Bugün[21 Şubat 2026]
itibarı ile 13.622 başlık/FaRk ile birlikte,
13.622 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(3/56)


- AĞIZ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< KULAK

( Daha az konuşmak üzere/için. İLE/VE/||/<>/< Daha çok dinlemek üzere/için. )

( Bir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/< İki. )


- AĞLAMAK ile AĞLAMAK ile AĞLAMAK


- AĞLAYAN ile AĞLAKLIK


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.]/[Fr. < AGNOSIE] değil/yerine/= TANISIZLIK, TANIMAZLIK, VAROLANLARI TANIYAMAMA, TANIMA YİTİMİ, ALGI YİTİMİ


- AGNOZİ/AGNOSIA[İng.] değil/yerine/= TANIMAZLIK, TANIMA YİTİMİ


- AGONİ[Yun.]/AGONY[İng.] değil/yerine/= CAN ÇEKİŞME


- AGONİST/AGONIST[İng.] değil/yerine/= ETKİDEŞ


- AGONİST ile AGONİSTİK


- AGRAFİ/AGRAPHIA[İng.]/AGRAPHIE[Fr.] değil/yerine/= YAZAMAMAZLIK, YAZMA YİTİMİ


- AGREGAN/AGGREGANT[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞTIRICI


- AGREGASYON/AGGREGATION[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞMA, TOPLANMA, BİR ARAYA GELMEK


- AGRESİF[İng. AGRESSIVE] değil/yerine/= SALDIRGAN


- AGRESYON/AGGRESSION[İng.] değil/yerine/= SALDIRI


- AĞRI ile SANCI

( BALKI: Güzel, süslü, parlak. | Sancı, ağrı. )


- AĞRIYA DUYARLI OLMAYAN ÖRGENLER(ORGANLAR) ile AĞRIYA DUYARLI OLAN ÖRGENLER

( SEDATİF: Ağrı dindiren/kesen. )


- AGROMETRE/AGGREGOMETER[İng.] değil/yerine/= YIĞIŞIMÖLÇER


- AGSM/ANTI-G STRAINING MANEUVER[İng.] değil/yerine/= YER ÇEKİMiNE KARŞI KOYMA MANEVRASI


- AĞUSTOS BÖCEĞİ/ORAKBÖCEĞİ | ZÎZÜ[Ar.] | CICADA[İng.] | CICADIS/LANIUS[Lat.] ile/ve ATEŞBÖCEĞİ/YILDIZBÖCEĞİ/ZAMBULA[Lat. LAMPYRIS NOCTILUCA][1 cm.den daha küçüklerdir] ile/ve YERÂA[Ar. | çoğ. YERÂ'], KİRM-İ AHTER, KİRM-İ ŞEB-EFRÛZ, KİRM-İ ŞEB-TÂB, ÂTEŞÎZE[Fars.]) ile/ve BOK BÖCEĞİ(HUNFESÂ'[Ar. | çoğ. HANÂFİS], KÜSTEL[Fars.], GEOTRUPES STERCORARIUS[Lat.], SCARABE/KHEBER) ile/ve GELİN BÖCEĞİ ile/ve HANIM BÖCEĞİ ile/ve İPEK BÖCEĞİ[Ar. DÛD-İ HARÎR, DÛD-ÜL-KAZZ | Fars. DÎVE, KİRM-İ EBRİŞÎM/PÎLE | Lat. BOMBYX MORI] ile/ve KIZ BÖCEĞİ ile/ve UĞUR BÖCEĞİ/UÇUÇBÖCEĞİ/HANIMBÖCEĞİ[Lat. COCCINELLA SEPTEMPUNCTATA] ile/ve AĞILI BÖCEK ile/ve ÇALGICI BÖCEK ile/ve MAKASLI BÖCEK ile/ve MAYIS BÖCEĞİ(COCKCHAFER)[Lat. MELOLONTHA VULGARIS] ile/ve TAM GELİŞMEMİŞ BÖCEK(NYMPH) ile/ve UYUZBÖCEĞİ[Lat. SARCOPTES SCABIEI]

( Dünya üzerinde 5000'den fazla uğur böceği türü bulunmaktadır. )


- AĞUSTOS RODEN ile AĞUSTOS


- AGUZİ/AGUESIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMAMAZLIK


- AĞZINI AÇMAK ile/ve SAVUNMA

( Bazı durum ya da sorularda, doğrudan/gerçeklikten ne kadar bahsedecek olsan da ağzını açtığın anda haksız olduğun algısı oluşabilir. )

( Hiçbir şey söylenmemesi gereken durumlar vardır ve buna göre davranmak gerekir. )


- AHBAP ile DOSTUM RASHİD ile TOMURCUK


- AHBS/FAMILY PHYSICIAN INFORMATION SYSTEM[İng.] değil/yerine/= AİLE HEKİMLİĞİ BİLGİ SİSTEMİ


- AHKÂM (KESMEK) ile/değil/yerine ÖZGÜVEN


- AHLÂK ile/ve/değil/<> ÂDÂB

( Değişmez. İLE/VE/<>/DEĞİL Değişir. )

( Bireysel. İLE/VE/<>/DEĞİL Kurumsal. )

( !Ahbaplık arttıkça, âdâb kalkar. [fazla yüz-göz olmamaya dikkat etmek gerek!] )

( Yükselmiş davranış ve tutumlar. İLE/VE/<>/DEĞİL Olağan davranış ve tutumlar. )


- AHLÂK ile/ve/<> ADÂLET


- AHLÂK ile/ve DÖNÜŞTÜRÜCÜ AHLÂK


- AHLÂK ile/ve/<> DÜŞÜNÜŞ


- AHLÂK ile/ve/<> ERDEM/FAZİLET

( Toplumsal. İLE/VE/<> Kişisel. )

( Hiçbir çiçeğin kokusu rüzgâra karşı gidemez fakat erdemlerin kokusu rüzgâra karşı gider en uca bile ulaşabilir. )

( Erdemler ve güçler kendini-idrakle birlikte gelir, daha önce değil. )

( Erdemleri korumanın en iyi yolu erdemlilerle birlikte olmaktır. )

( EUBULIA: Siyasal bir erdem. )


- AHLÂK ve/<> EYLEM


- AHLÂK ile/ve/<> HADD

( Ahlâk, haddini bilmektir. )

( Başkasından nefret edeceğimize, kendi ahlâkımızdan nefret edelim. )


- AHLÂK ile/ve/<> HUY


- AHLÂK ile/ve/<> İLİM

( Dünya. İLE/VE/<> Âhiret. )


- AHLÂK ile/ve/<> KAVRAYIŞ


- AHLÂK ile/ve/<> KURAL


- AHLÂK ile/ve OLMAZSA OLMAZ


- AHLÂK ile/ve/<> ÖZ


- AHLÂK ile/ve/<> SİYASET

( Kuramsal tüze(hukuk). İLE/VE/<> Uygulamalı tüze. )

( Olması gereken(ler)e dayanır. İLE/VE/<> Olan(lar)a dayanır. )


- AHLÂK ile/ve/<> SÖZ


- AHLÂK ile/ve/<>/< TUTUM


- AHLÂK ve/<> YAŞATMAK


- AHLÂKÎ ile/ve İNSANÎ/BİREYSEL


- AHLÂKSIZLIK ile/ve/değil KÖTÜ/OLUMSUZ AHLÂK


- AHLAKSIZLIK ile UYGUNSUZ ile UYGUNSUZ BİR ŞEKİLDE


- AHMAK ile DOSTUM


- AHMET ile AHMED ÇELEBİ ile AHMED ŞAH MESUD


- AHTAPOT[Yun.] ile ARGONOT[Yun.]

( Sekiz dokunacında/kolunda yaklaşık 1000 duyarga bulunur. Üç kalbi, dokuz da beyni vardır. İLE Deniz dibinde, kayalara tutunarak yaşayan bir türdür. [Deniz anemonu gibi bitkiye benzer.] )

( Dokunaçlarının herhangi bir parçası koptuğunda/kesildiğinde kopan parça 3 saat canlılığını ve hareketini devam ettirir. İLE ... )

( Eril ahtapotların kollarından biri çiftleşmek içindir ve bu kol altındaki oluk ve kavramaya yarayan ligula adında bir burunla ötekilerden ayrılır. [Bazı ahtapot türlerinde, öteki memelilerin penisinde olduğu gibi kanla dolar.] İLE Erilin eşeysel örgeni(penisi), çiftleşme zamanında, gövdesinden ayrılır, gider başka bir kayada yaşayan dişil argonotu bulur, döller ve sahibine geri döner. [Çok eşli olma çabasındaki baylara da bu "Argonot" adı takılmıştır.] )

( Çiftleşme kolları, bir paket spermi dikkatli bir biçimde dişinin hazne [kafa/gövde] içine yerleştirir. Ardından ligula kırılır ve dişilin içinde yapışık kalır. [Eriller çiftleştikten birkaç ay sonra ölür.] [Ahtapotlar öteki kollarını yenileyebilseler de yeni bir çiftleşme kolu (lingula) üretemezler.] İLE ... )

( Kavanozları açabilir, taşları istiridyeleri açmak için araç olarak kullanabilir ya da kopmuş denizanası dokunaçlarını silah olarak kullanabilirler. [Bazıları sanki iki ayaklı hayvanlar gibi iki kolunun üzerinde yürüyebilir.] İLE ... )

( Kaslarını, kendilerini ileri atmak üzere kullanır ve saatte 40 km. hıza ulaşabilirler. [Bu yöntem ile "uçabilirler" de.(yırtıcılardan kaçmak için kendilerini suyun dışına fırlatmak üzere)] İLE ... )

( İskeletleri olmadığı için gözbebekleri kadar küçük yerlerden bile geçebilirler. [tek sert parçaları papağanınkine benzeyen gagasıdır] İLE ... )

( Ahtapot ile Argonot )


- AI/ARTIFICIAL INTELLIGENCE[İng.] değil/yerine/= YAPAY ZEKÂ/YZ


- AIDS/ACQUIRED IMMUNODEFICIENCY SYNDROME[İng.] değil/yerine/= EDİNİLMİŞ BAĞIŞIKLIK YETERSİZLİĞİ BELİRGESİ


- AIDS ile/ve/değil/||/<>/< HIV

( )

( HIV ve AIDS Hakkında Bilinmesi Gerekenler... )


- AİLE/AĞIL/AVUL ile/ve SÜLÂLE[< SÜR-AİLE]/AKRABA

( Ateşten esen yel, aileyi simgeler. )

( ... ile/ve ÂL [Âl'i Sultan: Sultan çocukları. | Âl-i Osman: Osmanoğulları.] )

( OIKIA ile/ve ... )


- AİLE ile AİLE BABASI ile SOYADI ile AİLE İLİŞKİLERİ ile SOY AĞACI


- AİLESEL ile AŞİNA ile TANIDIK KONUŞMA ile AŞİNALIK ile ALIŞMAK


- AIRWAY/AIRWAY[İng.] değil/yerine/= HAVAYOLU | SOLUK YOLU AÇARI


- AİT OLMAK ile AİT OLMAK ile AİT ile AİT ile EŞYALAR


- AİT OLMAK ile PARÇASI OLMAK


- AİT ile/yerine İLGİLİ/İLİŞKİN

( Neye, nereye ait olduğumuz, kendi duygularımız ve kanı-mızla ilgilidir. )

( Akıllı kişi, hiçbir şeyi kendine ait saymaz. )

( Hiçkimseye ait olmadan, herkesindir! )

( Kim anlıyor ve/ya da zevk ediyorsa, onundur! )


- AJAN/AGENT[İng.] değil/yerine/= ETKEN


- AJAN ile ARACISIZ ile AJANLAR


- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION]["ACITASYON" değil!] değil/yerine/= KIŞKIRTMA/KIŞKIRTI/KÖRÜKLEME ÇALKALAMA | ÇIRPINTI | DUYGU SÖMÜRÜSÜ | HUZURSUZLUK | ÇALKALAMA


- AJİTASYON[Fr./İng. < AGITATION] ile ANAFİLAKSİ[Fr. < ANAPHYLAXIE]

( Kışkırtma, kışkırtı, körükleme, çırpıntı, çalkalama, duygu sömürüsü. | Sürekli ve tutarsız hareketler. İLE Aşırı duyarlılık/tepki. )


- AK ile AK

( Beyaz. İLE Sıvıların/akışkanların akması. )


- AK ile/ve/||/<> PAK

( Alnın. İLE/VE/||/<>/> Göğsün. )


- AKAÇ/AKITAÇ/DREN ile/ve/||/<> BOŞALTMA/AKAÇLAMA/DRENAJ[İng. < DRAINAGE]

( Birikmiş suları akıtmaya yarayan boru, oluk ve benzeri araç. | Temel düzeyindeki suları toplayıp yapıların uzağına akıtan, yeraltı su borusu. İLE/VE/||/<> ... )


- AKADEMİ = ACADEMY[İng.] = ACADÉMIE[Fr.] = AKADEMIE[Alm.] = ACADEMIA[İsp.]


- AKADEMİ ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİK ile AKADEMİK MAKALE ile AKADEMİK YIL ile AKADEMİSYEN ile AKADEMİ


- AKARSU ile AKARSU


- AKATAFAZİ[Fr.] değil/yerine/= PARAFAZİ/PARAPHASIA[İng.] değil/yerine/= SİNTAKTİK AFAZİ/SYNTACTIC APHASIA[İng.]

( Sözsel anlatım bozukluğu. İLE Sözcük bulma güçlüğü. İLE Sözdizimsel dil yitimi. )


- AKBABA ile ANT AKBABASI

( ... İLE Dünyanın en büyük, ikinci kara kuşudur. )

( )


- AKBABA ile BENEKLİ AKBABA

( ... İLE Tropikal Afrika'dan gelen, nadir rastlanan bir türdür. )

( ... İLE Dünyanın en yüksekten uçan kuşudur. Havada yaklaşık 35 km/s hızla yol alır. Yaşamı tehlike altında olan bu kuşun ortalama yaşam süresi 40-50 yıla yakındır. )


- AKBABA ile KALİFORNİYA AKBABASI

( )


- AKBABA ile KARA AKBABA

( ... İLE Çevresinde açık arazi bulunan ormanlarda yaşarlar. )


- AKBABA ile KIZIL AKBABA

( ... İLE Toroslarda, Doğu Karadeniz Dağları'nda, Doğu Anadolu'da bölgesel olarak yaşarlar. )


- AKBABA ile KÜÇÜK AKBABA

( ... İLE Kanatları düz, kuyruğu uzun ve kamalıdır. )

( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )

( Tüm dünyadaki küçük akbabaların yaklaşık %25'i, Türkiye’de yaşamaktadır. )


- AKBABA ile MISIR AKBABASI


- AKBABA ile SAKALLI AKBABA

( ... İLE Etiyopya'da, Semien Dağları'nda [4500 m. yükseklikte] yaşarlar. )

( ... İLE Leşlerin kemik iliğiyle beslenirler. [Yüksekten atıp kırarak] )

( ... İLE Türkiye’deki dört akbaba türünden biridir. 125 cm.'ye varan boyuyla Türkiye'de görülebilecek en büyük yırtıcıdır. Özellikle uçuşta, dar ve uzun kanatları, uzun ve kama biçimli kuyruğuyla rahatlıkla ayırt edilebilir. Uçuşta, çok iri bir doğan gibidir. Sakallı akbabanın, erişkin eril ve dişil tekleri arasında, görünüş farkı yoktur. Erişkinlerde kanat üstü, sırt ve kuyruk üstü, oldukça koyu renklidir. Alt bölümler turuncudur. Göz çevresi siyah olup göz pınarından gaga altına doğru siyah tüyler (sakallar) sarkar. Sakallı akbaba, yüksek dağlarda bulunur.

Kapalı orman bölgeleri dışında, dağların yüksek kesimlerindeki kayalık vadiler, çıplak ya da seyrek ağaçlı ve taşlık yamaçlar, yaşam alanlarıdır. Yuvalarını, büyük kaya kovuklarına yaparlar. Sakallı akbabanın, besininin tamamına yakınını, leşlerden arta kalan kemikler oluşturur. Kurt, Boz ayı ve öteki akbabalardan kalan leşlerdeki kemiklerin küçük olanlarını doğrudan yutarlar. Büyük kemikleri ise pençeleriyle alıp havalanır ve belirli bir yükseklikten kayaların üzerine bırakarak parçalarlar. İnerek, kemik parçalarını yutarlar. Son derece asitli midesi sayesinde, kemikleri, kolaylıkla sindirebilirler. )


- AKBABA ile SARKIK YANAKLI AKBABA

( ... İLE Çok geniş ve kahverengi kanatlıdır. [Kuyruğu uzun ve kamalı, kanatları dar ve sivri ucludur.] )

( ... İLE Normal akbabaların gagaları yeni ölmüş hayvanların derisini delemez. Akbabalar sürüsü, büyük, uzun ve sivri gagalı sarkık yüzlü akbabanın gelip başlamasını beklerler. )


- AKCİĞER ZARI ile KARACİĞER ZARI


- AKCİĞER(ÖRGEN) ile/ve KARACİĞER

( ESNÂH-I RİEVİYE: Akciğer petekleri. )


- AKICI ile AKICI DİL


- AKIL ALMAZ ile SONUÇSUZ


- AKIL ve/||/<> AHLÂK ve/||/<> ADÂLET ve/||/<> ÂDÂB ve/||/<> AŞK


- AKIL ile/ve/||/<>/> AKIL

( Ay üstü. İLE/VE/||/<>/> Ay altı. [İnsanda]. )


- AKIL ve/||/<>/< AMAÇ


- AKIL ile/ve/değil/||/<>/>/< BİLGİ

( "Monolog". İLE/VE/DEĞİL/||/<>/>/< Diyalog. )


- AKIL ile/ve/||/<> BİLGİ ile/ve/||/<> HİKMET

( Akıl kavramsal olup akla; Bilgi simgesel olup sezgiye; Hikmet mistik olup iç görüye ve iç deneyime hitap eder. )

( Aklın bilgiye ve hikmete kavuşması, neredeyse tüm uygarlıklarda ortak olarak Güneş, Işık, Nur simgeleri ile belirtilmektedir. )

( Genç ve kuvvetli iken uyanmayan ve uyandığı zaman çaba göstermeyen, böylelikle tembelliğe ve karar yoksunluğuna düşen kişi, hiçbir zaman hikmet yolunu bulamaz. )

( Gölgesinin, bir kişiyi izlemesi gibi, saf olan akılla konuşan ve davranan kişiyi de sevinç izler. )

( Uyanmak için bir şoku beklemeyen, akıllıdır. [ki bu çok sert olabilir] )

( Herşeyin akılla kavranamayacağını akıl edemeyen, akılsızdır. )

( Hikmetin dili, simge ve sükûttur. )

( HİKMET: Cehaleti kaldıran herşey! )

( HİKMET: Kuramsal aklın erdemi. )

( Wise is he who does not wait for a shock, which can be quite rude. )


- AKIL ile/ve DAYANÇ/SABIR


- AKIL ve/<> DİL ve/<> BEN

( Aklın dili sözcükler, gönlün dili muhabbettir. )

( Akıl, hiçbir zaman gövdede durmaz. Neyi, nereyi seviyorsa orada gezer durur. )


- AKIL ile/ve/<> DOĞA

( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )


- AKIL ile/ve/<> DÜZEN/TERTİP

( AKIL: Bağ, Bağlamak. Uygun olanı, uygun olana bağlamak. )

( AKIL: Bilinen(ler)den hareket edip bilinmeyen(ler)i tespit etmek. )

( Akıl, eşik(te)dir/berzah(ta)dır. )

( Akıl yorulmazsa gövde zor yorulur. )


- AKIL ile/ve/<>/= EYLEM

( Kişi, eylem varolanıdır. )

( AKIL: Eylemler(imiz)e düzen verme/katma. )


- AKIL ile/ve/değil FAAL AKIL


- AKIL ile/ve/||/<> FİKİR

( Varolanları[mevcudu] bilmek. İLE/VE/||/<> Varlığı[vucudu] bilmek. )


- AKIL ve/<> GÜVEN


- AKIL ile/ve/<> HAKİKAT

( Akıl çırpınıp âciz kalacak ki, hakikat, bu aczin sonunda meydana çıksın. )


- AKIL ve/<>/>/< HAYAL

( Akıl ile düzenlenir. VE/<>/>/< Hayal ile yapılır. )

( Olanlar. VE/<>/>/< [sen / kendi/n] Yarat!(tıkların). )

( Düzenler. VE/<>/>/< Yaratır. )

( Tümel. VE/<>/>/< Tikel. )


- AKIL ile/ve/<> KALP

( Su. İLE/VE/<> Toprak. )

( Kalbi ayrı olanların, aklı bir olmaz. )

( Water. VS./AND/<> Land/Soil. )


- AKIL ile/ve/||/<> KANIT


- AKIL ve METAFİZİK


- AKIL ile/ve/<> ORTAK AKIL

( Aklınızı kullanma cesâretini gösteriniz! )


- AKIL ile/ve STRATEJİ


- AKIL ile/ve VAHİY

( Mum ile güneş aranmaz, akılla da vahiy tartılmaz. )


- AKIL ile/ve YANSIZLAŞTIRMA


- AKIL ile ZEKA ile ENTELEKTÜEL ile AYDINLAR ile İSTİHBARAT ile İSTİHBARAT BÜROSU ile ZEKA TESTİ ile ZEKİ ile ENTELİJANSİYA ile ANLAŞILIR


- AKIL ile/ve/||/<> ZİHİN

( Bireşimsel/tevhîdî olan. İLE/VE/||/<> Ayrımsal olan. )

( Bütünleştirir. İLE/VE/||/<> Parçalar. )

( Tümel/rahman. İLE/VE/||/<> Tikel/rahim. )

( Bağıntıları verir. İLE/VE/||/<> Duyuları verir. )


- AKILDA KESİNLİK ile/> DUYULARDA KESİNLİK


- AKILDA TUTMAK ile/ve/değil/yerine ANLAMAYA ÇALIŞMAK


- AKILLI ile AKILLI İNSANLAR ile AKILLICA ile ZEKA


- AKILTAPARLIK ile/yerine AYDINLANMA


- AKINEZİ/AKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSİZLİK


- AKINTI ile DİP AKINTISI


- AKINTI ile SIZINTI


- AKINTI ile TERS AKINTI


- AKIŞ BÖLÜMÜ ile AKIŞ ŞEMASI


- AKIŞ ile AKICI ile ÇİÇEK ile ÇİÇEK BUKETİ ile ÇİÇEK BAHÇESİ ile ÇİÇEK TOPLAYICI ile ÇİÇEK ÇELENK ile ÇİÇEKLİK ile ÇİÇEKLİ ile ÇİÇEKLİ ile SAKSI ile ÇİÇEKLER ile AKAN


- AKIŞKAN ile/ve DEĞİŞKEN


- AKIŞKANLAR DİNAMİĞİ ile/ve/<> AKIŞKANLAR MEKANİĞİ

( Mekâniğin, akışkanların ve gazların hareketleriyle ilgili dalı. İLE/VE/<> Akışkanların, durgun ya da hareket halindeki denge, basınç, hız, ivme, sıkışma ve genleşmelerini inceleyen bilim dalı. )


- AKIŞKANLIK ile/ve SÜREKLİLİK


- AKLAMAK ile AKLAYICI


- AKLEDİLEBİLEN ile ALGILANABİLEN


- AKLÎ BİRLİK ile/ve SİYASÎ BİRLİK


- AKLI, DUYGULARA ARAÇ KILMAK ile/değil DUYGULARI, AKLA ARAÇ KILMAK


- AKLIN İLKELERİ ile/ve AKLIN İŞLEVLERİ

( * ÖZDEŞLİK [birliği verir]
* ÇELİŞMEZLİK [çokluğu verir]
* 3.[ÜÇÜNCÜ] DURUMUN/ŞIKKIN OLANAKSIZLIĞI [değeri verir]
ile/ve
* TÜMEVARIM
* TÜMDENGELİM )


- AKLIN İLKESİ ile/ve AKIL


- AKLINA GELMEME(Sİ) ile/ve UYGULAMAYA/KULLANMAYA UYGUN BULMAMAK


- AKOMODASYON/ACCOMMODATION[İng.] değil/yerine/= UYUMSAMA


- AKRABA ile AKRABALIK


- AKREDİTASYON/ACCREDITATION[İng.] değil/yerine/= DENKLİK


- AKREP ile/ve/||/<>/< YELKOVAN[< YELKEĞEN]

( Saati gösterir. İLE/VE/||/<>/< Dakikaları gösterir. )


- AKRONİM[İng. < ACRONYM] ile SÖZCÜKLEŞTİRİLMİŞ KISALTMA/KISALTILMIŞ BAŞLIK/KISMA AD

( ACRONYM )


- AKS-ÜL-AMEL/TEAMÜL[Ar.]/REAKSİYON[Fr./İng. < REACTION] değil/yerine/= TEPKİ/TEPKİME

( Birbirini etkileyen nesneler arasında ortaya çıkan durum. )


- AKS/ACUTE CORONARY SYNDROME[İng.] değil/yerine/= AKUT KORONER SENDROM


- AKS/AXIS[İng.] değil/yerine/= EKSEN


- AKŞ/FASTING BLOOD GLUCOSE[İng.] değil/yerine/= AÇLIK KAN ŞEKERİ


- AKŞAM ile/ve/> GECE


- AKSAN ile VURGULU


- AKSELERASYON/ACCELERATION[İng.] değil/yerine/= İVMELENME


- AKSELERATÖR/ACCELERATOR[İng.] değil/yerine/= İVMELENDİRICİ


- AKSELERE/ACCELERATED[İng.] değil/yerine/= İVMELENMİŞ


- AKSEPTANS[Fr./İng. < ACCEPTANCE] değil/yerine/= ONAMA/KABUL (BELGESİ)

( Yabancı ülkelerde okuyacak öğrenciler için gönderilen kabul belgesi. | Poliçelerin üzerine "kabulümdür" biçiminde yazılarak altı imzalanan açıklama. )


- AKSEPTANS/ACCEPTANCE[İng.] değil/yerine/= KABUL YAZISI


- AKSEPTÖR/ACCEPTOR[İng.] değil/yerine/= ALICI


- AKSES KONTROL/ACCESS CONTROL[İng.] değil/yerine/= ERİŞİM DENETİMİ


- AKSESUAR/ACCESSOIRE[Fr.]/ACCESSORY[İng.] değil/yerine/= EK/DONATIMLIK/TAMAMLAYICI ÖĞE


- AKSİNE ile TÜM BUNLARA RAĞMEN ile BUNA RAĞMEN


- AKSİS/AXIS[İng.] değil/yerine/= EKSEN | İKINCİ BOYUN OMURU


- AKSİYEL/AXIAL[İng.] değil/yerine/= EKSENSEL


- AKSİYEL/DÜZLEM/AXIAL PLANE[İng.] değil/yerine/= YATAY DÜZLEM


- AKSİYOM ile TEZ


- AKSİYON POTANSİYELİ/ACTION POTENTIAL[İng.] değil/yerine/= EYLEM GİZİL GÜCÜ


- AKSİYON[Fr./İng. < ACTION] değil/yerine/= EYLEM | HİSSE SENEDİ

( Bir kuvvetin, nesnel bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. | İnsan etkinliğinin ya da iradesinin açığa çıkması. | Hareket, iş. | Sermayenin belirli bir bölümü. | Hisse senedi. [AKSİYONER: Hissedar.] | Bir oyuncunun, sahne üzerindeki hareketi. | Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, öykü, gelişim. )


- AKSİYON ile ETKİ VE TEPKİ ile EYLEMLER


- AKSON[Fr. AXONE < Yun.] ile/ve/||/<> DALLANTI/DENDRİT[Yun. < DENDRON: Ağaç.] ile/ve/||/<> SİNİR KAVŞAĞI/SİNAPS[İng. < SYNAPSE]

( Her bir sinir gözesinde 10.000'e kadar dendrit olabilir fakat sadece bir akson vardır. İLE/VE/||/<> ... İLE/VE/||/<> Akson ve dendritler arasındaki sinirsel iletilerin gerçekleştiği yerler. )

( İnsan beyninde yaklaşık 5.000.000 km. akson, 1 katrilyon sinaps vardır. )

( Akson, küçük bir nöron hücresinden binlerce kat daha uzun olabilir. [Bazı kişilerde aksonların uzunluğu 1.5 metreyi bulabilmektedir.] [Zürafalarda bulunan en uzun akson 4.5 metre uzunluğundadır.] )

( Sinir gözelerinin uyarımını ileten plazma uzantısı. İLE/VE/||/<> Sinir gözesinin öteki sinir gözesinden alınan elektrokimyasal uyartının ve verinin gövdeye iletilmesini sağlayan, kısa, dal benzeri yapılar. İLE/VE/||/<> Sinir gözelerinin öteki sinir gözelerine, kas ya da salgı bezleri gibi sinir gözesi olmayan gözelere iletim olanağı tanıyan özelleşmiş bağlantı noktaları. İki sinir gözesi arasındaki iletişim bölgesi. )


- AKTARIM ile/ve YATIRIM


- AKTARMA ile YÖNLENDİRME


- AKTARMAK ile GÖNDERMEK


- AKTARMAK ile/ve/değil İŞARET ETMEK


- AKTARMAK ile/ve/<>/değil PAYLAŞMAK


- AKTARMAK ile/ve TAŞIMAK


- AKTİNODERMATOZ[Fr.] ile AKTİNOGRAF[Fr.] ile AKTİNOLOJİ[FR./İNG.] ile AKTİNOMETRE[Fr.] ile AKTİNOMETRİ[Fr.] ile AKTİNOSKOPİ[Fr.] ile AKTİNOTERAPİ[Fr.] ile AKTİNOTROPİZM[Fr.] ile AKTİNYUM[Yun.]

( Güneş ışınları etkisiyle oluşan bir deri sayrılığı. İLE Kaydedici ışınım ölçer. İLE Güneş ışınlarının insan gövdesindeki etkilerini inceleyen bilim dalı. İLE Işınım ölçer. İLE Işınım ölçümü. İLE Karanlık bir odada, ışık kaynağı ile aydınlatılan örgenlerin saydamlığının incelenmesi. İLE Mor ötesi ışınların sağaltım amacıyla kullanılması. İLE Bitkilerin tek yönden gelen ışık etkisiyle o yana doğru büyümesi. İLE Radyoaktif bir öğe. )


- AKTİVASYON/ACTIVATION[İng.] değil/yerine/= ETKİNLEŞME


- AKTİVASYON ile AKTİF ile AKTİF AJAN ile AKTİF ELEMAN


- AKTIVATÖR/ACTIVATOR[İng.] değil/yerine/= ETKINLEŞTİRICİ


- AKTÖRE/AHLÂK[Ar.] ile/ve/=/||/<> ETİK[Yun.]

( [Eylemin/davranışın/alışkanlığın ...] Eylemselliği. İLE/VE/=/||/<> Kuramsallığı.

Toplum tarafından kabul gören değerler ve davranış kuralları bütünü. İLE/VE/=/||/<> İnsan davranışlarının doğru ve yanlışını düzenli bir biçimde inceleyen felsefe dalı. )

( Toplumda, ateş, ahlâkî ve kültürel yapılanmayı, kişilerdeyse, bütüncül bilinci simgeler. )

( Ahlâk, ayırıcı aklın üzerindedir. )

( Ahlâk alanı, yeğleme alanıdır. )

( Ahlâk, düşünmeden ve kolaylıkla yapılandır/yaptıklarımızdır. [olumlu/olumsuz] )

( Kendi doğası ve evrensel ilkelerle uyum içinde olmak. )

( Dış[zahir] ve iç[bâtın] tüm ilimler, ahlâkın arkasındadır. )

( Ahlâk tamam olmayınca, ne ilmin değeri olur, ne de servetin. )

( Etik, ahlâkın metafiziği; ahlâk, etiğin fiziğidir. )

( Yaşamsal. İLE/VE/=/||/<> Felsefesi. )


- AKTÖRE = AHLÂK = MORALS[İng.] = MORALE[Fr.] = MORALE[Alm.] = MORALIDAD[İsp.]


- AKUALAND[İng. < AQUALAND] değil/yerine/= SU BAHÇESİ


- AKUPUNKTUR YAPMAK ile AKUPUNKTUR


- AKUSTİK EMPEDANS/ACOUSTIC IMPEDANCE[İng.] değil/yerine/= SES GEÇİRİMSİZLİĞİ


- AKUSTİK[Fr./İng. < ACOUSTIC] değil/yerine/= YANKILANIM | YANKIBİLİM | İŞİTSEL, İŞİTME (YLE İLGİLİ) | SESBİLİM | SESSEL

( Sesin üretimini, denetimini, aktarımını ve etkilerini konu alan fizik kolu. | Kapalı bir yerde seslerin dağılımı. )


- AKUSTİK ile AKUSTİKÇİ ile AKUSTİK


- AKUT ile DAR AÇI ile AKUT OLARAK ile KESKİNLİK


- ALABORA OLMAK ile ALABORA OLDU ile ALABORA OLMA


- ALALİ/ALALIA[İng.] değil/yerine/= KONUŞMA YİTIMİ


- ALAN ile ALANLAR


- ALAN ile/ve/< ÂLEM ile/ve/< ŞUBE ile/ve/< SINIF ile/ve/< TAKIM ile/ve/< AİLE ile/ve/< CİNS ile/ve/< TÜR

( ZÜMRE[Ar.]: Alttakım. )

( LEOPAR: Eukarya alanının, Hayvan/Animalia âleminin, Chordata şubesinin, Memeli/Mammalia sınıfının, Etobur/Carnivora takımının, Felidae ailesinin, Panthera cinsinin, Panthera Pardus türündendir. )

( Taksonomi Nedir? Sınıflandırma Biliminin Temel Kuralları )


- ALAN ile/ve BOŞLUK

( İkisi arasındaki boşluk, köprünün kendidir. )

( The very gap between is the bridge. )


- ALAN ile SAHA BEKÇİSİ ile ÇALIŞMA ALANI ile SAHA OYUNCUSU


- ALAN ve/<> YÖNTEM


- ALARA/AS LOW AS REASONABLY ACHIEVED[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN GERÇEKLEŞTİRİLEBİLİR OLANIN EN AZI


- ALARP/AS LOW AS REASONABLY PRACTICABLE[İng.] değil/yerine/= MANTIKEN UYGULANABİLİR OLANIN EN AZI


- ALAŞIM ile BAKIR İÇEREN ALAŞIM


- ALAY (ETME) = DERISION[İng.] = DÉRISION[Fr.] = SPOTT[Alm.] = IRRISIO[Lat.]


- ALAY ETMEK ile ALAY ETMEK


- ALAY ile SOYTARI ile ŞAKA YAPMAK ile ŞAKA YOLLU


- ALBÜM ile ALBÜMİN


- ALÇAKGÖNÜLLÜ/LÜK ile/ve YÜCEGÖNÜLLÜ/LÜK


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile CEHALET


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK ile/ve HİKMET


- ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK = MODESTY[İng.] = MODESTIE[Fr.] = BESCHIEDENHEIT[Alm.] = MODESTIA[Lat.]


- ALÇAKLIK ile ALÇAKÇA


- ALDATILABİLİR ile ALDATMAK ile ALDATICI ile ALDATICI


- ALDATMA ile "TEZGÂH"

( Aldatmayın, incitmeyin! )

( Don't cheat, don't hurt! )


- ALDATMA ile ALDATICI


- ALDATMA ile ALDATICI ile ALDATICI KİŞİ ile ALDATICI BİR ŞEKİLDE ile DOLANDIRICILIK


- ALDATMAK ile ALDATILDI ile DOLANDIRICI ile HİLE


- ALDATMAK ile/değil ANLATAMAMAK


- ALEGORİ[Fr. < ALLEGORIE | İng. < ALLEGORY] ile ANALOJİ[Fr./İng. < ANALOGIE | İng. < ANALOGY] ile METAFOR[Fr.]/MECAZ[Ar.]

( Soyut bir düşünceyi heykel ya da resimle anlatma. İLE Benzeşim.| Örnekseme. | Andırışma. İLE Bir ilgi ya da benzetme sonucu gerçek anlamından başka anlamda kullanılan söz. | Bir sözcüğü ya da kavramı kabul edilenin dışında başka anlamlara gelecek biçimde kullanma. )


- ALEGORİK ile ALEGORİK HALE GETİRMEK ile ALEGORİ


- ALEKSİ[Yun.] ile ALEKSİN[Yun.]/KOMPLİMAN[[FR./İNG. < COMPLIMENT]/İLTİFAT[Ar.]

( Okuma yitimi. İLE Gönül okşayıcı, hoşa giden söz. | Koltuklama. )


- ALEKSİ/ALEXIA[İng.] ile/ve/||/<> ALEKSİTİMİ/ALEXITHYMIA[İng.]

( Okuyamamazlık, okuma yitimi. İLE/VE/||/<> Duygu körlüğü. )


- ALEL/ALLEL[İng.] değil/yerine/= GEN ÇİFTİ


- ÂLEM(/KAPLAM) ile EVREN(/İÇLEM)

( Bilinebileceklerin, anlamlandırılabilenlerin tümü/tamamı. Kişinin bilmesine açık olan bütünlük. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )

( İlim, Âlem'i bilme işidir. )

( Anlamlandırılabilenlerin tümü. İLE Fizik yasalarına ait olanların tümü. )


- ALERJEN/ALLERGEN[İng.] değil/yerine/= DUYARLATAN


- ALERJİ ile/ve/değil/||/<>/< ALERJİ YATKINLIĞI/ATOPİ/ATOPY[İng.]

( Tepkinin kendi. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/< Genetik yatkınlık sonucu gövdenin alerjenlere karşı aşırı tepki verme eğilimi.[Testlerde atopi çıkması, kişinin alerji geliştirme eğilimini gösterir ancak bu kesinlikle etkin bir alerjisi olduğu anlamına gelmez.] )


- ALERJİ ile/değil İSİLİK


- ÂLET ile/ve İLİM

( Mantık. İLE/VE ... )

( Âlet işler, el/kişi övünür; tâlih işler, kul övünür.[< At işler, er ögünür.] )


- ÂLET = TOOL[İng.] = OUTIL[Fr.] = WERKZEUG[Alm.] = ARNESE[İt.] = HERRAMIENTA[İsp.] = ARNESE[Lat.] = TO ORGANON[Yun.] = ÂLET[Ar., Fars.] = WERKTUIG[Felm.]


- ALEV ile ALEVE DAYANIKLI


- ALEV ile ALEVLİ ile FLAMİNGO ile YANICI


- ALEV ile CEKET ile ALEVLİ


- ALFABE ile ALFABETİK ile ALFABETİK ile ALFABETİK OLARAK


- ALGI DÜZENEĞİ ile/ve DEĞERLER DİZGESİ


- ALGI DÜZENEĞİ ile YAPI


- ALGI ile/ve/<> ANLAYIŞ


- ALGI ile/ve ESTETİK ALGI


- ALGI = İDRAK = PERCEPTION[İng., Fr.] = WAHRNEHMUNG[Alm.] = PERCEPCION[İsp.] = PERCEPTIONIS[Lat.] = HE KATALEPSIS[Yun.] = el-İDRÂK el-HİSSÎ[Ar.] = İDRÂK-İ CUZ'Î[Fars.] = GEWAARWORDING, WAARNEMING[Felm.]


- ALGI ile KABUL


- ALGI ile/ve/||/<>/> KAVRAM

( Duyusal. İLE/VE/||/<>/> Düşünsel. )


- ALGI ile/ve/<> KAVRAYIŞ

( Sizin olan, algılama gücünüzdür, algıladığınız değil. )

( İçinize sabır ve dikkatle bakın, algılananın algılayan olamayacağını anımsayın. )

( Algılayan bulunmadan algılama, bilen olmadan biliş, seven olmadan sevgi, eylem olmadan eylem ile ilgilenme. )

( Yours is the power of perception, not what you perceive.
Look within diligently, remember to remember that the perceived cannot be the perceiver. )


- ALGIDA/KABULDE:
TEK TANIM ile/yerine/değil PARANTEZ BİLGİ


- ALGILAMAK ile/ve/için DİNLEMEK

( TO LISTEN for PERCEPTION )


- ALGILAMAK ile/ve GÖRMEK


- ALGILAMAK ile HİSSETMEK


- ALGILAMAK ile/ve İDRAK ETMEK


- ALGILAMAK = İDRAK ETMEK = PERCEIVE[İng.] = PERCEVOIR[Fr.] = ERKENNEN/WAHRNEHMEN[Alm.] = PERCIPIO[Lat.]


- ALGILANAMAZ ile ALGILANAMAZ


- ALGISAL BİL(İN)EMEME/AGNOZİ ile BİL(İN)EMEME/AGNOZİ


- ALGISIZ KAVRAMLAR ile/ve/<> KAVRAMSIZ ALGILAR

( Boş. İLE/VE/<> Kör. )


- ALGOLOG ile ALGOLOJİ


- ALGOLOJİ/ALGOLOGY[İng.] değil/yerine/= AĞRI BİLİMİ


- ALGORİTMA/ALGORITHM[İng.] değil/yerine/= AKIŞ BASAMAKLARI


- ALGORİTMA ile ALGORİTMİK ile ALGORİTMİK DİL


- ALİ ile ALİ ABBAS ile ALİ EKBER ile ALİ EKBER HAŞİMİ RAFSANCANİ ile ALİ AŞGAR ile ALİ EŞREF ile ALİ BABA ile ALİ HASAN ile ALİ KARAM ile ALİ MUHAMMED ile ALİ PANAH ile ALİ ŞAMKHANİ


- ALİDAT/MASTARA[Ar.] ile AD-EYLEM/MASTAR[Ar. < MASDAR]/INFINITIVE[İng.]/INFINITIF[Fr.] ile MASTAR/MISTAR[Ar.]

( Açı cetveli. İLE Ad-eylem. Eylemlik. İLE Sıvacıların ve duvarcıların, cetvel gibi kullandığı, ensiz, uzun ve düz tahta. | Marangoz cetveli. | Tezgâhta, halının düz dokunmasını sağlayan araç ya da ileri-geri oynatılan bölüm.| Davar memesi. )


- ÂLİM/ÂRİF ile/ve/değil/yerine/<> İMAN EDEN


- ALİMENTASYON/ALIMENTATION[İng.] değil/yerine/= BESLEME


- ALİNEASYON/ALINEATION[İng.] değil/yerine/= YABANCILAŞMA


- ALINTI YAPMAK ile BİR ATASÖZÜ SÖYLE


- ALIŞ-VERİŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİŞ-ALIŞ

( Veren, her zaman vermeye hazırdır. )

( Kendilerinde olanlar, verebilir. )

( Verirsin ve alırsın! Verirsen alırsın! Verdikçe alırsın! Ver/verebil ki, alabil! )

( Biriktiren biriktirmeye memur, harcayan harcamaya. Veren ise, hazineyi kullanma yetkisine sahiptir. )

( Verdiğine engel olabilecek, vermediğini de verebilecek kimse yoktur. )


- ALIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/< VERİŞ

( Aslolan, alış-veriş değil VERİŞ-ALIŞ'tır. )

( Kendilerinde olanlar, verebilir. )

( Nasıl ilerlemeli? İki kâse pirinç fedâ edilerek. )


- ALIŞILMIŞ ile ALIŞKANLIKLA İÇEN ile ALIŞILMIŞ SARHOŞ ile ALIŞILMIŞ SARHOŞLUK ile ALIŞILMIŞ İFADE ile ALIŞKANLIKLA ile ALIŞMAK ile ALIŞKANLIK ile ALIŞKANLIK


- ALIŞKANLIK AHLÂKI ile/ve/değil/yerine YEĞLEME/TERCİH AHLÂKI


- ALIŞKANLIK ve/< BELLEK

( Olumsuz alışkanlıklar, bellekteki kayıtların kötüye kullanımından kaynaklanır. )


- ALIŞKANLIK ve GEÇMİŞ


- ALIŞKANLIK ile GEREKLİLİK

( Normal bir hal acı verici olamaz, ama yanlış bir alışkanlık çoğu zaman süreğen acılara yol açar. )

( Alışkanlık ve ihtiras kör eder ve yanlışa götürür. )

( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )


- ALIŞKANLIK = İTİYAT = HABIT[İng.] = HABITUDE[Fr.] = GEWOHNHEIT[Alm.] = HABITUS[Lat.] = HEKSIS[Yun.] = COSTUMBRE[İsp.]


- ALIŞKANLIK ile YAŞANABİLİR ile ALIŞKANLIKLAR


- ALIŞKINLIK ile/ve/> DUYUMSAMAMAK/HİSSETMEMEK


- ALIŞMA ile/ve KANIKSAMA


- ALIŞMAK ile/değil/ne yazık ki KOLAYINA GELMEK