İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.949 başlık/FaRk ile birlikte,
23.949 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(42/97)
- İÇERİK ile/ve SINIR
( Sınırlarını tartış, onların gerçekten senin olup olmadığından emin ol. )
- İÇERLEME = INDIGNATION[İng., Fr.] = ENTRÜSTUNG[Alm.] = INDIGNATIO[Lat.]
- İÇERME ile KAPANIMLAR
- İÇERME ile/ve/<> KAPSAMA
( Ayrıştırıcı/ayrıştırılmış. İLE/VE/<> Birleştirici/birleşik. )
( İçine almak, içinde bulundurmak. | Bir şeyin, başka bir şeyin varoluşunu gerektirmesi, birinin ötekini ister istemez düşündürmesi. İLE/VE/<> Sınırları içine başka konuları ya da anlamları alma durumu. )
( Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, belirli olan bir parçayı/üyeyi işaret etmek. İLE/VE/<> Bir kümenin/öbeğin/başlığın altında, olası dışarıda kalmış/kalabilecek parçalarına/üyelerine işaret etmek. )
( İçtekileri işaret eder. İLE/VE/<> Dıştaki çerçeveleyenin sınırlarını işaret eder. )
- İÇERME = TAZAMMUN = IMPLICATION[İng., Fr.] = IMPLIKATION[Alm.] = IMPLICATIO[Lat.]
- İÇERMEK ile DAHİL OLMAK ile DAHİL OLMUŞ ile DAHİL OLMAK ile KATILIM ile İÇEREN
- İÇERMEK ile İÇEREN
- İÇERMEK ile KONTEYNER ile KONTEYNERLER ile İÇEREN ile PEYNİR İÇEREN
- İÇGÜDÜ/DOĞALİTKİ = SEVK-İ TABİÎ, GARİZE, İNSİYAK = INSTINCT[İng., Fr.] = INSTINKT[Alm.] = INSTINCTUS[Lat.] = INSTINTO[İsp.]
- İÇGÜDÜ ile/ve GEN
- İÇGÜDÜ ile İÇGÜDÜSEL ile İÇGÜDÜLER
- İÇGÜDÜ ile/ve/değil NİYET
- ICHTHALBIN[İng.] / ICHTHALBIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTALBİN
- ICHTHAMMOL[İng.] ile/değil/yerine/= İKTAMMOL
- ICHTHARGAN[İng.] ile/değil/yerine/= İKTARGAN
- ICHTHULIN[İng.] ile/değil/yerine/= İKTULİN
- ICHTHYEPID[İng.] ile/değil/yerine/= İKTİLEPİDİN
- ICHTHYIFORM[İng.] ile/değil/yerine/= İKTİYOFORM
- ICHTHYLATE[İng.] ile/değil/yerine/= İKTİYOLAT
- ICHTHYOCOLA[İng.] / HAUSENBLASE[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOKOLA
- ICHTHYOL[İng.] / ICHTHIOL[Alm.] ile/değil/yerine/= İKTİYOL
- ICHTHYOPHOBIA[İng.] değil/yerine/= İHTİYOFOBİ
( Balık yeme korkusu olarak bilinen, Yunanca'da "balık" anlamına gelen ἰχθῦς ("ichtus") ve "korku" anlamına gelen φόβος ("phobos") kelimelerinden oluşan bir terim.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- ICHTHYOSAUR[İng.] değil/yerine/= İCHTHYOSAUR
( Büyük oranda Mezozoik denizlerde görülen, balık ve domuzbalığı benzeri, soyu tükenmiş bir deniz canlısı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İÇİ YAKAN ATEŞ ile DIŞI YAKAN ATEŞ
( ŞÛLE: Mum ateşinin her bir kezlik kıpırtısı. )
- İÇİÇE/LİK ile/ve/> GÖRELİ/LİK
- İÇİNDE OLMAK ile/ve GÖMÜLÜ OLMAK
- İÇİNDE OLMAK ile/ve PARÇASI OLMAK
- İÇİNE GİRİLEMEZLİK / NÜFÛZ EDİLEMEZLİK[İng. IMPENETRABILITY]:
ÂN'A ve/||/<> NESNEYE
- İÇİŞLERİ BAKANI ile İÇİŞLERİ BAKANLIĞI ile İÇ MEKAN
- İÇKİN ile İÇKİN
- İÇKİN ile/ve İÇSEL
- İÇKİN = MÜNDEMİÇ = IMMANENT[İng., Fr., Alm.] = IMMANENS[Lat.]
- İÇKİN ile/ve SAKLI
- İÇLEM = TAZAMMUN = COMPREHENSION[İng.] = COMPRÉHENSION[Fr.] = INHALT[Alm.] = COMPREHENSIO[Lat.]
- İÇMEK ile ÇAY İÇMEK ile İÇİLEBİLİR ile İÇİCİ ile İÇME ile ÇEŞME ile İÇME YERİ ile İÇME SUYU ile İÇECEKLER
- ICONOSCOPE[İng.] / ICONOSCOPE[Fr.] / IKONOSKOP[Alm.] ile/değil/yerine/= İKONOSKOP
- ICOSINENE[İng.] ile/değil/yerine/= İKOSİNEN
- İÇREK = BÂTINÎ = ESOTERIC[İng.] = ÉSOTÉRIQUE[Fr.] = ESOTERISCH[Alm.] = ESO[Yun.]
- İÇSEL FUKARALIK ile/ve/<> EN BÜYÜĞÜN SAHİPLENİLMESİ
- İÇSELLEŞTİRME ile/ve YAŞAMA YANSITMA
- İÇSELLİK ile/ve KENDİLİK
- ICT/INFORMATION AND COMMUNICATION TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= BİLGİ VE İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ
- İÇTEN BOZULUŞ ile/ve DIŞTAN BOZULUŞ
- İÇTEPİ ile İÇGÜDÜ
( Toplumda(kilerde)n. İLE Doğadan. )
- İÇTİHAT ile HUKUK
- ICU/İNTENSIVE CARE UNİT[İng.] değil/yerine/= YOĞUN BAKIM ÜNİTESİ, YOĞUN BAKIM BİRİMİ
- IDALIN[İng.] ile/değil/yerine/= İDALİN
- İDAM değil/yerine ADÂLET
- İDANTİK/IDENTICAL[İng.] değil/yerine/= ÖZDEŞ
- İDDİA ile/ve BENCİLLİK
( Bencillik, parçanın adına ve bütünün zararına, açgözlülük etmek, ele geçirmek, biriktirmek demektir. )
( Tüm çatışmaların kökeninde "ben" ve "benim" fikirleri yatar. )
( Sadece kendi ötenize, egonuzdan öteye uzanmalısınız, o zaman onu bulacaksınız. )
( Bencillik, ıstırabın nedenidir. )
( Kendinin, gövde ve zihin olmadığını bilen bir kişi, bencil olamaz, çünkü bencillik nedeni olabilecek bir şeye sahip değildir. )
( Tek kötülük, budalalık ve bencilliktir. )
( Bencillik merkezi yok olduğu zaman, tüm haz arzusu ve ıstırap korkusu biter. )
- İDDİA ile/ve/<> CİDDİYET
- İDDİA ile DAYANAK
( İddiaya itiraz edilmez! Ancak "delil"lerine edilebilir. )
( UMDE: Dayanılacak, güvenilecek şey/kişi/yer, destek. | İlke. | Herkesin güvendiği kişi. )
- İDDİA ile/ve/||/<>/> GEREKÇE
- İDDİA ile/ve/değil/yerine GÖRÜŞ
- İDDİA ile İDDİA ETMEK
- İDDİA ile İDDİADA İDDİA
( Kesin iddia, tutsaklık demektir. )
( Olmadığınız şey olduğunuzu iddia etmekte ve aslında olduğunuz şey olduğunuzu da inkâr etmektesiniz. )
- İDDİA ile İDDİALI
- İDDİA ile/ve/değil İMÂ
- İDDİA ile SUÇLAMA
- İDDİA ile TALEP EDİLEBİLİR ile DAVACI ile İDDİALAR
- İDDİALI OLMAK ile/yerine/değil ÇABA(SINI) GÖSTERMEK
( Başarı, ancak yorulmaksızın doğru çabaları göstererek kazanılır. )
( İyi huyluluğun etkisi, alçakgönüllü ve sıralı çabalarla elde edilen kalıcı durumlarda görünür. )
- İDDİALI ile/ve YETERLİ
- IDEAL CRYSTAL[İng.] / CRISTAL PARFAIT[Fr.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ KRİSTAL
- IDEAL DIELECTRIC, PERFECT DIELECTRIC[İng.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ YALITKAN
- IDEAL FLUID, PERFECT FLUID[İng.] / FLUIDE PARFAIT[Fr.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ AKIŞKAN
- IDEAL GAS EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ GAZ DENKLEMİ
- IDEAL GAS LAW[İng.] / LOI GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ YASASI/KANUNU
- IDEAL GAS, PERFECT GAS[İng.] / GAZ PARFAIT[Fr.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ GAZ
- IDEAL GAS[İng.] / GAZ PARFAIT[Fr.] / IDEALE GAS[Alm.] ile/değil/yerine/= İDEAL GAZ
- IDEAL INDUCTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= KUSURSUZ İNDÜKTANS
- İDEAL ile İDEALİZM ile İDEALİST ile İDEALİST ile İDEALİZE ETMEK
- İDEAL ile/ve MİSYON
- İDEALİZASYON/IDEALIZATION[İng.] değil/yerine/= ÜLKÜLEŞTİRME
- İDEALİZM = MEFKÛRECİLİK, İFTİKÂRİYE = IDEALISM[İng.] = IDÉALISME[Fr.] = IDEALISMUS[Alm.]
- IDENTIFIKASYON/IDENTIFICATION[İng.] değil/yerine/= TANIMLAMA | ÖZDEŞLEŞTİRME
- IDENTITY BY DESCENT (IBD)[İng.] değil/yerine/= KÖKENE DAYALI KİMLİK (İBD)
( Kökenlerinin izi sürüldüğünde ortak bir ataya varan aleller. IBD, ebeveynden aynı alelin kalıtılması olayı.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İDEOLOJİ = İLM-İ SUVER-İ AKLİYE, FİKRİYAT, İLM-İ TASAVVUR = IDEOLOGY[İng.] = IDÉOLOGIE[Fr.] = IDEOLOGIE[Alm.] = IDEOLOGÍA[İsp.]
- İDİL ile İDİL
- IDIOBLAST[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOBLAST
- IDIOPATHIC[İng.] değil/yerine/= İDİOPATİK
( Kendiliğinden ortaya çıkan ya da bilinen bir nedeni olmayan herhangi bir durum ya da hastalığa ait ya da bu hastalıkla ilgili; başka bir hastalığın sonucu olmayan bir durum ya da hastalığa ait ya da bu hastalıkla ilgili.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- IDIOSYNCRASY[İng.] ile/değil/yerine/= İDİOSENKRAZİ
- IDITE, IDITOL[İng.] ile/değil/yerine/= İDİTOL
- İDİYOPATİK/IDIOPATHIC[İng.] değil/yerine/= NEDENİ BİLİNMEYEN
- İDİYOSENKRAZİ/IDIOSYNCRACY[İng.] değil/yerine/= ÖZGÜN DUYARLIK
- IDODIPHENYL[İng.] ile/değil/yerine/= İDODİFENİL
- IDOGEN[İng.] ile/değil/yerine/= İDOJEN
- İDOL ile İDOL TAPINAĞI ile PUTA TAPAN ile PUTLAŞTIRMAK
- İDOLA = SANEM[Ar.] = PUT[Fars.] = IDOL[İng.] = IDOLE[Fr.] = IDOL[Alm.] = EIDOLON[Yun.] = ÍDOLO[İsp.]
- IDONIC ACID[İng.] ile/değil/yerine/= İDONİK ASİT
- IDOSACCHARIDE ACID[İng.] / IDOZUCKERSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOSAKKARİK ASİT
- IDOSE[İng.] / IDOSE[Alm.] ile/değil/yerine/= İDOZ
- IDRAK[İng.] değil/yerine/= İDRAK
( Algı. Dış dünyanın uyarısı ile meydana gelen biyofizikokimyasal etkilerin zihinsel yorumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İDRÂK[Osm.] / PERCEPTION[İng.] / PERCEPTION[Fr.] ile/değil/yerine/= ALGI
- İDRARINI TUTAMAMA ile KITA ile KITASAL ile BEKLENMEDİK DURUM ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile DEVAM ETMEK ile DEVAM ile DEVAM ETTİRİCİ ile DEVAM ETMEK ile DEVAM ETTİ ile DEVAM EDİYOR ile SÜREKLİLİK ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ FORM ile SÜREKLİ KAĞIT ile SÜREKLİ GEÇMİŞ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİ ile SÜREKLİLİK
- IDRIALENE[İng.] ile/değil/yerine/= İDRİALEN
- IDRYL[İng.] ile/değil/yerine/= İDRİL
- IEEE/THE INSTITUTE OF ELECTRICAL AND ELECTRONICS ENGINEERS[İng.] değil/yerine/= ELEKTRİK VE ELEKTRONİK MÜHENDISLERİ ENSTİTÜSÜ
- IETF/INTERNET ENGINEERING TASK FORCE[İng.] değil/yerine/= INTERNET MÜHENDISLİĞİ GÖREV GRUBU
- IF-THEN LOOPS[İng.] değil/yerine/= EĞER-İSE DÖNGÜLERİ
- İFADE EDİLEMEZ ile İFADESİZ ile ANLAMSIZLIK
- İFADE ETMEK ile ŞÜPHEYİ DİLE GETİRMEK ile İLGİ GÖSTERMEK ile SEVİNCİNİ İFADE ETMEK ile GÖRÜŞ BELİRTMEK ile SÜRPRİZ İFADE ETMEK ile İFADE EDİLDİ ile İFADE ETME ile SÜRPRİZ İFADE ETMEK ile İFADE ile ANLAMLI ile İFADE GÜCÜ ile OTOBAN
- İFADE ile/ve/değil İDDİA
- İFFET ile CEZALANDIRICI
- İFFET = UT = CHASTITY[İng.] = CHASTETÉ[Fr.] = KEUSCHHEIT[Alm.] = CASTITAS[Lat.]
- İFFETLİ ile İFFETLİ KADIN ile CEZALANDIRMAK ile İFFET
- İFLAS ETMİŞ ile İFLAS
- İFLAS ile İFLAS ETMİŞ
- İFTİRA ile KARALAMAK
- İFTİRACI ile İFTİRA
- IG/IMMÜNGLOBÜLIN IMMUNOGLOBULIN[İng.] değil/yerine/=
- IGAMID[İng.] ile/değil/yerine/= İGAMİT
- İĞDİŞ EDİLMİŞ ile İĞDİŞ EDİLMİŞ HAYVAN
- IGNATIA BEANS[İng.] ile/değil/yerine/= İGNATİA FASULYESİ
- İĞNE ile/ve/||/<>/> AKUPUNKTUR[Fr./İng. < ACUPONCTURE/ACUPUNCTURE]
( ... İLE/VE/||/<>/> Gövdenin belirli noktalarına genellikle altın iğne batırılarak yapılan sağaltım. )
- İĞNE ile TOPLU İĞNE
- IGNEOUS[İng.] ile/değil/yerine/= İGNEOUS, MAGMATİK
- IGNITE[İng.] / ANZÜNDEN[Alm.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEMEK
- IGNITION COIL[İng.] / ENROULEMENT D'ALLUMAGE[Fr.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEME BOBİNİ
- IGNITION POINT[İng.] / POINT D'IGNITION[Fr.] / ZÜNDPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ALEV ALMA NOKTASI
- IGNITION TEMPERATURE[İng.] / TEMPÉRATURE D'INFLAMMATION[Fr.] ile/değil/yerine/= TUTUŞMA SICAKLIĞI
- IGNITION[İng.] / IGINITION[Fr.] / ENTSPANNUNG, ZÜNDEN, ZÜNDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEME
- IGNITOR[İng.] / ALLUMOIR[Fr.] ile/değil/yerine/= ATEŞLEYİCİ
- IGO ile INGO ile PVO ile BINGO ile TGO ile HO
- IGOPON[İng.] ile/değil/yerine/= İGEPON
- İĞRENÇ ile İĞRENÇ ile İĞRENÇLİK
- İĞRENME ile TİKSİNTİ ile İĞRENÇ
- İGUANA ile KALAKBAŞ/TEPEGÖZ
( ... İLE Kafalarının ön tarafında üçüncü bir "göz"leri vardır. [Işığa duyarlıdır ve büyük olasılıkla gövde ısısını düzenlemeye yarar.] )
( ... İLE 100 yıldan uzun yaşayabilirler. )
( ... İLE Yeni Zelanda'nın kıyılarındaki adalarda yaşarlar. [Serin adalarda yaşayabiliyorlar.] )
( ... İLE En ilkel sürüngenlerdir. )
( ... İLE Dişleri yoktur. [Tek parça bir çene kemikleri vardır.] )
( ... İLE Kıçlarını birbirine bastırarak çiftleşirler. )
( ... İLE Dişilleri 4 yılda sadece bir kez yumurtlar ve kuluçkaları 1 yıldan uzun sürer. )
( ... İLE Yavrunun, dişil mi eril mi olduğu, yumurta sıcaklığından anlaşılır. )
( ... İLE Nüfusu 2 kat daha fazla eril üretmektedir. [toplam 55.000 kadarlardır] )
( ... İLE İpe bağlı bir topu ısırıp bırakmadıkları için yakalanırlar. [Maymunların, sadece ellerinin girebileceği büyüklükteki bir delikten muzu almak üzere sepetten çıkartmak isterken ellerinin yumruk olmasıyla ve muzu bırakmamalarıyla yakalandıkları gibi] )
( [Maori dilinde] ... ile SİVRİ SIRTLI )
- İHANET ETMEK ile İHANET ile HAİN
- İHBAR ile/ve/değil DEDİKODU
- İHBAR ile/ve İTİRAF
- IHE/INTEGRATING THE HEALTHCARE ENTERPRISE[İng.] değil/yerine/= SAĞLIK GİRİŞİMCİLERİ BİRLİĞİ
- IHLENITE[İng.] ile/değil/yerine/= İHLENİT
- İHMAL ile GÖZARDI
- İHMAL ile/ve/> İKİLEM
- İHMAL ile TERK
- İHRACAT ile İHRACATÇI ile İHRACAT
- İHRAK[Osm.] / COMBUSTION[İng.] / COMBUSTION[Fr.] / VERBRENNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= YANMA
- İHTİLÂT[Osm.] / CONTAMINATION[İng.] / CONTAMINATION, IMPURETÉ[Fr.] / KONTAMINATION, VERUNREINIGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BULAŞMA, KİRLENME, SAFSIZLIK
- İHTİSÂR[Ar. < HASR]/İKTİSÂR/SIMPLIFICATION[Fr., İng.] ile KISALTMA
( Kısaltma tekniği. )
- İHTİYOLOG ile İHTİYOLOJİ ile İHTİFAJİ ile İHTİFOBİ
- İHTİZAZ[Ar.]/VİBRASYON[Fr./İng.]/REZONANS[Fr./İng. < RESONANCE] değil/yerine/= TİTREŞİM/SESELİM/TINLAŞIM
- İHTİZAZ[Osm.] / OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION[Fr.] / OSZILLATION, SCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SALINIM, TİTREŞİM
- İKAMET ETMEK ile SAKİN ile MANASTIR SAKİNİ ile KONUT ile CENNETTE YAŞAMAK
- İKAMETGAH ile İKAMETGAH
- ÎKAZ MÜNHANİSİ[Osm.] / EXCITATION CURVE[İng.] / COURBE D'EXCITATION[Fr.] / ERREGUNGSKURVE[Alm.] ile/değil/yerine/= UYARMA EĞRİSİ
- ÎKAZ[Osm.] / EXCITATION[İng.] / EXCITATION[Fr.] / ANREGUNG, EREGENZ, ERREGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= UYAR(IL)MA
- İKİ ÇİZGİLİ ile ÇİFT DOĞRUSAL
- İKİ DİLLİ ile İKİ DİLLİLİK ile İKİ DİLLİLİK
- İKİ DUDAKLI ile ÇİFT TARAFLI
- İKİ HAFTA ile İKİ HAFTADA BİR
- İKİ İKİ AYIRMAK ile ÇİFTLEŞTİRMEK
- İKİ PARTİLİ ile İKİ PARÇALI
- İKİ(2) ile HER ŞEY/HERKES/HER ZAMAN
- İKİ ile/ve ÇOĞUL
- İKİCİLİK = SÜNAİYE = DUALISM[İng.] = DUALISME[Fr.] = DUALISMUS[Alm.] = DUALIS[Lat.]
- İKİLEM ile İKİLEME ile İKİLİ ile İKİRCİK
- İKİLEM ile/ve/||/<> İKİRCİK
- İKİLEM = KIYAS-I MUKASSİM = DILEMMA[İng., Alm., Yun.] = DILEMME[Fr.] = DILEMA[İsp.]
- İKİLİ ile İKİLİK
- İKİLİK(/DUALİTE) ile EYTİŞİM(DİYALEKTİK/CEDEL/ZÜLFİKÂR)
( Descartes. İLE Hegel. )
( ... İLE Gerçekliği ve onun çelişmelerini incelemeye yarayan ve bu çelişmeleri aşmayı sağlayan yolları aramayı öngören us yürütme yöntemi. )
- İKİLİK/DUALİTE[Fr./İng.] ile İKİLEŞİM/DİKOTOMİ[Fr./İng.]
( İkilik. İLE Çatışan ikilik. )
- İKİLİK/İKİLEM ile ÇELİŞKİ
( İkiliğin geçerli olmadığı âlemde her şey tamam, kendi kendinin kanıtı, anlamı ve amacıdır. )
- İKİNCİL METABOLİT[İng. SECONDARY METABOLITE] ile/||/<> İKİNCİL TEMAS[İng. SECONDARY CONTACT]
( Bitki ve hayvanlar tarafından üretilen, ancak temel metabolik süreçlere dahil olmayan kimyasal bileşikler. @@ Evrimsel süreçte birbirinden ayrılmış türlerin, yeniden coğrafi olarak bir araya gelmesi durumudur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İKİRCİK ile ÇEKİNCE
- İKİRCİK ile/ve GÜVENSİZLİK
- İKİRCİK ile İKİRİM
( TEREDDÜT ile/ve KARARSIZLIK )
- İKİSİ BİRDEN ile HER İKİSİ DE ile RAHATSIZ ETMEK ile RAHATSIZ EDİCİ ile CAN SIKICI
- İKİYE BÖLMEK ile İKİYE BÖLÜNMÜŞ ile İKİYE BÖLME ile İKİYE BÖLÜNMÜŞ ile AÇIORTAY
- İKİYÜZLÜLÜK ile/ve/değil/yerine ÇELİŞKİ
( CONTRADICTION instead fo RİYÂ )
- İKİYÜZLÜLÜK ile İKİYÜZLÜ ile İKİYÜZLÜ ile İKİYÜZLÜ BİR ŞEKİLDE
- İKLİM ile İKLİM ile İKLİMBİLİM
- İKLİME AYKIRI ile DORUK NOKTASI ile ANTİKLİNAL
- İKNA EDİCİ ile TATLILIKLA KANDIRMA
- İKNA ETMEK ile İKNA EDİLMİŞ ile İKNA EDİCİ ile İNANDIRICI
- İKNA ile/ve İNSAF
- İKONOKLAZMA ile İKONOKLAST
- İKSÂM[Ar.] ile İKSÂM[Ar.]
- İKTER/JAUNDICE[İng.] değil/yerine/= SARILIK
- İKTİDAR[Osm.] / POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL[Fr.] / POTENTIAL[Alm.] ile/değil/yerine/= POTANSİYEL
- İKTİDARSIZLIK ile İKTİDARSIZLIK ile İKTİDARSIZ
- İKTİSAT/İKTİSADİ[Ar.]/EKONOMİ/K[İng. < ECONOMY] değil/yerine/= GEÇİMGE/GEÇİMSEL
- İLK ile/ve TEK
- İLA/HUMAN LEUKOCYTE ANTIGEN[İng.] değil/yerine/= İNSAN AKYUVAR ANTİJENİ, İNSAN LÖKOSIT ANTİJENİ
- İLAÇ TOLERANSI/DRUG TOLERANCE[İng.] değil/yerine/= İLAÇ DOZ YETERSİZLİĞİ
- İLAÇ[İng. MEDICATION] ile/||/<> FARMAKOPE[İng. PHARMACOPOEIA] ile/||/<> KAPSÜL[İng. CAPSUL] ile/||/<> PLASEBO
( Bir ya da daha fazla aktif ve/veya aktif olmayan bileşen içeren dozaj formu. İlaçlar; tablet, kapsül, sıvı ve krem olmak üzere birçok dozaj biçiminde üretilir. Ağız yoluyla, damar içine infüzyonla ya da kulağa ya da göze damlatılan damlalar gibi farklı şekillerde kullanılabilir. Aktif bileşen içeren form; bir hastalığın ya da anormal durumun semptomlarını önlemek, teşhis etmek, tedavi etmek ya da hafifletmek için kullanılır. @@ İlaçları ya da diğer farmakolojik maddeleri, özellikle bunların kullanımını, hazırlanmasını ve düzenlenmesini açıklayan resmî kitap. @@ Hücreyi saran, yoğun ve sıkı yapıda protein ya da polisakkarit. @@ Hiçbir kimyasal ve biyolojik etkisi olmayan, hastaya ilaç olduğu söylenerek verilen maddelerdir, amaç hasta üstünde deneyi yapılan ilaca psikolojik kontrol öbeği oluşturmaktır. Plasebo, etkisi farmakolojik olarak etkisiz bir ilacın telkine dayalı bir etki ortaya çıkarma halidir. İlaç vücuda ağız, burun ya da enjeksiyon yolu ile verilebilir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- İLAÇ ile UYUŞTURUCU BAĞIMLISI ile UYUŞTURUCU EVİ ile UYUŞTURUCU
- İLÂHÎ MELANKOLİ ile AKLÎ MELANKOLİ ile HAYALÎ MELANKOLİ
- İLAHİ ile İLAHİ KİTABI ile İLAHİ KİTABI
- İLÂHÎ ile/ve MUTLAK
( Mutlak, deneyimlenemez, çünkü o, deneyim alanı ötesindedir. )
( Deneyimi olanaklı kılan Mutlak'tır. Onu gerçektleştiren ise Öz Varolan'dır [zâttır]. )
( Mutlak, deneyimlenebilir olan her şeyi içerir, fakat deneyimleyen olmazsa onlar hiçbir şey demektir. )
( Sizi sizin ötenizdeki mutlak'a götürecek olan yine kendi içinizdeki mutlak'tır. )
- İLÂHİ ile/ve OLMAZSA OLMAZ
- İLE ile/ve/yerine ÜZERİNE
- İLENÇ/BEDDUA ile/yerine DUA
( Beddua edenlerin sözü dinlenmez. )
( Zayıf "kişi(lik)ler". İLE/YERİNE Sabırlı kişiler. )
- İLERİ GELENLER ile SAYGIN ile İTİBAR
- İLERİ GÖRÜŞLÜ ile İLERİ GÖRÜŞLÜLÜK
- İLERİ SÜRME = İDDİA = ASSERTION[İng., Fr.] = BEHAUPTUNG[Alm.] = ASSERTIO < ASSERERE[Lat.]
- İLERİ ile İLETİCİ ile YÖNLENDİRME ile FORVET ile ÖN UYARI
- İLERİDE/GERİDE ile İYİ/KÖTÜ
- İLERLEME ile/ve/<> DEVAMLILIK
( Devam etmek, fırsatlar doğurur. )
( Gökgürültüsü ve rüzgâr, devamlılığı simgeler. )
( Genellikle, gerçek devamlılık, görünüşten anlaşılır. )
( Yalnızca dikkatli, hassas ve becerikli çabalar, devamlılık gösterecek sonuçlara ulaşır. )
( Kişi, yolunda devam ederse iyiye doğru belirtiler oluşur. )
- İLERLEME ile GELİŞME ile DEĞİŞME
( İlerlemenin yolu sakin bir ısrarlılıkta yatar. )
- İLERLEME = TERAKKİ = PROGRESS[İng.] = PROGRÈS[Fr.] = FORTSCHRITT[Alm.] = PROGRESSUS < GRESSUS:YÜRÜME, ADIM. PRO:ÖNDE, İLERİYE[Lat.] = PROGRESO[İsp.]
- İLERLEMEK ile AVANS ÜCRETİ ile AVANS PARASI ile PEŞİN ÖDEME ile PEŞİN SATIN ALMA ile AVANS ÜCRETİ ile GELİŞMİŞ ile İLERLEME ile İLERLEYEN
- ILETIN[İng.] ile/değil/yerine/= İLETİN
- İLETİŞİM (SORUNU) ile/ve/değil/||/<>/>/< BAĞ/BAĞLANTI (SORUNU)
- İLETİŞİM:
AÇIK ile/ve/||/<> ÖRTÜK
- İLETİŞİM = COMMUNICATION[İng., Fr.] = KOMMUNIKATION[Alm.] = COMUNICAZIONE[İt.] = COMUNICACIÓN[İsp.]
- İLETİŞİM ile/ve/değil/önce/||/<>/< ETKİLEŞİM
- İLETİŞİM ile KOORDİNASYON
- İLETİŞİM ile/ve PİKTOGRAFİ
( ... İLE/VE Resim ve çizim aracılığıyla iletişim. )
- İLETKEN ile/değil/yerine/||/></< YALITKAN
( Elektrik akımını kolayca geçiren nesne. İLE/DEĞİL/YERİNE/||/>< Elektrik akımını geçirmeyen nesne. )
- İLETKEN ile YÖNETMEK ile GÖRÜŞ BİLDİRMEK ile ARAŞTIRMA YAPMAK ile İLETKENLİK ile İLETKENLİK ile ORKESTRA ŞEFİ
- İLETMEK ile NAKİL ile KONVEYÖR ile TAŞIMA ile KONVEYÖR
- ILEXANTHIN[İng.] / ILEXANTHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= İLEKSANTİN
- İLGİ
- İLGİ ALANI ile/ve/<> ETKİ ALANI
( İlgi bir kez uyandığında, düzgün uygulama onu izler. )
( Işığa, ışıkla etki edilmez. )
( İğne ucundan daha küçüksek, iğne, bizi delemez - biz iğneyi delebiliriz. )
- İLGİ ile/ve/<> BECERİ
- İLGİ ve/> BİLGİ ve/> ZEVK
- İLGİ ve/> İSTEK ve/> YÖNTEM ve/> EYLEM
- İLGİ ile/ve/<> SEMPATİ
- İLGİ ile/ve TEPKİ
- İLGİ ile/ve/<> ZEKÂ
( Zekâ, özgürlüğe açılan kapıdır ve uyanık dikkat, zekânın anasıdır. )
( Intelligence is the door to freedom and alert attention is the mother of intelligence. )
- İLGİLENME(ME)K ile YAKINLIK/YABANCILIK
- İLGİLİ ile/ve BAĞLANTILI
- İLGİLİ ile/ve İLİŞKİLİ
- ILGIM/SERAP[Fars. < SERÂB] ile YANILSAMA
( Yanılsamalar dünyasında yaşadığımızı anlamaya çalışalım, onları inceleyelim ve köklerini açığa çıkaralım. )
( Burnumuza sarımsak tıkamışız, gül kokusu arıyoruz. )
( Hiçbir şey, apaçık ortada olan kadar aldatıcı değildir. )
( Bir şeyi saklamak istiyorsan, ortalıkta bırak. )
( YANILSAMA NEDENLERİ:
* ARAÇLAR
* İLİŞKİLENDİRME
* "AKIL YÜRÜTME" )
( Try to understand that we live in a world of illusions, examine them and uncover their roots.
We plugged the garlic to our nose but we are seeking the smell of the rose. )
- İLGİNÇ ile/ve/değil FARKLI
- İLGİNÇ ile ÖZEL
- İLGİNÇ ile TEZAD
- İLGİNÇ ile TEZAT
- İLGİSİZLİK ile İLGİSİZLİK ile ALAKASIZ
- İLHAM ile SEZGİ
( Kaynağının nerede olduğu/nereden geldiği gibi soruların sorulmadan kullanıldığı veri İLE Kaynağının tanımlanamaz/belirsiz fakat kendinde bir yerlerde (düşünce-duygu-tecrübelerin birleştiği alan/varsayılan alan olabilir) olduğu düşüncesinden hareketle kullanılan/pratiğe yönelik işlenme potansiyelli/pratik bilgi. )
- İLHAM ile SEZGİ
( Kaynağının nerede olduğu/nereden geldiği gibi soruların sorulmadan kullanıldığı veri. İLE Kaynağının tanımlanamaz/belirsiz fakat kendinde bir yerlerde (düşünce-duygu-tecrübelerin birleştiği alan/varsayılan alan olabilir) olduğu düşüncesinden hareketle kullanılan/pratiğe yönelik işlenme potansiyelli/pratik bilgi. )
( Sezgi, organik düzeyden başlayarak, içgüdü ve duygu alanlarının içinden yükselerek ve ansal süreçlere bağlanıp onları besleyen ve bunu sibernetik deyimiyle "feed-back/geri besleme/bildirim" yaparak sürdüren bir "İç-Kaynak". )
( Açık zihinle, işleri derin ve kapsamlı bir önseziyle organize etmelidir. )
- İLİAK ile İLİAK TUTKU
- ILICIC ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= İLİSİK ALKOL
- ILICYAL ALCOHOL[İng.] ile/değil/yerine/= İLİSİL ALKOL
- İLİK/YİLİK[dvnlgttrk] ile/ve/<> KEMİKTE BULUNAN BOŞLUK
- İLİM[Osm.] / SCIENCE[İng.] / SCIENCE[Fr.] / WISSENSCHAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= BİLİM
- İLİM ve/<> ÂLİM
( İLİM: Âlemin, bilendeki sûreti. )
- İLİM ile/ve/değil/yerine ANLAYIŞ
- İLİM ve/> HAL
( İlim, hale inkılâp etmezse, hiçbir değer ifade etmez. )
- İLİM ve/<> İLİM
( İDRAK + MELEKE + MESAİ ve/<> İDRAK + İLLET + SURET )
( İLİM: Nesnesine/maluma ve yöntemin[nesneyle/nesnesiyle olan ilişikisine] tâbidir. )
- ILIMLILIK = TEMPERANCE[İng.] = TEMPÉRANCE[Fr.] = MÄßIGHEIT[Alm.] = TEMPERANTIA[Lat.]
- İLİNEK = ARAZ = ACCIDENT[İng., Fr.] = AKZIDENZ[Alm.] = ACCIDENS[Lat.] = SYMBEBEKOS[Yun.] = ACCIDENTE[İsp.]
- İLİŞKİ
- İLİŞKİ/Lİ ile İLİNTİ/Lİ
- İLİŞKİ ile/ve AYIRIM(-/)BİRLEŞİM
( Fark gözetmeyin ve ayrılmaz olanı ayırmayın. )
( Ortak etmeni bulmak için tüm ayrımları terk etmek zorundasınız. Ancak evrensel olan ortaktır. )
( To find the common factor you must abandon all distinctions. Only the universal is in common. )
- İLİŞKİ ile/ve BAĞ
- İLİŞKİ ile/ve BAĞLANTI
- İLİŞKİ ile/ve BİLGİ
( Bilgi, kendini isteyen/talep edene, kendini açar. )
(1996'dan beri)