Bugün[22 Şubat 2026]
itibarı ile 13.622 başlık/FaRk ile birlikte,
13.622 katkı[bilgi/açıklama] yer almaktadır.


Kılavuz içinde sözcük Ara/Bul...

(12/56)


- DAĞINIK/LIK ile BİÇİMSİZ/LİK


- DAĞINIK ile PİS


- DAĞINIK ile YAYILMA


- DAĞITIMCI ile DAĞITMAK ile DAĞITILMIŞ ile DAĞITIM ile DAĞITICI ile DİSTRİBÜTÖR ile SEMT ile BÖLGE YÖNETİMİ ile KAYMAKAM ile BÖLGE MÜDÜRÜ ile İLÇELER


- DAHA FAZLASI ile/ve/değil/yerine DAHA İLERİSİ

(

DAHA FAZLASINI YAPACAĞIM

Ait olmaktan daha fazlasını yapacağım,
Katılacağım.

İlgilenmekten daha fazlasını yapacağım,
Yardımcı olacağım.

İnanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Anlayışlı olacağım.

Hayal kurmaktan daha fazlasını yapacağım,
Çalışacağım.

Ögretmekten daha fazlasını yapacağım,
İlham vereceğim.

Kazanmaktan daha fazlasını yapacağım,
Kazandıracağım.

Vermekten daha fazlasını yapacağım,
Hizmet edeceğim.

Yaşamaktan daha fazlasını yapacağım,
Büyüyeceğim.

Arkadaşlıktan daha fazlasını yapacağım,
Dost olacağım.

Denemekten daha fazlasını yapacağım,
BAŞARACAĞIM! )


- DAHA ÖTE ile ÜSTELİK


- DAHA SONRA ile DAHA SONRA ile YANAL


- DAHA UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK ile EN UZAK UÇ ile METELİK


- DAHA ile ÇOK


- DAİRE ile DAİRE DANSI ile ÇEMBERCİ ile DAİRELER ile TAÇ


- DAİRESEL ile DAİRESEL DİZİN ile DAİRE TESTERE ile DOLAŞIMA SOKMAK ile DOLAŞAN ile DOLAŞAN ile DOLAŞIMDAKİ DEPOLAMA ile DOLAŞIM


- DAL ile DALLANMIŞ


- DAL ile/ve/||/<> KOL


- DAL ile ŞUBE ADRESİ ile DALLANMAK ile ŞUBELER ile BRANŞ ile BRANŞSAL ile DALLANMA ile DALSIZ ile DALCIK ile DALLANMA NOKTASI ile DALLI


- DALÂLET ile FAZLA/ZİYÂDE AŞK

( Fazla aşk/tutku, kişiyi birçok hatanın eşiğinde tutar. )

( Beşerin böyle dalâletleri var, Kendi yapar, kendi tapar. )


- DALDIRMA ile DALDIRMA


- DALE/DISABILITY ADJUSTED LIFE EXPECTANCY[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTIMINE AYARLANMIŞ YAŞAM BEKLENTISİ


- DALGA SÖRFÜ ile YEL/RÜZGÂR SÖRFÜ


- DALGA ile/ve/<>/hem de/ne de/>< PARÇACIK

( Enerjiyi bir ortamda taşıyan titreşimler. İLE/VE/||/<>/hem de/ne de/>< Kütlesi ve hızı olan nesne.[Nesneyi oluşturan temel birimler.] Nesneyi oluşturan temel birimler. )


- DALGI/GAFLET[Ar.] ile/ve/<>/değil/yerine BOŞLAMA/İHMAL[Ar.]


- DALGI/GAFLET ile/ve YANILGI/SAPKI/SAPINÇ/DALÂLET

( Tembih ile giderilir. İLE/VE Tâlim ile giderilir. )


- DALGIÇ ile TÜRLÜ ile ÇEŞİTLENDİRİLMİŞ ile OYALAMA ile ÇEŞİTLİLİK


- DALGIN ile DALGIN ile DALGINLIK


- DALIŞ ile TRAMPLEN


- DALKAVUK ile GURUR VERİCİ ile GURUR VERİCİ BİR ŞEKİLDE


- DALY/DISABILITY ADJUSTED LIFE YEARS[İng.] değil/yerine/= YETİ YİTIMINE AYARLANMIŞ YAŞAM YILLARI


- DAMAR ile ATARDAMAR


- DAMAR ile/ve/<> KILCAL DAMAR


- DAMAR ile YAPRAK DAMARI


- DAMAT ile SAĞDIÇ


- DAMGALAYICI ile DAMGALAMA


- DAMITMAK ile DAMITMA ile DAMITILMIŞ ile DAMITILMIŞ SU ile DAMITICI ile İÇKİ FABRİKASI


- DAMLAMA ile DAMLAYAN ile DAMLAYAN


- DAMPİNG[İng.] ile/>< ANTİDAMPİNG[İng.]

( Düşürüm. İLE/>< Karşı düşürüm. )


- DAMPING[İng.] değil/yerine/= DÜŞÜRÜM


- DANİEL ile DANİEL DOLİN ile DANİEL SULLİVAN


- DANIŞMA ile DANIŞMA


- DANIŞMAN/LIK ile KOÇ/LUK

( Danışan, dağları aşmış; danışmayan, düz yolda şaşmış. )

( MEŞVERET[Ar.] (ETMEK): Danışma. )


- DANIŞMAN ile DANIŞMA


- DANS ile/ve/<> BALE

( Dans, kendinden emin olmayan, ne istediğini bilmeyen kişinin yapacağı iş değildir. )

( Dans Tarihçeleri )


- DANS = DANCE[İng.] = DANSER[Fr.] = TANZEN[Alm.] = BALLARE[İt.] = BAILAR/DANZAR[İsp.]


- DANS ile DANS EĞİTMENİ ile DANSÇI ile DANS


- DANS ile/ve/||/<> TWIST[İng.]

( ... İLE/VE/||/<> 1961 yılında yaygınlık kazanan çok hızlı ritmi olan bir dans. | Bu dansın müziği. )


- DAR GÖRÜŞLÜ ile YALITMAK ile YALITIM ile İZOLASYON ile YALITKAN


- DARAĞACI ile DARAĞACI


- DARALMA ile/ve/||/<> SIKILAŞMA


- DARALTMA ile İNDİRGEME


- DARBE GENİŞLİĞİ ile DARBE GENLİĞİ

( Darbenin düşmeye başladığı an ile yükselme zamanının sonu arasındaki zaman farkı. İLE Bir darbenin, tam değeri, sayısal bir değer verildiğinde belirlenebilen tepe, ortalama, etkin, anî vb. değerleri ya da bunlardan biri. )


- DARBE ile ETKİLENDİ ile ÇARPMA


- DARE SOOF ile CESARET


- DATA INTEGRITY[İng.] değil/yerine/= VERİ BÜTÜNLÜĞÜ


- DATA MINING[İng.] değil/yerine/= VERİ MADENCİLİĞİ


- DATA OBJECT[İng.] değil/yerine/= VERİ NESNESİ


- DATA TAG[İng.] değil/yerine/= VERİ ETİKETLEME


- DATA WAREHOUSE[İng.] değil/yerine/= VERİ SAKLAĞI


- DATA[İng.] değil/yerine/= VERİ


- DATABEYZ[İng. < DATABASE] değil/yerine/= VERİTABANI


- DATUM[İng.] değil/yerine/= VERİ


- DÂVÂ ile/ve/||/<>/< DÂVET


- DÂVÂ ile/ve DELİL ile/ve İSPAT

( BEYYİNE: Bir olayın doğruluğunu ortaya koyabilen yöntem. | Duruşma sırasında bir savı gerçekleştirmek için başvurulan belge, tanıt, tutamak, delil. )


- DAVÂ ile/ve/||/<>/> DURUŞMA


- DAVA ile KASA BIÇAĞI ile VAKA ÇALIŞMASI ile VAKALAR


- DAVACI ile/>< DAVALI


- DAVET EDİLDİ ile DAVETLİ


- DAVET ile DAVET MEKTUBU ile DAVET ETMEK ile TEKLİFLERİ DAVET ET


- DAVNLOD[İng. < DOWNLOAD] değil/yerine/= İNDİRMEK


- DAVRANIŞ = BEHAVIOUR[İng.] = COMPORTEMENT[Fr.] = VERHALTEN[Alm.] = COMPORTARSE[İsp.]


- DAVRANIŞ ile DAVRANIŞÇILIK ile DAVRANIŞÇI ile DAVRANIŞLAR


- DAVRANIŞ ile/ve İSTİKRARLI DAVRANIŞ

( Kişi, beklenti ve davranışlarında sade olmalıdır. )


- DAVRANIŞ ile/ve TUTUM

( Koşullarınızı (belki) değiştiremezsiniz, fakat tavır ve tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )

( Başkalarına açık davranırsanız kaybetmezsiniz. )

( Davranışlarda üç amaç: * Yarar, * Haz, * İyi. )

( Kendi tutumunuzu değiştirebilirsiniz. )

( Tutum, fırsatı kendine çeker. )

( Önemli[öncelikli] olan, ne yaptığınız değil ne yapmaktan vazgeçtiğinizdir. )

( Gövdenin öfkesini gözleyin, davranışlarınız kontrol altında olsun. Hiç kimseye davranışlarınızla zarar vermeyin. )

( [sometimes] We cannot change our circumstances but our attitudes we can change.
We can change our attitude. )


- DAVRANMAK ile ARABULUCU OLARAK HAREKET ETMEK ile DİKKATSİZCE HAREKET ETMEK ile DİKKATLİ DAVRAN ile İHTİYATLI DAVRANMAK ile ÇEKİNGEN DAVRANMAK ile DELİ GİBİ DAVRANMAK ile ALDATICI DAVRANMAK ile DÜRÜST OLMAYAN BİR ŞEKİLDE DAVRANMAK ile APTALCA DAVRANMAK ile NAZİK DAVRAN ile SERT DAVRANMAK ile TEDBİRSİZCE DAVRANMAK ile ALÇAKÇA DAVRANMAK ile BECERİKSİZCE DAVRANMAK ile AHLAKSIZCA DAVRANMAK ile CİMRİ DAVRANMAK ile HAREKETE GEÇMEK ile APTALCA DAVRANMAK


- DAVRANMAK ile KİNCİ DAVRANMAK


- DAVUL ile DAVUL BİNBAŞI ile DAVUL DERİSİ ile DAVULCU ile BAGET


- DAVULLAR'DA:
TRAMPET[İng. < DRUMBEAT] ile/ve KÖS[Fars. < KÛS]/GROSKES ile/ve NAKKARE[Ar.] ile/ve TIMPANO

( İki değnek ile çalınan küçük davul. İLE/VE Büyük davul. İLE/VE Mehterhanede kullanılan davul. İLE/VE Orkestra'da kullanılan davul. )


- DAVUT ile DAVİD MİLGARD


- DAYANAK/DAYANGAÇ ile/ve ZEMİN


- DAYANAK ile/ve ARKAPLAN


- DAYANAK = MABİH-İL-KIVAM = SUBSTRATUM[İng.] = SUBSTRAT[Fr., Alm.] = SUBSTSRATUM[Lat.] = HYPOKEIMENON[Yun.] = LECHO[İsp.]


- DAYANÇ/SABIR ile/ve BAŞARI

( Eğer sabır gösterirseniz, başarmamak olanaksızdır. )

( If you persevere, there can be no failure. )

( Büyük başarıların sahipleri, küçük işleri titizlikle yapabilme sabrını gösteren kişilerdir. )


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DAYANIKLILIK


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> DİNGİNLİK


- DAYANÇ/SABIR ve DOĞRU (ZAM)ANLAMA


- DAYANÇ/SABIR ve/<> GÜÇ


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> İSTİKRAR

( SABIR ÇİÇEĞİ / GIAN AGAVE[Lat.] [Ancak 10 yılda açar.] )


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> KANAAT

( Kanaat eden aziz olur, Kanaatsizlik eden zelil olur. [azza men kanea, zelle men tamea] )


- DAYANÇ/SABIR ile/ve MÜCADELE (ETMEK)

( Sabırla koruk tut, yaprağı Atlas olur. )


- DAYANÇ/SABIR ile/ve SIĞINMA


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/||/<> ŞÜKÜR


- DAYANÇ/SABIR ile/ve/<> UYUM

( Olgun kişi, zayıf ve kendinden aşağı unsurlara karşı sabır gösterir ve onlara önem verir. )

( Uyumsuzluğu, ihtiyârını devrede tutmayan kişi yaratır. )


- DAYANIKLI/LIK ile SAĞLAM/LIK


- DAYANIKLI ile DAYANIKLI TÜKETİM MALLARI


- DAYANIKLILIK ile/ve DAYANIŞMA


- DAYANIKLILIK ile DAYANMAK ile DAYANIKLI


- DAYANIKLILIK = FORTITUDE[İng.] = FORCE D'ÂME[Fr.] = GEISTESKRAFT[Alm.] = FORTITUDO[Lat.]


- DAYANILMAZ ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK ile HOŞGÖRÜSÜZLÜK


- DAYANIŞMA ile/ve/<> GÜVEN

( Kişiler, kendilerine değil birbiriyle dayanışma içindelerse güven duyabilir ve yansıtabilir. [özellikle de eşler ve ortaklar!] )

( Aslanlar [ve birçok güçlü görünen hayvan] bile tek başına yeterli güçte değildir. Ancak birlikte ve dayanışmayla ayakta kalırlar. )

( Loncaları inceleyiniz. )


- DAYANMAK ile ABANMAK


- DAYANMAK ile SIĞINMAK


- DAYANMAK ile YASLANMAK


- DAYANTI = UKNUM = HYPOSTASIS[İng.] = HYPOSTASE[Fr.] = HYPOSTASE[Alm.] = HYPOSTASIS[Yun.]


- DAYATMA değil/yerine ESİNLENME


- DAYATMA ile SAHTEKAR ile SAHTEKAR ile SAHTEKARLIK


- DAYATMA ile YAPTIRIMLARIN UYGULANMASI


- DB/DATABASE[İng.] değil/yerine/= VERITABANI


- DBB/PHYSICIAN INFORMATION BANK[İng.] değil/yerine/= DOKTOR BİLGİ BANKASI


- DBSCAN/DENSITY-BASED SPATIAL CLUSTERING OF APPLICATIONS WİTH NOİSE[İng.] değil/yerine/= YOĞUNLUĞA DAYALI UZAMSAL KÜMELEME


- DBU/DBS DEEP BRAIN STIMULATION[İng.] değil/yerine/= DERİN BEYİN UYARIMI


- DDİ/NATUREL LANGUAGE PROCESS[İng.] değil/yerine/= DOĞAL DİL İŞLEME


- DDOS/DISTRIBUTED DENIAL OF SERVICE[İng.] değil/yerine/= DAĞITIK SERVİS HİZMET REDDİ


- DE FACTO[İng.] değil/yerine/= GERÇEKTE, UYGULAMADA


- DE NOVO[İng.] değil/yerine/= YENİDEN


- DECCAL ile KİLİSE KARŞITLIĞI


- DECENTRALIZED[İng.] değil/yerine/= MERKEZİ OLMAYAN


- DECISION TREE[İng.] değil/yerine/= KARAR AĞACI


- DEDEKTÖR[İng.] değil/yerine/= EYBULUR/ARARBULUR


- DEDİKODU/KOĞUCULUK/FİSKOS/GIYBET ile/ve "ÇEKİŞTİRME"

( NEMÎMESÂZ: Dedikoducu. )


- DEDİKODU ile/ve/<>/= CEHÂLET


- DEDİKODU ile DEDİKODUCU


- DEDİKODU ile/ve/değil/< TEVÂTÜR[Ar. < VİTR]

( Söylenti. [Olumsuz/istenmeyen.] İLE/VE/DEĞİL Bir haberin/bilgi(nin) yayılması. [Olumludur.] )


- DEFAULT[İng.] değil/yerine/= VARSAYILAN


- DEFEKT/DEFECT[İng.] değil/yerine/= KUSUR


- DEFEKTİF/DEFECTIVE[İng.] değil/yerine/= KUSURLU


- DEFEYANS[İng. < DEFEASANCE] değil/yerine/= BAYILMA, BAYGINLIK


- DEFİSİT/DEFICIT[İng.] değil/yerine/= EKSİKLİK


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFLEKSİYON/DEFLECTION[İng.] değil/yerine/= SAPIŞ


- DEFNE ile DEFNE MEYVELERİ ile DEFNE AĞACI


- DEFORMASYON/DEFORMATION[İng.] değil/yerine/= BİÇİMSİZLEŞME


- DEFORME ETMEK ile DEFORME OLMUŞ ile ŞEKİL BOZUKLUĞU


- DEFORMİTE/DEFORMITY[İng.] değil/yerine/= BİÇİM BOZUKLUĞU


- DEFTER-İ KEBİR/LEDGER[İng.] değil/yerine/= BÜYÜK DEFTER


- DEĞER/LER ile/ve/<> KAVRAM/LAR

( Uğruna yaşanılacak kavramlar. İLE/VE/<> ... )


- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH


- DEĞER/LER ile/ve/<> TARİH


- DEĞER ile ANLAM ile KARŞILIK


- DEĞER ile/ve/<> GELENEK


- DEĞER ile/ve GELENEK


- DEĞER ile/ve/<>/= GEREKSİNİM


- DEĞER ile KARŞILIK


- DEĞER = KIYMET = VALUE, WORTH[İng.] = VALEUR[Fr.] = WERT[Alm.] = VALOR[Lat., İsp.]


- DEĞER ile KRİTER


- DEĞER ile/ve/<> KULLANIM DEĞERİ


- DEĞER = MERIT[İng.] = MÉRITE[Fr.] = VERDIENST[Alm.] = MERITUS[Lat.]


- DEĞER ile/ve/<> NİYET


- DEĞER ile/ve/<> SİMGE


- DEĞER ile/değil YÖN


- DEĞERİNİ BİLMEK ile ELİNDE TUTMAYA ÇALIŞMAK


- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRİCİ


- DEĞERLENDİRME ile DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLEME UZMANI


- DEĞERLENDİRME ile HESAPLAMA


- DEĞERLENDİRME ile NİTELENDİRME


- DEĞERLENDİRMEK ile DEĞERLENDİRME


- DEĞERLİ OLAN BİR ŞEYİ/ŞEYLERİ SEVMEK ile/ve/<>/değil/yerine DEĞERİ SEVMEK


- DEĞERSİZ/"KÜÇÜK" GÖRMEK ile/değil UZAK(LAŞMIŞ) OLMAK


- DEĞERSİZ ile YALIN/BASİT

( KIYTIRIK: Değersiz, bayağı, basit. )


- DEĞİL["DİİL/DEYİL" değil!] ile BİLE DEĞİL


- DEĞİL/LİK ile/ve OLAMAZ/LIK


- DEĞİL ile/ve HAYIR!


- DEĞİL ile OLMAMA


- DEĞİL ile OLMAYAN


- DEĞİLLEME ve BÜTÜNLÜK


- DEĞİLLEME ve DEĞİLLEYEREK


- DEĞİLLEME = NEFİY, İNKÂR, SELB = NEGATION[İng., Fr., Alm.] = NEGATIO[Lat.] = APOPHASIS[Yun.]


- DEĞİNMEK ile İŞLEMEK


- DEĞİŞEBİLİR/LİK ile KEYFÎ/LİK


- DEĞİŞEN ile/ve/<> DEĞİŞMEYEN

( Değişmeyen de değişecek olanın/değişmesi gerekenin değişimine etkide/katkıda bulunabilir. )

( Değişme gereksiniminde olan nasılsa değişecektir. )

( İçinizde değişmeyen nedir? )

( Değişmez olan, ancak sessizlik içinde idrak edilebilir. )

( Doğrulukta, değişmez oluruz. )

( Değişmez olan, işimize yaramaz. )

( Değişmeyenin bilincinde olamayız. )

( Değişmez-olanı anlamak, değişmez-olan olmak demektir. )

( Kendinizi değişmek olarak, değişken zihnin tanığı olarak bilin. Bu yeterlidir. )

( Hareket eden'in içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Değişmez ve mutluluk-verici olanı bulmak için değişen ve acı verici olana sarılmayı bırakmak zorundasınız. )

( TÜREV: Değişkenin değişkeni. )

( What needs changing shall change anyhow.
What is it in you that does not change?
The unchangeable can only be realised in silence.
You become immovable in reticence.
You cannot be conscious of what does not change.
To realise the immovable means to become immovable.
Know yourself to be the changeless witness of the changeful mind. That's enough.
Learn to distinguish the immovable in the movable, the unchanging in the changing, till you realise that all differences are in appearance only and oneness is a fact.
To find the immutable and blissful you must give up your hold on the mutable and painful. )

( DEĞİŞENDE DEĞİŞMEYEN: ORAN )


- DEĞİŞİK/LİK ile FARKLI/LIK


- DEĞİŞİK/LİK ile İLGİNÇ/LİK


- DEGİŞİK/LİK ile ÖZEL/LİK


- DEĞİŞİM


- DEĞİŞİM = ALTERATION/VARIATION[İng.] = VARIATION[Fr.] = UNTERSCHIED[Alm.] = VARIAZIONE[İt.] = VARIACIÓN[İsp.]


- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM


- DEĞİŞİM ile DEĞİŞİNİM/MUTASYON

( Bir süreç içindeki değişikliklerin tümü. | Yeni döllerin, atalarına tıpatıp benzememesini sağlayan özelliklerin tümü. | Üretilen malların, başka mallar ya da para karşılığı takası. | Bir niceliğin, birbirinden ayrı değerler alması ya da böyle iki değer arasındaki ayrım. | Rüzgârın yön değiştirmesi. @@ Doğada ve toplumda, niteliksel değişmelerin, yavaş yavaş değil birdenbire olması, bir şeyin, ortam ve koşullarını bulduğunda, birdenbire nitelik değiştirmesi. )


- DEĞİŞİM ile/ve/<>/yerine/değil HEMEN DEĞİŞİM

( Değişmek, acı çekmekten daha kolaydır. )

( Easier to change, than to suffer. )


- DEĞİŞİM ile/ve KENDİ KENDİNE DEĞİŞİM


- DEĞİŞİM ile/ve KENDİNDE DEĞİŞİM


- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> SÜREKLİLİK


- DEĞİŞİM ile/ve/||/<> ZORUNLULUK


- DEĞİŞİMİN:
KURBANI OLMAK değil/yerine/>< USTASI OLMAK


- DEĞİŞİMLERDE, DEĞİŞMEDEN KALAN ile DEĞİŞMEZ OLANLARIN, DEĞİŞİMLERDE ORTAYA ÇIKMASI

( Hareket eden'in, içinde devinimsiz olan'ı, değişenin içinde değişmez olanı ayırt edebilmeyi öğrenelim, ta ki tüm farkların sadece görünüşte olduğunu ve birliğin gerçek olduğunu idrak edinceye kadar. )

( Yunan Düşüncesi: Değişkenliğin içindeki değişmezliği[subûtiyeti] aramak. )

( Harekete neden olan, hareket etmeyen/ler. )


- DEĞİŞKE/VARYANT[FR. VARIANTE | İNG. VARIANT] ile/||/<> SÜRÜM/VERSİYON[FR./İNG. VERSION]

( Bir yol ağı üzerinde, belirli bir noktadan ayrılarak başka bir noktadan aynı yolla birleşen ikinci derecedeki yol. | Masal, efsane, bilmece, oyun, gelenek vb. bir metnin, bir yapıtın, bir olayın aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı. | Değişke. İLE/||/<> Yorum. | Sürüm. )


- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve AKICI/LIK


- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve GÖRELİ/LİK


- DEĞİŞKEN/LİK ile/ve/||/<> NEDENSEL/LİK ile/ve/||/<> UZAKLIK/MESAFE


- DEĞİŞKEN ile DALGALANMA ile DALGALANAN ile DALGALANMA


- DEĞİŞKEN ile/ve DEĞİŞKİ


- DEĞİŞKEN ile/ve GİZLİ DEĞİŞKEN


- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< OLASILIK


- DEĞİŞKEN ile/ve/değil/||/<>/< VERİ

( Her değişken, bir veridir fakat her veri bir değişken değildir. )


- DEĞİŞME ile/ve/değil BİR BAŞKA OLMA

( Sizi, eskisi gibi kullanamadıklarında, değiştiğinizi "söylerler". )


- DEĞİŞME ile TAKAS EDİLDİ ile DEĞİŞ TOKUŞ ile GÖRÜŞ ALIŞVERİŞİNDE BULUNMAK


- DEĞİŞMEK ile DEĞİŞTİRİL(E)ME(ME)K


- DEĞİŞMEZ/LİK ile SÜREKLİ/LİK

( Süreklilik, geçmiş-şimdi-gelecek'teki kimlik aynılığını gerektirir. Böyle bir ayrılık olanaklı değildir, çünkü tanımlama vasıtası durmadan dalgalanıp değişir. )

( Süreklilik, kalıcılık, bunlar belleğin yarattığı yanılsamalardır; yalnızca zihnin yansıttığı -aslında var olmayan- bir resim, bir kalıptır. )

( Şehrin yeri değişirse de kuyunun yeri değişmez. )


- DEĞİŞMEZLİK ile DEĞİŞMEZ ile DEĞİŞMEZ


- DEĞİŞTİRİLEBİLİR ile KOMÜTATÖR ile İŞE GİDİP GELMEK


- DEĞİŞTİRMEK ile ALTERNATİF ile DEĞİŞİKLİK ile DEĞİŞİKLİK ANAHTARI ile DEĞİŞTİRİLMİŞ


- DEĞİŞTİRMEK ile/değil/yerine DEĞİŞİM


- DEĞİŞTİRMEK ile RENGİ DEĞİŞTİR ile ROTAYI DEĞİŞTİR ile DAHA İYİYE DOĞRU DEĞİŞMEK ile VİTES DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİR ile EL DEĞİŞTİRMEK ile KİMLİĞİNİ DEĞİŞTİR ile PARAYI DEĞİŞTİR ile FİKRİNİ DEĞİŞTİR ile KONUMU DEĞİŞTİR ile DURUMU DEĞİŞTİR ile SIRAYI DEĞİŞTİR ile DEĞİŞTİRİLEBİLİR ile DEĞİŞTİ ile DEĞİŞİYOR


- DEGRADASYON/DEGRADATION[İng.] değil/yerine/= BOZUNMA | YIKILIM


- DEHÂ ile/ve/değil TUTKU


- DEHİDRATASYON/DEHYDRATION[İng.] değil/yerine/= SU-YÜKÜN YİTIMİ/SU KAYBI


- DEHİSANS/DEHISCENCE[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILIM | AYRILMA


- DEHŞET ile KORKUNÇ


- DÉJÀ ENTENDU[İng.] değil/yerine/= SANKİ İŞİTTIM SANISI


- DÉJÀ PENSÉ[İng.] değil/yerine/= SANKİ DÜŞÜNDÜM SANISI


- DÉJÀ VU[Fr./İng.] değil/yerine/= SANKİ GÖRDÜM SANISI


- DEJENERASYON/DEGENERATION[İng.] değil/yerine/= YOZLAŞMA | BOZUNMA


- DEJENERATİF/DEGENERATIVE[İng.] değil/yerine/= BOZUNDURAN


- DEJENERE ile DEJENERASYON ile DEJENERATİF


- DEKADANS[Fr., İng. < DECADENCE] değil/yerine/= ÇÖKÜŞ, GERİLEME


- DEKAT/DECADE[İng.] değil/yerine/= ON YIL


- DEKODER[İng. < DECODER] değil/yerine/= ÇÖZÜCÜ


- DEKOLMAN/DETACHMENT[İng.] değil/yerine/= DOKU AYRILMASI


- DEKOMPANZASYON/DECOMPENSATION[İng.] değil/yerine/= DENGELENEMEME | DAĞILMA


- DEKOMPRESYON/DECOMPRESSION SICKNESS[İng.] değil/yerine/= BASI GİDERME | BASINÇ GİDERME | VURGUN


- DEKOR[İng.] değil/yerine/= KURULGU


- DEKOR ile DEKORASYON ile TERBİYELİ


- DEKREŞENDO/DECRESCENDO[İng.] değil/yerine/= GİDEREK AZALAN


- DEKSTER/DEXTER[İng.] değil/yerine/= SAĞ


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK


- DELİ/LİK ile ÇILGIN/LIK


- DELİK ile GÖZENEK


- DELİKANLI ile MERDİVEN


- DELİL ile/ve GEREKÇE


- DELİL ile/ve İSPAT/İSBAT

( Önermeleri, kıyası sağlayacak biçimde düzenlemek. İLE/VE ... )


- DELMEK ile MATKAP BASIN ile SONDAJ ile SONDAJ KULESİ


- DELTA ile DELTAİK


- DELTOİD ile DELTOİDEUS


- DEMAGOJİK ile DEMAGOJİK ile DEMAGOG ile DEMAGOJİ


- DEMET ile SALKIM


- DEMİR ile BAKIR/TUNÇ[< TUÇ]/NUHAS[Ar.]

( ... İLE Atom numarası: 29 | Atom ağırlığı: Cu = 63,54 )

( Bakır/Bronz/Demir üretimin tarihsel gelişimi: M.Ö. 20.000: Cilâlı Taş Devri M.Ö. 10.000: Buzul çağının sona ermesi. M.Ö. 6.000: TÜRKİSTAN/ANO'da bakır devri. M.Ö. 5.500: ELAM'da bakır devri. M.Ö. 5.000: MISIR'da bakır devri. M.Ö. 4.500: TÜRKİSTAN/ULU-KEM'de bronz devri. M.Ö. 2.000: MISIR'da bronz devri. M.Ö. 1.200: MISIR'da demir devri. M.Ö. 1.200: TRUVA'da demir devri. )


- DEMİR ile ÇELİK

( ... İLE Demire, %2 karbon katılarak. / Karbon oranının azaltılmasıyla. )

( HESPAIDOS: Demir tanrısı. )

( LAHOR ÇELİĞİ )


- DEMİRCİ ile DEMİR İŞLERİ


- DEMOGRAFİ/K / DEMOGRAPHY/DEMOGRAPHIC[İng.] değil/yerine/= ÇOĞA BİLİMİ


- DEMOKRASİ ile DEMOKRAT ile DEMOKRATİK ile DEMOKRATİK PARTİ


- DEMONSTRASYON/DEMONSTRATION[İng.] değil/yerine/= TANITIM GÖSTERİSİ


- DENEME ile/ve/değil SAĞLAMA


- DENEMEK ile/ve SINAMAK


- DENETÇİ ile ODİTORYUM ile İŞİTSEL ile İŞİTSEL KANAL


- DENETİM/KONTROL ile/ve DENEME

( En önemli sözcük "Denemek"tir. )

( Başarıncaya kadar denemeye devam edin! )


- DENETİM/KONTROL ile/ve/<> HAKİMİYET


- DENETLEME ile/ve TEKRAR


- DENETLEYEBİLMEK ile/ve/= BİLMEK


- DENEY ile/ve/değil DENEME


- DENEY ile/ve DENEYİM

( Dışta. İLE/VE İçte. )

( En önemli sözcüklerden biri, "Denemek"tir. )

( Yoğun bir deneyim yaşayan kişi, güven ve cesâret yayar. )

( Geçmiş deneyimlere göre davranmayalım, yeniden ve tekrar tekrar deneyelim. )

( Doğrudan deneyim, en son kanıttır. )

( Deneyim eşsizdir/benzersizdir, kuşku götürmez ve yanlış anlaşılmaz. )

( Sürekli olan deneyimlenemez, çünkü onun sınırları yoktur. )

( Tüm deneyim, zihindedir. )

( Denemezsek, saplanıp kalırız. )

( Deneyelim! Her seferinde, bir adım daha kolaydır. )

( Deneyin ve yine deneyin! )

( Tekrar deneyin! Denemeye devam edersek, bir şey olabilir. )

( Başarıncaya kadar, denemeye devam edelim! )

( Laboratuvarda. İLE/VE Kişi(ler)de/ki. )

( Outside. VS./AND Inside.
Experiment anew, don't go by past experience.
Direct experience is the final proof.
The experience is unique and unmistakable.
The continuous cannot be experienced, for it has no borders.
All experience is in the mind.
If you don't try, you are stuck.
Try. One step at a time is easy.
Try and try again.
Try again. If you keep on trying, something may happen.
You just keep on trying until you succeed. )

( Nesnel. İLE/VE Öznel. )


- DENEY ile/ve DÜZENEK


- DENEY ile/ve/değil/yerine/||/<>/< GİRİŞİM


- DENEY ile/ve GÖZLEM


- DENEY ile/ve/<> SORU


- DENEY = TECRÜBE = EXPERIENCE, EXPERIMENT[İng.] = EXPÉRIENCE[Fr.] = ERFAHRUNG[Alm.] = EXPERIENTIA[Lat.] = EMPEIRIA[Yun.] = EXPERIENCIA[İsp.]