( mantıksal çatışkı Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği Kantta Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler Kant dört türlü çatışkı ayırır 1 Sav Evren uzay ve zaman bakımından sonludur karşı sav sonsuzdur 2 Sav Herşeyin kendilerinden kurulduğu son yalın parçalar vardır karşı sav yoktur 3 Sav Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır karşı sav evrende özgürlük yoktur her şey doğa yasalarına göre olup biter 4 Sav Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır karşı sav böyle bir varlık yoktur Kanta göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur çatışkı )
( bk. mantıksal çatışkı. @@ Yasaların ya da önermelerin kendi aralarında çelişikliği. (Kant'ta) Usun kendi içinde zorunlulukla düştüğü çelişmeler. // Kant dört türlü çatışkı ayırır: 1. Sav: Evren, uzay ve zaman bakımından sonludur; karşı sav: sonsuzdur. 2. Sav: Herşeyin kendilerinden kurulduğu son, yalın parçalar vardır; karşı sav: yoktur. 3. Sav: Evrende özgürlükle olan bir nedensellik vardır; karşı sav: evrende özgürlük yoktur, her şey doğa yasalarına göre olup biter. 4. Sav: Evrenin nedeni olan zorunlu bir varlık vardır; karşı sav: böyle bir varlık yoktur. Kant'a göre bu sorunların savları da karşı savları da aynı kesinlikle tanıtlanabilir. Oysa birbirine karşıt olan iki önermenin ikisini de doğru saymakla çelişmeye düşülmüş olunur.@@bk. çatışkı )
( Ortak nitelikleri bulunan nesne ya da kavramlar arasında benzerlik kurma sanatı. İLE/VE
Bir sözcüğü kendi anlamı dışında kullanarak, bir şeyi benzediği başka şeylerin adıyla anma sanatı. İLE/VE
Sözcükleri gerçek anlamları dışında kullanma sanatı. İLE/VE
Bir sözcüğü, benzetme amacı gütmeden, başka bir sözcük yerine kullanma sanatı. [iki nesne/kavram arasında çok çeşitli ilişkiler kurulmasıyla] İLE/VE
Bir sözü, hem gerçek, hem de mecâzî anlamıyla kullanma sanatı. [Söylenilen sözün gerçek anlamından bir sonuç çıksa da geçerli olan mecâzî anlamıdır][alay, sitem, şaka gibi kullanımlarda] İLE/VE
Birini eleştirme, küçük düşürme ya da alay etmek amacıyla söylenilmek istenileni tam tersi bir anlamda bir sözle, incelikle ve lâtîfeyle[espriyle] anlatma sanatı. İLE/VE
Teşhis, cansız varolanları ya da hayvanları kişileştirme sanatı. [FABL] | İntak, nesneleri konuşturma sanatı. )
( Teşbih yapmakta "hata/sakınca/yanlışlık olmaması". DEĞİL Yapılan teşbihte/benzetmede, hatanın/yanlışın/ilişkisizliğin olmaması gerekliliği. [Olabildiğince özen gösterilmesi gerektiği.]
Hangi benzetmeyi yaparsak yapalım, önemli değildir anlamına gelmez. Benzetme(teşbih) yapacağımız zaman hata yapmama ve keyfiyet olmaması gerekliliğini anlatır! [Teşbih sözcüğünden sonra virgül/duraklama çok önemli!] )
( Halk arasında daha çok, "yapılan benzetmeden alınılmamasını dilemek için" "söylenilir" fakat bu, yanlış kullanımdır. )
( Her şey, herşeyle dolaylı olarak bağlantılandırılabileceğinden,
hiçbir şeyi, hiçbir şeyle doğrudan bağlantılandırmamakla başlar her şey. )
( Bulgu Aristotelesin Poetiko adlı kitabındaki bölümleme Bir yabancıyı bir işaretten taşıdığı eşyadan yaptığı hareketlerden tanıma Aristoteles bunu şöyle bölümlemiştir 1 Dış işaretlerden benler yaralar 2 Bir kimsenin kendini ele vermesiyle 3 Anıların canlanması ile 4 Benzer yanlar bularak mantık yoluyla 5 Oyunun gelişim süresi içinde tanıma Aristotelese göre dram sanatı için en ustacası sonuncusudur Daha önce görülmüş ya da öğrenilmiş bir kişi ya da nesneyle karşılaşınca anımsayarak o olduğunun ayırdına varma 1 Daha önce bilinen bir şeyi bir kimseyi anımsama 2 Bir şey ya da bir kimse ile ilgili doğru ve tam bilgisi bulunma 3 Var olan bir şeyi algılama Bir nesne ya da özelliği tanımlama ve çözümlemelere elverecek biçimde başkalarından ayırabilme durumu Herhangi bir olayda işlemin kişisel olarak yapıldığının karşılıklı olarak tanımı ve açıklanması daha önce görülen bilinen bir kimse veya şeyle karşılaşıldığında bunun kim veya ne olduğunu anımsamak daha önce görmüş olmak bilmek bilip ayırmak seçmek ayırt etmek )
( 1 genel uygulayım Bir işin sağlanması için kullanılması gereken araç gerecin uygun yerlere yerleştirilmesiyle oluşan düzen 2 mekanik Bir düzen içinde kullanılan araç gereç ya da aygıtların tümü 3 döşem Bir akışkanın dağıtımını kullanımını sağlayan boru donanımı )
( sıhhi tesisat pis su tesisatı Belli bir işin sağlanmasına yardım eden araçların uygun yerlere döşenmesi veya döşenen bu araçların tümü döşem donanım )
( Sedye. | Eskimiş yapılarda malzeme taşımak için kullanılan, dört kollu ve iki kişinin taşıdığı tahta araç. @@ Pusula. | Bir iş için izin verildiğini bildiren resmî kâğıt. | Askerlik görevinin bittiğini bildiren belge. @@ Divan şairlerinin yaşamlarını ve şiirlerini genellikle öznel bir bakış açısıyla değerlendiren yapıt. )
( Derleme şekil eki morfem yapı eki tekil eki Sözcük kök veya gövdesine getirilerek sözcüğün yeni bir kavram kazanmasını sağlayan ek lik gözlük ci evci li evli ine sevinç gi sevgi daş vatandaş dır sevdir in sevin leyin geceleyin vb Kelime kök ve gövdelerine getirilerek yeni kavramların yansıtılmasını kavramlara karşılık yeni kelimeler yapılmasını sağlayan ek lIk lUk odunluk dizlik yakınlık ÇI ÇU yarışçı izci lI lU tuzlu AcAk yiyecek yakacak IcI UcU sızıcı itici görücü A boşa yaşa dAş addaş adaş yoldaş ülküdeş l yarıl kırıl lA başla izle tuzla I n U n sevin soyun I ş U ş koşuş üşüş vb Türkçede yapım ekleri addan ad addan fiil fiilden ad ve fiilden fiil türeten ekler olmak üzere dört tür oluşturur Karşıtı çekim eki dir Azerbaycan Türkçesi sözdüzäldici şakilçi Türkmen Türkçesi söz yasaycı affiks goşulma laf kurucu afiks Özbek Türkçesi yasóvçi qóşimça Uygur Türkçesi söz yasiğuçi qoşumçä Tatar Türkçesi süz yasağıç yasağıç quşimça süz yasawçi quşimça Başkurt Türkçesi hüz yahawsı affiks yalgäw söz yaratıwçu koşumça söz etegen koşumça söz yaratagan koşumca Krç Malk söz kurawçu affiks calgaw Nogay Türkçesi söz yasawış kosımşa Kazak Türkçesi söz turdıruwşı jurnak sözjasamdık jurnak Kırgız Türkçesi söz casoo afiksi müçösü Alt sös büdüreeçi kojulta Hakas Türkçesi sös püdîrceňhozım Tuva Türkçesi çogaadılga kojumaa Rusça slovoobrazuyuşçiy affiks )
( Olayları karşıt ve etkileşen iki öğeye dayanarak açıklayan yaklaşım Birbirinden ayrı birbirinden bağımsız birbirine geri götürülemeyen birbirinin yanında ya da karşısında bulunan iki ilkenin varlığını kabul eden görüş Şu türleri vardır 1 Dinsel görüşte İki Tanrının biri iyi biri kötü var olduğunu öne süren anlayış Mani dini 2 Tanrıbilimde İnanç ve bilgi yaratan ve yaratılan karşıtlığını savunan görüş 3 Fizikötesinde Varlık ve oluşun idea ve görüngünün beden ve ruhun ben ve benolmayanın bilinç ve cisimler dünyasının birbirine karşıt ilkeler olarak varolduğuna inanan görüş 4 Ahlak felsefesinde Usu ve duyarlığı ödev ve eğilimi birbirine karşıt ilkeler olarak benimseyen görüş Karşıtı tekçilik Aynı toplumda iki ayrı iktisadi yapının veya piyasanın birarada bulunması )
( Sinema TV İki kilovat gücünde toplayıcı ışıldak Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 1 Osmanlı ülkelerinde bir ara kullanılan gümüş ve bakır karışımı paranın adı 2 dichotomy Değişim oranının iç piyasada emek değer yasasınca uluslararası piyasada karşılıklı istem yasasınca belirlenmesine dayanan ve J S Mill tarafından ileri sürülen görüş 3 klasik ikilik Bazı dillerde adların zamirlerin teklikçokluk açısından iki varlığı iki nesneyi belirtmesi çekimli fiilerde iki kişiyi göstermesi İkilik şekli Arap Yunan ve Sanskrit gibi dillerde var olan bir şekildir Dilimizde ikilik yoktur Yalnız Türkçeye Arapçadan girmiş olan bazı eski kelimelerde veya Osmanlıca metinlerde göze çarpar An ve Ayn ekleri ile kurulur tarafeyn iki taraf ebeveyn anababa haremeyn Mekke ve Medine kamereyn ay ve güneş devleteyni fahîmeteyn iki büyük devlet vb Arapçada ikilik çekimli fiilerde de kurallı olarak kullanılmaktadır ketebâ iki erkek yazdı ketebetâ iki kadın yazdı ketebtümâ iki erkek veya iki kadın yazdınız tektübâni iki erkek veya iki kadın yazarsınız gibi )
( Sinema Açındırma sonunda ışıklanmamış gümüş bromürün ortadan kaldırılarak resmin ışıktan etkilenmemesini sağlama görüntü saptama Bir nesne ya da durumun ayırıcı özellikleriyle tanınması ya da bir konunun gözleme ya da ölçüye vurularak ayrıtlarıyla belirlenmesi 1 sinema Yıkanmış bir duyarkatın gümüş bromür kalıntılarını eritmek amacıyla kimyasal bir eriyikten geçirilmesi 2 fotoğrafçılık Resmin ışıkta bozulmaz duruma getirilmesi )
( Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme yerinden oynamaz duruma getirme Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme belirleme Bir değerlendirme sonunda ortaya çıkan karar saptama )
( (zooloji) @@ (Yun. ana: yukarı; tome: kesmek) Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı, yapı bilimi. @@ 1. İnsan, hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı, yapı bilimi. 2. Herhangi bir organizmanın yapısı. @@ anat. Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı. Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları, bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim, yapı bilim. Anatemnien: açmak, Ana: Boylu boyunca, Tome: kesme. @@ @@ )
( zooloji ana yukarı tome kesmek Biyolojinin canlıların iç yapıları ile uğraşan dalı yapı bilimi 1 İnsan hayvan ve bitkilerin yapısını ve organlarının birbirleriyle olan ilgilerini inceleyen bilim dalı yapı bilimi 2 Herhangi bir organizmanın yapısı anat Vücudun normal biçimini ve yapısını inceleyen bilim dalı Organlı varlıkların yapısıyla biçimini ve bu yapıyı oluşturan organları bu organların işlevleri arasındaki ilişkileri ve normal komşuluk ilişkilerini inceleyen bilim yapı bilim Anatemnien açmak Ana Boylu boyunca Tome kesme )
( çamaşır leğeni çamaşır leğeni taşt a bason a salver a ewerstand ṭaşt a large basin ewer cup bowl taşt Kürtçede teşt olarak kullanılır Ermenice tašt mug vat Pehleviceden alınmıştır Suriye Arapçasında ṭǝst cuvette écuelle de cuivre utilisée pour la toilette olarak geçer taşt a bason a salver a ewerstand ṭaşt a large basin ewer cup bowl taşt Kürtçede teşt olarak kullanılır Ermenice tašt mug vat Pehleviceden alınmıştır Suriye Arapçasında ṭǝst cuvette écuelle de cuivre utilisée pour la toilette olarak geçer )
( Pristis pristis Köpekbalıkları Selachii takımının testerebalığıgiller Pristidae familyasından bir balık türü Tek cinsin tek türüdür Uzunluğu 7 testeresi 2 m Balinalara saldırarak testeresiyle parçalar Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşar Köpek balıklan Selachii takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 7 cm kadar uzunlukta 2 m kadar testeresi olan Atlantik Okyanusu ve Akdenizde yaşayan bir tür Vatoz balıkları Rajiformes takımının testere balığıgiller Pristidae familyasından 2 m kadar testeresi 4 5 m kadar uzunluğu olabilen Atlantik Okyanusu ve Akdeniz de yaşayan bir tür marangoz balığı Testere balığı )
( Balıklar Pisces sınıfının köpek balıkları Selachii takımının örtülü omurlular Tectospondyli alt takımından vücutları basık ve uzun göğüs yüzgeçleri büyük başı öne doğru uzamış ve kenarları testere gibi tırtıklı üzerleri plâkoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya Kıkırdaklı balıklardan vatoz balıkları Rajiformes takımına ait burunları kılıç biçiminde uzamış ve yan taraflarında dişler bulunan üzerleri plakoyit pullarla örtülü doğurarak çoğalan türleri olan bir familya testere balıkları testere dişliler )
( Ağaç, demir vb. şeyleri kesmeye yarayan, genellikle üçgen biçiminde dişleri olan, dar ve uzunca çelik araç. İLE Tahta ya da ağaç biçmekte kullanılan, karşılıklı iki sapı olan ve iki kişi tarafından kullanılan büyük testere. | Motorla çalışan bir çeşit güçlü testere. | Saraç bıçağı. | Bağ budamaya yarayan dişli bıçak. )
( Üzerinde yapacağı işe göre ya da kesilen gerece göre değişik biçimde dişler bulunan özel çelikten lama dastarra a handsaw dast hand arra saw Farsça dastarrada arra Türkçede ereye dönüşmüştür Buna karşılık Türkçede bıçkı olarak kullanılan erre biçiminde Farsça gémination kalmıştır Türkçeden Balkan dillerine de geçmiştir )
( Sinema İşlemelikteki çalışmaları tamamlanmış bir filmin herhangi bir sakatı olup olmadığını anlamak üzere, dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi. @@ Dışarıya gidip gelen taşıtları gümrükçe denetleme işi. )
( Verilen herhangi bir tutarsız önerme kümesinin gerçekten tutarsız olduğunu söz konusu deyimlerin yorumundan bağımsız salt dizimsel yapılarına dayanarak sonlu sayıda adımla gösterilmesi İşiemi Geçerli bir çıkarımın geçerli olduğunu göstermek için çıkarımın geçersiz kılıcı kümesinin tutarsızlığını saptamak yeter Anl sınama )
( Anlamlandırması/yorumlaması, beklenilen/aranılan şeyin karşılığına göre değişir. [ur/bakteri vb. için bakılmışsa pozitif çıkması olumsuzdur/kötüdür fakat gebelik, aşının tutması vb. için bakılıyorsa pozitif çıkması olumludur/iyidir.] )
( 1 yerbilim Bir yerin değişik noktalardaki yükseltisini belli bir yatay düzleme göre deniz yüzeyi belirlemek için yapılan işlemlerin tümü 2 mimari Toprak üzerinde yatay bir çizgi oluşturmak için yapılan işlem )
( Bir aygıtın ya da cismin yatay olup olmadığını gösteren araç fizik 1 Bir düzlemin yataylığını anlamak yüksekliğini denetlemek için kullanılan aygıt 2 Buğu kazanlarında su düzeyini gösteren cam tüp )
( fizik İçinde hava kabarcığı bırakılmış su dolu cam yuvgu ve bir tahta yataktan oluşan düzlem ya da doğruların yataylığını saptayan aygıt hava kabarcıklı düzeç )
( Doğrultma, kusursuz yapma, düzleme. İLE Birden çok şeyin birbirine eşit ve denk olması. | Düz olma, düzlük. | Kaplama, örtme. | Ortada ve tam bir derecede bulunma. | Mevlevî sikkesinin tam ortasına gelmek üzere önden arkaya doğru çekilen iki parmak eninde yeşil çuha. )
( Beraber etme, düz etme, düzleme, düzeltme, düz duruma getirme. | Ödeme, verme. | Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt. İLE/VE/<> Saf kılma, saflaştırma, arıtma, ayıklama, temizleme. | Özleştirme. | Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. nedenler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon. | Türlü nedenlerle çok sayıda çalışanın görevine son verme. )
( Tabiatlanma. İLE Aralıksız, birbiri ardından gelme. İLE Bir şeyi etraflıca tetkik etme, mahiyetini anlamaya çalışma, kapsamlı inceleme, bir şey hakkında geniş bilgi edinme. )
( Derleme zincirleme isim tamlaması zincirleme tamlama zincirleme isim takımı Bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Evin kapısının kilidi pencerenin camının kırılmasının sebebi evin duvarının yıkıntılarının kaldırılmasının gecikmesi Ziraat Bankası kambiyo müdürlüğü memurlarının durumunun görüşülmesi vb Tamlayanı tamlananı veya her ikisi de ad tamlaması biçiminde olan iç içe girmiş tamlama türü bir ad tamlamasının ikinci bir ad tamlaması kurması Ragıp efendinin çiçek bahçesi Kenan beyin de kitapları T Buğra Yağmur Beklerken s 45 Tarih sanat eserleri gelenekler hepsi cemiyetin süreklilik şuurudur A H Tanpınar Yaşadığım Gibi İnsan ve Cemiyet s 15 Yarın sabah ev eşyalarının taşınma ücretlerinin yarı bedelini ödeyebilirsin Kâmil beyin işe başladığının üçüncü günü akşam üzeri gidecekleri sırada kapı açılmış Nedime hanım Niyazi ağabey diye hafif bir çığlık koyuvererek geleni karşılamak üzere ayağa kalkmıştı K Tahir Esir Şehrin İnsanları s 214 Hediye ettiğiniz kitapların listesinin yazılması tamamlandı mı vb )
( Bir gözlem aracında belli soru ya da soru seçeneklerinin anlam ya da kapsamca birbiri üzerine düşmesi ya da kesişmesi İki şeyin birbiriyle tam olarak uyuşması iki olayın aynı zamana rastlaması Karşıtlıkların örtüşmesi conincidentia oppositorum İlk olarak Nicolaus Cusanusun kullandığı bu kavram düşünce olarak eskidir Karşıtlıkların örtüşmesi şu anlamlarda kullanılır 1 Fizikötesi ve dinsel anlamda bütün karşıtların kökçe bir birliğe geri gitmesi 2 Önermedeki çelişmeyi eytişimsel bir biçimde kaldıran düşünce ve varlık ilkesi 3 Nicolaus Cusanusta Tanrı karşıtlıkların örtüşmesidir Cusanusa göre sonluda çelişen sonsuzda birdir daire ve doğru çizgi dünyanın kendisi de Tanrıda örtüşen karşıtlıkların dışlaşması olarak belirir )
( İnsan ve hayvan vücuduna açık yaralardan giren genellikle toprakta gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık kazıklı humma )
( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Clostridium botulinum bakterisinin neden olduğu, kas zayıflığı ve kötürümlük ile ilişkili bir bulaş. )
( Clostridium tetani bakterisinin neden olduğu, kas spazmları ile ilişkili bir bulaş. İLE/||/<> Corynebacterium diphtheriae bakterisinin neden olduğu, boğazda kalın bir zar oluşumu ile ilişkili bir bulaş. )
( İnsan ve hayvan gövdesine açık yaralardan giren, genellikle toprakta, gübrede yaşayan bir basilin yol açtığı, kasların sürekli ağrılı kasılmasıyla kendini gösteren ateşli ve tehlikeli bir hastalık. )
( Baş hakemin görevli hakemleri toplayarak karşılaşmadan önce yumrukoyunu kurallarını hatırlatması karşılaşmadan sonra da kuralların uygulanmasındaki iyi ve kötü yönleri belirtmesi Belirli bir konuyu anlamak ya da derinleştirmek için yapılan çalışma bu çalışmanın sonunda oluşturulan yapıt Bir konu kavram ya da işlemi tartışarak gözden geçirme Benimsenen bir konu üzerine hazırlanan eser Bir şeyin derinliğine varıp onu iyice öğrenip tanımak için zihin ve emek harcamak matematik )
( Bir gerçeği ortaya çıkarmak bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma Belli yöntem ve yordamlara başvurarak bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi bilgi coğrafya )
( Bir gerçeği ortaya çıkarmak, bir sorunu çözümlemek ve eldeki verileri arttırmak için bilimsel yöntem ve tekniklerden yararlanılarak yapılan düzenli çalışma. @@ Belli yöntem ve yordamlara başvurarak, bir tasarı uyarınca bilimsel bilgi üretme işlemi, bk. bilgi. @@ (coğrafya) @@ )
( Doğma, doğurma. İLE Arka arkaya gelme, her yandan gelip birikme. | İki şairin, birbirinden habersiz olarak aynı dize[mısrâ] ya da iki dize[beyit] söylemesi/yazması. )
( Uzay zaman durum ya da kişisel ilişkiler açısından bireyin nerede olduğunu ve ne yöne gittiğini kestirebilmesi yönlenim karşılık oriyantasyon oriens yükselme Yön bulma dış etkilerle ilgili olarak bir göze içindeki protoplazmaya ait cisimlerin göstermiş olduğu durum değişikliği astronomi coğrafya yöneltme Dış etkilerle ilgili olarak organizma veya hücrenin göstermiş olduğu durum değişikliği oryantasyon )
( kan basıncı kan baskısı Yüreğin vurumu sırasında kanın kan damarlarının duvarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç Kan basıncı 1 Kan basıncı 2 Gerilme olayı gerginlik karşıtlık tansiyon tendere germek Vurum sırasında kanın kan damarlarının duvarlarına yapmış olduğu yaşa ve fizyolojik duruma göre değişebilen basınç tansiyon zooloji tansiyon Kanın içinde bulunduğu damar çeperlerine yapmış olduğu basınç atardamar kan basıncı tansiyon Erişkin normal sistolik diyastolik değerler mmHg insan 120 70 at 13 95 sığır 140 95 koyun 140 90 köpek 120 70 kedi 120 80 )
( Kimseden ümmîd-i feyz etmem, dilenmem perr-ü-bâl
Kendi cevvim, kendi eflâkimde kendim tâirim,
İnhinâ tavk-ı esâretten girandır boynuma;
Fikri hür, irfanı hür, vicdânı hür bir şâirim.
(Kimseden bir yarar ummam ben, dilenmem kol kanat.
Kendi boşluk, kendi gökkubbemde kendim gezginim.
Bir eğik baş, bir boyunduruktan ağırdır boynuma;
Fikri hür, irfânı hür, vicdanı hür bir şairim.)
( Klasik Türk dînî şiir müziğinde bir biçim. Güftesinin konusu Allah'ın birliğidir. Allah'ın tevhîd ve azameti hakkındadır. İLE/VE/<> Allah'a dua etme, yalvarma. | Allah'a dua konulu manzûme. Divan Edebiyatı'nda, Tanrı'yı öven koşuk türü ya da koşuğun bir bölümü. )
( BİR KILMA, BİR ETME, BİRLEŞTİRME | BİR SAYMA, BİR OLARAK BAKMA, BİRLİĞİNE İNANMA | ALLAH'IN BİRLİĞİNE İNANMA | "LÂİLÂHE-İLL-ALLAH"(KELİME-İ TEVHİD) SÖZÜNÜ TEKRARLAMA )
( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga. @@ ~ Az tuğra 1. 'devlet arması'; 2. 'şah fermanı'. OT tugrāg 'hükümdarın mührü ve imzası' olarak geçer. Kâşgarlı Mahmud'a göre Oğuzca olan bu söz, diğer Türklerce bilinmemektedir. Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmud'a borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır. Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır. Räsänen'in Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır. Arapça ve Farsçaya da geçmiştir. Rusçada da tavro olarak kullanılır. )
( Türk devletlerinde hükümdarın imzası olarak kullanılan im ya da damga Az tuğra 1 devlet arması 2 şah fermanı OT tugrāg hükümdarın mührü ve imzası olarak geçer Kâşgarlı Mahmuda göre Oğuzca olan bu söz diğer Türklerce bilinmemektedir Kendisinin de bu sözün kökenini bilmediğini belirten Kâşgarlı Mahmuda borçlu olduğumuz bir başka veri de savaşta veya törende binilmesi için hükümdarın verdiği atın da tugrāg veya togrāg olarak adlandırılmasıdır Bugünkü tuğra sözünün Oğuzca tugrāg sözüne dayandığı açıktır Räsänenin Farsçadan geldiği yolundaki açıklaması yanlıştır Arapça ve Farsçaya da geçmiştir Rusçada da tavro olarak kullanılır )
( Sözcüklerin arası birleştirilerek yazılan bir yazı biçimi.[Resmî yazışmalarda kullanılan bir yazı çeşidiydi.][Sülüse benzeyen daha yumuşak hatlı ve hareketli büyük boy yazılar.] İLE/||/<> Yuvarlak karakterli, daha çok kitabelerde kullanılan, kitaplarda ise başlıklara mahsus büyük boy bir yazı üslûbu. İLE/||/<> Türklerin ortaya çıkardığı bir yazı çeşidi. "Mim"lerin gözü kapanmış, "Sin" ve benzeri harflerin dişleri kalkmış, noktalar çizgilere dönüşmüştür. Daha çok el yazısında kullanılır. İLE/||/<> Arap harflerinin düz ve köşeli olarak kullanılmasıyla oluşmuş erken dönem İslâm yazı türü ve bundan geliştirilmiş bir yazı türü. İLE/||/<> Metinlerin kopya edilerek çoğaltılmasında kullanılan yuvarlak karakterli bir yazı üslûbu. İLE/||/<> İstenilen kalınlığı sağlayacak kadar kâğıdın birinin suyunu ötekinin aksi yöne gelecek biçimde kola ile yapıştırılmasıyla elde edilen mukavvadan yapılan albüm. Üzerine hatların ayrı ayrı kâğıtlara yazılarak hatlar, minyatürler, varaklar v.s. yapıştırılır. İLE/||/<> Tüm yazaçları/harfleri ve sözcükleri birbirine bitişik olarak yazılan bir yazı biçimi. İLE/||/<> Türklere özgü hareketli ve girişik bir yazı üslûbudur. Harfler ve sözcükler, birbirine kaynaşmıştır. )
( [beyitte] Sözcüğün, uzak anlamıyla kullanıldığını gösterir bir ipucu bulunmayan. İLE/<> Sözcüğün, yakın anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Sözcüğün, uzak anlamıyla ilgili bir ipucu bulunan. İLE/<> Tevriyeye konu olan sözcüğün, başka sözler yardımıyla anlaşılması. İLE Sözcük, müstehcen bir anlam içeriyorsa. )
( Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )
( Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )
( dağıtım 1 Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama 2 Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş 3 Çalışma yeri firma Sinema 1 Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu 2 Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi mekanik 1 Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi 2 Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü )
( bk. dağıtım @@ 1. Tecimsel ya da yapımsal bir kuruluşa ilişkin yeri ya da çiftliği, bir maden ocağı ve benzerlerini verimli bir duruma getirip kazanç sağlama. 2. Tecimsel ve yapımsal çalışmaları amaca uygun bir düzeyde verimli bir niteliğe ulaştıran kuruluş. 3. Çalışma yeri. @@ bk. firma @@ @@Sinema 1. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. 2. Filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. @@ mekanik: 1. Pistonları devindiren akışkanın yuvgu içinde dağılma ve etki etme biçimi. 2. Devindirici akışkanın giriş çıkışını düzenleyen öğelerin tümü. )
( Nüfusun belli özeklerde aşırı ölçüde yığılmasından doğan sakıncaları gidermek amacıyla kentbilim yöntemlerinden yararlanarak bu özeklerde yaşayan ve çalışan insanlardan bir bölümünü yeni yerleşim yerlerine kaydırmak Kimi uygulama örnekleriyle ya da bu yöndeki buluşlarla ortak giderler gibi tümdeğer öğelerini bir çalışma dalına bir eyleme bir yapıma yükleme ya da dağıtma )