FA'dan FU'ya ilk iki yazacı aynı olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 1.390 başlık/FaRk ile birlikte,
1.390 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(6/7)
- FAY[Fr. < FAILLE] ile/değil/yerine/= KIRIK/YERKIRIĞI
- FAY/FAİLLE[Fr. < FAILLE] ile/||/<> JEOSENKLİNAL/GEOSYNCLİNAL[Fr. < GÉOSYNCLINAL] ile/||/<> HORST/HORST[Alm. < HORST]
( fay hattı Yer kabuğu kayaçlarının ters yönlü sıkıştırma ya da gerilme kuvvetlerinin etkisiyle koparak birbirine göre yer değiştirmesi sonucu ortaya çıkan hareketli kesimi kırık III )
- FAY ile/||/<> KIRIK
- FAYANS/FAİENCE[Fr. < FAÏENCE] ile/||/<> LAMİNANT/LAMİNANTE[Fr. < LAMINANTE]
( Duvarları kaplayıp süslemek için kullanılan bir yüzü sırlı ve türlü desenlerle bezenmiş pişmiş balçıktan levha )
- FAYANS ile FAYANSÇI/LIK
- FAYDA[Ar. < FĀʾİDE] ile/değil/yerine/=/||/<> YARAR
- FAYDA/LI[Ar.] ile/değil/yerine/= YARAR/LI
- FAYDA ile/||/<> UTILITY[İng.] ile/||/<> YARARLILIK
( Bir gözlem ya da ölçme aracının kullanılma ve yararlanmaya elverişlilik düzeyi )
( UTILITY )
- FAYDALANILMAK ile FAYDALANDIRILMAK
- FAYDALANMAK ile FAYDALANDIRMAK ile FAYDALANABİLMEK ile FAYDA ile FAYDACI/LIK ile FAYDALI/LIK ile FAYDASIZ/LIK ile FAYDASIZCA
- FAYDALANMAK ile SÖMÜRÜ ile SÖMÜRÜLEN
( EXPLOIT vs. EXPLOITATION vs. EXPLOITED )
( دوشيدن ile استثمار کردن ile استخراج کردن ile بهره برداري ile استثمار ile مستخرج )
( دوشيدن ile ESTESMAR KARDAN ile ESTEKHARAJ KARDAN ile BACPAREH BARDARY ile ESTESMAR ile مستخرج )
- FAYDALI ile İYİLİK ile HAYIRSEVER ile YARARLI ile YARARLANICI ile FAYDA ile FAYDALANMAK ile FAYDALAR
( BENEFIC vs. BENEFICENCE vs. BENEFICENT vs. BENEFICIAL vs. BENEFICIARY vs. BENEFIT vs. BENEFITING vs. BENEFITS )
( فايده برنده ile نيکوکاري ile نکويي ile صاحب کرم ile منان ile نيک کردار ile منعم ile سودمند ile افاضه ile نافع ile بااستفاده ile باصرفه ile ذينفع ile بهره گرفتن ile مستفيض ile سود بردن ile احسان کردن ile فايده بردن ile منتفع کردن ile فايده ile سود ile توشه برگرفتن ile مزيت دادن ile منتفع شدن ile مفيد بودن ile توشه برداشتن ile فايدهرساندن ile منتفع ile متمتع ile حقوق و مزايا ile خواص ile مزايا ile حقوقومزايا )
( FAYDAH BARANDEH ile NEYKOKARY ile نکويي ile SAHEB KARAM ile MENAN ile NEYK KARDAR ile MANAM ile SOODMAND ile AFAZEH ile NAFE ile BAESTEFADEH ile BASERFEH ile ZEYNAF ile BACPAREH GARAFTAN ile مستفيض ile SOOD BARDAN ile EHSAN KARDAN ile FAYDAH BARDAN ile MONTAF KARDAN ile FAYDAH ile SOOD ile TOOSHEH BARGARAFTAN ile MOZYT DADAN ile MONTAF SHODAN ile MOFYD BODAN ile TOOSHEH BARDASHTAN ile فايدهرساندن ile MONTAF ile MOTEMOTE ile HOQUQ VE MOZAYA ile KHAVAS ile MOZAYA ile حقوقومزايا )
- FÂYİH[Ar.] ile FÂYİHA[Ar. çoğ. FEVÂYİH]
( Kendiliğinden dağılan güzel koku. İLE Çiçek ve meyve kokusu. | Hoş kokulu nesne. )
- FAYTON SEFÂSI değil ATLARIN CEFÂSI
- FAYTON[Fr. < PHAÉTON] ile/||/<> ...
( tek körüklü dört tekerlekli genellikle çift atlı binek arabası Türkçede payton olarak da kullanılır phaéton )
( PHAÉTON )
- FAYTON ile FAYTONCU/LUK
- FAYTON ile/||/<> PAYTON
- FAZ | EVRE ile/||/<> EVRE
( Sinema TV Aynı yinelenimdeki dönemsel iki devinimin birbirine göre durumunu saptayan özellik İki devinim aynı anda dönemsel devinimin aynı noktasında bulunuyorlarsa aynı evrededirler evrede Ses dalgalarının elektrik salınımlarının evresinden de söz edilebilir Tekrarlı olaylarda bir dönüm içindeki her bir nokta konum ya da durum Örnek Ayın evreleri ilkdördün dolunay vb Bir değişen yıldızın minimum evresi Zaman ya da uzay içerisinde sıralanmış bir dizinin dönüm noktalan arasındaki aralık 1 Dengedeki bir dizge içinde başka bölümlerden fiziksel ayrılıklar gösteren ve kesin yüzeylerle sınırlanmış tektürel yapılı bölge 2Gözİem süresinde bir elektriksel dalganın sıfırdan en büyük değere dek aldığı bağıl değer Bir oluşum ya da süreç içinde birbirini izleyen değişik görünüşlü durumlardan her biri fizik kimya Birbiri ardınca gelen değişikliklerde özdeğin biryapımlı kesiksiz durumu katı evre sıvı evre vb 1 Özdeğin tektürel kesiksiz durusu katı evre sıvı evre vb 2 Dalga işlevinin bir noktasının aynı yere hangi zamanda geleceğini gösterir açı Sabnamlı bir olayın yinelenimleri boyunca içinde bulunduğu aşamaları niteleyen açısal nicelik Isıl işlem ve yüzey işlemelerinde ardışık olarak görülen durumlardan her biri Bir hastalığın ya da işlemin çeşitli durum ya da safhalarından her biri faz )
( PHASE | STAGE )
( PHASE )
( PHASE )
- FAZ DEĞİŞİM MALZEMESİ ile/||/<> TERMOELEKTRİK MALZEME
( Faz değişim malzemesi ısıyı gizli ısı olarak depolarken İLE termoelektrik malzeme ısıyı elektriğe çevirir )
( Formül: Parafin mumu )
- FAZ UZAYI ile/||/<> KONFİGÜRASYON UZAYI
( Bir sistemin hem tüm konumlarını hem tüm momentumlarını eksen alan uzaydır; sistemin durumunu tek bir nokta tam belirtir. @@ Yalnızca konumları eksen alan uzaydır. İkincisi ilkinin yarısıdır; faz uzayı, konum uzayına momentumları da ekleyerek dinamiği tam betimler. )
( Formül: (q ilep) ~ sadece q )
- FAZ UZAYI ile/ve/||/<> TERSİNEMEZLİK
( ... ile/ve/||/<> 10[üzeri 10 üzeri 25] [olasılıksızlık] )
( m = 3, n= 3 [1/4060]
m = 4, n= 4 [1/10.000]
m = 5, n= 5 [1/100.000] )
- FAZ UZAYI ile/||/<> TERSİNEMEZLİK
( )
( Bilinmiyor tarafından keşfedildi/formüle edildi. )
- FAZ[Ar. < Fr. < Yun.] ile FAZZ[Ar.]
( Evre, safha. İLE Huysuz, kötü sözlü, kaba. )
- FAZ[Fr. < PHASE] ile/değil/yerine/= ELEKTRİK GERİLİMİNDE EVRE
- FAZ[Fr./İng. < PHASE] ile/değil/yerine/= EVRE
- FAZ/İK/PHAS/IC[İng.] ile/değil/yerine/= EVRE/Lİ
- FAZ ile FAZ KALEMİ
- FAZ ile İKİ FAZLI
( ... İLE Aralarında, devrenin dörtte biri kadar faz farkı olan. [Aynı frekans ve genlikte, iki alternatif akım ya da gerilim.] )
- FAZ ile/||/<> KRİTİK NOKTA ile/||/<> ÜÇLÜ NOKTA
( Maddenin fiziksel ve kimyasal olarak türdeş bölgesidir (katı, sıvı, gaz gibi); faz diyagramında basınç-sıcaklık düzleminde ayrı alanlar kaplar. @@ Sıvı ile gaz arasındaki ayrımın ortadan kalktığı basınç-sıcaklık noktasıdır; ötesinde madde süperkritik akışkandır, sıvı ve gaz ayırt edilemez. @@ Katı, sıvı ve gaz fazlarının aynı anda dengede bulunduğu tek basınç-sıcaklık noktasıdır; suda 0,01 °C ve 611 Pa'dır ve sıcaklık ölçeğinin tanımında kullanılır. )
( Formül: dP/dT = ΔH/TΔV )
- FÂZA[Ar.] ile SÂLE[Ar.]
- FÂZÎH/A[Ar.] ile FAZÎHA[Ar. çoğ. FAZÂYİH]
( Utanmaz, rezil. | Çirkin, fena. İLE Edepsizliği, alçaklığ gerektiren iş/şey. )
- FAZIL BEY ile VECİHİ HÜRKUŞ
( )
( 
Hava Şehitleri, 1935'ten bu yana her yıl 15 Mayıs'ta düzenlenen törenlerle anılıyor. )
- FAZİL[Ar. < FĀŻİL] ile/değil/yerine/=/||/<> FAZIL
( Faziletli erdemli olan kimse )
- FÂZIL[Ar.] ile/değil/yerine/= ERDEMLİ KİŞİ
- FAZİLA[Ar. < FĀŻİLA] ile/değil/yerine/=/||/<> FAZILA
( Faziletli erdemli olan kadın )
- FAZİLET[Ar. < FAŻĪLET] ile/değil/yerine/=/||/<> ERDEM
- FAZÎLET[Ar.] ile/değil/yerine/= ERDEM
- FAZİLET ile/ve EDÂ
- FAZİLET ile FAZİLETLİ/LİK ile FAZİLETSİZ/LİK
- FAZÎLET ile/ve/||/<> MENFAAT ile/ve/||/<> MASLAHAT
( Bireyde. İLE/VE/||/<> Toplulukta. İLE/VE/||/<> Toplumda. )
- FAZİLET ile/||/<> VIRTUE[İng.] ile/||/<> VERTU[Fr.] ile/||/<> VIRTUS[Lat.] ile/||/<> TUGEND[Alm.] ile/||/<> ERDEM
( 1 İstencin ahlaksal iyiye yönelmesi 2 İnsanın tinsel ve ruhsal yetkinliği Felsefe tarihi boyunca erdem kavramına değişik anlamlar verilmiştir Filozofların ahlak öğretileri genellikle erdeme ahlaksal iyiye verdikleri anlamla birbirinden ayrılırlar Plütondan beri temel erdemler olarak şunlar sayılır bilgelik yiğitlik doğruluk ölçülülük Türkçe er kökünden türetilmiş bir isim Köken bilimi bakımından nitelikler özellikle yiğitlik ve daha yaygın olarak iyilik fazilet iyi nitelikler broader anlamında kullanılır ve aynı zamanda uluslarla ilgili kavramlara geçer Uygurcada aynı zamanda göçüşmeli métathétique edrem olarak da kullanılır Erken çağda aslen yeterlilik verimlilik yetenek olarak Moğolcaya geçmiştir Daha sonra bilgelik anlamında kullanılmıştır Tuvacada kullanılan ertem hiç kuşkusuz bilgi bilim için Moğolcadan geri alınmış bir biçimdir Güneybatıda erdem erden fazilet mükemmellik biçimi doğrudan doğruya eski bir kalıntıdır Doerfer II 451 Eski Türkçede alpı erdemi yiğitlik mertlik olarak geçer Eski yazılı kaynaklarda erdem sık sık kullanılır Eski Kırgızcada erdem ve er erdem yaygın olarak kullanılır 11 yüzyılda Hakani dilinde erdem al adab wal manqaba değerler erdem olarak çevirilmiştir ancak alḥilm wal ilm bilgelik çevirisi de istisnai olarak geçer Kutadgu Biligde erdem değer erdem bildirir karşıtı da mün kusur suç olarak geçer 14 yüzyılda Harezmde erdem erlik yiğitlik mertlik anlamlarında kullanılır 14 yüzyılda erdem fazilet diye geçer 14 ve 15 yüzyıllarda Osmanlıcada erlik erdemi erkekçe erdemler ve erdem askeri yetenek maharet kullanılır Erdemin etimolojik açıklamasını Thomsene borçluyuz Thomsen Latince vir er kökünün virtus Fransızca vortu türevinden örneklenerek erdemin er kökünden geldiğini açıklamıştır Doerfer TMEN II 3132 Thomsenin açıklamasından söz etmiştir Buna karşılık Räsänen V 47a eski ve yeni diyalektlerde geçen biçim ve verileri gözden geçirmiştir Ayrıca Çuvaşça yoluyla erdemin érdem olarak Macarcaya geçtiğini de eklemiştir Son olarak semantik bakımdan Latince vir virtus biçimini vermiştir Macarca érdem biçimini Ligeti de değerlendirmiştir TörK 30 )
( VIRTUE )
( VERTU )
( TUGEND )
( VIRTUS )
- FAZİLETKÂR[Ar. < FAŻĪLET + Fars. -KĀR] ile/değil/yerine/=/||/<> ERDEMLİ
- FAZL[Ar.] ile İHSÂN[Ar.]
- FAZLA ALÇAKGÖNÜLLÜKTE/TEVÂZÛDA:
RİYÂ ile/ve/||/<> GERÇEK
( Fazla tevâzû gösterme, riyâdan sayarlar. İLE/VE/||/<> Fazla tevâzû gösterme, gerçek sayarlar. )
( [Fazla alçakgönüllük göstermek] İkiyüzlülük olarak yorumlanabilir. İLE/VE/||/<> İncelik olarak yorumlanmayıp çarpıtılarak, genelde de bilindiğiniz ya da göründüğünüz kadar incelikli olmadığınız biçiminde yorumlanabilir. )
- FAZLA BİLGİ ile FAZLADAN BİLGİ
( EXCESS INFORMATION vs./and EXTRA INFORMATION )
- FAZLA ENERJİ ve/<> KARMAŞA / KARGAŞA
- FAZLA FAZLA ile/değil FASLA FASLA
( ... İLE/DEĞİL Yer yer. )
- FAZLA FEDÂKÂR/LIK
ve/||/<>/>/ne yazık ki
(FAZLA) VEFÂSIZ/LIK
( Fedâkârlığın fazlası, vefâsızlığa neden olur. )
- FAZLA GÖTÜNE GÜVENME!" değil "GÖTÜNE" FAZLA GÜVENME!
- FAZLA KIYMET | ARTIK DEĞER ile/||/<> ARTIK DEĞER
( İyesinin hiçbir katkısı emeği olmaksızın kamunun etkinlikleri sonucunda bir toprak parçasının ya da taşınmazın değerindeki artış Marksist kuramda emeğin değişken sermayenin üzerinde üretime kattığı ve kapitalistin el koyduğu değer diğer bir deyişle iktisadi artığın kaynağı emeğin yarattığı değerin karşılığını alamadığı kısmı net ürün )
( INCREMENTAL VALUE | SURPLUS VALUE )
( PLUS-VALUE FONCIÈRE )
( WERTSTEIGERUNG, WERTZUWACHS VON GRÜNDSTÜCKEN )
- FAZLA KONUŞMAK ile/değil/yerine GEREĞİNDEN FAZLA KONUŞMAK
( Kişinin, "Fazla konuşmak" diye bir durumu ol(a)maz fakat belirli/belirsiz bir konuda/alanda/olguda, gereğinden fazla konuşması söz konusu olabilir. [Kişinin, doğadaki fiziksel donanımlarının yetersizliğini giderecek olanın, beyni ve zihni olmasından dolayı ve bunu da, geri dönülmez bir duruma girmeden önce gidermek, çözüm üretmek üzere dili ve konuşma becerisi karşılar. Modern dönemlerde gelinmiş kopukluklar, hızlı ve kısa/kesik sözler kullanma "çabası/beklentisi" nedeniyle de "konuşmanın fazlası" diye bir olgu, durum geliştirilemez ve/ya da bu kişisel/düşük "beklentinin" karşılanması, çevremizdeki kişilerden beklenilemez!] )
- FAZLA MESAİ ile/||/<> FAZLA ÇALIŞMA
( fazla çalışma )
- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET
( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )
- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK
( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )
- Fazla soru sorma SUS!!!
- FAZLA) İÇMEMELİ!
- FAZLA[Ar. < FAŻLA] ile/değil/yerine/=/||/<> FAZLA
( fazla mesai haddinden fazla Gereğinden alışılmıştan çok aşırı olan ziyade Daha çok aşkın Artmış olan ihtiyaçtan fazla olan Gereksiz yersiz bir biçimde Gereğinden alışılmıştan çok olarak )
- FAZLA/BOŞ/BOŞUNA ile/ve/değil/yerine GEREKLİ/LİK
- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA! ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!
( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )
- FAZLA/LIK ile/değil AŞKIN/LIK
- FAZLA ile/ve ÇEŞİTLİ
- FAZLA ile ÇOK
( EXCESS vs. MANY )
- FAZLA ile/ve/değil ETKİN
( [not] EXCESS vs./and/but ACTIVE | EFFECTIVE )
- FAZLA ile/ve/değil GEREKSİZ
( [not] EXCESS vs./and/but UNNECESSARY )
- FAZLA ile/ve/değil HIZLI
( [not] EXCESS vs./and/but FAST )
- FAZLA ile ÖTE
( MORE vs. BEYOND )
- FAZLA ile/ve SORUN
( EXCESS vs./and PROBLEM )
- FAZLA ile/ve/yerine/değil YETERİNCE
( [not] EXCESS vs./and/but ADEQUATELY/SUFFICIENTLY
ADEQUATELY/SUFFICIENTLY instead of EXCESS )
- FAZLALAŞMAK ile FAZLALAŞTIRMAK ile FAZLA/LIK ile FAZLACA
- FAZLALIK ile/ve AİDİYET
( EXCESS vs./and STATE OF BELONGING )
- FAZLALIK ile AŞIRILIK
( EXCRESCENCE vs. EXCRESCENCY )
( رويش ناهنجار ile رويش ناهنجارنسوج )
( ROYSH NANPANJAR ile ROYSH NANPANJARENSOJ )
- FAZLALIK ile OBUR
( GLUT vs. GLUTTON )
( سيراب کردن ile پرخور ile شکم پرست )
( SYRAB KARDAN ile PORKHOR ile SHKAM PAREST )
- FAZLASIYLA ile/||/<> ZİYADESİYLE
- FELSEFE ile FANTAZİ
- FERFERE[Ar. < FERFERE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARFARA
( Çok konuşan ağzı kalabalık Yüksek sesle konuşan Çok övünen )
- FERRAŞ[Ar. < FERRĀŞ] ile/değil/yerine/=/||/<> FARAŞ
( Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke ya da plastikten yapılmış bir tür kürek )
- FESÂHÂT değil FASÂHÂT
( Hoş ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme becerisi. )
- FETHETMEK ile FETHEDİLDİ ile FATİH ile FETİH
( CONQUER vs. CONQUERED vs. CONQUEROR vs. CONQUEST )
( فتح کردن ile تسخير کردن ile مسخر کردن ile مفتوح ile مسخر ile غالب ile فاتح ile ظافر ile تسخير )
( FATH KARDAN ile TASKHYR KARDAN ile MOSKHAR KARDAN ile MOFTOH ile MOSKHAR ile GHALEB ile FATEH ile ظافر ile TASKHYR )
- FETİH ile/||/<> FÜTUHAT ile/||/<> FETİHNÂME[İng. MESSAGE ANNOUNCING A CONQUEST | FR. MESSAGEM DE COMQUETE | ALM. BERICH (M) ÜBER EINE EROBERUNG] ile/||/<> FATİH
( Bir kenti ya da ülkeyi savaşarak alma. İLE/||/<> Fetihler, zaferler. İLE/||/<> Savaşlar sonunda kazanılan zaferleri, bir yerin alındığını müjdelemek için hükümdarların, fethedilen yerleri, komşu hükümdarlara, yabancı devlet adamlarına, hanlara, prenslere/şehzâdelere ve valilere bildirmek üzere yazılan resmi mektup. İLE/||/<> Fetheden, İslâm devletlerinde bir ülkeyi ya da kenti savaşarak alan hükümdar ya da komutana verilen san. )
- FETK[Ar.] ile FASL[Ar.]
- FEVKALADE SIKINTILI değil FAZLASIYLA SIKINTILI
- FIBER[İng.] / FARBSTOFFE[Alm.] ile/değil/yerine/= LİF
- FIKIH/FİKH[Ar. < FİḲH] ile/||/<> FAKİH/FAKİH[Ar. < FAḲĪH]
( Bir şeyi derinlemesine anlayıp bilme İslam hukukunda ana kaynaklardan yararlanılarak konulmuş olan din ve dünya işleri ile ilgili kuralların bütünü )
- FİLAN[Ar. < FULĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> FALAN (FİLAN FALAN, FALAN FİLAN)
- FİRE UP[İng. < FIRE UP] ile/değil/yerine/=/||/<> FAYRAP
( İstim kazanının buhar oluşturacak biçimde yanması durumu Herhangi bir şeyi ya da işi hızlandırma Kapı pencere vb açma giysiyi çıkarma Gemilerde ateşçiye ateşi harlandırmak için verilen komut )
- FIRFIRSIZ ile/||/<> FARBASIZ ile/||/<> FARBALASIZ
- FIST[İng.] ile/değil/yerine/= FAUST/FAUSTEN[Alm.] ile/değil/yerine/= YUMRUK
( Elin sıkılmış ve yumulmuş hali. ~ Az yumrug, yer. dumrux. -Tkm yumrık, yumırdık. -Nog yumırık. Nogaycada yudırık biçimi de geçer. -Çuv śămăr. Horasan Türkçesinde yumurdux olarak kullanılır (Doerfer: TDAY 1977, 177, 181). Brockelmann (OGM 105§) -ruk ekiyle yapılmış bir türev olarak açıklamış, yumru 'round' biçimiyle karşılaştırmıştır. Ramstedt (SKE 43) yumruk ve yumru 'round' biçimlerini yumur- 'to close together' fiilinden getirmiştir. Ligeti (MNy 33: 226) yum- kökünün türevleri arasında saymıştır. Räsänen (V 210b) *yumδur-uk biçiminden yola çıkmış, yudruk biçimine de gönderme yapmıştır. Eski ve yeni diyalektlerde yumruk yerine yudruk biçiminin geçtiği göze çarpıyor: Bşk yodorok. -Krg cuduruk. -Kzk judırık. -Kklp juduruk. Alt yudruk. -Sag, Şor nuzruk. Sagaycada muzruk olarak da geçer. -Hak munzuruk. -Tub çuduruk. -Yak suturuk. ~ ET yıdruk. -OT yuδruğ. Şçerbak'ın yudruk biçimleri arasında yumruk biçimini de saydığı göze çarpıyor (JaS 125/194). Munkácsi (KSz 15: 348-349) Karaçayca cumduruk ve Balkarca zunduruk biçimlerini göz önünde tutarak Türkçe yumruk'u yudruk biçimiyle birleştirmiştir. Ona göre bu sözler yum- kökünden gelir. Gombocz (NyK 35: 279-282; KSz 13: 34-36) Türkçe yudruk'u Moğolca nidurġa biçimiyle birleştirmiştir. Onun otoritesine güvenen uzmanlar bu birleştirmeyi sık sık tekrarlamışlardır. Örn. Ligeti (I. OK 17, 40-41; MNy 59, 389) bu birleştirmeyi vermiştir. Räsänen (V 209b) de Türkçe yudruk ~ Moğolca nidurġa birleştirmesini tekrarlamıştır. Poppe (CAJ 16: 44-45) Moğolca nidurγa'nın nidura- 'to strike' fiilinden geldiğini bildirmiş, Eski Türkçe yuδruk, Yakutça suturuk biçimleriyle birleştirmiştir. Sanjeev (ST 6, 1973, 77-78) Kırgızca cuduruk biçimini Türkçe yum- kökünden gelen yumruk türeviyle değil Moğolca nidurγa biçimiyle birleştirmek gerektiğinin altını çizmiştir. Daha sonra Räsänen (V 210b) Türkçe yumruk'un *yumduruk'tan geldiğini seslendirmiştir. bk. Räsänen: LTS 232. Doerfer'in bu birleştirmeye katıldığı anlaşılıyor (TMEN 62. s., 362. s.). Ancak Doerfer (TDAY 1980-1981, 14-15) Türkçe yudruk ~ Moğolca nidurγa birleştirmesini benimsememiştir. bk. Aubin: MongStud 81. Ligeti (AOH 10: 241. s. 11. not) belli başlı verileri saymıştır. Clauson (ED 892b) Moğolca nidurğa'yı Türkçeden kalma eski bir alıntı olarak değerlendirmiştir. Ramstedt (KWb 280b) Moğolca nidurġa yanında Yakutça suturuk, Kazakça juduruk, Altayca yudruk biçimlerini saymıştır. Daha sonra Ramstedt (SKE 43) yumak (< yumgak), yumruk, yumru biçimlerini birtakım Korece sözlerle karşılaştırmıştır. )
- FIST[İng.] ile/||/<> FAUSTEN[Alm.] ile/||/<> YUMRUKLAMA
( Kalecinin topu tutamayacağı durumlarda yumrukları ile uzaklaştırması )
( FIST )
( FAUSTEN )
- FİZİK[İng. PHYSICS] ile/||/<> ALLOPATRİK TÜRLEŞME[İng. ALLOPATRIC SPECIATION] ile/||/<> AMPER[İng. AMPERE] ile/||/<> ANGSTRÖM[İng. ANGSTROM] ile/||/<> ANTROPOLOJİ[İng. ANTHROPOLOGY] ile/||/<> COULOMB ile/||/<> FARAD ile/||/<> SİMPATRİK TÜRLEŞME[İng. SYMPATRIC SPECIATION]
( Maddeyi, maddenin uzay-zaman boyunca hareketlerini ve davranışlarını, maddenin enerji ile olan etkileşimlerini deneye ve gözleme dayalı olarak inceleyen bilim dalı. Fizik; kuarklar, leptonlar ve bozonlar gibi temel parçacıklardan galaksi süperkümelerine kadar çok geniş bir yelpazede birçok fenomeni inceler. @@ Fiziksel bariyerler sebebiyle meydana gelen coğrafi ve cinsel izolasyon sonucu oluşan türleşmedir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik akımının birimidir. Akım şiddetinin birimi olan Amper, adını Fransız fizikçi André Marie Ampère'den almaktadır. @@ Bir metrenin on milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Yani 1 Angström 0,0000000001 metredir. Matematiksel olarak 1*10-10 m ya da 1e-10 m biçiminde gösterilir. Işın dalga boyunun ölçülmesinde kullanılır. Sembolü "Å"'dır. Angström birimi, adını İsveçli fizikçi Anders Ångström’dan almaktadır. @@ İnsanlığın evrimsel kökenlerini, bir tür olarak diğer türlerden farklılığını, zaman içinde sosyal varoluş biçimlerimizdeki büyük çeşitliliği anlamak amacıyla insanlığın sistematik olarak incelenmesi. Fiziksel (biyoloji ve evrim), kültürel (etnoloji), sosyal, dilsel ve psikolojik antropoloji dallarından oluşur. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik yükünün birimidir. C olarak kısaltılır. 1 Coulomb, 1 Amper şiddetindeki bir elektrik akımının iletken bir tel üzerinde 1 saniye boyunca akması durumunda taşınan elektrik yükü miktarıdır. Adını, Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb'dan almıştır. 1 Coulomb yaklaşık 6,24*1024 elektrik yüküne eşittir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kapasitansın birimidir ve 1 Coulomb/Volt'a tekabül eder. Adını İngiliz fizikçi Michael Faraday'dan almıştır. Farad, elektronik devreler için oldukça büyük bir birimdir, bu yüzden elektronik devrelerde kullanılan sığaçların kapasitansı mikrofarad (μF), nanofarad (nF) ve pikofarad (pF) gibi alt birimlerle ifade edilir. @@ Allopatrik türleşmenin aksine fiziksel bariyerlerle birbirlerinden ayrılmayan popülasyonlar içinde meydana gelen türleşmeye verilen addır. Genellikle çok-kromozomluluk (polyploidy) ya da zamansal bariyerler (çiftleşme dönemleri gibi) aracılığıyla meydana gelir.
Türleşmenin coğrafi izolasyona bağlı olmaksızın, aynı coğrafya içerisinde, farklı tip izolasyonlar (zamansal, davranışsal, gametik, mekanik, vs.) sonucu oluşmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FLANELLA[İt. < FLANELLA] ile/değil/yerine/=/||/<> FANİLA
( atlet fanilası ten fanilası Genellikle ince pamuk ipliğinden dokunmuş ten üzerine giyilen iç çamaşırı atlet Yumuşak yünden örülmüş ya da dokunmuş hafif ve gevşek kumaş )
- FOLD[İng.] ile/||/<> PLİ[Fr.] ile/||/<> FALZ[Alm.] ile/||/<> KATLANTI
( Erimiş metalin kalıplara boşaltılması sırasındaki sıçrama sonucu bir ön donma ile oluşan ve haddeleme ile yassılaşan yüzey kusuru )
( FOLD )
( PLI )
( FALZ )
- FOSTER FAMILY[İng.] ile/||/<> FAMILLE TUTRICE[Fr.] ile/||/<> KORUYUCU AİLE
( Bırakılmış ya da öksüz kalmış bir çocuğun bakımını yasaya uygun bir biçimde üzerine alan aile )
( FOSTER FAMILY )
( FAMILLE TUTRICE )
- FRANCMAÇON[Fr. < FRANC-MAÇON] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMASON
( mason Dinsiz imansız olan )
- FRİCTİON FACTOR[İng.] / MADRÛB-İ DELK[Osm.] / FACTEUR DE FROTTEMENT[Fr.] / FRIKTIONFAKTOR/REIBUNGSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= SÜRTÜNME ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- FUEL CLUSTER[İng.] / FAISCEAU DE COMBUSTIBLE[Fr.] / KRAFTSTOFFBLOCK[Alm.] ile/değil/yerine/= YAKIT DEMETİ
- FULAN[Ar. < FULĀN] ile/değil/yerine/=/||/<> FALAN
( falan festekiz falan feşmekân falan fıstık falan filan filan falan Söylenmesi istenmeyen ya da gerekli görülmeyen bir özel adın yerini tutan kelime filan falanca Cümlede belirtilen nesne ya da nesnelerden sonra gelerek ve benzerleri anlamında kullanılan bir söz Tarih yer kişi vb nin önüne gelerek tekrarlanmak istenmeyen sözlerin yerine kullanılan kelime falanca )
- FÜNYE[İt. < FUNE] ile/ve/||/<>/< FALYA[İt. < FALIA]
( Barut vb. patlayıcı nesneleri ateşlemek için kullanılan kapsül. | Topu ateşlemek için falya deliğine konulan araç. @@ Topları ateşlemek için ağızotunun konulduğu delik. | Altına etme. )
- FURKAN ile/ve/||/<> FARUK
( Farklar. İLE/||/<> Farkında/ayırdında olan. )
- FURL[İng. < FURL] ile/değil/yerine/=/||/<> FARİL
( Balık ağlarının alt ve üst yanlarına geçirilen keçi kılından yapılmış ip )
- GARİBAN ile FAKİR
- GAUSS YASASI ile/||/<> FARADAY YASASI
( Gauss elektrik akısı ile yük ilişkisi, Faraday değişen manyetik akı ile EMK ilişkisidir. )
( Formül: ∮E·dA = Q/ε₀ İLE ε = -dΦ/dt )
( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )
- GAZÂLÎ ve FAHREDDİN RÂZİ
- GECEKONDU ile FAVELA
( Brezilya'ya özgü gecekondu. )
- GEREKSİZ (YERE) HARCAMA/MASRAF ile/ve/<>/değil/yerine FAZLA HARCAMA/MASRAF
- GEREKSİZ ile FAZLA(DAN)
- GEYİK ile FARE/CÜCE GEYİK
( Tragulidae[cüce geyikgiller] ailesine ait bir türdür.
Henri Milne-Edwards[Fransız canlıbilimci] tarafından, 1864 yılında adlandırılmıştır. Tragulus kanchil[Lat.], Raffles tarafından, 1821 yılında Lesser Mouse-deer[fare geyiği] olarak adlandırılmıştır.
Fare geyiklerinin anavatanları, Güney Asya olup Asya'nın tamamında ve Kuzey Afrika'da da yaygın olarak görülebilmektedir. Indochina, Burma[Kra Isthmus], Brunei, Kamboçya, Çin[Güney Yunnan], Endonezya[Kalimantan, Sumatra ve çok sayıda küçük adada], Laos, Malezya[Peninsular Malezya, Sarawak] Güneydoğu Asya, Singapur, Tayland ve Vietnam genelinde yaygın olarak bulunurlar.
Güneydoğu Asya'da rastlanan, dünyanın en küçük toynaklı memeli türü olan fare geyiği, ilginç ve bir o kadar da ilgi çekici bir hayvan türüdür.
Yetişkin fare geyiklerinin yerden yüksekliği, yaklaşık 15 - 23 cm. arasında değişirken, uzunlukları 55 cm'i geçmemekle birlikte, ağırlıkları ise yaklaşık 2 - 3 kg. arasında değişmektedir. Otçul beslenen Fare geyiği, yavrularını sütle besler. Dişi Fare geyiği, 70 gün süren bir gebeliğin ardından, 8-12 yavru doğurur. Dişi fare geyiği, yavrularını üç aylık bir süre sütle besler.
Yavru fare geyikleri, 5 aylık olduklarında, yavrular, tek başına bırakılır. Bu süreç sonunda, dişi fare geyiği yeniden çiftleşebilir. Bir dişi fare geyiği, yılda iki kere doğum yapabilir. Fare geyiklerinin yaşamı, ortalama 10 yıl kadardır.
Oldukça hızlı hareket edebilime özeliğine sahiplerdir. İstediklerinde ya da tehlike anında, saatte 50 km.'lik hızla koşabilirler. )
( ... avec TRAGULUS KANCHIL )
- GÖZE YUTUMU | FAGOSİTOZ ile/||/<> FAGOSİTOZ ile/||/<> PHAGOCYTOSIS[İng.] ile/||/<> PHAGOCYTOSE[Fr.] ile/||/<> PHAGOCYTOSE[Alm.] ile/||/<> GÖZE YUTARLIĞI
( göze yutarlığı gözeyutarlığı hücre yutarlığı 1 Büyük parçacıkların yalancı ayaklar yardımıyla hücre içerisine alınması 2 Bir hücrelilerin amöboit hareketle avını yutması 3 Omurgalı bağışıklık sisteminin özel hücreleri tarafından mikroorganizmaların hücre içine alınarak sindirilmesi Vücuda giren her türlü yabancı taneciklerin ve mikroorganizmaların fagositik hücreler tarafından yakalanma bir vezikül içinde hücreye alınma ve sindirilerek yok edilme işlevi Nötrofil ve makrofajlar kuvvetli fagositoz yeteneğine sahiptirler karşılık fagositoz phagein yemek kytos boşluk Yutargöze tarafından küçük ve yabancı parçacıkların yutulup parçalanması )
( PHAGOCYTOSIS )
( PHAGOCYTOSE )
- GRADYAN/GRADIENT[İng.] ile/değil/yerine/= FARK
- GÜÇLÜ ile/değil/yerine FARKLI
( [not] POWERFUL/STRONG vs./but DIFFERENT
DIFFERENT instead of POWERFUL/STRONG )
- GULAM ile/||/<> ALABEYİ ile/||/<> CANBAZ ile/||/<> MİRAHUR ile/||/<> ÇARKA ile/||/<> BELDAR ile/||/<> BOSTANCI ile/||/<> AKINCI ile/||/<> CEBELİ ile/||/<> DALKILIÇ ile/||/<> DELİ ile/||/<> FARİSAN
( Asker. İLE/||/<> Bir bölgede tüm tımarlı sipahilerin en büyük amiri. İLE/||/<> Atlı fedai asker. İLE/||/<> Has ahırın en büyük yöneticisi. İLE/||/<> Osmanlılar'da öncü görevi. İLE/||/<> Dağ geçitlerini aşan, temizleyen ve koruyan, buradan geçenlerin güvenliğini sağlayan görevliler. İLE/||/<> Sarayın ve kentin güvenliğinden sorumlu askerler. İLE/||/<> Osmanlı'nın askerî örgütlenmesinde, sınır bölgelerinde, düşman ülkelerine akınlar, baskınlar tertipleyerek yıpratma harekâtında bulunan hafif süvari birlikleri. İLE/||/<> Tımar sahiplerinin savaşa hazır olarak beslemek zorunda olduğu asker. İLE/||/<> Gönüllü olarak tehlikeli işlerde kullanılan asker. İLE/||/<> Vezir ve Beylerbeyine bağlı olarak görev yapan hafif süvari örgütünün askeri. İLE/||/<> Eyâletlerde, hudutlardaki muhafız askerler. )
- GÜMÜŞ ile FAKFON[Fr. < İng. < Çince]
( ... İLE Bakır, nikel ve çinkodan oluşan, gümüş görünümünde bir alaşım. )
- GÜZEL ile/ve/değil/||/<>/< FARKLI
- GÜZELLİK >< FAZLALIK
( Güzellik, fazlalıklardan arınmışlıktır. )
- HABERDAR OLMAK ile/ve/<> FARKINDALIK
( TO BE AWARE OF vs./and/<> AWARENESS )
- HÂCET[Ar.] ile FAKR[Ar.]
- HAKİKAT ile FAKTÖR ile FAKTÖRİYEL ile FAKTORİNG ile ÇARPANLARA AYIRMA ile FAKTÖRLER ile FABRİKA ile FABRİKA SAHİBİ ile GERÇEKLER
( FACT vs. FACTOR vs. FACTORIAL vs. FACTORING vs. FACTORIZATION vs. FACTORS vs. FACTORY vs. FACTORY OWNER vs. FACTS )
( وجود مسلم ile حقيقت ile واقعيت ile عامل ile سازه ile فاکتوريل ile فالگيري ile فاکتور گيري ile عوامل ile کارخانه ile توليدي ile کارگاه ile کارخانه چي ile مطالب )
( VOJUD MOSLAM ile HAGHYGHT ile VAGHEYT ile AMEL ile SAZEH ile FAKTORYLE ile فالگيري ile FAKTOR GYRY ile AVAMEL ile KARKHANEH ile TOLYDY ile KARGAH ile KARKHANEH CHY ile MOTALEB )
- HAL DEĞİŞİMİ ile/||/<> FAZ GEÇİŞİ (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)
( Maddenin katı, sıvı, gaz gibi fiziksel durumları arasındaki dönüşümdür; günlük dildeki genel adlandırmadır (erime, donma, buharlaşma). @@ Bir sistemin bir fazdan ötekine geçtiği, termodinamik olarak tanımlı dönüşümdür; hâl değişimlerini kapsar ama mıknatıslanma kaybı ya da süperiletkenliğe geçiş gibi hâl dışı geçişleri de içerir. İkincisi ilkinin genellenmiş, kesin tanımlı biçimidir. )
( Formül: katı-sıvı-gaz )
- HALİNE GELMEK ile MÜSLÜMAN OLMAK ile VATANDAŞ OLMAK ile ALIŞKANLIK HALİNE GELMEK ile DAHA İYİ OLMAK ile BÖLÜNMÜŞ OLMAK ile BİTKİN DÜŞMEK ile ÜNLÜ OLMAK ile ÇARESİZ KALMAK ile HAFİFLEMEK ile MİLLİLEŞTİRİLMEK ile RESMİ HALE GELMEK ile FAKİR OLMAK ile ALAKALI HALE GELMEK ile SOSYALLEŞMEK ile AĞRIMAK ile UZUN BOYLU OLMAK
( BECOME vs. BECOME A MUSLIM vs. BECOME A CITIZEN vs. BECOME A HABIT vs. BECOME BETTER vs. BECOME DIVIDED vs. BECOME EXHUSTED vs. BECOME FAMOUS vs. BECOME HELPLESS vs. BECOME MILD vs. BECOME NATIONALIZED vs. BECOME OFFICIAL vs. BECOME POOR vs. BECOME RELEVANT vs. BECOME SOCIABLE vs. BECOME SORE vs. BECOME TALL )
( شدن ile تحويل يافتن ile زيبنده بودن ile آمدن به ile در آمدن ile به تابعت درآمدن ile ملکه شدن ile اسلام آوردن ile بهترشدن ile تقسيم شدن ile فرسودهشدن ile اشتهار يافتن ile اسم در کردن ile درماندن ile ملايم شدن ile ملي شدن ile رسميت پيدا کردن ile به پيسي افتادن ile ربط پيدا کردن ile الفت گرفتن ile زخم شدن ile استخان ترکاندن )
( SHODAN ile TAHVYLE YAFTAN ile ZYBANDEH BODAN ile AMADAN BAH ile DAR AMADAN ile BAH TABEAT DARAMADAN ile MOLKEH SHODAN ile ESLAM AVARDAN ile BACPEHTARSHODAN ile TAQSYM SHODAN ile FARSODEHASHODAN ile ESHTEHAR YAFTAN ile ESM DAR KARDAN ile DARMANDAN ile MOLAYM SHODAN ile MOLY SHODAN ile RASMYT PEYDA KARDAN ile BAH PEYSY AFTADAN ile RABT PEYDA KARDAN ile ELEFT GARAFTAN ile ZAKHAM SHODAN ile ESTEKHAN TARKANDAN )
- HASTA/LIK ile/değil FARKLI/LIK
( Özellikle Down Sendromu'nda. )
- HASTA ile/ve/değil/<> FARKLI
( [not] PATIENT/SICK vs./and/but/<> DIFFERENT )
- HATA ile/değil FARK
( Kişiler arasında ve kişisel özelliklerde/"eksikliklerde", hata değil ancak fark olabilir. )
- HAVALE ile/<> EFT ile/<> SWIFT ile/<> FAST
( Hesaplararası para/fon aktarımı. İLE/<> Bankalararası, elektronik para/fon aktarımı[Electronic Funds Transfer]. İLE/<> Uluslararası Bankaların Finansal Haberleşme Kurumu[İng. Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication] )
( Banka içinde. İLE/<> Bankalar arasında. İLE/<> Uluslararası bankalar arasında. )
( [ne yazık ki] Pahalı. İLE/<> Daha pahalı. İLE/<> Çok (daha) pahalı. )
( Hiçbirindeki ücretlendirme, uygun oranda ve âdil değil! Devletler, vatandaşlarının hakkına sahip çıkmadığı ve bireyler, sustuğu, bilinçlenip ortak tepki göstermediği sürece de bu fırsatçılar, sömürülerine ve gasplarına devam edeceklerdir ne yazık ki. Bu konuda, en sesi çıkmayıp rahatı, kârı/primleri ve çıkarları yerinde olanlar ise bilinçli ya da bilinçsiz, bankaların yönetici ve çalışanlarıdır. Bu tıkanık ve yanlış düzenin, elbet ve umarız yakın bir gelecekte düzeleceğini ümit ediyoruz ve ilgilileri, "yetkilileri" uyarıyoruz. Her birimizin tepkisiyle, katılımı ve desteğiyle tabii! )
( [onaylanma süresi] Çok kısa sürededir. İLE/<> Daha uzun sürer. İLE/<> Daha uzun sürer. )
( [kişisel bilgi] Daha çok. İLE/<> Daha az. İLE/<> ... )
( 7/24 gerçekleştirilebilir. İLE/<> Sadece hata içi ve mesai saatleri içinde yapılabilir. İLE/<> ... )
- HAVVAANAELİ ile/||/<> FATMAANAELİ ile/||/<> MERCANANAELİ ile/||/<> MERYEMANAELİ
- HAYALET | FANTOM ile/||/<> FANTOM[Fr. < FANTÔME]
( Rektal muayene tekniğini öğretmek amacıyla kullanılan maket )
( FANTOM )
( FANTÔME )
- HAYALÎLİK ile/||/<> FANTASTİKLİK
- HAYTİYE ile/||/<> NEMATODES[İng.] ile/||/<> NÉMATODES[Fr.] ile/||/<> NEMATODA[Lat.] ile/||/<> FADENWÜRMER[Alm.] ile/||/<> İPLİK SOLUCANLAR
( İp iplik ya da kıl görünüşünde ve halkasız olup hemen hepsi asalak yaşayan yuvarlak solucanlar sınıfı ipsiler iplik kurtları )
( NEMATODES )
( NÉMATODES )
( FADENWÜRMER )
( NEMATODA )
- HELPFUL :/yerine FAYDALI
- HİCRÎ ile/ve İSKENDERÎ ile/ve MİLÂDÎ ile/ve TÜRKÎ ile/ve FARSÎ/YEZDİGER ile/ve RAKAMLA ile/ve EBCED ile/ve LUĞAZ
- HİKÂYE ile/ve FASA FİSO
- HİPNOZ:
FARKINDALIĞIMIZDA OLANI DIŞSALLAŞTIRMAK ve/||/<> FARKINDALIĞIMIZDA OLMAYANI İÇSELLEŞTİREBİLMEK
- HİSSETMEK ile/ve/<> FARKETMEK
( TO FEEL vs./and/<> AWARENESS )
- HUMUS ile/ve FAVA
( Nohuttan yapılan. İLE/VE Bakladan yapılan. )
- İÇGÖRÜ KAZANDIRMA ile/ve/||/<> FARKINDALIK
- İLAÇ BİLİMİ | FARMAKOLOJİ ile/||/<> FARMAKOLOJİ ile/||/<> ECZACILIK BİLİMİ
( eczacılık bilimi İlaç bilimi 1 İlaç bilgisi 2 Hastalıkların önlenmesi tedavisi ve tanısında kullanılan ilaç vb maddelerin kaynakları fiziksel ve kimyasal özellikleri hazırlanma ve düzenlenmeleri tedavisinde kullanılan miktar ve biçimleri vücuda giriş yolları ile farmakodinamik ve farmakokinetik özelliklerini inceleyen bilim dalı )
( PHARMACOLOGY | LIMNOLOGY | SYSTEMATICS )
( PHARMACOLOGIE | LIMNOLOGIE )
( LIMNOLOGIE )
( FARMACOLOGIA )
( ΦΑΡΜΑΚΟΛΟΓΊΑ / φαρμακολογία )
- İLAÇ[İng. MEDICATION] ile/||/<> FARMAKOPE[İng. PHARMACOPOEIA] ile/||/<> KAPSÜL[İng. CAPSUL] ile/||/<> PLASEBO
( Bir ya da daha fazla aktif ve/veya aktif olmayan bileşen içeren dozaj formu. İlaçlar; tablet, kapsül, sıvı ve krem olmak üzere birçok dozaj biçiminde üretilir. Ağız yoluyla, damar içine infüzyonla ya da kulağa ya da göze damlatılan damlalar gibi farklı şekillerde kullanılabilir. Aktif bileşen içeren form; bir hastalığın ya da anormal durumun semptomlarını önlemek, teşhis etmek, tedavi etmek ya da hafifletmek için kullanılır. @@ İlaçları ya da diğer farmakolojik maddeleri, özellikle bunların kullanımını, hazırlanmasını ve düzenlenmesini açıklayan resmî kitap. @@ Hücreyi saran, yoğun ve sıkı yapıda protein ya da polisakkarit. @@ Hiçbir kimyasal ve biyolojik etkisi olmayan, hastaya ilaç olduğu söylenerek verilen maddelerdir, amaç hasta üstünde deneyi yapılan ilaca psikolojik kontrol öbeği oluşturmaktır. Plasebo, etkisi farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. İlaç vücuda ağız, burun ya da enjeksiyon yolu ile verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLAVE ÜCRET ile/ve/<> FARK ÜCRETİ ile/ve/<> MUAYENE ÜCRETİ
( İlaç ve muayene üzerinden alınan ücret. İLE/VE/<> "Otelcilik hizmetleri." İLE/VE/<> ... )
- İLGİ ile/||/<>/> BİLGİ ile/||/<>/> FARKINDALIK
- İLGİNÇ ile/ve/değil FARKLI
( [not] INTERESTING vs./and/but DIFFERENT )
- İMAM ve/||/<> FATİH
( ... VE/||/<> İmamın arkasında bulunan kişi. Saf tutulurken hiza alınan kişi. )
( ... VE/||/<> Nefsini feth eden. )
( ... VE/||/<> Sıra(saf), mihrabtaki imamın hemen arkasındaki kişiden, iki tarafa birden açılmasıyla, ikinci ve öteki sıralar da sıranın ortasındaki "Fatih" ile başlatılır ve sağlı sollu olarak devam ettirilir. )
- İMAN ile/||/<> FAITH[İng.] ile/||/<> FOI[Fr.] ile/||/<> FIDES[Lat.] ile/||/<> GLAUBE[Alm.] ile/||/<> İNAN
( 1 Özellikle dinsel anlamda Bir bağlanmadan doğan güven Tanrıya duyulan sınırsız güven 2 Görünmez olana içten inanma saklı olanı daha açığa çıkmamış olanı duyma 3 Bilinmeyene bağlanma 4 Kişisel inanmanın içeriği inanılan doğruların tümü )
( FAITH )
( FOI )
( GLAUBE )
( FIDES )
- İMECE ile FASON(/FERLAKS SİSTEMİ-FRANSIZ/PUTTING-OUT SİSTEMİ)
- İNAN = İMAN = FAITH[İng.] = FOI[Fr.] = GLAUBE[Alm.] = FIDES[Lat.] = FE[İsp.]
- INDIFERANSİYE/UNDIFFERENTIATED[İng.] ile/değil/yerine/= FARKLILAŞMAMIŞ
- INDIGO PLANT, WOAD[İng.] ile/||/<> GUÈDE[Fr.] ile/||/<> ISATIS TINCTORIA[Lat.] ile/||/<> FÄRKERWAID[Alm.] ile/||/<> ÇİVİT OTU
( Turpgiller Cruciferae familyasına ait 50100 cm boyda iki ya da çok yıllık sarı çiçekli otsu kısmından mavi renkli çivit boyası elde edilen bir bitki )
( INDIGO PLANT, WOAD )
( GUÈDE )
( FÄRKERWAID )
( ISATIS TINCTORIA )
- İNŞİKAK | FAY | FAİLLE[Fr. < FAILLE] ile/||/<> FAY ile/||/<> KIRIK
( kırık kırık Kayaç kütlelerinin bir kırılma düzlemi boyunca yerlerinden kayması Daha önce sıkışık sertleşmiş katmanların dikey doğrultuda yer değiştirmeleri sonunda yer yer kırılmaları ve bir kırılma düzlemi boyunca kayıp çökmeleriyle oluşan yer biçimi Kırık leblebi Güdül Ankara çatlak Kemik dokusunun bütünlüğünün bozulması fraktür )
( FAULT )
( FAILLE | FAILLE, PARACLASE )
( VERWERFUNG, VERSCHIEBUNG, SPRUNG )
( FAGLIA )
( ΡΉΓΜΑ / ρήγμα )
- INTEREST RATE[İng.] ile/||/<> FAİZ ORANI
( faiz oranı Ödünç verilebilir fon sunum ve istemi tarafından belirlenen yüzde değer )
- İNZİBATÎ SUÇ ile/||/<> DISCIPLINARY OFFENCE[İng.] ile/||/<> FAUTE DISCIPLINAIRE[Fr.] ile/||/<> DİSİPLİN SUÇU
( Okul içinde ya da dışında öğrencinin disiplin yönetmeliğine göre yapmaması gereken davranışlardan birini yapması )
( DISCIPLINARY OFFENCE )
( FAUTE DISCIPLINAIRE )
- İRSALİYE ile FATURA
- ISRAR ETME! ile/ve/||/<>/> (FAZLA) DİRENÇ GÖSTERME!
- ÎTİDAL ve/<> FAZÎLET
- İZÂFÎ ve FÂNİ
( Eğer tüm göreceli ve geçici veriler, sonsal hedef yapılırsa, putperestlik kaçınılmazdır. )
- KÂBİL ile/ve/<> FAİL
- KABUL ETMEMEK ile/değil/yerine/< FARKINDA OLMAK
- KAFA SESİ ile/ve/||/<> FALSETTO[İt.]
- KÂFİR ile FÂSIK
( Farzlara inanmayan. İLE Farzları tembellikle yerine getirmeyen. | Allah'ın emirlerini tanımayan, sapkın, günah işleyen, fesatçı, kötülük eden. )
- KANCA ile KANCA FATURASI ile BAĞIMLI ile KANCALI BURUN ile FAHİŞE
( HOOK vs. HOOK BILL vs. HOOKED vs. HOOKED NOSE vs. HOOKER )
( قلاب ile چنگک ile منقار عقابي ile چنگکي ile سرکج ile دماغ عقابي ile جيب بر ile قلاب انداز )
( GHALAB ile CHANGAK ile MONAGHAR AGHABY ile CHANGAKY ile سرکج ile دماغ عقابي ile JYBE BAR ile GHALAB ANDAZ )
- KARAGÖZ OYUNUNDA:
MUHÂVERE ile/ve/<> FASIL
- KARALAMACILIK ile/||/<> FASSALLIK ile/||/<> İFTİRACILIK ile/||/<> KARACILIK ile/||/<> MÜFTERİLİK
- KARŞI KOYMAK ile/değil/yerine FARKINDALIK
- KEŞFETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< FARKETMEK
- KEŞİF ile/ve/> FARKINDALIK
( CONSCIENCE/CONSCIOUS vs./and/> AWARENESS )
- KESİNTİ ve FARKINDALIK
( INTERRUPTION and AWARENESS )
- KEŞKE ... değil/yerine/>< FARKINDALIK
( Ne kadar farkında olursak, "keşke"lerimiz de o kadar az olur. )
- KISIR DÖNGÜ ile/||/<> FASİT DAİRE
- KLAVYE KULLANIMI(/CISI) ile FARE KULLANIMI(/CISI)
( Üretim/üret[k]en. İLE Tüketim/tüket[k]en. )
( Büyük Harf[Caps Lock] tuşu aktifken [AltGr + Q] işaretini çıkartamazsınız. )
- KOLAJEN[İng. COLLAGEN] ile/||/<> FASYA[İng. FASCIA] ile/||/<> TENDON
( Kıkırdak, kemik, eklem ve lif gibi hareket sisteminin yapı taşlarını oluşturan protein. Bağ dokusunun ana bileşeni olarak memelilerde en bol bulunan proteindir. Kolajen, amino asit açısından zengindir ve kaynar suya maruz kaldığında jelatine dönüşür. @@ Latince’de “bant” anlamına gelen fasya; vücut içinde kasların üzerini örten, kasları ve iç organları birbirinden ayıran, bağlayan ve sabitleyen kolajen zar yapılı bir bağ doku katmanıdır. Katmanlarına ve fonksiyonlarına göre birbirinden çeşit olarak ayrılır. @@ Tendon ya da kiriş; vücutta kas dokuyu kemik dokuya bağlayan sert, gergin, oldukça güçlü bant yapısında sıkı fibröz bağ dokuya verilen addır. Kolajen yapılı tendonlar ligamentlere benzer özellik gösterir. Aradaki fark ligamentlerin kemikleri birbirine bağlamasıyken tendonlar kasları kemiklere bağlarlar. Tendonların gözesel bileşenleri tenosit (tendon gözeleri) ve fibroblastlardır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- KOMPARTIMAN ile FAKÜLTE
- KÖPRÜLÜ MEHMET PAŞA ile/ve/||/<>/> FAZIL AHMET PAŞA ve MUSTAFA PAŞA
( Baba. İLE/VE/||/<>/> Oğulları. )
- KÖRBAĞIRSAK EKİ YANGISI | APANDİSİT[Fr. < APPENDİCİTE] ile/||/<> FARENJİT ile/||/<> FLEGMON
( Ek bağırsak yangısı. @@ )
( APPENDICITIS | PHARYNGITIS | PHLEGMON~PHARYNGITIS~PHLEGMON )
( APPENDICITE~PHARYNGITE~PHLEGMON )
( ...~PHARYNGITIS~PHLEGMONE )
( BLINDDARMENTZÜNDUNG~PHARYNGITIS~PHLEGMONE )
( APPENDICITE~FARINGITE~FLEMMONE )
( ΣΚΩΛΗΚΟΕΙΔΊΤΙΔΑ / σκωληκοειδίτιδα~ΦΑΡΥΓΓΊΤΙΔΑ / φαρυγγίτιδα~ΦΛΕΓΜΟΝΉ / φλεγμονή )
- KÖTÜ ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI
( [not] "BAD" but DIFFERENT )
- KRİZ ile/ve/||/<>/> "FABRİKA AYARLARI"NA DÖNÜŞ
- KUANTUM KAYNAŞMA ile/||/<> FAZ GEÇİŞİ
( Kuantum kaynaşma sıcaklık değişimi olmadan durum değişikliğiyken İLE faz geçişi termal durum değişimidir )
( Formül: H|ψ⟩ = E|ψ⟩ )
- KUMKAPI NİŞANCASI ile/ve FATİH NİŞANCASI ile/ve EYÜP NİŞANCASI
- KUŞ ile FAREKUŞU
( ... İLE Afrika'ya özgü bir kuş. )
( TAYR ile ... )
( MÜRG ile ... )
- KUYRUK ACISI ile/||/<> KUYRUKKAKAN ile/||/<> KUYRUK KEMİĞİ ile/||/<> KUYRUKSALLAYAN ile/||/<> KUYRUK SOKUMU ile/||/<> KUYRUKSÜREN ile/||/<> KUYRUK YAĞI ile/||/<> AKKUYRUK ile/||/<> ÇATALKUYRUK ile/||/<> DİKKUYRUK ile/||/<> KAMÇIKUYRUK ile/||/<> KEPÇE KUYRUK ile/||/<> KIL KUYRUK ile/||/<> KILIÇKUYRUK ile/||/<> KILKUYRUK ile/||/<> KIZILKUYRUK ile/||/<> SARIKUYRUK ile/||/<> SİVRİKUYRUK ile/||/<> UZUNKUYRUK ile/||/<> YAĞLI KUYRUK ile/||/<> ASLANKUYRUĞU ile/||/<> ATKUYRUĞU ile/||/<> FAREKUYRUĞU ile/||/<> İTKUYRUĞU ile/||/<> KATIRKUYRUĞU ile/||/<> KIRLANGIÇKUYRUĞU ile/||/<> KÖPEKKUYRUĞU ile/||/<> SIÇANKUYRUĞU ile/||/<> SIĞIRKUYRUĞU ile/||/<> TAVUSKUYRUĞU ile/||/<> TİLKİKUYRUĞU
( Hayvanların çoğunda gövdenin sonunda bulunan omurganın uzantısı olan uzun ve esnek organ Bu organa benzeyen uzantı Kuşlarda gövdenin sonunda bulunan tüy demeti Bazı koyun türlerinde eritilerek yağı alınan uzantı Başın arkasına toplanmış saç demeti Bir harfin bitiş kısmındaki kavisli kısa çizgi İnsanların sıra beklemek için art arda durarak oluşturduğu dizi Birisinin arkasına takılıp ondan ayrılmayan kimse )
- LANDÉ G FACTOR[İng.] / FACTEUR G DE LANDÉ[Fr.] / LANDÉ G-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= LANDÉ G ÇARPANI
- LARENJİT/LARİNGİT ile/||/<> FARENJİT
( Gırtlak yangısı ile ses kısıklığı ve boğaz ağrısı. | Ses tellerinin yangılanması ile ses kısıklığı. İLE/||/<> Boğaz yangısı ile boğaz ağrısı ve yutma güçlüğü. | Boğazın arka bölümünün yangılanması. )
- LASER BEAM[İng.] / FAISCEAU LASER[Fr.] ile/değil/yerine/= LAZER DEMETİ
- LATRINE FLY[İng.] ile/||/<> MOUCHE DES ORDURES[Fr.] ile/||/<> FANNIA SCALARIS[Lat.] ile/||/<> LAĞIM SİNEĞİ
( Lağımlarda gübreliklerde çoğalan ve bağırsak kurtlanmalarına da yol açabilen küçük sinek Midesinekleri familyasındandır )
( LATRINE FLY )
( MOUCHE DES ORDURES )
( FANNIA SCALARIS )
- LEHİM ile BRONZ/TUNÇ ile FAKFON ile KUPRONİKEL ile PERMALLOY
( Kalay ve kurşun alaşımı. İLE Bakır ve kalay alaşımı. İLE Bakır, çinko ve nikel alaşımı. İLE Bakır ve nikel alaşımı. İLE Demir ve nikel alaşımı. )
- LEMUR ile FARE LEMURU
( ... İLE 50 gr. kadar ağırlıkları vardır. )
( ... İLE En küçük primatlardır. )
- LENZ ile/||/<> FARADAY ile/||/<> HENRY
( Elektromanyetik indüksiyon prensipleri. )
( Formül: ε = -N(dΦ/dt) )
( Michael Faraday tarafından 1831 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1791-1867) (Ülke: İngiltere) (Alan: Fizik, Kimya) (Önemli katkıları: Elektromanyetik indüksiyon, elektroliz) )
- LİF ile/||/<> FAVIC[İng.] ile/||/<> FAVEUX[Fr.] ile/||/<> GRINDIG[Alm.] ile/||/<> KEL
( kel tel Ham selüloz Kelliğe yakalanmış olan )
( FIBER )
- LORENTZ POLARIZATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE POLARISATION DE LORENTZ[Fr.] / LORENTZ-POLARISATIONSFAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= LORENTZ KUTUPLANMA ETMENİ/ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- MASONLUK ile/||/<> FARMASONLUK
- MAXWELL EŞİTLİKLERİNDE:
GAUSS YASASI ile/ve/||/<> GAUSS'UN MANYETİK YASASI ile/ve/||/<> FARADAY'IN TÜMEVARIM YASASI ile/ve/||/<> AMPER'İN DEVRE YASASININ DOĞRULAMASI
(
)
( E [elektrik alanı] ve B [manyetik alan] )
- MEDRESE TALEBELERİ:
DÂHİL ve/> ÂLİM ve/> FÂZIL ve/> KÂMİL
- MEFAİLÜN ile/||/<> FAİLATÜN ile/||/<> RECEZ
- MEKRÜMETLÜ/MEKREMETLÜ ile FAZÎLETLÜ ile SEMÂHATLÜ ile FÜTÜVVETLÜ ile MEVEDDETLÜ ile ZEHÂDETLÜ
( İlmiyede sadreyn pâyesinin resmi unvanı. İLE İlmiye sınıfına ait olanlardan, İstanbul ve Harameyn unvanını alanlara hitapta kullanılan unvan. İLE Din âlimleri arasında kazaskerlik pâyesinde bulunanlara özel resmî takma ad. İLE Askerlikte mülâzım[teğmenler] ile kol ağası ve yüzbaşılara mülkiyede, rabia ve hâmise rütbeleri taşıyan kimselere verilen unvan. İLE Rütbesi olmayan kadılara verilen unvan. İLE Şeyhlere ve din adamlarına hitâben kullanılan unvan. )
- MERDÛD[Ar.] ile FÂSİD[Ar.] ile MENHÎYYUN 'ANH[Ar.]
- MEŞK ile/ve/<> FASIL
- MESLEK YÜKSEK OKULU(MYO) ile/ve/değil/yerine/||/<>/> FAKÜLTE
- METABOLİZMA[İng. METABOLISM] ile/||/<> BAZAL METABOLİZMA[İng. BASAL METABOLISM] ile/||/<> BÜYÜME HORMONU (SOMATOTROPİN)[İng. GROWTH HORMONE] ile/||/<> ENDOKRİNOLOJİ[İng. ENDOCRINOLOGY] ile/||/<> FARMAKOKİNETİK[İng. PHARMACOKINETICS]
( Canlı organizmada ya da canlı gözede meydana gelen yapıcı ve yıkıcı nitelikteki kimyasal olayların tümü; protoplazmada olan asimilasyon ve parçalanma ile ilgili olayların toplamı; anabolizma ve katabolizma olaylarının toplamı. @@ Canlılarda, tam dinlenme sırasında kas hareketi yapmadan vücuttaki canlılık olaylarının sürmesi için gereken enerjiyi sağlayan metabolizma seviyesidir. @@ Büyüme hormonu, hipofizin bezinin ön lobundaki somatotroflar tarafından sentezlenen ve salgılanan yaklaşık 190 amino asitten oluşan bir proteindir. Büyüme ve metabolizma da dahil olmak üzere çeşitli kompleks fizyolojik süreçlerde rol oynar. @@ Endokrinoloji, salgı bezlerini, bunların salgıladığı hormonları, hormonların organlara etkileri ile endokrin sistem hastalıklarını inceleyen bilim dalıdır. Endokrinoloji; gelişime bağlı büyüme sorunları, metabolizma hastalıkları, üreme hormonlarının neden olduğu hastalıklar, şeker hastalığı gibi pek çok hastalığı inceler. @@ Farmakolojinin bir alt dalı. Vücudun maruz kaldığı ilaçlarla etkileşimini inceler. 4 başlıktan oluşur: Emilim (absorbsiyon), Dağılım (distribüsyon), Metabolizma ve Atılım (eliminasyon):
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- MEVCUD:
HAKİKÎ ile/ve FARAZÎ/İHTİRAÎ
( Kişiyi/zihni gerektirmez. İLE/VE Kişiyi/zihni gerektirir. )
( Muhalif değil ve fakat mutabık da değildir. İLE/VE ... )
- MEVSİM[Ar.] ile/ve/||/<> FASL[Ar.]
( Yılın dört bölümünden her biri. | Bir şeyin belirli zamanı. İLE/VE/||/<> Ayrıntı, ayırma, ayrılma. | Kesme, kesinti, bölüm. | Sonuçlandırma, halletme. | Aleyhte bulunma, birini çekiştirme. | Bir kitabın ya da tiyatro oyununun başlıca bölümlerinden her biri. | Sözcükler, düzenlemeler, tümceler arasında bağlantı edatı bulunmadan yazı yazma yöntemi. | Bir defada çalınan peşrev, şarkı vb. | Dört mevsimden biri. | Bir bestekârın, aynı makamdan bestelediği iki beste ile iki semai. | Türk müziğinde klasik bir konser programı. | İki yüzeyin birleşmesinden oluşan çizgi. | Eklem, gövdenin oynak yerleri. )
- MIKDÂR-I FÂİZ ile/||/<> TAUX[Fr.] ile/||/<> FAİZ FİYATI
( matematik )
( TAUX )
- MİKRODAMLA KİMYASI ile/||/<> FAZ TRANSFER KATALİZİİ
( Mikrodamla kimyası küçük hacimde hızlı reaksiyonken, faz transfer katalizi farklı fazlar arası geçişi sağlar )
( Formül: μL hacim )
- MİRÂC = FATİHA
- MIRROR REFLECTION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE RÉFLEXION SPÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYNA YANSIMASI ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- MISIR ve/||/<> FASÜLYE ve/||/<> KABAK
- MODULATION FACTOR[İng.] / FACTEUR DE MODULATION[Fr.] ile/değil/yerine/= KİPLEME ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- MOLECULAR BEAM[İng.] / FAISCEAU MOLÉCULAIRE[Fr.] ile/değil/yerine/= MOLEKÜLER DEMET
- MOUSE :/yerine FARE
- MÜCERRED/YALIN ile/||/<> NÂKIS/MENKÛS/EKSİKLİ ile/||/<> FASİH
( Türemiş ya da bileşik sözcüğe karşıt olarak, kök nitelikli bir anlambirim özelliği taşıyan sözcük. İLE/||/<> Ad ya da eylem çekimine girmekle birlikte ilişkin olduğu veznin tüm biçimlerini içermeyen sözcükler. İLE/||/<> Bozulmamış, öz dile ait sözcük. )
- MÛCİBUN Bİ'Z-ZÂT ile/ve FAİL-İ MUHTAR, KÂDİR-İ MUTLAK
( Filozoflar[Hukema] için. İLE Kelâmcılar[Mütekellimin] için. )
( Mutasavvıf için: Zâhirde Fail-i Muhtar, Kâdir-i Mutlak; Bâtında Mûcibin bi'z-Zât. )
- MÜDÂVİM ile FANATİK
- MÜFLİS ile/||/<> BANKRUPT[İng.] ile/||/<> FAILLI[Fr.] ile/||/<> BATKIN
( Yükümlülüklerini yapmaya borçlarını ödemeğe gücü olmayan ve bu nedenle batkınlıklarına karar verilen gerçek ya da tüzel kişiler )
( BANKRUPT )
( FAILLI )
- MÜTEADDİ FİİL ile/||/<> CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB[İng.] ile/||/<> VERBE CAUSATIF, VERBE FACTITIF[Fr.] ile/||/<> FAKTITIV, KAUSATIVUM[Alm.] ile/||/<> ETTİRGEN EYLEM
( Derleme ettirgen fiil ettirgen çatılı fiil Taşıdığı kavram bir nesneye aktarılabilen çatılı eylem Türkçede bu eylem geçişli ya da geçişsiz eylem kök ya da gövdelerine ir tir teklerinden birinin ya da ikisinin üst üste getirilmesiyle kurulur Çocuğa ilâcı zor içirdik Bu işi başkasına yaptırtmak gerekir Lütfen kapıyı kapatınız vb )
( CAUSATIVE VERB, FACTITIVE VERB )
( VERBE CAUSATIF, VERBE FACTITIF )
( FAKTITIV, KAUSATIVUM | FAKTITIV )
( VERBO CAUSATIVO )
( ΠΑΡΑΓΩΓΙΚΌ ΡΉΜΑ / παραγωγικό ρήμα )
- MUTEFADDIL[Ar.] ile FÂDIL[Ar.]
- NADH ile/||/<> FADH₂
( NADH 2.5 ATP ETC İLE FADH₂ 1.5 ATP kompleks II giriş. )
( Formül: Kompleks I İLE II )
- NAMAZ'DA:
SÜNNET ile/ve FARZ
( Camide ya da bir topluluk arasında yanyana kılınan farzların sonrasında kılınacak olan sünnetlerde dağılınır. Bunun anlamlarından ve amaçlarından biri de, birlik ve bütünlükten, biraradalıktan oluşacak ve açığa çıkacak olan bereketin(/enerjinin/titreşimlerin) her noktaya yayılması ve yayılmış olan bereketten/titreşimlerden yararlanabilmektir. )
- NEF İYE | FAYDACILIK | NEFİYE | FAYDACILIK ile/||/<> FAYDACILIK ile/||/<> YARARCILIK
( yararcılık faydacı felsefe Herhangi bir şeyin değer ölçütü olarak işe yararlık durumunu ele alan görüş 1 Bir işin bir eylemin doğruluk derecesini o iş ve eylemdeki yararlıkla değerlendiren yarar ilkesini doğru davranışların ölçüsü olarak kabul eden ve böylece yarar ile ahlak arasında sıkı bir ilişki kuran öğreti 2 Genel mutluluğa uymayı ahlaksal değerin ölçütü olarak gören öğreti Bir bilgi ya da işlemin değerini yararcı niteliğinde bulan düşünce yaklaşımı utilis fayda yarar 1 Yararın yaşam ilkesi yapılması 2Ahlaksal eylem ve davranışlarda yararın ilke yapılması Yararlı olan iyidir a tek kişinin ya da b toplumun yararı göz önünde bulundurulur 3 Özellikle Bentham ve J S Millin ahlak ve siyasa öğretisi temel ilkesi Olabildiğince çok sayıda insanın olabildiğince çok mutluluğu 1 Eylemin kendisinden çok ulaşılan sonuçların iyi ya da kötü doğru ya da yanlış oluşuyla ilgilenen etik görüş 2 İyinin mutluluk ya da hazza ve dolayısıyla da doğruya eşit olduğu biçimindeki görüş )
- NISQ ile/||/<> FAULT-TOLERANT ile/||/<> ANALOG ile/||/<> DİGİTAL
( Bugünkü, orta ölçekli ve gürültülü, henüz hata düzeltmesi olmayan kuantum bilgisayarları anlatan evredir. @@ Hataların düzeltilip güvenilir, büyük hesapların yapılabildiği hedeflenen olgun evredir. @@ Bir kuantum sistemini, kapılara bölmeden, doğrudan başka bir kuantum sistemiyle taklit eden yaklaşımdır. @@ Hesabı ayrık kuantum kapılarıyla, adım adım yürüten yaklaşımdır. İlk ikisi olgunluk evreleri, son ikisi çalışma biçimleridir. )
- NON GENUINE, FALSIFIED/FORGERY, FALSIFICATION/COUNTERFEITER[İng.] ile/değil/yerine/= FALSIFIÉ, IMITÉ/FALSIFICATION/CONTREFACTEUR[Fr.] ile/değil/yerine/= DÜZME
( 1. Yalınç anlamlı ve duru anlatımlı mani, türkü gibi koşuklar. 2. Öyküyü bölümleme (tasnif etme). @@ Bir markanın özdeşi. )
- NOTICE :/yerine FARK ETMEK
- NÜANS ile FARK
- ÖĞRETMEK ile/ve/<> FARK ETMEK/ETTİRMEK
( Öğretmek, başkalarına senin kadar iyi bildiklerini anımsatmaktır. )
( EACH ONE, TEACH ONE )
( TO TEACH vs./and/<> TO AWARE/TO MAKE SOMEBODY AWARE OF )
- ÖLDÜRÜCÜLÜK | FATALİTE ile/||/<> FATALİTE[Fr. < FATALITÉ]
( Bir hastalığın öldürücülük derecesi hastalığın ölümle sonuçlanma derecesi )
( FATALITY )
( FATALITÉ )
- OLGU = VAKIA = FACT[İng.] = FAIT[Fr.] = FAKTUM[Alm.] = FACTUM[Lat.] = HECHO[İsp.]
- OLGUSAL/LIK ile/ve/<> FARKLI/LIK
- ÖLÜMLÜLÜK ile/||/<> FÂNİLİK ile/||/<> KALIMSIZLIK
- ÖNEMLİ DEĞİL" değil FAZLA ÖNEMLİ DEĞİL
- ONUR ve/||/<>/>/< FARKINDALIK
- ONUR ile ONUR ÖĞRENCİSİ ile ONURLU ile FAHRİ ile FAHRİ DOKTORA ile ONUR ile ONURLANDIRMAK
( HONOR vs. HONOR STUDENT vs. HONORABLE vs. HONORARY vs. HONORARY DOCTORATE vs. HONORED vs. HONORING )
( سرافرازي ile گرامي داشتن ile تشرف ile عز ile تکريم ile بزرگداشت ile ناموس ile بزرگ داشتن ile شرافت ile افتخار ile احترام گذاردن ile بزرگواري ile نجابت ile اکرام نمودن ile اکرام کردن ile عزت ile آبرو ile شرف ile شاگرد اول ile باشرف ile عزوجل ile بزرگوار ile بالانشين ile ماجد ile محترم ile مکرم ile باشرافت ile جليلالقدر ile گرامي ile شايان تعريف ile لايق احترام ile شرافتمندانه ile آبرومند ile شريف ile شرافتمند ile افتخاري ile درجه افتخاري ile دکتراي افتخاري ile سرافراز ile مشرف ile معزز ile مفتخر ile شرفياب ile اکرام ile تفخيم ile تشريف )
( SARAFRAZY ile GERAMY DASHTAN ile TASHARF ile AZ ile TAKARYM ile BOZORGDASHT ile NAMOS ile BOZORG DASHTAN ile SHARAFT ile AFTAKHAR ile EHTARAM GOZARDAN ile BOZORGVARY ile NAJABAT ile EKRAM NEMUDAN ile EKRAM KARDAN ile AZAT ile ABRO ile SHARF ile SHAGARD OL ile باشرف ile AZOJEL ile BOZORGVAR ile BALANESHYNE ile ماجد ile MOHTARAM ile MOKRAM ile باشرافت ile جليلالقدر ile GERAMY ile SHAYAN TARYFE ile LAYGH EHTARAM ile SHARAFTAMANDANEH ile ABROMAND ile SHARYFE ile SHARAFTAMAND ile AFTAKHARY ile DARJEH AFTAKHARY ile DOKTRAY AFTAKHARY ile SARAFRAZ ile MOSHARF ile MOEZZ ile MOFTAKHAR ile SHARFYAB ile EKRAM ile تفخيم ile TASHARYFE )
- ORKESTRA ile FANFAR[Fr.]
( ... İLE Üflemeli bakır çalgılardan oluşan orkestra. | Bu orkestranın çaldığı, tartımlı ve canlı parça. )
- OROSPU/LUK / KAHPE[Ar. < KAHBE] / EKEK/LİK / ERSEK[dvnlgttrk] ile FÂHİŞE/LİK | KEVÂŞE
( Kısaca: Orospuluk Zihinde; Fahişelik Gövdede
Orospuluk, spekülatif düşüncelerle, çıkara yönelik, işine geldiği gibi hareket etme eğilimi(eşeysel göstergesi olmaksızın). İLE
Fahişelik ise, içinde bulunduğu/bulunmuş oldukları koşullardan/olumsuzluklardan/"acziyetten" kaynaklanabilen, çok geniş/özel nedenlere dayanabilen ya da kişisel seçim/karar ile gövdenin eşeysel yönde, nesnel karşılığı için kullandırılması. )
( BAGIYY [çoğ. BAGAYÂ] )
- OROSPULUK ile/değil/yerine/=/||/<> FAHİŞELİK | KALLEŞLİK
( fahişelik kalleşlik )
- ORTAK/LIK ile/ve FARKLI/LIK
( COMMON vs./and DIFFERENT )
- OVIDUCT[İng.] ile/||/<> FALLOP TÜPÜ
( Yumurta kanalı )
( OVIDUCT )
- ÖZDEŞ/LİK ile FARKLI/LIK
( IDENTITY vs. DIFFERENCE )
- ÖZDEŞLİK yerine FARKINDALIK
( Körlük. YERİNE ... )
( Balıklar derya içre, deryadan bihaber! )
( AWARENESS instead of IDENTITY )
- ÖZGÜN ile/ve/<>/|| FARKLI
- ÖZNE = FAİL, MEVZU = SUBJECT[İng.] = SUJET[Fr.] = SUBJEKT[Alm.] = SUBJECTUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = SUJETO[İsp.]
- PACKFONG[Alm. < PACKFONG] ile/değil/yerine/=/||/<> FAKFON
( Bakır nikel ve çinkodan oluşan gümüş görünümünde bir alaşım Bu alaşımdan yapılmış )
- PAINT OIL[İng.] / FARBEN MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA YAĞI
- PAINT THINNER[İng.] / FARBENSKALA ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA İNCELTİCİSİ
- PAINT[İng.] / PEINTURE[Fr.] / FÄLLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA
- PEDİYATRİK/PEDİATRİQUE[Fr. < PÉDIATRIQUE] ile/||/<> EPİDEMİK/EPİDEMİQUE[Fr. < ÉPIDÉMIQUE] ile/||/<> DERMATOLOJİK/DERMATOLOGİQUE[Fr. < DERMATOLOGIQUE] ile/||/<> EPİDEMİYOLOJİK/EPİDEMİOLOGİQUE[Fr. < ÉPIDÉMIOLOGIQUE] ile/||/<> FARMAKOLOJİK/PHARMACOLOGİQUE[Fr. < PHARMACOLOGIQUE] ile/||/<> GASTROENTEROLOJİK/GASTROENTEROLOGİQUE[Fr. < GASTRO-ENTÉROLOGIQUE] ile/||/<> HEMATOLOJİK/HEMATOLOGİQUE[Fr. < HÉMATOLOGIQUE]
( Çocuk sağlığı ve hastalıkları ile ilgili )
- PERO ve FAÇETA[İt.]
( Armut biçiminde tek parça elmas. VE Elmasın yontulmuş her bir yüzü. )
- PHAETON[Fr. < PHAÉTON] ile/değil/yerine/=/||/<> FAYTON
( Tek körüklü dört tekerlekli genellikle çift atlı binek arabası payton Perde ayaklılardan sıcak deniz kıyılarında yaşayan uzun kuyruklu bir kuş Phaeton )
- PHAGOSOME[İng.] ile/değil/yerine/= FAGOZOM
( Fagositozla alınan maddenin oluşturduğu vakuol.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- PHALANGE[Fr. < PHALANGE] ile/değil/yerine/=/||/<> FALANJ
( Eski Yunanlarda özellikle Makedonya yayalarının çekirdeğini oluşturan mızraklı alay Bazı ülkelerde yarı askerî siyasi kuruluş )
- PHALANGİSTE[Fr. < PHALANGISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> FALANJİST
( İspanya da falanj üyesi )
- PHANİE[Fr. < PHANIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FANİ
( İnsan gözünün algıladığı ışık şiddeti )
- PHARE[Fr. < PHARE] ile/değil/yerine/=/||/<> FAR
( kısa far uzun far sis farı Taşıtların ön bölümünde bulunan kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği )
- PHARE[Fr.] ile/||/<> FAR ile/||/<> FAR[Fr.]
( I Taşıtların ön bölümünde bulunan kısa ve uzun mesafeyi aydınlatmaya yarayan ışık düzeneği Tren lokomotifin iki iri korkunç farıyla üstüme doğru hızla geliyor ve ben ne yazık ki artık duvara yapışmış kertenkele de değilim Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 69 Hava serindi ormanı cılızca aydınlatan birkaç araba farı ve fener ışığından başka ışık yoktu Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 295 Otomobilin farları nikel kısımları bir parıltıda göz kamaştıran yanıp sönüyordu Yaşar Kemal Kimsecik 2 34 Battı batacak güneş ışığından arabaların farları Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 21 Farları ile karanlığı yırtan bir otomobilin görünümü gündüzkünden daha gösterişli Refik Halit Karay Bir İçim Su 132 Farlar çamurdan leş gibi olduğu için ölgün bir sarı ışık düşüyordu yola Ayşe Kulin Geniş Zamanlar 83 Biner mumluk farları andırıyordu yuvarlak kara gözleri Pınar Kür Yarın Yarın 37 Karşıdan gelen farlarını yakmış otomobilleri ve kamyonları ancak bir leke olarak görebiliyoruz Fethi Naci Dünya Bir Gölgeliktir 131 II Kadınların süs için göz kapaklarına sürdükleri çeşitli renkte boya düzgün Şimdi makyaj malzemesi yapan ünlü firmalar zencilere en çok yaraşan dudak boyası allık göz farı renklerini koku gidericileri saptamışlar Tomris Uyar Sesler Yüzler Sokaklar 128 Allıklı rujlu farlı rimelli cümlelere bayılıyorlar Fethi Naci Yüzyılın Yüz Türk Romanı 583 )
- PHARMACODYNAMIC[İng.] ile/||/<> FARMAKODİNAMİ[Fr. < PHARMACODYNAMIE]
( Deney hayvanları ve insanlarda ilaçların fizyolojik biyokimyasal ve patolojik olaylar üzerindeki etkilerini inceleyen farmakoloji alt dalı )
( PHARMACODYNAMIC )
( PHARMACODYNAMIE )
- PHARMACODYNAMIC/PHARMACOPEIA[İng.] ile/değil/yerine/= FARMAKODINAMIK[Fr. < PHARMACODYNAMIQUE]
( İlaçların canlı organizma üzerindeki etkilerinin incelenmesi. )
- PHARMACODYNAMİE[Fr. < PHARMACODYNAMIE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKODİNAMİ
( İlaçların organizma üzerindeki etkisini inceleyen ilaç bilimi dalı )
- PHARMACODYNAMİQUE[Fr. < PHARMACODYNAMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> FARMAKODİNAMİK
( Farmakodinami ile ilgili )
(1996'dan beri)