3'lüler...
- AKTİN[Lat.] ile AKTİNİK[Fr.] ile AKTİNİT[Yun.]
- ULTRA ACTINIDE[İng.] / ULTRA-ACTINIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKTİNİT ÖTESİ
- ACTION[Fr.] / AKTINON[Alm.] ile/değil/yerine/= AKTİNON
- AKTİVİST ile AKTİVİZM ile AKTİVASYON
- AKTÜELLEŞMEK ile AKTÜELLEŞTİRMEK ile AKTÜEL/LİK
- ACCUMULATOR[İng.] / AKKUMULATOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AKÜMÜLATÖR
- ACOUSTIC ALTIMETER[İng.] / AKUSTISCHES ALTIMETER[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK ALTİMETRE
- ACOUSTIC FEEDBACK[İng.] / AKUSTISCHE RÜCKKOPPLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK GERİ BESLEME
- ACOUSTIC GRATING[İng.] / AKUSTISCHE VERGITTERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK IZGARA
- ACOUSTIC MODE[İng.] / MODE ACOUSTIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KİP
- ACOUSTIC MASS REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE MASSENREAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK KÜTLE TEPKİLİ/REAKTANSI
- ACOUSTIC REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE REAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK REAKTANS
- ACOUSTIC STIFFNESS REACTANCE[İng.] / AKUSTISCHE STEIFHEITSREAKTANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTİK SERTLİK REAKTANSI
- AKUSTİK ile AKUSTİKÇİ ile AKUSTİK
- ACOUSTOOPTICAL INTERACTION[İng.] / AKUSTISCH-OPTISCHE ABHÄNGIGKEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= AKUSTOOPTİK ETKİLEŞME
- ÂL[Ar.] ile ÂL[Ar.] ile ÂL[Ar. < ULÜVV]
- ÂLÂ[Ar.] ile/ve/||/<> VASAT[Ar.] ile/ve/||/<> EDNÂ[Ar.]
- ALABAŞ ile ALABALIK ile ALABALIK YAĞI
- ALABORA OLMAK ile ALABORA OLDU ile ALABORA OLMA
- FIELD CHARGE[İng.] / FELDLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALAN YÜKÜ
- ALAŞIMLAMAK ile ALAŞIM ile ALAŞIM KOROZYONU
- ALLOY JUNCTION[İng.] / JONCTION PAR ALLIAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALAŞIMLI EKLEM
- ALAYLI ile ALAYLI ile ALAYLI
- TUĞGENERAL
ile
TUĞBAY
ile
ALBAY
İLE
Tugay komutanlığı yapan albay.
İLE
Alay komutanı. )
- ALBENİ ile ALBENİLİ ile ALBENİSİZ/LİK
- ALBÜMİN ile ALBÜMİNLİ ile ALBÜMİN İŞEME
- LOW FREQUENCY[İng.] / FRÉQUENCE BASSE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANS
- LOW FREQUENCY CURRENT[İng.] / COURANT À BASSE FRÉQUENCE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK FREKANSLI AKIM
- LOW VOLTAGE[İng.] / BASSE TENSION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALÇAK GERİLİM
- ALDEHİT ile FORMALDEHİT ile FORMOL
- ALDIRIŞ ile ALDIRIŞSIZ/LIK ile ALDIRIŞSIZCA
- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]
- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ
- ALEL ile/||/<> ALEL DIŞLANMASI ile/||/<> ALELOPATİ
- ALELÂDE[Ar.] ile FEVKALÂDE[Ar.] ile HARİKULÂDE[Ar.]
Olağanüstü; güzel, duyulmadık, görülmedik. İLE
Olağandışı, eşi görülmemiş; çok güzel, eşsiz. )
- ÂLEM ile/ve/<> DİSİPLİN ile/ve/<> İLKE
- ALENİLEŞMEK ile ALENİ/LİK ile ALENİ TADAT
- ALERJİ/K ile ALERJİLİ ile ALERJİSİZ
- INFLAMMABLE[İng.] / BRENBARR[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALAN, YANICI
- FLAME TEST[İng.] / ESSAI DE COLORATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALEV DENEMESİ
- ALPHA ACTIVE WASTE[İng.] / AKTIVER RESTLAPHASTRAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA ETKİN/AKTİF ATIK
- ALPHA RAYS[İng.] / ALPHASTRAHLUNG, ALPHA-STRAHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALFA IŞINIMI/IŞINLARI/IŞIYICI
- ÉMETTEUR ALPHA[Fr.] / ALPHA EMITTER[İng.] ile/değil/yerine/= ALFA YAYINLAYICISI/YAYICISI
- ALFABE ile ALFABE DIŞI ile ALFABE SIRASI
- ALFABETİK ile ALFABETİK KATALOG ile ALFABETİK SIRALAMA
- ALFRED PRUFROCK'UN AŞK TÜRKÜSÜ[T S ELIOT] ŞİİRİNİN ÇEVİRİSİNDE:
CAN YÜCEL ile SUPHİ AYTEMUR ile NURDAN SÜMER
- ALGI ile/ve/> DEĞER ile/ve/> YARGI
- ALGI ile/ve/||/<>/> OLAY ile/ve/||/<>/> OLGU
- ALGISAL EŞİKLER'DE:
ÖZEL ALICILAR ile/ve MUTLAK EŞİK ile/ve FARK EŞİĞİ
- DOLAYLILIKTA:
ALGISALLIK ile/ve/||/<> ÇIKARIMSALLIK ile/ve/||/<> AKTARIMSALLIK
- ALGORİTMA ile ALGORİTMİK ile ALGORİTMİK DİL
- ÂLÎ[Ar. < ULÜVV] ile ÂLÎ[Ar.] ile ALÎ[Ar. < ÂLET]
- ALIÇ/ALUÇ ile/= ALUÇİN ile/= ALUŞ
[<
- ALICI/LIK ile ALICI KUŞ ile ALICI ÖDEMELİ
- ALİDAT/MASTARA[Ar.] ile AD-EYLEM/MASTAR[Ar. < MASDAR]/INFINITIVE[İng.]/INFINITIF[Fr.] ile MASTAR/MISTAR[Ar.]
- ALIK/SERSEM/EBLEH ile KORKAK ile ALÇAK
- ÂLİM ile/ve ÂRİF ile/ve KÂMİL
- ALİMENTASYON ile/||/<> ALİMENTAR ile/||/<> ALİMENTAR TRAKT
- ALIN TERİ/TERLEMESİ ile SIRT TERİ/TERLEMESİ ile KIÇ TERİ/TERLEMESİ
Çalışırken ciddi zorlanmadan kaynaklanan durum/ter. İLE
Sıkıntıdan/zorluktan kaynaklanan durum/ter. )
- ALINDI ile ALINDILI ile ALINDISIZ
- ALINGANLAŞMAK ile ALINGANLAŞABİLMEK ile ALINGAN/LIK
- ALINLIK ile/||/<> KASNAK ile/||/<> KAVSARA
- ALIŞKANLIK ile YAŞANABİLİR ile ALIŞKANLIKLAR
- ALJEZİ ile/||/<> ALJEZİK ile/||/<> ...-ALJİ
- ALKALINE ERROR[İng.] / ALKALISCHE FEHLER[Alm.] ile/değil/yerine/= ALKALÎ HATASI
- ALKALİK[Fr.] ile ALKALİZASYON[Fr.] ile ALKALOİT[Fr.]
- ALKALOID[İng.] / ALKALOÏDE[Fr.] ile/değil/yerine/= ALKOLOİT
- ALLAAAH! ile/ve/<> EYVAAAH! ile/ve/<> AAAH!
- ALLAH:
HÜSN-Ü MUTLAK ve/ya da HAYR-I MAHZ ve/ya da BAHR-I ÂMÂ
- ALLÂH İLE ile/ve ALLÂH İÇİN ile/ve ALLÂH'TAN
- ALLAH ile/ve/||/<>/>/< HAKİKAT ile/ve/||/<>/>/< MÂRİFET
- ALLAH ile/ve/<> RAHMAN ile/ve/<> RAHİM
- ALLAIS AÇMAZI ile/ve/||/<> İKİ ZARF AÇMAZI ile/ve/||/<> ST. PETERSBURG AÇMAZI
- ALLEN ile ALLEN CLARK ile ALLEN ROMA
- ALLI ile ALLIK ile ALLI PULLU
- CHLORURE D'ALLYLE, CHLORURE ALLYLIQUE[Fr.] / ALFILCHLORID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALLİL KLORÜR
- ALNI ile/ve KALBİ ile/ve KAPISI AÇIK OLMAK
- ALO ile/ve/||/<> HELLO[İng.] ile/ve/||/<> MOSHI MOSHI[Jap.]
- ALT DUDAK = ŞEFE-İ SÜFLÂ = LÈVRE INFÉRIEURE
- ALT GEZEGENLER ile/ve/||/<> ÜST GEZEGENLER
- ALT KISIM = KIT'A SÜFLÂ = PARTIE INFÉRIEURE
- ALT ile ALT TARAFI ile DİPSİZ
- ALTAITE[İng.] / ALTAIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTAYİT
- HEXAGON[Fr.] / SECHSECK, SECHSKANT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALTIGEN
- ALTIN ORAN ve/<> FIBONACCI SAYILARI/DİZİSİ
Kişiler, mucizelere inanmak ister. Yaşamın tamamının mucizelerle dolu olmasını isterler. Her şeyin birbirine kusursuz bir biçimde oturmasını, olaylar, olgular ve sistemlerde hiçbir pürüz olmamasını isterler. Bu, insan türünün beyin yapısı ve çalışma ilkeleri düşünüldüğünde anlaşılırdır. Fakat yine de tanıdığımız en karmaşık yapı olan beynimizin, bu kadar basit hatalara düşebildiği gerçeğini göz önünde bulundurarak, etrafımızı incelerken çok daha dikkatli ve gerçekçi olmamız gerekmektedir. Burada, yardımımıza bilimsel yöntem ve analiz metotları koşmaktadır. Çünkü kişiler, kendilerini kandırmaya açıktır. Duygularına hemencecik yenik düşerler, bu bakımdan zaafları vardır. Söylediğimiz gibi, her şeyin büyüleyici, her şeyin sıradışı, her şeyin olağanüstü, her şeyin masalsı olmasını isteriz. Ancak doğa kusurludur. Bu kusurları görmemezlikten gelerek bilim üretemeyiz. Çünkü kusurlara bakarak, hataları anlayarak, eksiklikleri fark ederek sistemlerin nasıl çalıştığını, nasıl çalışmaları gerektiğini, neden kusursuz olamayacaklarını anlarız. Hatta bu sayede onları geliştiririz, doğadakilerden daha başarılı sistemler üretebiliriz.
HP, Apple, Netscape Communications gibi birçok büyük teknoloji firmasında yazılım mühendisi olarak görev almış olan, aynı zamanda astronomi, biyoloji, matematik gibi alanlarda araştırmalar yürüten, teknoloji ve bilim yazarlığı yapan, bilimin yayılması için konuşmalara katılan Akkana Peck, deniz kabuklarının matematiği ile ilgili bir araştırma yazısı üzerinde çalışırken ilginç bir gerçekle karşılaşmış. Hikayeyi bilirsiniz: doğada kusursuz bir matematik olduğu, ayçiçeklerinden salyangoz kabuklarına, kol uzunluğumuzdan çeşitli kentlerin bulunduğu coğrafi lokasyonlara kadar her şeyin "özel bir matematik" dahilinde olduğu iddia edilir. Hatta kimi zaman üniversitelerin animasyon birimleri ve grafikerleri bile bunu öyle bir göstermektelerdir ki, sanki doğada hakikaten tüm canlıların uyduğu bir matematiksel/geometrik düzen varmış gibi bir algı yaratılır. Kolumuzun toplam uzunluğunun dirseğimizden parmak ucuna kadar olan uzunluğa oranının "altın oran"a uymak zorunda olduğunu sanarız. Deniz kabuklarının ve deniz minarelerinin gerçekten de Fibonacci sayılarına mükemmel biçimde uyduğunu sanar, ayçiçeği tohumlarının kusursuz bir matematiği takip ettiğine inanırız. Bunların hepsi koca bir hatadır. Akkana Peck bu gerçekle yüzleşmesini şöyle anlatıyor:
"Bir arkadaşımın üniversitedeki matematik dersine Fibonacci sayılarıyla ilgili bilgi vermek üzere davet edilmiştim. Daha lisedeyken Fibonacci sayıları üzerine araştırmalar yapmaya başlamıştım ve onların büyüyen bir şehrin güç istasyonlarını planlamada nasıl kullanıldığını incelemiştim. Tüm bunları o derste anlatacaktım, dolayısıyla araştırmalarımda bulduğum tüm görselleri bulmaya ihtiyacım vardı. Bilirsiniz, çam kozalaklarındaki, çiçeklerin yapraklarındaki, ağaçlardaki dallanmalardaki matematiksel oranları, Altın Oran'ı, Fibonacci/Altın Spiralini, vb. doğadaki matematiği gösteren görsellere ihtiyacım vardı. Örneğin bir Nautilus kabuğunun nasıl harika bir biçimde Fibonacci sayılarına uyduğunu göstermeyi istiyordum.
Çam kozalaklarını topladım, bazı fotoğraflar çektim, slaytlar hazırladım ve iş, altın orana uyan spiralleri göstermeye geldi. Ufak bir GIMP metni hazırlayarak bilgisayarımın otomatik olarak Fibonacci spiralini oluşturmasını sağladım. Sonrasında, bir odacıklı Nautilus fotoğrafı aramaya başladım. Amacım, bu spirale ne kadar kusursuz biçimde uyduğunu göstermekti. Sonunda Wikipedia'dan harika bir örnek buldum. GIMP içerisine yapıştırdım ve üzerine altın spirali çizdim. Sonrasında ise birbirine uydurmak üzere boyutlarla oynamaya başladım. İmkansızdı. Hiçbir biçimde spiral, kabuğun biçimine uymuyordu!
Ne kadar çabalarsam çabalayayım, hiçbir biçimde kabuk ile spirali uyduramadım. Ben de Google Images'ı kullanarak daha fazla kabuk fotoğrafı bulmaya çalıştım. Bulduğum hiçbir kabuk spirale uymuyordu! Hatta Fibonacci sarmalına yaklaşamıyordum bile!"
Akkana Peck, bu konuda yalnız değildir. Başlangıçta sözünü ettiğimiz düşünceler, halk arasına o kadar yerleşmiştir ki, bizim matematiğimizden doğan bazı oranların doğada halikulade bir biçimde olması gerektiğini sanarız. Evet, bu oranlar kabaca doğadaki organizmaların yapılarında rastlanabilir. Aslında bunda şaşılacak bir şey yoktur. Örneğin Fibonacci sayıları dediğiniz sayılar, kademeli olarak bir önceki toplama eklenerek artan sayılardır. Bir deniz minaresi kabuğu da, bir önceki zaman diliminde üretilen kabuk miktarının üzerine konarak arttığı için, elbette, ister istemez Fibonacci sayıları dediğimiz sayıya uyacaktır. Bir ayçiçeğinin tohumları, merkezden başlayıp etrafa yayılır. Altın spiral de, belirli bir merkezden başlayıp etrafa yayılan çizgilerden elde edilir. Dolayısıyla ikisinin birbirine uyması kaçınılmazdır. Bizler bu oranları tanımlarız. Bu oranlar, gökten inmezler. Eğer doğada, bu oranları tanımladığımız temele uyan bazı sistemler varsa, o sistemlerin sonucunda yine bu oranları görmemiz son derece anlaşılırdır. Hatta bu, kaçınılmaz bir sonuçtur.
Daha açık bir örneği şöyle verebiliriz: tüm sayı sistemleri etrafımızda kendini tekrar eden objeleri kategorize ederek gelişmiştir. 1, 2, 3 gibi sayılar, aslında kategorizasyon amacı taşır. Tek olan bir olguya "1" deriz. Kendini tekrar ediyorsa, bu sayıyı arttırırız. Sayılar böyle oluşmuştur. Tüm matematik, bunun üzerine inşa edilmiştir. Dolayısıyla matematiği, doğadaki sistemleri tanımlamak için, doğadaki sistemlere bakarak geliştirdik. Örneğin matematikteki "türev" denen işlem, "değişim miktarını" verir. Dolayısıyla etrafımızda düzenli olarak değişen şeylere bakıp, türev hesabına uymalarına şaşıramayız. Ancak nedense bu matematiksel unsurların adı "altın oran" ya da "Fibonacci sayıları" gibi daha havalı isimler olunca, sanki özel bir anlamları varmış zannedilir. Halbuki tıpkı türev, integral, vb. matematiksel hesaplamalar gibi, bu oranlar da doğaya bakarak inşa ettiğimiz sistemlerin ürünüdür. Doğadaki sistemlerde bu matematiksel izleri görmemizde şaşılacak bir taraf yoktur.
Ancak sorun bu da değildir. Sorun, doğada bu oranlara uyduğu iddia edilen birçok sistemin, daha fazla sayıda veriyle gözden geçirildiğinde, bu oranlara hiç de uymadığını görmemizdir. Örneğin spesifik bir kişinin omuz-kol uzunluğunu, dirsek-kol uzunluğuna böldüğünüzde 1.618'e çok yakın bir sayı elde edebilirsiniz belki, ki bu "altın oran" olarak bilinir. Ancak 100 kişinin kolunu ölçtüğünüzde, bu orandan ciddi anlamda sapma olduğunu görürsünüz. Belki ortalamaları gene altın orana yakın olacaktır; ki bu son derece anlaşılırdır, çünkü bu oranların doğa yasalarının tanımından kaynaklandığı düşünülmektedir. Örneğin kütleçekiminin bir cismin yerden yüksekliğine etkisinin, ağırlıkla sınırlandırılmış olmasından ötürü birçok uzunluğun altın orana uymak zorunda olduğu düşünülmektedir ve bu konuda araştırmalar sürmektedir. Altın oran, sonradan keşfedilen bir özellik değildir. Doğada var olan oranlardan çıkarılan bir özelliktir. Eğer ki etrafımızda altın orana uyan obje sayısı gerçekten çok fazlaysa, beynimizin de bu oranı daha hoş görecek biçimde evrimleşmesi kaçınılmaz bir sonuçtur.
Science News'te yayınlanan bir makalede deniz kabuklarının spiralleri ele alınmıştır. 1999 yılında emekli matematikçi Clement Falbo San Francisco'da bulunan Kaliforniya Bilim Akademisi'nde bir dizi Nautilus kabuğunun ölçümünü yaptı. Bulguları ilginçti: evet, kabuklar altın spiral gibi logaritmik bir seriyi takip ediyordu. Ancak kabukların oranı 1.24 ila 1.43 arasında değişiyordu. Ortalama oranları ise 1.33'e 1'di! Bu, 1.618 civarında olması beklenen altın orana yakın bile değildi!
Sonradan, 2002 yılında aynı sorunu John Sharp da fark etti. Ancak matematikçilerin bu bulgularına rağmen halk arasında halen bu oranların canlıların yapısını %100 yönettiği ve bu canlıların gövdelerinin bu oranlara %100 uyduğu gibi saplantılı bir sanrı bulunmaktadır. Sharp şöyle söylüyor:
"Bu yanlış iddiayla ilgili en ilgi çekici olan şey, ne kadar yaygın olduğudur. Hatta bu konuları daha iyi bilmeleri gereken matematikçiler bile bu hataya düşmektelerdir. İşte bu, neden geometrinin daha geniş olarak ve sıradan olmayan bir biçimde öğretilmesi gerektiğini göstermektedir. Sadece geometri de değil biçimler ve oranların görsel estetiği de düzgün öğretilmelidir."
Burada son olarak şu sorun doğmaktadır: bir sayı, bir diğerine ne kadar yakın olursa, tamamen uyduğu söylenilebilir? Yukarıdaki sayılar arasındaki fark matematiksel olarak barizdir. Dolayısıyla 1.33 sayısını gidip de "1.618'e çok yakın, dolayısıyla bu canlılar altın orana uyuyor." dememiz olanaklı değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi, spirallerin büyüme tipinden ötürü buna benzer bir orana uyması kaçınılmazdır. Eğer doğadaki bir sistemin, belirli bir orana uyduğunu iddia edeceksek, ondalık basamağından sonraki en az 2-3 adet değerin o orana birebir uymasını bekleriz. Örneğin pi sayısını kullanırken 3.14 olarak almak yeterlidir. Daha fazlası hesaba dikkate değer bir katkı sağlamaz (ancak dahasını eklerseniz hesabınızın isabetliliği artar). Daha azı ise kabul edilmez, çünkü çok yüksek hata payı demektir. Benzer biçimde, Dünya'nın yerçekim ivmesini 9.81 almak kabul edilebilirdir; ancak 10'a yuvarlamak ilkokul düzeyinde bir hesap yapılmıyorsa kabul edilemez. Benzer biçimde, bir sistemin altın orana uyduğu iddia ediliyorsa, o sistemden aldığınız oran en azından 1.62 civarında olmaldır ki genelde doğrudan 1.618'e uyması beklenir. Ancak 1.3 gibi bir sayının 1.618'e yakın olduğunu, dolayısıyla sistemin "altın orana kusursuz biçimde uyduğunu" söylemek akıl, bilim ve gerçek dışıdır. )
- ALTIN ve GÜMÜŞ/FIDDA/SÎM/NUKRA
- ALTIPLANO ve/<> VALLES ve/<> ORIENTE
- ALTLI ile ALTLIK ile ALTLI ÜSTLÜ
- ALUMINOSILICATE[İng.] / ALUMINIUMSILIKAT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALUMİNOSİLİKATLAR
- ALUMINIUM ALLOYS[İng.] / ALUMINIUMLEGIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM ALAŞIMLARI
- ALUMINIUM FLUORIDE[İng.] / ALUMINIUMFLUORID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM FLORÜR
- ALUMINIUM BRONZE[İng.] / ALUMINIUMBRONZE[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM PİRİNCİ
- VERRE ALUMINOSILICATE[Fr.] / ALUMINIUMSILIKATGLAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM SİLİKAT CAMI
- SULFIDE D'ALUMINIUM[Fr.] / ALUMINIUMSULFID[Alm.] ile/değil/yerine/= ALÜMİNYUM SÜLFÜR
- ALYAN ile ALYANS ile ALYAN ANAHTARI
- AMÂ[Ar.] ile A'MÂ[Ar.] ile AMA/AMMA[Ar.]
- İLKE/LER:
AMAÇSAL ile/ve/||/<> SÜREÇSEL ile/ve/||/<> SONUÇSAL
- AMAGAT SYSTEM[İng.] / AMAGATSCHES SYSTEM[Alm.] ile/değil/yerine/= AMAGAT SİSTEMİ
- AMASYA ile AMASYALI/LIK ile AMASYA ELMASI
- AMATÖR ile AMATÖRCE ile AMATÖRLÜK
- AMBULANS SİRENİ ile POLİS SİRENİ ile İTFAİYE SİRENİ
- AMCA/LIK ile AMCA KIZI ile AMCA OĞLU
- AMEL/E ile/ve/||/<> CAALE ile/ve/||/<> FAALE
- AMENEH ile AMENEH HANIM ile AMENEH HATUN
- AMERİKA BADEMİ ile HİNT BADEMİ ile TAS BADEMİ
- AMERİKA BİZONU ile AVRUPA BİZONU, BONNACON, VAHŞİ İNEK ile HİNT BİZONU, GAUR
- AMFİARTOZ ile/||/<> AMFİPATİK ile/||/<> AMFİZEM
- AMFİBİ ile AMFİBİK ile AMFİBİ HAREKAT
- AMİLAZ[Fr. < AMYLASE] ile/||/<> AMİLOZ[Fr.] ile/||/<> ENZİM[Fr. < ENZYME]
- AMIDES[İng./Fr.] / AMIDE[Alm.] ile/değil/yerine/= AMİTLER/AMİDLER
- AMNİYON/AMNİYOS ile/||/<> AMNİYON SIVISI ile/||/<> AMNİYOSENTEZ
- AMONTON'S LAW[İng.] / AMONTONS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AMONTON YASASI
- AMONYAK/NIŞADIRRUHU ile/ve/<> NIŞADIR[Fars.] ile/ve/<> NIŞADIRKAYMAĞI
- AMONYAKLAMAK ile AMONYAK ile AMONYAKLI
- AMONYUM ile AMONYUM SÜLFAT ile AMONYUM KARBONAT
- AMORE ve/||/<>/< MORE ve/||/<>/< ORE ve/||/<>/< RE
- AMPÈRE'S CURRENTS[İng.] / AMPÈRESCHE STRÖME[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE AKIMLARI
- AMPÊRE NAZARİYESİ[Osm.] / AMPÈRE'S THEOREM[İng.] ile/değil/yerine/= AMPÈRE KURAMI
- AMPEROMETRIC TITRATION[İng.] / AMPEROMETRISCHE TITRATION[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPEROMETRİK TİTRASYON
- AMPİR ile AMPİRİST ile AMPİRİZM
- EMPIRICAL[İng.] / EMPIRISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPİRİK
- AMPICILLIN[İng.] / AMPICILLIN[Alm.] ile/değil/yerine/= AMPİSİLİN
- AMPLİFİKASYON ile/||/<> AMPLİFİKATÖR ile/||/<> AMPLİFİYE ETMEK
- AMUT/AMUD(UYLA)[Ar.] ile ÂMÛT[Fars.] ile HAMUD(UYLA)[/HAMUTFars. < HAVUT / (Slav.?)]
- MAIN ANODE[İng.] / ANODE PRINCIPALE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANA ANOT
- LIQUEUR-MÈRE[Fr.] / MUTTERLAUGE[Alm.] ile/değil/yerine/= ANA SIVI
- ANA(/BABA) ile/ve/||/<> ÇOCUK ile/ve/||/<> MÂŞUK
- ANADAN DOĞMA ile ANADAN GÖRME ile ANADAN ÜRYAN
- DOĞUM/DOĞAN:
ANADAN ile/ve/<> EĞİTİMDEN ile/ve/<> KENDİNDEN
- ANADOLU BİLGELİĞİ ve/> ANTİK MISIR ve/> ANADOLU BİLGELİĞİ
- ANADOLU HİSARI ile/ve ANADOLU KAVAĞI ile/ve ANADOLU FENERİ
Boğaziçi'nin kuzeyinde, Karadeniz'in başlangıcındadır. )
- ANA/ESAS ÖRGENLER, ÇİÇEKTEKİ ÜREME ÖRGENLERİ = A'ZÂ-İ ASLÎYE = ORGANES ESSENTIELS
- ÂNAK[Ar.] ile A'NÂK[Ar.] ile A'NÂK[Ar. < UNK]
- ANAKİKLİK ile/||/<> AMBİGRAM ile/||/<> BUSTROFEDON
HERKESİ SEN | DOST MU SANDIN | BELKİ O | AĞYÂR OLUR
SÂDIKÂNE | BELKİ O | ÂLEMDE BİR | DİLDÂR OLUR
YÂR OLUR | AĞYÂR OLUR | DİLDÂR OLUR | SERDÂR OLUR
YAVUZ SULTAN SELÎM )
)- ANALİTİK ile ANALİTİK MOTOR ile ANALİTİK
- ANALİTİK ile/ve/||/<>/> SENTETİK
- ANALOJİ[Yun.] ile/ve/||/<>/> ANALOJİK[Fr.] ile/ve/||/<>/> ANALOG[Fr.]
- ÂNÂN[Fars. < ÂN] ile ANÂN[Ar. < ANÂNE] ile A'NÂN[Ar. < UNK]
- AN-/ANA- ile/||/<> AN- ile/||/<> ANO-
- AN'ANÂT[Ar.] ile ANANAT ile ANÂNET[Ar.]
- ANANDA ile/||/<> SUKHA ile/||/<> CHİDANANDA
- ANARŞİ ile ANARŞİST ile ANARŞİZM
- ANASON ile ANASONLU ile ANASONSUZ
- ANATOMİ ile ANATOMİCİ ile ANATOMİST
- ANATOMİ ve ETİYOLOJİ ve PATOLOJİ
- ANATOMİ ile HİSTOLOJİ ile İŞLEV/FONKSİYON
- ANATOMİK ile ANATOMİ UZMANI ile ANATOMİ
- ANAYASA HUKUK BİLİMİNDE:
KLASİK DÖNEM ile SİYASAL BİLİM YAKLAŞIMI ile YENİ ANAYASA HUKUKU
- ANAYASALLAŞMAK ile ANAYASALLAŞTIRMAK ile ANAYASAL/LIK
- ANCILLARY ATTACHMENT and TEMPORARY INJUNCTION and NON PROS
- ANDAVAL/LIK ile ANDAVALLI/LIK ile ANDAVALLICA
- ANDERSEN ile ANDERSON ile ANDERSON KANSER ARAŞTIRMA MERKEZİ
- ANEMOMETER[İng.] / ANEMOMÈTRE[Fr.] ile/değil/yerine/= ANEMOMETRE
- ANESTETİK/ANESTEZİK ile/||/<> ANESTEZİ ile/||/<> ANESTEZİST/ANESTEZİ[Y]OLOG
- ANAESTHETIC GAS[İng.] / ANÄSTETISCHE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= ANESTETİK GAZ
- ANGAJMAN ile ANGAJMANLI ile ANGAJMANSIZ/LIK
- ANGUTLAŞMAK ile ANGUT/LUK ile ANGUTÇA
- ANİM[Fr.] değil/yerine/= ISTAKOZ KUYRUĞU BİÇİMİNDE BİRBİRİNE GEÇME ÇELİK DİLİMLERDEN OLUŞAN ZIRH
- ANIMSA(YA)BİLMEDE:
ÖNCELİK ve/||/<> YOĞUNLUK ve/||/<> PEKİŞTİRME
- ANJİYOGENEZ ile/||/<>/> ANJİYOGRAFİ ile/||/<>/> ANJİYOKARDİYOGRAFİ
- ANJİ[Y]OGENEZİ ile/||/<> ANJİ[Y]OPLASTİ ile/||/<> ANJİ[Y]OSPAZM
- ANJİYOLOJİ[Fr.] ile ANJİYOM[Fr.] ile ANJİYOSKOP[Fr.]
- ANKES[Fr.] ile/ve/||/<> ANKESMAN[Fr.] ile/ve/||/<> ANKESÖR[Fr.]
- ANLAM:
BAĞLAM ile/ve/||/<> TANIM ile/ve/||/<> ÖLÇÜ
- ANLAM/KAVRAM:
NİCELİK EVRENSEL ve/||/<> TİKEL ve/||/<> TEKİL
- ANLAM ile/ve/||/<>/> ANLAMA ile/ve/||/<>/> ANLAMLANDIRMA
- ANLAM ile/ve/||/<>/< DEĞER ile/ve/||/<>/< AMAÇ
- ANLAMADIĞI YA DA "BEĞENMEDİĞİ" KARŞISINDA:
(NE DEMEKSE?)
"BEYNİN YANMASI" ile/ve/||/<> "KULAĞIN TIRMALANMASI" ile/ve/||/<> "GÖZÜN KANAMASI"
- ANLAMAMAK ile/değil ANLAYAMAMAK ile/değil KENDİNCE/KEYFİNCE ANLAMAK
- SIGNIFICANT FIGURE[İng.] / BEDEUTSAME ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= ANLAMLI RAKAM
- ANLAMSAL ÖLÇÜT ile BİÇİMBİLİMSEL ÖLÇÜT ile SESBİLİMSEL ÖLÇÜT
- ANLAMSIZ ile/ve/||/<> GEREKSİZ ile/ve/||/<> OLANAKSIZ
- ANLAMSIZLIK ve KAVRAMSIZLIK ve İNSANSIZLIK
- ANLAŞMA ile UYGUNLUK ile BUNA GÖRE
- ANLAŞMA ile/ve/||/<> UZLAŞMA ile/ve/||/<> ALTINI ÇİZME
- ANLAŞMAZLIK ile UYUMSUZLUK ile UYUMSUZ
- ANLAYAN ile/ve UYGULAYAN ile/ve ÖNEMSEMEK
- ANLIK/ZİHİN > US/AKIL ve/||/<>/> BETİMLEME > KAVRAM ve/||/<>/> OLASILIK > ZORUNLULUK (BİLİNCİ)
- ANLIK ile ANLIKÇI/LIK ile ANLI ŞANLI
- ANNE ve/||/<>/+ BABA ve/||/<>/> ÇOCUK
- ANNE ile/ve/> MÜREBBÎ ile/ve/> RAB
- ANNE/BABA ile/ve/||/<>/> ÇOCUK ile/ve/||/<>/> TORUN ile/ve/||/<>/> TORLAK
)- ANNE-ÇOCUK İLİŞKİSİNDE:
[ne yazık ki]
İHMÂL (EDEN) ile/ve/ya da/||/<> İŞGÂL (EDEN) ile/ve/ya da/||/<> İSTİSMÂR (EDEN)
- ANNELİK:
"DOĞURMAK" (İLE) ile/ve/değil/||/<>/> EMZİRMEK/HİZMET (İLE)
- YİYESİZLİK/ANOREKSİ/YA ile PAROREKSİA ile HİPOROREKSİA
- ANORMAL ile ANORMALLİK ile ANORMALLİK
- ANORMALLEŞMEK ile ANORMALLEŞTİRMEK ile ANORMAL/LİK
- ANODE RAYS[İng.] / ANODENSTRAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT IŞINLARI
- ANODE CRITICAL VOLTAGE[İng.] / ANODENKRITISCHE SPANNUNG, KRITISCHE ANODENSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT KRİTİK GERİLİMİ
- ANODE NEUTRALIZATION[İng.] / ANODENNEUTRALISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= ANOT NÖTRLEŞMESİ
- ANOT ile ANOT BAŞLIĞI ile ANOT KABLOSU
- ARTI UC/ANOT[Fr. < ANODE] ile/ve/||/<>/>< EKSİ UC/KATOT[Fr. < CATHODE] ile/ve/||/<>/>< ANTİKATOT[Fr. < ANTICATHODE]
- ANSCHAUUNG[Alm.] ile/ve/||/<>/> VORSTELLUNG[Alm.] ile/ve/||/<>/> DENKEN[Alm.]
- ANSEFALİT[Fr.] ile/ve/||/<> ANSEFALOZ[Fr.] ile/ve/||/<> ANSEFALİPATİ[Fr.]
- ANSİKLOPEDİ ile ANSİKLOPEDİCİ/LİK ile ANSİKLOPEDİST
- ANSİKLOPEDİ ile ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİST
- ANSİKLOPEDİK ile ANSİKLOPEDİK BİLGİ ile ANSİKLOPEDİK SÖZLÜK
- ANTAGONİZM ile/||/<> ANTAGONİST ile/||/<> ANTAGONİZE ETMEK
- ANTE- ile/||/<> ANTER-/ANTERO- ile/||/<> FRONT-
- ANTEMORTEM ile/||/<> ANTENATAL ile/||/<> ANTEPARTUM
- ANTENNA AMPLIFIER[İng.] / ANTENNENVERSTÄRKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ANTEN YÜKSELTECİ
- FISTIK:
ANTEP ile/||/<> SİİRT ile/||/<> İRAN
- ANTEP İŞİ ile ANTEP FISTIĞI ile ANTEP FISTIĞIGİLLER
- ANTEP/ŞAM FISTIĞI ile SİİRT FISTIĞI ile ÇAM FISTIĞI
- BAŞÇIK/ANTER[Fr.] = HAŞEFE[Ar.] = ANTHÈRE[Fr.]
- ANTET ile ANTETLİ ile ANTETSİZ
- ANTHRAC-/ANTHRACO- ile/||/<> MELAN-/MELANE-/MELANO- ile/||/<> -NİGRİN-
- ANTHROP- ile/||/<> ANDR-/ANDRO- ile/||/<> ARRHENO-
- ANTİDEPRESAN[Fr.] ile/||/<> ANTİDEPRESİF[Fr.] ile/||/<> ANTİNEVRALJİK[Fr.]
(1996'dan beri)