Yerine bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 16.986 başlık/FaRk ile birlikte,
16.986 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(20/69)
- ESSAY :/yerine DENEME
- ESSAY[İng.] değil/yerine/= DENEME
- ESSENTIAL :/yerine GEREKLİ, ESAS
- ESSENTIALLY :/yerine ESASEN
- ESTABLISH :/yerine KURMAK
- ESTABLISHMENT :/yerine KURULUŞ
- ESTATE :/yerine MÜLK
- ESTETİK değil/yerine/= GÖRKEYSEL
- ESTETİK değil/yerine/= GÜZELDUYU
- ESTIMATE :/yerine TAHMİN ETMEK
- ESWL/EXTRACORPOREAL SHOCK WAVE LITHOTRIPSY[İng.] değil/yerine/= GÖVDE DIŞI ŞOK DALGASIYLA TAŞ KIRIMI
- EŞYA[çoğ. < ŞEY] ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< KİŞİLER
( Kullanılması için. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>/< Sevilmesi için.
[fakat ne yazık ki...] "Dünyadaki kargaşanın nedeni, eşyaların sevilmesi, insanın kullanılmasıdır." )
- EŞYA[Ar.] değil/yerine/= BUYUM, TÜYEK, ARIBERİ
- EŞYALARI:
VİTRİNDE/SANDIKTA/... TUTMAK/SAKLAMAK ile/yerine/değil KULLANMAK
( "Bir gün kullanılır", "Misafir için" vb. düşünceler/tutumlar yerine kullanalım onları! )
- EŞYALARI/ÇANTAYI:
BIRAKMAK, ORTAMA GÜVENMEK yerine/değil YANINDA TUTMAK, SAHİP ÇIKMAK
( Eşyanın/çantanın yanınızda tutulmasının gerekliliği, çalınmaması için değil/yanısıra, bir hasar/kayıp ya da hırsızlık durumunda orada bulunan herkesi zan altında bırakmaması içindir. )
- EŞYANIN TABİATI değil/yerine/= NESNELERİN DOĞASI
- et al.[Lat. < ET ALII] değil/yerine/= VE ÖTEKİLERİ
- ET "UYGARLIĞI" ile/değil/yerine ANLAM/MÂNÂ UYGARLIĞI
- et[Lat.] değil/yerine/= VE
- ETA/EVENT TREE ANALYSIS[İng.] değil/yerine/= OLAY AĞACI ÇÖZÜMLEMESİ/ANALİZİ
- ETC :/yerine VS., VE BENZERİ
- ETHICS :/yerine ETİK
- ETHNIC :/yerine ETNİK
- ETİKET[Fr. < ÉTIQUETTE] değil/yerine/= EDERCE
- ETİKET değil/yerine/= YARLIK
- ETİYOLOJİ/ETIOLOGY[İng.] değil/yerine/= NEDEN | NEDEN BİLGİSİ
- ETİYOLOJİK/ETIOLOGICAL[İng.] değil/yerine/= NEDENSEL
- ETK/ELECTRONIC MEDICAL RECORDING[İng.] değil/yerine/= ELEKTRONİK TIBBİ KAYIT
- ETKEN ile/ve/değil/yerine/||/<> BİLEŞEN
- ETKİ > TEPKİ ile/değil/yerine/> ETKİ > ANLAM > TEPKİ
- ETKİLEMEYE ÇALIŞMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK ile/ve/değil/yerine (SADECE) KENDİNİ ANLATMAK/TANIMLAMAK (İÇİN) KONUŞMAK/ANLATMAK
- ETKİLEŞİM ile/ve/değil/yerine ETKİNLEŞMEK
( Duygusallık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Koşulsuz sevgi. )
( Alışveriş. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Veriş. )
( [not] REACTIVE vs./and/but ACTIVE
ACTIVE instead of REACTIVE
[not] Emotional. WITH/AND/BUT Unconditional love. )
- ETKİNLİK ile/ve/değil/yerine/> ÜRETİM
( [not] ACTIVITY vs./and/but TO PRODUCE
TO PRODUCE instead of ACTIVITY )
- ETNİK/ETHNIC[İng.] değil/yerine/= BUDUNSAL
- ETRAFINDA:
"ÇOK KİŞİ" değil/yerine (SADECE) KİŞİ/ADAM
- ETS/EARLY DIAGNOSIS SYSTEM[İng.] değil/yerine/= ERKEN TANILAMA DÜZENİ
- ETÜT/ETÜD[Fr. < ETUDE] değil/yerine/= ÇALIŞMA
( Herhangi bir konuda yapılan inceleme, araştırma. | Ön çalışma. | Belirli bir konuyu inceleyen, araştıran yapıt ya da yazı. | Öğrencilerin, bir belletmenin gözetimi, denetimi altında ders çalışması, mütalaa, müzakere. )
- EUROPEAN :/yerine AVRUPALI
- EUS/ENDOSCOPIC ULTRASOUND[İng.] değil/yerine/= ENDOSKOPİK ULTRASON, İÇ GÖREÇLEMEYLE ULTRASON
- EV HALKI değil/yerine/= EV TUYU
- EVAKÜASYON/EVACUATION[İng.] değil/yerine/= BOŞALTMA
- EVALÜASYON/EVALUATION[İng.] değil/yerine/= DEĞERLEME
- EVALUATE :/yerine DEĞERLENDİRMEK
- EVALUATION :/yerine DEĞERLENDİRME
- EVANTRASYON/EVENTRATION[İng.] değil/yerine/= KARIN DIŞINA ÇIKMA, EVİSERASYON
- EVAPORASYON/EVAPORATION[İng.] değil/yerine/= BUHARLAŞ(TIR)MA
- EVAR/ENDOVASCULAR AORTIC ANEURYSM REPAIR[İng.] değil/yerine/= ENDOVASKÜLER AORT ANEVRİZMA TAMİRİ, DAMAR İÇİ ANA ATARDAMAR BALONCUĞU ONARIMI
- EVEN :/yerine HATTA, BİLE
- EVENING :/yerine AKŞAM
- EVENT/RECORDER EVENT RECORDER[İng.] değil/yerine/= OLAY KAYDEDER
- EVENT :/yerine ETKİNLİK, OLAY
- EVENTUALLY :/yerine EN SONUNDA
- EVER :/yerine HİÇ, DAİMA
- EVERSİYON/EVERSION[İng.] değil/yerine/= DIŞA DÖNDÜRME
- EVERY :/yerine HER
- EVERYBODY :/yerine HERKES
- EVERYDAY :/yerine HER GÜN
- EVERYONE :/yerine HERKES
- EVERYTHING :/yerine HER ŞEY
- EVERYWHERE :/yerine HER YERDE
- EVET DERİM/DEMEK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HAYIR DİYEMEM(EK)
( Özellikle de sevdiğin birinden alabileceğin "evlilik teklifi"ne... )
- EVIDENCE :/yerine KANIT
- EVİNİ/MUTFAĞINI/BUZDOLABINI, MARKETE ÇEVİRMEK değil/yerine EVİNİ/ZİHNİNİ, MARKETTE TUTMAK
( İstediğimiz zaman/gerektiğinde, gerektiği kadarını marketten almak varken "her an ve hemen istediğim yerine gelsin" diye onlarca gereksiz/gerekli ürünü evimizde bulundurmamız şart değil! )
- EVİSERASYON/EVISCERATION[İng.] değil/yerine/= KARIN DIŞINA ÇIKIM
- EVLÂT[Ar.] değil/yerine/= ÇOCUKLAR
- EVLENECEĞİN KİŞİYİ:
AKŞAM/GECE GÖRMEK ile/ve/yerine SABAH/UYANINCA GÖRMEK
- EVOK POTANSİYEL/EVOKED POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= UYARILMIŞ GİZİL GÜÇ
- EVOLÜSYON/EVOLUTION[İng.] değil/yerine/= EVRİM
- EVOLUTION :/yerine EVRİM
- EVOLVE :/yerine EVRİM GEÇİRMEK
- EVRAK[Ar. < VARAK] değil/yerine/= DEĞERLİ BELGE / İŞBELGE
- EVRENDE:
İKİLEM değil/yerine BÜTÜNLÜK
- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN
( [not] UNIVERSAL vs./and SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )
- EVRENSEL ile/ve/değil/yerine PAYLAŞILAN
( [not] UNIVERSAL vs./and/but SHARED
SHARED instead of UNIVERSAL )
- EVRENSEL/LİK ile/ve/değil/yerine/||/<> KALICI/LIK
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİKLİK
( [not] EVOLUTION vs./and/but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine DEĞİŞİM
( [not] EVOLUTION vs./but ALTERATION
ALTERATION instead of EVOLUTION )
- EVRİM/SEL ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GELİŞİM/SEL
( )
( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<> PROGRESS/DEVELOPMENT
PROGRESS/DEVELOPMENT instead of EVOLUTION )
- EVRİM ile/ve/değil/yerine/||/<>/< İLERLEME
( [not] EVOLUTION vs./and/but/||/<>/< PROGRESS
PROGRESS instead of EVOLUTION )
- EVVELA[Ar.] değil/yerine/= ÖNCE/İLKİN/ÖNCELİKLE/İLK ÖNCE
- EVVELDEN[Ar.] değil/yerine/= ÖNCEDEN/ÖNCELERİ/ESKİDEN
- EVVELİ değil/yerine/= ESKİDEN/ÖNCEKİ
- EVVELİYAT[Ar.] değil/yerine/= ÖNCESİ
- EX ANTE PREVIOUSLY[İng.] değil/yerine/= ÖNCEDEN
- EX POST FROM BEHİND[İng.] değil/yerine/= GERÇEKLEŞEN
- EX VIVO[İng.] değil/yerine/= CANLI DIŞI
- EXACT :/yerine TAM, KESİN
- EXACTLY :/yerine TAM OLARAK
- EXAMINATION :/yerine MUAYENE, SINAV
- EXAMINE :/yerine İNCELEMEK
- EXAMPLE :/yerine ÖRNEK
- EXCEED :/yerine AŞMAK
- EXCELLENT :/yerine MÜKEMMEL
- EXCEPT :/yerine HARİÇ
- EXCEPTION :/yerine İSTİSNA
- EXCHANGE :/yerine DEĞİŞTİRMEK, TAKAS
- EXCITABILITY[İng.] değil/yerine/= UYARILGANLIK
- EXCITING :/yerine HEYECAN VERİCİ
- EXCURSION[İng.] değil/yerine/= AÇILMA | GEZİNIM
- EXECUTIVE :/yerine YÖNETİCİ
- EXERCISE :/yerine EGZERSİZ
- EXHIBIT :/yerine SERGİLEMEK
- EXHIBITION :/yerine SERGİ
- EXIST :/yerine VAR OLMAK
- EXISTENCE :/yerine VARLIK
- EXISTING :/yerine MEVCUT
- EXIT[Tr.] değil/yerine/= ÇIKIŞ
- EXPAND :/yerine GENİŞLETMEK
- EXPANDER[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETICİ (DOKU, YAPI VB.)
- EXPANSION :/yerine GENİŞLEME
- EXPECT :/yerine BEKLEMEK
- EXPECTATION :/yerine BEKLENTİ
- EXPENSE :/yerine MASRAF
- EXPENSIVE :/yerine PAHALI
- EXPERIENCE :/yerine DENEYİM
- EXPERIMENT :/yerine DENEY
- EXPERT :/yerine UZMAN
- EXPLAIN :/yerine AÇIKLAMAK
- EXPLANATION :/yerine AÇIKLAMA
- EXPLODE :/yerine PATLAMAK
- EXPLORE :/yerine KEŞFETMEK
- EXPLOSION :/yerine PATLAMA
- EXPOSE :/yerine ORTAYA ÇIKARMAK
- EXPOSURE :/yerine MARUZ KALMA
- EXPRESS :/yerine İFADE ETMEK
- EXPRESSION :/yerine İFADE
- exsic.[Lat. < EXSICCATUS] değil/yerine/= KURU, KURUTULMUŞ
- ext.[Lat. < EXTERNUS] değil/yerine/= DIŞTAN KULLANILIR
- ext. sup. alut.[Lat. < EXTENDE SUPER ALUTEM] değil/yerine/= DERİ ÜZERİNE YAYINIZ
- ext./EKSTRE[Lat. < EXTRACTUM] değil/yerine/= ÖZ, HULÂSA,
- EXTEND :/yerine UZATMAK, GENİŞLETMEK
- EXTENSION :/yerine UZATMA, EKLENTİ
- EXTENSIVE :/yerine KAPSAMLI
- EXTENT :/yerine BOYUT, KAPSAM
- EXTERNAL :/yerine DIŞ
- EXTRA :/yerine EKSTRA
- EXTRAORDINARY :/yerine OLAĞANÜSTÜ
- EXTREME :/yerine AŞIRI
- EXTREMELY :/yerine SON DERECE
- EYE :/yerine GÖZ
- EYELINER[İng.] değil/yerine/= GÖZ KALEMİ
- EYLEM ile/ve/değil/yerine BÜTÜNLÜK İÇİNDE EYLEM
( [not] ACTION vs./and/but ACTION IN THE INTEGRITY
ACTION IN THE INTEGRITY instead of ACTION )
- İKTİDAR:
"EYLEMSEL" değil/yerine/></< HUKUKÎ
- EYLEMSİZ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE ile/değil/yerine EYLEMLİ DÜŞÜNME/DÜŞÜNCE
( El duası olmadan, dil duası olmaz. )
( Yaparak başarırsınız, tartışıp çekişerek değil. )
( Kalbi değiştiren eylemdir. )
( Herşey yapıldığında zihin sessiz kalır. )
( Sağlam bir anlayışa sahip bir kişi, eylemden sakınmaz. )
( İnandığınızı yapın ve yaptığınıza inanın. Başka her şey enerji ve zaman savurganlığıdır. )
( Evinizin eşiğini temizlemeden, komşunuzun damındaki kardan şikâyet etmeyiniz. )
( [not] THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION vs./but THOUGHT/TO THINK IN ACTION
THOUGHT/TO THINK IN ACTION instead of THOUGHT/TO THINK WITHOUT ACTION
By doing you succeed, not by arguing.
A change of heart is action.
When all is done, the mind remains quiet. )
- EYR KONDİŞIN/AIR CONDITION değil/yerine/= ISI DENGELER
- EYTİŞİM/DİYALEKTİK ile/ve/değil/yerine ile/ve/değil/yerine ÇOKLU EYTİŞİM / POLİ-DİYALEKTİK
- EYVAH" ile/değil/yerine EYVALLAH
( Temel, yerde bir muz kabuğu görmüş...
- "Eyvah! Yine düşeceğim." demiş. )
- EZAN değil/yerine/= ÇAĞRAN
- EZBER değil/yerine/= BELLEME
- EZBER ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< BİLGİ
- EZBERCİ/LİK ile/değil/yerine HAZIRCI/LIK
- EZEL değil/yerine/= ÖNCESİZLİK
- EZELİ REKABET[Ar.] değil/yerine/= ESKİLİ ÇEKİŞKİ
- EZELİ değil/yerine/= BİTİMSİZ
- EZELİ değil/yerine/= ESKİLİ/ÖNCESİZ
- EZİCİ "GÖRÜŞ/KANAAT" ile/ve/değil/yerine/||/<>/> ORANTILI/ORANTISIZ "GÜÇ"
- EZİYET değil/yerine/= İNCİTİM
- EZİYET ile/değil/yerine ZAHMET
- EZMEK ile/ve/değil/yerine YOĞURMAK
- EZOTERİK ile/değil/yerine BÂTINÎ
- f./ft.[Lat. < FIAT] değil/yerine/= YAP, YAPINIZ
- FAAL/AKTİF değil/yerine/= ETKİN
- FABL değil/yerine/= ÖYKÜNCE
- FABRIC :/yerine KUMAŞ
- FABRİKA değil/yerine/= ÜRETİMLİK
- FACE :/yerine YÜZ
- FACILITY :/yerine TESİS, OLANAK
- FACT :/yerine GERÇEK, OLGU
- FACTOR :/yerine FAKTÖR
- FACTORY :/yerine FABRİKA
- FACULTY :/yerine FAKÜLTE
- FADE :/yerine SOLMAK, RENGİ ATMAK
- FAGOSİT değil/yerine/= YUTARGÖZE
( Organik ya da inorganik cisimcikleri içine alıp sindirebilen kan gözesi. )
- FAGOSITOZ/PHAGOCYTOSIS[İng.] değil/yerine/= GÖZE YUTUMU
- FAGOSİTOZ değil/yerine/= YUTMA
- FAHİŞ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÇÜYÜ AŞAN/AŞIRI
- FAHRî değil/yerine/= ONURSAL
- FAHRÎ[Ar.] değil/yerine/= SAYGIL
- FAIL :/yerine BAŞARISIZ OLMAK
- FAİL değil/yerine/= EDİMCİ
- FAİLİ MEÇHUL değil/yerine/= EDİMCİSİ BELİRSİZ/EDİMCİSİ BİLİNMEYEN
- FAILURE :/yerine BAŞARISIZLIK
- FAIR :/yerine ADİL
- FAIRLY :/yerine OLDUKÇA, ADİL BİR ŞEKİLDE
- FAIR-PLAY değil/yerine/= DOĞRU/DÜRÜST[Fars.] OYUN
- FAITH :/yerine İNANÇ
- FAİZ/NEMA[Ar.] değil/yerine/= GETİRİ/ÜREM
- [ne yazık ki]:
FAİZ ile/değil/yerine/>< ÜRETİM(EKİN/KÜLTÜR)
- FAKAT ile/yerine/değil AYNI ZAMANDA
- FAKİR ile/ve/değil/yerine KANAATKÂR
- FAKİR[Ar.]/ÇIGAY[dvnlgttrk] değil/yerine/= YOKSUL
- FAKİRHANE değil/yerine/= YOKSULEVİ
- FAKİRİN CANI değil/yerine "ZENGİNİN" MALI
- FAKS değil/yerine/= BELGEÇ, BELGEGEÇER
- FAKSİYON değil/yerine/= KURUMLAR
( KURUMLAR )
- FAKTÖR[İng.] değil/yerine/= ETKEN/ETMEN
- [gökbilim] FAKÜL[Fr.] değil/yerine/= BENEK
- FALANKS/PHALANX[İng.] değil/yerine/= PARMAK KEMİĞİ
- FALL :/yerine DÜŞMEK, SONBAHAR
- FAMILIAR :/yerine TANIDIK
- FAMILY :/yerine AİLE
- FAMILYAL/FAMILIAL[İng.] değil/yerine/= AİLEVİ
- FAMOUS :/yerine ÜNLÜ
- FAN :/yerine HAYRAN, VANTİLATÖR
- FANATİK değil/yerine/= BAĞNAZ/TUTKUN
- FANATİZM[İng. FANATICISM | Fr. < FANATISME] değil/yerine/= BAĞNAZLIK
- FÂNİ[Ar.] değil/yerine/= ÖLÜMLÜ/GELİP GEÇİCİ/KALIMSIZ
- FANTASY :/yerine FANTEZİ
- FANTEZİ YAPMAK ile/değil/yerine FANTEZİ/LER ÜRETMEK/YARATMAK
- FANTEZİ değil/yerine/= DÜŞLEM
- FANTOM/PHANTOM[İng.] değil/yerine/= HAYALET
- FAR :/yerine UZAK
- FARBA/FARBALA[Fr.] değil/yerine FIRFIR
- FARK:
CEM ÖNCESİ ile/ve/değil/yerine CEM ile/ve/değil/yerine CEM SONRASI
( Şirk. İLE/VE Zındıklık. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tevhid. )
- FARK ÖNCESİNDEKİ CEM ile/değil/yerine FARK SONRASINDAKİ CEM
( Zevktelerdir. İLE/DEĞİL/YERİNE Ancak, zahmette olanlar/olabilenler içindir. )
- FARK YARATMA ÇABASI yerine BÜTÜNÜ GÖRMEYE ÇALIŞMAK
( TRYING TO SEE ENTIRE instead of TO STRIVE "TO CREATE DIFFERENCE" )
- FARK ile/ve/değil/yerine/en azından ORTAK NOKTA
( [not] DIFFERENCE vs./and/but COMMON POINT
COMMON POINT instead of DIFFERENCE )
- FARKLAR ile/ve/<>/değil/yerine TEMEL/BELİRLEYİCİ FARKLAR
- FARKLI BAKIŞ/BAKMAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ/BAKMAK
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine ADAM OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLI OLMAK(/OLMAYA ÇALIŞMAK) ile/ve/değil/yerine FARK YARATMAK(/YARATMAYA ÇALIŞMAK)
- FARKLILIK ile/ve/değil/yerine/||/<>/< BİRLİK
( Dilde, anlatımda/aktarımda, parçalarda. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< Gerçeklikte/hakikatte. )
(1996'dan beri)