ve (... ve ...) bağlaçlı FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 22.840 başlık/FaRk ile birlikte,
22.840 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(83/93)
- TUTARLI/LIK ile/ve/<> UYUMLU/LUK
( CONSISTENCY vs./and/<> HARMONY )
- TUTARLI/LIK ile/ve/||/<>/> YETERLİ/LİK
- TUTARSIZLIĞINDAN UTANMAMAK ile/ve/||/<>/< ÖLÇÜYÜ SEVMEMEK
- TUTKU ve/||/<>/= AKILSIZ (")BAĞLANMA(")
- TUTKU ile/ve/<> AŞK
( Zamanın unutturduğu. İLE/VE/<> Zamanın unutturmadığı. )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< AŞK
- TUTKU ile/ve ÇİLE
( PASSION vs./and PASSION[SUFFERING] )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine/>< FERÂGAT
- TUTKU ile/ve/||/<> KORKU
( PASSION vs./and/||/<> FEAR )
- TUTKU ile/ve/değil/yerine TUTUM
( [not] PASSION vs./and/but ATTITUDE
ATTITUDE instead of PASSION )
- TUTKU ile/ve/||/<> US
( PASSION vs./and/||/<> REASON/MIND )
- TUTKU ile/ve ZAAF
- TUTMA ile/ve/> GENİŞLETME
( TO HOLD vs./and/> TO WIDEN )
- TUTMA ile/ve/değil/||/<>/< TIKANMA
- TUTMAK ile/ve/<> ALIKOYMAK
- TUTMAK ile/ve BAĞLAMAK/BAĞLAYICILIK
( TO HOLD vs./and TO ATTACH )
- TUTMAMAK ile/ve/değil KISKANMAK
- TUTTUĞUN, ALTIN OLSUN! ile/ve/||/<>
ALLAH, NE İSTEĞİN/MURADIN VARSA, VERSİN!
( Gerçekleşse, ikisi de kötü dua/beddua olabilecek, bu kadar ileri/uc derecede ve olanaksız olan "düşünce", "dilek", "dua" ya da "sözlere", "dilde" ve yaşamımızda yer vermemek gerekmektedir. Niyeti ve sözü de abartmak yerine uygun/doğru davranış ve tutumlarımızla, hizmet ederek, eyleyerek, çalışarak ve daha çok vererek ya da paylaşarak yani "el duası olmadan, dil duasının olmayacağını" anlamak ve anımsamak durumundayızdır. Bilgisiz, akılsız, yetersiz yaklaşımlara ya da "üçkâğıtçılıkta", bunlar gibi abartılı sözlere de itibar etmemenin bilgisi ve bilinciyle sağlanabilmektedir. )
- TUTTURMADA:
ÜZÜNTÜ ile/ve/||/<>/> ÖFKE
- TUTUKLU/TUTUKLA(N)MA ile/ve/değil/||/<>/< GÖZALTINDA/GÖZALTINA ALMA
( [ancak özel ve zorunlu durumlarda] Yargıç dışında, ne savcı, ne de polis tutuklama yapabilir.[yaptıkları tutuklama değil gözaltına alma ve/ya da [sınırlılığında] bulundurmadır] )
( [not] ARREST vs./and/but/||/<>/< CUSTODY )
- TUTUM:
GELİŞMİŞ ile/ve/||/<> "ÖĞRENİLMİŞ" ile/ve/||/<> SİNMİŞ
- TUTUM ile/ve/değil EŞİK
- TUTUM ile/ve KARAKTER
( ATTITUDE vs./and CHARACTER )
- TUTUM ile/ve NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin(Ne İçin). )
( Niyet davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun sizin için ne olduğunu zihinsel tutumunuz belirler. )
( ATTITUDE vs./and INTENTION )
- TUTUM ile/ve/< NİYET
( ... İLE/VE Neden değil Niçin[Ne İçin]. )
( İlke'li düşünmek, niyettir. )
( Niyet, davranışları birleştiriyorsa ilkedir. )
( Onun, bizim için ne olduğunu, zihinsel tutumumuz belirler. )
( Özbilincim'in, "vicdânım" doğrultusunda eylemek isteğini beslemesi de, 'niyet'tir. )
( ATTITUDE vs./and/< INTENTION )
- TUTUM ile/ve/||/<>/> SİYASET
( İnsanda. İLE/VE/||/<>/> Toplumda. )
- TUTUM ile/ve TAVIR
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Kibar, asil ve hassas bir tavır içinde olun. )
( İşlerinizde sessiz ve alçakgönüllü bir tavır edinin. )
( Alışkanlık haline gelmiş olan yumuşak tavır, problemler karşısında etkisiz kalmaya neden olur. )
( Kişinin hayatını belirleyen şey, tavır ve hareketleridir. )
( Uyumlu tavrınızdan vazgeçmeyin ve güncel, yararsız çözümlere kapılmayın. )
( Konumunuzu ancak bilinçli tavırlar sağlama alabilir. )
( Yolcunun zenginliği, kişinin iç varlığıyla barışık olma yeteneğinin simgesidir ve bu durum uyumlu ve çekici bir tavrı yaratır. )
( Bilge kişinin tavrı önemlidir. )
( ATTITUDE vs./and MANNER )
- TUTUMLARI BELİRLEMEK ile/ve TUTUMLARDA TUTARLI OLMAK
- TUTUMLULUK ile/ve/||/<> KISINMAK
( ... İLE/VE/||/<> Kendi gereksinimlerini karşılamakta tutumlu davranmak, imsak etmek. )
- TUTUMLULUK ile/ve/değil PARA HARCAYAMAMAK
- TUTUM/U BENİMSEMEK ile/ve/> ALIŞKANLIK OLUŞTURMAK
- TÜTÜN(/SİGARA/NARGİLE VS.) SORUNUNDA:
"YASAK" değil SINIRLAMA
ve/||/<>
DUMAN değil GAZ
ve/||/<>
"BIRAKMA" değil BAŞLAMAMA
ve/||/<>
İRÂDE
["Evet!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]
değil
İHTİYÂR
["Hayır!"
diyebilme olanağı/gücü/isteği]
- TUTUNMA ile/ve/||/<>/> TUTKUN/LUK
- TUVALET ile/ve/<> KUM ODASI
( Malawi'de, tuvaletler, kum odaları biçiminde oluşturuluyor. Bir blok dolunca, bir kolla, kum odaları değiştiriliyor. Kullanılan kum blokları, kurutulup gübre olarak kullanılıyor. Zorunluluktan ve olanaksızlıklardan da olsa önemli bir çevresel ve doğal çözüm sunuyor. )
- TÜY/TÜS ile/ve AYVA TÜYÜ
( ... İLE/VE İlk çıkan tüyler. )
( [Divan edebiyatında] AYVA TÜYLERİ: Harf, yazı. )
( Âşıkların alınyazısı, sevgililerinin yanaklarında yazılıdır. )
- TÜY ile/ve/değil/||/<> KIL
( Kuşlardaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Tüm kara ve deniz canlılarındaki "kalın/ince" ve/ya da "sert/yumuşak" olan deri uzantısı. )
( )
( MÛY, MÛ )
( FEATHER vs. BRISTLE )
- TÜY ile/ve/değil TELEK
( ... İLE/VE/DEĞİL Kuşların gövde, kanat ve kuyruğunda bulunan, uçma, örtü ve kuyruk telekleri olarak üçe ayrılan, çeşitli renklerde kalın eksenli tüy. )
( [not] PLUME vs./and QUILL )
- TUYA ve/||/<> I. SETİ
( [II. Ramses'in] Annesi. VE/||/<> Babası. )
- TÜYLENME ile/ve/||/<>/> KARINSA
( ... İLE/VE/||/<>/> Kuşların tüy değiştirmesi. )
- TÜYLÜ["TÜĞLÜ" değil!] ile/ve/||/<>/> TÜLEKMEN
( ... İLE/VE/||/<>/> Kabarık tüylü. )
- TUZ ile/ve/<>/> HALOJEN[Fr. < Yun. HALS: Tuz. | GENNAN: Doğurmak.]
( ... İLE/VE/<>/> Madenlerle birleşince tuz verebilen, flor, klor, brom ve iyot öğelerine verilen ad. )
- TUZ ile/ve/||/<>/> TUZCUL
( Kokusuz, suda eriyen, yiyecekleri korumada ve tatlandırmada kullanılan billursu nesne. | Bir asitteki hidrojenin yerini bir bazın almasıyla oluşan birleşim, sodyum klorür[NaCl]. İLE Tuzlu toprakları seven bitki. )
- TUZAĞA DÜŞ(ÜR)MEK ile/ve/değil/||/<>/< GAFİL AVLA(N)MAK
- [ne yazık ki]
!TUZAK ile/ve/||/<> !KUNDAK
- TUZAK ile/ve/değil/||/<> PUSU
( [ne yazık ki] Yakalamaya yarayan araç ya da düzenek. | Birini güç ve tehlikeli bir duruma düşürmek için kurulan düzenek. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Birine saldırmak için saklanarak beklenilen yer. )
- TUZAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/> TUZAKLI
- TÜZE(HUKUK) (DAİRESİ) ile/ve/||/<> TÜRE(ADÂLET) (DAİRESİ)
HUKUK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÖZGÜRLÜK ve/||/<> MEŞRÛİYET(GEÇERLİLİK)
( ... İLE/VE/||/<> Lâyık olana, lâyık olunanı vermek/verebilmektir. )
( Adâlet ancak hakikatten, saadet ancak adâletten doğabilir. )
( Attika mahkemelerinde, suçlu, suçu tespit edildikten sonra, bazı hallerde, kendine uygun gördüğü cezayı kendi isteyebilirdi. )
( Adâlette gecikme olmaz! | Adâletin gecikmesi olmaz/olmamalı! | Adâletin gecikmişi olmaz! )
( "BURNU SÜRTMEK": Yavuz Sultan Selim, hükümdarlığında, hırsızlık yapanları bir direğe bağlar, tanınması için günlerce çarşının içinde dolaştırtırmış. Bugünkü deyimle yüz kızartıcı suçlar dediğimiz çeşitli ahlâki suçlarda ise suçluyu burnu yere sürtecek biçimde bir arabaya yatırtır, burnunu yere sürttürürmüş. "Bırak, burnu sürtsün biraz!" gibi deyimler buradan gelmektedir. Yavuz Sultan Selim'in ilk sekiz yılında yaptığı bu uygulamalarla toplum büyük bir huzura ulaşmış ve hem devletin gücünü, hem de bütçesini üç kat büyütmüştür. )
( ZEMBİLLİ ALİ EFENDİ(CEMÂLÎ)'nin adâlet anlayışını ve uygulamalarını yani kendine neden "Zembilli" denildiğini de araştırmanızı salık veririz. )
(
| 
ADÂLET DAİRESİ
Adâlet, dünya barışının temelidir.
Dünya bağının sınırlarını devlet belirler.
İşte bu devlet duvarını inşâ edecek, devlete düzen sağlayacak olan hukuktur.
Siyasi güç olmaksızın hukuk, yaptırımlarını yerine getiremez.
Siyasi gücü, askeriye korur.
Askeri gücün yaşamasını ekonomi sağlar.
Ekonomik gücü halk sunar.
Halkın birliğini sağlayacak olan ise adâlettir.
Adl'dir mucib-i salâh-ı cihan
Cihan bir bağdır, divan devlet
Devletin nâzımı şeriattır
Şeriata olamaz hiç hâris illâ mülk
Mülk zabteylemez illâ leşker
Leşkeri cem edemez illâ mal
Malı cem eyleyen raiyettir
Raiyeti kul eder padişah-ı âleme adl. )
( Sayın Muharrem Balcı'nın yayınlarını paylaştığı adresi... www.MuharremBALCI.com )
( Türk Hukuk Lügâtı'na, burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz... )
( Elimizde kudret olmadığı sürece, özgürlük isteriz.
Kudreti ele geçirince üstün olmak isteriz.
Ama başaramazsak, adâlet isteriz. )
( "Kurallara uymak", adâlet değildir. )
( Rızâ yazısı için burayı tıklayınız... )
(
| 
|
)
( ... İLE/VE/||/<> Güçler arasındaki denge. )
( LAW vs./and/||/<> JUSTICE )
( JURISTISCHE/RECHTSWISSENSCHAFTLICHE mit/und/||/<> GERECHTIGKEIT )
( DROIT avec/et/||/<> JUSTICE )
( ... cum/et/||/<> JUSTITIA )
( ... ile/ve/||/<> DÍKÊ )
- TÜZE(HUKUK) ve/<>/|| FİZİK
- TÜZE/HUKUK ve/||/<> SABIR
( Hukuku bilen(/ler), sabreder. )
- TÜZE ve/||/<>/= AKIL
( LAW and/||/<>/= REASON/MIND )
- TÜZE/HUKUK ile/ve/||/<> AKTÖRE/AHLÂK
( [Hesap] Eylemden sonra. İLE/VE/||/<> Eylemden önce. )
( İlgili yazıyı okumak için burayı tıklayınız... )
( Görünen ahlâk. İLE/VE/||/<> Görünmeyen hukuk.
Visible moral. VS./AND/||/<> Invisible law. )
( LAW vs./and/||/<> MORALS )
- TÜZE ve/||/<> DEVLET
- TÜZE ile/ve MATEMATİK
( LAW vs./and MATHEMATICS )
- TÜZE ile/ve TOPLUMBİLİM
( "Toplumbilim Sözlükleri" tarihçesini okumak için burayı tıklayınız... )
( LAW vs./and SOCIOLOGY )
- TÜZE ve/||/<>/>/< USSALLIK
- TÜZE/HUKUK:
VAR OLAN ile/ve/değil/yerine/||/<>/< OLMASI GEREKEN
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ADLÎ TIP
- TÜZE/HUKUK ve/=/||/<>/>/< BÜTÜN/LÜK
- TÜZE(HUKUK) ile/ve/||/<> ÇOKLU TÜZE
- TÜZEL/HUKUKÎ ERDEMLER'DE:
GENELLİK ve/||/<> İLÂN ETME ve/||/<> GERİYE YÜRÜ(TÜLE)MEME ve/||/<> AÇIKLIK ve/||/<> ÇELİŞKİSİZLİK ve/||/<> UYMA OLANAĞI ve/||/<> KALICILIK ve/||/<> İLÂN EDİLEN KURAL İLE RESMÎ EYLEM ARASINDAKİ UYGUNLUK
- TÜZEL/HUKUKÎ ile/ve/||/<>/< TÜREL/ÂDİL
- TÜZEL İŞLEYİŞTE:
İNGİLİZ ile/ve/||/<> AMERİKAN ile/ve/||/<> ALMAN ile/ve/||/<> TÜRK
- TÜZEL/HUKUKÎ SORUMLULUK ile/ve/değil/=/||/<>/>/< İNSANÎ/BİREYSEL SORUMLULUK
( [not] JUDICIAL RESPONSIBILITY vs./and/but/=/||/<>/>/< HUMANE RESPONSIBILITY )
- TÜZE'NİN TEMEL İLKELERİ - ULPIAN[M.S. 170 - 223]:
ONURLU YAŞAMAK ve/||/<> BAŞKASINI İNCİTMEMEK ve/||/<> HERKESE, HAKKINI TESLİM ETMEK
( THE BASIC PRINCIPLES OF THE LAW - [ULPIAN]:
LIVE HONESTLY and/||/<> DO NOT OFFEND OTHERS and/||/<> GIVE TO EACH PERSON WHAT IS DUE )
( JURIS PRAECEPTA SUNT HAEC - [ULPIAN]:
HONESTE VIVERE et/||/<> ALTERUM NON LAEDERE et/||/<> SUUM CUIQUE TRIBUERE )
- TÜZENİN(HUKUKUN):
ÜSTÜNLÜĞÜ ve/||/<> KORUYUCULUĞU
( Kuşkunun bulunduğu durumlarda, haktan yararlanma durum ve yeteneğini genişletmeyle gerçekleşir. )
- TUZLU SU İÇME(ME)K ile/ve/||/<> KEÇİBOYNUZU YEME(ME)K
- TÜZÜK ile/ve/||/<>/> YÖNETMELİK
- U KUARK ile/ve/||/<> D KUARK ile/ve/||/<> ELEKTRON
( )
- U ile/ve/<> U
( Türk abecesinin yirmibeşinci harfi. Sesbilim bakımından, kalın, dar, yuvarlak ünlüyü gösterir. İLE/VE/<> Uranyum'un simgesi. )
- ÜÇ AKIL:
MUTLU ve/||/<> YARDIMSEVER ve/||/<> EVRENSEL
- 3 ANA RENK ve/<> 3 ANA BİÇİM
( Sarı, Kırmızı, Mavi. VE/<> Daire, Kare, Üçgen. )
- ÜÇ AYLAR/ŞÜHÛR-İ SELÂSE:
RECEP ve/> ŞABAN ve/> RAMAZAN
- 3B:
BARIŞ(TIR)MAK ve BÖLÜŞ(TÜR)MEK ve BÜYÜ(T)MEK
ve/||/<>/>/<
3Y:
YÖN ve YÖNTEM ve YÖNETİM
- ÜÇ/DÖRT BOYUT ile/ve/değil/||/<>/< 11 BOYUT
- ÜÇ BOYUTLU ile/ve/değil/||/<>/> YEDİ BOYUTLU
- ÜÇ BÜYÜK TEHLİKE:
DUYGUSUZLUK ile/ve/<> ETKİSİZLİK ile/ve/<> AKILSIZLIK
( "Akıllı" kişilerde. İLE/VE/<> "Duygulu" kişilerde. İLE/VE/<> Etkili kişilerde. )
- ÜÇ ...:
CAN ve/||/<> HAZİNE ve/||/<> DOST ve/||/<> İTİRAZ ve/||/<> İSYAN ve/||/<> KILAVUZ ve/||/<> KIZILAN ve/||/<> HAYRANLIK ve/||/<> DÜŞMAN
( Üç canım var benim: Barış, özgürlük ve adâlet...
Üç hazinem var benim: Liyâkat, asâlet ve cesâret...
Üç dostum var benim: Bilgi, eşduyum ve dirâyet...
Üç itirazım var benim: İnkâr, kibir ve hamâset...
Üç isyanım var benim: Biat, yalakalık ve icâzet...
Üç kılavuzum var benim: Sevgi, alçakgönüllülük ve metânet...
Üç kızdığım var benim: Kıskançlık, tembellik ve cehâlet...
Üç hayranlığım var benim: Hoşgörü, dürüstlük ve zarâfet...
Üç şeye düşmanım ben: Nankörlük, zulüm ve ihânet...
)
- 3 KİŞİ/ARKADAŞ ile/yerine/ve 2, 4, 5, 6 [< üzeri] KİŞİ/ARKADAŞ
( Üç kişi, olanaksız bir üçgen oluşturduğundan, biri, öbeği[grubu] terk etmelidir. )
( Üç kişi, birlikte yürürken, birini yitirir. )
- ÜÇ KÜRE ve/||/<>/> YEDİ KÜRE ve/||/<>/> ONBİR KÜRE
- 3 MAYMUN:
MIZARU ile/ve/||/<> IWAZARU ile/ve/||/<> KIKAZARU
(
)
( Gözlerini kapatanın adı Mizaru, ağzını kapatanın adı Iwazaru ve kulaklarını kapatanın adı da Kikazaru. Adlarından da anlaşıldığı üzere Japon kökenli bir görsel bu. XVII. yüzyılda, Nikko kentinde inşâ edilmiş ünlü Tosho-Gu Tapınağı'nın kapısına oyulmuş "görsel bir deyim" olarak ortaya çıkmış, sonra da oradan tüm dünyaya yayılmış. )
- ÜÇ NESİL ile/ve/||/<> ÜÇ HAYAT
( Refik Halit Karay )
- ÜÇ NESNE SORUNU: -ile/ve/||/<>
( 1- Nesneyi oluşturan, bölünemeyen en küçük yapı, temel parçacıklar nelerdir?
İLE/VE/||/<>
2- Temel parçacıkları birarada tutan, nesneleri oluşturan güç nedir?
İLE/VE/||/<>
3- Temel parçacıklara kütle kazandıran, yani nesnel evreni oluşturan fiziksel mekanizma nasıl bir şeydir? )
- 3 SÜTUN ile/ve/+ 1 SÜTUN
( Kâbe'de/ki. İLE/VE/+ Kişi/sen! )
( HANNÂN ve MENNÂN ve DEYYÂN ve/+ SÜBHÂN )
- 3 SÜTUN ve 4. SÜTUNUN YERİ
( Hikmet, Güç, Estetik. VE Kişi. )
( KÂBE'DE: HANNÂN, MENNÂN, DEYYÂN ve SÜBHÂN )
- ÜÇ TEHLİKE:
AKILLILARDA ile/ve/||/<> DUYGUSALLARDA ile/ve/||/<>
"ETKİLİLERDE"
( [ne yazık ki] Duygusuzluk. İLE/VE/||/<> Etkisizlik. İLE/VE/||/<> Akılsızlık. )
- UC ile/ve/değil EŞİK
- UC ile/ve GÜÇ
( TIP vs./and POWER )
- UÇANIN/UÇAĞIN:
İNMESİ ile/ve/değil/||/<>/< ALÇALMASI
- UÇANLAR ile/ve UÇAMAYANLAR
- ÜÇGEN:
180° ile/ve/||/<>/> 360° ile/ve/||/<>/> 540°
- ÜÇGEN ile/ve/=/||/<> DELTA
- ÜÇGEN ile/ve/değil/||/<>/< ÜÇLÜ
- ÜÇGENİN İÇ AÇILARI ile/ve/değil/||/<>/< KİŞİNİN İÇ ACILARI
( Bilinir/bilinebilir. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< [çoğunlukla/pek/yeterince] Bilinmez/bilinemez. )
- ÜÇGENLER ile/ve/<> ÖZEL ÜÇGENLER
( ... İLE/VE/<> )
( ... İLE/VE/<> )
- ÜÇKÂĞIT ile/ve/değil/yerine/||/<>/< HİLE
- ÜÇKAĞITÇI ile/ve/||/<>/> HAİN
- ÜÇKÂĞITÇI/LIK ile/ve/değil/||/<>/< TUTARSIZ/LIK
- UÇKUR ve/||/<>/> ÇUKUR
- UCLAR ile/ve/değil/yerine FARKLAR
( [not] TIPS vs./and/but CONFLICT
CONFLICT instead of TIPS )
- UCLARDA OLMAK ile/ve/değil BİR UCDAN, ÖTEKİ UCA GEÇMEK
( Süreç/te. İLE/VE/DEĞİL Sonuç/ta (kalmak). )
- ÜÇLÜ ile/ve DÖRTLÜ ile/ve BEŞLİ ile/ve ALTILI
( SÜLÂSÎ ile/ve RUBÂÎ ile/ve HUMÂSÎ ile/ve SÜDÂSÎ )
- ÜÇLÜLÜK:
ANA BÖLÜMLERDE ile/ve/||/<> ARA BÖLÜMLERDE
- ÜÇLÜ/LÜK ile/ve/||/<>/> BÜTÜN/LÜK/BÜTÜNSEL/LİK | TÜMEL/LİK
- UÇMAK için/ve/||/<>/>/< AŞAĞI ÇEKENLERİ/SIRTINDAKİLERİ BIRAKMAK
- UÇMAK ile/ve/<> UÇMAĞA VARMAK
( Cennet. İLE/VE/<> Cennete gitmek. )
- ÜCRETİ ile/ve/değil/yerine KATILIM PAYI
- ÜCRETLİ İZİN ile/ve/||/<> ÜCRETSİZ İZİN
- ÜCRETLİ İZİNDE:
1-5 YIL ARASI ile/ve/||/<>/> 5 - 15 YIL ARASI ile/ve/||/<>/> 15 YIL ÜSTÜ
( [en az] 14 gün. İLE/VE/||/<>/> 20 gün. İLE/VE/||/<>/> 26 gün. )
- ÜCRETLİ İZİNDE:
18 YAŞ ALTI ile/ve/||/<> 50 YAŞ ÜSTÜ
( En az 20 gündür. )
- UCU AÇIKLIK ile/ve/||/<> ÖNGÖRÜLEMEZLİK
- UCÛBE[Ar. | çoğ. EÂCÎB] ile/ve/||/<> ÜFKÛHE[Ar.]
( Pek acayip şey, garip, şaşılacak şey. İLE/VE/||/<> Şaşılacak, şaşıp kalınacak şey. )
- UÇUCU NESNELER ile/ve/||/>< YANMAZ NESNELER
( Görece düşük sıcaklıklar altında buharlaşanlar. İLE/VE/||/>< Görece yüksek sıcaklıklarda buharlaşan bileşikler. )
( Yerin atmosferini oluşturan gazlar, bunlara örnektir.[Karbondioksit, 195 K'da, oksijen 90 K'da ve azot 77 K'da buharlaşır.][Azot, hem oksijen, hem de karbondioksitten daha uçucu bir gazdır.] İLE/VE/||/>< Fırınları kaplamak için kullanılan seramik nesneler, bunlara örnektir.[Metalik demir(Fe) ve korindon(alüminyum oksit), perovskit(kalsiyum titanat) ve gehlenit(kalsiyum alüminyum silikat) mineralleri, katı durumda kalmış olmaları, çok olanaklı bileşiklerdir.][Enerjiyi elektromanyetik ışınım biçiminde yayar. Elektrik ampulü, buna örnektir.] )
( İç gezegenler, yanmaz ve uçucu nesneleri oluşturduğu katı nesne karışımının, gezegenlere göre değişen oranlarda eklenerek gelişmesiyle oluşmuştur. )
- UÇUCU ile/ve/<> KAPATICI ile/ve/<> AKICI ile/ve/<> YAKICI
( Hava. İLE/VE/<> Toprak. İLE/VE/<> Su. İLE/VE/<> Ateş. )
- UÇUK ile/ve/değil/yerine/||/<> FARKLI
- UÇUK/LUK ile/ve/değil/||/<>/< İLGİNÇ/LİK
- UÇURTMALARIN UÇMASI:
YEL GÜCÜ ile/ve/değil/||/<>/>/< YELE KARŞI KOYARAK
- UÇURUM ile/ve/değil EŞİK
- UÇURUM ile/ve YALI YAR/FALEZ[Fr. < FALAISE]
- UCUZ BİSİKLET ile/ve/değil/yerine "PAHALI" BİSİKLET
- UCUZ ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<>/< UCUZLAŞTIRILMIŞ
- UDE ile/ve SELENGA
( Buryat ülkesine ve başkenti Ulan-Ude'ye akan iki önemli ırmak. Selenga, Baykal Gölü'ne dökülür.[200 km2'lik geniş bir delta oluşturur.][Aynı zamanda, önemli bir kuş cennetidir.] )
- UFAK UFAK ile/ve YAVAŞ YAVAŞ
- UFUK ve/<> AN
- UFUK ile/ve/||/<> EŞİK
- UGANDA BAYRAĞINDA:
SİYAH ile/ve SARI ile/ve KIRMIZI
( Siyah olan halkı simgeler. İLE/VE Ekvator güneşini simgeler. İLE/VE Tüm dünya ile olan "kan kardeşliği"ni simgeler. )
- UGARİT/LER ve/> FENİKE/LİLER ve/> YUNAN/LAR
- UĞRAK ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< DURAK
- UĞRAK ile/ve/değil/||/<>/< SÜREÇ
- UĞRAŞ ile/ve/||/<>/> ETKİ
- UĞRAŞI ve/<> DİL
- UĞRAŞILMASI GEREKEN ile/ve/değil/yerine/<>/< UĞRAŞILMAMASI GEREKEN
( Gerekeni yapmak, ciddiyetin ve içtenliğin kanıtıdır. )
( The doing is the proof of earnestness. )
( [not] DEAL WITH vs./and/but/<>/< NOT TO DEAL
NOT TO DEAL instead of DEAL WITH )
- UĞURBÖCEĞİ'NDE:
(KIN) KANAT ile/ve/||/<>/> ALT KANAT[ELYTRA]
- UĞURLAMAK ile/ve YOLCU ETMEK
- UKALÂLIK ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> HAKARET
- UKALÂ/LIK ile/ve SAYGISIZ/LIK
- UKE/UKULELEDE:
SOPRANO ile/ve/||/<>/> KONÇERTO ile/ve/||/<>/> TENOR ile/ve/||/<>/> BARİTON
- ULAMA ile/ve/||/<> YUMUŞATMA
- ULAŞIL(A)MAMIŞ OLAN ile/ve ULAŞILACAK OLAN
- ULAŞIM ARAÇLARINDA:
KORİDORU YEĞLEYEN ile/ve
PENCERE KENARINDA OTURAN
- ULAŞIM ve/= BİSİKLET
- ULAŞ/IM ile/ve/değil/<>/ne yazık ki BULAŞ/IM
- ULAŞMA ile/ve/değil ERİŞME
- ULAŞMAK ile/ve BULUŞMAK
- ULAŞMAK ile/ve KAVUŞMAK/VUSLAT
- ULAŞMAK ile/ve/değil NEDEN OLMAK
- ULAŞMAK ve/||/=/<>/< ÜLEŞMEK
- ULEMÂ ile/ve VÜKELÂ ile/ve VÜZERÂ ile/ve FUKARÂ
( Bilimkişileri. İLE/VE Bakanlar, vekiller. İLE/VE Vezirler. İLE/VE Dervişler. )
- ÜLFET[Ar.] ile/ve/||/<> MUKARENET[Ar. < KARN]
( Alışma, kaynaşma. | Görüşme, konuşma. | Dostluk, ahbaplık. | Huy etme. İLE/VE/||/<> Bitişiklik, yaklaşma, kavuşma, bitişme. | Uygunluk. )
- ÜLGER/HÂV[Ar.] ile/ve/||/<>/> HÂVI DÖKÜLME/TİRFİLLENME
- ÜLKE ile/ve/||/<> DEVLET
- ... ÜLKE/Sİ ile/ve/değil/||/<>/< ÜLKÜ/SÜ
- ÜLKE ile/ve/||/<>/> UZAY ÜLKESİ(ASGARDIA)
( ... İLE/VE/||/<>/> Önümüzdeki 25 yıl içinde kurulması planlanan ilk uzay ülkesidir. 200.000 nüfuslu olacak bu uzay ülkesi, Dünya'nın yörüngesinde bulunacaktır. Bağımsız bir ülke olacak olan Asgardia'nın temel amacı, Uzay'da barış ve Dünya'nın çatışmalarının uzaya aktarılmasını engellemek. Asgardia'nın ana hedefinin başında Dünya'yı, uzay tehditlerinden korumak ve Dünya yörüngesinde yaşanılabilir ortamlar yaratmaya çalışmaktır. Asgardia'nın ideal hedefi ise vatandaşların, doğduğu ülkenin kişisel refahı ne olursa olsun, tüm insanlığa hizmet etmeyi amaçlaması. )
- ÜLKE ile/ve/değil VATAN
- ÜLKELER ile/ve/<> DİKDÖRTGENLİKLERİ
( Ülkeleri görmek için burayı tıklayınız... | Click here to see... )
( COUNTRIES vs./and/<> THE RECTANGULARNESS OF COUNTRIES )
- ULÛFECİYÂN-I YEMÎN[Ar.] ile/ve/<> ULÛFECİYÂN-I YESÂR[Ar.]
( Kapıkulu süvârîsini oluşturan atlı bölüğün, ilkinin adı. İLE/VE/<> Kapıkulu süvârîsini oluşturan atlı bölüğün, ikincisinin adı. )
- ULÛM-U HUKUKİYE:
USÛL-Ü FIKIH/NAZARİYAT-I HUKUKİYE ile/ve/||/<> FÜRU-U FIKIH/TATBİKAT-I HUKUKİYE
- ULÛM-U MÜSTENBATA:
ULÛM-U HUKUKİYE ve/||/<> ULÛM-U İTİKADİYE
- ULÛM-U ŞER'İYE:
ULÛM-U MÜSTENBATA ve/||/<> ULÛM-U ASLİYE
- ULURU ile/ve NAZCA ile/ve TRAXIEN ile/ve VALCOMANICA ile/ve GOZO
( Avustralya'da. İLE/VE Peru'da. İLE/VE Malta'da. İLE/VE İtalya'da. İLE/VE Malta'da. )
- ULUS DEVLET ile/ve/değil/||/<>/> ULUS
- ULUSAL BİRLİK ile/ve/<> KABİLE BİRLİĞİ
( Toplumların/ulusların birliğini sağlayan, en önemli ve öncelikli olgu, dilidir. İLE/VE/<> "Tek ağız" anlamına gelen Vantok Kültürü, Papua Yeni Gine'de bulunan bir kabilenin, üyelerinin aynı dili kullanmalarıyla, birbirini her yönden korudukları bir kültür de, buna en iyi örneklerdendir. )
- TÜZE/HUKUK:
ULUSAL ile/ve/||/<> ULUS ÜSTÜ ile/ve/||/<> ULUSLARARASI
- ULUSAL STANDARTLAR ile/ve ULUSLARARASI STANDARTLAR ile/ve AVRUPA STANDARTLARI
( British Standards | Published Documents İLE/VE ISO Standartları | IEC Standartları | Kamuya Açık Özellikler - Publicly Available Specification (ISO/PAS, IEC/PAS) Teknik Spesifikasyonlar - Technical Specification (ISO/TS, IEC/TS) Teknik Raporlar - Technical Report (ISO/TR, IEC/TR) İLE/VE CEN | CENELEC | ETSI | ECISS | AECMA )
- ULUS/ULUSAL ile/ve/<> TOPLUM/TOPLUMSAL
- ULUSLARARASI ANTLAŞMA ve/||/<> MARPOL
( ... VE/||/<> Gemilerden kaynaklanan kirliliğin önlenmesine yönelik uluslararası antlaşma. )
- ULUSLARARASI ANTLAŞMALAR ve/||/<>/> ANAYASA
- ULUSLARARASI HUKUK ile/ve/değil/ne yazık ki KARŞILIKLI "KABUL"
- UMERÂ ile/ve/||/<> ULEMÂ ile/ve/||/<> SUFERÂ
( Askerler/memurlar. İLE/VE/||/<> Bilginler/âlimler. İLE/VE/||/<> Elçiler/sefirler. )
- ÜMİT/UMUT BURNU ile/ve/değil ANGULUS
( Afrika'nın en uc noktası, Ümit Burnu değil Angulus'tur. Angulus'a ulaşım kolay olmadığından Ümit Burnu ün kazanmıştır. )
- ÜMİT ETMEMEK ile/ve ALAY ETMEK
( Ümidi olmayanın ve alay edenin nasibi kesiktir. )
- ÜMİT/UMUT ile/ve/değil EŞİK
- ÜMİT YİTİMİ ile/ve/||/<>/>/< UTANÇ
( Ormana/adaya düşen ya da ağır doğa koşullarına maruz kalanların ölümü, koşulların zorluğundan değil o duruma nasıl düştüğünün utancından["düşüncesinden"] ve o zorlu koşullardan çıkabilmek için daha yeterli/yetkin düşünebilmek yerine gittikçe ümidini yitirmesinden kaynaklanırmış. )
( "Esaretin Bedeli"[Shawshank Redemption - 1993], "Yaşamak İçin[Alive - 1993]", "İhanet[The Edge - 1997]" [Anthony Hopkins - Alec Baldwin], "Yeni Yaşam[Cast Away - Tom Hanks], "127 Saat" filmlerini de özellikle izlemenizi salık veririz. )
( "Ümit Yitimi" değil/yerine Ümit... - B )
(
)
- ÜMİT ile/ve/ne yazık ki/||/<>/> ALDANMA
- ÜMİT ile/ve/<> CESÂRET
( Ümitsizliğe kapılmadan gerçeklerle yüzleşmek ve sahip olduklarımızda mutlu olmak gereklidir. )
( Cesaret, tehlike karşısında akıl ve zekânın kullanılmasıdır. )
( Doğru olanı gördüğü halde yapmamak, cesâretsizliktir. )
( Ümidimizi kesmeyiz, kesemeyiz! )
( Kişinin ümitsizlik hakkı yoktur. )
( Ümitsizlik, bir üçgende, dördüncü köşeden bahsetmek gibidir. )
( HOPE vs./and/<> COURAGE )
( SPES cum/et/<> ANIMOSITAS )
- ÜMİT ile/ve DUA
( Ümidimizi kesmeyiz, kesemeyiz! )
- ÜMİT ile/ve/||/<> DÜŞÜLKÜ/ÜTOPYA
- ÜMİT ile/ve/<> EMEK
( Ümit kalacağına emek kalsın. )
( HOPE vs./and/<> LABOUR )
- ÜMİT ve/<> GÖNÜL
( HOPE and/<> HEART )
- ÜMİT ile/ve/<>/|| MUTLULUK
- ÜMİT ile/ve OLASILIK
( Her koşulda ve sürekli olarak beslenmeli, vazgeçilmemelidir! İLE/VE Olabildiğince öngörülebilmelidir. )
( Must feed in all conditions and all the time. WITH/AND Must forsighted as much as possible. )
( HOPE vs./and PROBABILITY )
- ÜMİT ve/||/<>/>/< ONUR
- ÜMİTLİ/UMUTLU OLMAK ile/ve/<> MUTLU OLMAK
( UMUTLU/LUK ile/ve/<> MUTLU/LUK )
( TO BE IN HOPE vs./and/<> TO BE HAPPY )
- ÜMİTSİZ AŞK ile/ve KARŞILIKSIZ AŞK
( "HOPELESS LOVE" vs./and "WORTHLESS LOVE" )
- ÜMİTSİZ AŞK ile/ve OLANAKSIZ AŞK ile/ve ÖLÜMSÜZ AŞK
( Ümit etme ki, yüzünü görebil. )
( "HOPELESS LOVE" vs./and "IMPOSSIBLE LOVE" vs./and "DEATHLESS LOVE" )
- ÜMİTSİZ/LİK ile/ve/> HASTA/LIK
- OLANAK/SIZ/LIK ile/ve/değil/||/<>/< ÜMİT/SİZ/LİK
- ÜMİTSİZLİK =/ve/||/<>/> | YENİLGİ ve ÖLÜM |
- UMMAMAK ve/||/<>/> KÜSMEMEK
( Ummazsan, küsmezsin. )
- ÜMMET-İ DÂVET ile/ve ÜMMET-İ İCÂBET ile/ve ÜMMET-İ HÂS
( Çağrılan. İLE/VE Çağrıya uyan. İLE/VE Ehl-i beyt. )
( Tüm bireyler. İLE/VE İman edenler. İLE/VE Ehl-i beyt. )
- ÜMMÎ ile/ve/değil ÜMMÎ
( Cahil. İLE/VE/DEĞİL Anne. )
- ÜMMÎYÛN ile/ve SAFÎYÛN ile/ve ZÂTÎYÛN
- UMÛMÎ ile/ve/||/<> ALENÎ
( Genel. İLE/VE/||/<> Açık, ortada, meydanda, herkesin içinde olan/yapılan. )
- UMUR ve/||/<>/> UMUT ve/||/<>/> ONUR
- UMURSAMAMA ile/ve/||/<> KAYITSIZLIK
- UMURUMDA DEĞİLSİNİZ ve/değil/< EMRİMDE DEĞİLSİNİZ
- UMUT ile/ve/<> İMAN ile/ve/<> SEVGİ
( HOPE vs./and/<> FAITH vs./and/<> LOVE )
- UMUT ile/ve/=/||/<> YAŞAMI UMURSAMAK
- UMUT ve/=/||/<>/>/< YOKSULUN/FAKİRİN EKMEĞİ
- UN TANESİ/PARÇASI ile/ve/||/<>/> PİRİNÇ TANESİ/PARÇASI
( Düşünce. İLE/VE/||/<>/> Sözcük/terim. )
- UN ile/ve/||/<>/> NİŞASTA
( ... İLE/VE/||/<>/> Bitkilerde, granür durumunda bulunan beyaz nesne, önce öğütülüp un durumuna getirilir. Elde edilen bu un, suyla karıştırılır ve dinlenmeye bırakılır. Belirli bir süre sonunda dibe çöken çözelti, fırınlanarak kurutulur ve böylece nişasta elde edilir. Yapısı ve kullanım biçimleriyle undan farklıdır. )
- ÜN ile/ve/değil/||/<>/< ONAY(LANMA) İSTEĞİ/BEKLENTİSİ
- UN ile/ve/<> PAÇAL
( ... İLE/VE/<> Ekmek yapmak için çeşitli tahılların, yasaca gerekli karışım oranı. | Türlü şeylerin karışımı. )
- UN ile/ve/||/<>/> UĞRA
( ... İLE/VE/||/<>/> Hamur açılırken, yapışmaması için serpilen un. )
- ÜNDEŞ ile/ve/<> YALIN ÜNDEŞ
( ... ile/ve/<> B - D - G - L )
- UNESCO ile/ve/<> MINOM ile/ve/<> IMTAL
( www.UNESCO.org.tr İLE/VE/<> www.MINOM-icom.net İLE/VE/<> www.IMTAL.org )
- UNIVERSALIS ANTE REM ile/ve/<> UNIVERSALIS INREBUS ile/ve/<> UNIVERSALIS POST REM
( Platon. İLE/VE/||/<> Aristoteles. İLE/VE/||/<> St. Thomas. | Hegel. )
( Şeyden önce. İLE/VE/||/<> Şeyde. İLE/VE/||/<> Şeyden sonra. )
- ÜNİVERSİTE ile/ve/değil/||/<>/>/< UÇAN ÜNİVERSİTE
( "Uçan Üniversite" kitabının özetini okumak için burayı tıklayınız... )
- ÜNİVERSİTEDE:
BURS ile/ve/<> KREDİ
( * Burs, başbakanlık tarafından verilir ve geri ödemesi yoktur fakat kredinin geri ödemesi vardır.
* Bursunuzun devamı için çeşitli koşulları sağlamanız gerekmektedir. [Disiplin ve not şartı.]
* Kredi alırsanız, geri ödemesi vardır ve beyaz eşyaya bağlı faiz oranlarına göre anaparaya faiz eklenerek sizden tahsil edilir.
* Kredi ödemesi ilk sigorta başlangıcında ya da öğrencilikten 2 yıl sonra başlar. Bu süreyi uzattırabilir, taksitlendirme yapabilir ve çeşitli yollar deneyebilirsiniz.
* Bursunuz, başarısızlık nedeniyle düşerse artık burs değil kredi almış olursunuz. Bursunuz, krediye dönüşür. )
- ÜNİVERSİTEDE ÖĞRETİM:
BİRİNCİ ile/ve/<>/> İKİNCİ
( ... İLE/VE/<>/> Örgün eğitim dışında verilen eğitim.[17:00 - 23:00 arası] )
( ... İLE/VE/<>/> Harç ücreti daha yüksektir ve giriş puanları daha düşüktür. )
( Diploma ya da eşitlik farkları yoktur. Diplomada da "ikincil öğretim" ile ilgili bir belirteç yoktur. )
( İkinci öğretim öğrencileri de burs ve kredi alabilmektedir. )
- ÜNİVERSİTENİN:
EVRENSELLİĞİ ile/ve/değil EVRENSELLEŞTİRİCİLİĞİ
- ÜNLÜ OLMAK İÇİN SOYUNMAK ile/ve/<> SANAT İÇİN SOYUNMAK
- ÜNLÜ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< ÖNDE
- ÜNLÜ/ANGIN/MEŞHUR/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMIŞ/LIK
( Ün/şöhret, âfettir. )
( [not] FAMOUS vs./and/but KNOWN
KNOWN instead of FAMOUS )
- | ÜN/ŞÖHRET ile/ve İTİBAR | ile/ve/<>/değil/yerine HAYSİYET
( | Toplumun, kişiye/tutuma/duruma verdiği değer/önem. İLE/VE Toplulukların/bilirkişilerin, kişiye/tutuma/duruma verdiği değer/önem. | İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Kişinin, kendine verdiği değer/önem. )
( | Halk tarafından verilen. İLE/VE Ehline verilen. | İLE/VE/<>/DEĞİL/YERİNE Kendi/nde/n. )
- ÜN/ŞÖHRET ile/ve/değil/yerine TANINMA
( Tanımadıklarının seni tanıması. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Tanıdığın ya da tanıyabileceğin sayıda kişinin seni tanıması. )
( [yaklaşık olarak] 100.000 - 500.000 üzeri kişi tarafından tanınmak. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE 100.000 - 500.000 altında kişi tarafından tanınmak. )
( [not] FAME vs./and/but TO BE WELL-KNOWN
TO BE WELL-KNOWN instead of FAME )
- UNSURLARIN TRANSANDANTAL DOKTRİNİ ile/ve/||/<> YÖNTEMİN TRANSANDANTAL DOKTRİNİ
- ÇALIŞMAK GEREK:
UNUTABİLMEK İÇİN ve/||/<> BOŞ BOŞ DÜŞÜNMEMEK İÇİN ve/||/<> DALIP DALIP GİTMEMEK İÇİN
- UNUTABİLMEK ve/=/||/<>/> İYİLEŞMEK
- UNUTACAĞIZ ve/||/<> UNUTULACAĞIZ
( Biraz zaman geçince. VE/||/<> Biraz zaman geçince. )
- UNUTALIM! ile/ve/||/<>/> UNUTMAYALIM!
( "Yaptığımız" "iyiliği" ve "gördüğümüz" "kötülüğü". İLE/VE/||/<>/> Ölümü. )
- UNUTKAN/LIK/TAN ile/ve/değil BEZMİŞ/LİK/TEN
- UNUTMA HAKKI ve/||/<> UNUTULMA HAKKI
( "Unutulma Hakkı" nedir? için burayı tıklayınız... )
- UNUTMA ile/ve AKLINA GELMEME(Sİ)
( TO BE SURE vs./and LACK OF REMIND )
- UNUTMA ile/ve/||/<> BUNAMA/ATEH[Ar.]/DEMANS[Fr., İng. < DEMENTIA] ile/ve/||/<> ALZHEIMER
( Alzheimer tanısı için aşağıdakilerden en az ikisi tanılanmış ve "önemli ölçüde dikkate alınmalıdır".
- Zayıf bellek
- İletişim ve dil zorluğu
- Odaklanmada ve dikkatini vermede güçlük
- Hatalı muhakeme ve yargı
- Bozulmuş görsel algı )
( Alzheimer, genel olarak üç evreye ayrılır:
1. Unutkanlık, bildiği yerleri tanıyamama, bazı sözcükleri bulamama, işine ve hobilerine karşı ilgisini yitirme gibi erken belirtiler verir ve genellikle hasta olduğunu kabul etmek istemez.
2. Bellek kaybı belirginleşir. Yakınlarının adını unutabilir. Yolunu kaybedebilir. Konuşma bozukluğu artar. Yıkanma, giyinme gibi gündelik işlerinde yardıma gereksinim duyabilir ve bazı hayaller görebilir.
3. Artık aile üyelerini tanımayabilir, yemek yemede ve yürümede güçlükler başlar, sidik ve dışkısını tutamayabilir ve ciddi davranış bozuklukları görülebilir.
Alzheimer hastalığı, yaklaşık 5-8 yıllık bir ilerleme süreci içinde hastayı yatağa bağlı ve tamamen bakıma muhtaç duruma getirir. )
( 
Unutma eğrisi ve aralık etkisinin keşfi ile tanınan, deneysel bellek çalışmalarına öncülük eden psikolog Hermann Ebbinghaus (1850–1909), öğrenme eğrisini tanımlayan ilk kişidir. Unutma eğrisinin grafiği, kişilerin "öğrenileni" tekrar etmezse yeni öğrendiği bilgilerin, günler içinde nasıl azaldığını gösterir. )
( ... İLE/VE/||/<> Bellek, düşünme ve toplumsal yeteneklerde bozulma. İLE/VE/||/<> Beyinde plak ve düğüm oluşumu ile bellek kaybı ve bilişsel gerileme. | Demansın en yaygın nedeni olan ve ilerleyici bellek kaybı ile ilişkili bir sayrılık. )
- UNUTMADAN ile/ve/<>/değil/yerine DAHA ÇOK ANIMSAMAYA ÇALIŞARAK
- UNUTMAK/UNUTABİLMEK ile/ve/<> BIRAKMAK/BIRAKABİLMEK
( Unutmamak, bir anlamda putperestliktir. )
( LETE: Unutma yudumu. )
( Ledün ilmi, bilineni unutma ilmidir. )
( Olursak olacağız. Evvelinin evveli, ahirinin ahiri yok. Bu kadar yaş yaşadık, ne anladık? İstikbal dersen, bir saniye ilerisinden haberimiz yok, hepsi rüya. İyisi mi, hepsini unut! )
( Huzur, rahatlıktadır. Rahatlık ise unutmakla olur. )
- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine/<> AFFETMEK
( Bir hatayı, hem unutmak, hem affetmek aptallıktır. Ne unutmak, ne affetmek, hainliktir. Hatayı unutmayıp sahibini affetmek, işte bu erdemdir. )
( Söylenilmeyebilecek, yanlış/yersiz/zamansız bir söz, ancak affedilir fakat unutulmaz! )
( Aldığın dersi kaybettirir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bakış açını değiştirir. )
( Mutlu eder. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Güçlü kılar. )
( [not] TO FORGET vs./and/but/<> TO FORGIVE
TO FORGIVE instead of TO FORGET )
- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ANIMSAMAMAK
( Unutmak, belki olanaklı değildir fakat anımsamamak, olanaklıdır/olasılıklıdır. )
- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine HIZLI GEÇMEK
( [not] TO FORGET vs./and/but TO PASS OVER QUICKLY/FAST
TO PASS OVER QUICKLY/FAST instead of TO FORGET )
- UNUTMAK ile/ve/değil/||/<>/< KANIKSAMAK
- UNUTMAK ile/ve/değil/||/<>/< UMURSAMAMAK/ÖZENMEMEK/ÖNEMSEMEMEK
- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK
( [not] "TO FORGET" vs./and TO TALK ON
TO TALK ON instead of "TO FORGET" )
- UNUTMAK ile/ve/değil/yerine ÜZERİNE KONUŞMAMAK
- UNUTMAK ile/ve YENİLEMEK
( TO FORGET vs./and TO REFRESH )
- UNUT(TUR)MAK ile/ve/değil/yerine/<>/>< GÜVEN
- UNUTULANI ANIMSAMAK ile/ve/değil/||/<> UNUTTUĞUNU ANIMSAMAK
- UNUTULMA HAKKI ile/ve/||/<> AF
- UNUTULMA HAKKI'NDA:
ANALOG ile/ve/<> ÇEVRİMİÇİ ile/ve/<> SİLDİRME ile/ve/<> DİZİNDEN ÇIKARMA(DELISTING)
( Basılı. İLE/VE/<> Dijital. İLE/VE/<> Kişisel veriler. İLE/VE/<> ... )
- UNUTULMA HAKKI'NDA:
BİLGİ ile/ve/||/<> ZAMAN
( DOĞRU BİLGİ ile/ve/||/<> HUKUKA UYGUN, YAYILMIŞ BİLGİ
ile~ve~||~<>
BİLGİNİN: TOPLUMSAL ÖNEMİMİ YİTİRMESİ ile/ve/||/<> GÜNCELLİĞİNİ YİTİRMESİ )
- UNUTULMA HAKKI'NDA:
LEBACH KARARI ve/||/<> MELVIN V. REID KARARI
- UNUTULMA HAKKI'NDA:
RIGHT TO OBLIVION ile/ve/||/<> RIGHT TO BE FORGOTTEN
- UNUTULMUŞ ile/ve/değil/yerine UNUTULMAYA YÜZ TUTAN
- SAN/UNVAN ve/||/<> ALTES[Fr. < ALTESSE]
( ... VE/||/<> Prens ve prenseslere verilen onur unvanı. | Bu unvanı taşıyan kişi. )
- UPANİŞAD ile/ve BHAGAVAD GITA ile/ve DHAMMAPADA
( Aydınlanma yolu. İLE/VE Sevgi yolu. İLE/VE Gerçeğe giden yol, aydınlanma yolu, yaşam yolu. )
- UPANİŞADLAR ile/ve BRAHMANİZM(VAYSYA)
( Upanişadlar'ın Brahmanizm'den farkı, inanç ve mistik pratikler yerine, Düşünce'yi önermesidir. )
( Upanişadlar(M.Ö. VII. yy.)(Kutsal Vahiy) kurumlaşmış Brahmanizm'e yeni yaklaşımlar getiren yorumları içermektedir. Brahmanlar bir inanç değil bir akıl ilkesi olarak ele alınmıştır. )
- UR ile/ve/||/<> BALONLAŞMA/ANEVRİZMA[Fr. < Yun. < ANEVRISME]
( ... İLE Bir atardamarın, bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme. )
- URAL ile/ve/||/<> TÜRK
(
Ural ve Türk Dillerin Sınıflandırması
- Ural Dilleri
- Fin-Ugor
- Fince
- Estonca
- Macarca
- Samoyedik
- Neenetsçe
- Enetsçe
- Ngansanca
- Fin-Ugor
- Altay Dilleri
(Kuramsal bir aile olup Türkçe, Moğolca, Tunguzca, Korece ve Japonca’yı içerdiği iddia edilmiştir ancak bu bağlantılar kanıtlanamamıştır.)
(Sümerce, Elamca, Etrüskçe gibi dillerin Altay ya da Ural dilleriyle ilişkilendirilmesi sadece spekülatif kuramlarla desteklenmiş, genel kabul görmemiştir.)- Türk Dilleri
(Türk dilleri, ayrı bir aile olarak kabul edilir.)- Oğuz
- Türkçe
- Azerice
- Türkmence
- Kıpçak
- Kazakça
- Kırgızca
- Tatarca
- Karluk
- Özbekçe
- Uygurca
- Öteki
- Çuvaşça
- Yakutça
- Oğuz
- Moğol Dilleri
- Moğolca
- Buryatça
- Kalmakça
- Tunguz Dilleri
- Mançuca
- Evenkice
- Tartışmalı
- Korece
- Japonca
- Türk Dilleri
- URANOS ve/<>/> KRONOS ve/<>/> ZEUS
- URANOS ile/ve PONTOS
( Gök. İLE/VE Deniz, Su. )
- URANYUM 238 ile/ve/||/<> URANYUM 235 ile/ve/||/<> URANYUM 234
(
| İzotop | Doğal Bolluk | Yarılanma Ömrü | Kullanım Alanları | Nükleer Reaksiyonlardaki Rolü |
|---|---|---|---|---|
| Uranyum 238 | %99,3 | 4,468 milyar yıl |
- Plütonyum-239 üretimi - Zenginleştirme yan ürünü - Radyasyon kaynakları |
Nötron yakalama, plütonyum üretimi |
| Uranyum 235 | %0,7 | 703,8 milyon yıl |
- Nükleer reaktör yakıtı - Nükleer silah yapımı |
Fisyon tepkimelerinde kullanılır |
| Uranyum 234 | %0,0055 | 245.500 yıl | Sınırlı doğrudan kullanım | Ara ürün olarak yer alır |
(1996'dan beri)