| HA... |

- HASILAT ile HASILATLI

- HAŞILLAMAK ile HAŞIL ile HAŞILLI ile HAŞILSIZ

- HAŞÎM[Ar.] ile HÂŞİM[Ar.]

( Gösterişli, haşmetli. | Ezen, yaran, kıran, parçalayan. İLE [Çorba vb. şeylere] Kuru ekmek kırıntısı doğrayan. )

- HAŞİM ile HAŞİM AGHAJARİ ile HAŞİMİ ile HAŞİMİ RAFSANCANİ

- HASIM/LIK ile HASIMCA

- HAŞİNLEŞMEK ile HAŞİN/LİK

- HAŞIR HAŞIR ile HAŞIR HUŞUR ile HAŞIR NEŞİR

- HASÎR[Ar.] ile HÂSİR[Ar. < HASRET] ile HÂSİR[Ar. < HASÂR | çoğ. HÂSİRÂN, HÂSİRÎN, HÂSİRÛN] ile HÂSÎR[Ar.]

( Feri gitmiş, donuklaşmış göz. | Hasret çeken. İLE Hasret çeken, merâmına nail olmayan. | Çıplak, silahsız, eliboş, savunmadan âciz. İLE Zarara, ziyana uğrayan. İLE Hasır. | Söyler ya da okurken dili tutulan. )

- HASIRALTI değil HASIR ALTI

- HASIRLAMAK ile HASIRLANMAK ile HASIR ile HASIRCI/LIK ile HASIRLI ile HASIR OTU ile HASIR DEMİR ile HASIR ÇELİK ile HASIR OTUGİLLER


- HAŞIRTI ile HAŞIRTILI

- HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE ile/ve HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYETÜ'L-HÂŞİYE

- HASİYET ile HASİYETLİ

- HAŞLAMAK ile HAŞLANMAK ile HAŞLATMAK ile HAŞLAYABİLMEK ile HAŞLAK/LIK ile HAŞLAMLILAR

- HASLET ile HASLET-İ CEMÎLE

( Huy. İLE İyi huy. )

- HASM[Ar.] ile HASM[Ar. çoğ. HUSÛM]

( Kesme, kesip atma, kesin olarak hal ve fasletme. İLE Düşman. | Karşı taraf, muhâlif. )

- HAŞMAT ile HAŞMETULLAH

- HAŞMET ile HAŞMETLİ/LİK

- HASNÂ[Ar.] ile HASNÂ'[Ar.]

( Namuslu bayan. İLE Güzel bayan. )

- HASR[Ar.] ile HASR[Ar.]

( Sıkıştırma, dar bir yerin içine alma. | Hereketten men etme, etrafını çevirme. | Mahsus kılma/kılınma. | Vakfetme, tahsîs etme. | Zaman ayırma. | Konuşurken ya da okurken tutulup kalma. İLE Böğür. | Bel. )
( HÂSIRA: Boş bögür. )

- HASRET[Ar.] ile/değil HASLET[Ar.]

( Özlem. İLE Huy, doğa, mizac. )

- HASRET ile/ve HAYAL

( "Öldürür." İLE/VE "Diriltir." )

- HASRETMEK ile HASREDEBİLMEK ile HASRET/LİK ile HASRETLİ/LİK ile HASRETSİZ/LİK

- HÂSS ile HÂSS

( Özel. İLE Saf, hâlis. )

- HÂSS[Ar. çoğ. HAVÂS] ile HÂSS[Ar. < HİSS] ile HASS[Ar.] ile HASS[Ar.]

( Özel, mahsus. | Hükümdarın kendine özgü olan. | Saf, hâlis. | Osmanlı döneminde, devletin büyüklerine ayrılan ve yıllık geliri yüzbin akçadan yukarı olan arazi. İLE Hisseden, duyan. İLE Birini bir işe teşvik etme, kandırıp ayartma. İLE Alçak, adi. | Marul. )

- HASSA ile HASSAS

( Özgülük, özellik. İLE Duyum ve duyguları algılayan. | Çabuk duygulanan, duygun, duyar, duyarlı, içli, alıngan. | Çabuk etkilenen. | Yapımı ve bakımı özen isteyen, aksamadan, çok doğru çalışan, kesin ölçüler gerektiren işlerde kullanılan araç. )

- HASSA ile HASSAS/LIK ile HASSA ASKERİ

- HASSASİYET ile HASSASİYETLİ

- HASSASİYET ve/<>/>/< HAYSİYET

- SAYRI/HASTA SAHİBİ ile/değil SAYRI/HASTA YAKINI


- HASTA ile/değil/yerine HAYRAN/LIK

( SNOBİZM: Moda olan her şeye, yapmacıklı ve budalaca hayranlık. )

- HASTALANMAK ile HASTALANDIRMAK ile HASTALANABİLMEK ile HASTA/LIK ile HASTACA ile HASTALIKLI/LIK ile HASTA BAKICI/LIK ile HASTA KAĞIDI ile HASTA HAKLARI ile HASTALIK TABLOSU

- HASTALIK GECİKTİRME ile/ve HASTALIK ÖNLEME

- HASTALIK ile/ve/değil/yerine HAL

- HASTALIK ile/ve/<> HASAR

( Daha çok, geçicidir. İLE/VE/<> Daha çok, kalıcıdır. )

- HASTALIK ile/ve/değil HASTA

( Hastalık yoktur, hasta vardır! [Her hastanın kendi özel/"karmaşık" durumu ve hastalığı vardır.] )

- HASTALIK ile HASTALIKLAR

- HASTANE/LİK ile HASTANE GEMİSİ ile HASTANE ENFEKSİYONU

- HASTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.] ile HÂSTE[Fars.]

( Hasta, rahatsız, sayrı. İLE Ayağa kalkmış. | Uzanmış. İLE İstenilmiş, istenilen. )

- HAT(HÜSN-İ HAT) ile/||/<> HATTAT

( Arap harfleriyle güzel yazı yazma sanatı. İLE/||/<> Güzel yazı yazan sanatçı. )

- HAT SÂHİBİ ile/ve/değil/<> HAL SÂHİBİ

- HAT ile HAD

- HAT[Osm.] / LINE[İng.] / LINIE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAT

- HÂT ile/değil HATT

- HAT ile/||/<> HATT MÜSTAKÎM

( Çizgi. İLE/||/<> Doğru. | Varsayılan iki nokta arasını bağlayan en kısa çizgi. )

- HATA PAYI ile/ve/<> HATA OLASILIĞI

- HATA-SEVAP değil HATA-SAVAB

- HATA ile/ve/||/<>/> HASAR

- HATÂ[Ar.] ile HATA'[Ar.]

- HATÂ'[Ar.] ile Hatâ[Ar.]

( Yanlış, yanlışlık, yanılma. | Günah. | Kusur, kabahat. İLE Kuzey Çin. )

- HATA ile HATASIZ ile HATA ORANI ile HATALI ile HATASIZ ile HATASIZLIK

- HATA ile HATAY ile HATALI/LIK ile HATASIZ/LIK ile HATAYLI/LIK ile HATASIZCA ile HATALI YÜRÜME

- HATA ile HATHA

- HATÂ[Ar.] ile/değil HATTÂ[Ar.]/DAHASI ile/değil HATTA

( Yanlış. İLE Dahası. İLE Sınırda[hat üzerinde]. )

- HATAÎ ile HATAYÎ

( Hata yapabilen/yapan. @@ Hatay'lı olan. )

- HATÂR[Ar.] ile HATAR[Ar. çoğ. HATARÂT]

( Çadır eteklerine bağlanan parça. | Bir şeyin etrafını çevreleyen pervaz, çember gibi şeyler. İLE Tehlike. )

- HATAR ile/ve/> HAVF

( Tehlike. İLE/VE/> Korku. )

- HATÂT[Ar.] ile HATÂT[Ar.] ile HATTÂT[Ar.]

( Cilt yangısından/iltihabından meydana gelen kabukların soyularak iyi olanları. İLE Bağırma, çığırma. İLE El yazısı çok güzel olan sanatkâr. Hatt[güzel yazı] sanatçısı. )

- HATAYA ŞANS VERMEK değil HATA(YA) (YAPMAYA DA) FIRSAT VERMEK

- HATAYA ile HATAY'A

( Hata yapmaya neden olan. @@ Hatay iline doğru. )

- HATAY/ANTAKYA ile HATAY

( İl. İLE İlçe[İzmir'de] )

- HATAYI KENDİMDE ARARIM" değil HATAYI SÜREÇTE(/DURUMLARDA/KOŞULLARDA/AYRINTILARDA) ARAMAK GEREK

- HATAYI/SORUNU/YÜKÜ:
ÜSTLENMEK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KABUL ETMEK

- HATÂYÎ[Ar.] ile Hatâyî[Ar.]

( Hatay kumaşı. | Süslemede/tezhipte açılmış nilüferi andıran bir çiçek motifi. | Tezhipte, merkezini hatâyî denilen çiçek motifi işgal etmek üzere birbirine geçmiş spiral dallardaki çiçek motiflerinden oluşan süsleme tarzı. | Güzel sanatlarda kullanılan ve Çin'de pirinçten yapılan bir kâğıt cinsi. İLE Hatay'a ait, Hatay ile ilgili. )

- HÂTEM ile HÂTEM

( MÜHÜR, ÜSTÜ MÜHÜRLÜ YÜZÜK | EN SON, NİHAYETE ERDİREN ile HITAM )

- HÂTEM[Ar.] ile Hâtem[Ar.]

( Mühür, üstü mühürlü yüzük. İLE Arap kabîleleri arasında tanınmış "Tayyi" kabîlesine mensup ve cömertliğiyle ünlü olan "İbnü Abd-illâh Bin Sa'd"ın takma adı. | Çok cömert. )

- HÂTEMÎ[Ar.] ile HÂTEMÎ[Ar.]

( Hâtem'e mensup. İLE Mühürle ilgili. | Mühür yapan. )

- HÂTEM'ÜL ENBİYÂ ile HÂTEM'ÜL EVLİYÂ

- HATF[Ar.] ile HATF[Ar.]

( Ölüm, ölme. İLE Kapma, aşırma, çalma. | Şimşeğin göz kamaştırması, gözü alması. )

- HÂTİB[Ar.] ile HATÎB[Ar. çoğ. HUTEBÂ]

( Hitâbeden, söz söyleyen. İLE Camide hutbe okuyan. | Düzgün konuşan. )

- HATILLAMAK ile HATIL

- HATİM ile HATİME ile HATİM DUASI

- HÂTIR[< HUTÛR] ile HAVÂTIR[< HÂTIRA]

( Zihin, fikir. | Keyif, hâl. | Gönül. (FÜTÛHÂT[< FETH]-SÜNÛHÂT[< SÜNÛH]-ZUHÛRÂT[< ZUHÛR]-İLHÂMÂT[< İLHAM])(HÂTIR~İLM-İ LEDÜN) İLE Hâtıralar, düşünceler/fikirler. )

- HATÎR/HATTÂR/HATÛR[Ar.] ile HATÎR[Ar.]

( Hilekâr. İLE Şan ve şeref sahibi. | Yüce, ulu. | Tehlikeli, muhataralı. )

- HÂTIRÂ değil HÂTIRA

- HATIRA ile HÂTIRA

( Hatır için, hatırı ile, birinin hatırına dayanarak. @@ Anı. )

- HATIRLADIM/ANIMSADIM yerine HATIRLATILDI/ANIMSATILDI

- HATIRLAMAK ile HATIRLANMAK ile HATIRLATMAK ile HATIRLANABİLMEK ile HATIRLATABİLMEK ile HATIRLAYABİLMEK ile HATIR ile HATIRA ile HATIRLI/LIK ile HATIRSIZ/LIK ile HATIRSIZCA ile HATIR HATIR ile HATIR HUTUR ile HATIR SENEDİ ile HATIR BELASINA ile HATIRA DEFTERİ

- HATIRLATILMAK ile HATIRLATIVERMEK

- HATM ETMEK ile/ve/<> HAZM ETMEK


- HATM[Ar.] ile HATM[Ar.]

( Hâlis. | Hüküm ve kaza gerektirme, icab ettirme. | Sağlamlaştırma. İLE Kuş gagası. | Burun.[insanda ve hayvanda] )

- HATRINA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYRINA

- HATT ile HATT

( Çizgi. | Satır. | Yol. | Yazı. | Parmağın onikide biri olan bir ölçü. İLE Sevgilinin yüzündeki ayva tüyleri. | Gençlerin yüzünde yeni çıkan sakal ve bıyık, sarı tüyler. )
( Yazı/hatt, üstâdın öğretisinde gizlidir. Kıvamı, çok yazmaktadır; devamı, İslâm dini üzere olmaktır. )

- HATT[Ar. çoğ. HUTÛT] ile HATT[Ar.]

( Çizgi. | Satır. | Yol. | Yazı. | Buyruk/ferman, sultan yazısı. | Sıra, saf. | Gemiler için hareket istikameti olarak belirtilen taraf. | Yalnız uzunluğu olan boyut/buut. | Gençlerde terleyen bıyık/sakal. | Parmağın onikide biri olan bir ölçü. İLE Aşağı inme/indirme. | Oyunda taş çıkarma. )

- HATTA ile HATTAT/LIK

- HATUN ile HATUN KİŞİ

- HAUTERIVIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= HATERVİYAN EPOKU

( Günümüzden 132.900.000 ile 129.400.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- HAÜY'S LAW[İng.] / LOI D'HAÜY[Fr.] / HAÜYSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAÜY YASASI

- HAVA ATMAK ile/ve/değil/yerine/||/</>< HAVA KATMAK

- HAVA BASINCI[İng. AIR PRESSURE] ile/||/<> HAVA KÜTLESİ[İng. AIR MASS]

( Hava moleküllerinin, atmosferin içinde bulunan maddelere hava ağırlığından dolayı uyguladığı kuvvettir. 0°C'de ve deniz seviyesinde standart olarak 76 cmHg olarak ölçülür. 76 cmHg, yaklaşık 1 atmosferik basınç birimine (atm) ve 101325 Pascala eşdeğerdir. @@ Genellikle tutarlı bir sıcaklık ya da su buharı içeriğine sahip, bazen yüzlerce ya da binlerce kilometre kareyi kaplayan büyük hacimli havadır. Hava kütleleri genelde kıtasal, arktik ya da tropikal gibi kaynak türlerine göre sınıflandırılır. Hava kütleleri ya da diğer hava sistemleri, jet akımları ve atmosfer basınçtaki farklılıklarla Dünya yüzeyine yönlendirilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- HAVA CIVA" ile HAVACIVA

( Değer ve önemi olmayan, boş, etkisiz. İLE Sığırdiligillerden, Akdeniz bölgesinde yetişen ve köklerinden kırmızı boya elde edilen bir bitki. )

- HAVA PERU ile HAVA ile HAVA ÜSSÜ ile HAVA KESESİ ile KLİMA ile KLİMA ile HAVA AMBARGOSU ile HAVA KUVVETLERİ ile HAVA AĞIRLIĞI ile HAVA POSTASI ile HAVA CEBİ ile HAVA KİRLİLİĞİ ile HAVA POMPASI ile HAVA GEÇİRMEZ

- HAVA ile HAVVA

- HAVACILIK ile HAVA KÜRESİ

- HAVADAN ile HAVADAN SUDAN

- HAVAİ/LİK ile HAVAİ HAT ile HAVAİ MAVİ ile HAVAİ FİŞEK

- HAVALANDIRABİLMEK ile HAVALANDIRICI

- HAVALE ile HAVALELİ

- HAVALİMANI değil HAVAALANI

- HAVAN ile HAVANELİ ile HAVAN TOPU


- HAVARİ ile HAVARİLER

- HAVAS ile HAVÂS

( Nitelikler. İLE Duygular. )

- HAVÂSS[Ar. < HÂSSE] ile HAVÂSS[Ar. < HASS/HASSA]

( Duygular, hasseler. İLE Hassalar, keyfiyetler. | Saygın/muhterem olanlar. | Bazı manevi etkiler için okunan dualar. )

- HAVAYOLU ile HAVAYOLLARI

- HAVELOCK'S LAW[İng.] / LOI D'HAVELOCK[Fr.] / HAVELOCK-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= HAVELOCK YASASI

- HAVF[Ar.] ile/ve/||/<> HAŞYET[Ar.]

( Bilmediğinden korkmak. İLE/VE/||/<> Bildiğinden korkmak. )
( Gayb olan Allah'tan "korkmak". İLE/VE/||/<> Hâzır olan Allah'tan "korkmak". )

- HAVF ile HAVF Ü RECÂ

( Sevgdiğini gücendirme korkusu. İLE [örnek] İki aslan'ın görüş mesafesinin arasında olmak. )

- HAVLAMAK ile HAVLANMAK ile HAVLATMAK ile HAVLAYABİLMEK

- HAVLAMAK ile HAVLIYOR

- HAVLU/LUK ile HAVLUCU/LUK


- HAVRÂ[Ar. çoğ. HÛR] ile HAVRA[İbr.]

( Âhû gözlü. İLE Yahudilik tapınağı, sinagog. | Çok gürültülü yer. )

- HAVRA ile HAVRAN

- HAVSALASI DAR ile HAVSALASI GENİŞ

- HAVUÇ ile HAVUÇ SUYU

- HAVUZ KÖŞKÜ ile/ve HAVUZ KÖŞKÜ

( Topkapı Sarayı, 3. bahçesinde, Arz Odası yanındadır. [Sultan II. Selim, Mimar Sinan'a yaptırtmıştır.] [Şu anda yerinde III. Ahmed Kütüphanesi bulunmaktadır.] İLE/VE
Ayazağa Kasrı, Çinili Av Köşkü adları ile de tanınır. [Sultan Abdülaziz, Mimar Sergis Balyan Efendi'ye yaptırtmıştır] )

- HAVUZLAMAK ile HAVUZLANMAK ile HAVUZ ile HAVUZCU/LUK ile HAVUZLU ile HAVUZSUZ

- HAVVA ile HAVVA ANA

- HAVYA ile HAVYAR

- HAVZ[Ar.] ile HAVZ[Ar.] ile HAVZ[Ar. çoğ. HİYÂZ]

( Etrafı çitle çevrili yer. İLE Suya girme. | Sakınılacak işe girişme. İLE Havuz. )

- HAVZA[Ar.] ile HAVZA[Ar.]

( Bir hükümetin idaresi altında bulunan ülkelerin tümü. İLE Açık ve düz olan deniz kıyısı. | Dağ ya da tepelerle sınırlanmış, aynı denize, göle ya da ırmağa akan bölge. | Kenar, yan, taraf. | Memleket. | Maden bölgesi. | [yerbilim] Tekne. )

- HAY BRIDGE[İng.] / PONT DE HAY[Fr.] / HAY-BRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= HAY KÖPRÜSÜ

- HAY ile/ve HAY

( Nefes alan ve veren hep HAY. )

- HAYA[Fars.] ile HAYÂ'[Ar.] ile AYA

( Erbezi, husye/husâ, testis. İLE Utanma, utanç. | Namus, edep. | Günahtan kaçınma. İLE Avuç içi. )

- HAYAL EDİLEBİLİR ile HAYALİ ile HAYALİ ile HAYAL GÜCÜ ile YARATICI ile HAYAL GÜCÜ FAKÜLTESİ ile HAYAL ETMEK ile HAYAL EDİLDİ

- HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAK ile HÜSRANA UĞRAMIŞ ile HAYAL KIRIKLIĞI

- HAYAL KURMAK ile HAYAL KURMAK

- HAYALET[Ar.] ile/ve/||/<> HAYAL[Ar.] ET

- HAYALET ile HAYALET GİBİ ile HAYALETLER

- HAYALHÂNE ile/ve/||/<> HÂFIZA/BELLEK

( Tekil biçim deposu. İLE/VE/||/<> Tekil anlam deposu. )

- HAYALÎ ile/değil/yerine/>< HAKİKÎ


- HAYALİLEŞMEK ile HAY ile HAYA ile HAYALİ/LİK ile HAYALI ile HAYASIZ/LIK ile HAYASIZCA ile HAYALİ FENER ile HAYALİ İHRACAT

- HAYAL(İN)DEN "YOLA ÇIKMAK" ile/değil/yerine HAYALLER(İN)DEN YARARLANMAK

- HAYALÎYÛN ile/ve/||/<>/>< HAKİKİYÛN

- HAYALLEMEK ile HAYAL ile HAYALCİ/LİK ile HAYALLİ ile HAYALSİZ ile HAYAL GÜCÜ ile HAYAL MEYAL ile HAYAL OYUNU ile HAYAL KIRIKLIĞI

- HAYAT GÜZEL YAŞAMAYA DEĞER"
değil
HAYAT, GÜZEL! YAŞAMAYA DEĞER!
ile/ve/ya da/||/<>
HAYAT, GÜZEL YAŞAMAYA DEĞER

( Yazıda noktalamanın/virgülün ve konuşmada vurgunun/duraklamanın/yuvarlamamanın önemi. )

- HAYAT ile/ve/||/<>/>/< HAYAL

( İkisinin de son yazacı arasındaki ilişki olan TL [para]. )

- HAYAT[Ar.] ile HAYAT

( Yaşam, dirim. | Doğumdan, ölüme kadar geçen süre, ömür. | Yaşam biçimi, içinde yaşanılan koşulların tümü, yaşantı. | Meslek ve durum. | Geçim koşullarının tümü. | Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma. | Canlı varoluşu, yaşamayı sağlayan koşulların tümü. | Bir kişinin yaşamöyküsü. İLE Genellikle köy ve kasaba evlerinde, üstü kapalı, bir ya da birkaç yanı açık sofa. | Avlu. | Balkon. )

- HAYÂT ile/<> HAYÂT-I CÂVİDÂN[Î]/SÜREKLİ YAŞAM

( Dirilik, canlılık. İLE/VE/||/<>/>/< Sürekli yaşam. )

- HAYAT ile HAYATİ ile HAYAT BOYU ile HAYAT DOLU ile HAYAT ADAMI ile HAYAT DERSİ ile HAYAT OKULU ile HAYAT TARZI ile HAYAT DÜZEYİ ile HAYAT KADINI ile HAYAT ÖYKÜSÜ ile HAYAT KAVGASI ile HAYAT ÖPÜCÜĞÜ ile HAYAT ARKADAŞI ile HAYAT HİKAYESİ ile HAYAT SEVİYESİ ile HAYAT ŞARTLARI ile HAYAT FELSEFESİ ile HAYAT KADINLIĞI ile HAYAT SİGORTASI ile HAYAT STANDARDI ile HAYAT MÜCADELESİ ile HAYAT PAHALILIĞI

- HAYA-TINDA değil/< HAYATINDA


- HAYATINI YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine HAYATI YAŞAMAK

- HAYATİYET ile HAYATİYETLİ

- HAYBE ile HAYBECİ/LİK

- HAYDA ile HAYDA

( Hayvanları, harekete geçirmek için kullanılan söz. İLE Şaşkınlık belirten ünlem. )

- HAYDAMAK ile HAYDALAMAK ile HAYDALANMAK ile HAYDA

- HAYDAN GELEN HUYA GİDER ile HAY'DAN GELEN HU'YA GİDER

- HAYDARİ ile HAYDARİ YAKA

- HAYDİ ile HAYDİN ile HAYDİ HAYDİ

- HAYEM SOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= HAYEM ÇÖZELTİSİ

- HAYIFLANMAK ile HAYIF


- HAYIR ile HAYIR!

( "Yarar", iyilik, doğruluk, hoşluk. İLE Yanıt niteliği. | Öteki dillerdeki dilsel ve kavramsal karşılığı/kullanımı, Türkçe'de aynı biçimde değildir.
Anadolu kültürü ve geleneğindeki olumlama yaklaşımıyla olumsuz olana yapıcı bir ad verme ya da sözcük kullanma eğilimi/yeğlenmesi, bu sözcükte de yansımasını bulmuştur.
"Hayır!" sözcüğünün ve kullanımının sonundaki ünlem işareti ve vurgusu kalktığında, olumsuz olana olumsuzluğunu yansıtacak bir tanım/ifade yerine o olumsuzluktan sonraki olası olumluya zihni/dikkati yöneltmek üzere kullanılmıştır.
( HAYIR!'DA HAYIR VARDIR! )
[ Siz de hemen şimdi (ya da en kısa sürede) kendi HAYIR!'larınızı belirleyiniz! ]

& )

- HAYIRLAŞMAK ile HAYIR ile HAYIRLI/LIK ile HAYIRSIZ/LIK ile HAYIR DUA ile HAYIRSIZCA ile HAYIR SAHİBİ ile HAYIR HASENAT

- HAYIRLI ÖMÜR ile/ve/||/<>/> HAYIRLI ÖLÜM

- HAYIRSEVER ile HAYIR KURUMU ile HAYIR KURUMU ile HAYIR KURUMU

- HAYIRSEVER/HAYIRPERVER = HAYIRHAH[Ar., Fars.]

( Yoksullara, düşkünlere, yardıma gereksinimi olanlara, iyilik ve yardım etmeyi seven, iyiliksever, yardımsever. | İyilik dileyen/isteyen, iyicil. )

- HAYKIRIŞMAK ile HAYKIRIŞ

- HAYKIRMAK ile HAYKIRTMAK ile HAYKIRABİLMEK ile HAYKIRI

- HAYLAMAK ile HAYLAZLAŞMAK ile HAYLAZ/LIK ile HAYLAZCA

- HAYMANA ile HAYMANA ÖKÜZÜ ile HAYMANA BEYGİRİ ile HAYMANA MANDASI

- HAYNE METALLLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= HAYNE ALAŞIMI


- HAYNES ALLOY[İng.] ile/değil/yerine/= HAYNES ALAŞIMI

- HAYR[Ar.] ile HAYR[Ar.]

( İyilik, iyi, yararlı iş, yarar. İLE İyi, yararlı, yarar, hayırlı. )

- HAYRAN ile/ve/> HAYRAT

( Hayran olduğuna, hayrat ol! )

- HAYRET ile/> HAŞYET

( ... İLE/> Hayretin dehşeti, ürperme. )

- HAYRET ile HAYRET ile ŞAŞKINLIK ile İNANILMAZ

- HAYRETMEK ile HAYRET

- HAYS[Ar.] ile HAYZ[Ar. çoğ. HİYÂZ]

( Saygı, itibar. | İlgi. İLE Bayanlarda aybaşı durumu. )

- HAYSİYET ile/değil HASİYET/HASSA

( Kişilik, onur. İLE/DEĞİL Özgülük. | Yarar, etki. )

- HAYSİYET ile HAYSİYETLİ/LİK ile HAYSİYETSİZ/LİK ile HAYSİYETSİZCE ile HAYSİYET DİVANI

- HAYTA/SERSERİ/KÜLHANBEYİ/APAŞ[Fr. < APACHE] ile Hayta

( Osmanlı'ların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uc boylarında görevli sınıflarından biri. | Başıboş, bir baltaya sap olamamış. İLE Toroslarda yaşayan bir Yörük oymağı/âşireti. )

- HAYVAN ile HAYVAN SÜRÜCÜSÜ ile HAYVAN DIŞKISI ile BİNMEK İÇİN HAYVAN ile HAYVANCILIK ile HAYVAN İÇGÜDÜLERİ ile HAYVAN BİTİ ile HAYVAN MANYETİZMASI ile HAYVAN DOĞASI ile HAYVAN BENZERİ ile HAYVANCILIK ile HAYVANCI ile HAYVANLIK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVANLAR

- HAYVAN ile HAYVAN-I NÂTIK(İNSAN)

( Tekilleri görebilir. İLE Tikelleri anlar. )

- HAYVANAT BAHÇESİ" ile/değil HAPİSHANE/ZİNDAN[Fars.]

- HAYVANAT ile HAYVANAT BAHÇESİ

- HAYVAN-I NÂTIK ile HAYVAN-I DÂHIK ile CİSM-İ DÂHIK

- HAYVANİ ile HAYVANLARLA CİNSEL İLİŞKİ

- HAYVANINISEVER ile/değil/yerine/>< HAYVANSEVER

- HAYVANLAŞMAK ile HAYVANLAŞTIRMAK ile HAYVAN/LIK ile HAYVANİ ile HAYVANCA ile HAYVANSAL ile HAYVAN YEMİ ile HAYVANCILIK ile HAYVAN BİLİMİ ile HAYVAN KÖMÜRÜ ile HAYVAN BİLİMCİ ile HAYVAN BİLİMSEL

- HAYVAN/LIK ile/değil/yerine/>< HAYRAN/LIK

- HAYVANSEÇER değil/yerine/>< HAYVANSEVER

( Kedi, köpek sevip inek, koyun, balık yediğinizde, hayvansever değil hayvan seçer oluyorsunuz. Ne zaman bir köpeğe duyduğunuz sevgiyi ve dostâne yakınlaşmayı bir ineğe de duyarsınız; işte o zaman kendinizle çelişmemiş olacaksınız. )
( Kendime, evrene, çevrem(iz)e, hayvanlara, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek üzere ve sağlığım/ız için de et ve hayvansal ürünleri yememeyi yeğliyorum/z...

Bu duyarlılığı gösteren ve gösterecek herkese teşekkür ediyorum/z... )
( )

- HAYY[Ar.] ile HAYEVÂN[Ar.]

- HAYYÂL[Ar.] ile HAYYÂL[Ar. < HAYL]

( Hileci, dalavereci. İLE At yetiştiren, at terbiyecisi. )

- HAZ ile/ve/<>/< HAD

- HAZ" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAK/K('A NİYAZ)

- HAZ ile/değil/yerine HAS

- HAZ ile HAZA

- HAZÂ[Ar.] ile HAZA'[Ar.]

( Bu, şu, o. İLE Kesme. | Kesip yarma. )

- HAZAKAT ile HAZAKATLİ

- HAZAR[Ar.] ile Hazar[Ar.]

( Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. | Barış ve güven. İLE Deniz. | Hazar Denizi çevresinde yaşamış eski bir Türk boyu ya da bu boydan olan kişi. )

- HAZAR ile HAZAR ile HAZARA


- HAZAR ile HAZARİ ile HAZARCA

- HAZAR(GÜVENLİK) ile HAZER(SAKINMA)

- HAZF/MÜHMEL/BÎ-NOKAT ile/ve/<> HAZF

( Eski yazıda, noktasız yazılan şiir ya da düzyazılar. Dîvân şiirinin, sanatsal biçimlerindendir. İLE Söylenilmesi gereksiz olan sözün, ibareden çıkarılması ve söylenilmemesi. [Aruz'da, "failâtün" cüzünün son hecesi olan "tün" hecesinin kaldırılıp "fâila" yerine "fâilün" cüzünün getirilmesidir.] )

- HÂZİM[Ar. < HEZÎMET] ile HAZÎM[Ar.]

( Hezîmete uğratan, zafer kazanan, galip. İLE Sarhoş. )

- HÂZIM[Ar.] ile HÂZIM[Ar.]

( Hazmeden, hazimli, ihtiyatlı, akıllı, işinde gözü açık, sağlam olan. İLE Sindiren/sindirici, hazmettiren. )

- HAZIM ile HAZIMLI/LIK ile HAZIMSIZ/LIK ile HAZIMSIZCA

- HÂZİN[Ar. < HİZÂNE | çoğ. HUZZÂN] ile HAZÎN[Ar. < HÜZM]

( Hazine muhafızı, hazinedar, bekçi. İLE Hüzünlü, mahzun olarak, kederli, gamlı. | Hüzün verici. | Acıklı, üzüntü veren, dokunaklı. )

- HAZİNE ile/||/<> BEYTÜL MAL ile/||/<> İRÂD-I CEDÎD ile/||/<> HAZİNEDAR

( Sarayın para ve değerli eşyasının korunduğu yer. Devlet malı. İLE/||/<> Devlet hazinesi. İLE/||/<> III. Selim'in Nizam-ı Cedîd Ordusu için oluşturduğu, bazı vergileri kapsayan hazine. İLE/||/Saray hazinesini yöneten memur. )

- HAZİN/LİK ile HAZİNE ile HAZİNE BONOSU

- HAZIR OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<> HAZIRLIKLI OLMAK


- HAZIR ile HÂZIR

( ZÂHİRDE GÖRÜNEN VE BİLİNEN, İLİMLE BİLİNEN )

- HAZİRAN ile HAZİRAN BÖCEĞİ

- HAZÎRE ile/ve/değil HÂMÛŞÂN

( ... İLE/VE/DEĞİL Sessizler, susmuşlar. [Mevlevî mezarlıkları] )

- HAZIRLAMAK[Osm.] / TO PREPARE, TO PREPARE FOR[İng.] / VORBEREITEN[Alm.] ile/değil/yerine/= HAZIRLAMAK

- HAZIRLIKSIZ ... ile/değil/yerine/>< HAZIRLIKLI ...

- HAZİRUN değil HAZIRUN

- HAZIRUN ile HAZIRUN CETVELİ

- HÂZÎZ[Ar.] ile HÂZÎZ[Ar.]

( Mutlu, mes'ud. İLE En aşağı, zîr. | Dağ eteği.[>< EVC: Zirve, doruk.] )

- HAZM[Ar.] ile HAZM[Ar.]

( Kesin karar, sebat, direnme. | Doğru ve sağlam oy ve karar. İLE Midedeki yiyecekleri eritme, sindirme. )

- HAZMETMEK ile HAZMEDEBİLMEK


- HAZNE ile/||/<>/> HAZİNE

- HAZÛL[Ar.] ile HAZÛR[Ar. < HAZER]

( Kimsesiz, yardımsız kalarak herşeyden mahrum sürünme. İLE Çok çekingen/dikkatli. )

- HAZZ[Ar.] ile HAZ/HAZZ[Ar. çoğ. HUZÛZ, HUZÛZÂT] ile HÂZ[Ar.]

( Kesme, kısaltma. | Kazıma, yırtma, silme. İLE Hoşlanma, zevklenme, sevinç, memnunluk. Hoşa giden duygulanım, hoşlanma. | Bir şeyden duyusal ya da tinsel sevinç duyma. | Sürdürülmesi istenilen ılımlı ve doygunluk veren coşku. | Baht, tâlih, nasip, saadet, kıymet. İLE Kir, pas. )