| Y... |

- SOY değil/yerine YOL

- SÖYLEYİŞ/BİÇEM/ÜSLÛP:
YALIN/SADE
ile YÜKSEK ile KARIŞIK

- SÖYLEYİŞ ile/||/<> YANSIMA ile/||/<> ULAM ile/||/<> KAPLAM ile/||/<> GÖÇÜŞME ile/||/<> YALINLAŞTIRMA/SADELEŞTİRME/HAFİFLETME/TAHFİF ile/||/<> KATMERLENME/MUZÂAF ile/||/<> AKIŞMA ile/||/<> BENZEŞİM ile/||/<> ÖTÜMLÜ/TİTREŞİMLİ/SEDÂLI ile/||/<> ÖTÜMSÜZ/TİTREŞİMSİZ/SEDÂSIZ

( Sesleme edimi sırasında seslerle bürünsel öğeleri söyleme, gerçekleştirme biçimi. İLE/||/<> Dış gerçeklik düzleminde var olan ses ya da gürültüleri, işitimsel izlenimi yansıtacak biçimde aktaran, adlandırılan gerçeği ses öykünmesi yoluyla belirten dilsel öğe. İLE/||/<> Dilbilgisel ya da anlamsal sınıflandırma birimi. Çeşitli ortak dilbilgisel ve anlamsal ölçütlere göre dil öğelerinin yerleştirildiği ya da oluşturduğu sınıf. İLE/||/<> Bir kavramın kapsamına giren, o kavramın tanımladığı öğelerin tümü. İLE/||/<> Bir sözcük içinde birbirini izleyen iki ses biriminin yer değiştirmesi. İLE/||/<> Kolaylık sağlama amacıyla sözcükten bazı yazaçların düşürülmesi. İLE/||/<> Bir sözcükte ortadaki yazaç ile son yazacın aynı yazaçla tekrarlanması. İLE/||/<> Kulağa hoş gelen seslerin birbirini izlemesi. İLE/||/<> Bir sesin söz zincirinde kendisinden önce ya da sonra gelen bir başka sesle birlikte bulunmasından doğan ve birinden öbürüne özellik aktanmı yoluyla gerçekleşen değişim. İLE/||/<> Ses tellerinin titreşimiyle nitelenen sesler için kullanılır. İLE/||/<> Ses telleri titreşmeden oluşan sesler için kullanılır (p, ç, q, k). )

- SOYUT ile YALITILMIŞ

- SOYUT ile/değil YÜZEYSEL

- SOYUTLAMA GÜCÜ ile/ve/||/<> YÖNETİLEBİLİRLİK ile/ve/||/<> İLİŞKİLERİN ÖNCELİĞİ

- SOYUTLAMA ile YOK SAYMAK

- SOYUTLAŞTIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YAŞAMA GEÇİRME

- SÖZ/SORU)
"YÖNLENDİRME"
ile YÖNELTME

- SÖZ ile/ve/<> YAZI

( Etkileme sanatı. İLE/VE Varolma sanatı. )
( Söz ile ses hem delâlet eden hem edilen. İLE/VE Sadece delâlet/işaret eden. )
( DİLEKÇE/ARÎZA[Ar.]: Küçükten büyüğe yazılan yazı. )
( GRAFOLOJİ: El yazısını inceleyen bilim dalı. )
( Söz, uçar; yazı, kalır! [Lat. Verbevolent, scriptamanent.] )

- SÖZ ile/ve/<> YEMİN

( Doğru söz yeminden ileri! )
( HULF[Ar.]: Verdiği sözü tutmama, üzerinde durmama. | [mantıkta/matematikte] Saçmaya indirgeme. )

- SÖZ ile YISA[İt.]

( Birçok kişinin yaptığı işlerde gayret vermek için söylenen söz. )

- SÖZCÜKLERDE/TERİMLERDE:
KAYNAK
ve/||/<>/> OLUŞ ve/||/<>/> SINIRLAMA ve/||/<>/> YAYILMA ve/||/<>/> YERLEŞME

- SÖZLÜ KÜLTÜR(/GELENEK) ile/ve/<> YAZILI KÜLTÜR(/GELENEK)

( Göçerlerin. İLE/VE/<> Yerleşiklerin. )
( [daha çok] Doğu'da. İLE/VE/<> Batı'da. )

- SPADİKS = YILAN YASTIĞI ŞİŞİ = SPADICE

- SPHERE değil/yerine/= YUVAR

- SPLIT[İng.] değil/yerine/= YARILMA | ÇİFTLENME | INCE DİLIM

- SPOT :/yerine YER, BENEK

- SPREAD :/yerine YAYMAK, YAYILMAK

- SQL/STRUCTURED QUERY LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMIŞ SORGU DİLİ


- ss.[Lat. < SEMıS] değil/yerine/= YARI, YARIM

- STANDART ile/değil YAYGIN/LIK

- STAR WARS değil/yerine/= YILDIZ SAVAŞLARI

- STAR :/yerine YILDIZ

- STAR"[İng.] değil/yerine/= "YILDIZ"

- STEPNE[Fr.]/İSTEPNE değil/yerine/= YEDEK TEKER

- STICKER değil/yerine/= YAPIŞKI

- STOK[İng.] değil/yerine/= YIĞIM, YIĞILIM | YIĞIMLIK

- STOMA İLE KUTİKULA İLE TRİKOME ile/||/<> YAPRAK YAPILARI

( Yaprak yüzey özellikleri. )
( Formül: K⁺ girişi → stoma açılması )

- STOMA[İng.] değil/yerine/= YAPAY AĞIZ


- STRANGER :/yerine YABANCI

- STRATEJİ değil/yerine/= YOLİZLEM

- STRATEJİK MALLAR değil/yerine/= YOLİZLEMLİK TAVARLAR

- STRATEJİK PLAN değil/yerine/= YOLİZLEMSEL TASAR

- STRATEJİ/K değil/yerine/= YOLİZLEM/LİK / YOLİZLEMSEL

- STRUCTURE :/yerine YAPI, YAPILANDIRMAK

- STRUCTURED INTERVIEW[İng.] değil/yerine/= YAPILANDIRILMIS¸ GÖRÜS¸ME

- STRÜKTÜR ANALİZ/STRUCTURE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= YAPI ÇÖZÜMLEMESİ

- STRÜKTÜR/STRUCTURE[İng.] değil/yerine/= YAPI

- STRÜKTÜRALİZM değil/yerine/= YAPISALCILIK

( Bilimin her dalında, "yapı"dan yola çıkarak, sonuçlara ulaşma yöntemi. | Dilin tümüyle bir yapı özelliği gösterdiğini, terimlerin bu ilişkileri belirlediğini ileri süren dilbilim öğretisi. )

- STRÜKTÜREL[Fr.] değil/yerine/= YAPISAL

- ŞU ANDA VE BURADA, ...:
NE OLUYOR?
ve/||/<>/> DUYULARIM NELER? ve/||/<>/> NASIL DAVRANIYORUM/DAVRANABİLİRİM? ve/||/<>/> YARARLI/YARARIMA OLAN NEDİR? ve/||/<>/> NE/LER YAPABİLİRİM?

- SU DEĞİRMENİ/ASYÂB/ASİYÂB[Fars.] ile YEL DEĞİRMENİ

- SU İLE İYONİK SIVI İLE SÜPERKRİTİK CO2 ile/||/<> YEŞİL ÇÖZÜCÜLER

( Çevre dostu çözücü alternatifleri. )
( Formül: Tc(CO2) = 31°C İLE Pc = 73 bar )

- ŞU KADARI:
"YETER"
ile/ve/değil (YETMİYORSA DA/YETMEYECEKSE DE) YETSİN!

- SU KOYVERMEK ile YELKENLERİ SUYA İNDİRMEK

- SU:
YERÜSTÜ/NDE
ile/ve/<> YERALTI/NDA

( Yukarıdan aşağı akar. İLE/VE/<> Aşağıdan yukarı doğru çıkar. )

- SU YILANI/OK YILANI ile YILANBALIĞI

- SU ile/ve/||/<>/< YEL

( Sudan yel çıkmaz fakat yelden su çıkar. )

- SÜBLIMASYON/SUBLIMATION[İng.] değil/yerine/= YÜCELTME


- SUBSTİTÜSYON/SUBSTİTUTION[İng.] değil/yerine/= YERINE KOYMA

- SUÇ ile YANLIŞ(HATÂ) ile KABAHAT/KUSUR ile AYIP

- SUÇ ile/ve/değil/||/<>/< YASADIŞI

- SUÇLAMA ile/ve/değil/yerine YÜKLEME

- SUDA ERİYEN VİTAMİNLER ile YAĞDA ERİYEN VİTAMİNLER

- SUFFICIENT :/yerine YETERLİ

- SÜKÛN ile/ve YOKLUK

- SULTAN değil/yerine/= YETKEMEN

- SULTANÎ (YAPRAK/PUL) MERCİMEK[Fars.] ile YEŞİL(SIRA) MERCİMEK[Fars.] ile (KABUKLU) KIRMIZI MERCİMEK[Fars.] ile KIRMIZI İÇ MERCİMEK[Fars.] ile YEŞİLİMSİ/SARI İÇ MERCİMEK[Fars.]

( YASMIK )
( Kabuk renkleri, yeşil ya da sarımsı yeşildir. Pembemsi-sarı yeşil, grimsi-sarı yeşil, sarımsı-yeşil üzerinde koyu yeşil benekli olanları da vardır. Kotiledon renkleri, yeşilimsi sarı, taneleri yassı, yuvarlak ve çapı, 6 mm.'den büyüktür. İLE Genellikle yeşil ya da sarımsı olmakla birlikte sarımsı-pembe yeşil, grimsi-yeşil olanları da vardır. Taneler, yanlardan basık, yuvarlak ve tane çapı, 3 mm.'den büyüktür. İLE Kabuk rengi, genellikle grimsi-kırmızı olmakla birlikte, sarımsı pembe üzerine koyu mavi ya da grimsi üzerine koyu mavi ya da siyah benekli ve sarımsı yeşil renkli olanları da vardır. Kotiledon rengi, turuncu kırmızıdır. Tanelerin yanları basık, yuvarlak ve tane çapları, 3 mm.'den büyüktür. İLE Kotiledon renkleri, turuncu kırmızıdır. Kotiledonların iç yüzeyleri yuvarlaktır. İLE Kotiledon renkleri, yeşilimsi sarıdır. Kotiledonların iç yüzeyi düz, dış yüzeyi yuvarlaktır.[Türkiye'de, Kışlık Pul 11, Kışlık Yeşil 21, Kışlık Yeşil 31, Fırat 87, Sazak 91, Kışlık Yerli Kırmızı, Emre 20, Kayı 91, Erzurum 89, Malazgirt 89, Seyran 96, Ali Dayı, Meyveci 2000 adlarında tohumluk üretimi yapılan çeşitleri bulunmaktadır.] )

- SULUBOYA ile YAĞLIBOYA


- SÜMBÜL/SÜNBÜL[Fars.] ile YABANSÜMBÜLÜ/KEDİNANESİ

( Zambakgillerden, soğanla üretilen, 15-20 santimetre yüksekliğinde, çiçekleri keskin kokulu ve türlü renkli, çok yıllık bir süs bitkisi. İLE Ballıbabagillerden, kırlarda yetişen, kedilerin kokusundan çok hoşlandığı bir bitki. )

- SUMMER :/yerine YAZ (MEVSİM)

- SÜNE ile YEŞİLBAŞ

( Bir tür yaban ördeği. İLE Eril yaban ördeği. )

- SUNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPAY

- SUN'İ/SENTETİK değil/yerine/= YAPAY/YAPMACIK, BİREŞİMLİ

- SUNTURLU = YAMAN/ADAMAKILLI | GÖSTERİŞLİ/GÖRKEMLİ

- SÜPER İLETKEN ile/<> YALITKAN

( Elektrik direnci sıfır olan nesneler. İLE/<> Elektrik akımını iletmeyen nesneler. )

- SÜPERFİSYEL/SUPERFICIAL[İng.] değil/yerine/= YÜZEYSEL, SIĞ

- SÜPERNOVA[İng. SUPERNOVA] ile/||/<> MESSİER KATALOĞU[İng. MESSIER CATALOGUE] ile/||/<> YENİ GENEL KATALOG[İng. NEW GENERAL CATALOGUE]

( Büyük yıldızların ömürlerinin sonuna geldiklerinde çok parlak ve şiddetli bir biçimde patlamasına verilen isim. Süpernovalar öylesine şiddetlidir ki evrendeki en güçlü patlamalardan birisi süpernovalardır. Süpernova patlamaları esnasında Güneş'in toplam ömründe yayacağı enerjiden daha fazlası uzaya savrulur. @@ 18. yüzyılda yaşamış olan Fransız astronom Charles Messier tarafından oluşturulmuş bir derin uzay cisimleri listesidir. İçerisinde çeşitli galaksilerden yıldız kümelerine, bulutsulardan süpernova kalıntılarına kadar 110 adet gök cismi yer almaktadır. @@ Danimarkalı astronom John Louis Emil Dreyer tarafından 1888 yılında derlenen gök cisimleri listesidir. İçerisinde, gökadalardan süpernova kalıntılarına ve bulutsulardan yıldız kümelerine kadar 7.840 nesne bulunmaktadır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- ŞÜPHECİLİK[İng. SKEPTICISM] ile/||/<> ÖNBASKI[İng. PREPRINT] ile/||/<> ŞAHİTLİK[İng. TESTIMONY] ile/||/<> YANILSAMA[İng. ILLUSION]

( Sezgilerimize yaslanarak neleri bildiğimizi düşünürsek birçok şeyi bildiğimiz sonucunu çıkarmamız zor olmaz. Kendimle, çevredeki şeylerle ya da geçmiş ve gelecek ile ilgili şeyleri bildiğimizi varsayan yaklaşım bir derece sezgilere dayanır ve şüpheci pozisyonu ikinci plana iter. Şu an önümde bir alışveriş merkezi olduğunu görüyorum ancak bundan ne kadar emin olabilirim? Gerçekten önümde bir alışveriş merkezi olduğundan şüphe duymak ve sanrı görüyorum olabileceğim hesaplamak ne kadar ileriye götürülebilir bir anlayıştır? Takınacağımız şüpheci tavır doğru inançlarımızı gerekçelendirmiş olsak dahi makul müdür? Önümde alışveriş merkezi olabilir ve hatalı bir şüphecilik içinde olabilirim, önümde alışveriş merkezi olmayabilir ve doğru bir şüphecilik içinde olabilirim; aynı zamanda sanrı görüyor olabileceğimin farkındayım. Bilgi olmasalar dahi temeli sanrılara dayanan gerekçelendirilmiş inançlara sahip olma olasılığımız hiç de düşük değilmiş gibi görünüyor. O halde biz; inandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa bilgi kuşkuculuğu adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna gerekçelendirme kuşkuculuğu denir. Tüm bu kuşkucu sorular bedenlerimizin gerçekten var olup olmadığı sorusunu da beraberinde getirir. Eğer yalnızca kendimizin gerçekten var olduğunu kabul edersek bu yaklaşım bizi felsefecilerin kaçınma eğilimi sergilediği solipsizme götürür. Diğer yandan Descartesçi bir bizim her şeyin gerçekliğinden ve doğruluğundan kuşku duyarsam, sahip olduğum bu kuşkudan kuşku duyup duymadığım sorusu gün yüzüne çıkar. Eğer kuşku duyduğumdan kuşku duymazsam, kuşku duyulmayacak en az bir şey bulmuş olurum gibi görünüyor ancak zihin hallerimden kuşku duyuyor olmam gerçekten kuşku duyup duymadığım konusunda kesin bir bilgi içermez; belki de zihin hallerimin hepsi (kuşku da dahil olmak üzere) bilgi üretmeyen ve gerçekten var olmayan şeyler olabilir? Bu soru nasıl cevaplanabilir? Soru daha farklı sorulabilir, dış dünyanın ya da diğer zihinlerin var olmayabileceği yönünde bir kuşku, emin olunabilir bir soru mu? Eğer diğer zihinlerin ya da dış dünyanın varlığından kuşku duyuyorsak bu kuşku, kabul edilebilir olmak için kendine kesin bir temellendirme bulabilmiş midir? Kuşku duymanın makul olduğuna bizi kesinlikle ikna eden nedir? Nasıl ki kuşkucular bazı şeylerin varlığını kesinlikle gösteremememizden yola çıkıyorsa biz de kuşkuculuğun kendisinin kesinlikle doğru olduğunun gösterilememişinin kanıtlarsak kuşkuculuk karşıtı bir argüman kurmamız mümkün olabilir. Kuşku duyuyor olmamızın gerekçelendirilmesi kesin değilse bu kuşkuculuk karşıtı güçlü bir argüman olabilir mi? Bu soruyu destek ilkesi ile daha açık hale getirebiliriz; “P inancı ancak kişinin P ile tutarsız olan bir önermenin yanlışlığını biliyor olmasıyla bilgiye dönüşür.” Önümde bir alışveriş merkezi vardır önermesine inanıyorsam, o zaman bu önerme benim bir alışveriş sadece sanrısını görüyor olmamla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak sanrı görmüyor olduğunu bilmem durumunda bilirim. Şimdi bunu kuşkuculuğu yöneltelim; dünyanın döndüğünden kuşku duyuyorsam yani dünyanın dönmüyor olabileceğine inanıyorsam, bu önerme dünyanın döndüğünün bir sanrı değil de gerçek olmasıyla tutarsız olacağı için, ben bu önermeyi ancak dünyanın döndüğü yanlışlanırsa bilebilirim. Dünyanın döndüğü yanlışlana dek döndüğünden şüphe duymak makul değildir. Felsefeciler tarih boyunca ahlak, din, zihin, varlık vb. birçok farklı alana dair çeşitli sorular sormuştur. İnsanların büyük bir kısmının hem fikir olduğu belirli türden konu başlıklarında dahi felsefeciler arasında ciddi görüş farklılıkları ve tartışmalar ortaya çıkmıştır. Öyle ki bu tartışmalar bir noktada soruyu soran kişinin gerçekten var olup olmadığına dahi yönelmiştir. Peki bu ne anlama gelir? Gerçekten var olup olmamak ya da başka bir “şeyin” yanılsaması olup olmamak ne tür bir tartışmayı içerir? İnandığımız şeylerin sanrı olabileceği, gerekçelendirmenin sanrıların varlığını azaltmadığı ve hatadan kaçınma arzumuz gibi etmenlerle şüphecilik pozisyonuna yöneltebiliriz. Bu pozisyon “eğer varsa çok az bilgi vardır.” ifadesine sahip olursa “bilgi kuşkuculuğu” adını alır. Bilgiye dönüşen inançlarımızın gerekçelendirilmiş inançlarımızdan daha fazla olmadığı yönünde bir varsayımla hareket eden bir kuşkuculuk “eğer varsa inançlar için çok az gerekçelendirmemiz vardır.” ifadesiyle hareket eder; buna ise “gerekçelendirme kuşkuculuğu” denir. Bilen kişinin C tipi önermelerin bilgisine ulaşıp ulaşamayacağını düşünelim. O halde bu bahse dair üç farklı yaklaşım söz konusu olur. @@ Akademik yayıncılıkta kullanılan önbaskı terimi, akademik bir makalenin resmî hakem denetiminden geçip de hakemli bir dergide yayınlanmadan önce internet üzerinden okumaya açılması anlamına gelmektedir. Önbaskı olarak yayınlanan makaleler hakemli dergilerde sonradan yayınlanabileceği gibi, kimi zaman reddedilerek hiçbir zaman yayınlanmayabilir ya da ciddi düzenlemeler ve değişikliklerle yayınlanabilir. Önbaskı konumundaki makalelere ekstra şüphecilikle yaklaşmakta fayda vardır. @@ Şahitlik, muhakeme, algı, hafıza ya da iç-gözlem gibi bilişsel bir sistem değildir. Bu yüzden epistemik kaynaklar içinde kendine özel bir yeri vardır. Şahitlik, en basit haliyle, başka insanların ifade ettiği inançlara dayanır. Şahitliğin en yaygın bilgi kaynağı olduğu düşünülür. İletişim, medya ve eğitim gibi günlük hayatımızı kuşatan pek çok şey, şahitlik sonucu bilgi edinmemizi sağlar. Alp Dağları’na ilişkin birinci elden bir deneyimimiz olmasa da coğrafya kitaplarını, blogları ya da ansiklopedileri inceleyerek Alp Dağları’na dair bilgi edinebilir. Şahitlik sonucu gerçekten bilgi edinip edinmediğimiz önemli bir tartışma konusudur. Bir kişinin, doğru olanı ifade edip etmediğini her zaman kestirmek mümkün değildir. Bazı dışsalcılar için bu bir tartışma konusu olmayabilir. Doğru yolla nedensel bir biçimde inancımız oluştuysa, bu inancın epistemik statüsü çok tartışmaya açık değildir. Ancak, şahitliğin, tıpkı algı gibi, güvenilir olup olmadığı tartışması hala devam etmektedir. Şahitliğin güvenilir olmadığı ve bundan ötürü bilgi üreten bir mekanizma olamayacağı konusunda şüpheci görüşler vardır. Bu tarz bir şüphecilik, bilginin kesin ve doğru olmasına dayandığından, şahitlik kaynaklı bilgilerimizin büyük bir bölümünü dışarıda bırakır. Şahitlik hakkındaki şüphecilik doğruysa eğer, şahitlik sadece yüksek ihtimalli inançlar sağlayabilir. Ancak, kesinlik taşımadığından ötürü, yanıltıcıdır. Bu şüpheci pozisyon, epistemologlar arasında yaygın bir biçimde kabul görmez. Şahitliğin özel statüsüne yönelik bir diğer eleştiri ise, şahitliğin tek başına bilgi oluşturmak için yeterli olmadığıdır. Diğer bir deyişle, şahitlik aslen algı ya da hafıza gibi başka bilgi kaynaklarına bağlıdır. Özne, daha önce algı, hafıza ya da diğer yollarla edindiği inançlar doğrultusunda şahitliğe dair bir inancın doğruluğunu garanti altına alabilir. Şahitlik, bu birincil bilgi kaynaklarından geçmediği sürece, tek başına gerçekleşemez. Bu indirgemeci pozisyona karşı çıkanlar, şahitliğin bilişsel bir yeti olmamasına karşın tıpkı algı, hafıza, iç-gözlem gibi bilgi üreten temel bir mekanizma olduğunu düşünürler. İndirgemecilik karşıtlarının, öznenin daha önceden şahitlik yaptığı kişinin deklare ettiği inançların doğruluğuna dair sahip olduğu gözlemlerin, şahitliğin bilgi oluşturması için gerekli olmadığını kanıtlaması gerekir. Eğer, şahitlik ettiğimiz kişiye dair önceki gözlemlerimiz, şahitliğimizin oluşması için gerekli bir kriter ise, şahitlik tek başına bilgi-üreten bir mekanizma olamaz. Şahitlik ile ilgili ilginç konulardan bir tanesi, sosyal epistemoloji olarak adlandırdığımız alan içinde merkezi öneme sahip olmasıdır. Daha önceden bahsettiğimiz epistemoloji tartışmalar, bireyin, başka bireylerle ilişkileri olmaksızın sahip olduğu bilgi ve bunları üreten süreçlerle ilgiliydi. Sosyal epistemoloji, bilginin tek başına bireysel bir şey olmadığını, insanlar arası ilişkilerin ve iletişimin bilginin oluşması konusunda önemli pay sahibi olduğunu iddia eder. Şahitlik ise bunun bir parçası olması itibariyle, sosyal epistemolojinin ana elementlerinden biri haline gelir. Sosyal epistemolojiye ilişkin tartışmalar, birden çok birey arasındaki iletişimin ya da şahitliğin bilginin doğası ile olan ilişkisini, sosyal ilişkilerin bilginin doğruluğuna olan etkisini, toplumsal ve kültürel yapıların bilgi üretme süreçlerine müdahale edip etmediğini inceler. Bu sosyal epistemoloji alanı dışında, çağdaş epistemolojide pek çok yeni yaklaşım da geliştirilmiştir. @@ Algılanan ilişkilerle gerçekte olan ilişkilerin birbirine uymamasıdır.Kısa algılanan bir çizgi, gerçekte algılama alanında bulunan diğer çizgilerle aynı uzunlukta olabilir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SURAT[Ar.]/ÇEHRE[Fars. ÇİHRE] değil/yerine/= YÜZ

- SURATSIZ ile YÜZSÜZ

- SÜRDÜRMEK ile/ve YAŞAMAK

- SÜRDÜRMEK ile/ve/değil/||/<> YÜRÜTMEK

- SÜRDÜRÜLEBİLİR/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> YENİLENEBİLİR/LİK

- SÜREÇ ile/ve YAPI

- SÜREÇ ile/ve/<> YOL

- SÜREKLİ "TESPİT" ile/||/<>/> YAKINMA

- SÜREKLİ YELLER ile/ve MEVSİMLİK YELLER(MUSON) ile/ve YEREL YELLER

( Tüm yıl boyunca birbirine ters yönde eserler ve okyanus akıntılarına neden olurlar. İLE/VE
Muson yağmurlarında, yön değiştirdikleri Ocak ve Temmuz aylarında dev dalgalar olur. İLE/VE ... )

- SÜREKLİLİK ile/ve/<> YAYGINLIK


- SÜRE/ÖMÜR ile/||/<> YARILANMA ÖMRÜ/HALF-LIFE

- SURETİYLE[Ar.] değil/yerine/= YOLUYLA/KOŞULUYLA

- SURFACE :/yerine YÜZEY

- SÜRŞARJ[Fr., İng. SURCHARGE] değil/yerine/= YENİBASIM

( Bir sayının, sözcüğün yerine geçmek için üzerine başka bir sayı ya da sözcük basma işi. )

- SUS! ve/>/< DİNLE! ve/>/< KONUŞ! ve/>/< YAZ!!!

- SUYU:
YEMEKTE İÇMEK
değil/yerine YEMEKTEN 1 SAAT ÖNCE YA DA SONRA İÇMEK

- SWEAR :/yerine YEMİN ETMEK, KÜFRETMEK

- SWIM BLADDER[İng.] değil/yerine/= YÜZME KESESİ

( Birçok kemikli balıkta çeperi sindirim kanalı ile aynı yapıda, içi hava ve diğer gazlarla dolu olan, hidrostatik denge, solunum, ses çıkarma ve ses almada görevli yapı.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SWIM :/yerine YÜZMEK

- SYMBIOSIS değil/yerine/= YAŞAM ORTAKLIĞI


- T-GÖZ AŞISI ile/ve/||/<> YONGA GÖZ AŞISI

- TAÂM[< ET'İME] ile YEMEK, AŞ

( YEMEK, AŞ )

- TAAMMÜM]Ar.} değil/yerine/= YAYILMA, GENELLEŞME

- TAAYYÜŞ[Ar.] değil/yerine/= YAŞAMA, GEÇİNME

- TABASBUS[Ar. < BASBASA]/MÜTEBASBIS değil/yerine/= YALTAKLANMA/YALTAK

( Birine hoş görünmek için onursuzca davranmak. )

- TABLESPOON :/yerine YEMEK KAŞIĞI

- TABU ile/değil YASAK

- TAH/TOTAL ARTIFICIAL HEART TOTAL[İng.] değil/yerine/= YAPAY KALP

- TAHAŞŞÜT[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK

- TAHIL ile YARMA

( .... İLE İri, gelişigüzel kırılmış tahıl. )

- TAHIL ile/ve YARMA

( ... İLE/VE İri, gelişigüzel kırılmış tahıl. )

- TAHKİKTE:
VİCDANÎ KANAAT
değil YASAL KANIT

- TAHLİL ile YORUM

- TAHLİYE | DEŞARJ | BOŞALTMAK >< YÜKLEMEK

- TAHMİN ile/değil YAKIŞTIRMA

- TAHRİBAT[Ar.] değil/yerine/= YIKIP BOZMA

- TAHRİP ETMEK ile YOK EDİLDİ ile DESTROYER

- TAHRİR[Ar.] ile YAZMA, KİTABET, KOMPOZİSYON

( Sahife dört kenarına çekilen çizgiye denir. )

- TAHYİL ile YAKÎN

( Câzim değil sabit değil vakıaya mutabık değil. İLE Câzim, sâbit, vakıaya mutabık. )

- TAKARRÜP[Ar.] değil/yerine/= YAKINLAŞMA/YAKLAŞMA/YANAŞMA


- TAKILMA ile/değil/yerine YOĞUNLAŞMA

- TAKINTI ile/değil YETKİNLİK

- TAKLİT ile/yerine YARATIM

- TAKNÎ[Ar.]/KODİFİKASYON[İng. < CODIFICATION] değil/yerine/= YASALAŞTIRMA

- TAKRİBÎ/TAKRÎBEN değil/yerine/= YAKLAŞIK

- TAKSİMETRE değil/yerine/= YOLSAYAÇ

- TAKT[Fr. < TACT] değil/yerine/= YERİNDE KONUŞMA/DAVRANMA

- TAKTİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YAKLAŞIM

- TAKTİK ile "YOL"

- TAKTİK ile YÖNTEM


- TALAN[Fars.]/İHTİKÂR[Ar.]/ÇAPUL/PLAÇKA[< Arnavutça] değil/yerine/= YAĞMA/VURGUN

- TALENT :/yerine YETENEK

- TALİMATNÂME[Ar.] değil/yerine/= YÖNETMELİK

- [ya] TÂLİP OLMA! ya da ŞİKÂYET ETME!

- TAM İKİLEME ile YARI İKİLEME

- TAM OLARAK ... değil/yerine YETERİ KADAR ...

- TAM PANSİYON ile/||/<> YARIM PANSİYON

( Kahvaltı ve akşam yemeği verilir. İLE/||/<> Öğle yemeğinin de olmasıdır.[İşletmeye göre değişkenlik gösterir.] )

- TAM TAHNÎT ile/değil/yerine YARIM TAHNÎT

( Mısır'da. İLE/DEĞİL/YERİNE Osmanlı'da. )
( TAHNÎT: Ölüyü, bozulmaması için belirli bir yapı ve oranda ilâçlama, koruma. )

- TAMAMLAMAK ile YERİNE GETİRMEK

- TAMBUR[Ar. TANBÛR]/PANTUR[Sümerce] ile/ve YAYLI TAMBUR

( Türk müziğinin piyanosu olarak kabul görür. Havanın sıcak, soğuk ya da nemli oluşuna göre çıkardığı ses değişebilir. İLE/VE ... )

- TAMİR ETMEK ile/ve/değil/yerine YENİDEN YAPILANDIRMA

- TAM/LIK ile/ve/değil/yerine YETERLİ/LİK

- TANIMA:
YETKİN BİLME
ile/ve/||/<> YETERİNCE BİLME

- TANIŞIKLIK ve/||/> İLİŞKİ:
YÜZ YÜZE
ve/<> YAN YANA ve/<> SIRT SIRTA

( İlişkiler, yüz yüze başlar, yan yana gelerek pekiştirilir, sırt sırta vererek devam ettirilir. )

- TANITMA ile/ve/<> YAYGINLAŞTIRMA

- TAPINAK ÖNCE HİPOTEZİ ile/||/<> YERLEŞİM ÖNCE HİPOTEZİ

( Tapınak önce hipotezi dini yapılar yerleşim öncesi İLE yerleşim önce hipotezi ekonomi dinsel yapıları doğurdu der. Göbeklitepe tapınak önce görüşünü destekler İLE geleneksel Neolitik Devrim kuramı yerleşim-tarım-din sırasını öneriyordu. Cauvin sembolik devrim İLE Childe ekonomik devrim vurgusu yaptı. )
( Klaus Schmidt tarafından 1995 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1953-2014) (Ülke: Almanya) (Alan: Arkeoloji) (Önemli katkıları: Göbeklitepe'yi keşfetti ve kazılarını yönetti (1995-2014), Neolitik Devrim teorilerini değiştirdi, tapınak-yerleşim önceliği hipotezi) )

- TAPMAK" ile/değil/yerine YAPMAK

- TARAFLILIK ile/ve YANILGI

- TARAFTÂR değil/yerine/= YANDAŞ

- TARAFTAR ile YANDAŞ


- TARAF/TAR ile/ve YANDAŞ

- TARİH FELSEFESİNİN:
YAPILABİLİRLİĞİ
ile/ve/||/<> YAPILAMAZLIĞI

- TARİH:
"GEÇMİŞ"
değil YARIN

( Tarih, geçmiş değil yarındır! )

- TARİH ile/ve/||/<> YAZIN/EDEBİYAT ile/ve/||/<> COĞRAFYA ile/ve/||/<> MİMARİ ile/ve/||/<> BİLİMSEL KAYNAKLAR ile/ve/||/<> YAZILI OLMAYAN KAYNAKLAR

- TARİK:
ÖRGÜT
değil YOL/YORDAM/YÖNTEM

- TARİK[Ar.] değil/yerine/= YOL

- TARTIŞMA ile/değil/yerine YAZILI TARTIŞMA/POLEMİK[Yun.]

( Söz ile. İLE/DEĞİL/YERİNE Yazı ile tartışma. )

- TARTIŞMALI NEDEN SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YANLIŞ NEDEN
ile/ve/||/<> ÖNCESİNDE ile/ve/||/<> ORTAK ETKİ ile/ve/||/<> GÖZDEN KAÇIRILABİLİR NEDEN ile/ve/||/<> YANLIŞ YÖN ile/ve/||/<> KARMAŞIK NEDENLER

- TARZ ile/ve/<> YEĞLEME/TERCİH

- TARZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÖNTEM


- TAŞ ile YAĞTAŞI

( ... İLE Araçların kesici ağızlarını bilemede, gazyağı, mazot ya da zeytinyağı ile kullanılan doğal taş. )

- TAŞ ile YEŞİM[Ar.]

( ... İLE Açık yeşil ve pembe renkli, kolay işlenen, değerli bir taş. )

- TAŞERON[Fr. < TACHERON] değil/yerine/= YÜKLENİCİ

( Büyük bir işin bir bölümünü yaptırmayı, asıl müteahhitten alarak kendi üstlenen öteki yüklenici. )

- TAŞIMA ile YÜRÜTMEK ile AĞIRLIK TAŞIMAK

- TAŞIMAK ile YÜKLENMEK

- TAŞMA ile/ve/hem de/||/<> YANSIMA

- TASNİ[Ar.] değil/yerine/= YAPINTI

( Gerçekle çeliştiğini, gerçekliğe uymadığını bile bile tasarlanan şey, hayal gücüyle yaratılmış olan şey. | Bilgi kuramında ve varlıkbilimde, gerçeğe uymayan, ancak belirli bir kuramsal ya da kılgılı amaç için kullanılması sakıncasız olan tasarım. )

- TATLI PATATES ve/<> YUM

( Dağlarda. VE Sahilde.
[Papua Yeni Gine'de en önemli besin kaynakları.] )

- TATLISU KAPLUMBAĞALARINDA:
BENEKLİ
ile FIRAT ile NİL ile ... ile YILAN BOYUNLU TATLISU KAPLUMBAĞASI ile KIRMIZI YANAK(ROTWANGEN) ile ÇİN KAPLUMBAĞASI

( [büyüklüğü] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE 25 cm.'dir. İLE 17 cm.'dir. )
( Türkiye sularında yaşarlar. İLE Türkiye sularında yaşarlar. İLE Mısır'da yaşarlar. İLE ... İLE ... İLE Amerika'da, Doğu ve Batı Mississippi'de yaşarlar. İLE Endonezya, Japonya ve Güney Çin'de yaşarlar. )
( [kış uykusuna] ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Yatarlar.[10-12 hafta] İLE Yatmazlar. )
( ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE ... İLE Gençleri etçil, yaşlıları otçuldur. İLE Etçildir. )

- TATLIYI:
YEMEKTEN ÖNCE YEMEK
ile/ve/||/<> YEMEKTEN SONRA YEMEK


- TAVANIN SAPINI, OCAĞIN, ...:
DIŞINA DOĞRU
değil YANLARA DOĞRU TUTMAK

- TAVATTUN[Ar.] değil/yerine/= YURT EDİNME

- TAVIR ile YAKLAŞIM

- TAVŞAN ile YABANİ TAVŞAN

( KAVUŞ-KON ile ... )
( DVANŞ[Tuna Bulgarları'na ait kitâbelerde] ile ... )
( Tavşan ile ... )

- TAVŞANCIL = YIRTICI KUŞLAR

( Çoğu, tavşan avlamakla beslenen kartal, akbaba vb. yırtıcı kuşlar. )

- TAZARRU'[Ar. < ZURÛ] değil/yerine/= YALVARMAK

( Kendini alçaltarak yalvarma. İLE Yalvarma. )
( YALVAR: Para. [BÂKÎ'nin bir şiirindeki son beytinde geçen] )

- TAZE[Fars.] ile/ve YENİ

( Hiçbir şey yok, yeni olan güneşin altında. )

- TA'ZİYE[Ar. < AZV] değil/yerine/= YARA(BAŞ) SAĞILIĞI/İYİLEŞMESİ DİLEME

( Caferî mezhebinde olanların Muharrem ayında yaptığı matem töreni. )

- TEAR :/yerine YIRTMAK, GÖZYAŞI

- TEÂVÜN[Ar. < AVN çoğ. TEÂVÜNÂT] değil/yerine/= YARDIMLAŞMA


- TEBAİYET[Ar.] değil/yerine/= YASAYA/BUYRUĞA UYMA | DEVLETE/GÜÇLÜ KİŞİYE BAĞLANMA

- TECEMMU[Ar.] değil/yerine/= YIĞINAK

- TEDBİR ile YASAK

- TEDBİR ile/ve/||/<>/> YÖNLENDİRME

- TEE/TRANSÖZOFAGEAL EKOKARDİYOGRAFİ TRANSOESOPHAGEAL ECHOCARDIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YEMEK BORUSUNDAN EKOKARDİYOGRAFİ

- TEENNÎ[Ar. < ENÂET] değil/yerine/= YAVAŞ GİTME, YAVAŞ HAREKET ETME, YAVAŞLIK; GECİKME | İLERİYİ DÜŞÜNEREK ACELESİZ, DİKKATLİ DAVRANMAK

- TEESSÜF[Ar.] değil/yerine/= YERİNME

( Acınmak. | Pişman olmak. )

- TEFÂVÜD[Ar.] ile YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA

( YARARLAŞMA, BİRBİRİNDEN YARARLANMA )

- TEFEKKÜR ile TEZEKKÜR ile TEFAKKUH ile İTTİKA ile İSTİMA' ile YAKÎN

- TEFEYYÜZ[Ar.] değil/yerine/= YÜKSELME, İLERLEME


- TEFSİR ETMEK/TABİR ETMEK değil/yerine/= YORUM/LAMAK

- TEGANNİ[Ar.] değil/yerine/= YIRLAMAK, ŞARKI SÖYLEME

- TEHDİT ile/ve/<> YASAK

- TEHİR-İ İCRÂ değil/yerine/= YÜRÜTMEYİ DURDURMA

- TEK TEK ile/ve/<> AYRI AYRI ile/ve/<> YAVAŞ YAVAŞ ile/ve/<> GENİŞ GENİŞ

- TEK ile/ve YALIN

- TEKEFFÜL[Ar.] değil/yerine/= YÜKÜMLENME

( Bir şeyin sorumluluğunu üzerine alma. | Kefil olma. )

- TEKELLÜF[Ar.] değil/yerine/= YAPMACIK

( Zahmet veren bir iş görme, güçlüğe katlanma. | Bir işi gösterişli bir biçimde yapmaya çalışma, özenme. | Gösteriş.

)

- TEKEMMÜL[Ar. < KEMÂL] değil/yerine/= YETKİNLEŞME

( KEMÂLE GELME, KEMÂL BULMA, OLGUNLAŞMA )

- TEKERLEKLERDE:
ESKİ
ile/değil/yerine YENİ

( )

- TEKERRÜR[Ar.] değil/yerine/= YİNELENİM/YİNELENMEK/TEKRARLANMAK

- TEKNİK ile YÖNTEM

- TEKRAR GÖVDELENMEK ile YENİDEN DİRİL(T)MEK/CANLAN(DIR)MAK

- TEKRAR YİNELEMEK" değil YİNELEMEK

- TEKRAR ile YENİDEN

- TEKRAR/TEKRÎR[Ar.] (ETMEK) değil/yerine/= YİNELEME

( "Yineleme, istismar edilmiş çocuğun, dilsiz dilidir." - Judith L. HERMAN )

- TEKRAREN değil/yerine/= YİNELENEREK/YİNELEYEREK/KEZLERCE

- TEKRİR değil/yerine/= YİNELEM

- TEKZİP[Ar.] değil/yerine/= YALANLAMA

- TELEK/RÎŞ ile/ve YELEK

( Kuşların, gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, türlü renklerde kalın eksenli tüy. İLE/VE
Kuş kanadının büyük kalemli tüyü. )

- TELOMER:
ANNE KARNINDA
ile/ve/||/<>/> YAŞAMDA

- TELOMERAZ[İng. TELOMERASE] ile/||/<> EŞ ANLAMLAR: TELOSOM[İng. SHELTERIN] ile/||/<> TERS TRANSKRİPTAZ[İng. REVERSE TRANSCRIPTASE] ile/||/<> YAŞLILIK[İng. SENESCENCE]

( RNA molekülü (hTR) içeren ters transkriptaz (hTERT) telomer de tandem tekrarlanması için şablon olarak işlev görür. Her göze, bölünmesi sonrası uzunluğunu korumak için telomer sentezler. Bu, embriyonik gözelerde ve gametlerde aktif, farklılaşmış somatik gözelerde inaktif ve kötü huylu gözelerde yeniden aktifleşmiştir. Telomeraz bir kromozomun telomerik ucuna bir defada bir tabanı ekleyebilirsiniz. Bu onarım repliaktif yaşlılıkdan kaçan gözeler için gereklidir.Telomeraz aktivitesi, insan kanserinin tehşisinde en genel moleküler belirleyicidir. Telomeraz, telomerleri koruyan ve sentezleyen ters transkriptaz enzimdir. @@ Telomerlerin yapısal bütünlüğünü ve işlevsel stabilitesini sağlamakla görevli, altı temel proteinden (TRF1, TRF2, POT1, TIN2, TPP1 ve RAP1) oluşan bir protein kompleksi. Bu kompleks, kromozom uçlarını DNA hasarı olarak algılanmaktan korur ve telomerik DNA'nın "T-loop" adı verilen özel bir yapısal düzenleme ile stabilize edilmesini sağlar. Shelterin, telomeraz enziminin aktivitesini düzenleyerek telomer uzunluğunun kontrolüne katkıda bulunur ve genomik kararlılığın sürdürülmesinde kritik bir rol oynar. @@ RNA yapısını kalıp olarak kullanarak DNA sentezini gerçekleştiren polimeraz enzimi.Telomeraz enziminde bulunan terz transkriptaz sayesinde DNA dizinin sonunda tamamlanamayan kısımlar (telomer uçları), primer olarak kullanılan RNA'ların terz transkripti ile sentezlenebilir. Telomeraz enzimi zigot gelişiminde etkinken doğumdan sonra aktifliğini kaybeder. @@ İlerleyen yaşa bağlı olarak üreme performansının, fizyolojik fonksiyonların ve hayatta kalma başarısının düşmesidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TELTİK = YANLIŞ, HATA

- TEMÂYÜL[Ar.] değil/yerine/= YÖNSEME/EĞİLİM

( Belirli bir amaca ya da sonuca yönelen, etkinliğe dönüşmeyen etki gücü. )

- TEMBEL/LİK ile/ve/||/<> YETERSİZ/LİK

- TEMEL SORUN ile/ve YAYGIN TEMEL SORUN

- TEMİZLEMEK ile/ve/değil/||/<>/< YALITMAK

- TEMPO değil/yerine/= YÜRÜŞ

- TEPE ile YAMAÇ

- TEPE ile/ve YAMAÇ

( ... İLE Dağ ya da tepenin herhangi bir yanı. )

- TEPKİ ile/değil/yerine/>< YANIT

( "Tepki" mi, yanıt mı?

Restoranın birinde, bir gün, aniden bir hamamböceği belirdi ve orada bulunan bir kadının üzerine çıktı.

Kadın, korkudan çığlık atmaya başladı.

Titreyen seleniyle ve panikle hamam böceğini üzerinden elleriyle atmaya çalışırken zıplamaya başladı.

Onun bu tepkisi bulaşıcı olmuştu, bulunduğu yerdeki kişiler de paniklemişti.

Kadın, sonunda hamam böceğini üzerinden atmayı başardı derken... Başka bir kadının üzerine düştü hamam böceği.

Şimdi aynı şeyleri yaşamak için sıra başka bir kadındaydı.

Garson, hemen imdatlarına koştu.

Bu nöbet değişiminde, bu sefer de hamam böceği garsonun üzerine düştü.

Garson, dimdik durdu, kendini toparladı ve gömleğindeki hamam böceğinin davranışlarını gözlemledi.

Kendine yeterince güvendiğini gördüğünde, hamam böceğini parmaklarıyla tutarak, restorandan dışarı çıkardı.

Curcunayı izlerken, zihnimde birkaç düşünce oluştu ve merak etmeye başladım. Kadınların bu tiyatral, abartılı hareketlerinden hamam böceği mi sorumluydu?

Eğer öyleyse neden garson rahatsız olmadı?

Durumu, mükemmele yakın bir biçimde, hiçbir kargaşa çıkarmadan çözümledi ve çözdü.

Buna neden olan, hamam böceği değildi. Hamam böceğinin neden olduğu rahatsızlığı o kadınların giderebilecek beceriyi göstermemesiydi. Onları bu denli rahatsız eden buydu.

Fark ettim ki, babamın, karımın/kocamın ya da patronumun bağırması değildi beni rahatsız eden. Bana bağırmalarıyla başlayan rahatsızlığımla başa çıkamamam ya da başa çıkmaya çalışmamamdı.

Yoldaki trafik değildi beni rahatsız eden. Trafik sıkışıklığıyla oluşan sıkıntılı durumu çözemeyecek olmamdı.

Yaşamımdaki kargaşayı yaratan neden, sorunun kendinden çok benim ona verdiğim tepkiydi.



Öyküden çıkarılabilecek bazı dersler:

Anladım ki, yaşamdaki olaylara doğrudan ve ani tepki vermemeliyim. Onun yerine, olaylara ve durumlara yanıt vermeliyim.

Kadınlar, hamam böceğine tepki verirken, garson ise yanıt verdi.

Tepkiler, içgüdüsel olarak gösterilen "davranışlarken", yanıtlar ise etraflıca düşünülerek oluşturulmuş tutumlardır.

YAŞAMI anlamanın çok daha iyi ve kolay yolu.

MUTLU olan biri, yaşamındaki her şeyin yolunda olmasından dolayı mutlu değildir.

MUTLU olmasının nedeni, yaşamındaki olaylara karşı tutumunun gereken ve isabetli olmasıdır. )

- [ne yazık ki]
"TEPKİ"
ile/değil/></< YANIT VEREMEMEK

( Yanıt veremeyen, tepki verir. )

- TERBİYE ile YOK ETMEK

- TERCİH değil/yerine/= YEĞLEME

- TERCÜME-İ HAL[Ar.]/BİYOGRAFİ[Fr./İng.] ile/değil/yerine YAŞAM ÖYKÜSÜ

- TERE[Fars.] ile YABANTERESİ/HOROZCUK

- TERFİ ETMEK değil/yerine/= YÜKSELGİLENMEK/YÜKSELGİ ALMAK

- TERFİ değil/yerine/= YÜKSELGİ

- TERİMLERİN/KAVRAMLARIN KULLANIMINDA:
FARKLILIK
ile/ve/değil/yerine YEĞLEME

- TERK ETMEK ile/ve/||/<> YOK ETMEK


- TERMODİNAMİK ile/||/<> YASA

( Termodinamiğin üçüncü yasası )
( Walther Nernst tarafından 1906 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1864-1941) (Ülke: Almanya) (Alan: Kimya) (Önemli katkıları: Nernst denklemi, termodinamik) (Nobel: 1920) )

- TERÖR/İST/İZM[Fr./İng.]/!TEDHİŞ/Çİ[Ar.] değil/yerine/= !YILDIRI/CI/LIK

- TERSİNE ÇEVİRME ile YER DEĞİŞTİRME

- TESKİN EDİCİ değil/yerine/= YATIŞTIRICI

- TETİKLEME ile/değil YANKILANDIRMA

- TETİKLE(N)MEK" ile/||/<> "YÜKSEL(T)MEK"

- TETİKLE(N)ME" ile/ve "KÖRÜKLE(N)ME" ile/ve "YÜKSELME" ile/ve "HOŞLANMA"

- TEVHİD ve/=/||/<> YOGA ve/=/||/<> SYMBOLON

- TEVKİL değil/yerine/= YETKİGEÇİ

- TEYZE ile YENGE/BULA

( Annenin kız kardeşi ya da ablası. İLE Amca ya da dayının eşi.[< "yeni gelen" ya da "yanına gelen"] )

- TEZHİP ile YALDIZ ile YALDIZ

- TEZVÎR[< ZEVR | çoğ. TEZVÎRAT] değil/yerine/= YALAN DOLAN | ARABOZUCULUK