AL...

- AHŞAP DİREKLİ CAMİ ile/||/<> ALTI DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> SEKİZ DAYANAKLI CAMİ ile/||/<> TEK KUBBELİ CAMİ ile/||/<> İKİ YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> DÖRT YARIM KUBBELİ CAMİ ile/||/<> FEVKÂNÎ(YÜKSEK/YÜKSELTİLMİŞ) ile/||/<> SELÂTİN[< SULTAN] ile/||/<> ULU CAMİ/MESCİD-İ CUMA[İRAN\'DA]

( Örtü bölümünü taşıyan ahşap direklere sahip cami biçimi.[Çok sayıda direkle taşınan ahşap çatılı bu yapılar, genellikle XIII. yüzyıl Anadolu Selçuklu mimarlığında ve sonrasında inşâ edilen bir yapıdır.] İLE/||/<> Merkezi planlı, üzerini örten büyük kubbesi altı sütun ya da paye tarafından taşınan cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi sekiz paye ya da sütunça olan cami biçimi. İLE/||/<> İbâdet mekânının tamamını ya da tamamına yakın bölümünü kubbenin örttüğü cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi ana eksen üzerindeki iki yarım kubbe tarafından desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Merkezi planlı, büyük kubbesi dört yandan birer yarım kubbe ile desteklenen cami biçimi. İLE/||/<> Bulunduğu yerin eğimi ya da çevresindeki yapıların durumu yüzünden, bir alt yapı üzerine oturtulan camiler. Alt katta genellikle gelir getiren dükkanlar bulunur. İLE/||/<> Sultanlar tarafından yaptırılan büyük camilere Selatin Camii denir. İLE/||/<> Her kentin ya da büyükçe yerleşme merkezinin en büyük camisi.[Cuma namazının topluca kılınması yanı sıra cemaatin bir araya gelmesini gerektiren durumlarda kullanılır.] )

- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK

- AKINCI ile/||/<> ALABEYİ

( Sınır bölgelerinde akınlar yapan hafif süvari. İLE/||/<> Bölgedeki tımarlı sipahilerin en büyük âmiri. )

- AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN

- AKSATA[Ar. < AHZ+İ'TÂ] değil/yerine/= ALIŞVERİŞ

- AKSEPTÖR/ACCEPTOR[İng.] değil/yerine/= ALICI

- AKYUVAR/LÖKOSİT ile/ve/||/<> ALYUVAR/ERİTROSİT

( Kan, lenf vb. gövde sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak göze. Bağışıklık düzeninin bir parçası olan beyaz kan gözeleri. İLE/VE/||/<> Kana al rengini veren, çekirdeksiz, yuvarlak, küçük göze. Oksijen taşıyan kırmızı kan gözeleri. )

- AL BAYRAK ile AL SANCAK

- AL ile AL ile Al.

( Aldatma, dek, dolap, hile. İLE Kırmızı, kızıl, kanın rengi. | Kırmızı renkte olan. | Dorunun açığı, kızıla çalan. | Yüze sürülen pembe düzgün, allık. İLE Alüminyum'un simgesi. )

- ÂL[Ar.] ile ÂL[Ar.] ile ÂL[Ar. < ULÜVV]

( Hîle, düzen, dek. İLE Aile. | Evlât. | Sülâle. İLE Yüce, yüksek. )

- ÂL ile/||/<> ÂL ile/||/<> ÂL ile/||/<> AL
[<

( Hanların sancağını yapmak için kullanılan turuncu renkte, süslü bir kumaş.[Turuncu renge de âl denir.] İLE Hile, dalavere. İLE Alin arslân. İLE Al çüvit. | Parlak ve kırmızımsı turuncu renk. )

- AL ile/ve/değil/yerine /||/<>/< AS

( )
( [gereksinimin] Varsa. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Yoksa. )

- ÂL[Ar.] ile EHL[Ar.]

- ÂL[Ar.] ile 'ITRE[Ar.]

- ALÂ MERÂTİBİHİM

( RÜTBELERİNE VE DERECELERİNE GÖRE, SIRASIYLA (ALE-D-DERECÂT) )

- ALÂ[Ar.] ile ALÂ, ALE[Ar.] ile A'LÂ ile ÂLÂ[Ar. < EYL] ile ÂLÂ[Fars.]

( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. İLE Üst, üzere. İLE [daha/çok/pek] Yüksek. İLE İhsanlar. İLE Kirleten. )

- ALA ile ALÂ ile ÂLÂ

( Karışık renkli. | Alabalık. | Açık kestane renginde olan, ela göz. | Kekliğin boynundaki siyah halka. İLE Üstün. İLE İhsanlar, bahşişler. | Kirleten. | Pekiyi. )

- ALA ile/||/<> ALA ile/||/<> ALA ile/||/<> ALA
[<

( Beyaz tenli kişi. İLE Kır at. İLE Sayrılıklı görünen kişi. "İnsanın alası içinde, atın alası dışında"[Kişi alası, içtin; yılkı alası, taştın.][Bu atasözü, ihanetini gizlemek için dalkavukluk yapan kişi için kullanılır.] İLE Fergâna'ya yakın bir yayla adı. )

- ALÂ[Ar.] ile/ve/=/||/<> BÂLÂ[Ar.]

( Rütbece yükseklik, büyüklük, şeref, şan. | Üst, üzere. İLE/VE/=/||/<> Yüksek, yukarı, üst, yüce. | Boy, uzunluk. )

- ÂLÂ[Ar.] ile NİAM[Ar.]


- ALA ile SAMYELİ

( Ala hastalığında da lekeler vardır ancak kepeklenme yoktur. İLE Bazen beyazımsı, bazen de farklı tonlarda olabilir. Lekelerin üzerinde ince kepeklenme vardır. )
( Her yaş öbeğinde görülebilir. İLE Daha çok 15 ile 30 yaş aralığındakilerde görülür. )

- ÂLÂ[Ar.] ile/ve/||/<> VASAT[Ar.] ile/ve/||/<> EDNÂ[Ar.]

( En yüksek. İLE/VE/||/<> Orta. İLE/VE/||/<> En düşük. )

- ALA-[İt.] değil/yerine/= "YÖNTEMİNCE, BİÇİMİNDE" ANLAMI KATAN ÖN EK

- ALABALIK ile/değil DENİZALASI

( Alabalıkgillerden, soğuk ve duru sularda yaşayan, bir tatlı su balığı. İLE Kemikli balıklar takımının alabalıkgiller ailesinden, denizlerde yaşayan bir balık türü. )

- ALABALIK ile GÖLALASI

( ... İLE Avrupa ve Anadolu göllerinde yaşayan, bir tür alabalık. )

- ALABANDA ile ALABANDA ATEŞ ile ALABANDA KÖŞKÜ ile ALABANDA KÜREK

- ALABAŞ ile ALABALIK ile ALABALIK YAĞI

- ALABASTRİT[Fr.] değil/yerine/= ALÇITAŞLI KAYMAKTAŞI

- ALABASTRON[Yun.] değil/yerine/= KULPSUZ, DAR BOYUNLU PARFÜM VAZOSU

- ALABİLİR ile/ve/||/<> ALLAH BİLİR


- ALABORA OLMAK ile ALABORA OLDU ile ALABORA OLMA

- ALABORA[İt.] (OLMAK) değil/yerine/= TEPETAKLAK (OLMAK)

( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. )

- ALABORA[İt.] ile ALABORİNA[İt.]

( Bir deniz teknesinin devrilecek kadar yan yatması ya da batması. İLE Gemici düğümü. )

- ALABRİGAN[Yun.] değil/yerine/= HAYDUT YÖNTEMİNCE/TARZI

- ALABROS[Fr.] ile ALAGARSON[Fr.]

( Bir çeşit kısa saç traşı. İLE Kısa kesilmiş kadın saçı. )

- ALACA ile Alaca

( Birkaç rengin karışımından oluşan renk, ala. | İki ya da daha çok renkli. | Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. | Ağaçta ilk olgunlaşan meyve. | Meyvelere, genellikle üzüme düşen ben. İLE Çorum iline bağlı ilçelerden biri. )

- ALACAKLI TEMERRÜDÜ ile BORÇLU TEMERRÜDÜ

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/yerine BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

- ALACAKLININ, ALACAĞINI, ALMAYA GİTMESİ değil/>< BORÇLUNUN, VERECEĞİNİ, ALACAKLIYA GÖTÜRMESİ

( Yanlışı. >< Doğrusu. )

- ALACALAMAK ile ALACALANMAK ile ALACALANDIRMAK ile ALACAKLANDIRMAK ile ALACA/LIK ile ALACAK ile ALACALI/LIK ile ALACA AŞ ile ALACAKLI/LIK ile ALACA BULACA ile ALACA KARANLIK ile ALACAK VERECEK ile ALACALI BULACALI


- ALACALI-BULACALI

- ALAÇIK:
ÇARDAK
ile/ve/||/<> ÇADIR

( Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak; alaçık. | Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. İLE/VE/||/<> Keçeden yapılan çadır. )

- A'LÂF[Ar. < ALEF] ile ÂLÂF[Ar. < ELF]

( Hayvan yemleri. | Otlar, samanlar. İLE Binler. )

- ALAFRANGA[Fr.] ile ALAFRANSEZ[Fr.] ile ALAGREK[Fr.] ile ALAJAPONE[Fr.] ile ALAMAROKEN[Fr.] ile ALAMERİKAN[Fr.] ile ALANGLEZ[Fr.] ile ALARUS[Fr.] ile ALATURKA[Fr.]

( Avrupa biçimi. İLE Fransız biçimi. İLE Yunan biçimi. İLE Japon biçimi. İLE Fas biçimi. İLE Amerika biçimi. İLE İngiliz biçimi. İLE Rus biçimi. İLE Türk biçimi. )

- ALAFRANGALAŞMAK ile ALAFRANGALAŞTIRMAK ile ALAFRANGA/LIK ile ALAFRANGACI/LIK ile ALAFRANGA SAAT ile ALAFRANGA MÜZİK ile ALAFRANGA TUVALET

- ALAGARSON[Fr. < À LA GARÇON] değil/yerine/= KISA KESİLMİŞ SAÇ

- ALAK[Ar.] ile ÂLÂK[Ar.]

( Pıhtılaşmış kan. | Sülük. İLE Sakız. )

- ALÂKA değil/yerine/= İLGİ

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ

- ALÂKA[Ar.] değil/yerine/= İLGİ, İLİŞKİ, İLİNTİ


- ALÂKA[Ar.] ile MÜNÂSEBET[Ar.]

- ALÂKADAR OLMAK değil/yerine/= İLGİLENMEK/İLGİ GÖSTERMEK

- ALÂKADAR değil/yerine/= İLGİLİ/İLİŞKİN

- ALAKALANMAK ile ALAKALANDIRMAK ile ALAKA ile ALAKALI/LIK ile ALAKASIZ/LIK ile ALAKASIZCA

- ALAKART[Fr. < À LA CARTE >< TABLDOT] değil/yerine/= SEÇMELİ YEMEK

- ALAKART[Fr.] değil/yerine/= SEÇİMLİ YEMEK

( Lokantada yemek dizininden seçilen yemek. )

- ALAKRİT[Fr.] değil/yerine/= İÇİNE TUNGSTEN VE KARBON DA KATILAN KOBALT VE KROM KARIŞIMI

- ALALADE[Ar.] değil ALELÂDE

- ALÂLÂDE ile HERHANGİ

- ALALEKSER değil/yerine/= ÇOĞUNLUKLA


- ALALİ/ALALIA[İng.] değil/yerine/= KONUŞMA YİTIMİ

- ALALİ[Yun.] değil/yerine/= SÖZ OLUŞTURMA YETİSİNİN YOK OLUŞU

- ALAMANA ile ALAMANA AĞI

- ALAMERİKAN[Fr. < À L'AMERICAIN] değil/yerine/= AMERİKAN YÖNTEMİ

- ALÂMET[Ar.] ile ÂYET[Ar.]

- ALÂMET[Ar.] ile DELÂLET[Ar.]

- ALÂMET[Ar.] ile EMÂRE[Ar.]

- ALÂMET[Ar.] ile ESER[Ar.]

- ALÂMET[Ar.] ile RESM[Ar.]

- ALÂMET[Ar.] ile SİMET[Ar.]


- ALAMETİFARİKA ile ALAMETİFARİKALI

- ALÂMETTE:
MAHZ
ile/ve/||/<> İLLET ANLAMINDA ile/ve/||/<> ŞART MAKAMINDA ile/ve/||/<> MECÂZEN

- ALAMİNÜT[Fr. < À LA MINUTE] değil/yerine/= ACELE, ÇABUK

- ALAMİNÜT[Fr. < A LA MINUTE] değil/yerine/= ÇARÇABUK, ANINDA

- ALAMİNÜT YEMEK ile ALAMİNÜT

- ALAMİNÜT[Fr.] değil/yerine/= ÇABUK, ANINDA | KOLAY VE ÇABUK YAPILAN YEMEK

- ALAMOD[Fr.] değil/yerine/= MODAYA UYGUN

- ALAN

( AS )

- ALAN TALAN ile YALAN TALAN

( Karmakarışık, allak bullak, darmadağınık. )

- ALAN ile ALAN

( Çeşitli etkinliklerin yapılabildiği düz, açık ve geniş yer. | Yüz ölçümü. | Bir çalışma çevresi. @@ Bir nesneyi ödünç ya da satın alarak kullanımına katan kişi. )

- ALAN ile/ve/||/<>/> ALAN ÖLÇÜMÜ

( 1 square kilometer [km2] = 1000000 square meter [m2]

1 square centimeter [cm2] = 0.0001 square meter [m2]

1 square millimeter [mm2] = 1.0E-6 square meter [m2]

1 square micrometer [µm2] = 1.0E-12 square meter [m2]

1 hectare [ha] = 10000 square meter [m2]

1 acre [ac] = 4046.8564224 square meter [m2]

1 square mile [mi2] = 2589988.110336 square meter [m2]

1 square yard [yd2] = 0.83612736 square meter [m2]

1 square foot [ft2] = 0.09290304 square meter [m2]

1 square inch [in2] = 0.00064516 square meter [m2]

1 square hectometer [hm2] = 10000 square meter [m2]

1 square dekameter [dam2] = 100 square meter [m2]

1 square decimeter [dm2] = 0.01 square meter [m2]

1 square nanometer [nm2] = 1.0E-18 square meter [m2]

1 are [a] = 100 square meter [m2]

1 barn [b] = 1.0E-28 square meter [m2]

1 square mile (US survey) = 2589998.4703195 square meter [m2]

1 square foot (US survey) = 0.0929034116 square meter [m2]

1 circular inch = 0.0005067075 square meter [m2]

1 township = 93239571.972096 square meter [m2]

1 section = 2589988.110336 square meter [m2]

1 acre (US survey) [ac] = 4046.8726098743 square meter [m2]

1 rood = 1011.7141056 square meter [m2]

1 square chain [ch2] = 404.68564224 square meter [m2]

1 square rod = 25.29285264 square meter [m2]

1 square rod (US survey) = 25.2929538117 square meter [m2]

1 square perch = 25.29285264 square meter [m2]

1 square pole = 25.29285264 square meter [m2]

1 square mil [mil2] = 6.4516E-10 square meter [m2]

1 circular mil = 5.067074790975E-10 square meter [m2]

1 homestead = 647497.027584 square meter [m2]

1 sabin = 0.09290304 square meter [m2]

1 arpent = 3418.8929236669 square meter [m2]

1 cuerda = 3930.395625 square meter [m2]

1 plaza = 6400 square meter [m2]

1 varas castellanas cuad = 0.698737 square meter [m2]

1 varas conuqueras cuad = 6.288633 square meter [m2]

1 Electron cross section = 6.6524615999999E-29 square meter [m2] )

- ALAN ile ALANLAR

- ALAN ile/ve ÂLEM

- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR

( ZÜMRE[Ar.]: Alttakım. )
( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )

- ALAN ile/ve/||/<>/> BÖLGE

- ALAN ile/ve BOŞLUK

( İkisi arasındaki boşluk, köprünün kendidir. )
( The very gap between is the bridge. )

- ALAN ile/ve/||/<>/> MEKÂN

- ALAN ile SAHA BEKÇİSİ ile ÇALIŞMA ALANI ile SAHA OYUNCUSU

- ALAN ve/<> YÖNTEM

- ALÂNGIR ile/= GELENİ
[<

( Küçük bir hayvan. )

- ALANINI TANIMAK ile/ve PAYLAŞIM

- ALANTOPU/TENİS ile SQUASH

- ALARA/AS LOW AS REASONABLY ACHIEVED[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR OLANIN EN AZI

- ALARM ile ALARMA

- ALARM değil/yerine/= UYARI/AYTAR

- ALARP/AS LOW AS REASONABLY PRACTICABLE[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN UYGULANABİLİR OLANIN EN AZI

- ALAŞIM BİÇİM

( PORTMANTEAU MORPH )

- ALLOY STEEL[İng.] / ACIER ALLIÉ[Fr.] / LEGIERUNGSSTAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM ÇELİĞİ

- ALAŞIM ile BAKIR İÇEREN ALAŞIM

- HALÎTA[Osm.] / ALLOY[İng.] / ALLIAGE[Fr.] / LEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAŞIM


- ALAŞIMLAMAK ile ALAŞIM ile ALAŞIM KOROZYONU

- ALLOY JUNCTION[İng.] / JONCTION PAR ALLIAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALAŞIMLI EKLEM

- ALÂT-I CÜRMİYE değil/yerine/= SUÇ ELGESİ

- ALATURKA ile ALAFRANGA

- ALATURKALAŞMAK ile ALATURKALAŞTIRMAK ile ALATURKA/LIK ile ALATURKACI/LIK ile ALATURKA SAAT ile ALATURKA MÜZİK ile ALATURKA TUVALET

- ALAVALTER[Fr.] değil/yerine/= BİR TÜR KRAVAT BAĞLAMA

- ALÂVÂN ile/= TİMSAH
[<

- ALAVERE DALAVERE

( ALAVERE: Bir şeyin elden ele geçmesi. | Bir şeyi elden ele vererek aktarma. | Kargaşalık. | Vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskele.
İLE
DALAVERE: Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun. )

- ALAVERE ile ALAVERECİ/LİK ile ALAVERE DALAVERE ile ALAVERE TULUMBASI

- ALAVİREJ[Fr.] değil/yerine/= MERYEM TARZINDA


- ALAVOTR SANTE[Fr.] değil/yerine/= SAĞLIĞINIZA! / ŞEREFE!

- ALAWILHELM[Fr.] değil/yerine/= ALMAN İMPARATORU WILHELM BİÇİMİNDE BIYIK

- ALAY EDİLECEK TUTUM/DURUM ile/değil/yerine MUHABBET

- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]

- ALAY ETMEK ile ALAY ETMEK

- ALAY KÖŞKÜ

( Sultanların, saraylardaki halkı selâmladığı ve törenleri izlediği köşkler. )

- ALAY KÖŞKÜ

( Emirgan'dan İstinye'ye giderken Tokmakburnu mevkiinde bulunan Alay Köşkü, çok eski bir tarihi eser olmamasına rağmen sahibi Ulusal Kurtuluş Savaşı Komutanlarından Org. Fahrettin Altay olması nedeni ile önem kazandı. Bu köşk bir süre Billur Köşk Gazinosu olarak da kullanıldı. )

- ALAY ile ALAY

( Herhangi bir törende ya da gösteride yer alan kalabalık. | Çok kalabalık. | Tümü, hepsi. | Genel olarak üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu. İLE Ses tonu, söz, davranış gibi araçlarla, biriyle, bir şeyle/durumla eğlenme. )

- ALAY >< İMAN

( Alay edenin, nasibi kesilir. )

- ALAY ile İSTİHZA

( ... İLE Gizli ya da ince alay. )

- ALAY ile SOYTARI ile ŞAKA YAPMAK ile ŞAKA YOLLU

- ALAYCI TUTUM/LAR yerine SAYGI GÖSTERMEK

- ALAYCILIK ile/<>/> DIŞLAMAK

- ALAYİŞ ile ALAYİŞLİ

- ÂLÂYİŞ[Fars.] değil/yerine/= DEPDEBE, TANTANA, GÖRKEM, GÖSTERİŞ[bu anlamı, uydurma olmakla birlikte yaygındır]

- ALAYLI ile ALAYLI ile ALAYLI

( Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip yükselen subay. | Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan kişi, [>< OKULLU/MEKTEPLİ] İLE Alay edici, küçümseyici, müstehzî. İLE Gösterişli, görkemli, debdebeli. )

- ALAYSILAMA/İRONİ ile ALAY

( Alay edenin, nasibi kesilir/kesiktir! )
( Sevgiliyle alay edilmez[edemezsin]. )

- ALAYSILAMA/İRONİ ile/değil/yerine/>< GÜLMECE/MİZAH

( Kişiye yönelik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Durumla ilgili. )

- ALB-/ALBO- ile/||/<> LEUK-/LEUKO-/LEUC-/LEUCO-

( Beyaz, ak. İLE/||/<> Beyaz, renksiz, ak. )

- ALBASTER

( [eskiden] Camlara renk vermek için ince kesit olarak kesilmiş renkli mineraller kullanılan yöntemin adı. )

- ALBATR[Fr. < ALBÂTRE] değil/yerine/= KAYMAK TAŞI

- ALBATR[Yun.] değil/yerine/= KAYMAK AŞI VE SU MERMERİ

- ALBATROS ile KARA AYAKLI ALBATROS

- ALBATROS ile LAYSAN ALBATROSU

- ALBAYRAK, ADNAN (OF, 1957)

( İşadamı. Eğitimini tamamladıktan sonra kendi şirketlerinde müteahhitlik işkolundu çalışmaya başladı. Üyesi olduğu Sarıyer Spor Kulübünde iki dönem (2002 - 2004) yöneticim kurulu üyesi, bir dönem de (2004/2005) Kulüp Başkanı olarak görev yaptı. Kulübü TFF'nu nezdinde temsil etti federasyon toplantılarına delege olarak katıldı. )

- ALBEDO/METRE[Lat.] değil/yerine/= IŞIĞI YANSITAN BİR YÜZEYİN YANSITMA GÜCÜ / ARACI

- ALBEDO[İng.] / ALBEDO[Fr.] / ALBEDO[Alm.] ile/değil/yerine/= ALBEDO

- ALBENİ ile ALBENİLİ ile ALBENİSİZ/LİK

- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> CHARLIE CHAPLIN

( Sanatınızda en çok takdir ettiğim şey, evrensellik. Tek bir söz bile kullanmıyorsunuz fakat tüm dünya sizi anlıyor. VE/||/<> Doğru. Sizin ününüz daha da yüce! Tüm dünya size hayranlık duyuyor fakat kimse, dediğiniz hiçbir şeyi anlamıyor. )
( What I admire most about your art is that it is universal. You don't say any word and the whole world understands you. AND/||/<> But your glory is greater. The world admires you while no one understands you. )

- ALBERT EINSTEIN ve/||/<> KARL SCHWARZSCHILD


- ALBERT MICHELSON ile/ve/||/<> EDWARD MORLEY

( Michelson–Morley deneyi, fizik tarihinin en önemli ve ünlü deneylerinden biridir. 1887'de, Case Western Reserve Universitesi'nde yapılan deney, genel olarak eter kuramına karşı en büyük kanıt olarak düşünülür. )

- ALBİKANS değil/yerine/= AK

- ALBİNİZM/ALBİNO[Fr. < Lat.] ile AKŞIN/LIK

( Saç, kirpik, kaş ve deride aşırı beyazlık hastalığı. (Soydan geçer.) )

- ALBİNİZM ile VİTİLİGO

( Melanin pigmentinin eksikliği nedeniyle deri, saç ve gözlerde renk kaybı. İLE Melanin üreten gözelerin kaybı nedeniyle deride beyaz lekeler oluşması. )

- ALBİNO[Fr. < ALBINOS] değil/yerine AKŞIN/ÇAPAR

( ... DEĞİL/YERİNE Kıllarında ve gözlerinde, kimi zaman da derisinde, doğuştan renklenme oluşmadığından dolayı her yeri ak/beyaz olan. )

- ALBİNOS[Fr. < ALBINOS] değil/yerine/= AKŞIN

- ALBUM :/yerine ALBÜM

- ALBÜM ile ALBÜMİN

- ALBÜM ile/değil/yerine/||/<>/> UZATMALI ÇALMA(EP[EXTENDED PLAY])

( ... İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> 4 - 6 arası şarkıdan oluşur. Farkı, albümden daha az şarkıdan oluşmasıdır. Süresi genel olarak 30 dakikayı geçmemektedir. )

- ALBÜMİN ile ALBÜMİNLİ ile ALBÜMİN İŞEME


- ALÇAK ile/değil AŞAĞI

- ALÇAKGÖNÜLLÜ OLURSAK ... ve/||/<> ÇALIŞKAN OLURSAK ... ve/||/<> CÖMERT OLURSAK ... ve/||/<> NAZİK OLURSAK ... ve/||/<> MERAKLI OLURSAK ... ve/||/<> GÜVENİLİR OLURSAK ... ve/||/<> AFFEDİCİ OLURSAK ... ve/||/<> KENDİMİZ OLURSAK ...

( Saygınlaşırız. VE/||/<> Nasipleniriz. VE/||/<> Rızıklanırız. VE/||/<> Anımsanırız. VE/||/<> Öğreniriz. VE/||/<> Değerleniriz. VE/||/<> Hafifleriz. VE/||/<> Mutlu oluruz. )

- Alçakgönüllülük için DİNLE!!!

- Alçakgönüllülük için SUS!!!

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK(TEVÂZÛ GÖSTERMEK) ile/ve/<>/değil/yerine/hem de SUSMAK

- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ve/||/<> BİLGE/LİK

( Kimseden daha iyi olmadığımızı anlayacak kadar. VE/||/<> Herkesten farklı olduğumuzu kavrayabilecek kadar. )

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve ŞANS


- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve YÜCEGÖNÜLLÜ/LÜK

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ [PAYLAŞILIR/PAYLAŞILABİLİR]

- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK/TEVÂZÛ ile/ve/değil/yerine YOK(LUK) BİLİNCİ/MAHVİYET

( Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulunduğu, anımsandığı alçakgönüllülük. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE
Önceki alçakgönüllüklerin bellekte bulundurulmadığı, unutulduğu alçakgönüllülük. )
( Takvâ. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Verâ. )
( Ebru sanatı )

- ALÇAKLAŞMAK ile ALÇAKLAŞTIRMAK ile ALÇAKLAŞABİLMEK ile ALÇAK/LIK ile ALÇAKÇA ile ALÇAK SES ile ALÇAK BASINÇ ile ALÇAK YAYLAK ile ALÇAK GERİLİM ile ALÇAK GÖNÜLLÜ/LÜK ile ALÇAK KABARTMA

- ALÇAKLIK ile ALÇAKÇA

- ALÇALMAK değil/yerine AÇ KALMAK

- ALÇALMAK ile ALÇALTMAK ile ALÇALTILMAK ile ALÇALABİLMEK ile ALÇALIVERMEK ile ALÇALTABİLMEK ile ALÇALTIVERMEK

- ALÇALMA/SI ile/değil AZALMA/SI

- ALÇALTI ile ALÇALTIŞ

- ALÇAK/ALÇAQ ile/||/<> AMUL
[<

( Yumuşak huylu, uslu. İLE Herhangi bir şeyin hareketsiz[sâkin] olanı. | Yumuşak huylu. )

- ALÇI:
ADİ/STÜK
ile ANHİDRİT ile DÖŞEME ile GÖZENEKLİ ile İNCE İNŞAAT ile KABA İNŞAAT ile KALIP ile KATKILI ile MERMER ile PARİS ile PİYASA ile SIVA ile ŞAPLI ile YÜKSEK DİRENÇLİ

( ANHİDRİT[Fr. < ANHYDRITE]: Genellikle kaya tuzu ve alçı taşıyla birlikte bulunan doğal, susuz kalsiyum sülfat. )

- ALÇI PENCERE/REVZEN[Fars.] ile KAFA PENCERESİ/REVZEN-İ MENKUŞ[Fars., Ar.]

( Camilerde, genellikle açıtların iç ve dış yüzlerine, birer revzen yerleştirilir. Bunlardan, nakışlı camlarla süslü olan içtekine, içlik; adi camlı olan dıştakine, dışlık adı verilir. İLE Nakışlı camlarla yapılmış alçı pencere, nakışlı revzen, vitray. )

- ALÇI ile/ve/||/<> KARTONPİYER[Fr. < CARTON-PIERRE]

( ... İLE/VE/||/<> Çoğunlukla duvar ve tavan ara kesitleriyle tavan göbeklerinde süsleme amacıyla kullanılan sertleştirilmiş alçı. )

- ALÇI ile PARİS ALÇISI

( ... İLE Kırık-çıkıklarda kullanılan alçıdır. [Paris ve özellikle Montmartre'de bulunan killi toprağın alçıtaşında çok zengin olmasından] )

- ALÇILAMAK ile ALÇILANMAK ile ALÇILATMAK ile ALÇILAYABİLMEK ile ALÇI ile ALÇICI/LIK ile ALÇILI ile ALÇI TAŞI ile ALÇI KALIP ile ALÇI LEVHA ile ALÇILI SARGI

- ALÇITAŞI ile/değil KAYMAKTAŞI/SUMERMERİ/ALBATR[Fr.]

( Toprak içinde katman olarak bulunan ve pişirilip toz durumuna getirilerek alçı yapmaya yarayan, hidratlı kalsiyum sülfat. İLE/DEĞİL Parlatılmaya elverişli, yumuşak, beyaz, yarı saydam bir mermer türü. [Kar beyazı ve yarı şeffaftır.] [Heykel/büst ve vazo yapımında kullanılır.] )
( ... İLE/DEĞİL Yapay olarak boyanabilir. Pişirilerek mermere benzetilebilir. )

- ALCOHOL :/yerine ALKOL

- ALDANAN ya da ALDATAN ile/ve/||/<> HEM ALDANAN, HEM ALDATAN

( Hayvan. İLE/VE/||/<> İnsan. )

- ALDANMA ile ALDANMAZ/LIK

- ALDANMA değil/yerine/>< AYDINLANMA

( Soytarılara kanarak. DEĞİL/YERİNE/>< Aydınları dinleyerek. )

- ALDANMA ile BİLEREK ALDANMA

- ALDANMA ve/<> KAYIP

- ALDANMA ile/ve SORUMLULUK

( Dünyayı bileceksin, aldanmamak için! Sonrayı/ahireti bileceksin, aldatmamak için! )

- ALDANMAK ile/ve/değil/yerine ADANMAK

- ALDANMAK ile ALDANABİLMEK ile ALDANIVERMEK ile ALDANÇ

- ALDANMAK ile ALDATMAK

( Aldattığını düşünen/zanneden, kimi aldatmıştır acaba? Sadece, Kendini! )

- ALDANMAK/KANMAK ile HÜSRAN

- Aldanmamak için DİNLE!!!

- ALDAR ile ALDATIR

( Aldatır. )

- ALDATANI:
ALDATMAK
ile/değil/yerine "ATLATMAK"


- ALDATILABİLİR ile ALDATMAK ile ALDATICI ile ALDATICI

- ALDAT(IL)MAK ile/ve/değil/||/<>/< YANIL(T/IL)MAK

- ALDATMA ile ALDATICI

- ALDATMA ile ALDATICI ile ALDATICI KİŞİ ile ALDATICI BİR ŞEKİLDE ile DOLANDIRICILIK

- ALDATMA ile ALDATMACA

- ALDATMA ile/değil/yerine PAYLAŞIM

- ALDATMA ile "TEZGÂH"

( Aldatmayın, incitmeyin! )
( Don't cheat, don't hurt! )

- Aldatmak için DİNLE!!!

- ALDATMAK ile ALDATILDI ile DOLANDIRICI ile HİLE

- ALDATMAK ile ALDATILMAK ile ALDATABİLMEK ile ALDATIVERMEK


- ALDATMAK ile/değil ANLATAMAMAK

- ALDATMAK ile KIRIŞTIRMAK

- ALDATMAK ile "NUMARA ÇEKMEK"

- Aldatmamak için DİNLE!!!

- ALDATMAQ[Azr.] = KANDIRMAK[Tr.]

- ALDEHYDE[İng.] / ALDEHYDE[Fr.] / ALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= ALDEHİT

- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL

( Alkolleri, oksitlendirme ya da asitleri indirgeme yolu ile elde edilen uçucu bir sıvı. İLE Doymuş aldehitlerin ilk üyesi olan H-CHO formülündeki aldehit. İLE Formaldehidin %40'lık değişik sulu çözeltisine verilen ad. )

- ALDEHİT ile KETON

( Karbonil öbeğinin terminalde olduğu bileşikler. İLE Karbonil öbeğinin ortada olduğu bileşikler. )

- ALDEHİT ile/||/<> KETON

( Karbonil öbeğinin terminalde bulunduğu bileşikler. İLE/||/<> Karbonil öbeğinin zincir ortasında bulunduğu bileşikler. )

- ALDEHİT ile/||/<> KETON

( Aldehit uç karbonil İLE keton orta karbonildir )
( Formül: R-CHO İLE R-CO-R )

- ALDI BENİ ile/ve/||/<>/> YAKTI BENİ

( İki kaşın arası. İLE/VE/||/<>/> Gözlerinin karası. )

- ALDIM ile/ve/değil BULDUM

- ALDIRIŞ ile ALDIRIŞSIZ/LIK ile ALDIRIŞSIZCA

- ALDIRMA ile ALDIRMAZ/LIK

- ALDIRMAK ile ALDIRTMAK ile ALDIRILMAK ile ALDIRABİLMEK ile ALDIRTABİLMEK

- ALDIRMAMAK ile/ve/<> AFFETMEK

- ALDIRMAZ ile/ve/<> KALDIRMAZ

( Köleleştirince. İLE/VE/<> "Köle!" deyince. )

- ALDOL REAKSİYONU ile/||/<> CLAİSEN KONDENZASYONU

( Aldol aldehit/keton C-C bağı, Claisen ester kondenzasyonudur. )
( Formül: Enolat + karbonil )

- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]

( Soyut bir düşünceyi heykel ya da resimle anlatma. İLE Benzeşim.| Örnekseme. | Andırışma. İLE Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. | Bir sözcüğü ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma. )

- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ


- ALEH(İNE) değil ALEYH(İNE)

- ALEKO NİKOLADİS YALISI

( Yeniköy'de vapur iskelesi yanındadır. 19. yy' da yapılmıştır. Yalı bir ara M. Levi tarafından otel olarak kullanıldı. Yalı Rum Parayia Kilisesi vakfına aittir. Halen Aleko'nun yeri ve diğer adıyla Deniz Park Restaurant olarak kullanılmaktadır. )

- ALEKSANDREN[Fr.] değil/yerine/= FRANSIZ ŞİİRİNDE BİR NAZIM BİÇİMİ

- ALEKSİ/ALEXIA[İng.] ile/ve/||/<> ALEKSİTİMİ/ALEXITHYMIA[İng.]

( Okuyamamazlık, okuma yitimi. İLE/VE/||/<> Duygu körlüğü. )

- ALEKSİ[Fr. < ALEXIE] değil/yerine/= OKUMA YİTİMİ

- ALEKSİ[Yun.] ile ALEKSİN[Yun.]/KOMPLİMAN[[Fr./İNG. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.]

( Okuma yitimi. İLE Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )

- ALEKTOROPHOBIA[İng.] değil/yerine/= ALEKTOROFOBİ

( Tavuk, horoz korkusu olarak bilinen, Yunancada "horoz" anlamına gelen ἀλέκτωρ ("rooster") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ALEL/ALLEL[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTİ

- ALEL HESAP değil/yerine/= SAYIŞ ÜZERE

- ALEL ITLAK[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK / HİÇBİR KAYITLA KAYITLANMAMAK


- ALEL UMUM[Ar.] değil/yerine/= GENEL OLARAK, GENELLİKLE

- ALELUSUL değil/yerine/= GELİŞİGÜZEL/BAŞTAN SAVMA

- ALEL USÛL[Ar.] değil/yerine/= YÖNTEMİNCE, YÖNTEMLİ

( Yol yordam gereğince, kurala uygun bir biçimde. | Âdet yerini bulsun diye. )

- ALEL ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI ile/||/<> ALELOPATİ

( Kromozom üzerinde belirli bir noktada bulunan, belirli bir genin bilinen farklı varyasyonlarından her birine verilen ad.[Bir genin değişik biçimleri olarak da tanımlanır. Aleller, genlerde aynı karakteristik özelliklerin ortaya çıkmasını sağlar. Kan öbeklerini belirleyen genlerin, A, B ve 0 olmak üzere üç farklı aleli vardır. Bunların farklı kombinasyonları ile farklı kan öbekleri oluşur.] İLE/||/<> Heterozigotluk durumunda bir genin bulunabileceği lokustaki iki alelden yalnızca birinin tanımlanması durumu.[İmmoglubulin ve T Gözesi Alıcılarını kodlayan genlerde bu durum görülür. T Gözelerinde sadece bir set TCR geni olarak tanımlanır.] İLE/||/<> Bir canlının salgıladığı kimyasallardan ötürü başka canlı üzerinde özellikle büyüme, yaşamda kalma ve üreme açılarından olumlu ya da olumsuz etkilere neden olması.[Genellikle bitkilerde, alglerde, bakterilerde, resiflerde ve mantarlarda görülür. Bu etkiye neden olan kimyasallara alelokimyasallar denir. Bunlar arasında karbonhidratlar, lipitler, alkaloidler, azot içerikli bileşikler, flavonoid fenolikler başta olmak üzere bazı öteki fenolikler ve terpenoidler bulunur. Çöllerde bulunan çalıların etrafının göreceli olarak çıplak olmasının nedeni, salgıladıkları alelokimyasallardır. Juglans nigra türü ceviz ağaçları, salgıladığı juglon adlı kimyasaldan ötürü çevresinde yaşayan bazı canlılara karşı alelopatiktir.] )

- ALEL değil/yerine/= TÜR GEN

- ALELÂDE[Ar.] ile FEVKALÂDE[Ar.] ile HARİKULÂDE[Ar.]

( Bayağı, sıradan; olağan, görülegelen. İLE
Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE
Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )

- ALELÂDE[Ar.] değil/yerine/= SIRADAN