Yerine bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.119 başlık/FaRk ile birlikte,
17.119 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(58/70)
- SORUNLARDAN/KİŞİLERDEN "KAÇMAK/UZAKLAŞMAK" ile/değil/yerine SORUN(LU)LARI UZAKLAŞTIRMAK
- SORUNLARI:
AŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ASKIYA ALMAK
- SORUNLARI:
BAŞKALARIYLA OLAN/LAR ile/değil/yerine (OLABİLDİĞİNCE) KENDİYLE OLAN/LAR
( [çoğunlukla] Kendiyle, (ciddi) sorunları olan(lar)dır. İLE/DEĞİL/YERİNE Başkalarıyla, "sorunlu" "görünseler/düşünülseler" de sorunsuzdur(lar). )
( Sorunun, kendi(nde) olduğunu anla(ya)mayan kişiler, ne yazık ki, çözümü, başkalarının huzurunu bozmakta "arar/bulur". )
- SORUNLARI ERTELEMEK/DAHA SONRAYA TAŞIMAK yerine SORUNLARI TERK ETMEK
- SORUNLARI (SADECE) KONUŞMAK ile/ve/yerine/değil SORUNLAR İÇİN ÇÖZÜM ARAMAK/BULMAK
( Hiçbir sorun, onu yaratan 'bilinç seviyesi'yle çözülemez. )
( Problems cannot be solved at the same level of awareness that created them. )
( [not] (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS vs./and TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS
TO SEARCH/FIND SOLUTION FOR PROBLEMS instead of (ONLY) TO TALK THE PROBLEMS )
- SORUNLARI:
SORUN OLARAK KONUŞMAK ile/yerine/değil İLERLEME/GELİŞİM ARACI OLARAK KONUŞMAK/DEĞERLENDİRMEK
( [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS
TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS instead of TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS )
- SORUNLARI(N/I):
ÖNEMSEMEMEK ile/ve/değil/yerine ÜSTÜNDE DURMAMAK
- SORUNLARI/SIKINTILARI:
ÖTELEMEK ile/değil/yerine ÇÖZMEK
- SORUNLARLA/SIKINTILARLA:
BOĞUŞMAK değil/yerine YOĞRULMAK
- SORUNLU "YASALARI":
REDDEDELİM değil/yerine DEĞİŞTİRELİM
- SORUNLU ile/değil/yerine/>< SORUMLU
- SORUNLU/LUK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ZORUNLU/LUK
- SORUNU YOK ETMEK değil/yerine SORUNU YÖNETMEK
- SORUNUN:
"ÜSTÜNÜ ÖRTMEK" değil/yerine/>< ÜSTESİNDEN GELMEK
- SOSYAL[İng. < SOCIAL < SOCIETY] değil/yerine/= TOPLUMSAL
- SOSYALİZASYON/SOCIALIZATION[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSALLAŞMA
- SOSYOMETRİ/SOCIOMETRY[İng.] değil/yerine/= TOPLUMSAL DAVRANIŞ ÖLÇÜMÜ
- SOSYOMETRİ değil/yerine/= UYUMÖLÇÜM
- SOUL :/yerine RUH
- SOUND :/yerine SES
- SOUP :/yerine ÇORBA
- SOURCE :/yerine KAYNAK
- SOUTH :/yerine GÜNEY
- SOUTHERN :/yerine GÜNEYLİ
- ŞOV değil/yerine/= GÖSTERİ
- ŞOV[İng. < SHOW] değil/yerine/= GÖSTERİ
- SÖVEN ile/değil/yerine/></< SEVEN
- SOVIET :/yerine SOVYET
- SOY ADI/SOYADI değil/yerine SON ADI/SONADI, EK ADI/EKADI, İKİNCİ/İKİNCİL ADI
( Kişinin/kişinin, "soy adı" diye tanımlanmış/kullanılan sözcük, kişinin "soy"unu değil kişinin aynı ada sahip olduğu/olabileceği tek(/ilk/birinci) adına, takma ad[meslek,özellik vs.] vermek yerine belirli, kayıt altına alınan/alınacak bir ek/ikinci adla tanımak/tanımlamak üzere kullanılmıştır. )
- SOY/HEALTH LITERACY[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK OKUR-YAZARLIĞI
- SOY değil/yerine YOL
- SÖYLE! GİTSİN! ile/değil/yerine/>< SUS! BİTSİN!
- SÖYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM
- SÖYLEMEK ile/ve/yerine ÖRNEK VERMEK
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( Doğruyu konuşmak iki kişi ister; doğru söyleyen, doğru dinleyen. )
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN(Not in the mean of acceptance!)
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET )
- SÖYLENİLEN'İ:
YORUMLAMAK ile/değil/yerine DİNLEMEK[Kabul etmek anlamında değil!]
( İmgelemeden bakmayı, çarpıtmadan dinlemeyi öğrenin, hepsi bu. )
( Dinleyen, anlatandan ârif gerektir. )
( Çok dinlememiz ve az konuşmamız için, iki kulağımız ve bir dilimiz var. )
( EXPLANATION: TO INTERPRET vs. TO LISTEN[Not in the mean of acceptance!]
EXPLANATION: TO LISTEN instead of TO INTERPRET
Learn to look without imagination, to listen without distortion; that is all. )
- SÖYLENMEK değil/yerine SAKİN OLMAK
- SÖYLERKEN BUYRUK VERMEK ile/değil/yerine/>< SÖYLEMEK
- SOYUTLANMA ile/değil/yerine SOYUTLAMA
( Dışarıdakilerde/n. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihinde/n. )
( Yalnızlığa götürür. İLE/DEĞİL/YERİNE Kendine dönmeyi ve derin dalışı sağlar. )
- SOYUTLA(N)MAK ile/değil/yerine DERİNLEŞ(TİR)MEK
( [not] TO GET IN ABSTRACTION vs./but (TO GET) DEEPEN
(TO GET) DEEPEN instead of TO GET IN ABSTRACTION )
- SOYUTLAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞAMA GEÇİRME
- SÖZ (ALMAK/VERMEK) ile/değil/yerine OLUR/ONAY (ALMAK/VERMEK)
( [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT
TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT instead of TO GET/GIVE PROMISE )
- SÖZ:
KABUL GÖRMEK İÇİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRULUĞUNDAN DOLAYI
- SÖZ VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜVEN VERMEK
( Güven veriyorsan, ayrıca söz vermen gerekmez. )
- SÖZ ile/ve/değil/yerine EKSİNTİSİZ/FİRESİZ SÖZ
- SÖZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< EYLEM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< NİYET
- SÖZCÜK PEŞİNDE KOŞMAK değil/yerine ANLAM PEŞİNDE KOŞMAK
- SÖZCÜK TÜRETMEK ile/ve/değil/yerine KAVRAM/SÖZCÜK OLUŞTURMAK
- SÖZCÜKLERDEN, ANLAMA ULAŞMAK/"GİTMEK" ile/ve/<>/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE ULAŞMAK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
( Sözler, gerçekleri yaratmaz; onlar ya tarif ya tahrif eder. )
( Sözün tamamı, anlamayana söylenilir. )
( Try to go beyond the words.
Words do not create facts; they either describe them or distort. )
( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs./and/<>/but GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )
- SÖZCÜKTEN, ANLAMA GİTMEK ile/yerine/değil ANLAMDAN, SÖZCÜĞE GİTMEK
( Sözlerin ötesine geçmeye çalışın. )
( [not] GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD vs. GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING
GOING TO WORD (BASED) FROM MEANING instead of GOING TO MEANING (BASED) FROM WORD )
- SÖZDEN ANLA(MA)MAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖZÜ ANLA(MA)MAK
( Ne yazık ki bazı "zihinler"/"kişiler", sözü anla(ma)sa da sözden anlamaz.[Anlayana kadar zaman tanımak, beklemek gerekir.] )
- SÖZDİZİMİNDE:
ÖZNE > EYLEM > NESNE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ÖZNE > NESNE > EYLEM
(
)
- SÖZE UYUMAK değil/yerine SÖZE UYMAK
- SÖZ/KONUŞMA:
"UZAMASIN!" yerine/değil NE KADAR GEREKİYORSA O KADAR KONUŞMAK
- SÖZ/LE ile/ve/değil/yerine HAL İLE
- SÖZLERİNİ DUYURMAK İÇİN:
KİŞİLERİ TUTMAK değil/yerine ÇENEYİ TUTMAK
- SÖZLÜK ile/ve/yerine/<> ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
( İlk sözlük yazarı... Halil b. Ahmed [ö. 786] )
( DICTIONARY vs./and/<> ENCYCLOPEDIC DICTIONARY
ENCYCLOPEDIC DICTIONARY instead of DICTIONARY )
- SÖZ(Ü) DİNLEMEK ile/ve/değil/yerine SÖYLENİLENİ/İSTENİLENİ YAPMAK/YAPABİLMEK
- SÖZÜN:
BAĞLAYICILIĞI ile/ve/değil/yerine ETKİLEYİCİLİĞİ
- SÖZÜN:
BAŞINDA ile/değil/yerine SONUNDA
( "Sadece ..." İLE/DEĞİL/YERİNE "... sadece." )
- SÖZÜN/KONUŞMANIN:
BAŞINDA SÖYLENİLECEK (OLAN) ile/ve/değil/yerine SONUNDA SÖYLENİLECEK (OLAN)
- sp.[Lat. < SPIRITUS] değil/yerine/= ALKOL
- SPA/SALUS PER AQUA, HEALTH FROM WATER[İng.] değil/yerine/= SUDAN GELEN SAĞLIK
- SPACE :/yerine UZAY
- SPACER[İng.] değil/yerine/= ARACI TÜP
- SPANISH :/yerine İSPANYOLCA
- SPARSA değil/yerine/= DOKUNMA
- SPASYAL DEZORYANTASYON/SPATIAL DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL YÖNELIM BOZUKLUĞU
- SPASYAL/SPATIAL[İng.] değil/yerine/= UZAMSAL | MEKANSAL
- SPAZM/SPASM[İng.] değil/yerine/= KASILIM
- SPAZMODİK/SPASMODIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMLI
- SPAZMOLITİK/SPASMOLYTIC[İng.] değil/yerine/= KASILIMÇÖZER
- SPAZMOLİZ/SPASMOLYSIS[İng.] değil/yerine/= KASILIM ÇÖZÜLMESİ
- SPB/SEREBRAL PERFÜZYON BASINCI/ CEREBRAL PERFUSION PRESSURE[İng.] değil/yerine/= BEYİN KANLANMA BASINCI
- SPEAK :/yerine KONUŞMAK
- SPEAKER :/yerine KONUŞMACI, HOPARLÖR
- SPECIAL :/yerine ÖZEL
- SPECIALIST :/yerine UZMAN
- SPECIES :/yerine TÜR
- SPECIFIC GRAVITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL AĞIRLIK
- SPECIFIC :/yerine BELİRLİ, SPESİFİK
- SPECIFICALLY :/yerine ÖZELLİKLE
- SPECIMEN/SPECİMEN[İng.] değil/yerine/= PARÇA ÖRNEK
- SPECT/TEK FOTON EMISYON BİLGİSAYARLI TOMOGRAFİ/SINGLE PHOTON EMISSION COMPUTERIZED TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= TEK FOTON SAÇILIMLI BİLGİSAYARLI KESITÇEKİM
- SPEECH :/yerine KONUŞMA
- SPEED :/yerine HIZ
- SPEKTRAL/SPECTRAL[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜSEL
- SPEKTROFOTOMETRİ/SPECTROPHOTOMETRY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL IŞIL ÖLÇÜMÜ
- SPEKTROSKOPİ/SPECTROSCOPY[İng.] değil/yerine/= İZGESEL GÖRÜNTÜLEME
- SPEKÜLASYON[Fr., İng.] değil/yerine/= KURGU
- SPEKÜLATİF değil/yerine/= KURGUSAL/DÜŞÜNTÜLÜ
- SPEKÜLATİF[Fr., İng. SPECULATIVE] değil/yerine/= KURGUSAL | SAPTIRICI
- SPEKÜLATİF[İng.] değil/yerine/= TARTIŞILIR
- SPEND :/yerine HARCAMAK, GEÇİRMEK
- SPENDING :/yerine HARCAMA
- SPESIFIK/SPECİFIC[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPESİFİK[İng. < SPECIFIC] değil/yerine/= ÖZGÜL
- SPESİFİKASYON/SPECIFICATION[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLEME | ÖZGÜL ÖZELLİK
- SPESIFISITE/SPECİFICITY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜLLÜK
- SPESİMEN/SPECİMEN[İng.] değil/yerine/= PARÇA ÖRNEK
- SPEYS/SPACE değil/yerine/= UZAY
- SPHERE değil/yerine/= YUVAR
- SPHEROID değil/yerine/= TOPAR, DÖNME SÖBÜSÜ
- SPIN değil/yerine/= DİKEN
- SPIN :/yerine DÖNDÜRMEK, DÖNMEK
- SPINAL[İng.] değil/yerine/= OMURGAYLA İLGILİ | DİKENSİ
- SPINOZ/SPINOUS[İng.] değil/yerine/= DİKENSİ (ÇIKINTI)
- SPIRAL[İng.] değil/yerine/= SARMAL
- SPIRIT değil/yerine/= DÜZEÇ
- SPIRIT :/yerine RUH
- SPIRITUAL :/yerine MANEVİ
- SPIROMETRİ/SPIROMETRY[İng.] değil/yerine/= SOLUK ÖLÇÜMÜ
- SPLINTER[İng.] değil/yerine/= KIYMIKSI
- SPLIT :/yerine BÖLMEK, AYIRMAK
- SPLIT[İng.] değil/yerine/= YARILMA | ÇİFTLENME | INCE DİLIM
- SPLITTING[İng.] değil/yerine/= AYIRMA/AYRIŞTIRMA
- SPOKESMAN :/yerine SÖZCÜ
- SPONJİYÖZ/SPONGIOUS[İng.] değil/yerine/= SÜNGERİMSİ
- SPONTAN(İT)/E değil/yerine/= KENDİLİĞİNDEN/LİK
- SPOR değil/yerine/= ÇEYNİK
- SPORADİK/SPORADIC[İng.] değil/yerine/= TEK TÜK
- SPORT :/yerine SPOR
- SPOT :/yerine YER, BENEK
- SPREAD :/yerine YAYMAK, YAYILMAK
- SPREY[İng. SPRAY] değil/yerine/= PÜSKÜRTÜCÜ
( Bir püskürtücü yardımıyla çok ince damlacıklar durumunda püskürtülen sıvı. | Püskürtücü. )
- SPRING :/yerine İLKBAHAR, YAY
- SPRİNT/ER değil/yerine/= KISA KOŞU/CU
- SPS/HEALTH PROFILE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK PROFİL DÜZENİ
- SPUR[İng.] değil/yerine/= MAHMUZ | MAHMUZSU
- SQL/STRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMIŞ SORGU DİLİ
- SQL ile/yerine MYSQL
- SQUARE :/yerine KARE, MEYDAN
- SQUEEZE :/yerine SIKMAK
- SRT/STEROTAKTİK RADYOTERAPİ STEREOTACTIC RADIOTHERAPY[İng.] değil/yerine/= STEROTAKTİK IŞIN SAĞALTIMI
- ss.[Lat. < SEMıS] değil/yerine/= YARI, YARIM
- SSD/SOLİD STATE DISK[İng.] değil/yerine/= KATI HAL SÜRÜCÜSÜ
- SSL/SECURE SOCKET LAYER[İng.] değil/yerine/= GÜVENLİ SOKET KATMANI
- STABIL/STABLE[İng.] ile/değil/yerine/||/=/<> KARARLI | DEĞİŞMEZ | DENGELİ | SABİT
- STABILITE/STABILITY[İng.] değil/yerine/= DENGELİLİK
- STABILITY :/yerine İSTİKRAR
- STABİLİZASYON/STABILIZATION[İng.] değil/yerine/= DENGELEME
- STABİLİZATÖR[Fr. STABILISATEUR] değil/yerine/= DENGELEYİCİ
- STABİLİZATÖR/STABILIZER[İng.] değil/yerine/= DENGELEYEN
- STABİLİZE ETMEK değil/yerine/= SÜRDENGELEMEK
- STABILOMETRE/STABILOMETER[İng.] değil/yerine/= DENGE ÖLÇER
- STABILOMETRİ/STABILOMETRY[İng.] değil/yerine/= DENGE ÖLÇÜMÜ
- STABLE :/yerine SABİT, KARARLI
- STAFF :/yerine PERSONEL
- STAGE[İng.] değil/yerine/= EVRE
- STAGE :/yerine SAHNE, AŞAMA
- STAGFLASYON değil/yerine/= DURGUN ŞİŞKİNLİK
- STAI/STATE-TRAIT ANXIETY INVENTORY[İng.] değil/yerine/= DURUM-SÜREKLİ KAYGI DÖKÜMÜ
- STAIR :/yerine BASAMAK
- STAJ[Fr./İng. STAGE] değil/yerine/= ÇIRAKLIK
( Herhangi bir meslek edinecek olan kimsenin geçirdiği uygulamalı öğrenme dönemi. | Birinin, meslek bilgisini artırmak için bir kurumun bir ya da birçok bölümünde çalışarak geçirdiği dönem. )
- STAKE :/yerine KAZIK, PAY
- STALAGMİT[Yun.] değil/yerine/= DİKİT
- STAND-BY[İng.] değil/yerine/= HAZIRDA
- STAND :/yerine AYAKTA DURMAK
- STANDARD :/yerine STANDART
- STANDARDİZASYON/STANDARDIZATION[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜNLEME
- STANDARDİZE ETMEK değil/yerine/= ÖLÇÜNLENMEK
- STANDART/STANDARD[İng.] değil/yerine/= ÖLÇÜNLÜ
- STANDART değil/yerine/= ÖLÇÜN/LÜ
- STANDART/LAŞTIRMA değil/yerine/= ÖLÇÜN/LEŞTİRME / TEK BİÇİM
- STANDING :/yerine AYAKTA, İTİBARLI
- STANDSTILL[İng.] değil/yerine/= DURAKLAMA
- STANT[İng.] değil/yerine/= SERGİLİK
- STAPLER[İng.] değil/yerine/= TEL ZIMBA, BASARDİKER
- STAR WARS değil/yerine/= YILDIZ SAVAŞLARI
- STAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> EFSANE
( Hem işinde, hem de magazinde "iyi olan." İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşinde iyi olan fakat magazinde "kötü olan." )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaşar... | Şair Sanatçımız, Yaşar... | Radyo Programı - Nisan 2016 )
- STAR :/yerine YILDIZ
- STAR"[İng.] değil/yerine/= "YILDIZ"
- STARE :/yerine DİK DİK BAKMAK
- START ALMAK/ALDIRMAK / VERMEK değil/yerine/= BAŞLAMAK/BAŞLATMAK
- START :/yerine BAŞLAMAK
- STARTLE HASTALIĞI/STARTLE DISEASE[İng.] değil/yerine/= İRKİLME SAYRILIĞI
- stat.[Lat. < STATIM] değil/yerine/= HEMEN, DERHAL
- STATE :/yerine DURUM, EYALET
- STATEMENT :/yerine İFADE, AÇIKLAMA
- STATİK/STATIC[İng.] değil/yerine/= DURAĞAN
- STATİK değil/yerine/= DURUK
- STATİK[Fr. < Yun.]/STATOR[Lat.] değil/yerine/= DURUK/DURAĞAN/DEĞİŞMEZ[>< DEVİNİM]
- STATION :/yerine İSTASYON
- STATISTICS :/yerine İSTATİSTİKLER
- STATÜ[Fr. < STATUT] değil/yerine/= KONUM/DURUM/KOŞUL
- STATÜ[Fr.] değil/yerine/= TÜZÜK
- STATÜKO[Lat.] değil/yerine/= SÜRERDURUM/SÜREGİDEN DURUM SÜRERDURUM
- STATUS :/yerine DURUM, STATÜ
- STAY :/yerine KALMAK
- STAZ/STASIS[İng.] değil/yerine/= DURGUNLUK
- STEADY :/yerine İSTİKRARLI
- STEAL :/yerine ÇALMAK
- STEEL :/yerine ÇELİK
- STEM/CELL[İng.] değil/yerine/= KÖK GÖZE
- STEM/SCIENCE, TECHNOLOGY, ENGINEERING, MATHEMATICS[İng.] değil/yerine/= FEN, TEKNOLOJİ, MÜHENDISLİK, MATEMATİK
- STENOGRAF değil/yerine/= İMYAZMAN
- STENOGRAFİ değil/yerine/= İMYAZIM
- STENOZ/STENOSIS[İng.] değil/yerine/= DARLIK
- STENT[İng.] değil/yerine/= KAFESÇİK
- STEP :/yerine ADIM
- SİTEP/STEP[İng.] değil/yerine/= ADIM
- STEPNE[Fr.]/İSTEPNE değil/yerine/= YEDEK TEKER
- STEREOTİP/STEREOTYPE[İng.] değil/yerine/= KALIP
- STEREOTİPİK/STEREOTYPIC[İng.] değil/yerine/= BASMAKALIP
- STERİL değil/yerine/= KISIR
- STERİLİZASYON/STERILIZATION[İng.] değil/yerine/= MİKROPSUZLAŞTIRMA | KISIRLAŞTIRMA
- STERİLİZATÖR/STERİLİZATOR[İng.] değil/yerine/= MİKROPSUZLAŞTIRGAÇ
- STERİL/İZE[Fr.]/STERILE/STERILIZED[İng.]/ değil/yerine/= KISIR (KADIN) | MİKROPTAN ARINMIŞ, MİKROPSUZLAŞ(TIRIL)MIŞ, MİKROPSUZ | KISIR /ARINIK
- STICK :/yerine ÇUBUK, YAPIŞMAK
- STİCKER[İng.] değil/yerine/= ÇIKARTMA
- STICKER değil/yerine/= YAPIŞKI
- STİGMATİZASYON/STİGMATIZATION[İng.] değil/yerine/= DAMGALAMA
- STILE[İng.] değil/yerine/= KILAVUZ ÇUBUK
- STILL :/yerine HÂLÂ
- STİLO[Fr.] değil/yerine/= DOLMAKALEM
- STILOİT/STYLOID[İng.] değil/yerine/= ÇİVİMSİ
- STIMÜLAN/STIMULANT[İng.] değil/yerine/= UYARICI
- STIMÜLASYON/STIMULATION[İng.] değil/yerine/= UYARIM
- STIMÜLATÖR/STIMULATOR[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİKSEL UYARICI ARAÇ
- STİMÜLÜS/STIMULUS[İng.] değil/yerine/= UYARI, UYARAN
- STIR :/yerine KARIŞTIRMAK
- STOCHASTIC REGRESSORS[İng.] değil/yerine/= MODEL BAĞIMLI DEĞİŞKENİN AÇIKLAYICI DEĞİŞKEN ETKİSİNDE OLDUĞUNU RASSAL REGRESYON MODELİ
- STOCK :/yerine STOK, HİSSE
- STOK[İng.] değil/yerine/= YIĞIM, YIĞILIM | YIĞIMLIK
- STOKASTİK[İng.] değil/yerine/= REGRESÖR MODEL
- STOMA[İng.] değil/yerine/= YAPAY AĞIZ
- STOMACH :/yerine MİDE
- STONE :/yerine TAŞ
- STOP :/yerine DURMAK
- STOPAJ[İng.] değil/yerine/= ÖN KESİNTİ
- STORAGE :/yerine DEPOLAMA
- STORE :/yerine MAĞAZA, DEPOLAMAK
- STORM :/yerine FIRTINA
- STORY :/yerine HİKAYE
- STRABISMUS[İng.] değil/yerine/= ŞAŞILIK
- STRAGNANT HİPOKSİ/STRAGNANT HYPOXIA[İng.] değil/yerine/= DURAĞAN HİPOKSİ
- STRAIGHT :/yerine DÜZ, DOĞRU
- STRANGE :/yerine GARİP, TUHAF
- STRANGER :/yerine YABANCI
- STRANGÜLE/STRANGULATED[İng.] değil/yerine/= BOĞULMUŞ
- STRATEGIC :/yerine STRATEJİK
- STRATEGY :/yerine STRATEJİ
- STRATEJİ değil/yerine/= YOLİZLEM
- STRATEJİK MALLAR değil/yerine/= YOLİZLEMLİK TAVARLAR
- STRATEJİK PLAN değil/yerine/= YOLİZLEMSEL TASAR
- STRATEJİ/K değil/yerine/= YOLİZLEM/LİK / YOLİZLEMSEL
- STRATİFİKASYON/STRAFICATION[İng.] değil/yerine/= KATMANLAMA
- STRATİGRAFİ değil/yerine/= KATMANBİLİM
- STRATUS[Lat.] değil/yerine/= KATMANBULUT
( Gri renkli, sise benzeyen fakat yere kadar inmeyen bulut tabakası. )
(1996'dan beri)