Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 17.119 başlık/FaRk ile birlikte,
17.119 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(56/70)


- SEVİLMEYEN İŞ ile/yerine SEVİLEN İŞ

( Zor/çetin gelir. İLE/YERİNE Kolay gelir. )


- SEVİNÇ ile/ve/değil/yerine NEDENSİZ SEVİNÇ


- [SEVİŞİRKEN/DÜZÜŞÜRKEN] YATAĞI:
DİKİNE KULLANMAK ile/ve/yerine YATAY KULLANMAK

( Yatak gıcırtısından kurtulmak için. )


- SEVİYE[Ar.] değil/yerine/= DÜZEY


- SEVİYE ile/değil/yerine FREKANS

( [not] LEVEL vs./but FREQUENCY
FREQUENCY instead of LEVEL )


- SEVİYESİZ/KARŞILIKSIZ/TUTARSIZ İDDİA ile/yerine/değil SEVİYELİ İDDİA

( [not] INCONSISTENT ASSERTION vs./but ASSERTION IN OUTSTANDING
ASSERTION IN OUTSTANDING instead of INCONSISTENT ASSERTION )


- SEVİYORUM ile/ve/değil/yerine YEĞLİYORUM / TERCİH EDİYORUM

( [not] "I LOVE" vs./and/but I PREFER
I PREFER instead of "I LOVE" )


- SEVK ile/ve/>/değil/yerine İDRAK


- ŞEVKET[Ar.] değil/yerine/= BÜYÜKLÜK, ULULUK, YÜCELİK


- SEVMEK:
"SAHİP OLMAK" ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK


- SEVMEK ile/değil/yerine İSTEKLİ SEVMEK

( Sevmek, ihtiyârî değildir! )

( [not] TO LOVE vs./but TO LOVE IN PATIENCE
TO LOVE IN PATIENCE instead of TO LOVE )


- SEVMEMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

( Ölmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< ("Istırap") Yaşamak. )


- SEVMEYİ BIRAKMAK ile/değil/yerine SEVGİMİZİ GÖSTERMEYİ BIRAKMAK


- SEVMİYORUM ile/ve/değil/yerine "BANA HİTAP ETMİYOR"


- SEVR "ANTLAŞMASI" değil/yerine LOZAN ANTLAŞMASI

( 1920 değil/yerine 1923 )

( )


- SEX :/yerine CİNSİYET, SEKS


- SEXUAL :/yerine CİNSEL


- ŞEY ile/ve/değil/yerine/||/<> ÜRÜN


- ŞEY ile/değil/yerine VESİLE


- SEYÂHAT[Ar. < SİYAHAT] değil/yerine/= GEZİ/YOLCULUK


- SEYELAN[Ar.] değil/yerine/= AKI

( Herhangi bir kuvvet alanında, belirli bir düzlemin belirli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri. )


- SEYELÂN[Ar.] değil/yerine/= AKMA, AKINTI | AKI


- ŞEYH ile/değil/yerine DERVİŞ-ŞEYH

( ŞYH: ŞEYTAN - YEZİD - HAR )

( [günümüzde] Çok. İLE Pek yok. )

( Her mürşid derviştir fakat her derviş mürşid olmaz/olamaz. )


- ŞEYİN FELSEFESİ ile/ve/değil/yerine FELSEFE


- SEYİR[Ar.] ile/değil/yerine GİDİŞAT


- SEYİRCİ[Ar.] yerine İZLEYİCİ, DİNLEYİCİ


- ŞEY/LER ARACILIĞIYLA KENDİNDEN HOŞLANMAK ile/ve/yerine/değil ŞEY(LER)DEN HOŞLANMAK

( Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmasıdır. )


- ŞEY/LER ile/ve/değil/yerine/||/<> AN/LAR

( [not] THING/S vs./and/but/||/<> MOMENT/S
MOMENT/S instead of THING/S )


- ŞEYLERİ:
HAYAL ETTİĞİMİZ GİBİ GÖRMEK yerine (ONLARI) OLDUKLARI GİBİ GÖRMEK

( Hayal ettiklerinizin varlığını reddetmeniz daha akıllıca olurdu. )

( Eğer kendinizi her zaman sınamazsanız, gerçek ile hayali ayırt edemezsiniz. )

( Sizi kendinize karşı kör eden, sizin davranışlarınızdır. )

( Düşüncelerinizi ve duygularınızı, sözlerinizi ve eylemlerinizi yakından izlemedikçe ve nedenini ve nasılını bilmeden sizde meydana gelen değişimlere hayretle bakmadıkça, gerçeğe vardığınızı nasıl söyleyebileceksiniz? )

( Düşünülüp hayal edilebilen hiçbir şeyin kendiniz olamayacağını bir kez anladığınızda, imgelemelerinizden kurtulmuş olursunuz. )

( You would be wiser to deny the existence of what you imagine.
If you do not test yourself all the time, you will not be able to distinguish between reality and fancy.
It is your behaviour that blinds you to yourself.
How do you know that you have realised unless you watch your thoughts and feelings, words and actions and wonder at the changes occurring in you without your knowing why and how?
Once you have understood that nothing perceivable, or conceivable can be yourself, you are free of your imaginations. )

( THE THINGS: TO SEE WHAT EVER THEY ARE, AS BEING instead of TO SEE HOW YOU IMAGINE/DREAM )


- SEYRÂN[Ar.] değil/yerine/= GEZME/GEZİNME/GEZİNTİ


- SEYRETMEK yerine DİNLEMEK


- SEYRETMEK değil/yerine/= İZLEMEK


- SEYR-Ü-SEFER[Ar.]/TRAFİK[Fr., İng.] değil/yerine/= GİDİŞ-GELİŞ


- SEYV[İng. < SAVE] değil/yerine/= KAYDETMEK/KORUMAK


- SEYYAH[Ar.]/TURİST[İng.] değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYAH/TURİST değil/yerine/= GEZGİN


- SEYYÂL[Ar.] değil/yerine/= AKIŞKAN


- SEYYANEN[Ar.] değil/yerine/= EŞİT OLARAK


- SEYYANEN[Ar. + Fars.] değil/yerine/= EŞİTÇE


- SEYYÂR[Ar. < SEYR] değil/yerine/= GEZGİN/GEZİCİ

( Belirli bir yeri olmayan. | Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir olan. )


- SEYYAR değil/yerine/= GEZER


- SEYYİÂT[< SEYYİE] değil/yerine/= KÖTÜLÜKLER | SUÇLAR, GÜNAHLAR | KÖTÜLÜĞE KARŞILIK ÇEKİLEN SIKINTILAR


- SEYYİAT ile/değil/yerine/>< HASENAT


- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK


- SEZA[Fars.] değil/yerine/= UYGUN


- SEZARYEN ile/değil/yerine NORMAL DOĞUM

( İTİLÂN: Âşikâr, meydanda olma. | Doğum sırasında, bebeğin görünmesi. )

( İT'ÂM: İkiz doğurma. )

( BIRTH vs. HYSTEROTOMY )


- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KAVRAM


- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SAĞDUYU


- SEZGİSEL ile/değil/yerine/||/<>/< ÇAĞRIŞIMSAL


- SEZGİSEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNSEL

( NOESİS ile NOEMA )


- SEZGİSEL/ÇAĞRIŞIMSAL değil/yerine/>< KAVRAMLARLA


- SEZON[Fr., İng.] değil/yerine/= DÖNEM/MEVSİM


- SF/SALINE SOLUTION[İng.] değil/yerine/= SERUM FİZYOLOJİK


- SFENKS[Yun.] değil/yerine/= YONTU

( Yunan mitolojisinde, geçen yolculara, bazı bilmeceler sorarak, bilmeyenleri yuttuğuna inanılan söylence canavarı. | Mısır'da, eski Mısır'lılar çağından kalma kadın başlı, aslan gövdeli yontu. )


- SFERİK/SPHERICAL[İng.] değil/yerine/= KÜREMSİ


- SFİGMOMANOMETRE/SPHYGMOMANOMETER[İng.] değil/yerine/= KAN BASINÇÖLÇER


- SFS/SEQUENTIAL FORWARD SELECTION[İng.] değil/yerine/= SIRALI İLERİ YÖNLÜ SEÇİM


- SFT/PULMONARY FUNCTION TESTS[İng.] değil/yerine/= SOLUNUM İŞLEV TESTLERİ


- SHADE :/yerine GÖLGE


- SHADOW :/yerine GÖLGE


- SHAKE :/yerine SALLAMAK


- SHALL :/yerine -ECEK, -ACAK


- SHAPE :/yerine ŞEKİL, ŞEKİLLENDİRMEK


- SHARE :/yerine PAYLAŞMAK


- SHARP :/yerine KESKİN


- SHE :/yerine O (KADIN)


- SHEATH[İng.] değil/yerine/= KILIF


- SHEET :/yerine ÇARŞAF, SAYFA


- SHELF :/yerine RAF


- SHELL :/yerine KABUK


- SHELTER :/yerine SIĞINAK


- SHIFT :/yerine VARDİYA, DEĞİŞTİRMEK


- SHINE :/yerine PARLAMAK


- SHIP :/yerine GEMİ


- SHIRT :/yerine GÖMLEK


- SHIT :/yerine BOK


- SHOCK :/yerine ŞOK


- SHOE :/yerine AYAKKABI


- SHOOT :/yerine ÇEKİM YAPMAK, VURMAK


- SHOOTING :/yerine ATEŞ ETME, ÇEKİM


- SHOP :/yerine ALIŞVERİŞ YAPMAK, DÜKKAN


- SHOPPING :/yerine ALIŞVERİŞ


- SHORE :/yerine KIYI


- SHORT :/yerine KISA


- SHORTLY :/yerine KISA SÜRE SONRA


- SHOT :/yerine ATIŞ, ŞUT


- SHOULD :/yerine -MELİ, -MALI


- SHOULDER :/yerine OMUZ


- SHOUT :/yerine BAĞIRMAK


- SHOW :/yerine GÖSTERMEK, ŞOV


- SHOWER :/yerine DUŞ


- SHRUG :/yerine OMUZ SİLKMEK


- SHUNT[İng.] değil/yerine/= ŞANT


- SHUT :/yerine KAPATMAK


- ŞİAR[Ar.] değil/yerine/= BELGİ | ÜLKÜ

( Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik. )


- SİBERNETİK değil/yerine/= GÜDÜMBİLİM


- SICAK YİYECEĞİ/İÇECEĞİ:
ÜFLEMEK değil/yerine SOĞUMASINI BEKLEMEK


- SICAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<> TAZE/LİK


- SİCİL[Ar.] değil/yerine/= KÜTÜK


- SİCİLE KAYIT/TESCİL değil/yerine/= KÜTÜĞE YAZIM/KÜTÜKLEM


- SICK :/yerine HASTA


- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN


- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK

( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )


- ŞİDDETLE değil/yerine HARARETLE


- SIDE :/yerine TARAF


- SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET

( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )


- ŞİF[Erm.] değil/yerine/= KOZA | POSA

( Pamuk kozası. | Şırası alınmış üzüm posası. )


- ŞİFÂHÎ BEYAN değil/yerine/= SÖZLÜ AÇIKLAMA


- ŞİFAİ değil/yerine SÖZEL


- SIFAT-FİİL/PARTİSİP[Fr.] değil/yerine/= NİTEM EYLEM/ORTAÇ

( Tümleç alabilen, ad ve sıfat gibi kullanılan, eylem soylu sözcük. )


- SIFAT değil/yerine/= NİTEM


- SIFAT-I NOKSAN ile/değil/yerine/||/<>/>< SIFAT-I KEMÂL

( Bilgisizlik/cehalet. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilgililik/bilgelik. )

( Cehl. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< İlim. )


- SIFIR ile/ve/değil/yerine/||/<> SINIR


- ŞİFONYER[Fr. CHIFFONNIER] değil/yerine/= DOLAP

( Çekmecelerine, çamaşır konulan dolap. )


- ŞİFRE değil/yerine/= GİZGE


- [hem] ŞİFRELEME ile/ve/değil/yerine/hem de/<>/>/< VERİYİ/BİLGİYİ GİZLEME

( [not] CODING vs./and/but/also/<>/>/< STEGANOGRAPHY
STEGANOGRAPHY instead of CODING )


- SİFTAH[Ar. < İSTİFTAH] değil/yerine/= İLK ALIŞVERİŞ/İLK KEZ

( Siftah etme. | Başlama, başlanılma. | Açma, açılma. )


- sig.[Lat. < SIGNA, SIGNETUR] değil/yerine/= TARİF ET, İLÂCIN KULLANILIŞINI ETİKETE YAZ


- SİGA/SAGA/SIYGA[Ar.] değil/yerine/= KİP

( Fiilin çekiminden oluşan türlü biçimlerden her biri. | Kalıba dökmek. )


- SİGARA İÇİLMEYEN BÖLÜM yerine SİGARA İÇİLEN BÖLÜM

( NONSMOKING AREA instead of SMOKING AREA )


- SİGARA (İÇMEK) yerine BİSİKLET(E) (BİNMEK)


- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA" değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA

( Burayı tıklayarak izleyiniz... )


- SIGH :/yerine İÇ ÇEKMEK


- SIGHT :/yerine GÖRÜŞ, MANZARA


- SIGN :/yerine İŞARET, İMZALAMAK


- SIGNAL :/yerine SİNYAL, İŞARET


- SIGNIFICANCE :/yerine ÖNEM


- SIGNIFICANT :/yerine ÖNEMLİ


- SIGNIFICANTLY :/yerine ÖNEMLİ DERECEDE


- SİGORTA[İt.]/ASFALYA[Yun.] değil/yerine/= KORUNÇ


- SIHHAT[Ar.] değil/yerine/= SAĞLIK


- SIHHÎ TESİSAT değil/yerine/= SAĞIL DÖŞENEK


- SIHHÎ değil/yerine/= SAĞIL


- ŞİİR:
HAKİKATTEN DEĞİLSE ile/değil/yerine HAKİKATTEN İSE

( "Baykuşun sesi". İLE/DEĞİL/YERİNE "Bülbülün sesi". )


- ŞİİR OKUMAK ile/ve/değil/yerine ŞİİR YAZMAK


- ŞİİR/POEM değil/yerine/= OZ


- ŞİİRSEL/LİK ile/ve/değil/yerine SİMGESEL/LİK


- SİKATRİS değil/yerine/= (KAPANMIŞ, İYİLEŞMİŞ) YARA YERİ


- ŞİKÂYET ETMEK/SÖYLENMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK


- ŞİKÂYET ETMEK ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK


- ŞİKAYET ETMEK değil/yerine/= YETKEYE BİLDİRMEK


- [ne yazık ki]
ŞİKÂYET ile İSRAF ile SIRADÜZENSİZLİK[ANARŞİ] ile BASKI/İSTİBDÂD ile İFRÂD-TEFRÎT
değil/yerine/><
KANAAT ile İNFAK ile HUZUR/SELÂMET ile ADÂLET ile İSTİKÂMET

( [ne yazık ki]
Bilgisizlik + Yoksulluk >= Şikâyet İLE
Bilgisizlik + Varsıllık >= İsraf İLE
Bilgisizlik + Özgürlük >= Anarşi İLE
Bilgisizlik + Güç >= Baskı/İstibdâd İLE
Bilgisizlik + Din >= İfrâd - Tefrit İLE

DEĞİL/YERİNE/><

Bilgi/(b)ilim + Yoksulluk >= Kanaat İLE
Bilgi/(b)ilim + Varsıllık >= İnfâk İLE
Bilgi/(b)ilim + Özgürlük >= Huzur, Barış/Selâmet İLE
Bilgi/(b)ilim + Güç >= Adâlet İLE
Bilgi/(b)ilim + Din >= Yön/İstikâmet )


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET

( COMPLAINT vs./and ASTONISHMENT/AMAZEMENT
ASTONISHMENT/AMAZEMENT instead of COMPLAINT )


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/></>/< HİKÂYET

( Yaşanılmış bir sorun üzerine konuşulduğunda, o konuya değinmenin gereği, sorunun kendini değil daha sonraki durum ve/ya da süreçlerde, kişinin, davranış-tutumlarını ve dilini düzeltmesine, gelişerek değişmesine katkıda bulunulacak biçimde düşünülmeye/konuşulmaya çalışılmasıdır. Biri, bir sorundan konu açıyorsa, bunu, o sorundan "şikâyet ediyor" olarak değil daha sonrası için bir çözüm arıyor ve/ya da sunuyor olarak düşünmek/konuşmak ve algılamaya çabalamak gerekir. Bir serzeniş ya da isyan olarak algılanmamalıdır.

Bu tür durumlarda, ötekine bilgi vererek, değinilecek konu/sorun için, "Benimki/bizimki*, bir şikâyât değil hikâyât![olan-bitenin öyküsü/hikâyesi]" biçiminde, öncelikle, kişinin kendinde ve daha sonra çevresinde, adâleti ve dengeyi sağlamasına destek vermek üzere, çevresiyle olan iletişimini ve ilişkisini sürekli kılmak üzere, bir bilgi verilir ve/ya da açıklama/anımsatma/uyarı yapılır.

[ * "Bizimki" sözü/sözcüğü, "bu konuda/alanda, bu ayrıntılarda, ben ve benim gibi düşünenler" olarak/anlamında ve bencilliğe/tekbenciliğe düşülmemesi için kullanılır. ] )


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine RİCÂ

( [not] COMPLAINT vs./and/but REQUEST
REQUEST instead of COMPLAINT )


- ŞİKÂYET ile/değil/yerine ŞÜKÜR

( Derdi artırır. İLE/DEĞİL/YERİNE Nimeti artırır. )


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine/||/<> TESPİT


- ŞİKÂYETÇİ/MÜŞTEKÎ[Ar.] değil/yerine/= YAKINAN


- SIKÇA KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSATMAK


- SİKE SİKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SÖKE SÖKE (AL[DIR]MAK/YAP[TIR]MAK)


- ŞİKESTE[Fars.] değil/yerine/= DARGIN, KIRILMIŞ/KIRGIN

( Kırılmış, kırık. | Yenilmiş, yenik düşmüş. | Gücenmiş, kırgın, kederli. )


- SIKINTI ZAMANINDA ALLAH DEMEK yerine GENİŞ ZAMANDA ALLAH'I ZİKRETMEK


- SIKINTI ile/ve/değil/yerine/<> KARANLIK

( Duygu durumu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Algı durumu. )

( Zorlamalı, değişken, keyfî. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Zorunlu, doğal. )


- SIKLET değil/yerine/= YÜK/AĞIRLIK


- SİKLİK/CYCLIC[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜSEL


- SİKLOTRON/CYCLOTRON[İng.] değil/yerine/= YÜKLÜ PARÇACIK HIZLANDIRICI


- SİKLUS/CYCLE[İng.] değil/yerine/= DÖNGÜ


- SİL değil/yerine/= KİRPİK TELSİ


- SILAYT değil/yerine/= SAYDAM


- SILENCE :/yerine SESSİZLİK


- SILENT :/yerine SESSİZ


- SİLİKON ile/ve/değil/yerine GRAFEN

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Saf karbonun saydam biçimi. )

( Ayrıntıları için burayı tıklayınız... )


- SİLİNDİR değil/yerine/= YUVAK/YUVGU


- SİLMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK


- SİLO[Yun.] değil/yerine/= SARPIN

( Tahıl kuyusu, zahire ambarı. | Ekmeği koymaya yarayan, dört gözlü sandık. )


- SİLSİLE[Ar.] değil/yerine/= DİZİ

( Birbirine bağlı, birbiriyle ilgili şeylerin oluşturduğu dizi, sıra. | Bilinen en eski atalardan, yaşayan torunlara kadar aile sırası. )

( SERIES, CHAIN | GENEALOGY vs. SERIAL )


- PLAKET/ŞİLT[İng. SHIELD] değil/yerine/= ERGİLİK

( Üzerine, genellikle bir kurum ya da kuruluşun adı, işareti kazınmış ya da basılmış olan ve armağan olarak bir kişiye ya da takıma verilen levha. )


- SİLÜET[Fr. < SILHOUETTE] değil/yerine/= GÖLGE/KARALTI/KARARTI


- SILVER :/yerine GÜMÜŞ


- ŞIMARIK ile/ve/değil/yerine SAMİMİ

( ŞOPAR ile/ve/değil/yerine ... )


- SİMBİYOTİK/SYMBIOTIC[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAR


- SİMBİYOZ/SYMBIOSIS[İng.] değil/yerine/= ORTAK YAŞAM


- ŞİMENDİFER[Fr. CHEMIN DE FER] değil/yerine/= DEMİR YOLU | TREN


- SİMETRİ/K[İng.]/MÜTENAZIR[Ar.] değil/yerine/= BAKIŞIM/LI

( İki ya da daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu. | [mat.] Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur. )


- SİMGESEL/LİK ile/ve/değil/yerine/<>/hem de İŞLEVSEL/LİK

( [not] SYMBOLIC/NESS vs./and/but/<>/also FUNCTIONAL/NESS
FUNCTIONAL/NESS instead of SYMBOLIC/NESS )


- SIMILAR :/yerine BENZER


- SIMILARLY :/yerine BENZER ŞEKİLDE


- ŞİMİOTAKSİ[Fr. CHIMIOTAXIE] değil/yerine/= KİMYA GÖÇÜMÜ


- ŞİMİOTROPİZM[Fr. CHIMIOTROPISME] değil/yerine/= KİMYA DOĞRULUMU


- SIMPLE :/yerine BASİT


- SIMPLY :/yerine SADECE, BASİTÇE


- TAHTA KAŞIK'TA:
ŞİMŞİR ile/ve/değil/yerine SANDAL AĞACINDAN


- SİMÜLASYON/SİMÜLATÖR[Fr.] değil/yerine/= BENZETİM/BENZETİMLİK | SAYRIMSAMA


- SİMÜLATÖR/SIMULATOR[İng.] değil/yerine/= BENZETEÇ


- SİMÜLE HASTA/SIMULATED PATIENT[İng.] değil/yerine/= SÖZDE SAYRI


- SİMULTANE ÇEVİRİ yerine ARDIL ÇEVİRİ


- SİMÜLTANE/SIMULTANEOUS[İng.] değil/yerine/= EŞ ZAMANLI


- SIN :/yerine GÜNAH


- SINAAT/ZANAAT ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SANAT

( Tasarım. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Yaratıcı imgelem. )

( İşlevi/nde olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> İşlevinden/görünüşünden arındırılmış olan. )

( Aktarılabilir, tekrarlanabilir, devredilebilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Aktarılamaz, tekrarlanamaz, devredilemez. )

( [not] CRAFT vs./and/||/<>/>/but ART
ART instead of CRAFT )


- SINCE :/yerine -DEN BERİ, ÇÜNKÜ


- SİNDİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEZDİRMEK


- SINE QUA NON[Lat.]/ABSOLUTE MUST[İng.] değil/yerine/= OLMAZSA OLMAZ


- SİNEMA değil/yerine/= ÇELKİTEY


- SINERJİ/SYNERGY[İng.] değil/yerine/= ARTI ETKİ | YÖNDEŞ ETKİ


- SINERJİK/SYNERGIC[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLİ 2 .ARTI ETKİLİ


- SINERJIST/SYNERGIST[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKIN | ARTI ETKIN


- SINERJİZM/SYNERGISM[İng.] değil/yerine/= YÖNDEŞ ETKİLEME | ARTI ETKİLEME


- SINEŞİ/SYNECHIA[İng.] değil/yerine/= YAPIŞIKLIK


- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU


- SING :/yerine ŞARKI SÖYLEMEK


- SINGER :/yerine ŞARKICI


- SINGLE :/yerine TEK, BEKAR


- SINGREFT/SYNGRAFT[İng.] değil/yerine/= TIPKI İKİZ YAMASI


- SİNGULUM/CINGULUM[İng.] değil/yerine/= KUŞAK, HALKA


- SINIF ile/değil/yerine DAL


- SINIF ile/ve/değil/yerine KESİM


- SINIF/DERSHANE değil/yerine/= ÖĞREŞLİK/ÖĞRETEY


- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)

( [not] CLASSIFICATION vs./but CATEGORY
CATEGORY instead of CLASSIFICATION )


- SINIFLAMA ile/yerine/değil SONSAL/BÜTÜNCÜL SINIFLAMA(KATEGORİ)

( ... ile/yerine/değil DEME KALIPLARI )

( [not] CLASSIFICATION vs. CATEGORY
CATEGORY instead of CLASSIFICATION )


- SINIR/HADD ile/ve/değil/yerine EŞİK


- SINIR ile/ve/değil/yerine/<> ÇARE

( Çare/ler... [için burayı tıklayınız] )


- SINIR ile/ve/<>/değil/yerine ÇERÇEVE


- SİNİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIR


- SİNİRCE ile/değil/yerine KORUYUCULUK

( TAASSUB ile/değil/yerine MUHAFAZAKÂRLIK )


- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ELEŞTİRİ


- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine KONUMLANDIRMA


- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine EŞİKLERİ BİLMEK


- SINIRLARI BİLMEK ile/ve/değil/yerine öncelikle EŞİKLERİ BİLMEK


- SINIRLI EVREN TASAVVURU ile/değil/yerine SINIRSIZ EVREN TASAVVURU


- SİNISTER LEFT[İng.] değil/yerine/= SOL | SOLDAKİ


- SINK :/yerine BATMAK, LAVABO


- SİNN-İ İNHİTÂT değil/yerine/= ÇÖKKÜNLÜK DÖNEMİ


- SİNOFRİ/SYNOPHRYS[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK KAŞ


- SİNOVİYA/SYNOVIA[İng.] değil/yerine/= EKLEM SIVISI


- SİNTILASYON/SCINTILLATION[İng.] değil/yerine/= SAÇILIM


- SİNYAL[İng.,Fr. < SIGNAL] değil/yerine/= İMLEM


- SİPER[Fars.]/KAZAMAT[Fr. < CASEMATE] değil/yerine/= KUYTU, DULDA[yerel]

( Yağmur, güneş ve yelin etkileyemediği, gizli, kuytu yer. | Esirgeme, koruma. )

( KAZAMAT: Toplardan, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper. )

( Kışın duldasında, yazın gölgesinde. )


- SİPER-İ SAİKA[Ar.]/PARATONER[Fr. < PARATONNERRE]["PARATONEL" değil!] değil/yerine/= YILDIRIMSAVAR/YILDIRIMKIRAN/YILDIRIMLIK


- ŞİPŞAK ile/değil/yerine/= ÇABUCAK


- SIR ile/değil/yerine/>< AKIL


- SIR :/yerine BAYIM


- SİRÂC[Ar.] değil/yerine/= IŞIK, KANDİL, MUM, GÜNEŞ


- SIRADAN BİRİ ile/yerine/değil HERHANGİ BİRİ


- SIRADAN KİŞİ değil/yerine ETİK VE ESTETİK KİŞİ

( ... DEĞİL/YERİNE Bilgeliğin, etiğe; sanatın da estetiğe dönüştürmesiyle. )


- SIRADAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YALIN


- SIRADANLAŞMAK ile/ve/değil/yerine/<>/>< "UYUM SAĞLAMAK/GÖSTERMEK"


- SIRÂT[Ar.] değil/yerine/= YOL


- SIRÂT/TÂRİK[Ar.] değil/yerine/= YOL


- SİRÂYET[Ar.] değil/yerine/= GEÇME/BULAŞMA


- SİREN değil/yerine/= ÜNLER


- SIR/ESRAR değil/yerine/= GİZ


- ŞİRİN değil/yerine/= SEVİMLİ


- ŞIRINGA[İng. < SYRINGE]/ENJEKTÖR değil/yerine/= İĞNE


- SIRITMAK ile/değil/yerine GÜLMEK

( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )

( TO GRIN vs. LAUGHING
LAUGHING instead of TO GRIN )


- ŞİRK/ZINDIKLIK ile/ve/değil/yerine TEVHİD

( Herşeyi hem birbirinden ayrı, hem de birbirinin aynısı görmek. )

( O'nu bilen, başka ne bilir ki, şirk'e düşe? )


- ŞİRK[Ar.] değil/yerine/= EŞKOŞMAK


- SİRKADİYEN/CIRCADIAN[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK


- SİRKADİYEN RITIM/CIRCADIAN RHYTHM[İng.] değil/yerine/= GÜNLÜK DİZEM


- ŞİRKET HİSSESİ değil/yerine/= ORTAKLIK PAYI


- SİRKÜLASYON/CIRCULATION[İng.] değil/yerine/= DOLAŞIM