AP...

- A PİCCO[İt. < A PICCO] ile/değil/yerine/=/||/<> APİKO

( Geminin zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması Hazır durumda olan Şık ve düzgün kıyafetli kimse )

- A POSTERIORI[İng.]/SONSAL ile/||/<> APOSTERİORİ/SONSAL

( Deneye baş vurularak elde edilen, dış dünyadaki yaşantılardan kazanılan (bilgi). | Deneyden çıkan ve deneye bağlı olan (bilgi). @@ bk. sonsal )

- A PRIORI[İng.]/ÖNSEL ile/||/<> A PRIORI[İng.]/À PRIORI[Fr.]/ÖNSEL/KABLÎ[Osm. Tr.] ile/||/<> APRIORI[İng.]/ÖNSEL/GÖRGÜLLÜK/KABLİ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm./Lat.]/ÖNSEL/KABLÎ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm.]/ÖNSEL/A PRİORİ[Osm. Tr.] ile/||/<> A PRIORI[İng./Fr./Alm.]/ÖNSEL/APRİORİ[Osm. Tr.]

( Hiç bir deneye dayanmadan ve salt us yardımıyla elde edilen (bilgi). @@ Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan. | Deney öncesi. @@ Görgül dayanağı bulunmayan ya da önsayıt niteliğinde olan. bk. görgüllük. @@ (Lat. a priori = önden, önceden olan ): Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen, bilincine varılabilen (bilgi); deneyin ötesinde geçerliği olan (bilgi). // Önsel bilgi, Platon'dan beri felsefede üzerinde durulan bir sorundur. Yeni çağ bilgi öğretisinde önsel (a priori) ile -> sonsal (a posteriori) temel bir kavram ikilisidir: Bilginin iki kaynağı öğretisinde önsel şunlarla eşanlamlıdır: a. Düşünceden, ustan gelen, kavramsal olan. b. Doğuştan, c. Kendiliğinden (spontan) oluşan; sonsal ise bunların karşıtı olan kavramlarla bir sayılır: a. Duyusal deneyden gelen. b. Edinilmiş, c. Alınmış. | Kant bu karşıtlığı yeniden ortaya koyup derinleştirmiştir. Kant önsel deyince, deneyi olanaklı kılanı anlar; çünkü ona göre her bilgi zaman bakımından deneyle başlar, ama yalnız deneyden türemez. Bu anlayışta önsel = kavram, düşünce değildir, çünkü önsel olan görüler de (uzay ile zaman) vardır; bunlar da deneyi olanaklı kılan biçimler, koşullardır. | Çağımızda görüngübilim ve bu çığırın önsel olarak özü görme ilkesi, önseli yalnız kavramsal olana bağlılığından ayırmamış, onun biçim ilkeleriyle olan ilişkisini de kesmiştir. Bu anlayışta, önsel, doğrudan doğruya görülen özlüklerin niteliklerini, öz bağlamlarını ve öz ilişkilerini, hem de özellikle içerikleri bakımından belirleyen bir terim olmuştur. Kant'ın biçimsel önsel'ine (formal a priori'sine) karşı içeriksel bir önsel ileri sürülmüştür. Ayrıca duygusal önselden (emotional a priori), değer önselinden (M. Scheler, N. Hartmann) ve dinsel bir önselden de (R. Otto, Troeltsch) söz edilir. @@ Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin. @@ Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı. )

- A PRIORI[İng.]/ÖNSEL ile/||/<> APRİORİ/ÖNSEL

( Hiç bir deneye dayanmadan ve salt us yardımıyla elde edilen (bilgi). | Hiç bir gözlem ve deneye dayanmayan. | Deney öncesi. | Görgül dayanağı bulunmayan ya da önsayıt niteliğinde olan. bk. görgüllük. | (Lat. a priori = önden, önceden olan ): Deneyden bağımsız olan, ama deneyle canlandırılabilen, bilincine varılabilen (bilgi); deneyin ötesinde geçerliği olan (bilgi). // Önsel bilgi, Platon'dan beri felsefede üzerinde durulan bir sorundur. Yeni çağ bilgi öğretisinde önsel (a priori) ile -> sonsal (a posteriori) temel bir kavram ikilisidir: Bilginin iki kaynağı öğretisinde önsel şunlarla eşanlamlıdır: a. Düşünceden, ustan gelen, kavramsal olan. b. Doğuştan, c. Kendiliğinden (spontan) oluşan; sonsal ise bunların karşıtı olan kavramlarla bir sayılır: a. Duyusal deneyden gelen. b. Edinilmiş, c. Alınmış. | Kant bu karşıtlığı yeniden ortaya koyup derinleştirmiştir. Kant önsel deyince, deneyi olanaklı kılanı anlar; çünkü ona göre her bilgi zaman bakımından deneyle başlar, ama yalnız deneyden türemez. Bu anlayışta önsel = kavram, düşünce değildir, çünkü önsel olan görüler de (uzay ile zaman) vardır; bunlar da deneyi olanaklı kılan biçimler, koşullardır. | Çağımızda görüngübilim ve bu çığırın önsel olarak özü görme ilkesi, önseli yalnız kavramsal olana bağlılığından ayırmamış, onun biçim ilkeleriyle olan ilişkisini de kesmiştir. Bu anlayışta, önsel, doğrudan doğruya görülen özlüklerin niteliklerini, öz bağlamlarını ve öz ilişkilerini, hem de özellikle içerikleri bakımından belirleyen bir terim olmuştur. Kant'ın biçimsel önsel'ine (formal a priori'sine) karşı içeriksel bir önsel ileri sürülmüştür. Ayrıca duygusal önselden (emotional a priori), değer önselinden (M. Scheler, N. Hartmann) ve dinsel bir önselden de (R. Otto, Troeltsch) söz edilir. | Fizik, kimya olaylarını denemsel yollarla değil, ana ilke ve yasalardan, kesin matematiksel tümdengelimlerle bulmaya ilişkin. | Bir denemeye girişmeden us yolu ile ileri sürülen yargı. @@ bk. önsel )

- A- ile/||/<> A-/AN- ile/||/<> ACRO- ile/||/<> AB-/ABS- ile/||/<> APO- ile/||/<> ANA- ile/||/<> DE- ile/||/<> DİST-/DİSTO- ile/||/<> İDİ- ile/||/<> -FUGEO ile/||/<> TELE-/TELO- ile/||/<> PACHY-

( -den, -dan, -den uzakta, ayrı, parça, farklı. İLE/||/<> Yokluk, olmama, eksiklik, değil ayrı, olmaksızın, ayrılma, negatif [anemi: Kansızlık, anoreksi: İştahsızlık]. İLE/||/<> Uc, ekstremite [akromegali: Ellerin, ayakların ve yüzün anormal büyümesi]. İLE/||/<> Uzaklaşma [abduksiyon: Gövdeden uzaklaştırma hareketi]. İLE/||/<> Uzaklaşma, ayrılma [apoptoz: Programlı göze ölümü]. İLE/||/<> Yukarı, tekrar, geriye [anabolizma: Yapım olayları]. İLE/||/<> -den uzakta, bütünü ile, aşağı, kopmuş, yoğunlaşma, bitme, ayrılma, karşıt, ters, bozma, olumsuz, sakin, eksik, yoksun, aşağı, ayrı, değişik. İLE/||/<> Merkezden uzakta, ayrı, arkada, distal. İLE/||/<> Ayrı, uzak. İLE/||/<> Uzaklaştıran. İLE/||/<> Ucla ilgili, bir ucla ilgili, uzaktan etkileyen. İLE/||/<> Kalın, yoğun. )

- ABARTMAK ile APARTMAK[< APARMAK]

( Bir nesneyi ya da durumu olduğundan daha önemli, daha büyük ya da daha çok göstermek. | Bir iş, bir davranış ve benzerlerinde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak. İLE Alıp götürmek. | Gizlice almak, alıp kaçmak, çalmak. )

🔒 Daha Fazla Sonuç İçin Üyelik

Bu sayfada toplam 670 kayıt var; üyelik kademenizle bunlardan 6 tanesini görebiliyorsunuz.
Daha fazlasını görmek için üye girişi yapabilir ya da üye olabilirsiniz.