Bugün[03 Ocak 2026]
itibarı ile 16.986 başlık/FaRk ile birlikte,
16.986 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(65/69)


- ULTIMATELY :/yerine NİHAİ, SON / NİHAYETİNDE


- ULTRA değil/yerine/= AŞIRI


- ULTRAFİLTRASYON/ULTRAFILTRATION[İng.] değil/yerine/= INCE SÜZME


- ULTRAFILTRATE[İng.] değil/yerine/= INCE SÜZÜNTÜ


- ULTRASON/ULTRASOUND[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ | SES ÖTESİ GÖREÇLEME


- ULTRASONİK/ULTRASONIC[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİYLE İLGILİ


- ULTRASONOGRAFİ/ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ GÖREÇLEME


- ULTRASTRÜKTÜR/ULTRASTRUCTURE[İng.] değil/yerine/= INCE YAPI


- ULTRAVİYOLE[Fr.]/MÂVERÂ-İ BENEFŞEVÎ[Ar.] değil/yerine/= MORÖTESİ

( Dalga boyu, mor renkli ışığınkinden daha kısa olan, gözle görülemeyen, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım.[4000 - 200 A° arasında] )


- ULUSÇULUK ile/değil/yerine/>/< VATANSEVERLİK


- ULVÎ değil/yerine/= YÜCE


- ULVÎ değil/yerine/= YÜCE/ULU


- ULVİYET/İZZET değil/yerine/= YÜCELİK/ULULUK


- ULVİYET[Ar.] değil/yerine/= YÜCELİK


- ÜMİTSİZ/LİK ile/değil/yerine "ÇARESİZ/LİK"

( Ne zaman ki, ümitsizsiniz, ne zaman ki, çaresizsiniz,
ÜMİT SİZSİNİZ, ÇARE SİZSİNİZ! )

( "Ümitsiz durumlar yoktur, ümitsiz kişiler vardır.
Ben, hiçbir zaman, ümidimi yitirmedim."

M. K. ATATÜRK )

( KUNÛT, YEİS ile/değil/yerine ... )

( NEVMİDÎ ile/değil/yerine ... )

( DESPERATIO cum ... )


- ÜMİTSİZLİK değil/yerine/>< SEVGİ


- UML/UNİFİED MODELING LANGUAGE[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK MODELLEME DİLİ


- UMLS/UNIFIED MEDICAL LANGUAGE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞİK TIP DİLİ DÜZENİ


- ÜMRAN[Ar.] değil/yerine/= BAYINDIRLIK


- UMUMİ MAĞAZA değil/yerine/= GENEL SAKLAK


- UMUM(Î) değil/yerine/= GENEL


- UMUMİYETLE değil/yerine/= GENELLİKLE


- UN:
GLÜTENLİ ile/değil/yerine/>< GLÜTENSİZ


- UNABLE :/yerine YAPAMAYAN


- UNCLE :/yerine AMCA, DAYI


- UNCONSCIOUS[İng.] değil/yerine/= BİLİNÇ DIŞI


- UNDER :/yerine ALTINDA


- UNDERGO :/yerine GEÇİRMEK (SÜREÇ VB)


- UNDERSTAND :/yerine ANLAMAK


- UNDERSTANDING :/yerine ANLAYIŞ


- UNFORTUNATELY :/yerine NE YAZIK Kİ


- ung.[Lat. < UNGUENTUM] değil/yerine/= MERHEM


- ÜNİAKSİYEL/UNIAXIAL[İng.] değil/yerine/= TEK EKSENLİ


- ÜNİDİREKSİYONEL/UNIDIRECTIONAL[İng.] değil/yerine/= TEK YÖNLÜ


- ÜNİFOKAL/UNIFOCAL[İng.] değil/yerine/= TEK ODAKLI


- UNIFORM[İng.] değil/yerine/= TEK BİÇİMLİ


- UNIFORM :/yerine ÜNİFORMA


- ÜNİK değil/yerine/= EŞSİZ


- UNILATERAL[İng.] değil/yerine/= TEK TARAFLI


- UNION :/yerine BİRLİK, SENDİKA


- UNIPOLAR[İng.] değil/yerine/= TEK KUTUPLU


- UNIQUE :/yerine BENZERSİZ


- UNIT :/yerine BİRİM


- ÜNİTE[İng. < UNIT] değil/yerine/= BÖLÜM | BİRİM, ÖLÇÜ, VAHİT

( Birim, vahit, ölçü. )


- ÜNİTE/UNIT[İng.] değil/yerine/= BİRİM


- UNITED :/yerine BİRLEŞİK


- ÜNİVALAN/UNIVALENT[İng.] değil/yerine/= TEK DEĞERLİKLİ


- ÜNİVARYANT/UNIVARIANT[İng.] değil/yerine/= TEK DEĞİŞKENLİ


- ÜNİVERSAL/UNIVERSAL[İng.] değil/yerine/= EVRENSEL


- UNIVERSAL :/yerine EVRENSEL


- UNIVERSE :/yerine EVREN


- ÜNİVERSİTE["ÜNİVERSTE" değil!] değil/yerine/= BİLİMTEY/EVRENKENT


- UNIVERSITY :/yerine ÜNİVERSİTE


- UNKNOWN :/yerine BİLİNMEYEN


- UNLESS :/yerine OLMADIKÇA


- UNLIKE :/yerine FARKLI, BENZEMEYEN


- UNLIKELY :/yerine OLASI OLMAYAN


- ÜNLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE


- ÜNLÜ/ANGIN/MEŞHUR/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMIŞ/LIK

( Ün/şöhret, âfettir. )

( [not] FAMOUS vs./and/but KNOWN
KNOWN instead of FAMOUS )


- | ÜN/ŞÖHRET ile/ve İTİBAR | ile/ve/<>/değil/yerine HAYSİYET

( | Toplumun, kişiye/tutuma/duruma verdiği değer/önem. İLE/VE Toplulukların/bilirkişilerin, kişiye/tutuma/duruma verdiği değer/önem. | İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Kişinin, kendine verdiği değer/önem. )

( | Halk tarafından verilen. İLE/VE Ehline verilen. | İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Kendi/nde/n. )


- ÜN/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMA

( Tanımadıklarının seni tanıması. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tanıdığın ya da tanıyabileceğin sayıda kişinin seni tanıması. )

( [yaklaşık olarak] 100.000 - 500.000 üzeri kişi tarafından tanınmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 100.000 - 500.000 altında kişi tarafından tanınmak. )

( [not] FAME vs./and/but TO BE WELL-KNOWN
TO BE WELL-KNOWN instead of FAME )


- UNSUR[Ar.] değil/yerine/= ÖĞE


- UNTIL :/yerine -E KADAR


- UNUSUAL :/yerine ALIŞILMADIK


- UNUT! değil/yerine UMUT/ÜMİT


- UNUTMADAN ile/ve/<>/değil/yerine DAHA ÇOK ANIMSAMAYA ÇALIŞARAK


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK

( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )

( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )

( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )

( Mutlu eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Güçlü kılar. )

( [not] TO FORGET vs./and/but/<> TO FORGIVE
TO FORGIVE instead of TO FORGET )


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSAMAMAK

( Unutmak, belki olanaklı değildir fakat anımsamamak, olanaklıdır/olasılıklıdır. )


- UNUTMAK ile/değil/yerine ASKIYA ALMAK


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine HIZLI GEÇMEK

( [not] TO FORGET vs./and/but TO PASS OVER QUICKLY/FAST
TO PASS OVER QUICKLY/FAST instead of TO FORGET )


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK

( [not] "TO FORGET" vs./and TO TALK ON
TO TALK ON instead of "TO FORGET" )


- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK


- UNUTMUŞUM değil/yerine YETERİNCE (HIZLI) ANIMSAYAMAMIŞIM


- UNUTTUM yerine ANIMSAYAMADIM(/HATIRLAYAMADIM)


- UNUTTUM yerine UNUTTURULDU


- UNUTTURMA! değil/yerine ANIMSATIR MISIN!


- UNUT(TUR)MAK ile/ve/değil/yerine/<>/>< GÜVEN


- UNUTULMUŞ ile/ve/değil/yerine UNUTULMAYA YÜZ TUTAN


- UNUTUL/UR / UNUTURUZ / UNUTURUM / UNUTURSUN değil/yerine/></<
YAZMAZSAK/YAZMAZSAM/YAZMAZSAN UNUTULUR/UNUTURUZ/UNUTURUM/UNUTURSUN


- UNUTUYORUM değil/yerine BAZEN ANIMSAYAMIYORUM


- UNVAN[Ar.]/AYAG [divanlugatturk]/TITRE[Fr.] değil/yerine/= SAN


- UNVANLARI["ÜNVAN" değil!]:
ADLARIN BAŞINA YAZMAK değil/yerine SONUNA YA DA ALTINA (AYRAÇ İÇİNDE) YAZMAK

( "Prof./Dr. ... ..." DEĞİL/YERİNE "... ... (Prof./Dr.)" gibi. )

( Kişinin ve adının önüne gelebilecek -unvanı/sıfatı ne kadar önemli/değerli olursa olsun- hiçbir unvan/sıfat konulamaz/konulmamalıdır! )

( Belki algıda/tanımada kolaylık ve hız kazandıracağından hareketle bu biçimde uygulanıyorsa da bu tutumdan vazgeç(il)melidir! [Saygısızlık ya da hakaret olarak yorumlanmamalıdır!] )

( Türkçe'si varken...
* PROFESÖR yerine BİLMEN
* DOÇENT yerine BİLGEN
* YARDIMCI DOÇENT yerine BİLGER
* ASİSTAN yerine KÖMEK
* REKTÖR yerine BİLİMBEY
* DEKAN yerine YETİLBEY
* DOKTOR yerine ÖKE
* MASTER yerine UNGAN
* ÜNİVERSİTE yerine BİLİMTEY
* AKADEMİSYEN yerine BİLİMCİ
* BİLİM İNSANI yerine BİLİMCİ )


- UP :/yerine YUKARI


- UPON :/yerine ÜZERİNDE


- UPPER :/yerine ÜST


- UPREGULATION/UPREGULATION[İng.] değil/yerine/= ARTARAK DÜZENLENİM


- UPS/UNINTERRUPTIBLE POWER SUPPLY[İng.] değil/yerine/= KESİNTISİZ GÜÇ KAYNAĞI


- UPTAKE[İng.] değil/yerine/= TUTULUM


- URBAN :/yerine KENTSEL


- ÜRETTİĞİNİ TÜKETEN ile/ve/yerine/<> TÜKETTİĞİNDEN ÜRETEN


- URGE değil/yerine/= DÜRTÜ


- URGE :/yerine DÜRTÜ, ISRAR ETMEK


- URODEL[Yun.] değil/yerine/= KUYRUKLULAR


- ÜROFLOMETRİ/UROFLOWMETRY[İng.] değil/yerine/= İDRAR AKIM ÖLÇÜMÜ


- ÜROGRAFİ/UROGRAPHY[İng.] değil/yerine/= BOŞALTIM SİSTEMİ GÖRÜNTÜLEMESİ


- ÜRTİKER[Fr. < Lat.] değil/yerine/= KURDEŞEN

( Ciltte, çeşitli nedenlerle oluşan, kaşıntılı döküntüler. )


- URYAN/[Ar.] değil/yerine/= ÇIPLAK/YALINCAK


- US/ULTRASON/ULTRASONOGRAFİ ULTRASOUND[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ, YANSILANIM


- US :/yerine BİZ


- USB/UNIVERSAL SERIAL BUS[İng.] değil/yerine/= EVRENSEL DİZİ VERİ YOLU


- USE :/yerine KULLANMAK


- USED :/yerine KULLANILMIŞ


- USEFUL :/yerine KULLANIŞLI


- ÜŞENGEÇ/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> İHMALKÂR/LIK

( TEKÂSÜL ile/ve/değil/yerine/||/<> ... )


- USER :/yerine KULLANICI


- USG/ULTRASONOGRAFİ ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= SES ÖTESİ YANSILANIM


- USH/REMOTE HEALTH SERVICE[İng.] değil/yerine/= UZAKTAN SAĞLIK HİZMETİ


- ÜSLÛP değil/yerine/= SÖYLEYİŞ/BİÇEM


- ÜŞNİYE[Ar.] değil/yerine/= SUYOSUNLARI


- USS/NATIONAL HEALTH SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK DÜZENİ


- ÜSTE ÇIKMAYA ÇALIŞMAK ile/ve/değil/yerine SAVUNMA


- ÜSTÜNLÜK:
BAŞKALARINDAN değil/yerine/>< ÖNCEKİ DURUMUNDAN


- ÜSTÜN/LÜK / GERİ/LİK ile/ve/değil/yerine FARK/LI/LIK


- ÜSTÜNLÜK ile/değil/yerine BÜTÜNLÜK

( )


- ÜSTÜNLÜK ile/yerine ÇEŞİTLİLİK

( SUPERIOR/ITY vs. VARIETY
VARIETY instead of SUPERIOR/ITY )


- ÜSTÜN/LÜK ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI/LIK

( [not] SUPERIOR/ITY vs./and/but/||/<> DIFFERENT/DIFFERENCE, DIVERSITY
DIFFERENT/DIFFERENCE, DIVERSITY instead of SUPERIOR/ITY )


- ÜSTÜN/LÜK ile/ve/değil/yerine KAPSAYICI/LIK


- ÜSTÜNLÜK ile/değil/yerine KARŞITLIK


- ÜSTÜNLÜK ile/değil/yerine ÖNCELİK


- ÜSTÜN/LÜK ile/değil/yerine ÖZGÜVEN/Lİ


- ÜSTÜNLÜK ile/değil/yerine/>< (SADECE) BİLMENİN (BELKİ/BİRAZCIK) FARKI


- ÜSTÜNLÜK" ile/değil/yerine YÜCELİK


- ÜSTÜN/LÜK(GALİBİYET) ile/ve/değil/yerine YÜCE/LİK


- ÜSTÜN/LÜK / ALÇAK/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNCE/LİK / SONRA/LIK


- USUAL :/yerine OLAĞAN


- USUALLY :/yerine GENELLİKLE


- USÛL ile/ve/değil/yerine MENHEC

( İlkelere teallük eder, eylemsel bir şey sunmaz. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Herhangi bir bilim dalına ait konunun/nesnenin bilgisini elde etme yolu. )


- USUL değil/yerine/= TARTIM


- USVS/NATIONAL HEALTH DATA DICTIONARY[İng.] değil/yerine/= ULUSAL SAĞLIK VERİ SÖZLÜĞÜ


- ut dict.[Lat. < UT DICTUM] değil/yerine/= ÖNERİLEN BİÇİMDE


- UTANIYORUM ile/değil/yerine/>< TANIYORUM!


- UTANMAK/UTANGAÇ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK


- UTANMAK değil/yerine DOĞRUYU SÖYLEYİP "KAYBETMEK"/KAZANMAK


- UTANMAZ ile/değil/yerine ...'DAN UTANMAZ O


- UTILITY :/yerine FAYDA, HİZMET


- ÜTILİZASYON/UTILIZATION[İng.] değil/yerine/= KULLANIM


- ÜTOPİK[İng. < Yun.] değil/yerine/= DÜŞÜLKÜSEL


- ÜTOPYA[Yun.] değil/yerine/= DÜŞÜLKÜ


- ÜTS/PRODUCT TRACKING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ÜRÜN TAKİP DÜZENİ


- UV/ULTRAVİYOLE RADYASYON/ULTRAVIOLET RADIATION[İng.] değil/yerine/= MOR ÖTESİ, MOR ÖTESİ IŞINIM


- UWB/ULTRA-WIDEBAND[İng.] değil/yerine/= ULTRA GENİŞ BANT


- UYARI ile/ve/değil/yerine/>< MÜJDE[Fars.]

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Sevinç haberi, muştu. | Sevinçli, hayırlı bir haber getirene verilen bahşiş. )

( Olumsuz(luk)lara/yanlış(lık)lara/kötü(lük)lere. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< Olumlulara/doğru(luk)lara/iyi(lik)lere. )


- UYARICI ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYARAN


- UYARI/İKAZ ile/ve/değil/yerine OLUMSUZ SONUÇLARA/SONUÇLARI İŞARET


- UYARMAK ile/ve/değil/yerine BİLGİLENDİRMEK


- UYDURMA ile/değil/yerine/>< HAYAL


- UYDURMAK ile/değil/yerine DUYURMAK


- UYDURMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLUŞTURMAK


- UYDURMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< TASARLAMAK


- UYDURMAK ile/yerine TÜRETMEK

( ... ile/yerine İHTİRA )


- UYDURMAK ile/değil/yerine UYARLAMAK

( TO IMPROVISE vs./and TO ADAPT )


- UYGARLAŞMADA:
KILIÇ ile/ve/fakat/değil/yerine/<>/> KALEM ve KİTAP

( Başlattı. İLE/VE/FAKAT/DEĞİL/YERİNE/<>/> Yaşattı VE Sürdürdü. )


- UYGULANMAYAN AHLÂK ile/değil/yerine/>< UYGULANAN AHLÂK

( Sözü edilir fakat kendi yoktur. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Sözü edilmez fakat uygulanır. )


- UYKU AÇMADA:
"KAHVE" değil/yerine/>< ELMA


- UYUMAK yerine MİHMAN OLMAK(SÜRMELENMEK)


- UYUŞMAK ile/değil/yerine/>< YETİŞMEK


- UYUŞTURUCU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< UYARICI VE UYANDIRICI


- UYUŞUK/LUK ile/değil/yerine/>< DİNGİN/LİK


- UZAK ile/değil/yerine AŞKIN


- UZAKGÖRÜR/TELESKOP:
HUBBLE ile/ve/değil/yerine/||/<>/> JAMES WEBB

( Görünür ve ultraviyole dalga boylarında gözlemler yapmaktadır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/> Orta ve yakın kızılötesi olarak görmektedir. Çok daha büyük ışık toplama aynası vardır. Hubble teleskobundan yaklaşık 100 kat daha duyarlıdır.[10 milyar dolarlık bir bütçe ile elde edilmiştir.] )

( )


- UZAKLAŞMAK ile/değil/yerine/>< UZLAŞMAK


- SORUNLAR:
UZAKLAŞTIRAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/</>< YAKINLAŞTIRAN


- UZAM/DÜZLEM/HAYYİZ/VÜSAT[Ar.] ile/ve/değil/yerine/||/<>/> UZAY

( Belirli noktalar toplamı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> Tüm noktalar toplamı. )

( Tanımla(n)mayla. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> ... )

( Dışta. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> İçte. )

( İçte yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/|||/<>/> Dışta yok. )

( [not] PLANE vs./and/but/||/<>/> SPACE
SPACE instead of PLANE )


- ÜZEN/İ ile/değil/yerine/>< MUTLU EDEN/İ

( Terk et. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Mutlu et. )

( Hakkındır. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Hakkıdır. )


- ÜZERİNDE DURMAK ile/ve/yerine ALTINI ÇİZMEK


- ... ÜZERİNDEN ile/ve/değil/yerine ... SAYESİNDE


- ÜZERİNE ALMA ile/ve/değil/yerine ÜSTLENME


- ÜZERİNE BASA BASA ile/yerine ALTINI ÇİZEREK


- ÜZERİNE ÇIKMAK ile/ve/değil/yerine ÖTESİNE GEÇMEK


- UZLAŞIM ile/ve/değil/yerine UYUMLU BİRLİK

( [not] AGGREEMENT vs./and/but/<> HARMONIOUS UNITY )


- UZMANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİREŞİM/TEVHİD


- UZMANLIK ile/ve/değil/yerine/||/<> MESLEK

( [not] PROFESSION vs./and/||/<>/but JOB
JOB instead of PROFESSION )


- UZMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< USTA/LIK

( KOMPETAN avec ... )


- UZMAN/LIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YETKİN/LİK


- UZUN KOLLU ile UZUN KOLLU ile/değil/yerine UZUN KOLLU

( Giyecek. İLE Hırsız. İLE/DEĞİL/YERİNE Uzaktan erişen/erişir. )


- (UZUN SÜRE) OTURMAK yerine BİSİKLET


- TANIM:
"UZUN" ile/değil/yerine KAPSAMLI

( Tanımın uzunu olmaz! Kapsamlı olduğundan dolayı ilgisizlerin "zihin ve dilinde", "uzun" diye ifade etmeleri kendi yetersizliklerini gizleme girişimi olabilir belki/çoğunlukla. )


- UZUN UZUN DÜŞÜNMEK/BOŞ BOŞ OTURMAK ile/ve/değil/yerine AZ AZ (DA OLSA) EYLEMEK/BİR ŞEYLER YAPMAK

( Pek kolay olmasa da... )

( Kepçe tutan elim olsun, dış kapıda yerim olsun! )


- UZUN YAŞAMAK ile/ve/<>/değil/yerine DERİN/DÜRÜST/DOĞRU YAŞAMAK


- UZUN YOLCULUKTA, BİSİKLET TEKER TELİ:
32 ile/değil/yerine 36


- UZUN YOLCULUKTA, BİSİKLET TEKER TELİ: 32 ile/değil/yerine 36


- UZUN ile/ve/yerine KISA ile/ve/yerine ORTA

( Uzun, ne tadın var, ne tuzun. İLE/VE Kısa, her gün tasa. YERİNE Orta, sevgisi arta. )


- ÜZÜNTÜLÜ BİRİNE:
ACIMAK değil/yerine KIZMAK


- VABESTE[Fars.] değil/yerine/= BAĞLI


- VAC/VAK/VACUUM ASSISTED CLOSURE[İng.] değil/yerine/= VAKUM YARDIMLI YARA KAPATMA, NEGATİF BASINÇLI YARA KAPATMA


- VACATION :/yerine TATİL


- VÂCİBU'L-VUCÛD yerine KÂDİRU'L-MUHTÂR


- VAD/VENTRİKÜLER DESTEK CİHAZI VENTRICULAR ASSIST DEVICE[İng.] değil/yerine/= KARINCIK DESTEK AYGITI


- VÂDE FARKI değil/yerine/= SÜREV ARTISI


- VÂDE FARKSIZ değil/yerine/= SÜREV ARTISIZ


- VÂDE[Ar.] değil/yerine/= ERİM


- VÂDELİ HESAP değil/yerine/= SÜREVLİ SAYANAK


- VÂDESİZ HESAP değil/yerine/= SÜREVSİZ SAYANAK


- VÂDİ[Ar.]/KANYON[Fr. < CANYON]/KLÜZ[Fr. < CLUSE] değil/yerine/= KOYAK/KAPUZ/DAR BOĞAZ

( Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu, bir kıvrımı keserek iki yandaki çukurlukları birleştiren, dar ve boğaz biçimindeki geniş aralık. )


- VAGON değil/yerine/= TAŞIR


- VAGONET değil/yerine/= TAŞIRCIK


- VAHA değil/yerine/= SUVLA/YEŞERGE


- VAHŞET[Ar.] değil/yerine/= YIRTINÇ/ACIMASIZLIK


- VAHŞİ[Ar.] değil/yerine/= YABANIL


- VAHŞİ değil/yerine/= YIRTICI


- VAKA RAPORU/CASE REPORT[İng.] değil/yerine/= OLAY YAZANAĞI


- VAK'A-NÜVİS[Ar., Fars.]/KRONOGRAF[Fr. < choronographe] değil/yerine/= SÜREYAZAR

( Zamanın/dönemin olaylarını saptamakla görevli kişi. | Osmanlı Devleti'nde zamanın olaylarını tespit etmek ve yazmakla görevli devlet tarihçisi. )


- VAKÂR[Ar.] değil/yerine/= AĞIRBAŞLILIK, TEMKİNLİLİK


- VAKF-I AKAR/ASL-I VAKF değil/yerine/= GELİR KAYNAĞI


- VAKFİYE değil/yerine/= TURGULUK


- VÂKİ değil/yerine/= OLMUŞ


- VÂKIA değil/yerine/= OLGU


- VAKIF değil/yerine/= TURGU


- VAKSİN/VACCINE[İng.] değil/yerine/= AŞI


- VAKSİNASYON/VACCINATION[İng.] değil/yerine/= AŞILAMA


- VAKTAKİ ...[Ar., Fars.] değil/yerine/= NE ZAMAN Kİ ...


- VAKT-İ MERHÛN değil/yerine/= BEKLENİLEN ÇAĞ VE ZAMAN


- VAKUM/VACUUM[İng.] değil/yerine/= HAVASIZ BOŞLUK


- VAKUM[Lat.] değil/yerine/= BOŞLUK


- VAKÜOL/VACUOLE[İng.] değil/yerine/= KOFUL


- VALANS/VALENCE[İng.] değil/yerine/= DEĞER, DEĞERLİK


- VALF/VALVE[İng.] değil/yerine/= KAPAK


- VALF[İng.] değil/yerine/= VANA


- VALIDASYON/VALIDATION[İng.] değil/yerine/= GEÇERLEME


- VALİDASYON değil/yerine/= GEÇERLEME


- VALİDE ETMEK değil/yerine/= GEÇERLEMEK


- VÂLİDE[Ar.] değil/yerine/= ANNE/ANA


- VALİDİTE/VALIDITY[İng.] değil/yerine/= GEÇERLİLİK


- VALİZ[Fr. < İt.]/BAVUL[İt. < BAULE] değil/yerine/= ÇANTA

( )


- VALLEY :/yerine VADİ


- VALUABLE :/yerine DEĞERLİ


- VALUE :/yerine DEĞER


- VÂMIK[Ar.] değil/yerine/= SEVEN, ÂŞIK, SEVDÂLI


- VANTİLATÖR değil/yerine/= ESTİREÇ/YELVEREN


- VANTUZ[Fr. < VENTOUSE] değil/yerine/= ÇEKMEN

( Türlü hayvanlarda, asalaklarda, yer değiştirmeye, kendini bir yere bağlamaya ya da yutmaya yarayan örgen. | Şişe çekmekte kullanılan araç. )


- VAPORİZASYON/VAPORIZATION[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA


- VAPORİZATÖR/VAPORİZER[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞTIRICI


- VAR/OLANI:
TÜKETMEK ile/ve/değil/yerine/<>/< YÖNETMEK


- VAR OLUŞUMUZ:
"DÂVÂ" İÇİN ile/değil/yerine/>< SEVGİ/SEVİ İÇİN


- VARDIR ile/ve/değil/yerine VAR OLMAKTADIR

( [not] IS vs./and/but EXIST
EXIST instead of IS )


- VÂRESTE[Fars.] değil/yerine/= KURTULMUŞ | SERBEST, RAHAT | İLİŞİKSİZ


- VARIABLE :/yerine DEĞİŞKEN


- VARIATION :/yerine VARYASYON, ÇEŞİTLİLİK


- VÂRİDÂT[Ar. < VÂRİDE] ile/değil/yerine ESİN/İLHAM

( Yıllık/aylık gelir. | Hatıra gelen, içe doğan şeyler. İLE/DEĞİL/YERİNE Etkilenme, çağrışım ya da içe doğmayla akla gelen, yaratıcı düşünce, duygu. )


- VARIETY :/yerine ÇEŞİT


- VARIOUS :/yerine ÇEŞİTLİ


- VARİYANT[İng. < VARIANT / Fr. < VARIANTE] değil/yerine/= DEĞİŞİKLİK, DÖNEMEÇ


- VARİYETE/VARIETY[İng.] değil/yerine/= ÇEŞİTLİLİK


- VARMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< YOLCULUK


- VAROLUŞ ile/ve/yerine/= NEFS MERTEBELERİ


- VARSAYMAK ile/ve/<>/değil/yerine ZANNETMEK


- VARSIL/ZENGİN ile/değil/yerine GANÎ


- VARSIL ile/ve/değil/yerine/||/<> KANAAT SAHİBİ


- VARSIL/LIK(ZENGİN[Fars. < SENGİN]/LİK) ile/ve/değil/yerine/=/||/<>/></< YOKSUL/LUK(FAKİR/LİK)

( Malı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Rezilliğin yardımcısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )

( Paranın satın alamayacağı bir şeye sahip olana kadar varsıl değilizdir. )

( "Beş parasızmış" gibi yaşadıklarından dolayı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( Yoksulluğu över. İLE/VE/NE YAZIK Kİ/DEĞİL/YERİNE/=/||/<>/>

( )


- VARSIL/ZENGİN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SAYGIN

( Yüksek bir makamda bulunan namuslu biri, görev süresi sona erdiği zaman, varsıl değil saygın biri olmalıdır. )