Bugün[10 Nisan 2026]
itibarı ile 23.950 başlık/FaRk ile birlikte,
23.950 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(23/97)


- DEVİNİM ile/ve HIZ


- DEVİR[Osm.] / CYCLE[İng.] / CYCLE[Fr.] / KREISLAUF, KREISPROZESS, ZYKLUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DÖNGÜ, ÇEVRİM


- DEVİR/DEVRE[Ar. < DEVR]/MEVKUT[Ar.]/PERİYOD/İK[Fr., İng. PERIOD] değil/yerine/= DÖNEM/SEL / DÖNEY / ÇEVRİM / GEÇİSÜRE / SÜRELİ

( ... DEĞİL/YERİNE/= Sürekli ve düzenli değişme, devir. | Bir elektrik akımının, iletken üzerinde aldığı yol, devre. )


- DEVİR ile DEVİR

( Çağ. İLE Dönme, dönüş. | Dolaşma. | Aktarılma. | Bir malın iyeliğini ya da bir mal üzerindeki hakkı, bir başkasına geçirme. | Bir görevin, bir kişiden, bir başkasına geçmesi. | Sürekli ve düzenli değişme, çevrim. | Bir devinim, birbirinin aynı olan ve eşit zamanlarda yapılan başka devinimlerden oluştuğunda, devinimlerin her biri ya da bunların yapılması için geçen her zaman aralığı, periyot. )


- DEVİR ile DÖNEM


- DEVİR ile NÖBET


- DEVONIAN PERIOD[İng.] değil/yerine/= DEVONİYEN DÖNEMİ

( Fenerozoik Devir içinde bir (410-360 Mya) jeolojik dönem.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DEVRE DIŞI BIRAKMAK ile ENGELLİ ile SAKATLIK


- DEVRE[Osm.] / PERIOD, P, OF ELECTROMAGNETIC RADIATION[İng.] / PÉRIODE, PERIODE[Fr.] / PERIODE[Alm.] ile/değil/yerine/= PERİYOT, P (ELEKTROMANYETİK IŞIMADA)


- DEVRE ile DEVRE ile DOLAMBAÇLI


- DEVREDİLEN ile HEYET


- DEVREYE SOKMAK ile İNDÜKTİL ile ENDÜKTİF ile TÜMEVARIMSAL AKIL YÜRÜTME


- DEVRÎ TAKATTUB, TAKATTUB-İ DEVRÎ[Osm.] / CIRCULAR POLARIZATION[İng.] / POLARISATION CIRCULAIRE[Fr.] / KREISFÖRMIGE POLARISATION, ZIRKULARPOLARISATION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAİRESEL KUTUPLANMA


- DEVRİK ANTİKLİNAL ile DEVRİK KANAT ile DEVRİK KATMAN ile DEVRİK KIVRIM ile DEVRİK SENKLİNAL ile DEVRİK (STRATİGRAFİK) İSTİF

( Kanatlarından birinin eğim açısının 90 dereceyi aşarak bu kanattaki katmanların devrik konum kazandığı antiklinal. İLE Kıvrımlanma sürecinde, eğim açısı 90 dereceyi aşarak devrik konum kazanan bir istif ya da katmanlardan oluşan, öteki kanat ve kıvrım eksen düzlemi ile aynı yönde eğimli olan kıvrım kanadı. İLE Çökel kayaçlarda istiflenme kuramına uymayan, daha yaşlı olan alt yüzeyi üstte, daha genç olan üst yüzeyinin altta olacak biçimde ters yüz olmuş katman. İLE Kıvrımlanma sürecinde, kanatlarından biri, eğim açısının 90 dereceyi aşmasıyla devrik konum kazanan ve dolayısıyla iki kanadı ve eksen düzlemi aynı yönde eğimli olan jeolojik kıvrım. İLE Kanatlarından birinin eğim açısının 90 dereceyi aşarak bu kanattaki katmanların devrik konum kazandığı senklinal. İLE Üst üstelik ilkesine göre yatay olarak çökelmiş ancak sonraki jeolojik süreçlerde aynı yönde artarak 90 dereceyi aşan bir eğim açısı kazanmış, yaşlı üstte, genç altta olacak biçimde ters yüz olmuş istif. )


- DEVRİM ile BAŞKALDIRI

( Sürekli devrim, sürekliliği ortadan kaldırır. )

( Baskıya/dayatmalara başkaldırmayan kişi, en başta, kendine karşı adâletsizdir. )


- DEVRİM ile/ve/değil/yerine/<>/> DEVİNİM


- DEVRİM = İNKILÂP = REVOLUTION[İng.] = RÉVOLUTION[Fr.] = REVOLUTION UMWÄLZUNG[Alm.] = REVOLUCION[İsp.]


- DEW CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= ÇİĞ EĞRİSİ


- DEW POINT[İng.] / POINT DERASÉE[Fr.] / TAUPUNKT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÇİY/LENME NOKTASI


- DEWAR VESSEL[İng.] / VASE DEWAR[Fr.] / DEWAR-GEFÄSS[Alm.] ile/değil/yerine/= DEWAR KABI


- DEXTRO LACTIC ACID[İng.] / DEXTROGYRE ACIDELACTIQUE[Fr.] / RECHTSDREHEND MILCHSÄURE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKSTRO LAKTİK ASİT


- DEYİMSEL ile DEYİMSEL OLARAK


- DEYLAMİT ile DEYLAMİTLER


- DEZAVANTAJ ile DEZAVANTAJLI


- DEZENFEKSİYON/DISINFECTION[İng.] değil/yerine/= BULAŞ SAVMA


- DEZENFEKTAN/DISINFECTANT[İng.] değil/yerine/= BULAŞSAVAR


- DEZENFEKTE ETMEK ile DEZENFEKTAN ile DEZENFEKSİYON ile ENFLASYONUN DÜŞÜRÜLMESİ


- DEZENTEGRASYON/DISİNTEGRATION[İng.] değil/yerine/= PARÇALANMA | BENLİK DAĞILMA


- DEZORYANTASYON/DISORIENTATION[İng.] değil/yerine/= YÖNELIM BOZUKLUĞU


- DF/DOCUMENT FREQUENCY[İng.] değil/yerine/= BELGE SIKLIĞI


- DG/DIRECT RADIOGRAPHY[İng.] değil/yerine/= DİREKT GRAFİ, DOĞRUDAN X-IŞINLI GÖRÜNTÜLEME


- Dİ/DIABETES INSIPIDUS[İng.] değil/yerine/= ŞEKERSİZ ŞEKER HASTALIĞI


- DIABETES MELLITUS[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI


- DIABETES[İng.] değil/yerine/= DİYABET

( Anormal derecede yüksek kan şekeri düzeylerinin gözlemlendiği kalıtsal metabolik bir hastalık. İlerleyen safhalarda; katarakt yüzünden körlük, sinir hasarı, ampütasyona sebep veren ayak ve bacaklarda kangren, kalp hastalıkları ve böbrek yetmezliği. Tip 1 diyabet; pankreasdan salgılanan insülinin azalması. Tip 2 diyabet; vücuttaki gözelerin insüline direnç kazanması.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DIACETONE ACRYLAMIDE[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETON AKRİLAMİT


- DIACETYL[İng.] ile/değil/yerine/= DİASETİL


- DIACETYLMORPHINE[İng.] / DIACETYLMORPHINE[Fr.] / DIACETYLMORPHIN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASETİL MORFİN


- DIALYSIS[İng.] / DIALYSE[Fr.] / DIALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYALİZ


- DIAM/DIGITAL IMAGING ADOPTION MODEL[İng.] değil/yerine/= DİJİTAL GÖRÜNTÜLEME BENIMSEME MODELİ


- DIAMAGNETIC FARADAY EFFECT[İng.] / EFFET DIAMAGNÉTIQUE DE FARADAY[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK FARADAY ETKİSİ


- DIAMAGNETIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE ANFÄLLIGKEIT/SUSZEPTIBILITÄT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK ALINGANLIK


- DIAMAGNETIC[İng.] / DIAMAGNÉTIQUE[Fr.] / DIAMAGNETISCHE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİK


- DIAMAGNETISM[İng.] / DIAMAGNÉTISME[Fr.] / DIAMAGNETISMUS[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAMANYETİZMA


- DIAMINE[İng.] ile/değil/yerine/= DİAMİN


- DIAPHRAGM[İng.] / DIAPHRAGME[Fr.] / BLENDE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYAFRAM


- DIASTEREOMERS[İng.] / DIASTERREMEREN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİASTEREOMERLER


- DİASTOLIC BLOOD PRESSURE[İng.] değil/yerine/= GEVŞEM KAN BASINCI


- DIATHERMY[İng.] / DIATHERMIE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYATERMİ


- DİATOM ile İKİ ATOMLU


- DIATOMACEOUS EARTH[İng.] ile/değil/yerine/= DİATOME TOPRAĞI


- DIATOMIC MOLECULE[İng.] ile/değil/yerine/= İKİ ATOMLU MOLEKÜL


- DIATOMIC[İng.] / DIATOMIQUE[Fr.] / ZWEIÄTOMIG[Alm.] ile/değil/yerine/= İKİ ATOMLU, DİATOMİK MOLEKÜL


- DİB ile FİDE KAZIĞI


- DIBORANE[İng.] ile/değil/yerine/= DİBORAN


- DICHOTOMY[İng.] değil/yerine/= DİKOTOMİ

( Genellikle birbiriyle çelişkili kısımlar, kategoriler ya da fikirlere olmak üzere, ikiye bölünme demektir. Bir değişkenin ancak birbirinin zıddı iki değer alabilmesidir. Cinsiyetin kadın ya da erkek olmak üzere iki kategoriye ayrılabilmesi.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DICKE RADIOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= DİCKE IŞINIMÖLÇERİ


- DICOM/DIGITAL IMAGING AND COMMUNICATIONS IN MEDICINE[İng.] değil/yerine/= TIPTA SAYISAL GÖRÜNTÜLEME VE İLETİŞİM


- DİDAKTİK ile DİDAKTİK


- DIELECTRIC ABSORPTION[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN SOĞURMASI


- DIELECTRIC AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN YÜKSELTEÇ


- DIELECTRIC ANTENNA[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ANTEN


- DIELECTRIC BREAKDOWN[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DELİNMESİ


- DIELECTRIC CRYSTAL[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KRİSTAL


- DIELECTRIC FILM[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN İNCEFİLM


- DIELECTRIC HEATING[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ISITMA


- DIELECTRIC HYSTERESIS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ERESİMİ


- DIELECTRIC LENS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN MERCEK


- DIELECTRIC LOSS ANGLE[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP AÇISI


- DIELECTRIC LOSS FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYIP ÇARPANI


- DIELECTRIC LOSS[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN KAYBI


- DIELECTRIC POWER FACTOR[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN GÜÇ ÇARPANI


- DIELECTRIC STRENGTH[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DAYANIMI


- DIELECTRIC SUSCEPTIBILITY[İng.] / SUSCEPTIBILITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN ALINGANLIĞI


- DIELECTRIC VISCOSITY[İng.] / VISCOSITÉ DIÉLECTRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= YALITKAN AĞDALILIĞI


- DIELECTRIC WAVE GUIDES[İng.] ile/değil/yerine/= YALITKAN DALGA KILAVUZLARI


- DIETERICI EQUATION OF STATE[İng.] / ÉQUATION D'ÉTAT DE DIETERICI[Fr.] / DIETERICISCHES ZUSTANDES GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİETERİCİ HAL DENKLEMİ


- DİEZ ile ÇİFT DİEZ


- DİFAZİK/DİPHASİC[İng.] değil/yerine/= İKİ EVRELİ


- DİFERANSİYASYON/DIFFERENTIATION[İng.] değil/yerine/= FARKLILAŞMA


- DİFERANSİYE/DIFFERENTIATED[İng.] değil/yerine/= FARKLILAŞMIŞ


- DIFFERENTIAL ABSORPTION RATIO[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL SOĞURMA ORANI


- DIFFERENTIAL AIR THERMOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL HAVALI SICAKLIKÖLÇER


- DIFFERENTIAL AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL YÜKSELTEÇ


- DIFFERENTIAL CAPACITOR[İng.] / CAPACITÉ DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIAL-CAPASITOR[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL/DİFERANSİYEL SIĞAÇ


- DIFFERENTIAL FITNESS[İng.] değil/yerine/= DİFERANSİYEL BAŞARI

( Belirli fenotipe sahip bireylerin ortalama hayatta kalma ve eş bulma becerisinin, diğer fenotiptekilere göre farklılığıdır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DIFFERENTIAL FREQUENCY CIRCUIT[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL FREKANS DEVRESİ


- DIFFERENTIAL FREQUENCYMETER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL FREKANSÖLÇER


- DIFFERENTIAL GAIN CONTROL[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL KAZANÇ DENETİMİ


- DIFFERENTIAL GALVANOMETER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GALVANOMETRE


- DIFFERENTIAL INPUT CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE L'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] / DIFFERENTIALEINGANGKAPAZITANZ[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL/DİFERANSİYEL GİRİŞ SIĞASI


- DIFFERENTIAL INPUT IMPEDANCE[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GİRİŞ EMPEDANSI


- DIFFERENTIAL INPUT MEASUREMENT[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GİRİŞ ÖLÇÜMÜ


- DIFFERENTIAL INPUT RESISTANCE[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GİRİŞ DİRENCİ


- DIFFERENTIAL INPUT VOLTAGE[İng.] / TENSION D'ENTRÉE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GİRİŞ GERİLİMİ


- DIFFERENTIAL INPUT[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GİRİŞ


- DIFFERENTIAL IONIZATION CHAMBER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL İYONLAŞMA ODASI


- DIFFERENTIAL LEAK DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL KAÇAK DEDEKTÖRÜ


- DIFFERENTIAL METHODS[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL YÖNTEMLER (KİNETİK)


- DIFFERENTIAL OPERATIONAL AMPLIFIER[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL İŞLEMSEL YÜKSELTEÇ


- DIFFERENTIAL OUTPUT VOLTAGE[İng.] / TENSION DE SORTIE DIFFÉRENTIELLE[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL ÇIKIŞ GERİLİMİ


- DIFFERENTIAL PERMEABILITY[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GEÇİRGENLİK


- DIFFERENTIAL PRESSURE[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL BASINÇ


- DIFFERENTIAL PULSE POLAROGRAPHY[İng.] ile/değil/yerine/= DİFERANSİYEL PULS POLAROGRAFİSİ


- DIFFERENTIAL RELAY[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL RÖLE


- DIFFERENTIAL THERMAL ANALYSIS[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL ISIL ÇÖZÜMLEME


- DIFFERENTIAL THERMOMETER[İng.] / THERMOMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL SICAKLIKÖLÇER


- DIFFERENTIAL TRANSDUCER[İng.] / TRANSDUCTEUR DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL DÖNÜŞTÜRÜCÜ


- DIFFERENTIAL TRANSFORMER[İng.] / TRANSFORMATEUR DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL TRAFO


- DIFFERENTIAL VOLTAGE GAIN[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GERİLİM KAZANCI


- DIFFERENTIAL VOLTMETER[İng.] / VOLTMÈTRE DIFFÉRENTIEL[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL GERİLİMÖLÇER


- DIFFERENTIAL WINDING[İng.] ile/değil/yerine/= AYRIMSAL SARGI


- DIFFERENTIATING SOLVENTS[İng.] ile/değil/yerine/= FARKLANDIRICI ÇÖZÜCÜLER


- DIFFRACTION ANALYSIS[İng.] / BEUGUNGSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM ÇÖZÜMLEMESİ


- DIFFRACTION FRINGES[İng.] / FRANGES DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSFRANSEN[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM SAÇAKLARI


- DIFFRACTION GRATING[İng.] / RÉSEAU DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSKRATZEND[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM AĞI


- DIFFRACTION ORDER[İng.] ile/değil/yerine/= KIRINIM DERECESİ


- DIFFRACTION PATTERN[İng.] / CONFIGURATION DE LA DIFFRACTION[Fr.] ile/değil/yerine/= KIRINIM DESENİ


- DIFFRACTION RINGS[İng.] / BOUCLES DE LA DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSRINGE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM HALKALARI


- DIFFRACTION SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM TAYFI/SPEKTRUMU


- DIFFRACTION SYMMETRY[İng.] / SYMÉTRIE DE DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNGSSYMMETRIE[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM SİMETRİSİ


- DIFFRACTION[İng.] / DIFFRACTION[Fr.] / BEUGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIM


- DIFFRACTION[İng.] değil/yerine/= KIRINIM

( Kırınım; ışık, ses, elektromanyetik dalgaların ya da su dalgalarının, onları doğrusal yollarından saptıracak engellerden geçmesiyle oluşur. Herhangi bir dalga kırınıma uğrayabilir. Işığın kırınmasının teleskop ve kameralarda önemli olduğu durumlar vardır.

[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )


- DIFFRACTOMETER[İng.] / DIFFRACTOMÈTRE[Fr.] / BEUGUNGSMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= KIRINIMÖLÇER


- DIFFUSE RADIATION[İng.] / RAYONNEMENT DIFFUS[Fr.] / DIFFUSE STRAHLUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK IŞINIM


- DIFFUSE REFLECTION[İng.] / RÉFLEXION DIFFUSE[Fr.] / DIFFUSE REFLEXION[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK YANSIMA


- DIFFUSE SERIES[İng.] / SÉRIES DIFFUSES[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK DİZİLER


- DIFFUSE SOUND[İng.] / SON DIFFUSÉ[Fr.] / DIFFUSER SCHALL[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK SES


- DIFFUSE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE DIFFUS[Fr.] / DIFFUSES SPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK TAYF/SPEKTRUM


- DIFFUSE TRANSMISSION[İng.] / TRANSMISSION DIFFUSE[Fr.] ile/değil/yerine/= DAĞINIK İLETİM


- DIFFUSED EMITTER-COLLECTOR TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON YAYICI-TOPLA-YICILI TRANSİSTÖR


- DIFFUSED JUNCTION RECTIFIER[İng.] / REDRESSEUR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG GLEICHRICHTER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM DOĞRULTUCU


- DIFFUSED JUNCTION TRANSISTOR[İng.] / TRANSISTOR À JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE VERBINDUNG TRANSISTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM TRANSİSTÖR


- DIFFUSED JUNCTION[İng.] / JONCTION DIFFUSÉE[Fr.] / GESTREUTE-VERBINDUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYONLU EKLEM


- DIFFUSED-BASE TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON TABANLI TRANSİSTÖR


- DIFFUSION CAPACITANCE[İng.] / CAPACITÉ DE LA DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SIĞASI


- DIFFUSION CLOUD CHAMBER[İng.] / CHAMBRE DU NUAGE DIFFUSÉ[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON BULUT ODASI


- DIFFUSION COEFFICIENT[İng.] / DIFFUSION COEFFICIENT, COEFFICIENT DE LA DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION KOEFFIZIENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON KATSAYISI, D (POLAROGRAFİK)


- DIFFUSION CURRENT[İng.] / COURANT DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSION STROM[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON AKIMI, İD


- DIFFUSION GRADIENT[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON EĞİMİ


- DIFFUSION KERNEL[İng.] / GERME DE DIFFUSION[Fr.] / DIFFUSIONSKERN[Alm.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON ÇEKİRDEĞİ


- DIFFUSION LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON UZUNLUĞU


- DIFFUSION NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON SAYISI


- DIFFUSION OF MATTER[İng.] ile/değil/yerine/= NESNE YAYILMASI


- DIFFUSION TRANSISTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON TRANSİSTÖRÜ


- DIFFUSION VELOCITY[İng.] / VITESSE DE DIFFUSION[Fr.] ile/değil/yerine/= DİFÜZYON HIZI


- DİFRAKSİYON[Fr./İng. < DIFFRACTION] değil/yerine/= KIRINIM

( Işık, ses ve radyoelektrik dalgalarının karşılaştığı bazı engelleri dolanarak geçmesi. )


- DİFTERİ ile İKİLİ ÜNLÜ


- DİFÜZ/DIFFUSE[İng.] değil/yerine/= YAYGIN


- DIGESTION[İng.] / DIGESTION[Alm.] ile/değil/yerine/= OLGUNLAŞTIRMA


- DIGITAL CIRCUIT[İng.] / CIRCUIT NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALSCHALTUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL DEVRE


- DIGITAL INVERTER[İng.] / INVERSEUR NUMÉRIQUE[Fr.] / DIGITALER INVERTER[Alm.] ile/değil/yerine/= SAYISAL EVİRİCİ


- DIGITAL SIGNATURE[İng.] değil/yerine/= DİJİTAL İMZA


- DIGITAL VOLTMETER[İng.] / VOLTMÈTRE NUMÉRIQUE[Fr.] ile/değil/yerine/= SAYISAL GERİLİMÖLÇER


- DIGITAL[İng.] değil/yerine/= SAYISAL | PARMAKLA | PARMAKSI


- DİJITALİZASYON/DIGITALIZATION[İng.] değil/yerine/= SAYISALLAŞTIRMA


- DİK KAFALI ile BÜYÜK KALPLİ


- DİK ile DİKİLMİŞ ile EREKSİYON


- DİK ile/ve YÜKSEK


- DİKEN ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBAR ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLIK ile BARBARLAŞTIRMAK ile BARBAR ile DİKENLİ ile DİKENLİ TEL ile BERBER ile KIZAMIK ile BERBERLİK


- DİKEY ile DÜŞEY


- DİKEY ile YATAY


- DİKKAT ÇEKMEK ile İLGİ TOPLAMAK

( CÂLİB-İ DİKKAT ile ... )


- DİKKAT ETMEK ile DİKKATLİ ile DİKKATSİZ


- DİKKAT ETMEK ile/ve/||/<>/< SORGULAMAK


- DİKKAT/Lİ ile/ve/||/<>/> ÖZEN/Lİ


- DİKKAT ile CAUTİONARY ile DİKKATLİ ile DİKKATLE


- DİKKAT ile/ve/<> MEDİTATİF DİKKAT ile/ve/<> KONTEMPLATİF DİKKAT

( Odaklanma. İLE/VE Özenli ve düzenli odaklanma. İLE/VE Dikkat etmeden dikkat/odaklanma. )

( Bilinçli yetersizlik. İLE/VE Bilinçli yeterlilik. İLE/VE Bilinçsiz Yeterlilik.
[ BİLİNÇSİZ YETERLİLİK

              ^

BİLİNÇLİ YETERLİLİK

              ^

BİLİNÇLİ YETERSİZLİK

              ^

BİLİNÇSİZ YETERSİZLİK ] )

( Focusing. WITH/AND/||/<>/> Careful and orderly focusing. WITH/AND/||/<>/> Attention without attention/focusing.
Conscious incapacity. WITH/AND/||/<>/> Conscious sufficiency. WITH/AND/||/<>/> Unconscious sufficiency.

[ UNCONSCIOUS SUFFICIENCY

              ^

CONSCIOUS SUFFICIENCY

              ^

CONSCIOUS INCAPACITY

              ^

UNCONSCIOUS INCAPACITY ] )


- DİKKAT ile ÖZENLİ


- DİKKAT ile/ve/||/<>/> RİKKAT( ile/ve/||/<>/> ZARÂFET ile/ve/||/<>/> MELÂHAT)

( Zihinde. İLE/VE/||/<>/> Kalpte. İLE/VE/||/<>/> Eylemde. İLE/VE/||/<>/> Yüzde. )

( İlgi, özen. İLE/VE/||/<> İncelik. | Merhamet, acıma. İLE/VE/||/<>/> Aklı, kötü düşüncelerden, kuruntu/vehm ve kuşku/şüphe/zanlardan arındırmak. İLE/VE/||/<>/> Güzellik, yüz güzelliği. )

( [özellikle] Kullandığımız sözcüklerde. İLE/VE/||/<> Kurduğumuz tümcelerde. İLE/VE/||/<>/> Davranışlarımızda. İLE/VE/||/<>/> Bakış ve duruşumuzda. )


- DİKKATE ALMAK ile ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNMEK ile HATIRI SAYILIR ile DÜŞÜNCELİ ile DÜŞÜNCE ile DİKKATE ALINAN ile GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURARAK


- DİKKATİNİ DAĞITMAK ile DİKKATİ DAĞILMIŞ ile DİKKAT DAĞITMA ile ALIKOYMAK ile HACİZ


- DİKKATSİZLİK ile DİKKATSİZ ile DİKKATSİZLİK


- DİKKATSİZLİK ile KASITSIZ ile YANLIŞLIKLA


- DİKOTOMİ/[İng. DICHOTOMY] değil/yerine/= İKİLİK | İKİLEM/Lİ / İKİLEMSEL


- DİKROTİK/DICROTIC[İng.] değil/yerine/= ÇİFT VURULU


- DİKSİYON ile SÖZLÜK


- DİKTE ile DİKTE ile DİKTATÖR ile DİKTATÖRCE ile DİKTATÖRLÜK


- DIKW/DATA-INFORMATION-KNOWLEGDE-WISDOM HIERARCHY[İng.] değil/yerine/= VERİ-BİLİ-BİLGİ-BİLGELİK SIRADÜZENİ


- DİL BİLİM(db.) ile/ve/<> DİL BİLGİSİ(dbl.)

( Dil konularında inceleme yoluyla toplum kültürünü araştırma bilimi. İLE ... )

( DİLBİLİM: * Dilin ne olduğu. * Dilin işleyişi. * Dilin edinimi. * Eğitim-Öğretim. İLE/VE/<> DİLBİLGİSİ: * Kuralcılık. * Doğru/yanlış kullanım. * Eğitim-Öğretim. )


- DİL KULLANIMINDA:
BİLGİ ile/ve/<> BECERİ


- DİL'İN:
ÇEŞİTLERİ ile/ve/||/<>
LEHÇELERİ ile/ve/||/<> ŞİVELERİ ile/ve/||/<> AĞIZLARI

( ŞİVE[Fars.]: Söyleyiş özelliği. | Naz, eda, cilve. | Ağız. )

( ... İLE/VE/||/<> Bir dilin, bilinmeyen, çok eski dönemlerinde, kendinden ayrılmış kolları. İLE/VE/||/<> Bir dilin, izlenebilen tarihi dönemlerinde ayrılmış kolu. İLE/VE/||/<> Herhangi bir şivenin, daha çok, söyleyiş[telaffuz] özelliklerine bağlı olarak oluşan yerel kolları. )


- DİL/TIL ile/ve/||/<> SÖZCÜK/KELİME

( Sözcükler, anlamları taşıyan at gibidir. )

( Küçücük bir sözü/kelâmı bile küçümsemeyeceksin! )

( Sözün/Kelâmın değerini bilmek, duymakla olur. )

( Sözcükler, işaret eder ama açıklayamaz. )

( Words indicate, but do not explain. )


- DİL ile/ve/||/<> VARLIK

( Dilin düzeni varlığın düzenidir, varlığın düzeni dilin düzenidir. )

( Ülkesinin yüksek istiklâlini korumasını bilen Türk ulusu, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır. )


- DİL ile/ve/||/<>/= AKIL


- DİL ile/ve/<> AKIL

( Lâl. İLE/VE/<> Mat. )


- DİL ve/<> BİLİNÇ


- DİL ile DİLLER


- DİL ile/ve DİN

( Dilini kaybeden, dinini de kaybeder. )

( Who loose the language, loose the religion, either. )


- DİL ve/||/<> DİŞ

( DİL VE DİŞ

“Dişler, tüm organların aynasıdır” sözünü anımsayarak, “Dil neyin aynasıdır?” sorusuna bir yanıt arasak, hepimizin buluşma noktası “ÖZ” olacaktır.

“Dil, özümüzün aynasıdır”

“ÖZ <–> GÖZ <–> SÖZ” bağlantısı, nereden hareket edecek olursak olalım, üzerinde en çok durulması gereken ilişkidir. “Öz”ün üzerine fazla eğilmeye gerek kalmaksızın bizleri nereye ulaştırdığını biliyoruz. “Göz” üzerine de aynı ortak duygu ve düşüncelere sahip olarak, özümüzün kapısı olduğu noktasına ulaşıyoruz. “Söz” ise geçmiş, şimdi ve geleceğin; usumuzun, bilimin, felsefenin ve sanatın; iş ve özel yaşamın ve günlük yaşamdaki tüm sürecin en büyük aracıdır. Simge diliyle “Söz”, yazı diliyle “Söz”, sözün diliyle “Söz”, günlük yaşamımızın, düşünce ve duygularımızın ve tüm ilişkilerimizin aracı “Söz”.

Sevgili Yunus Emre’nin güzel sözü ile...

Keleci[sözü] bilen kişinün yüzünü ağ[ak] ede bir söz,
Sözü pişirip diyenin işini sağ ede bir söz.

Söz ola kese savaşı, söz ola kese başı,
Söz ola ağılı[zehirli] aşı bal ile yağ ede bir söz.




Psikoloji, 3D/6D temelli, "Düşünce, Duygu ve Davranışlar"ımızı anlamaya, incelemeye ve altında yatan nedenleri bulmaya çalışan bir bilim dalıdır. Hiçbiri birbirinden bağımsız olmadığı gibi ayrı ayrı düşünmek de pek olanaklı değildir. Bu doğrultuda, son zamanlarda çok yoğun ilgi gören Sinir Dili Programlaması(SDP ya da NLP), çalışmalarının da en büyük aracı olan söz -ve her bir sözcük- ile, tüm hücrelerimizin ve beynimizin programlanabilmesi yoluyla yaşamımıza katacağı gelişmişliği, derinliği, kolaylığı ve rahatlığı sağlatan bir disiplin. SDP tüm eylemlerimiz ile ağzımızdan çıkan her sözün nasıl ve ne kadar bağlantısının olabileceğini anlatır. Ayağını sürüyerek yürüyen bir kişinin, sözlerinin de ağzından uzata uzata, yayılarak çıktığını görebilirsiniz (ya da tam tersi). Yüzü asık birinin, her ne kadar hoş sözler kullansa bile sesinden psikolojik durumunu anlayabilirsiniz. Aynı bağlantılar dilimiz ve dişimize verdiğimiz önem için de geçerlidir. Diş fırçalama alışkanlığımız ile kullanacağımız sözcüklerin de bağlantısı vardır ve de dile, sözlerimize gösterdiğimiz özen ile diş fırçalama alışkanlığımızın. Dişimizin ne kadar önemli olduğunu biliriz fakat maalesef yeteri kadar özeni göstermeyiz.

Dile ve sözlerimize verdiğimiz önem ve duyarlılığımız nedir? Dilimizin de durumu aynı mı acaba? Aynı mı olmalı? Olmamalı mı? Peki nasıl? Bu durumu ne, kim, nasıl değiştirebilir? Tüm bu sorular ve benzerleri gibi daha birçok soruya verebileceğimiz yanıt aynıdır! KENDİMİZ!

Yaşamımızda pek dikkat edilmeyen, çok fazla karıştırılan fakat hiçbir zaman karıştırılmaması gereken bazı noktalar vardır. Bunların en çok yaşandığı altı hassas nokta ve şu oniki kavramın da ayrıntılarına sahip olmalı ve önemine çok dikkat etmeliyiz.

- GENEL ile ÖZEL;

- BİRİNCİL OLAN(/Olma[ma]sı Gereken) ile
İKİNCİL OLAN (/Olma[ma]sı Gereken);

- AMAÇ ile ARAÇ;

- SÜREÇ ile SONUÇ (Merkezlilik);

- KURAM(TEORİ) ile UYGULAMA(PRATİK);

- KORGU ile KAYGI


Konuşmalarımız, değerlerimiz ve tutumlarımız bazen Genel'den hareket ederek Özel'e, bazen de Özel'den hareket ederek Genel'e giderek devam eder. Fakat farkında olunması gereken bu ikisinin arasındaki geçiştir. Geçişteki dikkatsizlikler çok büyük sorunlara dönüşebilirler. Konu ve kavramları ele alışımızdaki sıralamada neyin öncelikli olduğu ve olmadığı bilinci, durumun ya da konunun bir Araç mı, Amaç mı? olduğu sorusunun her an farkındalığımızda olması en dikkat edilmesi gereken noktalardandır. Süreç ve Sonuç’un birbirinden ayrı olmadığı, dengeli bir durumda olması, herhangi birinin üzerinde yoğunlaşmama gerekliliği de üzerinde titizlikle durulması gereken noktalardır. Kuram ile uygulamanın arasındaki farkların ve derecelerinin atlanmaması gerekir. Korku ve Kaygı arasındaki farkların (Belirginlik, Şiddet ve Süre) da bilincinde olarak korku ve kaygı yönetiminin elde tutulması, geleceğin olumsuzu “YA … [olursa]” üzerine değil olumlu gelecek “… [’nın olmasını] İSTİYORUM” üzerinde durulması gerekmektedir.

Doğru, yerinde ve zamanında kullanım için yeğlenebilecek her sözcüğün değeri çok yüksektir. Kişisel ve toplumsal birliğimiz olan sözlükleri daha çok kullanmak, kitap okumak, düşünmek, araştırmak; sözcüklerin, terimlerin günlük hayatımızda, dilimizde yer almasını sağlamak en önemli sorumluluklarımızdandır. Toplumların en büyük serveti dilleri olduğu gibi, kişinin de en büyük değeri ve serveti dilidir.

Dil ile, söz ile başlayan serüvenin çeşitli dönüşümler ile yaşamımızın en büyük parçası ve kaderimize bile dönüşebileceğini vurgulayan şu sözleri sürekli anımsamak gerekir!

Söylediklerinize dikkat edin,
düşüncelere dönüşür...

Düşüncelerinize dikkat edin,
duygularınıza dönüşür...

Duygularınıza dikkat edin,
davranışlarınıza dönüşür...

Davranışlarınıza dikkat edin,
alışkanlıklarınıza dönüşür...

Alışkanlıklarınıza dikkat edin,
değerlerinize dönüşür...

Değerlerinize dikkat edin,
karakterinize dönüşür...

Karakterinize dikkat edin,
Kaderinize dönüşür...
)


- DİL ve/<>/= DÜŞÜNCE

( Düşünceyi sınırlandırarak gelişir ve kişiyi geliştirir. VE/<>/= Dili geliştirerek gelişir ve kişiyi geliştirir. )

( Birlikte tutmak/birleştirmek gerekiyor. )

( Zihin - Dil, Beyin - El ilişkisi! )

( Dilin tıkandığı yerde düşünce, dili, düşüncenin tıkandığı yerde dil, düşünceyi geliştirir. )

( Dil, düşünceyi, geliştirir de, ketler de. )


- DİL ile/ve/<>/= DÜŞÜNME


- DİL ile/ve/<> FELSEFE

( Aklın dilbilgisi. İLE/VE/<> Dilin dilbilgisi. )

( STOACILIK/REVÂKİYE )


- DİL ile/ve GÜNLÜK/KONUŞULAN DİL

( Papua Yeni Gine'de, dünyanın başka herhangi bir yerinde olduğundan daha fazla dil vardır. )

( Dil, dile değmeden, dil öğrenilmez! )


- DİL ile/ve İNSANBİLİM(ANTROPOLOJİ)


- DİL ile/ve KÜÇÜK DİL

( Çin'li doktorlar, binlerce yıl öncesinden beri, hastalıkları saptamak için dil inceleme yöntemini kullanıyor. Günümüzde de doktorlar, teşhis için hastanın önce dilini muayene etmek istiyor. Dil, çok hızlı bir biçimde yeni hücreler üretir. Eğer gövdenin herhangi bir bölgesinde bir sorun varsa, dili inceleyen doktor bunu anlayabilir.

Çin'li doktorlar, dilin renginde ve görünüşündeki bazı değişikliklerin, bazı hastalıkların habercisi oldukları kanısında.

Örneğin, dilin ucundaki değişiklik, bir kalp sorununun habercisidir.

Dilin sağ kenarı, safra kesesiyle ilgili değişiklikleri simgeler.

Sol kenarı ise karaciğerdeki sorunların habercisidir.

Arka kısmı, böbrekler ve bağırsaklarla ilgili sorunları haber verir.

Aynanın karşısına geçin ve dilinizi alıcı gözüyle inceleyin. Size yardımcı olmak için bazı ipuçları verelim:
Dilinizin rengi soluksa, bu, kansızlık[anemi] işaretidir.

Dilin rengi koyu pembe olmuşsa, kan dolaşımında sorun var demektir.

Dilin ucu kırmızıysa kalp yangısı(iltihabı) var demektir.

Dilin kenarları kırmızıysa, alkolik olduğunuz anlaşılır.

Dilin üzerinde beyaz lekeler varsa, soğuk algınlığına işarettir.

Dilin kuruması, menapoz başlangıcını belirtir.

)


- DİL = LANGUAGE[İng.] = LANGUE[Fr.] = SPRACHE[Alm.] = LINGUA[İt.] = LENGUA[İsp.]


- DİL ve/+ MANTIK ve/+ GEOMETRİ


- DİL ve/||/<> MANTIK ve/||/<> MATEMATİK

( ... VE/||/<> ... VE/||/<> Kavramı, kavramla göstermek. )


- DİL ile/ve TARİH

( Herşeye yayılmış olan en genel temsil. İLE/VE ... )

( Dil, zihin tarafından, zihin için meydana getirilmiştir. )

( Dil, varlığın evidir. )

( Zihin, dili biçimlendirir ve dil de zihne biçim verir. )

( Konfüçyüs: "Eğer konuşulan dil doğru değilse o zaman söylenilen söz, söylenilmek istenen şey olmaz. O zaman, yapılması gereken yapılmaz ve eğer işler yapılmadan kalırsa, maneviyat ve sanat bozulur. O zaman, adâlet, sahtekârlıkla yürür. Eğer bu olursa, kişiler, kendilerini umutsuz bir karmaşanın içinde bulur. Bu nedenle, söylenilen şey her şeyden önemlidir ve bu konuda dikkatsizlik yapılmamalıdır." )

( Language is an instrument of the mind. It is made by the mind, for the mind. )


- DİL = TONGUE[İng.]


- DİLATASYON/DİLATATION[İng.] değil/yerine/= GENİŞLEME


- DİLATE/DİLATED[İng.] değil/yerine/= GENİŞLEMIŞ


- DİLATÖR/DİLATORY[İng.] değil/yerine/= GENİŞLETEN


- DILAURYL ETHER[İng.] / ÉTHER DILAURYLIQUE[Fr.] / DILAURYLÄTHER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİLAURİL ETER


- DİLBİLGİSEL ile DİLBİLGİSEL BİÇİMBİRİM ile DİLBİLGİSEL CİNS ile DİLBİLGİSEL DURUM ile DİLBİLGİSEL GÖRÜNÜŞ ile DİLBİLGİSEL KOŞULLAMA


- DİLBİLGİSİ/VERİ/BİLGİ/INPUT ile/ve/||/<>/> MANTIK/ANLAYIŞ/İŞLEM ile/ve/||/<>/> SÖZ SÖYLEME SANATI/BİLGELİK/ÇIKIŞ

( Klasik. İLE/VE/||/<>/> İçrek[ezoterik]. İLE/VE/||/<>/> Modern. )


- DİLBİLGİSİ ile GRAMER ile GRAMATOLOJİ


- DİLEK/TEMENNİ[Ar.] ile KAYGI/ENDİŞE[Fars.]

( Özellikle, "İnşaallah" dendiğinde. )


- DİLEK ile/ve HEDEF

( Sana hiçbir dilek verilmemiştir ki, onu gerçekleştirecek güç de verilmemiş olsun. Ancak bunun için çallışman gerekebilir. )


- DİLEK ile İSTEK/ARZU


- DİLENCİ ile DİLENCİCE


- DİLİM/PARÇA ile LOKMA/TİKE


- DİLİM ile KATMAN


- DİLUE/DİLUTED[İng.] değil/yerine/= SEYRELTİK


- DILUENT[İng.] / DILUENT[Fr.] / VERDÜNNUNGSMITTEL[Alm.] ile/değil/yerine/= SEYRELTİCİ


- DİLÜSYON/DİLUTION[İng.] değil/yerine/= SEYRELTME


- DIMENSIONAL ANALYSIS[İng.] / DIMENSIONSANALYSE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOYUT ÇÖZÜMLEMESİ


- DIMER[İng.] / DIMERE[Fr.] / DIMER[Alm.] ile/değil/yerine/= DİMER


- DIMETHYLGLYOXIME[İng.] ile/değil/yerine/= DİMETİLGLİKOKSİM


- DİN


- DİN ADAMLARI ile DİN ADAMI


- DİN DIŞI ile DİN KARŞITI


- DİN:
İMAN/İTİKÂT ile/ve İBÂDET ile/ve MUAMELÂT


- DİN:
KADÎM BİLGELİK ve/||/<> KÜLTÜR


- DİN ile DÎN

( Borç.[< DEYN] | Düzen, tüze. | Doğa yasaları. | Fıtratını bozmamak üzere oluş(turul)muş düzen. | Ölüm karşısında ümit. İLE Her Güneş ayının 24. günü. | Kalemi korumakla görevli sayılan melek. )


- DİN ile/ve GELENEK

( DİN: İnançlar ağı. )


- DİN ile/ve/<> İNSAF

( İnsaf, dinin yarısıdır. )

( To be fair is the half of religion. )

( DİN: Kalpsiz dünyanın kalbi. )


- DİN ile SİYASET


- DİNAMİK/DYNAMIC[İng.] değil/yerine/= DEVİNGEN


- DİNAMİKLEŞTİRİCİ ile DİNAMİT


- DİNAMO ile LOKOMOTİF


- DÎNÂR ile/||/<> DİRHEM[Ar. < Yun.]

( Çeyrek altın değerindeki eski bir para birimi. [İran, Tunus ve bazı ülkelerde kullanılan para birimi] @@ Gümüş, bir tür gümüş para. | Bir okkanın dörtyüzde biri olarak kabul edilmiş olan[3148 gr. | İstanbul için 3207 gr. olarak saptanmıştır] eski bir ağırlık ölçü birimi. | Bir miskal, dört gram ve seksen santigram. )


- DİNDİRMEK ile GİDERMEK


- DINEUTRON[İng.] / DINEUTRON[Fr.] / DINEUTRON[Alm.] ile/değil/yerine/= DİNÖTRON


- DİNGİNCİLİK ile/ve BİLİNEMEZCİLİK


- DİNGİNCİLİK ile/ve VAROLUŞÇULUK


- DİNGİNLİK ile HAREKETSİZLİK

( Hareketsiz kalma, eylemde bulun; çünkü etkinlik hareketsizliğe üstündür; hareketsizlik manevi yaşamı köreltir. )

( Ayrılık ve görünümlerin bir ve bütün olduğunu kavramak için aklın sakinleştirilmesi ve dinginlik kazanması gereklidir. )


- DİNİ:
ANLADIKTAN SONRA YAŞAMAK ile/ve/değil/yerine YAŞADIKTAN SONRA ANLAMAK


- DİNLEMEK/DİNLER GİBİ GÖRÜNMEK ile İLGİSİZLİK/KAYITSIZLIK


- DİNLEMEK ile/ve "TAKİP ETMEK"


- DİNLEMEK ve/||/<>/>/< AŞKINLIK


- DİNLEMEK ile/ve/> DENEMEK


- DİNLEMEK ile/ve/<> SABIR/SABRETMEK


- DİNOZOR ile İRİ DİNOZOR

( Mesozoik çağda yaşamış olan ve bugün yalnızca fosilleri bulunan çok büyük bir cins sürüngen. )


- DİNSEL METİN ile KLÂSİK METİN


- DİNSİZLİK ile DİNSİZ ile DİNSİZ


- DIODE ARRAY DETECTOR[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT SERİ DEDEKTÖR


- DIODE BRIDGE[İng.] / PONT À DIODES[Fr.] / DIODENBRÜCKE[Alm.] ile/değil/yerine/= DİYOT KÖPRÜSÜ


- DIODE CHARACTERISTIC[İng.] / CARACTÉRISTIQUE DE LA DIODE[Fr.] ile/değil/yerine/= DİYOT KARAKTERİSTİĞİ


- DIODE FORWARD VOLTAGE[İng.] ile/değil/yerine/= DİYOT DOĞRU YÖN GERİLİMİ