| Y...Y ile ... | (Y ile başlayıp Y ile biten AYNI YAZAÇLILAR...)

- ADEM
|------VEHM------|ŞEKK|------ZANN/ŞÜPHE------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></>/<
YAKÎN

( 0
|------%50 altı.[1-49]------|%50-50|------%50 üzeri.[51-99]------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></>/<
%100 )
( YOK(LUK)
|------ KURUNTU------|BELKİ|------KUŞKU------|
ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></>/<
KESİN(LİK) )
( image )
( image )
( )
( Anımsadığımız şeylerle, onlar gerçekmişlercesine meşgul oluyoruz ne yazık ki. )
( RECM[Ar. çoğ. RÜCÛM]: Taşa tutma, taşlama. | Birine atılan taş. | Suçluyu beline kadar gömüp taşlayarak idâm etme. | Sövme, lânetleme. | Zan üzerine konuşma. )

- ALLAH ÇIRASI : YILDIZ ya da AY

- ARAZİ[Ar.] değil/yerine/= YEREY

( Yeryüzünden bir parça. | Yerkabuğunun oluşumu bakımından ele alınan herhangi bir parçası. )

- ARŞE[Fr. < ARCHET] değil/yerine/= YAY

( Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay. | Keman yayı. )

- ARTİFİSİYEL/ARTIFICIAL[İng.] değil/yerine/= YAPAY

- ATOM(BÖLÜNEMEZLİK) = ATOME[İng.] = ATOME[Fr.] = ATAMUS, INDIVIDIUM CORPUS[Lat.] = (HE) ATOMOS[Yun.] = CUZ'UN LA-YETECEZZA, ZERRE[Ar.] = ATOM, ZERRE[Fars.] = PARAMANU, TANMATRA, ANU[Sans.] = YUANZI[Çince] = GENŞİ[Jap.] = NGUYÊN TU'[Vietnamca] = PARÁNY[Macarca]

- AY/DOLUNAY ile/ve YENİAY

( MEH ile/ve HİLÂL, ŞEHR )

- AYASTEFANOS = YEŞİLKÖY

- BEYAZ OY ile YEŞİL OY ile KIRMIZI OY

( Kabul demektir. İLE Çekimser kalındığını gösterir. İLE Red demektir. )

- BİLİMCİ ile/ve/<>/> ÖKE ile/ve/<>/> BİLGER ile/ve/<>/> BİLGEN ile/ve/<>/> BİLMEN ile/ve/<>/> YETİLBEY ile/ve/<>/> BİLİMBEY

( Biliminsanı, akademisyen. İLE/VE/<>/> Doktor. İLE/VE/<>/> Yardımcı doçent. İLE/VE/<>/> Doçent. İLE/VE/<>/> Profesör. İLE/VE/<>/> Dekan. İLE/VE/<>/> Rektör. )

- ÇAY ile/ve/değil/yerine/<> YEŞİL/KÖK ÇAY

- DEKAN değil/yerine/= YETİLBEY

( Mâlî Papaz. DEĞİL/YERİNE ... )

- DİKEY ile YATAY

- DOLUNAY/NUR/BEDİR[Ar. < BEDR] ile YARIMAY/DÖRDÜN ile YENİAY/AYÇA/HİLÂL[Ar.]

- EVRİM EKONOMİSİ[İng. EVOLUTIONARY ECONOMICS] ile/||/<> YAŞAM TARİHİ[İng. LIFE HISTORY] ile/||/<> ZORUNLULUK[İng. NECESSITY]

( Bir bireyin, türün ya da popülasyonun ömürleri içinde olay ve olgulara harcadıkları zamanın ve enerjinin, evrimsel açıdan önemidir. Enerjiyi, çevresel ihtiyaç ve zorunluluklara en uygun kullanabilen bireyler, avantajlı konumda olacaklardır. Bu sebeple evrimsel anlamını yitirmiş organlar körelir, faydalı olanlar korunur. Ancak bu ekonomi, aynı zamanda "alışveriş ilkesi" (trade-off) dahilinde, bir yapının ne kadar gelişebileceğine de sınırlar koymuş olur.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesile bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Bir bireyin ömrü içinde zaman ve enerjisini nasıl ve ne için kullandığını gösteren şablondur. Evrimsel ekonomi, türün nasıl evrimleşeceğiyle doğrudan ilgili olduğundan, bireylerin yaşam tarihi de evrimsel süreçler ile doğrudan ilişkilidir. Zaman ve enerjinin kullanımına büyüme, onarım, yenilenme, yıkım, üreme, vb. olay ve olgular dahildir.Evrimsel önemini yitirmiş organların körelmesi, bir bireyin yaşam tarihinin en önemli unsurlarındandır. Körelmenin sebebi, işe yaramayacak bir organın zigottan ölüme kadarlık ömür içinde üretilmesinin, büyütülmesinin, korunmasının, vb. süreçlerin son derece masraflı ve gereksiz olmasıdır. Bu yüzden, genetik yapısından ötürü bu gereksiz yapıları en az üreten, bunlara en az enerji ve zaman harcayan bireyler, en "körelmiş" biçimde üretebilen bireyler, evrim ekonomisi bakımından avantajlı konuma geçerler. Bu yüzden seçilim süreçleri, bu bireylerden yana işler. Nesilden nesle bu gereksiz yapılar körelir ve hatta yok olur. @@ Zorunluluk, başka türlüsü düşünülemeyen ve tüm olanaklı dünyalarda aynı olan şeyi ifade etmektedir. Örneğin bir önerme zorunlu olarak doğruysa o önermenin yanlış olduğu düşünülemez. Zorunluluk kavramını hangi felsefe disiplini içinde inceleyeceğimize göre hakkında söyleyeceklerimiz değişmektedir. Zorunluluk kavramı, özellikle Kant’ın epistemolojisi bağlamında a priorilik ile özdeşleştirildiği için çağdaş epistemolojide de a priorilik tartışmaları içinde ele alınıp incelenmiştir. Kant sonrası analitik felsefede, zorunluluk ve a priorilik kavramları arasında bir ayrıma giden Kripke, a prioriliğin epistemolojik, zorunluluğun ise metafizik bir kavram olduğunu ileri sürmüştür. Bu ayrıma karşın örneğin Chisholm, zorunlu önermelerin var olduğunu ve bir kimsenin onu anlaması sonucunda doğru olduğunu anlaşılacağını dile getirerek ‘zorunlu olarak doğru olma’sı bakımından metafizik anlamını, ‘öznenin anlaması doğrultusunda doğruluğunu görmesi’ açısından ise epistemolojik anlamını kullanmıştır. O halde çağdaş epistemolojide zorunluluk, Kant’ın zorunluluğu ve a prioriliği özdeş tutması kadar içe içe tartışılmasa da, Kripke’nin ayrımına karşın, a priorilik zemininde tartışılmıştır. Çünkü metafiziğin ve mantık felsefenin kavramı olarak zorunluluğun epistemoloji içinde tartışılması için a priorilik gibi epistemolojik bir kavrama ihtiyaç vardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )

- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL

- HESAP VERİLEBİLİRLİKTE:
DİKEY
ile/ve/||/<> YATAY

( Oy/seçim. İLE/VE/||/<> ... )

- KARIN KASLARIMIZI, YERÇEKİMİNE:
DİKEY
değil YATAY

( Karın kasları, ayakta durduğumuz sürece, çeşitli mide/bağırsak "şişirme/şişkinliğinden" ve yerçekimine karşı koyamadığından dolayı, zamanla aşağı/yere doğru sarkma durumuna geçmektedir. Bu duruma, en etkili çare/çözüm/destek ise karnınızı, yere paralel olacak biçimde havada/boşlukta bırakmaktır. Karın duvarı/kasları, kendini çok hızlı toparlayacak ve sıkılaştıracaktır. [Her gün birkaç dakikalık mekik çekmeden ya da fazla zorlanmadan karın kaslarınızı sıkılaştırabilirsiniz.][Ellerinizin/dirseklerinizin üzerinde ya da bir koltuğun karşısına, karnınız havada/boşlukta kalacak biçimde, bir sandalye/koltuk/puf vs. üzerine yüzükoyun uzanarak da bunu sağlayabilirsiniz. Bu çok fazla zorlanmayacağınız uygulamayı her gün 2-3 dk. bile yapsanız etkisi/artısı büyük olacaktır. Tabii zamanla olabildiği kadar dayanmanızı ve süreyi artırmanızda yarar vardır. Belki daha sonra mekik çekmeye başlamak için güç ve güdülenme de sağlayacaktır.] )

- KORONAL/CORONAL[İng.] değil/yerine/= YANAY-DİKEY

- MECRÂ değil/yerine/= YÖNEY


- NESNE ile/ve/<> YÜZEY

- OK ve YAY

( İlk Selçuklu sultanı, Tuğrul Bey, tüm resmî vesikalarında olduğu gibi gönderdiği mektupların başında yay ve ok işaretlerini koyar ve içine de kendi unvanlarını yazardı. Buna Tuğra deniliyordu. Sonraları bu ok ve yay işaretleri kaldırılmış ise de sultanların ad ve unvanlarını ok ve yay biçiminde gösteren tuğra yöntemi Osmanlı İmparatorluğu'nun sonuna kadar devam etmiştir. )
( Oku ileri atmanın yolu, yayı geri çekmektir... )

- OY ÇEŞİTLERİ'NDE:
BEYAZ
ile YEŞİL ile KIRMIZI

( Kabul. İLE Çekimser. İLE Red. )

- SALDIRAY ile/ve/||/<> BATIRAY ile/ve/||/<> ATILAY ile/ve/||/<> YILDIRAY

( 1939'da, Haliç Tersanesi'nden denize indirilen ve ne yazık ki, 1942'de batan, Türkiye'nin ilk denizaltısı Batıray ile birlikte Atatürk'ün belirlediği öteki üç denizaltının adları... )