BESLENME [NUTRITION]

- AĞAÇ ile TAFLAN/KARAYEMİŞ

( ... İLE Gülgillerden, 2-6 metre yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen, çiçekleri salkım durumunda, beyaz ya da yeşil olan, süs bitkisi olarak bahçelerde yetiştirilen küçük bir ağaç, karayemiş ağacı, karayemiş. )

- METABOLİK CERRAHİDE:
AGB
ile RYBG ile VSG

( )

- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )
( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )

- AĞIZDAN SOLUK ALMAK ile/yerine BURUNDAN SOLUK ALMAK

- [ne yazık ki]
AĞIZ, DOLUYKEN KONUŞMAK
ile/ve/=/||/<> ZİHİN, BOŞKEN KONUŞMAK

- AHLAT ile AHLÂT[< HILT] ile AHLAT

( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. | Kaba adam, yol-iz bilmeyen kişi. İLE Bir karışım içindeki parçalar, öğeler. Karışan şeyler. | Gövde yapısının temelini oluşturan öğeler.[AHLÂT-I ERBAA: Kan, salya, safra, dalak.] İLE Bitlis'in bir ilçesi.[Tarihte, mühendis ve mimarların yetiştiği kent.] )

- AHLAT ile GELİNBOĞAN

( Gülgillerden, kendi kendine yetişen, üzerine armut aşılanan ağaç, yabanarmudu. | Bu ağacın, armuda benzeyen ve ancak iyice olgunlaştıktan sonra yenilebilen yemişi. İLE Bir ahlat türü. )

- AKÇA ARMUDU değil AKÇAARMUT

- AKÎDE ile AKİDE

( İlke, iman, dini inanış. | [Sultanlar, bayramlarda akîde şekeri kestirirmiş. Yeniçeri ağalarına gönderirmiş ve şeker kabul edilirse sorun olmadığı fakat padişaha geri gönderilirse "sorunlarımız var" anlamına gelirmiş.] İLE Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri. )

- AKIL ile/ve/> ÂKİL ile/ve/> ÂKİL

( Us. İLE/VE/> Aklı başında. Kendi "aklını", evrenin aklıyla birleştirmiş/bütünleştirmiş kişi. İLE/VE/> Yiyen/yiyici, obur. )

- AKIL ile/ve/||/<>/< İHTİYÂR

- AKMA/AKAN ile/<> DÖKÜLME/DÖKÜLEN ile/<> DÜŞME/DÜŞEN

( Sıvılar için kullanılır. İLE/<> Parçalar için kullanılır. İLE/<> Bütünler için kullanılır. )

- AKTAR[Ar. < ATTÂR] değil/yerine/= BAHARATÇI

( Baharat ya da güzel kokular satan kişi ya da dükkân. | İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt vb. satılan dükkân. )

- ALACA ile Alaca

( Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. | İki ya da daha çok renkli. | Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. | Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. | Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. İLE Çorum iline bağlı ilçelerden biri. )

- ALAKART[Fr.] değil/yerine/= SEÇİMLİ YEMEK

( Lokantada yemek dizininden seçilen yemek. )

- ALAMİNÜT[Fr.] değil/yerine/= ÇABUK, ANINDA | KOLAY VE ÇABUK YAPILAN YEMEK

- ALAVOTR SANTE[Fr.] değil/yerine/= SAĞLIĞINIZA! / ŞEREFE!

- ALERJİ ile/değil İNTOLERANS

- ALFA TOKSİN ile/ve/||/<> AFLA TOKSİN

(

Alfa toksin ile Afla toksin arasındaki fark

Tek bakışta karşılaştırma tablosu ve yalın etki şeması. ("Afla toksin" = aflatoxin)

Karşılaştırma Tablosu

Özellik Alfa toksinbakteriyel Afla toksinmikotoksin
Kaynak Clostridium perfringens (öz. Tip A); bazı Staphylococcus aureus suşları (alpha hemolysin) Aspergillus flavus, Aspergillus parasiticus
Tür / Yapı Protein yapılı ekzotoksin; enzimatik (fosfolipaz C) Poliketid yapılı küçük molekül; mikotoksin (protein değil)
Birincil hedef Göze zarındaki fosfolipitler Hepatosit DNA'sı (metabolitler aracılığıyla)
Başlıca etkiler Göze zarı parçalanması, doku nekrozu, hemoliz DNA hasarı, mutasyon; güçlü karsinojenite (özg. karaciğer)
Bulaşma / maruziyet Enfekte yaralar, nadiren kontamine gıdalar Nemli–sıcak ortamda depolanmış tahıl, kuruyemiş, baharat gibi gıdaların tüketimi
Klinik tablolar Gazlı kangren, nekrotizan enfeksiyonlar Akut aflatoksikoz; kronik maruziyette karaciğer kanseri
Etkime süresi Genellikle akut (saatler–günler) Çoğunlukla kronik (aylar–yıllar), akut toksisite olanaklıdır

Yalınlaştırılmış etki şeması (SVG)

Alfa toksin – protein, fosfolipaz C etkisi → göze zarı parçalanması Alfa toksinin göze zarı üzerinde etkisi Protein toksin göze zarını hedefler ve membran bütünlüğünü bozarak nekroza yol açar. )

- ALFENİT[Fr.] değil/yerine/= ÇATAL, BIÇAK YAPIMINDA KULLANILAN GÜMÜŞ ALAŞIMI


- ALIÇ/ALUÇ ile/= ALUÇİN ile/= ALUŞ
[<

( Sarı erik. İLE Yumruları olan, yenilebilir bir ot. İLE Kaşgar'a bağlı bir köy adı. )

- ALIÇ/ALUÇ ile/||/<> AMŞUY
[<

( Sarı erik. İLE/||/<> Sarı renkte bir erik türü. )

- ALİMANTASYON[Fr.] değil/yerine/= BİR PLAN PROGRAM ÇERÇEVESİNDE SAYRIYI BESLEME

- ALIŞMA/ALIŞKANLIK ile DADANMA

( Sevimsiz şeyler, put edinilmez. )

- ALLAH TAKSİMİ ile/ve/||/<> KUL TAKSİMİ

- ALMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> AŞMAK

- ALOFTALMİ[Fr.] ile ALOKİNEZİ[Fr.] ile ALOMETRİ[Fr.] ile ALOPATİ[Yun.] ile ALOPESİ[Fr.] ile ALOTROFİ[Fr.] ile ALOTROPİ[Yun.] ile ALOZOM[Fr.]

( Gözün iris renginin değişikliği kusuru. İLE Gövdenin bir örgenini hareket ettirmek isteyince, onun yerine karşı yandaki örgenin hareket etmesi biçiminde beliren hareket bozukluğu. İLE Bir örgenin, gövdenin bütününe oranla daha hızlı gelişmesi bozukluğu. İLE Sayrıya verilen ilacın, sağlam biri üzerinde denendiğinde, sayrılığın belirtilerine karşıt belirtiler göstermesi. İLE Kıl ve saçların yokluğu ya da dökülmesi, kellik. İLE Çeşitli gıdalarla beslenme olanağı. İLE Bir nesnenin hiçbir kimyasal değişikli yokken ayrı özellikler gösterebilmesi. İLE Erillik/dişillik belirlenmesindeki kromozom. )

- ALTERNATİF ile/ve/||/<> TEKABÜLİYET

- ALTIN KÖKÜ ile BOYA KÖKÜ ile EĞİR KÖKÜ/OTU ile HELVACI KÖKÜ/ÇÖVEN ile MEYAN KÖKÜ ile EK KÖK ile SAÇAK KÖK ile YUMRU KÖK

( Güney Amerika'da yetişen, kusturucu niteliği olan bir kök, ipeka. İLE ... İLE Dere ve durgun su kenarlarında yetişen, 50-125 santimetre yüksekliğinde, çok yıllık ve otsu bir bitki, eğir kökü. İLE Kökü ve dalları, suyu sabun katılmış gibi köpürten, kir temizleyici bir bitki. İLE Fasulyegillerden, 30-60 santimetre yüksekliğinde, tüysü yapraklı, mavimsi, mor çiçekli, tatlı olan toprak altı bölümleri hekimlikte ve serinletici içeceklerin yapımında kullanılan, çok yıllık otsu bir bitki. İLE Sapın yanlarından çıkan ince kök. İLE Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu. | Kök boğazının hemen alt kısmından başlayıp çok dallanmış olarak toprakta yüzeysel biçimde gelişen kök. İLE Patates, pancar, yer elması gibi yumru biçiminde olan kök. )

- ALTINTOP ile ALTINTOP

( Greyfurt. İLE İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs. )

- AMBAR ile SARPIN

( ... İLE Tahıl kuyusu, zahire ambarı. )

- AMBAR/ARABA ile KOÇU[Macarca < KOCSI]

( ... İLE Süslü bir tür gezme arabası. | Direkler üzerine, yüksekte kurulmuş tahıl/zahire ambarı. )

- AMBİSYON[Fr.] değil/yerine/= ŞAN, ÜN, VARSILLIK DÜŞKÜNLÜĞÜ

- AMİDON[Fr.] değil/yerine/= NİŞASTA

- AMİLAZ[Fr. < AMYLASE] ile/||/<> AMİLOZ[Fr.] ile/||/<> ENZİM[Fr. < ENZYME]

( Bir kimyasal tepkimeyi gerçekleştiren ve onu hızlandıran, çoğunlukla protein yapısında olan organik nesne. İLE/||/<> Nişastasının %20'sini oluşturan, boyanabilir nesne. | Dokuların özel bir nesneyle dolmasından ileri gelen sayrılık. İLE/||/<> Nişastayı parçalayarak şekere çeviren bir enzim. )

- AMİN ile/||/<> ARİLAMİN[Fr.]

( ... İLE/||/<> Anilin tipinde nükleer aromatik amin. )

- ANABOLİZMA[Fr.] ve/||/<> ANABOLİZAN[Fr.]

( Özümleme işlemlerinin tümü. VE/||/<> Proteinlerin kolay sentezlenmesini sağlayıp aşırı parçalanmasını azaltarak özümlemeyi artıran nesne. )

- ANADOLU'DA:
HELVA "KARMAK/KARIŞTIRMAK"
ile/ve/değil/||/<> HELVA BASMAK

- ANBAR[Fars.] değil/yerine/= AMBAR

- ANEMİ[Fr.] ile PERNİSİYÖZ ANEMİ


- ANKASTRE[Fr.] değil/yerine/= BİR OYUĞA, YUVAYA YERLEŞTİRİLMİŞ TESİSAT

- ANLAMAK ile/ve/değil/yerine/> İÇSELLEŞTİRMEK

- ANLAMAMAK ile/değil ANLAYAMAMAK ile/değil KENDİNCE/KEYFİNCE ANLAMAK

( Düşünme becerisinin gelişmemiş olması nedeniyle. İLE/DEĞİL Veri yetersizliği/eksikliği nedeniyle. )

- ANLAMA(MA)K ile/değil KABUL ETME(ME)K

- ANLAMANIN:
SESİ
ile/ve KURALLARI

( Hmmm.[içinden ve/ya da sesli!] İLE/VE 1. Nötr olmak. | 2. Nitelikli soru sormak. )

- ANONA[İsp.] değil/yerine/= EKVATORDA YETİŞEN BİR MEYVE AĞACI

- ANOREKSİYA NERVOZA ile/||/<> BULİMİYA NERVOZA

( Kilo alma korkusu ile aşırı kilo kaybı ve yeme sınırlaması ile ilişkili bir yeme bozukluğu. İLE/||/<> Aşırı yeme atakları ve ardından kilo almayı önlemek için kusma ya da laksatif kullanımı ile ilişkili bir yeme bozukluğu. )

- EMETİK ile/>< ANTİEMETİK

( Kusturucu. İLE/>< Kusma önler. )

- APEPSİ[Fr.] değil/yerine/= KÖTÜ MİDE SİNDİRİMİ

- APERİTİF[Fr.]["APERATİF/APERETİF" değil!] değil/yerine/= ÖN İÇECEK/YİYECEK


- APOLYONT KİRAZ[< ZİRAAT 0900][NAPOLYON değil!] ile/ve/||/=/<> AKŞEHİR APOLYONTU ile/ve/||/=/<> SALİHLİ | ALLAH DİYEN ile/ve/||/=/<> DALBASTI ile/ve/||/=/<> FISFIS ile/ve/||/=/<> SCHNEIDERS SPAETKNORPEL | ZEPPELIN | NORDWUNDER ile/ve/||/=/<> FERRORIVA

( Genel ve ziraat terimi. İLE/VE/||/=/<> Afyon bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Manisa bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Malatya bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Çanakkale bölgesindeki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> Almanya'daki adı/türü. İLE/VE/||/=/<> İtalya'daki adı/türü. )

- ARDA ile/||/<> BAGET[Fr. < BAGUETTE]

( İşaret olarak yere dikilen çubuk. Uzun değnek. | Maden üzerine kazıma yapmak ve çıkrıkta çevrilen şeyleri yontmak için kullanılan çelik kalem. | Ardıl. @@ İnce kısa değnek. | Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. | Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. | Düşük gramajlı ince, uzun ekmek. | Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. )

- ARMUT (ÇEKİRDEĞİ) ve/||/<> HIRSIZ

( Bir zamanlar, Çin'de yoksul biri, o denli aç ve bitkin düşmüştür ki kendini tutamayıp bir armut çalar. Çalanı yakalarlar ve İmparator'un karşısına cezalandırılmak üzere çıkarırlar.

Hırsız, İmparator'a şöyle der:
"Değerli efendim. Çok açtım, dayanamadım, çaldım. Beni affetmeniz için yalvarıyorum. Eğer beni af ederseniz, size paha biçilmez bir armağanım olacak."

İmparator, dudak büker...
"Senin gibi birinde paha biçilmez ne olabilir ki?"

Hırsız, avucunun içindeki armut çekirdeğini uzatır.
"Bu çekirdeği ekerseniz, bir gün içinde altın meyveler veren bir ağacın yeşereceğini göreceksiniz."

İmparator, bir kahkaha atarak...
"Ek o zaman, altın meyveleri görünce affederim seni."

Yoksul:
"Haşmetlim. Bu tohumu ben ekemem. Çünkü ben bir hırsızım. Bu sihirli tohumu ancak yaşamında hiç çalmamış, başkalarına haksızlık yapmamış, yalan söylememiş biri ekebilir. Tohum, o zaman gücünü gösterir. Aksi takdirde, onu ekeni zehirler. Tarif edilmez acılarla öldürür."
"Sultan'ım! Bu tohumu ancak siz ekebilirsiniz."

İmparator, irkilir, yüzünü asar. Bir süre düşünür ve sonra da hırçın bir sesle:
"Ben imparatorum, bahçıvan değil! O tohumu Başbakan'a ver, eksin de altın meyveleri görelim." der. Yoksul, tohumu Başbakan'a uzatınca, Başbakan, telâş içinde İmparator'a dönüp itiraz eder:

"Ben ekim biçim işlerinde çok beceriksizim efendim. Sihirli tohumu yanlış eker, ziyan ederim. Bence bu tohumu Hazinedar başı eksin."

Hazinedar başı, hemen bahane bulur ve bu görevi bir başkasına devreder.

Orada bulunan her bir kişi, sudan nedenlerle tohumu ekme görevinden kaçınır.

Sonra İmparator, doğan sessizliğin içinde bir süre düşünür. Başı önünde duran Başbakan'a, Hazinedar'a ve tüm görevlilere dik dik bakar ve...

"Haydi bakalım! Bu hırsız bahçıvana tohumunun nasıl altın meyve verdiğini hep birlikte gösterip sevindirelim" der, cebinden bir altın çıkarır ve yoksula tutması için atar.

Oradakilerin tümü ceplerinden sessiz sedâsız birer altın çıkarıp yoksula verdikten sonra, İmparator, gülerek adama seslenir:

"Bas git buradan! Bu verdiğin ders hepimize yeter!" )

- ARMUT ile HİNTARMUDU

( ... İLE Mersingillerden, sıcak bölgelerde yetişen, meyvesi yenilen, tahtası sert bir ağaç. )

- ARMUT ile/ve/||/<> ÜZÜM

( Sapı. İLE/VE/||/<> Çöpü. )

- ARPACIK ile ARPACIK ile ARPACIK ile ARPACIK

( İtdirseği/çıban. İLE Soğan/kıska, tohumluk soğan. | Taze, ufak hıyar. | Çorbalık arpa biçiminde şehriye. | Amerikan tohumlu buğday. İLE Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı. | Değirmen çarkının merkezinde bulunan demir parça. İLE Erkek geceliğine[entari/anteri] yapılan bir çeşit nakış. )

- ARPAYI BOL BULMAK ile/ve/||/<> BOSTANI BOŞ BULMAK

- ARTIK ile FAZLALIK

- ARTIRIM ile ARTIRMA ile ARTIŞ

( Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. | Müzayedede artırma. İLE Artırma durumu. | Açık artırma. İLE Artma durumu. Çoğalma. | Harcandıktan sonra bir miktarının geri kalması. | Değerinin yükselmesi, fazlalaşması. )

- ARTIŞ/ARTIM:
İŞTEN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DİŞTEN


- ARTIŞ/ARTIM ile ARTIMLI/ARTAĞAN

( Artma durumu. Çoğalma. | Harcandıktan sonra bir miktarının geri kalması. | Değerinin yükselmesi, fazlalaşması. İLE Pişince şiştiğinden, ölçüsü artmış gibi görünen. | Çoğalma özelliği olan. )

- ile

( Yemek. İLE Geçmenin, aşmanın buyruk kipi. )

- ve/<>/|| AŞK

- ile/ve/||/<>/< BAŞ

( Azıcık. İLE/VE/||/<>/> Ağrısız. )
( Yazın, başı pişmeyenin; kışın, aşı pişmez. )

- ÂŞÂM[Fars.] ile ÂŞÂM[Fars.]

( Yiyecek ve içecek. İLE İçen, içici. )

- AŞIM/IZ ile AŞIM/IZ

( Önleyici ilacımız. İLE Yemeğimiz. )

- AŞIRI KULLANIM ile/değil/yerine YERİNDE KULLANIM

- AŞK ERBÂBI ile/ve ZEVK ERBÂBI

- AŞLIK/AŞLIQ ile/||/<> AŞLIK/AŞLIQ
[<

( Aşevi, mutfak. İLE Buğday. )

- ASMA[Ar.] ile ASMA[Ar.] ile ASMA'[Ar.] ile ASMÂ[Ar.] ile ASMAH[Ar.]

( Asma işi/durumu. | Asılmış, asılı. | İLE Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. | Belirli bir tür üzüm veren bitki. [Lat. VITIS] İLE Uyanık ve "gözü açık" olan. | Keskin kılıç. İLE Eğri elli/bacaklı. İLE Pek kahraman, çok şecâatli. )

- ASSI değil/yerine/= YARARLI

- AŞÛRE PİŞİRMEK yerine AŞÛRE KAYNATMAK

( Muharrem'in 9'unda pişirilir, 10. gün dağıtımı yapılır. )

- AŞVE[Ar.] ile AŞY[Ar.]

( Akşam karanlığı. | Akşam yemeği. İLE Akşam yemeği. )

- AUM:
SOLUK
ve/||/<> SESSİZLİK

- [ne yazık ki]
AVCI
ile/ve/=/||/<> AYI

( Hile bilir de. İLE/VE/=/||/<> Yol bilmez mi? )

- AVKMAK ile AVKMAK ile AVKMAK ile AVKMAK

( Karıştırmak, iyice karıştırmak, kabartmak. | Yoğurmak, özleştirmek. İLE Ezmek, parçalamak, ufalamak, çok küçük parçalara ayırmak. | Dövmek. | Çamaşırı durulamak. | Çitilemek, avuç içinde sıkıştırmak, ovmak, ovalamak. İLE Yenmek, mağlup etmek. İLE Köpeğin koparmadan, az ısırması. )

- AYAZ ile/ve/||/<> BOĞAZ

( Lokman Hekim, 32 temel hastalık belirlemiş. 16'sının, soğuktan; 16'sının da "yeme-içme"den kaynaklandığını görmüş. Üşütmemeyi ve çok yememeyi yeğlemeliyiz. )

- AYAZMA[< Yun.][Hristiyanlıkta]

( Hristiyan'larda okunmuş kutsal su. | Şifalı/kutsal su/kaynak/pınar. )

- AYI ile/ve/||/<>/> AHLAT

( Ayının kırk türküsü var, kırkı da ahlat üstüne. )

- AYI ile/değil/yerine ARI

( Gibi yeme/oturma! İLE/DEĞİL/YERİNE Gibi çalış! )

- AYIKLAMA ile/ve/||/<> ÇIKARMA

- AYIP >< AYIK

- AYIRMAK ile KOPARMAK

- AYRIM (NOKTASI):
KAVŞAK
ile/ya da/||/<> MAKAS ile/ya da/||/<> ÇATAL

- ... değil AYŞEKADIN(FASULYE)

- AYVA ile/değil ALTIN AYVA

- AYVA ile JAPON AYVASI

( CYDONIA OBLONGA cum CHAENOMELES SPECIOSA )
( Ayva, Farsça'da, "sulu" ve "mavi" demektir. )

- [ne yazık ki]
"AZ İLE YETİNME(ME)K"
ve/||/<>/> ÇOK'U BUL(AMA)MAK

- AZ değil/yerine GEREKTİĞİ KADAR

- AZ ile/ve/||/<>/< ÖZ


- AZALT ve/değil/yerine/||/<>/>/< BIRAK ve/değil/yerine/||/<>/>/< ÇOĞALT

( Yediğin yemeği...
Yemeğin tuzunu...
Yediğinin/içtiğinin şekerini...
Satın alacağın eşyaları...
Harcadığın parayı...
Boşa geçen zamanı...
Gözyaşlarını...
Kafaya taktıklarını...
Televizyon ve bilgisayar/internet başında harcadığın zamanı.
Telefonla uğraştığın süreyi...
Kişlerden beklentini...

VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/ )
( )
( )

- AZIKLI = AZIĞI OLAN | YOKSULLARI DOYURAN

- ÂZİME[Ar.] ile ÂZİME[Ar.]

( Kıtlık yılı. İLE Cuma günü. | Bayram günü. )

- ÂZÎR[Ar.] ile ÂZÎR[Ar.] ile ÂZÎR[Ar.]

( Ağrı, sızı, akıntı, ıstırap. | Azar. İLE Özür, özür dileyen. İLE Biçilmiş ekinin tarlada satılması. )

- AZITMA ile/ve/değil/yerine/> KAZITMA

- AZITMAK ile DAĞITMAK ile TOZUTMAK

- AZUK/AZUQ ile AZUK/AZUQ / MUNUK/MUNUQ ile AZUK/AZUQ
[<

( Belirli olmayan. İLE Kaçan, yoldan çıkan kişi. İLE Azık, erzak. )

- AZUKLUG/AZUQLUG ile/ve/||/<>/> AZUKLUG/AZUQLUG
[<

( Azığı olan kişi. İLE/VE/||/<>/> Erzak olarak hazırlanan şey. )

- B12 ve/||/<>/< HOLOTRANSKOBALAMİN

- BADEM ile ACIBADEM

( ... İLE Gülgillerden, bir meyve ağacı. | Bu ağacın, acımtırak, keskin kokulu meyvesi. )

- BÂDEM[Fars. BÂDAM] ile BÂDEM

( Bâdem ağacı. | Bu ağacın yaş ya da kuru yenilen yemişi. İLE Salatalık/hıyar. )

- BADEM ile/ve/||/<>/< ÇAĞLA

- BADEM ile KARGADELEN

( ... İLE Kabuğunun çok gevrek olması dolayısıyla kolay kırılan bir tür badem. )

- BÂDİNCÂN[Ar.] ile BÂDİNGÂN[Ar.]

( Patlıcan. )

- BAĞ:
ÖZERKLİK
ve/<> HAZIR OLMA ve/<> GÖNÜLLÜLÜK/RIZÂ ve/<> HAREKETE GEÇME/GEÇEBİLME ve/<> KURABİLME(SÜRDÜREBİLME/SÜREKLİLİK) ve/<> PAYLAŞIM ve/<> GÜÇ

- BAĞ ile BAĞ[Fars.]

( Bir şeyi başka bir şeye ya da çok sayıda olanı topluca birbirine tutturmak için kullanılan ip, sicim, şerit, tel vb. düğümlenebilir nesne. | Sargı. | Bağlam, deste, demet. | İlgi, ilişki, rabıta. | Kemikleri birbirine bağlamaya, iç organları yerinde tutmaya yarayan lif demeti. | Bir halat üzerine atılan sağlam, düzgün ve istendiğinde kolayca çözülebilen her türlü düğüm. | Nota yazarken yan yana gelen aynı ya da farklı değerdeki notaların birbirine bağlanarak çalınacağını belirtmek için yapılan yay biçimindeki işaret. İLE Üzüm kütüklerinin dikili bulunduğu toprak parçası. | Meyve bahçesi. )

- BAĞDAŞMA ve/||/<> AŞURE

- [ne yazık ki]
BAĞIMLI
ile/değil TUTKUN

- BAĞIMLI/LIK(MÜPTELÂLIK) ile ISRARCI/LIK

- BAHÂR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHÂR ile BAHHÂR[Ar. < BAHR]

( Kışla yaz arasındaki mevsim. İlkyaz. [22 Mart - 21 Haziran arasıdır] İLE Güzellik. | Güzel. | Sığırgözü, papatya, sığır papatyası, sarı papatya. | Put, sanme, çelîpa. | Atılmış pamuk. | Ölçek. | Karanfil, tarçın, karabiber gibi kokulu şeyler. İLE Denizci, gemici. )

- BAHAR[Fars. çoğ. BAHÂRÂN] ile BAHAR[Ar. çoğ. BAHARAT]

( [Kuzey yarımküre için] 21 Mart'ta, gündüz-gece eşitliğiyle başlayarak, 22 Haziran'da, gündönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim, ilkyaz. | Bu mevsimde ağaçlarda açan çiçekler ve yapraklar. | Gençlik çağı. İLE Yiyecek ve içeceklere, hoş koku ve tad vermek için kullanılan kurutulmuş ve öğütülmüş bitkiler. )
( BAHARİYE: Divan Edebiyatı'nda, bahar betimlemesi ile başlayan kaside. )
( BİBERİYE: Ballıbabagillerden, Akdeniz çevresinde çok yetişen, yaprakları hoş kokulu bir bitki. [Lat. ROSMARINUS OFFICINALIS] )

- BAHÂRÂT[Ar. < BAHÂR] ile BAHÂRET[Fars.]

( ... İLE Üstünlük, seçkinlik. )

- BAHÇE[< Fars. BAĞ-ÇE: Küçük bağ.]/BAHÇA ile/ve BAĞ/BOSTAN[Fars.]

( ... İLE/VE Büyük bahçe. | Sebze bahçesi. | Kavun/karpuz tarlası. )

- BAKLA[Ar.] ile ACIBAKLA/YAHUDİBAKLASI/TÜRMÜS[bot.]

( ... İLE Baklagillerden, acı olan, taneleri suda tatlılaştırılarak yenilen otsu bir bitki. )

- BAKLA[Ar.] ile FUL[Ar.]

( ... İLE Taşkırangillerden, çokça türü bulunan bir ağaççık ve bunun hoş kokulu, beyaz çiçeği. | Küçük taneli bir bakla türü. )

- BAKLİYAT ve/||/<>/< BAKLAGİLLER

( Baklagillerden elde edilen ürün. VE/||/<>/< Bakla, fasulye, akasya, keçiboynuzu vb. badıçlı pek çok sebze ve ağacı içine alan, iki çenekli ayrı taç yapraklılardan büyük bir bitki ailesi. )

- BALANCED NUTRITION[İng.] ile/||/<> DENGELİ BESLENME

( Organizmanın gereksinimi olan enerjiyle birlikte diğer besin ögelerinin de dengeli ve yeterli bir biçimde alınması durumu )

- BALSIRA ile BALSIRA

( Yaprakların üzerinde oluşan bir tür küf. @@ Bir tür kudret helvası. )

- BAMYA ile KINALI BAMYA

( ... İLE Trakya'da yetişen, baş tarafı kızıl renkte bir cins bamya. )

- BAOBAB AĞACI = ŞİŞE AĞACI = TERSYÜZ AĞACI = ŞEYTAN AĞACI

( Anavatanı Madagaskar olan Baobab ağaçları, Mali'de de bulunmaktadır. [İçinin su dolu olması, çöl koşullarında ayakta kalmalarını sağlamaktadır.][Beyaz çiçeklerinden sos yapılmaktadır.] )
( )
( image )

- BARDAK DOLDURURKEN, DUDAK PAYI

( İçecekler ağzına kadar doldurulmaz. Hem taşırken dökülmemesi için, hem de içerken dudak payı denen bir boşluk bırakmak gerekir. )

- BARRETT ÖZOFAGUSU ile/||/<> ÖZOFAJİT

( Yemek borusu gözelerinin mide asidine maruz kalması sonucu değişmesi. İLE/||/<> Yemek borusunun yangılanması. )

- BASA ile/||/<> BASAN
[<

( Sonra. İLE/||/<> Cesedi gömüldükten sonra ölenin adına verilen yemek. )

- BASAR ile/||/<> BASARLIG
[<

( Dağ sarımsağı. İLE/||/<> Sarmısakla kaplı. )

- BAŞARILI OLMAK İÇİN...:
YUMUŞAK
ile/ve/||/<>/> MÂKUL ile/ve/||/<>/> DERİN ile/ve/||/<>/> YETERİNCE ile/ve/||/<>/> ŞIK ile/ve/||/<>/> KORKUSUZ ile/ve/||/<>/> SABIRLA ile/ve/||/<>/> FARKLI ile/ve/||/<>/> HOŞGÖRÜLÜ ile/ve/||/<>/> DÜRÜST ile/ve/||/<>/> DÜZENLİ ile/ve/||/<>/> AKILLI

( Konuş. İLE/VE/||/<>/> Ye. İLE/VE/||/<>/> Soluk al. İLE/VE/||/<>/> Uyu. İLE/VE/||/<>/> Giyin. İLE/VE/||/<>/> Hareket et. İLE/VE/||/<>/> Çalış. İLE/VE/||/<>/> Düşün. İLE/VE/||/<>/> Davran. İLE/VE/||/<>/> Kazan. İLE/VE/||/<>/> Biriktir. İLE/VE/||/<>/> Tüket. )

- BÂŞENG

( Asma üzerinde bulunan üzüm salkımı. | Tohumluk olmak üzere alıkonulan sarı ve iri hıyar. )

- BAŞKA BİR ...:
"DÜNYA"
değil YAŞAM (BİÇİMİ)

( Yoktur. DEĞİL Vardır, olanaklıdır. )

- BAŞLANGIÇ ile/ve/||/<>/> GELİŞİM

- BAŞLANGIÇ ile MAYA

- BAŞTAN ÇIKMAK ile/ve/||/<>/> YOLDAN ÇIKMAK


- BAYILMAK ile/ve/değil/yerine/<>/> AYILMAK

- BAYRAM:
ARİFE GÜNÜ
ile/ve/||/<>/< BUĞDAY GÜNÜ

( [Bayramın ...] Bir gün öncesi. İLE/VE/||/<>/< İki gün öncesi. )

- BAZAL METABOLİZMA HIZININ:
AZALMASI
ile/değil/yerine/>< ARTMASI

( Az sayıda öğünle fazla miktarda beslenme, bazal metabolizma hızını azaltmaktadır. [İstenilen bir durum değildir.] İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Az az ve sık sık beslenme, bazal metabolizma hızını artırır.[Bazal metabolizma hızının artması, gövdemizde gerçekleşen sindirim ve emilim metabolizmalarının daha düzenli işleyişe sahip olmasını sağlar.] )
( BAZAL METABOLİZMA HIZI: Gövdenin, fiziksel anlamda dinlenme halinde iken gövdenin çalışması için harcanan enerji miktarı. )

- BAZI KİŞİLER
[ÖTEKİNE SAYGI GÖSTEREN]:
[ne yazık ki]
YER/YAŞAR ve YEDİRMEZ/YAŞATMAZ | YEMEZ/YAŞAMAZ ve YEDİRMEZ/YAŞATMAZ
ile/ve/değil/yerine/||/>< YER/YAŞAR ve YEDİRİR/YAŞATIR ile/ve/değil/yerine/||/>< YEMEZ/YAŞAMAZ ve YEDİRİR/YAŞATIR

- BAZI SEBZELER:
TARLADA
ile/ve/değil/yerine/||/<>/> SAKSIDA

( saksıda yetiştirebileceğiniz bazı sebzeler )

- BAZLAMA ile/||/<> ...

( bazı II bazırma bezdirme bezdürme bezirme Yufka Esnemez Eskişehir Karacaviran Seydişehir Konya bazı II Gümüşdere Bilecik bazırma Çine Aydın bezdirme Kamanlar Güdül Ankara bezdürme Adalıkuzu Güdül Ankara bezirme Çine Aydın Yerel ağızlarda pazlama bezleme gibi birtakım biçimler de kullanılır bazı pazı hamur yumağı yufka lama pazı3 Yapı açısından bazlama olarak kullanılan şiplemeye benzer şip yufka )

- BAZLAMA ile/||/<> BEZDİRME

( [bazı (II), bazırma, bezdirme, bezdürme, bezirme] : Yufka. (Esnemez -Eskişehir; Karacaviran *Seydişehir -Konya) [bazı (II)] : (Gümüşdere -Bilecik) [bazırma] : (*Çine -Aydın) [bezdirme] : (Kamanlar *Güdül -Ankara) [bezdürme] : (Adalıkuzu *Güdül -Ankara) [bezirme] : (*Çine -Aydın) @@ Yerel ağızlarda pazlama, bezleme gibi birtakım biçimler de kullanılır. < *bazı ~ pazı 'hamur yumağı, yufka' + -lama . bk. pazı3. Yapı açısından 'bazlama' olarak kullanılan şipleme'ye benzer ( )

- BEBEK/ÇOCUK ile APALAK

( ... İLE Tombul, gürbüz, iri bebek ya da küçük çocuk. )

- BEBEK YAPALIM MI? ile "BEBEK YAPALIM" MI?

( Bebek sahibi olma ya da sevişme önerisi/sorusu. İLE Bebek semtine gitme önerisi/sorusu. )

- BELLEK YİTİMİ ile DUYUM YİTİMİ ile ACI YİTİMİ ile SÖZ YİTİMİ ile HAREKETLERDEKİ DÜZENSİZLİK


- [ne yazık ki]
BELLEK KAYBININ NEDENLERİ:
KAN ŞEKERİNİN OYNAMASI
ve/||/<> VİTAMİNLERİN EKSİLMESİ ve/||/<> MİNERAL YOKSUNLUĞU ve/||/<> YAĞLARIN DENGESİZLİĞİ ve/||/<> HORMONLARIN AZLIĞI

- [ne yazık ki]
BENCİLLİK
ile/ve/değil/||/<>/< KEYFİLİK

- BENDE[Fars.] ile KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD(Ar.)]

( KUL, KÖLE, BAĞLI [bkz. ABD] )

- BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/<> ÖZÜMSEMEK

- BEREKETLİ[Ar.] değil/yerine/= ARTAĞAN

( Mutluluk, meymenet, saadet. | Nimette bolluk ve iyilik. )

- FOOD[İng.] / NAHRUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BESİN

- BESLEMEK ile/ve/<> BESTELEMEK

- BESLENME BİLİMİ ile TIBBİ DİYETETİK

( Besinlerin gövdede nasıl kullanıldığını ve insan sağlığını nasıl etkilediğini inceleyen bir bilim dalı. İLE Hastalıkları önlemek ve tedavi etmek için beslenme planları geliştirmeye odaklanan bir sağlık mesleği. Bu iki dalın kesiştiği noktada, bireylere ve hastalara özel beslenme planları oluşturulmaktadır. )

- BESLENME | DİYET ile/||/<> DİYET ile/||/<> DİYET[Ar. < DİYET | FR. < DİÈTE]

( Günlük gıda alımını oluşturan maddelerin tümü Rasyon )

- BESLENME = TAGADDİ, TAĞDİYE, İGTİDÂ'[< GIDÂ] = NUTRITION


- BESLENME ile TUTUNMA

- BET (BENİZ) ile BET (BEREKET)

( Beniz sözcüğü ile birlikte, "yüz rengi" anlamında ikileme oluşturan bir söz. İLE Bereket sözcüğü ile birlikte "bolluk" anlamında ikileme oluşturan bir söz. )

- BEYHÛDE[Fars. < BİHÛDE] ile/ve/||/<> NÂFİLE ile/ve/||/<> FUZÛLÎ

( Yararsız. | Boşuna. İLE/VE/||/<> Gerekli değilken yapılan iş. | Farzların dışında kılınan namaz. | Boşuna, gereksiz. İLE/VE/||/<> Erdemli/faziletli. | Gerekli, yersiz, boşuna. )

- BEZDİRME ile/||/<> BAZLAMA

( bazlama )

- BEZELYE ile DELİ BEZELYE

- BEZME[Ar.] ile BEZME[Ar.] ile BEZME/K[Tr.]/BİZÂR

( Gündüz yenilen bir öğün yemek. İLE Sohbet ve muhabbet meclisinin bir köşesi. İLE Yaşama ya da iş görme isteğini yitirme ya da yitirmiş bir biçimde. | Devingenliğini/canlılığını yitirme. )

- BİBER[Yun.] ile ARNAVUT BİBERİ

( Patlıcangillerden, yurdumuzda çok yetişen ve çeşitli türleri bulunan bir bitki. | Bu bitkinin tazeyken sebze olarak yenilen ürünü. | Bu bitkinin kurutulup baharat olarak yararlanılan ürünü. İLE Acı kırmızı biber. )

- BİBER ile KIRMIZIBİBER

( ... İLE Patlıcangillerden bir tür biber. | Bu bitkinin olgunlaştığında kızarıp yakıcı bir acılık kazanan, kurutulup dövülerek yemeklerde baharat olarak kullanılan tozu. )

- BIÇIM =/> DİLİM
[<

- BICIR BICIR (KONUŞMAK, HAREKET ETMEK)

( Küçük, şirin çocuklar için söylenilen. )

- BİLGE/LİK:
NE İSTEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK
ile/ve/değil/||/<>/< NE İSTEMEDİĞİNİ BİLEN/BİLMEK

- BİLİMSEL TUTUM/DURUŞ ve/||/<> FELSEFÎ ANLAYIŞ ve/||/<> SANATSAL/ESTETİK DUYARLILIK ve/||/<> HAREKETLİ(SPORCUL) YAŞAM

( Hayret. VE/||/<> Hayranlık. VE/||/<> Aşk. VE/||/<> Coşku. )

- [hem] BİLMEK ile/ve/hem de/||/<>/> YAPMAK

( Yapmak, onu bildiğini göstermektir. )
( Bilmek, yapabilmektir. )
( Kişi, bildiklerini, yönetir/yönetmelidir: bilmedikleri tarafından yönetilir. )
( [ne yazık ki]



- Yapabilen istemiyor,
- İsteyen yapamıyor,
- Bilen yapmıyor,
- Yapan bilmiyor ve
Dünya böyle kötüye gidiyor...

Ascoli Piceno, İtalya [1529] )

- BİN LOKMA, BİN HIRKA" ile/değil/yerine/>< BİR LOKMA, BİR HIRKA

- BİR KAP YEMEK ve/||/<> BİR KALP SEVGİ

- BİR ŞEYİ:
KISKANMAK
ile/ve/değil "CANI ÇEKMEK"

- BIRAKMAK ile/ve/yerine/değil UZAKLAŞTIRMAK / TERCİH DEĞİŞTİRMEK [Özellikle sigara ve çeşitli bağımlılık yapıcılarda!]

( Mutlu olmak için herhangi bir şeye bağımlı olmak, çaresizliğin son aşamasıdır. )
( Herhangi bir şeye karşı artık bağımlı olmadığınızda, payınıza düşeni yapmışsınız demektir. )
( Zihnimizi, içiyle dışıyla bilmedikçe, bağımlılıklar bizi terk etmeyecektir. )
( Bağımlılıklarımızdan vazgeçelim. Vazgeçmemiz gereken başka hiçbir şey yoktur. )
( Bilincine varmadığınız bir şeyi, terk edemezsiniz. )
( Alışkanlık ve ihtiras, kör eder ve yanlışa götürür. )
( Alışkanlık! Gereklilik değil! )
( SİGARAYI: "BIRAKTIM!" değil/yerine "İÇMİYORUM" ya da "İÇMEMEYİ YEĞLİYORUM/TERCİH EDİYORUM!" )
( Mücadelemiz içenlerle değil maddeyle!
Koruyup kolladığımız, kişiler; kovduğumuz, o sinsi madde!...
Davetimiz, sağlıklı olmak; kabul etmediğimiz, sararmak...
Çözümlerimiz, herkes için; çaresi "Hayır!"da...
Herkes için hayırlı olan, hayırsızı yakmamakta... )
( Not necessary! It's habit/addiction. )
( FEEL FREE TO SAY NO! )
( Dependence on anything for happiness is utter misery.
When you are no longer attached to anything, you have done your share.
Attachments are in the mind and will not leave you until you know your mind in and out.
Give up your addictions. There is nothing else to give up.
You cannot leave if you don't aware of it.
Habit/addiction and passion makes blind and takes to the false.
"I PREFER, NOT TO SMOKE" instead of "QUIT SMOKING/CIGARETTE" )

- BİRİG[Fars.] değil/yerine/= ÜZÜM SALKIMI

- BİRLEŞME ile/||/<> ERİME

- BİRLİKTE HAREKET ETMEK ile/ve BİRLİKTE OLMAK

( Trinidad Tobago'nun ambleminde, "Birlikte Hareket Edersek Başarırız!" yazmaktadır. )

- BİTRİK ile BİTRİK[Argu]
[<

( Bızır/klitoris. İLE Fıstık. )

- BÎ-ZÂD[Ar.] ile/ve/<> BİZÂZ[Ar.]

( Azıksız, zahiresiz. İLE/VE/<> Yetersizlik/kifâyetsizlik, perişanlık, pejmürdelik.[BEZÂZET, BÜZÛZET] )

- BÎ-ZÂD[Ar.] ile Bİ-Z-ZÂT / BİZZAT[Ar.]

( Azıksız, zahiresiz. İLE Kendi. )

- BLENDER[İng.] değil/yerine/= PARÇALAYICI VE KARIŞTIRICI

- BOCA/POCA[İt.] >< ORSA ile BOCA

( Geminin, rüzgâr almayan yanı. >< Rüzgâr altı/üstü. İLE Kaptaki/tenceredeki bir şeyi olduğu gibi dökmek. )
( BOCALAMAK: Geminin, rüzgâra karşı gidemeyerek sürüklenmesi. | Bir işte, tutulması gereken yolu kestirememek, ne yapacağını bilememek, kararsız olmak. )

- BOĞAZINA DİZİLMEK ile BOĞAZINDAN GEÇMEMESİ

- BÖĞRÜLCE ile/||/<> ...

( göbeği koyu benekli bir çeşit ufak fasulye Yerel ağızlarda böğrükara karnıkara ve yanıkara adlarıyla da anılır Türkçe böğür insan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü sözünden geldiği anlaşılıyor böğür lü ce ekleri )

- BOLLUK >< KITLIK

( BOLLUK-KITLIK )

- BÖLÜNMEK ile/değil/yerine/>< BÖLÜŞMEK

( Yok eder. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tok eder. )
( Bölüşürsek tok oluruz, bölünürsek yok oluruz.

Hat: Serçemeli Mustafa Necateddin el-Erzurumî (1912-1991) )

- BÖRÜLCE ile/||/<> ...

( göbeği koyu benekli bir çeşit ufak fasulye Yerel ağızlarda böğrükara karnıkara ve yanıkara adlarıyla da anılır Türkçe böğür insan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü sözünden geldiği anlaşılıyor böğür lü ce ekleri )

- BÖRÜLCE ile/||/<> BÖĞRÜLCE

( 'göbeği koyu benekli bir çeşit ufak fasulye' @@ Yerel ağızlarda böğrükara (karnıkara ve yanıkara) adlarıyla da anılır. Türkçe böğür 'insan ve hayvan vücudunun kaburga ile kalça arasındaki bölümü' sözünden geldiği anlaşılıyor: < böğür + -lü + -ce ekleri. )

- BÖSMEK ile BÖSÜG ile BÖSGEÇ
[<

( Dövmek. İLE Dayak. İLE Çörek. )

- BOSTAN[Fars. < BUSTAN] değil/yerine/= KAVUNLUK

- BOZULMA/TAGAYYÜR[Ar. < GAYR] ile/ve/değil ÇÜRÜME

- BOZULMA ile/ve/||/<>/> ÇÜRÜME ile/ve/||/<>/> ÇÖZÜLME ile/ve/||/<>/> PARÇALANMA ile/ve/||/<>/> DAĞILMA

- BUĞDAY ile KARAKILÇIK BUĞDAYI

( ... İLE Kılçıkları siyah olan, kırmızı ya da beyaz, sert taneli buğday. )

- BUĞDAY ile KIZILCA

( ... İLE Kızıla çalan bir tür buğday. | Kızıla çalan, az kızıl. | Aşırı derecede, kızıl. )

- BUĞDAY ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< "NEFES"

( "Adam olmayı" simgeler. VE/||/<> Nefsi simgeler. )

- BUKA/BUQA ile BUKAÇ/BUQAÇ ile BUKAÇ/BUQAÇ ile BUKAGU/BUQAGU ile BUKAK/BUQAQ
[<

( Boğa. İLE Çömlek ya da güğüm.[EŞİÇ BUKAÇ/EŞİÇ BUQAÇ: Tencere-tava.] İLE Bir dağ geçidinin adı. İLE Hırsızlara vurulan pranga. İLE Kursak. )

- BÜKEN ile BÜKRİ ile BÜKTEL
[<

( Karpuz. İLE Herhangi bir şeyin eğrilmiş, bükülmüş durumu. İLE Orta boylu. )

- BULANMAK ile/||/<>/> BULAŞMAK

- BULAŞIK YIKAMADA:
AZ DETERJAN/SABUN
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İYİ DURULAMA

- BULGAMAK/BULGAMAQ ile BULGANMAK/BULGANMAQ ile BULGAYUK/BULGAYUQ ile BULGAMA ile BULGAK/BULGAQ ile BULGAŞ
[<

( Bulandırmak. İLE Bulanma.[Suyun bulanması] İLE Bulanık. İLE Yağsız ve tatsız bulamaç.[yulaf lapası] İLE Yaklaşmakta olan bir düşmanın etkisiyle halkı saran korku ve kaygı. İLE Yaklaşmakta olan bir düşmanın etkisiyle halkı saran itaatsizlik durumu. )

- BURÇAK/BURÇAQ ile BURÇAK/BURÇAQ
[<

( Bezelye, fasulye, bakla gibi şeylerin tanesi, tohumu. İLE Ter damlası. )

- BURMA ile BURMA ile BURMA

( Burmak. | Burularak yapılmış altın bilezik. Burulmuş, burularak yapılmış, kıvrılmış. | Yaşken burularak kurutulan ot. | Kuru incir. | Sarığıburma. İLE Musluk. | Kapı tokmağı/kolu. İLE Myanmar/Birmanya. [ülke] )

- BÜŞİNÇEK[Kençek] = SALKIM
[<

( Üzüm salkımı. )

- BUSTULI ile ISPANAK
[<

( Dağ ıspanağı. İLE ... )

- BÜTÜGE = PATLICAN
[<

- BÜYÜME ile ÇOĞALMA

- BÜYÜME" ile/ve/değil/yerine HAREKET


- BUZ ile BUZLUK/BUZLUQ
[<

( Buz. İLE Yazın kullanılmak üzere içine buz doldurulan yer. )

- ÇABA ile CABA

( Herhangi bir işi yapmak için ortaya konulan güç, zorlu, sürekli çalışma. İLE Bir şey ödemeden, para vermeden alınan şey. | Ek olarak. )

- ÇAĞIRMAK ile/ve/değil/||/<>/< GELEBİLECEĞİ BİLGİSİNİ/HABERİNİ VERMEK

- ÇAGMUR ile/= ÇAMGUR
[<

( Şalgam. )

- ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil/||/<>/< UYARAN

- ÇAK/ÇAQ ile ÇAK ÇOK/ÇAQ ÇOQ
[<

( Bir şeyin kesin ve öz durumu. İLE Odun ve ceviz gibi şeylerin kırılması sırasında çıkan çatırdama sesi. )

- ÇAKIR ile ÇAKIR

( Mavi hareli elâ göz. | Çakırdoğan. İLE Şarap. )

- CANÇU ile OKLAVA
[<

( Şehriye hamuru açmakta kullanılan oklava. İLE ... )

- CANI İSTEMEK ile CANI ÇEKMEK

- CANLI ile/ve HAREKETLİ/HAREKET EDEBİLEN


- ÇAP ÇAP ile ÇAP ÇAP
[<

( Şaklama. İLE Dudağın şapırdaması. )

- ÇARIK-ÇÜRÜK

- CARL LINNAEUS ve/<>/> GEORGES CUVIER

( 23 Mayıs 1707 - 10 Ocak 1778 VE/<>/> 23 Ağustos 1769 - 13 Mayıs 1832 )

- CAROTENE

( Karotin, A vitaminin ana maddesi. )

- CATERING[İng.] değil/yerine/= TOPLU YEMEK SUNUMU

- ÇAY ile ADA /ÇAYI/DAĞ ÇAYI

( ... İLE Ballıbabagillerden, yurdumuzda çok yetişen tüylü ve beyazımtırak yaprakları olan güzel kokulu bir bitki. )

- ÇAY ile ÇAY

( Çaygillerden bir ağaççık. | Bu ağaççığın özel işlemlerle kurutulan yaprağı. | Bu yaprakların haşlanması ile elde edilen, sarımtrak kırmızı renkli içecek. | Konukların, çay, börek, çörek gibi yiyeceklerle ağırlandığı toplantı. | Müzikli toplantı. İLE Dereden büyük, ırmaktan küçük akarsu. )

- ÇEKİ-DÜZEN (VERMEK)

- ÇEKİRDEK ile/ve/=/||/<> GİLİK

( ... İLE/VE/=/||/<> Antalya bölgesinde meyve çekirdeklerine verilen ad. )

- ÇEKİRDEK ile SIMIŞKA


- ÇENEYİ KULLANMADA:
(FAZLA) KONUŞMAK İÇİN
ile/ve/değil/yerine ÇİĞNEMEK İÇİN

- ÇENİŞTÜRÜK ile FINDIK
[<

( Yazın başında olgunlaşan, beyaz-kırmızı renkte, fındığa benzeyen ve yenilebilen bir meyve. İLE ... )

- ÇERT ile ÇERT ÇÜRT
[<

( Parça. İLE Herhangi bir şeyin parçaları ya da kırıntıları. )