Bugün[02 Ocak 2026]
itibarı ile 16.986 başlık/FaRk ile birlikte,
16.986 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(45/69)


- NÖROTRANSMİSYON/NEUROTRANSMİSSION[İng.] değil/yerine/= AŞIRTMALI SİNİR İLETİ


- NÖROTRANSMİTER/NEUROTRANSMİTTER[İng.] değil/yerine/= KİMYASAL SİNİR ULAĞI


- NORTH :/yerine KUZEY


- NORTHERN :/yerine KUZEYLİ


- NOSE :/yerine BURUN


- NOSİSEPTÖR/NOCICEPTOR[İng.] değil/yerine/= AĞRI ALMACI


- NOSQL/NOT ONLY STRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMAMIŞ SORGU DİLİ


- NOSTALJİ değil/yerine/= GÜNDEDÜN


- NOSTALJİ[NOST: Eve dönüş. | ALGIA: Özlem/hasret.] değil/yerine/= YURTSAMA

( Sıla/memleket özlemi. Vatan özleminin hastalık haline gelişi. )


- NOSYON[Fr./İng. < NOTION] değil/yerine/= KAVRAM

( Bir şey üzerindeki gerekli bilgi, kavram. )


- NOT BIRAKMAK yerine NOT İLETMEK


- NOT :/yerine DEĞİL


- NOTA değil/yerine/= KÜYGE, KÜĞGE, YÜĞGE


- NOTE :/yerine NOT, NOT ALMAK


- NOTER/LİK değil/yerine/= ONAYCI/ONAYMAN/ONAYTAY


- NOTHING :/yerine HİÇBİR ŞEY


- NOTICE :/yerine FARK ETMEK


- NOTION :/yerine KAVRAM


- NÖTR/NEUTER[İng.] değil/yerine/= ETKİSİZ | YÜKSÜZ | YANSIZ


- NÖTRALİZASYON[İng. < NEUTRALIZATION] değil/yerine/= ETKİSİZLEŞTİRME/YANSIZLAŞTIRMA


- NÖTRALİZASYON/NEUTRALIZATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSÜZLEŞTİRME | ETKİSİZLEŞTİRME


- NOUS[Yun.] değil/yerine/= EVRENİN DÜZENLEYİCİ İLKESİ


- NOVEL :/yerine ROMAN, YENİ


- NOW :/yerine ŞİMDİ


- NOWHERE :/yerine HİÇBİR YERDE


- NOZOKOMİYAL/NOSOCOMIAL[İng.] değil/yerine/= HASTANE KAYNAKLI


- NOZOLOJİ/NOSOLOGY[İng.] değil/yerine/= SAYRILIK SINIFLANDIRMA BİLİMİ


- n.p.o.[Lat. < NULLA PER OS] değil/yerine/= AĞIZDAN HİÇBİR ŞEY ALINMAYACAK


- NSH değil/yerine PSH


- NUCLEAR :/yerine NÜKLEER


- NÜFUS[Ar.]/POPÜLASYON[İng./Fr. < POPULATION] değil/yerine/= ÇOĞA | TOPLULUK


- NÜFÛZ ETMEK değil/yerine/= İÇEGEÇMEK/İÇİNE İŞLEMEK


- NÜFUZ/LU değil/yerine/= SÖZÜGEÇİ/SÖZGEÇİRİCİLİK / SÖZÜGEÇER


- NÜKLEER değil/yerine ÇEKİRDEKSEL


- NÜKLEİK ASIT/NUCLEİC ACİD[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK ASIDİ


- NÜKLEOL/NUCLEOL[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEKÇİK


- NÜKLEOPLAZMA değil/yerine/= ÇEKİRDEK SIVISI


- NÜKLEOTİT/NUCLEOTİDE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK YAPI TAŞI


- NÜKLEUS/NÜVE/NUCLEUS[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEK


- NÜKS/RECURRENCE[İng.] değil/yerine/= YINELENME


- NÜKUL değil/yerine/= CAYIM


- NUMARA değil/yerine/= SAYIT


- NÜMAYİŞ değil/yerine/= GÖSTERİ


- NÜMÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= GÖSTERİŞ


- NUMBER :/yerine SAYI


- NUMEN değil/yerine/= ÖZİÇ


- NÜMERASYON değil/yerine/= SAYILAMA


- NUMEROUS :/yerine ÇOK SAYIDA


- NÜMÜLER/NUMMULAR[İng.] değil/yerine/= PARA BÜYÜKLÜĞÜNDE VE BİÇİMINDE


- NUMUNE/SAMPLE[İng.] değil/yerine/= ÖRNEK


- NUMUNE/EMSAL değil/yerine/= ÖRNEK


- NÜMUNE[Fars.]/MOSTRALIK[İt.] değil/yerine/= GÖSTERMELİK

( Göstermelik. | Kötü ya da yersiz davranışlarıyla göze batan kişi. )


- NUR/ZİYÂ[Ar.] değil/yerine/= IŞIK/AYDINLIK


- NURSE :/yerine HEMŞİRE


- NUT :/yerine KURUYEMİŞ, FINDIK


- NÜTASYON/NUTATION değil/yerine/= ÜĞRÜM, DÖNDERGEÇ, BAŞ SALLAMALARI

( Yer'in dönme ekseninin, yaptığı koni devinimi boyunca dalgalanması. )


- NÜTRİSYON/NUTRITION[İng.] değil/yerine/= BESLENME


- NUTUK ATMAK ile/değil/yerine ÖĞÜT VERMEK

( Hiçbir ârif, "nutuk" atmaz. )


- NUTUK/HİTÂBE/DİSKUR değil/yerine/= SÖYLEV/SÖYLERGE

( ATATÜRK'ÜN GENÇLİĞE HİTABI


      Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk cumhuriyetini, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.

      Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur.

Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir.

İstikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahili ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraatini düşünmeyeceksin!

Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir.

İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, tüm dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler.

Cebren ve hile ile aziz vatanın, tüm kaleleri zapt edilmiş, tüm tersanelerine girilmiş, tüm orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir.

Tüm bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler.

Hatta bu iktidar sahipleri, şahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhid edebilirler.

Millet, fakr u zarûret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.



      Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen;
Türk istiklâl ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda, mevcuttur!



ATATÜRK

(Nutuk, 20 Ekim 1927)

)


- NUTUK ile/ve/değil/yerine/<>/=/||/hem de ÖĞÜT


- NÜVE değil/yerine/= ÇEKİRDEK


- NÜVE değil/yerine/= NENÖZ


- NYHA/NEW YORK HEART ASSOCİATION[İng.] değil/yerine/= NEW YORK KALP DERNEĞİ


- O DA HAKLI, O DA, O DA ile/değil/yerine HER BİRİNDE, HAKLILIK PAYI VAR


- O-EMRAM/OUTPATIENT ELECTRONIC MEDICAL RECORD ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= AYAKTAN HASTA ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT BENIMSEME MODELİ


- O OLMAK ile/ve/değil/yerine KENDİN OLARAK, O OLMAK

( [not] BEING THAT LIKE vs./and/but BEING THAT BY SELF
BEING THAT BY SELF instead of BEING THAT LIKE )


- O SEBEPTEN yerine O NEDENLE


- O ZAMAN ile/ve/yerine O HALDE


- O ZAMAN ile/ve/değil/yerine O TAKDİRDE


- O.D./OCULUS DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ GÖZE


- O.S./OCULUS SİNISTER[İng.] değil/yerine/= SOL GÖZE


- O ile/değil/yerine ONDAKİ İLÂHÎ TECELLÎ


- OAA/EVENT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= OLAY AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ


- obduc.[Lat. < OBDUCE, OBDUCATUR] değil/yerine/= SÜRÜLSÜN


- OBELİSK[Fr.] değil/yerine/= DİKİLİTAŞ


- OBEZ/OBESE[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN


- OBEZİTE/OBESITY[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMANLIK


- OBJE[Fr./İng. < OBJECT] değil/yerine/= NESNE


- OBJECT :/yerine NESNE


- OBJECTİVE SENSUALİSM değil/yerine/= NESNEL DUYUMCULUK


- OBJECTIVE :/yerine AMAÇ, NESNEL


- OBJEKTİF["OBJEKTİV" değil!]/OBJECTIVE[İng.] değil/yerine/= NESNEL | MERCEK DÜZENEĞİ


- OBJEKTİF[Fr./İng.] değil/yerine/= MERCEK

( Fotoğraf makinesi, mikroskop, dürbün vb. optik araçlarda nesnelerden gelen ışınları alıp ekran üzerine aktaran mercek ya da mercek düzeni. | Nesnel[subjektif] karşıtı. )


- OBJEKTİF değil/yerine/= NESNEL


- OBJEKTİVİST değil/yerine/= NESNELCİ


- OBJEKTİVİZM değil/yerine/= NESNELCİLİK


- OBLIGATION :/yerine YÜKÜMLÜLÜK


- OBLITERASYON/OBLITERATION[İng.] değil/yerine/= TAM KAPANMA


- OBLITERE/OBLITERATED[İng.] değil/yerine/= KAPANMIŞ


- OBO/OPEN BIOLOGICAL AND BIOMEDICAL ONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= AÇIK BİYOLOJİK VE BİYOMEDİKAL ONTOLOJİ


- OBSERVATION :/yerine GÖZLEM


- OBSERVE :/yerine GÖZLEMLEMEK


- OBSERVER BİAS değil/yerine/= GÖZLEMCİ YANLILIĞI


- OBSERVER :/yerine GÖZLEMCİ


- OBSESİF-KOMPÜLSİF BOZUKLUK/OBSESSIVE-COMPULSIVE DISORDER[İng.] değil/yerine/= TAKINTI-ZORLANTI BOZUKLUĞU


- OBSESİF değil/yerine/= TAKINTILI


- OBSESYON/OBSESSION[İng.] değil/yerine/= TAKINTI


- ZULMET-İ CEHL-İ İLTİZAM[Ar.]/OBSKÜRANTİZM[İng. < OBSCURANTISM] değil/yerine/= BİLMESİNLERCİLİK


- OBSKÜRANTİZM değil/yerine/= KARARTMACILIK


- OBTAIN :/yerine ELDE ETMEK


- ÖBÜR/ÖTEKİ DİLLER ile/ve/<>/değil/yerine TÜRKÇE

( )

( [not] OTHER LANGUAGES vs./and/<>/but TURKISH )


- OBVIOUS :/yerine AÇIK, BARİZ


- OBVIOUSLY :/yerine AÇIKÇA


- OBZERVASYON/OBSERVATION[İng.] değil/yerine/= GÖZLEM


- OCAĞI SÖNDÜRMEK yerine OCAĞI DİNLENDİRMEK


- OCAĞI YAKMAK yerine OCAĞI UYANDIRMAK


- OCCASION :/yerine FIRSAT, VESİLE


- OCCASIONALLY :/yerine ARA SIRA


- OCCUPATION :/yerine MESLEK, İŞGAL


- OCCUPATIONAL DISEASE[İng.] değil/yerine/= MESLEK HASTALIĞI


- OCCUPY :/yerine İŞGAL ETMEK


- OCCUR :/yerine MEYDANA GELMEK


- OCEAN :/yerine OKYANUS


- OCT/OKT/OPTİK KOHERENS TOMOGRAFİ OPTIC COHERENCE TOMOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= GÖRME EŞEVRELİ KESITÇEKİM


- ODAK/LANMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCELİK/LENDİRME


- ODALARDA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ORALARDA

( Işıksız olmak... )

( )


- ODASINA:
"ÇEKTİ" ile/değil/yerine/>< ÇAĞIRDI


- ODD :/yerine TUHAF


- OR/ODDS RATIO[İng.] değil/yerine/= GÖRELİ ORAN


- ODDS :/yerine OLASILIK, İHTİMAL


- ÖDEM/EDEMA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞLİK


- ÖDEV ile/değil/yerine ERDEM

( "Yükleme." İLE/DEĞİL/YERİNE "Yüklenme." )


- ODİTORYUM/AUDİTORIUM[İng.] değil/yerine/= TOPLANTI SALONU


- ODSS/ORGANIZATIONAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÖRGÜTSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- ÖDÜN VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALTTAN ALMAK


- ÖDÜN VERMEK ile/değil/yerine ÖNCELİK YÖNETİMİ


- ODYOGRAM/AUDIOGRAM[İng.] değil/yerine/= İŞİTME ÇİZGESİ


- ODYOVİZÜEL değil/yerine/= GÖRSELİŞİTSEL


- OF ŞOR[İng. < OFF SHORE] değil/yerine/= KIYI BANKACILIĞI


- OF :/yerine -İN, -IN


- OFF-PUMP CERRAHİ/OFF-PUMP SURGERY[İng.] değil/yerine/= ATAN KALPTE CERRAHİ


- OFF :/yerine KAPALI, DIŞINDA


- OFFAL/SAKATAT değil/yerine/= DÜŞÜT


- OFFENSE :/yerine SUÇ, SALDIRI


- OFFENSIVE :/yerine SALDIRGAN


- OFFER :/yerine TEKLİF ETMEK


- OFFICE :/yerine OFİS


- OFFICER :/yerine MEMUR, SUBAY


- OFFICIAL :/yerine RESMİ


- OFİS değil/yerine/= İŞLİK, İŞ YERİ, YAZIHANE


- OFİS[İNG. < OFFICE] değil/yerine/= YAZIHANE


- ÖFKE GÜCÜ" ve "İSTEK/ARZU GÜCÜ" | ile/ve/değil/yerine/<>/> DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE/AKIL GÜCÜ

( Öfkeni, akılla yenemiyorsan, kendini, insandan sayma! )

( Öfkenin her zaman bir nedeni vardır fakat iyi bir nedeni yoktur. )


- ÖFKE:
KUDRET ile/ve/değil/yerine ŞECAAT


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/>< ANLAMA

( Öfkenin olduğu yerde anlama, anlamanın olduğu yerde öfke barın(a)maz. )


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< GÜLÜMSEME :)

( Öfkenin uzaklaştırdığını, gülücükler geri getiremez. )


- ÖFKE yerine HÜZÜN


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ÖKE


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAĞLIKLI ÖFKE


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞECÂAT

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Haksızlığa karşı olan öfke. | Yiğitlik, yüreklilik. )

( Öfkeyi, şecaate çeviren, merhamettir. )

( Merd-i kıptî, şecaat arz ederken sirkatin söylermiş. )


- ÖFKE ile/değil/yerine/>< ŞEFKÂT

( Uzaklaştırır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yakınlaştırır. )


- ÖFKE ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "TEPKİ"


- ÖFKEDE:
GÖZ KIZARIR ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YÜZ KIZARIR

( [Öfke ...]
Gelince. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Gidince. )

( Kâzım[öfkesini tutan/yutan] olmayı yeğle/yelim!) )


- ÖFORİ/EUPHORIA[İng.] değil/yerine/= COŞU


- OFTALMİK/OPHTHALMIC[İng.] değil/yerine/= GÖZ (İLİŞKİLİ)


- OFTALMOLOG değil/yerine/= GÖZBİLİMCİ


- OFTALMOLOJİ/K değil/yerine/= GÖZBİLİM/SEL


- OFTALMOSKOP/OPHTALMOSCOPE[İng.] değil/yerine/= GÖZ İÇİ GÖRECİ


- OFTEN :/yerine SIK SIK


- ÖĞRENİLECEK OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TERK EDİLECEK OLAN


- ÖĞRENİLEN ÖZGÜRLÜK ile/değil/yerine ÖZGÜRLÜK

( [not] LEARNED FREEDOM vs./but FREEDOM
FREEDOM instead of LEARNED FREEDOM )


- ÖĞRENİM/ÖĞRETİM ÜNİVERSİTESİ ile/ve/değil/yerine ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ


- ÖĞRENME ile/ve/<>/yerine ANLAMA

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )

( Bir şeyi iyi anlayın, ulaşmışsınız demektir. )

( Öğrenmek, bildiğini fark etmektir. )

( Tekrarın etkili olabilmesi için anlamlı bir biçimde ve istekle yapılması gerekir. )

( Okuyarak ve/ya da gözlemleyerek ve/ya da deneyimleyerek. İLE/VE/<>/YERİNE Severek. )

( Understand one thing well, and you have arrived. )

( TO LEARN vs./and/<> MEANING
MEANING instead of TO LEARN )


- ÖĞRENME ile/ve/değil/yerine KOŞULLANMA

( DISCIPULUS: ÖĞRENME/LEARNING | DISCIPULA: DÜZEN TAKİBİ/MAINTAINANCE OF ORDER
[not] LEARNING vs./and/but CONDITIONING
CONDITIONING instead of LEARNING )


- ÖĞRENMEK/ANIMSAMAK ile/ve/değil/yerine YARATMAK

( [not] TO LEARN/REMIND vs./and/but TO CREATE
TO CREATE instead of TO LEARN/REMIND )


- ÖĞRENMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ALIŞMAK


- ÖĞRENMEK ile/değil/yerine/||/<>/< KAVRAMAK


- ÖĞRENMEK ile/ve/<>/değil/yerine KEŞFETMEK

( [not] TO LEARN vs./and/<>/but TO DISCOVER
TO DISCOVER instead of TO LEARN )

( ... ile/ve/<>/değil/yerine FAXIAN )


- ÖĞRETİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DAHA FAZLASI


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine AKTARMAK


- ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine ANLA(T)MAK

( En iyi öğrettiğin şey en çok öğrenmen gereken şeydir. )

( Bir kişiye bilgimin bir bölümünü öğrettiğimde, o kişi, bunun öteki üç bölümünü öğrenemezse, dersimi bir kez daha yinelemem. )

( Hocanın derdi öğretmektir, küstürmek değil! )

( [not] TO TEACH vs./and/<>/but TO EXPLAIN
TO EXPLAIN instead of TO TEACH )

( JIAO ile/değil/yerine ... )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DÜŞÜNMELERİNİ SAĞLAMAK


- ÖĞRETMEK ile/ve/<>/değil/yerine GÖSTERMEK

( [not] TO TEACH vs./and/<>/but TO SHOW
TO SHOW instead of TO TEACH )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine KEŞF ETTİRMEK

( [not] TO TEACH vs./and/but TO GET DISCOVER
TO GET DISCOVER instead of TO TEACH )


- ÖĞRETMEK ile/ve/değil/yerine/||/=/<>/< ÖĞRENMEK

( Öğretirken, kendini araya sokmamalı; öğrenirken, "ben varım" dememeli. )

( Öğretirken alçakgönüllülük, öğrenirken o bile değil [tam teslimiyet!(bilgiye tabii! kişiye değil!)]. )

( [öğrenmek] İki kere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Bir kere. )

( Ne yazık ki bildiğini kullanmayanların/uygulamayanların, aklını kullanmayanların/kullanmayacakların kapıldığı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/=/<>/< Aklını kullananların/kullanacakların önceliği. )

( TO TEACH and/||/=/<>/< TO LEARN )


- OGTT/ORAL GLİKOZ TOLERANS TESTİ ORAL GLUCOSE TOLERANCE TEST[İng.] değil/yerine/= ŞEKER YÜKLEME TESTİ


- ÖĞÜT VERMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ/DOĞRU ÖRNEK OLMAK/GÖSTERMEK

( Yolu uzun. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu kısa. )

( Kolay. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Kolay değil". )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<> (İYİ/YETERLİ/NİTELİKLİ) ÖRNEK

( Yolu, uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Yolu, kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖRNEK

( Yolu/süreci uzundur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yolu/süreci kısa ve etkilidir. )


- ÖĞÜTMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/>< ÜRETMEK


- OH OLSUN ile/değil/yerine/>< O OLSUN


- OH :/yerine OH


- OHCA/OUT OF HOSPITAL CARDİAC ARREST[İng.] değil/yerine/= HASTAHANE DIŞI KALP DURMASI


- OIL :/yerine YAĞ, PETROL


- OJE[Fr. < ONGLÉ] değil/yerine/= TIRNAK PARLATICISI


- OK :/yerine TAMAM


- ÖK ile/yerine US

( Akıl. İLE/YERİNE İtaat eden. )


- ÖKARYOT/EUKARYOTE[İng.] değil/yerine/= ÇEKİRDEKLİ


- ÖKARYOT değil/yerine/= GERÇEK ÇEKİRDEKLİ


- OKAY :/yerine TAMAM


- OKDS/ORGANIZATIONAL DECİSION SUPPORT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÖRGÜTSEL KARAR DESTEK DÜZENİ


- OKLÜDER/OCCLUDER[İng.] değil/yerine/= YAPAY TIKAÇ


- OKLÜZİV/OCCLUSIVE[İng.] değil/yerine/= TIKAYICI


- OKLÜZYON/OCCLUSION[İng.] değil/yerine/= TIKANMA


- OKSALİK[Fr.] değil/yerine/= KUZUKULAĞI ASİDİ

( Kuzukulağı gibi çoğu bitkide rastlanılan, özellikle temizleme maddesi olarak kullanılan, keskin, zehirli asit anlamında kullanılır. [HOCO-COOH] )


- OKSİDAN/OXIDANT[İng.] değil/yerine/= OKSİTLEYİCİ


- OKSİDASYON/OKSİTLE(N)ME/OXIDATION[İng.] değil/yerine/= YÜKSELTGE(N)ME


- OKSİDATİF/OXIDATIVE[İng.] değil/yerine/= OKSITLEYEN


- OKSİJENATÖR/OXYGENATOR[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENDİRICİ


- OKSİJENİZASYON/OXYGENATION[İng.] değil/yerine/= OKSİJENLENME


- OKSİMETRİ/OXIMETRY[İng.] değil/yerine/= OKSİJEN ÖLÇÜMÜ


- OKSİT değil/yerine/= YÜKSELTİK


- OKSİYÜR değil/yerine/= SİVRİKUYRUK

( 3-12 mm. uzunluğunda, insanın, özellikle çocukların bağırsaklarında yaşayan, küçük bir solucan. )


- ÖKSÜZ değil/yerine/= ANNESİZ


- OKÜLER değil/yerine/= GÖZLEÇ


- OKUMA:
EKRANDAN ile/değil/yerine KÂĞITTA

( Ekrandan okuma, kâğıt üzerinden okumaya göre %25 daha yavaştır. )


- OKUMA YAPMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YORUM YAPMAK


- OKUYAN/YAZAN ile/ve/değil/yerine OKUR-YAZAR


- OKYANUS/UMMAN[Ar.] değil/yerine/= ANADENİZ


- OKYANUS/FELEK/MUHÎT[< HAVT] değil/yerine/= ÇEVRE

( Herşeyi kuşatan. )


- OLABİLECEKLERİN OLMASI İÇİN UĞRAŞMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< OLMAYABİLECEKLERİN OLABİLMESİ İÇİN SABRETMEK


- OLABİLİR yerine ZAMAN GÖSTERECEK


- OL(A)MADIĞIMIZ GİBİ OLMAK/OLMAYA ÇALIŞMAK ile/değil/yerine OLDUĞUMUZ GİBİ OLMAK


- OLAN ile/ve/<>/değil/yerine OLABİLEN

( Evren/dekiler. İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE İnsan... )


- OLANAK/İMKÂN ile/değil/yerine KİŞİ/İNSAN


- OLANAKLAR ile/ve/değil/yerine/||/<> OLANAKLILIKLAR

( Parça. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bütün. )

( Hedef. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Durum. )


- OLANAKLARIN/KAZANIMLARIN/SORUNLARIN:
İÇİNDE ile/ve/değil/yerine/||/<>/< EŞİĞİNDE
(OLMAK/OLMAMAK)


- OLANAKSIZ ile/değil/yerine/>< OLANAKLI

( Olasılıksız. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Olasılıklı. )

( Farkı, kararlılıktadır. )

( MUHAL ile/değil/yerine/>< MÜMKÜN )


- OLANAKSIZ(İMKÂNSIZ) ile/değil/yerine OLANAKSIZ(İMKÂNSIZ) GİBİ BİR ŞEY

( Olanaksızı isterseniz, size kim yardım edebilir? )

( ÖZDEŞLİK İLKESİ | ÇELİŞMEZLİK İLKESİ | ÜÇÜNCÜ OLASININ/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI )

( If you ask for the impossible, who can help you? )


- OLANAKSIZ/LIK ile/değil/yerine OLANAKLI/LIK

( Aralarındaki tek fark, kararlılık derecesindedir. )


- OLANI/ELDEKİNİ:
BEĞENMEMEK ile/ve/<>/değil/yerine DAHA İYİSİNİ İSTEMEK


- OLANIN, ZARARI değil/yerine/>< OLMASI GEREKENİN, YARARI


- OLANLA(RLA) / OLDUĞU KADARIYLA:
TATMİN/MUTMAİN OLMA(MA)K ile/ve/değil/yerine/||/<> YETİNME(ME)K


- OLAP/ON-LINE ANALYTICAL PROCESSING[İng.] değil/yerine/= ÇEVRİMİÇİ ÇÖZÜMLEYİCİ İŞLEME


- ... OLARAK ile/değil/yerine ... OLARAK DA


- ... OLARAK ile/yerine/değil ... SIFATIYLA


- OLASI (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ) ile/ve/değil/yerine OLASI(LIKLI) (BİR DURUM/SÜREÇ/YANLIŞLIK/KAZA/SONUÇ)


- OLASI) BİR OLUMSUZLUĞU/KAYIBI:
"ESAS ALMAK" değil/yerine ...'YI DA ÖNGÖRMEK/DEĞERLENDİRMEK


- OLASI DEĞİL yerine KOLAY DEĞİL


- OLASI ile/ve/değil/yerine OLASILIKLI


- OLASILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< DENEYİM


- OLASILIKLARA "GÜVENMEK" ile/ve/değil/yerine KENDİMİZE GÜVENMEK

( Anımsa ki, her zaman şanslı olmayabilirsin! )

( [not] TO TRUST THE CHANCE vs./and/but TO TRUST THE SELF
TO TRUST THE SELF instead of TO TRUST THE CHANCE
Remind that, you might not lucky every time! )


- OLAY YERİNDE PARK ETME:
"ARACIN ARKASI" değil/yerine/>< ARACIN ÖNÜ


- OLAYI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ... DURUMU


- ÖLÇMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TARTMAK


- OLD :/yerine YAŞLI, ESKİ


- ÖLDÜ değil/yerine YORULDU GİTTİ


- ... OLDUĞU HALDE ile/ve/değil/yerine ... OLMASINA KARŞIN


- ... OLDUĞU İÇİN ile/ve/değil/yerine ...(DAN) (OLDUĞUNDAN) DOLAYI

( [adın/ismin] -e hali. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE -den hali. )

( DOYMAK İÇİN ile/ve/değil/yerine ACIKTIĞIMDAN DOLAYI )


- VER(EBİL)MEK:
OLDUĞUNDA/BOLLUKTA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMADIĞINDA/KITLIKTA/ZORLUKTA/YOKLUKTA


- ÖLDÜĞÜNDE değil/yerine NEFSİN ÖLÜMÜ TADDIĞINDA


- OLGUNLAŞMAK/TEKÂMÜL (ETMEK) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇEKİRDEĞİNİ KÜÇÜLTMEK


- OLİGARŞİ[Fr. < Yun. OLIGOS: Az. | ARKHEIN: Buyurmak.] değil/yerine/= TAKIMERKİ

( Siyasal erkin, birkaç kişilik bir kümenin elinde bulunduğu yönetim. Aristokrasinin, daralmış biçimi. )


- OLMALI/OLMAMALI ile/değil/yerine OLABİLİR

( POSSIBLE vs. SHOULD/SHOULDN'T BE )


- OLMALI ile/ve/değil/yerine/<> OLABİLİR


- ... OLMALI ile/değil/yerine ... OLMASA DAHA İYİ


- OLMAYANLARI ARAMAK ile/değil/yerine OLANLARI BULMAK/GÖRMEK

( [not] TO SEEK FOR NON-BEINGS vs./but TO SEE(K)/FIND BEINGS
TO SEE(K)/FIND BEINGS instead of TO SEEK FOR NON-BEINGS )


- OLMAZ ÖYLE ŞEY değil/yerine BENİM İÇİN UYGUN DEĞİL / BEN YAPAMAM


- ÖLMEK yerine HAKK'A YÜRÜMEK


- ÖLMEK yerine KALIBI DİNLENDİRMEK


- ÖLMEK ile/ve/değil/yerine OLMAK