Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir... Dünya/n değişsin!

Bu nedir? | Nasıl kullanılır? | Nasıl okumalı/anlamalı? | Sıkça Sorulan Sorular | Yenilikler | İletişim

B - P

KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!

(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)




EN SON YAPILMIŞ OLAN EKLEMELER
[ 06 Eylül - 01 Ekim 2022 arasında... ]


Bugün [01 Ekim 2022] itibariyle
B - P bölümüne yapılmış olan eklemeler, aşağıdaki gibidir.
[ 06 Eylül - 01 Ekim 2022 arasında... ]
( 0 yeni ekleme, 0 katkı )

SON HARFTE

B - P



- "UZATMAK"(ITNÂB[Ar.]) ile/ve/değil DEVAM ETTİRMEK



- (")KAP(") ile (")ÇAP(")



- [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]

( Giyimler, giyilecek şeyler. İLE/DEĞİL Nedenler/sebepler, aracılar/vâsıtalar, lâzımalar. )


- [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]

( ESBÂB-I MÛCİBE: Gerek(tir)en/icâb eden nedenler/sebepler. )


- [Ar.] ŞEVK Ü TARÂB ile ŞEVK Ü TARÂB

( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )


- [Fars.] NEVEND[< NÜVEB] ile LEVEND[LEVENDÂN]

( Hızlı giden at. | Postacı, atlı postacı. İLE Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir ad. | Zamanında, Venedik'lilerin, doğu bölgelerinden, maaşla topladıkları deniz askeri. | Tembel. | Ayyaş, içkici. | Zampara. | Kabadayı. | Hizmetçi, gündelikçi, çırak. | Namussuz kadın. | İbne. [Türkçe'de kullanılan anlamlar, Farsça'da yoktur!] )


- [Fars.] SER-TÂB ile SERTÂB

( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, her nesne, yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Hiçbir birleşik, öncesiz değildir. O halde, her nesne, öncesiz değildir. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, bazı nesneler yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, öncesiz değildir. O halde, bazı nesneler, öncesiz değildir. )


- ACEB ile A'CEB

( Acabâ, hayret, gariplik, şaşırılacak şey. İLE [daha/çok/pek] Acâyip, tuhaf, garip olan. )


- AHDEB ile AHDEB

( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )


- AKARİB < AKREB

( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )


- ÂSÂB[< ESEB] ile ÂSÂB ile A'SÂB

( Gövdenin alt kısmında çıkan kıllar, kasık kılları. İLE Sinir, damar. İLE Sinirler. )


- AŞİB ile AŞÎB

( Çok otlu. İLE Bol otlu. )


- AZAP[Ar. < AZAB < İZB: Tat, lezzet.] değil/yerine/= EZİNÇ

( Şiddetli acı ya da sıkıntı. )


- B ile P

( B: Bel'in simgesi. [B, b] | Bor'un simgesi. [B] | Elektrik alınganlığın simgesi. [B] | Manyetik akı yoğunluğunun(indüklemenin) simgesi. [B] | Temel tanecik fiziğinde, Baryon sayısının simgesi. [B] | Basınç birimi Bar'ın simgesi. [b] |
Optik gerilme katsayısı brevster'ın simgesi. [b] | Yüzeyce genleşme katsayısının simgesi. [b]

İLE

P: Basıncın simgesi. [P, p] | Dinamik ağdalılık birimi poiz'in simgesi. [P] | Ettingshausen katsayısının simgesi. [P] | Fosforun simgesi. [P] | Gücün simgesi. [P] | Paritenin simgesi. [P] | Poynting vektörünün simgesi. [P] | Atomda, yörüngesel kuvantum sayısı l = 1 'e karşılık gelen elektron tabakalarının simgesi. [p] |
Momentumun simgesi. [p] | Piko [10¯¹2;] 'nun simgesi. [p] | Plank'ın simgesi. [p] | Protaktinyum'un simgesi. [Pa] | Protonun simgesi. [p, ¦p, 1p¹] | Yarı iletken tipinin [p tipi] simgesi. [p]

)


- CAZİB ile/ve/<> MUZİB



- CELEB ile CELEB[Fars.]

( ... | İstanbul sarayında ilk işe başlamış acemi. İLE Orospu, fahişe. | Çan. )


- CERİB ile CERÎB

( Uyuz hastalığına tutulan, uyuz. İLE Eskiden Arap ülkelerinde kullanılan [aşağı-yukarı] 216 litrelik bir hacim ölçüsü. | Tarla ve arazi ölçüsü. | Dönüm. )


- CLUB yerine KULÜP



- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Elif, Dal, Be. Edebli olmak, eline, diline, beline sahip olmak anlamını taşır. İLE/VE Edeb'in çoğulu. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Âdap eksikliği, öze dair bilginin eksikliğindendir. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( EDEB YÂ HÛ )


- ENSÂB[< NESEB] ile ENSÂB[< NUSUB]



- GARÎB ve/<> KARÎB

( Garib olan, karîb olur. )


- GAYB/GAİB ile/ve/değil EŞİK



- GURÂB ile GÛRÂB[Fars.]

( Karga. İLE Ilgım, serap/serâb.[İng., Fr. MIRAGE] )


- GURUP ile/değil GRUP

( Batı. İLE/DEĞİL Öbek. )


- HABB ile HABB[Fars.]

( Aldatıcı, hilekâr, kurnaz. İLE Denizin dalgalanması, kabarması. )


- HALB ile HALB

( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )


- HÂLİB ile HÂLİB[çoğ. HALEBE/HÂLİBE(dişil)] ile HALÎB

( Sütçü. | Sidik borusu, üretra. İLE Aldatıcı, hilekâr. İLE Süt, taze süt. )


- HÂRİB ile HARÎB ile HÂRİB[< HARÂB]

( Kaçan, firar eden. İLE Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş. İLE Yıkan, harâb eden. | Haydut, yol kesen. )


- HASÎB ile HASÎB ile HÂSİB

( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )


- HÂTİB ile HATÎB[çoğ. HUTEBÂ]

( Hitâbeden, söz söyleyen. İLE Camide hutbe okuyan. | Düzgün konuşan. )


- HİDÂB[< HADEB] ile HİDÂB/HİZÂB

( Kanburluklar, yumruluklar. İLE Boya. | Kına. )


- HİZÂB ile HÎZAB[Fars.]

( Boya. | Kına. İLE Dalga. )


- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB

( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )


- ISTIRAP/B ile AZAB

( ... ile İKAB["ka" uzun okunur] )


- İ'CÂB[< UCB] ile ÎCÂB[< VÜCÛB | çoğ. ÎCÂBÂT]

( Şaşırtma, taaccübe düşürme. | Kendini beğenmişlik.[Ar.: İyiliğe, güzelliğe hayran etme] İLE Gerek/lilik. | Bir sözleşme için ilk söylenilen söz. | Olumlama.[İng., Fr. AFFIRMATION] )


- İCAP/îCÂB değil/yerine/= GEREK/GEREKLİLİK



- İHRÂB ile İHRÂB ile İHRÂB

( Harâb etme/edilme. İLE Azmetme. | Kaçmaya zorunlu kılma. İLE Kavgayı kızıştırma. )


- İHTİLÂB ile İHTİLÂB

( Aldatma, aldatılma. İLE Süt sağma. )


- İKTİRÂB ile İKTİRÂB[< KURB]

( Korkulu, gamlı, kederli buluşma. İLE Yaklaşma, yanaşma. )


- İNKİLÂB değil İNKILÂB/P



- İNTİHÂBAT[< İNTİHÂB] ile İNTİHÂBÂT[< İNTİHÂB]

( Seçmeler/seçilmeler. | Seçimler. İLE Yağmalar, kapışmalar, talanlamalar. )


- İRHÂB ile İRHÂB

( Bol olma, bollanma, genişleme. İLE Korkutma/korkutulma, kaçırma. )


- İRKAB["ka" uzun okunur] ile İRKÂB[< RÜKÛB]

( Öldükten sonra yasal mirasçılarından başka, birine de bir şey bırakma. İLE Bindirme/bindirilme. )


- İSTİ'SÂB ile İSTİS'ÂB[< SA'B]

( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )


- İSTÎCÂB ile İSTİ'CÂB[< ACEB]

( Haklı sayma, vacib görme. İLE Hayrette kalma, şaşma, taaccübetme. )


- İSTİCVÂB[< CEVÂB] değil/yerine/= SORUP YANIT ALMA, YANIT ALMA AMACIYLA SÖYLETME | SORGU



- İSTİHLÂB ile İSTİHLÂB

( Şerbet kıvamına getirme. | Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. | Süt sağma/sağılma. İLE Tırmalama. )


- İT'ÂB[< TAAB] ile İTÂB ile İTÂB

( Yorma, yorulma, zahmet verme. İLE Azarlama, tersleme, paylama. | Darılma. İLE Kolsuz, yakasız kadın gömleği, dekolte gömlek. )


- ÎTÂB ile İTÂB ile İT'ÂB[< TAAB]

( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )


- KAB ile KÂ'B

( Uzaklık, mesafe. İLE Topuk kemiği, aşık kemiği. | Tavla zarı. | Sekiz köşeli, sekiz yüzlü cisim. | Küp. )


- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]



- KULÛB[< KALB] ile ...

( KALPLER, GÖNÜLLER )


- MAHLEB[Ar. çoğ. MAHÂLİB] ile MAHLEB[Ar.]

( Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençeleri. İLE İdris ağacı. | Bal. )


- MAHLEB ile MAHLEB[çoğ. MAHÂLİB]

( Gülgillerden, 6-10 m. yüksekliğinde bir ağaç. Kokulu kiraz, İdris ağacı. | Bu ağacın, baharat olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi. | Bal. İLE Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençesi. )


- MAHSUB[< HİSÂB | çoğ. MAHÂSİB] ile MAHSÛB

( Hesaba katılmış, hesap edilmiş. | Büyük bir zâta mensup kişi. İLE Kızamık çıkarma. )


- MANSIB[< NASB] ile ...

( Büyük memurluk makamı. | Devlet hizmeti, memuriyet. | Onun, derece, rütbe, makam. )


- MATLUB ile/ve/<> MAKSUD



- MENKİB[Ar. | çoğ. MENÂKİB] ile MENKIBE/MENKABE[çoğ. MENÂKIB]

( Omuz ve kol kemiğinin birleştiği yer. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )


- MERKAB/E, MARKAB[çoğ. MERÂKIB] ile MERKEB[< RÜKÛB | çoğ. MERÂKİB]

( Gözetleme, gözleme yeri/kulesi. | Gökyüzünün kuzey yarım küresinde Feres-i Ekber[Pegasus] burcunun büyük dörtgeninin büyük kenarının sağ köşesinde bulunan yıldız. [Lat. BETA PEGASUS] İLE Vapur, gemi, kayık gibi şeyler. | Eşek. )


- MESKUB[< SAKB]["ku" uzun okunur] ile MESKÛB[< SÜKÛB]

( Delinmiş, delikli, sakb olunmuş. İLE Kalıba dökülmüş, akıtılmış. )


- METÂİB ile METÂİB[< MET'ABE] ile METÂLİB[< MATLAB]

( Seçilmiş, güzel şeyler. İLE Uğraşlar, meşakkatler, yorgunluklar. İLE İstenilen, talep edilen şeyler. )


- MİKLEB ile MİKREB[çoğ. MEKÂRİB]

( Eski ciltli kitapların sol tarafındaki, okuma ya da ara verilen yeri belirlemeye yarayan fazla parçanın adı. İLE Çift sürülen saban. )


- MU'CİB[< ACEB] ile MÛCİB[< VÜCÛB] ile MÜCÎB[< CEVÂB]

( Hayrete/taaccübe düşüren, şaşkınlık veren, icâb eden. İLE Gereken, gerektiren. | Neden, vesîle. İLE Teklifi kabul eden, istenileni yapan, sorulana yanıt veren, icâbet eden. )


- MUHRİB ile MUHRİB[< HARÂB | çoğ. MUHRİBÎN]

( Torpidoları avlamaya yarayan ve çok hızlı giden bir çeşit küçük savaş gemisi. İLE Yıkan, harâb eden. )


- MUHTATIB[< HATAB] ile MUHTATIB[< HATAB]

( Nikâhla isteyen, ihtitâb eden. | Hutbe okuyan, nutuk veren. İLE Odun kesen ya da toplayan. | Baltalık. )


- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU



- MÜEDDEB[< EDEB] ile MÜEDDİB[< EDEB]

( Terbiyeli, edepli, edeplendirilmiş, te'dîb edilmiş. | Okumuş, bilgili. İLE Bilgi ve terbiye veren, edeplendiren, te'dîb eden. )


- MÜREBBEB ile MÜREBBİB

( Ergenlik çağına kadar beslenmiş. | Hoş kokulu şeylerle hoş olmuş. İLE Çocuğu, ergenliğine kadar besleyen. )


- MÜRTEKIB[< RAKB] ile MÜRTEKİB[< RÜKÛB | çoğ. MÜRTEKİBÎN]

( Bekleyen, göz hapsine alan, irtikab eden. İLE Kötü, yakışıksız iş yapan, irtikâb eden. | Rüşvet alan/yiyen. )


- MÜSEBBEB[< SEBEB] ile MÜSEBBİB

( Sebep olunarak oluşturulan. İLE Sebep olan. | İcâd eden. )


- MÜSTA'CEB[< ACEB] ile MÜSTA'CİB[< ACEB]

( Şaşılacak olan. İLE Şaşan, şaşakalan, isti'câb eden. )


- MÜSTAHLEB[< HALB] ile MÜSTAHLİB[< HALB] ile MÜSTAHLİB[< HALB]

( Beyaz ve sübye tarzında yapılmış olan ilâç. | Sübye.[Fr. ÉMULSION] İLE Tırmalayan, istihlâb eden. İLE Sağan, istihlâb eden. )


- MÜSTAS'AB[< SA'B] ile MÜSTAS'İB[< SUÛBET]

( Zor, güç olan, zor iş. İLE Güç sayan, çoğu şeyi zor gören. )


- MÜSTAS'AB[< SA'B] ile MÜSTASHAB[< SOHBET]

( Zor, güç olan, zor iş. İLE Yanında arkadaş olarak bulundurulan. )


- MÜSTASVEB[< SAVÂB] ile MÜSTASVİB[< SAVÂB]

( Doğru, mâkul, savap görülmüş, istisvâb edilmiş. İLE Doğru, mâkul, savap gören, istisvâb eden. )


- MÜTESÂİB ile MÜTESA'İB

( Esneyen, tesâüb eden. İLE Güç olan, güçleşen. )


- MÜTESEYYİB ile MÜTESEYYİB[< TESEYYÜB | çoğ. MÜTESEYYİBÎN]

( Dul kalan kadın, teseyyüb eden. İLE Kayıtsız davranan, aldırış etmeyen, teseyyüb eden. )


- MÜZEHHEB[< ZEHEB] ile MÜZEHHİB[< ZEHEB]

( Altın suyuna batırılmış. | Yaldızlanmış. İLE Altın suyuna batıran, tezhipçi, tezhip eden. | Yaldıza batıran, yaldızcı. )


- NÂB[çoğ. ENYÂB] ile NA'B ile NÂB[Fars.]

( Azı dişi. | Yaşlı deve. İLE Karga ya da horoz gibi ötmek. İLE Arı, saf, hâlis. | Katıksız. | Berrak. | Oluk. )


- NAHB ile NAHB

( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )


- NÂHİB[< NEHB] ile NAHÎB[çoğ. NAHB] ile NAHÎB

( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )


- NAÎB ile NÂİB[< NEVB| çoğ. NÜVAB]

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )


- NİKAB["ka" uzun okunur] ile NİKÂB[Fars.]

( Peçe, yüz örtüsü. | Perde, örtü. İLE Kuşçu eldiveni. )


- NÜCEBÂ[< NECÎB] ile ...

( RİCAULLAH(TANRI ERENLERİ) YA DA RİCÂL-ÜL-GAYB(GAYB ERENLERİ) DENİLEN 40 KİŞİYE VERİLEN AD, KIRKLAR )


- RAB ile/ve/<> TURAB



- RAHÎB[< RAHB] ile RÂHİB[çoğ. RÂHİBÂN, REHEBÂN, RUHBÂN]

( Geniş, bol. İLE Hıristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan (evlenmeyen) din adamı, karabaş, keşiş. )


- RÂHİB ve/<> KÂTİB ve/<> HÂSİB



- RÂİB[< RU'B] ile RAÎB

( Büyücü, göz bağlayıcı. İLE Korkmuş. )


- RAKÎB ile RÂKİB[< RÜKÛB | çoğ. RÜKBÂN] ile RAKÎB[< REKÂBET | çoğ. RAKÎBÂN, RUKABÂ]

( PÂYENDE[Fars. çoğ. PÂYENDEGÂN]: Duran, sürekli. | Payanda, destek, dayanak. || RABÎTA: Eski yazma kitaplarda sayfa numarası yerine gelmek üzere soldaki sayfanın, sağdaki sayfanın altına yazılan ilk sözcüğü. İLE Binici/binen, binmiş. | Bir ulaşım/nakil aracına binmiş olan. İLE Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. | Bekçi. | Görüp, gözeten.[Allah'ın adlarındandır.] )


- RÂKİP(/B) ile RAKîP(/B)

( Binici. İLE Karşı(sında) olan. )


- RATÎB/RATB ile RÂTİB

( Taze, yeşil, yaş.[yemiş] | Yumuşak, mülâyim. İLE Sıraya koyan, tertip eden. )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( Sinüs'ün dörtte biri. İLE ... İLE ... )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( ... İLE ... İLE İlk kez M.Ö. II. yy.'da Hipark tarafından bulunumuş ve Batlamyus tarafından kullanılmıştır. Bu alet ile yıldızların Arz'dan uzaklıkları ölçülürdü. Üstüne gökyüzü haritası çizilmiş hilâlî daire şeklinde bir tahtadan ibarettir. Akrep ya da ankebût denilen bir ibresi vardır. Bu ibre, ucuna fındık büyüklüğünde taş bağlanmış bir ipten ibarettir. Yıldızların seyri bu ip ile gösterilir, ölçümler bunun üzerinden ortaya çıkar. Kenarlarda da açılar, milyem ve grat hesapları yazılıdır. Halen astronomlar ve denizciler, geliştirilmiş usturlap kullanır. )


- SAHB ile SAHB[< SÂHİB]

( Gürültü, patırtı etme. İLE Yakın dostlar, sahipler. )


- SÂİB ile SÂİB[< SEVÂB] ile SÂİB[< SE'B] ile SAİB ile SAHİB

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )


- SALÎB[çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[< SELB]

( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )


- SAVÂB ile SEVÂB ile SEVVÂB ile SAVB

( Doğruluk, dürüstlük. Doğru hareket/davranış/düşünce. | Doğru, dürüst. İLE Ödüllendirilen hareket/davranış/tutum. | Hayırlı hareket, hayır işleme. İLE Elbiseci. İLE Yön/cihet, taraf. )


- SEÂBÎB ile SEÂBÎB[< SU'BÛB]

( Salya. İLE Saf su akan yerler. )


- SEBEB ile/ve/<> MÜSEBBİB-ÜL ESBÂB



- SEZÂB/SEDÂB ile SEZÂB[Fars.]

( Sedefotu. İLE Su teresi. )


- SULB/SULP[Ar.] değil/yerine/= OMURGA



- ŞA'B[çoğ. ŞUÛB] ile ŞÂB/ŞÂBB[< ŞEBÂB | çoğ. ŞÜBBÂN] ile ŞÂB[Fars.]

( Cemaat, taife, kabile. | Kızıldeniz'den çıkarılan dallı budaklı taşlar. | Bölünmüş, parçalanmış şey. | Kafatasındaki çatlaklık. İLE Genç, delikanlı; yiğit. İLE Şap. )


- TABİB ve HABİB



- TAHDÎB/TAHZÎB[< HİDAB] ile TAHDİB[< HADEB]

( Saç/sakal boyama. İLE Kamburlaştırma, kamburlaştırılma, kubbelendirme. )


- TAHZÎB[< HİZB] ile TAHZÎB[< HİZAB]

( Takım takım toplama. İLE Saç/sakal boyama. )


- TALEB ile TALÂB[Fars.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Haber | İnşa İLE/VE ... )


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )


- TEKÂLÜB[< KELB] ile TEKÂRÜB[< KURB]["ka" uzun okunur]

( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )


- TELÂUB[< LA'B] ile TELÂ'UB[< LA'B]

( Oynama, oynaşma.[bkz. MÜLÂABE(< LA'B, LU'B')] İLE Oynama, oyunla uğraşma, eğlenme. | Yemeklerin ağızda tükürükle karışması. | Salyanın akması. )


- TESRÎB ile TESRÎB[< SÜRÛB]

( Ayıplama, darılma. | Başa kakma. İLE Yollama, gönderme, gönderilme. )


- TÜRB[Fars.] ile TÜRB/TÜRÂB[çoğ. ETRİBE, TİRBÂN]

( Turp. İLE Toprak. )


- ÜSLUB ile/ve USLÛB



- VÂSIB ile VASIB

( Sürekli, yerinde duran. İLE Hasta. )


- ZÎB ile Zİ'B[çoğ. ZİÂB, ZU'BÂN]

( Süz, bezek. İLE Kurd, canavar. )




P - B



- !HARP ile/ve/değil !MUHAREBE

( Bütünü. İLE/VE/DEĞİL Çarpışma. )


- "BURGAÇ/EĞRİM/GİRDAP"[Fars.] ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ



- "TESHİP" değil TEZHİP



- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Siyah akreplerden çok daha zehirlilerdir. [Dişilleri, erillerden daha zehirlidir.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Tek bir iğne darbesinde daha az zehir salgılar fakat Sarı Kobra yılanının zehrinden 3 kat daha güçlüdür. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Sahra Çölü'nde yaşamaktalardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( Dünyada 1200'den fazla akrep türü vardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( 400 milyon yıldır varolmaktalardır. [100'den fazlası sadece Afrika'da yaşar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( İnsanda, geliştirilen tedaviler ile akrep sokmalarının sadece %3'ü ölümle sonuçlanmaktadır. [Çoğunlukla çocuklarda görülmektedir. Gövde küçüldükçe zehrin etkisi artar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( [Ege bölgesinde] KUYRUKLU: Akrep. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( SCORPION[İng.]/SCORPIO[Lat.] )


- [ne yazık ki]
!GASP ile/ve/||/<>/> !KARMANYOLA[İt. < CARMAGNOLA]

( Bir nesneyi, sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma. İLE/VE/||/<>/> Kent içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk. )


- AKÎB[< AKEB] ile ÂKİB

( Bir diğerinin arkasından gelen. İLE Önce. )


- ARAB ile ÂRÂB[< İREB, İRBE] ile A'RÂB[< ARAB]

( Irak, Şam, Hicaz, Yemen, Mısır'da ve Afrika'nın kuzeyinde bulunan semitik kavmin genel adı. İLE Akıllar, zekâlar. | Hâcetler. | Hîleler, dekler, oyunlar. İLE Çöl Arapları. )


- ARAP ile ÂRÂP

( Irkı tanımlama. İLE "...-cı" olma(savunma, koruma, kayırma) )


- AZAP ile/ve/<> ASLINDAN AYRI DÜŞMEK



- AZAP ile AZAP

( Dünyada günah işlemiş olanlara, ahirette verilecek ceza. | Büyük sıkıntı, ezinç. İLE Çiftlik uşağı. | Anadolu beyliklerinde, donanmada kullanılan asker. )


- AZAP değil/yerine HESAP

( Haramdan gelen ile. DEĞİL/YERİNE Helâlden gelenin. )


- AZAP ile ISTIRAP



- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Bir şeyi mutlak olarak bilmemek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek. [Olgu ve olaya uygun olmayan kesin inanç.]
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek fakat bildiğini iddia etmek. ["Bildiğinin" ya da bildiğini varsaydığının, yanlışının, en doğru/kesin olduğunu iddia etmek.]
İLE/||/<>/<
Ötekinin iddiasını/sözünü delilsiz/kanıtsız kabul etmek. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( ... İLE/VE Tek boyutlu. İLE/VE İki boyutlu. İLE/VE Üç boyutlu. İLE/VE Dört boyutlu. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( [Felsefe'de] BEBGAİYYE[Ar.]/PSITTACISME[Fr.]: Papağanlık. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( TÂC MÂRİFET TÂCIDIR, SANMA GAYRI TÂC OLA
TAKLİT İLE TOK OLAN, HAKİKATTE AC OLA )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp da anlamamış gibi yapanlar(those who get it do not get it) <> Anlamayanlar(those who do not get it)
-----------------------------------------------------

Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who get it but realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
----------------------------------------------------

Anlamayanlar(those who get it) <> Anlamayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who do not get it and realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
-----------------------------------------------------

Karmakarışık durumda olanlar/hiçbir nasibi ol(a)mayanlar(those who are very confused) )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )


- GALİP[Ar.] değil/yerine/= BASKIN/YENEN/KAZANAN/UTKAN



- GALİP ile/ve/değil/<> GARİP

( Galip gelen, garip olur/hisseder. )


- GARDROP/GARDIROP[Fr. < GARDE-ROBE] değil/yerine/= GİYSİLİK, GİYSİ DOLABI



- GAZAP ile GADAP

( Gadap kibirden beslenir, kibirin kökü şirktir. )


- GAZAP ile GADAP

( İkisi de aynıdır. Z'nin D olarak okunmasından dolayı fark varmış gibi algılanır. )


- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB



- HEP[Fars. < HEB] ile/değil 2 (KEZ)



- HİTAB ile/ve MUHATTAB



- HİTAP ile İTAP



- İNKILÂP değil/değil/yerine/=/= DEVRİM



- İNKİLAP değil İNKILÂP



- KALP ile KALP ile KALP

( Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, gövdenin her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da gövdeye dağıtan organ, yürek. | Kalp hastalığı. | Sevgi, gönül. | Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. | Duygu, his. İLE Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İLE Düzme, sahte, geçmez para. | İşe yaramaz, tembel. | Yalancı, kendine güvenilmeyen. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )


- KUTB ile/ve KUTB-U ÂLEM



- MÜCERRED ile TAAZZÜB[< AZEB] ile TE'EBBÜD

( Tek, yalnız. İLE Evlenmeyip bekâr kalma. İLE Ürküp çekinme. | Evlenmeme. )


- MÜHEZZEB[< HEZB] ile MÜHEZZİB[< HEZB]

( Düzeltilmiş, yoluna koyulmuş, tehzîb olunmuş. İLE Düzelten, yola koyan, terbiye eden, tehzîb eden. )


- NASÎB ile NASB

( Pay, kısmet. | Birinin elde edebildiği şey. İLE Bir memurluğa tâyin. | Dikmek, saplamak. )


- SALEP ile SA'LEB[çoğ. SAÂLİB]

( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )


- SEB/SEBB ile SEB'

( Sövme, sövüp sayma. İLE Yedi/7. )


- SERMÜRETTİP değil/yerine/= BAŞDİZGİCİ



- SEVAP ile/değil SAVAB



- SEVAP ile/ve/değil SAVAB(DOĞRU)



- ŞAHAP[Ar. < ŞİHÂB] değil/yerine/= AĞMA/AKAN YILDIZ



- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI



- TAASSUB ile TASALLUT

( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )


- TAASSUB değil/yerine/>/>< TASAVVUF

( TASAVVUF: Taassubu yok eden neyse, o! )


- TAASSUB ile TUTUCULUK



- TAHRİP ile/değil/yerine TENKİT/TENKİD

( Yıkma, kırıp dökme, harap etme, bozma. İLE/DEĞİL/YERİNE Bir konuya özgü yazıyı ya da yapıtı, değer bakımından gözden geçirme, eleştirme. )


- TUHAF ile GARİP ile ACAYİP





B - B



- [Ar.] ŞEVK Ü TARÂB ile ŞEVK Ü TARÂB

( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )


- [Fars.] SER-TÂB ile SERTÂB

( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )


- 20 BAB ve 35 BAB



- ACEB ile A'CEB

( Acabâ, hayret, gariplik, şaşırılacak şey. İLE [daha/çok/pek] Acâyip, tuhaf, garip olan. )


- AHDEB ile AHDEB

( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )


- AKARİB < AKREB

( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )


- ÂSÂB[< ESEB] ile ÂSÂB ile A'SÂB

( Gövdenin alt kısmında çıkan kıllar, kasık kılları. İLE Sinir, damar. İLE Sinirler. )


- AŞİB ile AŞÎB

( Çok otlu. İLE Bol otlu. )


- AZÂB ile İKÂB



- CAZİB ile/ve/<> MUZİB



- CERİB ile CERÎB

( Uyuz hastalığına tutulan, uyuz. İLE Eskiden Arap ülkelerinde kullanılan [aşağı-yukarı] 216 litrelik bir hacim ölçüsü. | Tarla ve arazi ölçüsü. | Dönüm. )


- COLOMB ile COULOMB



- DELÎLU'L-HİTÂB ile FEHVA'L-HİTÂB



- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Elif, Dal, Be. Edebli olmak, eline, diline, beline sahip olmak anlamını taşır. İLE/VE Edeb'in çoğulu. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Âdap eksikliği, öze dair bilginin eksikliğindendir. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( EDEB YÂ HÛ )


- FEHVA'L-HİTÂB ile DELÎLU'L-HİTÂB



- GARÎB ve/<> KARÎB

( Garib olan, karîb olur. )


- GÖZDE:
SİYANOLAB ile/ve/||/<> KLOROLAB ile/ve/||/<> ERITOLAB

( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )


- HALB ile HALB

( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )


- HÂLİB ile HÂLİB[çoğ. HALEBE/HÂLİBE(dişil)] ile HALÎB

( Sütçü. | Sidik borusu, üretra. İLE Aldatıcı, hilekâr. İLE Süt, taze süt. )


- HAMİYYETİN GEREKTİRDİĞİ GAZAB ile HİKMETİN GEREKTİRDİĞİ GAZAB



- HASÎB ile HASÎB ile HÂSİB

( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )


- HİBB ile HİBB

( Sevgi, sevgili. | Yol arkadaşı.[çoğ. AHBÂB] İLE Hilekâr, aldatıcı, kurnaz. )


- HİTAB ile/ve MUHATTAB



- HÛB ile ZENB



- HUBB ile/değil/yerine/>< HUBB

( Aldatıcı, kurnaz, hilekâr. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevgi. )


- ISTIRAP/B ile AZAB

( ... ile İKAB["ka" uzun okunur] )


- İHRÂB ile İHRÂB ile İHRÂB

( Harâb etme/edilme. İLE Azmetme. | Kaçmaya zorunlu kılma. İLE Kavgayı kızıştırma. )


- İHTİLÂB ile İHTİLÂB

( Aldatma, aldatılma. İLE Süt sağma. )


- İKÂB ile 'AZÂB



- İRHÂB ile İRHÂB

( Bol olma, bollanma, genişleme. İLE Korkutma/korkutulma, kaçırma. )


- İSHÂB ile ITNÂB



- İSTİHLÂB ile İSTİHLÂB

( Şerbet kıvamına getirme. | Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. | Süt sağma/sağılma. İLE Tırmalama. )


- İT'ÂB[< TAAB] ile İTÂB ile İTÂB

( Yorma, yorulma, zahmet verme. İLE Azarlama, tersleme, paylama. | Darılma. İLE Kolsuz, yakasız kadın gömleği, dekolte gömlek. )


- KAB ile KÂ'B

( Uzaklık, mesafe. İLE Topuk kemiği, aşık kemiği. | Tavla zarı. | Sekiz köşeli, sekiz yüzlü cisim. | Küp. )


- KUR'ÂN-I KERÎM:
HİTAB ve/<> MUHATTAB

( Hitâb: Muhattabı olursan. )


- KUR'ÂN-I KERÎM:
KİTAB ile/ve/||/<>/< HİTAB



- MEŞREB ile MEZHEB

( Yaradılış, huy. | Davranış biçimi. İLE Bir dinin görüş ve anlayış ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan kollarından her biri. | Öğreti. | [mecaz] Anlayış, görüş. )


- METÂLİB ile/ve/+/||/<>/> MEZÂHİB

( İstenilen şeyler. İLE/VE/+/||/<>/> Tutulan yollar. )


- MUTATABBİB değil/yerine TABİB

( Hekimlik taslayan. DEĞİL/YERİNE Hekim. )


- MÜREBBEB ile MÜREBBİB

( Ergenlik çağına kadar beslenmiş. | Hoş kokulu şeylerle hoş olmuş. İLE Çocuğu, ergenliğine kadar besleyen. )


- MÜREKKEB ile SÜLH MÜREKKEB

( ... İLE Kırmızı mürekkeb. )


- MÜTESÂİB ile MÜTESA'İB

( Esneyen, tesâüb eden. İLE Güç olan, güçleşen. )


- NAHB ile NAHB

( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )


- NASÎB ile NASB

( Pay, kısmet. | Birinin elde edebildiği şey. İLE Bir memurluğa tâyin. | Dikmek, saplamak. )


- NESEB ile MEZHEB

( Soy, nesil. İLE Bir dinin görüş, yorum ve anlayış ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan kollarından her biri. | Anlayış, görüş. | Öğreti. )


- OKB ile/<> OKKB

( Obsesif-Kompulsif Bozukluk İLE Obsesif-Kompulsif Kişilik Bozukluğu )


- OKB ile/<> OKKB

( Kaygı bozukluğu biçimi. İLE/<> Kişilik bozukluğu biçimi. )


- OKB ile/<> OKKB

( Belirtilerin şiddeti, zamanla değişir. İLE/<> Belirtiler, aynı kalmaya eğilimlidir. )


- OKB ile/<> OKKB

( Kolaylıkla tespit edilebilir. İLE/<> Kolaylıkla tanımlanamaz. )


- ÖRTÜ/PERDE[Fars.]/HİCAB[Ar.]:
BURKU ile NİKAB ile LİFAM ile LİSAM ile HIMAR ile NASİF ile MİKNE'A ile CİLBAB



- RAB' ile RABB ile Rabb ile RÂBB

( Avlulu ev. İLE Efendi, sahip. İLE Allah. İLE Sütbaba, üveybaba. )


- rab ile rabb ile Rabb

( AVLULU EV ile EFENDİ, SAHİP | SÜTBABA, ÜVEY BABA ile TERBİYE EDEN ALLAH, MÜREBBİ | KENDİNİ, GEREKSİNİMİ DUYULAN ŞEYİ, KENDİ ARACILIĞI İLE ELDE EDİLEN ÖZEL BİR SIFATLA KAYITLANDIRILMIŞ ZÂT )


- RAB ile/ve/<> TURAB



- RÂHİB ve/<> KÂTİB ve/<> HÂSİB



- RATÎB/RATB ile RÂTİB

( Taze, yeşil, yaş.[yemiş] | Yumuşak, mülâyim. İLE Sıraya koyan, tertip eden. )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( Sinüs'ün dörtte biri. İLE ... İLE ... )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( ... İLE ... İLE İlk kez M.Ö. II. yy.'da Hipark tarafından bulunumuş ve Batlamyus tarafından kullanılmıştır. Bu alet ile yıldızların Arz'dan uzaklıkları ölçülürdü. Üstüne gökyüzü haritası çizilmiş hilâlî daire şeklinde bir tahtadan ibarettir. Akrep ya da ankebût denilen bir ibresi vardır. Bu ibre, ucuna fındık büyüklüğünde taş bağlanmış bir ipten ibarettir. Yıldızların seyri bu ip ile gösterilir, ölçümler bunun üzerinden ortaya çıkar. Kenarlarda da açılar, milyem ve grat hesapları yazılıdır. Halen astronomlar ve denizciler, geliştirilmiş usturlap kullanır. )


- SÂİB ile SÂİB[< SEVÂB] ile SÂİB[< SE'B] ile SAİB ile SAHİB

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )


- SAVÂB ile SEVÂB ile SEVVÂB ile SAVB

( Doğruluk, dürüstlük. Doğru hareket/davranış/düşünce. | Doğru, dürüst. İLE Ödüllendirilen hareket/davranış/tutum. | Hayırlı hareket, hayır işleme. İLE Elbiseci. İLE Yön/cihet, taraf. )


- SEBEB ile/ve/<> MÜSEBBİB-ÜL ESBÂB



- TABİB ve HABİB



- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Haber | İnşa İLE/VE ... )


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )


- ÜSLUB ile/ve USLÛB



- VÂSIB ile VASIB

( Sürekli, yerinde duran. İLE Hasta. )




P - P



- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Siyah akreplerden çok daha zehirlilerdir. [Dişilleri, erillerden daha zehirlidir.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Tek bir iğne darbesinde daha az zehir salgılar fakat Sarı Kobra yılanının zehrinden 3 kat daha güçlüdür. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Sahra Çölü'nde yaşamaktalardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( Dünyada 1200'den fazla akrep türü vardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( 400 milyon yıldır varolmaktalardır. [100'den fazlası sadece Afrika'da yaşar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( İnsanda, geliştirilen tedaviler ile akrep sokmalarının sadece %3'ü ölümle sonuçlanmaktadır. [Çoğunlukla çocuklarda görülmektedir. Gövde küçüldükçe zehrin etkisi artar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( [Ege bölgesinde] KUYRUKLU: Akrep. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( SCORPION[İng.]/SCORPIO[Lat.] )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, her nesne, yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Hiçbir birleşik, öncesiz değildir. O halde, her nesne, öncesiz değildir. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, bazı nesneler yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, öncesiz değildir. O halde, bazı nesneler, öncesiz değildir. )


- 57 KİTAP ile/ve/değil 5 KİTAP



- ALTERNATİF TIP yerine TAMAMLAYICI TIP



- ALTINTOP ile ALTINTOP

( Greyfurt. İLE İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs. )


- ANTİLOP ile KARAANTİLOP



- ANTİLOP ile MAVİ/BEYAZ SAKALLI ANTİLOP



- ARAP ile ÂRÂP

( Irkı tanımlama. İLE "...-cı" olma(savunma, koruma, kayırma) )


- ARKETİP ile PROTOTİP

( Tarihsellik. İLE İlkesellik. )


- ARP ile/ve AÇILI ARP



- AYIP ile/ve/< ISTIRAP



- AYIP ile/ve/<>/> KAYIP



- AZAP ile AZAP

( Dünyada günah işlemiş olanlara, ahirette verilecek ceza. | Büyük sıkıntı, ezinç. İLE Çiftlik uşağı. | Anadolu beyliklerinde, donanmada kullanılan asker. )


- AZAP değil/yerine HESAP

( Haramdan gelen ile. DEĞİL/YERİNE Helâlden gelenin. )


- AZAP ile ISTIRAP



- BAĞIRMAYA ZORLAYAN ACI/ISTIRAP ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SESSİZ KALMAYA ZORLAYAN ACI/ISTIRAP

( Ağırdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Çok daha ağırdır. )


- CEP ve/||/<>/> ÇÖP

( Çöpleri, dışarıya/yola/sokağa atmak yerine cebimizde tutma olanağımız varken, cebimiz, bir süreliğine çöp de olabilir. )


- ÇAP ile/ve/<> YARIÇAP

( Genellikle cisimlerin genişliği. | Büyüklük, ölçü. | Değer. | Yapının ya da arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. | Uc noktaları, dairenin çevresi üzerinde bulunan çemberin merkezinden geçen doğru parçası. İLE/VE/<> Çemberin/kürenin herhangi bir noktasıyla merkezini birleştiren doğru parçası, çapın yarısı. )


- DOĞRUDAN KAYIP ile DOLAYLI KAYIP

( Herşeyi kaybetmekle, gerçekten herşeyi kazanmış olursunuz. )


- DOĞRUDAN KAYIP ile DOLAYLI KAYIP

( Asla kaybedilmemiş olan asla bulunamaz. )


- DOLAP ile TEL DOLAP

( ... İLE Yanları ve kapağı, ince delikli telden yapılmış dolap. )


- el-KÂTİP ile el-KÂTİP



- GALİP ile/ve/değil/<> GARİP

( Galip gelen, garip olur/hisseder. )


- GAZAP ile GADAP

( Gadap kibirden beslenir, kibirin kökü şirktir. )


- GAZAP ile GADAP

( İkisi de aynıdır. Z'nin D olarak okunmasından dolayı fark varmış gibi algılanır. )


- GURUP ile/değil GRUP

( Batı. İLE/DEĞİL Öbek. )


- HİTAP ile İTAP



- İNKİLAP değil İNKILÂP



- İP ile/<> LİKRALI İP



- KALIP ile/ve/<>/> KALP

( Görevi, aynıdır. İLE/VE/<>/> Görevleri, çeşitli ve farklıdır. )


- KALIP ile/ve/<>/> KALP

( Kalbi değiştiren, eylemdir. )


- KALIP ile/ve/<>/> KALP

( Kalıbımız, neye/kime benzerse, kalbimiz de ona benzer. )


- KALP ile KALP ile KALP

( Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, gövdenin her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da gövdeye dağıtan organ, yürek. | Kalp hastalığı. | Sevgi, gönül. | Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. | Duygu, his. İLE Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İLE Düzme, sahte, geçmez para. | İşe yaramaz, tembel. | Yalancı, kendine güvenilmeyen. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )


- KİTAP ile HİTAP



- LAP ile LARP

( Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan sesi anlatan sözcük. İLE Ansızın ve güçlü bir biçimde. )


- MİKROP ile ATEŞ YAPAN MİKROP



- MUZ ÇORAP değil MUS ÇORAP



- MÜREKKEP ile MÜREKKEP

( Yazı yazmak, desen çizmek ya da basmak için kullanılan, türlü renklerde sıvı madde. İLE Bileşmiş, bileşik. | ...-dan oluşmuş/olma. )


- MÜTEKELLİM ile/ve MUHATAP ile/ve GAİP

( Ben. İLE/VE Sen. İLE/VE O. )


- NASIP ile NASİP

( Atama. İLE Birinin payına düşen şey. | Birinin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. | Kısmet, talih, baht. | Günlük kazanç. )


- RULO TOP ile DEKATÜR TOP



- SİNCAP ile KIRMIZI SİNCAP



- SİNCAP ile UÇAN SİNCAP



- SUSKUN KİTAP ile/ve KONUŞAN KİTAP



- ŞAP ile ŞAP[Ar. < ŞABB]/ALÜN[Fr.] ile ŞAP

( İstekle öperken çıkan ses. | Birden yere düşme ya da çarpma sırasında çıkan ses. İLE Alüminyum ve potasyum sülfatından ya da amonyum alüminyum sülfatından oluşan, sıcak suda eriyen, tadı buruk, antiseptik bir madde. İLE İnce kum ve çimentoyla yapılan düzgün döşeme sıvası. )


- ŞARAP ile/ve/değil/> SERAP



- TIP ile/ve/||/<> ADLÎ TIP



- TOP ile ARMUT TOP

( ... İLE İçi havalı, dışı deri, armut biçiminde top. )


- TUHAF ile GARİP ile ACAYİP



- TURP ile KARATURP

( ... İLE Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki. )


- TURP ile KIRMIZITURP

( ... İLE Turpgillerden, kökü kırmızı olan bir tür turp. )


- YARIÇAP ile İÇ YARIÇAP

( ... İLE Düzgün bir çokgenin içine çizilen dairenin yarıçapı. )




( Bugün [01 Ekim 2022] itibariyle
B - P bölümünde,
284
başlık/FaRk, 330 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır. )



- !HARP ile/ve/değil !MUHAREBE

( Bütünü. İLE/VE/DEĞİL Çarpışma. )


- "BURGAÇ/EĞRİM/GİRDAP"[Fars.] ile/ve/||/<> KISIR DÖNGÜ



- "TESHİP" değil TEZHİP



- (")KAP(") ile (")ÇAP(")



- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Siyah akreplerden çok daha zehirlilerdir. [Dişilleri, erillerden daha zehirlidir.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Tek bir iğne darbesinde daha az zehir salgılar fakat Sarı Kobra yılanının zehrinden 3 kat daha güçlüdür. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( ... İLE Sahra Çölü'nde yaşamaktalardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( Dünyada 1200'den fazla akrep türü vardır. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( 400 milyon yıldır varolmaktalardır. [100'den fazlası sadece Afrika'da yaşar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( İnsanda, geliştirilen tedaviler ile akrep sokmalarının sadece %3'ü ölümle sonuçlanmaktadır. [Çoğunlukla çocuklarda görülmektedir. Gövde küçüldükçe zehrin etkisi artar.] )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( [Ege bölgesinde] KUYRUKLU: Akrep. )


- (SİYAH) AKREP ile SARI AKREP

( SCORPION[İng.]/SCORPIO[Lat.] )


- [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]

( Giyimler, giyilecek şeyler. İLE/DEĞİL Nedenler/sebepler, aracılar/vâsıtalar, lâzımalar. )


- [Ar.] ESVÂB[< SEVB] ile/değil ESBÂB[< SEBEB]

( ESBÂB-I MÛCİBE: Gerek(tir)en/icâb eden nedenler/sebepler. )


- [Ar.] ŞEVK Ü TARÂB ile ŞEVK Ü TARÂB

( Makam. İLE Neşe, sevinç ve coşkunluk. )


- [Fars.] NEVEND[< NÜVEB] ile LEVEND[LEVENDÂN]

( Hızlı giden at. | Postacı, atlı postacı. İLE Yeniçeri devrinde deniz erlerine verilen bir ad. | Zamanında, Venedik'lilerin, doğu bölgelerinden, maaşla topladıkları deniz askeri. | Tembel. | Ayyaş, içkici. | Zampara. | Kabadayı. | Hizmetçi, gündelikçi, çırak. | Namussuz kadın. | İbne. [Türkçe'de kullanılan anlamlar, Farsça'da yoktur!] )


- [Fars.] SÂM[çoğ. SILÂB] ile Sâm

( Gökkuşağı, eleğimsağma. İLE Hz. Nuh'un oğlu.[Semitik kavimler, bu nesildendir] )


- [Fars.] SER-TÂB ile SERTÂB

( İnatçı. İLE Cildin tamamlayıcısı olarak yapılan ve kitabın üst bölümünü örten miklab'ın açıkta duran üst bölümü. )


- [ne yazık ki]
TAGALLÜP[Ar.] değil/yerine/= ZORBALIK



- [ne yazık ki]
!GASP ile/ve/||/<>/> !KARMANYOLA[İt. < CARMAGNOLA]

( Bir nesneyi, sahibinin izni ve haberi olmadan zorla alma. İLE/VE/||/<>/> Kent içindeki ıssız yollarda ölümle korkutarak yapılan soygunculuk. )


- [ne yazık ki]
!İRTİKÂB ile/değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET[Ar. < RİŞVET] YEME

( Bekleme, gözleme. | Kötü bir iş işleme. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/= Yaptırılmak istenilen bir işte yasa dışı kolaylık ve çabukluk sağlanması için birine mal ya da para olarak sağlanan çıkar. )


- [ne yazık ki]
!İRTİKÂB ile/değil/yerine/= !YİYİCİLİK, RÜŞVET[Ar. < RİŞVET] YEME

( MÜRTEKİP[Ar.]: Kötü, uygunsuz işler çeviren. | Rüşvet yiyen/yiyici. )


- [ne yazık ki]
KAYIP ile KOPUK



- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, her nesne, yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Her nesne, birleşiktir. Hiçbir birleşik, öncesiz değildir. O halde, her nesne, öncesiz değildir. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, yaratılmıştır. O halde, bazı nesneler yaratılmıştır. )


- 1. KALIP(DARB) ile 2. KALIP ile 3. KALIP ile 4. KALIP

( Bazı nesneler, birleşiktir. Her birleşik, öncesiz değildir. O halde, bazı nesneler, öncesiz değildir. )


- ACEB ile A'CEB

( Acabâ, hayret, gariplik, şaşırılacak şey. İLE [daha/çok/pek] Acâyip, tuhaf, garip olan. )


- AHDEB ile AHDEB

( Kambur. İLE Kimsenin oy ve düşüncesini beğenmeyen. Uzun boylu ahmak. )


- AKARİB < AKREB

( Zehirli ve tehlikeli hayvancıklar. )


- AKIL ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÂDÂB ve/||/<> AŞK



- AKÎB[< AKEB] ile ÂKİB

( Bir diğerinin arkasından gelen. İLE Önce. )


- AKREP ile AKREBEK

( ... İLE Küçük akrep. )


- AKREP ile GEJDÜM[Fars.]

( ... İLE Eğri kuyruklu akrep. )


- AKREP ile GEJDÜM[Fars.]

( Yılan, düşmanlığı simgeler. )


- AKREP ile GEJDÜM[Fars.]

( Türkiye'de 52 yılan türü bulunmaktadır. [Sadece 15'i zehirlidir.] )


- ALÜN[Fr.] değil/yerine/= ŞAP[AR. < ŞABB]



- ARAB ile ÂRÂB[< İREB, İRBE] ile A'RÂB[< ARAB]

( Irak, Şam, Hicaz, Yemen, Mısır'da ve Afrika'nın kuzeyinde bulunan semitik kavmin genel adı. İLE Akıllar, zekâlar. | Hâcetler. | Hîleler, dekler, oyunlar. İLE Çöl Arapları. )


- ARAP ile ÂRÂP

( Irkı tanımlama. İLE "...-cı" olma(savunma, koruma, kayırma) )


- ASÂLAR:
KAŞAĞ ile MU'ÎN/İTTİKÂ ile DESTECÛB ile ŞEŞBER ile MÜTTEKÂ ile ZERDESTE ile CEVGÂN



- ASHAB ile/ve ÂLİM



- ASHAB ile MÜCTEHİD



- ASHAB ile/ve/> TABİÎN ile/ve/> TEB-İ TABİÎN



- AŞİB ile AŞÎB

( Çok otlu. İLE Bol otlu. )


- ATBÂ'[< TIB] ile ATBA' ile ATBÂ[< TABY]

( Dereler, kanallar. İLE En pis. İLE Meme başları. )


- AYRIM/AYRILIK = FASL-I KARİP = DIFFERENCE[İng.] = DIFFÉRENCE/DIVERSITÉ[Fr.] = DIFFERENZ/VERSCHIEDENHEIT[Alm.] = DIFFERENTIA/DIVERSITAS[Lat.] = DIAPHORA[Yun.] = DIFERENCIA[İsp.]



- AZAB ile/ve/<> HAZ



- AZÂB ile/ve/> LEZZET



- AZAP[Ar. < AZAB < İZB: Tat, lezzet.] değil/yerine/= EZİNÇ

( Şiddetli acı ya da sıkıntı. )


- AZAP ile AZAP

( Dünyada günah işlemiş olanlara, ahirette verilecek ceza. | Büyük sıkıntı, ezinç. İLE Çiftlik uşağı. | Anadolu beyliklerinde, donanmada kullanılan asker. )


- B ile P

( B: Bel'in simgesi. [B, b] | Bor'un simgesi. [B] | Elektrik alınganlığın simgesi. [B] | Manyetik akı yoğunluğunun(indüklemenin) simgesi. [B] | Temel tanecik fiziğinde, Baryon sayısının simgesi. [B] | Basınç birimi Bar'ın simgesi. [b] |
Optik gerilme katsayısı brevster'ın simgesi. [b] | Yüzeyce genleşme katsayısının simgesi. [b]

İLE

P: Basıncın simgesi. [P, p] | Dinamik ağdalılık birimi poiz'in simgesi. [P] | Ettingshausen katsayısının simgesi. [P] | Fosforun simgesi. [P] | Gücün simgesi. [P] | Paritenin simgesi. [P] | Poynting vektörünün simgesi. [P] | Atomda, yörüngesel kuvantum sayısı l = 1 'e karşılık gelen elektron tabakalarının simgesi. [p] |
Momentumun simgesi. [p] | Piko [10¯¹2;] 'nun simgesi. [p] | Plank'ın simgesi. [p] | Protaktinyum'un simgesi. [Pa] | Protonun simgesi. [p, ¦p, 1p¹] | Yarı iletken tipinin [p tipi] simgesi. [p]

)


- CAZİB ile/ve/<> MUZİB



- CEHL-İ MÜREKKEB ile/ve ECHEL-Ü CÜHELÂ

( Bilmediğini bilmemek. İLE/VE Bilmediği halde bildiğini doğru kabul etmek ve iddia etmek. )


- CEHL-İ MÜREKKEB ile/ve ECHEL-Ü CÜHELÂ

( TECHÎL (ETMEK): Cahile cahilliğini söylemek. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Bir şeyi mutlak olarak bilmemek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmek.
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek. [Olgu ve olaya uygun olmayan kesin inanç.]
İLE/||/<>/<
Bilmemek. Bilmediğini bilmemek fakat bildiğini iddia etmek. ["Bildiğinin" ya da bildiğini varsaydığının, yanlışının, en doğru/kesin olduğunu iddia etmek.]
İLE/||/<>/<
Ötekinin iddiasını/sözünü delilsiz/kanıtsız kabul etmek. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( ... İLE/VE Tek boyutlu. İLE/VE İki boyutlu. İLE/VE Üç boyutlu. İLE/VE Dört boyutlu. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( [Felsefe'de] BEBGAİYYE[Ar.]/PSITTACISME[Fr.]: Papağanlık. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Sadece bir iyi vardır, bilgi; sadece bir kötü vardır, cehalet. )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( TÂC MÂRİFET TÂCIDIR, SANMA GAYRI TÂC OLA
TAKLİT İLE TOK OLAN, HAKİKATTE AC OLA )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp da anlamamış gibi yapanlar(those who get it do not get it) <> Anlamayanlar(those who do not get it)
-----------------------------------------------------

Anlayanlar(those who get it) <> Anlayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who get it but realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
----------------------------------------------------

Anlamayanlar(those who get it) <> Anlamayıp, anlaşılacak hiçbir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who do not get it and realise there is nothing to get) <> Anlaşılacak bir şey olmadığı gerçeğini görenler(those who realise there is nothing to get)
-----------------------------------------------------

Karmakarışık durumda olanlar/hiçbir nasibi ol(a)mayanlar(those who are very confused) )


- CEHL ile/||/<>/< CEHL-İ BASİT ile/||/<>/< CEHL-İ MÜREKKEB ile/||/<>/< CEHL-İ MİK'AB[KÜP] ile/||/<>/< CEHL-İ MURABBÂ, TAKLİT

( O ki, bilmiyor ama biliyor bilmediğini;
çocuktur, onu eğitin/yetiştirin.

O ki, bilmiyor ama bilmiyor bilmediğini;
cahildir, ondan uzakça durun.

O ki, biliyor ama bilmiyor bildiğini;
(belki) uykudadır, onu uyandırın.

O ki, biliyor ama biliyor bildiğini;
bilge kişidir, onu izleyin. )


- CELEB ile CELEB[Fars.]

( ... | İstanbul sarayında ilk işe başlamış acemi. İLE Orospu, fahişe. | Çan. )


- CELEP değil/yerine/= İÇOĞLANI

( Saraylarda, çeşitli devlet hizmeti için aday olarak yetiştirilen gençlere verilen ad. )


- CEVAP[Ar.] ile YANIT



- CİNÂS-I TAMM ile/ve CİNÂS-I NÂKIS ile/ve CİNÂS-I MÜREKKEB ile/ve CİNÂS-I MEFRÛK ile/ve CİNÂS-I DARBÎ

( Söyleniş ve yazılışı aynı [eksik ya da fazlalık bulunmayan], anlamı ayrı iki sözcüğün birlikte kullanılışı. İLE/VE Cinaslı sözcüklerin birinde, bir ya da birkaç harfin fazla olması şeklinde yapılan cinas. [dem > âdem gibi] Cinaslı sözlerden biri, iki ayrı sözcük olan cinas türü. İLE/VE Cinaslı sözcüklerden biri, bağımsız iki sözcükten oluşan cinas türü. İLE/VE Pekiştirme sıfatıyla yapılan cinas türü. )


- CİNÂS/TECNİS ile/ve KALB ile/ve İŞTİKAK[< ŞAKK] ile/ve AKİS ile/ve İADE ile/ve TARSÎ'/TERSÎ'

( Söylenişleri ve yazılışları aynı, anlamları farklı iki sözcüğü birarada kullanmaya bağlı bir sanat. İLE/VE Bir sözcükte harflerin yerleri değiştirilerek yapılan cinas. [anlamlı olma koşuluyla] İLE/VE Aynı kökten türemiş sözcükleri aynı mısra ya da beyitin içinde kullanma sanatı. [teslîm, selâmet, selâm] İLE/VE Bir mısranın söz sırasını anlamlı bir biçimde değiştirerek yineleme sanatı. İLE/VE Bir şiirde her beyitin son sözcüğünü (ya da sözcük öbeğini), ondan sonraki beyitin ilk sözcüğü olarak kullanmak. [her beyitin ilk sözcüğü aynı beyitin son sözcüğü olarak yinelenirse ve şiirin uyağını oluşturursa mukaddem ü muahhar[< te'hîr] adını alır.] İLE/VE Bir şiirin mısralarındaki sözcükleri sayı, uyak ve ölçü bakımından birbirine denkleştirme sanatı. [bu sanatın kullanıldığı şiirlere murassa' denilir] )


- DALLI KÖK = CEZR-İ MÜTEŞA'İB = RACINE RAMEUSE



- DAR'ÜL-HARB ile/değil/yerine/>< DAR'ÜL-İSLÂM

( Savaş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Barış. )


- DARB ile/ve MUTTASIL

( İki harfi birbirine katmak. İLE/VE ... )


- DARB ile/ve PEKİŞTİRME



- DERTLİ ile/ve/<> EDİP ile/ve/<> ÂŞIK ile/ve/<> ÂRİF

( [Derdini] Yalın anlatan. İLE/VE/<> Hoş anlatan. İLE/VE/<> Haliyle anlatan. İLE/VE/<> Gülümseyişiyle örterek anlatan. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Elif, Dal, Be. Edebli olmak, eline, diline, beline sahip olmak anlamını taşır. İLE/VE Edeb'in çoğulu. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( Âdap eksikliği, öze dair bilginin eksikliğindendir. )


- EDEB ile/ve ÂDÂB

( EDEB YÂ HÛ )


- EDEB ve ADÂLET

( Yerli-yerince hareket etmek. VE Yerli-yerinde olmak. )


- EDEB ile/ve/||/<> AHLÂK ile/ve/||/<> MATEMATİK

( İnsanlığın gelişimindeki/tarihindeki üç önemli eşik. )


- EDEB ve/<>/= DİL



- EDEB ve EDEBİYAT

( Söylemesini bilmeyen, eylemesini bilemez. )


- EDEB ile/ve EMNİYET



- EDEB ile/ve ERKÂN

( Muktezâ-yı hal üzere söylemek ve eylemek. İLE/VE ... )


- EDEB ile/ve/<> HAYÂ



- EDEB ve/<> HAYÂ

( : ZİNNÛREYN )


- EDEB ve/> İLİM

( Edep, ilimden önce gelir. )


- EDEB ve/<>/> İMAN ve/<>/> İLİM ve/<>/> AMEL ve/<>/> İHLÂS



- EDEB ve/=/<> İRFAN



- EDEB ile/ve/<> SAMİMİYET

( Ne kadar samimi olunsa da edebten uzaklaşmamak gerekir! )


- EDEB ve/=/<> TEVHİD



- EDEB ile/ve USÛL



- EDEB ile/ve/<> ZARÂFET



- ENSÂB[< NESEB] ile ENSÂB[< NUSUB]



- ERBAB ile UZMAN



- FELSEFE ve/<> TIP ve/<> TARİH

( Tabakât Literatürü Üzerine Bir İnceleme
[ www.klasikyayinlari.com/ebooks/default.aspx?kitapid=123 ] )


- GAİB[< GAYB,GIYÂB] ile/değil/yerine/= KAYIP

( Göze konu ol(a)mayan. | Hazır olmayan, yok olan, kayıp. | Görünmeyen [hakikat ile bilinir]. | Belirsiz, bilinmeyen, gayb-ı izâfî, gayb-ı mutlak. | Üçüncü kişi, O. )


- GALİP[Ar.] değil/yerine/= BASKIN/YENEN/KAZANAN/UTKAN



- GALİP ile/ve/değil/<> GARİP

( Galip gelen, garip olur/hisseder. )


- GARDROP/GARDIROP[Fr. < GARDE-ROBE] değil/yerine/= GİYSİLİK, GİYSİ DOLABI



- GARÎB ve/<> KARÎB

( Garib olan, karîb olur. )


- GARİP[Ar.] değil/yerine/= ELGİN



- GASP değil/yerine/>< FERÂGAT



- GASP değil/yerine/= KAPAL



- GAYB/GAİB ile/ve/değil EŞİK



- GAYB ile HAZIR



- GAZAP/GADAB[Ar.] değil/yerine/= ÖFKE, HİDDET, KIZGINLIK



- GAZAP ile GADAP

( Gadap kibirden beslenir, kibirin kökü şirktir. )


- GAZAP ile GADAP

( İkisi de aynıdır. Z'nin D olarak okunmasından dolayı fark varmış gibi algılanır. )


- GİRDAP ile/değil SUALTI AKINTISI

( Sualtı akıntıları kıyı boyunca herhangi bir yerde oluşabilir. Eğer belimize kadar suya girmiş durumda orada duruyorsanız ve akıntının içine göğsümüze kadar girdiysek, sualtı akıntısı bizi kaparak açık denize doğru sürükleyebilir. Elbette genellikle yüzmeyi bilmeyen kişiler bunu yapıyor – bir yerde durarak kendi kendilerine eğleniyor. Hiçbir koşul altında kişilerden uzakta denize girmeyelim ve tabii ki kırmızı bayraklara ve kumsalda bulunan uyarı işaretlerine dikkat edelim!

Bir sualtı akıntısına kapılırsak ne yapmamız gerekir?

1. Paniklemeyelim!

Panik durumunda hareketlerimiz kendimizi koruma içgüdüsü tarafından kontrol edilir ve akıllıca kararlar almak daha zor bir duruma gelir. Sualtı akıntısına kapılırsak gerçekten ne yapmamız gerektiğini biliyorsak kurtulma olanağımız vardır.

2. Gücümüzü koruyalım!

Kıyıya yüzmeye çalışarak akıntıya karşı mücadele etmeyelim! Ne yazık ki bu tüm enerjimizi tüketmekten başka bir işe yaramayacaktır. Kıyıya doğru yüzmek yerine kıyıya paralel yüzelim. Eğer sualtı akıntısı dar ise [5 metreye kadar], çok çabuk bir biçimde akıntıdan kaçabiliriz.

3. Sualtı akıntısı geniş ise [20 metre ya da daha fazla] ne yapmalı?

Bu durumda, kurallara uyarak kıyıya paralel bir biçimde yüzsek bile kaçmak çok kolay olmayacaktır. Ancak yine de kurtulamadığımızı fark ettiğiniz an paniklemeyelim! Sadece rahatlayalım, çünkü ters akıntı çok uzun sürmeyecektir; yaklaşık 5 dakika içinde duracaktır. Durduğu zaman, ilk olarak kıyıya paralel bir biçimde 50-100 metre yüzün ve daha sonra kıyıya doğru yüzelim. Eğer doğrudan kıyıya yüzmeye çalışırsak, akıntının her zaman aynı noktada tekrar başlama olasılığından dolayı tekrar akıntıya kapılabiliriz.

Unutmamamız gereken önemli şeyler var!

1. Bir sualtı akıntısı bizi asla dibe çekmez.

Sualtı akıntıları, girdaplarla aynı şey değildir. Bizi su yüzeyi boyunca çeker ancak asla denizin dibine çekmez.

2. Bir sualtı akıntısının genişliği her zaman sınırlıdır.

Genellikle genişlikleri 50 metreden fazla olmaz. Çoğunlukla 10-20 metreyi geçmez. Kıyı boyunca 20-30 metre yüzdüğümüz zaman güvenli bir biçimde akıntıdan çıkabiliriz.

3. Bir sualtı akıntısının uzunluğu her zaman sınırlıdır.

Su akışı her zaman nispeten hızlı bir biçimde zayıflar ve dalgaların pik yaparak kırılmaya başladığı noktada sonlanır. Sörfçüler bu bölgeye "hat" der; genellikle kıyı şeridinden itibaren 100 metreden daha ileride olmaz. )


- GURÂB ile GÛRÂB[Fars.]

( Karga. İLE Ilgım, serap/serâb.[İng., Fr. MIRAGE] )


- GURUP ile/değil GRUP

( Batı. İLE/DEĞİL Öbek. )


- HABB ile HABB[Fars.]

( Aldatıcı, hilekâr, kurnaz. İLE Denizin dalgalanması, kabarması. )


- HABÎS ile HABÎS[< HUBS] ile HABÎS ile HÂBİS/HAPİS

( Parasız olarak verilen, bağışlanan şey. İLE Kötü, alçak, pis. İLE Un helvası. İLE Hapsed(il)en, tut(ul)an. )


- HALB ile HALB

( Süt sağma. İLE Pençeleme, parçalama. | Birinin aklını başından alma. )


- HÂLİB ile HÂLİB[çoğ. HALEBE/HÂLİBE(dişil)] ile HALÎB

( Sütçü. | Sidik borusu, üretra. İLE Aldatıcı, hilekâr. İLE Süt, taze süt. )


- HÂLİC ile HÂLİB ile HALÎC

( Pamuk eğiren. İLE Yerinden oynatma, sarsma, hareket ettirme. İLE Denizin büyük ırmak şeklinde, iki kara arasında uzayıp gitmiş olan bölümü. Doğal liman, boğaz, kanal.[HALÎC-İ İSTANBUL/DERSAADET: İstanbul Halici. | HALÎC-İ BAHR-İ SİYAH: Boğaziçi.] )


- HÂRİB ile HARÎB ile HÂRİB[< HARÂB]

( Kaçan, firar eden. İLE Yağma olunmuş, soyulmuş, talan edilmiş. İLE Yıkan, harâb eden. | Haydut, yol kesen. )


- HASEP <> HASSA/HASİYET

( Kişisel özellikler, nitelikler. <> Özgülük, hassa. | Yarar, etki. )


- HASÎB ile HASÎB ile HÂSİB

( Ucuzluk, bolluk yer. | Hayır sahibi, eli açık, cömert. İLE Değerli, itibarlı, saygın/muhterem, yetenek sahibi. | Sayman, muhasebeci. | Allah'ın sıfatlarından. İLE Hesap eden/edici. )


- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB



- HÂTİB ile HATÎB[çoğ. HUTEBÂ]

( Hitâbeden, söz söyleyen. İLE Camide hutbe okuyan. | Düzgün konuşan. )


- HAZIR CEVAP ile BAHÂNE



- HEP[Fars. < HEB] ile/değil 2 (KEZ)



- HİDÂB[< HADEB] ile HİDÂB/HİZÂB

( Kanburluklar, yumruluklar. İLE Boya. | Kına. )


- HİTAB ile/ve MUHATTAB



- HİTAP ile/ve "ÇAĞRI"



- HİTAP ile İTAP



- HİZÂB ile HÎZAB[Fars.]

( Boya. | Kına. İLE Dalga. )


- HİZB değil/yerine/= CEMAAT, TÂİFE, TARAFTAR



- HİZB değil/yerine/= KISIM, BÖLÜK



- HÛDÂHUB ile/ve YEK BİR ALLAH YEK

( Kervanların nöbet/nevbet tutarken etrafa [dosta/düşmana] seslendirdikleri sözler. )


- ISTIRAP/B ile AZAB

( ... ile İKAB["ka" uzun okunur] )


- İ'CÂB[< UCB] ile ÎCÂB[< VÜCÛB | çoğ. ÎCÂBÂT]

( Şaşırtma, taaccübe düşürme. | Kendini beğenmişlik.[Ar.: İyiliğe, güzelliğe hayran etme] İLE Gerek/lilik. | Bir sözleşme için ilk söylenilen söz. | Olumlama.[İng., Fr. AFFIRMATION] )


- İCAB ile/ve İMTİNÂ ile/ve İMKÂN



- İCAP/îCÂB değil/yerine/= GEREK/GEREKLİLİK



- İCTİNÂB/İHTİYAT[Ar.] değil/yerine/= SAKINMA, ÇEKİNME, UZAKLAŞMA



- İHRÂB ile İHRÂB ile İHRÂB

( Harâb etme/edilme. İLE Azmetme. | Kaçmaya zorunlu kılma. İLE Kavgayı kızıştırma. )


- İHTİLÂB ile İHTİLÂB

( Aldatma, aldatılma. İLE Süt sağma. )


- İKTİRÂB ile İKTİRÂB[< KURB]

( Korkulu, gamlı, kederli buluşma. İLE Yaklaşma, yanaşma. )


- İKTİSÂB[< KESB] değil/yerine/= KAZANMA, EDİNME



- İLTİHAP[Ar. değil/yerine/= YANGI



- İNKILÂP değil/değil/yerine/=/= DEVRİM



- İNKİLÂB değil İNKILÂB/P



- İNSAN:
HÜVE'L GAYB ve/<> HÜVE'L ÂŞİKÂR



- İNTİHÂBAT[< İNTİHÂB] ile İNTİHÂBÂT[< İNTİHÂB]

( Seçmeler/seçilmeler. | Seçimler. İLE Yağmalar, kapışmalar, talanlamalar. )


- İNTİMÂ' ile İNTİSÂB[< NİSBET] ile İNTİSÂB[< NASB]

( Kuşun bir yerden uçup başka bir yere konması. | Birine mensûb olma. İLE Bir kişiye mensûb olma. | Bir yere bağlanma, kapılanma. | Birinin adamı olma. İLE Dikilip durma. | Yükseğe kaldırma. | Kurala göre sözcüğün mensûb olması. )


- İNTİSÂB ile "KAPILANMAK"

( HİÇ KENDİ KENDİNE KAYNAR MI KAZAN
ÇEVRE YANIN ATEŞ EYLEMEYİNCE )


- İNTİSÂB ile/ve İMTİSAL

( İntisâb/inisiyasyon, içsel mâbedin oluşturulmasını başlatır/sağlar. )


- İRHÂB ile İRHÂB

( Bol olma, bollanma, genişleme. İLE Korkutma/korkutulma, kaçırma. )


- İRKAB["ka" uzun okunur] ile İRKÂB[< RÜKÛB]

( Öldükten sonra yasal mirasçılarından başka, birine de bir şey bırakma. İLE Bindirme/bindirilme. )


- İRTİKAB["ka" uzun okunur] ile İRTİKÂB[çoğ. İRTİKÂBÂT]

( Bekleme, gözleme. İLE Kötü bir iş işleme. | Yiyicilik, rüşvet yeme. )


- İSTEK/TALEP değil/yerine ADÂLET



- İSTİ'SÂB ile İSTİS'ÂB[< SA'B]

( İğrenme. İLE Güç sayma, bir şeyin zor gelmesi. )


- İSTÎCÂB ile İSTİ'CÂB[< ACEB]

( Haklı sayma, vacib görme. İLE Hayrette kalma, şaşma, taaccübetme. )


- İSTİHLÂB ile İSTİHLÂB

( Şerbet kıvamına getirme. | Yemeğin, bağırsaklarda sindirilmek üzere yoğun sıvı kıvamına geçmesi. | Süt sağma/sağılma. İLE Tırmalama. )


- ÎTÂB ile İTÂB ile İT'ÂB[< TAAB]

( Kolsuz, yakasız bayan gömleği, dekolte gömlek. İLE Azarlama, tersleme, paylama, darılma. İLE Yorma/yorulma, zahmet verme. )


- KAB ile KÂ'B

( Uzaklık, mesafe. İLE Topuk kemiği, aşık kemiği. | Tavla zarı. | Sekiz köşeli, sekiz yüzlü cisim. | Küp. )


- KALB ile KALB ile KALB[çoğ. KULÛB]



- KALB ve/<> LÂTİF/E



- KALP değil/yerine/= GÖNÜL/YÜREK



- KALP ile KALP ile KALP

( Göğüs orta boşluğunda, iki akciğer arasında, gövdenin her yanından gelen kirli kanı akciğerlere ve oradan gelen temiz kanı da gövdeye dağıtan organ, yürek. | Kalp hastalığı. | Sevgi, gönül. | Bir ülkenin, bir kuruluşun işleyiş, yönetim ve varlığını sürdürme bakımından en önde gelen yeri. | Duygu, his. İLE Bir durumdan başka bir duruma çevirme, dönüştürme. İLE Düzme, sahte, geçmez para. | İşe yaramaz, tembel. | Yalancı, kendine güvenilmeyen. )


- KAP ile BADYA

( ... İLE Ağzı geniş, yayvan, büyükçe su kabı. )


- KAP ile/değil DAĞAR

( ... İLE/DEĞİL Ağzı yayvan, toprak kap. | Dağarcık. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Giysi. İLE Mahfaza. İLE Aşık kemiği. )


- KAP ile KAP ile KÂP

( Gövdeyi omuzların üstünden çepeçevre saracak biçimde yapılan bir tür üst giysisi. | Kadınların giydiği kolsuz üstlük. İLE İçi gaz, sıvı ya da katı herhangi bir nesneyi alabilen oyuk nesne. | Kap kacak. | Türlü şeylerin taşınması ya da saklanması için kullanılan torba, kılıf, çanta, sepet, sandık vb. | Kapak, cilt. İLE Aşık kemiği. )


- KASÂVET ile/ve AZAP

( Üzüntü, tasa, kaygı, sıkıntı. İLE Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. | İslâm inanışına göre, dünyada günah işlemiş olanlara, daha sonra[ahirette] verilecek cezâ. )


- KAYIP ile/||/<> TEHLİKE

( Öğrenip düşünmeyen kişiler. İLE/||/<> Düşünüp öğrenmeyen kişiler. )


- KESB ile/ve HALK

( Kişinin istemesi. İLE/VE Onun istemesi. )


- KETTÂB ile HATTAT

( Yazı yazan sanatkâr. Yakut el-Musta'simî'den sonra hattât. )


- KİRACI/SAHİP değil/yerine MİSÂFİR



- KOKULUKİRAZ = İDRİSAĞACI = MAHLEP[Ar. < MAHLEB]

( Gülgillerden, Anadolu'nun kuzey ve doğu kesimlerinde yüksek yerlerde yetişen, boyu 10 metreye ulaşabilen bir tür ağaç. )


- KULÛB[< KALB] ile ...

( KALPLER, GÖNÜLLER )


- KUTB[çoğ. AKTÂB | KUTÛB] ile ...

( BİR GRUBUN, BİR KAVMİN BAŞI, BİR TARÎK'İN ULU'SU, [GAVS'DEN SONRA GELİR] | KUTUPLARIN KUTBU, DEVRİN KUTBU | ALLAH'IN, O KİŞİYE, TASARRUF KUDRETİ VERMİŞ OLDUĞU VELÎ )


- KUTB ile/ve KUTB-U ÂLEM



- KUTUB ile/ve/< EBRÂR[Ar. < BERR]

( ... İLE/VE Hayır sahipleri, iyiler, dindarlar. | Kutub'dan sonra veliler arasında 300 ahyâr, 40 abdal, 7 ebrâr, 4 nakîb vardır. )


- KUTUB ile/ve/< EBRÂR[Ar. < BERR]

( Bu dönen dünyanın üzerinde dönmeden durmak. )


- KUTUP ile/ve/değil EŞİK



- KÜÇÜM/MİKROP[Yun.] ile GİRMİK/VİRÜS[Fr./İng.]

( )


- LÂKÂB ile SIFAT



- LÂKAP(/B) değil/yerine/= TAKMA AD | SAN/UNVAN["ÜNVAN" değil!]



- MAHCÛB MEKŞUF



- MAHLEB[Ar. çoğ. MAHÂLİB] ile MAHLEB[Ar.]

( Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençeleri. İLE İdris ağacı. | Bal. )


- MAHLEB ile MAHLEB[çoğ. MAHÂLİB]

( Gülgillerden, 6-10 m. yüksekliğinde bir ağaç. Kokulu kiraz, İdris ağacı. | Bu ağacın, baharat olarak kullanılan, nohut büyüklüğündeki yemişi. | Bal. İLE Aslan, kedi, doğan gibi hayvanların çengelli pençesi. )


- MAHSUB[< HİSÂB | çoğ. MAHÂSİB] ile MAHSÛB

( Hesaba katılmış, hesap edilmiş. | Büyük bir zâta mensup kişi. İLE Kızamık çıkarma. )


- MANSIB[< NASB] ile ...

( Büyük memurluk makamı. | Devlet hizmeti, memuriyet. | Onun, derece, rütbe, makam. )


- MATLUB ile/ve/<>/= MEÇHUL



- MECZÛB[Ar. < CEZB] ile/değil/< MECNÛN[Ar. < CİNN]

( Çekilmiş, cezb olunmuş. | Allah sevgisinden dolayı cezbeye tutularak kendinden geçmiş olan. | Deli, divâne. İLE/DEĞİL Çıldırmış, deli, divâne. | Delice seven, tutkun, âşık. )


- MECZÛB[Ar. < CEZB] ile/değil/< MECNÛN[Ar. < CİNN]

( Âşıklar, meczûb değil mecnûndur. )


- MECZUB ile/değil MECZUB MEŞREP



- MECZUB ile MELENG[Fars.]

( ... İLE Yalınayak, başıkabak bir halde dünya ile ilişkisini kesmiş olan. | Hakikî aşk ile sarhoş olmuş kişi. )


- MEKTUP ZARF



- MEKTUP değil/yerine/= BİTİ/BETİK



- MENÂKIB ile SÎRET



- MENKİB[Ar. | çoğ. MENÂKİB] ile MENKIBE/MENKABE[çoğ. MENÂKIB]

( Omuz ve kol kemiğinin birleştiği yer. İLE Din büyüklerinin ya da tarihe geçmiş ünlü kişilerin, yaşamları ve olağanüstü davranışlarıyla ilgili öykü. )


- MERÂTİB ile ...

( Manevî yolculuk. )


- MERKAB/E, MARKAB[çoğ. MERÂKIB] ile MERKEB[< RÜKÛB | çoğ. MERÂKİB]

( Gözetleme, gözleme yeri/kulesi. | Gökyüzünün kuzey yarım küresinde Feres-i Ekber[Pegasus] burcunun büyük dörtgeninin büyük kenarının sağ köşesinde bulunan yıldız. [Lat. BETA PEGASUS] İLE Vapur, gemi, kayık gibi şeyler. | Eşek. )


- MESÂİB[< MUS'AB] ile MESÂİB[< MUSÎBET]

( Zor işler. İLE Felâketler. | Uğursuzlar. )


- MESKUB[< SAKB]["ku" uzun okunur] ile MESKÛB[< SÜKÛB]

( Delinmiş, delikli, sakb olunmuş. İLE Kalıba dökülmüş, akıtılmış. )


- MEŞREB ile MEZHEB

( Yaradılış, huy. | Davranış biçimi. İLE Bir dinin görüş ve anlayış ayrılıkları nedeniyle ortaya çıkan kollarından her biri. | Öğreti. | [mecaz] Anlayış, görüş. )


- METÂİB ile METÂİB[< MET'ABE] ile METÂLİB[< MATLAB]

( Seçilmiş, güzel şeyler. İLE Uğraşlar, meşakkatler, yorgunluklar. İLE İstenilen, talep edilen şeyler. )


- MEVÂHÎB[< MEVHÛB < VEHB] ile MEVÂHİB[< MEVHİBE]

( Verilmişler, hibe olunmuşlar, ihsân edilmişler. İLE Bahşişler, ihsanlar. )


- MEZHEB ile TARİKAT



- MİHRÂB ile MİNBER[çoğ. MENÂBİR]

( Camilerde/mescidlerde, yönelinen (kıble) taraftaki duvarda bulunan ve imamlık edene ayrılmış olan oyuk, girintili yer. | Ümit bağlanılan yer. | Sevgilinin kaşları. | Halının sınır çerçevesi içinde, yalnız bir tarafında bulunan, kemer görünüşlü desen. | Sunak.[Fr. AUTEL] İLE Camilerde, hatîbin çıkıp hutbe okuduğu, merdivenli kürsü. | 1919'da, İstanbul'da yayımlanmış olan günlük siyâsî ve ticarî gazete.[Rasim Ferit tarafından yayımlanan bu gazete, ancak 50 sayılık yayıma ulaşabilmiştir.] )


- MİKLEB/MIKLEB[Ar.] ile/ve AYRAÇ

( ... İLE/VE Eski ciltli kitapların kapaklarında sabit bulunan ayraç. )


- MİKLEB ile MİKREB[çoğ. MEKÂRİB]

( Eski ciltli kitapların sol tarafındaki, okuma ya da ara verilen yeri belirlemeye yarayan fazla parçanın adı. İLE Çift sürülen saban. )


- MİKROP[Yun.] ile PLANKTON[Fr. < Yun.]

( ... İLE Suda bulunan mikroskobik küçük canlılar topluluğu. | Okyanusların, göllerin/göletlerin yüzeyine yakın olarak zayıf bir biçimde yüzen ya da edilgin bir biçimde sürüklenen, çoğunluğu mikroskobik organizmalar. )


- MU'CİB[< ACEB] ile MÛCİB[< VÜCÛB] ile MÜCÎB[< CEVÂB]

( Hayrete/taaccübe düşüren, şaşkınlık veren, icâb eden. İLE Gereken, gerektiren. | Neden, vesîle. İLE Teklifi kabul eden, istenileni yapan, sorulana yanıt veren, icâbet eden. )


- MUHATTAP/MUHAATTAP değil MUHÂTAP[< MUHÂTAB < HUTBE]



- MUHRİB ile MUHRİB[< HARÂB | çoğ. MUHRİBÎN]

( Torpidoları avlamaya yarayan ve çok hızlı giden bir çeşit küçük savaş gemisi. İLE Yıkan, harâb eden. )


- MUHTATIB[< HATAB] ile MUHTATIB[< HATAB]

( Nikâhla isteyen, ihtitâb eden. | Hutbe okuyan, nutuk veren. İLE Odun kesen ya da toplayan. | Baltalık. )


- MUHTESİP[Ar.](İHTİSAP AĞASI) ile/ve/||/<> KETHÜDÂ/KAHYÂ[Fars.]

( İslâm şehirlerinde çarşı ve pazar esnafını din kurallarına göre denetleyen görevli, belediye memuru. İLE/VE/||/<> Yiğitbaşılar aracılığıyla esnaf ve devlet ilişkisini yürüten. | Konak, çiftlik vb. yerlerde türlü işleri yapmakla görevli kişi. | Değnekçi. | Gerekmediği hâlde başkasının işine karışan kişi. | Esnaf kuruluşlarında lonca başkanı. )


- MUSTARİP ile MÜTEESSİR

( Acı çeken. İLE Kederli, hüzünlü, üzüntülü. | Birinin acısıyla acılanan. | Etkilenen. )


- MUTAASSIP(/B)[Ar.] değil/yerine/= BAĞNAZ/AŞIRI TUTUCU



- MÜCERRED ile TAAZZÜB[< AZEB] ile TE'EBBÜD

( Tek, yalnız. İLE Evlenmeyip bekâr kalma. İLE Ürküp çekinme. | Evlenmeme. )


- MÜCERREP[Ar.] değil/yerine/= DENENMİŞ, SINANMIŞ



- MÜEDDEB[< EDEB] ile MÜEDDİB[< EDEB]

( Terbiyeli, edepli, edeplendirilmiş, te'dîb edilmiş. | Okumuş, bilgili. İLE Bilgi ve terbiye veren, edeplendiren, te'dîb eden. )


- MÜHEZZEB[< HEZB] ile MÜHEZZİB[< HEZB]

( Düzeltilmiş, yoluna koyulmuş, tehzîb olunmuş. İLE Düzelten, yola koyan, terbiye eden, tehzîb eden. )


- MÜNÂSİP/MÜNÂSIB[Ar. < NİSBET] ile MÜSÂİT/MÜSAİD[Ar. < SÜÛD] ile MUVÂFIK[Ar. < VEFK]

( Uygun, yerinde. | Yakışık, yaraşık. İLE Yardım eden. | Elverişli, uygun. | İzin veren, müsâade eden. İLE Uygun, yerinde. | Ali Şah bin Hacı Büke'nin edvârında andığı makam.[XV. yy.] )


- MÜNTESİB ile MUHİBBÂN



- MÜREBBEB ile MÜREBBİB

( Ergenlik çağına kadar beslenmiş. | Hoş kokulu şeylerle hoş olmuş. İLE Çocuğu, ergenliğine kadar besleyen. )


- MÜREKKEB ile MÜELLEF

( Ayrım olmaz. İLE Ayrım olur/olabilir. )


- MÜRETTEB[< RETB] ile MÜRETTİB[< RETB | çoğ. MÜRETTİBÎN]

( Dizilmiş, yerli yerine konulmuş, tertîb olunmuş. | Bir şey/yer için ayrılmış, tâyin edilmiş. | Sonradan kurulmuş. | Danışıklı, uydurma, yalandan düzenlenmiş. İLE Sıraya koyan, düzene sokan, tertîb eden. | Matbaada, yazı dizicisi. )


- MÜSEBBEB[< SEBEB] ile MÜSEBBİB

( Sebep olunarak oluşturulan. İLE Sebep olan. | İcâd eden. )


- MÜSTA'CEB[< ACEB] ile MÜSTA'CİB[< ACEB]

( Şaşılacak olan. İLE Şaşan, şaşakalan, isti'câb eden. )


- MÜSTAHLEB[< HALB] ile MÜSTAHLİB[< HALB] ile MÜSTAHLİB[< HALB]

( Beyaz ve sübye tarzında yapılmış olan ilâç. | Sübye.[Fr. ÉMULSION] İLE Tırmalayan, istihlâb eden. İLE Sağan, istihlâb eden. )


- MÜSTAS'AB[< SA'B] ile MÜSTAS'İB[< SUÛBET]

( Zor, güç olan, zor iş. İLE Güç sayan, çoğu şeyi zor gören. )


- MÜSTAS'AB[< SA'B] ile MÜSTASHAB[< SOHBET]

( Zor, güç olan, zor iş. İLE Yanında arkadaş olarak bulundurulan. )


- MÜSTASVEB[< SAVÂB] ile MÜSTASVİB[< SAVÂB]

( Doğru, mâkul, savap görülmüş, istisvâb edilmiş. İLE Doğru, mâkul, savap gören, istisvâb eden. )


- MÜTESÂİB ile MÜTESA'İB

( Esneyen, tesâüb eden. İLE Güç olan, güçleşen. )


- MÜTESEYYİB ile MÜTESEYYİB[< TESEYYÜB | çoğ. MÜTESEYYİBÎN]

( Dul kalan kadın, teseyyüb eden. İLE Kayıtsız davranan, aldırış etmeyen, teseyyüb eden. )


- MÜZEHHEB[< ZEHEB] ile MÜZEHHİB[< ZEHEB]

( Altın suyuna batırılmış. | Yaldızlanmış. İLE Altın suyuna batıran, tezhipçi, tezhip eden. | Yaldıza batıran, yaldızcı. )


- NÂB[çoğ. ENYÂB] ile NA'B ile NÂB[Fars.]

( Azı dişi. | Yaşlı deve. İLE Karga ya da horoz gibi ötmek. İLE Arı, saf, hâlis. | Katıksız. | Berrak. | Oluk. )


- NAHB ile NAHB

( Ölüm, ecel. | Yüksek sesle ağlama. İLE Çekip çıkarma. | Şerefe içilen kadeh. | En iyi şeyi seçme, tercih etme. )


- NÂHİB[< NEHB] ile NAHÎB[çoğ. NAHB] ile NAHÎB

( Yağmalayıcı/yağma eden, talanlayan/talanlayıcı, çapulcu. İLE Korkak. İLE Avaz avaz ağlama. )


- NAÎB ile NÂİB[< NEVB| çoğ. NÜVAB]

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Birinin yerine geçen, vekil. | Kadı vekili. | Kadı, şeriat hükümlerine göre hüküm veren hâkim. | Nöbet bekleyen, nöbetle gelen. )


- NAÎB ile NAÎK

( Karga ve çirkin sesli kuşların ötüşü. İLE Karga ötüşü. | Horoz sesi. )


- NASIP[Ar.] değil/yerine/= ATAMA



- NASIP ile NASİP

( Atama. İLE Birinin payına düşen şey. | Birinin elde edebildiği, sahip olabildiği şey. | Kısmet, talih, baht. | Günlük kazanç. )


- NECÎB ve/> HALÎL

( ... İLE Samimi arkadaş. )


- NEDBE[çoğ. NEDEB, NÜDÛB] ile NEDEBE ile NEDEBÎ

( Yara izi. İLE Yara/kırık yeri. İLE Yara izi ile ilgili. )


- NEDEN/SEBEP/MÜSEBBİB ile VESİLE



- NESEB/SOY değil/yerine/>< NİSBET



- NESİB ile/ve RAMAZANİYE

( Ramazan konulu şiirler, genellikle kasidelerin nesib bölümünde işlenmiştir. VE Dîvânlarda, Ramazaniye başlığıyla müstakil şiirler de kaleme alınmıştır. )


- NİKAB["ka" uzun okunur] ile NİKÂB[Fars.]

( Peçe, yüz örtüsü. | Perde, örtü. İLE Kuşçu eldiveni. )


- ODUN = HAŞEB = BOIS



- POSTNİŞİN ile/ve SERTARÎK ile/ve SERTABBÂH ile/ve SERZÂKİR ile/ve İMÂM ile/ve MEYDANCI ile/ve TÜRBEDÂR ile/ve ÂSÂDÂR ile/ve NAKÎB ile/ve PAZARCI ile/ve ÇERÂĞÎ ile/ve SÂKÎ ile/ve FERRÂŞ ile/ve KAPUCU



- RAB ile/ve/<> TURAB



- RAHÎB[< RAHB] ile RÂHİB[çoğ. RÂHİBÂN, REHEBÂN, RUHBÂN]

( Geniş, bol. İLE Hıristiyanlarda, genellikle manastırda yaşayan (evlenmeyen) din adamı, karabaş, keşiş. )


- RÂHİB ve/<> KÂTİB ve/<> HÂSİB



- RÂİB[< RU'B] ile RAÎB

( Büyücü, göz bağlayıcı. İLE Korkmuş. )


- RAKÎB ile RÂKİB[< RÜKÛB | çoğ. RÜKBÂN] ile RAKÎB[< REKÂBET | çoğ. RAKÎBÂN, RUKABÂ]

( PÂYENDE[Fars. çoğ. PÂYENDEGÂN]: Duran, sürekli. | Payanda, destek, dayanak. || RABÎTA: Eski yazma kitaplarda sayfa numarası yerine gelmek üzere soldaki sayfanın, sağdaki sayfanın altına yazılan ilk sözcüğü. İLE Binici/binen, binmiş. | Bir ulaşım/nakil aracına binmiş olan. İLE Herhangi bir işte birbirinden üstün olmaya çalışanlardan her biri. | Bekçi. | Görüp, gözeten.[Allah'ın adlarındandır.] )


- RÂKİP(/B) ile RAKîP(/B)

( Binici. İLE Karşı(sında) olan. )


- RATÎB/RATB ile RÂTİB

( Taze, yeşil, yaş.[yemiş] | Yumuşak, mülâyim. İLE Sıraya koyan, tertip eden. )


- RU'B ile RUB' ile RUBB ile RÛB[Fars.]

( Korku. İLE Dörtte bir, çeyrek, bir şeyin dört bölümünden biri. İLE Meyve suyu. İLE Süpürme, süpürge. )


- RU'B ile RUB' ile RUBB ile RÛB[Fars.]

( REFT Ü RÛB [silip süpürme]: Gezip tozma. )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( Sinüs'ün dörtte biri. İLE ... İLE ... )


- RUB-UL MÜCEYYEB ile RUB-UL MUKANTAR ile USTURLAB

( ... İLE ... İLE İlk kez M.Ö. II. yy.'da Hipark tarafından bulunumuş ve Batlamyus tarafından kullanılmıştır. Bu alet ile yıldızların Arz'dan uzaklıkları ölçülürdü. Üstüne gökyüzü haritası çizilmiş hilâlî daire şeklinde bir tahtadan ibarettir. Akrep ya da ankebût denilen bir ibresi vardır. Bu ibre, ucuna fındık büyüklüğünde taş bağlanmış bir ipten ibarettir. Yıldızların seyri bu ip ile gösterilir, ölçümler bunun üzerinden ortaya çıkar. Kenarlarda da açılar, milyem ve grat hesapları yazılıdır. Halen astronomlar ve denizciler, geliştirilmiş usturlap kullanır. )


- SAHÂBE/ASHAB ile/ve/> TÂBİİN ile/ve/> TEBE-İ TÂBİÎN

( Hz. Muhammed'in döneminde yaşamış ve onu görmüş olanlar. İLE/VE/> Hz. Muhammed'i görmüş olanları görenler. İLE/VE/> Hz. Muhammed'i görmüş olanları görenleri görenler. )


- SAHB ile SAHB[< SÂHİB]

( Gürültü, patırtı etme. İLE Yakın dostlar, sahipler. )


- SÂİB ile SÂİB[< SEVÂB] ile SÂİB[< SE'B] ile SAİB ile SAHİB

( Bir yerle, bir şeyle ilişiği olmayan. İLE Yanlışsız, doğru, yanlışlık yapmayan. | Amaca, hedefe uygun. | Hedefe doğru ulaşan. İLE Yağmur getiren bora[İt. < Yun.][: genellikle arkasından yağmur getiren sert ve geçici rüzgâr/yel.]. İLE Çarmıha germek. İLE Sahip[mâlik]. | Bir vasfı olan[hâiz]. | Koruyan[hâmî]. | Bir iş yapmış olan. | Sürekli sohbette bulunan. | Hak yolunu göstermek isteyen mürşid. )


- SALEP ile SA'LEB[çoğ. SAÂLİB]

( Salepgillerin örnek bitkisi, orkide. [Lat. ORCHIS] | Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz. | Bu tozun, şekerli süt ya da su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek. İLE Tilki. )


- SALÎB[çoğ. SILÂB] ile SÂLİB[< SELB]

( Haç. [Fars. ÇELİPÂ] İLE Kapıp götüren, alan, alıp yok eden. | Olumsuzlaştıran/menfîleştiren. | İnkâr eden. )


- SÂLİK-MECZUB ile MECZUB-SÂLİK



- SÂLÛS[çoğ. SILÂB] ile SÂLÛS[Fars.]

( Teslîs. [fels. TRIVIUM] İLE İkiyüzlü/riyâkâr. )


- SAVÂB ile SEVÂB ile SEVVÂB ile SAVB

( Doğruluk, dürüstlük. Doğru hareket/davranış/düşünce. | Doğru, dürüst. İLE Ödüllendirilen hareket/davranış/tutum. | Hayırlı hareket, hayır işleme. İLE Elbiseci. İLE Yön/cihet, taraf. )


- SEB/SEBB ile SEB'

( Sövme, sövüp sayma. İLE Yedi/7. )


- SEBEB ile/ve/<> MÜSEBBİB-ÜL ESBÂB



- SEBEB ile/ve/<> VETED ile/ve/<> FÂSILA

( İp. İLE/VE/<> Kazık. İLE/VE/<> İp ile kazıkların arası.
[Çadır terimlerinden.] )


- SEBEB ile/ve/<> VETED ile/ve/<> FÂSILA

( 2 harf. İLE/VE/<> 3 harf. İLE/VE/<> 4 harf ve fazlası. )


- SEVAP ile/ve ECİR



- SEVAP ile/ve/değil SAVAB(DOĞRU)



- SEZÂB/SEDÂB ile SEZÂB[Fars.]

( Sedefotu. İLE Su teresi. )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Gebelik süreleri 22 - 24 gündür. [Yavruları 1 aylıkken annesinin kesesine geçer.] )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Doğumun kuraklık zamanına gelmesini engelleyebilirler. [Embriyolarını yumurtalıklarından birinde aylarca saklayabilirler.] )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Dişillerin 3 vajinası vardır. [Biri doğurmak, ikisi çiftleşmek üzere] )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Meme bezleri, tam yağlı ve yağsız sütü aynı anda üretebilir. )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Saatte 32 km. hıza ulaşabilirler. [Hızlandıkça daha az enerji harcarlar.][Kullandıkları enerjinin %70'ini geri dönüştürebilirler. (İnsanda ise ancak %20)] )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ÇEKELEZ/ÇÖKELEZ, DEĞİN, GALLİ, TEYİN ile ... )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( SİNCÂBİYYE[Ar.]: Sincapgiller. )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... ile Kanguru )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Büyümeleri, hiç durmaz. )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Yavruları, 6.5 aylık olduklarında annelerinin keselerinden çıkarlar. )


- SİNCAP[< Fars. SİNCÂB] ile KANGURU

( ... İLE Kangurugillerden, Avustralya'da yaşayan, iri, otçul, memeli, ön ayakları kısa, arka ayakları ile kuyruğu uzun ve güçlü, başı küçük, dişisinin karnında yavrularını taşıyacak bir kesesi bulunan keseli hayvan. )


- SULB/SULP[Ar.] değil/yerine/= OMURGA



- ŞA'B[çoğ. ŞUÛB] ile ŞÂB/ŞÂBB[< ŞEBÂB | çoğ. ŞÜBBÂN] ile ŞÂB[Fars.]

( Cemaat, taife, kabile. | Kızıldeniz'den çıkarılan dallı budaklı taşlar. | Bölünmüş, parçalanmış şey. | Kafatasındaki çatlaklık. İLE Genç, delikanlı; yiğit. İLE Şap. )


- ŞARAP ile/değil KEVSER ŞARABI



- TAASSUB ile AKIL TUTULMASI



- TAASSUB ile/ve/değil BİLGİ/DENEYİM EKSİKLİĞİ



- TAASSUB ile/değil/yerine GELENEKSEL DEĞER/LER



- TAASSUB ile TASALLUT

( Taassub, tasalluta dönüşmemelidir! )


- TAASSUB değil/yerine/>/>< TASAVVUF

( TASAVVUF: Taassubu yok eden neyse, o! )


- TAASSUB ile TUTUCULUK



- TÂBİ'[< TEB] ile TÂBİ'[< TAB]

( Birinin arkası sıra giden, ona uyan; Boyun eğen, bağlı kalan; birinin emri altında bulunan. İLE Kitap basan/bastıran; Matbaacı. )


- TABİB ile/ve/<>/< ÂLİM

( Âlim olmadan, tabib olamazsınız(olunmaz/dı da).
[Osmanlı dönemindeki öğrenim ve eğitimde geçerliydi. Bugün de, Osmanlı bilgi ve deneyimini önemseyen, derinlikli/kapsamlı tutumunu devam ettiren Amerika'da, tıp ve hukuk bölümünden önce, üniversitede bir bölüm tamamlamış olma gerekliliği/zorunluluğu bulunmaktadır.]
[Umarız, bir gün, bizim öğrenim/eğitim düzenimiz/bilincimiz de aynı çizgiye yüksel(til)ecektir!] )


- TABİB ile/ve/<>/< ÂLİM

( İster tabip/hekim, ister hakim/avukat ya da herhangi bir alanda ilerlemek/yürümek ve derinleşmek için, önce, düşünme nedir?, nasıl düşünülür?, kavramlar nasıl tanımlanır, nasıl birbirine eklemlenir? önermeler nasıl kurulur? gibi temel, mantık ve usûl ile ilgili altyapı ve bilgi/ler oluşturulmalıdır ki, daha sonra, esasa ve ayrıntılara geçilebilsin. )


- TABİB ve HABİB



- TABİB ile/ve/değil KEHAL

( Hekim. İLE/VE/DEĞİL Göz hekimi. )


- TABİP/TABİB[Ar.] ile/ve/değil ALYENİST[Fr.]

( Hekim. İLE/VE/DEĞİL Deliler hekimi. )


- TABİP/TABİB/HEKİM/DOKTOR değil/yerine/= SAĞAN/SAĞALTMAN/SAGUN/ONULTMAN



- TAHDÎB/TAHZÎB[< HİDAB] ile TAHDİB[< HADEB]

( Saç/sakal boyama. İLE Kamburlaştırma, kamburlaştırılma, kubbelendirme. )


- TAHİR ve/ TAYYİB ve/ KUDDÜS ve/ SUBBUH

( Kirlerden. VE Ayıplardan. VE Kalpten. VE Nefsten. )


- TAHİR ve/ TAYYİB ve/ KUDDÜS ve/ SUBBUH

( SUBBUH: Yüzmek. )


- TAHZÎB[< HİZB] ile TAHZÎB[< HİZAB]

( Takım takım toplama. İLE Saç/sakal boyama. )


- TALEB ile İKTİZÂ'



- TALEB ile TALÂB[Fars.]

( İsteme/istenme, dileme. | İstek. İLE Göl, büyük havuz. )


- TALEP/TÂLİP değil/yerine/= İSTEK/İSTEYEN



- TALEP ile/ve/<> RAĞBET



- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( Mantık ilmini tasavvur etmezsen, mutlak belirsizin(mechûlün) tâlibi olursun! )


- TÂLİB ile/ve ŞÂRİ

( ... İLE/VE Bir ilme başlayan. )


- TÂLİB ile/ve/||/<>/>/< TÂBİ



- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Haber | İnşa İLE/VE ... )


- TAM MÜREKKEB ile/ve TAM OLMAYAN MÜREKKEB

( Doğru ve yanlışa olasılığı olanlar.[tam haber tümceleridir!] İLE/VE ... )


- TEFSİR ile/ve MUHTASAR ile/ve TELHİS ile/ve TAHRİR ile/ve TEHZİB, TECRİD, TENKİH, MUNTAHAB ile/ve ZEYL ile/ve TERCÜME



- TEKÂLÜB[< KELB] ile TEKÂRÜB[< KURB]["ka" uzun okunur]

( Köpek gibi saldırma. İLE İki şeyin birbirine yakın olma durumu. | Yakınsama.[bkz. TAKARRÜB][İng., Fr. CONVERGENCE] )


- TELÂUB[< LA'B] ile TELÂ'UB[< LA'B]

( Oynama, oynaşma.[bkz. MÜLÂABE(< LA'B, LU'B')] İLE Oynama, oyunla uğraşma, eğlenme. | Yemeklerin ağızda tükürükle karışması. | Salyanın akması. )


- TELMÎH ile/ve TENÂSÜB ile/ve SEBK-İ HİNDÎ

( ... İLE ... İLE XVII. yüzyılda, Divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, imge oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan, süslü bir anlatım biçimi. )


- TENÂSÜB >< TENÂFÜR[< NEFRET]



- TESRÎB ile TESRÎB[< SÜRÛB]

( Ayıplama, darılma. | Başa kakma. İLE Yollama, gönderme, gönderilme. )


- TUHAF ile GARİP ile ACAYİP



- TÜRB[Fars.] ile TÜRB/TÜRÂB[çoğ. ETRİBE, TİRBÂN]

( Turp. İLE Toprak. )


- ÜÇ AYLAR/ŞÜHÛR-İ SELÂSE:
RECEP ve/> ŞABAN ve/> RAMAZAN



- ÜSLUB ile/ve USLÛB



- ÜSLÛP değil/yerine/= SÖYLEYİŞ/BİÇEM



- VACİB ile MUHTAR



- VÂSIB ile VASIB

( Sürekli, yerinde duran. İLE Hasta. )


- VECÂ-İ BATN ile VECÂ-İ CENB ile VECÂ-İ MEFÂSIL

( Karın ağrısı, kuru buruntu. İLE Göğsün yan tarafındaki ağrı. İLE Eklem ağrıları. )


- YESRİB ile/ve/<>/değil/yerine MEDİNE-İ MÜNEVVERE



- ZEKÂ ile/ve/<>/değil EDEP/EDEB



- ZEYNEB ile/ve FÂTIMA

( Salih'lerin annesi. İLE Muhammed'lerin annesi. )


- ZEYNEB ile/ve FÂTIMA

( ZEYNEP[ZEYN - EB: Babasının süsü/güzelliği.] )


- ZÎB ile Zİ'B[çoğ. ZİÂB, ZU'BÂN]

( Süz, bezek. İLE Kurd, canavar. )


Bu sayfa 01 Ocak 2022 itibariyle 36 kez incelenmiş/okunmuştur.