PSİKOLOJİ'de (PSYCHOLOGY)

- SAF[Ar. < SAFF] ile SÂF[Ar. < SAF]

( Sıra. İLE İçine başka şeyler karışmamış olan, katışıksız, doğal, halis, has, öz, som. | Çevresinde olup bitenleri anlayamayan, kurnazlığa aklı ermeyen, zekâ ve kavrayıştan yoksun olduğundan, kolay kandırılabilen kişi, avanak, bön, safderun, safdil. | İyi niyetli, art niyetsiz. )

- SAF ile/ve/değil/||/<> SAFA YATAN

- SAFDİL[Fars.] ile/= SAFDERUN[Fars.]

( Kolayca aldatılan. )

- SAFİYET ve/||/<> SAMİMİYET

- SAFLAŞMA ile/ve/< ARINMA

( Durum. İLE/VE/< Yöntem. )
( Saflaşın, dikkatli ve uyanık olun, hazır bulunun. )

- SAF/LAŞTIRILMIŞ AKIL ile/ve/= NİYET ile/ve/= KALP

- SAFLIK ile HOŞGÖRÜ

- SAĞ/SOL BEYİN değil SAĞ/SOL YARIMKÜRE

- SAĞALTIM AMAÇLI ile/ve/değil/||/<>/> GELİŞ(TİR)ME AMAÇLI

- SAĞALTIM:
DAVRANIŞÇI ve/ya da BİLİŞSEL
ile/ve/||/<> DİNAMİK ile/ve/||/<> VAROLUŞÇU


- SAĞALTIM/PSİKOTERAPİ ile/ve/||/<> ANALİTİK SAĞALTIM/PSİKOTERAPİ

( )

- SAĞALTIM/PSİKOTERAPİ ile/ve/||/<>/> PSİKANALİZ

- SAĞALTIM/PSİKOTERAPİ ile/değil/yerine SOHBET

( Çağrışımsal. İLE/DEĞİL/YERİNE Sanatsal. )

- SAĞALTIM/TEDAVİ[Ar.]:
AYAKTA
ile/ve/||/<>/> YATARAK

- SAĞALTIM/TERAPİ:
TEK KİŞİLİK
ile/ve/||/<> İKİ KİŞİLİK

- SAĞALTIM ile/ve/değil/||/<>/< DAYANIŞMA

- SAĞALTIMDA/TERAPİDE:
TIBBÎ
ile/ve/||/<> DAVRANIŞSAL ile/ve/||/<> BİLİŞSEL ile/ve/||/<> DUYGUSAL

- SAĞALTIM/TEDAVİ ile/||/<> REHABİLİTASYON

( Sayrılığın iyileştirilmesi için yapılan etkiler. İLE/||/<> Sayrının eski işlevselliğine kavuşması için yapılan destekleyici çalışmalar. )

- SAĞALTIM/TERAPİ ÜCRETİNDE İNDİRİM:
DİNAMİK/ANALİTİK
ile/değil BİLİŞSEL/DAVRANIŞSAL

( Olmaz! İLE (belki/bazen) Olabilir. )
( Bütçesi uygun olmayanlar, indirim istemez fakat ve ne yazık ki özellikle bütçesi/gelir seviyesi uygun/yüksek olanlar, indirim isterler. )

- SAĞDIK ile/değil SADIK


- SAĞDUYU ile/ve/||/<>/< DENEYİM

- SAĞDUYU ve/<> DENGE

- SAĞDUYU ile DUYARLILIK

( AKL-I/HİSS-İ SELÎM ile HASSASİYET )

- SAĞDUYU = HASSE-İ SELİME = GOOD SENSE[İng.] = BON SENS[Fr.] = GESUNDER VERSTAND[Alm.]

- SAĞDUYU ile/ve/||/<> SAĞGÖRÜ

( Doğru, akla uygun yargılar verme yeteneği. | Doğru ile yanlışı birbirinden ayırma ve doğru yargılama gücü. İLE/VE/||/<> Gerçekleri, yanılmadan görebilme yeteneği. )

- SAĞLAK ile SOLAK

( AMBIDEXTRUS: İki elini de kullanabilme. )

- SAĞLAM ZİHİN ve/||/<>/>/< SAĞLAM GÖVDE

( Sağlam anlık[zihin], sağlam gövdede bulunur. VE/||/<>/>/< Sağlam gövde, sağlam anlıkta[zihinde] bulunur. )

- SAĞLIK ve/> ONGUNLUK/SAADET/MUT

( Sağlık olmazsa saadet olamaz. )
( ASKLEPIOS )

- SAĞLIKLI/SAĞLIKSIZ ... değil/yerine ORANTILI/ORANTISIZ ...

- SAHİCİ/LİK ile/ve/||/<>/> SAMİMİ/LİK


- SAHİP OLMADIĞIN ŞEY/DEĞER/OLANAK/KOŞUL ve BULUNMADIĞIN YER

( Vazgeçemeyiz. VE Terk edemeyiz. )

- SAHİP OLMAK ile AİT OLMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİKTE VE BÜTÜN OLMAK

- SAHİP OLMAK ile/değil KENDİNDE VAR (OLDUĞUNU BİLMEK/ANIMSAMAK)

- SAHİP OLMAK ile/ve/değil/yerine/ya da/||/<> OLMAK

( Erich Fromm'un, "Sahip Olmak ya da Olmak" adlı kitabını da okumanızı salık veririz. )

- SAHİP OLMAK ile/ve/değil/||/<>/< SATIN ALMAK

- SAHİPLENME ile/ve/değil/||/<> KIŞKIRTMA/AJİTASYON

- SAHİPLENME ile/ve/||/<> SÜREKLİ KILMA ile/ve/||/<> BİRİKTİRME

- SAHNE TOZU YUTMAK ile/ve/||/<> MÜREKKEP YALAMAK

- ŞAHSÎ[Ar.] değil/yerine/= KİŞİSEL

- KENDİLİK:
SAHTE
ile/değil/yerine/>< GERÇEK


- SAHTE KENDİLİK ile/ve/||/<> TAM NESNE-TAM KENDİLİK

- SAHTE ile/ve/değil/||/<>/> GEÇERSİZ

- SAHTE/LİK ile/değil/yerine/>< İÇTEN/LİK

- SAHV ile ...

( AYILMA, AYIKLIK, KENDİNE GELME | HASTANIN İYİLEŞMESİ | HAKK'LA BEKÂ )

- ŞAİR ile/ve/||/<> DELİ ile/ve/||/<> MECNÛN

- SÂİRFİLMENÂM[Ar.]/SOMNAMBULE[Fr.] değil UYURGEZER

- SAK ile SAK[Ar.]

( Uyanık, gözü açık. | Uykusu hafif. İLE Sap. )

- ŞAKA YAPMAK ile LAUBALİLİK

- ŞAKA ile/ve/||/<>/> İNTİKAM

- ŞAKAK/DULUK KISMI(LOBU) ile/ve ALIN VE ÇEPER KISMI(LOBU)

( Yanlamasına oluk[lateral fissure], şakak[temporal] kısmını alın ve çeper kısmından ayırır. )
( Ense kısmını ayıran bir yarık yoktur. )

- ŞAKÎ ile/değil/yerine/>< SAÎD

(
Başlık ŞAKÎ (شَقِيّ) SAÎD (سَعِيد)
Köken Ş–ق–ي / Ş–ق–و kökünden gelir. “Yarılmak, sıkıntı çekmek, bedbaht olmak” anlamındadır. س–ع–د kökünden gelir. “Mutluluk, baht açıklığı, iyi hâl” anlamındadır.
Temel Anlam Bedbaht, mutsuz, azaba uğrayan kişi. Mutlu, bahtiyar, kurtuluşa ermiş kişi.
Zıtlık İlişkisi Şakî >< Saîd karşıt anlamlıdır (bedbaht >< bahtiyar).
Kur’ân’daki Kullanımı “Şakî” olanlar, cehennemlik olarak tanımlanır. (Hud 11/105 - 107) “Saîd” olanlar, cennetlik olarak tanımlanır. (Hud 11/108)
Kader, İhtiyâr ve İrâde Bağlamı
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş bedbahtlık.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin kendi fiiliyle kazandığı bedbahtlık.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: Allah’ın ezelî ilminde bilinir; insan fiilinden sorumludur.
  • Cebriyye’ye göre: önceden belirlenmiş saadet.
  • Mu‘tezile’ye göre: kişinin iyi fiiliyle kazandığı saadet.
  • Ehl-i Sünnet’e göre: ilâhî bilginin konusu, irâdî fiilin sonucu.
Ahlâkî ve Ruhsal Yön
  • Kalp karanlığı ve gaflet.
  • Nefse uymak, hidâyeti reddetmek.
  • Azap, sıkıntı ve uzaklık hâli.
  • Kalp aydınlığı ve huzur.
  • İman, ihlâs ve salih amel.
  • Rahmet, sekinet ve yakınlık hâli.
Mekke Dönemi Müşrik ve inkârcı kesimler için kullanılmıştır. İlk mümin topluluk için kullanılmıştır.
Medine Dönemi Münâfıklar ve ikiyüzlüler için kullanılmıştır. Samimi mümin topluluğu için kullanılmıştır.
Raşid Halifeler Dönemi Adâletsiz, zulmeden kişiler için kullanılmıştır. Adâletli, takvâ sahibi yöneticiler için kullanılmıştır.
Tasavvufî Yorum Kalbin perdelenmesi, nefsin hâkimiyeti ve içsel sıkıntı hâlidir. Kalbin nurlanması, nefsin arınması ve ilâhî huzur hâlidir.
Sonuç İtibarı ile ... Şakâvet - Bedbahtlık, sapma ve azap durumudur. İman, ihtiyâr, irâde ve amel yönüyle kaybedilmiş bir dengedir. Saʿâdet - Hidayet, huzur ve kurtuluş durumudur. İman, niyet ve eylem bütünlüğünün sonucudur.
)

- SAKÎM[Ar. < SAKAMET] değil/yerine/= BOZUK/YANLIŞ/EKSİK

( Hasta, hastalıklı. | Yanlış. | Rivâyeti doğru, sağlam olmayan hadîs. )

- SÂKİN[< SÜKÛN] / MUKÎM[< KIYAM] ile/ve ŞÂGİL[< ŞUGL]

( Konutta/meskende yaşayan/oturan, ikâmet eden. İLE/VE
Meşgul eden, edici. | Meşgul olmayı gerektiren. | İşgâl eden, tutan. | Bir mülkte oturan. )

- SAKINCA/BEYİS GÖR(ME)MEK ile/ve/||/<> İMTİNA ETME(ME)K

- SAKİNLEŞME:
AKILDA
ve/||/<> GÖNÜLDE

( Bilgi ile. VE/||/<> Sevgi ile. )
( Elinde getiren, karnında götürür; aklında getiren, gönlünde götürür. )

- SAKİNLEŞMEK[Ar.] değil/yerine/= DİNGİNLEŞMEK/DURGUNLAŞMAK/DURULMAK/YATIŞMAK

- SAKİNLİK:
MANTIKSIZLIĞI ANLAMA
ile/ve/||/<> FARKINDALIĞI ARTIRMAK

- SAKİN/LİK ile AĞIRBAŞLI/LIK

( ... ile REZÂNET )

- SAKİN/LİK ile "AĞIR/LIK"

( Zihinsel. İLE Davranış ve tutumlarla. )
( Bilinçli/farkındalıklı iç devinimle. İLE Çevredekilerin bağdaştırdıkları/bekledikleri sıfatla. | [Mizactan dolayı da olabilir] )
( Sakin bir yaşama biçimine sahip kişiler, sıkı ve alçakgönüllü çalışmalarını sürdürmeli. )

- SAKİNLİK ile/ve DAYANÇ/SABIR

( Belirli bir bilgi ve bilinç/tutum gerektirir! )

- SAKİN/LİK ile İÇİNE KAPANIK/LIK

( Bilinçle. İLE Olumsuz, zihinsel dalgalanmalarla. )

- SAKİN/LİK ile/değil KAYITSIZ/LIK

( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta kayıtsızlıktan/ilgisizlikten/içekapanıklıktan kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKİNLİK ile/ve SAKİNLİK(YUMUŞAKBAŞLILIK)

( Yumuşaklık ve iyilik, kişiye anneannesinden mirastır. )

- SAKİN/LİK ile/ve/<> SESSİZ/LİK, SÜKÛNET

- SAKİN/LİK ile SOĞUK/LUK

( Her sakin/lik görüntüsü sakinlik olmayabilir hatta anlamamasından/uzak kalmasından kaynaklanıyor olabilir! )

- SAKİNLİYİM" değil SAKİNLEŞEYİM

- SAKINMA ile MASKE

- SAKINMAK ile KAÇINMAK

- SAKIRDAMAK ile ŞAKIRDAMAK

( Korkudan ya da soğuktan dolayı titremek. İLE "Şakır" diye ses çıkarmak. )

- SAKLAMAK ile/ve/||/<>/> SAYIKLAMAK

( Aşkı/nı. İLE/VE/||/<> Adı/nı. )

- SALÂHİYET/SELÂHİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> SELÂMET[Ar.]

( Yetki sâhibi, yetkili. İLE/VE/||/<>/> Esenlik. | Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu, kurtuluş. | Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması. )

- SALAK YERİNE Mİ KOYUYORSUN?/SALAK MI ZANNEDİYORSUN? ile/ve/<> KENDİNİ Mİ KANDIRIYORSUN?(/KANDIRMAYA ÇALIŞIYORSUN?)

- SALAK ile/değil ASALAK

( "Asalak" sözcüğünün salak ile hiçbir ilişkisi yoktur. )

- SALAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAF

- SALAK/LIK ile/ve/<>/değil ÇARESİZ/LİK

- SALAK/LIK ile/ve "ÖKÜZ/LÜK"

- SALAK/LIK ile/ve/değil/||/<> ŞAŞKIN/LIK

- SALDIRI SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
KARALAMA
ile/ve/||/<> NİTELİKSEL ile/ve/||/<> "SEN / SEN DE ..." ile/ve/||/<> DOLDURUŞA GETİRME

- SALDIRI ile/değil/yerine ÇIKIŞ

- SALDIRI ile/değil/>< HAKKINI SAVUNMAK

( Etkin olmaya alışık olmayana, hakkını savunmak, "saldırı" gibi gelebilir. )

- SALDIRI ile/ve/değil/||/<>/< MEYDAN OKUMAK

- [ne yazık ki]
!SALDIRI
ile/ve/||/<>/>/< !ŞİDDET

( Şiddet, saldırganlığın da ötesinde onun, nefret, düşmanlık gibi duygu ve etkinlik kazandığı biçimi ya da çeşit ve derecesidir. )

- SALDIRMAK ile/değil/yerine/>< SARILMAK

- SALDIRMAK ile/ve/değil/yerine "SARMAK"

- SALDIRMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SATAŞMAK

- SALDIRMAK ile/ve/değil YÜKLENMEK

- SALGI ile/ve YAYILMA

( Kimyasal. İLE/VE Kimyasal/Elektriksel. )

- SÂLİM ile/ve/<> SELİM

( Güvende olmak, güven vermek. İLE/VE/<> Duru olmak. )
( Aklın. İLE/VE/<> Kalbin. )
( ... İLE/VE/<> Doğru, dürüst, kusursuz. | Ur ya da bazı sayrılıklarda, sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil. )

- SALINIM ile/ve/||/<>/> HASTALIK/PATOLOJİ

- SALLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SARSMAK


- SALLA(N)MAK ile SİLKELE(N)MEK

- SALLANMAK ile YALPALA(N)MAK

- SALTIK İSTENÇ ile/ve/||/<> BEN

- SALTIK/LIK ile/ve/||/<>/< ETKİLENMEYİŞ

- SALYA-SÜMÜK (AĞLAMAK)

- SAMANLIK ile/ve/||/<>/> SEYRÂN

( İki kişi(/zihin/"gönül") [sevdâ] bir araya gelirse samanlık bile seyrân "olur[< olabilir]". )

- SÂMÎ ile SEMÎ

( Zaman zaman duyan. İLE Sürekli duyan. )

- SAMİMİYET[Ar.] ile/ve/||/<>/> CÂZİBE[Ar.]

- SAMİMÎ(YET) değil/yerine/= İÇTEN/LİK

- SAMİMİYET ile/ve/||/<>/> YALINLIK


- SAMİMİYET >< YALNIZLIK

- SAMİMİYETSİZLİK ile/ve/değil/||/<> MESAFELİLİK

- SANA YAPILAN "KÖTÜLÜK" ile/değil/yerine/ne yazık ki/>< SENİN YAPTIĞIN KÖTÜLÜK/YANLIŞ/HATA

( Unut/abil! İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Unutma! )

- SANAT:
"PROPAGANDA"
değil/yerine ÖĞRETİM

- SANAT ve/||/<>/> SAĞALTIM ARACI

- SANAT ile SAYRILIK

- SANAT ile/ve/||/<>/> ÜRETKEN SEZGİ GÜCÜ ile/ve/||/<>/> ESTETİK SEZGİ

- SANATÇIYIM DİYEBİLMEK İÇİN:
USTANI GEÇECEKSİN
ve/||/<>/> SENİ GEÇECEK BİR ÖĞRENCİ YETİŞTİRECEKSİN

- SANI ile DEJA VU

- SANI/ZAN/ZEHAB[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<> KANI/KANAAT(> "KANIMCA")

( Sahibi olunan düşüncenin/yorumun üzerine yargıda bulunum ve bu sürecin ilk durumu/sonucu. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<> Bir durum/olgu üzerine düşünce/yorum sahibi olmak. )
( Gerçeği bulmak istiyorsak, kanılarımıza asılmamalıyız. )
( To find truth, we must not cling to our convictions. )

- SANI = OPINION[İng., Fr.] = MEINUNG[Alm.] = OPINIO[Lat.]

- SANI ile SANRI

( Önce, olduğunuzu sandığınız kişi olmadığınızı anlayın. )
( En küçük bir kuşku olmaksızın, kendinizi sandığınız şey olmadığınızı bilin! )
( Understand first that you are not the person you believe yourself to be.
Beyond the least shadow of doubt, that you are not what you believe yourself to be. )

- SANIYORUM ile/ve/||/<> SAYIYORUM

- SANMA! ile/ve/||/<>/> ANMA! ile/ve/||/<>/> YANMA!

( )

- SANMAK ile/değil/yerine/>< "SAYMAK"

- SANRI ile/ve/||/<> SANCI

- SANRILARDAN "KURTULMAK" ile/ve/değil/||/<>/< SANRILARI TEKRAR EDEREK KURTULMAK

- SANSKAR(LAR) ile ...

( Kişinin karakterinin temelini oluşturan özellikler, huylar, mizaç. )

- SANSUALİZM[Fr.]/SENSÜALİZM[İng.] değil/yerine/= DUYUMCULUK

- SANTİMANTAL[Fr. < SENTIMENTAL] değil/yerine/= DUYGULU, İÇLİ, HASSAS


- SAPIK ile/değil AZGIN

- SAPIK/LIK" ile SAPKIN/LIK | ile/değil/yerine/||/<>/< SAPMA

( "Yükleme". İLE Tespit. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Durum. )

- SAPKIN EŞEYSELLİK ile/değil YOĞUN EŞEYSELLİK

- SAPKIN" ile/değil/yerine ÇAPKIN

- SAPLANMA ile/||/<> TUTULMA

- SAPLANTI ile/değil AŞK

- SAPLANTI" ile/değil FELSEFE

- SAPLANTI = FİKR-İ SABİT = FIXED IDEA[İng.] = IDÉE FIXE[Fr.] = FIXE IDEE[Alm.] = FIXUS[Lat.]

- SAPLANTI ile/değil/yerine İSTİKRAR

- SAPLANTI" ile/değil/yerine/>< SORGULAMAK


- SAPLANTI ile/değil TİK[Fr.]

( ... İLE/DEĞİL Herhangi bir kas kümesinin, istençdışı devinmesi. | Alışkanlıkla sık sık yinelenen, gülünç, sıkıcı söz ya da el, kol, yüz devinmesi. )

- SAPMA ile/ve/<> SAPLANMA

- SAPMA ile/ve/||/<> YAŞAMDA KALMA SAPMASI

( II. Dünya Savaşı sırasında, müttefikler, Naziler tarafından vurulan uçaklardaki kurşun deliklerini haritaladı ve düşman topçularının ağır hasar verdiği alanları güçlendirmeye çalıştı.

Hedefleri, uçağın daha fazla kırmızı noktalı (ya da daha fazla merminin isabet ettiği) alanları yeniden inşâ etmek ve güçlendirmekti.

Kuramsal olarak, bu mantıklı bir çıkarımdı. Sonuç itibariyle bunlar en çok etkilenen bölgelerdi.

Ama bir matematikçi olan Abraham Wald, farklı bir sonuca vardı: Kırmızı noktalar, sadece eve dönebilen uçaklara verilen hasarı temsil ediyordu.

Gerçekten güçlendirilmesi gereken alanlar, mermilerin isabet etmediği yerlerdi. Çünkü bunlar, uçak vurulduğunda yaşamda kalamayacağı yerlerdi.

Buna, "yaşamda kalma sapması" denir.

Yalnızca yaşamda kalan örneklere odaklanmamızdan kaynaklı bir hatadır. )
( image )

- SARHOŞ ile DÎVÂNE

- SARHOŞ[Fars. SER:Baş. + HOŞ] değil/yerine/= ESRİK/ESRÜK[dvnlgttrk]

- SARHOŞ ile KÖR KANDİL/GÖK KANDİL

( ... İLE Aşırı derecede sarhoş. )

- SARILMAK:
MUTLULUĞU, İKİYE KATLAMAK
ve/||/<> ACIYI, İKİYE BÖLMEK

- SARILMAK ile SARINMAK

( Sarma eyleminin yapılması. | Bir şeyin üzerine, bir ya da birkaç kez dolanmak. | Kollarını dolamak, kucaklamak. | Tüm gücü ile ele almak. | Büyük bir istekle kendini vermek, benimsemek. | Hemen yapmaya koyulmak, girişmek. İLE Kendi üstüne sarmak. )

- SARKINTILIK ile/değil İLTİFAT

- ŞARLATAN/LIK[İt./Fr.] ile/ve/<> ŞAKLABAN/LIK

( Kendi bilgi ve niteliklerini ya da mallarını överek, çevresindekileri kandıran, dolandıran kişi. | Bilir geçinen kişi. İLE Şen, şakacı ve güldürücü kişi. | Dalkavuk. )

- SARSIM ile SARSINTI

( Sarsma eylemi. | Gök nesnelerinin[cirim], genel çekim yasasına uygun olarak birbirini çekmesi nedeniyle herhangi bir gezegenin hareketinde görülen karışıklık. İLE Birden sallanma, sarsılma. | Titreme. | Deprem. | Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. | Bir kurum ya da kuruluşun dengesini etkileyen bozukluk. | Kaza, ilaç ve uyuşturucuların yarattığı, fiziksel ya da coşkusal nitelikteki, birdenbire gelişen karmaşık belirtilerin tümü. )

- ŞAŞIRMA (ACEB)

- ŞAŞIRMA ve/> KORKU

- ŞAŞIRMAK ile/ve AFALLAMAK

- ŞAŞIRMAK ile "KIRILMAK"

- ŞAŞIRMAK ile/ve/||/<> SARSILMAK

- ŞAŞIRTICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DÜŞÜNDÜRÜCÜ

- ŞAŞIRTMA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
DEVEDE KULAK
ile/ve/||/<> YA SİYAH, YA BEYAZ ile/ve/||/<> KANITLAMA ZORUNLULUĞU ile/ve/||/<> FELÂKET ÇIĞIRTKANLIĞI ile/ve/||/<> İMÂLI SORU ile/ve/||/<> ÇOK SORULU ile/ve/||/<> SINIRLI SEÇENEK

- ŞAŞKINLIK(/HAYRET) ile/ve/||/<>/> KUŞKU

( Zihinde. İLE/VE/||/<>/> Felsefede. )

- ŞAŞKIN/LIK ile/değil/yerine AŞKIN/LIK


- ŞAŞKINLIK ile BELİNLEME

( .. İLE Birden uyanarak, çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak. )

- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/<> GÜVENSİZ/LİK

- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/değil HAYRAN/LIK

- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/<> KARARSIZ/LIK

- ŞAŞKINLIK ile KORKU

- ŞAŞKIN/LIK ve PANİK

- ŞAŞKIN/LIK ile/ve/> SUSKUN/LUK / SUSMA

- ŞAŞMAK/ŞAŞALAMAK ile ŞAŞIRMAK

( Şaşan ve şaşıran kişi, bilmediğini bilen kişidir. )

- SATAŞMAK ile/ve/||/<> DALAŞMAK

- SATAŞMAK ile/ve/||/<>/> SÜRTÜŞMEK


- SATILABİLİRLİK ile/ve/değil/<> DEĞİŞİM DEĞERLİLİK

- SATİR[Fr.] değil/yerine/= YERGİ

- SATİRİAZİS ile/ve/||/<> NEMFOMANİ

( [Aşırı eşeysel istekli/lik]
Erilde. İLE/VE/||/<> Dişilde. )

- [not] SATISFACTION vs./and TO (GET) IMPRESS

- SATIŞTA:
N
ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> I ile/ve/||/<> D ile/ve/||/<> A ile/ve/||/<> S

( Gereksinim. İLE/VE/||/<> Dikkat. İLE/VE/||/<> İlgi. İLE/VE/||/<> İstek. İLE/VE/||/<> Eylem. İLE/VE/||/<> Tatmin. )
( Need. VS./AND/||/<> Attention. VS./AND/||/<> Interest. VS./AND/||/<> Desire. VS./AND/||/<> Action. VS./AND/||/<> Satisfaction. )

- SATRANÇ TAŞLARININ DEĞERLERİNDE:
1
ile/ve/||/<>/< 3 ile/ve/||/<>/< 5 ile/ve/||/<>/< 9 ile/ve/||/<>/< SONSUZ

( Piyon. İLE/VE/||/<>/< Filler. İLE/VE/||/<>/< Atlar ve kaleler. İLE/VE/||/<>/< Vezir. İLE/VE/||/<>/< Şah. )

- SATVET[Ar.] değil/yerine/= (ZORLU/SİNDİRİCİ) GÜÇ

- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ile ASKERİCİLİK/MİLİTARİZM

- SAVAŞ değil/yerine/>< SANAT

- SAVAŞ ile/ve/değil/yerine SAVAŞIM


- [ne yazık ki]
!SAVAŞ
ve/||/<>/>/< !YILDIRMA/TERÖR[Fr.]

- [ne yazık ki]
SAVAŞ DÖNEMLERİNDE:
RİTÜELLEŞMİŞ
ile SINIRLAMACI OLAN ile FETİH ile MUTLAK AMACI OLAN ile SINIRI OLMAYAN

- SAVAŞMAMA ile/ve/||/<> MESAFE ALMA

- SAVCININ/POLİSİN İŞİ(/GÖREVİ/SORUMLULUĞU):
"(HERHANGİ) (BİR) ZANLI YAKALAMAK"
değil (İLGİLİ/KANITLI) ZANLIYI YAKALAMAK

- SAVRULMAK ile/değil/yerine/>< SALINMAK

- SAVRULMAK ile/değil SARSILMAK

- [ne yazık ki]
SAVSAKLAMA
ile/ve/||/<> BOŞVERME

- SAVSAKLAMA ile/ve/<> SALLAMA

- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
BASTIRMA
ile/ve/değil/||/<> BÖLME

- SAVUNMA MEKANİZMALARINDA:
FİZİKSEL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA SİLAHLARI
ile/ve DAVRANIŞSAL OLARAK KAZANILMIŞ SAVUNMA HAREKETLERİ


- SAVUNMA MEKANİZMASI ile/ve/||/<> AVUNTU

- SAVUNMA ve/||/<> GÜDÜLENME ve/||/<> KAYGI

- SAVUNMA ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAVUŞTURMA

- SAVUNMA ile/ve/||/<> "... SAYMA"

- SAVUNMAK" ile/değil/yerine DÜŞÜNMEK

- SAVURGAN/LIK ile/ve/<>/değil/yerine DAĞINIK/LIK

- SAVURGAN/LIK ile/değil/yerine/>< SADÂKAT/SÂDIK

- SAVUŞMA/CIZLAM[argo] ile SIVIŞMA

( Kaçma. İLE Ortadan kaybolma. )

- ŞÂYÂN[Fars.] değil/yerine/= UYGUN, YAKIŞIR, YARAŞIR, DEĞER

- SAYDAMLIK/ŞEFFAFLIK ile/ve/||/<> ÖZDENETİM


- SAYGI:
BİLİNÇ
ve/||/<> DUYARLILIK

- SAYGI (GÖSTERMEK) ile/ve/||/<>/> ANLAYIŞ (GÖSTERMEK)

- SAYGI ile/ve/||/<> ÇEKİNMEK

- SAYGI ile/ve/<> DEĞER VERMEK

- SAYGINLIK/PRESTİJ[Fr.,İng. < PRESTIGE] ile GÖSTERİŞ

- SAYGISIZ/LIK:
ÇEKİNMEMEK(TEN)
ile/ve/değil/||/<>/< YETERİNCE ÇEKİNMEMEK(TEN)

- SAYGISIZLIK ile/ve/değil DÜŞÜNCESİZLİK

- Saygı duyulmak için DİNLE!!!

- SAYI ile/ve/||/<>/> NARSİSİST SAYI/ARMSTRONG SAYISI/MÜKEMMEL KUVVETLİ SAYI

(

Bir sayının basamaklarının her birinin, toplam basamak sayısı kadar üssü alınıp toplandığında yine aynı sayıyı vermesi durumu.

Matematiksel Açıklama

Bir n basamaklı X sayısı için:

X = d1 + d2 + ... + dn

biçimindeki denklem sağlanıyorsa X bir narsisist sayıdır.

Örnekler

  • 153 sayısı:
  • 13 + 53 + 33 = 1 + 125 + 27 = 153
  • 9474 sayısı:
  • 94 + 44 + 74 + 44 = 6561 + 256 + 2401 + 256 = 9474

Bu tür sayılar, belirli bir düzende ortaya çıkmaz ve genellikle belirli bir aralıkta bulunmaları için özel algoritmalar kullanılır.

)

- SAYILABİLİRLİK ile/ve/||/<>/> BİREYLEŞİM


- SAYRI/HASTA/HİPOKONDRİAK ile/değil SAYRIMSAK

( ... İLE/DEĞİL Gerçekte sayrı olmadığı halde, kendini sayrı gösteren/sanan. )

- SAYRILIK/HASTALIK/MARAZ[Ar.] değil/yerine/>< ESENLİK

- SAYRILIK/HASTALIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BOZUKLUK

( Zihinsel/psikolojik. İLE/VE/DEĞİL Gövdesel/somatik. )
( Mekanikte. İLE/VE/DEĞİL Organikte. )
( Nedeni bilinmiyorsa. İLE/VE/DEĞİL Nedeni biliniyorsa. )
( Hastalanmamak en büyük hastalıktır. )
( Uzun sürmeyen hastalıkların değerini bilmek gerek. )

- SAYRILIK ile/ve BÖLGESEL SAYRILIK

- SCHWANN GÖZESİ(PSS) ile/||/<> OLİGODENDROSİT(MSS)

(
Başlık Schwann gözesİ Oligodendrosit
Temel tanım Periferik sinir sisteminde aksonları saran ve miyelin oluşturan glia gözesİ Merkezi sinir sisteminde aksonları miyelinleyen glia gözesİ
Bulunduğu sinir sistemi Periferik sinir sistemi (PSS) Merkezi sinir sistemi (MSS)
Miyelin oluşturma Var Var
Bir gözenin sardığı akson Tek aksonun tek segmenti Birden fazla akson segmenti
Miyelinsiz liflerle ilişki Destekler ve sarar Doğrudan ilişki yok
Bazal lamina Bulunur Bulunmaz
Ranvier boğumu Oluşur Oluşur
Sinir yenilenmesi Belirgin biçimde destekler Çok sınırlı
Embriyolojik köken Nöral krest Nöral tüp
İlişkili hastalıklar Guillain–Barré, periferik nöropatiler Multipl skleroz
)

- SCIENCE ile PSEUDO SCIENCE

- SCOTOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= SKOTOFOBİ

( Karanlığa karşı duyulan aşırı korku olarak bilinen, Yunancada "karanlık" anlamına gelen σκότος ("scoto-") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim. "Niktofobi" ve "ligofobi" olarak da bilinmektedir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- SEANS[İng.] değil/yerine/= OTURUM

- SEÇEMEDİKLERİMİZ ile/ve/||/<>/> YEĞLEYEBİLECEKLERİMİZ

( Doğum yerimiz. | Ten rengimiz. | Anne ve babamız. | Cinsiyetimiz. | "Adımız." | "Kökenimiz."

İLE/VE/||/

Adâletli olmak. | Ahlâklı olmak. | İyi kalpli olmak. | Dürüst olmak. | Saygılı olmak. | Öğrenmeye açık olmak. | Kendini geliştiren olmak. | Önyargısız olmak. )

- SEÇİLMİŞ DİKKAT ile/ve/||/<> BÖLÜNMÜŞ DİKKAT ile/ve/||/<> DİKKAT DEĞİŞTİRME


- SEÇİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< STRATEJİ

- SECİYE ile ...

( HUY, TABİAT, KARAKTER )

- SEÇME ... ile/değil SEÇMELİ ...

- SEDÂ[Ar.] ile/ve/||/<>/> NİDÂ[Ar.]

- SEFÂLET ile/ve/değil İÇ SEFÂLET

- SEFALJİ ile/||/<> MİGREN

( Baş ağrısı. İLE/||/<> Şiddetli baş ağrıları ve öteki belirtilerle ilişkili bir nörolojik sayrılık. )

- ŞEFKÂT ve NEZÂKET :
SAĞIRIN DA DUYABİLDİĞİ
ve/||/<> KÖRÜN DE GÖREBİLDİĞİ

- SEHER ve/||/<> BAHAR

( Gecenin sonu/sonrası. VE/||/<> Kışın sonu/sonrası. )

- SEHİM/SEHM[Ar. çoğ. SİHÂM/ESHAM] ile SEHM[Fars.]

( Ok. | Yay. | Aksiyon, hisse bedeli. | Pay, hisse, kısım. | [tomruklarda] Eğrilik payı. İLE Korku, dehşet. )

- ŞEHİR ve/> ARTI DEĞER


- SEHİV[Ar.] değil/yerine/= HATA

( Unutma nedeniyle yapılan hata ve sonucu bakımından, çok önemli olmayan yanlışlık.[Akla geldiğinde telâfisi de yapılmak üzere.] )
( Bizden hatâ, Hakk'tan atâ'. )

- SEHV değil/yerine/= YANLIŞ, HATA | YANILMA

- ŞEHVET ile ...

( AŞIRI İSTEK | MADDEYE OLAN BAĞIMLILIK | NEFİS )

- ŞEHVET ile/ve/değil/yerine/<> AŞK

( Tüm canlılar arasında. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Kişiden/insandan, her şeye yönelik. )
( Herkes, dur der! İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Herkes, kabul eder. )

- ŞEHVET ile CİMRİLİK

( Maddeye olan bağımlılık. İLE Elisıkılık, Elindekikini sakınma/paylaşmama. )
( İnsanı mağlup eden her arzu şehvettir. )
( ŞEHVET: Nefsin aldığı tüm paylar. )
( ŞEHVET: Allah'ın varlığını bildiğin halde kendi varoluşunu gözardı edememek. )

- ŞEHVET ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> FAHİŞ/FUHUŞ

- ŞEHVET ile/ve/||/<>/> GULMET

( Maddeye olan bağımlılık. | Anımsamak - imgelemek - ummak/beklentide olmak. İLE/VE/||/<>/> Şehvet fazlalığı. )

- ŞEHVET ve/> İFFET/UT

- ŞEHVET[Ar.]/LİBİDO değil/yerine/= KÖSNÜ

( Eşeysel enerji. )

- ŞEHVET ve ŞİDDET


- ŞEHVETTEN ile/ve/değil/yerine AŞKTAN

( Beşer doğulur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE İnsan olunur. )
( Geçici. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kalıcı. )
( Beşeri aşk. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Kendi. | Tüm yetkin olanlar. )
( Mülkiyet. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Özgürlük. )

- ŞEKER ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SABUN (OYUNU)

- ŞEKER SAYRILIĞI ile GİZLİ ŞEKER SAYRILIĞI

- ŞEKER ile/ve/||/<>/< ŞÜKÜR

- ŞEKİL ile/ve/||/<> AHVÂL/HÂL

- SEKONDER/PRİMER ... değil/yerine/= İKİNCİL/BİRİNCİL ...

- SEKS (YAPMAK) ile/ve/değil/||/<>/< HEYECAN (YAPMAK)

- SEKS ile/ve/||/<>/< SES

- SEKSÎ ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/< KIŞKIRTICI

- SEKTE[Ar.]/KRİZ[İng. < CRISIS] ile/||/<>/> BUNALIM/BUHRAN[Ar.]

( Tıpta. [kalp sektesi(nden ölmek/gitmek) /kalp krizi(nden ölmek/gitmek).] İLE/||/<>/> Toplumsal. [büyük buhran (1929)] )

- ŞEKVÂ değil/yerine/= ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK

( ŞİKÂYET, HOŞNUTSUZLUK )

- SELENİN:
KESİLMESİ
ile/değil KISILMASI

- SELF-AWARENESS[İng.] değil/yerine/= ÖZ FARKINDALIK

- ŞEMA:
KENDİ
ile/ve/||/<>/> DIŞ DÜNYA ile/ve/||/<>/> GELECEK

- ŞEMA ile/ve/||/<> MOD

- SEMÂ'DA:
DÖNÜŞ ve/<> DUYUŞ
ve/<> HİTAB ve/<> OLUŞ

- ŞEMAL" değil ŞEMAİL

- ŞEMALAR:
KOŞULLU
ile/ve/||/<> KOŞULSUZ

- SEMANTİK BELLEK/SEMANTIC MEMORY[İng.] değil/yerine/= ANLAMSAL BELLEK

- BELLEK:
SEMANTİK
ile/ve/||/<> EPİZODİK

( Olgusal. İLE/VE/||/<> Özgeçmişe dayalı. )