İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 13.622 başlık/FaRk ile birlikte,
13.622 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(27/56)
- İŞLEMEK ile SUÇ İŞLEMEK ile ZİNA YAPMAK ile ADALETSİZLİK YAPMAK ile İNTİHAR ETMEK ile İHANET ETMEK ile VANALİZM YAPMAK ile ŞİDDET UYGULAMAK ile BAĞLILIK ile KOMİTE ile TAAHHÜT
- İŞLETME ile İŞADAMI
- İŞLEV ile/ve/değil/yerine/<> EYLEM
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/<> Bilinçli, amaçlı etkinlik. )
( Kişi, eylemiyle tanınır. )
( İşlet fiilin, duysun kulağın. )
( Human recognize by action. )
( Alkışı, en sessiz biçimde karşılayan, alkışı, hak etmiş demektir. )
- İŞLEV ile FONKSİYON ÜRETECİ ile FONKSİYONEL ile İŞLEVLER
- İŞLEV ile/ve GÖRÜNÜŞ
- İŞLEV ile UYGUNLUK
- İŞLEV ve YÖN
- İŞLEVSELLİK ile OLANAKLILIK
- İŞLEVSELLİK ile/ve YARARLILIK
- İŞLEYİŞ ile/ve ÖNGÖRÜ
- İSM-İ FAİL ile/ve İSM-İ MEF'UL
( MENÂSÎRU | MENASİRU )
- ISMARLAMA ile ISMARLAMA
- ISO/INTERNATIONAL ORGANIZATION FOR STANDARDIZATION[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI STANDARTLAR ÖRGÜTÜ
- İSPAT ile/ve DESTEK
- İSPAT ile/ve İNANDIRICILIK
- İSRAF ile/ve/> BATKI/NLIK / İFLÂS
( İsraf, iflâsı muhakkak kılar. )
( En büyük israf, zaman israfıdır. )
- İSRAF ile ZİYAN
- İSRAİL ile İSRAİL
- ISRAR ETMEK ile ISRAR ile ISRARCI ile ISRARCI
- ISRAR ile İDDİA
- ISRAR ile/ve İNAT
( Ne/yi yapacağın üzerindeki bilinçli kararlılıkta. İLE/VE Ne/yi yapmayacağın üzerine göstermen gereken bilgi ve bilincin, davranış ve tutumun bulunmamasında. )
( Sen varsan. İLE/VE Sen yoksan. )
( Akıllılıkta. İLE/VE Duygusallıkta. )
( Çözümleyicilikte. İLE/VE Tepkisellikte. )
- ISRAR ile İSTİKRAR
- ISRAR ile/değil ŞANSINI ZORLAMAK (İÇİN)
- ISRAR ile/değil/yerine TEKLİF
( Yok. İLE/DEĞİL/YERİNE Var. )
( Teklif et fakat ısrar etme! )
- ISSIZ ile ISSIZ YER ile ISSIZ ile ISSIZLIK ile ISSIZLAŞTIRICI
- İŞSİZ ile İŞSİZLİK
- İŞSİZ ile KEDERLİ
- IST/IMMÜNOSÜPRESİF TEDAVİ/IMMUNOSUPPRESSIVE THERAPY[İng.] değil/yerine/= BAĞIŞIKLIK BASKILAYICI SAĞALTIM
- İŞTAH[Ar.]/APETİT[Fr./İng.] ile/ve BESLENME
- İŞTAH ile İŞTAH AÇICI ile MEZE ile İŞTAH AÇICI
- İŞTAH ve ŞEHVET
- İŞTAHSIZLIK ile/> GIDASIZLIK
- ISTAKOZ ile KEREVİDES/KEREVİT/KARAVİDE[Yun.]/BÖCEK
( Denizde yaşayan. İLE Tatlı suda yaşayan. )
- İSTASYON[İng. < STATION] değil/yerine/= DURAK
- İSTATİSTİK = STATISTICS[İng.] = STATISTIQUE[Fr.] = STATISTIK[Alm.] = STATISTIKA[İt.] = ESTADÍSTICA[İsp.]
- İSTATİSTİKSEL HATA SAÇMA(LIK)LARI/SAFSATALARI:
YETERSİZ ÖRNEK ile/ve/||/<> TEMSİL ETMEYEN ÖRNEK ile/ve/||/<> YANLIŞ BENZETME ile/ve/||/<> YOK SAYMA ile/ve/||/<> SÜMEN ALTI ile/ve/||/<> KUMARBAZ
- İŞTE HİKAYE ile BURADA ile BURADA VE ORADA ile SAPKINLIK ile AŞAĞIDA
- İSTEDİĞİMİZ ŞEYİ BİLMEK ile BİLDİĞİMİZ ŞEYİ İSTEMEK
( Amaç/Neden: İsteğin başlangıcının enerjetik mi, duygusal mı, zihinsel mi olup-olmadığının tam bir ayırdındalık ve bilinç/farkındalık içinde bulunma gerekliliği. Tanım: İstenilen şeyin tam bir farkındalığı, kısıtlama anlamında olmayan, gözleme dayanan kontrollülüğü ile tam olarak bilme/farkında olma gerekliliği İLE İstenilen şey hakkında daha önce bilgi sahibi olmuş olmanın getirdiği rahatlığın etkisi olup-olmadığı, o rahatlığın esiri olmama, tutkusu olmadan, tutturmadan isteme gerekliliği ile; istediğim için mi biliyor, bildiğim için mi istiyor olup-olmadığımın tam bir farkındalığı ve bunların ayırdındalığı/karıştırılmaması. )
- İSTEK/ARZU ile/ve KORKU
( Keyfin/zevkin, hazzın anısı. İLE/VE Acının/ıstırabın anısı. )
( İkisi de zihni huzursuz eder. )
- İSTEK/LER ile/ve/değil/yerine GEREKSİNİM/LER
( Sınırsız. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE Sınırlı. )
- İSTEK/MERAM ile/ve KASIT
- İSTEK ile/ve/<> AKIL
- İSTEK ile BEKLENTİ
- İSTEK = DESIRE[İng.] = DÉSIR[Fr.] = BEGIERDE[Alm.] = CUPIDITAS[Lat.]
- İSTEK ile/ve/<> DÜŞÜNME
- İSTEK ile EMİR
- İSTEK ile/ve/<> GAYRET
( YISA[İt.]: Gayret vermek için söylenilen söz. )
- İSTEK ile/ve/||/<>/> GEREKSİNİM(İHTİYAÇ) ile/ve/||/<>/> HİZMET
- İSTEK ile/ve/<> İÇGÜDÜ
- İSTEK ile/ve/<> TERCİH
- İSTEKLİ OLMAK ile SORMAK
- İSTEKLİ ile HEVESLE ile ŞEVK
- İSTEKSİZLİK ile İSTEKSİZLİK ile İSTEKSİZ
- İSTEME EDİMİ = VOLITION[İng., Fr.] = WOLLEN, WOLLENSAKT[Alm.] = VOLITIONE[Lat.]
- İSTEMEK ile/ve/<> ÇAĞIRMAK
- İSTEMEK ile/ve/değil/yerine/hem de/+/||/<>/> GERÇEKTEN İSTEMEK
( Zihindeki günlük 40-50.000 düşüncenin büyük bir bölümünün tanımlanmamış/netleşmemiş, pasif temelli, sıradan, dayanaksız, isteme eylemi. İLE Sıradan isteğin bir üst aşaması olan gerçekten istemenin, gerekeni yaparak ve istenenin umudu ve çabası, içtenliği, samimiyeti ve ciddiyeti ile istemek. )
( İstemekle tamamına ve daha da fazlasına sahip olabilirsiniz. )
( EĞİNİK: İçten istemek. )
( İSTİD'Â'[Ar. < DUA]: Yalvararak isteme. | Dilekçe. )
( You can have the whole of it and more for the mere asking. )
- İSTEMEK ile/ve/<> İNANMAK
( İnan ya da terk et! )
( Believe it or leave! )
- İSTEMEK ile/ve İNANMAK
- İSTEMEK ile/ve/< ÖZENMEK
- İSTEMEK ile/ve/<> UYGUNLUK
- İSTEMSİZ ile KIVRIMLI ile EVRİM
- İSTENÇ(İRÂDE) ile BİLİNÇ
( Kavram olarak bilinç, aklın gözüdür. )
- İSTENÇ(İRÂDE) ile/ve/||/<> BULUNÇ(KEŞF/VİCDAN)
( Gerçek, keşiftedir, keşfedilmişte değil. )
( Özgürleşme, keşfetme özgürlüğü demektir. )
( Keşif için ne başlangıç ne son vardır. )
( KEŞF: Kaldırmak. )
( To discovery there is no beginning and no end. )
- İSTENÇ/DİRETME/İRÂDE[EVET]
ile/ve/değil/yerine/önce/||/+/<>/></>/<
DİRENÇ/DİRENME/İHTİYÂR[< HAYIR]
( ile/ve/değil/yerine/önce/||/+/<>/></>/<
REVİYE[Ar.][>< BEDİHE])
( Yapma/yapabilme becerisi/isteği/coşkusu/olanağı/gücü. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Yapmama/yapmayabilme becerisi/isteği/coşkusu/olanağı/gücü. )
( "Zekâda", nefiste. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Akılda. )
( Seçim. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Yeğleme/tercih. )
( Cins. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Fasl. )
( Varoluş/sal. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Varoluşunun sürekliliği için/yönünde. )
( Bir şeyi yapmanın, tek bir yolu yoktur. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Yolu, tektir! [Yapmamaktır!] )
( Başı, ortası/süreci ve sonucu, akıl iledir. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Özgüven iledir ve öz/güven sağlatır. )
( Parça. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Bütün. )
( Özgürlüğümüzü yitirdiğimizde, değerini bilmeye başladığımız, anladığımız ve anımsadığımız. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Özgürlüğümüzde, sürekli bilmemiz ve anımsamamız gereken. )
( Doğadaki tüm varolanlar gibi insanın gövdesi de gelişerek ve değişerek sürecini tamamlar. Gövdemiz itibariyle bitki ve hayvanların koşullarıyla birlikte bülûğa ermesiyle tanımlanan belirli yaş, dönem ve zihinsel seviyelerden geçerek herkesle eşit olanaklara, haklara ve kararlara sahip olmak üzere birey olmaya, reşit olmaya hak kazanırız.
Olanaklarımız, 18 yılımızı tamamlayana kadar, ağırlıklı olarak bitki ve hayvanlarla ortak olduğumuz gövdemizde, varoluşsal ve canlılık gereksinimlerimize, istediklerimize gözümüzü, ağzımızı, elimizi ve dilimizi, "Evet"lerimizi yöneltmeyle yani "yapma isteği/bilgisi" anlamına gelen irâdemiz aracılığıyla sağlanır.
Bu süreç, özellikle 1 yaşında, bazı sözcükleri söylemeye başlayarak; 2 yaşında, benlik algımızın kısmen gelişmişliğiyle erk karşısında, varolduğunu gösterebilmek üzere dışkı tutarak; 4 yaşında, kısmen başlayan öğrenim/eğitim becerisiyle; 7 yaşından itibaren bilinçlenerek; 18'den önce dereceli olarak, 12 - 15 yaş arasında ve 15 - 18 yaş arasında, ayırd etme[temyîz] ve hukuksal cezâ görme eşiğiyle; 16 yaşında, ebeveynin resmî izniyle dünyanın her yerine gidebilme; yine ebeveyn izniyle 17 yaşında evlenebilme eşiklerindeki kısmî hakları ile 18'den sonra da gözümüzü, ağzımızı, elimizi, belimizi ve dilimizi uzatmayabileceklerimiz için "Hayır!" diyerek, "yapmama bilgisi/isteği" olarak tanımlanan ihtiyârımız ve muhtariyetimizle yani kendimize ve çevremizdekilere zarar vermemek üzere, ancak bu koşullarla özgürlük hakkımızı elde ederiz ve yaşamımızı, yapmayabileceklerimiz üzerinden sürdürürüz.
Atacağımız her adımda, yapacağımız ve söyleyeceğimiz herşeyde, önce "Evet"imiz(irâdemiz) değil "Hayır!"ımız(ihtiyârımız) devrede olmak zorundadır. Birilerini yaralamak, öldürmek ya da insanlık suçlarına giren uyuşturucu("sigara vb". da) satmak gibi çevremize çeşitli zarar verebilecek eylemler ise en önemli ve olmazsa olmazımız, Sağlık ve Özgürlük'ün yitirilmesi, hastahane ya da hapishaneyle sınırlandırılmasıyla son bulmasıdır.
İlim ve irfanın öncelikleri, ilkeleri olan eline, diline ve beline hâkim olmak, tüm kadîm geleneklerin ortak uyarısıdır. Şiddet kontrolü, şiddetsizlik, zararsızlık; başkalarını, düşünce, söz ve hareketle incitmemek; yalan kontrolü ve dürüstlük; benimseme kontrolü ya da çalmama; eşeysel(cinsel) enerji kontrolü; mal/eşya biriktirme kontrolü, biriktirmemek; nefret kontrolü ve merhamet; kızgınlık kontrolü ve affetme; güçsüzlük kontrolü ve dayanıklılık; aşırılık kontrolü ve ılımlılık; yanlışlık kontrolü ve doğruluk da insan haklarının dışına çıkmamayı sağlayacak olan uyarılardır.
[ www.FaRkLaR.net/kisiselgelisim ve www.FaRkLaR.net/ilim-irfan sayfalarından da yararlanılabilir.]
Kendi haklarımızı ve başkalarının haklarını tanımamıza yardımcı olabilecek çok önemli iki çalışma ise bir kâğıda ya da bilgisayarda/cep telefonunda, iki ayrı sayfa oluşturup öncelikle "Ne yapmayabileceklerim"i/zi, ötekine ise tam ve kesin olarak "Hayır!" dediklerimizi, diyebileceklerimizi yazmamızdır.
Giyinmek, öncelikle toplum (ve düzeni/sağlığı) için
ancak daha sonra kişinin kendi içindir. )
( Gereksinimimize yönelterek, önceleyerek.[Kısa ve uzun süreli olarak tehlikeli/riskli/zararlı olup olmadığına fazla bakmaksızın.] İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Var oluşumuzu ve var oluşumuzun sürekliliğini önemseten, önceleyen.[Hem şu anda, hem de uzun süreli olarak.] )
( Bir şey ki, yapmasan da olur... YAPMA!
Bir şey ki, söylemesen de olur... SÖYLEME!
Yaptığımız, "kâr"; yapmadığımız, yarar!
Aldığımız, "kâr"; verdiğimiz, yarar!
Yediğimiz/içtiğimiz, "kâr"; yemediğimiz/içmediğimiz, yarar!
Söz(cük)leri/ni ve tutumu/nu değiştir/geliştir... Dünya/n değişsin//gelişsin! )
( Belediye. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Muhtarlık. )
( Görülen, gösterilen/gösterilebilen. | Görülebilir/lik, gösterilebilir/lik. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Görülmeyen, gösterilmeyen ve gösterilemeyen. | Görülemez/lik, gösterilemez/lik. )
( "Evet!" diyebilme (olanağı/gücü). İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< "Hayır!" diyebilme (olanağı/gücü). )
( ... İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/ÖNCE/||/+/<>/>>/< Nefsine muhâlefet etmek/edebilmek.[MUHALEFET-ÜN-NEFS] )
(
| İhtiyâr ve İrâde | "Kader" - "İrâdenin Özgürce Kullanımı" Tartışması | Huyların Değişmesinin Olanağı | Mantıksal Belirlenimcilik | |
|---|---|---|---|---|
| Kindî | Bağdaşırcı | Belirlenimci/Bağdaşırcı | - | - |
| Fârâbî | Bağdaşırcı | Bağdaşırcı | Bağdaşırcı | Bağdaşırcı |
| Yahyâ İbn Adî | - | Bağdaşırcı | Belirlenimci | İrâdenin Özgürce Kullanımı |
| Âmirî | Bağdaşırcı | Bağdaşırcı | - | - |
| İbn Sînâ | Belirlenimci | Belirlenimci | Bağdaşırcı | Belirlenimci |
| İbn Bâcce | Bağdaşırcı/İrâdeci | - | - | - |
| İbn Rüşd | Belirlenimci/Bağdaşırcı | Belirlenimci/Bağdaşırcı | - | Bağdaşırcı |
"Meşşâî Felsefede Ahlâkî Determinizm ve Özgürlük" - Emre Çeliker
)( "özgür irâde" için
"var mı, yok mu?"
"sahip misin/miyiz, değil misin/miyiz?" vb.
"sorularında" başlangıç yanlışı/sorunu bulunuyor.
Öncelikle,
1- "irâde"nin "özgür olanı ve özgür olmayanı"
diye çeşidi ya da başka çeşitleri ve tanımı olmaz!
2- "irâde", tekil bir sözcük/kavram değildir.
Bir kavram çiftidir.
"ihtiyâr ve irâde" olarak birliktedir ve birbirinden ayrılamaz!
( ihtiyâr[Ar. < hayr]: Kişinin/yetişkinin yapmama/yapmayabilme gücü/bilgisi/bilinci, yeğlemesi/tercihi. [Önceliklidir, belirleyici ve bağlayıcıdır.]
irâde[Ar.]: Kişinin yapabilme/yönelebilme olanağı/gücü ve bilgisidir. [Ölçüt ve değerlendirme olmaksızın.]
3- ... )
- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve AŞKINLIK
( ... ile/ve GULÜV )
- İSTENÇ/İRÂDE ve/<> İDÂRE
- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve İSTEK
( Tümdengelimli doğada. İLE/VE Tümevarımlı doğada. )
- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve İSTİKRAR
- İSTENÇ/İRÂDE ile/ve NİYET
- İSTENÇ = İRADE-İ CÜZİYE = FREE WILL[İng.] = LIBRE ARBITRE[Fr.] = WILLENSFREIHEIT[Alm.] = LIBERUM ARBITRIUM[Lat.] = LIBRE VOLUNTAD[İsp.]
- İSTENÇ = İRÂDE = WILL[İng.] = VOLONTÉ[Fr.] = WILLE[Alm.] = VOLUNTAS < VELLE:İSTEMEK. VOLO:İSTİYORUM[Lat.] = VOLUNTAD[İsp.]
- İSTHMİAN ile İSTMİK
- İSTİF ile STOKÇU ile İSTİFLEME
- İSTİHDAM ETMEK ile İSTİHDAM EDİLEBİLİR ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile ÇALIŞAN ile İŞ VEREN ile İSTİHDAM ile İSTİHDAM OFİSİ
- İŞTİKAK[Ar.]/ETİMOLOJİ[Fr./İng.] ile İHTİRÂ[Ar.]
( Ad ve fiillerin kök ya da gövdelerine yapım eki getirilerek sözcük kurma. | Aynı kökten gelen fakat ayrı anlamları olan sözcüklerle yapılan benzetme/cinas. İLE Bilinen bazı şeylerden yararlanarak düşünce gücüyle yeni bir şey bulma. | Benzeri görülmemiş bir şey oluşturma. )
- İSTİKRÂ[Ar.] ile İSTİKRÂ[Ar. İKTİRÂ] ile İSTİKRÂH[Ar. < KERH]
- İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK ile İSTİKRARSIZLAŞTIRMAK
- İSTİKRARSIZLIK ile İSTİKRARSIZ
- İSTİLA ETMEK ile İSTİLA
- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI
- İSTİLA ETMEK ile İSTİLACI ile İSTİLACI
- İSTİLA ETMEK ile KESİNTİ
- ISTIRAP VERİCİ ile ÖLÜMÜNE ACI ÇEKEN
- ISTIRAP ile ÖLÜM ACISI
- İSVEÇ/ŞİVED ile İSVİÇRE
- İŞVEREN İŞÇİ
- İSYAN ile HAREKÂT
- İSYAN ile İSYAN ile İSYAN
- İSYAN ile KABUL EDEMEMEK
- İSYAN ile/ve KÜFÜR
- İSYAN ile/ve ŞİKÂYET
- IT/INFORMATION TECHNOLOGIES[İng.] değil/yerine/= BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ
- İTAAT ile/ve/değil/yerine/<> "TAPMAK" ile/ve/değil/yerine/<> TESLİMİYET
- İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK
- İTAATSİZLİK ile İTAATSİZ ile İTAATSİZLİK ETMEK
- İTFAİYE DEPARTMANI ile ATEŞ ile ATEŞ MERMİLERİ ile ATEŞ YİYEN ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN SÖNDÜRME ile YANGIN GÖREVLİSİ ile ATEŞ ETMEK ile YANGINDAN KORUNMA ile İTFAİYE İSTASYONU ile ATEŞ TAPINAĞI ile ATEŞE TAPAN ile ATEŞLİ SİLAH ile ATEŞ TOPU ile ATEŞ KUTUSU ile ATEŞ BÖCEĞİ ile İTFAİYECİ ile YANMAZ ile YANGINLAR ile OCAK BAŞI ile YAKACAK ODUN
- İTGES/CONTENT-BASED İMAGE RETRİEVAL SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İÇERİK TABANLI GÖRÜNTÜ ERİŞİM DÜZENİ
- İTİBAREN ile HAKKINDA ile YUKARIDAN ile HER YERDEN ile ARKADAN ile HER KÖŞEDEN ile İÇERİDEN ile BUNDAN SONRA ile O ANDAN İTİBAREN ile YÖNÜNDEN ile ORTASINDAN ile ORTASINDAN ile ÇOK ESKİ ZAMANLARDAN BERİ ile ZAMAN ZAMAN ile NEREDEN
- İTİBARSIZLAŞTIRMAK ile İTİBARSIZ ile TAKDİR YETKİSİ ile İSTEĞE BAĞLI
- İTİCİ ile PERVANE
- İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ETMEK ile İTİRAF ile GÜNAH ÇIKARMA ile İTİRAFÇI
- İTİRAF ile AÇIKÇA
- İTİRAF ile AĞZINDAN KAÇIRMAK
( Kişiler, fiziksel açıdan yorgun olduğunda, dürüst olmaya daha eğilimliler. Bu nedenle, gece geç saatte yapılan konuşmalarda, itiraflar daha sık oluyor. )
- İTİRAF ile/ve/değil/||/<>/< KABUL
- İTİRAF ile/ve VURGULAMA
- İTİRAZ:
KABUL EDİLDİ >< REDDEDİLDİ
- İTİRAZ ile/ve/değil/yerine İLÂVE/EK, KATKI
( Li-kâilin en-yekûl: Güçlü bir itirazı imler; yanıtın da bu itiraza orantılı olması amaçlanır. İn kulte: Orta seviyeli bir itiraza işaret eder. Fe-in kîle: Zayıf bir itiraz olduğu anlamına gelir. La-yukâl: Çok zayıf bir karşı düşüncenin dile getirilmesinde kullanılır. )
- İTKİ ile İÇGÜDÜ
- İTKİ = İLCÂ = IMPULSE, APPETITE[İng.] = IMPULSION, APPÉTIT[Fr.] = IMPULS, TRIEBE[Alm.] = IMPULSIO, APPETITUS[Lat.] = IMPULSO[İsp.]
- İTME ile YÖNLENDİRME
- İTMEK ile ÇARK ile ETKİLEYİCİ
- İTS/PHARMACEUTICAL TRACKING SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLAÇ TAKİP DÜZENİ
- IU/INTERNATIONAL UNIT[İng.] değil/yerine/= ULUSLARARASI BİRİM
- İV/İNTRAVENÖZ/İNTRAVENOUS[İng.] değil/yerine/= TOPLARDAMAR İÇİ
- IVF ile/ve/||/<>/> IVG
- IVUS/İNTRAVASKÜLER ULTRASONOGRAFİ INTRAVASCULAR ULTRASONOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DAMAR İÇİ ULTRASONOGRAFİ
- İVYS/RELATIONAL DATABASE SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İLİŞKİSEL VERITABANI YÖNETİM DÜZENİ
- İYİ EŞ ile İYİ NİYET
- İYİ ile/ve DOĞRU ile/ve GÜZEL
( Duyu ve duygu. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Duyu ve duygu ve düşünce. )
( Davranış. İLE/VE Düşünce. İLE/VE Bütünlük. )
- İYİ ile/ve ETKİLİ
( İyilik yapmaya başlamadan önce yapılması gereken, kötülük yapmayı bırakmaktır. )
( İyi olanı yapmakta yavaş davranan kişinin aklı kötülükteki zevke dalar. )
( İyiliğinize inanılmasını istiyorsanız, ondan hiç bahsetmeyin. )
( İyilik, ahlâktan kötülük çıktıktan sonra gelir. )
( İyiyi murad edenler memnun olacaktır, kötüyü murad edenler lâyıkını bulacaktır. )
( Ceasing to do evil precedes beginning to do good. )
- İYİ ile/ve/<> GÜZEL
( Ayrıntıdır/ayrıntılardadır. İLE/VE/<> Bütündür/bütünlüktedir. | İyilerin biraradalığı/toplamıdır. )
- İYİ = HAYIR = GOOD[İng.] = BIEN[Fr.] = GUT[Alm.] = BONUS[Lat.] = AGATHOS[Yun.] = BUENO/NA[İsp.]
- İYİ ile İNCE KETEN ile İNCE İPEK ile İNCELİK ile PARA CEZALARI ile İNCE EĞİRME ile İNCELİK
- İYİ ile İYİ DAVRANIŞ ile GÜLE GÜLE ile İYİ KARAKTER ile İYİ İŞ ile İYİ DOSTUM ile AFERİN ile İYİ ŞANS ile SAĞLIK ile İYİ NİYET ile İYİ GÖRÜNÜMLÜ ile İYİ ŞANSLAR ile İYİ YÖNETİM ile İYİ DOĞA ile İYİ HUYLU ile İYİ HABER ile İYİ ALAMET ile İYİ KİŞİLİK ile KALİTELİ ile İYİ HUYLU ile İYİ ANLAYIŞ ile İYİ NİYET ile İYİ YAZI ile İYİLİK ile MAL
- İYİ ile/ve KESİN
- İYİ ile YARARLI
- İYİCİL/BENIGN[İng.] ile/||/<> KÖTÜCÜL/HABİS[Ar.]/MALIGN/MALIGNANT[İng.]
( İyi huylu ve genellikle zararsız tümörler. İLE/||/<> Kötü huylu ve yayılma potansiyeli olan tümörler. )
- İYİLEŞMEK ile NEKAHET DÖNEMİNDEKİ
- İYİLEŞTİRİCİ ile İYİLEŞTİRİCİ
- İYİLEŞTİRMEK ile İYİLEŞTİRME
- İYİLİK ile/ve HİZMET
( Her kişi, yapmadığı tüm iyiliklerden suçludur. )
( İyilik, sağırın duyabildiği, körün görebildiği bir dildir. )
- İYİLİK ile/ve/değil İŞİNİN HAKKINI TESLİM ETMEK
( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )
( "(BİR) GÜZELLİK YAPMAK": İYİLİK )
- İYİLİK ile UYGUN ile İYİLİK
- İYİLİK ile UYGUN ile OLUMLU CEVAP ile OLUMLU SÖZ ile TERCİH EDİLEN ile İYİLİK
- İYİLİKSEVERLİK = BENEVOLENCE[İng.] = BIENVEILLANCE[Fr.] = WOHLWOLLEN[Alm.] = BENEVOLENTIA[Lat.]
- İYİMSER/LİK ile İYİLİKSEVER/LİK
( İyiliksever kişi, kendini yetiştirirken başkalarını da yetiştirmek ister. Kendi bilgisini genişletirken başkalarının bilgisini de geliştirmeye çalışır. )
( İyiliğe iyiliği her kişi yapar, Kötülüğe iyiliği er kişi yapar. )
- İYİMSERLİK = NİKBİNLİK = OPTIMISM[İng.] = OPTIMISME[Fr.] = OPTIMISMUS[Alm.]
- İYON[İng. < Yun.] değil/yerine/= YÜKÜN
( Bir ya da daha çok elektron kazanmış ya da yitirmiş bir atom ya da atom grubundan oluşmuş, elektrik yüklü parçacık. )
- İYON/ION[İng.] değil/yerine/= YÜKÜN
- İYONİK BAĞ ile/ve/||/<> KOVALENT BAĞ
( İki atom arasında elektron aktarımı/alışverişi ile oluşan bağlar. İLE/VE/||/<> Elektron paylaşımıyla oluşan bağlar. )
- İYONİZASYON/IONIZATION[İng.] değil/yerine/= YÜKÜNLEŞME
- İYONTOFOREZ/IONTOPHORESIS[İng.] değil/yerine/= YÜKÜN SAĞALTIMI
- İYS/CONTENT MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= İÇERİK YÖNETİN DÜZENİ
- İZ ve/<> GÖZ
( Tarlada izi olmayanın, hasatta gözü ol(a)maz. )
- İZ ve/||/<>/> YÜZ
( Tarlada izin olsun ki harmanda yüzün olsun. )
- İZÂFİ[Ar.]/RÖLATİF[İng.] değil/yerine/= GÖRELİ
- İZDİHAM ile BİRLEŞİK
- IZGARA ile IZGARA ile IZGARA İŞİ
- IZGARA ile MİNNETTAR ile MİNNET ile RENDE ile MEMNUN ETMEK ile IZGARA
- İZİN (VERMEK) ile/ve/değil/yerine FIRSAT (VERMEK)
( Kendine kapı açıldığı halde içeri girmeyen, kovulmayı (da) hak eder. )
- İZİN VERME(ME)K ile "SAYGI" GÖSTERME(ME)K
- İZİN VERMEK(/"VERİRSENİZ) ile/değil/yerine UYGUN GÖRMEK(/"GÖRÜRSENİZ)
- İZİN VERMEK ile ZAMANA İZİN VER ile İZİN VERİLEBİLİR ile İZİN VERİLEN EYLEMLER ile ÖDENEK
- İZİN ile OLASILIK
- İZİN ile/ve/değil/yerine ONAY
- İZİNSİZ GİRİŞ ile MÜDAHALECİ
- İZİNSİZ GİRMEK ile DAVETSİZ MİSAFİR
- İZLANDA ile İZLANDACA
- İZLEM/STRATEJİ(K)[Fr. < Yun. STRATOS: Ordu. | AGO: Gütmek.] ile/ve/<> TAKTİK
( Üst kuram, kuram kurma kuramı. İLE/VE Stratejinin uygulanması. )
- İZLEM/STRATEJİ ile/ve AKIL
( Üst kuram, kuram kurma kuramı. İLE/VE ... )
( Strateji sakatsa takviye yetmez. )
- İZLENİM ile ÇAĞRIŞIM
- İZLENİM = İNTİBA = IMPRESSION[İng., Fr.] = EINDRUCK[Alm.] = IMPRESSIO[Lat.] = IMPRESIÓN[İsp.]
- İZLENİM ile İZLENİMCİ ile ETKİLEMEK ile İZLENİM ile ETKİLEYİCİ ile İZLENİM ile DAMGA
- İZLENİM ile TESPİT
- İZLENİMCİLK ile DIŞAVURUMCULUK
( Fransız zihniyetiyle. İLE Alman zihniyetiyle. )
- İZOBAR ile İZOBAR
- İZOGAMET ile İZOGAMİ
- İZOIMMÜNİZASYON/ISOIMMUNIZATION[İng.] değil/yerine/= EŞ BAĞIŞIKLAMA
- İZOKINETİK/ISOKINETIC[İng.] değil/yerine/= EŞ DEVİNIMLİ
- İZOKLİNAL ile İZOKLİN
- İZOLASYON/ISOLATION[İng./Fr.]/TECRİT[Ar.] değil/yerine/= YALITIM | AYIRMA | YALNIZLAŞTIRMA
( Elektrik akımının olumsuz etkilerini önlemek için, iletkeni kauçuk, lastik, porselen vb. ile kaplama, yalıtma. )
- İZOLE ETMEK ile İZOLE EDİLMİŞ ile İZOLASYON ile TECRİTÇİLİK ile İZOLASYONİST
- İZOLE/ISOLATED[İng.] değil/yerine/= YALITIK | AYRI
- İZOMER/İSOMER[İng.] değil/yerine/= EŞİZ
- İZOMER ile İZOMER
- İZOMETRİK ile İZOMETRİ
- İZOMORFİK/ISOMORPHİC[İng.] değil/yerine/= EŞ YAPILI
- İZOMORFİZM ile EŞBİÇİMLİ
- İZOTONİK/ISOTONIC[İng.] değil/yerine/= EŞ GEÇİŞİMLİ
- İZOVELOSITE/ISOVELOCITY[İng.] değil/yerine/= EŞ HIZ
- İZOVOLÜMETRİK/ISOVOLUMETRIC[İng.] değil/yerine/= EŞ OYLUMLU
- JACK NOCHOLSON ile JACK STRAW ile JACKSON ile KRİKO ile KUTUDAKİ JACK ile HER İŞİN USTASI ile ÇAKAL ile JACKSTAY
- JACQUES ile JACQUES CHİRAC ile JAKARLI
- JAGUAR[Amerika Yerlilerinin dilinden] ile LEOPAR
( İri benekli. İLE Benekli. )
( Orta ve Güney Amerika'da yaşar. İLE ... )
( Çok seyrek rastlanan beyaz panterler, albino leopar ya da jaguarlardır. )
( Amerika'nın, en büyük etçilidir. İLE ... )
( Çenesi, en güçlü etçildir. İLE ... )
( Jaguar ile Leopar arasındaki FaRkLaR...
- Gövde büyüklüğü ve ağırlığı
Daha ağır ve daha kaslıdır. Yetişkin erkekler, 80 - 120 kg. ağırlığındadır. Bazıları 150 kg.'ı aşmaktadır. İLE Daha hafiftir. Genellikle 30 - 70 kg. ağırlığındadır, nadiren 90 kg.'a ulaşır.
- Yapı
Güç için tasarlanmış, kompakt, kalın bir gövdeye ve geniş bir göğse sahiptir. İLE Daha uzun, daha ince ve hız ve tırmanmak üzere gelişmiştir.
- Isırma gücü
Büyük kediler arasında gövde büyüklüğüne göre en güçlü ısırığa sahiptir ve kafatasını ve kaplumbağa kabuklarını ezebilir. İLE Boğazdan boğmaya güvenir.
- Kafatası ve çeneler
Kafatası kısa ve geniştir ve devasa çene kaslarına sahiptir. İLE Kafatası daha dar ve daha hafiftir.
- Benek deseni
Benekleri daha büyüktür ve genellikle ortasında siyah bir nokta bulunur. İLE Benekleri daha küçük ve içi boştur.
- Avlanma Tarzı
Genellikle doğrudan kafatası ısırığıyla öldürür. İLE Pusu kurar, boğar ve avını ağaçlara sürükler.
- Yüzme Yeteneği
Mükemmel bir yüzücüdür ve suda avlanır. İLE Yüzebilir ancak genellikle sudan kaçınır.
- Coğrafi Dağılım
Yalnızca Amerika kıtasında yaşar. İLE Afrika ve Asya'nın bazı bölgelerinde bulunur.
------------
JAGUAR vs. LEOPARD
- Body size and weight
Jaguar is heavier and more muscular. Adult males weigh 80–120 kg, with some exceeding 150 kg. Leopards are lighter, usually 30–70 kg, rarely reaching 90 kg.
- Build
Jaguar has a compact, thick body and broad chest built for power. Leopard is longer, leaner, and optimized for speed and climbing.
- Bite force
Jaguar has the strongest bite relative to body size among big cats, capable of crushing skulls and turtle shells. Leopard relies on throat suffocation.
- Skull and jaws
Jaguar’s skull is short and wide with massive jaw muscles. Leopard’s skull is narrower and lighter.
- Rosette pattern
Jaguar rosettes are larger and often have a central black dot. Leopard rosettes are smaller and hollow.
- Hunting style
Jaguar often kills with a direct skull bite. Leopard ambushes, suffocates, and drags prey into trees.
- Swimming ability
Jaguar is an excellent swimmer and hunts in water. Leopard can swim but usually avoids it.
- Geographic range
Jaguar lives only in the Americas. Leopard ranges across Africa and parts of Asia.
)
(
)
- JAMAIS VU[Fr./İng.] değil/yerine/= ASLA GÖRMEDİM SANISI
- JAMBON ile JAMBON YUMRUKLU ile JAMBON TESLİM EDİLDİ ile ÇEKİÇ ile ÇEKİÇ SAPI
- JAPONYA ile JAPONYA DENİZİ ile JAPONCA
- JASPER ile JASPERY
- JAVA ile/ve AJAX
- JAY BARNET ile ALAKARGA
- JEL ile JELLEŞME
- JELATİN ile JELATİNİMSİ ile JELLEŞME
- JENERALİZE/GENERALIZED[İng.] değil/yerine/= YAYGIN
- JENERASYON/GENERATION[İng.]/NESİL[Ar.] değil/yerine/= KUŞAK
- JENERATÖR/GENERATOR[İng.] değil/yerine/= ÜRETEÇ
- JENERİK[İng. GENERIC | Fr. GÉNÉRIQUE < Lat. GENUS] değil/yerine/= TANITIMLIK
( Genel/kapsayıcı:
Belirli bir markaya ya da özel niteliğe bağlı olmayan, geniş kapsamlı.
Tıpta: Marka adıyla satılmayan ama aynı etken nesneye sahip olan ilaçlar için kullanılır. ["jenerik ilaç"]
Sinema ve televizyon: Bir filmin/dizinin başında ya da sonunda yer alan, yapımda emeği geçenlerin adlarının yazıldığı bölüm. ["filmin jeneriği"] )
- JEOFİZİK ile JEOFİZİK
- JEOLOG ile JEOLOJİ
- JEOMANYETİK ile YERÇEKİMİ
- JET LAG[İng.] değil/yerine/= BOYLAM AŞMA SERSEMLİĞİ
- JET ile JET MOTORU ile SAVAŞ UÇAĞI ile İSKELE
- JİK ile/ve KAR TANESİ
( Yağmur damlası. İLE/VE ... )
- JİLET[İng. GILETTE] ile JİLE[Fr. GILET < İsp. JILECO < Tr. YELEK]
( İnce çelikten yapılmış, genellikle iki ağızlı keskin tıraş bıçağı. İLE Daha çok kadınların giydiği yelek. )
- JİM ile JİMMY
- JIT/JUST-IN-TIME[İng.] değil/yerine/= TAM ZAMANINDA
- JOHANNESBURG ile JOHANNES
- JOHN ile JOHN ASHCROFT ile JOHN CRAY ile JOHN GLENN ile JOHN KERRY ile JOHN PAUL II
- JOKEY ile JOKEYLİK
- JONATHAN ile JONATHAN PAPPA
- JONES ile JONES SVENSON
- JOYSTICK[İng.] değil/yerine/= YÖNETME KOLU
- JPG/JPEG/JOINT PHOTOGRAPHİC EXPERTS GROUP[İng.] değil/yerine/= BİRLEŞMİŞ FOTOĞRAF UZMANLARI GRUBU (SAYISAL GÖRÜNTÜ KODLAMASI)
- JUDGEMENT ABILITY[İng.] değil/yerine/= YARGILAMA YETISİ/MUHAKEME BECERİSİ
- JÜRİ[Fr. < İng.] değil/yerine/= KURUL/SEÇİCİ KURUL
( Seçiciler kurulu, seçici kurul. | Yargıcılar kurulu. )
- JÜVENİL/JUVENILE[İng.] değil/yerine/= GENÇ
- KABA ile KABA BİR ŞEKİLDE ile KABALIK ile POLİTİK OLMAYAN
- KABA ile KABALAŞMAK ile KABALIK
- KABADAYI ile ZORBALIK
- KABAK ile BALKABAĞI/HELVACIKABAĞI/KESTANEKABAĞI
( Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, sarı çiçekli, birçok türü olan bir bitki. | Bu bitkinin türlerine göre yemeği ve tatlısı yapılan ürünü. | Kabak kemane.Ham, tatsız kavun, karpuz. | Tüysüz, dazlak. | Dişleri aşınarak yüzeyi düzleşmiş olan taşıt lastiği. | Bilgisiz, görgüsüz, kaba. | Kısa boynuzlu hayvan. İLE Kabakgillerden, tatlısı yapılan, dışı boz, içi sarı renkli, iri bir kabak türü. )
- KABALA[İng.] ile KABALA[Ar.]
( Doğaüstüyle ilişki kurma. | Yahudilerde, yazılı olarak konulmuş olan Tanrı kanunlarının yanında, ağızdan ağıza geçen din buyruklarının, İbrani felsefesinin ve efsane yazılarının tamamı. | Bu öğretinin yandaşlarının tamamı. İLE Götürü, toptan. )
- KABALA = CABALA[İng.] = CABALE[Fr.] = KABBALA[Alm.] = KABBALAH:ALINMIŞ ŞEYLER, GELENEK, KABUL ETMEK[İbr.]
- KABAN ile ÇİNKO İLE KAPLAMAK ile KAPLAMALI ile KAPLAMA
- KABARCIK ile İSİLİK/ISIRGIN
- KABARCIK ile KABARMIŞ ile KABARCIKLI
- KABARCIK ile KÖPÜREN
- KABARTMA TOZU ile SODYUM BİKARBONAT
- KABARTMA ile KABARTMA
- KABİNE ile KABİNE DEĞİŞİKLİĞİ ile MARANGOZ ile MARANGOZLUK
- KABIZLIK ve/ne yazık ki/||/<>/> ANAL ÇATLAK/YIRTIK
- KABIZLIK ile KABIZLIK ile ANAYASA ile ANAYASALAR
- KABUK ile KABUKLANMA ile KABUK
- KABUK ile KABUKSAL
- KABUK ile/ve ÖZ
- KABUKLULAR:
İSTİRİDYE(SELCE[Ar.], SADEF[Fars.], OYSTER[İng.], OSTREA EDULIS[Lat.]) ile MİDYE/BELEHU'L-BAHR[Ar.]/MUSSEL[İng.] ile SHELL ile KTENIA ile LANGUST(İN)[Lat. PALINURUS VULGARIS] ile KARAVİDES(/KEREVİT) ile KRILL ile PAVURYA ile KARİDES[Yun.](SHRIMP) ile KREOPEK
( MISRÂ': İstiridye gibi deniz kabuklularından kabuklarının her biri. )
( İstiridyeler, doğal ortamlarında 80 yıla kadar yaşayabilirler. )
( İstiridyelerin bir inciyi tamamlamaları 15 - 20 yıllarını alır. [1 ton istiridyeden ancak 3 inci çıkar. Mükemmel küre biçiminde olma olasılıkları ise milyonda birdir.] )
(
)
- KABUL EDİLEBİLİRLİK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile GİRİŞ ÜCRETİ
- KABUL ETME(ME)K ile KATILMA(MA)K
- KABUL ETME(ME)K ile ÖN PLANDA TUTMA(MA)K
- KABUL ETMEK ile GÜZEL GÖRMEK(TAHSÎN[< HÜSN])
- KABUL ETMEK ile KABUL EDİLEBİLİR ile KABUL ile KABUL TESTİ ile KABUL EDEN ile KABUL ile KABUL EDİLDİ ile KABUL EDEN ile KABUL ETMEK ile AKSEPTÖR
- KABUL ETMEK ile KATILIYORUM ile HOŞ ile KATILIYORUM ile ANLAŞMA ile ANLAŞMA MEKTUBU
- KABUL ETMEK ile/ve KATLANMAK
- KABUL ile/ve EZBER
( Dönüştürücü. [Kalb/tekallüb] İLE/VE Kalbe yazmak. )
(1996'dan beri)