PSİKOLOJİ'de (PSYCHOLOGY)

- SEMANTİK[Fr., < SEMANTIQUE / İng. < SEMANTICS] değil/yerine/= ANLAMBİLİM/ANLAMSAL

- ... ŞEMASI ile ... AĞACI

- ÂFETLER:
SEMÂVÎ
ile/ve/||/<> MÜKTESEP

- SEMİR ZEKİ

- SEMPATİ[İng.] ile EMPATİ ile APATİ ile ANTİPATİ ile TELEPATİ

( Duygudaşlık, yakınlık, sıcakkanlılık. İLE Duyumsama, kendini ötekinin yerine koyma çabası. İLE [hiçbir şey] Duyumsamama, duyumsuzluk, kayıtsızlık. | Sürekli cansızlık, gevşeklik. İLE Karşıduyum, soğukluk. İLE Uzaduyum. | Zihinsel, uzaktan [işaretsiz, yazısız, sözsüz] iletişim kurma (becerisi). )
( PATHOS[Yun.]: Duyum/samak, his/setmek. )

- SEMPATİ/SYMPATHY[İng.] değil/yerine/= HOŞ DUYUM

- SEMPATİKO ile/ve/||/<> SEMPATİ ile/ve/||/<> EMPATİ ile/ve/||/<> CONPATİ

- SEMPATİZAN[Fr.] değil/yerine/= DUYGUDAŞ

- SEMPTOMATOLOJİ ile/ve/||/<> ETİYOLOJİ ile/ve/||/<> TERAPÖTİK

( Göstergelerin incelenmesi, belirtibilim. İLE/VE/||/<> İLE/VE/||/<> Nedenlerin araştırılması. İLE/VE/||/<> Tedavi/sağaltım yollarının araştırılması ve uygulanması. )

- SEN BİLİRSİN" ile/değil/yerine/||/<>/< KARARI SANA BIRAKAYIM


- SEN Mİ ÇOK ZEKİSİN?" ile/ya da/<> "BEN Mİ ÇOK APTALIM?"

- ŞEN-ŞAKRAK (BİRİ)

- SENDELEME ile YALPALAMA

( ... İLE Dengesi bozularak, bir sağa, bir sola eğilmek. [YALPA: Rüzgâr ya da dalgaların etkisiyle, geminin, bir sancağa(sağa), bir iskeleye(sola) yatıp kalkması.] )

- SENDEN/BENDEN FARKLI DÜŞÜNEN(E TAHAMMÜL) ile SENDEN/BENDEN FARKLI İNANAN(A TAHAMMÜL)

- SENİ, SENDEN EDEN ile/değil/yerine SENİ, SEN EDEN

- SENİ SEVMEYENE GÖSTERME!:
SABIR
ve/||/<> FEDÂKÂRLIK ve/||/<> SEVGİ

( [gösterirsek, onun için ...] ... "Yüzsüzlük" "olur". VE/||/<> ... "Eziklik" "olur". VE/||/<> ... "Kişiliksizlik" "olur". )

- SENİ:
SEVMEYENİ
ile/ve/değil/yerine/>< SEVENİ

( Tatlı olsa da unut. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Zehir olsa da yut. )
( Sevme! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Sev... [Sevenin/sevginin ölçütü de tüm davranış, tutum ve sözlerinde ne kadar saygılı olduğu/davrandığıdır.] )

- (SENİN) DEDİĞİN (GİBİ) OLSUN (DİYE) ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖNLÜN OLSUN (DİYE)

- SENİN, İÇİN FESAT değil/yerine ÖKÜZ ALTINDA, BUZAĞI ARAMAMAK GEREK

- ŞENLENME ve/||/<>/> BEREKETLENME


- SENSİZ ile/ve/||/<> SONSUZ

- SENSÖR değil/yerine/= ALICI/ALGILAYICI

- SENSORY GATING[İng.] değil/yerine/= DUYUSAL KAPILAMA

- SERBEST ÇAĞRIŞIM ile/ve/değil SALLAMAK

- SERD[Ar.] ile SERD[Ar.] ile SERD[Fars.]

( Sözü, düzgün ve uygun söyleme. İLE Doğrama, doğranma. İLE Soğuk. | Sert, haşin, çirkin. | Sert, kaba, hoyrat. )

- SEREBRAL PALSİ ile FRIEDREICH ATAKSİ

- SEREBRAL/CEREBRAL ile/||/<> SEREBROSPİNAL/CEREBROSPINAL

( Beyinle ilgili. İLE/||/<> Beyin ve omurilikle ilgili. )

- SEREBRUM'DA:
YARIK
ile/ve OLUK

- ONUR = ŞEREF[Ar.] = HONOUR[İng.] = HONNEUR[Fr.] = EHRE[Alm.] = ONORE[İt.] = HONOR[İsp.]

- ŞEREF[Ar.] değil/yerine/= ONUR, YÜCEY


- ŞERGİL değil/yerine/= ASKINTI, BAŞ BELÂSI

- SERİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI

- SEROTONİN ve/||/<> DOPAMİN ve/||/<> OKSİTOSİN ve/||/<> ENDORFİN

( Mutluluk hormonları. )

- SERPİLME ile/ve/||/<> GELİŞME

- SERSEMLEMEK, ŞAŞKINLAMAK = SANGILAMAK

- SERSERİ[Fars.] ile/ve/||/<> HERCÂÎ[Fars.]

( Başı boş.[baş başa][kendi kendine] İLE/VE/||/<> İsteğinde kararlı olmayan ya da konudan konuya geçiveren. | Aşkta, değişken, vefâsız. )

- SÖZ:
SERT
ile/ve/||/<> TERS ile/ve/||/<> KİTABIN ORTASINDAN

- SERTİFİKA[Fr.]["SERFİTİKA" değil!]/DİPLOMA[Yun.] ile ÖĞRENİM BELGESİ/ÖĞRENİBELGE

- SERTLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< REDDETMEK

- SERZENİŞ ile HAYIFLANMA


- SERZENİŞ[Fars.] ile/değil/yerine/>< SİTÂYİŞ[Fars.]

( Yakınma. @@ Övme. )

- SERZENİŞ ile SIZLANMA

- SES-SOLUK (ÇIKARMAMAK/ÇIKARMASIN/ÇIKARMIYOR)

- SES ile/ve/değil/yerine SESSİZLİK(SÜKÛNET)

( Sessizlik, baş etmendir. )
( Sessizlikle Bilgelik, Davranışlarla Krallık. )
( Sessizlik ve sükûn - öte yol budur. )
( Sessizlikten başka hiçbir belirli düşünce, zihnin doğal hali olamaz. )
( Sessizliğe ulaştığınızda, herşey doğal biçimde, sizin tarafınızdan bir girişim olmaksızın kendiliğinden oluşacaktır. )
( Aklın, davranışlardaki en açık belirtisi sükûnet ile zarâfettir. )
( Sessizlik ve sükûnet içinde, gelişirsiniz. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde, büyürsünüz. )
( Size yardım edecek olan, sessizliktir. )
( Sükûnet ve sessizlik içinde "Ben" kabuğu erir ve iç ile dış bir olur. )
( Umudunuz, zihninizde sessiz ve gönlünüzde sakin kalmakta yatar. )
( Öteye varabilmek için sessizliğe râzı olmalısınız. )
( Tüm gereksinimim(iz), SESSİZLİK. )
( Kendinize tam bir sessizlik içinde bakın, kendinizi tanımlamayın/tarif etmeyin. )
( Sessiz ve sakin kalın. )
( Gerçeğe varmış olan kişiler çok sessizlerdir. )
( İlim, hâle inkılâp edince ses çıkmaz. )
( Sadece aslî olanda sükûn ve huzur vardır. )
( Sessizlik bir kez idrak edildiğinde, o, değişebilir olanı derin biçimde etkiler, kendi etkilenmeden kalarak. )
( Sessizlik hakkındaki tüm konuşmalar, gürültüden ibarettir. )
( YAZIT

Gürültü patırtının ortasında sükûnetle dolaş; sessizliğin içinde, huzur bulunduğunu unutma! Başka türlü davranmak, açıkça gerekmedikçe, herkesle dost olmaya çalış. Sana bir kötülük yapıldığında verebileceğin en iyi karşılık, unutmak olsun. Bağışla ve unut! Fakat kimseye teslim olma! İçten ol; telâşsız, kısa ve açık seçik konuş. Başkalarına da kulak ver. Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü, dünyada, herkesin bir öyküsü vardır.

Yalnız planlarının değil başarılarının da tadını çıkarmaya çalış. İşinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen; yaşamdaki dayanağın odur. Seveceğin bir iş seçersen, yaşamında bir an bile çalışmış ve yorulmuş olmazsın. İşini öyle seveceksin ki, başarıların, gövdeni ve yüreğini güçlendirirken, verdiklerinle de yepyeni yaşamlar başlatmış olacaksın.

Olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol. Sevmediğin zaman sever gibi yapma. Çevrene, önerilerde bulun fakat hükmetme. Kişileri yargılarsan, onları sevmeye zamanın kalmaz. Ve unutma ki, insanlığın, yüzyıllardır öğrendikleri, sonsuz uzunlukta bir kumsaldaki tek bir kum taneciğinden daha fazla değildir.

Aşka burun kıvırma sakın; o, çöl ortasındaki yemyeşil bir bahçedir. O bahçeye uygun bir bahçıvan olmak için her bitkinin sürekli bakıma gereksinimi olduğunu unutma.

Kaybetmeyi, ahlâksız kazanca yeğle. İlkinin acısı bir an, ötekinin vicdan azâbı, yaşam boyu sürer. Bazı idealler, o kadar değerlidir ki, o yolda yenilmen bile zafer sayılır. Bu dünyada bırakacağın en büyük miras, dürüstlüktür.

Yılların geçmesine öfkelenme; gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe. Yapamayacağın şeylerin, yapabileceklerini engellemesine izin verme.

Rüzgârın yönünü değiştiremediğin zaman, yelkenlerini, rüzgâra göre ayarla. Çünkü dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil gemiyi, limana getirip getiremediğinle ilgilenir. Ara sıra isyana yönelecek olsan da anımsa ki, evreni yargılamak olanaksızdır. Ondan dolayı, kavgalarını sürdürürken bile kendinle barış içinde ol.

Anımsar mısın doğduğun zamanları: Sen ağlarken, herkes, sevinçle gülüşüyordu. Öyle bir yaşam geçir ki, herkes ağlasın öldüğünde, sen mutlulukla gülümse. :) Sabırlı, sevecen, erdemli ol. Önünde sonunda, tüm servetin, sensin. Görmeye çalış ki, tüm pisliğine ve kalleşliğine karşın, dünya, yine de kişinin biricik güzel mekânıdır.

Eski Bir Tapınak Yazıtı (Xsenius İ.Ö. IX. yy.) )
( HÂMÛŞÂN[Fars.]: Sessizler, susmuşlar. | Mevlevî mezarlıkları. )

- SESİMİZİ:
DOĞRUDAN DUYMAK
ile/ve/||/<> KAYIT ARACINDAN DUYMAK

( Ses Kaydımızı Dinlediğimizde Sesimizi Neden Kendi Duyduğumuzdan Farklı Algılarız?

Ses, havada basınç dalgaları oluşturarak yayılır. Kulağımıza ulaşan ses dalgaları, kulak kanalı boyunca ilerler ve iç kulaktaki koklea olarak adlandırılan salyangoz biçimindeki yapıda bulunan tüy hücreleri tarafından algılanır. Tüy hücreleri, ses dalgalarını, sinir iletilerine dönüştürür. Bu sinyaller, sinir hücreleri tarafından beyne iletilir ve böylece ses duyulmuş olur.

Kendi ses kaydımızı dinlediğimizde, çoğunlukla duyduğumuz sesten rahatsız olur ve kayıttakinin kendi sesimize benzemediğini düşünürüz. Çünkü, normalde kendi sesimizi iki biçimde algılarız. Konuştuğumuzda oluşan ses dalgaları öteki dış kaynaklı sesler gibi havada yayılırken kulağımıza ulaşır ve kokleadaki tüy hücreleri tarafından algılanır. Ancak, ses dalgalarını oluşturan ses telleri titreştiğinde, bu titreşimler, boynumuzdaki ve başımızdaki kemikler tarafından da iletilir. Kokleaya ulaşan bu titreşimlerin frekansı havada yayılan sesin frekansından daha düşüktür. Kendi sesimizi bu iki farklı yoldan ulaşan ses dalgalarının birleşimi biçiminde algılarız.

Ses kayıt araçları, sadece havada yayılan ses dalgalarını algıladığı için sesimizin vücudumuzun içinde iletilen bileşenini duyamamış oluruz. Dışarıdan gelen sesleri engelleyen kulaklıkları taktığımızda ise sadece "kendi iç sesimizi" algılarız. )

- SESİMİZİ YÜKSELTMEK ile/değil/yerine/>< SÖZÜMÜZÜ YÜKSELTMEK

- SESİZLİK" değil SESSİZLİK

- SESLİ DÜŞÜNME ile/<>/ne yazık ki SÖYLENME

- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK

( Kırıldığımızı anlamıyorsa. İLE/VE/||/<>/> Sessizliğimizden de kırıldığımızı anlamıyorsa. )

- SESSİZ KALMAK ile/ve/||/<>/> ONSUZ KALMAK

( (")Kırıldıysak.(") İLE/VE/||/<>/> Kırıldığımızı anlamıyorsa. )

- SESSİZ-SEDÂSIZ (GİTMEK/GELMEK)

- SESSİZLEŞME/SUSKUNLAŞMA:
DİNLEYENİMİZ OLMADIĞINDA
ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ANLAYANIMIZ OLMADIĞINDA

- SESSİZLİK ile/ve/<> SİZSİZLİK

- SES'TE/SELEN'DE:
YÜKSEKLİK/PERDE
ile/ve ŞİDDET ile/ve TON

- SEVDÂ ve/||/<> AYRILIK

( Ayrılık da sevdânın içinde/parçası. / Ayrılık, sevdâya dahil. )

- SEVDİĞİMİZ İŞİ YAPANA KADAR ve/||/<> SEVDİĞİMİZ YERDE OLANA KADAR

( Yaptığımız işi sevelim! VE/||/<> Olduğumuz yeri sevelim. )

- SEVDİĞİNE "İTAAT" ile/ve/||/<> "İTAAT ETTİĞİNİ" SEVMEK

- SEVDİĞİNE KAVUŞAMAMAK ile/ve/||/<> KAVUŞTUĞUNU SEVEMEMEK

- SEVENE ile/ve/||/<> SEVMEYENE

( Hay hay. İLE/VE/||/<> Bay bay[İng. < bye bye] )

- SEVGİ BAĞLARININ:
BOZULMASI
ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< KURULMASI

( bkz. John Bowlby )

- SEVGİ:
CAN
ve/<> HEYECAN

- SEVGİ:
"İNANMA"
değil EDİM

- SEVGİ:
SIRADIŞI/ABARTILI ŞEYLER YAPMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRADAN ŞEYLERİ, ÖZENLE/DİKKAT İLE VE İNCELİKLE/RİKKAT İLE YAPMAK

- SEVGİ:
TESELLİ
ile/ve/değil/||/<>/>/< TECELLİ

( Sevilince. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Sevince. )

- SEVGİ:
YANLIŞLARI ÖRTMEK İÇİN
değil ZORLUKLARI AŞMAK İÇİN

- SEVGİ:
"YEĞLEME ya da SEÇİM ya da BAĞIMLILIK"
ile/değil/yerine/!=/>< KOŞULSUZLUK

( Sevgi, ne yeğleme, ne seçim, ne de bağımlılık konusudur. Her şeyi sevilmeye değer ve sevilebilir kılan bir olanak ve güçtür. )
( The love is which is neither prefer or choice, nor attachment. But a power and possibility which makes all things love-worthy and lovable. )

- SEVGİ ile/ve/<>/değil ALIŞKANLIK

- SEVGİ ve/<> ANLAM

- SEVGİ ile/ve BAĞIMLILIK

( Neyi çok[gereğinden fazla] seversek, canımızdan olduran odur. )

- SEVGİ ve/||/<>/> HAK

( Ailede. VE/||/<>/> Toplumda. )

- SEVGİ ile/>< KÂR

( [Pozitivizm ve kapitalizmin ...] Sevmediği. İLE/>< "Sevdiği". )

- SEVGİ ile/ve/değil MİNNET

- SEVGİ ile/ve/||/<> SEZGİ ile/ve/||/<> COŞKU

- SEVGİ ile TUTKU

- SEVGİ:
PLATON'U
ile/ve/daha çok/||/<>/< HAKİKATİ

( "Platon'u severim fakat hakikati daha çok severim." - Aristoteles )

- SEVGİDE:
KOŞULSUZLUK
ve/||/<> HESAPSIZLIK ve/||/<>
SÜREKLİLİK
ve/||/<> VEREREK BAŞLAMAK(< ALMA DÜŞÜNCESİNİN/BEKLENTİSİNİN OLMAMASI)

- SEVGİ/İLGİDE:
ABARTI
ile/ve/||/<>/> BOĞMA

- SEVGİLİ ile/ve ÂŞIK

( Sultan. İLE/VE Kul. )
( Âşıksan, o da sana âşık olur. [Âşık-mâşuk ayrımı/farkı da kalmaz.] )
( Sevgili ile başbaşa olana, ağyâr gerekmez. )
( Birbirinin güneşinde ısınırlar. İLE/VE Yanarlar. )
( DAVUD: Sevgili. )

- SEVGİLİNİN/BİRİNİN:
"HERŞEYİ OLMAK"
ile/değil/yerine HİÇBİR ŞEYİ OLMAK

- SEVGİNİN:
"AŞIRISI"
değil/olmaz BİLİNÇSİZİ


- SEVGİSİZLİK ile/ve/değil/||/<>/< İHMAL EDİLMEK/YOK SAYILMAK/GÖRÜLMEMEK

- [ne yazık ki]
SEVGİSİZLİK
ve/||/<>/> KAYITSIZLIK

- SEVİLME İSTEĞİ/BEKLENTİSİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SEVMEK

( Hiçbir zaman doymazsın. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Ancak, sevdikçe doyarsın. )

- SEVİLMEK ile/ve/değil/<> ANLAŞILMAK

- SEVİLMEYEN İŞ ile/yerine SEVİLEN İŞ

( Zor/çetin gelir. İLE/YERİNE Kolay gelir. )

- SEVİNÇ:
İYİ ŞEYLER OLDUĞUNDA
ve/||/<> KÖTÜ ŞEYLER OLMADIĞINDA

( Her zaman. VE/||/<> Çoğunlukla ve/ya da bazen. )

- SEVİNÇ = JOY, GLADNESS[İng.] = ÉPANOUISSEMENT[Fr.] = FREUDE[Alm.] = GAUDIUM[Lat.]

- SEVİNÇ ile/ve/değil/yerine NEDENSİZ SEVİNÇ

- SEVİNÇ ile/ve/değil/<> NEDENSİZ SEVİNÇ

- SEVİNÇ >< ÜZÜNTÜ/KEDER/ACI/ISTIRAP >< İSTEK

( Dostunla paylaşırsan artar. >< Dostunla paylaşırsan azalır. )

- SEVİNCE ...:
YEL
ile/ve/<>/> SEL ile/ve/<>/> LÂL OLMAK

- SEVİNCE ile/ve/||/<>/> SEVİNCE[< SEVİNÇ'E]

( Sevdiğimizde. İLE/VE/||/<>/> Sevinçli olmaya/olma durumuna. )

- SEVİNÇTEN/MUTLULUKTAN AĞLAMAK ile ÜZÜNTÜDEN AĞLAMAK

( Üzüntüsü sahte olanın, ağlaması gösterişli olur. )

- SEVİNMEK ile/ne de/>< YERİNMEK

( [ne] Var olana. İLE/NE DE/>< Yok olana. )

- SEVİŞME ile/ve/||/<> ŞEFKAT

- SEVİYELİ/LİK / SEVİYESİZ/LİK ile/ve/||/<>/> SEVİYESİ

- SEVİYESİZLEŞME ile/ve/||/<>/> YOZLAŞMA

- ŞEVK ve/||/<> ŞEHVET

- ŞEVKÂT[Ar. < ŞEVK | çoğ. EŞVÂK] ile/değil ŞEFKÂT/ŞEFÂKÂT[Ar.]

( Şiddetli istek, keyif, neşe, sevinç. İLE/DEĞİL Sevecenlik. | Acıyarak, esirgeyerek, merhamet ederek sevme. )

- SEVMEK:
"SAHİP OLMAK"
ile/değil/yerine/< DEĞER VERMEK


- SEVMEK-SEVİLMEK ile/ve/<> ANIMSAMAK-ANIMSANMAK ile/ve/<> BAĞIŞLAMAK-BAĞIŞLANMAK

( Üçü de güzeldir fakat ilkleriyle de yetin(ebil)mek gerekir. )

- SEVMEK ile/ve/+/||/<>/>/< (DAHA ÇOK) SEVMEYİ İSTEMEK/YEĞLEMEK

- SEVMEK ile/ve/<> DEĞER VERMEK

- SEVMEK ile/ve/=/||/<>/>/< DEĞERLENDİRMEK

- SEVMEK ile/ve/<> OKŞAMAK

- SEVMEK ile/ve/değil SAHİP OLMA İSTEĞİ

- SEVME/SEVGİ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< İŞİNE YARAMA

( Çoğunlukla, kişilerin ne kadar işine yarıyor/yaramıyorsak, bizi o kadar çok/az "severler". )

- SEVMEYİ BIRAKMAK ile/değil/yerine SEVGİMİZİ GÖSTERMEYİ BIRAKMAK

- SEVR "ANTLAŞMASI" değil/yerine LOZAN ANTLAŞMASI

( 1920 değil/yerine 1923 )
( )

- ŞEY ile/ve/||/<> NESNE ile/ve/||/<> GÖSTERGE

( )

- ŞEY/LER ARACILIĞIYLA KENDİNDEN HOŞLANMAK ile/ve/yerine/değil ŞEY(LER)DEN HOŞLANMAK

( Bir şeyden hoşlanmaktan söz edilir, doğrusu, bu şey aracılığıyla kendinden hoşlanmasıdır. )

- SEYYİAT ile/değil/yerine/>< HASENAT

- SEYYİE[Ar.] değil/yerine/= KÖTÜLÜK

- SEZGİ/ÖKE(DEHÂ):
ZEKÂ
ve/+ İÇGÜDÜ

- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< ALIŞKANLIK

- SEZGİ = HADS, TEHADDÜS = INTUITION[İng., Fr.] = ANSCHAUUNG[Alm.] = INTUITIO-INTUITUS < IN-TUERI:İÇİNİ GÖRME[Lat.] = NOESIS[Yun.] = INTUICIÓN[İsp.]

- SEZGİ ile İÇGÜDÜ

- SEZGİ ile İÇSEL ALGI

- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/> KAVRAM

- SEZGİ" ile/değil "NİYET OKUMASI"


- SEZGİ ile/değil ÖNGÖRÜ/TAHMİN[Ar.]

- SEZGİ ile ÖNSEZİ

- SEZGİ ile/ve/değil/yerine/||/<> SAĞDUYU

- SEZGİ ile/ve/||/<>/> TEMSİL ile/ve/||/<>/> DÜŞÜNME

- SEZGİ ile/ve/değil/||/<>/< USTALIK

- SEZGİ ile VAHİY

( Yanıl(t)abilir. İLE "Yanılmaz." | "Yanıl(t)mayan sezgi." )

- SEZGİ ile/ve/<> ZEKÂ

- SEZGİSEL ile/değil/yerine/||/<>/< ÇAĞRIŞIMSAL

- SEZGİSEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNSEL

- SHARING vs./and APPROACHING


- ŞİATSU ile/ve AKÜPRESÜR

- SICAK GÖZYAŞI ile SOĞUK GÖZYAŞI

( Acı gözyaşı. İLE Sevinç gözyaşı. )
( Niyete göre de değişir. )
( Gözyaşı, göze kaçan birçok maddeyi eritebilecek keskinliktedir. Geceleri tırnak kesilmemesinin nedeni ise gözyaşının tırnağı eritememesinden dolayı sıçrayıp da göze kaçmaması/batmaması içindir. [Yani, hurafe/bâtıl inanç değildir, dikkat etmek gerekir.] )
( Elmas doğadaki en sert maddedir. Elması eritebilen tek şey, gözyaşıdır. Gözyaşının eritemediği tek şey ise tırnaktır. )
( EŞK-BÂR/EŞK-RÎZ[Fars.]: Çok ağlayan, gözyaşı döken. )

- ŞİDDET ve/||/<> KÜFÜR

( [ne yazık ki] Kalbinde, muhabbet olmayanın (b)elinde. VE/||/<> Aklında, düşünce olmayanın dilinde. )

- ŞİDDET değil/yerine/>< ÖZEN

- ŞİDDET[Ar. < ŞEDD] değil/yerine/= YEĞİNLİK

( Yeğin olma durumu. | Bir etkinliğin ya da bir gücün derecesi. | Bir ses çıkarılırken algılanan ve titreşimlerin genliğinden kaynaklanan özellik. )

- ŞİDDETLE değil/yerine HARARETLE

- ŞİDDETTE, KİŞİ:
[önce] MAĞDUR
ile/ve/değil/sonra/||/<>/> MAZLUM ile/ve/değil/sonra/||/<>/> ZALİM

- [ne yazık ki]
ŞİDDETTEN DOLAYI ...
ile/ve/değil/ne yazık ki/<> "BİZİM/SEN"İN "SESSİZLİĞİNDEN/TEPKİSİZLİĞİNDEN DOLAYI ..."

- SIDKIN SIYRILMASI ile HOŞLANMAMAK

- SİESTA ile/ve/||/<> FİESTA

( Öğle arası. İLE/VE/||/<> Şenlik. )

- SİF[İng. COST-INSURANCE-FREIGHT] değil/yerine/= MALİYET

( Bir malın fiyatı, sigortası ve navlunu birlikte olmak üzere maliyeti. )

- ŞİFÂ ile/ve/<> TEDAVİ

( İçeriden. İLE/VE/<> Dışarıdan. )

- ŞİFÂ[çoğ. EŞFİYET] ile ŞİFÂH[< ŞEFE]

( İyileşme, iyi olma, hastalıktan kurtulma, sağalma. İLE Dudaklar. )

- SİGARAYLA MÜCADELEDE:
"ZORLAMA"
değil/yerine MERAK ETMESİNİ SAĞLAMA

- SIĞINMA ya da BUNALIM

- SIGMUND ve 1896 ve 1897)

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> ANNA FREUD

( ... İLE/VE/||/<>/> S. Freud'un kızı. )

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> CARL GUSTAV JUNG ile/ve/||/<>/> ALFRED ADLER

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> DONALD WINNICOTT

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<> HEINZ KOHUT

( Birbirine sadece selâm verecek kadar görüşmüşler. )

- SIGMUND FREUD ve/||/<> LUDWIG BINSWANGER

- SIGMUND FREUD ile/ve/||/<>/> SANDOR FERENCZI

- SIGMUND FREUD ve/||/<> WILHELM FLIESS

- SİGORTA[İt.]/ASFALYA[Yun.] değil/yerine/= KORUNÇ

- ŞIHBIZINCI ile/ve/ne yazık ki/||/<>/< KANI ALMAZ

( Açıkgöz, uyanık. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/||/<>/< Kıskanç, çekemeyen. )

- ŞİİR:
"DUYGULANMAK" İÇİN
değil DUYUMSAMAK İÇİN

- ŞİİR ile/ve/değil DUYGU BOŞALIMI

- ŞİKÂYÂT ile/değil HİKÂYÂT

( Bizimki şikâyât değil hikâyât. )

- ŞİKÂYET ETMEK/SÖYLENMEK değil/yerine NE YAPABİLECEĞİNİ VE NASIL YAPABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEK VE EYLEME GEÇMEK

- ŞİKÂYET ETMEK ile/değil/yerine/>< DURUMU(NU)/ZİHNİ(Nİ) DEĞİŞTİRMEK


- ŞİKÂYET ile/ve/değil/yerine HAYRET

- ŞİKÂYET" ile/=/||/<> RESİM

- ŞİKÂYET[Ar.] ile SERZENİŞ[Fars.]/TAKAZA[Ar.]

( Hoşnutsuzluk belirten söz ya da yazı, sızlanma, yakınma. İLE Başa kakma, sitem etme. )

- ŞİKÂYET[Ar.] ile/değil YAKINMA

( Uyumsuzluk yaratıyor, sonra da yakınıyorsunuz. )
( You create disharmony and then complain! )

- SIKBOĞAZ (ETMEK)

- SIKÇA KONUŞMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSATMAK

- ŞİKESTE[Fars.] değil/yerine/= DARGIN, KIRILMIŞ/KIRGIN

( Kırılmış, kırık. | Yenilmiş, yenik düşmüş. | Gücenmiş, kırgın, kederli. )

- SIKICI ile ÇILDIRTICI

- SIKICI ile İÇ KARARTICI

- SIKICI ile/ve/değil ZORLAYICI


- SİKİL" ile/değil/< SKILL[İng.]

- SIKILMA ile "BOĞULMA"

- SIKILMA ile/değil KANIKSAMA

- SIKILMAK ile/ve SALLANMAK

( Sallanmak, o ortamdan/mekândan sıkıldığınız anlamına gelir. )
( Ne kadar sıkılsanız da, bir toplantı ya da derste, dinleme/bekleme gibi durumunda sallanmamak/bacakları sallamamak gerekir. )

- SIKINTI-STRES (YARATMAK)

- SIKINTI ile ...

( Varoluşun sesi. )

- SIKINTI ile/> BUNALTI

- SIKINTI ile/ve/değil HOŞNUTSUZLUK

- SIKINTI ile ISTIRAP

- SIKINTI ile/ve/değil/yerine/<> KARANLIK

( Duygu durumu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Algı durumu. )
( Zorlamalı, değişken, keyfî. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Zorunlu, doğal. )

- SIKINTI/KAHIR[Ar.] ile SIKINÇ/KASVET[Ar.]

( ... İLE İç sıkıntısı, gönül darlığı. | Katılık, sertlik. | Merhametsizlik, acımasızlık. )
( BANYO YAP, SPOR YAP, GIDANA DİKKAT ET, [zayıfsan] KİLO AL / [şişmansan] KİLO VER )

- SIKINTI ile/ve/> SIRADANLAŞTIRMA

- SIKINTILI ile/değil SIKINTIDA

- SIKINTILI ile ÜZGÜN

- SIKIŞMIŞLIK ile/ve/||/<>/> SIKILMIŞLIK

- SIKIŞTIRMAK ile KISTIRMAK

- [ne yazık ki]
SIKIYA
ile/ve/||/<> SIKILMAYA GELEMEMEK

- SIKMAK ile KASMAK

- SİLAHSIZLANMA ile/ve/||/<> YANITSIZ BIRAKMA

- SİLDİRME HAKKI ile/ve/||/<> ÇEVRİMİÇİ UNUTULMA HAKKI


- SİLİK ile EZİK

- SİLMEK(") ile/ve/değil/||/<>/< (")ÇİZMEK(")

- SİLMEK ile/değil/yerine/>< SEVMEK

- [ne yazık ki]
ŞIMARIK
ile/ve/<> KÜSTAH

- ŞIMARMA/CİBİLME ile ŞIRNAMA

- ŞIMARMAK ve/<> SÖMÜRMEK

- SİMGE:
BULUŞMA
ve/+/||/<> BİRLEŞME

- SİMGE:
[ÇOK FARKLI/ÇEŞİTLİ ANLAMI/DEĞERİ]
GÖSTEREN/TAŞIYAN
ile/ve/değil/||/<>/< BİRARAYA GETİREN

- SİMGE ile/ve DUYU

( Tini gösterir. İLE/VE Nesnenin görünüşünü gösterir. )

- SİMGE ile/ve/||/<>/>/< İNCELİK


- SİMGE ile/ve/||/<> SEZGİ

- SİMGE ile/ve/||/<>/> SİMGENİN SİMGESİ (ARACI VE KAYNAĞI)

( ... İLE/VE/||/<>/> Ayna ve birey[insan]. )

- SİMGESEL DÜŞÜNME ile/ve/> DÜŞÜNCENİN, KENDİNİ ÖRMESİ

- SİMGESEL YAPI(/BİLİNÇ) ile/ve/<> KAVRAMSAL YAPI(/BİLİNÇ)

( Mahal. İLE/VE/<> Mekân. )
( Yaşanır. İLE/VE/<> Kuşatır. )
( Açıklanamaz.[Anlamlandırılır.] İLE/VE/<> Açıklanabilir. )

- SİN[Türkçe]/KABİR/KABR[Ar.], MEZAR/GÛR[Fars.] ile/ve/||/<> TÜRBE/TOMB/KEŞENE/KESENE

( [kökeni/etimolojisi] MEZAR[< ZİYARET[Ar.]): Anadolu Türkçesi'ne anlam değiştirerek, ölünün gömüldüğü yer olarak geçmiştir. İLE
Topraklanmış, toprak örtülmüş. )
( İşlerinizden sıkıldığınızda kabirleri/mezarlıkları, türbeleri ziyaret ediniz. )

- SIN ile/||/<> SİN

( Korkmak, sinmek. | Beğenmek, imrenmek. | Kırılmak. İLE/||/<> Kendini göstermemek için büzülmek, saklanmak, pusmak. | Korku, yılgınlık vb. nedenlerle konuşmamak, hareket etmemek ya da tepki göstermemek. | Hiç çıkmayacak ya da güç çıkacak biçimde işlemek, nüfûz etmek. | Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek. )

- SİNDİRME ile SİNDİRME

- SİNDİRMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BEZDİRMEK

- SINESTEZİ/SYNESTHESIA[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK DUYU

- SİNEYE ÇEKMEK ile/ve/değil/||/<> GÖZE ALMAK


- SINIFLANDIRMA HATALARI:
BÜTÜNLEME
ile/ve/||/<> İNDİRGEME

- SİNİR BOZUCU" ile/ve/||/<> "MİDE BULANDIRICI"

- SİNİR DÜZENİNİN YAPISI ile SİNİR DÜZENİNİN İŞLEVLERİ

( Sinir gözeleri (nöronlar), sinir lifleri ve sinapslar gibi çeşitli bileşenlerden oluşur. İLE Bir organizmanın yaşamda kalması ve gelişmesi için gerekli olan çok çeşitli bilişsel, davranışsal ve fizyolojik süreçleri içerir. )

- SİNİR GÖZESİ(NÖRON) ile/ve GLİA GÖZESİ

( Sinir uyaranlarını ileten gözeler. İLE/VE Sinir gözelerini destekleyen ve koruyan gözeler.[İşlevleri tam anlamıyla açıklığa kavuşmamıştır.][Sinir gözelerinin çalışmasını destekleyici ve onları besleyici işlevleri vardır.][Bellekte önemli rol oynar.] )
( ... İLE/VE Nöronların 50 katı kadardır. )
( ... İLE/VE Beynin yapısal çerçevesini oluşturur, nöronları idare ederek temizlik işlevi görür ve nöronlar öldükten sonra kalıntıları temizler. )

- SİNİR KILIFI/MİYELİN/MYELIN[İng.] ile/ve/||/<> SİNİR GÖZESİ/NÖRON

( Sinir gözelerinin aksonlarını saran yalıtıcı tabaka. İLE/VE/||/<> Sinir gözesi. )

- SİNİR SİSTEMİ ile/ve/||/<> ENTERİK SİNİR SİSTEMİ

( Gövdenin her yerine yayılmış olan ve her birimi birbiriyle ilişki halinde bulunan bir elektriksel ve kimyasal iletişim ağı. İLE/VE/||/<> Bağırsakların, merkezî sinir sistemiyle bağlantısını sağlayan sinir sistemi. [Yaklaşık, 500 milyon sinir gözesi bulunmaktadır.] Aynı beyin gibi, davranışlarımız ve zihinsel dengemiz üzerinde etkisi bulunan, ikinci beyin olarak kabul edilen bir sistemdir. Enterik sinir sistemi ve beyin, işbirliği içinde çalışır. )
( ile/ve/||/<> ... )

- SİNİR ile/ve/||/<> DAMAR ile/ve/||/<> AKKAN/LENF[Fr. < LYMPHE]

( Duyu ve hareket uyarılarını, beyinden örgenlere, örgenlerden beyne ileten beyazımsı teller ve bu tellerin oluşturduğu demet. İLE/VE/||/<> Canlı varolanlarda kanın ya da besleyici sıvıların dolaştığı kanal. İLE/VE/||/<> Damarlarda dolaşan kanla, doku öğeleri arasında aracı görevi yapan, kan plazması ve lenfositten oluşan saydam, sarı renkte bir sıvı. )

- SİNİR ile/ve/||/<> GÜÇ ile/ve/||/<> VAJİNA/PENİS/PARA

( "Düşünüyorum, dinliyorum, okuyorum, anlıyorum ve gelişmek istiyorum" düşünce ve çabası içinde olan [dişil ya da eril] her bireyin, zorunlu olan paylaşım ve dayanışmayla bazı şeylerden yararlanmak[/istifade etmek] ve birbirine zarar vermemek üzere nitelikli bir yaşam sürmek için uzaklaşması, terk/istifâ etmesi gerekenlerdir. )

- SİNİR ile/ve/||/<>/> KRANİYAL SİNİRLER

( ... İLE/VE/||/<>/>

0 - Terminal
I – Olfaktör
II – Optik
III – Okülomotor
IV – Troklear
V – Trigeminal
VI – Abdusens
VII – Fasiyal
VIII – Vestibülokoklear
IX – Glossofaringeal
X – Vagus
XI – Aksesuar
XII – Hipoglossal )
( )

- SİNİR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SINIR

( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Var. )

- SİNİR ile/ve

- İSTENÇ/İRÂDE VE SİNİRBİLİM DENEYLERİNDE:
LIBET
ile/ve/||/<> HAGGARD VE EIMER ile/ve/||/<> HAYNES ile/ve/||/<> FRIED

- SİNİRCE ile/değil/yerine KORUYUCULUK

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/||/<>/< ÇERÇEVELENDİRME

- SINIRLANDIRMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ELEŞTİRİ

- SINIRLANDIRMA ile/ve/||/<>/> SİNİRLEN(DİR)MEME

- SINIRLAR:
GÖVDEDE
ile/ve/||/<>/> DUYUDA ile/ve/||/<>/> BEYİNDE

( - İnsan gövdesinde 100 trilyon göze(hücre) vardır. [Bu gözelerden 50 milyonu her saniye yenilenir. Her gözede ise 15 milyar atom vardır.]
- Kalp, kanı 30 metre yüksekliğe fışkırtabilecek kadar güçlüdür.
- Kalp, bir dakikada gövdemizdeki kanın tamamını dolaştırır.
- Kan, bir günde gövdemizde tam 96 bin 540 km. yol alır.
- Kalp, yaşam boyunca iki buçuk milyar kereden daha fazla atar. 200 milyon litreye yakın kan pompalar.
- Toplam alyuvar sayısı [eritrosit] 25 trilyondur.
- Toplam akyuvar sayısı [lökosit] 25-100 milyar arasıdır.
- Çenemiz, bir şey çiğnerken 100 kiloya kadar basınç uygular.
- Gövdemizde 650 kas vardır, en güçlü kasımız da dilimizdir.
- Beynimizde 100 milyar sinir gözesi vardır ve bu gözelerin gönderdiği iletiler, saatte 274 km hızla yayılır.
- Bağırsaklarımızın toplam uzunluğu 200 metredir.
- Gövdemiz, Yaşam boyunca 20 kilo deri atar.
- Derideki sinirlerin uzunluğu 72 km.'yi bulur.
- Kişi, bir günde yirmidört bin kez soluk alıp verir.
- İnsan gövdesindeki damarlar, uc uca getirilse oluşan uzunluk, dünyayı iki kez dolaşır. [40.000 km. x 2 = 80.000 km.] )

- Sinirli olduğunda DİNLE!!!

- SİNİRLİ ile DELİ

( Varsılsa. İLE Yoksulsa. )

- SİNİR/Lİ ile/ve/değil TELAŞ/LI


- SİNİRLİLİK ile/ve/<>/değil İSYAN

- SİNİRLİ/LİK ile/ve/değil/<> TEPKİSEL/LİK

- [ne yazık ki]
SINIRSIZ "KONUŞMA"
ile/ve/||/<>/> "SINIRSIZ SAHİP OLMA"

- SİNİR-STRES

- SİNOFOBİ[İng. CYNOPHOBIA] ile/||/<> SİNONİM[İng. SYNONYM]

( Köpek korkusu olarak bilinen, Yunancada "köpek" anlamına gelen κύων ("kýōn") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. @@ 1. Aynı kategoride kullanılan aynı taksonu ifade eden iki ya da daha fazla sayıdaki bilimsel isim.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SİNSİ ile/ve/değil/||/<> SESSİZ

- SİNSİ/LİK ile/ve/||/<>/> SİNİRLİ/LİK

- SIR ile/değil/yerine/>< AKIL

- SIR ile/ve/||/<> DOSTLUK

( Bir şeyi anlatmamak isteyişimizde başlar. İLE/VE/||/<> Her şeyi anlatmak isteyişimizde başlar. )

- SIRADANLAŞMA ile/ve/||/<> NORMALLEŞME


- SIRADÜZENSİZLİK ile/ve/||/<> KARMAŞA

- SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM ile/ve/||/<> SIRIM

( Dar, uzun tarla parçası. İLE Dönümden küçük toprak ölçüsü. İLE Bataklık kıyılarında biten, sert yapraklı bir çeşit bitki. İLE İnatçı. İLE Kara kuru, sağlam yapılı [kişi]. | Çevik, güçlü. | İnce yapılı ve güçlü. İLE Erikten yapılan ekşi. İLE Çok fazla, sık. İLE Çarık yamalığı, çok dayanıklı. )

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< SAF/LIK

- ŞİRİN/LİK / SEVİMLİ/LİK ile/ve/değil/||/<>/< ŞAPŞAL/LIK

- ŞİRİN/LİK ile/ve/||/<> MASUM/İYET

- SIRITMAK ile/değil/yerine GÜLMEK

( Aptallık, şaşkınlık, kurnazlık ya da alay belirtir biçimde gülmek. [Durumdaki hoşluğa ya da durumun algılanamamasında düşünsel/duygusal karşılığı olmadan yüz kaslarını düşünce komutlarıyla güler konuma getirmek.] İLE ... )

- ŞİRK ile/ve/||/<> KİBİR

( Tanrı'ya, başka bir şeyi/birini ortak koşmak. İLE/VE/||/<> Tanrı'ya, kendini ortak koşmak. )

- SİRKADİYEN ile SİRKALUNAR ile SİRKASEPTAN ile SİRKANUAL

( )

- SIRT SIRTA

- SIRTTA TAŞINAN GİYSİ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YÜZDE TAŞINAN İFADE