Bugün[01 Nisan 2026]
itibarı ile 23.238 başlık/FaRk ile birlikte,
23.238 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(66/94)


- ÖZGÜRLÜK ile/ve BELİRLENİM

( Dış varlık yasası. İLE/VE Tin'in yasası. )


- ÖZGÜRLÜK ile/ve CESÂRET


- ÖZGÜRLÜK ve/||/<> EŞİTLİK ve/||/<> DAYANIŞMA/KARDEŞLİK

( Aydınlanmanın doğurduğu ilkelerdir. Bunların, topluma yansıması, toplumda karşılık bulması, bir devrim niteliğinde olmakla birlikte, tarihî bir birikimi de gösterir. )


- ÖZGÜRLÜK ve/<>/= ETKİNLİK


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<>/< GÜVENLİK


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/||/<>/< HAK

( Özgürlük, hak ile sınırlanır. | Hak ile sınırlanabilmek. İLE/VE/||/<>/< ... )

( Haklılığı/karşılığı olmayan tüm düşünce tutumları dışarıda bırakmak. İLE/VE/||/<>/< ... )

( Özgürlük, salt amaç olamaz. )


- ÖZGÜRLÜK = HÜRRİYET = LIBERTY, FREEDOM[İng.] = LIBERTÉ[Fr.] = FREITHEIT[Alm.] = LIBERTAS[Lat.] = LIBERTAD[İsp.]


- ÖZGÜRLÜK ile/ve İÇ ÖZGÜRLÜK

( Nedeni, kendinde olmak, kendi dışında olmamak. İLE/VE ... )

( Özgürlük, hiçbir karşılık beklemeksizin yapılan iş/hizmettir. )

( Özgürlük, üzüntüden kurtulmuşluk demektir. )

( Özgürlük, kendini sınırlayabilme gücüdür. )

( Özgürlük, zorunluluğun bilincidir. )

( Özgürlük, ancak ve sadece, tarih ve kültürde olanaklıdır. )

( Özgürlük isteği ve iradesi olmadıkça özgürlük kazanılamaz ve korunamaz da. )

( Özgürlük, bazı yöntemlerin ya da koşulların ustaca uygulanması ya da kullanılması sonucu kazanılmaz. O, nedensel sürecin ötesindedir. Onu hiçbir şey zorlayamaz ya da engelleyemez. )

( Eğer özgür olmak istiyorsanız, özgürlüğe en yakın olan adımı atmayı ihmal etmeyin. )

( Özgürlüğe ulaşmak için çaba göstermelisiniz. )

( Bir şey ile özdeşleşmemek, doğal ve kendiliğinden olursa, o, özgürleşmedir. )

( İhtiras, emel kişiseldir, özgürleşme ise kişisel olandan kurtuluştur. )

( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )

( Özgürleşme, bir elde ediş, bir kazanma meselesi değil bir cesâret meselesidir. )

( Özgürleşme, özgür olduğunuza inanma ve ona göre davranma cesâretidir. )

( Özgürleşme, doğal bir süreçtir ve sonuçta, kaçınılmazdır. Fakat onu şimdi'ye getirmek sizin gücünüz dahilindedir. )

( Özgürleşmede, emelin hem öznesi, hem nesnesi artık yoktur. )

( "Anlayış yoluyla özgürleşme", kadîm ve basit bir yoldur. )

( Özgürlük, terk edişten geçer. )

( Özgürleştirecek olan, açık ve berrak görüştür. )

( Birlik, özgürleştirir; özgürlük, birleştirir. )

( Sükûnet içinde ve bağımlılıklardan kurtulmuş olmak, her türlü kişisel çıkar endişelerinin, her türlü bencilce hesapların erişemeyeceği bir yerde durmak, özgürlüğe ulaşmanın kaçınılmaz şartıdır. )

( Bir kalemin minicik ucu nasıl sayısız resim çizebilirse, öylece, farkındalığın boyutsuz noktası da koskoca evrenin içeriğini çizer. Siz işte o noktayı bulun ve özgür olun. )

( Kişinin, canının istediğini yapma keyfiyeti, bağımlılıktır. Halbuki, kişinin yapması gerekeni, doğru olanı yapma olanağı, gerçek özgürlüktür. )

( Sizi hiçbir şey özgür kılamaz, çünkü siz özgürsünüz. )

( Fincanın içindeki boşluk özgürdür. O ancak fincana ilişkin olarak görüldüğünde, fincanın içinde sayılabilir. )

( Huzuru olan kişi özgür olur ve özgür olan kişi de başkalarını özgürlüğe ulaştırır. )

( Yağmurun izlediği gökgürültüsü, özgürlüğe kavuşmayı simgeler. )

( Unutmak zorunda değiliz; arzu ve korku son bulunca, tutsaklık da biter. )

( Tutsaklığı yaratan, karakter ve mizaç dediğimiz, duygusal bağlılıklar, sempati ve antipatilerin oluşturduğu davranış kalıplarıdır. )

( Unity, liberates; freedom, unites. )

( Freedom is freedom from worry.
You must strive for liberation.
Freedom comes through renunciation.
Non-identification, when natural and spontaneous, is liberation.
If you desire to be free, neglect not the nearest step to freedom.
Ambition is personal, liberation is from the personal.
Liberation is not the result of some means skilfully applied, nor of circumstances. It is beyond the causal process. Nothing can compel it, nothing can prevent it.
In liberation both the subject and the object of ambition are no longer.
Liberation is not an acquisition but a matter of courage.
Liberation is to believe that you are free already and to act on it.
Liberation is a natural process and in the long run, inevitable. But it is within your power to bring it into the now.
The ancient and simple way of liberation through understanding.
It is clarity that is liberating.
As the tiny point of a pencil can draw innumerable pictures, so does the dimensionless point of awareness draw the contents of the vast universe.
To be quite detached, beyond the reach of all self-concern, all selfish consideration, is an inescapable condition of liberation.
Nothing can set you free, because you are free.
Freedom cannot be gained nor kept without will-to-freedom.
Freedom to do what one likes is really bondage, while being free to do what one must, what is right, is real freedom.
The space within the cup is free. It happens to be in the cup only when viewed in connection vs. the cup.
You need not forget; when desire and fear end, bondage also ends.
It is the emotional involvement, the pattern of likes and dislikes which we call character and temperament, that create the bondage. )

( image

ÖZGÜRLÜK[Sümerce] )


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<>/ancak KENDİNİ GERÇEKLEŞTİRMEK

( Dışarıdan sınırlanmak kölelik, içeriden sınırlanmak özgürlük, sınırlanmamak keyfîliktir, o da kendini kaybettirir. )


- ÖZGÜRLÜK ile/değil/ne yazık ki/>< KEYFÎLİK

( Sorumluluk alıyorsak. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Sorumluluk almıyorsak. )

( Hak ile sınırlanmış olanda. İLE/DEĞİL/NE YAZIK Kİ/>< Hak ile sınırlanmamış olanda. )


- ÖZGÜRLÜK ile KRİTERSİZLİK


- ÖZGÜRLÜK ile/ve MUTLULUK

( Özgür ve mutlu yaşamak için can sıkıntısını feda etmelisindir. )


- ÖZGÜRLÜK ile/ve NAMUS


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> ÖZGÜRLEŞTİRİCİ EYLEM

( Özgürleşme, doğal bir süreçtir. Ve sonucunda, kaçınılmazdır. Şimdi'ye getirmek ise bizim gücümüz(tercihimiz/önceliklerimiz) dahilindedir. )


- ÖZGÜRLÜK ile/ve ÖZGÜRLÜĞE TUTSAKLIK/MAHKUMİYET


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/yerine ÖZGÜRLÜĞÜN KULLANILIŞI


- ÖZGÜRLÜK ile/ve ÖZGÜRLÜKTEN KAÇIŞ


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/değil/ne yazık ki/||/<> YALNIZLIK

( Yalnızlığı sevmeyen, özgürlüğü de sevmez. )

( Kişi, ancak yalnız olduğunda özgürdür. )


- ÖZGÜRLÜK ve YANSIMA


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<> YAPABİLME/EDEBİLME


- ÖZGÜRLÜK ile/ve/<>/= ZENGİNLİK


- ÖZGÜVEN ile/ve/<> CESÂRET

( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )

( İçinize dönün, böylece özgüveninizi bulacaksınız. )

( Kendinize güvenmediğiniz sürece, bir başkasına da güvenemezsiniz. )

( Kendinize inanmaya başlamadıkça, kendinize ait bir yaşamınız da ol(a)mayacaktır. )

( Kılıcın tahtadan ise bırak kınında kalsın! )

( Turn within and you will come to trust yourself. )


- ÖZGÜVEN ile GÖRGÜSÜZLÜK

( Fazla gevşek ya da fazla özgüvenli olunmamalı. )

( HAMHALAT: Kaba saba, görgüsüz. )


- ÖZGÜVEN ve İMAN


- ÖZLEM = LONGING, REGRET[İng.] = SOUHAIT, FRUSTRÉ[Fr.] = SEHNSUCHT[Alm.] = DESIDERIUM[Lat.]


- OZMOLARITE/OSMOLARITY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİMLİK


- OZMOMETRİ/OSMOMETRY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİM ÖLÇÜMÜ


- OZMOTİK/FRAJİLITE OSMOTIC FRAGILITY[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİM KIRILGANLIĞI


- OZMOTİK/OSMOTIC[İng.] değil/yerine/= GEÇİŞİMLİ


- ÖZNE-ODAKLI ile ...


- ÖZNE ile BİREY

( Kişi, sürekli; nesne, tanık ise öznedir ve onların karşılıklı bağımlılık biçimindeki ilişkileri, onların mutlak kimliklerinin yansımasıdır. )

( The person is always the object, the witness is the subject and their relation of mutual dependence is the reflection of their absolute identity. )


- ÖZNE ile/ve/değil/yerine ETKİN ÖZNE


- ÖZNE = FAİL, MEVZU = SUBJECT[İng.] = SUJET[Fr.] = SUBJEKT[Alm.] = SUBJECTUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = SUJETO[İsp.]


- ÖZNE ile/ve/<> ÖZNE


- ÖZNE ile/ve SALTIK ÖZNE


- ÖZNEL = ENFÜSİ = SUBJECTIVE[İng.] = SUBJECTIF[Fr.] = SUBJEKTIV[Alm.] = SUBJECTIVUS[Lat.]


- ÖZNELERARASILIK ile ÖZNE-AŞIRILIK


- OZON/OZONE[İng.] değil/yerine/= ÜÇ MOLEKÜLLÜ OKSİJEN


- ÖZSAYGI ile/ve/<> ÖZGÜVEN ile/ve/<> ÖZDEĞER

( ... İLE Sadece kendi bildiğin sözü/düşünceyi, yerine getirmeye çalışmak. )


- ÖZÜMLEME/ASİMİLASYON/ANABOLİZMA[Fr. < ANABOLISME] ile/ve/||/<>/>/>< YADIMLAMA/DİSİMİLASYON/KATABOLİZMA[Fr. < CATABOLISME] ile/ve/||/<>/>/>< ÖZÜMLEME-YADIMLAMA/METABOLİZMA/METABOLISM[İng.]

( Canlı var olanların, dışarıdan aldığı besinleri, değişikliğe uğratarak yeni bir bileşimle, organizmanın gereksinim duyduğu nesneler durumuna getirmek. | Edinilmiş olan verileri, bireyin öz malı durumuna getirmek. İLE/VE/||/<>/>/>< Canlı protoplazmayı yapan, büyük ve karmaşık yapılı moleküllerin enerji çıkararak yanması. İLE/VE/||/<>/< Canlılardaki tüm kimyasal tepkimelerin toplamı. )

( [Hormonlar:] Testosteron, östrojen, büyüme hormonu, insülin. İLE/VE/||/<>/>/>< Kortizol, Glukagon, adrenalin, sitokinler. İLE/VE/||/<>/< ... )

( Protein sentezi tepkimeleri
Yağ sentezi tepkimeleri
Dehidrasyon
Fotosentez
Karbonhidrat sentezi
Mitoz
Kas oluşturmak amaçlı fiziksel egzersiz
Kemosentez
Kalvin döngüsü

İLE/VE/||/<>/>/><

Hidroliz
Sindirim
Hücresel solunum
Fermantasyon
Aerobik fiziksel egzersiz
Krebs döngüsü
Nükleik Asitlerin Parçalanması
Glikoz

İLE/VE/||/<>/>/><

... )

( [Enerji] Harcanır. İLE/VE/||/<>/>/>< Harcanmaz. İLE/VE/||/<>/

( İkisi de hormonların, şekerlerin, enzimlerin, üreme, gözelerinin büyümesi ve doku onarımı gibi çok sayıda nesnenin üretilmesi için gereksinim duyulan enerjinin oluşturulmasından sorumludur. )

( İkisinin de tek göze içinde de çalışması olanaklı ve olasılıklıdır. )

( ... İLE/VE/||/<>/>/>< En fazla olduğu bölge, karaciğerdir. Bir saat içinde binlerce yıkım etkinliği karaciğer içinde gerçekleştirilebilmektedir. Gözelerde gerçekleşen yıkımların sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için hafif gıdalarla beslenmekte yarar vardır. Ağır gıdalarla beslenen kişilerde karaciğer daha fazla yorulur ve bu nedenle zamanla tükenmesine neden olur. İLE/VE/||/<>/< ... )


- ÖZÜMLEYEN/ANABOLİK/ANABOLIC[İng.] ile/>< YADIMLAYAN/KATABOLİK/CATABOLIC[İng.]

( Küçük moleküllerin, birleşerek büyük moleküller oluşturması. İLE Büyük moleküllerin, parçalanarak küçük moleküller oluşturması. )


- ÖZÜNDE ile ARKASINDA ile ALTINDA


- ÖZÜR DİLEYEN ile ÖZÜR ile ÖZÜR DİLEYEN ile ÖZÜR DİLEMEK ile ÖZÜR DİLEYEN ile ÖZÜR DİLEME ile ÖZÜR


- ÖZVARLIK'TA:
BİLİNÇ ve SEVGİ

( Sizi, bilinenin dar çerçevesi içinde tutanın ne olduğunu bilmek yararlıdır. )

( Sevgi ve iradenin de sırası gelecektir, fakat önce zemin hazırlanmış olmalıdır. )

( Her zaman, öz varlığımızın eşliğindeyiz. )

( Herşeyden önce, öz varlığınızla devamlı bir temas kurun, her an kendinizle olun. )

( Bir gözlem merkezi olarak bilme ve tanıma niyetiyle işe başlayın ve eylem halindeki bir sevgi merkezine dönüşün. )

( Eylem halindeki sevgi. )

( Love in action. )


- ÖZYİNELEME ile YİNELEMELİ


- P-FOLD SYMMETRY[İng.] ile/değil/yerine/= P-KATLI BAKIŞIM


- P-IONMETER[İng.] ile/değil/yerine/= P-İYONMETRE


- P-N JUNCTION DIODE[İng.] ile/değil/yerine/= P-N BAĞLANTILI DİOT


- P-NITROANILINE[İng.] / PARANITROANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARANİ TROANİLİN


- P-TOLYLALDEHYDE[İng.] / POLYLALÉDHYDE[Fr.] / P-TOLYLALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TOLİL ALDEHİT


- P-TYPE CONDUCTIVITY[İng.] / CONDUCTIVITÉ DE TYPE P[Fr.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ İLETKENLİK


- P-TYPE CRYSTAL RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR EN CRISTAL DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-KRISTALLGLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ KRİSTAL DOĞRULTUCU


- P-TYPE GERMANIUM[İng.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ GERMANYUM


- P-TYPE SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= P TİPİ YARI İLETKEN


- P-TYPE SILICON[İng.] / SILICIUM DE TYPE P[Fr.] / P-TYP-SILIKON[Alm.] ile/değil/yerine/= P-TİPİ SİLİSYUM


- P-VALUES[İng.] ile/değil/yerine/= P-DEĞERİ


- P.C./POST CİBUM, AFTER MEALS[İng.] değil/yerine/= YEMEKTEN SONRA


- P.O./PER OS, ORAL[İng.] değil/yerine/= AĞIZDAN


- P⁺-TYPE SEMICONDUCTOR[İng.] / SEMI-CONDUCTEUR DE TYPE P⁺[Fr.] / P⁺-TYP-HALBLEITER[Alm.] ile/değil/yerine/= P⁺-TİPİ YARIİLETKEN


- P2P/PEER TO PEER[İng.] değil/yerine/= UCTAN UCA


- PA[İng.] / PA[Fr.] / PA[Alm.] ile/değil/yerine/= PA


- PACEMAKER[İng.] değil/yerine/= KALP PİLİ


- PACEMAKER[İng.] ile/değil/yerine/= KALP PİLİ


- PACHNOLIT[İng.] ile/değil/yerine/= PAKNOLİT


- PACHYMETER[İng.] / PACHOMÈTRE[Fr.] / DICKEMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKOMETRE


- PACING[İng.] değil/yerine/= UYARI OLUŞTURMA (KALP PİLINDE)


- PACKED COLUMN[İng.] ile/değil/yerine/= DOLGULU KOLON


- PACKEFFECT[İng.] / PACKUNG EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME ETKİSİ


- PACKING FRACTION[İng.] / FRACTION DE TASSEMENT[Fr.] / PACKUNGSANTEIL[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME KESRİ


- PACKING[İng.] / EMBALLAGE[Fr.] / PACKUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PAKETLEME


- PACS/PICTURE ARCHIVING AND COMMUNICATION SYSTEMS[İng.] değil/yerine/= GÖRÜNTÜ SAKLAMA/ARŞİVLEME VE İLETİŞİM DÜZENLERİ


- PAGODITE[İng.] ile/değil/yerine/= PAGODİT


- PAINT OIL[İng.] / FARBEN MÜHLE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA YAĞI


- PAINT THINNER[İng.] / FARBENSKALA ANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA İNCELTİCİSİ


- PAINT[İng.] / PEINTURE[Fr.] / FÄLLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYA


- PAIR OF FORCES[İng.] / PAIRE DE FORCES[Fr.] / KRÄFTEPAAR[Alm.] ile/değil/yerine/= KUVVET ÇİFTİ


- PAIR PRODUCTION[İng.] / PRODUCTION DE PAIRES[Fr.] / PAARBILDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİFT OLUŞUMU


- PAIRED ELECTRONS[İng.] / PAIRÉ ELECTRON[Fr.] / GEPAARTE ELEKTRONEN[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLEŞMİŞ/EŞLENİK ELEKTRONLAR


- PAKET ile PAKETLEME


- PAKİMETRİ/PACHYMETRY[İng.] değil/yerine/= KALINLIK ÖLÇÜM (KORNEA)


- PALAU[İng.] ile/değil/yerine/= PALAU


- PALAVRACI ile PALAVRACI


- PALEOMAGNETISM[İng.] / PALÉOMAGNÉTISME[Fr.] / PALÄOMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PALEOMANYETİZMA


- PALEOZOYİK[İng. PALEOZOIC] ile/||/<> DEVONİYEN[İng. DEVONIAN] ile/||/<> KAMBRİYEN[İng. CAMBRIAN] ile/||/<> KARBONİFER[İng. CARBONIFEROUS] ile/||/<> ORDOVİSİYEN[İng. ORDOVICIAN] ile/||/<> PERMİYEN[İng. PERMIAN] ile/||/<> PRE-KAMBRİYEN[İng. PRECAMBRIAN] ile/||/<> SİLURİYEN[İng. SILURIAN]

( Paleozoyik (541-251.9 myö) bir jeolojik zaman ismidir. Yaklaşık olarak 541 milyon yıl önce ile 251.902 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Paleozoyik'ten sonra Mezozoyik, sonra da Senozoyik gelmektedir. Fanerozoyik üst zamanındaki en uzun jeolojik zaman dilimidir. Yaklaşık olarak 289 milyon yıl sürmüştür. Paleozoyik kendi içinde Kambriyen, Ordovisiyen, Siluriyen, Devoniyen, Karbonifer ve Permiyen olmak üzere 6 jeolojik dönemde incelenir. Paleozoyik içinde eklem bacaklılar, sinapsitler, yumuşakçalar, balıklar ve amfibiyenler gibi önemli hayvanlar evrimleşmiştir. @@ Devoniyen (419.2-358.9 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Yaklaşık 419.2 milyon yıl önce ile 358.9 milyon yıl önceki zaman dilimini kapsamaktadır. Paleozoyik Zaman'daki 6 majör dönem arasında Siluriyen'den sonra gelen 4. dönemdir. Yaklaşık 60 milyon yıl süren Devoniyen'den önce Siluriyen, sonra ise Karbonifer gelmektedir. @@ Kambriyen (541-485.4 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Paleozoyik Zaman'ın 6 majör döneminden ilkidir. Yaklaşık olarak 541 milyon yıl önce ile 485.4 milyon yıl öncesine denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Kambriyen'den önce Pre-Kambriyen, sonra ise Ordovisiyen gelmektedir. Önemli hayvan şubelerinin fosillerinin Kambriyen'de aniden ortaya çıkmasına Kambriyen Patlaması (tüm makroevrimsel olayların annesi) denir. Kambriyen kendi içinde Terrenöviyen, Seri 2, Miaolingiyen ve Frongiyen olmak üzere 4 jeolojik devrede incelenir. @@ Karbonifer (358.9-298.9 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Yaklaşık 358.9 milyon yıl önce ile 298.9 milyon yıl önceyi kapsayan zaman dilimine denir. Paleozoyik Zaman'ın 6 majör dönemi arasında Devoniyen'den sonra gelen 5. dönemdir. Yaklaşık 60 milyon yıl sürmüştür. @@ Ordovisiyen (485.4-443.8 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Paleozoyik'in 6 majör dönemi arasında Kambriyen'den sonra gelen ikincidir. Yaklaşık 41.6 milyon yıl sürmüştür ve 485.4 milyon yıl önce ile 443.8 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Ordovisiyen'den sonra Siluriyen, önce ise Kambriyen gelir. @@ Permiyen (298.9-251.902 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Yaklaşık olarak 298.9 milyon yıl önce ile 251.9 milyon yıl öncesine denk gelen zamanı kapsamaktadır. Paleozoyik'in 6 majör dönemi arasında Karbonifer'den sonra gelen sonuncu dönemdir. Yaklaşık 47 milyon yıl sürmüştür. Permiyen'den sonra Paleozoyik bitecek ve ilk dönem olan Triyas ile birlikte Mezozoyik Zaman başlayacaktır. @@ Pre-Kambriyen (4600–541 myö) bir jeolojik üst zaman adıdır. Yaklaşık 541 milyon yıl öncesindeki tüm zaman dilimini kapsamaktadır. 4.6 milyar yıl önce canlılığın evrimleşmeye başlayacağı gezegenin ilk zamanlarını da kapsar. Pre-Kambriyen'den sonra Paleozoyik Zaman'ın ilk dilimi olan Kambriyen başlamaktadır. @@ Siluriyen (443.8-419.2 myö) bir jeolojik dönem ismidir. Paleozoyik'in 6 majör dönemi arasında Ordovisiyen'den sonra gelen üçüncüdür. Yaklaşık olarak 443.8 milyon yıl önce ile 419.2 milyon yıl önceye denk gelen zaman dilimini kapsamaktadır. Yaklaşık olarak 24.6 milyon yıl süren en kısa Paleozoyik dönemidir. Kendi içinde Pridoli, Ludlov, Venlok ve Landoveri olmak üzere 4 jeolojik devrede incelenir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PALIGORSKITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALİGORSKİT


- PALİLALİ[İng. PALILALIA] ile/||/<> PALİNDROM

( Kişinin az önce söylediği kelimeleri, ifadeleri ya da cümleleri tipik olarak duyulabilirlik açısından azalan ve her yinelemede hızlanarak istemsiz olarak tekrar etmesi. @@ Sağdan sola ve soldan sağa aynı okunan sayı, kelime, ifade. Örneğin; 2002, ada, ses. Moleküler biyolojide ise bir DNA parçası üzerinde 5'-3' dizisinin komplementer iplik üzerindeki dizi ile aynı olmasına denir. Restriksiyon enzimlerinin bölgeleri genelikle palindromdur.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PALITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALİT


- PALLAD[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADİK


- PALLADATE[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADAT


- PALLADIUM[İng.] / PALLADIUM[Fr.] / PALLADIUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PALLADYUM


- PALLADONS, PALLADIUMS[İng.] ile/değil/yerine/= PALLADUS


- PALLAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= PALLAMİN


- PALLAS[İng.] ile/değil/yerine/= PALLAS


- PALM OIL[İng.] / HUILE DE PALME[Fr.] ile/değil/yerine/= HURMA YAĞI


- PALMIN[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİN


- PALMITONITRILE[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİTONİTRİL


- PALMITOVITE[İng.] ile/değil/yerine/= PALMİYEVİT


- PALMİYE ile/ve PANAMA ŞAPKASI PALMİYESİ

( ... İLE/VE Panama şapkası, bu palmiyenin liflerinin dokunmasıyla yapılır. )

( En iyi nitelikte olan SUPERFINO şapkasının yapımı 5 ay sürebilir. )


- PALMQUIST APPARATUS[İng.] ile/değil/yerine/= PALMKİST ARACI


- PALPABIL/PALPABLE[İng.] değil/yerine/= ELE GELİR


- PALPASYON/PALPATION[İng.] değil/yerine/= ELLE INCELEME/YOKLAMA


- PALPİTASYON/PALPITATION[İng.] değil/yerine/= ÇARPINTI


- PALSİ/PALSY[İng.] değil/yerine/= FELÇ


- PALTO[Fr.] ile MAKFERLAN[İng.]

( ... İLE Omuzdan yarı bele kadar inen, pelerini olan palto. )


- PALYAÇO ile PALYAÇOLAR


- PALYASYON/PALLIATION[İng.] değil/yerine/= HAFİFLETME, | AZALTMA


- PALYATİF TEDAVİ/PALLIATIVE TREATMENT[İng.] değil/yerine/= RAHATLATICI SAĞALTIM


- PALYATİF/PALLIATIVE[İng.] değil/yerine/= RAHATLATICI


- PALYNOLOGY[İng.] ile/değil/yerine/= PALİNOLOJ


- PAMBIK[Fars. < PANBUK]/KOTON[Fr./İng. < COTON] değil/yerine/= PAMUK/LU


- PAMUK ile PAMUK ÇIRPICI ile PAMUK DAYAK ile PAMUK ŞEKERİ ile PAMUK TARAKÇI ile PAMUK TARAMA ile PAMUK ÇIRÇIR ile PAMUKLU PED ile PAMUK EĞİRME ile PAMUK DİŞLİ ile PAMUK KADİFE ile PAMUK TOHUMU ile PAMUKSU


- PANADOL[İng.] ile/değil/yerine/= PANADOL


- PANCAR/KOCABAŞ/ÇÜKÜNDÜR ile ŞALGAM

( Ispanakgillerden, vitamince zengin bir bitki. | Bu bitkinin, şeker elde edilen kalın ve etli kökü. İLE Turpgillerden, yumru köklü bir bitki. | Bu bitkinin, besin olarak kullanılan etli ve tatlı kökü. )


- PANCLASTITE[İng.] ile/değil/yerine/= PANKLASTİT


- PANCREATIN[İng.] / PANCRÉATIN[Fr.] / PANKREATIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PANKREATİN


- PANDA ile KESELİAYI/KOALA

( ... İLE Günde 22 saat uyurlar. )

( ... İLE Yaşamları ancak 10 yıldır. )

( Panda ile Koala )


- PANDARAH[Hintçe :Sarı renk]/PÂRS[Fars.]/YUZ/PANTER[Yun.] ile LEOPAR[Fr. < Lat.]

( Kimi benekli, kimi düz kara. İLE Benekli. )

( Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşar. İLE ... )


- PANDERRITE[İng.] / PANDERMIT[Alm.] ile/değil/yerine/= PANDERMİT


- PANO ile YATILI ile YATILI OKUL ile PANSİYON


- PANOSE[İng.] ile/değil/yerine/= PANOS


- PANSCALE[İng.] ile/değil/yerine/= PANSKALA


- PANSUMAN/DRESSING[İng.] değil/yerine/= YARA BAKIMI


- PANTAL[İng.] ile/değil/yerine/= PANTAL


- PANTOMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= PANTAMORFİZM


- PANTOTHENIC ACID[İng.] / ACIDE PANTOTHÉNIQUE[Fr.] / PANTOTHEN SÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= PANTOTENİK ASİT


- PANZEHİR ile PANZEHİR


- PAPAĞAN ile ARA/MAKAV/MACAW


- PAPAVERINE[İng.] / PAPAVÉRINE[Fr.] / PAPOVERIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PAPAVERİN


- PAPAW[İng.] ile/değil/yerine/= PAVAP


- PAPER CHROMATOGRAPHY[İng.] / PAPIER CHORMATOGRAPHIE[Fr.] / PAPIER CHROMATOGRAPHIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KAĞIT KROMATOGRAFİSİ


- PAPIER[İng.] / PAPIER[Fr.] / PAPIER[Alm.] ile/değil/yerine/= KAĞIT


- PARA BİRİKTİRMEK ile/ve/değil/yerine PARA KAZANMAK

( Yaşamak için para kazanmak gerekir fakat para kazanmak için yaşanmaz. )


- PARA BİRİMİ ile AKIM ile CURRENT ACCOUNT ile CURRENT MODE LOGİC ile GÜNCEL FİYAT ile ŞU ANDA


- PARA KAZANMAK ile KAZANILMIŞ ile KAZANÇ ile GEÇİMİNİ SAĞLAMAK ile KAZANÇ


- PARA KAZANMAK ile/ve PARA HARCAMAK

( Beceri gerektirir. İLE/VE Kültür gerektirir. )

( Paraya ve bilgiye mahkum olma! )

( İğneyle kuyu kazmak gibi. İLE/VE Kuma su dökmek gibi. )


- PARA RED[İng.] / P-ROUGE[Fr.] / P-ROT[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA KIRMIZISI


- PARA ROSINILIN[İng.] / P-ROSANILINE[Fr.] / P-ROSANILIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA ROZANİLİN


- PARA[İng.] / PARA[Fr.] / PARA[Alm.] ile/değil/yerine/= PARA


- PARA = MONEY[İng.] = ARGENT[Fr.] = GELD[Alm.] = DENARO[İt.] = DINARO[İsp.]


- PARA ile/ve/değil/yerine/||/<>/>/< VERİ > BİLGİ

( Bilgi peşinde koşmak, altın peşinde koşmaktan daha iyidir.
[Ar. Talebu'l-ilm hayrun min taleb'z-zeheb] )


- PARABOL ile/ve HİPERBOL

( İki bilinmeyenli denklemlerle ölçülür. İLE/VE Üç ve üzeri bilinmeyenli denklemlerle ölçülür. )

( Bir düzlemin, odak denilen sabit bir noktadan ve doğrultman denilen sabit bir doğrudan, eşit uzaklıktaki noktalarının geometrik yeri. İLE Bir düzlemin, odak denilen durağan iki noktaya uzaklıkları değişmeyen noktaların geometrik yeri olan eğri. )


- PARACON[İng.] ile/değil/yerine/= PARAKON


- PARACONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= PARAKONİK ASİT


- PARACONINE[İng.] ile/değil/yerine/= PARAKONİN


- PARACYANOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= PARASİYANOJEN


- PARADİGMA ile PERSPEKTİF


- PARADOKS[İng. PARADOX] ile/||/<> PARALEL EVRİM[İng. PARALLEL EVOLUTION] ile/||/<> PARALOG GENLER[İng. PARALOGOUS GENES] ile/||/<> PARAMESYUM[İng. PARAMECIUM] ile/||/<> PARAMUTASYON[İng. PARAMUTATION] ile/||/<> PARAPATRİK TÜRLEŞME[İng. PARAPATRIC SPECIATION] ile/||/<> PARASEMPATİK SİNİR SİSTEMİ[İng. PARASYMPHATETIC NERVOUS SYSTEM]

( Genel bilinenene ters ya da karşı olan fakat doğru olan ifade. @@ Paralel evrim, benzer akrabalarda, benzer niteliklerin bağımsız evrimleşmesidir. @@ Bir tek genomda gen ikilenmesi ile oluşmuş ve işlevleri farklılaşmış, benzer genler. @@ Ciliates grubuna ait tek gözeli bir Protoktist. Normalde aseksüel çoğalmalarına karşın, eşleşme tiplerinin de rol oynadığı cinsel konjugasyon da yaparlar. Paramecium aurelia'nın, 16 farklı çiftleşme öbeği oluşturan 34 kalıtsal çiftleşme türü vardır. @@ İki alel arasında bir etkileşim olması sonucunda bir alel, diğerinin genetik yapısında bir değişikliğe neden olması sonucu oluşur. Epigenetik bir mekanizmadır. @@ Kesintisiz bir coğrafi bölgede yeni ekolojik konumların ortaya çıkması ile populasyon ikiye ayrılır ve türler arası etkileşim azalır. Heterezigotların az uyumlu olması nedeniyle iki topluluğun birbiriyle çiftleşmemesini avantajlı kılacak davranışlar ya da mekanizmalar seçilime uğrar. Bu farklı seçilim baskısı sonucunda meydana gelen türleşmeye denir. @@ Vücudun gergin bir durumda adrenalin algıladıktan sonra dinlenme ve sindirim gibi normal faaliyetlere dönmesini sağlayan sinir sistemidir. Vücudun enerjiyi korumasını, sindirim süreçlerinin iyileştirilmesini ve dinlenmeyi teşvik etmesini sağlar.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PARADOKS ile ANTİNOMİ


- PARADOKSAL/PARADOXICAL[İng.] değil/yerine/= ÇELİŞKİLİ


- PARAFFIN BATH[İng.] / PARAFFIN BAD[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN BANYOSU


- PARAFFIN OIL[İng.] / PARAFFIN ÖL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN YAĞI


- PARAFFIN SCALE[İng.] ile/değil/yerine/= PARAFİN SKALA


- PARAFFIN WAX[İng.] / CIRE DE PARAFFINE[Fr.] / PARAFFINWACHS[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİN MUMU


- PARAFFINED PAPER[İng.] ile/değil/yerine/= PARAFİNLENMİŞ KÂĞIT


- PARAFFINS[İng.] / PARAFFINES[Fr.] / PARAFINE[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAFİNLER


- PARAGONIT[İng.] ile/değil/yerine/= PARAGONİT


- PARAGRAFİ/PARAGRAPHY[İng.] değil/yerine/= YAZILI ANLATIM GÜÇLÜĞÜ


- PARAHYDROGEN[İng.] / PARAHYDROGÉNE[Fr.] / PARAWASSERSTOFF[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAHİDROJEN


- PARAKRİN/PARACRINE[İng.] değil/yerine/= YEREL HORMON


- PARALALİ/PARALALIA[İng.] değil/yerine/= HARF SÖYLEYİŞ GÜÇLÜĞÜ


- PARALDEHYDE[İng.] / PARALDÉHYDE[Fr.] / PARALDEHYD[Alm.] ile/değil/yerine/= PARALDEHİT


- PARALEL/LİK ile BERABER/LİK


- PARALEL ile EŞZAMANLI


- PARALEL ile/ve VE


- PARALİTİK/PARALYTIC[İng.] değil/yerine/= FELÇLİ


- PARALİZİ/PARALYSIS[İng.] değil/yerine/= FELÇ


- PARALLEL AXIS THEOREM[İng.] ile/değil/yerine/= PARALEL EKSEN TEOREMİ


- PARALLELLOSTERIZM[İng.] ile/değil/yerine/= PARALELOSTERİZM


- PARALOJİ/PARALOGIA[İng.] değil/yerine/= YANLIŞ AKIL YÜRÜTME


- PARALUMINUM[İng.] ile/değil/yerine/= PARALUMİNUM


- PARALYSOL[İng.] ile/değil/yerine/= PARALİZOL


- PARALYZER[İng.] ile/değil/yerine/= PARALİZÖR


- PARAM[İng.] ile/değil/yerine/= PARAM


- PARAMAGNETIC CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHER KRISTALL[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK KRİSTAL


- PARAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET PARAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] / PARAMAGNETISCHER FARADAY-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK FARADAY ETKİSİ


- PARAMAGNETIC RELAXATION[İng.] / RELAXATION PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHE RELAXATION[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK DURULMA


- PARAMAGNETIC SALT[İng.] / SEL PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHES SALZ[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK TUZ


- PARAMAGNETIC SPECTRUM[İng.] / SPECTRE PARAMAGNÉTIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCHES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK TAYF/SPEKTRUMU


- PARAMAGNETIC SUBSTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK ÖZDEK


- PARAMAGNETIC[İng.] / PARAMAGNETIQUE[Fr.] / PARAMAGNETISCH[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİK


- PARAMAGNETISM[İng.] / PARAMAGNÉTISME[Fr.] / PARAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAMANYETİZMA


- PARAMEDİKAL/PARAMEDICAL[İng.] değil/yerine/= TIPLA BAĞLANTILI


- PARAMEDİYAN/PARAMEDIAN[İng.] değil/yerine/= ORTAYA YAKIN


- PARAMETRE/LER ile/ve DİNAMİK/LER


- PARAMETRE ile AÇI


- PARAMETRIC AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= DEĞİŞTİRGELİ YÜKSELTEÇ


- PARAMNEZİ/PARAMNESIA[İng.] değil/yerine/= BELLEK YANILSAMASI


- PARAMORPHISM[İng.] ile/değil/yerine/= PARAMORFİZM


- PARAMYLEN[İng.] ile/değil/yerine/= PARAMİYELİN


- PARANIN:
CEPTE OLMAMASI ile/ve/değil/yerine/>< CEPTE OLMASI


- PARANKİM/PARENCHYMA[İng.] değil/yerine/= ÖZEK DOKU


- PARANOYA/PARANOIA[İng.] değil/yerine/= AKIL DIŞI SAPLANTI


- PARANOYA ile KORKU


- PARANOYA ile KURUNTU


- PARANTEZ[İng.]/MUTARIZA[Ar.] değil/yerine/= AYRAÇ


- PARAPECTIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= PARAPEKTİK ASİT


- PARAPLASM[İng.] / PARAPLASME[Fr.] / PARAPLASMA[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAPLAZMA


- PARAPRAKSİ/PARAPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DİL-DEVİNIM SÜRÇMESİ


- PARAPSİKOLOJİ/PARAPSYCHOLOGY[İng.] değil/yerine/= FİZİK ÖTESİ "BİLGİSİ"


- PARASENTEZ/PARACENTESIS[İng.] değil/yerine/= KARIN ZARI SIVI ALIMI


- PARASITE[İng.] / PARASITE[Fr.] / PARASITÄ[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAZİT


- PARASITIC OSCILLATIONS[İng.] ile/değil/yerine/= PARAZİT SALINIMLAR


- PARASITICIDE[İng.] / PARASITICIDE[Fr.] ile/değil/yerine/= PARASİTİSİT


- PARASIZ ile KOMİSYONCU


- PARAŞÜT"[İng./Fr. < PARACHUTE]/KANOPİ[Yun. < KŌNŌPEÎON< KŌNŌPS: Cibinlik/perdeli yatak.][İng. CANOPY][Fr. CANAPÉ < Lat. CONOPEUM] değil/yerine/= KANAT/İNDİRGEÇ/"DÜŞÜRTEÇ"


- PARATHYROID HORMONE, PARATHYROID, PARATHORMONE[İng.] / PARATHORMONE[Fr.] / NEBENSCHILDDRÜSEN, PARATHORMON[Alm.] ile/değil/yerine/= PARATİROİT HORMONU, PARATHORMON


- PARATİROİD BEZİ ile (KULAKALTI) TÜKÜRÜK BEZİ


- PARAVAN/A[Fr. < PARAVENT]/SEPERATÖR[İng. < SEPERATOR] değil/yerine/= AYRAÇ

( Menteşelerle birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan ve yapılarda bazı bölümleri ayırmakta kullanılan, katlanır, taşınır çerçeveli perde. | Adından, yetkisinden, gücünden kendisine belirli etmeden yararlanılan [kişi ya da kuruluş]. )


- PARAXANTHINE[İng.] / PARAXANTHINE[Fr.] / PARAXANTHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= PARAKSANTİN


- PARAXIAL RADIATION[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ IŞINIM


- PARAXIAL[İng.] ile/değil/yerine/= YANEKSENLİ


- PARÇA PARÇA ile PARAMPARÇA


- PARÇA(NIN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ ile BÜTÜN(ÜN) SAPTA(N)MASI/KABULÜ


- PARÇA/SEGMENT[İng.] ile/ve/değil/||/<> SEKME/TAB[İng.]

( Bölüm. | Kesit. | Parça. İLE/VE/DEĞİL/||/<> Bölüm. )


- PARÇA ile PARÇALI ile PARÇALI ile PARÇALANMIŞ


- PARÇA ile/ve TAVIR


- PARÇA ile/ve/değil UZANTI


- PARÇALAMA ile/ve AÇIKLAMA


- PARÇALAMAK ile KESİR ile KESİRSİZ ile HUYSUZ


- PARÇALANMA ile/ve/> ÇOĞALMA


- PARÇALANMA ile/ve/değil/yerine DAĞILMA


- PARÇALANMAK ile PARÇALANMIŞ ile İLGİSİZLİK ile İLGİSİZ ile İLGİSİZLİK


- PARÇALANMIŞ/LIK ile BÖLÜNMÜŞ/LÜK


- PARÇALARDA, PARÇAYI/LARI GÖRMEK ile/değil/yerine PARÇALARDA, BÜTÜNÜ GÖRMEK


- PARÇASI OLMAK ile/yerine/değil UZANTISI OLMAK


- PARCHMENT[İng.] ile/değil/yerine/= PARGÓMEN


- PARENTERAL NÜTRİSYON/PARENTERAL NUTRITION[İng.] değil/yerine/= SINDIRİM YOLU DIŞI BESLENME


- PARENTERAL[İng.] değil/yerine/= SINDIRİM YOLU DIŞI


- PAREZİ/PARESIS[İng.] değil/yerine/= HAFİF FELÇ


- PARILTI ile IŞILTILI ile IŞILTILI


- PARILTI ile ÖFKELİ ile PARLAK ile ATEŞ BÖCEĞİ


- PARILTI ile PARILTI


- PARITE/PARITY[İng.] değil/yerine/= DOĞUM SAYISI


- PARİTE/PARITY[İng./Fr.] ile/ve/||/<> PARAMETRE[İng./Fr.]

( İki ülke parasının karşılıklı değeri. İLE Değişken. )


- PARITY CONSERVATION[İng.] / PARITÄTSERHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= PARİTE KORUNUMU


- PARITY[İng.] / PARITÉ[Fr.] / PARITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= EŞLİK, PARİTE


- PARİYETAL KAPAK[İng. PARIETAL OPERCULUM] ile/||/<> PARİYETAL LOB[İng. PARIETAL LOBE] ile/||/<> SYLVİAN OLUĞU[İng. SYLVIAN FISSURE]

( Beyinde, Sylvian oluğunun üstünü kapatan pariyetal lob bölgesidir. İkincil dokunma bölgesini içerir. @@ Uzaysal duyular ve yönelimleri kontrol eden beyin bölgesidir. Dokunma bölgesini ve görsel bölgenin arka kısmını içerir. Cisimlerin görsel manipülasyonunda, soyutlanmasında ve hayal gücünde görev alır. @@ Beyinde, frontal (ön) lob ile pariyetal lob kısımlarını birbirinden ayıran hattın adıdır. Kısımların göreceli büyüklüğünü göstermesi açısından önemlidir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PARKINSON DISEASE[İng.] ile/değil/yerine/= PARKİNSON HASTALIĞI


- PARLAK ile PARLAK GÖZLÜ ile PARLAK İŞARET ile AYDINLATMAK ile PARLAKLIK ile PARLAK ÇALIŞMA


- PARLAMA ile ALEVLENMEK


- PARMAK ile PARMAK EKLEMİ ile PARMAK UCU ile KLAVYE ile PARMAK DİREĞİ ile PARMAK İZİ ile PARMAK UCU


- PAROKSİSMAL/PAROXYSMAL[İng.] değil/yerine/= NÖBETLEMELİ


- PARSE[İng.] ile/değil/yerine İNCELEME

( Bir tümce ya da sözcüğü, dilbilgisi açısından incelemek. )


- PARSEC[İng.] / PARSEC[Fr.] / PARSEC[Alm.] ile/değil/yerine/= PARSEK


- PARSLEY[İng.] / PETERSILIE[Alm.] ile/değil/yerine/= MAYDANOZ


- PART TİME[İng.] değil/yerine/= YARI ZAMANLI


- PART-TIME[İng.] değil/yerine/= YARI ZAMANLI


- PARTENOGENEZ[İng. PARTHENOGENESIS] ile/||/<> PARTİKÜL[İng. PARTICLE]

( Döllenme olmaksızın gerçekleştirilen üremedir. Hayvanlarda ve bitkilerde döllenmemiş bir dişi gametin gelişip yeni bir birey meydana getirmesidir. Sürüngenlerde görülürken, memelilerde ve kuşlarda görülmemektedir. Partenogenezin çeşitlilik konusunda kısır olmasına karşın, enerji sarfiyatı konusundaki avantajlarından ötürü evrimsel süreçte korunduğu düşünülmektedir. @@ Çevremizde bulunan, canlı ya da cansız çok küçük fiziksel yapılardır. Ekoloji'de ise atmosferin, tatlı suların ve denizlerin kirlenmesine neden olan yapılara verilen isimdir.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- PARTIAL PRESSURE[İng.] / PRESSION PARTIELLE[Fr.] / PARTIALDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= KISMİ BASINÇ


- PARTIAL[İng.] / PARTIAL[Fr.] / PARTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= KISMİ