| T... |

- TURP | TURBA ile/||/<> TURBA ile/||/<> TURBA[Fr. < TOURBE]

( Bitkilerin köklerinden ayrışmış yaprak ve saplarından oluşmuş bir tür kömür Yüzeyleri bataklık bitkileriyle örtülmüş derin olmayan su birikintilerinin diplerinde bitki kalıntılarından oluşan kömür bataklık kömürü )

- TURP ile AÇIKAĞIZ

( .. İLE Turpgillerden bir bitki. )

- TURP ile ACIRGA

( ... İLE Yabanturpu. )

- TURP ile ALABAŞ TURPU/CEHENNEM TOPUZU[Kıbrıs'ta]

- TURP ile BAYIRTURPU

( ... İLE İri bir turp türü. )

- TURP ile/değil EJDER MEYVESİ

( ... İLE/DEĞİL Dış görünüşü turp gibi, kırmızı ve aralarından yeşil yapraklar çıkan, içi beyaz fakat siyah noktalar bulunan, tadı çok güzel bir meyve.[Vietnam'da] )

- TURP ile KARATURP

( ... İLE Turpgillerden, etli, iri beyaz köklü çok yıllık bir bitki. )

- TURP ile KIRMIZI TURP

( ... İLE Turpgillerden, kökü kırmızı olan bir tür turp. )

- TURP ile/||/<> KOLZA

( ... İLE/||/<> Turpgillerden, yağlı tohumlarından elde edilen yağı yapay kauçuk, biyodizel vb.nin yapımında kullanılan mevsimlik bitki. )

- TURP ile/ve/||/<> PANCAR


- TURP ile ŞALGAM/ÇOMUR

- TURP ile/ve TERME

( ... İLE/VE Yabani turp. )

- TURP ile YABANTURBU

( ... İLE Turpgillerden, kökü ve yaprakları baharlı, beyaz çiçek açan bir bitki. )

- TURQUOİSE[Fr. < TURQUOISE] ile/değil/yerine/=/||/<> TURKUAZ

( turkuaz mavisi turkuaz yeşili Mavi yeşil ve beyazın karışımından ortaya çıkan renk turkuaz mavisi turkuaz yeşili firuze Bu renkte olan Bu renkte değerli bir taş Bu taşın rengi )

- TURRE[Ar.] ile/ve PÜRÇEK/ZÜLF/ZÜLÜF[Fars.]/BÂRE[Fars.]/KÜJEK[Argu][dvnlgttrk]

( Alnın bir kısmına düşen saç. Kıvırcık saç lülesi. İLE/VE
Yanağa sarkan saç. Şakaklardan sarkan saç lülesi. | Bele ya da topuğa kadar uzun olan saç. | Sevgilinin saçı. )
( ZÜLF-İ DİL-ÂRÂ: Sevgilinin gönlün süsleyen, gönle hoş gelen zülfü.
ZÜLF-İ DİREFŞÂN: Dalgalanan saç.
ZÜLF-İ MÜŞG-BÂR: Misk saçan zülf.
ZÜLF-İ YÂR: Sevgilinin zülfü, saçı. | Menfaat, çıkar.[Zülfiyara dokunmak deyiminde] )

- TURRET[İng. < TURRET] ile/değil/yerine/=/||/<> TARET

( Gemilerde veya kalelerde topçu mevzilerinde topun makine bölümünü ve topçuları koruyacak biçimde yapılmış zırhlı kule )

- TURŞİ[Fars. < TURŞĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TURŞU

( turşu balığı turşu suyu Tuzlu suda sirkede bırakılarak özel bir kıvama getirilmiş sebze veya meyve Bitkin yorgun )

- TURSIOPS TRUNCATUS ile/ve TURSIOPS GILLI

( Dünyanın her yanına yayılmış iki tür şişe burunlu yunusbalıklarıdır. )
( Yunus )

- TURŞUDA[Fars.]:
SİRKE
değil LİMON

( Tuzlu suda ve limon suyu içinde bırakılarak özel bir kıvama getirilmiş sebze ya da meyve. )
(

Limonun Sirkeye Göre Üstünlükleri

Limon ve sirke, ekşilik ve lezzet dışında da birçok açıdan farklıdır. Limon, kimyasal, biyolojik, bitkisel ve tıbbi bakımlardan daha verimli ve olumlu sonuçlar sunar.

Kimyasal Yapı

Limon, doğal sitrik asit içerir ve kalsiyum şelasyonu sağlar. Sirke ise asetik asit içerir ve daha korozif özellikler gösterir.

Biyolojik Özellikler

Limon doğrudan bitkisel üründür ve güçlü flavonoidlerle birlikte gelir. Sirke ise fermantasyon ürünü olup, biyolojik çeşitliliği sınırlıdır.

Bitkisel ve Üretim Süreci

Limon ağaçtan doğrudan hasat edilirken, sirke üretimi ikinci kademe bir işlem gerektirir ve bu süreçte doğal özelliklerin bir kısmı kaybolabilir.

Sağlık ve Tıbbi Etkiler

  • Limon, yüksek C vitamini ile bağışıklığı destekler.
  • Böbrek taşlarını önleyebilir.
  • Vücutta alkalileştirici etki yapar.
  • Güçlü antioksidan özellikler taşır.
  • Sirke ise aşırı kullanımda diş minesine zarar verebilir ve mideyi tahriş edebilir.

Yanlış Bilinen Noktalar

  • Limon, pH bakımından daha asidik olmasına rağmen vücudu alkalileştirir.
  • Limon antiseptik etkisi ile kısa sürede doğal koruma sağlar.
  • Sirke, doğru kullanılmadığında alerjik reaksiyonlara yol açabilir.

Özet Karşılaştırma

Özellik Limon Sirke
C vitamini kaynağı ✔️
Probiyotik etkiler ✔️ (doğal sirke için)
Antiseptik etki ✔️ ✔️
Alkalileştirici etki ✔️
Diş minesi zararı Düşük risk Yüksek risk
Sindirimi destekleme ✔️ ✔️
Doğallık safhası Doğrudan bitkisel Fermente ürün
Alerji riski Düşük Orta-yüksek
Sonuç itibarı ile limon, doğallık, sağlık ve güvenlik açısından sirkeye göre daha üstün bir seçenektir. )

- TURŞULAŞMAK ile TURŞU/LUK ile TURŞUCU/LUK ile TURŞU SUYU ile TURŞU BALIĞI


- TURUK-U ÂLİYE = YÜCE YOL

- TÜRÜM ile/ve/||/<> DÜRÜM

( Taşma, dağılma[neşir/neşr], ışık/görünüm[zuhur], iniş/nüzûl/cirâc. İLE/VE/||/<> Toplanma[haşır/haşr], çıkış/dönüş/mirâc. )

- TÜRÜM = SUDUR = EMANATION[İng., Alm.] = ÉMANATION[Fr.] = EMANATIO[Lat.]

- TÜRÜM ile TÜRÜMCÜ/LÜK

- TURUNÇ[Fars. < TURUNC] ile BERGAMOT

( ... İLE Turunçgillerden bir ağaç. | Bu ağacın, kabuklarından reçel yapılan ve esans çıkarılan meyvesi. )

- TURUNC[Fars. < TURUNC] ile/değil/yerine/=/||/<> TURUNÇ

( Turunçgillerden bütün Akdeniz ülkelerinde yetişen kışın yaprağını dökmeyen bir ağaç narenç Citrus aurantium amara Bu ağacın portakala benzeyen suyu acımtırak meyvesi )

- TURUNÇ ile/||/<> TURUNÇ[Fars. < TURUNC]

( botanik Turunçgiller Rutaceae familyasından ülkemizde de yetiştirilen her dem yeşil ağaçlar Tıpta meyve kabukları yaprakları ve çiçeklerinden elde edilen uçucu yağı kullanılan kabuğu tentür şurup ekstre biçiminde iştah açıcı ve sindirimi kolaylaştırıcı olarak turunç çiçeği suyu ve esansı galenik preparatlarda tat ve koku düzeltici olarak kullanılan sedef otugiller familyasından bir ağaç )

- TURUNCÎ ŞEYH ile/ve TURUNCÎ UŞŞÂKÎ ZÂDE

( Ünlü bir çeşit lâle. İLE/VE Ünlü bir çeşit lâle. )

- TURUNCİ[Fars. < TURUNC + Ar. -Ī] ile/değil/yerine/=/||/<> TURUNCU

( açık turuncu koyu turuncu Sarı ve kırmızının karışımından ortaya çıkan renk turunç meyvesinin rengi Bu renkte olan )

- TURUNCU ve FOSFOR

( Uzaktan en iyi fark edilen renk. VE Havadan en iyi farkedilen. )

- TURUNCULAŞMAK ile TURUNÇ ile TURUNCU

- TURUNCUMSU ile/||/<> TURUNCUMTIRAK

- TÜRÜZ OTU ile/||/<> HANIMELİ

( Hanımeligillerden sarı kırmızı çiçekli güzel kokulu ve tırmanıcı bir süs bitkisi Leonicera japonica )

- TUŞ/KLAVYE KISAYOLLARI

( Ctrl + Alt + Delete: Çalışan uygulamaların bir dizinini ekrana getirir. Tekrar basıldığında bilgisayarı baştan başlatır.

Ctrl + Delete: Metin düzenleme uygulamalarında imlecin bulunduğu konumdan sözcüğün sonuna kadar olan bölümü siler.

Ctrl + End: İmleci dizin ya da belgenin sonuna taşır.

Ctrl + Esc: Windows tuşunun bulunmadığı klavyelerde Başlat menüsünün açılması için kullanılır.

Ctrl + Home: İmleci dizin ya da belge başına taşır.

Ctrl + A: Etkin pencere üzerinde yer alan seçilebilir tüm nesnelerin ya da metnin seçilmesini sağlar.

Ctrl + C: Seçilen nesneyi panoya kopyalar.

Ctrl + N: Yeni bir pencerede yeni dosya oluşturur. Internet Explorer?da ise yeni tarayıcı penceresi açar.

Ctrl + O: Aç penceresini ekrana getirir.

Ctrl + P: Etkin belgeyi yazdırır.

Ctrl + S: Etkin belgeyi kaydeder.

Ctrl + V: Panoya kopyalanmış metin ya da grafiği imlecin bulunduğu konuma yapıştırır.

Ctrl + X: Seçilen nesneyi bulunduğu konumdan keserek panoya kopyalar.

Ctrl + Z: Son işlemi geri alır.

Shift + Delete: Seçili dosyaların Geri Dönüşüm Kutusu?na gönderilmeden doğrudan silinmesini sağlar.

Shift + Tab: Tuşları arasında ters yönde hareket sağlar.

Alt + Enter: Seçili dosya ya da klasör için Özellikler penceresini çağırır.

Alt + Esc: Pencereler arasında geçiş yapar.

Alt + Tab: Pencereler arasında geçiş yapar.

Alt + PrintScreen: Seçili uygulama penceresinin görüntüsünü panoya kopyalar.

Alt + Spacebar: Seçili dosya için Özellikler penceresini ekrana getirir.

Alt + S: Başlat menüsünü ekrana getirir.

Print Screen: Ekrandaki tüm görüntüyü panoya kopyalar.

Ok Tuşları: Sayfanın kaydırılmasını, uygulamaya bağlı olarak seçili nesnenin hareket ettirilmesini sağlar.

BackSpace: Windows Gezgini'nde ve Bilgisayarım klasöründe klasör seviyesini değiştirir.

Delete: Seçilen nesneyi siler.

Esc: Son işlemi iptal eder ya da menüyü açar.

Windows + R: "Çalıştır" penceresini ekrana getirir.

Windows + E: Windows Gezgini'ni ya da Bilgisayarım klasörünü ekrana getirir.

Windows + F: Bilgisayardaki Dosya ve klasörler için arama penceresi ekrana gelir.

Windows + Break: "Sistem Özellikleri" penceresini ekrana getirir.

Windows + F1: Windows Yard?mı ya da Yardım ve "Destek Merkezi" penceresini ekrana getirir.

Windows + D: Tüm pencerelerin simge durumuna küçültülmesini ve Windows masaüstünün görüntülenmesi sağlar. Tekrar basıldığında pencereler eski konumuna geri döner.

Windows + TAB: Görev çubuğunda yer alan tuşlar ve uygulamalar arasında geçiş yapar.

Windows + M: Tüm pencereleri simge durumuna küçültür.

Windows + Shift + M: Tüm pencereleri simge durumuna küçültme işlemini geri alır. )
( image

image

image )
( )

- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | NÜSHA ile/||/<> NÜSHA ile/||/<> SAYI

( 1 Bir yapıtın bir yazının basılmış ya da yazılmışlarından her biri 2 sayı Aynı tipte yapılan veya aynı basımdan çıkan şeylerin her biri Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )

- TUŞ SAYISI | GOL | ADET | ADED | KEMMİYYET | SAYI ile/||/<> SAYI

( Karşılaşma sırasında yumrukoyuncularının yaptıkları vuruşları değerlendirmek için yan hakemlerce kullanılan birim Kılıçoyunu yarışmalarında geçerli bir dürtüş ya da vuruşla elde edilen sonuç Buna göre kendisine geçerli bir vuruş ya da dürtüş yapılmış oyuncu bir sayı alır Erkeklerde beş kadınlarda dört sayı almış oyuncu yeniktir Topun kurallara uygun bir vuruşla bütünü ile kale direkleri ve kale çizgisi arasında kalan alandan geçmesi durumu Basketbol oyununda topun sepete girmesiyle ulaşılan sonuç Bu giriş oyun sırasında olursa 2 serbest atıştan yapılmışsa 1 olarak kabul edilir Oyun süresi içinde en çok sayı yapan takım yenmiş sayılır Süreli yayınların her çıkışında aldıkları sıra numarası doğal sayı tümsayı gerçek sayı karmaşık sayı sayal sayı sıral sayı sayı boncuğu Her birisine dokuzar devingen yuvar geçirilmiş birbirine koşut çubukları tutan bir çerçeveden oluşan işlencelerne aygıtı Anlamdaş çörkü doğal sayı sıral sayı sayal sayı Bir küme oluşturan nesnelerin ya da birimlerin niceliğini gösteren değer Bir çokluğun bir birimle belirlenimi Sayma eylemi ile ortaya çıkar Ama sayma zamanla ilgili bir olaydır oysa sayının kendisi hiç bir niteliksel belirlenimi olmadığı gibi zaman belirleniminden de de sıyrılmıştır zamanın dışındadır Felsefede Nicel bakımından göz önüne alınmış şeyler topluluğunu ölçüp karşılaştırarak soyutlama ile elde edilen temel kavram Sıra sayı sırayı dizeyi belirtir birinci ikinci bayağı sayı niceliği belirtir bir iki Sayıyı temel ilke yapan Pythagorasçı öğretiye göre nesnelerin özü gerçeği varlığın ana özdeği sayıdır Her şey sayı bağlantılarına göre düzenlenmiştir sayılarla bilinebilir Aristoteles sayıyı ölçülebilen miktar olarak tanımlar bu yüzden bir henüz bir sayı değildir Oysa Lockea göre sayı birimin ya da birin en yalın tasarımıdır birin yinelenmesinden ve bu ikisinin birleştirilmesinden 2 ile gösterilen tasarım oluşur Berkeley sayıyı bir düşünme ürünü olarak açıklar Kanta göre de sayı bir anlık kavramıdır ama somut olarak ancak zaman ve uzay kavramlarının yardımıyla gerçekleşebilir matematik numara matematik Kelimelerin anlattıkları kavramın tek veya çok bazı dillerde ikili üçlü olması temeline dayanılarak yapılan ayırma Tekil Çoğul İkil Üçül Bir kelimenin karşıladığı kavramın teklikçokluk yani sayı bakımından görünümünü yansıtan dil bilgisi kategorisi Bu kategorinin çeşitli dillerde teklik ikilik ve çokluk olmak üzere üç türü vardır İkili sayı özellikle Arapça için geçerlidir sayılar Azerbaycan Türkçesi say Türkmen Türkçesi birlikköplük saan Gagauz Türkçesi sayı Özbek Türkçesi són birlik Uygur Türkçesi san Tatar Türkçesi san berlek Başkurt Türkçesi han berlekküplek sanaw teklikköplük Krç Malk san birlik Nogay Türkçesi san birlik Kazak Türkçesi san birlik Kırgız Türkçesi san Alt too tanıs Hakas Türkçesi san pîr san Tuva Türkçesi san Türkçesi san pir Rusça çislo yedinstvennoye sayı sayı )

- TUS ile/||/<> DUS

( Tıpta Uzmanlık Sınavı @@ Diş Hekimliğinde Uzmanlık Sınavı )

- TUŞ ile/||/<> TUŞ[Fr. < TOUCHE]

( Oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi )

- TUŞ[Fr. < TOUCHE] ile TUŞ ile TUŞ

( Piyano, org vb. müzik aletleriyle daktilo, hesap makinesi, bilgisayar ve telefon gibi makinelerde parmak vurulan yerlerin adı. | Yağlı boya ressamlığında fırçadaki boyanın tuvale sürülüş biçimi. | Eskrimde kılıcın ucunun karşı oyuncunun göğüs ve karın bölgesini koruyan özel giysinin bir bölümüne değmesi. İLE Taraf, yön, cihet, rast gelme, karşısında duran. | Benzer, denk, eş. İLE Güreşte oyun sırasında iki omzun aynı anda yere değmesiyle oluşan yenilgi. )

- TUŞE/TOUCH[İng.] ile/değil/yerine/= DOKUNUM


- TUSİ ile/||/<> ÇİFTİ

( Dairesel hareketten doğrusal hareket elde etme )
( Nasireddin Tusi tarafından 1247 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1201-1274) (Ülke: İran) (Alan: matematik) (Önemli katkıları: Tusi çifti, trigonometri, Meraga Rasathanesi) )

- TUSSILAGO FARFARA[Lat.] ile/||/<> DEVETABANI

( Yapraklarında müsilaj acı glikozit tanen organik asitler inülin şeker ve fitosterol içeren enfüzyon biçiminde yumuşatıcı balgam söktürücü ve öksürük kesici olarak kullanılan bileşikgiller familyasından bir bitki öksürük otu )

- TUSSILAGO FARFARA[Lat.] ile/||/<> ÖKSÜRÜK OTU

( Devetabanı )

- Tut şu çeneni! ve SUS!!!

- TUT ile/||/<> ...

- TUT[Fars. < TŪT] ile/değil/yerine/=/||/<> DUT

( dut kurusu dut pekmezi akdut karadut mordut diken dutu kâğıt dutu Dutgillerden kuzey yarım kürenin genellikle ılıman bölgelerinde yetişen yapraklarıyla ipek böceği beslenen ağaç Morus Bu ağacın ak kara pembe renkte ekşi veya tatlı sulu meyvesi )

- TUT fakat TAPMA!

- TUT! ve/||/<> YUT!

( Kendi sözünü. VE/||/<> Başkasının/yabancının/bilgisizin sözünü. )
( Sırları. VE/||/<> "Öfkeyi." )

- TUTACAK BİR DAL/ŞEY değil TUTUNACAK BİR DAL/ŞEY

- TUTACAK ile TUTAÇ ile TUTAK ile TUTAM ile TUTAMAÇ/TUTAMAK

( Sıcak mutfak araçlarını tutmakta kullanılan, birbirine şeritle bağlı bez çifti, tutaç, tutak. İLE Laboratuvar maşası. | Tutacak. İLE Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Avuç içi ya da parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan. İLE Tutamaç. | Tutunulacak, dayanılacak, güvenilecek nesne. )

- TUTAK ile/değil/yerine/=/||/<> TUTACAK | KABZA | REHİNE

( Bir şeyin tutulacak yeri tutacak kabza Maşa kerpeten vb araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri rehine )

- TUTAK ile Tutak

( Bir şeyin tutulacak yeri. | Tutacak. | Kabza. | Maşa, kerpeten vb. araçların tutmaya yarayan kanatlarından her biri. | Rehine. İLE Ağrı iline bağlı ilçelerden biri. )

- TUTAK/KABZA[Ar.] ile/ve/||/<> BALÇAK

( Silah, kılıç vb. şeylerde tutulacak yer, sap. İLE/VE/||/<> Kabza. | Kılıcın sapında/kabzada eli koruyan demir parça/bölüm. )

- TUTAM TUTAM ile/||/<> BİR TUTAM

( Avuç içi veya parmak uçlarıyla tutulabilen miktarda olan kavram )

- TUTAM/GANZİLİS ile TUTAM ile TUTAM ile TUTAM/DİZENEK/TERTİP/NİZAM/FORMAT[İng.]

( Avuç içi ya da parmak uclarıyla tutulabilen miktarda olan. | Deste, demet. İLE Bankacılıkta kullanılan, borsada kota alabilmek için gerekli asgari şirket sermayesi ya da pay, hisse, parti, lot. | Belge. İLE Durum. İLE Soruların biçimsel özellikleri, dile getirilişi, dizisi, geçişleri ve özel eylem simgeleriyle bir gözlem aracının taşıdığı biçimsel düzen. )

- TUTAMAÇ ile TUTAMAÇLI

- TUTAMAK ile TUTUCULAŞMAK ile TUT ile TUTU ile TUTUCU/LUK ile TUTULU ile TUTAMAKSIZ ile TUTULU SATIŞ

- TUTAMLAMAK ile TUTAM/LIK ile TUTAM TUTAM

- TUTANAK/MAZBATA[Ar. < MAŻBAṬA] ile/||/<> TUTANAK/ZABIT[Ar. < ŻABṬ] ile/||/<> TUTANAK/ZABITNAME[Ar. < ŻABṬ + Fars. NĀME]

- TUTANAK ile TUTANAKÇI/LIK


- TUTANAK ile/||/<> TUTULGA ile/||/<> ZABIT VARAKASI

- TUTARIK ile TUTARIKLI

- TUTARLI OLMAK ile/ve/değil/<> TUTARLI DAVRANMAK

( Zorunlu değildir. İLE/VE/DEĞİL/<> Zorunludur. )
( Sorunlu olabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Sorunsuzdur. )
( Her zaman için geçerli olamayabilir. İLE/VE/DEĞİL/<> Çoğunlukla geçerli olmalıdır. )
( "İddia"sında/zannında olabilirsin. İLE/VE/DEĞİL/<> İspat edersin. )
( Söz ile. İLE/VE/DEĞİL/<> Tutum/tavır ile. )

- TUTARLI OLMAK TUTARLI DAVRANMAK

- TUTARLI = İNSİCAMLI = CONSEQUENT[İng.] = CONSÉQUENT[Fr.] = KONSEQUENT[Alm.] = CONSEQUENS[Lat.] = CONSECUTIVO/VA[İsp.]

- TUTARLILIK | TUTARSIZ | TUTARSIZLIK ile/||/<> İNSİCAMLILIK | İNSİCAMSIZ | İNSİCAMSIZLIK ile/||/<> TUTARLIK

- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<> BAĞDAŞIK/LIK

- TUTARLI/LIK ile/ve DAYANAKLI/LIK

( Derin anlamda devamlılığa, tutarlılık sonucu ulaşılır. )
( Tutarlı olun, yapaylık ve kurnazlıktan uzak durun. )

- TUTARLI/LIK ile/ve/> DENGELİ/LİK

- TUTARLI/LIK ile DOĞRU/LUK


- TUTARLI/LIK ile/ve/<> GEÇERLİ/LİK

- TUTARLILIK ile/ve/||/<> "HESABINI VEREBİLMEK"

- TUTARLILIK ile/ve/||/<>/> İTİBAR

( Kendimizde gö(ste)rebileceğimiz. İLE/VE/||/<>/> Ötekilerde [ve kendimizde] gö(ste)rebileceğimiz. )

- TUTARLILIK ile/ve/değil/||/<> KENDİNE YAKIŞTIRAMAMAK

- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<>/> ÖNGÖRÜLEBİLİR/LİK

- TUTARLILIK ile/ve/||/<>/< SAMİMİYET, İÇTENLİK, AÇIKLIK, ŞEFFAFLIK, SÜREKLİLİK, BÜTÜNLÜK

- TUTARLI/LIK ile/ve/<>/değil TAMAMLANMIŞ/LIK / TAMAMLAYICI/LIK

- TUTARLILIK ile/||/<> TUTARSIZLIK

( Tutarlılık bir sistemde çelişki olmaması İLE tutarsızlık çelişki içermesidir. Gödel bir sistemin tutarlılığının o sistem içinde kanıtlanamayacağını gösterdi İLE bu matematiğin sınırlarını ortaya koydu. )
( Kurt Gödel tarafından 1931 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1906-1978) (Ülke: Avusturya/ABD) (Alan: Matematik, Mantık) (Önemli katkıları: Gödel tamamlanmazlık teoremleri, matematiksel sistemlerin sınırlarını kanıtladı, biçimsel sistemlerin tutarlılığı) )

- TUTARLI/LIK ile/ve/<> UYUMLU/LUK

- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<>/> YETERLİ/LİK


- Tutarlı KONUŞ!!!

- TUTARSIZLAŞMAK ile TUTAR/LIK ile TUTARLI/LIK ile TUTARSIZ/LIK ile TUTARSIZCA

- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK

- TUTARSIZLIK ile/değil/yerine/>< TUTARLILIK/İNSİCAM

- TUTÇEK | FORSEPS ile/||/<> FORSEPS[Fr. < FORCEPS]

( anat Kerpeten kıskaç )

- TUTİ[Fars. < ṬŪṬĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> DUDU

( dudu dilli ahududu papağan Kadınlara verilen bir ünvan Yaşlı Ermeni kadını )

- TUTİYE | DUTGİLLER ile/||/<> DUTGİLLER

( botanik Ağaç ya da çalı formunda olup tek evcikli bazen taç yaprakları bulunmayan meyveleri fındıksı eriksi ya da küçük kapçık şeklinde dut Morus ve incir Ficus cinslerini de içine alan bir familya )

- TUTKAL ŞERBETİ ile/||/<> İNCE TUTKAL ile/||/<> PLASTİK TUTKAL ile/||/<> BALIK TUTKALI ile/||/<> BONCUK TUTKALI ile/||/<> GLÜTEN TUTKALI ile/||/<> KAURİT TUTKALI ile/||/<> KAZEİN TUTKALI ile/||/<> LASTİK TUTKALI

( Deri kıkırdak vb hayvansal maddelerden elde edilen katılaşıp sertleşme özelliğiyle tahta kâğıt vb yapıştırmaya yarayan madde )

- TUTKAL SUYU, TUTKAL ŞERBETİ ile/||/<> TUTKAL ŞERBETİ

( İçine çok az eritilmiş tutkal katılan ılık su )

- TUTKAL["TUT KAL"] ile/değil/yerine/||/<>/< TUTKU


- BINDER[İng.] / AGGLOMERANT, LIANT, AGGLOMÉRANT[Fr.] / BINDEMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= TUTKAL, YAPIŞTIRICI

- TUTKAL ile/||/<> TUTKAL

( Ağaç işlerinde kullanılan yapıştırıcı gereç Yarış lastiklerini kasnağa sıkıca yapıştırmak için kullanılan türlü tutkallar Lastiğin sağlam olması için yarış ve eğitimden en az iki gün önce tutkallanması gereklidir genel uygulayım Tahta kâğıt deri vb yapıştırmaya yarayan özdek Az tutgal Türkçe tut tutkal ile yapıştırmak kökünden geldiği açıktır Türkçe tut kökünün Kazakçada leimen tutkal ile yapıştırmak anlamına geldiğini görüyoruz Brockelmanna göre OGM 53 2 not tutgaldaki gal eki ganın bir yan biçimidir Deny Principes 85 tut kökünden geldiğini açıklamakla yetinmiştir Eski ve yeni diyalektlerde tutkala yelim adı verilir O açıdan tutkalın yeni bir türev olduğu anlaşılıyor Buna karşılık tutkala verilen yelim adı eski bir ögedir Bu ad dilimizde yaygın olarak kullanılmışsa da bugün dar bir alanda ilim ve yelim olarak kalmıştır Eren TD 27 308 1993 2 65 Ancak eski kaynaklarda yelim biçimi yaygın olarak geçer Çağdaş diyalektlerde de yelim celim yilim Yakutça silim Çuvaşça śilĕm olarak kullanılır Orta Türkçede ve Kıpçakçada da yelim biçiminin geçtiğini biliyoruz Ligeti AOH 17 24 Räsänen V 196a Clauson ED 929a Eren TD 1993 2 6465 Türkçe yelim Farsçaya ve Tacikçeye de geçmiştir Doerfer TMEN 1889 TLT 113 )

- TUTKALLAMAK ile/||/<> LEIMEN[Alm.]

( İki ağaç parçasına tutkal sürerek ve genellikle sıkıştırarak yapılan yapıştırma işlemi )

- TUTKALLAMAK ile TUTKALLANMAK ile TUTKAL ile TUTKALCI/LIK ile TUTKALLI ile TUTKALSIZ ile TUTKAL ŞERBETİ

- TUTKU:
ISTIRAP
değil/yerine/> DEĞİŞİM

( Tutku, kişiyi, ıstıraptan, gelişim ve değişime taşıyan köprüdür. )

- TUTKU (ŞEREH)

- TUTKU ve/||/<>/= AKILSIZ (")BAĞLANMA(")

- TUTKU ile/ve/<> AŞK

( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )

- TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK

- TUTKU ile/ve ÇİLE


- TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT

- TUTKU ile FETİŞ

- TUTKU ile HIRSLI ile İDDİALI BİR ŞEKİLDE

- TUTKU = İHTİRAS = PASSION[İng., Fr.] = LEIDENSCHAFT[Alm.] = PASSIO[Lat.] = PATHOS[Yun.] = PASION[İsp.]

( Tutuklu kalmak. )

- TUTKU ile/ve/||/<> KORKU

- TUTKU ile KÖSNÜ/ŞEHVET

( ŞEHVET: Maddeye olan bağımlılık. )
( ŞEHVET: Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. )
( Kişiyi yenik düşüren her istek, kösnüdür/şehvettir. )
( LUST: Bondage to matter. )
( LUST: Remembering - imagining - anticipating. )
( GULMET: Şehvet fazlalığı. )

- TUTKU ile/değil/yerine NEŞE

- TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM

- TUTKU ile/ve/||/<> US

- TUTKU ile/ve ZAAF


- TUTKULAŞMAK ile TUTKU ile TUTKUN/LUK ile TUTKULU ile TUTKUSAL ile TUTKUSUZ/LUK

- TUTKUN/MECLUP[Ar. < MECLŪB] ile/||/<> VURGUN/MEFTUN[Ar. < MEFTŪN] ile/||/<> TUTKUNLUK/MEFTUNİYET[Ar. < MEFTŪNİYYET]

- TUTKUN/LUK ile/değil DÜŞKÜN/LÜK

- TUTKUNLUK ile/||/<> MEFTUNLUK

- TUTKUSUZ ile/||/<> İHTİRASSIZ

- TUTMA ile BULUNDURMA

- TUTMA ile/değil/yerine/=/||/<> DESTEKLEME | YANAŞMA

( aktutma deniz tutması taşıt tutması Tutmak işi destekleme yanaşma Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma markaj )

- TUTMA ile/ve/> GENİŞLETME

- TUTMA ile/ve/değil/||/<>/< TIKANMA

- TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine HEYBEYE ATMAK


- TUTMAK ile/ve/<> ALIKOYMAK

- TUTMAK ile/değil/yerine/=/||/<> AVLAMAK | KAPLAMAK | BAĞLAMAK | SUNMAK

( tutçek vurtut çultutmaz yantutmaz Elde bulundurmak ele almak Ele geçirmek yakalamak avlamak Yanında bulundurmak alıkoymak Hürriyetinden yoksun bırakıp bir yere kapamak tevkif etmek kaplamak Kırağı çiğ veya kar bir yüzeyde görünür durumda olmak kalmak Denetimi ve yetkisi altına almak Desteklemek birinden yana çıkmak Benimsemek beğenmek Gereğini yapmak yerine getirmek Uygun gelmek çelişmez olmak Kapatmak sarmak Hizmetine almak veya kiralamak Bir işe herhangi bir anlayışla girişmek Beddua dua ah vb etkisini göstermek gerçekleşmek yerine gelmek varmak Ulaşmak varmak Para toplamı e varmak değeri olmak Bir yere uğramak Herhangi bir durumda bulundurmak Varsaymak farz etmek Alacağa veya vereceğe saymak Bir yere yaklaştırmak Bir aleti kullanabilmek bağlamak Beklenen sonucu vermek İş görebilmek Sürmek zaman almak Yapışarak veya sokularak çıkmaz olmak Bir şeyi kullanması için uzatmak sunmak İşgal etmek Takip etmek izlemek Bırakmamak Sarmak bürümek Asılmak kuvvetlice sarılmak Bir kimsenin yerini almak Otobüs vapur uçak vb hasta etmek Herhangi bir durumda kalmasını sağlamak Bir yerde kalmasını sağlamak Bir sanat eseri geniş ilgi görmek Biriktirmek tasarruf etmek Askerlikte bankacılıkta durdurmak blokaj dan başlamak Bir şeyi belleğe yerleştirmek Bazı takım oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketine ayakla veya vücutla engel olmak markaja almak )

- TUTMAK ile/ve BAĞLAMAK/BAĞLAYICILIK

- TUTMAK ile TUTMAÇ ile TUTMALIK

- TUTMAK ile YARIŞMA DÜZENLEMEK ile TOPLANTI YAPMAK ile GERİ ÇEKİL ile TUT CANIM ile DAYAN ile TOPLANTI YAPMAK ile BİR GEMİYİ TUTMAK ile BİR DAKİKA BEKLE ile SAYGI DUYMAK ile SORUMLU TUTMAK ile TUTUCU ile TUTMA ile HOLDİNG ŞİRKETİ ile SIKI TUTMAK

- TUTMAMAK ile/ve/değil KISKANMAK

- TUTSAK ile/||/<> ...

( Halk müzik aracı olan sazlarda burgulardan gelen tellerin tutturulduğu kısım Gıranışık Bilecik )

- TUTSAK ile TUTSAK

- TUTSAKLIK | BOYUNDURUK/ESARET[Ar. < ESĀRET] ile/||/<> TUTSAK | KÖLE/ESİR[Ar. < ESĪR]

( tutsaklık boyunduruk Hâkimiyet altında bulunma )

- TUTSAKLIK | ESİRLİK ile/||/<> TUTSAK PAZARI | ESİR PAZARI


- TUTSAK/LIK ile TUTSAK PAZARI

- TÜTSÜLEMEK ile/||/<> TÜTSÜLEME

( Tanenli araçların amonyak buharında bırakılarak renklendirilmesi eylemi Birini kötülüklerden arıtma büyüden kurtarma ya da kimi sayrılıklardan sağaltma amacıyla içinde etkili güç bulunduğuna inanılan otları yaprakları ateş üzerine atarak yakma duman çıkarma Dumanlama Çoğunlukla et ve balık gibi ürünlerin korumasını sağlamak rengini ve tadını geliştirmek antimikrobiyal ve antioksidan etki sağlamak için odun dumanından yararlanılarak uygulanan işlem dumanlama isleme )

- TÜTSÜLEMEK ile TÜTSÜLENMEK ile TÜTSÜLETMEK ile TÜTSÜ/LÜK ile TÜTSÜLÜ ile TÜTSÜ GÖZÜ

- TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN! ile/ve/||/<>
ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!

( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )

- TUTTUR ile/||/<> TÜTTÜR

( Yakalatmak. İLE/||/<> Yakalatmak. )

- TUTTURMADA:
ÜZÜNTÜ
ile/ve/||/<>/> ÖFKE

- TUTTURMAK ile DİRETMEK/DAYATMAK

- TUTTURMAK ile TUTTURABİLMEK

- TUTTURMAK ile TUTTURMAK ile TUTTURMAK

( İnat etmek. İLE İsabet, ettirmek, yakalamak, başarmak. İLE İliştirmek. )

- TÜTTÜRMEK ile TÜTTÜREBİLMEK


- TUTUCU/KONSERVATÖR[Fr. < CONSERVATEUR] ile/||/<> TUTUCU/MUHAFAZAKÂR[Ar. < MUḤĀFAẒA + Fars. -KĀR]

- TUTUCU ile APTAL ile KÖLE

( Düşünmeyen. İLE Düşünemeyen. İLE Düşünmüyor olmasına aldırmayan. )

- [ne yazık ki]
TUTUCU
ile GERİCİ

- TUTUCU ile MUHAFAZAKAR PARTİ ile KONSERVATİF OLARAK ile MUHAFAZAKARLIK ile KORUMAK

- TUTUCU ile/||/<> TUTUCU

( Durmalı çıkışlarda çiftekerciye yardım eden kişi Eskiden itici denirdi Çıkışta koşucuyu itmek yasak olduğundan bu gün bu yardımcılara tutucu denilmektedir )

- TUTUCU ile TUTUCU ile TUTUCU/İTİCİ[Fr. TENEUR] ile TUTUCU

( Süregiden toplumsal düzeni, düşünceleri ve kurumları değiştirmeden olduğu gibi korumak isteyen kişi. İLE Tutumlu. İLE Durmalı çıkışlarda, çiftekerciye yardım eden kişi. [Eskiden "itici" denilirdi. Çıkışta, koşucuyu itmek yasak olduğundan, bugün, bu yardımcılara "tutucu" denilmektedir.] İLE Ateş maşası. )

- TUTUCULUK ile/||/<> MUHAFAZAKÂRLIK

- TUTUK ile TUTUCU

- TUTUKLAMA:
"CEZA"
değil TEDBİR

- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMAK ile TUTUKLATMAK ile TUTUKLATABİLMEK ile TUTUKLAYABİLMEK ile TUTUK/LUK ile TUTUKLU/LUK ile TUTUKSUZ/LUK


- TUTUKLAMAK ile TUTUKLANMIŞ

- OCCLUDED WATER[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUKLANMIŞ SU

- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA

( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )

- TUTUKLUK ile/||/<> KONUŞMA KORKUSU

- TUTUKLULUK | ALIKONULMA/MEVKUFİYET[Ar. < MEVḲŪFİYYET] ile/||/<> MAHPUS | CEZAEVİ/MAPUS[Ar. < MAḤBŪS]

( tutukluluk alıkonulma )

- TUTULMA ile TUTULMA

- TUTULMA ile TUTULMA[Ar. HUSÛF/ECLIPSE] ile TUTULMA ile TUTULMA

( Toplum tarafından sevilme, ünlü olma, iyi tanınma, popülarite. | Tutuk duruma gelmek. | Kapatılmak, sarılmak. | Bir örgen ya da bir nesnenin hareket edemez olması. | Yakalanmak. | Takım oyunlarında karşı takımdaki bir oyuncu yakından izlenmek, tutulmak, markaja alınmak. İLE Bir gök cisminin, araya başka bir cismin girmesiyle bütününün ya da bir bölümünün görünmez duruma gelmesi. | Gözlemciye göre, iki gökcisminden birinin, öbürünü örtmesi. Ay'ın, Güneş'i örtmesi[gün tutulması]; Yer'in, Ay'ı örtmesi[Ay tutulması]. İLE Birine tutkun olma, sevme, âşık olma. İLE Oyuncunun söyleyeceklerini unutması. )

- TUTULMA ile TUTULMAZ/LIK

- TUTULMAK ile TUTULABİLMEK ile TUTULUVERMEK

- MÉSON PIÉGÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTULMUŞ MEZON


- TUTULMUŞ PARA ile/||/<> BLOKE PARA

- TUTULMUŞ ile İÇİNDE TUTULDU

- TUTULMUŞ/LUK ile TUTULMUŞ PARA

- TUTULU SATIŞ ile/||/<> TUTSAT

- TUTULU ile/||/<> İPOTEKLİ

- TUTUM:
GELİŞMİŞ
ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ

- TUTUM:
ORTADAN KALDIRICI
değil/yerine DÖNÜŞTÜRÜCÜ

- TUTUM | YETİNME/İDARE[Ar. < İDĀRE] ile/||/<> YETİNME | GÖRÜŞ/KANAAT[Ar. < ḲANĀʿAT]

( idare amiri idarehane idare hukuku idareimaslahat idare kandili idare lambası idare mahkemesi idare meclisi mahallî idare merkezî idare mülki idare örfi idare sivil idare amme idaresi kamu idaresi Yönetme çekip çevirme güdüm yönetim Ülke işlerinin yürütülmesi kamuya ilişkin hizmetlerin bütünü Bir kurum veya kuruluşun yönetildiği yer veya makam Bir kurumun işlerini yürüten kurul tutum İdare kandili veya lambası Hoş görme göz yumma yetinme )

- TUTUM = ATTITUDE[İng., Fr.] = EINSTELLUNG/HALTUNG[Alm.] = ATTITUDINE[İt.] = ACTIDUD[İsp.]

- TUTUM ile/ve/değil EŞİK


- TUTUM ile/ve KARAKTER

- TUTUM ile/ve NİYET

( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )

- TUTUM NİYET

- TUTUM ile/ve/< NİYET

( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun, bizim için ne olduğunu, zihinsel tutumumuz belirler. )
( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )

- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET

( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )

- TUTUM ile/ve TAVIR

( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, sorunlar karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )

- TUTUM TAVIR

- TUTUM ile TUTUMLU/LUK ile TUTUMSUZ/LUK ile TUTUMSUZCA

- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK

- TUTUMLULUK ile/ve/||/<> KISINMAK

( ... İLE/VE/||/<> Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek. )

- TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK

- TUTUMLULUK ile/||/<> TUTUMLULUK

( Bir ölçeğin ölçtüğü süreklilik üzerindeki her ana konumu dile getirecek en uygun ya da en az sayıda sınardan oluşmasını öngören ölçekleme kuralı koyuluk )

- TUTUMSUZCA ile/||/<> SAVURGANCA

- TUTUMSUZLUK ile/||/<> MÜSRİFLİK ile/||/<> SAVURGANLIK

- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK

- TÜTÜN KOLCUSU | REJİ KOLCUSU ile/||/<> TÜTÜN KOLCULUĞU | REJİ KOLCULUĞU

- TÜTÜN(/SİGARA/NARGİLE VS.) ve/||/<>
DUMAN değil GAZ
ve/||/<>
"BIRAKMA" değil BAŞLAMAMA
ve/||/<>
İRÂDE
["Evet!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]
değil
İHTİYÂR
["Hayır!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]

- TÜTÜNCÜ SÜLEYMAN EFENDİ

( Cumhuriyet öncesinde Büyükdere'de muhtarlık yaptı. )

- TÜTÜNLÜK ile/||/<> ...

( hlk Sırtın mehleye yakın uç kısmından elde edilen son derece lezzetli pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılan pastırma )

- TÜTÜN/LÜK ile TÜTÜNCÜ/LÜK ile TÜTÜN RENGİ ile TÜTÜN BALIĞI


- TUTUNMA ile/ve/||/<>/> TUTKUN/LUK

- TUTUNMAK ile TUTUNABİLMEK ile TUTUNUVERMEK

- TUTUNMA(MA)K ile DEMİR ATMA(MA)K

- TUTURUK ile/||/<> ...

( ateş tutuşturmak için kullanılan çalı çırpı çıra yonga gibi kuru yakacak Yerel ağızlarda tutturuk biçimi de geçer tut turuk eki Bu ekin daha çok isim köklerine getirildiğini biliyoruz Ancak ara sıra fiil köklerine getirildiği de bir gerçektir )

- TUTURUK ile TUTURUK

( Ateş tutuşturacak çalı, çırpı, yonga vb. nesneler, kav. İLE Çok ekşi. )

- FLAMMABLE GASES[İng.] ile/değil/yerine/= TUTUŞABİLİR GAZLAR

- DERECE-İ İHTİRÂK[Osm.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA DERECESİ

- IGNITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE D'INFLAMMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA SICAKLIĞI

- TUTUŞMA ile/||/<> TUTUŞMA

( Güreşe başlama Alaz alıp yanmağa başlama olayı )

- TUTUŞMAK ile TUTUŞABİLMEK ile TUTUŞUVERMEK ile TUTUŞ


- TUTUŞTURMAK ile ATEŞLEME ile KONTAK ANAHTARI ile ATEŞLEYİCİ

- TUTUŞTURMAK ile TUTUŞTURABİLMEK ile TUTUŞTURUVERMEK

- TUTUŞTURMAK ile YAKMAK/GÖYÜNDÜRMEK

- TUTYA[Ar. < TUTİYA] ile/değil/yerine/= SÜRME

( Sürme. Göz ağrılarına iyi gelen, sürme gibi göze çekilen bir em. | Çinko. | Mor renkli, kokulu bir kır çiçeği. )

- TUTYA | ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO ile/||/<> ÇİNKO[İt. < CINQUE | İT. < ZINCO]

( kimya Sert mavimsi ak renkli pirinç yapımında ve galvanizlemede kullanılan bir metal A A 65 38 A S 30 Ö A 7 14 E S 419 C Vücutta karbonik anhidraz ve alkalin fosfataz gibi enzimlerin tamamlayıcısı niteliğinde proteinlerin biyosentezi kemik diş ve cinsiyet hormonlarının yapısına giren birçok vücut işlevinin sürdürülebilmesi ve bağışıklık sistemi için gerekli olan genellikle üreme verim düşüklüğü çeşitli deri hastalıklarının tedavisi ve önlenmesi amaçlarıyla da kullanılan bir element )

- TUTYA[Ar. < TŪTİYĀ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇİNKO | SÜRME | ÇUHA ÇİÇEĞİ

( çinko sürme çuha çiçeği )

- TUVA TÜRKÇESİ ile/||/<> TUVACA

- TUVAL[Fr. < TOILE]/CANVAS[İng.] ile TUVAL[Fr. < TOILE]

( Üzerine resim yapılan, gerdirilmiş keten, kenevir ya da pamuklu kaba kumaş. İLE Bu kumaşın üzerine yapılmış tablo. )

- TUVAL ile TUVACA

- TUVALET AYNASI ile BOY AYNASI


- TUVALET/HELA[Ar. < ḪALĀ] ile/||/<> TUVALET/KADEMHANE[Ar. < ḲADEM + Fars. ḪĀNE] ile/||/<> TUVALET/ABDESTHANE[Fars. < ĀB + DEST + ḪĀNE]

- TUVALET:
OTURARAK
değil/yerine ÇÖMELEREK

( ALAFRANGA değil/yerine ALATURKA )

- TUVALET ile/||/<> AYAKYOLU ile/||/<> MEMİŞHANE ile/||/<> YÜZNUMARA

- TUVALET ile FERAH ile MALLAR ile EMTİA

- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI

( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )

- TUVALET ile TUVALETÇİ/LİK ile TUVALET KAĞIDI ile TUVALET MASASI ile TUVALET SABUNU ile TUVALET TAKIMI ile TUVALET İSPİRTOSU

- TUVALETE GİDİP, GELEYİM yerine "TELEFON EDİP, GELEYİM" (gibi)