Yerine bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 30.885 başlık/FaRk ile birlikte,
30.885 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(26/125)
- DEMEK Kİ ... ile/değil/yerine BELKİ DE ...
- DEBUNCHING[İng.] / DÉCOMPOSITION DU FAISCEAU[Fr.] / BÜNDELVERDERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMET BOZULMASI
- BÜNDELSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMET GERİLİMİ
- BUNCHING VOLTAGE[İng.] / TENSION DE GROUPEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= DEMETLEME GERİLİMİ
- BUNCHER RESONATOR[İng.] / RÉSONATEUR DE GROUPEMENT[Fr.] ile/değil/yerine/= DEMETLEYİCİ REZONATÖR
- DEMEYE GETİRMEK ile/değil/yerine/||/<>/< DEMEYE ÇALIŞMAK
- NOYAU DE FER[Fr.] / EISENKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR ÇEKİRDEK
- EISENWIDERSTAND[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR DİRENÇ
- EISENMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR MIKNATISLIĞI
- IRON CORE[İng.] ile/değil/yerine/= DEMİR ÖZDEK
- HADİD[Osm.] / IRON[İng.] / FER[Fr.] / EISEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMİR
- DEMOCRACY :/yerine DEMOKRASİ
- DEMOCRAT :/yerine DEMOKRAT
- DEMOCRATIC :/yerine DEMOKRATİK
- DEMODE[Fr. < DEMODE] değil/yerine/= MODASI GEÇMİŞ OLAN
- DEMOGRAF[Fr. < DÉMOGRAPHE] değil/yerine/= NÜFUS BİLİMCİ
- DEMOGRAFİ[Fr. < DÉMOGRAPHIE] değil/yerine/= NÜFUS BİLİMİ
- DEMOGRAFİ değil/yerine/= ÇOĞABİLİM
- DEMOGRAFİK[Fr. < DÉMOGRAPHIQUE] değil/yerine/= NÜFUS BİLİMSEL
- DEMOGRAFİ/K / DEMOGRAPHY/DEMOGRAPHIC[İng.] değil/yerine/= ÇOĞA BİLİMİ
- DEMOGRAFİK değil/yerine/= ÇOĞABİLİMSEL/ÇOĞASAL
- DEMOKRASİ değil/yerine/= ELERKİ
- DEMOKRAT[Fr. < DÉMOCRATE] değil/yerine/= DEMOKRASİ YANLISI
- DEMOKRATİK[Fr. < DÉMOCRATIQUE] değil/yerine/= DEMOKRASİYE UYGUN
- DEMONSTRASYON/DEMONSTRATION[İng.] değil/yerine/= TANITIM GÖSTERİSİ
- DEMONSTRASYON[Fr. < DÉMONSTRATION] değil/yerine/= TANITIM GÖSTERİSİ
- DEMONSTRATE :/yerine GÖSTERMEK
- DEMONSTRATION :/yerine GÖSTERİ
- DEMORALİZASYON[Fr. < DÉMORALISATION] değil/yerine/= MORAL ÇÖKÜNTÜSÜ
- DEMORALİZASYON değil/yerine/= ÖZCÜL GÜÇ YİTİMİ
- DEMORALİZE[Fr. < DÉMORALISÉ] değil/yerine/= MORALİ BOZULMUŞ
- DEMORALİZE OLMAK/ETMEK değil/yerine/= ÖZCÜL GÜCÜNÜ YİTİRMEK/BOZMAK
- DENATURATION[İng.] / DENATURATION[Fr.] / DENATURIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENATÜRASYON
- DENDROLOG[Fr. < DENDROLOGUE] değil/yerine/= AĞAÇ BİLİMCİ
- DENDROLOJİ[Fr. < DENDROLOGIE] değil/yerine/= AĞAÇ BİLİMİ
- DENDROLOJİK[Fr. < DENDROLOGIQUE] değil/yerine/= AĞAÇ BİLİMSEL
- DENDROLOJİST[Fr. < DENDROLOGISTE] değil/yerine/= AĞAÇ BİLİMCİ
- TECRÜBE[Osm.] / EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEL
- EXPERIMENTAL REACTOR[İng.] / VERSUCHSREAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEME REAKTÖRÜ
- TRIAL AND ERROR[İng.] / TA TONNEMENTS[Fr.] / VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEME, YANILMA
- DENEME-YANILMA değil/yerine YAŞANMIŞLIKLARDAN DERS ALMAK
- DENEMEK > TAKLİT ETMEK değil/yerine/></>/<> DÜŞÜNMEK
( En acı olan. > En kolay olan. DEĞİL/YERİNE/<>/> En akıllıca olan. )
- DENERVASYON değil/yerine/= SİNİRSİZLEŞME
- CONTROL ROD VALUE[İng.] / VALEUR DE LA BARRE DE CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ÇUBUĞU DEĞERİ
- CONTROL ROD[İng.] / BARRE DU CONTRÔLE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ÇUBUĞU
- CONTROL ELECTRODE[İng.] / ÉLECTRODE DE COMMANDE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM ELEKTRODU
- CONTROL-GRID BIAS[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI BESLEMESİ
- TENSION DE GRILLE DE COMMANDE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI GERİLİMİ
- CONTROL GRID[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM IZGARASI
- CONTROL CHARACTERISTIC[İng.] ile/değil/yerine/= DENETİM KARAKTERİSTİĞİ
- STEUERSTABWERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ÇUBUĞU DEĞERİ
- STEUERSTAB[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ÇUBUĞU
- STEUERELEKTRODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL ELEKTRODU
- STEUERGITTERSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI AKIMI
- STEUERGITTERSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI GERİLİMİ
- STEUERGITTERKENNLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI KARAKTERİSTİĞİ
- STEUERGITTERVORSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI ÖN GERİLİMİ
- STEUERGITTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL IZGARASI
- STEUERCHARAKTERISTIK, STEUERKENNLINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENETİM/KONTROL KARAKTERİSTİĞİ
- DENEY BİLİMLERİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİLİM
- RÉACTEUR EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/değil/yerine/= DENEY TEPKİLEŞİMİ
- TECRÜBE TÜPÜ[Osm.] / TEST TUBE[İng.] / TUBE[Fr.] / REAGENZGLAS, VERSUCH[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY TÜPÜ, DENEME
- EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTONS[Fr.] / EXOTHERMISCHE REAKTION[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY
- DENEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİRİŞİM
( vs./and/||/<>/but/< INTERFERENCE
INTERFERENCE instead of EXPERIMENT )
- DENEYEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖZLEMLEYEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİNLEYEN
( "Aptal/ahmak". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Yarı akıllı". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Akıllı. )
( DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYENİ, DİNLERLER]
DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYEN, RAHAT EDER]
DİNLEYEN, DİNLENİR [DİNLEYEN, DİN SAHİBİ OLUR] )
- DENEYİM ile/değil/yerine/> ÜMİT
( Ümit, her zaman, deneyimi yener. )
- DENEYİMLENİLEBİLECEK OLANIN "İSTENİLMESİ/BEKLENİLMESİ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DENEYİMLEMEKTE OLUNAN
- EXPERIMENTAL, EXPLOSION[İng.] / EXPERIMENTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEYSEL, PATLAMA
- DENEYSEL ile/ve/<>/değil/yerine RASTLANTISAL
- MUNKATİ[Osm.] / EQUILIBRIUM POSITION[İng.] / POSITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSLAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KONUMU
- MUVAZENE ŞARTI[Osm.] / EQUILIBRIUM CONDITION[İng.] / CONDITION D'ÉQUILIBRE[Fr.] / GLEICHGEWICHTSBEDINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE KOŞULU
- EQUILIBRIUM MOLARITY[İng.] / GLEICHGEWICHTS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE MOLARİTESİ
- MUVÂZENE, TEVÂZÜN[Osm.] / EQUILIBRIUM[İng.] / ÉQUILIBRE[Fr.] / BALANCE, GLEICHGEWICHT[Alm.] ile/değil/yerine/= DENGE
- BALANCING[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELEME
- BALANCED EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DENGELİ DENKLEM
- DENGESİZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DALGALI
- DENGİNİ ARAMAK/ARAYAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KENDİNİ ARAMAK/ARAYAN
( "Küçük zihinliler". DEĞİL/YERİNE İleri zihinliler. )
- KELP[İng.] / VARECH[Fr.] / SEEGRAS[Alm.] ile/değil/yerine/= DENİZ ALGI
- DENİZ OTOBÜSLERİNDE:
AUTHORISED PERSONNEL ONLY yerine ANCAK YETKİLİ KİŞİ GİREBİLİR
- DENİZİN:
"KABARMASI" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DALGALANMASI
- EQUAL-ENERGY SOURCE[İng.] / SOURCE D'ÉNERGIE ÉQUILIBRÉE[Fr.] ile/değil/yerine/= DENK ENERJİ KAYNAĞI
- ŞUÂ-İ MUDÂDİL[Osm.] ile/değil/yerine/= DENK VEKTÖR
- MUADELLE[Osm.] / EQUATION[İng.] / ÉQUATION[Fr.] / GLEICHSPOLIG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEM
- MUVÂZENE TEMİN ETME[Osm.] / EQUALIZATION[İng.] / BALANCER, ÉGALISATION[Fr.] / AUSGLEICHUNG, GLEICHSETZUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DENKLEŞTİRME
- DENSİZ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< HEVESLİ/LİK
- DENY :/yerine İNKAR ETMEK
- DEOXYRIBONUCLEIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= DEOKSİRİBONÜKLEİK ASİT, DNA
- DEONTOLOJİ[Fr. < DÉONTOLOGIE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMİ
- DEONTOLOJİ/DEONTOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ MESLEK AHLÂKI BİLİMİ, DAVRANIŞ KURALLARI BİLİMİ
- DEONTOLOJİK.[Fr. < DÉONTOLOGIQUE] değil/yerine/= ÖDEV BİLİMSEL
- DEONTOLOJİ/K değil/yerine/= ÖDEVBİLİM/SEL / ÖDEVSEL
- DEONTOLOJİST değil/yerine/= ÖDEVBİLİMCİ
- DEONTOLOJİZM değil/yerine/= ÖDEVBİLİMCİLİK
- DEPAR[Fr. < DÉPART] değil/yerine/= ÇIKIŞ
- DEPAR[Fr.] değil/yerine ÇIKIŞ
- DEPARTMAN[Fr. < DÉPARTEMENT] değil/yerine/= BÖLÜM
- DEPARTMAN değil/yerine/= BÖLÜM | ANA BİLİM DALI
- DEPARTMENT :/yerine DEPARTMAN, BÖLÜM
- DEPEND :/yerine BAĞLI OLMAK
- DEPENDENT :/yerine BAĞIMLI
- DEPENDING :/yerine BAĞLI OLARAK
- DEPERSONALIZATION[İng.] değil/yerine/= DEPERSONALİZASYON
( (Psikolojide) Bireyin kendisinin ya da çevresinin gerçek olmadığını hissetmesi durumu. Birey, zihninin vücudundan ayrıldığını ve vücut uzuvlarının boyutlarının değiştiğini hissedebilir, bazı durumlarda kendisini bir makineymiş gibi algılayabilir ve vücudunu uzaktan gördüğünü düşünebilir.[1]
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEPICT :/yerine TASVİR ETMEK
- DEPLASMAN/DISPLACEMENT[İng.] değil/yerine/= YER DEĞİŞTİRME
- DEPLAZMOLİZ değil/yerine/= SU ALMA/YUTMA
- DEPLESYON/DEPLETION[İng.] değil/yerine/= TÜKENME | SİLINME
- DEPLESYON değil/yerine/= TÜKENME
- DEPO/KÖMÜRLÜK değil/yerine EV/OFİS/APARTMAN/PARK
- DEPO değil/yerine/= YIĞ
- BOUCLE DE LA MÉMOIRE D'ÉLECTRON-POSITRONIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEPOLAMA HALKASI
- DEPOLANANIN DİLİ ile/ve/değil/yerine KULLANILANIN DİLİ
- DEPOLARİZASYON/DEPOLARIZATION[İng.] değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPOLARİZASYON değil/yerine/= KUTUPSUZLAŞMA
- DEPOZİT değil/yerine/= GÜVENCE AKÇESİ
- DEPREMDE:
RICHTER ÖLÇÜMÜ ile/ve/yerine MMS[Moment Magnitude Scale-Moment Büyüklüğü Ölçeği]
( 600 km.lik mesafede meydana gelen sismik dalgaları ya da titreşimi ölçer. İLE/VE/YERİNE Depremin açığa çıkardığı enerjinin ifade edilmesidir. Fayın iki parçası arasındaki kayma mesafesini etkilenen toplam alanla çarpar. )
( Deprem nedir?
Yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına denir.
Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak biçimde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.
Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yer yuvarı içinde ne biçimde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili öteki konuları inceleyen bilim dalına "sismoloji" denir.
Magnitüd(büyüklük) ve şiddet arasındaki fark nedir?
Magnitüd(büyüklük), depremin kaynağında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü; şiddet ise depremin yapılar ve insan üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Depremlerin ardından açıklanan 4.1, 5.6, 3.2 gibi sayılar, depremin büyüklüğüdür.
Depremin magnitüdü (büyüklüğü) nasıl ölçülür?
Depremin magnitüdü, belirli bir zaman diliminde kaydedilen sismogram üzerindeki deprem dalgalarının genliğinin logaritması olarak tanımlanır.
ML (Richter Ölçeği): 1930 yılında Charles Richter tarafından geliştirilmiştir ve dalga genliğinin logaritması olarak tanımlanır. Açıklanan ölçümlerde depremin farklı dalgalarına göre MB, MS, MW ve MD olarak verilen büyüklükler Richter ölçeğine göre hesaplanan diğer büyüklük birimleridir.
Depremin şiddeti nedir?
Depremin yer yüzeyindeki etkileri depremin şiddeti olarak tanımlanır. Şiddetin ölçüsü, kişilerin deprem sırasında uykudan uyanmaları, mobilyaların hareket etmesi, bacaların yıkılması ve toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüne alınarak yapılır. Şiddeti tanımlamak için birçok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeğidir (Modified Mercalli (MM) Intensity Scale). Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp tamamen gözlemsel bilgilere dayanır.
P ve S dalgası nedir?
P dalgası: Kayıtçılara ilk ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı kabuğun yapısına göre 1.5 ile 8 km/sn arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusundadır (boyuna dalga). Yıkım etkisi düşüktür.
S dalgası: Kayıtçılara ikincil olarak ulaşan deprem dalgasıdır. Hızı P dalgası hızının yüzde 60'ı ile yüzde 70'i arasında değişir. Tanecik hareketleri yayılma doğrultusuna dik ya da çaprazdır (enine dalga). Yıkım etkisi yüksektir.
Artçı Deprem(Aftershock) nedir?
Ana depremi izleyen daha küçük sarsıntılar dizisidir.
Artçı Depremler(Aftershocklar) ne kadar süre ile devam eder?
Belirli bir süresi yoktur, 1 ay da olabilir 2 yıl da...
Depremin süresi ne kadardır?
Bir ile doksan saniye arasında değişir.
Depremler önceden belirlenebilir mi?
Var olan koşullarda depremin önceden belirlenmesi olanaksızdır.
Fay nedir?
Yer kabuğunu oluşturan kayaçların bir yüzey boyunca kırılması ve oluşan iki parçanın birbirine göre göreceli olarak yer değiştirmesidir.
Kuzey Anadolu Fay Hattı nedir?
Doğu'da Karlıova ile Batı'da Mudurnu vadisi arasında Doğu-Batı doğrultusunda bir yay gibi uzanır. Dünyanın en etkin ve en önemli kırık hatları arasında yer alan Kuzey Anadolu fay hattının uzunluğu yaklaşık 1200 km.'dir; genişliği ise 100 m ile 10 km arasında değişir.
Deprem olan her yerde fay var mıdır?
Eğer yoksa bile yeni bir tane oluşmuştur.
Deprem nerelerde oluşur?
Deprem herhangi bir yerde ve herhangi bir zamanda oluşabilir. Genel olarak depremlerin kabuğu oluşturan levhaların sınırlarında oluştuğu söylenilebilir. Dünyanın çeşitli yerlerinde benzer nitelikte depremlerin tekrarlandığı gözlemlenmiştir ve bu kesiler hep levha sınırlarıdır. Depremlerin yoğun olarak gözlendiği bölgeler yeryüzünde üç ana kuşak oluşturur.
Kuşak (Pasifik Deprem Kuşağı): Şili’den kuzeye doğru Güney Amerika kıyıları, Orta Amerika, Meksika, ABD’nin batı kıyıları ve Alaska’nın güneyinden Aleutian Adaları, Japonya, Filipinler, Yeni Gine, Güney Pasifik Adaları ve Yeni Zelanda’yı içine alan en büyük deprem kuşağıdır. Yeryüzündeki büyük depremleri %81'i bu kuşak üzerinde gerçekleşir.
Kuşak (Alpine): Endonezya'dan (Java-Sumatra) başlayıp Himalayalar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu’na ulaşan kuşaktır. Yeryüzündeki büyük depremlerin %17'si bu kuşakta oluşur.
Kuşak (Atlantik): Bu kuşak, Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı (Atlantik Okyanus Sırtı) boyunca uzanır.
Türkiye’de kaydedilen en büyük deprem hangisidir?
Aletsel dönemde ülkemizde kaydedilen en büyük deprem 26 Aralık 1939 Erzincan'da olmuştur. Gece yarısı olan depremde yaklaşık 33 bin kişi yaşamını kaybetmiştir.
Dünyada kaydedilen en büyük deprem hangisidir?
1900'den bu yana kaydedilen en büyük deprem, 22 Mayıs 1960'ta, Şili'de olmuştur (Magnitud= 9.5 Mw).
Yeryüzünde en az sallanan kıta hangisidir?
Depremi en az olan kıta, Antarktika'dır. )
( 

)
- DEPRESAN değil/yerine/= BASKILAYICI
- DEPRESÖR/DEPRESSOR[İng.] değil/yerine/= AŞAĞI ÇEKEN
- DEPRESSION :/yerine DEPRESYON
- DEPRESYON[Fr. < DÉPRESSION] değil/yerine/= BUNALIM. | ÇÖKÜNTÜ
- DEPRESYON/KRİZ değil/yerine/= BUNALIM, ÇÖKÜNTÜ
- DEPTH :/yerine DERİNLİK
- DEPUTY :/yerine VEKİL
- DERDE:
DERMAN ile/ve/değil/yerine/||/<> TESELLİ
- DERDE:
DEVÂ ile/ve/değil/yerine/<> TESELLİ
( Gövdede. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Zihinde. )
- DEREBEYLİK ile/değil/yerine/<>/> DEVLET
- DERECE[Ar.]/DEGREE[İng.] değil/yerine/= DİZİL
- GRAD[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECE
- CALIBRATED PIPET[İng.] / PIPETT JAUGÉE[Fr.] / MESS PIPETTE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERECELİ PİPET
- DERECE/TERMOMETRE değil/yerine/= DİZİLGE/SICAKLIKÖLÇER
- DERİMİZİN "RENGİ" değil/yerine DEĞERLERİMİZİN RENGİ
- KESİF[Osm.] / CONCENTRATED[İng.] / CONCENTRÉ[Fr.] / KONZENTRIERT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİK
- CONCENTRATION-BASED EQUILIBRIUM CONSTANT, K[İng.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM DENGE SABİTİ, K
- CONCENTRATION GRADIENT[İng.] / GRADIENT DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSGEFÄLLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM GRADYANI
- CONCENTRATION POLARIZATION[İng.] / POLARISATION DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATIONSPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM KUTUPLANMASI/POLARİZASYONU
- CONCENTRATION CELL[İng.] / PILE DE CONCENTRATION[Fr.] / KONZENTRATION ZELLE, KONZENTRATIONSDEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM PİLİ
- KESÂFET[Osm.] / DENSITY[İng.] / CONCENTRATION, DENSITÉ[Fr.] / KONZENTRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞİM, YOĞUNLUK, KONSANTRASYON
- CONCENTRER[Fr.] / KONZENTRIEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DERİŞTİRME
- DERİVASYON/DERIVATION[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK GERILIM FARKI | TÜRETME
- DERİVATİF/DERIVATIVE[İng.] değil/yerine/= TÜREMIŞ
- DERİVE/DERIVED[İng.] değil/yerine/= TÜREMİŞ
- DERIVE :/yerine TÜRETMEK, ALMAK
- ... "DERLER" ile/değil/yerine/||/<>/< ... DİYE SORARLAR
- DERM[İng.] değil/yerine/= DERİ | KATMAN | YAPRAK
- DERMA-/DERMATO/DERMO- değil/yerine/= DERİ [İLE İLGİLİ]
- DERMAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEVRÂN
- DERMATOLOG[Fr. < DERMATOLOGUE] değil/yerine/= CİLDİYECİ
- DERMATOLOJİ[Fr. < DERMATOLOGIE] değil/yerine/= CİLDİYE
- DERMATOLOJİK[Fr. < DERMATOLOGIQUE] değil/yerine/= DERMATOLOJİ İLE İLGİLİ
- DEROGASYON[Fr. < DEROGATION] değil/yerine/= AYRIKLIK
- DERPİŞ ETMEK değil/yerine/= ÖNGÖRMEK/GÖZ ÖNÜNDE TUTMAK/USUNDAN GEÇİRMEK
- DERS YAPMAK ile/değil/yerine DERS(İ) İŞLEMEK
- DERS[Ar.] değil/yerine/= ÖĞRENCE/ÖĞREŞ
- DERS ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OTURUM
- DERT ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DERS
- DERT ile/ve/yerine NEŞE
( Paylaştıkça, azalır. İLE/VE Paylaştıkça, artar. )
- DERT ile/değil/yerine UĞRAŞ
- DERT/LERİNİ ANLATMAK ile/değil/yerine (NİTELİKLİ VE YÜKSÜZ) İLİŞKİ (KURMAK)
- DER-UHDE[Fars.] değil/yerine/= ÜSTÜNE ALMA, YÜKLENME
- DESANDAN/DESCENDING[İng.] değil/yerine/= INEN, AZALAN
- DESANDAN değil/yerine/= İNEN
- DEŞARJ[Fr. < DÉCHARGE] değil/yerine/= BOŞALMA. | RAHATLAMA
- DEŞARJ/DISCHARGE[İng.] değil/yerine/= BOŞALIM
- DEŞARJ değil/yerine/= BOŞALIM
- DEŞARJ ile/ve/değil/yerine ORGAZM
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Küçük ölüm. )
- DESCARTES ŞUÂÂTI[Osm.] / DESCARTES RAYS[İng.] / DESCARTES/SCHES-STRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES IŞINLARI
- DESCARTES İNKİŞÂR KANÛNU[Osm.] / DESCARTES' REFRACTION LAW[İng.] / LOI DE LA RÉFRACTION DE DESCARTES[Fr.] / DESCARTESSCHES BRECHUNGGESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DESCARTES KIRILMA YASASI/KANUNU
- DESCRIBE :/yerine TANIMLAMAK
- DESCRIPTION :/yerine AÇIKLAMA
- DESCRIPTIVE KNOWLEDGE[İng.] değil/yerine/= BETİMLEME BİLGİSİ
( Betimleme yoluyla edinilen bilgi ile tanışıklık yoluyla edinilen bilgi, Russell’ın yaptığı bir ayrım olmakla birlikte kendi felsefesinde de önemli bir konumdadır. Betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik deneyimin dolaylı olması bakımından edinilen bilgiyi ifade etmektedir. Deneyimlediğimiz fizik nesneye yönelik duyu verilerini, çevredeki başka nesnelerin duyu verileriyle birlikte, belirli bir dolayımın içinde alımlarız. Böylelikle çeşitli duyu verilerinin işlenmesi sonucunda fizik nesneyi kurarız. Örneğin masa, belirli duyu verilerinin işlenmesi doğrultusunda elde edilen bir fizik nesne olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunu söylemenin olanağı da betimleme yoluyla edinilen bilgiden geçmektedir. Herhangi bir fizik nesneyle ilgili bilgiye sahip olmak için, tanışıklık yoluyla edindiğimiz bilgilerden hareketle, onun diğer nesnelerle bağlantısını kurarız. Bu bağlamda fizik nesnenin bilgisi, dolaysız bir biçimde ulaşılabilen bir bilgi değildir. Fizik nesneye dair bilgimiz, deneyimlerimize dayanmaktadır. Bu nedenle Russell, fizik nesnenin ‘gerçekte’ ne olduğunu bilemeyeceğimizi ancak betimleme bilgisine sahip olduğumuzu dile getirmektedir. Bu durumda betimleme bilgisi, fizik nesneye yönelik dolaylı bilgiyi ifade etmektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEŞEKSİYON değil/yerine/= HAREKET SAPMASI
- DESELERASYON/DECELERATION[İng.] değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESELERASYON değil/yerine/= YAVAŞLAMA
- DESENSİTİZASYON/DESENSITIZATION[İng.] değil/yerine/= DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESENSİTİZASYON değil/yerine/= DUYARSIZLAŞMA, DUYARSIZLAŞTIRMA
- DESERT :/yerine ÇÖL
- DESERVE :/yerine HAK ETMEK
- DECI-[İng.] / DÉCI-[Fr.] / DECI[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİ-
- DECIBEL[İng.] / DÉCIBEL[Fr.] / DEZIBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBEL
- DECIBELMETER[İng.] / DÉCIBELMÈTRE[Fr.] / DEZIBELMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBELÖLÇER
- DESICCATION[İng.] değil/yerine/= DESİKASYON
( Kuruma, kurutma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEŞİFRE değil/yerine/= GİZİ ÇÖZÜLMÜŞ
- DESIGN :/yerine TASARLAMAK
- DESIGNER :/yerine TASARIMCI
- HOLE MOBILITY[İng.] / MOBILITÉ DES TROUS[Fr.] / LÖCHERBEWEGLICHKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK DEVİNİRLİĞİ/HAREKETLİLİĞİ
- HOLE CONDUCTION[İng.] / CONDUCTION PAR TROU[Fr.] / DEFEKTLEITUNG, LOCHLEITUNG, LÖCHERLEITUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK İLETİMİ
- HOLE TRAP[İng.] / PIÈGE À TROUS[Fr.] / BOHRUNG-FALLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEŞİK TUZAĞI
- DESİKATÖR[Fr. < DÉSSICATEUR] değil/yerine/= KURUTMA KABI
- DESICCATOR[İng.] / DESSICCATEUR[Fr.] / EXPONENTIELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİKATÖR
- DESİMAL[Fr. < DÉCIMAL] değil/yerine/= ONDALIK DÜZEN
- DESİNLER DİYE YAPMAK değil/yerine İŞLET FİİLİN, DUYSUN KULAĞIN
- DESIRE :/yerine ARZU, İSTEMEK
- DESK :/yerine MASA
- DESKRİPTİF[Fr. < ] değil/yerine/= TASVİRÎ
- DESKUAMASYON değil/yerine/= DÖKÜLME
- DESPERATE :/yerine ÇARESİZ
- DESPITE :/yerine RAĞMEN
- DESPOT[Fr.] değil/yerine/= BUYURGAN
- DESPOTİK[Fr. < DESPOTIQUE] değil/yerine/= DESPOTÇA
- DESPOTİZM[Fr. < DESPOTISME] değil/yerine/= DESPOTLUK, İSTİBDAT
- | DESPOT ile/<>/> SÜRÜ |
değil/yerine
YURTTAŞ
( | Yönetmeyi bilen, yönetilmeyi bilmeyen. İLE Yönetilmeyi bilen, yönetmeyi bilmeyen. | DEĞİL/YERİNE Yönetmeyi ve yönetilmeyi bilen. )
(1996'dan beri)