D ile başlayan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 11.218 başlık/FaRk ile birlikte,
11.218 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(9/46)
- DAUGHTER ISOTOPE[İng.] değil/yerine/= ÜRÜN İZOTOP
( Radyoaktif bozunma sonucu oluşan izotoptur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DAUGHTER :/yerine KIZ EVLAT
- DÂVÂ "GÜTMEK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> "DÂVÂ GÖRMEK"
- DA'VÂ[Ar.] ile DÂV[Ar.]
( Şikâyetçi olarak mahkemeye başvurma. | Sorun, mesele. | Bir konu/sorun üzerinde özel bir düşünce sahibi olma, iddia. İLE Satranç, dama, tavla gibi oyunlarda tutulan sıra, nöbet. | Oyunda sürülen para. | Sövme. | Dâvâ. | Duvar sırası. )
- DAVA ile DAVA
[< Divân-ü Lugât-it-Türk]
( Ilgın ağacının meyvesi.[Bitkisel boya yapımında kullanılır.] İLE Bükülerek halka biçimine sokulup el ile dirsek arasına geçirilen ve buradan eğrilen yumak. )
- DÂVÂ ile/ve/||/<>/< DÂVET
( TRIAL vs./and SUMMON/SUMMONS )
- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )
( TRIAL vs./and PROOF vs./and TO PROVE )
- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DEVÂ
- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA
( CASE vs./and/||/<>/> TRIAL )
- DAVÂ ile/ve/değil/yerine HİZMET
- DAVA ile KASA BIÇAĞI ile VAKA ÇALIŞMASI ile VAKALAR
( CASE vs. CASE KNIFE vs. CASE STUDY vs. CASES )
( جعبه ile غلاف ile محفظه ile قضيه ile مورد ile مطلب ile حالت ile پرونده ile چاقوي بزرگ ile بررسي موردي ile مراتب ile مواردي ile موارد ile قضايا )
( JABEH ile GHLAF ile MOHFEZEH ile GHZYYEH ile MOORD ile MOTLAB ile HALT ile PRONDEH ile CHAGHOY BOZORG ile BARRESY MOORDY ile MARATAB ile MOVARDY ile MOVARD ile قضايا )
- DAVÂ[Azr.] = KAVGA[Tr.]
- DAVÂ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< MÂNÂ
( Bilmezler mânâsını, ederler dâvâsını. )
- DAVÂ ile ŞEKVÂ
( ... İLE Şikâyetin, mahkemelik olmadan, dava haline getirilmesi. )
- DAVÂ değil/yerine/>< TERK-İ DAVÂ
- DAVACI ile/>< DAVALI
( PLAINTIFF vs./>< DEFENDANT )
- DAVALAŞMAK ile DAV ile DAVA/LIK ile DAVACI/LIK ile DAVALI/LIK ile DAVA ADAMI ile DAVA VEKİLİ ile DAVA ARKADAŞI ile DAVA VEKİLLİĞİ
- DAVAR ile/değil/yerine BU DA VAR
( … İLE/DEĞİL/YERİNE
)
- DAVAR ile DAHA VAR["DAA VAR" değil!]
( Koyun ve keçiye verilen ortak ad. İLE Bir seviyeye doğru olan uzaklık/koşul/zaman. )
- DAVAR ile DAVAR/SELLE
( ... İLE Keçi/koyun sürüsü. )
- DAVAR[Ar.] ile GELE[Fars.]
( Keçi/koyun sürüsü. )
- DAVAR ile MAL
( Koyun, keçi. İLE Öküz, inek. )
( MÂŞİYE[çoğ. MEVÂŞÎ] )
- DAVET EDİLDİ ile DAVETLİ
( INVITED vs. INVITEE )
( طلبيده ile مدعو )
( طلبيده ile MADO )
- DAVET:
SÖZ İLE ile/ve/değil/||/<>/< HÂL İLE
- DAVET YURDU/DAR-ÜD-DAVET[Ar.] ile/ve/||/<>/> YANIT YURDU/DAR-ÜL-İCÂB[Ar.] ile/ve/||/<>/> BARIŞ YURDU/DAR-ÜL-İSLÂM[Ar.]
( Duyuru/tebliğ süreci. İLE/VE/||/<>/> İman ve kabul süreci. İLE/VE/||/<>/> Uygulama ve hâkimiyet süreci. )
(
Özet (Hızlı Bakış)
Üç kavram, İslâm'ın toplumlar üzerinde davet, icabet ve hâkimiyet süreçlerini sıralayan bir sınıflandırma sunar. Tarihsel olarak Mekke Davet dönemi (darü'd‑davet), Medine'nin icabet örneği (darü'l‑icâbe) ve Raşid halifeler dönemi de darü'l‑islâm hâline dönüşmeyi gösterir.
Kavramların Dilsel ve Kavramsal Kökeni
Dar (دَار) Arapçada ilk anlamı olarak “ev/yurt/mekâna işaret eder; âdeta bir alanı belirtir. Helal‑haram, ikamet ve hâkimiyet bağlamında kullanıldığında "dâr" terimi bir hukûkî/ontolojik mekânı tanımlar.
İslâm sözcüğü, salt "teslimiyet"/"itaat" anlamını taşımakla birlikte burada dinin adı olarak kullanılmıştır; dolayısıyla darü'l‑islâm "İslâm'ın hâkim olduğu bölge" anlamına gelir. Da‘vet çağrı/davet etme eylemini; icâbe ise cevabı/kabulü gösterir. Bu sözcüklerin birleşimiyle oluşan terimler, süreçsel bir mantık taşır.
Terim Tanımları - Ayrıntılı
- Darü'd‑Davet (دار الدعوة): İslâm'ın hâkim olmadığı, fakat İslâm mesajının sözlü/kitabî/tebliğ faaliyetleriyle ulaştırıldığı alan. Temel ilişki: davet (da‘ve).
- Darü'l‑İcâbe (دار الإجابة): Davete olumlu yanıt verilmiş; insan topluluklarının önemli bir kısmı İslâm'ı kabul etmiş; sosyal/ruhsal dönüşüm başlamıştır; hâkimiyet kısmi olabilir.
- Darü'l‑İslâm (دار الإسلام): İslâm hukukunun ve siyasal otoritenin hâkim olduğu bölge. Burada şer‘î düzen normatif olarak uygulanır; zimmî ilişkileri, vergi (cizye gibi) ve kamu düzeni bu çerçevede düzenlenir.
Kavramlar Arası Mantıksal İlişki
Bir bölge için ideal‑tip bir süreç şöyle özetlenebilir: Darü'd‑Davet > Darü'l‑İcâbe > Darü'l‑İslâm. Bu, tarihsel süreçleri modellemek için kullanışlıdır ama pratikte aşamalar iç içe geçebilir: örneğin bir şehirde bazı kabileler icabet ederken bazıları davet aşamasında kalabilir.
Tartışmalı Noktalar ve İlmî Yaklaşımlar
Bu kavramsallaştırma klasik Fıkıh (İslâm hukuku) literatüründe ve âlimlerin siyaset‑tebliğ düşüncesinde değişik biçimlerde ele alınmıştır. Modern tarihçi ve fıkıh mütefekkirleri, kavramların sabit sınırlar taşıdığı fikrine itiraz eder; zira hâkimiyet ve kabul dereceleri coğrafî, sosyal, ekonomik unsurlara göre değişir. Aşağıda birkaç önemli eleştiri‑nokta özetlenmiştir:
- Sabit sınırlar eleştirisi: "Darü'l‑islâm" ile "darü'l‑harb" arasındaki çizgi bazen bulanıktır; ticaret yolları, azınlık hakları, savaş hali gibi etkenler sınırları belirler.
- Modern devlet anlayışı: Klasik dönemdeki hâkimiyet modelleri modern egemenlik ve devlet yapısıyla birebir örtüşmez. Dolayısıyla kavramların modern uygulamaya aktarılması sıkça tartışılır.
- Etik ve tebliğ stratejileri: Davet‑icabet ilişkisinin ahlâkî zemini ve yöntemleri (zorlama mı, ikna mı vb.) farklı düşünürlerce farklı şekillerde yorumlanır.
Tarihsel Karşılıklar: Mekke, Medine, Raşid Halifeler
Aşağıda üç dönem için ayrıntılı açıklamalar, önemli olaylar ve dönemin kavramsal karşılığı verilmiştir. Her bölüm tarihsel bağlam, toplumsal yapı ve örnek olaylarla desteklenir.
Mekke Dönemi (610 - 622) - Darü'd‑Davet
Kısa tanım: Peygamberliğin başlangıcından hicrete kadar geçen süre. İslâm'ın ilk tebliğleri Mekke toplumuna ulaşır ama siyasal hâkimiyet yoktur.
- Sosyal Durum: Kabile toplum yapısı, müşrik elitlerin hâkimiyeti, ticaret merkeziliği.
- Tebliğ Metodları: Sözlü davet, şahsi örneklik, azınlık halinde ibadetler (örtülü/topluluk içinde).
- Örnek Olaylar: İlk mümin toplulukların kenarda kalması; Ebu Talib ve Hz. Hatice gibi destekleyici şahısların rolü; baskı ve işkenceler.
- Kavramsal Karşılık: Darü'd‑Davet — çünkü İslâm hâkim değildir; davet sürmektedir.
Medine Dönemi (622 – 632) - Darü'l‑İcâbe
Kısa tanım: Hicret ile birlikte Medine'de İslâm toplumunun kurulması, anayasal düzenlemeler (Medine Vesikası), kabileler arası sözleşme ve icabetin kurumsallaşması.
- Sosyal Durum: Ensar‑muhacir dayanışması, kabileler arası ittifaklar, Yahudi topluluklarıyla sözleşmeler.
- Kurumsal Gelişmeler: Medine Vesikası (şehari yönetme ve toplumlar arası ilişkiler çerçevesi); namaz, oruç, zekât gibi toplumsal ibadetlerin düzenlenmesi.
- Örnek Olaylar: Akabe Biatları, Medine Vesikası, savaş ve sulh antlaşmaları (Bedir, Uhud, Hendek gibi olayların toplumsal etkileri).
- Kavramsal Karşılık: Darü'l‑İcâbe - davete icabet edilmiş, topluluk İslâmî kimliği benimsemiştir; hâkimiyet kısmi ama târihî dönüştürücüdür.
Raşid Halifeler Dönemi (632 – 661) - Darü'l‑İslâm
Kısa tanım: Hz. Ebû Bekir, Ömer, Osman ve Ali dönemlerini kapsayan süreç; fetihler, devletleşme, şer‘î hukukun uygulama zemini.
- Sosyal Durum ve Yönetim: Merkezi otorite, valilik‑eyalet sistemi, vergi‑tahsil mekanizmaları, askeri teşkilatlanma.
- Kurumsal Gelişmeler: Fetihlerle genişleyen coğrafya; şer‘î düzenin kamusal alana taşınması; zimmî düzenlemeleri, cizye, vakıf uygulamaları.
- Örnek Olaylar: Suriye ve Mısır fetihleri, Hz. Ömer'in adalet uygulamaları, şeriatın idarî hayata entegrasyonu.
- Kavramsal Karşılık: Darü'l‑İslâm - İslâm'ın hem toplumsal hem de siyasî hâkimiyetinin kurumsal görünümü.
Karşılaştırmalı Tablo
| Dönem / Kavram | Özellik | Sosyal Durum | Örnek Olaylar |
|---|---|---|---|
| Mekke - Darü'd‑Davet | Tebliğ / davet | Kabile egemenliği, azınlık Müslümanlar | Peygamber'in tebliğleri, baskılar |
| Medine - Darü'l‑İcâbe | İcabet / kabul | Toplumsal dönüşüm, anayasal düzen (Medine Vesikası) | Akabe Biatları, Medine Vesikası |
| Raşid Halifeler - Darü'l‑İslâm | Hâkimiyet / uygulama | Devletleşme, şer‘î uygulama | Fetihler, şer‘î uygulamalar |
Ayrıntılar ve Uygulama Örnekleri
Uygulamada, bir bölge aynı anda farklı kategorilere bölünebilir: şehir merkezleri darü'l‑islâm iken çevre köyler darü'd‑davet aşamasında olabilir. Ayrıca zaman içinde aynı bölge farklı aşamalardan geçer. Modern çalışmalarda bu kavramların yorumlanmasında hukûkî ve tarihsel bağlam dikkate alınır.
Zaman Çizelgesi (Kısa)
- 610: Peygamberliğin başlangıcı (ilk vahiy)
- 610 – 622: Mekke döneminde tebliğ - Darü'd‑Davet
- 622: Hicret - Medine toplumunun kuruluşu
- 622 – 632: Medine dönemi - Darü'l‑İcâbe
- 632 – 661: Raşid halifeler dönemi - Darü'l‑İslâm'ın kurumsallaşması
Kaynakça ve Okuma Önerileri
Bu belge. akademik amaçlı kaynakça yerine öneri niteliğindedir. Daha ayrıntılı akademik okuma için klasik fıkıh eserleri (İbn Hazm, İbn Kudâme, el‑Mâverdî) ve modern çalışmalar (tarihçiler ve İslâm hukuku araştırmaları) tavsiye edilir. Ayrıca Medine Vesikası ve Akabe Biatları ile ilgili birincil kaynak metinleri incelenmelidir.
- DAVET ile DAVET MEKTUBU ile DAVET ETMEK ile TEKLİFLERİ DAVET ET
( INVITATION vs. INVITATION LETTER vs. INVITE vs. INVITE OFFERS )
( صلا ile دعوت ile وعده خواهي ile وعدهگيري ile دعوت نامه ile دعوت کردن ile صلا در دادن ile وعده گرفتن ile دعوت به عمل آمدن ile فراخواندن ile فرا خواندن ile مهمان کردن ile بمزايده گذاشتن )
( SALA ile DAVAT ile VADEH KHAHY ile وعدهگيري ile DAVAT NAMEH ile DAVAT KARDAN ile SALA DAR DADAN ile VADEH GARAFTAN ile DAVAT BAH AMEL AMADAN ile FARAKHANDAN ile FARA KHANDAN ile MOTEOMAN KARDAN ile BAMZAYDAH GOZASHTAN )
- DAVET ile DAVETLİ ile DAVETÇİ/LİK ile DAVETSİZ/LİK
- DAVET ve/<>/> İCÂBET
- DAVET/İYE değil/yerine/= ÇAĞRI KÂĞIDI, OKUNTU
- DAV/GÛR[Fars.] ile/ve ÂNE[Ar.]
( Yabani eşek. Zebra. İLE/VE Yabani dişil eşek. | Yabani eşek sürüsü. )
- PSİKANALİZDE:
DAVID RAPAPORT ile/ve/||/<> MERTON GILL
- DAVID RICARDO ile/ve/||/<>/> ADAM SMITH
( 16 Haziran 1723 - 17 Temmuz 1790 İLE/VE/||/<> 18 Nisan 1772 - 11 Eylül 1823 )
- DAVID = MAHBUB
- DAVİSSON-GERMER TECRÜBESİ[Osm.] / DAVISSON-GERMER EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTATION DE DAVISSON-GERMER[Fr.] / DAVISSON-GERMER-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DAVİSSON-GERMER DENEYİ
- DAVLUMBAZ/TAVLUMBAZ/DAVLUNBAZ[Ar. TABL + Fars. -BÂZ]/KÜLÂH[Fars. < KULAH: Şapka.] değil/yerine/= TÜMSEK/ÇIKINTI
( Mutfak duvarlarında ocak, fırın vb.nin dumanını toplayıp bacaya vermeye yarayan emici ile donatılmış, piramidimsi biçimde çıkıntı. | Ocağın üzerinde, eşya koymaya yarayan raf. | Üzeri oymalı, işlemeli, birkaç gözü olan bir çeşit dolap. | Yandan çarklı vapurların çarklarını örten yarım daire biçimindeki kapak. | Otomobillerin tekerleklerini örten yarım daire biçimindeki kapak. | Kaptan köşkü, gemilerdeki yönetim yeri. | Aralık, antre. | Gözenek. | Yüksek. )
- DAVNLOD[İng. < DOWNLOAD] değil/yerine/= İNDİRMEK
- DAVRANIM(CONDUCT) BOZUKLUĞU ile/ve ANTİSOSYAL KİŞİLİK BOZUKLUĞU
( 18 yaş altındakilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. İLE/VE 18 yaş üstündekilerin olumsuz davranış/tutumlarında tanımlanan. )
- DAVRANIŞ:
"KİŞİYE GÖRE" değil/yerine/>< İNSAN GİBİ
- DAVRANIŞ/TUTUM ile/ve/değil/yerine/||/>< DÜŞÜNMEK
- DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]
- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞÇI ile DAVRANIŞLAR
( BEHAVIOR vs. BEHAVIORISM vs. BEHAVIORIST vs. BEHAVIORS )
( رفتار ile اخلاق ile سلوک ile رفتار گرائي ile رفتار گراي ile سير )
( RAFTAR ile AKHLAGH ile SELOK ile رفتار گرائي ile RAFTAR GERAY ile SYR )
- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞSAL ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞ BİLGİSİ ile DAVRANIŞ BOZUKLUĞU
- DAVRANIŞ ile/ve/değil EŞİK
- DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ
( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )
( BEHAVIOUR vs./and STABLE BEHAVIOUR )
- DAVRANIŞ ve/<> İYİ NİYET
( Davranışların en iyisi iyi niyetten, niyetin en iyisi ise bilimden ortaya çıkandır. )
- DAVRANIŞ ile/ve/<> KURTARICI DAVRANIŞ
- DAVRANIŞ ile/ve/||/<> ÖRÜNTÜ
- DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )
( [sometimes] We cannot change our circumstances but our attitudes we can change.
We can change our attitude. )
( BEHAVIOUR vs./and ATTITUDE )
- DAVRANIŞ ve TUTUMLAR'DA
- DAVRANIŞLARIMIZ:
"İYİ/KÖTÜ" ile/ve/değil/||/<> GÜÇLÜ/ZAYIF
- DAVRANIŞSAL YAKLAŞIM ile/ve/||/<> BİLİŞSEL YAKLAŞIM
- DAVRANMAK ile ARABULUCU OLARAK HAREKET ETMEK ile DİKKATSİZCE HAREKET ETMEK ile DİKKATLİ DAVRAN ile İHTİYATLI DAVRANMAK ile ÇEKİNGEN DAVRANMAK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK ile ALDATICI DAVRANMAK ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAVRANMAK ile APTALCA DAVRANMAK ile NAZİK DAVRAN ile SERT DAVRANMAK ile TEDBİRSİZCE DAVRANMAK ile ALÇAKÇA DAVRANMAK ile BECERİKSİZCE DAVRANMAK ile AHLAKSIZCA DAVRANMAK ile CİMRİ DAVRANMAK ile HAREKETE GEÇMEK ile APTALCA DAVRANMAK
( ACT vs. ACT AS MEDIATOR vs. ACT CARELESSLY vs. ACT CAUTIOUSLY vs. ACT CONSERVATIVELY vs. ACT COYLY vs. ACT CRAZY vs. ACT DECEITFULLY vs. ACT DISHONESTLY vs. ACT FOOLISHLY vs. ACT GENTLY vs. ACT HARSHLY vs. ACT IMPRUDENTLY vs. ACT IN A DASTARDLY WAY vs. ACT INEXPERTLY vs. ACT LEWDLY vs. ACT MISERLY vs. ACT OUT vs. ACT STUPIDLY )
( پرده ile يفا کردن ile اقدام کردن ile اقدام به عمل آوردن ile روح دادن ile واسطه شدن ile سهل انگاري کردن ile مدارا کردن ile محافظه کاري کردن ile ناز کردن ile غر دادن ile خل بازي در آوردن ile خل گري کردن ile نادرستي کردن ile احمقانه رفتار کردن ile مليمت کردن ile درشتي کردن ile خشونت کردن ile دست از پا خطا کردن ile ناجوانمردي کردن ile ناشيگري کردن ile هرزه گي کردن ile خست ورزيدن ile تقليد کردن ile حماقت کردن ile خريت کردن )
( PARDEH ile YFA KARDAN ile EGDAM KARDAN ile EGDAM BAH AMEL AVARDAN ile RUH DADAN ile VASETEH SHODAN ile SONPAL ENGARY KARDAN ile MADARA KARDAN ile MOHAFEZEH KARY KARDAN ile NAZ KARDAN ile GHAR DADAN ile KHAL BAZY DAR AVARDAN ile KHAL GARY KARDAN ile NADRESTY KARDAN ile AHMAGHANEH RAFTAR KARDAN ile MOLYMAT KARDAN ile DARSHTY KARDAN ile KHSHOONT KARDAN ile DAST AZ PA KHATA KARDAN ile NAJAVANMARDY KARDAN ile NASHYGARY KARDAN ile NPARZEH GY KARDAN ile KHAST VARZYDAN ile TAGHALYD KARDAN ile HAMAGHT KARDAN ile KHARYT KARDAN )
- DAVRANMAK ile DAVRANILMAK ile DAVRANDIRMAK ile DAVRANABİLMEK
- DAVRANMAK ile KİNCİ DAVRANMAK
( BEHAVE vs. BEHAVE SPITEFULLY )
( رفتار کردن ile ادب نگاهداشتن ile درست رفتار کردن ile سلوک کردن ile غرض راني کردن )
( RAFTAR KARDAN ile ADAB NEGAHODASHTAN ile DAREST RAFTAR KARDAN ile SELOK KARDAN ile GHARZ RANY KARDAN )
- DAVUL/GONG ile TAMTAM
( ... İLE Orkestrada yer alan bir tür Çin gongu. | Afrika yerlilerinin çaldığı davul. | Bazı olayları haber vermeye ya da açıklamaya yarayan, davulla yapılan ses. )
- DAVUL ile CEMBE
( ... İLE Mali'de kullanılan bir davul. )
- DAVUL ile DAVUL BİNBAŞI ile DAVUL DERİSİ ile DAVULCU ile BAGET
( DRUM vs. DRUM MAJOR vs. DRUMHEAD vs. DRUMMER vs. DRUMSTICK )
( تبيره زدن ile کوس ile چليک ile طبل ile تنبک زدن ile تبيره ile ضرب ile تنبک ile کوش ile طبل زدن ile طبل بزرگ ile روي طبل ile طبل زن ile طبال ile چوب طبل )
( TABYRAH ZADAN ile KOS ile CHELYK ile TABL ile TANBAK ZADAN ile تبيره ile ZAB ile TANBAK ile KOOSH ile TABL ZADAN ile TABL BOZORG ile ROY TABL ile TABL ZAN ile طبال ile CHUB TABL )
- DAVUL ile DAVULCU/LUK
- DAVUL ile DÜNBEK
( ... İLE Bekçi davulu. | Dümbelek. )
( TABBÂL: Davulcu. )
- DAVUL ile/ve/değil/<> KHAMU-AT
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Soyotlar, şamanlarının davullarına verdikleri addır. "Şaman atı" anlamına gelmektedir. )
- DAVUL ile ŞAMAN DAVULU
- DAVUL" ile/değil/yerine "SİVRİSİNEK"
( Anlamayana. İLE/DEĞİL/YERİNE Anlayana. )
( Az. İLE/DEĞİL/YERİNE Saz. )
- DAVUL ile/ve SÜRTMELİ DAVUL
- DAVUL ile TİMBAL[Fr.]
( ... İLE Bakırdan yapılan, küre biçiminde bir davul türü. )
- DAVUL ve/||/<> TOKMAK
( Davul, ayrı kişide; tokmak, ayrı kişide olmaz! )
- DAVUL'DA:
MEYDAN DAVULU ile/ve KOLTUK DAVULU ile/ve NAĞARA
( TABL )
( DÜHÜL )
- DAVULDA:
TOKMAK ile/ve/||/<> BIZBIZ
( ... İLE/VE/||/<> Davula sol elle vurulan ince değnek. )
- DAVULLAR'DA:
TRAMPET[İng. < DRUMBEAT] ile/ve KÖS[Fars. < KÛS]/GROSKES ile/ve NAKKARE[Ar.] ile/ve TIMPANO
( İki değnek ile çalınan küçük davul. İLE/VE Büyük davul. İLE/VE Mehterhanede kullanılan davul. İLE/VE Orkestra'da kullanılan davul. )
- DAVULLAR'DA:
TSUZIMI ile/ve MIRDANGA/MRIDANGA/MRIDANGAM ile/ve DUNDUN
( Japonya'ya özgü. İLE/VE Hindistan'a özgü. İLE/VE Nijerya'ya özgü. )
- DAVUT ile DAVİD MİLGARD
( DAVID vs. DAVID MILGARD )
( داود ile ديويد ميلگارد )
( DAVAD ile DYVEYD MYLEGARD )
- DAVYA[Fr. < DAVIER] değil/yerine/= DİŞÇİ KERPETENİ
- DAY :/yerine GÜN
- DAYAK YEMEKTEN:
KORKMAK ile/ve/değil/<> KENDİNE YEDİREMEMEK
- DAYAK ile/ve/||/<>/< DAYATMA
- DAYAKLAR ile/ve/değil/yerine PENANLAR
( [kafatası avcılığı] Yapmışlardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Yapmamışlardır. )
( Iban, Kayan, Kenyan, Melanau ve Murat aşiretleri olarak ayrılmışlardır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Nereden geldikleri kesin olarak bilinmiyor. [Miri kentinin 100 km. güneyinde yer alan Nia Mağarası'nda yapılan arkeolojik kazılar, Penanlar'ın atalarının 50.000 yıl önce bu topraklara yerleştiğini ortaya çıkarmıştır.] )
- DAYALI ile/ve/değil/||/<>/< DAYANIKLI
- DAYALOĞLU, AHMET :
( Zekeriyaköylü'dür. 1954 - 1960 yılları arasında muhtarlık yaptı. )
- DAYALOĞLU, MUSTAFA (1878 - 1953) :
( Zekeriyaköy'lüdür. Kirazlıbahçe mesiresinin kurucusu ve sahibidir. 1930 - 1934 yılları arasında Zekeriyaköy muhtarlığı yaptı. )
- DAYALOĞLU, ŞERAFETTİN :
( Zekeriyaköy'lüdür. 1968 - 1973 yılları arasında muhtar olarak görev yaptı. )
- DAYAMAK ile/ve/||/<> "DAYAMAK" ile/ve/||/<> DAYATMAK
( Nesnelerde. İLE Argo. İLE "Davranış ve tutumlarda" | Fizikte, güçte. )
- DAYAMAK ile DAYANMAK ile DAYATMAK ile DAYAKLAMAK ile DAYANILMAK ile DAYATILMAK ile DAYAKLANMAK ile DAYANDIRMAK ile DAYATTIRMAK ile DAYANABİLMEK ile DAYATABİLMEK ile DAYATIVERMEK ile DAYAYABİLMEK ile DAYAYIVERMEK ile DAYAK/LIK ile DAYALI ile DAYAKLI ile DAYAKSIZ ile DAYAK ARSIZI ile DAYAK DÜŞKÜNÜ ile DAYAK KAÇKINI ile DAYALI DÖŞELİ ile DAYAMSIZ DÖŞEMSİZ
- DAYAMAK ile KARINLAMAK
( ... İLE Gemi yanını dayamak. )
- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN
( SUPPORT vs./and BACKGROUND )
- DAYANAK ile DAYANAKÇA
- DAYANAK ile DÜZLEM
- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]
- DAYANAK/DAYANGAÇ ile/ve ZEMİN
( SUPPORT/BASE vs./and SOIL/GROUND )
- Dayanakçalı KONUŞ!!!
- DAYANAK/LIK ile DAYANAKLI/LIK ile DAYANAKSIZ/LIK ile DAYANAK NOKTASI
- DAYAN(AMA)MAK" ile "KALDIR(AMA)MAK
- Dayanamayacakların için önceden düşün ve KONUŞ!!! -ve
- DAYANÇ/SABIR:
BOYUN EĞMEK değil/yerine ÇABA GÖSTERMEK
- DAYANÇ/SABIR:
EMEK/ÇABA ve/+/||/<>/> SÜREKLİLİK
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DİNGİNLİK
( PATIENCE vs./and/<> INERTIA )
- DAYANÇ/SABIR ve DOĞRU (ZAM)ANLAMA
( PATIENCE and TIMING )
- DAYANÇ/SABIR ve/<> GÜÇ
( PATIENCE and/<> POWER )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> İSTİKRAR
( SABIR ÇİÇEĞİ / GIAN AGAVE[Lat.] [Ancak 10 yılda açar.] )
( PATIENCE vs./and/<> STABILITY )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> KANAAT
( Kanaat eden aziz olur, Kanaatsizlik eden zelil olur. [azza men kanea, zelle men tamea] )
( PATIENCE vs./and/<> CONTENTMENT )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)
( Sabırla koruk tut, yaprağı Atlas olur. )
( PATIENCE vs./and TO STRUGGLE )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> RIZÂ
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<>/> SELÂMET
( Sabrın sonu, selâmettir. )
( SABIR GEREK EVVELÂ
SONRA TAHAMMÜL
SONRA TENEZZÜL
SONRA İLİM, İRFAN GEREK
SONRA AŞK, ŞEVK GEREK
SONRA YOKLUK
EN SONUNDA KİŞİLİK! [OLUŞUR] )
( Sabır, öyle bir iptir ki; sen kopacak/bitecek sanırsın, o, gittikçe güçlenir/çoğalır. )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<> ŞÜKÜR
( PATIENCE vs./and/<> GRATITUDE )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> UYUM
( Olgun kişi, zayıf ve kendinden aşağı unsurlara karşı sabır gösterir ve onlara önem verir. )
( Uyumsuzluğu, ihtiyârını devrede tutmayan kişi yaratır. )
( PATIENCE vs./and/<> HARMONY )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve BAŞARI
( Eğer sabır gösterirseniz, başarmamak olanaksızdır. )
( If you persevere, there can be no failure. )
( Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. )
( PATIENCE vs./and SUCCESS )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve SIĞINMA
( PATIENCE vs./and SHELTER )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DAYANIKLILIK
( PATIENCE vs./and/<> ENDURANCE )
( ... cum/et/<> FORTITUDO )
- DAYANÇ/SABIR ve/<> KARARLILIK
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> "KENDİNİ TUTMAK"
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<> TEVEKKÜL
- DAYANÇ'TA/SABIR'DA:
METÂNET ile HOŞGÖRÜ ile DUA ile GÖZYAŞI ile HASRET ile AŞK
( Acıya sabredersek. İLE Kişilere sabredersek. İLE Dileğe sabredersek. İLE Duygulara sabredersek. İLE Özleme sabredersek. İLE Sevgiye sabredersek. )
( Madem görüyorsunuz... O zaman, hoşgörün!
[Âşık Veysel] )
- DAYAN(DIR)MAK ile "TAKILMAK"
- DAYANIKLI TÜKETİM ARACI ile/ve/||/<> DAYANIKSIZ TÜKETİM ARACI
- DAYANIKLI ile DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI
( DURABLE vs. DURABLE GOODS )
( شلاق خور ile پردوام ile باودام ile لگد خور ile کالاهاي ديرپاي )
( SHALAGH KHOR ile پردوام ile BAVDAM ile LEGAD KHOR ile KALANPANAY DYREPAY )
- DAYANIKLI/LIK ile/ve/||/<> AĞIRBAŞLI/LIK
( METÂNET ile/ve/||/<> VAKAR )
- DAYANIKLILIK ile/ve DAYANIŞMA
( ENDURANCE vs./and/<> SOLIDARITY )
- DAYANIKLILIK ile DAYANMAK ile DAYANIKLI
( ENDURANCE vs. ENDURE vs. ENDURING )
( دوام ile تاب ile طاقت ile مداومت ile پرطاقتي ile بردباري کردن ile مداومت بامري دادن ile مداومت کردن ile دوام آوردن ile پايدار ile با دوام )
( DAVAM ile TAB ile طاقت ile MADAVMAT ile پرطاقتي ile BARDBARY KARDAN ile MADAVMAT BAMERY DADAN ile MADAVMAT KARDAN ile DAVAM AVARDAN ile PAYDAR ile BA DAVAM )
- DAYANIKLILIK = FORTITUDE[İng.] = FORCE D'ÂME[Fr.] = GEISTESKRAFT[Alm.] = FORTITUDO[Lat.]
- DAYANIKLILIK ve/||/<> GÖNÜL FERAHLIĞI ve/||/<> MERHAMET ve/||/<> SABIR
( Daha yüksek bir terbiye yoktur. VE/||/<> Daha büyük bir mutluluk yoktur. VE/||/<> Daha kutsal bir görev yoktur. VE/||/<> Daha etkili bir güç yoktur. )
- DAYANIKLI/LIK ile SAĞLAM/LIK
( ENDURANCE vs. STRENGTH )
( FORTITUDO cum ... )
- DAYANIKSIZLAŞMAK ile DAYANIKLI/LIK ile DAYANIKLIK ile DAYANIKSIZ/LIK
- DAYANILMAZ ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK
( INTOLERABLE vs. INTOLERANCE vs. INTOLERANCY )
( طاقت فرسا ile تحمل ناپذير ile عدم تحمل ile نابردباري ile ناشکيبايي ile عدم قبول )
( طاقت فرسا ile TAHMAL NAPAZYR ile ADAM TAHMAL ile نابردباري ile NASHKYBAYY ile ADAM GHABOL )
- DAYANILMAZLAŞMAK ile DAYANILMA ile DAYANILMAZ/LIK
- ULTIMATE STRENGTH[İng.] / ENDFESTIGKEITSGRENZE[Alm.] ile/değil/yerine/= DAYANIM SINIRI
- DAYANIM ile DAYANIM ÖMRÜ
- DAYANIŞMA:
MEKANİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORGANİK
- DAYANIŞMA ile DAYANIŞMACI/LIK ile DAYANIŞMALI
- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN
( Kişiler, kendilerine değil birbiriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilir. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )
( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değildir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )
( Loncaları inceleyiniz. )
( SOLIDARITY vs./and/<> TRUST/CONFIDENCE )
- DAYANIŞMAK ile DAYANIŞABİLMEK ile DAYANIŞ
- DAYANMA:
AÇLIĞA ile/ve/||/<>/> SUSUZLUĞA ile/ve/||/<>/> HAVASIZLIĞA
( 60 gün. İLE/VE/||/<>/> 6 gün. İLE/VE/||/<>/> 6 dk. )
- DAYANMA ile DAYANMA GÜCÜ ile DAYANMA ÖMRÜ
- DAYANMA ile KATLANMA
- DAYANMAK ile ABANMAK
( TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST/OVER )
- DAYANMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BIRAKMAK
- DAYANMAK ile/ve/değil/||/<>/< ODAKLANMAK
- DAYANMAK ile SIĞINMAK
( TO RELY vs. TO TAKE REFUGE )
- DAYANMAK ile YASLANMAK
( TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST )
- DAYANMAQ[Azr.] = DURMAK[Tr.]
- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]
- DAYATILAN" ile/değil/yerine/>< ANLATILAN
- DAYATILAN ile/değil/yerine BENİMSETİLEN
- DAYATIŞMAK ile DAYATIŞ
- DAYATMA ile/ve/= ARKASINDAN İŞ ÇEVİRMEK
- DAYATMA ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< BASKI
- DAYATMA ile BASTIRMA
- DAYATMA ile/ve/</değil "BİLDİĞİNİ OKUMA"
- DAYATMA değil/yerine/>< DAYANIŞMA
- DAYATMA ile DAYATMACI/LIK
- DAYATMA değil/yerine ESİNLENME
( [not] TO INSIST but TO BE INSPIRED
TO BE INSPIRED instead of TO INSIST )
- DAYATMA ve GASP
- [ne yazık ki]
DAYATMA ile/ve/||/<>/> İSYAN
( Etki. İLE/VE/||/<>/> Tepki. )
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< KURAMCILIK
- DAYATMA ile/değil/yerine ÖĞRETME[ANLATMA/GÖSTERME]
- DAYATMA ile/değil/||/</>< ÖZEN/BAKIM
- DAYATMA ile SAHTEKAR ile SAHTEKAR ile SAHTEKARLIK
( IMPOST vs. IMPOSTER vs. IMPOSTOR vs. IMPOSTURE )
( تعرفهبندي کردن ile غاصب ile وانمود کننده ile طرار ile عيار ile شيادي ile طراري ile شياد ile عياري )
( TARAFEHABANDY KARDAN ile GHASEB ile VANEMUD KONANDEH ile طرار ile EYAR ile شيادي ile طراري ile SHYAD ile عياري )
- DAYATMA ile/ve/değil/yerine SINIRLAMA
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAPTIRIM
- DAYATMA ile YAPTIRIMLARIN UYGULANMASI
( IMPOSITION vs. IMPOSITION OF SANCTIONS )
( تحميل ile اعمال تحريم )
( تحميل ile EMAL TAHARYM )
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/>/< YAYGINLIK
- DAYATMA ile/ve/değil/||/<>/< YÖNLENDİRME
- [ne yazık ki]
DAYATMA ve/||/+/<>/> ZORBALIK
- DAYATMA ile/ve/</değil ZORUNDA BIRAKMA
- DAYATMA ile/değil/yerine ZORUNLULUK
- DAYATMA/CI "ÇÖZÜMLER" ile/değil/yerine/>< GERÇEK/SAĞLAM ÇÖZÜMLER
- DAYATMAK ile/ve/||/<>/> BOZMAK
- DAYATMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇÖZÜMSÜZ/ÇARESİZ OLMAK/KALMAK
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< DÜŞÜNCE/SÖZ
- [ne yazık ki]
DAYATMAK ile/ve/değil/||/<>/< KANDIRMAK
- DAYATMAK" ile/değil/yerine/>< KURAL
- DAYATMAK" ile/||/<> "YERLEŞTİRMEK"
- DAYATMAK ile/ve/değil/||/<>/< YÜKLEMEK
- DAYATMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< ZORLAMAK
- DAYAYIP DÖŞEMEK
- DAYILANMA/DAYILIK ile/ve/değil/||/<>/< SAYGISIZLIK
- DAYILANMAK ile DAYILANABİLMEK ile DAYI/LIK ile DAYI KIZI ile DAYI OĞLU
- DAYK[Ar.] ile DIYK[Ar.]
- DAYK[Ar.] ile HAREC[Ar.]
- DAZKIRLAŞMAK ile DAZKIR ile DAZKIRI
- DAZLAMAK ile DAZLAKLAŞMAK ile DAZLAK/LIK
- DB/DATABASE[İng.] değil/yerine/= VERITABANI
- DBB/PHYSICIAN INFORMATION BANK[İng.] değil/yerine/= DOKTOR BİLGİ BANKASI
- DBSCAN/DENSITY-BASED SPATIAL CLUSTERING OF APPLICATIONS WİTH NOİSE[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLUĞA DAYALI UZAMSAL KÜMELEME
- DBU/DBS DEEP BRAIN STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERİN BEYİN UYARIMI
- DDİ/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME
- DDOS/DISTRIBUTED DENIAL OF SERVICE[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK SERVİS HİZMET REDDİ
- DE BROGLIE WAVES[İng.] / ONDES DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DALGALARI
- DE BROGLIE EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DENKLEMİ
- DE BROGLIE HYPOTHESIS[İng.] / DE BROGLIE HYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE HİPOTEZİ
- DE BROGLIE THEORY[İng.] / THÉORIE DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE KURAMI
- de d. in di.[Lat. < DE DIE IN DIEM] değil/yerine/= GÜNDEN GÜNE
- DE FACTO[İng.] değil/yerine/= GERÇEKTE, UYGULAMADA
- DE HAAS-VAN ALPHEN EFFECT[İng.] / EFFET DE HAAS-VAN ALPHEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DE HAAS-VAN ALPHEN ETKİSİ
- DE HAAS -VAN ALPHENSCHES EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DE HAS VAN ALPHEN ETKİSİ
- DE JURE ile DE FACTO
( Yöntem ve kurallara dayanır. İLE Ötekilerinin inancına dayanır. )
- DE LA RUE AND MILLER'S LAW[İng.] / LOI DE DE LA RUE ET MILLER[Fr.] / DE LA RUE-MILLERSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DE LA RUE-MİLLER YASASI
- DE NOVO İLE REFERANS TABANLI İLE HİBRİT ile/||/<> GENOM BİRLEŞTİRME
( DNA dizileme verilerinden genom oluşturma. )
( Formül: N50: Median contig uzunluğu )
- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= DE NOVO
( Kelimenin anlamıyla, 'yeni gelen', kalıtılanın aksine.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DE NOVO değil/yerine/= YENİ | YENİDEN
- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= YENİDEN
- DE RHAM COHOMOLOGY ile/||/<> ČECH COHOMOLOGY
( de Rham diferansiyel form, Čech örtü intersection. )
( Formül: Differential forms İLE cover intersections )
- DE SAUTY'S BRIDGE[İng.] / PONT DE DE SAUTY[Fr.] ile/değil/yerine/= DE SAUTY KÖPRÜSÜ
- DEAD :/yerine ÖLÜ
- DEAKTİVE ETMEK değil/yerine/= ETKİNSİZLEŞTİRMEK
- DEAL WITH vs. NOT TO DEAL
- DEAL :/yerine ANLAŞMA, İLGİLENMEK
- DEALER :/yerine SATICI, BAYİ
- DEAR :/yerine SEVGİLİ
- DEATH :/yerine ÖLÜM
- DEB[Ar.] ile 'ÂDET[Ar.]
- DEBATE :/yerine TARTIŞMA
- DEBDÂB[Ar.] ile DEBDÂB[Ar.]
( Davul. İLE Şöhret, azamet. )
- DEBDEBE ile DEBDEBELİ ile DEBDEBESİZ
- DEBDEBE[Fars.] değil/yerine/= GÜRÜLTÜ/PATIRTI/TANTANA
( Ululuk, haşmet, büyük bir gösteriş. | Gürültü, tantana. )
- DEBDEBELİ/HAŞMETLİ/İHTİŞAMLI/MUHTEŞEM/ŞAŞAALI/ŞATAFATLI/HACCAL/TANTANALI/LÜKS değil/yerine/= GÖRKLÜ/GÖRKEMLİ/GÖSTERİŞLİ/IŞIGÖRKLÜ/İRİGÖRKLÜ
- DEBELENMEK ile DEBELENEBİLMEK
- DEBİ ile DEBİL/LİK
- DEBİL ile DEBİLİTAN ile DEBİLİTE
( Bitkin, halsiz, güçsüz. İLE Bitkinleştirici, güçsüzleştirici. İLE Bitkinlik, halsizlik, güçsüzlük. )
- DEBİLİTE değil/yerine/= DÜŞKÜNLÜK | GERİ ZEKÂLILIK
- DEBORAH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DEBORAH[Fr.] / DEBORAH-ZAHL, DEBORAH-ZAHL/DEBORAHSCHES ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBORAH SAYISI
- DEBRİDMAN ile DEBULKİNG
( Yara temizliği/kazıması. İLE Kitle/oylum azaltıcı. )
- DEBRİDMAN değil/yerine/= ÖLÜ DOKU TEMİZLİĞİ, KAZIMA
- DEBRİYAJ ile DEBRİYAJ PEDALI
- DEBT vs. GRATEFULNESS
- [not] DEBT vs. LOYALTY
- DEBT :/yerine BORÇ
- DEBYE RELAXATION TIME[İng.] / TEMPS DE RELAXATION DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE DURULMA SÜRESİ
- DEBYE TESÎRİ[Osm.] / DEBYE EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ETKİSİ
- DEBYE-FALKENHAGEN EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-FALKENHAGEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-FALKENHAGEN ETKİSİ
- FRÉQUENCE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-FREQUENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE FREKANSI
- DEBYE-HUCKEL EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL EŞİTLİĞİ
- DEBYE-HÜCKEL NAZARİYESİ[Osm.] / THÉORIE DE DEBYE-HÜCKEL[Fr.] / DEBYE-HÜCKEL-THEORIE, DEBYE-HÜCKELSCHES-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL KURAMI
- DEBYE-HUCKEL LIMITING LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL SINIR YASASI
- DEBYE İLE LARMOR İLE CYCLOTRON ile/||/<> PLAZMA ÖLÇEKLERİ
( Plazmadaki karakteristik uzunluk ve frekanslar. )
( Formül: λD = √(ε₀kT/ne²) )
- DEBYE İLE LARMOR İLE PLAZMA ile/||/<> KARAKTERİSTİK UZUNLUKLAR
( Plazmadaki temel uzunluk ölçekleri. )
( Formül: λ_D = √(ε₀kT/ne²) )
(1996'dan beri)