YEDİ YAZAÇLILAR

- TIRNAKLI ile/||/<> BİR HALI TÜRÜ. (*SENİRKENT -ISPARTA)

( Bir halı türü Senirkent Isparta )

- TIRPANA ile/||/<> RİNA

- TIRPANA[Yun. < ] ile/değil/yerine/=/||/<> TIRPANA

( Öz kedi balığıgillerden yan kanatları vücuduna yapışık uzun kuyruklu iri bir balık rina Raja batis )

- TIRPANA ile/||/<> TIRPANA[Yun.]

( anlamdaş rina Raja batis Köpekbalıkları Selachii takımının özkedibalığıgiller Rajidae familyasından bir balık türü Uzunluğu 2 5 m ağırlığı 75 kgr Sırtı kurşuni renkli olup dikensiz ve pulsuzdur Kuma gömülür Eti lezzetlidir Kuzey denizlerinde yaşar Köpek balıkları Selachii takımının öz kedi balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 cm kadar ağırlıkta dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü Rina Vatoz balıkları Rajiformes takımının vatoz balığıgiller Rajidae familyasından 2 5 m kadar uzunlukta 75 kg kadar ağırlıkta olabilen dikenleri ve pulları olmayan kuma gömülebilen bir balık türü rina Rumcadan alındığı anlaşılıyor Meyer TürkSt 25 Rumca δρεπάνι Türkçe tırpan biçimiyle birleştirmişse de Rumca karşılığının balık adı olarak kullanıldığını tespit edememiştir Georgacas FT 128 31 134 149 Rumca δρεπάνα veya τρυπάνα biçiminden geldiğini bildirmiştir Tzitzilise göre GrLw 532 bir çeşit deniz balığına verilen τούρπαινα adından alınmıştır )

- TIRPANLAMAK ile TIRPANLANMAK ile TIRPANLATMAK ile TIRPAN ile TIRPANA ile TIRPANCI/LIK

- TIRSMAK ile TIR ile TIRT ile TIRI VIRI

- TIRTIKLAMAK = ÇALMAK/AŞIRMAK

- TIRTIL, KEDİCİK, AMENTUM = SEBEL-İ MÜZEKKER = CHATON

- TIRTIL ile KESE BÖCEĞİ TIRTILI

- TIRTIL ile KIRLANGIÇ KUYRUĞU TIRTILI


- TIRTIL ile/değil/<>/> NİMFA ile/değil/<>/> KELEBEK

( Tırtılın, "son" dediği şeye, dünyanın geri kalanı, "kelebek" der. )

- TIRTIR ile/||/<> SAPAN LASTİĞİ. (İNÖNÜ -ESKİŞEHİR)

( Sapan lastiği inönü Eskişehir Ağızlarda turtar tıltar turtur olarak da geçer Türkçe tırtıl biçimi benzeşmezlik dissimilation sonunda oluşmuştur trtur caterpillar Rusça tyrtyr da Ermenice bir alıntıdır Vasmer REW 4 )

- TİRYÂKİ ile/değil/yerine/= DÜŞKÜN

- TİRYAKİ[Ar. < TİRYĀḲĪ] ile/değil/yerine/=/||/<> TİRYAKİ

( dudak tiryakisi sigara tiryakisi Afyon tütün kahve çay vb keyif veren maddelere alışmış olan kimse Bir şeye çok alışmış kendine huy edinmiş Karagöz oyununda yaşlı ve afyon içmeye alışmış kimse )

- TİRYAKİ ile/||/<> TİRYAKİ[Ar. < TİRYÂKİ]

( Kar Mahallenin yaşlısı afyona yakalanmış bir tiryaki Bu tip yarı uyur yarı uyanık bir durumda dolaşır Konuştuğu sırada birden horlayarak uyumaya başlar Mahalleli bu tiplerle alay etmek için çeşitli oyunlar yapar Gölge oyununun acı gülünç tipi Afyonludur sözlerinin ortasında uyur Gürültüden patırtıdan çok korkar Boş gezenin boş kalfasıdır ters dalgın tembel ve duygusuzdur Sürekli düş dünyasında yaşar Ruhsal açıdan hastadır )

- TISAB[İng.] ile/değil/yerine/= TİŞAT (TOPLAM İYONİK ŞİDDET AYARLAMA TAMPONU)

- TISS/THERAPEUTIC INTERVENTION SCORING SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= TERAPÖTİK GİRİŞİMSEL PUANLAMA DÜZENİ | GİRİŞİM PUANLAMA DÜZENİ

- TİŞYE/PARŞÖMEN ( < BERGAMA-PERGAMENT ):
Ak deri.

( Koyun, keçi, özellikle dana derisinden bir tür yazı kağıdı. )

- TİT/URINALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= TAM İDRAR TAHLİLİ

- [ne yazık ki]
PARA BATIRMA YANILIMINDA:
TITANIC
ile/ve/||/<>/> CONCORDE


- TITANIC ve/||/<>/> HALOMONAS TITANICAE

( Titanic, Atlas Okyanusu'nun 3657 m. derinliğine kadar battıktan sonra pasla beslenen Halomonas Titanicae adı verilen bir tür bakterinin, geminin yapımında kullanılan 50 bin ton demiri yavaş yavaş tükettiği ortaya çıkmıştır. )
( )

- TITANITE[İng.] / TITANITE[Fr.] / TITANIT[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTANİT

- TITICACA GÖLÜ[GÜNEYBATI]:
"HUINAMARCA GÖLÜ"
ile/ve/<> "PEQUENO GÖLÜ"

( Bolivya'lıların, gölün güneybatısında kalan, kendi taraflarında bulunan %40'lık bölümüne verdikleri ad. VE/<> Bolivya tarafındaki, gölün bu aynı küçük bölümüne, Peru'luların verdikleri ad.[Tiquina adlı dar bir boğazla ayrılmaktadır.] )

- TİTİZLENMEK ile TİTİZLEŞMEK ile TİTİZ/LİK ile TİTİZCE

- TİTİZLİK" ile/ve "ÜZERİNE TİTREMEK"

- TITRATION[İng.] / TITRAGE[Fr.] / TITRIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTRASYON

- TİTRE/TITER[İng.] ile/değil/yerine/= EŞ DERİŞİM

- ZITTERBEWEGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREK HAREKET

- TİTREK KAVAK ile/||/<> AKKAVAK ile/||/<> KARAKAVAK

( Avrupa Kuzey Afrika Ön Asya Kafkasya Sibirya Japonya ve Türkiyenin orman bölgelerinde yetişen çalı veya ağaççık hâlinde bir tür kavak acı kavak dağ kavağı Populus tremula @@ Söğütgillerden yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak akçakavak Hollanda kavağı Populus alba @@ Yüksekliği 35 metre kadar olabilen kabuğu koyu renkli bir tür kavak Populus nigra )

- TİTREK/LERZAN[Fars. < LERZĀN] ile/||/<> TİTREME/LERZE[Fars. < LERZE]


- TİTREME, KIRPIŞIM | KIRPIŞMA ile/||/<> KIRPIŞMA

( Sinema TV Saniyedeki resim sayısı gözün ağtabaka izlenimi süresinden az ya da buna yakın olduğunda ortaya çıkan ve görüntülükteki resmin atlamalı titrek olarak görünmesine yol açan durum pırıldama 1 )

- TİTREME, KIRPIŞIM | KIRPIŞMA ile/||/<> TİTREME

( Sinema/TV. Saniyedeki resim sayısı, gözün ağtabaka izlenimi süresinden az ya da buna yakın olduğunda ortaya çıkan ve görüntülükteki resmin atlamalı, titrek olarak görünmesine yol açan durum. @@ bk. pırıldama 1. )

- TİTREME ile ISPAZMOZ[Yun.]

( ... İLE Aşırı titreme, kasılma. )

- TİTREME ile/||/<> TİTREMEK

( Sinema TV 1 Sinema ya da almaç görüntülüğünde resmin sürekli olarak hafifçe kıpırdaması biçiminde ortaya çıkan durum 2 Bir filmin ya da mıknatıslı ses kuşağının seslendirme ya da okuma aygıtındaki geçişinde düzensizlikten dolayı sesin bozulması ışık titremesi İskelet kaslarının gözle görülür biçimde titremesi tremor Korku hipokalsemi hipomagnezemi ateşli hastalıklar ve elektrolit dengesizliği gibi nedenlerden kaynaklanır )

- TİTREME ile TİTREŞİM

( İHTİZÂZ ile ... )

- TİTREMEK/TİRİLDEMEK ile SAKIRDAMAK/SAKIRTI

( ... İLE Korkudan ya da soğuktan titremek. )

- TİTREMEK ile/ve/> SARSILMAK

- TİTREMLEMEK ile TİTREM ile TİTREME

- VIBRATION-ROTATION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE VIBRATION-ROTATION[Fr.] / SCHWINGUNGS-ROTATIONSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM-DÖNME TAYFI/SPEKTRUMU

- VIBRATION ENERGY LEVELS[İng.] / NIVEAUX D'ÉNERGIE DE VIBRATION[Fr.] / SCHWINGUNGSENERGIENIVEAU[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM ENERJİ DÜZEYLERİSEVİYELERİ


- VIBRATION QUANTUM NUMBERS[İng.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM KUANTUM SAYILARI

- SCHWINGUNGSQUANTENZAHL, VIBRATIONSQUANTENZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM KUANTUM SAYISI

- SCHWINGUNGSMITTELPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİM MERKEZİ

- TİTREŞİM ile/ve/<> DÖNÜŞÜM

- TİTREŞİMLİ | VİBRASYONLU ile/||/<> TİTREŞİM ÖNLEYİCİ | VİBRASYON TECRİDİ

- VIBRATIONAL RELAXATION[İng.] ile/değil/yerine/= TİTREŞİMSEL DURULMA

- VIBRATOR[İng.] / VIBREUR[Fr.] ile/değil/yerine/= TİTREŞTİRİCİ

- THIAMINE[İng.] / THIAMINE[Fr.] / THIAMINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYAMİN

- TİYATRO:
OYUNU, GERÇEKLEŞTİRMEK İÇİN
ve/||/<> GERÇEĞİ, OYUNLAŞTIRMAK İÇİN

- TİYATRO PİYESİ HALİNE İFRAĞ | OYUNLAŞTIRMA ile/||/<> OYUNLAŞTIRMA

( Başka türden bir yapıtı oyunlaştırma 1 Devinim konuşma yansılama gibi öğelerden yararlanarak doğa ve toplum olaylarının imgesel bir ortam içinde canlandırılması 2 Bir öykünün bir masalın ya da tiyatro türünden olmayan herhangi bir eserin teknik yönden oynanabilir duruma gelmesi 3 Çocukların tek tek ya da kümeler halinde kendilerini başkalarının yerine koyarak birtakım olayları ve insan ilişkilerini canlandırmaları etkinliği 1 Roman öykü ya da başka türde bir yapıtı sahne yapıtı biçimine sokma 2 Bir olayı ya da bir düşünceyi çok canlı ve somut bir biçimde anlatma )

- TİYATRO VE SİNEMA SALONLARI'NDA:
PARTER
ile/ve/||/<> BALKON ile/ve/||/<> LOCA[Fr. < İt.]

( İlk kat. İLE/VE/||/<> Asma kat/lar. İLE/VE/||/<> Bazı izleyicilerin oturduğu özel bölüm. | Masonların, toplantı yeri. )
( ... İLE/VE/||/<> Dışarı doğru, dışarıda. İLE/VE/||/<> İçeri doğru, içeride. )

- TİYATRO:
"ZENGİN MESLEĞİ"
değil/fakat ZENGİN MESLEK

- TİYATRO ile/>< ANTİTİYATRO[Fr.]

( ... İLE/>< Klasik tiyatro kurallarının dışına çıkan tiyatro türü. )

- TİYATRO ile/ve DİN

- TİYATRO ve/=/||/<> HALK SAĞLIĞI

- TİYATRO ile/ve/||/<> KUMPANYA[İt. < COMPAGNIA]

( ... İLE/VE/||/<> Genellikle yabancı sınai, ticari ortaklık. | Tiyatro topluluğu. | Aynı görüşü paylaşan, aynı eylemi yapanlar topluluğu. )

- TİYATRO ile PARADİ

( Tiyatroda üst kat galerisi. )

- TİYATROLAŞTIRMAK ile TİYATRO ile TİYATROCU/LUK

- THIONINE[İng.] / THIONINE[Fr.] / THIONINE[Alm.] ile/değil/yerine/= TİYONİN

- THIOUREA[İng.] ile/değil/yerine/= TİYOÜRE


- TLR ile/||/<> NOD ile/||/<> RIG-I

( Doğal bağışıklık sensörleri. )
( Formül: PAMP → PRR → İnflamasyon )

- TO ADOPT vs. "TO SUPPORT/LIKE"

- TO APPROVE vs. TO GET FIXED

- TO ARRANGE vs. TO ENTICE/SEDUCE/TEMPT

- TO ASCRIBE vs. TO RECONCILE

- TO ASK/REQUIRE vs./and TO BELIEVE

- TO ASSUME vs. TO PRESUME

- TO ATTRACT ATTENTION vs. TO AROUSE INTEREST

- TO BE CARRIED AWAY vs. SENSATION

- TO BE CONSOLED(/TO SOOTHE/DIVERT) vs. TO (BE) DECEIVE(D)


- TO BE DEVIDED vs. TO DISPERSE

- [not] TO BE DEVOTED vs. TO ATTACH IMPORTANCE/PRIORITY (IN NECESSARY/ENOUGH)

- TO BECOME LOFTY, (TO EXALT/SUBLIMATE) vs. TO RISE/INCREASE, (TO PROMOTE)

- TO BELIEVE vs. TO AGREE

- TO BELIEVE vs. TO GET BASE

- TO BELIEVE vs. WANT TO BELIEVE

- TO BELIEVE vs./and TO JOIN

- TO BREAK INTO PIECES vs. TO BE DIVIDED

- TO CENSOR vs. TO CENSURE

- [not] "TO CHEAT" vs. NOT ABLE TO EXPLAIN


- TO CHEAT vs. "TO CONCOCT"

- TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR UNKNOWN WORDS vs. TO CHECK/LOOK DICTIONARY TO/FOR [ESPECIALLY] KNOWN WORDS

- TO COMMEND vs. TO COMMENT

- TO COMPARE vs. "TO KNOCK"

- TO COMPOSE vs. TO COMPRISE

- TO CONCEPT vs. TO CONCEPTUAL

- TO CONFUSE vs. TO BOTHER

- TO CONFUSE vs. TO CALL

- TO CONFUSE vs. TO COMPARE

- TO CONFUSE vs. TO DELVE


- TO CONFUSE vs. TO FASTEN/ATTACH

- TO CONFUSE vs. TO LIKEN

- TO CONFUSE vs. TO LOSE

- TO CONFUSE vs. TO NOT CONFUSE

- TO CONFUSE vs. TO RECONCILE

- TO CONFUSE vs. TO REPLACE

- TO CONFUSE vs. TO RESEARCH

- TO CONFUSE vs. TO ROLL UP

- TO CONFUSE vs. TO TIDY UP

- TO CONFUSE vs. TO UNITE


- TO CONFUSE vs. TO SMUDGE

- TO CONTACT[İng.] ile/||/<> METTRE EN CONTACT[Fr.] ile/||/<> NEBENEINANDERSTELLEN[Alm.] ile/||/<> DEĞDİRME

( Ayrı ayrı katmanlanmış durumda bulunan katmanları yanyana getirme )

- TO CONTROL AT THE END vs. TO CONTROL AT THE BEGINNING AND CONTINUOUSLY

- TO CREATE vs./and TO ACCEPT AS PRESENT/EXIST

- TO DELUDE vs. TO DECEIVE

- TO DETERMINE vs. "TO ARRANGE"

- TO DETERMINE vs. TO PUT/BRING FORWARD

- TO DISCLOSE vs. TO EXPOSE/TO REVEAL vs. TO DIVULGE

- TO DISTORT vs. TO REFLECT BACK

- TO DON'T THINK vs. HAVEN'T THOUGHT ABOUT


- TO EXAGGERATE vs. TO DISTORT

- TO EXCLUDE vs. TO LEAVE OUT

- TO EXCLUDE vs. TO PRETEND NOT TO SEE/TO TURN A BLIND EYE

- TO EXPLAIN vs./and TO EXPLAIN TO/FOR TO LEARN

- TO FIND STRANGE vs. TO REGARD AS A STRANGER

- TO FINISH vs. CLOSING

- TO FINISH vs. TO CONSUME

- [not] TO FORGET vs. PASSING FAST

- TO GET ANGRY vs. TO GRUMBLE

- TO GET FINISH vs. TO RELEASE


- TO GET FURTHER/BEYOND vs. TO POSTPONE/DELAY

- TO GET IMPRESS vs. TO TAKE

- [not] TO GET/GIVE PROMISE vs. TO GET/GIVE APPROVAL/CONSENT

- [not] TO GIVE/TAKE WEIGHT instead TO CONTROL THE WEIGHT UP/DOWN

- TO GIVE/TO TAKE vs. SHARING

- TO GROW vs. TO DEVELOP

- TO INVOLVE vs. TO TALK ABOUT/ON

- TO KNOW vs./and TO BELIEVE

- TO KNOW vs./and TO KNOW THE HISTORY OF YOU KNOW/KNOWLEDGE

- TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST


- TO LEAN vs. TO LEAN AGAINST/OVER

- TO LEAVE vs. TO DIGRESS

- TO LISTEN/PRETEND TO LISTEN vs. INDIFFERENCE/UNCONCERN/NEGLIGENCE

- TO MAKE BETTER vs. TO CORRECT

- TO MAKE DIFFICULTIES vs. TO GET HOPELESSNESS/DESPAIR

- TO OBSERVE vs. TO SCAN

- TO OPEN vs. OPENING

- [not] TO PASS THE DAY instead LIVE THE DAY

- TO PREPARE vs./and RIGGING

- TO PRODUCE vs. TO CREATE


- TO PROJECT vs. TO ARRANGE

- TO PROTECT vs. ABSTAIN

- TO PROTECT/SAVE vs. TO WATCH FOR/TO PROTECT

- TO QUIT vs. ABANDONMENT/FORSAKE/RENOUNCE/LEAVE

- [not] TO REPLACE vs. TRANSFORMATION

- TO RESPECT vs. TO EXALT

- TO SAY DIRECTLY vs. TO SAY/TALK FRANKLY/OPENLY

- TO SCRATCH vs. TO DIG UP

- [not] TO SEE WORTHLESS/LITTLE vs. TO (HAD) BEEN FARAWAY

- TO SHOW vs. TO PRESENT


- TO SLOW DOWN vs. TO AVOID SHOWING OFF

- TO SMOOTH; TO CORRECT vs. TO PACK/TIDY UP; SUMMARIZE

- TO SPEND vs. TO CONSUME

- TO SUPPORT vs. TO ADVERTISE

- TO SWING UP AND DOWN[İng.] ile/||/<> OSCILLER (BALANCER)[Fr.] ile/||/<> PENDELN[Alm.] ile/||/<> SARKAÇLAMAK

( Türlü tutuş ve duruşlarda gergin durumda bulunan vücut bölümlerini kendi ağırlıklarıyla düşmeye ve sallanmaya bırakmak )

- TO TALK AT LENGTH vs. "TO PROLONG"

- [not] TO TALK FRANKLY vs./and EXPRESS IN DETAIL

- [not] TO TALK THE PROBLEMS AS PROBLEMS vs. TO TALK PROBLEMS AS VEHICLE FOR DEVELOPMENT/PROGRESS

- [not] TO TALK/WRITE vs./and/also TO DO(/MAKE)/TO APPLY

- [not] TO TEACH vs. TO EXPLAIN


- TO THINK and MANAGE TO NOT VAIN/WASTE TALKING

- TO THINK vs. TO IMAGINE

- TO TURN INSIDE OUT vs. TO REPLACE

- [not] TO UNDERSTAND WRONGLY vs. WRONG MEANING

- TO VERIFY vs. TO SUPPORT

- TO VISUALIZE LIKE HOW/WHAT YOU ARE vs. TO BE LIKE HOW/WHAT YOU ARE

- TO WORK vs. TO PRODUCE

- TOBACCO :/yerine TÜTÜN

- TODOROV, NİKOLAİ (BALTCHİK, BULGARİSTAN, 1964)

( Bulgaristan'ın Sofya Leviski kulübünden transfer edildi ve bir sezon (1996 - 1997) tescilli kaldığı Sarıyer S.K. da 21 lig ve 2 kupa maçı olmak üzere 23 resmi ve ayrıca 7 özel maçla birlikte toplam olarak 30 maçta oynadı. Lig maçlarında takımına 3 gol kazandırdı. Lig sonunda ülkesine dönerek Sarıyer'den ayrıldı. )

- TOE :/yerine AYAK PARMAĞI


- TOFU[JAPONCA] ile/değil/yerine/=/||/<> SOYA ETİ

- TOGA:
Bol ve kıvrımlı Roma giysisi.

- TOGGLE ile/||/<> OSCILLATOR ile/||/<> COUNTER

( Hücresel mantık devreleri. )
( Formül: dx/dt = α/(1+y^β) - x )

- TÖHMET[Ar. < TUHMET] ile/değil/yerine/=/||/<> SUÇLAMA

- TÖHMET[Ar. < TUHMET] ile/değil/yerine/= SUÇLAMA

( Birine yüklenen, işlenildiği sanılan fakat henüz aydınlanmamış olan suç, suçlama. )

- TOHUM KABUĞU, TESTA = KIŞR-I BEZR = ÉPISPERME, TÉGUMENT

- TOHUM[İng. SEED] ile/||/<> AÇIK TOHUMLU[İng. GYMNOSPERM] ile/||/<> FRUİTARYAN[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> MALTOZ[İng. MALTOSE] ile/||/<> MEYVE ile/||/<> MEYVECİL[İng. FRUITARIAN] ile/||/<> NİŞASTA[İng. STARCH] ile/||/<> YALANCI MEYVE[İng. PSEUDOCARP (FALSE FRUIT)]

( Ekildiğinde yeni bir bitki haline gelecek döllenmiş ve olgun bir yumurta. Besleyici göze olan endospermi (ya da perisperm) içerir ve genelde bir tane döllenmiş ovum (embryo) bulundurur. @@ Yaşamının haploit ve diploit evresi eşit olan ve meyve yaprağındaki tohum taslağının etrafı çevrili olmayan odunsu bitkiler. Polen tohum taslağının yüzeyinde filizlenir. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Çimlenmiş arpada, patates tohumlarında görülen bir disakkarittir. Moleküler formülü C12H22O11 olarak gösterilmektedir. Suda iyi çözünen bir disakkarittir ve tatlı bir tada sahiptir. Hidroliz yolu ile iki glikoz molekülüne ayrılır. Aynı zamanda alkol üretiminde önemli rol oynamaktadır. @@ Tohumlu bitkilerde döllenmeden sonra karpellerin gelişip olgunlaşması ile meydana gelen yapı. @@ Dini, siyasi, çevresel, kültürel, estetik ve ekonomik gibi nedenlerle hayvansal ürünler ve tahıllar olmadan meyve, sebze, kabuklu yemişler ve tohumlar içeren bir diyet uygulayan kişi. Kuru erik, fındık, hurma, domates, limon, mandalina, armut ve kabak gibi besinleri tüketir. @@ Deposal polisakkaritlerden biridir. Bitkilerde fotosentez sonucu üretilen glikozun fazlası nişastaya dönüştürülür. Bu nişasta; bitkinin kök, gövde, yaprak, meyve ve tohum gibi organlarında depolanır. Aynı zamanda patates, pirinç, arpa, buğday ve yulaf gibi besinlerde bol miktarda bulunur. @@ Bir çiçeğin yumurtalık haricindeki, bir başka bölümünün gelişmesi ile oluşan etli yerdir. Böyle meyvelerin etli bölümleri çiçek sapı, çiçek tablası, hatta çiçek örtüsü (çanakyapraklar ya da taçyapraklar) gibi parçaların gelişmesi ile ortaya çıkarlar. Elma, armut ve ayva örnek olarak verilebilir. Bir elmanın yenen bölümü etlenmiş çiçek tablasıdır. Tohumları içeren yumurtalık ise meyvenin ortasında bulunur; bu bölüm yenmez.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TOHUM YAPRAKLARI, KOTİLEDONLAR, ÇENEKLER = EVRÂK-I BEZRÎYE = FEUILLES SÉMINALES, COTYLÉDONS

- TOHUM:
YUMURTA
ile/ve/değil/||/<>/< DÜŞÜNCE

- TOHUM ile KENDİ KENDİNE AÇILMAYAN TOHUM


- TOHUM ile ŞEYTANARABASI

( ... İLE Bazı bitkilerin havada uçuşan uzun ve ince tüylü tohumu. )

- TOHUMLAMAK ile TOHUMLANMAK ile TOHUM/LUK ile TOHUMCU/LUK ile TOHUMLU ile TOHUM ZARI ile TOHUMLU BİTKİLER

- TOHUMLAR = BÜZÛRÂT = GRAINES

- TOHUMLU BİTKİLER ile/||/<> AÇIK TOHUMLULAR ile/||/<> ÇIPLAK TOHUMLULAR ile/||/<> KAPALI TOHUMLULAR

( Tohumu olan Tohumla üreyen )

- TOHUMLU BİTKİLER ile/||/<> ÇİÇEKLİ BİTKİLER

- TOHUMLU BİTKİ/LER ile/ve TOHUMSUZ BİTKİ/LER

( Döllenmiş yumurta hücresinin gelişerek tohum meydana getirdiği bitkiler. İLE/VE
Eşeyli ya da eşeysiz olarak üreyen, eşeyli üremede zigot ya da embriyonun etrafında besi doku bulunmayan, tohum oluşturmayan bitkiler. )

- TOHUMLULAR / KAPALI TOHUMLULAR

( Açık tohumlularla tohumlu bitkileri içine alan bitkiler dünyasının bir alt şubesi. )

- TOHUMUN:
İLK DURUMU
ile/ve/<> SON DURUMU

( Toprak içinde/altında. İLE/VE/<> Meyvesinin içinde. )
( İdea. İLE/VE/<> İdeal. )

- TOHUMUN:
YİTMESİ
ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< BİTMESİ/YEŞERMESİ

- TOİLETTE[Fr. < TOILETTE] ile/değil/yerine/=/||/<> TUVALET

( tuvalet ispirtosu tuvalet kâğıdı tuvalet masası tuvalet sabunu tuvalet takımı alafranga tuvalet alaturka tuvalet grantuvalet İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer abdesthane aralık ayakyolu yüznumara hacet yeri hela kabine kenef memişhane kademhane lavabo Yıkanma tıraş olma giyinme süslenme taranma işi gece kıyafeti Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne Sidik veya dışkı )

- TOILETTE[Fr.] ile/||/<> TUVALET[Fr.]

( 1 Yıkanma tıraş olma giyinme süslenme taranma işi Burada köylü hayatı yaşıyoruz O kadar tuvalete ihtiyaç yok Ziya Gökalp Ziya Gökalp ın Mektupları 28 Tuvalet masasının gözünü çekerek eline küçük bir defter geçirdi Peyami Safa Canan 11 Halide Hanım da biz karilere öyle tuvaletlerini bitirmiş kıyafetlerini düzeltmiş Ruşen Eşref Ünaydın Diyorlar ki 33 Yarı açık kalan gözlerini o kapatmıştı Hristiyan adetlerine göre tuvaletini o yapmıştı O giydirip kuşatmıştı Yakup Kadri Karaosmanoğlu Gençlik ve Edebiyat Hatıraları 43 Bir roman varmış saç tuvaleti gibi bir ismi var Nazım Hikmet Ran Kan Konuşmaz 263 Bu ikinci saç tuvaleti hani ona hiç de fena gitmezdi Haldun Taner Şişhane ye Yağmur Yağıyordu Ayışığında Çalışkur 68 Raketi ışıkları söndürülmüş bir evin tuvalet odasında atılı duruyor Selim İleri Ölünceye Kadar Seninim 103 Dördü de ayrı ayrı güzel olan bu dört hanımla dört saatten fazla vakit geçirdik aşktan izdivaçtan talâktan üçlü yaşamaktan tuvaletten güzellikten bahsettik Yahya Kemal Mektuplar Makaleler 58 Hoş erkekler saç ve baş tuvaletine daima cinsi bir cazibe vasıtası olarak ehemmiyet vermişlerdir Refik Halid Karay Kadınlar Tekkesi 224 2 Abiye Bu tuvaletle daha güzeldi Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur 121 Tuvaleti mübalağalıdır Göze çarpmak istediğini belli eden bir giyinişi vardır Peyami Safa Şimşek 45 Beyaz düğün tuvaletiyle başında kollarında bir sürü çiçek Reşat Nuri Güntekin Yaprak Dökümü 50 Tuvaleti pul pul gümüş elleri uzun bir şarkıcı kadın kulağına eğilmiş Attila İlhan Kurtlar Sofrası 56 Paris Paris diye fısıldayarak geçen buğulu tuvaletler aydınlatılıyordu Halikarnas Balıkçısı Ötelerin Çocuğu 32 Şeyin teyzekızının yolladığı tıbbiye çayında çektirdiği fotoğraftaki gibi kabarık etekli muare tuvalet diktireceğim Füruzan Kırk Yedililer 133 Diyarbakır da smokini tuvaletleri kabartılmış saçlarıyla Ankara daki kadronun küçüğü çıkacak nasılsa karşımıza Tomris Uyar Diz Boyu Papatyalar 89 Paris ten gelme tuvaletleri içinde birer olgun sosyete hanımefendisi olarak her görüşümde Çelebi den önce aldıkları edebiyat dersi ayrıntıları zihnime üşüşür ve beni gülümsetirdi Haldun Taner Ölür İse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil 50 Tuvaletlerle smokinlerle hatta allı pullu maskelerle başka gecelere başka çağrılara başka balolara katılacaklardı Selim İleri Hayal ve Istırap 29 Tuvaletle gittiğim ilk baloda giymiştim bunları Oğuz Atay Korkuyu Beklerken 28 Geçen yaz leylak renginde bir tuvalet giymiştiniz ama Boğaziçi leylakları tazeliğinde idi bu renk Refik Halid Karay 2000 Yılın Sevgilisi 252 Saffet le Şehper ablalarının göz kamaştırıcı tuvaletlerinden söz ediyorlardı Halide Edip Adıvar Handan 63 3 Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne Ortalarında hanımların yeni tuvalet contaları büyüklüğünde bir kutu var Ruşen Eşref Ünaydın C XIV 107 4 Sidik veya dışkı 5 İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer abdesthane ayakyolu yüznumara hacet yeri hela kenef memişhane kademhane Kapısı açık bir tuvalet gördüm Necip Fazıl Kısakürek Aynadaki Yalan 187 Mustafa tuvaletten bir türlü çıkmak istememiştir Yaşar Kemal Kimsecik 2 120 Umumi tuvaletlerde her yerde ama her yerde ikram edilen keskin Türk limon kolonyası ona ilk kez burada kötü gelmedi Buket Uzuner Uzun Beyaz Bulut Gelibolu 81 Dışişleri Bakanlığına atadığı Elizabeth Bagaya yı havaalanı tuvaletinde bir beyazla zina yaptığı gerekçesiyle sepetlemişti Tomris Uyar Gündökümü 45 Bu nedenle her türlü tesisatı özellikle tuvaletleri ve el yıkama yerlerini kullanırken bunlar kendi evinizdeymiş gibi kullanın Füruzan Kırk Yedi liler 438 Lüks bir otelin tuvaletine benziyor Adalet Ağaoğlu Gece Hayatım 155 Tuvalete gitti Bir daha görünmedi Halikarnas Balıkçısı Deniz Gurbetçileri 164 İnsan üç katlı nefis bir köşk yapıp tuvaletini unutur mu Enis Batur Kum Saatinden Harfler 140141 Ben de tuvalette yüzümü yıkadıktan sonra babama bir telgraf çekerek öğretmenim gelemeyeceği için beni almalarını bildirdim Oğuz Özdeş Şebnem 89 Sonra öğrendik Yatakhanede kimse uyanmadan kalkar ve gidip tuvalette gizlice çalışırmış Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı 49 Yerinde görmeyenler ya tuvalete ya da bir başka odaya gittiğini sanmışlar Pınar Kür Bir Cinayet Romanı 187 Hiç sevmiyorum uçaktaki daracık tuvaleti kullanmayı Ayşe Kulin Gece Sesleri 7 )

- TOK İKEN YEMEK YİYEN ile MEZARINI DİŞİYLE KAZAR

- TOK, MUSTAFA (TİREBOLU, 1956)

( İlk, orta ve lise öğrenimini Tirebolu'da tamamladı 1978'de Kocaeli Meslek Yüksek Okulu Makine, 1985'te de İ.Ü. Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünden mezun oldu. 1988'de Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümünde master yaptı, 1995'te aynı okul ve bölümde doktora eğitimini tamamladı. 1979 - 2001 yılları arasında Petrol Ofisi A.Ş. nin çeşitli kademelerinde görev yaptı. 2001 - 2007 yılları arasında çeşitli akaryakıt dağıtım şirketlerinde Marmara Bölge müdürü olarak çalıştı. 2008 yerel seçimlerinde CHP'den Sarıyer Belediye meclisine üye seçildi. Bel. Bşk. Yardımcısı olarak görev yaptı. )

- TOKA ile FİRKETE[İt.]

( ... İLE Kadınların, saçlarını tutturmak için kullandığı, U biçimindeki naylon, tel ya da bağdan saç tokası. )

- TOKALAŞMAK ile TOKALAŞABİLMEK ile TOK ile TOKA ile TOKALI ile TOK TOK ile TOKASIZ ile TOK SÖZLÜ/LÜK ile TOK KARNINA

- TOKAMAK ile/||/<> STELLARATOR

( Tokamak akım sürücü toroidal İLE stellarator harici alan kararlı. )
( Formül: ITER İLE W7-X )

- TOKAMAK ile/||/<> STELLARATOR ile/||/<> ICF

( Plazmayı simit biçiminde bir manyetik alanla hapsedip füzyona zorlayan düzenektir; alanın bir bölümünü plazmadan geçen akım üretir, bu yüzden çoğunlukla darbeli çalışır. @@ Aynı hapsi, tümüyle dıştan sarılmış karmaşık burulmuş bobinlerle sağlayan düzenektir; plazma akımı gerektirmez, sürekli çalışabilir ama yapımı zordur. @@ Küçük bir yakıt hedefini güçlü lazerlerle her yandan sıkıştırıp bir an için füzyon koşuluna getiren yöntemdir. İlk ikisi manyetik hapis, üçüncüsü ani sıkıştırmadır. )
( Formül: Q = P_out/P_in > 1 )

- TOKAMAK[İng.] / TOKAMAK[Fr.] / TOKAMAK[Alm.] ile/değil/yerine/= TOKAMAK

- TOKAT ARSIZI ile/||/<> SİLLE TOKAT ile/||/<> OSMANLI TOKADI

( El içi ile vuruş )

- TOKATLI, FAZIL (İST. 1953)

( Üniversite öğrenimini mühendis olarak tamamladı ve iş hayatına tekstil sanayici ve ihracatçısı olarak atıldı. Sarıyer Spor Kulübü'nde 1 dönem yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptı. Fenerbahçe Spor Kulübü'nde de yönetim kurullarında görev aldı. )

- TOKEN EKONOMİ SİSTEMİ/TOKEN ECONOMY SYSTEM[İng.] ile/değil/yerine/= ÖDÜL BİRİKTİRME YÖNTEMİ

- TÖKEZLEMEK ile TAKILMAK

- TOKGÖZLÜ ile/||/<> TOK KARNINA ile/||/<> TOK SÖZLÜ ile/||/<> TOK TOK ile/||/<> GÖNLÜ TOK ile/||/<> GÖZÜ TOK ile/||/<> KARNI TOK

( Açlığını gidermiş doymuş aç karşıtı Sık ve kalın dokunmuş kumaş Kalın ve gür ses Sevgi sevecenlik başarı para mal vb şeyleri elde etmiş ve bunlara kavuşmuş olan )

- TOKLUK (DUYUSU):
MİDE DUVARINDA
ve BEYİNDE

( Önce mide duvarında ve şişkinlikle yaşanır. 20 dakika sonra da beyinde. )

- TOKMAK ile FİLARİZ

( ... İLE Keten dövmeye yarayan tokmak. )

- TOKMAKBAŞ ile/||/<> TOKMAK TOKMAK ile/||/<> KAPI TOKMAĞI

( Ağaçtan yapılmış iri çekiç Kapıya asılı duran ve kapıyı çalmaya yarayan türlü biçimlerde metal parça Kapı kolu yerinde bulunan ve kapıyı açmaya yarayan topuz Dibekte dövme işi için kullanılan ağaçtan araç Davul vb vurmalı çalgıları çalmakta kullanılan ve çalgının bir parçası olan araç Toprağı düzeltmek ezip sıkıştırmak için kullanılan saplı yassıca kütük parçası )

- TOKSİK[Fr. < TOXIC] ile/değil/yerine/=/||/<> ZEHİRLİ

- TOKSİK, ZEHİRLİ | AĞILI ile/||/<> AĞILI

( Bir canlı ya da cansız özdek üzerinde ağı etkisi yapan özdek )

- TOKSİK[İng./Fr. TOXIC]["TOK SİK" değil!] ile/değil/yerine/= ZEHİRLİ

- TOKSİKOLOG/TOXİCOLOGUE[Fr. < TOXICOLOGUE] ile/||/<> TOKSİKOLOJİ/TOXİCOLOGİE[Fr. < TOXICOLOGIE] ile/||/<> VİROLOJİ/VİROLOGİ[Fr. < VIROLOGI] ile/||/<> VİRÜS/VİRUS[Fr. < VIRUS] ile/||/<> ANTİVİRAL/ANTİVİRAL[Fr. < ANTIVIRAL] ile/||/<> ÜROLOG/UROLOGUE[Fr. < UROLOGUE] ile/||/<> ÜROLOJİ/UROLOGİE[Fr. < UROLOGIE] ile/||/<> ÜROKÜLTÜR/UROCULTURE[Fr. < UROCULTURE] ile/||/<> VİROLOG/VİROLOGUE[Fr. < VIROLOGUE]

( Toksikoloji ile uğraşan kimse )

- TOKSİKOLOJİ[İng. TOXICOLOGY] ile/||/<> EĞİTİM[İng. EDUCATION] ile/||/<> İN VİTRO[İng. IN VITRO] ile/||/<> ORTAK KÜLTÜR[İng. CO-CULTURE] ile/||/<> PATOLOJİ[İng. PATHOLOGY]

( Zehirleri ve zehirlerin biyolojik organizmalara olan etkilerini inceleyen bilim dalıdır. Biyokimya, histoloji, farmakoloji, patoloji ve diğer birçok disiplinle etkileşim halindedir. Toksik yani zehirli maddelerin incelenmesi ve sınıflandırılması ilk olarak 19. yüzyılda Mathieu Orfila tarafından gerçekleştirilmiştir. Mathieu Joseph Bonaventure Orfila, sıklıkla "Toksikolojinin Babası" olarak anılırdı. 19. yüzyılın ilk büyük adli tıp uzmanı olan Mathieu Orfila, kimyasal analizi adli tıbbın rutin bir parçası haline getirmek için çalıştı. Orfila aynı zamanda halk sağlığı sistemlerini ve tıp eğitimini geliştirmek için de çalıştı. @@ Eğitim insanın doğasında var olan bütün bilgi ve kabiliyetleri baz alarak onu yönlendirmek, geleceğe hazırlamak, hayatı boyunca gerekli bilgiyi nasıl elde edeceğini öğrenmesine yardımcı olmaktır. @@ Latince "cam içinde" demektir. Hayvan ya da bitki gözelerinin/dokularının canlı dışında ; petri, ependorf tüpü, kültür flaskı içinde yaşam döngülerine devam ettiği ortamlardır. Bu ortamlar üzerinde, ilaç sanayisi, toksikoloji deneyleri, fizyoloji çalışmaları yapılmaktadır, bu biçimde hayvan deneyleri azaltılıp kültür ortamına geçişi amaçlamaktadır. @@ Organ-Organ etkileşimi olan organların (Karaciğer-Böbrek, Mide-Bağırsak, Akciğer-Karaciğer vb.) sinerjisini, gelişim fizyolojisini, toksikolojisini ve metabolizmasının göze kültürü ortamına ko-kültür ya da ortak kültür denir. Ko-kültür iki monokültürün (tekli göze kültürü) aynı mekanizmada (ortamda) bulunmasıdır. @@ Hastalıkların başlangıç nedenleri (etiyolojileri), adım adım ilerlemeleri (patogenez) ve normal yapı ve işlev üzerindeki etkileri ile ilgilenen bilim dalı ya da hastalık, hasta şikayetleri (semptomlar) ve/veya dikkatli bir gözlemcinin ölçümleri (belirtiler) ile ortaya çıkan, normal bir fenotipten (genom ve çevreye bağlı gözlemlenebilir özellikler) tanımlanabilir bir sapma.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TOKUŞMA ile/||/<> ...

( Tetikte ve dikkatli olan iki güreşçinin açık vermemek için eğik durup kafalarını birbirine dayaması )

- TOLERANS[Fr./İng. < TOLERANCE] ile/değil/yerine/= HOŞGÖRÜ | YANITSIZLIK | KATLANIM | DAYANABİLİRLİK | ALIŞMA

( Hoşgörü. | İşlenmiş bir parçanın yapım ölçüsünde olabilecek özür payı. | Yüksek dozda verilen herhangi bir ilâca karşı gövdenin gösterdiği dayanma gücü. | Sürekli aynı dozun kullanılması sonucu bir ilâcın etkilerinin giderek azalması durumu. )

- TOLGA ile TOLGALI ile TOLGASIZ

- TOLKŞOV[İng. < TALK SHOW] ile/değil/yerine/=/||/<> SÖZ GÖSTERİSİ

- TOLLENS REAGENT[İng.] / TOLLENS REAGENZ[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLLENS BELİRTECİ/REAKTİFİ

- TOLSTOY ile TOLSTOY

( Lev İLE Aleksey Nikolayeviç )
( 09 Eylül 1828 - 20 Kasım 1910 ile 10 Ocak 1883 - 23 Şubat 1945 )

- TOLU BALSAM[İng.] / BAUME DE TOLU[Fr.] / TOLUBALSAM[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLU BALZAMI

- TOLUENE, TOLUL[İng.] / TOLUÉNE[Fr.] / TOLUOL[Alm.] ile/değil/yerine/= TOLUEN

- TOLUENE[Fr. < TOLUÈNE] ile/değil/yerine/=/||/<> TOLÜEN

( Maden kömürü katranından çıkarılan eritici ve leke çıkarıcı olarak kullanılan yanabilir sıvı hidrokarbür CH )

- TOMATO :/yerine DOMATES

- TOMBALA[İt.]

( Torbadan, numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir oyun. | Bu oyunda kartın tamamı doldurulduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenilen söz. )

- TOMBALA[İt. < TOMBALA] ile/değil/yerine/=/||/<> TOMBALA

( Torbadan numaralı taşlar çekilerek üzerinde numara yazılı kâğıtlarla oynanan bir talih oyunu Bu oyunda kartın tamamı doldurulduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz )

- TOMBALA ile TOMBALAK ile TOMBALACI/LIK

- TÖMBEKİ ile/||/<> NARGİLE TÜTÜNÜ

- TOMBİK ile/||/<> TOMBİLYA | USKUMRU ORKİNOSU

( Uskumru orkinosu. )

- TOMURCUKLANMA[İng. BUDDING] ile/||/<> EŞEYSİZ ÜREME[İng. ASEXUAL REPRODUCTION] ile/||/<> VEJETATİF[İng. VEGETATIVE]

( Ana canlıdan çıkıntı oluşması yoluyla gerçekleşen eşeysiz üreme biçimi. Oluşan çıkıntı yeterince büyüdükten sonra ana canlıdan ayrılır ya da ana canlıya bağlı kalarak koloni oluşturur. Bu üreme biçimi hidra ya da maya mantarlarında görülebilir. @@ Cinsel bir işleme bağlı olmayan herhangi bir üreme biçimi. Tek bir bireyi içerir. Hücre bölünmesi, parçalanma ya da tomurcuklanma ile çoğalma. @@ (Biyolojide) Doğal (tomurcuklanma, rizomlar, koşucular, vb.) ya da yapay (aşılama, katmanlama ya da çelik alma) olarak eşeyli üreme haricindeki yollarla elde edilen bitkinin büyümesi ve gelişiminin belirli bir aşaması ya da özelliğiyle ilgili.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- TON BALIĞI ile/||/<> ORKİNOS ile/||/<> SARI YÜZGEÇLİ TON ile/||/<> BÜYÜK GÖZ TON ile/||/<> ALBAKOR

( Uskumrugillerden boyu 25 metre kadar olabilen eti yenir bir balık istavrit azmanı orkinos Thunnus )

- TON TON ile/ve/||/<> BABACAN

- TON/TONE[İng.] ile/değil/yerine/= TINI, TİTREM


- TON[Fr. < TONNE] ile KİLOTON[Fr.]

( Bir metreküp hacminde ve + 4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. İLE Değeri bin ton olan kütle birimi. )

- TON[Fr. TONNE] ile TON[Fr.]/ÖTÜM/TİTREM ile TON[Fr. THON COMMUN]/İSTAVRİT AZMANI/ORKİNOS/TUNNY[İng. < Lat. THUNNUS ALALUNGA]

( Bir metreküp oylumda ve +4 °C'deki arı suyun ağırlığı. | Bin kilogramlık ağırlık birimi. @@ İnsan ya da çalgı sesinin yükseklik, alçaklık derecesi. | Konuşmada, selenin kişinin "düşünce ve duygularını yansıtacak biçimde çıkması". | Bir rengin koyuluk ya da açıklık derecesi. | Ses titreşimlerinin birbirine göre yükseklik alçaklık durumu. @@ Uskumrugillerden, boyu 2,5 metre kadar olabilen bir balık. )

- TONAJ/TONNAGE[Fr. < TONNAGE] ile/||/<> TONİLATO/TONNELLATA[İt. < TONNELLATA]

( Bir taşıtın alabildiği ton miktarı Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi )

- TONAJ ile/||/<> TONNAGE[İng.] ile/||/<> TONNAGE[Fr.] ile/||/<> TONİLATO[İt. < TONNELLATA]

( Genellikle gemilerin taşıyabilecekleri ton yönünden yükün niceliği İtal tonellato ton )

- TONIGHT :/yerine BU GECE

- TONİK/TONIC[İng.] ile/değil/yerine/= GERGILİ | GÜÇLENDİRICİ

- TONIQUE/TONALITÉ/SONORISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= SONORISATION, VOICING[İng.] ile/değil/yerine/= SONORISIERUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= TONLU

( Tonun bulunduğu ( hece ). )

- TONİQUE[Fr. < TONIQUE] ile/değil/yerine/=/||/<> TONİK

( Organları uyaran ve güçlendiren ilaç Bazı içkilere katılan sıvı madde Cilt bakımında kullanılan yüze ve boyna sürülen losyon )

- TONLULAŞMA | TONLULAŞMAK | TONLULUK ile/||/<> TONLU ÜNSÜZ | ÖTÜMLÜ ÜNSÜZ | YUMUŞAK ÜNSÜZ | SEDALI ÜNSÜZ | YUMUŞAK SESSİZ ile/||/<> SEDALILAŞMA | SEDALILAŞMAK | SEDALILIK ile/||/<> ÖTÜMLÜLEŞME | ÖTÜMLÜLEŞMEK | ÖTÜMLÜLÜK

- TONNAGE[Fr. < TONNAGE] ile/değil/yerine/=/||/<> TONAJ

( Bir taşıtın alabildiği ton miktarı Bir ticaret gemisinin iç hacminin hesaplanmasıyla bulunan taşıma kapasitesi )

- TONOZ[Yun.] ile AĞTONOZ

( Biçimi, alttan içbükey olmak üzere, taş ya da tuğla ve harçla örülmüş yarım silindir biçiminde tavan. | Bir kemerin ötelenmesi ile meydana gelen örtü. İLE Gotik mimarlıkta kullanılmış, ağ biçiminde, parçalı tonoz. )

- TONSUZLAŞMA | TONSUZLAŞMAK | TONSUZLUK ile/||/<> TONSUZ ÜNSÜZ | ÖTÜMSÜZ ÜNSÜZ | SEDASIZ ÜNSÜZ | SERT SESSİZ ile/||/<> SEDASIZLAŞMA | SEDASIZLAŞMAK | SEDASIZLIK ile/||/<> ÖTÜMSÜZLEŞME | ÖTÜMSÜZLEŞMEK | ÖTÜMSÜZLÜK