioksidan özelliğindedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAMARCKISM[İng.] değil/yerine/= LAMARCKÇILIK
( Kuramcı dönüşümcülük olarak da bilinir. Yaşamsal sürecin çevreye uyma zorunluluğundan doğan dönüşümlerini kalıtımla kuşaklardan kuşaklara geçirerek evrimleştiğini öne süren kuramdır. Fransız doğabilimcisi Jean Baptiste Lamarck (1733-1829), türlerin değişmezliği kuramına karşı çıkarak, evrim düşüncesinin ilkel ama tutarlı ilk biçimini sunan kişidi. Kuramının temel özellikleri şunlardır:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAST UNIVERSAL COMMON ANCESTOR[İng.] değil/yerine/= SON EVRENSEL ORTAK ATA (LUCA)
( Dünya üzerinde var olan tüm canlıların en son ortak atası. İlkin formun hayatta kalıp, soyunu devam ettirmeyi başarmış olan torunudur. İlkin formdan türeyen diğer soy hatları zaman içinde tamamen yok olduğundan dolayı bugün yaşam ağacında tüm canlıların en son ortak atası olduğu düşünülmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LATE ACCESS[İng.] değil/yerine/= GEÇ ULAŞMA
( Ölü hayvan gövdesini tüketmede ilk değil de daha sonraki sıralarda yer alarak kaynak elde etme. Geç ulaşan yırtıcılar, ölü hayvan gövdesine ilk ulaşan yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı miktar ve çeşitlilikte kaynak elde ederler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LATENT[İng.] değil/yerine/= LATENT
( Uyku halinde olma ve belirli şartlar oluşunca gelişme yeteneğinde olma durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAW OF SUCCESSION[İng.] değil/yerine/= SIRALANMA YASASI
( Bir bölgedeki fosillerin, jeolojik katmanlar içinde birbirlerini evrimsel süreçteki gibi takip ettiğini gösteren yasadır. Jeolojik olarak Dünya'nın yüzeyinden, merkezine doğru ilerledikçe, zamanda geriye gidildiği için, evrimsel süreçte de geriye gidilmiş olur. Bu yüzden fosiller de, yerin içinde evrimsel sırada bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LAZARUS TAXON[İng.] değil/yerine/= LAZARUS TAKSONU
( Uzun bir süre boyunca nesli tükendiği sanılan, ama tükenmediği zamanla ortaya çıkan canlı türleridir. Paleontolog Karl Flessa ve David Jablonski tarafından bulunan terim, Lazarus ismini Yuhanna İncili 11. bölümde İsa tarafında diriltilen Aziz Lazarus’tan almaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LEYDIG CELLS[İng.] değil/yerine/= LEYDİG HÜCRELERİ
- LEZYON[Fr. < LÉSION] değil/yerine/= DOKU BOZUKLUĞU
- LIVING FOSSIL[İng.] değil/yerine/= YAŞAYAN FOSİL
( Eski çağlardan günümüze büyük yapısal değişikliklere uğramadan soyunu devam ettiren canlılardır. Geçmişte kitlesel yok oluş dönemlerinden geçmiş ve yakın akraba oldukları türlerin soyları tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LOCOMOTION[İng.] değil/yerine/= LOKOMOSYON
( Hareket, yer değiştirebilme.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LOGICAL FALLACY[İng.] değil/yerine/= SAFSATA
( Akıl yürütürken yapılan hatalar. Mantık hatası ya da mantıksal yanılgı biçiminde de anılır. Safsata içeren argüman ya da düşünceler, dikkatlice incelenmediğinde oldukça ikna edici ve mantıksal olarak güçlü görünebilir ancak aslında öncüller ve sonuçlar arasında kurulan bağlantı geçersiz, zayıf ya da hatalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LOPHOTROCHOZOA[İng.] değil/yerine/= LOFOTROKOZOA
( Lofofor isimli beslenme uzantısının bulunduğu, protostom hayvanların bir alt soyudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- LYON HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= LYON HİPOTEZİ
( Lyon hipotezi X inaktivasyonunu açıklayan ilk teoridir. 1961 yılında Mary Lyon tarafından öne sürülen bu hipotez yapılan araştırmaların artması sonucu 2011 yılında Lyon kuralı olarak anılmaya başlanmıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MACRONUTRIENTS[İng.] değil/yerine/= MAKROBESİN
( Fizyolojik işlevleri sürdürebilmek açısından fazla miktarda gereksinim duyulan besinlerdir. Üç temel makrobesin sınıfı bulunmaktadır. Bunlar; proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. "Makro" ön eki, Yunancada büyük ve geniş anlamına gelmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MAJOR HISTOCOMPATIBILITY COMPLEX[İng.] değil/yerine/= MAJÖR HİSTOKOMPATİBİLİTE KOMPLEKSİ (MHC)
( Bağışıklık sistemine yabancı maddeleri tanımasında yardımcı, gözelerin yüzeyinde bulunan proteinleri kodlayan gen grubu. MHC proteinleri tüm yüksek omurgalılarda bulunur. İnsanlarda komplekse insan lökosit antijeni (HLA) sistemi de denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MAXIMUM LIKELIHOOD[İng.] değil/yerine/= MAKSİMUM OLABİLİRLİK
( Filogenetik araştırmalarda, olabilir tüm evrim ağaçları arasından, en muhtemel olanının tercih edilmesi için kullanılan bir yöntem. Bu analizde araştırmacılar, eldeki her bir muhtemel evrim ağacının, eldeki bilimsel verilerle ne kadar örtüştüğünü inceler ve sonuçlara varır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MELEZ ALANI[İng. HYBRID FIELD] ile/||/<> MELEZLEME[İng. HYBRIDIZATION] ile/||/<> MELEZLEME KATSAYISI (F)[İng. HYBRIDIZATION COEFFICIENT (F)]
( Türleşmiş, farklılaşmış popülasyonların birbirleriyle çiftleştikleri coğrafi bölgeler. Türleşme tamamen gerçekleşmediği için ya da farklı tür olmalarına karşın türlerin modern tür tanımı dahilinde çiftleşebilmeleri sonucunda oluşur. Bu alanda bol miktarda farklı türlerin çiftleşmesi sonucu oluşan melez birey bulunur. @@ Akrabalar arasında gerçekleşen ya da gerçekleştirilen çiftleşme. @@ Bir bireyin genomundaki belirli bir lokusta bulunan alellerin, atasında da aynı lokusta, aynı biçimde bulunma ihtimali.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MEME[İng.] değil/yerine/= MEM
( Richard Dawkins tarafından ortaya atılan ve "sosyolojik gen" olarak da adlandırılabilecek, kültürel iletim birimidir. Memler, kültürel ve sosyal mirasın, bilgi birikimlerinin gelecek nesillere aktarılmasını sağlarlar. DNA'dan farklı olarak soyut bir kavramdır. Yani mikroskop altında görülemezler, ispatı canlı popülasyonundaki davranışlarda yatmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MENDEL GENİ[İng. MENDELIAN GENE] ile/||/<> MENDEL KALITIMI[İng. MENDELIAN INHERITANCE]
( Mendel'in kalıtım yasalarına tamamen uyan lokuslar için kullanılır. Her lokus, bu yasalara uymaz. @@ Gregor Mendel'in genetik karakterlerin ana gözeden sonraki nesillere aktarımına yönelik; bezelyeler üzerinde yaptığı deneyler sonucunda çıkan prensiplerin tümü. Modern genetik biliminin temelleri ve kaynağı. Mendelin bulguları 1860'larda 2 sayfalık bir makalede, Experiments on Plant Hybridization, ismiyle yayınlandı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MENSTRUATION[İng.] değil/yerine/= REGL/MENSTÜRASYON
( Rahimin döllenmiş yumurtaya hazırlanmak için her ay oluşturduğu iç katmanının (endometrium), döllenme olmaması halinde kanama biçiminde dökülmesidir. Kadınların ilk gençlik yıllarından menopoza kadar 50 yaşlarına kadar görülür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MESONEPHROS[İng.] değil/yerine/= MEZONEFROZ
( Embriyonik dönemde gelişen bir yapı olup balıklar ve amfibilerin işlevsel böbreği. Embriyonun 24. gününde gelişmeye başlar ve 4. haftada tamamen oluşur. Yaklaşık 40 küçük böbrek biriminden (nefron) oluşur. İlk başta oluşan nefronlar zamanla kaybolurken, yenileri oluşur ve her zaman 7 ila 15 tanesi aktif çalışır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- METAGENEZ[İng. METAGENESIS] ile/||/<> METASTAZ[İng. METASTASIS]
( Yaşam döngüsü sırasında, haploid (seksüel) ve diploid (aseksüel) evrenin jenerasyonlar içinde değişimi. Bitkilerde ve alglerde görülür. Her evrenin baskınlığı organizmalara göre değişir. Örneğin; yosunlarda baskın evre haploid evre, angiospermlerde ise diploid evre. Yaprak bitlerinin yanı sıra, Daphnia (su piresi), rotiferler ve Hydra, çevre koşullarına bağlı olarak metagenez yapabilir. @@ Kanser gözelerinin kan ve lenf yoluyla diğer doku ve organlara yayılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- METAMORFOZ[Fr. < Yun.] değil/yerine/= BAŞKALAŞMA
- METFUN[Ar.] değil/yerine/= GÖMÜLÜ
( Gömülmüş olan. )
- METHODOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= METODOLOJİK NATÜRELİZM
( Bilim insanlarının büyük bir çoğunluğu tarafından kabul edilen, doğal olayların yalnızca doğal nedenlerden kaynaklandığı görüşü.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- METHODOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= YÖNTEMSEL DOĞALCILIK
( Bilim insanlarının büyük bir çoğunluğu tarafından kabul edilen, doğal olayların yalnızca doğal nedenlerden kaynaklandığı görüşüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MIGRATION[İng.] değil/yerine/= GÖÇ
( Evrimsel analiz açısından, alellerin bir popülasyondan bir diğerine doğru hareket etmesidir, geçmesidir. Tipik olarak bu, bireylerin yer değiştirmesi (göç etmeleri) ya da rüzgar, su ya da tozlaştırıcı hayvanlar aracılığıyla gametlerin uzun mesafelerde yer değiştirmesiyle olur. Çoğu zaman türleşmeyi yavaşlatıcı etkisi olsa da, hızlandırdığı durumlar da bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİKOLOJİST[İng. MYCOLOGIST] ile/||/<> MİKORİZA[İng. MYCORRHIZA]
( Mikoloji (mantar bilimi) üzerinde uzmanlaşmış kişi. @@ Bazı bitkilerin kökleri ile topraktaki özel mantarların oluşturduğu simbiyotik birlik. Ektomikoriza ve endomikoriza olmak üzere iki tipi bulunur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİKROBESİN[İng. MICRONUTRIENT] ile/||/<> MİKROBİYOTA[İng. MICROBIOTA] ile/||/<> MİKROENJEKSİYON[İng. MICROINJECTION] ile/||/<> MİKROHABİTAT[İng. MICROHABITAT] ile/||/<> MİKROİKLİM[İng. MICROCLIMATE] ile/||/<> MİKROKLİMA[İng. MICROCLIMATE] ile/||/<> MİKROLİMFOSİTOTOKSİSİTE ANALİZİ[İng. MICROLYMPHOCYTOTOXICITY ASSAY] ile/||/<> MİKROMER[İng. MICROMER] ile/||/<> MİKRON[İng. MICRON] ile/||/<> MİKROSEFALİ[İng. MICROCEPHALY] ile/||/<> MİKROTOM[İng. MICROTOME] ile/||/<> MİKROTRİKYA ile/||/<> MİKROZOM[İng. MICROSOME]
( Fizyolojik işlevleri sürdürebilmek adına az miktarda gereksinim duyulan besin. @@ Herhangi bir ekolojik sistemde özellikle toprak gibi ortamlardaki bakteriler, tek gözeli algler, mantarlar, protozoonlar gibi mikroskobik organizmalar popülasyonu. @@ Özel mikropipetlerle tek bir gözenin içine madde sokulması. @@ Özelleşmiş, çok küçük habitatlar. Genellikle çok dar bir alanı simgeler. Çürüyen bir akasya ağacının üzeri. @@ Küçük coğrafi ölçeklerde (tipik olarak <1 m) değişebilen sıcaklık, nemlilik gibi iklim koşulları. @@ Belli bir küçük habitat ya da alandaki iklim. @@ HLA moleküllerinin belirlenmesinde kullanılan bir yöntem. @@ Eşit dağılmış vitellüs maddesine sahip olmayan yumurtanın segmentasyonu sırasında üst tarafta kalan küçük blastomerler. @@ Milimetrenin binde biri büyüklüğünde mikroskobik ölçü birimi. Mikrometre ile eşanlamlıdır. @@ Oldukça nadir genetik bir rahatsızlık. Bebekler son derece küçük kafa ve beyinle doğarlar. Bu ölümcül rahatsızlık sadece Pennsylvania'daki 23 Eski Amiş ailesinde görülüyor. @@ Keskin bir metal bıçağı olan ve dokuyu mikroskopta inceleyebilmek için çok ince kesit almaya yarayan alet. @@ Böcek kanatlarındaki birbirleriyle bağlantısı olmayan kıllar. @@ Ultrasantrifüjle göze homojenizatından ayrılabilen en küçük parçalar, özellikle ribozomla kaplı endoplazmik retikulum parçaları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİKROTEKTİT[İng. MICROTEKTITE] ile/||/<> METEORİT[İng. METEORITE]
( Meteorit ve asteroit çarpmaları sonucunda açığa çıkan yüksek ısı altında minerallerin erimesi nedeniyle oluşan ufak cam parçacıkları. @@ Bir gök cismine çarpan bir göktaşının atmosferde yandıktan sonra geri kalan ve yüzeye ulaşabilen parçalarına verilen addır. Göktaşının atmosferde bıraktığı ize meteor denir ve halk arasında hatalı bir biçimde "yıldız kayması" olarak adlandırılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MIKSIS[İng.] değil/yerine/= MİKSİS
( Eşeyli üreme, gametlerin birleşmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MISSING LINK[İng.] değil/yerine/= KAYIP HALKA
( Bilim dışı terminolojide, "ara tür" kavramının tahrik edici karşılığıdır. İki canlı öbeği arasında henüz keşfedilememiş olan ve bu canlıların birinden diğerine geçişte rol oynadığı düşünülen tür ya da gruplardır. Genellikle henüz açığa çıkarılamamış fosil kayıtlarına işaret eder.Fosil oluşumunun çok nadir olan bir olay olması (genelde 1 milyon bireyden yalnızca 1 tanesi fosilleşir) ve günümüzde yeryüzünde var olan fosillerin çok küçük bir kısmının çıkarılabiliyor olması, geçmişte yaşamış türlerin keşfini güçleştirmektedir. Bu sebeple evrimsel süreç içinde bazı boşluklar ve bilinmeyenler olabilmektedir. Ancak elimizdeki milyonlarca örneğe bakarak bile, türler arasındaki evrimsel ilişkiyi kurmak son derece kolaydır. Öyle ki, birçok önemli tür grubuna yönelik sayısız "kayıp halka" açığa çıkarılmıştır. Örneğin insanın evriminde kademeli olarak değişen 30 civarında tür, kuşların evriminde kademeli olarak değişen 25 civarında tür, denizel memelilerin evriminde kademeli olarak değişen 15 civarında tür bilinmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MITOCHONDRIAL DISEASE[İng.] değil/yerine/= MİTOKONDRİYEL HASTALIK
( DNA'da meydana gelen mutasyonlar sonucu oluşan hastalıklar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MİTOZ[Fr. < AMITOSE]/KARYOKİNEZ[Fr. < CARYOCINESE] ile AMİTOZ[Fr. < AMITOSE]
( Çok gözeli canlılarda gözenin belirli evrelerden geçerek çoğalması. İLE Amip, akyuvar ve bazı bakterilerde göze bölünmesi yoluyla olan çoğalma. )
- MODERN SYNTHESIS[İng.] değil/yerine/= MODERN SENTEZ
( Mendel Genetiği sayesinde öğrenilen genetik bilgilerin, 1930 ve 1940lı yıllarda Evrimsel Biyoloji ile birleştirilmesi ve iki kuramın, bir araya gelerek canlılığın nasıl değiştiğini tam olarak açıklayabilir hale gelmesi. Birçok bilim insanının araştırmaları ve katkıları sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Günümüzde bu sentez, farklı bilim dallarından gelen verilerle daha da güçlendirilmiştir. "Evrimsel Sentez" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONERA[İng.] değil/yerine/= MONERA
( Eski taksonomik sınıflandırmada, bakterileri, arkebakterileri ve mavi-yeşil algleri içine alan alem.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONOECIOUS[İng.] değil/yerine/= TEKEVCİKLİ
( Tipik olarak bitkilerde görülür. Erkek ve dişi organların tek bir bireyde, bir arada bulunması durumu anlamında kullanılabildiği gibi, erkek ve dişiye ait olan çiçek yapılarının aynı bireyde bulunması anlamına da gelebilir. "Hermafrodit" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONOFOBİ[İng. MONOPHOBIA] ile/||/<> MONOHİBRİT ÇAPRAZLAMA[İng. MONOHYBRID CROSS] ile/||/<> MONOSPESİFİK[İng. MONOSPECIFIC] ile/||/<> MONOTREM ile/||/<> MONOZOMİ[İng. MONOSOMY]
( Yalnız kalma korkusu olarak bilinen, Yunancada "bir" anlamına gelen μονόφωνος ("mŏnŏ") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Bir genetik özelliğin farklı alel çiftlerini taşıyan bireylerin kendi arasında çaprazlanması. Örneğin heterozigot sarı ve yeşil tohum rengi aleline sahip iki bezelye bitkisi çaprazlandığında oluşacak yavruların 3/4'ü sarı, 1/4'ü ise yeşil tohum rengine sahip olacaktır. @@ Sadece bir antijenle tepkimeye giren antikor. @@ Oldukça değişik hayvanlardır ve sadece iki tip monotrem vardır; ekidna ve ornitorenk. Sıcak kanlıdırlar, kılları vardır ve memeliler gibi yavrularını sütle beslerler. Onları değişik kılan yavruları doğurmak yerine yumurtlarlar. Memeliler'in sürüngenlerden evrimleştiğinin en net, yaşayan kanıtlarıdırlar. @@ Diploit organizmanın tek bir kromozom kaybetmesi durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MONOGAM/İ değil/yerine/= TEKEŞLİ/LİK
- MORPHOLOGY[İng.] değil/yerine/= ŞEKİLBİLİM
( Canlıların fiziksel görünüşlerini inceleyen bilim dalıdır. Genel olarak, bu görünüşlerin toplamını ifade etmek için de kullanılır. Anatomi ile yakından ilişkilidir ancak morfoloji daha kapsamlıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MORPHOSPECIES[İng.] değil/yerine/= MORFOTÜRLER
( Sadece şekline bakılarak aynı türe ait olduğu düşünülen bir grup birey.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MORULA[İng.] değil/yerine/= MORULA
( Döllenmiş yumurtanın segmentasyonu sırasında oluşan ve gözelerin dut gibi bir arada bir topluluk teşkil ettiği embriyo safhası.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOSAIC EGG[İng.] değil/yerine/= MOZAİK YUMURTA
( Yumurtanın sitoplazmasının farklı kısımlarında bulunan tayin edici maddelerle gelişmesinin yönlendirildiği yumurta.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOTIVATION[İng.] değil/yerine/= MOTİVASYON
( Bir hayvanda bir amaca yönelik bir davranışı kontrol eden iç etmenler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MOTOR END PLATE[İng.] değil/yerine/= MOTOR UÇ PLAK
( Motor sinirlerin aksonlarının dallanarak kas telleri üzerinde oluşturduğu bağlantı bölgesi. Uç organ.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUAMMERİYET[Ar.] değil/yerine/= CANLILIK
- MULLER'S RATCHET[İng.] değil/yerine/= MULLER'İN MANDALI
( Silici mutasyonların popülasyonda nesiller içinde birikmesi durumu. Popülasyonun tamamen yok olmasına sebep olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MULTIPLE SCLEROSIS[İng.] değil/yerine/= MULTİPL SKLEROZ
( Merkezi sinir sisteminin öngörülemeyen, sakat bırakıcı etkisi olabilen bir omurilik ve beyin hastalığı. Beyindeki ve beyinle vücut arasındaki bilgi akışını bozar. Multipl skleroz sonunda sinir gözelerinin kendisinin bozulmasına ya da kalıcı olarak hasar görmesine sebep olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEĞİŞİNİM/MUTASYON ile DEĞİŞKE/MODİFİKASYON
( Genlerin yapısında[DNA] oluşan kalıtsal ve kalıcı değişiklik. İLE Genlerin işleyişinde ve çevresel etmenlerin etkisiyle oluşan kalıtsal değişiklik. )
( [neden olan etken ortadan kalktığında] Eski durumuna dönmez. İLE Eski durumuna döner. )
( Üreme gözelerinde oluşan değişimler kalıtsaldır. İLE Hiçbiri kalıtımsal değişim değildir. )
( ... İLE Bazı değişke örnekleri:
- Güneşlendiğimizde, ten rengimizin koyulaşması.
- Spor yapan birinin kaslarının gelişmesi.
- Çuha çiçeğinin, 30-35 °C beyaz renkli olması, 15-20 °C kırmızı renk alması.
- 16 °C ısıda, sirke sineğinin kanatlarının düz, 25 °C'de kanatların kıvrık olması.
- Kovan arılarının sütle beslenen kraliçe arı, polen ile beslenen arının işçi arı olması.
- Eğrelti otunun deniz seviyesinde 2 metre, kurak bölgede 30-40 cm. olması. )
- MUTATION-SELECTION BALANCE[İng.] değil/yerine/= MUTASYON-SEÇİLİM DENGESİ
( Bir alelin mutasyonlar sebebiyle yeni kopyalarının yaratılmasıyla, seçilim nedeniyle var olan kopyalarının elenmesi arasındaki hızın eşit olması durumu. Alel, bu sayede popülasyon içinde dengede kalabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MUTUALISM[İng.] değil/yerine/= MUTUALİZM
( Genellikle iki ayrı türden olan, iki ayrı bireyin, birbirleriyle olan etkileşimlerinden ikisinin de faydalanması durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MYRMECOPHYTES[İng.] değil/yerine/= MİRMEKOFİT
( Sağkalım için, mutualist bir ilişki içinde bulunduğu avcı karıncalara oldukça ya da bütünüyle muhtaç olan bitkiler (Yunanca murmēx- “karınca” ve phuton- “bitki” demektir.).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NANO-[İng.] değil/yerine/= NANO-
( Milyarda bir anlamına gelen bir birim ön ekidir. "n" ile gösterilir ve 10⁻⁹'a eşdeğerdir. Son derece küçük ölçekli yapıları ifade etmek için kullanılır. Örneğin, nanosaniye saniyenin milyarda birine eşitken; nanometre ise metrenin milyarda birine eşittir. Bilimde ve elektronikte zaman ile uzunluk birimlerinin ön eki için yaygın olarak kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NASH EQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= NASH DENGESİ
( Oyun teorisinde bir tarafın karşı tarafın seçimini bildiği için stratejisini değiştirmek istemediği özel durum. Yani birinci taraf, ikinci tarafın seçimini göz önünde bulundurarak kendi seçimini belirler. Adını Amerikalı matematikçi ve iktisatçı John Forbes Nash'ten alır. Nash dengesinin görüldüğü en meşhur sistemlerden biri mahkûm ikilemidir. Mahkûm ikileminde her ne kadar tek bir nash dengesi olsa da farklı sistemlerde birden fazla bulunabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NATIONAL CENTER FOR BIOTECHNOLOGY INFORMATION[İng.] değil/yerine/= ULUSAL BİYOTEKNOLOJİ BİLGİ MERKEZİ (NCBİ)
( 1988 yılında Ulusal Sağlık Enstitüsü'nün bir kolu olarak Moleküler Biyoloji Bilgi Araştırma Merkezi olarak kuruldu. Özellikle genetik bilimciler ve moleküler biyologların araştırma yaparken en fazla kullandığı sitelerden biridir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NATURAL NUMBERS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL SAYILAR
( 0'dan başlamak üzere sonsuza kadar giden pozitif tam sayılar. N\NN sembolüyle gösterilir. Gösterimi şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NATURALISM[İng.] değil/yerine/= NATÜRALİZM
( Her şeyin doğal nedenlerden ve sebeplerden kaynaklandığını, her türlü doğaüstü ve ruhani açıklamaların yanlış olduğunu ya da görmezden gelinebileceğini ileri süren felsefi tutumdur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NEGATİF SEÇİLİM[İng. NEGATIVE SELECTION] ile/||/<> SAFLAŞTIRICI SEÇİLİM[İng. PURIFYING SELECTION]
( Silici mutasyonlara karşı olan seçilimdir. "Saflaştırıcı seçilim" olarak da bilinir. @@ Silici mutasyonları eleyecek biçimde olan seçilim sürecidir. Negatif seçilim olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NEUROCRANIUM[İng.] değil/yerine/= NÖROKRANYUM
( Baş iskeletinin beyin ve duyu organlarını saran ve koruyan kıkırdak ve kemik dokusudur. Beyni çevreleyen "frontal", "occipital", "sphenoid", "ethimoid" isimli tek kemiklerden ve "temporal", "parietal" isimli çift sayıda kemikten oluşur. Toplam 8 tanedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NEW WORLD MONKEYS[İng.] değil/yerine/= YENİ DÜNYA MAYMUNLARI
( Yeni Dünya Maymunları geniş aralıklı burun deliklerine sahiptir ve Merkez ile Güney Amerika`da yaşarlar. Ayrıca Yeni Dünya Maymunları 55 milyon yıl önce Eski Dünya Maymunları ile ortak bir atadan ayrılmıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NİCEL GENETİK[İng. QUANTITATIVE GENETICS] ile/||/<> SEÇİLİM TEPKİSİ[İng. SELECTION RESPONSE]
( Sürekli olarak değişen özelliklerin birçok lokustaki genotiplerin ve çevrenin ortak etkisi altında evrimlerini inceleyen evrimsel biyoloji dalıdır. Bir diğer deyişle, sadece bir lokusta bulunan genotipten kaynaklı evrim haricinde oluşan evrimsel süreçleri inceleyen bilim dalıdır. @@ Nicel genetik alanında yapılan çalışmalarda, seçilen bireylerin yavrularının ortalama uyum başarısı ile popülasyondaki diğer bireylerin yavrularının ortalama uyum başarısı arasındaki farktır. "R" ile gösterilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NİCEL ÖZELLİK LOKUSU[İng. QUANTITATIVE TRAIT LOCUS] ile/||/<> NİCEL ÖZELLİKLER[İng. QUANTITATIVE TRAITS] ile/||/<> NİCEL SAVUNMA[İng. QUANTITATIVE DEFENSE]
( Bir nicel özelliğin fenotip çeşitliliğine katkı sağlayan bir genotip çeşitliliği yaratan lokustur. @@ Fenotipleri farklı kategorilere ayrılamayan, bunun yerine bireyler arasında devamlı çeşitlilik olan özelliklerdir. Bir diğer deyişle, çevre ve küçük etkili birçok lokusun ortak etkisi altında olan özelliklerdir. @@ Konsantrasyonuna göre etkisi artan, genellikle yüksek konsantrasyonlarda üretilen kimyasal savunmalar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NİTEL ÖZELLİKLER[İng. QUALITATIVE TRAITS] ile/||/<> NİTEL SAVUNMA[İng. QUALITATIVE DEFENSE]
( Bir özellik açısından, farklı kategorilere ayrılabilen fenotiplerdir. Sistik fibroz hastalığından etkilenen ve etkilenmeyen fenotiplerin ayrı kategoriler oluşturması. @@ Düşük konsantrasyonlarda üretilmesine karşın benzer etkilere sahip olan kimyasal savunmalar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NOMENCLATURE[İng.] değil/yerine/= NOMENKLATÜR
( Bir bilim dalı ya da uzmanlık alanında, nesneler için isim belirlenmesidir. Bu terimlerin oluşturulmasına ilişkin kuralları belirtmek için de kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NÖTR (ETKİSİZ) MUTASYON[İng. NEUTRAL MUTATION] ile/||/<> NÖTROFİL[İng. NEUTROPHIL]
( Meydana geldiği bireyin uyum başarısında hiçbir değişim yaratmayan mutasyondur. Mutasyonların %70-90 arası kısmını oluşturur. Birden fazla etkisiz mutasyon bir araya gelerek, nesiller içinde yavaş ve kademeli değişimler yaratabilir. @@ Vücudun bağışıklık tepkisinde önemli bir rol oynayan beyaz kan gözesi türü.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- NÜKLEER FİZİK[İng. NUCLEAR PHYSICS] ile/||/<> NÜKLEOZOM[İng. NUCLEOSOME]
( Atom çekirdeğinin fiziksel ve kimyasal özelliklerini, yapısını ve etkileşimlerini inceleyen bilim dalıdır.[1] Çekirdek fiziği olarak da bilinir. Fosillerin yaşı ve Dünya'nın kendisi de dahil olmak üzere kayaların ve diğer jeolojik özelliklerin yaşını tayin ederken kullanılan radyometrik tarihleme yöntemi, nükleer enerji santralleri, atom bombaları nükleer fiziğin uygulamalarından bazılarıdır. @@ Ökaryotik kromozomların boncuk benzeri bir yapısı. Sekiz histon molekülünden oluşan bir çekirdekten ve yaklaşık 150 baz çifti içeren bir DNA parçasından oluşur. Her bir nükleozom yaklaşık 50 baz çifti içeren bir bağlayıcı DNA dizisi ile birbirinden ayrılır. Nükleozom yapısı, interfaz sırasında DNA'yı kopmak formuna getirmeye yardımcı olur. Aksi takdirde, bir kromozomun doğrusal uzunluğu, çekirdeğin çapından daha büyük olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCIPITAL LOBE[İng.] değil/yerine/= ARTKAFA LOBU
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OCCIPITAL LOBE[İng.] değil/yerine/= OKSİPİTAL LOP
( Beyin kabuğunun görme işlevinde kullanılan bölümüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖKARYOT değil/yerine/= GERÇEK ÇEKİRDEKLİ
- OLİGONÜKLEOTİT[İng. OLIGONUCLEOTIDE] ile/||/<> OLİGOSAKKARİT[İng. OLIGOSACCHARIDE]
( Genetik çalışmalarda prob (sonda) olarak kullanılan, kısa, sentetik DNA dizisidir. @@ Üç ila altı birimlik monosakkaritlerin yaptığı bileşiklere verilen genel isim. Yunanca "birkaç" anlamına gelen ὀλίγος ("olígos") ve "şeker" anlamına gelen σάκχαρ ("sácchar") kelimelerinden oluşmuştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OMNIVORE[İng.] değil/yerine/= OMNİVOR
( Hem ot hem de et ile beslenen bir diyete sahip canlılara verilen isimdir. Hepçil olarak da bilinmektedir. İnsan, maymun, fare, ayı ve domuz bu canlılara örnektir. Bir canlının omnivor olup olmadığına bakılırken ana besin kaynağına bakılır. Yani nadiren ot yiyen etobur bir canlı hepçil bir canlı olarak kabul edilmeyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ONCOGENE[İng.] değil/yerine/= ONKOJEN (ONKOGEN)
( Bir onkojen, kanser gelişimine katkıda bulunan, mutasyona uğramış bir gendir. Normal, mutasyona uğramamış hallerine proto-onkojen denir ve bunlar, göze bölünmesinin düzenlenmesinde rol oynarlar. Bazı onkojenler, bir arabanın gaz pedalına basmak misali, bir gözeyi bölünmeye teşvik ederek çalışır. Diğer onkojenler, arabanızla yokuş aşağı dururken ayağınızı frenden kaldırmak gibi çalışır yani gözenin bölünmesinin önündeki engelleri kaldırarak bölünmeye neden olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ONTOGENEZ değil/yerine/= BİREYOLUŞ
- ONTOLOGICAL NATURALISM[İng.] değil/yerine/= ONTOLOJİK NATÜRALİZM
( Doğanın tamamının, var olanlardan ibaret olduğunu savunan felsefi duruştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OOCYTE[İng.] değil/yerine/= OOSİT
( Olgunlaşmamış yumurta gözesi, dişi gametosit.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OPERANT RESPONSE[İng.] değil/yerine/= EDİMSEL TEPKİ
( Gerçekleştirilmesinin sonuçlarına dayalı olarak yerleşmiş, öğrenilmiş bir davranış.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORGANİK KİMYASAL SAVUNMA[İng. ORGANIC CHEMICAL DEFENSE] ile/||/<> ORGANİK TARIM[İng. ORGANIC FARMING] ile/||/<> ORGANOİD
( Canlı bir organizma, bu durumda bir bitki ya da onun mutualist bir ilişki içinde bulunduğu canlı tarafından üretilen kimyasal savunma. @@ Bitkileri, toprak verimliliğini korumak ve zararlıları kontrol etmek için sadece doğal yöntemlerle yetiştirme sürecidir. @@ Organoid; laboratuvar ortamında üretilen ve gerçekçi mikro anatomik gösterime yardım etme amacı taşıyan, bir organın minyatürleştirilmiş ve basitleştirilmiş versiyonudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORI[İng.] değil/yerine/= ORİ
( Bir DNA dizisinin, DNA replikasyonu proteinleri tarafından tanınan, DNA sentezinin başlatıldığı bölümü. İngilizce açılımı: Origin of replication. Türkçe karşılığı: Replikasyon orijini ya da ikileşme orijini.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OROGENY[İng.] değil/yerine/= OROJENEZ
( Birbirlerine yaklaşan levhalar arasında sıkışan tortul tabakaların yükselip kıvrılması ya da kırılması yoluyla gerçekleşen dağ oluşum süreci.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORPHAN GENE[İng.] değil/yerine/= ORFON
( İzole olmuş lokasyonlarda bulunan, izole olmuş bir gen kümesinin üyesi olan gen.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORTA LAMEL[İng. MIDDLE LAMELLA] ile/||/<> ORTADÖL DEĞERİ[İng. MID-OFFSPRING VALUE] ile/||/<> ORTAEBEVEYN DEĞERİ[İng. MIDPARENT VALUE] ile/||/<> ORTAK BAHÇE DENEYİ[İng. COMMON GARDEN EXPERIMENT] ile/||/<> ORTALAMA FAZLALIK[İng. MEAN EXCESS]
( Bitki gözesinin bölünmesi sırasında göze plağını oluşturan, yan yana iki bitki gözesi duvarı arasındaki çoğunlukla pektinden oluşan tabaka. @@ Bir ailedeki yavruların ortalama fenotiplerini belirtmek için kullanılır. @@ Bir bireyin iki ebeveyninin ortalama fenotip değeridir. @@ Farklı popülasyonların benzer koşullar altında bir araya getirilmesine dayanan bir deneydir. @@ Bir a aleli için ortalama fazlalık, a alelini taşıyan bireylerin ortalama uyum başarılarının, popülasyonun genel ortalama uyum başarısından olan fazlalığı ya da eksikliğidir. Eğer ortalama fazlalık pozitif ise, o alelin frekansı nesiller içinde artacaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ORTHOLOG GENES[İng.] değil/yerine/= ORTOLOG GENLER
( Farklı organizmalarda bulunan, atasal kökeni aynı, dolayısıyla yapısal ve işlevsel benzerliği olan fakat tür oluş sürecinde ayrılmış olan genler. Şekilde A atasal geninin tür içinde A ve B genlerine ikilenmesinden (duplikasyon) sonra, türleşme sürecinde farklı türlere geçişi gösteriliyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OSSIFICATION[İng.] değil/yerine/= OSSİFİKASYON
( Normalde kemik dokusunun oluşmadığı dokularda osteoblast gözeleri sayesinde kemikleşmenin oluşması.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OSTEOCYTE[İng.] değil/yerine/= OSTEOSİT
( Kemik gözesidir, kemik içinde lakuna denen boşluklarda yerleşiktirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OUTCROSSING[İng.] değil/yerine/= DIŞ ÇAPRAZLAMA
( Akrabalık bağı bulunmayan bireyler arasındaki çiftleşmedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OVIPARITY[İng.] değil/yerine/= OVİPARİTE
( Yumurtlama yeteneği
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- OVUM[İng.] değil/yerine/= OVUM
( Ovum, insan fizyolojisinde, bir sperm gözesi ile döllendiğinde yeni bir organizma haline gelebilen, dişi üreme organlarından birinden salınan tek göze, yumurtadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÖZÜMLEME/ASİMİLASYON/ANABOLİZMA[Fr. < ANABOLISME] ile/ve/||/<>/>/>< YADIMLAMA/DİSİMİLASYON/KATABOLİZMA[Fr. < CATABOLISME] ile/ve/||/<>/>/>< ÖZÜMLEME-YADIMLAMA/METABOLİZMA/METABOLISM[İng.]
( Canlı var olanların, dışarıdan aldığı besinleri, değişikliğe uğratarak yeni bir bileşimle, organizmanın gereksinim duyduğu nesneler durumuna getirmek. | Edinilmiş olan verileri, bireyin öz malı durumuna getirmek. İLE/VE/||/<>/>/>< Canlı protoplazmayı yapan, büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması. İLE/VE/||/<>/< Canlılardaki tüm kimyasal tepkimelerin toplamı. )
( [Hormonlar:] Testosteron, östrojen, büyüme hormonu, insülin. İLE/VE/||/<>/>/>< Kortizol, Glukagon, adrenalin, sitokinler. İLE/VE/||/<>/< ... )
( Protein sentezi tepkimeleri
Yağ sentezi tepkimeleri
Dehidrasyon
Fotosentez
Karbonhidrat sentezi
Mitoz
Kas oluşturmak amaçlı fiziksel egzersiz
Kemosentez
Kalvin döngüsü
İLE/VE/||/<>/>/><
Hidroliz
Sindirim
Hücresel solunum
Fermantasyon
Aerobik fiziksel egzersiz
Krebs döngüsü
Nükleik Asitlerin Parçalanması
Glikoz
İLE/VE/||/<>/>/><
... )
( [Enerji] Harcanır. İLE/VE/||/<>/>/>< Harcanmaz. İLE/VE/||/<>/>< ... )
( İkisi de hormonların, şekerlerin, enzimlerin, üreme, gözelerinin büyümesi ve doku onarımı gibi çok sayıda nesnenin üretilmesi için gereksinim duyulan enerjinin oluşturulmasından sorumludur. )
( İkisinin de tek göze içinde de çalışması olanaklı ve olasılıklıdır. )
( ... İLE/VE/||/<>/>/>< En fazla olduğu bölge, karaciğerdir. Bir saat içinde binlerce yıkım etkinliği karaciğer içinde gerçekleştirilebilmektedir. Gözelerde gerçekleşen yıkımların sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için hafif gıdalarla beslenmekte yarar vardır. Ağır gıdalarla beslenen kişilerde karaciğer daha fazla yorulur ve bu nedenle zamanla tükenmesine neden olur. İLE/VE/||/<>/< ... )
- PALEOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= PALEOGRAFYA
( Paleografya (paleografi), tarih boyunca kullanılmış eski yazıları inceleyen bilim dalıdır. Eski alfabeleri çözmeye yardımcı olarak geçmişte yazılmış çeşitli tarihi belgelerin okunmasına katkı sağlar. Kök olarak Yunanca “eski yazı” anlamına gelen palaios grapheden gelir.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PANMICTIC POPULATION[İng.] değil/yerine/= PANMİKTİK POPÜLASYON
( Bireylerin eşleşme ve üreme konusunda tamamen rastgele davrandığı; herhangi bir eş seçim kısıtlaması, fiziksel, sosyal ya da genetik engel olmadan üreme potansiyeline sahip bireyler arasında eşleşmelerin gerçekleştiği bir popülasyon.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PANPSYCHISM[İng.] değil/yerine/= PANPSİŞİZM
( Felsefede bilincin sadece insanlara özgü olmadığını, bilincin cansız nesneler de dahil olmak üzere evrendeki her maddede bulunduğunu savunan görüştür. 16. yüzyılda İtalyan filozof Francesco Patrizi tarafından Yunancada "tüm" anlamına gelen "pan" ile ruh, zihin anlamına gelen "psyche" kelimelerinden türetilmiştir. Ancak görüş M.Ö. 7. yüzyıla dayanmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PARADOKS[İng. PARADOX] ile/||/<> PARALEL EVRİM[İng. PARALLEL EVOLUTION] ile/||/<> PARALOG GENLER[İng. PARALOGOUS GENES] ile/||/<> PARAMESYUM[İng. PARAMECIUM] ile/||/<> PARAMUTASYON[İng. PARAMUTATION] ile/||/<> PARAPATRİK TÜRLEŞME[İng. PARAPATRIC SPECIATION] ile/||/<> PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ[İng. PARASYMPHATETIC NERVOUS SYSTEM]
( Genel bilinenene ters ya da karşı olan fakat doğru olan ifade. @@ Paralel evrim, benzer akrabalarda, benzer niteliklerin bağımsız evrimleşmesidir. @@ Bir tek genomda gen ikilenmesi ile oluşmuş ve işlevleri farklılaşmış, benzer genler. @@ Ciliates grubuna ait tek gözeli bir Protoktist. Normalde aseksüel çoğalmalarına karşın, eşleşme tiplerinin de rol oynadığı cinsel konjugasyon da yaparlar. Paramecium aurelia'nın, 16 farklı çiftleşme öbeği oluşturan 34 kalıtsal çiftleşme türü vardır. @@ İki alel arasında bir etkileşim olması sonucunda bir alel, diğerinin genetik yapısında bir değişikliğe neden olması sonucu oluşur. Epigenetik bir mekanizmadır. @@ Kesintisiz bir coğrafi bölgede yeni ekolojik konumların ortaya çıkması ile populasyon ikiye ayrılır ve türler arası etkileşim azalır. Heterezigotların az uyumlu olması nedeniyle iki topluluğun birbiriyle çiftleşmemesini avantajlı kılacak davranışlar ya da mekanizmalar seçilime uğrar. Bu farklı seçilim baskısı sonucunda meydana gelen türleşmeye denir. @@ Vücudun gergin bir durumda adrenalin algıladıktan sonra dinlenme ve sindirim gibi normal faaliyetlere dönmesini sağlayan sinir sistemidir. Vücudun enerjiyi korumasını, sindirim süreçlerinin iyileştirilmesini ve dinlenmeyi teşvik etmesini sağlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PARALOGY[İng.] değil/yerine/= PAROLOJİ
( Türleşme yerine gen kopyalanması sebebiyle oluşan homolog gen ürünleri.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PARAZİT[Fr. < Yun.] değil/yerine/= (")ASALAK(")
( Asalak. | Radyo yayınına karışan yabancı ses. | Başkalarının sırtından geçinen kişi. )
- PARİYETAL KAPAK[İng. PARIETAL OPERCULUM] ile/||/<> PARİYETAL LOB[İng. PARIETAL LOBE] ile/||/<> SYLVİAN OLUĞU[İng. SYLVIAN FISSURE]
( Beyinde, Sylvian oluğunun üstünü kapatan pariyetal lob bölgesidir. İkincil dokunma bölgesini içerir. @@ Uzaysal duyular ve yönelimleri kontrol eden beyin bölgesidir. Dokunma bölgesini ve görsel bölgenin arka kısmını içerir. Cisimlerin görsel manipülasyonunda, soyutlanmasında ve hayal gücünde görev alır. @@ Beyinde, frontal (ön) lob ile pariyetal lob kısımlarını birbirinden ayıran hattın adıdır. Kısımların göreceli büyüklüğünü göstermesi açısından önemlidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PARTENOGENEZ[İng. PARTHENOGENESIS] ile/||/<> PARTİKÜL[İng. PARTICLE]
( Döllenme olmaksızın gerçekleştirilen üremedir. Hayvanlarda ve bitkilerde döllenmemiş bir dişi gametin gelişip yeni bir birey meydana getirmesidir. Sürüngenlerde görülürken, memelilerde ve kuşlarda görülmemektedir. Partenogenezin çeşitlilik konusunda kısır olmasına karşın, enerji sarfiyatı konusundaki avantajlarından ötürü evrimsel süreçte korunduğu düşünülmektedir. @@ Çevremizde bulunan, canlı ya da cansız çok küçük fiziksel yapılardır. Ekoloji'de ise atmosferin, tatlı suların ve denizlerin kirlenmesine neden olan yapılara verilen isimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PASSIVE SCAVENGING[İng.] değil/yerine/= PASİF LEŞÇİLLİK
( Başka bir yırtıcı tarafından öldürülen ya da doğal nedenlerle ölen hayvanın gövdesinden leş yeme. Ölü hayvan gövdesine daha önce başka yırtıcıların ulaşması, yırtıcılarla avın türü ve büyüklüğüne bağlı olarak (et, ilik, beyin gibi) farklı kaynak miktarı ve çeşitliliği gösterebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PENETRANCE[İng.] değil/yerine/= NÜFUZ KABİLİYETİ
( Bir genetik özelliğin bir sonraki kuşağa aktarılabilme yüzdesidir/başarısıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PENTOSE[İng.] değil/yerine/= PENTOZ
( Beş karbonlu monosakkarit.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PERFORATION[İng.] değil/yerine/= PERFORASYON
( İçi boş bir organın yırtılması.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PERSISTENCE HUNTING[İng.] değil/yerine/= DİRENÇ AVI
( Avcıların koşma, yürüme ve izleme taktiklerini kullanarak avını tükenmişlik noktasına kadar takip ettiği bir avcılık tekniği.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHAGOSOME[İng.] değil/yerine/= FAGOZOM
( Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHENETICS[İng.] değil/yerine/= FENETİK
( Türlerin fiziksel benzerliklerine göre popülasyonları ve türleri gruplandırma şablonudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHLOEM[İng.] değil/yerine/= FLOEM (SOYMUK BORUSU)
( Bitkilerde yapraklarda üretilen besinleri bitkinin diğer tüm bölgelerine yönlendiren dokulardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHYLETIC GRADUALISM[İng.] değil/yerine/= FİLETİK KADEMELİLİK
( Türlerin yaklaşık sabit hızla başka türlere dönüştüğünü gösteren teorik evrimsel modelleme.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHYLİP ile/||/<> GENETİK MESAFE[İng. GENETIC DISTANCE]
( Filogenetik program PHYLIP popülasyonlar arası genetik mesafe tahmininde kullanılan en popüler ayrıca ücretsiz bir programdır. PHYLIP'in çok sayıda bileşenleri internet üzerinden çalıştırılabilir. Bir PHYLIP bileşeni olan GENDST paketi alel frekanslarındaki genetik mesafeyi üç metot kullanarak tahmin edebilir. Bu metotlar Nei, Cavalli-Sforza, Reynold' tur. @@ Genetiğin popülasyonla ilgili olan ölçüsüdür. Genetik türler arasında ya da bir türün içindeki popülasyonlar arasındaki ayrılıklar. Bunlar çeşitli parametrelerle ölçülür. Geniş genetik mesafeler daha uzak genetik ilişki olduğunu gösterirken kısa genetik mesafeler yakın bir genetik ilişki olduğunu gösterir. İnsan ve şempanzeler arasındaki genetik benzerlikleri karşılaştırmak için genetik mesafe kullanılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLACENTOPHAGY[İng.] değil/yerine/= PLASENTOFAJİ
( İnsanlar, deniz memelileri, devegiller ve keseliler dışında çoğu hayvanda doğumdan hemen sonra annenin göbek kordonunu kemirerek yavrudan koparması ve plasentayı yemesine verilen isimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLANCK TIME[İng.] değil/yerine/= PLANCK ZAMANI
( Işığın Planck uzunluğunu kat edebilmesi için gereken zamandır. Planck zamanı 5,39106(32) × 10−44 s'dir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLANT RESISTANCE[İng.] değil/yerine/= BİTKİ DİRENCİ
( Otçulluğu kısıtlayarak ya da engelleyerek otçulların bitki uyum başarıları üzerindeki olumsuz etkilerini azaltan bitki stratejisi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PLEİOTROPİ[İng. PLEIOTROPY] ile/||/<> PLEİOTROPİK GEN[İng. PLEIOTROPIC GENES]
( Tek bir genin fenotipteki birden fazla özelliği etkilemesi olayıdır. Etkileri aynı anda ya da ardışık olarak oluşabilir. @@ Birbiriyle alakasız gibi görünen fenotipik (fiziksel) özellikleri tek başına, aynı anda etkileyebilen genlere verilen bir isimdir. Bu genlerde meydana gelen mutasyonlar, söz konusu özelliklerin hepsini aynı anda etkileyebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLEN-TÜP REKABETİ[İng. POLLEN TUBE COMPETITION] ile/||/<> SPERM REKABETİ[İng. SPERM COMPETITION]
( Bitkilerde hayvanlar alemindeki sperm rekabetine eşdeğerdir. Polenlerin dişi organlara ulaşabilmek ve dölleyebilmek için verdikleri mücadeledir ve evrimsel süreçte büyük önemi vardır. @@ Dişi yumurtaları dölleyebilmek için spermlerin birbirleriyle girdiği rekabettir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLİANDRİ[İng. POLYANDRY] ile/||/<> POLİCİNİ[İng. POLYGYNY] ile/||/<> POLİFAG[İng. POLYPHAGOUS] ile/||/<> POLİFİLETİK GRUP[İng. POLYPHYLETIC GROUP] ile/||/<> POLİMERAZ ZİNCİR TEPKİMESİ (PZT)[İng. POLYMERASE CHAIN REACTION] ile/||/<> POLİPLOİDİ[İng. POLYPLOIDY] ile/||/<> POLİSAKKARİT[İng. POLYSACCHARIDE] ile/||/<> POLİTOMİ[İng. POLYTOMY]
( En azından bazı dişilerin birden fazla erkekle çiftleştiği cinsel sistemlerdir. @@ En azından bazı erkeklerin birden fazla dişiyle çiftleştikleri cinsel sistemlerdir. @@ Bir organizmanın çok sayıda farklı besin türü ile beslenebilme özelliğidir. @@ Taksonomik analizlerde, birbirlerine benzer olan ancak yakın bir ortak ataya sahip olmayan canlı gruplarını belirtmek için kullanılır."Uçan canlılar" incelenecek olursa, yarasalar, kuşlar ve uçan sürüngenler polifiletik bir grup oluşturur. @@ Çok kısa sürede belirli DNA parçalarının amplifikasyonuna (tek bir zinciri bir yığın DNA arasından seçip çoğaltma) olanak sağlayan bir tekniktir. PCR`a dayalı RAPD, AFLP, SSR, ISSR gibi teknikler geliştirilmiştir. @@ Organizma kümesinin kromozomunun 2n den fazla olması durumudur. 3n, 4n yada daha fazla olabilir. @@ Birden fazla ve ayrı monosakkaritlerin bir araya gelmesi ile oluşan uzun zincirli polimerik karbonhidratlardır. Gıdalarda en bol bulunan karbonhidratlardır. Hücre zarından difüzyon ile geçemezler. Çoğu tatsızdır ve suda erimez. @@ Evrim ağacı üzerinde, bir ortak atadan ikiden daha fazla türün evrimleşmesi ve farklılaşması durumudur. Bir düğüm noktasından, ikiden fazla torun türün dallanmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POLYCHROMOSOMAL[İng.] değil/yerine/= ÇOK KROMOZOMLU
( İki haploid (veya bir diploid) set kromozomdan daha fazla kromozom içeren bireyler için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POPULATION BIOLOGY[İng.] değil/yerine/= POPULASYON BİYOLOJİSİ
( Organizmaların zaman ve mekan içerisindeki ilişkilerini inceler. Popülasyon genetiği, ekoloji, etoloji, taksonomi gibi disiplinleri bir arada bulundurur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POSITION EFFECT[İng.] değil/yerine/= YER ETKİSİ
( Genenin genom içindeki yer değişimine bağlı olarak genin ekspresyonundaki değişim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- POZİSYON ETKİSİ[İng. POSITION EFFECT] ile/||/<> POZİTİF ASORTATİF ÇİFTLEŞME[İng. POSITIVE ASSORTATIVE MATING] ile/||/<> POZİTİF SEÇİLİM[İng. POSITIVE SELECTION]
( Genin ekspresyonunun (ve fenotipe olan etkisinin) genellikle komşu genlerle olan etkileşiminden etkilendiği ve genlerin mekansal yerleri değiştiğinde (translokasyonda olduğu gibi) ekpresyonunun da değiştiği genetik etki. @@ Benzer genotip ve fenotipe sahip bireylerde daha sık görülen çiftleşme modeli altında beklenebilecek olandan birbiriyle çiftleşen tesadüfi olmayan çiftleşme kalıbıdır. @@ Avantaj sağlayan mutasyonların seçilerek popülasyon içinde artması durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PREADAPTATION (EXAPTATION)[İng.] değil/yerine/= ÖN ADAPTASYON
( Evrim süreci içinde çeşitli etmenlere bağlı olarak oluşan, ancak ileride, seçilim sürecinde çok büyük öneme sahip olacak olan adaptasyonlardır. Evrim, geleceğe yönelik adımlar atmasa da, önceki dönemde şans eseri popülasyonun bir kısmında oluşan bu ön adaptasyonlar, gelecekte beklenmedik faydalar yaratabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRECURSOR MRNA[İng.] değil/yerine/= ÖNCÜL MRNA
( Birincil transkript ve ara ürün işleme için işlevsel mRNA türüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRIMARIES, REMIGES[İng.] değil/yerine/= EŞ ANLAMLAR: UÇUŞ TÜYLERİ
( Primer kanat tüyleri ya da telekler, kuşların gökyüzüne yükselmesine olanak tanır. Diğer tüylerden farklı olarak uçuşun ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri ve hassas bir biçimde konumlandırılabilmeleri için güçlü bağ dokuları ile kemiğe tutturulur. Telekler, uçuş tüylerinin en uzunlarıdır. Kanatın dış yarısını işgal ederler, sert parmaklar gibi kontrol edilip döndürülebilirler ve kuşun ileri itiş gücünün çoğunu sağlarlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRIMARY SEX RATIO[İng.] değil/yerine/= BİRİNCİL CİNSİYET ORANI
( Nüfus içinde erkeklerin kadınlara oranıdır. Birincil cinsiyet oranı memelilerde genellikle yüzde 1 den fazladır. İnsanlarda 100 kadın için 110-160 arası erkek olduğu tahmin edilmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PRIMOSOME[İng.] değil/yerine/= PRİMOZOM
( DNA replikasyonu sırasında RNA primerinin sentezlenmesinden sorumlu protein topluluğudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROLAKTİN[İng. PROLACTIN] ile/||/<> PROLİFERASYON[İng. PROLIFERATION]
( Memelilerde laktasyona (süt üretimine) yardımcı olan ve bir dizi başka işlev ve sistemden sorumlu olan bir hormondur. Prolaktin, beyindeki hipofiz bezinin ön kısmının yanı sıra rahim, beyin, göğüsler, prostat, yağ dokusu, deri ve bağışıklık gözelerinde üretilir. @@ Hücrelerin uygun koşullar altında hızlı bir biçimde göze döngüsünü tamamlayarak çoğalması durumudur. Bölünme, iyi huylu olabileceği gibi, kötü huylu da olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTEİN YAPISI[İng. PROTEIN STRUCTURE] ile/||/<> PROTEKTİF[İng. PROTECTIVE] ile/||/<> PROTEOM[İng. PROTEOME] ile/||/<> PROTOKTİSTA[İng. PROTOCTISTA]
( Yapı sözcüğü protein için kullanıldığında, küçük moleküller için olduğundan çok daha karmaşık bir anlam taşıyor. Proteinler makromoleküllerdir ve dört farklı yapı seviyesine sahiptir - birincil, ikincil, üçüncül ve kuaterner. @@ Tıpta belirli koşullara karşı koruma sağlamak için kullanılan önlem ve maddeleri tanımlamak için kullanılan terim. Birkaç örnek aşağıdaki gibidir: @@ Bir gözenin, dokunun ya da organizmanın genomu tarafından sentezlenen proteinlerin tamamına verilen isimdir. @@ 1860'lı yıllarda, günümüzde Protista olarak bilinen alem için John Hogg tarafından önerilen ilk isimdir. Hogg, sadece bitki ya da hayvanlara benzeyen tekgözeli canlıları öbeğe dahil etmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PROTOPLAZMA ile/ve/<> İÇPLAZMA
( ... İLE/VE/<> Bir gözeli canlılarda, protoplazmanın merkez bölümüne verilen ad. )
- PROXIMAL[İng.] değil/yerine/= PROKSİMAL
( Vücudun merkezi bölgesine ya da bir kemiğin ya da kasın bağlandığı noktaya yakın bir konumu ifade eden terim. Anatomik konumları belirtmek amacıyla kullanılan, Latincede "yakın" anlamına gelen "proximus" sözcüğünden türetilmiştir. Örneğin, proksimal femur terimi bacağın üst kısmında bulunan femur kemiğinin üst kısmını belirtirken, dirsek el bileğinden daha proksimal bir konumda bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PSEUDOSPECIES[İng.] değil/yerine/= SÖZDE TÜR
( Tüm populasyondaki ilgili virüs çeşitliliğinin tek bir bireyi enfekte etmesidir. Yüksek oranda mutasyona maruz kalmış HIV, HCV gibi virüsler bu biçimde gözlenebilirler. Kıyaslama olması açısından şu söylenebilir: tek bir bireydeki HIV virüsü çeşitliliği, bir salgın sırasında tüm dünyadaki grip virüsü çeşitliliğinden daha fazla olabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PSİKİYATRİ[İng. PSYCHIATRY] ile/||/<> DSM-5 ile/||/<> EKOLALİ[İng. ECHOLALIA]
( Zihinsel, duygusal ve davranışsal bozuklukların; tanı, tedavi ve yönetilmesi ile ilgilenen tıp dalı. @@ Mental Bozuklukların Teşhisi ve İstatistik El Kitabı'dır. 200'den fazla uzmanın katkılarıyla hazırlanmış olup bilimsel literatüre dayalı en güncel zihinsel hastalık tanı ölçütüdür. Amerikan Psikiyatri Birliği (APA) tarafından yayınlanmaktadır. @@ Başka bir kişinin söylediği sözlerin anlamsız bir biçimde tekrar edilmesidir. Psikiyatrik bir bozukluğa işaret eder. Ekolali davranışı sergileyen bireyler kendi düşüncelerini ifade etmekte zorlandıkları için etkili bir biçimde iletişim kuramayabilirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PULMONER AMFİZEM[İng. PULMONARY EMPHYSEMA] ile/||/<> PULMONER DÖNGÜ / KÜÇÜK KAN DOLAŞIMI[İng. PULMONARY CIRCULATION]
( Pulmoner Amfizem terimi, akciğerlerde fazla hava bulunması anlamını taşır. Bununla beraber kronik pulmoner amfizem söz edildiği zaman, genel olarak çok azı dışında bütün hastalarda, sigara içmeye bağılı olarak akciğerlerde gelişen haraplayıcı kompleks prosesler anlaşılır. @@ Pulmoner Döngü, Küçük Kan Dolaşımı ya da Akciğer dolaşımı, kalp ile akciğerler arasında kapalı devre oluşturan kan damar sistemi. Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki sistemik döngüden farklıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PULSED-FIELD GEL ELECTROPHORESIS[İng.] değil/yerine/= ATIM ALANLI JEL ELEKTROFOREZİ
( Büyük DNA moleküllerini birbirlerinden ayırmak için kullanılan bir elektroforez tekniğidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PUNNETT SQUARE[İng.] değil/yerine/= PUNNETT KARESİ
( Basit grafik modelleme. Gelecek döllerde oluşabilecek her türlü genotipi gösteren yöntem. Punnet karesi genetik rehberler tarafından çiftin belirli bir özelliği sonraki nesillere kalıtma olasılığını hesaplamak için kullanılıyor.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PYRIN[İng.] değil/yerine/= PİRİN
( Doğal (innate) bağışıklık sisteminde ve inflamatuar tepki mekanizmalarında görev alan bir protein. MEFV geni tarafından ifade edilir. Bu genin mutasyonu halinde Ailevi Akdeniz ateşi görülebilir. Pirin, aynı zamanda marenostrin adıyla da bilinir (Mare Nostrum, Latincede "bizim deniz" anlamına gelmektedir ve Romalılar tarafından Akdeniz için kullanılmıştır).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RASTGELE EŞLEŞME[İng. RANDOM MATING] ile/||/<> RASTLANTISAL OLMAYAN ÇİFTLEŞME[İng. NON-RANDOM MATING]
( Canlıların eşlerini herhangi bir tercih gözetmeksizin seçmesidir. Hardy-Weinberg kuralının varsayımlarından biridir. @@ Eş seçiminin bir ya da birden fazla karaktere bağlı olduğu; bu özelliklerinde eş seçilimini iyi ya da kötü yönde etkilemesi durumu. Evrimin bir mekanizmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RECESSIVE LETHAL ALLELE[İng.] değil/yerine/= RESESİF ÖLÜMCÜL ALEL
( Homozigot durumda ölümcül olan alel.Farelerde sarı tüye neden olan alel;
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RED QUEEN HYPOTESIS[İng.] değil/yerine/= KIZIL KRALİÇE HİPOTEZİ
( Bu hipoteze göre bir organizmanın biyotik çevresi sürekli onun zararına gelişir. Bu yüzden seksin evrimsel süreçteki yeri organizmanın çevresine daha az duyarlı hale gelmesini sağlamaktır. Yani canlının çevresi onun zararına geliştiğinden canlı daha fazla gelişerek bu olumsuz hali ekarte etmelidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- REGENERATION[İng.] değil/yerine/= REJENERASYON
( Bir organizmanın zarar gören ya da kaybolan bir bölümünün yeniden büyümesi, meydana gelmesidir. Bitkilerde çok yaygındır. Tüm hayvanlarda da bir miktar rejenerasyon yeteneği vardır. Süngerlerde geniş kapsamlı olabilmektedir. Yani kopan bir sünger parçasından yepyeni bir sünger meydana gelebilmektedir. Buna karşılık, evrim düzeyinin yukarı basamaklarındaki hayvanlarda yalnızca yara onarımı biçiminde kısıtlı bir rejenerasyon görülmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- REGURGITATION[İng.] değil/yerine/= REGÜRJİTASYON
( Genellikle sindirilmemiş gıda ya da kan varlığı ile karakterize edilen ve ağız, yutak ya da yemek borusu yoluyla gerçekleşen madde atımı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- REPLICON[İng.] değil/yerine/= REPLİKON
( DNA sentezinde tek seferde kopyalanan genetik materyalin birimi olarak tanımlanır. Bakterilerin çoğunda kromozomun tamamı replikondur. Ökaryotlarda kromozom yüzlerce replikondan oluşur. Ökaryotların oldukça uzun bir DNA zinciri olduğu düşünüldüğünde, DNA sentezinin kolaylaşması için birimsel sentez gereklidir. Her bir replikon, DNA polimerazının bağlandığı bir dizi içerir. Kısaca, DNA sentezinin başlayıp son bulduğu tek dizindir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RESTRICTION[İng.] değil/yerine/= SINIRLANDIRMA
( Bir popülasyonun, bir özellik bakımından en uygun (optimum) değere doğru evrimleşmesine engel olan her faktördür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RETROGRADASYON[İng. RETROGRADATION] ile/||/<> RETROTRANSPOZON[İng. RETROTRANSPOSON]
( Jelatinleşmiş nişastanın soğuma ve depolama süresine bağlı olarak, zamanla jel yapısındaki nişastanın çözünürlüğünün azalması ve kısmen kristallenmesi olayı. @@ RNA aracılığıyla yer değiştirebilen ve ters transkriptaz enziminin genetik kodlarına sahip yer değiştirebilir elemanlardır (transpozonlardır). Retrovirüsler ile evrimsel olarak yakın akrabadırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RİBOFLAVİN ile/||/<> RİBOZİM[İng. RIBOZYME]
( Riboflavin deyimi vitamin yapısında bulunan "riboz" ve flavin" öbeklerinden gelmektedir. B2 vitamini olarak da bilinir. Bitkiler bu vitamini sentez edebilir. Genç bitkilerde yaşlılara oranla daha çok riboflavin bulunur. Bitkilerin dışında maya ve küflerin birçoğu da riboflavin sentezleyebilir. Hayvanlar tarafından üretilemeyen bu vitamin hayvanların bağırsaklarındaki bakteriler tarafından oluşturulabilir. @@ Kendi kendinin üretilmesi tepkimesini katalize eden bir RNA molekülüdür. Canlılığın başlangıcındaki ilk genetik materyal ya da ona oldukça yakın olduğu düşünülmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RNA INTERFERENCE[İng.] değil/yerine/= RNA GİRİŞİMİ
( mRNA’nın RNA’ya tepki veren susturma düzeneği (RTVSD) tarafından tanınmasına dayalı olarak enzimlerce kesilmesi. RTVSD içinde bulunan ve hedef mRNA dizisindeki bir kısma karşılık gelen kısa bir RNA kalıbı tanıma işleminde kullanılır. mRNA’nın RTVSD tarafından kesilmesi, protein üretimi için hazırda bulunan mRNA miktarını azaltarak gen ifadesini susturabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- RNA[İng.] değil/yerine/= RNA
( Bir cins nükleik asit. Hücrelerin çekirdeği be sitoplazmasında bulunur. DNA'nın aksine RNA tek zincirlidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ROOT[İng.] değil/yerine/= KÖK
( Filogenetik çalışmalarda, farklı canlı türlerinin evrimsel tarihinde görülen ortak ataları. Evrim ağaçlarındaki ortak ata noktalarına denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SABİT FONKSİYON[İng. CONSTANT FUNCTION] ile/||/<> SABİTLEYİCİ SEÇİLİM[İng. BALANCING SELECTION]
( Tanım kümesindeki tüm elemanları, değer kümesindeki tek bir elemanla ilişkilendiren işlev çeşidi. Örneğin f(x) = 1 biçiminde bir işlev tanımlanacak olursa x yerine yazılan sayı ne olursa olsun çıktı olarak sadece 1 elde edilecektir. @@ Sabitleyici seçilim, doğal seçilim nedeniyle popülasyonda iki alelin birden korunmasıdır. Bir alelin diğerine göre seçilim değerinin daha yüksek olması beklenir, dolayısoyla da diğer alelden daha üstün gelecektir. Fakat sabitleyici seçilimin geçerli olduğu yerlerde bir alelin seçilim değeri, alelin frekansına bağlıdır. Eğer bir alel daha yaygın olmaya başlarsa, doğal seçilim diğer alele sahip bireyleri seçmeye başlayacaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SABİTLENME[İng. FIXATION] ile/||/<> NÖTRAL EVRİM KURAMI[İng. NEUTRAL THEORY OF MOLECULAR EVOLUTION] ile/||/<> WRİGHT-FİSHER MODELİ[İng. WRIGHT-FISHER MODEL]
( Bir popülasyonda, tek bir alel haricindeki bütün alellerin, tüm bireylerden silinmesi, dolayısıyla o alelin popülasyonda %100 (1) oranına ulaşmasıdır. Bu durumda alel "sabitlendi" denir. @@ Uyum başarısı üzerinde etkisi olmayan mutasyonlar (nötr mutasyonlar) sonucu oluşan alellerin, popülasyon içinde sabitlenmesini ve bunun sonucunda meydana gelen yavaş değişimleri inceleyen kuramdır. Aynı zamanda, mutasyonların çoğunun nötr olduğunu ispatlayan, sadece ufak bir kısmının zararlı ya da faydalı olabileceğini gösteren kuramdır. @@ Wright-Fisher modeli genetik sürüklenmenin açıklanmasında sıkça kullanılan matematiksel bir modeldir. Popülasyonların sınırlı ve sabit bir büyüklükte olduğunu ve çiftleşmenin rastgele oluştuğunu varsayar. Bu modelin sonuçlarından biri, eğer popülasyonda yeni bir alel oluşursa bu alelin sabitlenme olasılığının bu yeni alelin frekansına eşit olduğudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SAHTEALELLER[İng. PSEUDOALLELES] ile/||/<> SAHTEBİLİM[İng. PSEUDOSCIENCE]
( Gen gibi davranan ama çaprazlanma (crossing-over) sırasında ayrılabilen gen çiftidir. @@ Bilimsel olarak sunulan fakat bilimsel olmayan iddia, inanış, bilgi ve uygulamaların hepsine verilen isimdir. Bir sahtebilim dışarıdan bakıldığında kolaylıkla anlaşılamayabilir fakat bilimsel yollar, metotlar ve sorular izlendiğinde bilime uymayan, bilimle zıt düşen durumlar oluşturması halinde kolaylıkla anlaşılabilir. Günümüzde en çok tutan sahtebilimler; fal, burçlar, uzay görevleri karşıtlığı, yaratılışçılık, düz dünyacılık ve astroloji yorumlarıdır.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SAMPLING ERROR[İng.] değil/yerine/= ÖRNEKLEME HATASI
( Bir bireyin taşıdığı özelliklerin, popülasyonun genelindeki özelliklerden rastlantısal olarak farklı olması durumudur. Örnekleme hatası, küçük örnek grupları için fazla, büyük örnek grupları için düşüktür. Yani, bir öbekten ne kadar çok örnek alınırsa, o kadar gerçekçi sonuçlar elde edilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SEÇİLİM DİFERANSİYELİ (S) VE SEÇİLİME TEPKİ (R)[İng. SELECTION DIFFERENTIAL AND RESPONSE TO SELECTION] ile/||/<> SEÇİLİM UNSURU[İng. SELECTION COMPONENT] ile/||/<> SEÇİLİMCİ TEORİSİ[İng. SELECTIONIST THEORY]
( Hayvan ve bitki türlerinde yapay seçilim gösterilecek tepki matematiksel bir eşitlikle açıklanabilir. @@ Belirli fenotiplere sahip bireylerin, ortalama olarak, başka fenotiplere sahip diğer bireylerden daha yüksek uyum başarısına sahip olmalarına neden olan herhangi bir faktördür. @@ Moleküler düzeydeki birçok değişimden doğal seçilimin sorumlu olduğunu iddia eden bilimsel duruştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SEMELPARITY[İng.] değil/yerine/= SEMELPAROZ
( Tipik bir ömür içinde yalnızca bir defa üreyen popülasyon ya da türlerdir.Somon balığı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SENOZOYİK[İng. CENOZOIC] ile/||/<> EKOLOJİK NİŞ[İng. ECOLOGICAL NICHE] ile/||/<> PALEOJEN[İng. PALEOGENE] ile/||/<> PALEOSEN[İng. PALEOCENE] ile/||/<> PLEYİSTOSEN[İng. PLEISTOCENE] ile/||/<> PLİYOSEN[İng. PLIOCENE]
( Senozoyik (66-0 myö) bir jeolojik zaman ismidir. Dinozorların çağı olarak bilinen Mezozoyik'ten sonra gelir ve memelilerin çağı olarak bilinir. İçerisinde Paleojen, Neojen ve Kuvarterner olmak üzere 3 majör dönemde incelenir. Yaklaşık 66 milyon yıl önce Dünya'ya meteor çarpması ile birlikte non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanlar yok olduğu zamandan günümüze kadar olan zamanı kapsamaktadır. Geriye kalan ufak memeliler ve avian dinozorlar (kuşlar) sağ çıkan hayvanlardan bazıları olmuştur. Böylece Senozoyik içinde iki büyük sınıf, boşalan ekolojik nişler sayesinde çeşitlenmeye başlamıştır. @@ Doğadaki popülasyonların ya da organizmaların adapte oldukları spesifik habitat. Genelde besin olanağına göre belirlenir. @@ Paleojen (66-23 myö) bir jeolojik dönemdir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 23 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık 43 milyon yıl sürmüştür. İçerisinde Paleosen, Eosen ve Oligosen olmak üzere 3'e ayrılır. 66 milyon yıl önce gezegene dev bir meteor çarpması sonucu gezegenin jeokimyası değişmiş ve non-avian dinozorların tamamı dahil ağırlığı 25 kg'dan fazla olan hayvanların soyu tükenmiştir. Paleojen'de ise geriye kalan canlılar çeşitlenip, evrimleşmiştir. Bu çeşitliliğin en çok görüldüğü sınıflardan biri avian dinozorlar (kuşlar) ve diğeri memelilerdir. @@ Paleosen (66-56 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık olarak 66 milyon yıl önce ile 56 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Senozoyik Zaman'ın ve Paleojen Dönemi'nin ilk zaman dilimidir. Yani non-avian dinozorların neslinin tükendiği K/T Yok Oluşu'ndaki meteor çarpışmasından sonraki ilk zaman dilimidir. Öncesinde bir Mezozoyik'teki Kretase gelmektedir. Sonrasında ise Senozoyik'teki Eosen gelir. @@ Senozoyik Zaman'ın sonlarında 2.580.000 milyon yıl ile 11.700 milyon yıl öncesini kapsayan jeolojik zaman dilimi. Kuvarter Dönemi'nin başlarına denk gelir. Genellikle "Buz Devri" olarak nitelendirilir. Kendi içinde Gelasiyen, Kalabriyen, Orta ve Üst olarak 4'e ayrılır. Kabaca arkeolojide kullanılan terim olan Paleolitik Çağ'ı kapsamaktadır. Ardından yaklaşık 11.650 yıl öncesine denk gelen zaman diliminde Holosen (Antroposen) devri başlamaktadır ve halen devam etmektedir. @@ Pliyosen (5.33-2.58 myö) bir jeolojik devre ismidir. Yaklaşık 5.333 milyon yıl önce ile 2.58 milyon yıl önceyi kapsayan zaman dilimine denir. Senozoyik Zaman'daki Neojen Dönemi'nin en genç dilimidir. Pliyosen'den önce Miyosen, sonrasında da Pleyistosen gelmektedir. Pliyosen kendi içinde Piasenziyen ve Zankliyen olmak üzere iki dilimde incelenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SEPTICEMIA[İng.] değil/yerine/= SEPTİCEMİA
( Bakteri ya da toksinlerin kana geçmesi sonucu oluşan ateş ve titreme ile beliren durum.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SESAMOID[İng.] değil/yerine/= SESAMOİT
( Tendonların içinde gelişmiş ve diğer kemiklerle bağlantısı olmayan kemik.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SESIL[İng.] değil/yerine/= SESİL
( Bir gövde, sap, pedisel vb. yapılar olmaksızın doğrudan bir yere oturma, aktif olarak yer değiştirememe. Süngerler sesil hayvanlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SEXY SON HYPOTHESIS[İng.] değil/yerine/= SEKSİ OĞUL HİPOTEZİ
( Cinsel seçilim sürecinde dişi bireyin, diğer dişi bireylerin ilgisini çekebilecek özellikler sergileyen erkek bireyleri seçtiğini ileri süren açıklama. Herhangi bir sebepten ötürü erkek birey, dişi bireylerin ilgisini çekecek bir davranışta bulunduğunda bu davranış evrimsel süreçte avantajlı konuma geçer. Bu durumda dişi birey, kendi yavrularının da bu tarz çekici özelliklere sahip olmasını sağlamak adına bu tarz çekici özelliklere sahip erkek bireylerle çiftleşmeyi tercih eder. Bu sayede dişi üreme başarısını artırır. Yani dişi üreme başarısını artırmak amacıyla "seksi oğullar" üretmeyi hedefler. Bu durumda dişiler arasındaki çekici özellikler gösteren erkekleri seçme davranışı giderek güçlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİMBİYOZ[İng. SYMBIOSIS] ile/||/<> ORTAK YAŞAMA (SİMBİYOZ)[İng. SYMBIOSIS]
( Birlikte yaşayıp iki canlının da bundan faydalandığı yaşam biçimi. Örnekler, mercan polipleri ve zooxanthellae algi, geviş getiren hayvanlar ve rumenlerindeki selülozik bakteriler. @@ Ayrı türden iki canlı arasında karşılıklı çıkar ilişkisine dayalı olarak süren, birlikte yaşama biçimidir. Simbiyoz olarak da bilinmektedir. Ortak yaşama biçimi iki ayrı bitki türü, iki ayrı hayvan ya da bir bitki ile bir hayvan arasında kurulabilir. Genel olarak ortak yaşama biçimleri iki ayrı sınıfa ayrılır: ortakçılık ve karşılıklı bağımlılık.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNAPSİT[İng. SYNAPSID] ile/||/<> İNFERİOR ile/||/<> ÖRİYAPSİT[İng. EURYAPSID] ile/||/<> SİNODONT[İng. CYNODONT] ile/||/<> TERAPSİT[İng. THERAPSID]
( Göz çukurunun arka altında tek bir temporal açıklığa sahip olan omurgalı grubu. Diapsidlerdeki arka alt (posteroinferior) çukura yakın bir konumda bulunur. Bu kafatası tipindeki bütün sürüngenlerin soyu tükenmiştir. Ancak memeliler ve memelilere yakın olan canlı türleri bu öbekte yer alır. Filogenetik olarak sinapsitler kendi içinde terapsit denilen bir dal verir. Memeliler ve yakın akrabaları bu alt grup içerisindedir. İnsanda (Homo sapiens) göz çukurundan sonraki ikinci açıklık elmacık kemiğinin kemeri olan arcus zygomaticus'un arkasındadır. Memelilere gelecek dal olan terapsitler dışındaki sinapsitlere aynı zamanda pelikozor denir. Örneğin Dimetrodon bir sinapsit cinsidir ve dinozor değildir. Memelilerle filogenetik olarak daha yakın akrabadır. @@ Alt, altta bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için ayağa yakın olan taraf, dört ayak üzerinde duran omurgalılar için ventral tarafa yakın olan. Vena cava inferior, kanı vücudun alt tarafından kalbin sağ atrium`una getirir. @@ Göz çukurunun arkasında, sinapsitlere benzer olarak tek bir açıklığa sahip omurgalı grubudur. Ancak deliğin konumu sinapsitlerden farklı olarak göz çukurunun arka üstünde (posterosuperior) yer alır, üstelik daha dar ve uzun bir morfolojiye sahiptir. Bütün türlerinin soyu tükenmiştir. Soyu tükenmiş deniz sürüngenleri olan Plesiosauria ve Ichthyosauria takımı bu kafatası tipi dahilindedir. @@ Kafatasında göz çukurunun arkasında tek delik barındıran sinapsitler içinde memelilere gidecek dal olan terapsitler grubunda insanlar dahil memelilere ve yakın akrabalarına evrimleşecek öbeği oluşturan omurgalılardır. Kelime anlamı "köpek dişli" olan sinodontlar, yaklaşık 260 milyon yıl önce Geç Permiyen'de bir grup terapsitten evrimleşmiştir. Fakat bütün sinodontlar memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir. @@ Memelileri ve yakın akrabalarını barındıran, yaklaşık 275 milyon yıl önce yaşamış sinapsit alt grubudur. Sinapsitler gibi kafatasında, göz çukurunun arkasında tek delik bulundururlar. Bacak pozisyonları atasal sürüngen postürü gibi yere paralel değil, daha erekte (dik) ve vücudun merkezine yöneliktir. Bu grup içinde memelilere ulaşacak dal terapsitler içerisindeki sinodont grubudur. Bilinen en eski sinapsitlerden biri Tetraceratops insignis türüdür. Fakat bütün terapsitler memelilere evrimleşmemiştir. Evrimsel süreç dallanarak süregeldiği için uyum sağlayamanların soyu tükenmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SINES (SHORT INTERSPERSED ELEMENTS)[İng.] değil/yerine/= KSE (KISA SERPİŞTİRİLMİŞ ELEMANLAR)
( Memelilerin DNA'sında bolca rastlanan her biri yaklaşık 300 baz çifti uzunluğunda olan genetik kodlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNGAMİ[İng. SYNGAMY] ile/||/<> SİNGENİK[İng. SYNGENEIC]
( Morfolojik olarak benzer iki gözenin birleşmesi ile olan ve bir gözelilerde görülen bir üreme biçimi. @@ Genetiği özdeş (izogenik) üyeleri aynı türden monozigotik ikizlere denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİNİR HÜCRESİ[İng. NERVE CELL] ile/||/<> DENDRİT[İng. DENDRITE] ile/||/<> NÖROTRANSMİTTER[İng. NEUROTRANSMITTER]
( Vücuttaki bilgi iletimini sağlayan özelleşmiş göze tipi. Çekirdek ve organeller "göze gövdesi" adı verilen etrafı "dendrit" adlı kısa dallanmış uzantılarla kaplı olan bir bölgede bulunur. Dendritler sinir gözesine iletilen bilgiyi almakla görevli yapılardır. Dendritlerden çok daha uzun olan "akson" isimli genellikle tek bir tane bulunan dal şeklindeki uzantı ise sinir gözesinin bir başka sinir gözesine bilgi iletiminde görev alır. Akson, bilgiyi ucundaki "sinaps" adlı bir bölgeye iletir. Sinaps bölgesindeki "nörotransmitter" adlı kimyasal haberciler ise bu bilgiyi diğer sinir gözesine aktarır. Bu sayede bilgi iletimi tamamlanmış olur. "Nöron" olarak da adlandırılır. @@ Nöronların, başka bir nörondan gelen elektrokimyasal uyarıyı almakla görevli göze uzantısı. Dallanarak ağaç gibi bir yapı kazanır. Genellikle aldığı uyarı nöron gövdesine taşınır ancak Tek-Kutuplu Nöronlarda (unipolar) dendritten alınan uyarı nöron gövdesini pas geçerek doğrudan aksona taşınır. @@ Bir nöron ile farklı tür bir göze arasında ya da nöronlar arasında iletişimi sağlayan kimyasallardır. Sinir gözelerinden hedef gözelere sinyal iletmekte olan bu kimyasal haberciler, beynin pek çok işlemi düzenlemesine destek olmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİSTEMATİK[İng. SYSTEMATICS] ile/||/<> SİSTEMİK DÖNGÜ / BÜYÜK KAN DOLAŞIMI[İng. SYSTEMIC LOOP]
( Evrimsel ilişkiler ile canlıların sınıflandırılması bilimidir. Taksonomi ile eş anlamlı olarak kullanılabilir. @@ Kalp ile diğer tüm vücut dokuları arasındaki döngüye denir. Kalp ile akciğerler arasındaki pulmoner döngüden farklıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SITE-SPECIFIC RECOMBINATION[İng.] değil/yerine/= BÖLGEYE ÖZGÜ REKOMBİNASYON
( İki belirli ancak homolog olmak zorunda olmayan DNA dizileri arasındaki değişimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİTOKİNEZ[İng. CYTOKINESIS] ile/||/<> SİTOTAKSİ[İng. CYTOTAXIS] ile/||/<> SİTOTAKSONOMİ[İng. CYTOTAXONOMY] ile/||/<> SİTOTİP[İng. CYTOTYPE]
( Hücre bölünmesi sırasında sitoplazmanın bölünme süreci. Hayvan gözelerinde anafaz, bitki gözelerinde ise telofaz evresinde başlar. Sitokinez süreci; hayvan gözelerinde boğumlanma, bitki gözelerinde ise ara plak ile gerçekleşir. @@ Hücrenin bir uyartıya doğru ya da uyartıdan uzağa doğru hareketi. @@ Kromozom sayısı ve yapısına göre yapılan sınıflandırma. @@ Hücrelerin sitoplazmik bir bölgesi ile tanınan kalıtsal bir karakter.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİTOTOKSİK[İng. CYTOTOXIC] ile/||/<> T HÜCRELERİ[İng. T CELLS]
( Hücrelerin ölümüne neden olan kimyasal madde. @@ T-gözesi reseptörü (TCR) kompleksi ve CD3 yüzey markörü ile bulunduran, T lenfositlerinin bir alt grubu. T gözeleri CD4+ yardımcı T gözeleri, CD8+ sitotoksik ve baskılayıcı T gözeleri, gruplarına ayrılırlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SİYAM İKİZLERİ[İng. SIAMESE TWINS] ile/||/<> SİYANOBAKTERİ[İng. CYANOBACTERIA]
( Çoğunlukla kalçalarından, göğüs ya da karınlarından bağlı olan bu ikizler döllenmiş bir tek yumurtanın gelişmesi ve bu gelişim sırasındaki ayrışma sorunları ve gelişimsel bozukluklar ile oluşurlar. Seyrek de olsa başlarından bitişik doğan ikizler de vardır. Bu durum ilk kez Siyamlı kardeşler Chang ve Eng'de görüldüğü için bu adı almıştır. Dilimizde "yapışık ikiz" olarak da adlandırılır. @@ Tek gözeli, fotosentetik prokaryot. Mavi-yeşil alg olarak da isimlendirilir. Klorofil a içerir, ancak kloroplast içermez.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SKLEROFİLİ[İng. SCLEROPHYLLY] ile/||/<> SKLEROTOM[İng. SCLEROTOME]
( Bir çeşit yapısal savunma olarak kullanılan sert ya da kart yapraklar (Yunanca sklēros- “sert” ve phullon- “yaprak” demektir.). @@ Embriyonik gelişim sırasında somitten ayrılıp, notokordu ve omuriliği çevreleyen ardından omurlara farklılaşan embriyonik göze kümesi. Somitler arasında bulunurlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOMA ile/||/<> BARR CİSİMCİĞİ[İng. BARR BODY] ile/||/<> DİPLOİD ile/||/<> NOSİSEPTİF[İng. NOCICEPTIVE] ile/||/<> SİNKARYON[İng. SYNKARYON]
( Üreme haricindeki biyolojik işlevleri gerçekleştiren beden bölümleri. @@ Keşfi yapan Murray Barr'dan adını alan, somatik memeli dişi gözelerindeki inaktif X kromozomudur. Normalde sadece dişi gözelerde görülür. Dozaj telafisi (dosage compentastion) denilen sürecin sonucudur. @@ Normalde somatik gözelerde bulunan tam kromozom sayısıdır. İnsanlar için bu sayı 46'dır. @@ Doku zedelenmesinden kaynaklanan ağrıdır ve koruyucu işleve sahiptir. En sık görülen örnekler arasında eklem ağrısı, bel ağrısı ya da spor yaralanmaları ve ameliyat sonrası ağrı gibi somatik ağrılar bulunmaktadır. @@ Somatik ya da gametik gözelerin çekirdeklerinin birleşmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOMATİK HİPERMUTASYON[İng. SOMATIC HYPERMUTATION] ile/||/<> SOMATİK REKOMBİNASYON[İng. SOMATIC RECOMBINATION] ile/||/<> SOMATİK SANRI[İng. SOMATIC DELUSION]
( B gözelerinin antikor üretmek için kullandıkları genleri mutasyona uğratmasına izin veren bir süreç. B gözelerinin antijenlere daha iyi bağlanabilen antikorlar üretmesini sağlar yani antikorların antijen spesifisitesini artırır. @@ Üreme gözeleri haricinde, vücut gözelerinde oluşan genetik düzenlemelerdir. T Hücresi reseptörleri ve immunoglobulinlerdeki aşırı miktardaki çeşitliliği sağlamaktadır. @@ Kişinin, bedeninde bir sorun olduğuna inanmasına sebep olan sanrı türü. Örneğin kişi, kanser olduğunu ya da bedeninde bazı eksik parçalar olduğunu düşünebilir. Sanrıya sahip olan kişinin bedeninde herhangi bir sorun olmamasına ve tıbbi testlerin durumu doğrulamasına karşın kişi, bedeninde bir sorun olduğuna inanmaya devam eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SONAR (SOUND NAVIGATION AND RANGING)[İng.] değil/yerine/= SONAR (SESLE YÖN BULMA VE MENZİL BELİRLEME)
( Su altındaki nesnelerin yerini belirlemek ve mesafeleri ölçmek için ses dalgalarını kullanan bir teknoloji. Ses dalgalarının gönderilip, nesnelerden yansıyarak geri dönme süresi ölçülerek mesafe hesaplanır. Denizaltı navigasyonu, su altı haritalama ve balık bulma gibi alanlarda yaygın olarak kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SONATA[İng.] değil/yerine/= SENATA
( Günümüzde var olan canlıların en eski ortak atasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOURCE FORGETFULNESS[İng.] değil/yerine/= KAYNAK UNUTKANLIĞI
( Edindiğimiz bir bilgiyi ne zaman, nerede, nasıl koşullar altında edindiğimizi unuturken, bilgiyi hatırlama durumu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOY[İng.] değil/yerine/= SOY
( Belli bir ortak atadan evrimleşen ata ve torun türlerden oluşan gruptur. Bir türün evrimsel geçmişindeki akrabalarını belirtmek için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SOY-İÇİ ÜREME (AKRABA EVLİLİĞİ)[İng. INBREEDING] ile/||/<> SOY-İÇİ ÜREME KRİZİ[İng. INBREEDING DEPRESSION]
( Arasında kan bağı olan bireylerin döl meydana getirmesi. En uç noktası hermafroditlerin kendini döllemesidir. @@ Akrabalar arası üreme dolayısıyla bu yolla oluşan döllerin hayatta kalma şansındaki azalma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SPECIALIST PLANTS[İng.] değil/yerine/= ÖZELCİ BİTKİLER
( Dar bir kaynak tabanına sahip organizma. Özelci otçullar tek bir ya da birkaç bitkinin savunmasına karşı iyi bir adaptasyon geliştirir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SPECIES[İng.] değil/yerine/= TÜR
( Biyolojik sınıflandırmanın en küçük taksonomik birimidir. Kesin sınırlarla çizilmiş bir tanımı bulunmamaktadır ve birden fazla tanımı yapılmaktadır. En yaygın olan "üremeye dayalı biyolojik tür tanımına" göre birbiriyle çiftleşebilen ve verimli döller verebilen canlılar, aynı türe aittir. Ancak bu tanım cinsiyete sahip olmayan tek gözeli canlılar ve alakasız türlerin kolaylıkla çiftleşebildiği bitkiler için kullanılamamaktadır. Bu yüzden, evrimsel farklılıklara, genetik, morfolojik, ekolojik, davranışsal analizlerin sonucunda türlerin belirlenmesine dayanan ve daha kapsamlı olan filogenetik tür tanımı yaygın olarak kabul görmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SPERM ile/||/<> DIŞ DÖLLENME[İng. EXTERNAL FERTILIZATION] ile/||/<> EPİGENEZ[İng. EPIGENESIS] ile/||/<> GAMETOFİT[İng. GAMETOPHYTE] ile/||/<> HARDY-WEİNBERG KURALI[İng. HARDY-WEINBERG PRINCIPLE]
( Erkek üreme gözesi, gamet. @@ Döllenme olayının dişinin vücudunun dışında gerçekleştiği döllenme biçimi. İç döllenmenin zıttıdır. Bu döllenme biçiminde dişi ve erkek bireyler gametlerini suya bırakır ve spermler yumurtaları vücut dışında dölller. Bu üreme biçimi birçok amfibi türünde ve mercanlarda görülebilir. @@ Organizmanın yumurta ve spermdeki ham maddelerden tamamen yeni olarak geliştiğini ileri süren ve canlının gelişmesi üzerine ileri sürülen bir teoridir. Sıralı oluş olarak da bilinir. @@ Döl almaşında haploid nesle denir. Gametofit haploid gametleri (yumurta ve sperm) üretir. Eğrelti otunun yaşam döngüsü @@ Gen frekanslarının hesaplanması için İngiliz matematikçisi Harold Hardy ve Alman Wilhelm Weinberg'in 1908 yılında geliştirdiği formül, kararlı popülasyonlar için geçerlidir. Bu kararlılıktan kasıt seçilim, göç, cinsel seçilim ve mutasyon etkilerinin göz ardı edilmesi ve popülasyonun sonsuz büyüklükte olduğunun varsayılmasıdır. Bu ideal durum, gerçek hayatta neredeyse hiç görülmez, çünkü bu kuvvetlerin hepsi, farklı şekillerde canlılar üzerine her an etki eder. Bu teorik dengeye göre, p baskın karakteri, q çekinik karekteri temsil etmek üzere bir karakterden sorumlu allellerin toplamı 1'e eşittir. Popülasyonda bireylerin frekansı p ve q alellerini taşıyan sperm ile yine aynı alelleri taşıyan yumurtanın döllenmesi sonucu bulunur. Yani p2+2pq+q2=1 olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STABILIZING SELECTION[İng.] değil/yerine/= DENGELEYİCİ SEÇİLİM
( Doğal seçilimdeki doğal sapmalar aşırı bir boyut ve ortalama kazanırsa bunu dengeleyen mekanizma. Temel olarak, çan eğrisi biçiminde oluşan çeşitliliğin, iki ekstrem ucunun dezavantajlı olduğu durumlarda görülen seçilim tipi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STANDARD ERROR[İng.] değil/yerine/= STANDART HATA
( Bir fenotipin, popülasyon içinde ortalama bulunma miktarı gibi tahmin edilmiş bir değerin, şans faktörüne bağlı olarak muhtemel hata büyüklüğüdür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STASIS[İng.] değil/yerine/= DURAĞANLIK
( Değişimin olmaması halidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STEREOGNOSIS[İng.] değil/yerine/= STEREOGNOZİ
( Gözler kapalı iken sadece dokunma ile cisimleri tanıma duyusu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STRAIN[İng.] değil/yerine/= SUŞ
( Bir virüs ya da bakterinin farklı alttürlerinin, aralarında genetik farklılıklar bulunan grupları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- STYLOID PROCESS[İng.] değil/yerine/= STİLOİD PROSES
( Stiloid proses temporal kemiğin petröz parçasının alt kısmında ortalama 2 ila 3 cm arasında iğne benzeri bir çıkıntıdır.[1] Stiloid proses doğumdan sonraki 5-8 yıl arasında kemikleşir ve uzamaya devam eder ancak bu uzama 30'lu yaşlarda yavaşlar.[2] Stiloid prosesin ucu, hyoid kemiğin küçük boynuzuna bağlanan stilohyoid ligament ile devam eder.[2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÜPER SARMAL / SÜPER BÜKÜLMÜŞ DNA[İng. SUPERCOILED DNA] ile/||/<> SÜPERANTİJEN[İng. SUPERANTIGEN]
( Genellikle bu DNA mölekülünün içi yoğun bir biçimde bükülmüş formdadır. Canlılarda görülen burulmuş DNA, sol-elli (negatif) olacak biçimde görülür. Sağ-elli (pozitif) burulma canlılarda gözlenmemiştir. @@ MHC sınıf II moleküllerinin polimorfik olmayan kısımlarına (antijen bağlayıcı yarık dışına) bağlanan ve T gözesi reseptörünün Vb alanı ile etkileşen bir virüsün ya da bakterilerin bir antijenidir. Bu yolla, uygun Vb'yi taşıyan (belirli bir klon yerine) T gözelerinin tüm bir alt grubunu aktive ederler ve ardından süperantijene maruz kaldıklarında aktive edilmiş T gözeleri silinir. Bir süper antijen, yardımcı T göze repertuarının %20'sine kadarını aktive edebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SUPERİOR ile/||/<> DİYAPSİT[İng. DIAPSID] ile/||/<> JUGULER DAMARLAR[İng. JUGULAR VEINS]
( Üst, üstte bulunan, iki ayak üzerinde duran canlılar için başa yakın olan taraf. Vena cava superior, kanı vücudun üst tarafından kalbin sağ atriumuna (kulakçık) getirir. @@ Türkçe "diyapsit" ya da "diapsid" olarak kullanılabilir. Göz çukurunun arkasında iki deliğe sahip kafatası tipini barındıran omurgalı grubudur. Bu kafatası tiplerinde bir üst (superior) ve bir alt (inferior) olmak üzere iki tane temporal çukur mevcuttur. Timsahlar, kertenkeleler, yılanlar, kuşlar, dinozorlar (avian ve non-avian) dahil çeşitli omurgalılar bu kafatası tipine sahiptir. @@ Beyin, yüz ve boyundan kanı boşaltan ve superior vena kava yoluyla kalbe geri döndüren boyundaki çeşitli damarlar. Juguler ven olarak da bilinirler. Tipik olarak, her biri kanı kafanın farklı bölgelerinden kalbe yönlendiren toplamda altı olmak üzere üç çift juguler damar vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SÜPERNOVA[İng. SUPERNOVA] ile/||/<> MESSİER KATALOĞU[İng. MESSIER CATALOGUE] ile/||/<> YENİ GENEL KATALOG[İng. NEW GENERAL CATALOGUE]
( Büyük yıldızların ömürlerinin sonuna geldiklerinde çok parlak ve şiddetli bir biçimde patlamasına verilen isim. Süpernovalar öylesine şiddetlidir ki evrendeki en güçlü patlamalardan birisi süpernovalardır. Süpernova patlamaları esnasında Güneş'in toplam ömründe yayacağı enerjiden daha fazlası uzaya savrulur. @@ 18. yüzyılda yaşamış olan Fransız astronom Charles Messier tarafından oluşturulmuş bir derin uzay cisimleri listesidir. İçerisinde çeşitli galaksilerden yıldız kümelerine, bulutsulardan süpernova kalıntılarına kadar 110 adet gök cismi yer almaktadır. @@ Danimarkalı astronom John Louis Emil Dreyer tarafından 1888 yılında derlenen gök cisimleri listesidir. İçerisinde, gökadalardan süpernova kalıntılarına ve bulutsulardan yıldız kümelerine kadar 7.840 nesne bulunmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SWIM BLADDER[İng.] değil/yerine/= YÜZME KESESİ
( Birçok kemikli balıkta çeperi sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan, hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYMBIOSIS değil/yerine/= YAŞAM ORTAKLIĞI
- SYNAPSIS[İng.] değil/yerine/= SİNAPSİS
( Mayoz bölünme sırasında meydana gelen iki kromozomun eşleşmesi olayı. Genellikle sinaptonemal kompleksi oluşturan mayotik kromozom çekirdeklerinin paralel hizalanması yoluyla gerçekleşir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNGAMY[İng.] değil/yerine/= SYNGAMY
( Zigotun tek (diploit) çekirdeğini oluşturmak üzere iki gamet çekirdeğin birbiri içine kaynaması, birleşmesi sonucu oluşan durumdur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- SYNTENY[İng.] değil/yerine/= SİNTENİ
( Ele alınan bir genomun, belirli gruplarla bağlantılı genleri korunmuş bölgeleridir. Farelerde 17 kromozom ve insanlarda 6 kromozom parçası sinteniktir. Mayoz sırasında ortak olarak ayrışırlar, dolayısıyla genom üzerinde birbirlerine yakın konumlanmışlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAKSON[İng. TAXON] ile/||/<> COPE'UN ÖZELLEŞMEME YASASI[İng. COPES RULE OF THE UNSPECIALIZED] ile/||/<> DIŞ GRUP[İng. OUTGROUP] ile/||/<> EPİTET[İng. SPECIFIC EPITHET] ile/||/<> EVRİMSEL BİYOLOJİ[İng. EVOLUTIONARY BIOLOGY] ile/||/<> İKİLİ ADLANDIRMA[İng. BINOMIAL NOMENCLATURE] ile/||/<> TAKSONOMİ[İng. TAXONOMY] ile/||/<> ÜÇLÜ ADLANDIRMA[İng. TRINOMIAL NOMENCLATURE]
( Taksonomide, organizma gruplarının her birine verilen addır. Çoğulu taksa (İng: taxa) olarak bilinir. @@ Yeni büyük takson ile ilişkili evrimsel yeniliklerin atalarının genel özelliklerine benzemesi, özelleşmesinden daha muhtemeldir. Yani evrimsel süreç bu yasaya göre özelleşme için çaba sarf etmez farklılaşmalar zaman içinde olur. @@ Bir filogenetik analizde, diğer taksonlardan daha önce türleşen, farklılaşan, evrimleşen öbeğe verilen addır. Hominidlerin evrimi analiz edilecek olursa, hilobatlar ve gibonlar dış grup olacaklardır. @@ Taksonomi biliminde, türleri isimlendirmek için kullanılan ikili adlandırmanın ikinci kelimesi. Türü tanımlayan kelimedir ve cins isminden sonra gelir. Örneğin, Homo sapiens türü için "sapiens" epitet addır. @@ Canlılar arasındaki genetik çeşitliliği, türlerin hangi atalardan türediklerini ve evrimsel süreçte geçirdikleri biyolojik değişimleri inceleyen bilim dalı. Bu alanda çalışan bilim insanlarına "evrimsel biyolog" denir. Evrimsel biyoloji doğrudan bireylerin hayatları boyunca geçirdikleri değişimlere odaklanmaz, popülasyonların nesiller boyunca geçirdiği süreçleri inceler. Biyolojinin bir alt dalı olmakla beraber popülasyon genetiği, moleküler evrim, taksonomi, evrimsel ekoloji ve evrimsel tıp gibi birçok alt dalı bulunmaktadır. @@ Taksonomi biliminde, tür adlarının iki kelimeden oluşacak biçimde gösterilmesi. Carl Linnaeus tarafından geliştirilmiştir. İsimlendirmelerde ilk kelime cins adını ifade ederken, ikinci kelime ise epitet ismini ifade eder. İki kelimenin birleşimi tür adını verir. Örneğin, günümüzde nesli devam eden tek insan türü olan Homo sapiens için "Homo", cins ismi iken; "sapiens" ise epitet ismidir. "Homo sapiens" kullanımı ise türü temsil eder. İkili adlandırmaya akademik kaynaklarda ve çeşitli taksonomi yazılarında "binomial nomenklatür" de denmektedir. @@ Geniş anlamda sınıflandırma bilimi. Daha ayrıntılı bir tanımlama ise; yaşayan ve yok olmuş organizmaların sınıflandırılması-yani biyolojik sınıflandırma. Terim, Yunanca taxis ("düzenleme") ve nomos ("kanun") türemiştir. @@ Taksonomi biliminde, alttürleri ve alttür altı taksonları ifade etmek için kullanılan bir isimlendirme biçimi. Örneğin, Panthera pardus pardus alttürü bu biçimde ifade edilmiştir. Üçlü adlandırmaya, akademik kaynaklarda ve bazı taksonomi yazılarında "trinomial nomenklatür" de denmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TARSAL[İng.] değil/yerine/= TARSAL
( Ayak bileği kemiklerine ait.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TAYGA[İng.] değil/yerine/= TAYGA
( Sibirya bölgesinde iğne yapraklı bitkilerin oluşturduğu orman.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEACHING[İng.] değil/yerine/= ÖĞRETİM
( Bilgiyi bulmak, kazanmak, bilgiyi kazanma yolunun ve kazanılan bilgiyi hafızada tutarak yeri geldiğinde kullanabilmek için hatırlamaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELEOLOJİ[İng. TELEOLOGY] ile/||/<> TELEOST
( Teleoloji, Yunanca telos (amaç) sözcüğünden, doğanın işleyişinin arkasında bir amaç ya da tasarım olduğunu düşünce biçimi. @@ İyi bir biçimde gelişmiş kemiklere sahip olan kemikli balıklardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TELOCENTRIC CHROMOSOME[İng.] değil/yerine/= TELOSENTRİK KROMOZOM
( Sentromer kromozomun bir ucuna çok yakın olduğu için sopa biçiminde olan kromozom. p kolu bulunmaz. Bu cins kromozom insanlarda bulunmaz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TEMPERATURE-SENSITIVE MUTATIONS[İng.] değil/yerine/= ISIYA DUYARLI MUTASYONLAR
( Ekspresyonu sıcaklığa bağlı olan mutasyonlar. Himalaya tavşanının soğuğa maruz kalan kısımlarındaki tüylerin beyazdan siyaha dönmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERMINUS[İng.] değil/yerine/= UÇ
( Evrim ağacı üzerindeki dalların en uç noktasıdır. Gününümüzde var olan türleri ya da taksonları, yaşayan tüm bireylerle birlikte kapsayan noktalardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERRAFORMING[İng.] değil/yerine/= DÜNYALAŞTIRMA
( Dünyalaştırma, başka bir gezegeni ya da gök cismini, Dünya'nın yaşamı destekleyen iklimi ve atmosferiyle benzer koşullara sahip hale getirme sürecine verilen isim. Bu durum genellikle atmosferin bileşiminin değiştirilmesi, iklimin düzenlenmesi ve hatta yüzeyin yeniden şekillendirilmesi gibi çeşitli ekolojik ve bilimsel değişiklikleri içinde barındırır. Bu süreç teorik olarak insanların uzayda koloniler oluşturmasını ve diğer gezegenlerde yaşamasını mümkün kılabilir. Ancak dünyalaştırma hâlâ büyük ölçüde teorik bir kavramdır ve uygulamada birçok teknolojik ve etik engel ile karşı karşıyadır.[1][2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TERS ÖZGECİLİK[İng. RECIPROCAL ALTRUISM] ile/||/<> TERSİNİM[İng. REVERSION]
( Farklı zamanlarda, iki birey arasında görülen uyum başarısı değişimidir. @@ Sonradan evrimleşen bir özelliğin, evrimsel süreç içerisinde, atasal formuna geri dönmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TESTICULAR FEMINIZATION[İng.] değil/yerine/= TESTİKÜLER KADINSALLIK
( Y kromozomu üzerindeki SRY geninin eksikliğinden kaynaklanan interseks biçimi. Bu özelliğe sahip olan ve XY seks kromozomunu taşıyan bireyler, androjen hormonuna karşı yeterli tepki veremediklerinden ötürü ikincil erkek karakterlerini taşımazlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TESTİS ile/||/<> KLİNEFELTER SENDROMU[İng. KLINEFELTER SYNDROME] ile/||/<> MAMMİLLER CİSİM[İng. MAMMILARY BODY] ile/||/<> PENİS ile/||/<> SPERMATOSİT[İng. SPERMATOCYTE]
( Testis, hayvanlarda, sperm ve erkek hormonları olan androjenleri üreten organ. İnsanlarda testisler iki tanedir ve oval şekilindedir. Bunlar, penisin hemen arkasında ve anüsün önünde bulunan skrotal kesede bulunurlar. @@ Erkek bireylerde görünen birden fazla X kromozomunun olması durumu. Genelde genotipleri XY yerine XXY olur. Aynı zamanda bu kişilerde büyük göğüsler, küçük testisler, kısırlık ve hafif mental gerilik görülür. @@ Hipotalamusun posteroinferior yüzündeki beyin sapı çekirdeklerine mammiller cisim adı verilir. Beynin alt tarafındaki iki küresel yapı olarak gözlemlenirler, başlangıçta beynin testisleri olarak adlandırılan bu yapılar daha sonra beynin göğüsleri olarak bilinmeye başlandı. Hafıza ile ilgili bilgiler forniks aracılığıyla Mammiller cisimlere iletilir, bu cisimler bellek bilgilerinin iletilmesinin ötesinde tegmentum ile olan bağlantıları yoluyla uygun davranışsal tepkilerin yaratılmasını kolaylaştırmaya yardım eder. @@ Penis, memelilerde erkeklerinin çiftleşme organıdır ve genellikle idrarın vücuttan çıktığı kanalı barındırır. @@ Mayoz bölünmenin de oluştuğu gelişimin spermatogenez evresinde, spermatogonyumdan üretilen erkek gametositidir. Testislerin sperm kanalcıklarında üretilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TETA(Q)[İng.] değil/yerine/= TETA(Q)
( Rekombinasyon kesri (Popülasyon Genetiği'nde).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TETRAPOLAR ile/||/<> TETRİS ETKİSİ[İng. TETRIS EFFECT]
( Basidiomycete'in çiftleşme tiplerini açıklarken haploid misel arasındaki dört farklı etkileşim biçimini tanımlamak için kullanılır. Bu mantarların iki çiftleşme lokusu vardır ve dört derecede eşleşme vardır: her lokusta tam uyumlu, her iki lokusta tamamen uyumsuz, yarı uyumludur (yalnızca lokus 1'de uyumludur) ve yarı uyumludur (yalnızca lokus 2'de uyumludur). Ascomycete'de çiftleşme tipi lokus bialeliktir ve çiftleşme tipi çift kutupludur. @@ Tetris Etkisi (Tetris Sendromu); insanların bir aktiviteye çok fazla zaman harcaması sonucu bu aktivitenin düşüncelerini, zihinsel imajını ve hayallerini etkilemesi durumudur. İsmini, bilgisayar oyunu Tetris'ten alır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THAGOMIZER[İng.] değil/yerine/= THAGOMİZER
( Stegosauridlerin kuyruğunun ucunda, yırtıcılara karşı savunma aracı olarak kullanılan 4-10 adet kemiksi çıkıntı. 1982'de Gary Lanson adında bir karikatürist tarafından ilk defa kullanıldı. Ardından resmi olarak paleoanatomide kullanıldı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THE LAW OF INDEPENDENT ASSORTMENT[İng.] değil/yerine/= BAĞIMSIZ DAĞILIM İLKESİ
( Mendel'in İkinci Yasası olarak da bilinen bu yasa, farklı genlerin üreme gözelerinin oluşması sırasında birbirinden bağımsız olarak ayrıldığını söyler. Çeşitliliğin temel sebeplerinden biri.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THEODICY[İng.] değil/yerine/= TEODİSE
( Din felsefesinde; her şeyi bilen ve mutlak iyi olan Tanrı'nın kötülüğe neden izin verdiğini açıklamaya dair çabaların tümü. Kelime, Yunanca theos "tanrı" ve dikē "adalet" kelimelerinin bir araya gelmesinden meydana gelir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THORACIC[İng.] değil/yerine/= TORASİK
( Göğüs ve göğüs kafesini kapsar, bunlarla ilişkili yapıları kastetmek için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THREE-PRIME END[İng.] değil/yerine/= ÜÇ-ÜSSÜ (3') UCU
( Transkripsiyon ucuna karşılık gelen serbest 3' hidroksil öbeği içeren bir DNA ya da RNA zincir sonu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THROMBOCYTE[İng.] değil/yerine/= TROMBOSİT
( Trombosit, kan pıhtılaşmasında önemli bir rol oynayan ve kemik iliğinde üretilen küçük kan bileşenleridır. Trombositlerin temel işlevi yaralı kan damarlarındaki kanamayı durdurmaktır. Memelilerde trombositler çekirdeksiz, platelet denilen gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- THYROID GLAND[İng.] değil/yerine/= TİROİD BEZİ
( Tiroid bezi boyundaki kelebek şeklindeki bir endokrin bezdir. Dolaşım sistemine salınan iki hormon üretir: tiroksin (T4) ve triiodotironin (T3). Bu hormonlar, vücudunuzdaki tüm gözelerin normal biçimde çalışması için gereklidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TI (TUMOR-INDUCING) PLASMID[İng.] değil/yerine/= Tİ (TÜMÖR TETİKLEYİCİ) PLAZMİD
( Genellikle bitki genetik mühendisliğinde vektör olarak kullanılan Agrobacterium tumefaciens'in plazmid DNA'sıdır. Bu plazmid, bitki gözelerini enfekte edip tümör oluşmasına neden olur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TONSIL[İng.] değil/yerine/= BADEMCİK
( Dilin kaidesinde ve yutağın başlangıç bölgesinde yer alan lenf dokusu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TOPOISOMERASE[İng.] değil/yerine/= TOPOİZOMERAZ
( Bir topolojik formdan digerine DNA'yı dönüştüren enzimlerin bir sınıfıdır. DNA replikasyonunda bükümlü DNA nın dönerek açılmasını kolaylaştırır. DNA'nın topolojisinde görülen bir izomeraz enzimidir. İlk topoizomeraz, E.coli topo I, James C. Wang tarafından keşfedildi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRACHEA[İng.] değil/yerine/= TRAKEA
( Nefes borusu; kıkırdak halkalarla güçlendirilmiş, gırtlaktan bronşiyal tüplere uzanan ve akciğerlere ve akciğerlerden hava taşıyan büyük bir membranöz tüp.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANS SPECIES EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞ TÜRLERİNİN EVRİMİ
( MHC alelik çeşitliliğin çok tercih edilen türü.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANS-ETKİLİ GEN[İng. TRANS-ACTING GENE] ile/||/<> TRANSDÜKSİYON[İng. TRANSDUCTION] ile/||/<> TRANSKRANİYAL MANYETİK STİMÜLASYON[İng. TRANSCRANIAL MAGNETIC STIMULATION] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BAŞLAMA KONUMU[İng. TRANSCRIPTION START SITE] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON BİRİMİ[İng. TRANSCRIPTION UNIT] ile/||/<> TRANSKRİPSİYON FAKTÖRLERİ[İng. TRANSCRIPTION FACTORS] ile/||/<> TRANSKRİPTOM[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMA[İng. TRANSCRIPTOME] ile/||/<> TRANSKRİPTOMİK[İng. TRANSCRIPTOMICS] ile/||/<> TRANSPİRASYON[İng. TRANSPIRATION] ile/||/<> TRANSPOSAZ[İng. TRANSPOSASE]
( Farklı bir kromozom üstündeki başka bir gen ile hareket ya da işbirliği eden gendir. @@ Bir bakterinin DNA'sının, bir diğer bakteriye, genellikle bir virüs aracılığıyla bulaşması, geçmesi durumudur. Kalıtsal maddelerde özel bir çeşit yeniden düzenleme (Genlerde Yeniden Düzenleniş) durumudur. Gametlerin birleşmesinden çok, bulaşma olaylarında görülen bir durumdur. Belirli bir bakteri kuşağındaki (soyundaki) DNA, başka bir kuşağın genetik karakterlerini kapabilir. Antibiyotiklere karşı direnç, bir bakteriden diğerlerine transdüksiyon yoluyla geçmektedir. @@ Beyindeki sinir gözelerini uyararak depresyon semptomlarını iyileştirmek için manyetik alanları kullanan invaziv olmayan bir prosedür. Tipik olarak diğer depresyon tedavileri etkili olmadığında kullanılır. @@ mRNA sentezinin başladığı gen pozisyonu.Bu akış yönünde 5 UTR olarak anılan translasyon başlama bölgesine giden konum. @@ Öncü kodon ve sonlandırma kodonu arasında uzanan DNA bölgesi. @@ Transkripsiyon başlama düzenlenmesine kontrol elemanlarını bağlayarak ve RNA polimerlerinin hareket etmesine izin vererek direk olarak katılan proteinlerdir. Transkripsiyon etmeni genlerin transkripsiyonunu düzenlemek için DNA üzerinde belirli bir diziye bağlanabilir. @@ Belirli bir göze, doku ya da organizmanın belirli bir zaman diliminde ürettiği tüm RNA moleküllerinin toplamını ifade eden terim. Transkripsiyon süreci, genetik bilginin DNA'dan RNA'ya aktarılması işlemidir ve genlerin ifadesinin başlangıcı anlamına gelmektedir. Bu süreçte, belirli genlerin DNA dizileri RNA moleküllerine çevrilir. Bu RNA'lar daha sonra protein üretimi için kullanılır. Transkriptom analizi, hangi genlerin hangi koşullar altında aktif olduğunu ve bu aktivitenin nasıl değiştiğinin anlaşılmasını sağlar. @@ Herhangi bir zamanda, göze popülasyonu olarak ifade edilen bütün genlerin kimlik ve ekspresyon seviyesini gösterir. @@ Bir organizmanın belirli bir göze, doku ya da organizmada belirli bir zaman diliminde üretilen tüm RNA moleküllerinin incelenmesiyle ilgilenen bilim dalı. Bu disiplin, hangi genlerin aktif olduğunu ve bu genlerin aktivitesinin çeşitli iç ve dış etmenlere nasıl tepki verdiğini anlamayı amaçlar. @@ Bitkilerin stomalar aracılığı ile su kaybetmesi. @@ Transpozon yerleştirmesini katelize eden enzimdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANSITIONAL FOSSIL[İng.] değil/yerine/= ARA TÜR FOSİLİ
( Evrimsel süreçte hem ata türe, hem de torun türe ait özellikleri bünyesinde barındıran canlı türlerinin fosilleşmiş kalıntıları.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TREHALOSE[İng.] değil/yerine/= TREHALOZ
( İki glikoz molekülünden oluşan bir şekerdir. C12H22O11 formülü ile gösterilir. Bazı omurgasız hayvanlar, bakteriler, mantarlar ve bitkiler donmaktan ve susuzluktan korunmak için enerji kaynağı olarak trehaloz sentezler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRIPEDAL[İng.] değil/yerine/= ÜÇ AYAKLI
( Canlılarda üç uzvun kullanılması ile yapılan harekete verilen isimdir. Papağanlar, bilinen tek tripedal canlı türüdür. Tripedal sözcüğü, Latince’de "tri = üç" + "ped = ayak" anlamlarına gelen sözcüklerden oluşmaktadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRISOMY[İng.] değil/yerine/= TRİZOMİ
( Belirli bir kromozomda 3 kopya bulunmasıdır. En yaygın trizomi 21. kromozomdadır. 18. kromozomda da mümkündür.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TROGLOMORPHISM[İng.] değil/yerine/= TROGLOMORFİZM
( Troglomorfizm, mağara ve yeraltı gibi karanlık yaşam alanlarına uyum sağlamış canlıların sahip olduğu morfolojik karakterlere denir. Örneğin pigment kaybı, görme alanının azalması ve körelmiş uzuvlar gibi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TROPHIC REDUNDANCY[İng.] değil/yerine/= TROFİK YEDEKLİLİK
( Bir ekosistem içinde farklı türlerin benzer beslenme rollerini üstlenmesi anlamına gelir. Bu durum, ekosistemdeki herhangi bir türün ortadan kalkması durumunda, onun ekolojik fonksiyonlarını devralabilecek ve benzer beslenme alışkanlıklarına sahip diğer türlerin varlığına işaret etmekte. Bu kavram, ekosistemlerin direncini ve sağlığını destekleyen önemli bir faktör. Çünkü türler arasında diyet örtüşmesinin yüksek olması, bir türün yok olması halinde ekosistemin işlevselliğinin korunmasına yardımcı olur. Başka bir deyişle, trofik yedeklilik ne kadar yüksekse, ekosistem o kadar dirençli olur. Türler arasındaki diyet örtüşmesi arttıkça trofik yedeklilik artar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TSH[İng.] değil/yerine/= TSH
( TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon), tiroid işlevini kontrol eden bir hormondur. Hipofiz bezi tarafından üretilir. Tiroid bezini, triiodotironin (T3) ve tiroksin (T4) hormonlarının üretmesi için uyarır. Bu hormonların vücuttaki miktarı ve dengesi hemen hemen her fizyolojik süreci özellikle metabolizmayı etkiler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TUMOR SUPPRESSOR GENES[İng.] değil/yerine/= TÜMÖR BASKILAYICI GENLER
( Hücre döngüsü kontrol noktalarını düzenleyen ve apoptozis sürecini başlatan genlerdir. Tümör baskılayıcı genler tarafından kodlanan proteinler DNA hasarına ya da dış çevreden gelen büyümeyi baskılayan sinyallere yanıt olarak göze döngüsü sürecini durdurabilmektedir. Bu genler mutasyona uğradıklarında ya da inaktive olduklarında işlevlerini kaybederler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TÜRDİRİLLTİMİ[İng. DE-EXTINCTION] ile/||/<> GERİ ISLAH[İng. BACK-BREEDING] ile/||/<> KLON[İng. CLONE] ile/||/<> YAPAY SEÇİLİM[İng. ARTIFICIAL SELECTION]
( Soyu tükenmiş türlerin bireylerine (genellikle genetik olarak) benzer canlı organizmaların yeniden oluşturulma süreci. Daha uzun tanımıyla türdiriltimi; soyu tükenmiş bir türün genetik açıdan benzer canlılarda yapay seçilim yoluyla geri ıslah, klonlama ve genom düzenlemesi gibi teknikler kullanılarak canlı bir organizmanın nesli tükenmiş türe doğru değiştirilmesi sürecidir. @@ Canlı organizmaların popülasyonları içindeki belirli atasal özelliklerin yeniden ortaya çıkarılması adına yapay seçilimin kullanılması. @@ Ebeveynine genetik olarak birebir benzeyen canlı. Aynı zamanda, genetik olarak birebir aynı olan canlı bireylerini ya da gruplarını da belirtmek için kullanılır. @@ İstenen karakterleri taşıyan canlıların, bir diğer canlı tarafından (genelde insan tarafından) seçilerek bunlardan döl alınması. Pratik olarak bakıldığında, insanoğlunun evrim üzerinde sahip olduğu bir çeşit kontrol yöntemi. Bitkilerde hastalıklara karşı dirençli ve fazla ürün veren türler; sığırlarda da çabuk büyüyen ve fazlaca et ya da süt veren türler bu yapay seçilim yöntemiyle elde edilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TURGOR PRESSURE[İng.] değil/yerine/= TURGOR BASINCI
( Suyun göze çeperine yaptığı basınçtır. Bitki gözesi, saf su alarak bir miktar şişer. Hücre özsuyunun yüksek seviyedeki osmotik yoğunluğu dolayısıyla dış ortamdaki su, iç ortama doğru hareket eder ve geçiş yaşanır. İçeri giren su, göze zarını göze çeperine doğru basınç oluşturarak iter. Bu basınca, turgor basıncı adı verilmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- TÜRLER = LUCRETIUS[Lat.] = EIDÕLA[Yun.]
- TÜVÂNÂ[Fars. < TEVÂNÂ] değil/yerine/= GÜÇLÜ, DİNÇ, CANLI
- ULNA[İng.] değil/yerine/= ULNA
( Dirsek kemiği ya da ulna; ön kolda en küçük parmaktan dirseğe kadar uzanan, anatomik pozisyonda medial yani iç tarafta bulunan, dirsekten bileğe daralan şekle sahip uzun bir kemiktir. Ön kolda radius kemiğine paralel olarak yerleşiktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ULTIMATE CAUSATION[İng.] değil/yerine/= NİHAİ NEDENLEME
( Uyum başarısı kazancı açısından özelliklerin neden evrimleştiğini açıklamadır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- UNCUS[İng.] değil/yerine/= UNKUS
( Unkus, temporal lobun ön ve en medialinde yer alır. Birincil koku alma alanının en büyük kısmını oluşturur.[1] Koku alma, duyular ve bu işlevlerle ilgili olan çok sayıda çekirdek ve korteks ile olan bağlantıları dolayısıyla yeni anıların oluşturulması ile ilişkilendirilir.[2]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- UNEQUAL CROSSING OVER[İng.] değil/yerine/= EŞİT OLMAYAN ÇAPRAZLAMA
( Doğru eşlenmeyen DNA'da meydana gelen çaprazlanma, yavru gözelerde bazı dizilimlerin çiftlenmesine ve bazılarında silinmelere neden olur. Buna eşit olmayan çaprazlanma denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- UNGULATE[İng.] değil/yerine/= TOYNAKLI
( Toynaklı ayakları ve otçul beslenmeleri ile bilinen bir memeli hayvan grubu. Modern toynaklı memeliler iki ana takımda sınıflandırılırmaktadır: Artiodactyla, yani çift parmaklı toynaklılar (domuzlar, develer, geyikler ve sığırlar) ve Perissodactyla, tek parmaklı toynaklılar (atlar, tapirler ve gergedanlar).
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- UNIPARENTAL DISOMY[İng.] değil/yerine/= TEK EBEVEYNLİ DİSOMİ
( Bir ebeveynden karşılık gelen homologun kaybıyla, diğer ebeveynden gelen bir kromozomun her iki homologunun katılımı. Mol gebelik, ebeveyin disomi bozukluğudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ÜREME HATTI MOZAİKLİĞİ[İng. GERMLINE MOSAICISM] ile/||/<> ÜREME YALITIMI[İng. REPRODUCTIVE ISOLATION]
( Bir kişide genetik yapısı farklı iki ya da daha çok eşey göze öncüllerinin bulunması. @@ İki farklı canlı türünün çiftleşip verimli döller vermesini engelleyen coğrafi, davranışsal, fizyolojik ya da genetik etkenler. Bu etkenler iki farklı popülasyon arasındaki gen akışını engeller, bu sebeple her iki popülasyon arasında melez oluşamaz. "Üreme izolasyonu" olarak da bilinir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- USTILAGO[İng.] değil/yerine/= USTİLAGO
( Mantar Aleminin Basidiomycetes Şubesinden bir cins. Çok polimorfik çiftleşme türleri ile bilinen smut mantarlarını temsil eder.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAJİNA[İng. VAGINA] ile/||/<> YAPAY DÖLLENME[İng. ARTIFICIAL FERTILIZATION]
( Latincede "vāgīna" sözcüğünden gelen, Türkçeye "vajina" olarak giren bu sözcüğün kelime anlamı "kılıf" ya da "kın"dır. Dişilerin, lifli ve kaslı (fibromasküler) yapıda olan üreme organının bilimsel adıdır. Canlılarda cinsel birleşme ve çocuk doğumu görevlerine sahiptir. "Vajinit, dişilerde görülen bir tür vajina hastalığıdır ve vajinanın iltihabından bahsederken kullanılır." @@ Cinsel birleşme dışında, başka bir yolla, genellikle deneysel olarak spermlerin vajinaya iletilmesidir. Bu yöntem, seçkin bir erkekten çok sayıda yavru alınmasına yaradığı için hayvancılıkta çok kullanılmaktadır. İnsanlarda da, cinsel iktidarsızlık ve kısırlık tedavisinde, sınırlı da olsa bu yöntemden yararlanılabilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAKÜOL/VACUOLE[İng.] değil/yerine/= KOFUL
( Koful ya da vakuol; bitkiler, mantarlar, hayvanlar, bazı protistalar ve bakterilerde bulunan ve çeşitlerine göre boyutları değişebilen içi sıvı dolu boşluklardır. Kofullar endoplazmik retikulum, golgi aygıtı, göze ve çekirdek zarından oluşabilir. Temel görevleri; depo, sindirim, salgı, boşaltım ve tatlı su mikroorganizmalarında su dengesini sağlamaktır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VARIANT[İng.] değil/yerine/= VARYANT
( Mutasyon ve polimorfizm tanımlarındaki belirsizlik nedeniyle, her genetik değişim bir dizi varyasyon olarak ve alleler ise varyant olarak adlandırılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VAZODİLATASYON[İng. VASODILATION] ile/||/<> VAZOKONSTRİKSİYON[İng. VASOCONSTRICTION]
( Kan damarlarının duvarındaki düz kasların gevşemesi sonucu damarların genişlemesi durumu. Bu genişleme, kan akışını artırarak belirli bölgelere daha fazla kan gitmesini sağlar ve kan basıncının düzenlenmesinde rol oynar. @@ Kan damarlarının duvarlarındaki düz kasların daraldığı ya da büzüştüğü fizyolojik süreç.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VEGETATION[İng.] değil/yerine/= VEJETASYON
( Coğrafi bir bölgedeki bitkilerin oluşumu ve yayılımıdır. Bunu inceleyen bilim dalına da vejetasyon denebilir. Sinekoloji olarak da bilinir. Ekolojik istekleri aynı olan bitkilerin birlikler oluşturarak 1 ya da 2 dominant taksonun kontrolünde gösterdiği yayılışı inceler. Bitkiler bulundukları yerde (doğal ortamlar, beşeri araziler değil) tesadüfen bulunmazlar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VELOCITY[İng.] değil/yerine/= HIZ
( Hareketli cisimlerin birim zamanda yaptığı yer değiştirmedir. Vektörel bir büyüklük olup "v⃗\vec{v}
v
" ile gösterilir. Hızın SI birimi "m/s"dir. Bunun yanında "km/h" ve "cm/s" gibi birimler de kullanılabilir. Hızın matematiksel formülü şu şekildedir:
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VENTRICLE[İng.] değil/yerine/= VENTRİKÜL/KARINCIK
( Kalbin alt kısmında, vücudun anterior bölgesinde bulunan iki adet odacığın adıdır. Karıncık da denir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VESICLE[İng.] değil/yerine/= VEZİKÜL
( Vezikül; göze içinde maddeleri depolayan, madde aktarımı yapan, göze ürünlerini sindiren ve boşaltan, diğer organellerden daha küçük bir keseciktir. Çift katlı lipit katmanına sahiptir. Çift katmanlı lipit sayısına göre unilamel vezikül (tek lamelli vezikül) ya da multilamel vezikül (çok lamelli vezikül) olarak çeşitlendirilir. Hücre içinde doğal olarak oluşan veziküller aynı zamanda suni olarak da oluşturulabilirler. Bu durumda bunlara lipozom adı verilir, lizozomlar ile karıştırılmamalıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VICARIANCE[İng.] değil/yerine/= VİKARYANS
( Popülasyonun önceki bulunma menzilinin iki ya da daha fazla kısma bölünmesidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VIROID[İng.] değil/yerine/= VİROİD
( Sadece tek sarmalı olan, kısa (270-380 nükleotid) hastalık etkeni molekül. Virüslerin viroidlerden farkı; virüslerde protein kapsülü bulunmasına karşılık viroidler çıplak RNA molekülü içerirler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VIRTUE EPISTEMOLOGY[İng.] değil/yerine/= ERDEM EPİSTEMOLOJİSİ
( Çağdaş analitik felsefe geleneğinde Ernest Sosa ve Linda Zagzebski tarafından temsil edilen bir yaklaşım. Etik bir yaklaşım olan ve kökenleri Aristoteles’e kadar giden erdem etiği ile epistemik gerekçelendirme kuramları arasında kurulan köprü bir köprüdür. Bu yaklaşım, bilme eylemini kişi ve kişinin sahip olduğu belirli türden epistemik yetilerin kendisiyle ilişkilendirir. Ahlaken doğru davranan biri nasıl ki bu doğru davranışını sahip olduğu karakter özelliklerine borçluysa, bu yaklaşıma da göre de bilen kişinin bu bilme eylemini, sahip olduğu epistemik yetilere sahiptir. Ülkemizde Kemal Batak tarafından temsil edilmektedir. Daha fazla bilgi için şu yazımızı okuyabilirsiniz.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VIRULENCE[İng.] değil/yerine/= VİRÜLANS
( Bir patojenin ya da mikroorganizmanın konakta hastalığa neden olabilme yeteneği. Genellikle mikrobun konağa verdiği zararın derecesi olarak ifade edilmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VITALISM[İng.] değil/yerine/= VİTALİZM (DİRİMSELCİLİK)
( Yaşayan organizmalarda bulunan bir gücün ("yaşam gücü"), cansız organizmalarda olmadığını ileri süren ve kökü Aristo'ya kadar dayanan bir teoridir. Bu görüş, bütün uzvi aksiyonları kapsar. Modern bilim açısından geçersiz bir tutumdur. Paul Joseph Barthez'e göre, hayati olaylar, canlıların dışında, benzerine rastlanmayan bir gücün sonuçlarıdır. Bu fikirler, Bichat, Cuvier, Johannes Müller gibi birçok fizyolojisi tarafından kabul edilmiştir. Hattâ bugün bile, bu fikirleri tutanlar vardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- VIVISECTION[İng.] değil/yerine/= DİRİKESİM
( Hayvanlar için başta olmak üzere, canlıların bilimsel amaçlar için cerrahi tekniklerle parçalarına ayrılma işlemidir.Aşağıdaki görsel bir hayvan laboratuarında gerçekleştirilen viviseksiyon işlemine aittir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- W AND Z CHROMOSOMES[İng.] değil/yerine/= W VE Z KROMOZOMLARI
( Yılan, kuş ve güve gibi bazı canlı gruplarında bulunan cinsiyet belirleyici kromozomlardır. Bu türlerin dişi bireyleri WZ dizilimine, erkekleri ise ZZ dizilimine sahiptir. Dolayısıyla bu türlerde cinsiyeti dişi birey tayin etmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WAHLUND EFFECT[İng.] değil/yerine/= WAHLUND ETKİSİ
( Bir popülasyon içinde bulunan alt popülasyonlardaki alel frekansının dağılımından ötürü, popülasyon genelinde heterozigotluğun nesiller içinde azalmasına denir. 1928 yılında Sten Wahlund keşfetmiştir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WESTERN BLOT[İng.] değil/yerine/= WESTERN BLOT
( Bir protein solüsyonunda aranan bir proteinin olup olmadığını ve varsa ne kadar olduğunu belirlemekte kullanılan yöntemdir. Elektroforezle ayırt edilen proteinler bir zara gönderilir ve daha sonra etiketli antikorlar kullanmak gibi bir takım yöntemlerle proteinler görselleştirilir. Özellikle HIV (+) bulunan örneklerin doğrulanmasında başvurulur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WILD TYPE[İng.] değil/yerine/= VAHŞİ TİP
( Doğada yaygın olarak bulunan bir alel ya da fenotip için kullanılır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WILD TYPE[İng.] değil/yerine/= YABANİ TİP
( Bir türün doğadaki tipik, alışılagelmiş, yaygın fenotipidir. Tükettiğimiz, yapay seçilim ile üretilen, genetik müdahalelerden geçen muzdan farklı olarak gerçekte muzun yabani tipi çok sayıda sert tohumlara sahiptir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- WING MEMBRANE[İng.] değil/yerine/= KANAT ZARI
( Yarasalarda ikinci ve beşinci parmaklar arasında uzanan zar.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- XENOPUS[İng.] değil/yerine/= XENOPUS
( Memelilerle yaklaşık 350 milyon yıl önce ortak bir ata bulunduran bir amfibi (kurbağa). MHC'nin her üç bölgesinin birbiriyle bağlantılı olduğu en eski tür. Yumurtaları çok büyüktür ve döllenmeden önce bile önden-arkaya oryantasyonuna sahiptir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- XENOTRANSPLANTATION[İng.] değil/yerine/= KSENOTRANSPLANTASYON
( "Kseno", Yunancada "yabancı" anlamına gelir; "transplantasyon" ise "aktarma" demektir. Farklı tür hayvanlar arasında yapılan, başarı şansı en az olan doku naklidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YANAL ÇİZGİ[İng. LATERAL LINE] ile/||/<> YANALLAŞMA[İng. LATERALIZATION]
( Balıklarda ve kuyruklu sürüngenlerde vücudun yan tarafında çukurlar ya da kanallar biçiminde görülen bir duyu gözeleri sistemidir. Bu organlar muhtemelen avlanan balıkların ve gruplarının sudaki hareketlerinden oluşan, alçak frekanslı titreşimleri algılarlar.Aşağıdaki görselde bir köpek balığına ait yanal çizgi duyu organı görülmektedir. @@ Beynin iki yarım küresinin (hemisfer) birbirinden farklı işlevleri gerçekleştirmek amacıyla özelleşmesi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YAŞAM = HAYAT = LIFE[İng.] = VIE[Fr.] = LEBEN[Alm.] = VITA[Lat.] = BIOS[Yun.] = VIDA[İsp.]
- YAŞAMSAL(VİTAL) ile/ve/<> YAYILMACI/BULAŞICI(VİRAL)
- YAŞLANMAK ile/ve/değil/yerine KOCAMAK/KARIMAK/KARTALMAK/KARTLAŞMAK
( COTTURUK: Kocamış, çirkinleşmiş kişi. )
- YEAST 2 HYBRID SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İKİLİ MAYA HİBRİDİZASYON SİSTEMİ
( Protein-Protein ve Protein-DNA etkileşimlerini açığa çıkarmak üzerine proteinlerin fiziksel etkileşimlerini kullanan moleküler biyoloji tekniğidir. Varyasyonları zamanla geliştirilse de ilk orijinal teknik Stanley Fields ve Ok-Kyu Sing tarafından 1989'da geliştirilmiştir. Sistem transkripsiyon faktörünün yukarı akış aktivasyon genine bağlanıp aşağı akış haberci genini aktive etmesini kullanır. Transkripsiyon faktörünün DNA’ya bağlanma bölgesi (DBD) yukarı akış aktivasyon sekansına bağlanır ve aktivasyon bölgesi (AD) transkripsiyonun aktivasyonundan sorumludur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YEAST ARTIFICIAL CHROMOSOME[İng.] değil/yerine/= MAYA YAPAY KROMOZOMU
( Yapay bir kromozom olmakta olup 100 kb (baz çifti) den 3000 kb'ye kadar DNA parçalarını klonlamakta kullanılır. Maya DNA'sı kullanılarak üretildiği için ismi maya yapay kromozomudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- YETİŞKİN[İng. ADULT] ile/||/<> NEOTENİ[İng. NEOTENY] ile/||/<> PEDOMORFOZ[İng. PEDOMORPHOSIS] ile/||/<> PLURİPOTENT KÖK HÜCRE[İng. PLURIPOTENT STEM CELL]
( Latincede adultus sözcüğünden köken alan bu sözcük, insanların genellikle cinsel üreme yaşına gelmesiyle edindikleri yaş durumuna işaret eder. Yetişkin, erişkin olarak kullanılır. Psikolojide ise, doğru zamanda, doğru biçimde davranmanın öğrenildiği zamana denk gelir. @@ Yetişkin hayvanlarda yavruluk özelliklerinin korunması durumu. @@ Gelişim biyolojisi alanında çalışılan bir konudur. Gençlerde görülen özelliklerin yetişkinlerde de değişmeden görülmesidir. @@ Pluripotent kök gözeler, bölünerek kendini yenileme ve erken dönem embriyonun üç birincil germ göze katmanının hepsine ve dolayısıyla yetişkin vücudunun tüm gözelerine dönüşme kapasitesine sahip (plasenta gibi ekstra-embriyonik dokular hariç). Embriyonik kök gözeler ve uyarılmış pluripotent kök gözeler pluripotent kök gözelerdir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEBRA BALIĞI[İng. ZEBRAFISH] ile/||/<> DOĞURGANLIK[İng. FECUNDITY]
( Omurgalıların biyolojisi, fizyolojisi ve insan hastalıklarını incelemek için kullanılan bir model organizma (Danio rerio). Yüksek doğurganlık ve kısa üretim süresi, genetik çalışmalar için de elverişlidir. Bir diğer kullanışlı özellik kızartmalarının şeffaf olmasıdır. İnsan hastalıklarına benzeyen yüzlerce mutantı tespit edilmiştir. @@ Bir birey tarafından üretilen gametlerin toplamıdır. Genellikle dişilerin ürettiği yumurta sayısı olarak belirlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZENO[İng. ZENO] ile/||/<> ZENOBİYOZ[İng. XENOBIOSIS] ile/||/<> ZENOFOBİ[İng. XENOPHOBIA] ile/||/<> ZENOİK[İng. XENOIC]
( Yunanca acayip, yabancı anlamlarına gelen ön ek. @@ Bir sosyal böcek türü kolonisinin diğer böyle bir türün yuvasında yaşaması durumu. Kendi yavrularını ayrı tutarlar, fakat serbestçe dolaşarak besinleri yerler. @@ Yabancılara karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yabancı" anlamına gelen ξένος ("xénos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phóbos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Başka organizmaların boş kabuklarında yaşama.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]
( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)