Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 14.046 başlık/FaRk ile birlikte,
14.046 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(40/58)


- KORUK ile ÜZÜM


- KÖRÜKLEMEK ile KÖRÜKLENMEK ile KÖRÜKLEYEBİLMEK ile KÖRÜK ile KÖRÜKLÜ ile KÖRÜKÇÜ/LÜK ile KÖRÜKSÜZ ile KÖRÜKLÜ OTOBÜS


- KORUM" ile KOYARIM


- KORUMA BİYOLOJİSİ ile/||/<> RESTORASYON EKOLOJİSİ

( Koruma mevcut koruma, restorasyon hasarı onar. )

( Formül: Preserve İLE restore )


- KORUMA/SAKLAMA(MUHAFAZA) ile/değil/yerine HAYAL


- KORUMA ile KALICILIK

( VİKAYE["ka" uzun okunur!]: Koruma, kayırma, esirgeme. | Herhangi bir hastalık için önleyici tedbir alma. İLE ... )

( TO PROTECT/SAVE vs. PERMANENCE )


- KORUMA ile/ve/||/<> SAVUNMA


- KORUMAK ile/ve/<> BÂKÎ KILMAK


- KORUMAK ile/ve/<> DEVAM ETTİRMEK


- KORUMAK ile/ve GÖZETMEK


- KORUMAK ile/ve/||/<> KOLLAMAK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT )


- KORUMAK ile/ve/<> KULLANMAK

( Dengede olmalılardır! )


- KORUMAK ile KURTARMAK

( TO SAVE vs. TO REDEEM )


- KORUMAK ile ÖNEMSEMEK

( TO PROTECT/SAVE vs. TO CONSIDER )


- KORUMAK ile/ve/||/<>/> SAHİP ÇIKMAK

( TO SAVE vs. TO CLAIM )


- KORUMAK ile/ve SAKINMAK

( TO PROTECT/SAVE vs./and TO AVOID )


- KORUMALI!


- KORUMA/LIK ile KORUMACI/LIK ile KORUMALI ile KORUMASIZ ile KORUMA ARACI ile KORUMA POLİSİ ile KORUMA ÜNSÜZÜ ile KORUMA GÖREVLİSİ


- KORUNAK ile KORUNAKLI/LIK ile KORUNAKSIZ/LIK


- KORUNAK ile KORUNCAK/MAHFAZA[Ar.] ile KORUNGA

( Tehlikeden kurtulmak, korunmak için yapılmış yer. | Sığınılan, saklanılan yapı, mağara gibi yer. | Koruyan, esirgeyen, saklayan kişi. İLE Ambalajlanan malı dış etkilere karşı korumak için ambalaj çatısına çakılan tahta, kontrplak vb. malzeme. İLE Otsu, genellikle 30-70 cm. boyunda, çok yıllık, pembe çiçekli, hayvan yemi olarak kullanılan bir bitki. )


- KORUND ile/||/<> SPİNEL

( Safir ve yakut olarak bilinir. İLE/||/<> Çeşitli renklerde bulunan bir mineral. )


- KÖRÜNG ile KÖRÜNG
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kaşgar'a yakın küçük bir göl. | Kaşgar dağlarında, Tez yaylasında bulunan bir göl.[Çevresi 30 fersahtır.] )


- KORUNMA BİYOLOJİSİ ile RESTORASYON EKOLOJİ

( Yok olma tehlikesi altındaki türleri ve ekodüzenleri korumaya odaklanan bir bilim dalı. İLE Degrade olmuş ya da yok edilmiş ekodüzenleri eski duruma döndürmeye odaklanır. )


- KORUNMA ile/ve/<> DEĞİM/LİYÂKAT


- KORUNMA ile/ve SAVUNMA

( PROTECTION vs./and DEFENCE )


- KORUNMAK ile KORUNULMAK ile KORUNABİLMEK ile KORUN ile KORUN DOKUSU


- KORUNUM ile KORUNUMLU


- KÖRÜŞ ile/||/<>/> KÖRÜNÇ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Görüş, bakış. İLE/||/<>/> İzleyiciler. )


- KORUSUN ile KUTSANMIŞ ile KUTSANMIŞ RUH ile KUTLULUK ile NİMET ile KILIK DEĞİŞTİRMİŞ NİMET

( BLESS vs. BLESSED vs. BLESSED SOUL vs. BLESSEDNESS vs. BLESSING vs. BLESSING IN DISGUISE )

( مبارک خواندن ile برکت دادن ile مخلد ile متبارک ile نظر کرده ile تبارک ile خدا بيامرز ile مبارکي ile برکت ile نعمت ile يمن ile توفيق اجباري )

( MOBARK KHANDAN ile BARKAT DADAN ile MOKHOLD ile MOTBARK ile NAZAR KARDEH ile TABARK ile KHODA BEYEMRZ ile مبارکي ile BARKAT ile NEMAT ile YMAN ile TOFYGH EJBARY )


- KORUYABİLMEK ile KORUYUCU/LUK ile KORUYUCU AİLE ile KORUYUCU ÜNSÜZ ile KORUYUCU KAPLAMA ile KORUYUCU HEKİMLİK


- KORUYUCU KONSEY ile KORUMA ile KORUNAN ile NÖBETÇİ KULÜBESİ ile VASİ ile KORUMASIZ ile VESAYET ile KORUMA ile SINIRLARIN KORUNMASI ile GARDİYAN ODASI

( GUARDIAN COUNCIL vs. GUARD vs. GUARDED vs. GUARDHOUSE vs. GUARDIAN vs. GUARDIANLESS vs. GUARDIANSHIP vs. GUARDING vs. GUARDING OF THE FRONTIERS vs. GUARDROOM )

( گارد ile پاس دادن ile سپر کردن ile مامورانتامات ile نگاهبان ile مامور گارد ile پاسداري کردن ile نگهباني کردن ile پاسدار ile نگهباني دادن ile نگهبان ile مراقبت کردن ile ضامندار ile محروس ile محروسه ile پاسدارخانه ile متکفل ile سرپرست ile قيم ile شوراي نگهبان ile بي سرپرست ile قيموميت ile سرپرستي ile مراقبت ile نگهباني ile پاسباني ile پاسداري ile مرزباني ile اطاق کشيک )

( GARD ile PAS DADAN ile SEPAR KARDAN ile MAMORANTAMAT ile NEGAHOBAN ile MAMOR GARD ile PASDARY KARDAN ile NAGEIBANY KARDAN ile PASDAR ile NAGEIBANY DADAN ile NAGEIBAN ile MARAGHBAT KARDAN ile ZAMANDAR ile محروس ile MAHROSEH ile PASDARKHANEH ile MOTEKAFEL ile SARPAREST ile قيم ile SHORAY NAGEIBAN ile BEY SARPAREST ile قيموميت ile SARPARESTY ile MARAGHBAT ile NAGEIBANY ile PASBANY ile PASDARY ile MARZBANY ile OTAGH KESHYK )


- ŞEFKÂT:
KORUYUCU ve BAKICI ve YETİŞTİRİCİ


- KORUYUCU ile/ve/değil/||/<> KALKAN


- KORUYUCU/MUHÂFIZ[Ar.] ile KOLCU/MUHÂFIZ[Ar.]

( Koruyan kişi. | Himâye eden, kollayıcı, hâmi. | Asalağı dış ortamda yok eden, onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilâç ya da işlem. İLE Bir şeyi korumak için bekleyen ya da kol gezen görevli. | Hizmetçilere çalışacak ev bulan kişi. )


- KÖRV[İng. < CURVE] değil/yerine/= EĞRİ


- KORVET[Fr. < CORVETTE] ile KORVET

( Denizaltılara karşı özel olarak silahlandırılan bir tür savaş gemisi. İLE ... )


- KORYÜREK, CÜNEYT (1931 - 2008) :

( Boyacıköylüdür. Liseyi TED Ankara Kolejinde, üniversiteyi Fresno State College, Kaliforniya'da tamamladı. Gazetecilik, Halkla İlişkiler, Yakın Çağlar tarihi okudu. Askerliği döneminde tercüman olarak görev yaptı. İş hayatına muhabir ve basın danışmanı (1960 Roma Olimpiyatları ve 1960 ABD seçimlerini) olarak başladı. Ankara'da Türkish Daily News'de yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1962'de Ankara'da Delta Ajansını kurdu v e sahibi olarak yönetti. Reklam ve Halkla İlişkiler üzerinde faaliyet gösteren Delta Ajansı 1973'te İstanbul'a taşıdı.A.Ü. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yüksek Gazetecilik Okulunda Reklamcılık; A.Ü. İktisat Fakültesi Yüksek Gazetecilik Okulunda Halkla İlişkiler ve İstanbul Marmara Üniversitesi Yüksek Gazetecilik Okulunda Gazetecilik dersi verdi. Halkla İlişkiler Derneğinin kurucuları arasında yer aldı. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın Basın Müşavirliğini yaptı. "Avrasya Kıtalararası Maratonu" Yarış ve Organizasyon Direktörlüğü yaptı. Yedi olimpiyatı gazeteci olarak izledi. TRT de programlar yaptı. "Lider ve Liderlik" ve "Harf İnkılabı" adıyla iki eseri yayımlandı. ABD iken okulun atletizm takımında yarıştı, okul takımının menajerliğini yaptı ve antrenör kurslarına katıldı. Yetiştirdiği atletler Türkiye ve Balkan rekorları kırdılar, Avrupa derecelerine yakın dereceler yaptılar. AIPS kartına sahip oldu. Cumhuriyet, Hürriyet, Yeni Yüzyıl, Radikal ve Sabah gazetelerinde atletizm ve genel konularda yazılar yazdı. Amerikan Atletizm Yazarları Derneği, Uluslararası Olimpiyat Tarihçiler Birliği ve Atletizm İstatistikçileri Birliği üyesiydi. Türkiye Atletizm Federasyonunda çeşitli dönemlerde Genel Sekreter, Asbaşkan ve Başkan olarak görev yaptı. )


- KÖS KÖS[Fars. KÛS: En büyük davul.] (DİNLEMEK, OTURMAK, BAKMAK)

( Etrafındaki olay ya da işlere kayıtsız kalmada, katılmamada. )


- KOŞ ve/||/<> COŞ


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine/||/<>/< ADIM ADIM


- KOŞA KOŞA ile/değil/yerine KONUŞA KONUŞA


- KOŞA ile KOŞA

( Çift, eş, ikiz. İLE Hep birlikte. )


- KOŞABİLMEK ile KOŞAMLAMAK ile KOŞA/LIK ile KOŞAM ile KOŞAÇ ile KOŞAR ADIM


- ... değil KOŞARADIM (YÜRÜMEK)


- KÖŞE-BUCAK (KAÇMAK, SAKLANMAK, GEZMEK, TANI(T)MAK)


- KÖŞE ÇEŞMELERİ ile/ve DUVAR ÇEŞMELERİ ile/ve MEYDAN ÇEŞMELERİ


- KÖSE, DR. İREM (ÜSKÜDAR. 1985) :

( Sarıyerlidir. İlk orta ve lise öğrenimini tamamladıktan sonra Karadeniz Teknik Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesinden mkezun oldu. Yüksek Lisansını İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anabilim Dalında; Doktorasını İ.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü. Su Ürünleri Yetiştiriciliği Anrabilim Dalında yaptı. Stajları dışında İstanbsul Kemerburgaz Üniversitesi ARGE Uzman Yardoımcısı olarak çalıştı. Halen Sarıyer Beledilyesi Çevre Kormu ve Kontrol Müdürlüğü. Su Ürünleri Birimi Ssorumlusu olarak görev yapmaktadır. Çeşitli mesleki dergilerde makaleleri yayınlandı. Kongre, Sempozyum ve mesleki çalıştaylarda bildiriier sundu. Yüksek Lisans Tezini "Bitkisel Yağ İçeren Diyetlerin Gökkuşağı Alabalığının Byümesine ve Yağ Asidi Kompozisyonna Etkisi" (2011) ve "Bitkisel Yağ İçeren Diyetlerle (Oncorhynchus mykiss) Yağ Asidi Metabolizması" doktora tezidir. )


- KÖŞE ile "BAŞ KÖŞE"


- KÖŞE ile/ve/değil/yerine/>< GEZİ


- KÖŞE ile KÖSE


- KÖŞE ile/ve/||/<> SEKİ/KÜRSÜ

( Gazetede. İLE/VE/||/<> Üniversitede/fakültede. )


- KÖŞEBEND[Fars. < GÛŞE + BEND] = SALVEK

( XV. yy.'a kadar yoktur. )

( Bir yere fotoğraf yapıştırmaya yarayan, üçgen biçiminde arkası zamklı küçük kâğıt. | Birleşen iki kereste vb.ni tutturmaya yarayan, dik açı biçiminde bükülmüş demir, L demiri. )


- KÖSELE ile KÖSELE TAŞI ile KÖSELE SURATLI


- KÖSEOĞLU, İSMET (ÇAYELİ, 1949) :

( Sarıyerlidir. Taksi işletmeciliği, Fırıncılık, inşaatçılık ve kuyumculuk gibi değişik işleri açtı ve çalıştı. Anavatan partisi İlçe teşkilatında uzun süre görev aldı. Uzun zamandan beri Sarıyer yeni Merkez Camii Yönetim Turulu üyesi olarak görev yapqıyor. Sarıyer Spor Kulübü, Rizespor, Sarıyer Yeni Merkez Camii, Sarıyer Ali Kethüda Camii Dernekleri üyesidir. )


- KÖSEOĞLU, TUNCAY (RİZE, 1969) :

( Diyarbakırspor'dan transfer edildi. Sarıyer'de üç sezon (1996 - 1999) tescilli kaldı. Bu süre içinde 74 lig, 5 kupa maçı olmak üzere 79 resmi ve 34 özel maçla birlikte toplam olarak 113 maçta oynadı. Lig maçlarında 16 ve özel maçlarda 16 olmak üzere takımı hesabına 32 gol kaydetti. 1999 yılında tekrar Diyarbakırspor'a transfer ederek Sarıyer'den ayrıldı. )


- KÖŞESİ ile/ve/değil UCU


- KÖŞETAŞI ile ...

( KİLİTTAŞI | TEMEL/KEMER TAŞI )


- KÖSGÜK ile/||/<> KORKULUK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( "Kötü gözler"den sakınmak için küçük bahçelere ve üzüm bağlarına dikilen korkuluk. İLE/||/<> ... )


- KOSHİ[Jap.] ile ...

( Omuriliğin, göbek hizasının altında kalan bölümüne verilen ad. )


- KOŞİLİS ile ÖDEMİS

( Olgunlaşmamış üzüm tanelerini deler ve yerler. )

( CLYSIAAMBIGUELLA et POLYCHROSISBOTRANA )


- KOSİNÜS ile KOSİNÜS DALGASI

( COSINE vs. COSINE WAVE )

( جيب تمام ile موج کسينوسي )

( JYBE TAMAM ile MOJ KESYNOSY )


- KÖŞK ile BEYKEM[Fars.]

( ... İLE Yazlık köşk. | Sofa ve salon. )


- KÖŞK ile KÖŞKLÜ


- KÖŞKLÜ ile/ve "İKİ KEÇELİ"

( Osmanlı'da yangın habercileri. )

( ... İLE/VE Üst kıdemli. )


- KOŞMA ile KAYABAŞI

( ... İLE Bir Anadolu ezgisi ve bu ezgiyle söylenen koşma. | Türk halk yazınında çoban türküsü. )


- KOŞMA ile KOŞ(UŞ)TURMA


- KOŞMA ile/ve SEMAİ


- KOŞMA ile VARSAĞI

( ... İLE Güney Anadolu bölgesinde yaşayan Varsak Türkleri'nin söyledikleri koşma. )


- KOŞMACA ile/ve/||/<>/> KOVALAMACA

( Birbirini kovalayarak oynanan bir çocuk oyunu. İLE/VE/||/<>/> Ebenin, yanına gizlice sokulup koluna vuranı kovalayıp yakalamaya çalışması biçiminde oynanan bir çocuk oyunu. | Arkasından koşma, peşinden gitme. )


- Koşmadan KONUŞ!!!


- KOŞMAK ile KOŞMACA


- KOŞMAK ile KOŞMAK

( Adım atışlarını artırarak ileri doğru hızla gitmek. | Bir yere hızlıca gitmek. | Bir işle çok ilgilenmek, koşuşturmak. | Koşuya çıkmak. | Kovalamak, üstüne düşmek, izlemek. İLE Birlikte iş görmesi için bir şeyi, birini, başka birinin yanına katmak, arkadaş olarak vermek. | Birini, bir işte görevlendirmek. )


- KOŞMAK ile KOŞUCU ile HAFİF KOŞU

( JOG vs. JOGGER vs. JOGGING )

( قدم تند کردن ile يورغهرو ile هل دهنده ile يورغه )

( GHODAM TAND KARDAN ile يورغهرو ile CPEL DAHANDEH ile يورغه )


- KOŞMAK ile/ve/<>/değil/yerine SEĞİRTMEK

( ... İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Hızlı adımlarla ya da sıçrayarak yakın bir yere doğru yürümek. )


- KOŞMAK ile/= YORTMAK

( Koşmak, sürekli yol yürümek. | İşsiz güçsüz gezmek. )


- KOŞMAK ile YÜPÜRMEK

( ... İLE Telâşla, öteye-beriye koşmak. )


- KÖSNÜ/ŞEHVET ile İŞRET


- KÖSNÜ, ŞEHVET = LUST[İng.] = LUBRICETÉ[Fr.] = LÜSTERNHEIT[Alm.] = LIBIDO[Lat.]


- KÖSNÜ ile KÖSNÜK ile KÖSNÜL/LÜK ile KÖSNÜLÜ


- KÖSNÜK ile KÖSNÜL

( Eş isteme dönemi gelmiş hayvan. İLE Eşeysel istekli/lik, şehvetli/lik. )


- KÖSNÜLMEK ile KÖS ile KÖSE/LİK ile KÖS KÖS ile KÖSE SAKAL ile KÖSE BUĞDAY


- KOSTAKLANMAK ile KOSTAK


- KOSTANTİNOS (AYİOS) ELENİ (AYİA) KİLİSESİ :

( Tarabya'daki Kostantinos (Ayios) Elyeni (Ayia) Kilisesi Rum Ortodoks mezarlığı içindedir. 1875'te Banker Zarifi tarafından yaptırıldı. Kilise önceleri İoar - nnes Prodoomas'a ithaf edilmiş iken 1868'de Yeorgios Zarifidis'in katkıları ile Ayia Paraskevi'ye izafeten yeniden yaptırıldı. )


- KOSTARİKA (TURGUTLU), AHMET (İST. 1927 - 1994) :

( Çayırbaşılıdır ve esas ismi Ahmet Turgut'tur. "Kostarika" lakabı zamanla gerçek soyadının yerini aldı ve devamlı bu isimle anıldı. Türk Sinemasında en çok filmde rol alanlardan biridir. Bakkal, manav, kasap, polis ve pek çok kez kötü adam rolü olmak üzere az veya çok süreli pek çok filmde rol aldı. İlk rol aldığı film 1961'de çevrilen "Tatlı Bela" filmidir. Bu filmle birlikte tam 116 filmde oynadı. )


- KÖSTEBEK ile ALTIN KÖSTEBEK

( ... İLE Çölde bulunurlar. )

( ... İLE Görünen herhangi bir gözleri bulunmamaktadır.[kumdaki ve havadaki titreşimlerle ilerlemektedir.] )

( ... İLE Ot öbeklerindeki termitleri avlarlar. )


- KÖSTEBEK ile DESMAN


- KÖSTEBEK ile KESELİ KÖSTEBEK


- KÖSTEBEK ile KÖR FARE

( )


- KÖSTEBEK ile KÖSTEBEK İLLETİ


- KÖSTEBEK ile KÖSÜRGEN


- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK


- KÖSTEBEK ile YILDIZ BURUNLU KÖSTEBEK

( Hayvanlar arasındaki en keskin koku alma yeteneğine sahip hayvanlardandır. )


- KÖSTEK değil/yerine/>< DESTEK


- KÖSTEKLEMEK ile KÖSTEKLENMEK ile KÖSTEK ile KÖSTEKLİ ile KÖSTEKSİZ


- KOSTİK[Fr. < CAUSTIQUE] değil/yerine/= DOKU YAKAN

( Hayvan ve bitki dokularını yakan, aşındıran. )


- KOSTÜM/LÜK ile KOSTÜMCÜ/LÜK ile KOSTÜMLÜ ile KOSTÜMSÜZ


- KOŞTURMA ile KOŞTURMACA


- KOŞTURMAK ile ACELE ETMEK


- KOŞTURMAK ile KOŞTURTMAK ile KOŞTURULMAK ile KOŞTURABİLMEK


- KOŞTURMAK ile/değil KOŞUŞTURMAK


- KOŞU:
TOPUKLAR ÜZERİNDE değil AYAK UCU (/PARMAKLAR) ÜZERİNDE


- KOŞUK ile EGLOG[Yun.]

( ... İLE Kısa, kır koşuğu. )


- KOŞUK ile GÜZELLEME

( ... İLE Halk yazınında, konusu sevi olan, lirik bir koşuk türü. | Şen, sevinçli duyguları anlatan türkülerde özel bir ezgi. )


- KOŞUK ile HEZEL[Ar.]/HEZLİYAT

( ... İLE Şaka, alay, mizah. | Bir koşuğu ya da koşuk parçasını, şakalı bir anlatıma çevirme. / Hezel türünde yazılmış koşuklar. )


- KOŞUK = KOŞMA = GAZEL

( İslâm'dan önce. = Halk yazınında. = Divan yazınında. )


- KOŞUK ile NEŞİD/E[Ar. çoğ. NEŞAİD]

( ... İLE Bir toplulukta okunmaya değer koşuk. | Atasözü gibi kullanılan beyit ya da dize. )


- KOŞUK ile ROMANS[İsp.]

( ... İLE Sekiz hecelik dizelerden oluşmuş bir İspanyol koşuk türü. | Şarkı türünde ve piyano için hazırlanmış, genellikle kıtalar biçiminde beste. )


- KOŞUK ile SAGU

( Çoğunlukla aşk, kahramanlık, güzellik, doğa, hasret, savaş ile ilgili söylenirdi. İLE Ölüm ve yas ile ilgiliydi. )

( Genellikle şölen ve sığır adlı eğlence törenlerinde söylenirdi. İLE Yuğ adlı cenaze törenlerinde söylenmekteydi. )


- KOŞUL BELİRTMEK / SORU SORMAK


- KOŞUL ile/ve/<>/||/> KOŞULLU ile/ve/<>/||/> KAVRAM -ile/ve/||/<>/>

( ZAMAN/UZAM(MEKÂN) ile/ve/||/<>/> NESNE ile/ve/||/<>/> KAVRAM )


- KOŞUL ile/ve/değil/||/<> ETMEN


- KOŞUL ile/ve/||/<> NEDENSELLİK


- KOŞUL ile/ve/||/<> OLANAK


- KOŞUL ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖNCELİK


- KOŞUL = BAYLAV = ŞART = CONDITION[İng., Fr.] = BEDINGUNG[Alm.] = CONDITIO[Lat.] = CONDICIONAR[İsp.]


- KOŞULLANMA ile/ve/değil ALIŞKANLIK


- KOŞULLANMAMALI!


- KOŞULLAR ile "DENGELER"


- KOŞUL/LAR ile/ve/||/<>/< NEDEN/LER

( Fizikte. İLE/VE/||/<>/< Zihinde. )

( CONDITION/S vs./and/||/<>/< CAUSE/S )


- KOŞUL/LAR ile/ve/değil/<> ZORUNLULUK/LAR / DURUM/LAR

( ŞERAİT ile/ve/<> ŞERİAT )


- KOŞULLARIN "AĞIRLIĞI" değil/ne yazık ki ("BAZI") "KİŞİLERİN" DUYARSIZLIĞI/KAYITSIZLIĞI


- KOŞULLU ile BİTİŞİK KOŞULLU ile AYRIK KOŞULLU


- KOŞULLU ile/ve/yerine/değil İSTEKLİ

( [not] CONDITIONAL vs./and/but WILLING
WILLING instead of CONDITIONAL )


- KOŞULLULUK ile/değil/yerine KARŞILIKLILIK

( Yaparsa(n)/verirse(n) değil (o/sen) yaptıkça/verdikçe vermek/almak. )


- Koşulsuz KONUŞ!!!


- KOŞULSUZ) SEVGİ:
(EN BÜYÜK) ZAAF ve ERDEM


- KOŞULSUZ SEVGİ ile/ve SEVİYORSAN/SEVGİ VARSA KOŞULSUZ SEVGİ

( UNCONDITIONAL LOVE vs./and UNCONDITIONAL LOVE IF YOU LOVE / IF THERE IS LOVE )


- KOŞULSUZ) SEVMELİ!


- KOŞULSUZ = HAMLİ = CATEGORICAL[İng.] = COTÉGORIQUE[Fr.] = KATEGORISCH[Alm.] = KATEGORIKOS[Yun.]


- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/değil/yerine/> HER KOŞULDA


- KOŞULSUZ/LUK ile/ve/<> İLİŞKİSİZ/LİK


- KOŞULSUZ/LUK ile KUŞKUSUZ/LUK


- KOŞULSUZ/LUK ile ÖZGÜR/LÜK


- KOŞUN[Moğolca] ile KOŞUNTU

( Asker, yan yana durmuş asker dizisi, saf. | Yan yana dizilmiş kişilerin oluşturduğu dizi. | Koşu, yarış. İLE Birinin yanında bulunan yardakçılar. )


- KÖSÜRGE ile KÖSÜRGEN ile KÖSÜRGEK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Bir tür sıçan. İLE Bir tür köstebek. İLE Evine konuk geldiği zaman canı sıkılan, içi daralan kişi. )


- KOŞUT ile KOŞUK

( Paralel. İLE Türklerin İslâm öncesi dönemlerinde, toylarda ya da kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde kopuzla birlikte söylediği, genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen, uyak düzeni aaab, cccb, dddb vb. olan şiir. )


- KOŞUTLUK = MÜVAZAT = PARALLELISM[İng.] = PARALLELISME[Fr.] = PARALLELISMUS[Alm.] = PARALLELOS[Yun.] = PARALELO[İsp.]


- KOT ile KOT[Fr. < COTE] ile KOT

( Giysi yapılan mavi bir tür kumaş, blucin. | Bu kumaştan yapılan giysi. İLE Temel ile zemin arasındaki yükseklik. İLE Yörelere göre değişen ölçüde tahıl alabilen, tahtadan yapılmış bir ölçek. )


- KÖT ile KÖTİÇ ile KÖTLÜK
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kıç. | Zaman ya da sıra bakımından daha sonra gelen. İLE "Kokan göt!" anlamına gelen sövgü. İLE "Seni gidi yüreksiz/gulam/oğlancı!" anlamına gelen sövgü. )


- KOT değil/yerine KUMAŞ PANTOLON


- KOTA KİNABALU ile/ve/<> KİNABALU MİLLİ PARKI

( Borneo'nun Sabah Eyaleti'nin başkenti. İLE/VE/<> 754 km² yüzölçümü bulunan park, flora ve fauna açısından bir hazine olarak kabul ediliyor. Parkın içinde, 1500 çeşit orkide, sürüngenler ve 518 çeşit kuş bulunuyor.
[Dünyanın en büyük çiçeği olarak kabul edilen, "Rafflesia Arnoldii"nin çapı 91 cm., kalınlığı 1.9 cm., ağırlığı ise 7 kg.] )

( (Kota) Kinabalu (Dağı) Efsanesi:

Kinabalu Dağı'nın zirvesinde çok iri bir inci ve onu sahiplenen bir ejderha varmış. Bu incinin ünü, sınırları aşıp Çin İmparatoru'nun kulağına kadar ulaşmış. İnciye sahip olma hırsıyla yanıp tutuşan imparator, inciyi kendine getirmesi için bir prensini bu dağa göndermiş.

Prens, henüz dağa çıkmadan, dağın eteğindeki bir köyde, güzel bir yerli kıza âşık olmuş ve onunla evlenmiş. Bir çocukları da olmuş.

Daha sonra görevini anımsayıp dağa çıkan ve ejderhaya görünmeden inciyi almayı başaran prens, Çin'e dönmek üzere bir gemiyle yola çıkmış. Ancak, yolda korsanlara yakalanan prens, hem canını kaybetmiş, hem de inciyi.

Bu olay, eşinin köyünde de duyulunca, yabancıları sevmeyen köy halkı, prensin dul eşiyle alay etmeye, aşağılamaya başlamış. Prensin güzel eşi, bu aşağılamalara daha fazla dayanamayarak, çocuğuyla birlikte kutsal dağın tepesinden aşağı atlamış.

Bu olaydan sonra da, bu kutsal dağa, "Kota Kinabalu" yani "Çinli'nin dul eşi" denilmiş. )


- KOTA ile/ve BARIŞ

( QUOTA vs./and PEACE )


- KOTARMAK İÇİN ile/değil KURTARMAK İÇİN

( Pişmiş yemeği başka kaplara boşaltmak. | Bir işi tamamlamak/bitirmek. İLE/DEĞİL Kurtarmak, rahatlatmak üzere. )


- KOTARMAK ile KOTARILMAK ile KOTARABİLMEK ile KOTA ile KOTAN


- KÖTEK[Fars.] ile KÖTEK

( Baston, sopa. | Sopayla atılan dayak, patak. İLE Gölge balığı. )


- KOTER/CAUTER[İng.] değil/yerine/= DAĞLAÇ


- KOTERİZASYON/CAUTERIZATION[İng.] değil/yerine/= DAĞLAMA


- KÖTKİ ile KÖTRÜM
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Toprak yığını, tepecik. İLE Üzerine oturulan kanepe. )


- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU


- KOTRA[Fr. < COTRE] değil/yerine/= YELKENLİ

( Çoğunlukla bir direkli, randası olan, ince gövdeli yelkenli. | Irmak ve göl ağızlarında kurulan ve ince kazıklarla kamışlardan yapılma dalyan. )


- KÖTÜ ADAM ile/değil ANTİ-KAHRAMAN


- KÖTÜ BAKIŞ(NAZAR) ile/değil/yerine GÖZLEMLEYİCİ BAKIŞ

( Yiğidi mezara, deveyi kazana götürür. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )


- KÖTÜ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK) ile/ve/yerine İYİ GÜN/DURUM/HAL DOSTU (OLMAK)

( Arkadaşlıkta ve evlilikte geçerli olabilir, olmalıdır. İLE/VE/YERİNE Sevgililikte geçerli olmalıdır. )


- KÖTÜ HABER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> İYİ HABER

( Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Hiçbir şey, sonsuza kadar sürmez. )


- KÖTÜ "HABER" ile/ve/değil/yerine/||/<> "İYİ HABER"

( (")Hâlâ yaşıyoruz("). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Henüz ölmedik. )


- KÖTÜ KOKU ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK


- KÖTÜ NESNE - KÖTÜ KENDİLİK ile/ve/değil/yerine/>< İYİ NESNE - İYİ KENDİLİK


- KÖTÜ NİYET ("VAR") ile/değil/yerine/>< İYİ NİYET (YOK)


- KÖTÜ NİYETLE PLAN YAPIP "KAZANMAK" ile/değil/yerine/>< İYİ NİYETLE ÜMİT EDİP KAYBETMEK


- KÖTÜ NİYETLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< APTAL/LIK


- KÖTÜ (OLMAK) ile/ve/değil/||/<>/< YAŞAMDA KALACAK KADAR KÖTÜ OLABİLMEK


- KÖTÜ TEMEL ve/ne yazık ki/> KÖTÜ İSTEK


- KÖTÜ TÜRKÇE (OLDU) ile/değil KÖTÜ BİR İFADE (OLDU)


- KÖTÜ ile ACAYİP

( BAD vs. WEIRD )


- KÖTÜ ile/ve/||/<> DANDİK["DANDİKTEN" DEĞİL!)

( ... İLE/VE/||/<> Düşük nitelikli [uyuşturucu vb.] | Düzmece, kötü nitelikli olan. )


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI

( [not] "BAD" but DIFFERENT )


- KÖTÜ ile/ve İSTENİLMEYEN

( İyi şeylerden istemeyerek uzak kalınır, kötü şeylerden isteyerek. )


- KÖTÜ ile/ve/||/<> İYİ ile/ve/||/<> BENLİK

( İd. İLE/VE/||/<> Süper ego. İLE/VE/||/<> Ego. )

( Düşman/rakip. İLE/VE/||/<> Yardımcı. İLE/VE/||/<> Kahraman. )


- KÖTÜ[< KÖTİ] ile/ve/||/<> KETÜ[Kıpçak][dvnlgttrk]

( Zorunlu/luk. İLE/VE/||/<> Eksik/lik. | Çolak. )

( KÖTÜLÜK: Kemâl'i engelleyen. )


- KÖTÜ ile KÖTÜ DAVRANIŞ ile KÖTÜ GÜN ile KÖTÜ ŞANS ile KÖTÜ ET ile KÖTÜ RUH HALİ ile KÖTÜ ALAMET ile KÖTÜ DURUM ile KÖTÜ KOKU ile KÖTÜ TAT ile HUYSUZLUK ile HUYSUZLUK

( BAD vs. BAD BEHAVIOR vs. BAD DAY vs. BAD LUCK vs. BAD MEAT vs. BAD MOOD vs. BAD OMEN vs. BAD SITUATION vs. BAD SMELL vs. BAD TASTE vs. BAD TEMPER vs. BAD TEMPEREDNESS )

( بد ile بي محل ile لاوصول ile مشئوم ile ناسره ile سوء ile بدسلوکي ile روزبد ile نگون بختي ile بد شانسي ile بدبياري ile بخت سياه ile گوشت خراب ile خلق تنگ ile طيره ile مرغوا ile تنگنا ile تعفن ile بي سليقگي ile بدمزگي ile بدسليقگي ile کج سليقگي ile تند خويي ile بي ظرفيتي )

( BAD ile BEY MOHAL ile LAVASOL ile مشئوم ile NASAREH ile SUE ile بدسلوکي ile RUZBAD ile NEGON BAKHTY ile BAD SHANSY ile بدبياري ile BAKHT SYAH ile GUSHT KHARAB ile KHALGH TANG ile طيره ile مرغوا ile TANGNA ile TAFAN ile BEY SELYGHAGY ile بدمزگي ile بدسليقگي ile KAJ SELYGHAGY ile TAND KHOYY ile BEY ZARFYTY )


- KÖTÜ ile KÖTÜ İNŞA EDİLMİŞ

( BADLY vs. BADLY BUILT )

( بطور بد ile بطور ناشايسته ile بنا ساز )

( BETOR BAD ile BETOR NASHAYSETEH ile BENA SAZ )


- KÖTÜ ile/değil/yerine KULLANIŞSIZ


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ


- KÖTÜ ile/ve REZÂLET/REZİL

( BAD vs./and INFAMY )


- KÖTÜ = ŞER = BAD, EVIL, WRONG[İng.] = MAL[Fr.] = BÖSE, UEBEL[Alm.] = MALUS[Lat.] = MALO[İsp.]


- KÖTÜ ile/ve/değil/||/<>/< TEHLİKELİ


- KÖTÜ ile/ve/değil/<> ÜSTÜNKÖRÜ


- KÖTÜ ile YARARSIZ

( BAD vs. USELESS )


- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> ZOR


- KÖTÜCÜL/LÜK ile KÖTÜCÜL YAZILIM


- [ne yazık ki]
KÖTÜ KULLANIM ile/ve/||/<>/> KÖTÜYE KULLANIM

( "Bir alışveriş, bir fiş." biçiminde, fazladan/gereksiz açıklama yapmak, uyarıda bulunmak. İLE/VE/||/<>/> "Ama bunu söylemenize gerek yok ki! Ben yapınca alışverişi, ZÂTEN/SONUÇTA alıyorum satış fişi." biçiminde [soluksuz/beklemeksizin/düşünmeksizin] "yanıt vermek." )

( Bir kişinin, neyi bilip bilmediğini ve/ya da o an/dönem için anımsayıp anımsamadığını "belirlemek", beklentisi içinde olmak, dilin/ifadenin kötü kullanılmasıdır. [Hiçkimsenin, neyi bilip bilmediği, isteyip istemediği ya da yapıp yapamayacağı, hiçbir zaman, zemin ve koşulda bilinemez!] İLE/VE/||/<>/> Sözcüklerin yetersiz ve kötü kullanımıyla birlikte "niyet okumak" ya da genelleyici/indirgeyici/özdeştleştirici/köktenci/toptancı/sonuç odaklı bir yargı ifadesi ise sürecin ve ilişkinin tükenmesine neden olacak/olmuş bir kötüye kullanımdır. [Güç ve baskı uygulama isteği ve/ya da nedeniyle olduğu/olabileceği gibi sorumluluktan kaçmak gibi çok çeşitli anlamsız/gereksiz nedenlerden de kaynaklanmaktadır.] )

( [... olduğunu/olacağını] "biliyorsun/biliyordun." İLE/VE/||/<>/> "ZÂTEN"/"SONUÇTA"/"ASLINDA" biliyorsun/biliyordun." )

( Dünyadaki Yaşamın Tehlikede Olduğunun 21 Kareyle Kanıtı )


- KÖTÜLEDİ değil KÖTÜLEŞTİ


- KÖTÜLEME ile ALEYHTARI

( DETRACTION vs. DETRACTOR )

( هتاکي ile هتاک )

( هتاکي ile CPETAK )


- KÖTÜLEME ile/ve/değil/yerine TESPİT ETME


- [ne yazık ki]
!KÖTÜLEME ile/ve/değil/||/<> !"YAKIŞTIRMA"


- KÖTÜLEMEK ile KÖTÜLENMEK ile KÖTÜLEŞMEK ile KÖTÜLEŞTİRMEK ile KÖTÜLEYEBİLMEK ile KÖTÜ/LÜK ile KÖTÜ GÖZ ile KÖTÜ YOL ile KÖTÜ ADAM ile KÖTÜLÜKÇÜ/LÜK ile KÖTÜ HABER ile KÖTÜ HUYLU/LUK ile KÖTÜ KADIN ile KÖTÜ KALPLİ/LİK


- KÖTÜLEMEK ile/değil/yerine NE OLDUĞUNU BELİRTMEK

( [not] "TO RUN DOWN" vs./but TO STATE
TO STATE instead of "TO RUN DOWN" )


- [ne yazık ki]
KÖTÜLERİN, "BASKISI" ile/değil/||/<> İYİLERİN, KAYITSIZLIĞI


- KÖTÜLÜĞE, EN İYİ KARŞILIK -ile

( UNUTMAK )


- KAYGILAN/MAK / KORK/MAK:
KÖTÜLÜK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN
ile/ve/değil/yerine/daha çok/||/<>/<
İYİLİK EDENDEN VE ETTİĞİNDEN


- KÖTÜLÜK ETME! ve/<> KUYU KAZMA!

( Kötü düşersin. VE/<> Kendin düşersin. )


- KÖTÜLÜK ETMEK ile/ve/||/<>/< ZARAR VERMEK

( İnsanda. İLE/VE/||/<>/< Kişilerde ve hayvanlarda. )

( ÖNCE, ZARAR VERME!

DO NOT HARM!

PRIMUM NON NOCERE PRIMA NON NOCERE )


- KÖTÜ/LÜK ile ...

( VAROLANLAR ARASINDAKİ GÖRELİLİK )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/<> GEREKSİZ YERE/LİK


- KÖTÜLÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ OLANIN YOKLUĞU


- [ne yazık ki]
"KÖTÜLÜK" değil/yerine/>< İYİLERİN ÇABASI

( Kötülüğün baskın gelmemesi için tek koşul, iyilerin, çaba göstermeleridir. )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/||/<> KABA/LIK


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil KISKANÇ/LIK / HASUT[Ar.]

( Başkasına zarar vermek, kendini güvende hissetmeyen kişinin korkusundan kaynaklanır. )

( [not] BADNESS vs./and/but JEALOUSY )


- KÖTÜ/LÜK ile/ve/değil/<> KÖTÜLÜKLERE NEDEN/VESİLE OLAN

( Kendinden çok, başkalarından az isteyen bir kişi, kendini, kötülüklerden uzak tutar. )

( HABÂSET ile HASED )


- KÖTÜLÜKLERLE "YÜKSELMEK" değil/yerine/><
İYİLİKLERLE "KAYBETMEK"


- KÖTÜ/LÜK(TE) ile/ve/değil/yerine/>< İYİ/LİK(TE)

( Hesaplı/planlı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Hesapsız/plansız. )

( İyi, yapmak ve yaratmakla; kötü, tembellik ve işsizlikle görülür. )

( Mükemmel olmayanı mükemmel olan uğruna seve seve feda edin, o zaman iyi ve kötü tartışmaları artık hiç olmayacak. )

( Ortak iyiliği (bütünün hayrını) arzu ettiğinizde, tüm dünya sizinle birlikte arzu eder. )

( Yapmış olduğu kötülüğü daha sonra yaptığı iyilikle yenen kişi, ayın, ışığını örten bulutlardan kurtulduğu zamanki gibi, dünyaya ışık yayar. )

( Olgun kişi, iyiyi gözlemleyerek onun peşinden gider, kötüyü gözlemleyerek düzeltmeye çalışır. )

( En yüksek katta şereflendirilmenin anlamı, kişinin iyiliğe olan içten aşkının doğurduğu başarıdır. )

( Olayları iyi ve kötü diye ayırdığınız sürece, haklı olabilirsiniz. Gerçekte ise, yerine getirildiklerinde, iyi kötüye, kötü de iyiye dönüşür. )

( Kötüyü kötü görebilmeliyiz ki, iyiyi arayabilelim. )

( Her şeyi iyi görürsek, tuzağa düşeriz. )

( ARETE[Hellence]: İyilik. | Erdem, yetenek, yetkinlik, yararlılık. )

( İyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği kadar, kötü; kötü şeylerin olduğu kadar da, iyi şeylerin olduğu/olabildiği/olabileceği ve bu bağlamda da, iyi/kötü tanımının olmadığı/olamayacağı, ancak ve sadece bizim alt seviye yükleme(leri)mizle ya da indirgeme(leri)mizle söz konusu olduğunu anımsamakta yarar vardır. )

( İyi birini gördüğünüzde, onu taklit etmeye çalışın. Kötü birini gördüğünüzde, onun kusurlarını, kendinizde de arayın. )

( İyinin karşıtı, "kötü" değil ne yazık ki "düşünce/düşünme yok(sun)luğu"dur. )

( Azaltamıyorsak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Artırabiliriz/artıralım! )

( Seçme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Yeğleme. )

( [not] BAD/NESS vs./and/but/>< GOOD/NESS
GOOD/NESS instead of BAD/NESS )

( MAUVAIS avec/et/>< BON )

( SCHLECHT mit/und/>< GUT )

( MALUM cum/et/>< BONUM )

( MALO con/y/>< BUENO )

( CATTIVO con/e/>< BUONO )

( SEYYİ', RADİ' ile/ve/>< CEYYİD, HASEN )


- KÖTÜMSEMEK ile KÖTÜMSERLEŞMEK ile KÖTÜMSERLEŞTİRMEK ile KÖTÜMSER/LİK


- KÖTÜMSER HERMETİZM ile İYİMSER HERMETİZM


- KÖTÜMSER ile/değil SORUNLU


- KÖTÜMSER ile ÜMİTSİZ

( TRAGEDYA: Ümidin tümüyle tükenmesi. )


- KÖTÜMSER/LİK >< İYİMSER/LİK ile/değil/yerine/>< GERÇEKÇİ/LİK

( [sadece] Tüneli "görür". >< Tünelin sonundaki ışığı "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tünelle birlikte, ışığı ve gelebilecek treni görür. )

( [sadece] Her fırsattaki "zorluğu" "görür". >< Her zorluktaki "fırsatı" "görür". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Her fırsatla birlikte kolay olmayabilecekleri birlikte değerlendirir. )


- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK = BEDBİNLİK = PESSIMISM[İng.] = PESSIMISME[Fr.] = PESSIMISMUS[Alm.] = PESSIMUS[Lat.]


- KÖTÜMSER/LİK ile/ve/değil/||/<>/< DUYGUSAL/LIK


- KÖTÜMSERLİK değil/yerine/>< KONUŞABİLMEK

( Konuşabilirsek, "kötümserlik" oluşmaz. )


- [ne yazık ki]
KÖTÜMSERLİK:
ÇÖZÜM ARAMAMAK ve/||/<>/< ÇÖZÜMÜN BİR PARÇASI OLMAMAK


- KÖTÜRGÜ = TAŞIMA
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]


- KÖTÜRÜMLEŞMEK ile KÖTÜRÜM/LÜK


- KÖTÜYÜ, DOĞRUDAN GÖSTERMEK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine KÖTÜYÜ, DAHA KÖTÜSÜNÜ GÖSTEREREK GÖSTERMEK/ANLATMAK


- KOĞ/KOV ile KOV

( Dedikodu. İLE Sivrisinek vb. hayvanların ısırmasından korunmak için gövdeye sürülen özel sıvı. )


- KOVA ile KÜLEK

( ... İLE Tahta kova. )


- KOVA ile SİTİL

( ... İLE Büyük bakraç.[: Çoğunlukla, bakırdan yapılan, küçük kova. | Bir bakracın alabildiği miktar.] )


- KOVALAMAK ile KOVALANMAK ile KOVALATMAK ile KOVALAYABİLMEK ile KOV ile KOVA/LIK ile KOVALAMACA


- KOVALAN/COVALENT[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞERLİ


- KOVAN ile KURDEŞEN

( HIVE vs. HIVES )

( مرکز تجمع ile کهير )

( MARKZ TAJMA ile KEHYR )


- KOVAN/LIK ile KOVAN OTU ile KOVANCILAR ile KOVAN ANAHTAR


- KOVARİ ile ...

( Avustralya'ya özgü, memeli bir hayvan. )


- KOVARYANS/COVARIANCE[İng.] değil/yerine/= ORTAK DEĞİŞKENLİK


- KOVARYANT TÜREV ile/||/<> KISMİ TÜREV

( Kovaryant eğri uzayda ∇_μ, kısmi düz uzayda ∂_μ. )

( Formül: ∇_μ = ∂_μ + Γ_μ )


- KOVBOY[İng. < COWBOY] ile/ve GOŞO

( Amerika'da. İLE/VE Güney Amerika'da. )


- KOVBOY/LUK ile KOVBOYCULUK


- KOVDURMAK ile KOVDURTMAK ile KOVDURABİLMEK


- KOVMAK ile KOVALAMAK


- KÖVRE/KÖWRE = LEŞ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Ölü bir hayvanın, iç örgenleri çürümüş ve kemiklerin üzerinde kurumuş et parçaları kalmış gövdesi. İLE ... )


- KÖVŞEK/KÖWŞEK ile KÖVÜRGEN/KÖWÜRGEN/KÖMÜRGEN[Oğuz]
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( İyi mayalanmış hamurdan yapılan ekmek. İLE Dağ soğanı. )


- KOVUK ile KOVUCUK/ADESE[Ar.]

( Bir şeyin oyuk durumunda bulunan iç bölümü. İLE Bitkilerde, mantar tabakası üzerinde, sünger dokunun kalınlaşmadığı yerlerde oluşan ve bitkinin solunumuna yardım eden küçük delik. )


- KOV(UL)MA ile/değil/yerine SÜR(ÜL)ME

( Eskiden bazı meclisten uzaklaştırılan/sürülen kişiler 7 yıl aynı meclise dönemezlermiş. )


- KOVULMA ile/ve TERK EDİLME


- KOV(UL)MAK yerine ÇIKAR(IL)MAK


- KOVULMUŞ = KOVUNTU

( Kovulmuş kişi. )


- KOVUŞTURMA değil KOĞUŞTURMA


- KOVUŞTURMA değil/yerine/>< TAKİPSİZLİK


- KÖVÜZ/KÖVİZ/KÖWİZ ile KÖVİJ/KÖWİJ
[<
Divân-ü Lugât-it-Türk]

( Kilim, şilte ya da örtü. İLE Ağacın oyuğu, çürümüş. )


- KÖY[Fars. < KÛY] ile KÖYLÜK

( Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu yaşama uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. | Köy halkı. İLE Köy bulunan yer. )


- KÖY ALEVİLİĞİ ile ŞİİLİK


- KÖY ENSTİTÜLERİ ile/ve/<> HALK EVLERİ


- KÖY/KARYE ile/ve/<> MAHALLE ile/ve/<> ÇİFTLİK


- KÖY ROMANI ile KÖY KONULU ROMAN


- KÖY ROMANININ:
DÖNEM ORTAYA ÇIKARMASI ile/ve/||/<> DÖNEM KAPATMASI


- KÖY ile AUL


- KÖY ile AVUL

( ... İLE Orta Asya'da, Türk köyüne verilen ad. )


- KÖY ve/<> BİSİKLET


- KOY ile ÇEKMECE

( Denizin, gölün küçük girintiler biçiminde karaya doğru sokulduğu bölümü. İLE Masa, dolap gibi şeylerin dışarı çekilen gözü, çekme. | İçinde mücevherler ya da değerli şeyler saklanan, küçük süslü sandık. | Gemilerin barınabilecekleri koy. )


- KÖY ile/ve/||/<> KIRSAL


- KOY ile/||/<> KÖRFEZ


- KÖY ile KÖY YERİ ile KÖY AĞASI ile KÖY İMAMI ile KÖY ODASI ile KÖY OYUNU ile KÖY EKMEĞİ ile KÖY ROMANI ile KÖY MEYDANI ile KÖY MUHTARI ile KÖY TÜRKÜSÜ ile KÖY KORUCUSU ile KÖY KORUCULUĞU ile KÖY İHTİYAR HEYETİ ile KÖY İHTİYAR MECLİSİ