Yerine bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 17.119 başlık/FaRk ile birlikte,
17.119 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(37/70)
- KURÂDA[Ar.] değil/yerine/= İŞE YARAMAZ, YIPRANMIŞ/ESKİMİŞ/BOZULMUŞ, CILIZ
- KURAL KOYMAK ile/ve/değil/yerine KURAL/LARI BELİRLEMEK
( Bilenler kurallar koyar, bilmeyenler kurallara uyar. )
( Kuraldan çok kuralcı, kraldan çok kralcı olmamak gerek! )
( [not] "TO MAKE THE RULE" vs./and/but "TO DETERMINE THE RULE/S"
"TO DETERMINE THE RULE/S" vs./and "TO MAKE THE RULE" )
- KURAL KOYUCU/LUK ile/ve/değil/yerine KURAL BULUCU/LUK
- KURAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KURUL
- KURALI KOYANIN DÜZENİ" değil/yerine KURALLARA DAYALI DÜZEN
- KURAL/LAR ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOŞUL/LAR
- KURALSIZLIK ile/değil/yerine/>< KURALLILIK
( En kötü "kurallılık", en iyi kuralsızlıktan iyidir. )
- KURAM ile/ve/değil/yerine YARAR
( [not] THEORY vs./and/but BENEFIT
BENEFIT instead of THEORY )
- KURAMIN:
DOĞRULUĞU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< UYGUNLUĞU
- KUR'AN-I KERÎM:
EMİR ile/değil/yerine NASİHAT/ÖĞÜT
- KÜRATİF/CURATIVE[İng.] değil/yerine/= SAĞALTICI | İYİLEŞTİRICİ
- KURBAN BAYRAMI değil/yerine/= YAKINLIK BAYRAMI
- KURBAN ile/değil/yerine MAĞDUR
- KURBAN ile/değil/yerine/>< SORUMLU
(
)
- KURD yerine YIRTICI
- KÜRDAN ile/ve/değil/yerine/||/<> HILTAN
( ... İLE/VE/||/<> Top durumundaki çiçekleri kuruduktan sonra sapları kürdan olarak kullanılan yabani bir bitki. )
- KÜRE değil/yerine/= YUVAR
- KÜREK ÇEKMEK ile/ve/değil/yerine/<>/>< LAVA[İt.]
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<>/>< Herhangi bir yere yanaşmış filikanın, kürek çekmeden ilerlemesi için söylenilen söz/emir. )
- KÜRESELLEŞ(TİR)MEK ile/ve/değil/yerine EVRENSELLEŞ(TİR)MEK
( )
- KÜREYVE değil/yerine/= YUVAR
( Organizmadaki çeşitli sıvılarda[kan, lenf, süt] bulunan, genellikle yuvarlak ya da oval küçük cisim.[Alyuvar, akyuvar.] | Yeryuvarlağı gibi düzgün olmayan küresel biçim. )
- KURGU ile/ve/değil/yerine/></< OLGU
( [not] FICTION vs./> FACT instead of FICTION )
- KURGUL ile/ve/değil/yerine SİMGESEL
- KURGU/SAL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KURAM/SAL
- KÜRKAS[Fr. < CURCAS] değil/yerine/= HİNT FISTIĞI
( Sütleğengillerden, meyve çekirdekleri zehirli bir bitki. )
- KURMACA GERÇEKLİK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÜNDELİK GERÇEKLİK
- KURMAK ile/yerine DÜŞÜNMEK
( Kuruntu/vesvese ile zihne düşenler düşünme değildir! [kuruntulardan vazgeçebilmeli!] )
( Bırak, farklı düşünce/duygu kuşları başının üzerinden uçsunlar. Sen ancak başının üzerinde yuva yapmamalarını sağlayabilirsin! )
- KURNAZLIK ile/değil/yerine AKIL
- KURNAZLIK ile/değil/yerine ZEKÂ/ZEKİ
- KURNAZ/LIK ile/değil/yerine ZEKİ/LİK
- KURS değil/yerine/= ÖĞRENEK
- KURS[Fr.] değil/yerine/= ÖĞRENEK
- KURS[Fr. < COURS] değil/yerine/= ÖĞRETİ/ÖĞRENEK
- KÜRSÜ[Ar. < KÜRSİ] değil/yerine/= KONUŞAK
- KÜRSÜ[Ar. < KÜRSÎ] değil/yerine/= SEKİ
( Kalabalığa karşı konuşma yapanların önünde bulunan yüksekçe yer. | Ana bilim dalı. | Sandalye. | Bir fakültede araştırma ve öğretim birimi, bölüm. )
- KURTULMAK" ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< SINAMAK
- KURU KURU "ÜZÜLMEK" / "ÜZÜLÜYORUM" DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< YAPABİLECEĞİN BİR ŞEY/LER
( Yok. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Var. )
- KURUCU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KOLAYLAŞTIRICI
- KURUL ile/ve/yerine/değil KOORDİNASYON
( [not] COMMITTEE vs./and/but COORDINATION
COORDINATION instead of COMMITTEE )
- KURUM ile/ve/değil/yerine/< KURUL
- KURUMSAL BİR KARARI(/A):
BENİMSEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<> UYMAK
- KURUNTU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİ
- İNSANLIK:
"KURUŞ" İLE ile/değil/yerine DURUŞ İLE
- KURYE[Fr. < COURRIER] değil/yerine/= TAŞIYICI
( Genellikle elçilik postasını yerine ulaştırmakla görevli kişi. | Posta, kargo, mektup vb. gönderileri alıcıya ulaştıran kişi. | Uçakla gönderilen mektup, koli ya da havale. | Düzenli olarak ticari bir hizmet gören taşıt. )
- KÜŞADE[Fars. < GUŞÂDE] değil/yerine/= AÇIK, AÇILMIŞ
- KUŞANMA ile/ve/değil/yerine BÜRÜNME
- KUŞKU SORUSU ile/yerine ANLAMA SORUSU
( Yanıtlarını bildiğiniz, boş sorular sormamalısınız. )
( [Felsefede] BED-GÜMÂN[Fars.]/SEPTİK[İng.]: Şüpheci, her şeyden şüphe eden. )
( QUESTION IN DOUBT vs. COMPREHENSION QUESTION
COMPREHENSION QUESTION instead of QUESTION IN DOUBT
You must not ask idle questions, to which you already know the answers. )
- KUŞKU/ŞÜPHE ile/ve/değil/yerine TERK
- KUŞKU değil/yerine/>< BİLGİ
( BİLGİ: Kuşkuyu yok eden neyse, o! | Kuşkunun giderildiği kavrayış. )
- KUŞKU ile/değil/yerine ÇÖZÜMLEME
( DOUBT vs. ANALYSIS )
- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< EMİN OLMA[İMAN]
- KUŞKU ile/değil/yerine FELSEFİ KUŞKU
- KUŞKU ile/ve/değil/yerine/></<> İYİMSERLİK ve DAYANÇ/SABIR
( Hastalıkların yarısı. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/>< İlâçların yarısı. VE/||/<> İyileşmenin ilk adımı. )
- KUŞKU ile/yerine SORGULAMA
( Sorgulamak ve reddetmek gereklidir. )
( Gerçek soruşturma bir şeyin içine doğru yapılır, dışa doğru değil. )
( Sorgulanmamış bir yaşam, yaşamaya değmez. )
( Bilinecek/bilinebilecek şeye yaklaşmanın biricik yolu soru sormaktır. )
( Kuşkuculuğumuz hakkında bile kuşkucu olmalıyız. )
( Temel sorun, aptalların kendilerinden son derece emin, akıllıların ise sürekli kuşku içinde olmalarıdır. )
( SUSPICION vs. INTERROGATE
INTERROGATE instead of SUSPICION
To question and deny is necessary.
True enquiry is always into something, not out of something. )
- KUŞKUCULUK ile/değil/yerine GÖRELİLİK
- KUŞKULANMAK ile/değil/yerine/>< YAPMAK
(
)
( [not] DOUBT vs./but/>< DO
DO instead of DOUBT )
- KUŞKULU SEVGİ yerine KOŞULSUZ SEVGİ
( UNCONDITIONAL LOVE instead of SUSPICIOUS LOVE )
- KUŞKULU SEVGİ yerine KOŞULSUZ SEVGİ
( UNCONDITIONAL LOVE instead of SUSPICIOUS LOVE )
- KÜSKÜT[Fr. CUSCUTE] değil/yerine/= ŞEYTANSAÇI/BAĞBOĞAN
( Çit sarmaşığıgillerden, ince uzun ipliksi saplarıyla, asma, baklagiller ve bazı meyve ağaçlarına sarılarak onları sömüren, klorofilsiz, asalak bir bitki. )
( CUSCUTA )
- KÜSMEK ile/değil/yerine KONUŞMAMAK
( "Görüşmemek, birarada olmamak üzere". İLE/DEĞİL/YERİNE Görüşme, birarada olma durumu söz konusudur. )
- [ne yazık ki]
KÜSTAHLIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< "ÖZGÜVEN"
- KUSURA BAKMA AMA ... değil/yerine YANLIŞ ANLAMA AMA ...
- KUSUR/LU ile/değil/yerine/>< HUZUR/LU
( [kişi/kul hakkına]
Dikkat etmeyenin "yaşamı". İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Dikkat edenin yaşamı. )
- KUSURSUZLUK ile/değil/yerine BÜTÜNLENME
- KUTLAMA ile/ve/değil/yerine/||/<> ANMA
- KÜTLE değil/yerine/= YIĞIN
- KUTSAL NESNELERİ TUTMADA:
ELLE ile/ve/değil/yerine KUMAŞLA
- KUTSAMA ile/değil/yerine ANMA/ANLAMA
- KÜTÜK ile/ve/değil/yerine/||/<>/></< FİDE/FİDAN
( Büyük ve "güçlü". İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< İnce ve "zayıf". )
( Cansızdır. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Canlıdır. )
- KUTUP değil/yerine/= UC
- KUTUP değil/yerine/= UCAY
- KUTUPLAŞMA değil/yerine KUCAKLAŞMA
- KUTUPLAŞMAK ile/değil/yerine/< HESAPLAŞMAK
- KUTUPLAŞMAK ile/değil/yerine/>< ORTAKLAŞMAK
- KUTUR[Ar.]/DİYAGONAL[Fr./İng. < DIAGONAL/E] değil/yerine/= KÖŞEGEN
( Bir çokgende ardışık olmayan ya da çok yüzlüde aynı düzlem üzerinde bulunmayan iki köşe arasına çekilen çizgi. )
- KUTUR değil/yerine/= ÇAP
- KUVANTUM KURAMI değil/yerine KUVANTUM MEKANİĞİ
( )
( )
( )
- KUVARSİT[Fr. < QUARTZITE] değil/yerine/= KUM TAŞI
( Kum tanelerinin kaynaşmasıyla oluşmuş bir tür tortul kayaç, kuvarsit. )
- KUVÖZ[Fr. < COUVEUSE] değil/yerine/= YAŞANAK
- KUVÖZ/INCUBATOR[İng.] değil/yerine/= YAŞANAK
- KUVVETLE MUHTEMEL değil/yerine/= YÜKSEK OLASILIKLA
- KUVVETLER AYRILIĞI değil/yerine KUVVETLER AYRILIĞI VE BİRLİĞİ
- KUYRUK SALLAMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GÖZ KIRPMAK
- KUYRUK ile/yerine SIRA
( QUEU vs. TURN
TURN instead of QUEU )
- KUYU ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İP
( Derin olan, kuyu değil kısa olan, iptir. )
- KUZEY YERUCU/ANTARTIC değil/yerine/= GÜNEY YERUCU
- KUZİN[Fr. < COUSINE] değil/yerine/= KIZ YEĞEN
- KVAA/WIRELESS BODY AREA NETWORK[İng.] değil/yerine/= KABLOSUZ GÖVDE ALAN AĞLARI
- KVKK/PERSONAL DATA PROTECTION LAW[İng.] değil/yerine/= KİŞİSEL VERİLERİN KORUNMASI KANUNU
- LAB :/yerine LABORATUVAR
- LABEL :/yerine ETİKET
- LABİL/LABILE[İng.] değil/yerine/= OYNAK | DEĞİŞKEN
- LABOR :/yerine EMEK
- LABORATORY :/yerine LABORATUVAR
- LABORATUVAR/LABORATORY[İng.] değil/yerine/= DENEYLİK
- LACİVERT[Fars. < LACVERD] değil/yerine/= KOVAK, KEVEK
- LACİVERT değil/yerine/= KOYUGÖK
- LACK :/yerine EKSİKLİK
- LADY :/yerine BAYAN
- LÂF YETİŞTİRMEK ile/değil/yerine/>< KENDİNİ YETİŞTİRMEK
- LÂF ile/ve/değil/yerine/||/<>/></>/< İŞ
- LÂF ile/ve/değil/yerine ÖNERME
- LÂFIZ[Ar.] değil/yerine/= SÖZGE
- LÂF(Z) değil/yerine/= SÖZ
- LÂFZÎ TEFSİR değil/yerine/= SÖZEL YORUM
- LAGÜN[Fr. < LAGUNE] değil/yerine/= DENİZKULAĞI
- LAĞV ile/değil/yerine/>< MÜFÎD[< FEYD]
( Yararsız/faydasız, beyhûde, boş. | Yanılma, atlama. | Kaldırma, hükümsüz bırakma. İLE/DEĞİL/YERİNE/>< Anlatan, ifâde eden, anlamlı/mânâlı. | Yararlı/faydalı. )
( YEMÎN-İ LAĞV: Alışkanlıkla edilen ve şer'an kefâret gerektirmeyen yemin. )
- LÂHİKE/LÂHİKA[Ar. çoğ. LEVÂHİK] değil/yerine/= EK
- LÂİNLEŞMİŞ[Ar.] değil/yerine/= KOVULMUŞ, NEFRET KAZANMIŞ, İSTENİLMEYEN
- LÂKAP(/B) değil/yerine/= TAKMA AD | SAN/UNVAN["ÜNVAN" değil!]
- LAKE :/yerine GÖL
- LAKONİK[Fr. < Yun.] değil/yerine/= DEYİM
( Kısa, özlü söz. )
- LAMBADER[Fr. < LAMPADAIRE] değil/yerine AYAKLI LAMBA
( Genellikle odanın köşelerine konulan. )
- LAMINA[İng.] değil/yerine/= KATMAN
- LAMINER KABİN/LAMINAR FLOW CABINET[İng.] değil/yerine/= ÇEKER OCAK
- LAMINER/LAMINARY[İng.] değil/yerine/= KATMANLI | TEK YÖNLÜ (AKIM)
- LAN/LOCAL AREA NETWORK[İng.] değil/yerine/= YEREL ALAN AĞI
- LAND :/yerine ARAZİ, İNMEK
- LANDSCAPE :/yerine MANZARA
- LANGUAGE :/yerine DİL
- LANGUISHING[İng.] değil/yerine/= YAŞAMA KARŞI "İSTEKSİZLİK"
- LANSE ETME değil/yerine/= TANITMA
- LANSE[Fr.] (ETMEK) değil/yerine/= ÖNE SÜRMEK
- LANSET/LANCET[İng.] değil/yerine/= DERİ DELICİ İĞNE
- LANSMAN[Fr. < LANCEMENT] yerine TANITIM/SUNUM
- LAP/LYMPHADENOPATHY LENFADENOPATİ[İng.] değil/yerine/= AKKAN BEZİ BÜYÜMESİ
- LAP :/yerine KUCAK
- LARGE :/yerine BÜYÜK
- LARGELY :/yerine BÜYÜK ÖLÇÜDE
- ...'LARI:
SAYMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< SIRALAMAK
- LASERASYON/LACERATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALI YARALANMA/YIRTILMA
- LASIK/LASER ASSISTED İN SITU KERATOMILEUSIS[İng.] değil/yerine/= LAZER YARDIMLI YERİNDE KORNEA BİÇİMLENDİRME
- LAST :/yerine SON
- LASTİK değil/yerine/= SÜĞÜÇ
- LATE :/yerine GEÇ
- LATENT PERİYOT/LATENCY PERIOD[İng.] değil/yerine/= YANITSIZLIK DÖNEMI | GİZİLLİK DÖNEMI
- LATENT[İng.] değil/yerine/= GİZLİ | SESSİZ
- LATER :/yerine DAHA SONRA
- LATERAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ YAN
- LATERALİZASYON/LATERALIZATION[İng.] değil/yerine/= YANLAŞMA
- LATERODORSAL[İng.] değil/yerine/= SIRT-YAN
- LATEROLATERAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ-YAN
- LATEROMEDİYAL/LATEROMEDIAL[İng.] değil/yerine/= DIŞ-İÇYAN
- LATEROVENTRAL[İng.] değil/yerine/= ÖN-YAN
- LATIN :/yerine LATİNCE
- LATTER :/yerine İKİNCİSİ, SONRAKİ
- LAUBALİ değil/yerine/= SENLİ-BENLİ
- LAUBALİLİK (YAPMAK/YAPMAMAK) ile/ve/değil/yerine YÜZ GÖZ (OLMAK/OLMAMAK)
- LAUBALİLİK ile/değil/yerine/< SAMİMİYET
- LÂÜBÂLİ/LİK değil/yerine/= YILIŞIK/LIK
- LAUGH :/yerine GÜLMEK
- LAUNCH :/yerine BAŞLATMAK
- LAVAJ/LAVAGE[İng.] değil/yerine/= YIKAMA
- LAVUK[Kürtçe(Kurmanci) < LAWİK: Oğlan çocuğu. < LAW: Oğul/oğlan.][argo] değil/yerine/= GEREKSİZ KONUŞAN
( Gereksiz konuşan kişi. | Önemsiz konular üzerinde fazlaca duran, hareketleri ve sözlerinde meymenet olmayan kişi. )
- LAW :/yerine YASA
- LAWN :/yerine ÇİM
- LAWSUIT :/yerine DAVA
- LAWYER :/yerine AVUKAT
- LAY :/yerine KOYMAK, SERMEK
- LAYER :/yerine KATMAN
- LAYETE GAYYER değil/yerine/= DURAĞAN/DEĞİŞMEZ/BOZULMAZ
- LÂ-YETEZELZEL[Ar.] değil/yerine/= SARSILMAZ | GÜVENİLİR
- LAYİHA değil/yerine/= GÖRÜŞÇE
- LÂYIK değil/yerine/= YARAŞIK, YAKIŞIR
- LAZER ANJİYOPLASTİ/LASER ANGIOPLASTY[İng.] değil/yerine/= LAZERLE DAMAR AÇIMI
- LAZER/LIGHT AMPLIFICATION BY STIMULATED EMISSION OF RADIATION[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ RADYASYON EMISYONLA IŞIK AMPLIFİKASYONU
- LAZER ile/ve/değil/yerine/||/<>/> BUZ LAZER
- LÂZIM/LÜZÛM(LU)[Ar.] değil/yerine/= GEREK(Lİ)
- LBS/LABORATORY INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= LABORATUVAR BİLGİ DÜZENİ
- LDA/LATENT DIRICHLET ALLOCATION[İng.] değil/yerine/= OLASILIK DAĞILIMLARI TEMELLİ KÜMELEME
- LEAD :/yerine ÖNDERLİK ETMEK, KURŞUN
- LEADER :/yerine LİDER
- LEADERSHIP :/yerine LİDERLİK
- LEADING :/yerine ÖNDE GELEN
- LEAF :/yerine YAPRAK
- LEAGUE :/yerine LİG
- LEAN :/yerine YASLANMAK
- LEARN :/yerine ÖĞRENMEK
- LEARNING :/yerine ÖĞRENME
- LEAST :/yerine EN AZ
- LEATHER :/yerine DERİ
- LEAVE :/yerine AYRILMAK, BIRAKMAK
- LED/LIGHT EMITTING DIODE[İng.] değil/yerine/= IŞIK YAYAN YARI İLETKEN KAYNAK, IŞIK YAYAN DİYOT
- LEFT :/yerine SOL, AYRILDI
- LEG :/yerine BACAK
- LEGACY :/yerine MİRAS
- LEGAL :/yerine YASAL
- LEGAL[İng.] değil/yerine/= YASAL
- LEGEND :/yerine EFSANE
- LEGISLATION :/yerine MEVZUAT
- LEGITIMATE :/yerine MEŞRU
- LEHÇE[Ar.]/DİYALEKT[Yun.] değil/yerine/= EYTİŞ
- LEHİM[Ar.] ile PÜRMÜZ[Primus marka adından]["HÜRMÜZ" değil!] ile/değil/yerine KAYNAK
( Ergime noktaları düşük metalleri tutturma işlemlerinde kullanılan, kalay ve kurşun alaşımlarının genel adı. | Bu alaşımla yapılan işlem. İLE Genellikle metalleri lehimlemede kullanılan, güçlü alev çıkaran, benzin ya da gazla çalışan araç. İLE/DEĞİL/YERİNE İki metal ya da yapay parçayı, ısıl yolla birleştirme yöntemi, kaynaştırarak yapıştırma. )
- LEJAND değil/yerine/= ALTYAZI
- LEJYON[Fr. < Lat.] ile/değil/yerine KARA KUVVETLERİ
( Eski Romalılar'da, piyade ve süvarinin oluşturduğu askeri birlik. | Birkaç takımdan oluşan asker birliği. İLE/DEĞİL/YERİNE ... )
- LEKSİKOLOJİ[Fr., İng.] değil/yerine/= SÖZCÜKBİLİM/SÖZLÜKBİLİM
- LEKTÖR[Fr.] değil/yerine/= OKUTMAN
- LEMON :/yerine LİMON
- LENGTH :/yerine UZUNLUK
- LENGÜİST/FİLOLOG değil/yerine/= DİLBİLİMCİ/DİLCİ
- LENGÜİSTİK/LİSANİYAT/FİLOLOJİ değil/yerine/= DİLBİLİM
- ADESE[Ar.]/LENS[İng.] değil/yerine/= MERCEK
( İçinden geçen koşut ışınları, düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran ya da birbirinden uzaklaştıran, camdan ya da ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim. )
- LESS :/yerine DAHA AZ
- LESSON :/yerine DERS
- LET :/yerine İZİN VERMEK
- LETAL/LETHAL[İng.] değil/yerine/= ÖLDÜRÜCÜ
- LETTER :/yerine MEKTUP
- LEVÂZIM SINIFI değil/yerine/= SÜEL ARTGEREÇ
- LEVAZIM değil/yerine/= GEREÇLER
- LEVEL :/yerine SEVİYE
- LEVEL[İng.]/SEVİYE[Ar.] değil/yerine DÜZEY
- LEYBIL[İng. < LABEL] değil/yerine/= ETİKET
- LEYLA VE MECNUN değil/yerine NACİ VE/<> NACİYE
- LEZYON[Fr.] değil/yerine/= DOKU BOZUKLUĞU
- LİBERAL[İng.] değil/yerine/= ERKİNSEL
- LIBERAL :/yerine LİBERAL
- LİBERALİST/LİBERAL değil/yerine/= ERKİNCİ
- LİBERALİZM değil/yerine/= ERKİNCİLİK
- LIBRARY :/yerine KÜTÜPHANE
- LICENSE :/yerine LİSANS
- LİDER[İng.] ile/değil/yerine ÖNDER
( Bulunulan durumu, var olanı yönlendirir. İLE/DEĞİL/YERİNE Ufuk açar. )
- LIE :/yerine YALAN SÖYLEMEK
- LİF değil/yerine/=/değil/yerine/= TELÇİK değil/yerine/=/değil/yerine/= KILCIK
- LIFE :/yerine HAYAT
- LIFESTYLE :/yerine YAŞAM TARZI
- LIFETIME :/yerine ÖMÜR
- LIFO/LAST IN FIRST OUT[İng.] değil/yerine/= SON GİREN, İLK ÇIKAR
- LIFT :/yerine KALDIRMAK
- LİG[Fr.,] değil/yerine/= KÜME
- LİGAMAN/LIGAMENT[İng.] değil/yerine/= BAĞ
- LİGANT/LIGAND[İng.] değil/yerine/= BAĞLANAN (MOLEKÜL, ATOM VB.)
- LİGASYON/LIGATION[İng.] değil/yerine/= BAĞLAMA
- LIGHT :/yerine IŞIK, HAFİF
- LIKE :/yerine SEVMEK, GİBİ
- LİKEFAKSİYON/LIQUEFACTION[İng.] değil/yerine/= SIVILAŞIM
- LIKELY :/yerine MUHTEMEL
- LİKİDİTE/LIQUIDITY[İng.] değil/yerine/= AKIŞKANLIK
- LİKİT/LIQUİD[İng.] değil/yerine/= SIVI
- LİMİT[İng.] değil/yerine/= SINIR
- LIMIT :/yerine SINIR, SINIRLAMAK
- LIMITASYON/LIMITATION[İng.] değil/yerine/= SINIRLAMA | KISITLAMA
- LIMITATION :/yerine SINIRLAMA
- LIMITED :/yerine SINIRLI
- LİMUZİN değil/yerine BİSİKLET
( Bisikletin konforu/artıları, limuzinde bile yoktur. )
- LİMUZİN değil/yerine BİSİKLET
(
)
( Bisikletin konforu/artıları, limuzinde bile yoktur. )
(1996'dan beri)