Türkçe'si Varken... FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 27.963 başlık/FaRk ile birlikte,
27.963 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(113/113)
- ZABIT/ZAPT/ZABT[Ar.] değil/yerine/= TUTANAK
- ZABT-U-RABT[Ar.]/DİSİPLİN[İng.] değil/yerine/= SIKIDÜZEN
- HUILE DE VITROL[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAÇ YAĞI
- ZAFER[Ar.] değil/yerine/= UTKU
- ZÂHİREN[Ar. + Fars.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTE
- ZÂHİRÎ MUAMELE[Ar.]/SCHEINGESECHAEFT[Alm.] değil/yerine/= GÖRÜNÜŞTEKİ İŞLEM
- ZAHMET değil/yerine/= GÜÇLÜK
- ZAHMET değil/yerine/= SIKINTI, EZİYET, RAHATSIZLIK | ZOR, GÜÇ | YORGUNLUK
- ZAKKUM[Ar.] değil/yerine/= AĞIAĞACI/AĞIÇİÇEĞİ
( Zakkumgillerden, çiçekleri beyaz ya da pembe renkli, çoğunlukla kurumuş dere yataklarında kendin kendine yetişen, ağılı bir bitki. )
( NERIUM OLEANDER )
- ZÂLİM[Ar.] değil/yerine/= KIYINÇÇI
- ZÂLİMCE değil/yerine/= KIYINÇLA
- TIME INTERVAL[İng.] / INTERVALLE DE TEMPS[Fr.] / ZEITABSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN ARALIĞI
- TIME DILATATION[İng.] / DILATATION DU TEMPS[Fr.] / ZEITDILATATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN GENLEŞMESİ
- ZEITUMKEHROPERATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİ İŞLEMCİSİ
- ZEITUMKEHR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERS SİMETRİSİ
- TIME REVERSAL[İng.] / INVERSION DU TEMPS[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİĞİ
- TIME REVERSAL OPERATOR[İng.] / OPÉRATEUR D'INVERSION TEMPORELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAMAN TERSİNİRLİK İŞLEMCİSİ
- ZAMAN değil/yerine/= SÜREY
- ZAMAN ile/ve/<> VAKİT/ÇERLİK[dvnlgttrk]
( ... İLE/VE/<> Özel bir dilim. )
( Vakit, idrak sahibinedir. )
( Vakit, keskin kılıçtır. )
( Zaman onları ifnâ etmez, vaktin içinde vakti yaşayanlara ibn'ül-vakt denilir. )
( Zaman, insana emanettir. )
( Yarın ya da yarına bırakmak tarikat halinden değildir. )
( SA'AT-İ VAHİDEDİR ÖMR-İ CİHAN SA'ATİ TAATE SARFEYLE HEMAN )
- ZAMİR[Ar.] değil/yerine/= ADIL
- ZAMK[Ar. < ŞAMG] değil/yerine/= TUTKAL/YAPIŞTIRICI
- ZAN değil/yerine/= SANI
- ZANBAK değil ZAMBAK
( Doğruları aşağıdaki biçimdedir! "..." bulunan yerlerde ayrık(yanlış) halini düşününüz! )
( YAZIM(İMLÂ) KILAVUZU! | KÖKENBİLİM/ETİMOLOJİ )
( Masumiyeti simgeler. )
( LILIUM )
- ZANCLEAN AGE[İng.] değil/yerine/= ZANKLEYAN ÇAĞI
( Milattan önce 5.332.000 ile milattan önce 3.600.000 yılları arasındaki zaman dilimini kapsayan jeolojik zaman dilimi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZANLI değil/yerine/= ÖN SANIK
- ZAPPING[İng.] değil/yerine/= GEÇGEÇ
- ZARE ELECTRODE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAR ELEKTROT
- MEMBRANE[İng.] / MEMBRANE, DIAPHRAGME[Fr.] / MEMBRAN, DIAPHRAGM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAR
- ZARAR/ZİYAN değil/yerine/= DOKUNCA/EKSİÇIKAR
- ZARARIN TAZMİNİ değil/yerine/= DOKUNCANIN GİDERİLMESİ
- TOXINE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI NESNE
- TOXIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= ZARARLI
- ZARB değil/yerine/= ÇARPI
- ZARİ ZARİ[Fars.] değil/yerine/= HÜNGÜR HÜNGÜR/İNLEYEREK (AĞLAMAK)
- ZARÎF değil/yerine/= GÜZEL, ŞIK, ZARÂFETLİ | NÂZİK, İNCE, YAKIŞIKLI | İNCE NÜKTELİ, İNCE NÜKTELERLE KONUŞAN
- ZÂT[Ar.]-EN[Fars.][<>/||/>< SIFAT-EN] değil/yerine/=/: ÖZCE, ÖZ OLARAK, ÖZÜ İTİBARİYLE["doğrusu" değil!]
[<>/||/>< SIFATEN: görünüşçe, görünüş olarak, görünüşü itibariyle]
( NOUMENON vs./||/<>/>< PHENOMENON )
( I vs./||/<>/>< ME )
- ZÂVİYE değil/yerine/= AÇI
- ZÂVİYE ile KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE
( KÖŞE | AÇI | KÜÇÜK TEKKE )
- ZÂVİYE ile/||/<> ZÂVİYE MUSATTAHA
( Açı. İLE/||/<> Düzlemsel açı. )
- ZÂYİ/ZİYAN[Ar., Fars.] değil/yerine/= YİTİK/KAYIP/ZARAR
- ZAYİAT["ZAİYAT" değil!] değil/yerine/= YİTİKLER
- WEAK ACID/CONJUGATE BASE PAIRS[İng.] / SCHWACHE SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİT/KONJUGE BAZ ÇİFTİ
- WEAK ACIDS AND BASES[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ASİTLER VE BAZLAR
- WEAK BASE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF BAZ
- WEAK ELECTROLYTE[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ELEKTROLİT
- WEAK INTERACTIONS[İng.] / INTERACTION FAIBLE[Fr.] / SCHWACHE WECHSELWIRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIF ETKİLEŞME
- LOW LIGAND FIELD[İng.] ile/değil/yerine/= ZAYIF LİGAND ALANI
- FACTEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA FAKTÖRÜ
- EMSÂL-İ TASGİR[Osm.] / ATTENUATION CONSTANT[İng.] / CONSTANTE D'AFFAIBLISSEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA SABİTİ
- ATTENUATION LENGTH[İng.] / LONGUEUR D'ATTÉNUATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA UZUNLUĞU
- ATTENUATION[İng.] / SCHWÄCHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZAYIFLAMA
- ZEATIN[İng.] değil/yerine/= ZEATİN
( Mısırdan elde edilen adeninin bir türevi.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEBRA BALIĞI[İng. ZEBRAFISH] ile/||/<> DOĞURGANLIK[İng. FECUNDITY]
( Omurgalıların biyolojisi, fizyolojisi ve insan hastalıklarını incelemek için kullanılan bir model organizma (Danio rerio). Yüksek doğurganlık ve kısa üretim süresi, genetik çalışmalar için de elverişlidir. Bir diğer kullanışlı özellik kızartmalarının şeffaf olmasıdır. İnsan hastalıklarına benzeyen yüzlerce mutantı tespit edilmiştir. @@ Bir birey tarafından üretilen gametlerin toplamıdır. Genellikle dişilerin ürettiği yumurta sayısı olarak belirlenir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEEMAN ENERGY[İng.] / ÉNERGIE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-ENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ENERJİSİ
- ZEEMAN EFFECT[İng.] / EFFET ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN ETKİSİ
- DÉPLACEMENT DE ZEEMAN[Fr.] / ZEEMAN-VERSCHIEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN KAYMASI
- ZEEMAN DISPLACEMENT[İng.] ile/değil/yerine/= ZEEMAN YER DEĞİŞTİRMESİ
- POISON[İng.] / POISON[Fr.] / GIFT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİR
- NOXIOUS GASES[İng.] / NOCIF GAS[Fr.] / SCHÄDLICHE GASE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ GAZLAR
- GIFTIG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ
- TOXICOLOGY[İng.] / TOXICOLOGY, TOXICITÉ[Fr.] / GIFTIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİLİK, TOKSİKOLOJİ
- ZEIN, CETIN[İng.] / ZÉINE, CÉTIN[Fr.] / ZEIN, WALRAFEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEİN, SETİN
- ZEIS GLANDS[İng.] değil/yerine/= ZEİS BEZLERİ
( Göz kapaklarında Meibomian ve Moll bezleriyle birlikte bulunan, salgılarını kirpik diplerine boşaltan, küçük, sebase bezler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ANLAK/ZEKÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< US/AKIL/TAPINDIRAK
( Birleştirme/bağlantılandırma üzerine ve becerisi. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ayırabilme, dışarıda bırakabilme üzerine ve becerisi. )
( Kendini düşünür. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< [Önce kendiyle birlikte] Başkalarını da düşünür. )
( Sunulmuş/bahşedilmiş olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Kişinin kuracağı. )
( Dün zekiydim, dünyayı değiştirmek isterdim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bugün akıllıyım, kendimi değiştiriyorum. )
( "Savaşta". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Barış için! )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bağ. | Eskiden, develerin ayağına bağladıkları bağ. | Kendini, gereksinimi duyulan şeyi, kendi aracılığıyla elde edilen özel bir sıfatla kayıtlandırmış zât. )
( )
( Sözel/yazınsal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Matematik. )
( Dilin becerisi/hüneri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Dilin freni. )
( Yakını gösteren ışık/huzme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Uzağı gösteren ışık/huzme. )
( Ne yapacağını "bilmek", istenç/irâde[yapma bilgisi/gücü/isteği]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Ne yapmayabileceğini bilme[bilgisi/gücü/isteği], direnç/ihtiyâr. )
( Kısa sürede [kazanırsa/belki/kısmen] "kazan[dır]ır". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Orta ve uzun sürede kazan[dır]ır. )
( )
( [Kişileri ...] Ayrıştırır, uzaklaştırır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Birleştirir, buluşturur. )
( [öteki ucu] Asalaklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Aptallık. )
( Keskinleştirmek üzere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yetkinleştirmek üzere. )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Hind felsefesindeki temel kavram RTA, Yol (Rota, route, road) anlamına gelmektedir. Ratio'nun kaynağı olan Ratis ise, Lâtince'de, bağ çubuklarını boylarına göre düzlemektir, denk etmektir. Eski Yunan'da, muntazam dizilmiş kolye anlamında, "cosmos", düzenli evren ("Cosmos") ile, akıl, dil, "Logos (uyumlu dil ve Akıl)", "Nomos", "Ethos" [yüce değerlere yönelme] arasındaki eşdeğerlik demektir. Japonların "Kannagara no michi"si, Arapların "Şeria"sı da aynı, doğru yol, anlamındadır. )
( INTELLIGENCE vs./and/but/||/<>/< REASON/RATIO
REASON/RATIO instead of INTELLIGENCE )
( [nicht] INTELLIGENZ mit/und/||/<>/< VERNUNFT )
- ZEKÂ[Ar.] değil/yerine/= ANLAK
- ZEKÎ[< ZEKÂ), ZEKİYYE değil/yerine/= TEMİZ, HÂLİS, HÂLİ TEMİZ OLAN KİMSE | AKLINI SAFLAŞTIRMIŞ, ARI, DURU HALE GETİRMİŞ KİŞİ
- ZELÎL[Ar. < ZİLLET] değil/yerine/= AŞAĞILANAN/HOR GÖRÜLEN
( HOR, HAKİR, ALÇAK, AŞAĞI TUTULAN, AŞAĞILANAN )
- DEPREM / ZELZELE/ZİLZÂL/ZELZAL/ZÜLZAL[Ar.] değil/yerine/= YER SARSINTISI/YER SARSAN
- ZEMHERÎ değil/yerine/= KARAKIŞ
- HINTERGRUND[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEMİNDEĞER
- ZENCİ[Ar.]/SİYAHÎ[Fars. + Ar.] ile/değil/yerine/<> KARAŞIN
( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/<> Rengi karaya çalan, esmer kişi. )
- ZENCİ/FELLAH[Ar.] değil/yerine/= SİYAH/KARA TENLİ
- ZENER BREAKDOWN[İng.] ile/değil/yerine/= ZENER BOZULMASI (VEYA ZENER KESİLMESİ)
- ZENER DIODE[İng.] / DIODE ZENER[Fr.] / Z-DIODE, ZENER-DIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENER DİYODU
- CLAQUAGE ZENER[Fr.] / ZENER-DURCHBRUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENER KESİLMESİ/KIRILMASI
- ZENGİN ile/değil/yerine VARLIKLI
( Yılmaz Özdil'in, Mustafa Koç yazısı için burayı tıklayınız... )
- ENRICHED URANIUM[İng.] / URANIUM ENRICHI[Fr.] / ANGEREICHERTES URAN[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRİLMİŞ URANYUM
- ENRICHMENT FACTOR[İng.] / FACTEUR D'ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- ENRICHMENT[İng.] / ENRICHISSEMENT[Fr.] / BEREICHERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZENGİNLEŞTİRME
- ANGLE DU ZÉNITH[Fr.] ile/değil/yerine/= ZENİT AÇISI
- ZENO[İng. ZENO] ile/||/<> ZENOBİYOZ[İng. XENOBIOSIS] ile/||/<> ZENOFOBİ[İng. XENOPHOBIA] ile/||/<> ZENOİK[İng. XENOIC]
( Yunanca acayip, yabancı anlamlarına gelen ön ek. @@ Bir sosyal böcek türü kolonisinin diğer böyle bir türün yuvasında yaşaması durumu. Kendi yavrularını ayrı tutarlar, fakat serbestçe dolaşarak besinleri yerler. @@ Yabancılara karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yabancı" anlamına gelen ξένος ("xénos") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phóbos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ Başka organizmaların boş kabuklarında yaşama.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZEOLITE[İng.] / ZEOLITHE[Fr.] / ZEOLITH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEOLİT
- ZERÂFET değil ZARÂFET(KİYÂSE/T: Akıllıca davranış, akıllılık.)
- ZEREFŞAN[Fars.] değil/yerine/= HALKÂR[Fars.]
( Bezeme, süsleme. İLE Sulu altınla gölgeli tarzda yapılan süsleme.[Klasik tezhip çeşitlerinden biri] )
- ZERK[Ar.] değil/yerine/= İÇİTİM
( Bir sıvıyı, şırınga ile verme. )
- ZERRE[Ar.]/MOLEKÜL[Fr.] değil/yerine/= PARÇACIK/TOZAN
( Çok küçük parçacık. | Öğe ya da bileşikleri oluşturan ve onların özgül niteliklerini gösteren en küçük birim. | [fiziksel kimya] Bir ya da birkaç çekirdek ya da elektronlu yapı. | Bir bütünün, en küçük parçası. )
- ZERRE değil/yerine/= TOZAN
- ZERRİN[Fars.] değil/yerine/= FULYA
( Altından yapılmış. | Altın rengi, sarı. | [bitki] Fulya. )
- ZERZEVÂT/SEBZEVÂT[Fars.] değil/yerine/= GÖVERİ/GÖVERTİ
- ZETA POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL ZÊTA[Fr.] / ZETA-POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= ZETA POTANSİYELİ
- ZETA PINCH[İng.] / PINCEMENT ZÊTA[Fr.] ile/değil/yerine/= ZETA SIKIŞTIRMASI
- ZETA[Alm.] ile/değil/yerine/= ZETA
- ZEVÂHİRİ[Ar.] KURTARMAK değil/yerine/= GÖRÜNÜŞÜ KURTARMAK
- ZEVÂT değil/yerine/= KİŞİLER
- ZEVÇ değil/yerine/= EŞ/KOCA
- ZEVCE[Ar. çoğ. EZVÂC] değil/yerine/= EŞ/KARI
- ZEVEBAN[Ar.] değil/yerine/= ERGİME
- ZEVK ile BEĞENİ/İÇ TAT
( ENJOYMENT vs. LIKE )
- ZEVRÂK[Ar.] ile/değil/yerine/= KAYIK
( Suya en dayanaklı olan sandal ağacından, hiç çivi kullanmadan yapılır. [Atatürk'ün kullandığı -fotoğraftaki- kayık.] İLE ... )
- ZEYİL[Ar.] değil/yerine/= EK
( Bir yazıya ek olarak katılan parça. | Bir yapıtı tamamlamak için sonradan yazılan ek yapıt. )
- OLIVE OIL[İng.] / HUILE D'OLIVE[Fr.] / OLIVENÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= ZEYTİNYAĞI
- ZIA[Ar.] değil/yerine/= TARLA
- ZİBİDİ[Fars.] ile ZÜPPE/DANDİ[Fr. DANDY]/DIDON[Fr. < DIS DONC]
( Gülünç olacak derecede kısa ve dar giyinmiş olan. | Yersiz ve zamansız davranışları olan kişi. | Süslü ve yakışıklı. İLE Giyinişte, söz söyleyişte, dilde, düşünüşte, toplumun gülünç ve aykırı saydığı yapmacıklıklara ve aşırılıklara kaçan. )
- ZIEGLER CATALYST[İng.] / ZIEGLER KATALISATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİEGLER KATALİZÖRÜ
- ZI'F[Ar.] değil/yerine/= İKİ KAT
- ZİFİRİ[Ar.] değil/yerine/= ÇOK KOYU
- ZİFİRİ değil/yerine/= KOPKOYU
- ZİFOS[Yun.] değil/yerine/= YERDEN SIÇRAYAN ÇAMUR
- ZİFT[Osm.] / PITCH, TAR[İng.] / BRAI, GOUDRON[Fr.] / TEER, TEEREN, PECH[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT, KATRAN
- PECHKOHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİFT KÖMÜRÜ
- PROCÉDÉ ZIGER[Fr.] ile/değil/yerine/= ZİGLER KATALİZÖRÜ
- ZİGOT ÖNCESİ İZOLASYON[İng. PREZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOT SONRASI İZOLASYON[İng. POSTZYGOTIC ISOLATION] ile/||/<> ZİGOTAKSİ[İng. ZYGOTAXIS]
( Eş seçimi, zamanlama ve benzeri farklılıklardan ötürü popülasyonlar arasında zigot daha oluşmadan önce ortaya çıkan izolasyon durumudur. Böylece hibrit zigotlar oluşamaz. "Zigot öncesi bariyer" olarak da bilinir. @@ Türler arası çiftleşme sonucu oluşan hibrit formlarda görülen gelişim bozuklukları ya da kısırlık durumlarından ötürü popülasyon içinde üremeye dayalı izolasyonun oluşması durumudur. "Zigot sonrası bariyer" olarak da bilinir. @@ Dişi ve erkek gametler arasındaki doğal çekim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ZİGOT[İng. ZYGOTE] ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI[İng. ALLELIC EXCLUSION] ile/||/<> AYRIKLIK (TRANS-DÜZENLEME)[İng. TRANS-ARRANGEMENT] ile/||/<> AYRILMA KURALI[İng. LAW OF SEGREGATION] ile/||/<> BOZUCU SEÇİLİM[İng. DISRUPTIVE SELECTION] ile/||/<> ÇEKİNİK GEN[İng. RECESSIVE GENE] ile/||/<> HETEROZ[İng. HETEROSIS] ile/||/<> HETEROZİGOT AVANTAJI[İng. HETEROZYGOUS ADVANTAGE] ile/||/<> HOMOZİGOT[İng. HOMOZYGOUS]
( Bir yumurta ve spermin birleşmesiyle oluşan ilk göze. Anneden ve babadan birer set olmak üzere iki set kromozom bulundurur. Ancak yumurta ve sperm gözelerinin her biri, mayoz bölünme sebebiyle sadece bir set kromozom içerir. Zigotun bölünmesi ve büyümesiyle embriyo oluşur. @@ Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin ifade edilmesi durumudur. İmmoglubulin ve T Hücresi Reseptörlerini kodlayan genlerde bu durum görülür. T Hücrelerinde sadece 1 set TCR geni ifade edilir. @@ Ebeveynlerinden mutant ve doğal aleller aktarılmış olan, iki özellik açısından da heterozigot genler. Genlerin karşılıklı iki DNA zincirinde çapraz olarak iki baskın ya da iki çekinik özellik bulunması durumu. Bireyde birbirine bağlı olarak iki baskın gen ve iki çekinik gen varken mayoz bölünme sırasında birbirine bağlı bir çekinik bir baskın gamet oluşması ve çocuğa aktarılması durumunda trans-düzenlemeye rastlanabilir. @@ Bir genin iki farklı alelinin ayrılarak farklı gametlere dağılması. Tamamen rastgele gerçekleşir. Eğer genler homozigot ise gametlerdeki ayrılan genler %100 aynı olur. Fakat eğer ayrılan genler heterozigot ise gametlerin %50'si baskın aleli, diğer %50'si ise çekinik aleli alır. @@ Bir özellik için uçlardaki özelliklerin seçilmesi ve ortada kalan özelliğe karşı olunması. 2 alelle kontrol edilen bir özellik için çekinik ve baskın homozigot genin tercih edilmesi ve heterozigota karşı olunması. Heterozigot bireylerin sayısında azalma görülür. @@ Alelde heterozigot durumdayken fenotipte gözlemlenemeyen genlerdir. Yalnızca homozigot durumdayken fenotipte gözlemlenebilirler. @@ Daha az güçlü homozigot ebeveynlerden oluşan heterozigot dölün alışılmışın dışında bir gelişim, güç gösterip, daha sağlıklı olması. @@ Aşırıbaskınlık. Bir dengeleyici seçilim çeşididir. Bu durumdaki türlerin bazı özelliklerinin genetik temeli açısından heterozigot olan bireyler, homozigot baskın ya da homozigot çekinik genotipe sahip bireylerden avantajlı olurlar. Belirli bir lokusta bulunan heterozigot genotipin, homozigot genotipten daha yüksek uyum başarısına sahip olması durumudur. @@ Kromozomlarda verilen bir alel çifti ya da serisi bakımından aynı genleri taşıyan bireylerdir. Homozigotlar, belirli bir özellik bakımından sadece tek tip gamet meydana getirirler ve bu nedenle de saf olarak görülürler.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÖL GÖZE/ZİGOT[Fr. < Yun. ZYGOTE] ile/ve/> ÖNDÖLÜT/EMBRİYON[İng. < EMBRYO] ile/ve/> DÖLÜT/CENİN/FETÜS
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( MELFÛHA[çoğ. MELÂFÎH]: Anne karnındaki eril çocuk.
TAKLİYE: Anne karnındaki çocuğun yedinci aya doğru hareket etmesi, dönmesi. )
( ZYGOTE vs./and/> EMBRYO vs./and/> FETUS/FOETUS )
- ZİHAYAT[Ar.] değil/yerine/= CANLI/YAŞAYAN
- ZİHİN HESABI değil/yerine/= AN SAYIŞI/USTAN SAYIŞ
- ZİHİN değil/yerine/= ANLIK
- ZİKIYMET[Ar.] değil/yerine/= DEĞERLİ
- ZIGZAG REFLECTIONS[İng.] / RÉFLEXIONS EN ZIGZAG[Fr.] ile/değil/yerine/= ZİKZAK YANSIMALAR
- ZİLYET değil/yerine/= ELDECİ
- ZIMMERMAN-REINHARDT REAGENT[İng.] / ZIMMERMANN-REINHARD REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİMMERMANN-REİNHARD BELİRTECİ
- ZİMOJEN/ZYMOGEN[İng.] değil/yerine/= ÖN ENZİM
- ZINC FINGER PROTEIN[İng.] değil/yerine/= ÇİNKO PARMAK PROTEİN
( Küçük yapısal protein motifidir. Görünümü çinko iyonlarının stabil haline ve parmağa benzediği için bu ismi almıştır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- CHAIN FISSION REACTION[İng.] / ABBRUCHREAKTION, STÖRUNGSREAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR BÖLÜNME TEPKİMESİ
- CHAIN BRANCHING.[İng.] / RAMIFICATION[Fr.] / KETTEN VERZWEIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR DALLANMASI
- CHAIN DECAY, CHAIN DISINTEGRATION[İng.] / DESINTEGRATION EN CHAIN[Fr.] / KETTENUMWANDLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR DÖNÜŞÜMÜ
- CHAIN ISOMERISM[İng.] / ISOMÉRIE ENCHAIN[Fr.] / KETTEN ISOMERIE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR İZOMERİSİ
- CHAIN FORMATION[İng.] / EN CHAINE[Fr.] / VERKETTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR OLUŞUMU
- CHAIN POLYMERIZATION[İng.] / POLYMÉRISATION ENCHAIN[Fr.] / KETTENPOLYMERISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR POLİMERLEŞMESİ
- CHAIN CARRIER[İng.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR TAŞIYICISI
- CHAIN REACTION POLYMERIZATION[İng.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR-TEPKİME POLİMERLEŞMESİ
- CHAIN REACTION[İng.] / RÉACTION EN CHAÎNE[Fr.] / KETTEN REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR TEPKİMESİ, ZİNCİRLEME TEPKİME
- CHAIN[İng.] / CHAINE[Fr.] / KETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİNCİR
- ZİNCİR değil/yerine/= İRBAĞ
- ZİNCİRLEME TASIM = KIYAS-I MÜSELSEL = SORITES[İng., Yun.] = SORITE[Fr.] = KETTENSCHLUSS[Alm.]
- ZİNDE[Fars.] değil/yerine/= DİNÇ/DİRİMLİ/DİRİ/SAĞLAM
- ZİNDE/LİK[Fars.] değil/yerine/= DİNGİN/LİK, DİNÇ/LİK
- ZİNHAR[Fars.] değil/yerine/= SAKIN
- ZIPÇIKTI değil/yerine/= TÜREDİ
- ZIRR[Ar. çoğ. ZURÛR] değil/yerine/= DÖĞME | TOMURCUK
- ZİRA[Fars.] değil/yerine/= ÇÜNKÜ
- ZİRÂAT değil/yerine/= TARIM
- BOUCLIER[Fr.] ile/değil/yerine/= ZIRH
- ZIRH değil/yerine/= SAVUT
- OXYDE DE ZIRCONIUM PUR[Fr.] / BADDELEYIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİRKONYUM OKSİT
- ZIRCONIUM[İng.] / ZIRCONIUM[Fr.] / ZIRKONYUM, ZIRKONIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= ZİRKONYUM
- ZIRVA ile ZIRVA[Fars. < ZİRE-BÂ] ile/değil/yerine/>< ZİRVE/DORUK
( Zirvelerin, zırvalar ile işi olmaz. )
( Saçma, saçma sapan, boş, anlamsız söz. İLE Nohut ve çeşitli meyveler yapılan bir tür yemek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dağın/tepenin en üst noktası. | Bir işte ulaşılan en üst aşama. )
- ZİRVE[Ar.]/ŞÂHİKA değil/yerine/= DORUK
- ZIT/KONTRAST değil/yerine/= KARŞIT
- ZIT değil/yerine/= KARŞIT
- ZİYÂ[Ar.] değil/yerine/= IŞIK/AYDINLIK
- ZİYÂDE[Ar.] değil/yerine/= ÇOK, DAHA ÇOK | ARTMA, ÇOĞALMA | ARTAN, FAZLA KALAN | ÇOK BOL | AŞIRI, FAZLA
- ZİYÂDE[Ar.] değil/yerine/= ÇOK/DAHA ÇOK
- ZİYÂDESİYLE değil/yerine/= OLAĞANDAN/GEREKENDEN ÇOK/AŞIRICA
- ZİYÂFET değil/yerine/= TOY, YEMEK, GÖRKEMLİ YEMEK
- ZİYARET ETMEK değil/yerine/= GÖRMELİĞE GİTMEK
- ZİYÂRET değil/yerine/= GÖRMEYE/GÖRÜŞMEYE GİTME
- ZİYARET/Çİ değil/yerine/= GÖRMELİK/Çİ
- ZİYNET[Ar.] değil/yerine/= SÜS/BEZEK
- ZİYNET değil/yerine/= SÜS/BEZEK
- ZOM ile ZUM(< ZOOM)
( Sarhoş. | Olgun olan kişi. İLE Odaklanma. )
- ZON/ZONE[İng.] değil/yerine/= KUŞAK
- ZONE :/yerine BÖLGE, ALAN
- ZOONOSIS[İng.] değil/yerine/= ZOONOZ
( Hayvanlardan insanlara geçebilen her hastalık için kullanılabilir. 2001'de yapılan bir araştırmaya göre, insanlara bulaşan 1415 patojenin %60'ı zoonotiktir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
(1996'dan beri)