- TOURNİQUET[Fr. < TOURNIQUET] ile/değil/yerine/=/||/<> TURNİKE
( İnsanların teker teker geçmesini sağlamak amacıyla bazı yerlere konulan uçlarından biri çevresinde dönebilecek düzende yatay olarak yerleştirilmiş çarpı biçiminde araç )
- TOURNOİ[Fr. < TOURNOI] ile/değil/yerine/=/||/<> TURNUVA
( Oyuncu veya takımlar arasında sırayla yapılan yarışma dizisi )
- TÖVBE AŞAMALARI
( * YAKAZA(ÜRPERTİ)
* İNTİBAH(UYANIŞ)
* NEDEM(NEDÂMET)(PİŞMANLIK)
* TEVBE(TÖVBE)
* İNABE(YÖNELİŞ)
* İKBAL(ALLAH'LA KULUN KARŞILIKLI ALÂKASI) )
- TÖVBE/TEVBE[Ar. < TEVBE] ile/||/<> TÖVBEKÂR/TEVBEKAR[Ar. < TEVBE + Fars. -KĀR]
( tövbe ayları büyük tövbe ayı küçük tövbe ayı İşlediği bir günah veya suçtan pişman olarak bir daha yapmamaya karar verme )
- [ya] TÖVBE ile/ve/ya da/||/<>/> AFFETMEK
- TÖVBE ve/=/||/<>/> ASLINA DÖNME
- TÖVBE ile/ve/<> BAĞIŞ
- TÖVBE ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKINDALIK
- TÖVBE = GÖZYAŞI
( Yangın, gözyaşı ile söndürülmez. )
- TÖVBE ile/ve İNÂBET
( Dışlaşmış olan pisliklerden temizlenmek. İLE/VE Bâtınî, kimsenin hissetmediği günahlardan temizlenmek. )
( Şeriatte. İLE/VE Tarikatte. )
- TÖVBE["TÖBE" değil!] ile/ve İSTİĞFAR["İSTİFAR" değil!]
- TÖVBE ve/<> KALP
- TÖVBE ile/ve/değil/=/||/<>/< ÖZELEŞTİRİ
( Değişmek. İLE/VE/DEĞİL/=/||/<>/< Değişmeye çalışmak. )
- TÖVBE ile/ve RÜCÛ
( Tövbe bir kere olur, iki kere olan tövbe, tövbe değildir. )
( Tövbeyle büyük günahlar küçülür, ihmal ile küçük günahlar büyür. )
- TÖVBE ile/ve SIĞINMA
- TÖVBE ile/ve/değil/yerine TÖVBEDEN, TÖVBE
- TÖVBE ile TÖVBELİ ile TÖVBESİZ/LİK ile TÖVBE AYLARI
- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂ
( İkisi de süreklidir/sürekli olmalıdır. )
- TÖVBE ile/ve/<> VEFÂT
- TÖVBEDEN ÖNCEKİ HİDÂYET ile/ve TÖVBEYE HİDÂYET ile/ve TÖVBEDEN SONRAKİ HİDÂYET
- TOWARD :/yerine -E DOĞRU
- TOWARDS :/yerine -E DOĞRU
- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> ÖRTÜ PENSİ
( Operesyon sahasını örten kumaşları tutan pens serviyet pensi )
- TOWEL CLAMP[İng.] ile/||/<> SERVİYET PENSİ
( Örtü pensi )
- TOWER :/yerine KULE
- TOWER'S
- TOWN :/yerine KASABA, ŞEHİR
- DÉCHARGE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-ENTLADUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND BOŞALMASI
- TOWNSEND CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-CHARAKTERISTIK[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KARAKTERİSTİĞİ
- TOWNSEND COEFFICIENT[İng.] / COEFFICIENT DE TOWNSEND[Fr.] / TOWNSEND-KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND KATSAYISI
- TOWNSEND DISCHARGE[İng.] ile/değil/yerine/= TOWNSEND YÜK BOŞALMASI
- TOX-/TOXI-/-TOXIC/TOXICO-/-TOXO- ile/||/<> VİR- ile/||/<> SEPSİS-/SEPT-/SEPTİ-/SEPTO-
( Zehir. İLE/||/<> Zehir. İLE/||/<> Zehirlenme, çürüme. )
- TOXICITY[İng.] ile/||/<> ZEHİRLİLİK
( Zehirli veya zararlı olabilme derecesi veya niteliği toksisite )
- TOXICOGENOMICS ile/||/<> CLASSICAL TOXICOLOGY
( Toxicogenomics toksik maddelerin gen ifadesine etkisini incelerken İLE classical toxicology genel toksisite mekanizmalarını inceler )
( Formül: Dose-response genomics )
- TOXİCOLOGİE[Fr. < TOXICOLOGIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİKOLOJİ
( Zehirle onların organizmaya olan etkileriyle ve zehirlerin belirlenmesiyle uğraşan bilim dalı )
- TOXİCOLOGİQUE[Fr. < TOXICOLOGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİKOLOJİK
( Toksikoloji ile ilgili )
- TOXİCOLOGUE[Fr. < TOXICOLOGUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİKOLOG
( Toksikoloji ile uğraşan kimse )
- TOXİCOMANE[Fr. < TOXICOMANE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİKOMAN
( Dıştan sağlanan her türlü maddeye özellikle toksik bir maddeye karşı fiziksel ve ruhsal bir bağımlılık duyan vücudunda bu maddenin yarattığı olağanüstü etkilerin arayışı içinde olan kişi )
- TOXİCOMANİE[Fr. < TOXICOMANIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİKOMANİ
( Uyuşturucu madde tutkunluğu )
- TOXİNE[Fr. < TOXINE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOKSİN
( Canlı organizmalarda görülen zehir )
- TOY ile/||/<> BAKLAN
( Toygillerden böcek ve tane ile beslenen eti için avlanan kızıl tüylü bir kuş Otis tarda @@ Anguda benzeyen kırmızı renkli bir tür yaban kazı Otis tarda )
- TOY[Azr.] = DÜĞÜN[Tr.]
- TOY ile/||/<> TOY
( Gelişimsel duruma göre daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren kişi Halk öykülerinin sonunda okunan ezgisi oynak neşeli türkü Davul Eşmeyazı Kars büyük toy kuşu Orta Türkçede toy toδ Orta Kıpçakçada toy doy olarak geçer İkinci anlam Türkçede sonradan ortaya çıkmıştır )
- TOY ile TOY ile TOY ile TOY ile TOY[İng.]
( Gençliği nedeniyle görgüsüz ve beceriksiz olan. İLE İLE Devlet işlerinin görüşüldüğü kurultay[meclis], büyük ziyafet, şölen ya da şenlik. İLE Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] İLE Tuz Gölü yakınında, Kütahya ve Doğu Anadolu'da bulunur. İLE Oyuncak. )
- TOY ile/||/<>/> TOYDAN
( Kızıl tüylü bir kuş.[Lat. OTIS TARDA] @@ Bir tür iri toy. )
- TOY >< YETİŞKİN
( Gelişimsel duruma göre, daha çok erken yaş ya da dönemlere özgü oturmamış davranışlar gösteren (kişi). @@ Halk öykülerinin sonunda okunan, ezgisi oynak, neşeli türkü. @@ Davul. (Eşmeyazı -Kars) @@ bk. büyük toy kuşu @@ Orta Türkçede toy, toδ, Orta Kıpçakçada toy, doy olarak geçer. İkinci anlam Türkçede sonradan ortaya çıkmıştır. )
- TOY ile/değil/yerine/=/||/<> ZİYAFET | DÜĞÜN
( ziyafet düğün )
- TOYAKA ile/||/<> SOPA, KALIN DEĞNEK
( sopa kalın değnek Ağızlarda toyka olarak da geçer tojága Srp tòjaga sopa Eski Rusçada da tojaga olarak kullanılır dillerine Türkçeden geçmiştir Eski Türkçe tayak Vasmer REW 3 130 )
- TOYCU ile/||/<> DAVULCU. (EŞMEYAZI -KARS)
( Davulcu Eşmeyazı Kars )
- TOYGA ÇORBASI ile/||/<> TOYGA
- TOYGA ile/||/<> ...
- TOYGA ile TOYGAR ile TOYGA ÇORBASI
- TOYGAR KUŞU ile BOĞMAKLIKUŞ
( ... İLE Toygar kuşunun bir türü. )
- TOYGAR ile/||/<> ...
( küçük bir kuş çayır kuşu tarla kuşu torgay toygar çayır kuşu torgay boztorgay çayır kuşu karatorgay sığırcık torgay çayır kuşu Karakalpaklar boztorgay adını da kullanırlar Sığırcığa da karatorgay adını verirler torgoy çayır kuşu turgay saban turgayı çayır kuşu karaturgay sığırcık turgay serçe basıu turgayı çayır kuşu tări çayır kuşu Orta Türkçede torıga tarla kuşu olarak geçer Kökünü bilmiyoruz Türkçe tur dur kökünden geldiği yolundaki görüş yanlıştır Çağdaş diyalektlerde kullanılan torgay biçiminin Moğolcadan alındığı söylenemez Türkçe toygar göçüşmeli mètathètique bir biçimdir torgay toygar Türkçeden Kalmıkçaya torɣä olarak geçmiştir Ramstedt KWb 401b Şorlar çayır kuşuna tülber adını verirler )
- TOYGİLLER ile/||/<> TOYGİLLER
( Otididae otis toy kuşu Omurgalı hayvanlardan kuşlar Aves sınıfının bataklıkkuşları Grallae takımının bir familyası Büyük ve ağır kuşlardır Bacakları uzun ve kuvvetlidir Eski Dünyada yaşarlar Böcek tane v b yerler Büyük toy kuşu Otis tarda küçük toy kuşu O tetrax iyi bilinen türleridir zooloji Kuşlar Aves sınıfının bataklık kuşları Grallae takımından bacakları uzun ve kuvvetli böcek tane vb beslenen büyük ve ağır kuşları içine alan bir familya )
- TOYNAK ile TOYNAKLI
- TOYNAK ile TOYNAKLILAR
- TÖZ:
AZALMAYAN ve/||/<> ÇOĞALMAYAN
( Yüklenen herşeyin kendinde birleştiği. )
- TOZ BEZİ ile/||/<> TOZ BOYA ile/||/<> TOZ BULUTU ile/||/<> TOZ DUMAN ile/||/<> TOZ FIRÇASI ile/||/<> TOZKOPARAN ile/||/<> TOZ MANTARI ile/||/<> TOZ MASKESİ ile/||/<> TOZPEMBE ile/||/<> TOZ SABUN ile/||/<> TOZ ŞEKER ile/||/<> TOZ TOPRAK ile/||/<> BIÇKI TOZU ile/||/<> BULAŞIK TOZU ile/||/<> ÇİÇEK TOZU ile/||/<> DAVULTOZU ile/||/<> KABARTMA TOZU ile/||/<> KURTAYAĞI TOZU ile/||/<> LİMON TOZU ile/||/<> OLTU TOZU ile/||/<> SABUN TOZU ile/||/<> SÜT TOZU ile/||/<> ZIMPARA TOZU
( Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir madde Bu durumda olan )
- TÖZ:
BİRİNCİL ile/ve/||/<>/> İKİNCİL
( Yapılandığını, kendinde barındıran. )
- TÖZ:
EN SAĞLAM DÜŞÜNCE ve/||/<> EN AZ DÜŞÜNÜLEN
( Kategoriler arasında geçiş yoktur/olmaz!
)
- TÖZ FELSEFESİ ile/ve/yerine ÖZNE FELSEFESİ
- TÖZ İKİLİĞİ(DUALİZMİ):
ETKİLEŞİMCİLİK ile/ve/||/<> EPİFENOMENALİZM ile/ve/||/<> PARALELİZM
- TÖZ İKİLİĞİ(DUALİZMİ) ile/ve/||/<> NİTELİK İKİLİĞİ(DUALİZMİ)
( ... İLE/VE/||/<> Nagel. | Chalmers. )
- TOZ-TOMUR (İNSİN)
( Yağmur yağdığında söylenilir. )
- IMPINGER[İng.] ile/değil/yerine/= TOZ TOPLAMA KABI
- TOZ-TOPRAK (İÇİNDE KALMAK)
- DUST CATCHER[İng.] ile/değil/yerine/= TOZ TUTUCU
- TÖZ = CEVHER = SUBSTANCE[İng., Fr.] = das WESEN, WESENHEIT, STAMMBEGRIFF, SUBSTANZ[Alm.] = SUBSTANTIA[Lat.] = HË UZIA, HYPOSTASIS, HYPOKEIMENON[Yun.] = SOSTANZA[İt.] = SUBSTANCIA[İsp.] = SUBSTANTIE[Fel.] = SUBSTANS[Dan.] = SUBSTANTSIYA[Rus.]
- TÖZ ile/ve/||/<> DAYANAK
- TOZ ile DUMAN
( [Divan şiirinde] Bir toprak parçası olarak gubâr, sevgilinin yüceliğinin ve değerinin büyüklüğünü anlatmada kullanılır. )
- TOZ = GUBÂR = POUDRE
- TOZ ile HEBÂ'
( ... İLE Gayet ince toz, zerre. | Yok yere, boş, nâfile. )
- TÖZ ile/<> MODUS ile/<> CONATUS
( Kendinde varolan ve yine kendi aracılığıyla kavranan. İLE/<> Varoluşu, bir başkasına dayanan ve yine o başkası aracılığıyla kavranan. İLE/<> Bir şeyin, gücü yettiğince varoluşunu sürdürme çabası, yaşamda kalma isteği/arzusu. )
- TOZ ile/ve/||/<>/> PUDRA
- TOZ ile/değil REGOLİT
( ... İLE/DEĞİL Meteorit çarpmasından kalan toz katmanı. )
- TÖZ ile/ve TİNSEL TÖZ
- TOZ ve/||/<> TOPRAK
( Zamanı simgeler. VE/||/<> Mekânı simgeler. )
( Tarihi simgeler.[Ne yazık ki, bazı/çoğu şeyi bilmeyenler, değerini bilmiyor.] VE/||/<> Coğrafyayı simgeler.["Korumayı" "biliyoruz."] )
( Ardardalığı, derinliği simgeler. VE/||/<> Birlikteliği, yanyanalığı simgeler. )
( Tini simgeler. VE/||/<> Gövdeyi simgeler. )
- TÖZ ile TÖS
( Kök, asıl, cevher. | Değişenlerin özünde değişmeden kaldığı varsayılan idealist kavram. İLE Hayvanı geri geri yürütmek. | Düşmanı püskürtmek. Karşısındakini yıldırarak kavgadan kaçırtmak. )
- TOZ ile TOZ ile TOZ ile TOZ
( Çok küçük ve hafif parçacıklara bölünmüş toprak. | Çok küçük parçacıklara bölünmüş olan herhangi bir nesne. | Katıların fiziksel etkilerle ufalanması sonucu oluşan, tane irilikleri yaklaşık bir mikron büyüklüğünde parçacıklar. | Genellikle tanelerin temizlenmeleri ya da öğütülmeleri sırasında meydana gelen ince durumdaki kuru parçacıklar. | Bu durumda olan. İLE Yayın kabzası üzerine kaplanan kayın ağacı kabuğu ve kirişi. İLE Asalak öldürücü olarak kullanılan katı bitkisel ya da madensel nesnelerin öğütülmüşü. | Hayvansal, bitkisel ve madensel kökenli nesnelerden elde edilen, organik ve inorganik yapılı, kuru ve birbiriyle bağlantısı olmayan ilaç biçimi. İLE Diz. )
- TOZ ile/ve TOZAN
( ... İLE/VE İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. )
- TÖZ ile/||/<>/> TÖZE
( Kök. İLE/||/<>/> Köklü. )
- TOZ ile TOZUNU ALMAK ile SİLGİ ile TOZ ALMA ile ÇÖPÇÜ
- TOZ ile ÜLGER/HÂV[Ar.]
- TOZ ile/ve VAKIF/CAMİ TOZU
- TOZAN ile TOZAN
( İncecik toz tanesi. | Tozu çok olan yer. İLE Kar fırtınası. )
- TOZ-DUMAN (İÇİNDE KALMAK)
- TOZKOPARAN ile TOZKOPARAN
( Çok rüzgârlı yer. İLE İstanbul, Merter'de bir semtin adı. )
- TOZLANMA ile/değil/||/<> TUZLANMA
- TOZLAŞMAK ile/||/<> TOZARMAK
- TOZLAŞMAK ile TOZLAŞTIRMAK
- TOZLU ile/||/<> TOZLAŞIR
( tozlaşır )
- TOZLU ile TOZLUK ile TOZLUKLU ile TOZLUKSUZ
- TOZLUK ile/ve/<> DOLAK
( ... İLE/VE/<> Bacaklara, ayak bileğinden, dize kadar dolanan, ensiz ve uzun kumaş parçası. )
- TOZMAK ile/||/<> TOZUMAK
- TOZPEMBE
( Gerçekleri görmeyecek kadar herşeyi yerinde saymada. )
- TOZUMAK ile TOZ ile TOZ BEZİ ile TOZ BOYA ile TOZ DUMAN ile TOZ SABUN ile TOZ ŞEKER ile TOZ BULUTU ile TOZ TOPRAK ile TOZ FIRÇASI ile TOZ MASKESİ
- TPM/TEMPORARY PACEMAKER[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİCİ KALP PİLİ
- TPN/TOTAL PARENTERAL NÜTRİSYON TOTAL PARENTERAL NUTRITION[İng.] ile/değil/yerine/= TÜMÜYLE DAMARDAN BESLENME
- TRABEKÜLASYON/TRABECULATION[İng.] ile/değil/yerine/= BÖLMELENİM
- TRABLUS ile/||/<> TRABLUS
(
Trablus (Libya)
- Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس الغرب (Ṭarābulus al-Gharb)
- Ülke: Libya
- Tarihsel köken: Fenike, Roma ve Bizans dönemlerinde Tripolitania bölgesinin merkeziydi. Ad, üç antik kentten türemiştir: Oea, Sabratha, Leptis Magna.
- Dil: Arapça
- Osmanlı dönemi adı: Trablusgarp
Trablus (Lübnan)
- Resmî adı: Tripoli (İngilizce), طرابلس (Ṭarābulus)
- Ülke: Lübnan
- Tarihsel köken: Fenikelilerce kurulmuştur. Yunanlar döneminde Tripolis adını almıştır; Tyre, Sidon ve Arados koloni birliğini simgeler.
- Dil: Arapça
- Osmanlı dönemi adı: Trablusşam
Tripoli (Yunanistan)
- Resmî adı: Tripoli (Τρίπολη)
- Ülke: Yunanistan (Peloponez)
- Köken: Antik Yunanca "Tripolis" (üç şehir) anlamındadır. Arapça Trablus biçimine dönüşmemiştir.
Öteki Tarihi Tripolis Yerleşimleri
Antik çağda Tripolis adını taşıyan bazı bölgeler şuralarda da bulunur...
- Likaonya (Anadolu)
- Mısır’da küçük bir yerleşim
- Suriye ve Anadolu'nun bazı bölümleri
Ortak Noktalar – Dilsel ve Tarihsel Köken
| Özellik |
Açıklama |
| Köken |
Trablus, Yunanca “Tripolis” (üç şehir) kökenlidir. Arapça'ya Ṭarâbulus biçiminde geçmiştir. |
| Tarihsel Etki |
Antik Yunan, Roma ve Bizans etkisinin ardından Arap fetihleriyle adı Arapçalaşmıştır. |
| Osmanlı Etkisi |
Trablusgarp (Batı Trablus – Libya) ve Trablusşam[Şam Trablusu – Lübnan] adlandırmaları yapılmıştır. |
| Dil |
Arapça ve Osmanlı Türkçesi'nde benzer biçimlerde anılmıştır. |
| Benzerlik |
İkisinde de Akdeniz kıyısı, tarihsel liman kenti olma, eski uygarlık etkisi vardır. |
)
- TIRABZAN[Fars. < DARBEZİN] ile/değil/yerine/= MERDİVEN KORKULUĞU
- TRABZON HURMASI ile/||/<> JAPON HURMASI
- TRABZON HURMASI ile/||/<> KARA HURMA ile/||/<> AMERİKAN TRABZON HURMASI ile/||/<> ABANOZ
( Abanozgillerden 15 metre kadar yükselebilen büyük bir ağaç Japon hurması Diospyros kaki Bu ağacın elma büyüklüğünde turuncu renkte hamken kekre olan olgunlaştığında tatlılaşan meyvesi Japon hurması )
- TRABZON HURMASI ile/||/<> TRABZON YAĞI
( Türkiye nin Karadeniz Bölgesi nde yer alan illerinden biri )
- TRABZON ile TRABZONLU/LUK ile TRABZON YAĞI ile TRABZON HURMASI
- TRACE :/yerine İZ, İZLEMEK
- TRACEABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= İZLENEBİLİRLİK
- TRACER ile/||/<> DATING ile/||/<> THERAPY
( Radyoaktif izotop kullanımları. )
( Formül: λ = ln2/t½ )
- TRACHEA[İng.] ile/değil/yerine/= TRAKEA
( Nefes borusu; kıkırdak halkalarla güçlendirilmiş, gırtlaktan bronşiyal tüplere uzanan ve akciğerlere ve akciğerlerden hava taşıyan büyük bir membranöz tüp.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRACHEE[Fr. < TRACHÉE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKE
( soluk borusu Eklem bacaklılarda bulunan özel solunum kanalları )
- TRACHEİDE[Fr. < TRACHEÏDE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKEİT
( Damarlı bitkilerde bulunan duvarı ligninden oluşmuş su ileten odun hücresi tipi )
- TRACHEİTE[Fr. < TRACHÉITE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKEİT
( soluk borusu Soluk borusunun iltihaplanması )
- TRACHOMA[İng.] ile/||/<> TRAHOM[Fr. < TRACHOME]
( Chlamydia trachomatis in neden olduğu konjunktiva ve korneanın kronik enfeksiyonu )
- TRACHOME[Fr. < TRACHOME] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAHOM
( Göz kapaklarının altında birtakım kabarcıkların belirmesiyle başlayan tedavi edilmediğinde kirpiklerin içeriye kıvrılması saydam tabakada yaralar çıkması nedeniyle körlükle sonuçlanabilen bulaşıcı hastalık )
- TRACHYTE[Fr. < TRACHYTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKİT
( Yanardağ kayalıkları arasında bulunan bir feldspat türü )
- TRACK :/yerine İZ, TAKİP ETMEK
- TRACT ile ...
( Solunum sistemi. )
- TRACTEUR[Fr. < TRACTEUR] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKTÖR
( Arkasına römork takılabilen çift sürmek yük taşımak vb işlerde kullanılan motorlu iş makinesi )
- TRACTEUR[Fr.] ile/||/<> TRAKTÖR[Fr. < TRACTEUR]
( tarım )
- TRACTİON[Fr. < TRACTION] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAKSİYON
( çekim Kırık kol veya bacağı yataktan yukarıya doğru kaldıran araç )
- TRACTRIKS ile/ve/||/<> TRACTRIOID
- TRADE vs. BARTER
- TRADE CENTER/TRADE CENTER[İng. < TRADE CENTER] ile/||/<> OUTLET CENTER/OUTLET CENTER[İng. < OUTLET CENTER]
( ticaret merkezi )
- TRADE CENTER[İng. < TRADE CENTER] ile/değil/yerine/=/||/<> TRADE CENTER
( ticaret merkezi )
- TRADE INSTITUTE[İng.] ile/||/<> ÉCOLE PROFESSIONNELLE[Fr.] ile/||/<> SANAT ENSTİTÜSÜ
( Endüstrinin türlü dallarına ve küçük sanatlar alanına bilgili usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden ortaokula dayalı ve öğrenim süresi 3 yıl olan öğretim kurumu )
- TRADE WIND[İng.] ile/||/<> ALIZÉ[Fr.] ile/||/<> PASSAT[Alm.] ile/||/<> ALİZE[Fr. < ALIZÉ]
( Her iki yarımyuvarda dönenceler üzerindeki yüksek basınç alanlarından eşleksel alçak basınç alanına doğru esen sürekli rüzgârlar )
- TRADE :/yerine TİCARET, TAKAS ETMEK
- TRADİSYON[Fr. < TRADITION] ile/değil/yerine/= GELENEK
- TRADİSYON[Fr. < TRADITION] ile/değil/yerine/=/||/<> GELENEK
- ANANE/TRADİSYON ile/değil/yerine/= GELENEK
- TRADİSYONEL[Fr. < TRADITIONEL] ile/değil/yerine/= GELENEKSEL
- TRADİSYONEL[Fr. < TRADITIONEL] ile/değil/yerine/=/||/<> GELENEKSEL
- TRADITION BEARER[İng.] ile/||/<> PORTEUR DE LA TRADİTİON[Fr.] ile/||/<> TRADITIONSTRAGER[Alm.] ile/||/<> KAYNAK KİŞİ | HALK KÜLTÜRÜ
( Kendisinden halk kültürüyle ilgili bilgiler sağlanan birey halk kültürü )
- TRADITION/CONVENTIONAL[İng.] ile/değil/yerine/= TRADITION[Fr.] ile/değil/yerine/= GELENEKÇILIK
( Kimi toplumlarda saptanan geleneklere sıkı sıkıya bağlılık durumu, bk. gelenek, krş. boşinanççılık. @@ Geleneğin ürünü olan toplum özelliklerinin, toplumun gerçek gereksinmeleri sonucu ortaya çıktığını düşünen, geleneklerin toplum yaşayışında çok önemli etki ve görevleri bulunduğunu ileri süren bir öğreti. @@ Sanatta geçmişin değerlerine ve geleneğine bağlı olma durumu. @@ 1. a. Geleneklere aşırı değer verme eğilimi, b. Eskimiş olana, alışkanlıklara, eski inanışlara yakınlık duyan yaşama tutumu. 2. (Özel anlamada) 19. yüzyılda Fransa'da katolik bilginlerce (Bonald, de Maistre vb. ) Aydınlanma'ya karşı geliştirilen, doğruluğun gelenekle, özellikle kilise geleneğiyle bilinebileceğini öne süren öğreti.@@Bir kuşaktan diğerine tarihsel ve toplumsal bazı değişikliklere uğradıktan sonra ve yalnız konuşma yoluyla geçerek çağımıza ulaşan, kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar, bk. geleneksel yasa, gelenek özdeği, gelenekçilik, geleneksel zincir, geleneksel uygarlık. krş. görenek, boş inanç. @@ Sözlü ve yazılı olmak üzere iki bölüme ayrılan ve bir toplumda kuşaktan kuşağa geçen kültür kalıtları, alışkanlıklar, bilgiler, töreler, davranışlar. @@ Bir toplumda kuşaktan kuşağa iletilen toplum üyeleri arasında manevi bağları güçlendiren her türlü kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar. )
- TRADITION :/yerine GELENEK
- TRADITIONAL :/yerine GELENEKSEL
- TRAFFIC :/yerine TRAFİK
- TRAFİC[Fr. < TRAFIC] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAFİK
( trafik akımı trafik akışı trafik canavarı trafik işaretleri trafik lambası trafik mahkemesi trafik müfettişi trafik şeridi trafik terörü hava trafik kontrolörü Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt tarafından kullanılması gidiş geliş seyrüsefer Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü Artmış çoğalmış bir durum Önemli görevlerde bulunan kişilerin bir yere gidiş gelişi )
- TRAFIC[Fr.] ile/||/<> TRAFİK[Fr.]
( 1 Ulaşım yollarının yayalar ve her türlü taşıt araçları tarafından kullanılması seyrüsefer Dünya politikayı trafik kazalarını orman yangınlarını anında unutturuveriyor Tahsin Yücel Alıntılar Deneme 25 Ne yazık ki benim İngilizcemin olmayışı ve sokakta yapmış olduğum küçük trafik hataları zira malumunuz veçhile orada trafik soldan işliyor Ferit Edgü Dostlara Mektuplar 52 Ulan trafik diye bir şey var hayatta inek Attila İlhan Kurtlar Sofrası 264 Hafifçe öne eğik duran yeşil gözlü yaşından çok önce yorgun bir bakış edinmiş genç bir kız trafiğin en yoğun olduğu kentin bu saatlerinde otomobillerin arasında beliriyor Füruzan Sevda Dolu Bir Yaz 205 Polis onlardan trafik memurları onlardandı Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 66 Ya da bir küfür trafik polisinin birine doğru Oktay ın yanındasın Adalet Ağaoğlu Bir Düğün Gecesi 51 Trafik kazaları yok denecek kadar azdı Peyami Safa 20 Asır Avrupa ve Biz 74 İlerlemeyen bir trafikte taksiye binsen ne olacak Adalet Ağaoğlu Dar Zamanlar3 Hayır 104 Çocuklardan biri trafik kazasına uğramış bir hâl içindeydi Necip Fazıl Kısakürek Cinnet Mustatili 300 Trafik açılmıştı ama arabalar gene ağır ağır gidiyordu Orhan Pamuk Cevdet Bey ve Oğulları 581 Amma Bulut Kardeşim erken öldü bir trafik kazasında gencecikken gitti kadersiz Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 260 Bu yıl tarih düşüyorum ara sokaklara yönelik köklü bir bakım dizisi başlattı belediye çok sayıda sokak taşıt trafiğine kapatıldı Enis Batur Acı Bilgi 259 Sanki o yetmezmiş gibi bir de trafik sorunu pahalılık biraz acemice de olsa konuya girebilmişti işte Tomris Uyar Aramızdaki Şey 21 Şehrin en işlek caddesinde 13 00 16 00 arası trafik durur Refik Halid Karay Bir Ömür Boyunca 211 Ben bilmez miyim bu saatte trafiği Oğuz Atay Tutunamayanlar 103 Otoyolları sadece tekbir şeridin dışında trafiğe kapatılmış Ayşe Kulin Sevdalinka 79 Altı ay önce trafik kazasında öldü Oğuz Özdeş Yerdeki Bulutlar 43 Bu da mevsime yazın daha tenha oluyor caddeler ve hava koşullarına yağmurda karda trafik sıkışıyor bağlı Pınar Kür Akışı Olmayan Sular 66 Taşıtların çokluğuna trafiğin sıkışıklığına karşın yollar kaldırımlar tenhaydı Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 102 Trafik polislerinin karanlıkta iyice belirginleşen havada küçük çemberler çizen beyaz eldivenleri derinden derine dönenip duruyor Nezihe Meriç Toplu Öyküleri 2 111 2 Ulaşım yollarında bulunan taşıt ve yayaların tümü 3 Ulaşım araçlarının yola çıkması için gerekli işlemleri yapan ve ulaşım yollarını denetleyen resmî kurum veya görevli kişiler 4 Bir iş veya durumdaki hareketlilik 5 Gidiş geliş Nevbahar Hanım ın alışveriş ettiği dükkâna mutlaka nur yağar aniden müşteri sayısı artar alışveriş trafiği canlanır Buket Uzuner Şairler Şehri 77 Bu arada yöneticiler arası trafik inanılmaz boyutlara vardı Tomris Uyar Günlerin Tortusu 52 )
- TRAFİK AKIŞI ile/||/<> TRAFİK AKIMI
- TRAFİK AYNASI
( Tarabya burnu, Yani Tarabya Büyük Oteli önü çok virajlı olduğu için vasıtalardın bir birine çarpmaması için virajın denize doğru çıkan en uç noktasına konulan büyük bir trafik aynası idi zamanla kaldırıldı. )
- TRAFİK IŞIĞI ile SEMAFOR[Fr. < Yun.]
( ... İLE Demiryollarında, gündüz mekanik olarak kırmızı bir kolla, gece kırmızı ışıkla işaret veren aygıt. | İki gemi ya da gemi ile kıyı istasyonu arasında haberleşmede kullanılan, üç kollu, işaret sütunu. )
- TRAFİK KURALLARI ve/<> PSİKİYATRİ
- TRAFİK, SEYRÜSEFER | DOLAŞIM ile/||/<> DOLAŞIM
( Bir yerleşim yerinde gelip geçmeye ayrılmış yerlerde sokaklarda ve anayollarda insanların ve taşıtların gidiş gelişi Döngüsel yer ya da konum değiştirme devinimi anlamdaş sirkülasyon circulatio Kanın vücuttaki damarlar içinde hareketi kapalı borular içersinde herhangi bir sıvı hareketi biyoloji botanik zooloji Mal para çek bono gibi değerlerin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi Bir sıvının kanın ya da sitoplâzma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal ya da bir yönde sürekli hareketi Sirkülasyon Fırın gazlarının ve sıvı yunakların ortamlarını eşdağılımlı bir durumda tutabilmek için bu ortamların dolaşması olayı Bir sıvının kanın veya sitoplazma gibi sıvı içeren yapıların bir kanal içinde bir yönde sürekli hareketi sirkülasyon Kan dolaşımı )
- TRAFİK ile/||/<> GİDİŞ GELİŞ
- TRAFİK ile/ve/<> SIKIŞAN TRAFİK
( ... İLE/VE/<> TAPONES: Porto Riko'daki adı. )
- TRAFİK = TRAFFIC[İng.] = CIRCULATION[Fr.] = VERKEHR[Alm.] = TRAFFICO[İt.] = TRÁFICO[İsp.]
- TRAFİK ile TRAFİKÇİ/LİK ile TRAFİK AKIMI ile TRAFİK AKIŞI ile TRAFİK TERÖRÜ ile TRAFİK ŞERİDİ ile TRAFİK LAMBASI ile TRAFİK CANAVARI ile TRAFİK MAHKEMESİ ile TRAFİK MÜFETTİŞİ ile TRAFİK İŞARETLERİ
- TRAFİK ile/değil/yerine/= YOLAKIŞ
- TRAFİKTE:
HIZ DÜŞÜRMEK ve/||/<>/< SEVDİKLERİMİZİ DÜŞÜNMEK
- TRAFİKTE ÖNCELİKLİLER[sırasıyla]:
ENGELLİ/LER ile/ve/< HASTA/LAR ile/ve/< YAŞLI/LAR ile/ve/<
ÇOCUK/LAR, ÖĞRENCİ/LER ile/ve/< HANIM/LAR ile/ve/<
YAYA/LAR ile/ve/<
BİSİKLETLİ/LER ile/ve/< MOTOSİKLETLİ/LER ile/ve/< ACİL DURUM ARAÇLARI[hasta taşıma, itfaiye, polis] ile/ve/<
TOPLU TAŞIMA ARAÇLARI[raylı düzenler öncelikli olmak üzere!] ile/ve/<
ARABA/LAR ile/ve/< AYRICALIKLI/LAR
[her seviyedeki/konumdaki resmî makam araçları (her ne kadar güvenlikleri "önemli/öncelikli" sayılsa da!)]
( Kişiye ait arabaların sayılarının ülkemizde çok olması [ya da artmasının teşvik ediliyor olması], yolların eski olanaksızlıklara göre düzenlenmiş olması, önceliği arabalara vermek için geçerli bir neden değildir/olamaz! Tam tersine, konumları/sıraları en sondadır! [Bu zihniyeti geliştirmeyi ve yaygınlaştırmayı, her birimiz haklarımıza sahip çıkarak daha da hızlandıracağız! Lütfen!!! Sizin de farkındalığınız, desteğiniz ve katılımınızla!...] )
- TRAFİK'TE:
SİLECEKLERLE SÜRÜCÜ EMNİYETİ ve LASTİK PATLARSA ve TAŞITI EKONOMİK KULLANMAK
- TRAFİKTE:
"SİNİRLİ OLMAK" değil/yerine SORUMLU OLMAK
(
Facebook, KENDİNE GEL!!! sayfasına katılın, uyarın!
Kişi, kurum ve kuruluşların, "yaptığı" fakat yapmayabilecekleri yanlış(lık)ları göstererek anlatmak üzere kurulmuş bir uyarı sayfasıdır!
Sen de uyar! )
- TRAFO[Alm. < TRAFO] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAFO
( akım trafosu dönüştürücü Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği şehrin şebekesinde kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer )
- TRAFO[Alm.]/TRANSFORMER[İng.] ile/değil/yerine/= DÖNÜŞTÜRÜCÜ
( Dönüştürücü. | Yüksek gerilim hattından aldığı elektriği kentin ağında kullanılabilecek seviyeye düşüren dönüştürücünün bulunduğu yer. )
- TRAGEDİE[Fr. < TRAGÉDIE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAJEDİ
( Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri ağlatı facia tragedya )
- TRAGEDY :/yerine TRAJEDİ
- TRAGEDYA[Lat. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAJEDİ
- TRAGEDYA'DA:
ASKİLOS ile/ve/<> SOFOKLES ile/ve/<> EURUPIDES
- TRAGİCOMİQUE[Fr. < TRAGI-COMIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAJİKOMİK
( Hem acıklı hem de güldürücü özelliği olan )
- TRAGİQUE[Fr. < TRAGIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAJİK
( Trajedi ile ilgili Çok acıklı )
- TRAIL :/yerine İZ, PATİKA
- TRAİLER[İng. < TRAILER] ile/değil/yerine/=/||/<> TREYLER
( Traktör veya kamyonlara genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba )
- TRAİN[Fr. < TRAIN] ile/değil/yerine/=/||/<> TREN
( tren kazası buharlı tren elektrikli tren kara tren karma tren motorlu tren banliyö treni posta treni yer altı treni yolcu treni yük treni Demir yolunda yolcu ve yük taşımakta kullanılan bir veya birkaç lokomotif tarafından çekilen vagonlar dizisi katar şimendifer )
- TRAIN :/yerine TREN, EĞİTMEK
- TRAINING :/yerine EĞİTİM
- TRAIT[İng.] ile/değil/yerine/= ÖZNEL YAPI
- TRAJEDİ/TRAGEDİE[Fr. < TRAGÉDIE] ile/||/<> TRAJİK/TRAGİQUE[Fr. < TRAGIQUE]
( Konusunu efsanelerden veya tarihsel olaylardan alan acıklı sonuçlarla bağlanan bir tür tiyatro eseri ağlatı facia tragedya )
- TRAJEDİ ve KÖTÜMSERLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> GÜLDÜRÜ ve İYİMSERLİK
- TRAJEDİ ile/||/<> AĞLATI
- TRAJEDİ ile/ve/değil/||/<> "İSTATİSTİK"
( Kişinin ölümü. )
( Kitleler. )
- TRAJEDİ ile/değil/yerine/>< KOMEDİ
( Yaşama, yakından baktığımızda. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama, uzaktan baktığımızda. )
( "Hissedenler" için. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Düşünenler için. )
- TRAJEDİ(") ile/ve/||/<> (")PARODİ(") ile/ve/||/<> (")İRONİ(")
- TRAJEDİ ile/ve/||/<>/> TRAVMA
- TRAJİKLEŞMEK ile TRAJİK
- TRAJİKOMEDİ[Fr. < TRAGI-COMÉDIE] ile/değil/yerine/=/||/<> ACIKLI KOMEDİ
- TRAKE[Fr. < TRACHEE] ile/değil/yerine/= SOLUK BORUSU
( Soluk borusu. | Eklembacaklılarda bulunan özel solunum kanalları. )
- TRAKE ile/||/<> TRAKE[Fr. < TRACHÉE]
( botanik anat Soluk borusu )
- TRAKE ile TRAKELİLER
- TRAKEİT/ŞEZEN[Ar.] ile/değil/yerine/= SOLUK BORUSU YANGISI/İLTİHABI
( TRAKEİT )
- TRAKİT ile/||/<> TRAKİT[Fr. < TRACHYTE]
( Kayaç Çoğunlukla gözenekli ve ortoklas ojit demirpasları kristalcikleri ve camsı maddeden bileşik bir hamur içindeki sanidin oligoklas ve amfibol fenokristallerinden yapılıdır Amfibol yerine biotit ya da ojit bulunanabilir Sanidin yerine labit varsa trakite alkali trakit denir jeoloji )
- TRAKSİYON/TRACTION[İng.] ile/değil/yerine/= ÇEKME, ÇEKİLME, ÇEKME GÜCÜ
- TRAKSİYON ile/değil/yerine/= KALDIRGAÇ
- TRAKT/TRACT[İng.] ile/değil/yerine/= YOL
- TRAKTÖR | ÇEKER ile/||/<> ÇEKER
( bayındırlık tarım Yol yapımında yapıcılıkta tarla işlerinde kullanılan araç gereç ve aygıtları çekmek için özel bağlantıları olan yereye göre yapılmış ve donatılmış motorlu araç Bir ucu hamudun kulağına diğer ucu araba falakasına bağlanan kayış Senirkent Isparta )
- TRAKTÖR[Fr. < TRACTEUR] ile/değil/yerine/= ÇEKERSÜRER
( Arkasına römork takılabilen, çift sürmek, yük taşımak vb. işlerde kullanılan motorlu iş makinesi. )
- TRAKTÖR/TRACTEUR[Fr. < TRACTEUR] ile/||/<> PATOZ/BATTEUSE[Fr. < BATTEUSE]
( Arkasına römork takılabilen çift sürmek yük taşımak vb işlerde kullanılan motorlu iş makinesi )
- TRAKTÖR ile/değil/yerine/= SÜRÇEKER
- TRAKTÖR ile TRAKTÖRCÜ/LÜK
- TRAKTÖR ve/||/<>/> TREYLER[İng. < TRAILER]
( ... VE/||/<>/> Traktör ya da kamyonlara, genellikle yük taşımalarını sağlamak için takılan araba. )
- TRAKUNYA[Yun.] ile/değil/yerine/= ÇARPAN BALIĞI
- TRAKUNYA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> ÇARPAN BALIĞI
- TRAKUNYA ile/||/<> ÇARPAN BALIĞI
( çarpan balığı çarpan balığı anlamdaş trakunya Trachinus draco Kemiklibalıklar Teleostei takımının çarpanbalığıgiller Trachinidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2540 cm Kül rengikırmızıdir Sırt yüzgecindeki dikenler çok zehirlidir Eti lezzetlidir Marmara Akdeniz ve Atlantik Okyanusunda yaşar Kemikli balıklar Teleostei takımının çarpan balığıgiller Trachinidae familyasından 2540 cm kadar uzunlukta sırt yüzgecindeki dikenleri çok zehirli Marmara Akdeniz ve Atlantik Okyanusunda yaşayan bir tür Trakunya Kemikli balıklardan çarpan balığıgiller Trachinidae familyasından 40 cm kadar uzunlukta olabilen sırt yüzgecindeki dikenleri çok zehirli Marmara Akdeniz ve Atlantik Okyanusu nda yaşayan bir tür trakonya Yerel ağızlarda tragonya dragonya biçimleri de geçer R δρακώνι ç δρακώνια )
- GELENGİ/YER SİNCABI:
TRAKYA ile/||/<> ANADOLU ile/||/<> TOROS
- TRAMMEL NET[İng.] ile/||/<> FANYALI AĞ
( Küçük gözeli tor ağın ön ve arkasına büyük gözeli ağların yerleştirilmesiyle oluşturulan üç katlı uzatma ağı )
- TRAMPA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> DEĞİŞİM
- TRAMPET ile TRAMPETÇİ/LİK
- TRAMPLEN[Fr. < TRAMPLIN] ile/değil/yerine/= SIÇRAMA TAHTASI
( Yüzme sporunda, suya yüksekten atlamada kullanılan bir ucu sabit, öteki ucu esneyen sıçrama tahtası. | Kayakta, atlamayı yapan sporcuya gerekli hızı sağlayan, özel olarak düzenlenmiş eğik alan. )
- TRAMVAY ile TRAMVAY HATTI
- TRAMVA/YA değil TRAVMA/YA
- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/yerine İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK
- TRAMVAY'DA, METRO'DA:
BİNMEYE ÇALIŞMAK değil/>< İNENENLERE ÖNCELİK TANIYIP DAHA SONRA RAHATÇA BİNMEK
( Yanlışı. >< Doğrusu. )
- TRAMWAY[Fr. < TRAMWAY] ile/değil/yerine/=/||/<> TRAMVAY
( tramvay hattı Şehirlerde yol üzerine döşenmiş özel raylarda hareket eden yolcu taşıtı )
- TRANÇA[İt. < TRANCIA] ile/ve/||/<>/< İZMARİTGİLLER
( İzmaritgillerden, özellikle sıcak denizlerde yaşayan, pullu, esmer renkli ve kemikli bir balık. İLE/VE/||/<>/< ... )
- TRANÇA ile/||/<> TRANÇA[İt. < TRANCIA]
( Pagrus ehrenbergii Kemiklibalıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 75 cm Ege denizinde bulunur Erdişidir zooloji Kemikli balıklar Teleostei takımının izmaritgiller Sparidae familyasından 75 cm kadar uzunlukta Ege Denizinde yaşayan er dişi bir balık türü Kemikli balıklardan mercan balıkları Sparidae familyasından dorsal yüzgecin bittiği yerde koyu bir leke bulunan boyları 100 cm olabilen Ege Denizi ve Akdeniz de yaşayan bir tür Kökenini bilmiyoruz )
- TRANCHE[Fr. < TRANCHE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANŞ
( İnek veya dana budunun orta bölümü )
- TRANCİA[İt. < TRANCIA] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANÇA
( İzmaritgillerden özellikle sıcak denizlerde yaşayan pullu esmer renkli beyaz etli kemikli bir balık Pagrus ehrenbergii )
- TRANKİLİZAN/TRANQUİLİZER[İng.] ile/değil/yerine/= YATIŞTIRICI
- TRANKİLİZAN[Fr. < TRANQUILLISANT] ile/değil/yerine/=/||/<> SAKİNLEŞTİRİCİ
- TRANS ETKİSİ ile/||/<> TRANS ETKİLEME
( Trans etki kinetik labilize, trans etkileme termodinamik. )
( Formül: Pt(II) kompleksleri )
- TRANS FATTY ACID[İng.] ile/||/<> TRANS YAĞ ASİDİ
( Margarin kızartılmış ürünler puding vb işlenmiş gıdalarda bulunan ve doymamış yağ asitlerinin hidrojenizasyonu sonucu oluşan bir yağ asidi )
- TRANS SPECIES EVOLUTION[İng.] ile/değil/yerine/= GEÇİŞ TÜRLERİNİN EVRİMİ
( MHC alelik çeşitliliğin çok tercih edilen türü.
[ açıklamaların devamı için... bkz. >
evrimagaci.org/sozluk ] )
- TRANS/TRANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KENDİNDEN GEÇME
- TRANS YAĞ ASİDİ ile/||/<> TRANS YAĞ
( trans yağ asidi )
- TRANS ile SİS
( İkili bağ etrafında atomların karşılıklı olduğu izomer. İLE İkili bağ etrafında atomların aynı tarafta olduğu izomer. )
- TRANS[İng.] ile/||/<> TRANCE[Fr. < TRANSE] ile/||/<> TRANS[Fr.] ile/||/<> TRANS: KARŞI[Lat.] ile/||/<> TRANS[Alm.] ile/||/<> TRANS[Fr. < TRANSE]
( 1 Her bir homologda bir dominant ve bir resesif alelin bulunduğu bağlantı durumu 2 Moleküllerin stereoizomerlerinde atomların geometrik olarak farklı yönde yerleşmiş bulunmaları 3 Golgi kompleksinin olgunlaşma yüzü )
- TRANS ile TRANŞ ile TRANÇA
- TRANSACTION VOLUME[İng.] ile/||/<> İŞLEM HACMİ
( Belirli bir zaman diliminde yapılan işlemlerin sayısı )
- TRANSACTION[İng.] ile/değil/yerine/= İŞLEM
- TRANSACTINIDE ELEMENTS[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSAKTİNİT ELEMENTLER
- TRANSAMINATION[İng.] / TRANSAMINATION[Fr.] / TRANSAMINATION[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSAMİNASYON
- TRANSANDANTAL ESTETİK ile/ve/||/<> TRANSANDANTAL MANTIK
- TRANSANDANTAL[Fr. < TRANSCENDANTAL] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYÜSTÜ
- TRANSANDANTAL ile METAFİZİK
- TRANSANDANTAL ile TRANSANDANTALİST ile TRANSANDANTALİZM
- TRANSANDANTALİST[Fr. < TRANSCENDANTALISTE] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYÜSTÜCÜ
- TRANSANDANTAL/İST ile/değil/yerine/= DENEYÜSTÜ/CÜ / AŞKIN/CI
- TRANSANDANTALİZM[Fr. < TRANSCENDANTALISME] ile/değil/yerine/=/||/<> DENEYÜSTÜCÜLÜK
- TRANSATLANTİQUE[Fr. < TRANSATLANTIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANSATLANTİK
( Atlantik Okyanusu nu aşan Atlantik Okyanusu nu aşarak Avrupa ve Amerika arasında çalışan gemi )
- TRANSCENDENT ile IMMANENT
- TRANSCENDENT ile TRANSCENDENTAL
- TRANSCENDENTALISM/EXPERIMENTATION/EMPIRICISM/EMPIRICAL/EXPERIMENTAL[İng.] ile/değil/yerine/= TRANSCENDANTALISME/EMPIRISME/EMPIRIQUE/EXPÉRIMENTAL[Fr.] ile/değil/yerine/= EMPIRISMUS/EMPIRISCH/EXPERIMENTELL[Alm.] ile/değil/yerine/= DENEY
( Belirli bir varsayımın doğruluk durumunu değerlendirme ya da var olabilecek bağıntıları ortaya çıkarma amacıyla koşulların ya da bunların değişken durumlarının ve sonuçların gözlendiği planlanmış deneme. @@ 1. Fizik, kimya, biyoloji gibi derslerin öğretiminde doğal olayların bağıntıları ve yasaları üzerinde bilgi edinmek; varsayım olarak benimsenen bilim yasalarının doğruluğunu göstermek; belli bir doğa olayını, etmenleri denetim altında tutarak, sınıf ya da deney odasında öğrencilere göstermek için yapılan planlı deneme ya da sınama işi. 2. Bilinmeyen bir şeyi bulmak, bir ilkeyi, bir varsayımı sınamak amaciyle yapılan eylem ya da işlem. @@ (Deneysel tasarım) Etkenlerin bağımlı değişken üzerindeki etkilerini araştırmak üzere rasgelelik süreçleri kullanılarak yapılan denemeler. @@ Bilimsel araştırmanın gözlem ve varsayım basamaklarından sonra gelen, gözlenen olayları, benzerlerini ya da doğada gözlenmemiş olanları, çeşitli koşullarda ve özgül yöntemlerle deneylikte yapmak için uygulanan türlü etkinliklere verilen ad. @@ Bir değişkenin etkilerini gözlemek üzere koşulları hazırlanmış ya da amaçlı olarak düzenlenmiş gözlem ya da deneyleme sürecinin ürünü. @@ genel uygulayım: 1. Deneme işleminde yapılan iş, uygulama vb. 2. Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir varsayımı kanıtlamak ya da bir yasanın doğruluğunu ortaya koymak için yapılan işlem. @@ Gerçekliği olana ilişkin her çeşit yaşantı, algılama, duyumlama, verilmiş olma vb. İnsan yaşamında bilincin karşılaştığı şeylerin tümü. (Felsefede) Gerçeklik üzerine kavramsal olmayan her türlü bilginin temeli: Her bilimin güvenilir olabilmesi için deneye dayanması, öte yandan bilginin salt deneyle kalmaması gerekir. Deneyin bilimsel amaçlarla, düşünce yoluyla düzenlenmesi, karşılaştırılması, bağlantılar kurulması, giderek doğrulanması ve tamamlanması gereklidir. Yunanca peira (deneme, sınama) sözcüğünden iki dizi sözcük türetilmiş: I. (Soyut ve genel anlamda kullanılan) empeiria ve türevleri: empirik, empirizm; II. (Somut ve daha teknik anlamda kullanılan) experientia (Latince experiri = deneme, deney yapma) ve türevleri: expérimenter, experimental, expérimentation. @@ I- Empeiria = deney, yaşantı, görgü: Episteme' (bilim)ye karşıt olan: İşlenmemiş bir olay üzerine dayalı bilgi. Olaylardan doğrudan doğruya kendimizin bilgi edinmemizin yolu. Olaylardan edindiğimiz dolaysız bilgi. İnsanın kendi görmesi, kendi yaşantısıyle kazanmış olduğu şey; insanın kendi sınadığı deney. empirique = görgüsel deneysel, (deneyci): 1. Experimental (deneyimsel) ya da bilimsel olana karşıt olarak: Yöntemli bir denetlemeye baş vurmadan doğrudan doğruya, sıradan yapılan deney. 2. Ussal ve dizgesel olana karşıt olarak: Yapılan deneyin verilerini yorumlamak ya da ussal bir dizge halinde düzenlemek için usa baş vurmadan sıradan bir deneme düzeyinde kalan deney. 3. Bazen, ama yanlış olarak: experimentalle eşanlamlı: Yöntemli ve ussal biçimde yapılan deney; deneyci yöntem (méthode empirique). @@ Empirisme : bk. deneycilik, görgücülük @@ II. Experientia - deney : Deneyle sınama, araştırma, deneyimleme edimi (deneyim); olayların kesin, tam ve yöntemli bir biçimde araştırılabilmesi ya da gözlemlenebilmesi için olabildiğince değişken koşullar altında canlı olarak yapma bir biçimde oluşturulması; gözlem, deneyim, tümevarım yoluyla edinilen yöntemli, bilimsel deney; tümevarımlı bilgi (Bacon'dan beri) hem tümdengelimli bilgiye hem de sıradan deneye karşıt olarak kullanılmıştır. (Felsefede) 1. (Usa karşıt olarak) Bilgide kazanılmış olan (şey), bk. deneycilik. 2. Yapılmış olan deney: deneme, deneyler yapma eylemi, a. Edilgin olarak yapılırsa (sıradan deney) bilgi amacı yoktur, deneysel empirik bilgi verir; b. etkin olarak yapılırsa (bilimsel deney) bilgi aracı olarak özellikle bir varsayımı denetlemek içindir; deneylere dayanarak (experimental) bilgi elde eder. 3. (Geniş anlamda) Bir varsayımı denetlemek için yapılan her çeşit gözlem. @@ Expérimentation = deneyim: Bir doğruyu ortaya çıkarmak üzere deneyin (2 b anlamında) yöntemli bir biçimde kullanılması. Experimental = Deneysel: 1. Geniş anlamda (empirique'le eşanlamlı): Sıradan deneyi kullanır ve sonuçlar çıkarır. Deney odası (laboratuvar) tekniği kurulmadan önce de ruhbilim deneyseldi, ama empirik anlamında. 2. Empirik'e karşıt anlamda: bilimsel deneyi kullanır. Expérience morale = töresel deney (töresel yaşantı). Ahlak değerlerinin gerçekliği üzerine bir bilincin doğmasını sağlayan yaşanmış eylem. Expérience vécue (Erlebnis-Erfahrung), bk. yaşantı @@ Bilimsel birgerçeği ortaya çıkarmak, bir varsayımı denemek ya da kanıtlamak, bir yasanın doğruluğunu göstermek ereğiyle yapılan işlem. @@ Bilimsel araştırma yapmak, bir varsayımı ya da bir yasayı kanıtlamak için tasarlanarak yapılan ve belirli niceliklerin ölçülmesine, karşılaştırılmasına dayanan kılgıl çalışma. @@ (astronomi, fizik, kimya) @@ @@ Deneme işleminde yapılan iş. @@ 1. İstatistiksel açıdan, gözlemlerin veya ölçümlerin olası sonuçlarını elde etmek için kullanılan terim. 2. Test. )
- TRANSCRİBE[İng. < TRANSCRIBE] ile/değil/yerine/=/||/<> TRANSKRİBE
( Bir metnin çeviri yazısını yapmak anlamındaki transkribe etmek birleşik fiilinde geçen bir söz )
- TRANSCRIPT[İng.] ile/||/<> TRANSKRIPT[İng. < TRANSCRIPT]
( Başka nükleik asidi kalıp olarak kullanarak sentezlenen bir nükleik asit zinciri )
- TRANSDÜKSİYON/TRANSDUCTION[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİ
- TRANSDUKTORVERSTÄRKER[Alm.] ile/değil/yerine/= TRANSDÜKTÖR YÜKSELTECİ