İngilizce karşılıkları olan FaRkLaR
KARIŞTIRILMAMASI GEREKENLER!!!
(SÜREKLİ AYIRDINDA OLUNMASI GEREKENLER!!!)
itibarı ile 13.622 başlık/FaRk ile birlikte,
13.622 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.
Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...
(14/56)
- DİNSEL METİN ile KLÂSİK METİN
- DİNSİZLİK ile DİNSİZ ile DİNSİZ
- DİP ile UC
- DİPFRİZ[İng. < DEEP FREEZE] değil/yerine DONDURAÇ / DERİN DONDURUCU
- DİPLEJİ/DİPLEGIA[İng.] değil/yerine/= İKİ TARAFLI FELÇ
- DİPLOMA ile DİPLOMASİ ile DİPLOMAT ile DİPLOMATİK
- DİPLOPİ/DİPLOPIA[İng.] değil/yerine/= ÇİFT GÖRME
- DİPNOT ile DİPNOT VERME
- DİPNOT ile PARANTEZ
- DIRAFT[İng. < DRAFT] değil/yerine/= TASLAK
- DİREKSİYONEL/DİRECTIONAL[İng.] değil/yerine/= YÖNLENDİRİLMİŞ
- DİREKT/DİRECT[İng.] değil/yerine/= DOĞRUDAN
- DİRENÇ ile/ve EŞİK
- DİRENÇ ile/ve/||/>< ÖZDİRENÇ/EMPEDANS/İMPEDANS/IMPEDANCE[İng.]
( ... İLE/VE/||/>< Genellikle bir devre içinde alternatif akıma karşı bir biçimde oluşan direnç. [Ohm cinsinden gösterilir.] ["Z" ile simgelenir.] )
( AC ve DC devrelerinde oluşur. İLE/VE/||/>< Sadece AC devrelerinde gerçekleşir. )
( Sabittir, değişmez. İLE/VE/||/>< AC devrelerinde akımın frekansına bağlı değişebilir. )
( Bir devre elemanı olarak, faz açısına sahip değildir. İLE/VE/||/>< Faz açısı e büyüklüğü vardır. )
( Bir elektromanyetik alanda tutulan direnç, güç dağılımını ve depolanan enerjiyi temsil eder. İLE/VE/||/>< Manyetik alana maruz bırakıldığında, hem depolanan enerjiyi, hem de güç dağılımını, tüketimini temsil eder. )
( R ile gösterilir. İLE/VE/||/>< Z ile gösterilir. )
- DİRENGEN/LİK(İNATÇI/LIK) ile/değil/yerine KARARLI/LIK
( Bilgisizlikte/cahillikte, donanımsızlıkta, beşerde. İLE/DEĞİL/YERİNE Bilgilide, bilgede, insanda, adam olmuşta. )
- DİRENMEK ile İSYAN
( Direnç göstermeyin, kendiniz sandığınız kişi'ye tutunmayın. )
( Direnmediğiniz zaman, bir dirençle de karşılaşmazsınız. )
- DİREŞİM/SEBÂT ile/ve/<> DAYANÇ/SABIR
- DİRETMEK ile/ve/değil/yerine/önce/+/||/<>/></>/< DİRENMEK
( "İrâde"[yapma bilgisi/"isteği"]. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>>/< İhtiyâr[yapma bilgisi/"isteği"]. )
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM(BİYOLOJİ) ile/ve KİMYA
- DİRİMBİLİM/DİRİLBİLİM = BIOLOGY[İng.] = BIOLOGIE[Fr.] = BIOLOGIE[Alm.] = BIOLOGIA[İt.] = BIOLOGÍA[İsp.]
- DİRSEK KEMİĞİ:
İÇ ile/ve/||/<> DIŞ
- DİRSEK ile DİRSEK YAĞI ile DİRSEK MESAFESİ
- DİRSEK ile DİZ
( Kolların eklem yeri. İLE Bacakların eklem yeri. )
- DİŞ ARASI ile YASAK ile YASAKLANMIŞ ile YASAKLAMA
- DIŞ DÜNYA ile/ve ORTAK DÜNYA
- DIŞ DÜNYADAKİ VAROLAN ile ZİHİNDEKİ VAROLAN ile DİLDEKİ VAROLAN ile YAZILI VAROLAN
( Dünya size, karşı konulmaz biçimde gerçek görünür, çünkü her an onu düşünmektesiniz; onu düşünmeyi bırakın, o sis içinde eriyip gidecektir. )
- DIŞ KONUŞMA ile/ve İÇ KONUŞMA
( Konuşma, nutuk. İLE/VE Düşünme. )
( Kavramlarla düşünülür, sözcüklerle konuşulur. )
- DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile MİLLETVEKİLİ ile VALİ YARDIMCISI ile BAŞBAKAN YARDIMCISI
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞ MİNESİ
( ... İLE/VE/<> Gövdemizdeki en sert olan. )
- DİŞ/LER ile/ve/<> DİŞETİ
( Dişler, tüm örgenlerin aynasıdır. )
( CEZR-ÜS-SİNN: Diş kökleri. İNFİCÂR-I SİNN: Ağızda ilk dişlerin çıkışı. LEBB-ÜS-SİNN: Dişin hassas olan kısmı. TÂC-ÜS-SİNN: Dişin etten dışarı çıkmış bölümü. UNK-ÜS-SİNN: Dişin kökü ile etten dışarı çıkan bölümü arasındaki yer. SİNN-İ NÂBÎ: Köpek dişi. SİNN-İ TUFÛLİYYET: Süt dişlerinin düşmesiyle onların yerine sabit dişlerin çıkmaya başladığı zaman. )
( DENDÂN-I SAÂDET: Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Uhud gazasında kırılan dişi. )
( [Divan edebiyatında] Dişler, inciye benzetilir. )
- DIŞ ile DİŞ
- DİŞ ile FİL DİŞİ
( ... İLE Büyümüş köpekdişidir. )
- DIŞ ile/ve/değil GERİ
- DIŞ ile/ve/değil/yerine/||/<>/>< İÇ
( İçinize, derine dalın ve sizde neyin gerçek olduğunu bulun. )
( İç ile dış arasındaki uyum, mutluluktur. )
( Dışa yöneltmekte olduğunuz aynı dikkati içe çevirin. )
( İç ve dış arasındaki ayrımın yalnızca zihinde olduğunu idrak ettiğiniz zaman, artık korkunuz kalmaz. )
( Dive deep within and find what is real in you.
Harmony between the inner and the outer is happiness.
The same attention that you give to the outer, you turn to the inner.
When you realise that the distinction between inner and outer is in the mind only, you are no longer afraid. )
( Bilincin içerikleri. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Bilince dışsal olan her şey. )
( Kişinin içi[zihni] ne kadar boşsa, "dışa" o kadar önem verir. )
( Mahrem. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Namahmrem. )
( Seni/onu yakar. İLE/VE/DEĞİL/YERİNE/||/<>/>< Beni/kişiyi yakar. )
- DİŞ = TOOTH[İng.] = DENT[Fr.] = ZAHN[Alm.] = DENTE[İt.] = DIENTE[İsp.]
- DIŞA DÖNÜKLÜK ile DIŞA DÖNÜK
- DİSABİLİTE/DISABILITY[İng.] değil/yerine/= ENGELLİLİK | YETİ YİTIMİ
- DIŞARI ÇIKARMAK ile FIRLATMA
- DIŞARIDAN BELİRLEN(E)MEYEN ile/ve KENDİNCE BELİRLEN(E)MEYEN
- DIŞARIDAN ile ORADAN
- DIŞAVURUM ile DIŞKI
- DIŞAVURUM ile HAYKIRIŞ
- DIŞAVURUM = İFADE = EXPRESSION[İng., Fr.] = AUSDRUCK[Alm.] = EXPRESIÓN[İsp.]
- DIŞAVURUM ile PAYLAŞIM
- DIŞBÜKEY ile DIŞBÜKEYLİK
- DİSDİYADOKİNEZİ/DYSDİADOCHOKINESIA[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM BOZUKLUĞU
- DİSEKİLİBRİUM/DYSEQUILIBRIUM[İng.] değil/yerine/= DENGESİZLEŞME
- DİSEMİNASYON/DISSEMINATION[İng.] değil/yerine/= YAYILMA
- DİŞETİ ile/ve DAMAK
- DİSFONKSİYON/DYSFUNCTION[İng.] değil/yerine/= İŞLEV BOZUKLUĞU
- DİSGRAFİ/DYSGRAPHIA[İng.] değil/yerine/= YAZI-ÇİZİ BOZUKLUĞU
- DİSGUZİ/DYSGEUSIA[İng.] değil/yerine/= TAT ALMA BOZUKLUĞU
- DİŞİ ile DİŞİ HAYVAN ile DİŞİ KONNEKTÖR ile DİŞİ ŞEYTAN ile DİŞİ EŞEK ile KADIN ARKADAŞ ile KADIN PEZEVENK ile KADIN SEKRETER ile KADIN HİZMETÇİ ile KADIN KÖLE ile KADIN ÖĞRETMEN ile DİŞİLER
- DİŞİL KURBAĞA ile GOLYAT KURBAĞASI
( Çoğunlukla ses çıkarmazlar. İLE Hiç ses çıkarmaz. Dilsizdir. En büyük kurbağadır. )
( Kurbağalarda her tür kendi frekansını seçer. Dişi kurbağalar sadece kendi türlerinin çıkardığı seslere kulak kesilirler. )
- DIŞINDA OLAN ile/ve/değil DIŞSALLAŞMIŞ OLAN
- DİSİPLİN
- DİSİPLİN KUVVETLERİ MÜLKİYET BÜROSU ile ÖĞRENCİ ile ÖĞRENCİLER ile MÜRİTLİK ile DİSİPLİNLİ ile DİSİPLİNLE İLGİLİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİN MAHKEMESİ ile DİSİPLİN GÜÇLERİ ile DİSİPLİN ile DİSİPLİNLİ
- DİSİPLİN ile DİZGE
( Ana ilke altındaki ayrımlar. )
- DİSİPLİN ve EDEB
- DİSİPLİN ile KATILIK
- DİSİPLİN ile/ve SORUMLULUK
- DİSİPLİN ile TİTİZLİK
- DİSİPLİNLERARASILIK ile/ve/<> SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK
- DIŞİŞLERİ ile DIŞİŞLERİ BAKANI ile DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI ile SECR DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile DIŞ POLİTİKA KOMİTESİ YARDIMCISI ile YABANCI ile DÖVİZ ile DÖVİZ ile DÖVİZ KURU ile YABANCI YAPIMI ile YABANCI ile YABANCILAR ile YABANCILIK ile YABANCILIK
- DİSK ŞEKLİNDE ile DİSKOİDAL
- DIŞKI(FEÇEZ/FEÇES/GAİTA/KAZÛRÂT/ÇÖMÜK/BOK) ile GÜBRE[Yun.]/KEMRE
( )
- DIŞKI ile DIŞKI ile SALGILAMAK ile BOŞALTIM
- DIŞKI ile DIŞKISAL ile DIŞKILAR
- DİSKİNEZİ/DYSKINESIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIM BOZUKLUĞU
- DİSKONEKSİYON/DISCONNECTION[İng.] değil/yerine/= BAĞLANTI KESİLMESİ
- DİSKORDANS/DISCORDANCE[İng.] değil/yerine/= UYUMSUZLUK
- DİSKRİMINAN/DISCRIMINANT[İng.] değil/yerine/= AYIRT EDICİ
- DIŞLA(N)MAK ile AŞAĞILA(N)MAK
- DIŞLAMA ile/değil (SADECE) FARK
- DIŞLAMAK ile/ve/değil/yerine DIŞARIDA BIRAKMAK
- DIŞLAMAK ile/değil/yerine/||/<>/< GÖRMEMEZLİKTEN GELMEK
- DIŞLAMAK ile REDDETMEK
- DIŞLAŞ(TIR)MAK ile SOMUTLAŞ(TIR)MAK
- DIŞLAŞ(TIR)MAK ile YOĞUNLAŞMAK
- DIŞLAŞMIŞ GÜÇ ile/ve GÜCÜN DIŞLAŞMIŞ OLANLARI
- DIŞLAYICI -ile
- DIŞLAYICI ile ÖZEL ile MÜNHASIRAN ile AYRICALIK
- DİSLEKSİ/DYSLEXIA[İng.] değil/yerine/= OKUMA BOZUKLUĞU
- DİSLOKASYON/DISLOCATION[İng.] değil/yerine/= ÇIKIK
- DISMETRİ/DYSMETRIA[İng.] değil/yerine/= UZAKLIK KESTİRİMSİZLİĞİ
- DISMORFİK/DISMORPHİC[İng.] değil/yerine/= BOZUK BİÇİMLİ
- DISORDER[İng.] değil/yerine/= BOZUKLUK
- DİSOSİYASYON/DISSOCIATION[İng.] değil/yerine/= AYRIŞMA | RUHSAL ÇÖZÜLME
- DİSPEÇ[İng.] -ile
( Bir ortak avaryada, deniz kazasından sonra, gemi, yük ve navlunla ilgili kişilerin uğradıkları zararların ve bunlar tarafından yapılmış olan harcamaların, nasıl, kimler tarafından ve ne oranda karşılanacağını saptamak için yapılan işlem. | Deniz sigortası dilinde, ilgili tarafların ortak avaryada, kendilerine düşen yükümlülükleri, paylarının önemi ölçüsünde ayrıntılı olarak belirten belge. )
- DISPOSABLE[İng.] değil/yerine/= TEK KULLANIMLIK / KULLAN AT
- DİSPRAKSİ/DYSPRAXIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL BECERİ BOZUKLUĞU
- DİSPROPORSİYON/DISPROPORTION[İng.] değil/yerine/= ORANTISIZLIK
- DİSPROSODİ/DYSPROSODIA[İng.] değil/yerine/= SÖZ EZGISİ BOZUKLUĞU
- DİSRAFİ/DISRAPHY[İng.] değil/yerine/= BİTİŞİM BOZUKLUĞU
- DIŞRAK = HARİCİ = EXOTERIC[İng.] = ÉXOTÉRIQUE[Fr.] = EXOTERISCH[Alm.]
- DİSRITMİ/DYSRHYTHMIA[İng.] değil/yerine/= DİZEM BOZUKLUĞU
- DIŞSATIM ile/ve DIŞALIM
- DIŞTAKİ ile/ve UZAKTAKİ
- DISTAL[İng.] değil/yerine/= BAŞLANGICA UZAK
- DİSTİLASYON/DISTILLATION[İng.] değil/yerine/= DAMITMA
- DİSTİLE/DISTILLED[İng.] değil/yerine/= DAMITIK
- DİSTRES/DISTRESS[İng.] değil/yerine/= SIKINTI | ZORLANMA
- DİSTRİBÜSYON/DISTRIBUTION[İng.] değil/yerine/= DAĞILIM
- DİSTRİBÜTÖR["DİSPÜTÖR" değil!][İng. DISTRIBUTOR][Fr. DISTRIBUTEUR] değil/yerine/= DAĞITICI/DAĞITIM
- DİSTROFİ/DYSTROPHY[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞIM, YOZLAŞMA
- DİURNAL[İng.] değil/yerine/= GÜN BOYU
- DİVALAN/DİVALENT[İng.] değil/yerine/= İKİ DEĞERLİKLİ
- DİVERJANS/DIVERGENCE[İng.] değil/yerine/= IRAKSAMA, | AYRIKLAŞMA
- DİYABET/DİABETES MELLITUS[DM][İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI
- DİYABET ile DİYABETİK
- DİYABETİK/DİABETIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTASI | ŞEKER HASTALIĞI (İLİŞKİLİ)
- DİYABETOJENİK/DİABETOGENIC[İng.] değil/yerine/= ŞEKER HASTALIĞI YAPAN
- DİYADOKINEZİ/DİADOCHOKINESIS[İng.] değil/yerine/= ARDIŞIK DEVİNIM
- DİYAFRAM ile KULAK ZARI, TABL, TİMPANİK ZAR KULAKDAVULU
( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE Kulakta sesi yankılayan zar. )
- DİYAFRAM ile/ve/||/<> PLEVRA
( Göğüs ve karın boşluğunu ayıran zar. İLE/VE/||/<> Göğüs zarı. )
- DİYAGNOSTİK/DİAGNOSTIC[İng.] değil/yerine/= TANISAL
- DİYAGNOZ/DİAGNOSIS[İng.] değil/yerine/= TANI
- DİYAGRAM//DIAGRAM[İng./Fr. < Yun.] ile DİYAGRAM[Fr. < Yun.]
( Herhangi bir olayın değişimini gösteren çizge. İLE Bir çiçeğin, tüm ayrıntılarını gösteren taslak. )
- DİYALİZ/DIALYSIS[İng.] değil/yerine/= ARITIM, SÜZDÜRÜM
- DİYALOG ile DİYALOJİK ile DİYALOG
- DİYASTAZ/DİASTASIS[İng.] değil/yerine/= YAVAŞ DOLUŞ | AYRILIM
- DİYASTOL/DİASTOLE[İng.] değil/yerine/= YÜREK KASI GEVŞEMESİ
- DİYASTOLİK[İng.] değil/yerine/= KAN BASINCI
- DİYATERMİ/DİATHERMY[İng.] değil/yerine/= ISI UYGULAMASI
- DİYATEZ/DIATHESIS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL YATKINLIK
- DİYECEKSİN Kİ ... ile DEMELİSİN Kİ ...
- DİYET ile/ve/değil REJİM[Fr.]/PERHİZ[Fars.]
( ... İLE/VE/DEĞİL Yönetme, düzenleme biçimi, düzen. | Perhiz. | Bir devletin yönetim biçimi. | Akarsu debisinin, yıl boyunca gösterdiği değişikliklerin tümü. )
- DİZ ile/ve DİZ KAPAĞI
( AĞIRŞAĞI: Dizkapağı kemiği. )
- DİZ ile DİZ KAPAĞI ile DİZ DERİNLİĞİ ile DİZ PARÇASI
- DİZARTRİ/DYSARTHRIA[İng.] değil/yerine/= DEVİNIMSEL KONUS¸MA BOZUKLUGˆU
- DİZAYN/DESİGN[İng.] değil/yerine/= TASARIM
- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜK
( Aslında her biri öbürüdür. )
- DİZGE ile/ve/<> BÜTÜNLÜKLÜ DİZGE
- DİZGE ile/ve ÇIKARSAMA
- DİZGE ile/yerine/değil DÜZEN
( Küçük zihinliler, kişileri; orta zihinliler, olayları; ileri zihinliler; düzenleri/sistemleri konuşurlar/tartışırlar. )
( Olgun kişi, kurulu düzene karşı çıkmaz. )
( Başkalarıyla iyi ilişkileri koruyup, düzensizliğin içinde düzen arayın. )
- DİZGE ile KURGU
- DİZGE ile SIRA
- DİZGE = SİSTEM, MANZUME, MESLEK = SYSTEM[İng., Alm.] = SYSTÈME[Fr.] = SYSTEMA[Yun.] = SISTEMA[İsp.]
- DİZGE ile/ve SÜREÇ
- DİZGE ile SÜREKLİLİK
- DİZİ ZAMAN ALGILAMASI ile SÜREKLİ ZAMAN ALGILAMASI
- DİZİ ZAMAN ile/ve NOKTASAL ZAMAN
- DİZİ ile/ve DİZGE
- DİZİ ile/ve/||/<>/> DİZİN ile/ve/||/<>/> DİZGE ile/ve/||/<>/> TİN
( Dışındalık. İLE/VE/||/<>/> Betimlemeli. İLE/VE/||/<>/> Zorunluluk. İLE/VE/||/<>/> (Ancak) Kişide. )
- DİZİLİM/SÖZDİZİMİ ile/ve/||/<>/> ANLAM(BİLİM)
( Biçimsel yapı kuralları. @@ Anlamsal yorumlama kuralları. )
( Noam Chomsky tarafından, 1957 yılında keşfedildi/formüle edildi. )
( Simgelerin dizilişi. İLE/VE Simgelerin anlamı. )
( Programlama dillerinde derleme. @@ Programı çalıştırma aşamasında önemlidir. )
- DL/DEEP LEARNING[İng.] değil/yerine/= DERİN ÖĞRENME
- DLT/DISTRİBUTED LEDGER TECHNOLOGY[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK DEFTER TEKNOLOJİSİ
- DMS/DATABASE MANAGEMENT SYSTEM[İng.] değil/yerine/= VERİTABANI YÖNETİM SİSTEMİ
- DNA MISMATCH REPAIR[İng.] değil/yerine/= DNA YANLIŞ EŞLEŞME ONARIMI
- DNN/DEEP NEURAL NETWORK[İng.] değil/yerine/= DERİN SİNİR AĞI
- DO NOT[İNG.] ile DONAT
( Yapma! @@ Bir şeyin iş görebilmesi için gereken nesneleri, gereçleri katmak. | Birinin giyimini sağlamak. )
- DOĞA
- DOĞA KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET ile/ve İNSAN KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET ile/ve TEKNOLOJİ KAYNAKLI FELÂKET/ÂFET
( ... İLE/VE Savaş. İLE/VE ... )
( Sonrasında nefret duygusu oluşturmaz. İLE/VE Sonrasında nefret uyandırır. İLE/VE ... )
( Birbirimizin karşısına çıplak çıkmak zorunda olsaydık, birbirimizi gırtlaklamak daha zor gelirdi. )
- DOĞA ile/ve/||/<>/> EKİN
( Uzam/mekân. Döngüseldir.[zaman yoktur] İLE/VE/||/<>/> Süreç ve zaman üzerinedir. )
( Uzam. İLE/VE/||/<>/> Dönüştürülmüş doğa. )
- DOĞA ile/ve ETKİ
( Bilinçli deneyimlerin bütünlüğü doğadır. )
( Her canlının öteki canlıdan farklı bir değerler dizisi vardır. )
( Doğa, kolayı değil en kolayı tercih eder. )
- DOĞA ile/ve/<>/değil EVREN
- DOĞA ile/ve/||/<>/> EYLEM
( Koşullu. İLE/VE/||/<>/> Koşulsuz. )
- DOĞA ve/<> İLKE ve/<> İNSAN
- DOĞA ve/>/ve/<> İMGE ve/>/ve/<> SİMGE
- DOĞA ile/ve/> İNSAN
( Geleceği olmaz. İLE/VE/> Geleceği vardır. )
( Seni attan ve ottan ayıran özelliklerin olmalı! )
( Sadece kişi, ötesine geçebilir fakat üstüne çıkamaz. )
( İkisi de en zordur ve en sondur. )
( Kişiler, kendi amaçları olduğunu sansalar bile, bilmeden, doğanın amacına doğru hareket ederler. )
- DOĞA ile İYİ
( İyi için geçerli değil. İLE Doğa için geçerli değil. )
( ... İLE Aşkınlık gerektirir. )
- DOĞA ile/ve/||/<>/>< NİTELİK
( Azalmaz/çoğalmaz. İLE/VE/||/<>/>< Azalır/çoğalır. )
- DOĞA = TABİAT = NATURE[İng., Fr.] = NATUR[Alm.] = NATURA[Lat.] = PHYSIS[Yun.] = NATURALEZA[İsp.]
- DOĞA ile/>< TARİH
- DOĞA ile/ve/||/<> YAŞAM
( Aynı. İLE/VE/||/<> Ayrı. )
( Doğru. İLE/VE/||/<> Yanlış. )
- DOĞA ile/ve ZORUNLULUK
- DOĞAL AHLÂK ile/ve AKLÎ AHLÂK ile/ve ŞER'Î AHLÂK
- DOĞAL DEĞİŞİM ile YAPAY/SUNİ DEĞİŞİM
- DOĞAL VE ZORUNLU ile DOĞAL AMA ZORUNLU DEĞİL ile NE DOĞAL, NE DE ZORUNLU
( Doğal Hal'de, "Ben şuyum, ben oyum" yoktur. )
( There is no 'I am this', 'I am that', in the natural state. )
- DOĞAL ile ALIŞILMIŞ
( Doğanıza yabancı olan her şeyin terk edilmesi ve reddedilmesi yeterlidir. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )
- DOĞAL ile ALIŞILMIŞ
( Doğanıza yabancı olan her şeyin terk edilmesi ve reddedilmesi yeterlidir. )
( Alışılmış olana tutunduğunuz sürece keşif gerçekleşemez. )
- DOĞAL ile/ve/değil DOĞADAN
( Doğal olanda, kişinin tedbirinin ve iradesinin etkisi olamaz. )
- DOĞAL ile MEŞRÛ
- DOĞAL ile/ve/değil OLAĞAN
- DOĞAL ile/ve/<>/değil ZORUNLU
- DOĞALLIK ile/ve/<> KENDİLİK
- DOĞAN/ATMACA ile BOZ DOĞAN
( ... İLE Eril atmacadan sivri kanatları ve kısa kuyruklarıyla ayrılırlar. )
( ... İLE Kışın açık arazilerde ve sulak alanların çevresinde yaşarlar. )
- DOĞAN ile ADA DOĞANI
( ... İLE Kayalık adalarda, sürüler halinde yuva yaparlar. [Yazın sonuna doğru kuluçkaya yatarlar.] )
( ... İLE Yavrularını göçmen ötücüleri avlayarak beslerler. )
- DOĞAN ile ALACADOĞAN
( ... İLE Korulu ve ağaçlı açık arazilerde, eski ekin kargası yuvalarında, sürüler halinde yuva yaparlar. )
( ... İLE Gagaları, göz derileri ve bacakları erilinde kırmızı, dişilinde ise turuncudur. )
( ... İLE En hızlı uçan kuş ya da kuşlardandır. )
- DOĞAN ile BIYIKLI DOĞAN
( ... İLE Çöller ve açık arazilerde yaşarlar. [Genellikle yarlarda ve kayalıklarda, nadiren de harabelerde yuva yaparlar.] )
- DOĞAN ile DELİCE DOĞAN
( ... İLE Ağaçlı açık arazilerde yaşarlar. )
- DOĞAN ile GÖKDOĞAN
( ... İLE Geniş omuzları vardır. Kuyruk sokumu geniş ve açık renk, kanatları uçlara doğru sivri ve çapa biçimindedir. )
( ... İLE Her türlü kayalık alanlarda yaşarlar. [Genellikle kaya çıkıntılarında, nadiren de ağaçlarda ve yapılarda yuva yaparlar.] )
( ... İLE Dünyanın en hızlı uçan kuşudur. [Gökyüzünde, dalış sırasında 360 km./saat hıza ulaşabilir.] )
- DOĞAN ile GRİ DOĞAN
( ... İLE Çöllerdeki kayalık tepelerde yuva yaparlar. )
( ... İLE Göçmen Ada Doğan'larını avlayarak beslenirler. )
- DOĞAN ile KERKENEZ/SABRİS[Ar.]/KESTREL[İng.]
( ... İLE 35 cm. uzunluğunda, kızılımsı tüyleri olan, leşobur bir doğan. )
( ... İLE Ağaçlı açık arazilerde, dağlarda ve şehirlerde yaşarlar. )
( Ülkemizin en yaygın yırtıcı kuşlarından biridir. Her türlü arazide bulunabilir. Rüzgârda, kafası görünmeyen bir el ile tutuluyormuşçasına, tamamen hareketsiz kalır. Gövdesi, rüzgâra göre yalpalanmasına karşın, kafası sabittir. Erili, mavi-gri; dişili, kızıl-kahverengi renktedir. Beslenmesinde ise keskin gözleriyle yeri gözler, tedbirsiz avını hemen yakalar, pençeleriyle avın gövdesini parçalayıp yer. )
- DOĞAN ile KIZIL ENSELİ DOĞAN
( ... İLE Kıyıdan uzak, kurak ve kayalık arazilerde yaşarlar. [Kuzey Afrika'da] [Kayalık yarlarda yuva yaparlar.] )
- DOĞAN ile SUNGUR/AKDOĞAN
( ... İLE En büyük doğan. )
( ... İLE Kayalık kıyılar, dağlar ve ibreli ormanların kenarlarında yaşarlar. [Yarlarda yuva yaparlar.] )
- DOĞAN ile ULU DOĞAN
( ... İLE Açık ve seyrek ağaçlı arazilerde, yüksek plato, bozkır, ova ve yarı çöllerde yaşarlar. )
- DOĞAÜSTÜ ile DOĞAÇLAMALIK
- DOĞAÜSTÜ = FEVK-AT-TABİA = SUPERNATURAL[İng.] = SURNATUREL[Fr.] = ÜBERNATÜRLICH[Alm.]
- DOĞAYA DOĞAN ile/ve/değil/||/<>/> YAŞAMA DOĞAN
( Behaim["hayvan"]. İLE/VE/DEĞİL/||/<>/> Beşer/İnsan. )
( Yaşam, yaşamla beslenir. [Doğada bu süreç zorunluludur, toplumda ise gönüllü olmalıdır.] )
( Yaşamın tamir edemediğine ölüm son verir. )
- DOGMA ile VARGI
- DOGMA ile YARGI
- DOGMATİK ile DOGMATİZM ile DOGMATİK
- DOĞRU DÜŞÜNME ile/ve/<> DOĞRU İSTEME
( Kazandığın zaman pişman olacağın, kaybettiğin zaman üzüleceğin şeyleri isterken dikkatli olmak gerek. )
( Bir şey iyi olduğu için istenmez, istendiği için iyidir. )
- DOĞRU DUYU/HİS ile/ve NASIL ÖĞRENİLECEĞİNİ BİLMEK
( Doğru hisse sahip olan, nasıl öğreneceğini bilir. )
- DOĞRU OLAN ile/ve OLMASI GEREKEN
- DOĞRU OLMAYAN ile YALAN
- DOĞRU SÖZ ile/ve YEMİN
( Doğru söz, yeminden ileri! )
- DOĞRU YOL ile/ve/= KOLAY YOL
- DOĞRU-LAMAK ile YANLIŞ-LAMAK
- DOĞRU-YANLIŞ ile DOĞRU-YALAN
- DOĞRU/LUK/DÜRÜST/LÜK[Fars.] ile/ve AÇIK/LIK
- DOĞRU/LUK ile/ve/değil GEÇERLİ/LİK
- DOĞRU/LUK ile/ve KESİN/LİK
- DOĞRU/LUK ile/ve UYGUN/LUK
- DOĞRU/LUK ile YANLIŞ/LIK
( Yanlış, "gücünün artmasıyla" hiçbir zaman doğru duruma geçmez/geçir(t)ilemez. )
- DOĞRU/SÂDIK ile/ve/değil/yerine OLDUĞU GİBİ
( Doğru, gün gibi âşikârdır. )
- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil GEÇERLİ/GEÇERSİZ
- DOĞRU/YANLIŞ ile/ve/değil İDEOLOJİK TUTUM
- DOĞRU/YANLIŞ ile İYİ/KÖTÜ ile GÜZEL/ÇİRKİN/YÜCE
( Genelde kötü ve iyi, bir âdet ve gelenek meselesidir ve sözcüklerin nasıl kullanıldığına göre, ya sakınılır ya da hoş karşılanır. )
( Mükemmel olmayanı, mükemmel olan uğruna seve seve fedâ edersek, iyi ve kötü "tartışmaları" artık olmayacaktır. )
( Kötülük, hiçbir zaman hem iyiliği, hem de kendini tanıyamaz; iyilikse eğitildikçe zamanla hem kendine, hem de kötülüğe ilişkin bilgilerle donanır. )
( YÜCE: Fizik ya da metafizik güçlerden koruyan. )
( Usually the bad and the good are a matter of convention and custom and are shunned or welcomed, according to how the words are used. )
- DOĞRU ile/ve/||/<>/> ÇAP
- DOĞRU ile DÜZELTME ile DÜZELTME TESİSİ ile DÜZELTİCİ ile DÜZELTİCİ BAKIM ile DOĞRU ŞEKİLDE ile DOĞRULUK ile DÜZELTİCİ
- DOĞRU ile/ve GELECEK
( Doğru, gelecekte yerini alır. )
- DOĞRU ile GERÇEK
- DOĞRU ile/ve/yerine/değil GEREKTİĞİ GİBİ
( Eğer doğru ise başka türlü olamaz. )
( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin sahte olan tarafından kör edilmişken doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )
- DOĞRU ile/ve/yerine/değil GEREKTİĞİ GİBİ
( Eğer doğru ise başka türlü olamaz. )
( Doğru kendini öne sürmez, o sahtenin sahte olarak görülmesi ve reddedilmesinde yatar. Zihin sahte olan tarafından kör edilmişken doğruyu aramak yararsızdır. Doğru olanın sezilebilmesi için önce sahtenin tamamen temizlenip yok edilmesi gerekir. )
- DOĞRU ile/ve ÖZGÜN
( Her zaman geçerli. İLE/VE Modern çağda geçerli. )
- DOĞRU ile/değil SABİT(E)
- DOĞRU = TRUE[İng.] = VRAI[Fr.] = WAHR, RICHTIG[Alm.] = VERUS[Lat.] = VERDADERO[İsp.]
- DOĞRU ile/değil UYGUN
( [Ar..] SÂDIK ile MÜNÂSİB[< NİSBET] )
- DOĞRU ile/ve YANLIŞ
( Amacına yakınlaş(tır)mak. İLE/VE Amacından uzaklaş(tır)mak. )
- DOĞRU ile/ve/değil YAYGIN
- DOĞRUCA (ÜZERİNE) BAKIŞ ile/yerine SÜREGİDEN BAKIŞ
- DOĞRUDAN KAYIP ile DOLAYLI KAYIP
( Herşeyi kaybetmekle, gerçekten herşeyi kazanmış olursunuz. )
( Asla kaybedilmemiş olan asla bulunamaz. )
- DOĞRUDAN SÖYLEMEK ile AÇIK AÇIK SÖYLEMEK/KONUŞMAK
- DOĞRUDAN ile DOĞRU AKIM ile DOĞRUDAN NESNE ile DOĞRUDAN ROTA ile DOĞRUDAN VERGİ ile YÖN ile YÖNLÜ ile YÖNSÜZ ile YOL TARİFİ ile DİREKTİF ile DOĞRUDAN ile DOĞRUDANLIK ile MÜDÜR ile MÜDÜRLÜK ile YÖNETMENLİK ile YÖNETMENLER ile MÜDÜRLÜK ile DİREKTRİX
- DOĞRUDAN ile DOLAYLI
- DOĞRULAMA, OLUMLAMA = TAHKİK = VERIFICATION[İng.] = VÉRIFICATION[Fr.] = VERIFIKATION[Alm.] = VERIFICACION[İsp.]
- DOĞRULAMAK ile/değil DESTEKLEMEK
- DOĞRULAMAK ile/ve/değil KANITLAMAK
- DOĞRULAMAK = VERIFY[İng.] = VÉRIFIER[Fr.] = VERIFIZIEREN[Alm.]
- DOĞRULUK/DÜRÜSTLÜK[Fars.] ile/ve/<> SAYGI
( Dürüst olmayan cezalandırılır. İLE/VE Saygı göstermeyene toplumda yer verilmez. )
( Teşekkür ve özür dilemeyi bilmek/uygulamak ile. )
- DOĞRULUK = HAKİKAT = TRUTH[İng.] = VÉRITÉ[Fr.] = WAHRHEIT, RICHIGKEIT[Alm.] = VERITAS[Lat.] = ALÉTHEIA[Yun.] = VERDAD[İsp.]
- DOĞRULUM/YÖNELİM ile KEMOTROPİZM ile YEREDOĞRULUM ile SUYA DOĞRULUM ile IŞIĞA DOĞRU EĞİLİM ile ISI KAYNAĞINA YAKLAŞMA
( DOĞRULUM/YÖNELİM: Bitki ve hayvanların, besin, ısı gibi uyarıcıların etkisi ile bu uyarıcılara ya da tersine yer değiştirmeleri. İLE KEMOTROPİZM: Kimyasal maddelerin etkisiyle bitkilerde görülen, maddeye doğru ya da ters yöne yönelme durumu. İLE YEREDOĞRULUM: Bitkilerde kök ve sapların, yerçekimi etkisi ile belirli bir doğrultu alma özellikleri. İLE SUYA DOĞRULUM: Bitkilerin suya doğru eğilimi. İLE IŞIĞA DOĞRU EĞİLİM (Fototaksi, ışık göçüm): a) Bir hücrelilerde birdenbire aydınlanma sonucu görülen tepkime. | b) Bitki gövdelerinin ışığa doğru dönmeleri. İLE ISI KAYNAĞINA YAKLAŞMA: Bir ısı kaynağına yaklaşma ya da uzaklaşma. )
- DOĞRUSAL ZAMAN ANLAYIŞI ile/ve/<> DÖNGÜSEL ZAMAN ANLAYIŞI
- DOĞRUYA EN YAKIN ile/ve YANLIŞTAN EN UZAK
- DOĞU EJDERHASI ile BATI EJDERHASI
- DOĞU ile DOĞU BURNU ile DOĞU CORNİN ile DOĞU TİMOR ile DOĞU AVRUPA ile DOĞUYA DOĞRU ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞU ile DOĞU BÖLGESİ ile EN DOĞUDAKİ ile DOĞUYA DOĞRU
- DOĞUM ORANI ile DOĞUŞTAN GELEN HAK
- DOĞUM ORANI ile NÜFUS/DEMOGRAFİ
- DOĞUM ile DOĞUM BELGESİ ile DOĞUM KONTROLÜ ile DOĞUM YERİ ile DOĞUM LEKESİ ile DOĞUMLAR
- DOĞURTMA = İSTİLÂT, SANAT-I TEVLİT = MAIEUTICS[İng.] = MAIEUTIQUE[Fr.] = MAIEUTIK[Alm.] = MAIEUTIKE[Yun.]
- DOĞUŞ ile/ve/<> BİÇİMLENİŞ
- DOĞUŞTAN = VEHBİ, FITRİ = INNATE[İng.] = INNÉ[Fr.] = ANGEBOREN[Alm.]
- DÖKMEK ile/değil AKITMAK
( Katılarda. İLE/DEĞİL Sıvılarda. )
- DOKTOR <> HASTA
- DOKTOR ile DOKTOR ÜCRETİ ile TIP DOKTORU ile DOKTORA ile DOKTORA TEZİ ile DOKTORA
- DOKTOR ile/ve ÖĞRENCİ
( Öğrencilik, doktoradan sonra başlar. )
(1996'dan beri)