( Karolenj dönemini izleyen ve Gotik'e geçişi sağlayan dönem. Bu dönem mimarisinde kitlesel görünüm, ağır bir taş işçiliği ve kaba oranlar dikkat çeker. İLE/||/<> Charlemagne(Şarlman) döneminde (IX. yüzyıl) gelişmiş olan sanat üslûbu. İLE/||/<> XVIII. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan ve aklın kurallarına karşıt, duyguların yansıtılmasına önem veren sanat akımı. İLE/||/<> Romantizme tepki olarak doğmuş, görünenin gerçekliği olduğu gibi tuvale aktarmayı amaçlayan sanat akımı. İLE/||/<> XVIII. yüzyılda ortaya çıkan süslemeci sanat akımı. Resim sanatında saray yaşamından alınan konular ön plana geçmiş, heykeller dekoratif amaçlı biblolara dönüşmüş, mimaride ise bitkisel motifli bezemeler tavan ve duvar yüzeylerinde süsleme amacıyla bolca kullanılmıştır. )
( Erkeklerin evin içinde giysisinin üzerine giydiği üstlük. İLE/VE/||/<> Kadınların evin içinde giysisinin üzerine giydiği üstlük. | Oda hizmetçisi kadın. )
( Motorlu taşıtlarda, direksiyon ile tekerlek arasındaki bağlantıyı sağlayan demir çubuk. | Bu çubuğun ayarı. İLE/VE/||/<>/> Aracın, direksiyon bırakılsa bile düz gitmesini ölçme ve ayarlama. )
( Yakaya vs. takılmak için çeşitli biçimlerde yapılan, bir kuruluşun simgesi sayılacak ufak kâğıt ya da metal nesne. | Musluğun, gizli döşenmiş boruya vidalandığı yerine çirkin görünüşünü kapatmak amacıyla kullanılan nikel ya da krom kaplanmış çember biçimli sac parça. )
( Divan Edebiyatı'nda, dört dizeden oluşan koşuk. İLE/<> Halk edebiyatındaki mani türüne benzeyen bir nazım birimi. [sadece Türk edebiyatında görülür] )
( ... İLE ... İLE İlk kez M.Ö. II. yy.'da Hipark tarafından bulunumuş ve Batlamyus tarafından kullanılmıştır. Bu alet ile yıldızların Arz'dan uzaklıkları ölçülürdü. Üstüne gökyüzü haritası çizilmiş hilâlî daire biçiminde bir tahtadan ibarettir. Akrep ya da ankebût denilen bir ibresi vardır. Bu ibre, ucuna fındık büyüklüğünde taş bağlanmış bir ipten ibarettir. Yıldızların seyri bu ip ile gösterilir, ölçümler bunun üzerinden ortaya çıkar. Kenarlarda da açılar, milyem ve grat hesapları yazılıdır. Halen astronomlar ve denizciler, geliştirilmiş usturlap kullanır. )
( Can, nefes. | Canlılık, duygu/his. | En önemli nokta, öz. | İspirto gibi uçucu gaz. | Melek, cin, hayali varolan. | Türk müziğinde en az beş-altı yüzyıllık bir mürekkep makam.[Zamanımıza kalmış bir örneği bulunmamaktadır.] İLE Yanak, yüz/çehre. | Anka kuşu. | Anka kuşuna adına verilen satranç taşlarından biri. | Dizgin. | Taç. | Taraf, yön. | Hasırotu. )
( Üzerine yazı yazılan kâğıt parçası. | Kısa mektup.[ŞUKKA] | Yama. | Dilekçe. İLE Üzerine yazı yazılan kâğıt parçaları. | Kısa mektuplar. | Yamalar. | Dilekçeler. )
( Kısaca Sabiha Sultan olarak bilinir. Sabiha Sultan Osmanlı Devletinin son Padişahı Sultan VI. Mehmet Vahdettin'in kızıdır. Rukiye Sabiha Sultan1894'te Ortaköy doğdu. Saraylarda büyüdü. Padişahın kızı olması nedeni ile o günün şartlarında iyi bir hayat yaşadı ama devam etmedi bu yaşamı. R. Sabiha Sultan'ı Mustafa Kemal Atatürk'e yakıştırdılar. Hatta pek çok kişi Atatürk'ün R. Sabiha Sultan'ı istediğini yazar ve ilave ederler. Mustafa Kemal Padişah'a damat olmak ve için R. Sabiha Sultan'ı eş almak istiyor... Oysa Saray çevresi R. Sabiha Sultan'ı Mustafa Kemal'e yakıştırırlar. Öyle ya Padişah kızı sıradan insanla evlenir mi? Ona münasip bir eş bulmak gerek. Bu düşüncelerle Mustafa Kemal'i uygun görürler ve durumu Mustafa Kemal'e anlatırlar. Mustafa Kemal "Buluşalım, konuşalım" der. Bu imkânsızdır. Hiç Padişah kızı taliplisi ile her hangi bir yerde görüşür mü? Bu düpedüz öneriyi reddetmek demektir. Yıllar sonra Sabiha Sultan'a durum sorulduğunda "Evet böyle bir görüşme olması istendi ama ben Ömer Faruk Efendi'yi seviyordum" der. Ömer Faruk Efendi, son Osmanlı Halifesi Abdülmecit Efendi'nin oğludur. Bu kişi ile evlendirilir. Cumhuriyet'in kurulması ve Osmanlı Hanedanı mensuplarının sürgüne gönderilmesi üzerine 1924 yılında yurtdışına gitti. İsviçre ve Fransa da bir süre kaldıktan sonra Mısır'a geçti. R. Sabiha Sultan 1948'de Mısır'da iken eşi Ömer Faruk Efendi'den boşandı. 1952'de Osmanlı hanedanı kadınlarının yurda gelebileceği yasasından yararlanarak yurda döndü ve Yeniköy'deki yalısına yerleşti. 1971 yılına kadar burada yaşadı ve son nefesini Yeniköy'de verdi. Aşiyan mezarlığına defnedildi. )
( Can ve gönülden eğilim/meyil. İLE Bir şeyin en sağlam tarafı, temel direği. | Kolon, direk. | Güçlü, nüfuzlu, önemli kişi. | İslâm tüzesinde/hukukunda sözleşmenin kurulmuş sayılması için bulunması gerekli şartlar. İLE Ağırbaşlılık, gururluluk. )
( Gülünç bir biçimde giyinip süslenen kadın. İLE Aşırı ve bayağı biçimde süslenip boyanmış kadın. [(Rusça) "SULUGA: Hizmetkâr, uşak." ya da (Tatarca) "ŞILGA: Hizmetçi kadın, cariye." sözcüğünden geldiği de iddia ediliyormuş"] İLE Seviyesi düşük, bayağı kadın. İLE Hareketlerinde serbest. | Neşeli, şen ve oynak. | Açık saçık, utanması olmayan. İLE Çıldırırcasına seven, bu yüzden perîşan bir halde, azgın ve baştan çıkmış deli gibi olan, iffetsiz kadın. İLE İğrenç ve bulaşkan. İLE Fitne ve fesâda teşvik eden, fenâlık yapan, ayartan. | Oynak kadın. | Câzibeli, gönül alıcı. İLE İffetsiz, namussuz kadın. İLE Erkekleri kendine bağlamasını bilen çok alımlı kadın. İLE Vaktini çok gezerek geçiren, evinde oturmayan kadın. | Aynı anda birden fazla kişiyle gönül eğlendiren kadın. | "Hayat kadını", fahişe. )
( Mekanik ve elektrikli düzeneklerde, kayma sürtünmesi yerine bir yuvarlanma sürtünmesini sağlayarak enerji kayıplarını azaltmak için yataklar ile muylular arasına yerleştirilen parça. )
( Eskiden kilise olan ve sonradan camiye çevrilen yeni camiin batı tarafında ve köşe başındadır. Osmanlı dönemi hamamlarından olup II. Dünya Savaşı sonlarına kadar kullanıldı. Bu tarihten sonra mağaza ve depo alarak kullanılan bu bina şimdi viran haldedir. )
( Köyün en önemli tarihi eserlerinden biridir. Cenevizliler tarafından yaptırıldığı söyleniyorsa da kalenin mimari yapısı itibariyle Osmanlılar döneminde ve 1769'da Anadolufeneri kalesi ile eş zamanlı yapıldığı kabul edilmektedir. Her iki kalenin Sultan III. Mustafa (1757 - 1774) tarafından 1768 ve 1789 yıllarında yapıldığı bazı eserlerde belirtilmektedir. Kale köyden biraz uzakta ve denize en uç noktada kayalıklar üzerinde yapılmıştır. Kale duvarlarının kalınlığı 2.70 metredir. Kalede 26 top yuvası vardır. Kale kapısı genişliği 4,50 metre olup dıştan çevresi yaklaşık olarak 260 metredir. Kale içinde sarnıç bulunmaktadır. Kale dışındaki bina kalıntılarının subay, erbaş lojmanı ve hastane binası kalıntıları olduğu kabul edilmektedir. Kale mükemmel yapısı ile hala kullanılabilir haldedir. Çok uzun yıllar Türk sinemasının film seti olarak kullanılmıştır, kullanılmaya da devam edilmektedir. )
( Sarıyer ilçesinin Karadeniz'e bakan en uç noktası olup Garipçe, Demirciköy ve Zekeriyaköy'den sınır alır. Kayalıklar üzerine kurulan köyün antik çağdaki isme Panyum veya Panium iken sonraları Fanaraki ve Fanariyan denilmiştir. Fanaraki ve Fanariyan (Avrupa Feneri" ya da "Küçük Fener" anlamını vermektedir. Köyün Rumeli yakasında olması nedeni ile isminin Rumelifeneri olduğu muhakkaktır. Fakat isimler değiştirilirken köye "Türkeli" ismi verilmişse de bu isim halk tarafından benimsenmediği için Rumelifener ismi kullanılmaya devam edildi. 1992 nüfus sayımına göre köyün nüfusu 1.486‘dır. )
( Rumelifeneri köyünde eski ve yeni mezarlık olmak üzere iki mezarlık bulunmaktadır. Ramazan Ağa camiinin ilerisindeki yeni mezarlıkta gömü yapılıyor. Limanın üzerindeki eski mezarlıkta ise gömü yapılmıyor. )
( Rumelifeneri Savaşı olarak bilinen savaş 1352'de Cenevizlilerle Venedikliler arasında geçti. Rumelifener önünde devam eden savaşı Cenevizliler kazandı. )
( Ramazan Ağa Camii yanında olan okul, 1945'te köylüler tarafından yaptırılan binaya taşınmış, eski bina ise cami lojmanı olmuştur. Uzun bir zamandan beri Garipçe Köyü öğrencileri de bu okulda eğitim görmektedir. )
( Türkiye'de ilk kez açılan 2007 yılında açılan Rumelifener Mahallesindeki Tahlisiye Müzesi, tahlisiyenin kuruluşundan günümüze kadar kullanılan alet - edavat, giysi, cihat, kayıtlar ve sair belgelerin sergilendiği bir müzedir. )