ÇU/ÇÜ...

- CUM GRANO SALIS[İng.] değil/yerine/= CUM GRANO SALİS

( Latince, "bir buz tanesi ile" demek olan kalıptır. İronik anlamda ve dinleyicileri söylenenin ya da söylemin her noktada doğruları içermediğine dikkat çekmek için kullanılır. Türkçede benzer anlamda "kaydı ihtiyat ile" sözü vardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- CUMA GÜNÜ değil CUMA('LARI)(TOPLANILAN) GÜN

- CUMA ile CUMA GECESİ ile CUMA NAMAZI

- CUMALIKAZIK değil CUMALIKIZIK

- CUMBADAK/CUP/CUPPADAK ile CUMBURLOP ile CUMBURTU

( Suya düşen bir özdeğin çıkardığı sesi anlatmak için kullanılır. İLE Ağır bir özdeğin, suya düştüğü zaman çıkardığı sesi anlatmak için kullanılır. İLE Suya düşen bir özdeğin ya da çalkalanan suyun çıkardığı ses. )

- CUMBALAMAK ile CUMBALATMAK ile CUMBA ile CUMBALI ile CUMBASIZ

- CUMBULDAMAK ile CUMBULDATMAK

- CÜMBÜR-CEMAAT değil CUMHUR-CEMAAT (GİTMEK)

- CÜMBÜŞ ile CÜMBÜŞLÜ ile CÜMBÜŞÇÜ/LÜK

- CUMHUR ile CUMHURCA ile CUMHUR REİSİ ile CUMHUR CEMAAT


- CUMHURİYET ile CUMHURİYETÇİ/LİK ile CUMHURİYET ALTINI ile CUMHURİYET BAYRAMI

- CÜMLE/LİK ile CÜMLE ALEM ile CÜMLE KAPISI ile CÜMLE BİLGİSİ

- CÜNBÂN[Fars.] ile -CÜNBÂN[Fars.]

( Sallayan, kımıldayan, hareket eden. İLE Kımıldanan, kımıldatan, sallanan, oynayan, oynatan anlamlarına sıfatlar oluşturur.[DÜNBÂLE-CÜNBÂN: Kuyruk sallayan.] )

- CUNDA[< İt.] ile Cunda/Alibey

( Yatay serenlerin, iki başı. İLE Edremit'te bulunan ada. )
( SEREN: Yelkenli gemilerde, üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder. | Konut yapılarında, menteşe ve kilidin takıldığı, düşey konumdaki kalın parça. )

- CUNDA[< İt.] ile CUNTA[< İsp.]

( Yatay serenlerin, iki başı. İLE Bir ülkede, yönetime el koyan kişilerden oluşan kurul. )

- CUNE- ile/||/<> CUNEO-

( Kama, çentik. İLE/||/<> Kama. )

- CUNTA ile CUNTACI/LIK

- ÇUPRA ile ÇUPRA BALIĞI

- ÇÜR ile ÇÜRGÜ
[<

( Yarar, kazanç. İLE Çocuğa çişi olup olmadığını sormak. )

- CURA ile CURACI/LIK ile CURA ZURNA


- CURCUNA ile CURCUNALI ile CURCUNASIZ

- CÜRETLENMEK ile CÜRETLENDİRMEK ile CÜRET ile CÜRETLİ/LİK ile CÜRETSİZ/LİK ile CÜRETSİZCE

- CURIE POINT[İng.] / POINT DE CURIE[Fr.] / CURIE-PUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE NOKTASI

- CURIE CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE CURIE[Fr.] / CURIE-KONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE SABİTİ

- CURIE TEMPERATURE SCALE[İng.] / ÉCHELLE DE TEMPÉRATURE DE CURIE[Fr.] / CURIE-TEMPERATURCALA[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE SICAKLIK ÖLÇEĞİ

- CURIE BALANCE[İng.] / BALANCE DE CURIE[Fr.] / CURIE-WAAGE[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE TERAZİSİ

- CURIE-WEISS LAW[İng.] / LOI DE CURIE-WEISS[Fr.] / CURIE-WEISSHES-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE-WEİSS YASASI

- CURIE'S LAW[İng.] / LOI DE CURIE[Fr.] / CURIE-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE YASASI

- CURIE[Alm.] ile/değil/yerine/= CURİE

- CURİE / KÜRİ ile/||/<> CURİE NOKTASI[770 °C] ile/||/<> CURİE SABİTİ ile/||/<> CURİE SICAKLIĞI / CURİE NOKTASI ile/||/<> CURİE SICAKLIK ÖLÇEĞİ ile/||/<> CURİE TERAZİSİ ile/||/<> CURİE WEİSS YASASI ile/||/<> CURİE YASASI


- CÜRÛF[Ar.] ile CÜRÜF[Ar.]

( Maden posası, dışık. Erimiş malzemelerin yüzeyindeki safsızlık. İLE Yar, uçurum. )

- ÇÜRÜMEK ile ÇÜRÜTMEK ile ÇÜRÜTÜLMEK ile ÇÜRÜTEBİLMEK ile ÇÜRÜTÜVERMEK ile ÇÜRÜYÜVERMEK ile ÇÜRÜK/LÜK ile ÇÜRÜKLÜ ile ÇÜRÜK İŞ ile ÇÜRÜKSÜZ ile ÇÜRÜK GAZ ile ÇÜRÜK BOYA ile ÇÜRÜK ELMA ile ÇÜRÜK PARA ile ÇÜRÜK SAKIZ ile ÇÜRÜK ÇARIK ile ÇÜRÜK RAPORU

- ÇÜRÜMEK ile ÇÜRÜYEBİLİR ile ÇÜRÜMÜŞ ile ÇÜRÜK DİŞ

- CURVE ile CURVILINEAR

( Eğri. İLE Eğri çizgisel, eğrisel. )

- CÜSÂM[Ar.] ile CÜSÂM[Ar.]

( Büyük, geniş. İLE Uykuda gelen ağırlık, ağırbasma, kâbus. )

- CUSHING SAYRILIĞI/HASTALIĞI ile/||/<> CUSHING BELİRGESİ/SENDROMU

( Hipofiz bezinde tümör nedeniyle aşırı ACTH üretimi. İLE/||/<> Gövdede aşırı kortizol üretimi. )

- CÜSSE ile CÜSSELİ/LİK ile CÜSSESİZ

- CUT DOWN ile CUT-OFF

( Damar açımı. İLE Sınır değer, ayrım değeri. )

- ÇUVALLAMAK ile ÇUVALLANMAK ile ÇUVALLATMAK ile ÇUVALLATABİLMEK ile ÇUVALLAYABİLMEK ile ÇUVAL ile ÇUVALCI/LIK ile ÇUVALLI ile ÇUVALSIZ

- ÇUVAŞ ile ÇUVAŞÇA


- ÇUVGA ile ÇUVGA[KIFÇAK VE OĞUZ]
[<

( Gideceği yere çabuk ulaşmak isteyen habercinin yol boyunca değiştirdiği, aktarma yaptığı atlar. İLE Keşif yapan kişi, kılavuz. )

- CÛY[Fars.] ile/ve CÛY-BÂR[Fars.]

( Nehir, akarsu, ırmak. İLE/VE Dere, ırmak, çay. )

- CÜZ ile CÜZİ

- CÜZAMLI ile CÜZZAMLI KOLONİ

- CÜZZAM ile CÜZZAMLI

- CÜZZAMLI ile CÜZZAM ile CÜZZAM

- CÜZZÎ ile CÜZ

( Zihnî. İLE Vücudî. )