| K...K ile ... | (K ile başlayıp K ile biten AYNI YAZAÇLILAR...)

- KIZMAK ile/ve/||/<>/< BİLGİSİZLİK

( Ne kadar az bilirsen, o kadar kızarsın. )

- KIZMAK ile "BOZULMAK"

- KIZMAK ile/değil DOĞRUDAN SÖYLEMEK

- KIZMAK ile/ve/değil/yerine GÜCENMEK

- KIZMAK ile HOMURDANMAK

- KIZMAK ile/ve KINAMAK

- KIZMAK ile KISMAK

- KIZMAK ile KIZIŞMAK ile KIZIŞMAK ile KIZIŞMAK ile KIZIŞMAK

( Isıtılan ya da ısınan bir nesnenin sıcaklığının çok artması. | At, eşek vb. hayvanların çiftleşme istemesi, kösnümek. | Dişi kuşların zamanı gelip kuluçkaya yatma isteği göstermesi. | Öfkelenmek, sinirlenmek. İLE Yüksek bir dereceyi bulmak, çok ısınmak. İLE Bitkilerin, ıslaklık ve mikropların etkisi altında çürürken ısınması. İLE Hayvan, eş isteme zamanı gelmek, kösnümek. İLE Zorlu, sert, kızışık bir durum almak, şiddetlenmek, artmak. | Hızlanmak, hareketlenmek. )

- KIZMAK ile KIZMACA

- KIZMAK ve ÖNEMSEMEK


- KIZMAK ile RAHATSIZ OLMAK

- KIZMAK ile/ve/değil/yerine SİTEM[Fars.] (ETMEK)

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Birine, yaptığı bir hareketin ya da söylediği sözün, üzüntü, alınganlık, kırgınlık vb. duygular uyandırdığını, öfkelenmeden belirtme. )

- KIZMAK ile/ve/<> "TAPASI ATMAK"

- KIZMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÜZÜLMEK

- KJELDAHL FLASK[İng.] ile/değil/yerine/= KJELDAHL BALONU

- KLADİSTİK ile/||/<> FENETİK

( Kladistik ortak ata İLE fenetik genel benzerlik sınıflamasıdır )
( Formül: Monofiletik İLE benzerlik )

- KLARNET ile KLARNETÇİ/LİK

- CLASSICAL PHYSICS[İng.] ile/değil/yerine/= KLASİK FİZİK

- KLASİK FİZİK ile/||/<> KUANTUM MEKANİĞİ

( Klasik fizik makroskopik nesnelerin davranışını açıklarken İLE kuantum mekaniği atomik ve subatomik parçacıkların davranışını açıklar )
( Max Planck tarafından 1900 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1858-1947) (Ülke: Almanya) (Alan: Fizik) (Önemli katkıları: Kuantum teorisi, Planck sabiti) (Nobel: 1918) )

- KLASİK FİZİK ile/||/<> MODERN FİZİK (İKİLİ KARŞILAŞTIRMA)

( Klasik makro dünya, modern mikro ve yüksek hız fiziğidir )
( Formül: Newton İLE Einstein/Planck )

- KLASİK İLE MODERN İLE KUANTUM İLE RELATİVİSTİK ile/||/<> FİZİK DALLARI

( Fiziğin ana alanları. )
( Formül: ℏ İLE c sabitleri )

- KLASİK MANTIK ile/||/<> BULANIK MANTIK

( Klasik mantık kesin doğru/yanlış değerleri kullanırken İLE bulanık mantık 0-1 arasında derecelendirilmiş üyelik değerleri kullanır )
( Formül: μ(x) ∈ [0 ile1] )
( Lotfi A. Zadeh tarafından 1965 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1921-2017) (Ülke: Azerbaycan/ABD) (Alan: Matematik, Bilgisayar) (Önemli katkıları: Bulanık mantık, bulanık kümeler) )

- KLASİK MANTIK ile/||/<> MODERN MANTIK

( Klasik mantık Aristoteles mantığı İLE modern mantık sembolik mantıktır. Klasik mantık doğal dil ile İLE modern mantık matematiksel gösterimle çalışır. Klasik mantık üç temel yasa İLE modern mantık önerme ve yüklem mantığı içerir. )
( Gottlob Frege tarafından 1879 yılında keşfedildi/formüle edildi. (1848-1925) (Ülke: Almanya) (Alan: Matematik, Mantık, Felsefe) (Önemli katkıları: Modern mantığın kurucusu, önerme mantığı, yüklem mantığı, anlam ve gönderim ayrımı, matematiksel mantık gösterimi) )

- KLÂSİK MANTIK ile/ve MODERN MANTIK

( Dile dayalı kavram, tanım, önerme ve çıkarımı esas alır. İLE/VE
Simgelere dayalı önerme ve çıkarımı esas alır. )
( )

- KLASİK MEKANİK/"FİZİK" ile/ve/||/<>/> KUVANTUM MEKANİĞİ/"FİZİĞİ"

( Bağımsız nesne. İLE/VE/||/<>/> Bağımlı enerji. )
( Sürekli zaman. İLE/VE/||/<>/> Süreksiz an. )
( Sürekli mekân. İLE/VE/||/<>/> Süreksiz olasılık. )
( Belirlilik. İLE/VE/||/<>/> Belirsizlik. )
( Yerellik. İLE/VE/||/<>/> Tümellik. )
( Nedensellik. İLE/VE/||/<>/> Bütünsellik. )
( Bağımsız ölçüm. İLE/VE/||/<>/> Bağımlı ölçüm. )
( Mantık.[0 | 1 (ya / ya da)] İLE/VE/||/<>/> Eytişimsel mantık. [hem, hem de | ne, ne de] )
( 1900 - MAX PLANCK
["Kuvantum Kuramı"nı geliştirdi ve Termodinamik yasaları üzerine çalıştı. Kendi adıyla bilinen "Planck sabiti"ni ve "Planck ışınım yasası"nı buldu.] )
(

Max Planck, Albert Einstein,
Niels Bohr, Louis de Broglie,
Max Born, Paul Dirac,
Werner Heisenberg, Wolfgang Pauli,
Erwin Schrödinger, Richard Feynman )
( Makroskopik nesnelerin devimini inceleyen fizik dalı. İLE/VE/||/<>/> Mikroskopik parçacıkların davranışını inceleyen fizik dalı. )

- CLASSICAL MECHANICS[İng.] / MÉCANIQUE CLASSIQUE[Fr.] / KLASSISCHE MECHANIK[Alm.] ile/değil/yerine/= KLASİK MEKANİK

- KLASİK MEKANİK ile/ve/||/<> KLASİK GÖRELİ MEKANİK

- KLASİK ile/ve/=/||/<> ALGI KÖRLÜĞÜ OLUŞTURMAYAN

- KLASİK ile/değil ANTİK/A

- KLASİK ile/ve/>< BAROK

( ... İLE/VE/>< Motif, hareket ve gerilim ağırlıklıdır. )

- KLASİK ile/ve/> BAROK ile/ve/> ROKOKO[Fr.]

( ... İLE/VE/> ... İLE/VE/> XVIII. yüzyılın başında, Fransa'da çok geçerli olan, kavisli çizgileri bol, gösterişli bir bezeme biçemi. | Bu biçimde olan eşya/mobilya, tasarım. )

- KLASİK ile/ve/değil/yerine/<> GELENEKSEL

- KLASİK ile GELENEKSEL

- KLASİK ile/ve/değil/yerine KADÎM

( Her dönem geçerli olan. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE ... )

- KLASİK ile KLASİSİZM[Fr. < CLASSICISME]

( Üzerinden çok zaman geçtiği hâlde değerini yitirmeyen, türünde örnek olarak görülen yapıt. | XVII. yüzyıl Fransız dili, sanatı ve yazarları ile ilgili olan. | Alışılmış. | Sanatta kuralcı. | Kökleşik. | Eski Yunan, Roma ve XVII. yüzyıl Fransız sanatıyla ilgili sanatçı ya da yapıt. | Eski Yunan ve Roma çağı dili ve sanatı ile ilgili olan. İLE Eski Yunan, Roma sanatından, yazınından kaynaklanan, XVII. yüzyılda Fransa'dan yayılan sanat ve yazın çığırı. )

- KLASİK ile/değil KLİŞE

- KLASİK ile KLOSTROFOBİK

- KLASİK ile MODERN

( Evrensel. İLE Bireyde. )

- KLASİKLEŞMEK ile KLASİKLEŞTİRMEK ile KLASİK/LİK

- KLEPTOKRATİK değil/yerine/= HIRSIZERKİL


- KLİKLEMEK ile KLİKLEŞMEK ile KLİK ile KLİKÇİ/LİK

- KLİNİK ile KLİNİK VAKA ile KLİNİK ARAŞTIRMA

- KLİNİK ile KLİNİK ile KLİNİK TIP

- KLİŞE ile/değil KLASİK

- KLİŞELEŞMEK ile KLİŞE ile KLİŞECİ/LİK

- KLONLAMAK ile KLON

- KLOR[Fr. < CHLORE] ile KLOR HİDRAT[Fr. < CHLORHYDRATE] ile KLOR HİDRİK ASİT ile KLORİK[Fr. < CHLORIQUE] ile KLORLAMAK

( Atom numarası 17, atom ağırlığı 35,5 olan, normal sıcaklıkta gaz durumunda bulunan, halojenlerden bir öğe.[simgesi Cl] İLE Azotlu organik bir baz ile hidroklorik asitten türeyen tuz. İLE Klor ile hidrojen bileşiği (HCl). İLE Klorik asit. İLE Mikroplardan arındırmak amacıyla suya düşük oranda klor katmak. | Özellikle yünlü kumaşlara, ipliklere parlaklık vermek için klor gazına tutmak. | Savaşta insana, hayvanlara ve bitkilere zararlı olması, öldürmesi için klor püskürtmek. )

- KLORİK ile KLORİK ASİT

- KLORLAMAK ile KLORLANMAK ile KLOR ile KLORLU ile KLOR HİDRAT ile KLOR HİDRİK ASİT

- KLOROFİL[Fr. < CHLOROPHYLLE] ile KLOROFORM ile KLOROMETRİ/KLORÖLÇER ile KLOROPLAST[Fr. < CHLOROPLASTE] ile KLOROZ/SARICALIK

( Güneş ışığını soğurarak bitkilerde karbon özümlemesini sağlayan ve bitkilere yeşil renklerini veren nesne. İLE Renksiz, hoş kokulu, genellikle anestezide kullanılan, yatıştırıcı ve uyuşturucu birleşik. [CHCI3] | Bir tür organik yağ çözücü. İLE Bir sıvının içindeki erimiş bulunan klor miktarını ölçmeye yarayan araç. İLE Yeşil bitkilerde gözelerin içinde bulunan, klorofil moleküllerinden oluşan, karmaşık yapılı kromoplast. İLE Kanda alyuvar sayısının azalmasından ileri gelen, genellikle genç kızlarda görülen kansızlık. | Yaprakların sarımtırak bir renk aldığı bitki hastalığı. )

- KLORÜRLENDİRMEK ile KLORÜRLEŞTİRMEK ile KLORÜR

- KLOSTROFOBİ ile KLOSTROFOBİK

- KNEZLİK ile/||/<> VOYVODA

( Prensliğin genellikle Slav devletlerine verilen adı. İLE/VE/||/<>/> Slav dillerinde kumandan ya da prens. )

- KNOCK :/yerine KAPIYI ÇALMAK

- KOCA ile KOCASIZLIK ile ÇİFTÇİ

- KOÇAK ile KOÇAKLAMA

- KOCAKARI/LIK ile KOCAKARI İLACI ile KOCAKARI MASALI ile KOCAKARI SOĞUĞU

- KOCAMAK ile KOCALMAK ile KOCATMAK ile KOCA/LIK ile KOCALI/LIK ile KOCAALİ ile KOCAELİ ile KOCASIZ/LIK ile KOCA KOCA ile KOCAELİLİ/LİK ile KOCA BEBEK ile KOCA YEMİŞ ile KOCA KUŞLUK

- KOCAMANLAŞTIRMAK ile KOCAMA ile KOCAMAN/LIK ile KOCAMANCA

- KOÇAN ile KOÇANCI/LIK


- KÖÇEK ile/değil KOÇAK

( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. | Deve yavrusu, köşek. İLE Yürekli, yiğit. | Eliaçık, cömert. )

- KÖÇEK ile KÖŞEK

( Kadın kılığına girip çengi gibi oynayan erkeklere verilen ad. | Ağırbaşlı davranışları olmayan kişi. İLE Bir yaşına kadar olan deve yavrusu. )

- KÖÇEK/LİK ile KÖÇEKÇE

- KOÇ/LUK[İng. < COACH] ile YÖNDER/LİK / MENTOR/LUK[Fr./İng.]

- KÖÇRÜM ile KÖÇÜK ile KÖÇÜT
[<

( Ani ve şiddetli korku. | Dehşet. İLE İnsanın kalçası. | Koyunun yağlı kuyruğu. İLE At. )

- KODLAMAK ile KODLATMAK ile KODLAYABİLMEK

- KODLANMIŞ ile KODLANMIŞ YASALAR ile SİSTEMLEŞTİRMEK

- KOF ile KOFA/LIK

- KOFALMAK ile/ve/||/<>/> KOFALAK

( Gururlanmak, övünmek. | Şişmek, genişlemek. | Azalmak. İLE/VE/||/<>/> Gururlu, çalımlı. | İçi boş, kof[: kuruyarak ya da çürüyerek içi boşalmış olan]. )

- KÖFTE/LİK ile KÖFTER/LİK ile KÖFTECİ/LİK ile KÖFTE HARCI


- KÖHNEMEK ile KÖHNELEŞMEK ile KÖHNE/LİK

- KÖK HÜCRE KAYNAKLARINDA:
EMBRİYONİK
ile/ve/||/<> FETAL ile/ve/||/<> ERİŞKİN

- KÖK SÖKTÜRMEK ile KAN KUSTURMAK

- KÖK ve/<> AÇILIM

- KÖK = CEZR = RACINE

- KÖK ile/ve/<>/> ÇİÇEK

( Güçlüdür. İLE/VE/<>/> Güçsüzdür. )
( Çiçeğin gücü ve güzelliği, o kadar "güçlü" olmamasındandır. )

- KÖK ile ÇİFT KÖKLÜ

- KÖK ile ÇOTUK

( ... İLE Dışarıda kalmış ağaç kökü. | Kesilen ağacın, topraktan yukarıda kalan bölümü. )

- KÖK ve/<> GÖK

- KÖK ile/ve KAYNAK


- KÖK ile KÖK[Fars. < KÛK] ile TOHUM[Fars. < TUHM]["TOĞUM/TOUM" değil!]

( Bitkileri toprağa bağlayan, topraktaki besi maddelerini emmesine yarayan klorofilsiz bölüm. | Kök sap, kök. | Bazı şeylerde dip bölüm. | Sapıyla çıkarılan bitkilerde tane. | Dip, temel, esas. | Kaynak, köken. | Birini bir yere bağlayan manevi temel güçlerin bütünü. | Sözcüğün her türlü ek çıkarıldıktan sonra kalan anlamlı bölümü. | Olağan koşullarda çevresinden yalıtılamayan ancak çok çeşitli tepkimeyi nitelik değiştirmeden kalabilen atom kümesi. | Denklemde bilinmeyenin yerine konulduğunda uygun düşen gerçek ya da birleşik değer.
İLE
Sazı kurmaya yarayan burgu. | Sap.
İLE
Bitkilerde döllenme sonunda yumurtacıktan oluşan ve yeni bir bitki oluşmasını sağlayan tane. | Soy sop, döl, nesil, sülale. | Ortaya bir sonuç çıkaran, bir sonucun oluşmasına sebep olan şey. | Spermatozoit. )

- KÖK ile KÖK SAP ile KÖK HÜCRE ile KÖK KURDU ile KÖK SAPLI ile KÖK ÖRNEK ile KÖK BOYASI ile KÖK MANTAR ile KÖK BİLGİSİ ile KÖK İŞARETİ ile KÖK KAPLAMA ile KÖK KIRMIZISI ile KÖK BACAKLILAR ile KÖK DOĞRAYICISI

- KÖK ile KÖK ile KÖM ile KÖK ile KÖKŞİN
[<

( Kök, köken, menşe. İLE Koyu kurşunî renk. [Gökyüzünün rengine benzeyen her renk böyle adlandırılır.] İLE Kurşunî rengi pekiştirmek için kullanılan bir ilgeç. İLE Kentin çevresi, dış bölgeleri.[Bölgenin yeşilliğine gönderme yapılmaktadır.] İLE Gök mavisi renginde olan herhangi bir şey. )

- KÖK ile KÖKEN

- KÖK ile/ve/||/<> KÖKSÜ ile/ve/||/<> KÖKSÜZ

( ... İLE/VE/||/<> Ciğer otlarında ve yosunlarda kökü andıran, bitkinin tutunmasına yarayan bölüm. İLE/VE/||/<> Kökü olmayan. | Temeli, dayanağı ya da aslı olmayan. )

- KOK ile/ve KUKA

- KÖK ile SAÇAKKÖK

( ... İLE Buğdayda olduğu gibi asıl kökün çevresindeki ek köklerin gelişmesiyle oluşan kök topluluğu. )

- KÖK ile SONRAKİ KULLANIMI

- KÖK ile TÜREMİŞ

- KÖK ile UC


- KÖK ile YUMRU KÖK

- KOKAİN ile KOKAİNCİ/LİK

- KOKAK ile KOKAK AĞAÇ

- KOKAK ile KOKAK/KOKAR AĞAÇ/AYLANDIZ

( Kötü, pis kokan. İLE Sedefotugillerden, Avrupa'ya, Çin'den getirilmiş, kısa zamanda yetişip boy attığından, bir gölge ağacı olarak dikilen, kötü kokan bir ağaç. )

- KÖKÇÜK = CÜZEYR = RADICULE

( Ana kökün dallanmasıyla oluşan ikincil kök. )

- KÖKÇÜ/LÜK ile KÖKÇÜK

- KÖKEN ile/ve/değil/||/<>/< KAYNAK

- KÖKENLENMEK ile KÖKEN ile KÖKENLİ ile KÖKENSEL ile KÖKENSİZ/LİK ile KÖKEN BİLİMİ ile KÖKEN BELGESİ ile KÖKEN BİLGİSİ ile KÖKEN BİLİMCİ ile KÖKEN BİLİMSEL

- KÖKERTMEK ile/= KÖKLEMEK

( Köklemek. | Fide, sebze ya da asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek. )

- KOKLAMAK ile KOKLATMAK ile KOKLAŞMAK ile KOKLATILMAK ile KOKLAŞTIRMAK ile KOKLATABİLMEK ile KOKLAYABİLMEK


- KOKLAŞARAK/KOKLAŞA KOKLAŞA ile/değil KONUŞARAK/KONUŞA KONUŞA

- KOKLATMAK ile KORKUTMAK

- KÖKLEMEK ile KÖKLEMEK

( Ağaç ya da bitkiyi kökü ile birlikte topraktan çıkarmak, kökertmek. | Toprakta kalan bitki köklerini ayıklamak. | Bağ çubuklarını ya da fidanları köklendirip dikmek. | Minder, şilte vb.nin iki yüzünü yer yer dikişlerle tutturmak. | İnce saç örgülerinden birkaçını yeniden bir arada örmek. | Motorlu araçlarda gaz pedalına sonuna kadar basmak. İLE Sazı kurmak. )

- KÖKLEMEK ile KÖKLENMEK ile KÖKLEŞMEK ile KÖKLENDİRMEK ile KÖKLEŞTİRMEK

- KÖKLENMEK ile KÖKLEŞMEK

( Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak. | Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek. İLE Güçlü bir biçimde yerleşmek, yer etmek, kök salmak. )

- KÖKLÜ/LÜK ile KÖKLÜ AİLE

- KOK(MA)MAK ile/ve KORK(MA)MAK

- KOKOREÇ ile KOKOREÇÇİ/LİK

- KOKOROZ ile KOKOROZLANMAK

( Mısır. | Sivri uçlu, uzun şey. | [argo] Çirkin. İLE Göz korkutmak, meydan okumak. )

- KOKOROZLANMAK ile KOKOROZ


- KOKOZLANMAK ile KOKOZ/LUK

- KOKOZLUK ile KOKOZLAMAK

( Parasız, züğürt olma durumu. İLE Parayı tüketmek, parasız kalmak. )

- KÖKSÜ ile KÖKSÜZ/LÜK

- KÖKSÜZ/LÜK ile/ve/||/<>/> BÖLÜNMÜŞ/LÜK

- KÖKTEN ile KÖKTENCİ/LİK ile KÖKTEN DİNCİ/LİK ile KÖKTEN SÜRME ile KÖKTEN ÇİÇEKLİ

- KÖKTENCİLİK = CEZRİYE = RADICALISM[İng.] = RADICALISME[Fr.] = RADIKALISMUS[Alm.] = RADICALMENTE[İsp.]

- KÖKTENCİLİK ile/ve/||/<> REÇETECİLİK

- KÖKTÜRK ile KÖKTÜRKÇE

- KOKU KULLANMAK ile/değil/yerine ÖNCE TEMİZ OLMAK/TUTMAK

- KOKULANMAK ile KOKULANDIRMAK ile KOK ile KOKA ile KOKU ile KOKUCU/LUK ile KOKULU ile KOKUSUZ/LUK ile KOK KÖMÜRÜ ile KOKULU KİRAZ ile KOKULU SABUN ile KOKU TEDAVİSİ ile KOKU ALMA DUYUSU ile KOKU ALMA ORGANI ile KOKULU ÇAYIR OTU


- [ne yazık ki]
"KOKULU" ŞAMPUANLARLA:
"YIKANMAK"
değil KİRLENMEK/KÖTÜ/AĞIR KOKMAK

- KÖKÜNÜ KAZIMAK ile YOK ETMEK

- KOKUŞMAK ile/değil KOKLAŞMAK

- KOKUŞMAK ile KOKUŞ

- KOL ile KOLTUK

- KOLAN ile KOLANCI/LIK ile KOLAN BALIĞI

- KOLAY OLDUĞUNDAN YAPMAMAK
ile/ve/değil/yerine/||/<>/<
(YETERİNCE)
(B)İLGİLENMEDİĞİNDEN/ANLAMADIĞINDAN YAPMAMAK/ERTELEMEK

- KOLAY OLMAYAN:
UYUYANI UYANDIRMAK
değil UYUMA TAKLİDİ YAPANI UYANDIRMAK

- KOLAY ile/ve/||/<> KOLAYCA ile/ve/||/<> KOLAYCACIK ile/ve/||/<> KOLAYLAMAK

( Sıkıntı çekmeden, yorulmadan yapılabilen, emeksiz, zahmetsiz, güç(II) ve zor karşıtı. | Kolaylık. | Kolayca, sıkıntısız bir biçimde, basitçe. İLE Oldukça kolay. | Kolaylıkla, sıkıntı çekmeden. İLE Çok kolay. | Çok kolay bir biçimde: İLE Bir işi bitirmek üzere olmak, bir işin sonuna yaklaşmak. )

- KOLAY ile KOLAYCILIK


- KOLAYCA ile KOLAYCA PİŞİRİLİR ile KOLAYCA SİNDİRİLEBİLİR ile KOLAYCA BULUNDU ile KOLAYCA ELDE EDİLEBİLİR ile KOLAYCA KIRGIN ile KOLAYCA DAMGALANMIŞ ile KOLAYCA ANLAŞILDI ile KOLAYLIK

- KOLAYCILIK ile/ve/||/<> KAÇIŞ

- KOLAYCILIK ile/ve/değil/<> TESLİMİYET

- KOLAYCILIK ile/değil/yerine/>< YARDIM GEREKSİNİM EŞİĞİ

- KOLAYLAMAK ile KOLAYLANMAK ile KOLAYLAŞMAK ile KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRILMAK ile KOLAY/LIK ile KOLAYCA ile KOLAYCI/LIK ile KOLAY KOLAY

- ANNE/LİK/TE:
KOLAYLAŞTIRICI/LIK
ile/değil/yerine/>< DÜZENLEYİCİ/LİK

( [Yaklaşım] Esnek ve destekleyici. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Katı ve kurallara dayalı.

[Amaç] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamak.

[Destekleyici Rol] Çocuğun ilgi ve yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa net sınırlar ve beklentiler koymak.

[Özgüven] Çocuğun kendine güvenini artırmak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa sorumluluklar vererek güvenli bir çerçeve sağlamak.

[Bağımsızlık] Çocuğun kendi kararlarını almasına olanak tanımak. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun belirli kurallara ve sorumluluklara uymasını sağlamak.

[Disiplin ve Kurallar] Daha az vurgu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Belirli bir düzen ve disiplin içinde yetiştirme.

[Net Beklentiler] Esneklik gösterme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtme.

[Sorumluluk] Çocuğun sorun çözme becerilerini geliştirmek. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğa belirli görevler ve sorumluluklar verme. )
( [Annelik] Bir gelişim aşaması. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Bir rol.

[Annelik] Kendini gerçekleştirme. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Yaşama geçici bir ara vermek.

[Annelik] İdealize edilmiş. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Küçük görülen.

[Öznel deneyim] Uyarıcı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Tüketici.

[Rol dağılımı] Anneliğin sıradüzeni. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Eş ile eşitlik.

[Kimlik] Anne. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Birey.

[Anne bakımı] İçgüdüsel. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Edinilen.[Doğru yöntemleri uygulamak]

[Yönetim] Sezgisel doğaçlama. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Alışılagelmişleri önemsemek.

[Hedef] Kendiliğindenlik. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Öngörülebilirlik.

[Bebeğin imgesi] Savunmasız, iyi huylu. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Güçlü, doyumsuz.

[Oryantasyon] En iyisini bebek bilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< En iyisini yetişkin bilir.

[Anne-bebek] Karşılıklı memnuniyet. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Gereksinim bakışımsızlığı.

[Annenin işlevi] Vezgeçilmez. Tam zamanlı. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Başka biri tarafından da gerçekleştirilebilir. )
( Çocuğun bireysel gelişimini desteklemeyi, bağımsızlık kazanmasını desteklemeyi ve onların özgüvenini artırmayı amaçlar.
[Bu yaklaşımda anneler, çocuklarının kendi kararlarını almalasına, sorun çözme becerilerini geliştirmesine ve kendi yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olur.]

[Destekleyici Rol] Anneler, çocuklarının ilgisini ve yeteneklerini keşfetmesi için onları destekler.

[Özgüven] Çocukların kendine güvenini artırmak için teşvik edici bir ortam sağlar.

[Bağımsızlık] Çocukların kendi kararlarını almasına ve sorunları çözmesine olanak tanır.

İLE/DEĞİL/YERİNE/><

Çocukların belirli kurallara ve disiplin çerçevesine uygun biçimde yetiştirilmesini hedefler. Bu yaklaşımda anneler, çocuklarına net sınırlar ve beklentiler koyar ve bu kurallara uyulmasını sağlar. [Disiplin ve Kurallar] Çocukların belirli bir düzen ve disiplin içinde yetişmesini sağlar.

[Net Beklentiler] Anneler, çocuklardan ne beklendiğini açıkça belirtir ve bu beklentilere uyulmasını denetler.

[Sorumluluk] Çocukların sorumluluk sahibi bireyler olarak yetişmesi için belirli görevler ve sorumluluklar verir. )
( [Yaklaşımlar] Daha esnek ve destekleyici bir yaklaşımla çocuğun bireysel gelişimini ön planda tutar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Daha katı ve kurallara dayalı bir yaklaşımla çocuğun toplumsal düzene ve disipline uygun biçimde yetişmesini hedefler.

[Amaçlar] Çocuğun özgüvenini ve bağımsızlığını artırmayı amaçlar. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocuğun disiplinli ve sorumlu bir birey olmasını sağlamayı hedefler.

[Yöntemler] Çocukların kendi kararlarını alması teşvik edilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların belirli kurallara ve sorumluluklara uymaları sağlanır.

[Çocuk Üzerindeki Etki] Çocukların yaratıcılıklarını ve sorun çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Çocukların daha disiplinli ve düzenli bireyler olarak yetişmesini sağlar. )

- KOLAYLAŞTIRICI/LIK ile/ve/||/<>/> VARSILLAŞTIRICI/LIK

- KOLAYLAŞTIRMAK ile İRTİFAK HAKKI

- KOLAYLAŞTIRMAK ile KOLAYLAŞTIRMA ile TESİSLER

- KOLAYLAŞTIRMAK ile/ve/<> ZORLAŞTIRMAMAK


- KOLAY/LIK ile YALIN/LIK / BASİT/LİK

- KOLAY/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< DOĞRUDAN/LIK

- KOLAY/LIK ile/ve/<> YAKIN/LIK

- KOLAYLIKLA BAŞARABİLMEK ile/değil ÜSTESİNDEN GELMEK

- KOLAY(LIKLA) SÖYLEMEK ile/ve/değil/<> İNAN(M)IYOR OLMAK

- KOLÇAK ile KOLÇAKLI ile KOLÇAKLI SANDALYE

- KOLÇAK ile KOLLUK ile KOLLUK

( Yalnız başparmağı ayrı, öteki dört parmağı bir örülmüş eldiven.
Ceket ya da gömlek kollarının kirlenmesine engel olmak için bilekten dirseğe kadar geçirilen eğreti/çakma kolluk. | Kadınların dirseklerine kadar taktıkları basmadan yapılan süs eşyası. | Kola geçirilen işaretli bağ, pazubent. | Zırhın kola geçirilen parçası. | Koltuk ya da sandalyenin kol konacak parçası. | Çark kolu. İLE Gömlek kollarının ucundaki iliklenen bölüm, manşet. | İş yaparken giysiyi korumak için bilekten dirseğe kadar kola geçirilen, genellikle koyu renkli kumaştan dikilmiş parça. | Kollara takılan ve dikkati çekmesi istenen görevlilerin kimliklerini gösteren şerit. İLE Güvenliği sağlamakla görevli polis ya da jandarma. )

- GÜÇ/DAYANIKLILIK/DENGE:
KOL/DA
ile/ve/değil/||/<>/< BACAK/TA

( Yüzmede[özellikle suyun üstünde durmada], tutunma ve tırmanmada kolun gücüne değil bacakların gücüne ve olanaklarına yönelmek/odaklanmanın önceliği ve farkındalığı... )

- KÖLE OLMAK ile "ROBOTLAŞMAK"

( Geçmişin tehlikesiydi. İLE Geleceğin tehlikesi. )

- KOLEJ ile KOLEJLİ/LİK


- KOLEKSİYON ile KOLEKSİYONCU/LUK

- KOLEKTİFLEŞMEK ile KOLEKTİFLEŞTİRMEK ile KOLEKTİF/LİK ile KOLEKTİF ŞİRKET ile KOLEKTİF ORTAKLIK

- KÖLELEŞMEK ile KÖLELEŞTİRMEK ile KÖLE/LİK ile KÖLECİ ile KÖLELİ ile KÖLESİZ ile KÖLELİK DÜZENİ

- KÖLELEŞTİRMEK ile KÖLELEŞTİRİLMİŞ ile KÖLELEŞTİRME

- [ne yazık ki]
KÖLELİK
ile/ve/||/<>/> BORÇ KÖLELİĞİ

- KÖLE/LİK ile/ve ŞAŞKIN/LIK

- KOLESTEROL'DE:
İDEAL
ile KABUL EDİLEBİLİR ile SINIRDA YÜKSEK ile YÜKSEK

( 180 altı. İLE 180 - 199 İLE 200 - 219 İLE 220 üstü. )

- COLLIGATIVE PROPERTY[İng.] / COLLIQUATIF PROPRIETÉ[Fr.] / KOLLIQUATIVE EIGENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= KOLİGATİF ÖZELLİK

- KÖLİK ile KÖLİGE ile KÖLİKLİG/KÖŞİKLİG ile KÖŞİGE ile KÖLÜK
[<

( Gölge. İLE Koyu gölge. İLE Gölgelik yer. İLE Zayıf gölge. İLE Ödünç alınan. )

- KOLİK[Fr. < COLIQUE] değil/yerine/= SANCI

( Bağırsak, böbrek gibi içi boş organlarda, aralıklı duyulan güçlü sancı. )

- KOLLAMAK ile KOLLANMAK ile KOLLAYABİLMEK

- KOLLARI:
SIYIRMAK
ile/değil KIVIRMAK

- KOLLAYIŞ ile KOLLAYICI/LIK

- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> KİMYASAL ÖZELLİK

( Kolligatif sayıya, kimyasal yapıya bağlıdır )
( Formül: Kaynama noktası yükselmesi )

- KOLLİGATİF ÖZELLİK ile/||/<> YOĞUN ÖZELLİK

( Kolligatif parçacık sayısına, yoğun madde miktarından bağımsız. )
( Formül: ΔTf İLE yoğunluk )

- COLLOIDAL PARTICLE[İng.] ile/değil/yerine/= KOLLOİDAL TANECİK

- KOLLU ile KOLLUK ile KOLLUK KUVVETİ

- KOLON ile KOLON KANSERİ ile SÖMÜRGELEŞTİRMEK

- KOLONYALAMAK ile KOLONYALANMAK ile KOLONYA ile KOLONYAL ile KOLONYALI ile KOLONYASIZ ile KOLONYALİST ile KOLONYALİZM ile KOLONYAL ŞAPKA ile KOLONYALI MENDİL

- KOLPO ile KOLPOCU/LUK


- KOLTUK ile BERJER[Fr.]

( ... İLE Arkası kabarık, oturulacak yeri geniş koltuk. )

- KOLTUK ile KOLTUK

- KOLTUK ile MARKİZ[Fr. < Cerm.]

( ... İLE Marki'nin eşi. | İki kişilik, alçak, oldukça geniş koltuk. | Bir kapı ya da pencere önünü yağmurdan korumak için yapılan saçak. )

- KOLTUK ile/değil SANDALYE

- KOLTUKLAMAK ile KOLTUKLANMAK ile KOLTUK/LUK ile KOLTUKLU ile KOLTUKÇU/LUK ile KOLTUK ALTI ile KOLTUK GÖZÜ ile KOLTUK KAPISI ile KOLTUK TAKIMI ile KOLTUK DEĞNEĞİ ile KOLTUK DÜŞKÜNÜ ile KOLTUK KAVGASI ile KOLTUK MEYHANESİ ile KOLTUK DÜŞKÜNLÜĞÜ

- KOM ile KOMA/LIK ile KOMİ

- KOMANDİT ile KOMANDİTE ile KOMANDİT ŞİRKET ile KOMANDİT ORTAKLIK

- KOMEDİ ile KOMİK

( Sanatçının yaptığı. İLE Abartanın, dozu kaçıranın yaptığı. )

- KOMİK ile GÜLÜNÇ

- KOMİK ile/ve/değil "İNANILMAZ"


- KOMİK ile KOMİK

- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> SAÇMA

- KOMİK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> VAHİM

- KOMİK ile/ve/değil/||/<>/> YAZIK

- KOMİK ile/ve/değil/<> ZAVALLI

- KOMİKLEŞMEK ile KOMİKLEŞTİRMEK ile KOMİK/LİK

- KOMİSYON ile KOMİSYONCU/LUK

- KOMİTA ile KOMİTACI/LIK

- COMPLEX COMPOUND[İng.] / COMPOSÉ COMPLEXE[Fr.] / KOMPLEXVERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KOMPLEKS BİLEŞİK

- KOMPLEKS ile KARMAŞA/KARMAŞIK


- KOMPLEKS ile KOMPLEKSLİ/LİK ile KOMPLEKSSİZ/LİK ile KOMPLEKSSİZCE

- KOMPLEKSİTE/COMPLEXITY[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK

- KOMPLİKASYON[Fr. < COMPLICATION] değil/yerine/= KARMAŞIKLIK

- KOMPLİKASYON/İHTİLAT değil/yerine/= KARMAŞIKLIK

- KOMPLİKE/COMPLICATED[İng.] değil/yerine/= KARMAŞIK

- KOMPLİKE[Fr. < COMPLIQUÉ] değil/yerine/= KARMAŞIK

- KOMPLO ile KOMPLOCU/LUK ile KOMPLO KURBANI ile KOMPLO KURAMI

- KOMPOST ile KOMPOSTO/LUK

- KOMŞU/LUK ile KOMŞU AÇI ile KOMŞU HATIRI ile KOMŞU KAPISI

- KOMÜNİZM = COMMUNISM[İng.] = COMMUNISME[Fr.] = KOMMUNISMUS[Alm.] = COMMUNIS:ORTAK[Lat.] = COMUNISMO[İsp.]


- KÖMÜR ile KOK[İng. < COKE] ile SÖMİKOK[Fr.]

( Karbonlu nesnelerin kapalı ve havasız yerlerde için için yanmasından ya da çok uzun süre derin toprak katmanları altında kalıp birtakım kimyasal değişmelere uğramasından oluşan, siyah renkli, bitkisel kaynaklı, içinde yüksek oranda karbon bulunan katı yakıt. İLE Maden kömürünün damıtılmasıyla elde edilen, birleşiminde kömürden çok daha az oranda uçucu nesne bulunan katı yakıt, kok kömürü. İLE Taşkömürünü çok yüksek olmayan sıcaklıkta [500-600 °C'de] damıtarak elde edilen kömür. )

- KÖMÜRLEŞMEK ile KÖMÜRLEŞTİRMEK ile KÖMÜRLEŞTİRİLMEK ile KÖMÜR/LÜK ile KÖMÜRCÜ/LÜK ile KÖMÜRLÜ ile KÖMÜRSÜZ/LÜK ile KÖMÜR KALEM

- KOMUTAN ile KOMADA OLMAK

- KÖN ile KÖNÇÜK
[<

( İnsan ve at derisi. İLE Yaka. )

- KONABİLMEK ile KONAKLAMAK ile KONAKLATMAK ile KONAKLAYABİLMEK ile KONAK/LIK ile KONAKÇI/LIK ile KONA GÖÇE ile KONAK YAVRUSU

- KONACAK değil KOYULACAK

- KONAK ile/ve KÂŞÂNE

- KONAK ile KONAK ile Konak

( Büyük ve gösterişli ev. | Vali, kaymakam gibi yüksek dereceli devlet görevlilerinin resmî konutu. | Konakçı. | Araçla bir günde alınan yol. | Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. İLE Kundak çocuklarının başlarında görülen kepek tabakası. | Gözde oluşan ince tabaka. İLE İzmir iline bağlı ilçelerden biri. )

- KONAK ile ŞATO[Fr. CHATEAU]

( ... İLE Avrupa'da, "soylu" kişilerin oturduğu, çevresi hendek, sur ve kulelerle çevrili konak. | Geniş toprağı olan, büyük konut. )

- KONALGA[Moğolca] ile/||/<> KONAK

( Göçebe ve yolcuların yolculuk ya da göç sırasında konakladıkları sulu ve otlu yer, konak yeri. İLE/||/<> Yolculukta geceyi geçirmek için inilen, konaklanılan yer. )

- KONAR GÖÇER/LİK ile/ve/||/<> YÜZER GEZER/LİK

- KONDURAMAMAK ile/ve/||/<> YAKIŞTIRAMAMAK

- KONDURMAK ile KONDURABİLMEK ile KONDURUVERMEK ile KONDU ile KONDUCU/LUK

- KONFEDERASYON ile MÜTTEFİK ile KONFEDERASYON

- KONFEKSİYON ile KONFEKSİYONCU/LUK ile KONFEKSİYON MAĞAZASI

- KONFERANS ile KONFERANSÇI/LIK

- KONFOR "ZİNCİRİNİ":
"KORUMAK/SÜRDÜRMEK"
ile KIRMAK

- KONFOR ile KONFORLU ile KONFORSUZ/LUK ile KONFORMİST ile KONFORMİZM

- KÖNGLEK ile KÖNGÜL/KÖNGÜLLÜG
[<

( Gömlek. İLE Kalp, gönül, akıl. )

- KONİ ile KONİK/LİK


- KONİK ile KONİK ile KONİKLER

- KONMAK ile ÇÖKMEK

- KONMAK ile KONULMAK

( Kuş, kelebek, uçak, toz vb. bir yere inmek. | Yolculukta geceyi geçirmek için bir yerde kalmak, konuk olmak. | Kısa bir süre için bir yere yerleşmek, bir yeri yurt edinmek. | Bir şeyi emeksiz edinmek. İLE Koyma işinin yapılması, yapılmış olması. )

- KONSANTRASYON ile KONSANTRE OLMAK ile KONSANTRE ile YOĞUNLAŞTIRICI ile EŞMERKEZLİ

- TO CONCENTRATE[İng.] ile/değil/yerine/= KONSANTRE ETMEK

- KONSERVE KAPAĞININ AÇILMASINDA KAPAĞI:
KENDİNE DOĞRU ÇEKMEK
değil/yerine İLERİ DOĞRU İTMEK

( Çok dikkat etmek gerek. Hiç farkında olmadan elinizi kesebilirsiniz! )

- KONSERVE ile KONSERVECİ/LİK

- KONSOLOS ile KONSOLOSLUK ile KONSOLOSLUK ile BAŞKONSOLOSLUK ile DANIŞMAK ile DANIŞMANLIK

- KONSTRÜKTİVİZM[Fr. < CONSTRUCTIVISME] değil/yerine/= KURMACILIK

( Resim ve heykelde, yapıtı, geometrik öğeleri ile kurmayı temel alan anlayış. )

- KONTAK ile KONTAK LENS ile KONTAK ANAHTARI


- KONTÖR/LÜK ile KONTÖRLÜ ile KONTÖRLÜ TELEFON

- KONTRAKTILITE/CONTRACTILITY[İng.] değil/yerine/= KASILABİLİRLİK

- KONTRAST/ZIDDİYET değil/yerine/= KARŞITLIK

- KONTROL ETMEK/TEFTİŞ ETMEK değil/yerine/= DENETİM/DENETLEMEK

- KONTROL ETMEK ile ALANI KONTROL ET ile KONTROL LİSTESİ ile ÇEK TOPLAMI ile KONTROL ETMEK ile DENETLEYİCİ ile DAMALI ile DAMA ile KONTROL ETMEK ile KONTROL ETMEK

- KONTROL ile KONTROL BLOĞU ile KONTROL KARTI ile KONTROL DEVRESİ ile KONTROL BİLGİSAYARI ile KONTROL MASASI ile KONTROL AKIŞI ile KONTROL IZGARASI ile KONTROL TUŞU ile KONTROL DİLİ ile KONTROL PANELİ ile KONTROL PORTU ile KONTROL ÇUBUĞU ile KONTROL DEPOSU ile KONTROL YAPISI ile KONTROL ÜNİTESİ ile KONTROL KELİMESİ ile DENETLEYİCİ ile KONTROL ETMEK

- KONTROL ile KONTROLCÜ/LÜK ile KONTROL SAATİ ile KONTROL KALEMİ ile KONTROL KULESİ

- KONTROLÜ SONDA YAPMAK ile/yerine KONTROLÜ BAŞTA VE SÜREKLİ YAPMAK

- KONU BİRLİĞİ ve/||/<>/> KAVRAMSAL TUTARLILIK ve/||/<>/> KURUMSAL OLUŞUM

- KONU OLMAKTAN:
ÇIKARMAK
ile/ve/||/<>/> DÜŞÜRMEK


- KONU ve/> İDRAK ve/> MELEKE

- KONUK ile/değil/||/<> KONAK/ÇI

( Bir yere ya da birinin evine kısa bir süre kalmak için gelen kişi. | Konakçının üzerindeki asalak. İLE/||/<> Asalağın erginini ya da gelişim evrelerinden herhangi birini taşıyan canlı. | Sefere çıkan askerlerin önünden gidip konak yeri sağlamakla görevli subay. | Toplu olarak yapılan yolculukta konak yeri sağlamakla görevli kişi. )

- KONUM:
MATEMATİK(SALTIK/MUTLAK)
ile/ve/||/<>
ÖZEL(GÖRELİ)

- KONUŞKAN/LIK ile/ve/<> CANDAN/LIK

- KONUŞLAN(DIR)MAK ile/değil KONUMLAN(DIR)MAK

- KONUŞMA BOZUKLUĞU/SORUNLARI ile KEKELEMEK

- KONUŞMA SIRASINDA:
KAYITLI BAŞLIKLARA UYABİLMEK
ile/ve/||/<> SÖZLERİN/BAŞLIKLARIN, DİNLEYİCİYE NE KADAR UYUP UYMAYACAĞI

- KONUŞMA ile KONUŞMACI/LIK ile KONUŞMA DİLİ ile KONUŞMA ENGELLİ ile KONUŞMA GÜÇLÜĞÜ ile KONUŞMA KORKUSU ile KONUŞMA MERKEZİ ile KONUŞMA ÇİZGİSİ ile KONUŞMA BOZUKLUĞU ile KONUŞMA YETERSİZLİĞİ

- KONUŞMADA/ANLATIMDA:
(KİŞİYİ) "KESMEK"/"DÜZELTMEK"
değil/yerine (KİŞİNİN) SÖZÜNÜ "KESMEK"/"DÜZELTMEK"

- KONUŞMA/DA:
"YORGUNLUK"
ile/değil/yerine GELİŞİM/DÖNÜŞÜM