Psikoloji'deki FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 8.493 başlık/FaRk ile birlikte,
8.493 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(13/35)
- FAR ile/ve/||/<>/> FARK
( HEADLIGHT/DIFFERENCE vs./and/||/<>/> DIFFERENCE )
- FARAZÎ ile/ve/değil/||/<>/< NAZARÎ
- FARK ile/ve DEĞER
( DIFFERENCE vs./and VALUE )
- FARK ile/ve/=/||/<> DİKKAT
( DIFFERENCE vs./and/=/||/<> ATTENTION )
- FARKINDA OLMAMAK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UMURUNDA OLMAMAK
- FARKINDALIK BİLİNÇ
( AWARENESS
CONSIOUSNESS )
- FARKINDALIK ve/||/<>/>/< DENEYİMLEME
- FARKINDALIK ve/||/<> DUYGULARIN TANIMLANMASI
- FARKINDALIK ile/ve/||/<> MESAFELİ FARKINDALIK
( AWARENESS vs. DETACHED MINDFULNESS )
- FARKINDALIK ile/ve/||/<>/> PLANLANMIŞ FARKINDALIK
- FARKINDALIK ve/||/<> TUTUM ve/||/<> ÖZGÜNLÜK
( AWARENESS and/||/<> ATTITUDE and/||/<> AUTHENTICITY )
- [ne yazık ki]
FARKINDA OLMAMA ile/ve/<> KABUL ETMEME
- FARKLI AÇILARDAN ve/||/<> BÜTÜNCÜL BAKMAK
- FARKLI BİR BAKIŞ AÇISI ile/ve/değil/||/<> FARKLI BİR TANIM
- FARKLI DÜŞÜNMEK" ile/ve "GENİŞ DÜŞÜNMEK"
- FARKLILAŞMA ve/||/<> ANLAMIN OLUŞMASI
- [ne yazık ki]
!"FAŞİST/LİK" ile/değil/yerine !ZORBA/LIK
- FASİYAL PARALİZİ ile/||/<> TRİGEMİNAL NEVRALJİ
( Yüz kaslarının zayıflığı ya da kötürümlüğü. İLE/||/<> Yüzde ani ve şiddetli ağrı atakları. )
- FAT PHOBIA[İng.] değil/yerine/= ŞİŞMAN FOBİSİ
( Fat phobia, isminden de anlaşılacağı üzere şişman insanlardan ve yağ tüketiminden takıntılı bir biçimde korkma anlamına gelir. Bu durum patolojik bir durumdur ve bir tutum ya da davranış içinde kendini gösterebilir. Fat phobia, çok küçük yaşlardan beri insanlar üzerinde etkilerini göstermektedir. Örneğin David Aronson tarafından 1997 yılında yapılan bir çalışmada, yaş ortalamasına göre fazla kilolu çocukların diğer çocuklar tarafından daha çok ayrımcılığa uğradığı gösterilmiştir. Aynı biçimde 1995 yılında Christian S. Crandall tarafından yürütülen şu çalışma, fazla kilolu kadınların yükseköğrenimleri için ebeveynlerinden daha az finansal destek gördüklerini ortaya koymuştur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FATİH KARATAŞ ve/||/<> BAHATTİN HEKİMOĞLU
( )
- Fatih'in dil ordusunu bil de KONUŞ!!!
- FAYTON SEFÂSI değil ATLARIN CEFÂSI
- [ne yazık ki]
(FAZLA) BASKI ve/||/<>/>/< İHMAL
- FAZLA/GEREKSİZ/YERSİZ/BOŞ ...)
KONUŞMA! ile/ve/||/<>/< DÜŞÜNME!
( YAP! ile/ve/||/<>/< YAP! )
- FAZLA SAFLIK ile/ve/> İHÂNET
( Bazen fazla saflık da ihanetin nedeni/kaynağı olabilir. )
- FAZLA SAMİMİYET ile/ve/||/<> ÇOK SEVGİ ile/ve/||/<> ÇOK İYİLİK
( Saygıyı azaltır. İLE/VE/||/<> Nankörlük getirir ve sevileni uzaklaştırır. İLE/VE/||/<> Suistimal edilir. )
- [ne yazık ki]
(FAZLA) ŞIMARTILAN ÇOCUK ve/||/<>/> KENDİNDEN NEFRET EDEN ÇOCUK
- | FAZLALIK ve GEREKSİZ | ile/değil/yerine CANIMIZ
( Kenara çekilen. VE Ardımızda olan/kalan. İLE/DEĞİL/YERİNE Yanımızda olan, yanında olduğumuz. )
- FEAR vs. PRECAUTION
- FEAR vs./and PROTECTION
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> DESTEK
- FEDÂ[Ar. < FİDA] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KATKI
- FEDÂKÂR/LIK ile/ve/||/<>/> KAHRAMAN/LIK
- FEHM ile/ve/||/<> AKIL ile/ve/||/<> İLLET ile/ve/||/<> HİKMET
( Kavram. İLE/VE/||/<> Bağlam. İLE/VE/||/<> Neden/içsel. İLE/VE/||/<> Dışsal. )
- FEHM ile/ve FİKİR
( Tekrar vardır. İLE/VE Hareket vardır. )
- FELÂKET ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< SELÂMET
- FELSEFE:
DÜŞÜNME BAĞLAMI ile/ve/<> BİLGİ TÜRÜ
- FELSEFE ÖĞRENMEK değil/yerine FELSEFE YAPMAK
- FELSEFE ÖĞRENMEK ile/yerine/değil FELSEFE YAPMAYI ÖĞRENMEK
- FELSEFE/PSİKOLOJİ ile/ve/||/<> AKADEMİK FELSEFE/PSİKOLOJİ
- FELSEFE:
"ŞAPŞALLIK" ile/ve/değil/||/<>/< ŞAŞIRMAK
( Felsefe, yaşam, durum, konu ve süreçteki [olası] her ayrıntıya, sürekli bir bebek ve çocuk şaşkınlığında[sevimli "şapşallığı" gibi] fakat sorumlulukla, iddiasızca, duygusal değil ölçüyle ve yetişkince bakabilme çabası, özeni, saygısı, emeği ve sürecidir. )
- FELSEFE SİSTEMİ ile FELSEFİ DÜŞÜNCE TARZI
- FELSEFE TARİHİ ile/ve/değil DÜŞÜNCE TARİHİ
- FELSEFE:
UYURGEZER/LİK değil/yerine/>< GELİŞMİŞ BİLİNÇ/LİLİK
- FELSEFE:
"YAPMAK" değil ÜZERİNE OKUMAK/ÇALIŞMAK/ARAŞTIRMAK
- FELSEFE ile/ve ANLAMBİLİM(SEMANTİK)
- FELSEFE ve/||/<> AŞK ve/||/<> SANAT
( "Evet!" diyememektir. VE/||/<> "Hayır!" diyememektir. VE/||/<> Soruyu anımsayamamaktır. )
- FELSEFE ve/||/<> DEVLET
( Aklın/düşüncenin, gelişmişlikteki son seviyesi. VE/||/<> Kurumların/toplumun, gelişmişlikteki son seviyesi. )
- FELSEFE ile/ve/<> DÜŞÜNCE
( Düşünce, düşünce başlar. [yere/aşağı düşünce!] )
( Bir yerini/dizini incitmeyen, düşünmeye başlamaz kolay kolay. )
( Dilin dilbilgisi. İLE/VE/<> Aklın dilbilgisi. )
( Yunan ökesi/dehası. VE Roma ökesi/dehası. )
( Aristoteles. İLE/VE Büyük İskender. )
( Tekillerden, tümeli görmeye çalışmak. İLE/VE Tekilde, tümeli görmek esastır. )
( Felsefe, matematiğin çalışma odasını, röntgen ışığıyla yansıtmaya çalışır. )
( Birleştirmek/birlikte tutmak gerekiyor. )
( Hayranlık. VE Hayret. )
( Zanaat. VE Teknokrasi, işçilik. VE İdeoloji. )
( İdeoloji. İLE/DEĞİL/YERİNE Felsefe. )
( Hayret. VE/<> Hayranlık. VE/<> Aşk. )
( Hikmet, teolojik; illet, metafizik; sebep, fizik nedenleri aramaktır. )
( Hikmet: Nasıl ise onu o biçimde bilmek. )
( Hikmet: Varolanları, nasılsa o biçimde ve tâkatı kadar bilmek. )
( Hikmet: Olgunlaşmayı istemek. )
( Hikmet: Doğada ve zamanda illetlendirmek. )
( Hikmet: Gizil durumda, tüm erdemleri içerir. )
( Hikmet Tanrısı: ENKİ )
( Hikmet: İstikmal el-Nefs. )
( Hikmet: "En Yüksek Hikmet". Onu kazanmış olmaya(onun iktinâ'ına) "'İlm", o ilme meleke kazanmış olmaya "Felsefe". )
( FELSEFE: KAVLÎ HİKMET )
( PHIL0-SOPHOS ile/ve SOPHOS )
( el-Hikmet: ilmun bi-a'yan'il-mevcudât alâ ma hiye fi'nefs'il emr bi-kaderi takat'il-beşeriyye )
( Fikir üretir. İLE/VE Tedbir üretir. )
( Nazarî hikmet. VE Amelî hikmet. )
( ... İLE HİKMET-İ HÂLİDA, CÂVİDÂN-I HIRED, PHILOSOPHIA PERENNIS )
( Genel felsefe eserlerinin adı olarak bu ad kullanılır. İLE/VE İlm-i mantık'ın başka bir adıdır. Pek çok mantık kitabı bu adı taşır. İLE/VE Abdurrahman Hazinî'nin eserinin adıdır. Eser, çekim ve cisimlerin özgül ağırlıklarından bahseder. Modern döneme kadar konuyla ilgili en önemli çalışmadır. İngilizce çevirisi de vardır. )
( Kişinin [ve evrenin] sorularına aklın sınırları içinde kalarak yanıt vermeye çalışmak. VE Anlama ilişkin soruların akıl ile değil kurguyla yapılacağına yönelik yaklaşımı felsefenin soruları içinde kalarak yanıtlamaya çalışmak. )
( GAZALİ ve KANT )
( Kişinin, kendine soru sormaya başlamasıyla devreye girer. )
( PHILOSOPHY vs./and THOUGHT )
- FELSEFE ve/||/<>/> ÖZBİLİNÇ
- FELSEFE ve PSİKOLOJİ
- FELSEFE ve/<> TUTKU
( Kişi, felsefeyi, ancak tutkuyla yaşama katar. )
( PHILOSOPHY and/<> PASSION )
- FELSEFESİ" ile/değil ... İLKELERİ
- FELSEFÎ ANLAYIŞ VE BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ VE SANATSAL DUYARLILIK ve/< BEREKET
- FELSEFÎ KAYGI ile/ve/değil FELSEFÎ YAKLAŞIM
- FELSEFÎ SORU/SORGULAMA ile/ve/= DEĞERLENDİRME
- FENÂLAŞMAK değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇMEK
- FER'[Ar. çoğ. FÜRÛ/FÜRÛAT] ile FERR[Ar.] ile FER[Ar.] ile FER[Fars.]
( Dal, budak. | Tomurcuk. Bir kökten, bir asıldan ayrılan kolların her biri, asıl olmayan, şûbe. | Bir aslın sonucu. | İkinci derecede önemli olan. İLE Kaçma, firâr. [KERR Ü FERR: Saldırma ve çekilme.("KELLİ-FELLİ" değil KERLİ-FERLİ!)] İLE Türk mûsikîsinde on altı zamanlı, on iki vuruşlu, donanımdan sonra 16/4 biçiminde yazılıp gösterilen bir büyük usûl. İLE Parlaklık, aydınlık, nur [özellikle göz için kullanılır]. | Zîynet, süs, bezek. | Kuvvet, nüfuz, iktidar. )
- FERAH[Ar.] ile FERÂH[Fars.]
( Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. İLE Bol, geniş, yayvan, açık. | İç açan, aydınlık. )
- FERÂMÛŞ[Fars.] ile FERÂMÜŞ[Fars.]
( Unutma, hatırdan çıkma. İLE Ferâmûş'un hafifletilmişi. )
- FESAT ile PARANOYAK
( İçi fesat olanın işi kesat olur. )
- FETAL ALKOL BELİRGESİ/SENDROMU ile/||/<> DOWN BELİRGESİ/SENDROMU
( Gebelik sırasında alkol tüketimi sonucu bebekte gelişimsel bozukluklar. İLE/||/<> Genetik bir kromozom bozukluğu ve zihinsel gerilik. )
- FETİŞ ile TAPMA/TAPINMA, TAPINCAK
( FETISH vs. TO ADORE/WORSHIP )
( ... cum DEVOTIO )
- FEVKALADE SIKINTILI değil FAZLASIYLA SIKINTILI
- FEVRÎ[Ar.] değil/yerine/= PARLAGAN
- FEVT ile/||/<> MEMÂT ile/||/<> MATÛH/E
( Ölüm. İLE/||/<> Ölüm. İLE/||/<> Bunamış, bunak. | Sakat, kötürüm, amelmânde. )
- FICTION vs. APPREHENSION
- FİİL ile/ve DAVRANIŞ ile/ve EYLEM
( İş üretir. Durumu değiştirmektir. İLE/VE Psişik durumların dışavurumu. İLE/VE Bilinçli, amaçlı etkinlik. )
- BİLGİ:
FİİLÎ ve İNFİALÎ[YENİLENEN, TECEDDÜD EDEN]
( Bilinenden önce meydana gelen varolan bilgidir. VE Bilinenden sonra meydana gelen bilgidir. )
( Bilgi, bilinenden öncedir. VE Bilgi, bilinenden sonradır. )
( Bilgi, bilineni yaratıyor. VE ... )
- FİKİR YÜRÜTMEK ile/ve ÇERÇEVE OLUŞTURMAK
- FİKİR değil/yerine/= DÜŞÜNCE
- FİKİR ile TEZÂHÜR
( IDEA vs. TO APPEAR )
- FİKİR ile/ve/yerine VİCDAN
( IDEA vs./and CONSCIENCE
CONSCIENCE instead of IDEA )
- FİKİR ile/ve ZİKİR
( Felsefe. İLE Tasavvuf. )
- FİKİR ve/> ZİKİR ve/> ŞÜKÜR
- FÎKRÎ ile LAFZÎ(MANTIK/NUTK(Düşünme-Konuşma)'da)
( Lafzî nutk, insan gövdesinin bir örgeni olan dilden kaynaklanarak, gövdenin öteki bir örgeni olan kulağa ulaşan ses ve yazaçlardan(hecelerden) oluşur; dolayısıyla cisim ve duyularla ilgilidir. Bu yüzden kelâmın ne olduğu, nasıl oluştuğu, anlamı nasıl gösterdiği(delâlet) vb. konuların mantık çerçevesinde incelenmesine Dil Mantığı(İlmu'l-Mantıki'l-luğavî) adı verilir. İLE Fikrî nutk ise, insan zihninin(nefs) var olanların anlamını özleri itibariyle tasavvurundan başka bir şey olmayıp ruh ve akılla ilgilidir. Bu bağlamda zihnin varlıkların anlamlarını özleri itibariyle idrâki, ilham ve vahyin keyfiyeti gibi konuların mantık çerçevesinde ele alınıp incelenmesine de Felsefî Mantık (İlmu'l-Mantıki'l-felsefî) denilir. )
- FİKS[İng. < FIX] değil/yerine/= DURAĞAN/DEĞİŞMEZ, SABİT
- FİL ile ZÜCCACİYE DÜKKANI
- FİLOZOF:
ANLAŞABİLEN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UZLAŞABİLEN
- FIR FIR ile/ve/||/<> GIR GIR
( Eteğim. İLE/VE/||/<> Yaşamım. )
- FİRÂK <>/> VİSÂL
ve/||/<>
BELÂ <>/> ÂHİR
ve/||/<>
CEFÂ <>/> VEFÂ
ve/||/<>
GAM <>/> PÂYÂN
- FIRSAT ile/ve/||/<> BAHANE
- FIRSATÇI/ÇIKARCI ile/değil KÂMİL
- [ne yazık ki]
!FIRSATÇILAR ile/ve !KONFORCULAR
- FIRTINA[İt. < FORTUNALE] ile AYANDON[Yun.]
( Rüzgâr çizelgesinde hızı 34-40 deniz mili olan ve kuvveti 8 ile gösterilen, yağmur ve kasırga getiren çok güçlü rüzgâr. | Bu rüzgârın denizde ya da kum çöllerinde yarattığı dalgalanma. | Güç atlatılan kötü durum. | Karşıt düşünce ya da durumların yarattığı karışıklık, sıkıntı. İLE 28 Ocak'ta başlayan bir fırtına. )
- FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU
( 1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü )
( MUHÂCEZE: Fısıldamak. )
- FISILTI ile KONUŞMA ile TRAFİK ile AĞRI DUYUSU:
1 - 40 dB İLE 40 - 80 dB İLE 80 - 120 dB İLE 120 dB üstü.
- FİTNE ile/değil/yerine/>< FİTRE
- FİTNE ile/ve/=/||/<> ZAAF
- FİYAT/I ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DEĞER/İ
( Nesnelere verilen. İLE/VE İnsana/kişiye verilen. )
( [... olmayana]
"Çöp" denilir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< "Çıkarken kapıyı kapat" denilir. )
( Her şeyin olur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Bazı şeylerin ve kişilerin olur. )
( ... ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SEMEN )
( [not] PRICE vs./and/but/||/<>/< VALUE
VALUE instead of PRICE )
- FİZİK[İng. PHYSICS] ile/||/<> ALLOPATRİK TÜRLEŞME[İng. ALLOPATRIC SPECIATION] ile/||/<> AMPER[İng. AMPERE] ile/||/<> ANGSTRÖM[İng. ANGSTROM] ile/||/<> ANTROPOLOJİ[İng. ANTHROPOLOGY] ile/||/<> COULOMB ile/||/<> FARAD ile/||/<> SİMPATRİK TÜRLEŞME[İng. SYMPATRIC SPECIATION]
( Maddeyi, maddenin uzay-zaman boyunca hareketlerini ve davranışlarını, maddenin enerji ile olan etkileşimlerini deneye ve gözleme dayalı olarak inceleyen bilim dalı. Fizik; kuarklar, leptonlar ve bozonlar gibi temel parçacıklardan galaksi süperkümelerine kadar çok geniş bir yelpazede birçok fenomeni inceler. @@ Fiziksel bariyerler sebebiyle meydana gelen coğrafi ve cinsel izolasyon sonucu oluşan türleşmedir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik akımının birimidir. Akım şiddetinin birimi olan Amper, adını Fransız fizikçi André Marie Ampère'den almaktadır. @@ Bir metrenin on milyarda birine karşılık gelen uzunluk birimidir. Yani 1 Angström 0,0000000001 metredir. Matematiksel olarak 1*10-10 m ya da 1e-10 m biçiminde gösterilir. Işın dalga boyunun ölçülmesinde kullanılır. Sembolü "Å"'dır. Angström birimi, adını İsveçli fizikçi Anders Ångström’dan almaktadır. @@ İnsanlığın evrimsel kökenlerini, bir tür olarak diğer türlerden farklılığını, zaman içinde sosyal varoluş biçimlerimizdeki büyük çeşitliliği anlamak amacıyla insanlığın sistematik olarak incelenmesi. Fiziksel (biyoloji ve evrim), kültürel (etnoloji), sosyal, dilsel ve psikolojik antropoloji dallarından oluşur. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) elektrik yükünün birimidir. C olarak kısaltılır. 1 Coulomb, 1 Amper şiddetindeki bir elektrik akımının iletken bir tel üzerinde 1 saniye boyunca akması durumunda taşınan elektrik yükü miktarıdır. Adını, Fransız fizikçi Charles Augustin de Coulomb'dan almıştır. 1 Coulomb yaklaşık 6,24*1024 elektrik yüküne eşittir. @@ Uluslararası Birimler Sistemi'nde (SI) kapasitansın birimidir ve 1 Coulomb/Volt'a tekabül eder. Adını İngiliz fizikçi Michael Faraday'dan almıştır. Farad, elektronik devreler için oldukça büyük bir birimdir, bu yüzden elektronik devrelerde kullanılan sığaçların kapasitansı mikrofarad (μF), nanofarad (nF) ve pikofarad (pF) gibi alt birimlerle ifade edilir. @@ Allopatrik türleşmenin aksine fiziksel bariyerlerle birbirlerinden ayrılmayan popülasyonlar içinde meydana gelen türleşmeye verilen addır. Genellikle çok-kromozomluluk (polyploidy) ya da zamansal bariyerler (çiftleşme dönemleri gibi) aracılığıyla meydana gelir.
Türleşmenin coğrafi izolasyona bağlı olmaksızın, aynı coğrafya içerisinde, farklı tip izolasyonlar (zamansal, davranışsal, gametik, mekanik, vs.) sonucu oluşmasıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- FİZİK - > ANLAM <- METAFİZİK
( PHYSICS -> MEANING <- METAPHYSICS )
- BÖLÜNME:
FİZİKSEL ile/ve/||/<> ZİHİNSEL
- GÜÇ (FİZİKSEL) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< AKIL
- FİZİKSEL) NEDENSELLİK ile/ve/değil/||/<>/>/< ZİHİNSEL NEDENSELLİK
- YAKINLIK:
FİZİKSEL ile/ve/||/<> UYGULAYIMSAL ile/ve/||/<> DUYGUSAL ile/ve/||/<> EŞEYSEL
- FİZYOLOJİ ile/ve/||/<> NÖROFİZYOLOJİ
( bkz. Jean Martin Charcot )
- FİZYOLOJİK GEREKSİNİMLER ile/ve/<> PSİKOLOJİK GEREKSİNİMLER
( Yerleşim dışında. İLE/VE/<> Yerleşim merkezlerinde. )
( PHYSIOLOGICAL NEEDS vs./and/<> PSYCHOLOGICAL NEEDS )
- FLASİDİTE/FLACCIDITY[İng.] değil/yerine/= GEVŞEKLİK
- fMRI ile/ve/||/<> PET
- FOBİ ile -FOBİ
( Ürkü. İLE ... ürküsü. )
- FOBİ ile/değil/yerine/>< HOBİ
- FOBİ/PHOBIA[İng.] değil/yerine/= KORKU
- FOKUS[İng. < FOCUS]/LANMA değil/yerine/= ODAK/LANMA
- FOREBODE vs. FORECAST vs. FORESEE vs. FORESHADOW W FORETELL vs. PREDICT
- FOREWORD vs. PREFACE
- FORGET vs. LEAVE
- FOYANIN ORTAYA ÇIKMASI ile/||/<> İPLİĞİNİN PAZARA ÇIKMASI ile/||/<> MASKENİN DÜŞMESİ ile/||/<> ŞAPKANIN DÜŞMESİ VE KELİN GÖRÜNMESİ
( FOYA[İt. < FOGLIA]: Parıltısını artırmak için elmas taşlarının altına konulan ince metal yaprak. @@ Kötü niyet ve suçların ortaya çıkması. @@ Gerçek niyetin ortaya çıkması. @@ Saklananın ortaya çıkması. )
- FRAJİL[İng./Fr. FRAGILE] değil/yerine/= KIRILGAN
- FRANZ ANTON MESMER ve/||/<> JOSEF BREUER ve/||/<> PHILIP PINEL ve/||/<> JEAN MARTIN CHARCOT
- FREEDOM OF PRESS vs./and FREEDOM OF JOURNALIST
- FREUD ile/ve/||/<> İZZETTİN ŞADAN
- FREUD ile/ve NIETSZCHE ile/ve MARX
( Bilinçdışı. İLE/VE İçgüdü. İLE/VE Yabancılaşma. )
- FÜG/FUGUE[İng.] değil/yerine/= ZİHINSEL KAÇIŞ
- FUNDAMENTALİST[Fr. < FONDAMENTALISTE] değil/yerine/= KÖKTEN DİNCİ
- FUNDAMENTALİZM[Fr. < FONDAMENTALISME] değil/yerine/= KÖKTEN DİNCİLİK
- FURNITURE vs. PROPERTY
- FÜTURSUZCA ile/ve/||/<> HUNHARCA
- GAZAP/GADAB[Ar.] değil/yerine/= ÖFKE, HİDDET, KIZGINLIK
- GADAP/GADAB ile/ve/||/<> GİRDAP/GİRDAB
- GADDAR ile CANİ
- GADİR["ga" uzun okunur] ile GADÎR[Ar. çoğ. GUDERÂ', GUDÜRÂN]
( Gadreden, ihanet eden, fenalık eden. İLE Sel ile oluşan birikinti su, durgun su, göl. | Küçük ırmak. )
- GAF ile "POT KIRMAK"
- GÂFİL ile/değil/yerine/>< AGÂH
- GAFLET ile/ve KİBİR
- GALEYANA GE(TİRİ)LMEK ile/ve/||/<> OYUNA GE(TİRİ)LMEK
- GAM-KEDER (İÇİNDE)
- GAM[Ar.] ile GAM[Yun.] ile/değil/yerine KÂM[Ar.]
( Tasa, kaygı, üzüntü.
İLE
Notaların baştan sona [kalından inceye] ve/ya da sondan başa [inceden kalına], tek solukta okunması. [ DO-RE-Mİ-FA-SOL-LA-Sİ--D0--Sİ-LA-SOL-FA-Mİ-RE-DO ] İLE/DEĞİL/YERİNE Ağzın üstü, damak. | Meram, arzu, emel, istek. | Lezzet, zevk. )
- GAM ile/değil/yerine KAYGI
( Uyku getirir. İLE Uyutmaz. )
( Kalbe zarar verenler. )
- GAMGÎN değil/yerine/= GAMLANAN
- GAMSIZ/LIK ile/ve/değil/||/<> "GEMSİZ/LİK"
- GARANTİCİ/LİK ile/ve/değil/||/< KORKAK/LIK
( Doğru yolu görüp de gitmemek, korkaklıktır. )
- GARAZ değil GAREZ
- GARAZ değil/yerine/= HEDEF, GAYE, MEYİL, İSTEK
- GARİP ile/ve/||/<> ESİR ile/ve/||/<> ÂŞIK
( Kolay kolay sağaltılamayacak olanlar... )
- GARİPÇE ile/değil/yerine GEREKÇE
- GARİPSEMEK ile YADIRGAMAK
( TO FIND STRANGE vs. TO REGARD AS A STRANGER )
- GARİZ" değil GALİZ[Ar. < GILZET]
( Kaba ve çirkin, nezâket ve terbiye dışı. "Kalın, sert, katı" olmak. | Kalın, sık, yoğun/kesif. )
- GARK OLMAK değil/yerine/= KENDİNİ BIRAKMAYA RÂZI OLMAK
( )
- GAYRET ile GERİLİM
- GAYYA ile/ve/||/<>/> GAYYA KUYUSU
( Cehennemde bulunduğu varsayılan bir kuyunun ya da derenin adı. İLE/VE/||/<>/> İçine düşüldüğünde kolay çıkılamayan dertli, belâlı yer ya da durum. )
- GAZ VERMEK" ile/değil/yerine/||/<>/>< "GAZ ALMAK"
- GAZAP ile GADAP
( Gadap kibirden beslenir, kibirin kökü şirktir. )
( İkisi de aynıdır. Z'nin D olarak okunmasından dolayı fark varmış gibi algılanır. )
- GECE-GÜNDÜZ (DÜŞÜNMEK, ÇALIŞMAK)
- GECE UYKUSU ile/ve/||/<> GÜNDÜZ (ÖĞLE) UYKUSU/KAYLÛLE[Ar.]
- GECE ve/<> İÇ ÂLEM
- GEÇİCİ/LİK ile/ve/||/<> (")UÇUCU/LUK(")
- GEÇİM SIKINTISI ile/ve/> CAN SIKINTISI
( Geçim sıkıntısı olanların, can sıkıntısı yaşama fırsatları bulunmaz. )
- GEÇİMSİZ/LİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< SEVGİSİZ/LİK
- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/||/<> ATLAMAK
- GEÇİŞTİRMEK ile/ve/<> "İDARE ETMEK"
- GEÇMİŞ:
"AİT OLDUĞUMUZ" değil BANA/BİZE AİT OLAN
- GEÇMİŞ YAŞAM değil GEÇMİŞ YAŞANTI
- GEÇMİŞ ile/ve/fakat/ne yazık ki SENDE/ONDA GEÇMEMİŞ
- GEÇMİŞE DÖNME İSTEĞİ ile/değil/yerine GEÇMİŞLE İLİŞKİ KURMAK
- GEÇMİŞE ODAKLILIK ile ÜST BİLİŞ
( PAST FOCUSED/RUMINATION va. METACOGNITION )
- GEÇMİŞE SAPLANIP KALMAK değil/yerine/>< GEÇMİŞİ DE DİKKATE ALMAK
- GEÇMİŞİNDE YAŞAMAK" ile/ve/<>
"GELECEKTE YAŞAMAK" |
değil/yerine/></<>
ŞU ANDA OLMAK
( | Pişmanlık, suçluluk, şikâyet, üzüntü ve kızgınlık yaşatır. İLE/VE/<> Kaygı, gerginlik, huzursuzluk yaşatır. |
DEĞİL/YERİNE/><
Özgürlük, neşe, hafiflik, bilgelik yaşatır. )
- GEEK ile/ve/||/<>/> NERD
( )
- GEIST[Alm.] ile GEMÜT[Alm.] ile SEELE[Alm.]
- GEL-GİT ile/ve/||/<> GİT-GEL
- GELDİLER" ile DELİRMEK
- GELECEĞİ MERAK ETME!(K) ile/değil/yerine GEÇECEK OLANI İYİ DÜŞÜN!(MEK)
( Nasıl olsa gelecek. İLE/DEĞİL/YERİNE Zihninden hiç silinmeyecek. )
- GELEN TELEFONU/MESAJI/ÇAĞRIYI/MEKTUBU:
HER ŞEYİ BİR YANA ATARAK, KONTROLDIŞI/BİLİNÇDIŞI YANITLAMAK değil/>< ORTAMI/ÇEVREYİ/KİŞİYİ/KİŞİLERİ GÖZÖNÜNDE BULUNDURARAK UYGUN ZAMANDA, UYGUN TUTUM İLE YANITLAMAK
- GELENEK ile/ve/değil/<> BELLEK
( Sürüyorsa/yaşanıyorsa. İLE/VE/DEĞİL/<> "Yaşatılmaya" çalışılıyorsa. )
- GELENEK ile/ve/değil/<> GÖRENEK
( ... İLE/VE/DEĞİL/<> Bir şeyi, eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı. )
- GELENEKÇİ/LİK" ile/değil/yerine GELENEKLİ/LİK
- GELENEKTE, TEVHİD:
AKIL ÜZERİNDEN ile/ve/> KALP VE DUYGU ÜZERİNDEN
( Tenzih ile. İLE/VE/> Teşbih üzerinden. )
( İkisinde de, sur üflenerek çağrılırdı. )
- GELİP GEÇEN ve/||/<>/> GÜLÜP GEÇMEK
- GELİŞİGÜZEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< KENDİNCE
- GELİŞİM ile/ve/||/<>/> KALKINMA
- GELİŞMİŞLİĞİN, OLGUNLUĞUN/KEMÂLÂTIN SONU:
YALINLIK ve/||/<> SÜKÛT
- GEMİ ile/ve/||/<>/> YELKENİ
( Yaşam, bir gemi.
Düş dolu yelkeni... )
- GEMLEMEK ile/değil KETLEMEK
- GENÇKEN ÇABALA!:
"PARA/ÇIKAR KAZANMAK" İÇİN değil/yerine ÖĞRENMEK İÇİN
( WHEN YOU ARE YOUNG: [not] TO EARN but WORK TO LEARN
WORK TO LEARN instead of TO EARN :WHEN YOU ARE YOUNG )
- GENÇ/LİK ile/<>/>< YETİŞKİN/LİK ile/<>/>< YAŞLI/LIK
( [ne yazık ki] Zaman ve enerji vardır fakat cepte (pek/yeterince) para yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Para ve enerji vardır fakat (pek/yeterince) zaman yoktur/olmaz. İLE/<>/>< Zaman ve para vardır fakat (yeterince) enerji yoktur/olmaz. )
(
)
( Genç/lik, bilse; yaşlı/lık, yapabilse...
Si jeunesse savait, si vieillesse pouvait. )
- GENDLIN ile/ve/||/<>/< ROGERS
- GENEL DUYULAR ile/ve/<> ÖZEL DUYULAR
( Görme, İşitme, Dokunma. İLE/VE/<> Koklama, Tatma. )
( Bellek kayıtları yoğundur. İLE/VE/<> Bellek kayıtları hafiftir. )
- GENELLEME:
"GENİŞ DÜŞÜNMEK" değil GEVİŞ GETİRMEK
- GENELLEME ve/||/<>/> BELİRSİZLİK
- [ne yazık ki]
GENELLEME ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK
- GENELLEME ile/değil/yerine/>< EMİN OLARAK
- GENELLEME ile/değil/yerine/>< İCTİHÂD
- [ne yazık ki]
GENELLEME ile/ve/||/<>/< "İDDİA"
( [ne yazık ki] Ne kadar çok "genelleme" yapı(lı)yorsa, o kadar çok iddia edilir/eder. )
- GENELLEME ile TOPTANCI TUTUM
( GENERALIZATION vs. WHOLENESS ATTITUDE )
- [ne yazık ki]:
"GENELLEME" ile/ve/||/<>/> "YARGILAMA"
- GENELLEŞTİRME ile/yerine OLASILIK OLARAK (DEĞERLENDİRME)
( TA'MÎM[< UMÛM] ile/yerine ... )
( TO GENERALIZE vs. (TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY
(TO VALUE) TO BE AS POSSIBILITY instead of TO GENERALIZE )
- GENELLEŞTİRME = TAMİM = GENERALIZATION[İng.] = GÉNÉRALISATION[Fr.] = GENERALISATION[Alm.] = GENERALIS[Lat.]
- GENELLİYORSAK/GENELLEYECEKSEK
ile/değil/yerine/><
GENELLEMİYORSAK/GENELLEMEYECEKSEK
( [söyleyeceğimizi] Söylemeyelim ve daha çok düşünmeye devam edelim. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Söyleyebiliriz/konuşabiliriz, düşünebiliriz. )
- GENİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KAPSAMLI
- GEPHYROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GEFİROFOBİ
( Köprü korkusu olarak bilinen, Yunancada "köprü" anlamına gelen γέφυρα ("gephura") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GERÇEĞİN, BİLİNEBİLECEK YÖNLERİNİ, DOĞRU OLARAK ALGILAMAK ve BİLİNEMEYECEK OLANLARIN, BİLİNEMEYECEĞİNİ DOĞRU OLARAK ALGILAMAK
- BENLİK:
GERÇEK ile/ve/||/<>/> İMGESEL ile/ve/||/<>/> SİMGESEL
- GERÇEKLERDEN "UZAKLAŞMAK" ile/ve/||/<> "SIKINTILAR(IN)DAN KURTULMAK"
( Gerçeklerden uzaklaşmanın, sıkıntılar(ın)dan kurtaracağına inanmanın/beklemenin, güldürüden başka bir değeri yoktur. )
- GERÇEKLERİ DÜŞÜNMEK ile/ve/değil/||/<>/>/< GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARABİLECEKLERİ DÜŞÜNMEK
- GERÇEKLİK:
AKIL SAYESİNDE/ARACILIĞIYLA ve/||/<> AKILDA
- GERÇEKLİK ile/ve ÜMİT
( ÜMİT: Kahırdan kurtulma dürtüsü. )
( REALITY vs./and HOPE )
- GERÇEKLİK/HAKİKAT:
ÇÜRÜTEMEDİĞİMİZ ve/||/<> TÜKETEMEDİĞİMİZ
- (GERÇEKTEN) İSTEMEK ve/+/||/<>/> EMEK ve/+/||/<>/> YEMEK
- GERE GERE ile GEĞİRE GEĞİRE
- GEREKLİ/LİK, GEREKSİZ/LİK ile/ve ANLAMLI/LIK, ANLAMSIZ/LIK
( Yapılmış/yaşanmış şeyler üzerinde konuşmak, gereksizdir. İLE/VE Geçmiş şeyleri ayıplamak, anlamsızdır. )
( NECESSITY, UNNECESSARY/LACK vs./and MEANINGFUL/NESS, MEANINGLESS/NESS | ABSURDITY )
- GEREKLİLİK ile/ve/değil ALIŞKANLIK
- GEREKLİLİK ile/ve/||/<>/> YARAR
- GEREKSİNİM/AÇLIK:
UYARILMA ile/ve/||/<>/> TANINMA ile/ve/||/<>/> YAPILANDIRMA
- GEREKSİNİM ile/ve BEKLENTİ
- GEREKSİNİM ve/||/<>/> DİLE GETİRMEK
( Gereksinimi olduğu halde dile getirmeyen, dilsiz kalsa daha iyidir. )
- GEREKSİNİM ile/ve GEREKLİLİK
( Gereksiniminiz olduğuna inandıklarınız, gereksiniminiz olanlar değildir. )
( Eğer gereksiniminiz olmayanları istemezseniz gereksiniminiz olan şeyler size gelecektir. )
( Kendiniz olmaktan başka hiçbir şeye gereksiniminiz yok. )
( Gereksiniminiz olan her şey, sizin içinizde. )
( NEED vs./and NECESSITY
What you believe you need is not what you need.
What you need will come to you, if you do not ask for what you do not need.
You need nothing except to be what you are.
All you need is already within you. )
- GEREKSİNİM ile İTİLİM
- GEREKSİNİM ile/ve/değil/||/<>/< TAMAMLAYICI/LIK
- GEREKSİNİMLER ve İLİŞKİLER SIRADÜZENİ:
DİRİMSEL ve/||/<>/> BİLİŞSEL ve/||/<>/> DAVRANIŞSAL
- GEREKSİNİMLER ile/ve/||/<> DEĞERLER ile/ve/||/<> ANLAMLAR
- GEREKSİNİM/LER/İMİZ ve/<>/>< DEĞER/LER/İMİZ
- GEREKSİZ ELEŞTİRİ ile/ve/değil/||/<>/< GİZLİ HAYRAN/LIK
- GEREKSİZ/YERSİZ/ANLAMSIZ "TEPKİ VERMEK" ile/ve/değil/yerine HAREKETE GEÇMEK
( Sadece aptallar, gereksiz/yersiz/anlamsız "tepki verir". )
- GEREKTİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK ile/ve DEĞERİ/DEĞDİĞİ KADAR DÜŞÜNMEK/KONUŞMAK/YAPMAK
- GERGİNLİĞİN BÖLGELERİNDE:
BOYUN ile/ve/||/<> OMUZ ile/ve/||/<> ÜST SIRT ile/ve/||/<> ORTA SIRT ile/ve/||/<> ALT SIRT ile/ve/||/<> MİDE
( [psikolojik nedenleri] "Kendini tanımlamada korku ve bastırılmışlık." İLE/VE/||/<> "Zorunluluk ve sorumluluk." İLE/VE/||/<> "Üzüntü, keder." İLE/VE/||/<> "Güvensizlik ve güçsüzlük." İLE/VE/||/<> "Utanç, suçluluk, değersizlik." İLE/VE/||/<> "Duyguları yönetmede yetersizlik." )
- GERGİN/LİK ile/ve HUZURSUZ/LUK
- GERGİN/LİK ile ŞAŞKIN/LIK
( ... cum CONSTERNATIO )
- GERGİN/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SIKI/LIK
- GERGİN/LİK ile/ve/değil ŞİŞKİN/LİK
- GERGİN/LİK ile/ve/||/<> TEDİRGİN/LİK
- GERİ TEPME ile/ve/||/<> TERS TEPME
- GERİ ZEKÂLI değil/yerine ZEKÂ GERİLİĞİ
( Hakaret. DEĞİL/YERİNE Durum. )
- GERİ ZEKÂLI/LIK ile/ve/değil/||/<> HÖDÜK/LÜK
- GERİCİ/LİK ile/ve/||/<>/< KORUYUCU/LUK
- GERİDE BIRAKTIKLARIMIZ ile/ve/||/<> ELİMİZİN ALTINDAKİLER ile/ve/||/<> ULAŞAMADIKLARIMIZ
( Özlüyoruz. İLE/VE/||/<> Sıkılıyoruz. İLE/VE/||/<> Tutuluyoruz. )
- GERİLİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DENGE
( [not] TENSION/STRESS vs./and/but/||/<>/>/< BALANCE/EQUILIBRIUM
BALANCE/EQUILIBRIUM instead of TENSION/STRESS )
- GERİLİM ile/ve/||/<> GERİLİM YAYI/KEMERİ
( ... İLE/VE/||/<> Bireyin, hırsları ve tutkuları tarafından itilerek düşüncelerinin peşinden gitmesi ile yaşanan iki kutup arasındaki gerilim.[Yaşamda kalmamızı, yaşama tutunmamızı sağlar.][Kohut] )
( ... vs./and/||/<> TENSION ARC )
- GERİLİM ile/ve/değil/||/<>/< GİDİŞ-GELİŞ
- GERİLİM ile/ve/değil/||/<> İKİLEM
- GERİLİMDE:
GERİLEME ile/değil/yerine İLERLEME
- GERİLİYOR/UZ[< GERİLEMEK] ile GERİLİYOR/UZ[< GERİLMEK]
- GERİLME ile GERİNME
( TENSION vs. STRECH )
- GERİLME ile ŞİŞME
- GERİLMEK ile/ve/değil/||/<>/< UTANMAK
- GERİNME ile KASILMA
( TO STRETCH vs. SPASM )
- GERİZEKÂLI değil/yerine/>< GEZİ ZEKÂLI
- GERONTOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= GERONTOFOBİ
( Yaşlı insanlardan ya da yaşlanmaya karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunanca'da "yaşlı insan" anlamına gelen γέρων ("geron") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- GEVŞEK/LİK ile/ve/||/<> ESNEK/LİK
- GEVŞE(T)ME ile/ve/||/<> ESNE(T)ME
- GICIK OLMAK ile FITIK OLMAK
- GICIK OLMAK ile KIL OLMAK
- GICIK OLMAK ile UYUZ OLMAK
- GIDA" ile/değil/||/<> GADA
- GİDERME ile/ve/değil/||/<>/< HAFİFLETME
- GİDİMLİ AKIL ile VİCDÂNİ AKIL
( TAAKKUL ile .. )
- GINÂ değil/yerine/= USANÇ
( GINA: Zenginlik, bolluk. | Usanç, bıkkınlık. | Şarkı, türkü, nağme, ezgi, ırlama. )
(1996'dan beri)