İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 23.950 başlık/FaRk ile birlikte,
23.950 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(21/97)
- DALTON'S LAW[İng.] / LOI DE DALTON[Fr.] / DALTONSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DALTON YASASI
- DALTON[İng.] ile/değil/yerine/= DALTON
- DALY/DISABILITY ADJUSTED LIFE YEARS[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTIMINE AYARLANMIŞ YAŞAM YILLARI
- DAMAR ile ATARDAMAR
- DAMAR ile/ve/<> KILCAL DAMAR
- DAMAR ile YAPRAK DAMARI
- DAMAT ile SAĞDIÇ
- DAMGALAYICI ile DAMGALAMA
- DAMITMAK ile DAMITMA ile DAMITILMIŞ ile DAMITILMIŞ SU ile DAMITICI ile İÇKİ FABRİKASI
- DAMLAMA ile DAMLAYAN ile DAMLAYAN
- DAMPED HARMONIC MOTION[İng.] / MOUVEMENT HARMONIQUE AMORTI[Fr.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLÜ HARMONİK HAREKET
- DAMPED WAVE[İng.] / ONDE AMORTIE[Fr.] / GEDÄMPFTE WELLE[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLÜ DALGA
- DAMPING COEFFICIENT[İng.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLEME KATSAYISI
- DAMPING OSCILLATION[İng.] / OSCILLATION AMORTIE[Fr.] / GEDÄMPFESCHWINGUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLÜ SALINIM
- DAMPING, QUENCHING[İng.] ile/değil/yerine/= SÖNÜMLEME
- DAMPİNG[İng.] ile/>< ANTİDAMPİNG[İng.]
( Düşürüm. İLE/>< Karşı düşürüm. )
- DAMPING[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜRÜM
- DANIAN EPOCH[İng.] değil/yerine/= DANYAN EPOKU
( Günümüzden 65.500.000 ile 61.700.000 yıl öncesi arasını kapsayan jeolojik zaman dilimidir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DANIEL CELL[İng.] ile/değil/yerine/= DANİELL GÖZESİ/HÜCRESİ
- DANİEL ile DANİEL DOLİN ile DANİEL SULLİVAN
- DANIELL CELL[İng.] / PILE DE DANIELL[Fr.] / DANIELL-ZELLE/ELEMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DANİELL PİLİ
- DANIŞMA ile DANIŞMA
- DANIŞMAN/LIK ile KOÇ/LUK
( Danışan, dağları aşmış; danışmayan, düz yolda şaşmış. )
( MEŞVERET[Ar.] (ETMEK): Danışma. )
- DANIŞMAN ile DANIŞMA
- DANS ile/ve/<> BALE
( Dans, kendinden emin olmayan, ne istediğini bilmeyen kişinin yapacağı iş değildir. )
( Dans Tarihçeleri )
- DANS = DANCE[İng.] = DANSER[Fr.] = TANZEN[Alm.] = BALLARE[İt.] = BAILAR/DANZAR[İsp.]
- DANS ile DANS EĞİTMENİ ile DANSÇI ile DANS
- DANS ile/ve/||/<> TWIST[İng.]
( ... İLE/VE/||/<> 1961 yılında yaygınlık kazanan çok hızlı ritmi olan bir dans. | Bu dansın müziği. )
- DAR GÖRÜŞLÜ ile YALITMAK ile YALITIM ile İZOLASYON ile YALITKAN
- DARÂBÂN[Osm.] / BEAT[İng.] / BATTEMENT[Fr.] / SCHWEBUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= VURU
- DARAĞACI ile DARAĞACI
- DARALMA ile/ve/||/<> SIKILAŞMA
- DARALTMA ile İNDİRGEME
- DARBE GENİŞLİĞİ ile DARBE GENLİĞİ
( Darbenin düşmeye başladığı an ile yükselme zamanının sonu arasındaki zaman farkı. İLE Bir darbenin, tam değeri, sayısal bir değer verildiğinde belirlenebilen tepe, ortalama, etkin, anî vb. değerleri ya da bunlardan biri. )
- DARBE TAYFI[Osm.] / PULSE SPECTRUM[İng.] / SPECTRE D'IMPULSIONS[Fr.] / PULSSPEKTRUM[Alm.] ile/değil/yerine/= DARBE TAYFI/SPEKTRUMU
- DARBE ile ETKİLENDİ ile ÇARPMA
- DARCY NUMBERS[İng.] / DARCY-ZAHLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY SAYILARI
- DARCY-WEISBACH EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DARCY-WEISBACH[Fr.] / DARCY-WEISBACH-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DARCY-WEİSBACH DENKLEMİ
- DARCY'S LAW[İng.] / LOI DE DARCY[Fr.] ile/değil/yerine/= DARCY YASASI
- DARCY[İng.] / DARC[Fr.] / DARCY[Alm.] ile/değil/yerine/= DARSİ
- DARE SOOF ile CESARET
- DARK CURRENT[İng.] / COURANT D'OBSCURITÉ[Fr.] / DUNKELSTROM[Alm.] ile/değil/yerine/= KARANLIK AKIMI
- DARWINIAN FITNESS[İng.] değil/yerine/= DARWİN UYUM BAŞARISI
( Bir bireyin gelecek nesillere yapabildiği genetik katkının boyutudur. Bir türün bir bireyinin evrimsel süreçteki başarısını gösterir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DATA INTEGRITY[İng.] değil/yerine/= VERİ BÜTÜNLÜĞÜ
- DATA MINING[İng.] değil/yerine/= VERİ MADENCİLİĞİ
- DATA OBJECT[İng.] değil/yerine/= VERİ NESNESİ
- DATA TAG[İng.] değil/yerine/= VERİ ETİKETLEME
- DATA WAREHOUSE[İng.] değil/yerine/= VERİ SAKLAĞI
- DATA[İng.] değil/yerine/= VERİ
- DATABEYZ[İng. < DATABASE] değil/yerine/= VERİTABANI
- DATUM[İng.] değil/yerine/= VERİ
- DAUGHTER ISOTOPE[İng.] değil/yerine/= ÜRÜN İZOTOP
( Radyoaktif bozunma sonucu oluşan izotoptur.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DÂVÂ ile/ve/||/<>/< DÂVET
- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT
( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )
- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA
- DAVA ile KASA BIÇAĞI ile VAKA ÇALIŞMASI ile VAKALAR
- DAVACI ile/>< DAVALI
- DAVET EDİLDİ ile DAVETLİ
- DAVET ile DAVET MEKTUBU ile DAVET ETMEK ile TEKLİFLERİ DAVET ET
- DAVİSSON-GERMER TECRÜBESİ[Osm.] / DAVISSON-GERMER EXPERIMENT[İng.] / EXPÉRIMENTATION DE DAVISSON-GERMER[Fr.] / DAVISSON-GERMER-EXPERIMENT[Alm.] ile/değil/yerine/= DAVİSSON-GERMER DENEYİ
- DAVNLOD[İng. < DOWNLOAD] değil/yerine/= İNDİRMEK
- DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]
- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞÇI ile DAVRANIŞLAR
- DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ
( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )
- DAVRANIŞ ile/ve TUTUM
( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )
( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )
( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )
( Tutum, fırsatı kendine çeker. )
( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )
( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )
( [sometimes] We cannot change our circumstances but our attitudes we can change.
We can change our attitude. )
- DAVRANMAK ile ARABULUCU OLARAK HAREKET ETMEK ile DİKKATSİZCE HAREKET ETMEK ile DİKKATLİ DAVRAN ile İHTİYATLI DAVRANMAK ile ÇEKİNGEN DAVRANMAK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK ile ALDATICI DAVRANMAK ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAVRANMAK ile APTALCA DAVRANMAK ile NAZİK DAVRAN ile SERT DAVRANMAK ile TEDBİRSİZCE DAVRANMAK ile ALÇAKÇA DAVRANMAK ile BECERİKSİZCE DAVRANMAK ile AHLAKSIZCA DAVRANMAK ile CİMRİ DAVRANMAK ile HAREKETE GEÇMEK ile APTALCA DAVRANMAK
- DAVRANMAK ile KİNCİ DAVRANMAK
- DAVUL ile DAVUL BİNBAŞI ile DAVUL DERİSİ ile DAVULCU ile BAGET
- DAVULLAR'DA:
TRAMPET[İng. < DRUMBEAT] ile/ve KÖS[Fars. < KÛS]/GROSKES ile/ve NAKKARE[Ar.] ile/ve TIMPANO
( İki değnek ile çalınan küçük davul. İLE/VE Büyük davul. İLE/VE Mehterhanede kullanılan davul. İLE/VE Orkestra'da kullanılan davul. )
- DAVUT ile DAVİD MİLGARD
- DAYANAK/DAYANGAÇ ile/ve ZEMİN
- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN
- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]
- DAYANÇ/SABIR ile/ve BAŞARI
( Eğer sabır gösterirseniz, başarmamak olanaksızdır. )
( If you persevere, there can be no failure. )
( Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DAYANIKLILIK
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DİNGİNLİK
- DAYANÇ/SABIR ve DOĞRU (ZAM)ANLAMA
- DAYANÇ/SABIR ve/<> GÜÇ
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> İSTİKRAR
( SABIR ÇİÇEĞİ / GIAN AGAVE[Lat.] [Ancak 10 yılda açar.] )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> KANAAT
( Kanaat eden aziz olur, Kanaatsizlik eden zelil olur. [azza men kanea, zelle men tamea] )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)
( Sabırla koruk tut, yaprağı Atlas olur. )
- DAYANÇ/SABIR ile/ve SIĞINMA
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<> ŞÜKÜR
- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> UYUM
( Olgun kişi, zayıf ve kendinden aşağı unsurlara karşı sabır gösterir ve onlara önem verir. )
( Uyumsuzluğu, ihtiyârını devrede tutmayan kişi yaratır. )
- DAYANIKLI/LIK ile SAĞLAM/LIK
- DAYANIKLI ile DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI
- DAYANIKLILIK ile/ve DAYANIŞMA
- DAYANIKLILIK ile DAYANMAK ile DAYANIKLI
- DAYANIKLILIK = FORTITUDE[İng.] = FORCE D'ÂME[Fr.] = GEISTESKRAFT[Alm.] = FORTITUDO[Lat.]
- DAYANILMAZ ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK
- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN
( Kişiler, kendilerine değil birbiriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilir. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )
( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değildir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )
( Loncaları inceleyiniz. )
- DAYANMAK ile ABANMAK
- DAYANMAK ile SIĞINMAK
- DAYANMAK ile YASLANMAK
- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]
- DAYATMA değil/yerine ESİNLENME
- DAYATMA ile SAHTEKAR ile SAHTEKAR ile SAHTEKARLIK
- DAYATMA ile YAPTIRIMLARIN UYGULANMASI
- DB/DATABASE[İng.] değil/yerine/= VERITABANI
- DBB/PHYSICIAN INFORMATION BANK[İng.] değil/yerine/= DOKTOR BİLGİ BANKASI
- DBSCAN/DENSITY-BASED SPATIAL CLUSTERING OF APPLICATIONS WİTH NOİSE[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLUĞA DAYALI UZAMSAL KÜMELEME
- DBU/DBS DEEP BRAIN STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERİN BEYİN UYARIMI
- DDİ/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME
- DDOS/DISTRIBUTED DENIAL OF SERVICE[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK SERVİS HİZMET REDDİ
- DE BROGLIE EQUATION[İng.] / ÉQUATION DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-GLEICHUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DENKLEMİ
- DE BROGLIE HYPOTHESIS[İng.] / DE BROGLIE HYPOTHESE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE HİPOTEZİ
- DE BROGLIE THEORY[İng.] / THÉORIE DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-THEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE KURAMI
- DE BROGLIE WAVES[İng.] / ONDES DE DE BROGLIE[Fr.] / DE-BROGLIE-WELLEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DE BROGLİE DALGALARI
- DE FACTO[İng.] değil/yerine/= GERÇEKTE, UYGULAMADA
- DE HAAS-VAN ALPHEN EFFECT[İng.] / EFFET DE HAAS-VAN ALPHEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DE HAAS-VAN ALPHEN ETKİSİ
- DE LA RUE AND MILLER'S LAW[İng.] / LOI DE DE LA RUE ET MILLER[Fr.] / DE LA RUE-MILLERSCHES GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DE LA RUE-MİLLER YASASI
- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= DE NOVO
( Kelimenin anlamıyla, 'yeni gelen', kalıtılanın aksine.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= YENİDEN
- DE SAUTY'S BRIDGE[İng.] / PONT DE DE SAUTY[Fr.] ile/değil/yerine/= DE SAUTY KÖPRÜSÜ
- DEAD TIME[İng.] / TEMPS MORT[Fr.] / TOTZEIT[Alm.] ile/değil/yerine/= ÖLÜ ZAMAN
- DEBORAH NUMBER[İng.] / NOMBRE DE DEBORAH[Fr.] / DEBORAH-ZAHL, DEBORAH-ZAHL/DEBORAHSCHES ZAHL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBORAH SAYISI
- DEBUNCHING[İng.] / DÉCOMPOSITION DU FAISCEAU[Fr.] / BÜNDELVERDERBEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEMET BOZULMASI
- DEBYE FORCE[İng.] / FORCE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-KRAFT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE KUVVETİ
- DEBYE FREQUENCY[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE SIKLIĞI
- DEBYE KÂİDESİ[Osm.] / DEBYE PRINCIPLE[İng.] / PRINCIPE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-GRUNDREGEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE İLKESİ
- DEBYE LENGTH[İng.] / LONGUEUR DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-LÄNGE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE UZUNLUĞU
- DEBYE POTENTIALS[İng.] / POTENTIELS DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE POTANSİYELLERİ
- DEBYE RELAXATION TIME[İng.] / TEMPS DE RELAXATION DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE DURULMA SÜRESİ
- DEBYE SPECIFIC HEAT[İng.] / CHALEUR SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISISI
- DEBYE TESÎRİ[Osm.] / DEBYE EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE ETKİSİ
- DEBYE THEORY OF SPECIFIC HEAT CAPACITIES[İng.] / THÉORIE DE LA CAPACITÉ THERMIQUE SPÉCIFIQUE DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-SPEZIFISCHEHITZEKAPAZITÄTTHEORIE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE ÖZGÜL ISI SIĞASI KURAMI
- DEBYE-FALKENHAGEN EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-FALKENHAGEN[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-FALKENHAGEN ETKİSİ
- DEBYE-HUCKEL EQUATION[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL EŞİTLİĞİ
- DEBYE-HUCKEL LIMITING LAW[İng.] ile/değil/yerine/= DEBYE-HÜCKEL SINIR YASASI
- DEBYE-JAUNCEY SCATTERING[İng.] / DIFFUSION DE DEBYE-JAUNCEY[Fr.] / DEBYE-JAUNCEYSCHES ZERTSTREUEN[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-JAUNCEY SAÇILMASI
- DEBYE-SCHERRER METHOD[İng.] / MÉTHODE DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES-METHODE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER YÖNTEMİ
- DEBYE-SCHERRER RING[İng.] / ANNEAU DE DEBYE-SCHERRER[Fr.] / DEBYE-SCHERRER/SCHES RING[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SCHERRER HALKASI
- DEBYE-SEARS EFFECT[İng.] / EFFET DEBYE-SEARS[Fr.] / DEBYE-SEARS/SCHES-EFFEKT[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ETKİSİ
- DEBYE-SEARS ULTRASONIC CELL[İng.] / CELLULE ULTRASONIQUE DE DEBYE-SEARS[Fr.] ile/değil/yerine/= DEBYE-SEARS ULTRASONİK GÖZESİ/HÜCRESİ
- DEBYE-T³ LAW[İng.] / LOI EN T³ DE DEBYE[Fr.] / DEBYE-T³-GESETZ[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE T³ YASASI
- DEBYE-WALLER FACTOR[İng.] / FACTEUR DE DEBYE-WALLER[Fr.] / DEBYE-WALLER/SCHES-FAKTOR[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE-WALLER ÇARPANI/FAKTÖRÜ
- DEBYE, D[İng.] / DEBYE[Fr.] / DEBYE[Alm.] ile/değil/yerine/= DEBYE
- DECA-[İng.] / DÉCA-[Fr.] / DEKA[Alm.] ile/değil/yerine/= DEKA-
- DECARBOXYLATION[İng.] değil/yerine/= DEKARBOKSİLASYON
( Bir organik bileşikten bir COOH (karboksil) grubunun ayrılması olayıdır.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DECAY CONSTANT[İng.] / CONSTANTE DE LA DÉCOMPOSITION, CONSTANTE DE LA DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSKONSTANTE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA SABİTİ
- DECAY CURVE[İng.] / COURBE DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / ZERFALLSREIHE[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA EĞRİSİ/DİZİSİ/SERİSİ
- DECAY PRODUCT[İng.] / PRODUIT DE DÉSINTÉGRATION[Fr.] / FOLGEPRODUKT[Alm.] ile/değil/yerine/= BOZUNMA ÜRÜNÜ
- DECCAL ile KİLİSE KARŞITLIĞI
- DECENTRALIZED[İng.] değil/yerine/= MERKEZİ OLMAYAN
- DECI-[İng.] / DÉCI-[Fr.] / DECI[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİ-
- DECIBEL[İng.] / DÉCIBEL[Fr.] / DEZIBEL[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBEL
- DECIBELMETER[İng.] / DÉCIBELMÈTRE[Fr.] / DEZIBELMESSER[Alm.] ile/değil/yerine/= DESİBELÖLÇER
- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI
- DECOMPOSITION PRESSURE[İng.] / PRESSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] / DEKOMPOSITIONSDRUCK, DISSOZIATIONSDRUCK[Alm.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA BASINCI
- DECOMPOSITION VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉCOMPOSITION[Fr.] ile/değil/yerine/= AYRIŞMA GERİLİMİ
- DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= VURGUN
( Yüksek basınçlı bir bölgeden alçak basınçlı bir bölgeye geçilmesi durumunda vücutta gaz kabarcıklarının oluşması durumudur. Basınç azalması anlamına gelen bir terimdir. Bu durum dalgıçlarda ve pilotlarda daha çok görülmektedir. Dalgıçlar, suda derine doğru inip, normalde olması gerekenden hızlı bir biçimde yükselirse vurgun durumunu yaşayabilir. Bu durum eklem ağrıları, kızarıklık gibi semptomlardan felç hatta ölüme kadar gidebilmektedir fakat kişiden kişiye değişmektedir. Bazı bireyleri çok ciddi etkilerken, bazı bireyleri nerdeyse hiç etkilememektedir.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEDEKTÖR[İng.] değil/yerine/= EYBULUR/ARARBULUR
- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"
( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )
- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET
- DEDİKODU ile DEDİKODUCU
- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]
( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )
- DEE[İng.] ile/değil/yerine/= D ELEKTROT
- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN
- DEFEKT/DEFECT[İng.] değil/yerine/= KUSUR
- DEFEKTİF/DEFECTIVE[İng.] değil/yerine/= KUSURLU
- DEFEYANS[İng. < DEFEASANCE] değil/yerine/= BAYILMA, BAYGINLIK
- DEFİSİT/DEFICIT[İng.] değil/yerine/= EKSİKLİK
- DEFLECTING VOLTAGE[İng.] / TENSION DE DÉVIATION[Fr.] / ABLENKSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA GERİLİMİ
- DEFLECTING YOKE[İng.] / JOUG DE DÉFLEXION[Fr.] / ABLENKJOCH[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRMA BOYUNDURUĞU
- DEFLECTOR COIL[İng.] / BOBINE DÉFECTEUR[Fr.] / ABLENKSPULE, DEFLEKTORSPULE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI BOBİN
- DEFLECTOR PLATE[İng.] / PLAQUE DÉFLECTRICE[Fr.] / ABLENKPLATTE, DEFLEKTORPLATTE[Alm.] ile/değil/yerine/= SAPTIRICI LEVHA
- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ
- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ
- DEFNE ile DEFNE MEYVELERİ ile DEFNE AĞACI
- DEFOCUSING[İng.] / DÉFOCALISATION[Fr.] ile/değil/yerine/= ODAK DAĞILMASI
- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME
- DEFORMATION CURVE[İng.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME EĞRİSİ
- DEFORMATION ENERGY[İng.] / ÉNERGIE DE DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATIONSSENERGIE, UMFORMUNGSENERGIE[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME ENERJİSİ
- DEFORMATION POTENTIAL[İng.] / POTENTIEL DE DÉFORMATION[Fr.] / DEFORMATIONSPOTENTIAL, DEFORMATIONSSPANNUNG[Alm.] ile/değil/yerine/= BİÇİM DEĞİŞTİRME POTANSİYELİ
- DEFORME ETMEK ile DEFORME OLMUŞ ile ŞEKİL BOZUKLUĞU
- DEFORMİTE/DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BOZUKLUĞU
- DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= DEFORMİTE
( Şekil bozukluğu.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEFTER-İ KEBİR/LEDGER[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK DEFTER
- DEGAUSS[İng.] ile/değil/yerine/= GİDERMIKNATIS
- DEGENERATE CONDUCTION BAND[İng.] / BANDE DE LA CONDUCTION DÉGÉNÉRÉE[Fr.] / ENTARTETES LEITUNGSBAND[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ İLETİM BANDI
- DEGENERATE ELECTRON GAS[İng.] / GAZ D'ÉLECTRONS DÉGÉNÉRÉ[Fr.] / ENTARTETES ELEKTRONGAS[Alm.] ile/değil/yerine/= YOZLAŞMIŞ ELEKTRON GAZI
- DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= DEJENERASYON
( Bozulma.
[ açıklamaların devamı için... bkz. > evrimagaci.org/sozluk ] )
- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR
( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )
- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH
- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH
- DEĞER ile ANLAM ile KARŞILIK
- DEĞER ile/ve/<> GELENEK
- DEĞER ile/ve GELENEK
- DEĞER ile/ve/<>/= GEREKSİNİM
- DEĞER ile KARŞILIK
- DEĞER = KIYMET = VALUE, WORTH[İng.] = VALEUR[Fr.] = WERT[Alm.] = VALOR[Lat., İsp.]
- DEĞER ile KRİTER
- DEĞER ile/ve/<> KULLANIM DEĞERİ
- DEĞER = MERIT[İng.] = MÉRITE[Fr.] = VERDIENST[Alm.] = MERITUS[Lat.]
- DEĞER ile/ve/<> NİYET
- DEĞER ile/ve/<> SİMGE
- DEĞER ile/değil YÖN
- DEĞERİNİ BİLMEK ile ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞMAK
- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRİCİ
- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLEME UZMANI
- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA
- DEĞERLENDİRME ile NİTELENDİRME
- DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLENDİRME
- DEĞERLİ OLAN BİR ŞEYİ/ŞEYLERİ SEVMEK ile/ve/<>/değil/yerine DEĞERİ SEVMEK
- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK
- DEĞERSİZ ile YALIN/BASİT
( KIYTIRIK: Değersiz, bayağı, basit. )
- DEĞİL["DİİL/DEYİL" değil!] ile BİLE DEĞİL
- DEĞİL/LİK ile/ve OLAMAZ/LIK
- DEĞİL ile/ve HAYIR!
- DEĞİL ile OLMAMA
- DEĞİL ile OLMAYAN
- DEĞİLLEME ve BÜTÜNLÜK
- DEĞİLLEME ve DEĞİLLEYEREK
- DEĞİLLEME = NEFİY, İNKÂR, SELB = NEGATION[İng., Fr., Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.]
- DEĞİNMEK ile İŞLEMEK
- DEĞİŞEBİLİR/LİK ile KEYFÎ/LİK
- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN
( Değişmeyen de değişecek olanın/değişmesi gerekenin değişimine etkide/katkıda bulunabilir. )
( Değişme gereksiniminde olan nasılsa değişecektir. )
( İçinizde değişmeyen nedir? )
( Değişmez olan, ancak sessizlik içinde idrak edilebilir. )
( Doğrulukta, değişmez oluruz. )
( Değişmez olan, işimize yaramaz. )
( Değişmeyenin bilincinde olamayız. )
( Değişmez-olanı anlamak, değişmez-olan olmak demektir. )
( Kendinizi değişmek olarak, değişken zihnin tanığı olarak bilin. Bu yeterlidir. )
( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )
( Değişmez ve mutluluk-verici olanı bulmak için değişen ve acı verici olana sarılmayı bırakmak zorundasınız. )
( TÜREV: Değişkenin değişkeni. )
( What needs changing shall change anyhow.
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )
( DEĞİŞENDE DEĞİŞMEYEN: ORAN )
- DEĞİŞİK/LİK ile FARKLI/LIK
- DEĞİŞİK/LİK ile İLGİNÇ/LİK
- DEGİŞİK/LİK ile ÖZEL/LİK
- DEĞİŞİM
- DEĞİŞİM = ALTERATION/VARIATION[İng.] = VARIATION[Fr.] = UNTERSCHIED[Alm.] = VARIAZIONE[İt.] = VARIACIÓN[İsp.]
- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM
- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON
( Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü. | Yeni döllerin, atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü. | Üretilen malların, başka mallar ya da para karşılığı takası. | Bir niceliğin, birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrım. | Rüzgârın yön değiştirmesi. @@ Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )
- DEĞİŞİM ile/ve/<>/yerine/değil HEMEN DEĞİŞİM
( Değişmek, acı çekmekten daha kolaydır. )
( Easier to change, than to suffer. )
- DEĞİŞİM ile/ve KENDİ KENDİNE DEĞİŞİM
- DEĞİŞİM ile/ve KENDİNDE DEĞİŞİM
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK
- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK
- DEĞİŞİMİN:
KURBANI OLMAK değil/yerine/>< USTASI OLMAK
- DEĞİŞİMLERDE, DEĞİŞMEDEN KALAN ile DEĞİŞMEZ OLANLARIN, DEĞİŞİMLERDE ORTAYA ÇIKMASI
( Hareket eden'in, içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )
( Yunan Düşüncesi: Değişkenliğin içindeki değişmezliği[subûtiyeti] aramak. )
( Harekete neden olan, hareket etmeyen/ler. )
- DEĞİŞKE/VARYANT[Fr. VARIANTE | İNG. VARIANT] ile/||/<> SÜRÜM/VERSİYON[Fr./İNG. VERSION]
( Bir yol ağı üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir yapıtın, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı. | Değişke. İLE/||/<> Yorum. | Sürüm. )
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve AKICI/LIK
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve GÖRELİ/LİK
- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> UZAKLIK/MESAFE
- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA
- DEĞİŞKEN ile/ve DEĞİŞKİ
- DEĞİŞKEN ile/ve GİZLİ DEĞİŞKEN
- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< OLASILIK
- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< VERİ
( Her değişken, bir veridir fakat her veri bir değişken değildir. )
- DEĞİŞME ile/ve/değil BİR BAŞKA OLMA
( Sizi, eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi "söylerler". )
- DEĞİŞME ile TAKAS EDİLDİ ile DEĞİŞ TOKUŞ ile GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNMAK
- DEĞİŞMEK ile DEĞİŞTİRİL(E)ME(ME)K
- DEĞİŞMEZ/LİK ile SÜREKLİ/LİK
( Süreklilik, geçmiş-şimdi-gelecek'teki kimlik aynılığını gerektirir. Böyle bir ayrılık olanaklı değildir, çünkü tanımlama vasıtası durmadan dalgalanıp değişir. )
( Süreklilik, kalıcılık, bunlar belleğin yarattığı yanılsamalardır; yalnızca zihnin yansıttığı -aslında var olmayan- bir resim, bir kalıptır. )
( Şehrin yeri değişirse de kuyunun yeri değişmez. )
(1996'dan beri)